KURAN’I ANLAMA GAYRETİYLE MUKÂBELE YAPMAK

Genel


Zikri, sünnetin dışına taşarak yanlış uygulayanlar yüzünden terk etmemiz mümkün değildir. Yine aynı şekilde Kuran okumayı sadece mahrecine dikkat edip sürekli anlamadan tekrar etmek şekline dönüştürmüş bir kitlenin varlığı yüzünden, aşağıda delilleri zikredilen mukâbele yöntemini de terk etmemiz mümkün değildir. Dirileri uyarmak için indirilmiş olan Kitabullah’ın, kendilerini bırakıpta sevdikleri ölüleri düşünerek okumaları da; bizim bu yöntemden uzak durmamıza yol açmamalıdır. Elinizdeki bu belge Kuran’ın indiriliş gayesini anlamak maksadıyla okumanın ve sonrasında da onunla amel etmenin gerekliliğini, Kuran’a iman edenlere hatırlatmak maksadıyla hazırlanmıştır. Geliştirilmeye ihtiyaç duyulan bu doküman için, bulduğunuz diğer nasları ve hataları keremzafergunal@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

RAMAZAN AYINDA RASULULLAH’IN (s.a.s.) CİBRİL’E (a.s.) KURAN OKUMASI

4997 – حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: «كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَجْوَدَ النَّاسِ بِالخَيْرِ، وَأَجْوَدُ مَا يَكُونُ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ، لِأَنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يَلْقَاهُ فِي كُلِّ لَيْلَةٍ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ، حَتَّى يَنْسَلِخَ يَعْرِضُ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ القُرْآنَ، فَإِذَا لَقِيَهُ جِبْرِيلُ كَانَ أَجْوَدَ بِالخَيْرِ مِنَ الرِّيحِ المُرْسَلَةِ»

İbn Abbas (r.a.)’dan, ‘Nebi (s.a.s.) hayırda insanların en cömerti idi. En cömert olduğu zaman da ramazan ayı idi. Çünkü Ramazan ayı çıkıncaya kadar Cibril her ramazan gecesinde onunla buluşur, Rasulullah’da ona Kuran’ı arz eder idi. Bundan dolayı Cibril O’nun ile buluştuğunda Rasulullah (s.a.s.) hayırda, esen rüzgardan daha cömert olurdu’

Buhari, El-Camiu’s-Sahih Kitabu Fadaili’i-Kuran 4997

30918- حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ , قَالَ : حدَّثَنَا محمد بن إسحاق عن أبان بن صالح ، عَنْ مُجَاهِدٍ ، قَالَ : عَرَضْت الْقُرْآنَ عَلَى ابْنِ عَبَّاسٍ مِنْ فَاتِحَتِهِ إِلَى خَاتِمَتِهِ ثَلاثَ عَرْضَاتٍ أَقفهُ عِنْدَ كُلِّ آيَةٍ.

Mücahid: “Kuran’ı İbn Abbas’a başından sonuna kadar, her ayette durarak üç kere arz ettim.” İbn Ebi Şeybe 30918

قَالَ الإِمَامُ الذَّهَبيُّ في التَّلْخِيص: صَحِيحٌ عَلَى شَرْطِ الإِمَامِ مُسْلِم، رَوَاهُ الحَاكِمُ في المُسْتَدْرَكِ بِرَقْم:- 3105

Rasulullah’ın (s.a.s.) Cibril ile, Mücahid’in de İbn Abbas (r.a.) ile karşılıklı Kuran okuması mukâbelenin şeklini bize açıklayan husustur. Ayrıca bunu Ramazan’a has kılmanın meşruluğunu da görmekteyiz. İmam Beyhaki, Şuabu’l-İman adlı eserinde bu hadis için ‘Kuranı Yılda Bir Defa Daha İyi Bilenin Huzurunda Okumak’ başlığı atmıştır.

KURANI OKUMAK VE ANLAMAK İÇİN TOPLANMAK

مَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ تَعَالَى، يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَيَتَدَارَسُونَهُ بَيْنَهُمْ، إِلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمُ السَّكِينَةُ، وَغَشِيَتْهُمُ الرَّحْمَةُ، وَحَفَّتْهُمُ الْمَلَائِكَةُ، وَذَكَرَهُمُ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ

Ebu Hureyre’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Bir topluluk Allah’ın evlerinden birinde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, mutlaka üzerlerine sekînet iner, kendilerini rahmet kaplar ve melekler onları kuşatır. Allah da katındaki melekler arasında onları anar.”

Müslim (2699) ve Ebu Davud (1455)

30932- حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ ، عَنِ الأَعْمَشِ ، عَنْ مُسْلِمٍ ، عَنْ مَسْرُوقٍ ، قَالَ : كَانَ عَبْدُ اللهِ يُقْرِئُنَا الْقُرْآنَ فِي الْمَسْجِدِ ، ثُمَّ يَجْلِسُ بَعْدَهُ يثبت النَّاسَ

Mesruk: “Abdullah mescitte önce bize Kuran okutur, sonra da oturup cemaati bilgilendirirdi.”    İbn Ebi Şeybe 30932 (Başka bir kaynakta bulamadım)

30544- حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ , قَالَ : حدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ حَازِمٍ ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ ، قَالَ : انْتَهَى عُمَرُ إِلَى قَوْمٍ يُقْرِئُ بَعْضُهُمْ بَعْضًا ، فَلَمَّا رَأَوْا عُمَرَ سَكَتُوا فَقَالَ : مَا كُنْتُمْ تُرَاجِعُونَ قُلْنَا : كَانَ يُقْرِئُ بَعْضُنَا بَعْضًا , فَقَالَ : اقَرَؤُوا ، وَلا تَلْحَنُوا.

Süleyman bin Yesar’dan: Ömer, karşılıklı Kuran okuyan bir topluluğun yanına vardı. Ömer’in geldiğini gören topluluk da hemen okumayı bıraktılar. Ömer onlara: “Ne okuyordunuz” diye sordu onlar: “Birbirimize Kuran okuyorduk” dediler. Bunun üzerine Ömer onlara: “Okuyun, ama telaffuzunda yanlışlar yapmayın” dedi.

İbn Ebi Şeybe 30544 – Şuabu’l-İman 3.Cild Hadis NO: 2099 Ocak Yayınları

Hadisler Kuran’ı anlama gayretiyle meclisler oluşturmanın meşruluğuna açık delildir. Müzakere yapmak için okunan şeyin anlaşılması gerektiği unutulmamalıdır.

İNSANLARIN MASLAHATINA UYGUN OLAN GÜN VE ZAMANLARA GÖRE DERSLER YAPMAK. KURAN MECLİSLERİ OLUŞTURMAK



Ebu Vail: Abdullah b. Mesud her perşembe günü insanlara vaaz ederdi. Birisi “Ey Ebu Abdurrahman! Vallahi senin bizlere her gün ders yapmanı çok arzu ettim.” dedi.
İbn Mesud: “Beni sizlere her gün ders vermekten men eden şey, sizleri usandırmak istemememdir. Ben sizin halinize uygun vakitler gözetiyorum. Nitekim Allah rasulu (s.a.s.) de bizlere usanç gelmesinden endişe ettiği için, bizim durumumuza uygun zamanlar gözetirdi.”

Muttefequn Aleyh

İbn Abbas (r.a.) : “İnsanlara her Cuma günü bir kere bir şeyler anlat. Eğer bunu az görürsen iki kere anlat. Daha fazla istersen üç ders yap. İnsanları Kuran’dan bıktırtma. Bir topluluk kendi aralarında bir mesele konuşurken senin gelip onlara bir şeyler anlatarak bu konuşmalarını kesmeni istemem. Lakin sus ve onları dinle. Konuşmanı istedikleri vakit konuş ki seni isteyerek dinlesinler. Dualar da seci’yi bırak. Çünkü ben Rasulullah’ın ve sahabelerin zamanında yaşadım ve böyle yaptıklarına (seci’den kaçındıklarına) şahit oldum.

Buhari (6337), Dua Bölümü

İNDİRİLEN KİTAPTA YAZILANLARIN UYGULANMAMASI (HELE ANLAŞILMAMASI) EHL-İ KİTAB’IN DÜŞTÜĞÜ BİR HATADIR

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلَىٰ شَيْءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنجِيلَ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ ۗ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا ۖ فَلَا تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

De ki: “Ey Ehl-i kitap! Siz Tevrat’ı, İncil’i ve rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) doğru dürüst uygulamadıkça tuttuğunuz yol yol değildir.” Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun azgınlığını ve inkârcılığını kuşkusuz arttıracaktır. Kâfirler topluluğu yüzünden üzülme.

Maide 68.Ayet

( سنن ابن ماجة )

4048 حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة حدثنا وكيع حدثنا الأعمش عن سالم بن أبي الجعد عن زياد بن لبيد قال ذكر النبي صلى الله عليه وسلم شيئا فقال ذاك عند أوان ذهاب العلم قلت يا رسول الله وكيف يذهب العلم ونحن نقرأ القرآن ونقرئه أبناءنا ويقرئه أبناؤنا أبناءهم إلى يوم القيامة قال ثكلتك أمك زياد إن كنت لأراك من أفقه رجل بالمدينة أوليس هذه اليهود والنصارى يقرءون التوراة والإنجيل لا يعملون بشيء مما فيهما .

تحقيق الألباني :

صحيح ، المشكاة ( 245 و 277 ) ، تخريج العلم لأبي خيثمة ( 52 ) ، و تخريج اقتضاء العلم ( 89 )

Ziyâd ibni Lebid el-Ensârî radıyallahu anh

Rasulullah s.a.s. bir şeyler anlattı ve: “Bu ilmin yok olması zamanında gerçekleşir. Ben: “Ey Allah’ın Rasulu! Bizler Kuran okuyorken, çocuklarımıza okutuyorken, onlar da çocuklarına kıyamete kadar okutacaklarına göre ilim nasıl kaybolur?

Ey anası kendisini kaybedesi Ziyad! Ben de seni Medine’nin en bilgili kimselerden zannederdim. Şu Yahudi ve Hıristiyanlar Tevrat’ı ve İncil’i okuyorlar fakat bu iki kitapta bulunan hiçbir hüküm ile amel etmiyorlar değil mi? Buyurdu.

Müsned 16828 – İbn Mace 4048, Elbani: Sahih

Naslar, Kitab’ın varlığının veya onun salt okunmasının yeterli olmadığı, Allah’ın ayetlerinin ayağa kaldırılması, imansa iman amelse amel etmenin Allah’ın asıl muradı olduğunu beyan etmektedir.

KURAN’IN KORO HALİNDE OKUNAMAYACAĞI BİR KİMSE KURAN’I OKUMASI DİĞERLERİNİN DE ONU DİNLEMESİ

وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ 

 “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız” Araf 204

5050 – حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ: قَالَ لِي النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «اقْرَأْ عَلَيَّ»، قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، آقْرَأُ عَلَيْكَ، وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ، قَالَ: «نَعَمْ» فَقَرَأْتُ سُورَةَ النِّسَاءِ حَتَّى أَتَيْتُ إِلَى هَذِهِ الآيَةِ: {فَكَيْفَ إِذَا جِئْنَا مِنْ كُلِّ أُمَّةٍ بِشَهِيدٍ، وَجِئْنَا بِكَ عَلَى هَؤُلاَءِ شَهِيدًا} [النساء: 41]، قَالَ: «حَسْبُكَ الآنَ» فَالْتَفَتُّ إِلَيْهِ، فَإِذَا عَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ

İbn-i Mes’ud (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s.) bana hitaben:

“Bana Kur’ân oku!” buyurdu. Ben: “Ya Rasûlallah! Kur’ân sana indirildiği halde, sana Kur’ân’ı ben mi okuyacağım?” dedim.

Allah Rasûlu (s.a.s.):

“Ben Kur’ân’ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim” buyurdu. Bunun üzerine, Nisâ Sûresinden okumaya başladım. Nihâyet; “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?” âyetine geldiğimde, Rasulullah (s.a.s):

“ Yeterli!” buyurdu. Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim, Rasulullah’ın iki gözünden yaşlar akıyordu.

Sahih-i Buhari (5050) – Tirmizi (3025) – İbn Ebi Şeybe (30934)

30663- حَدَّثَنَا جَرِيرٌ ، عَنْ مَنْصُورٍ ، عَنِ الْحَكَمِ ، قَالَ : كَانَ مُجَاهِدٌ ، وَعَبْدَةُ بْنُ أَبِي لُبَابَةَ وَنَاسٌ يَعْرِضُونَ الْمَصَاحِفَ ، فَلَمَّا كَانَ الْيَوْمُ الَّذِي أَرَادُوا أَنْ يَخْتِمُوا أَرْسَلُوا إلَيَّ وَإِلَى سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ فَقَالُوا : إنَّا كُنَّا نَعْرِضُ الْمَصَاحِفَ فَأَرَدْنَا أَنْ نَخْتِمَ الْيَوْمَ فَأَحْبَبْنَا أَنْ تَشْهَدُونَا ، إِنَّهُ كَانَ يُقَالُ : إذَا خُتِمَ الْقُرْآنُ نَزَلَتِ الرَّحْمَةُ عِنْدَ خَاتِمَتِهِ ، أَوْ حَضَرَتِ الرَّحْمَةُ عِنْدَ خَاتِمَتِهِ

Hakem bildiriyor: Mucahid, Abde b.Ebi Lubabe ve bazı insanlar karşılıklı Kuran okuyorlardı. Kuranı bitirecekleri gün bana ve Seleme b. Kuheyl’e: “Karşılıklı Kuran okuyorduk ve bugün de bitireceğiz. Hatmimizde sizin de yanımızda hazır olmanızı isteriz” diye haber gönderirlerdi. Kuran hatmedileceği zaman rahmetin indiği veya hazır bulunduğu söylenirdi. İbn Ebi Şeybe (30663)

والبيهقي في ” شعب الإيمان ” (2/ 368 / 2072) – وصححه النووي (التبيان ص 108).

ابن حجر :هذا موقوف صحيح الإسناد، أخرجه ابن أبي داود، عن زياد بن أيوب.

فوقع لنا بدلاً عالياً.

الكتاب: نتائج الأفكارفي تخريج أحاديث الأذكار

المؤلف: ابن حجر العسقلاني (852 هـ)

المحقق: حمدي عبد المجيد السلفي

HATİM İFADESİNİN MEŞRULUĞU VE KURAN HATMİNİN BİR AYDA YAPILMASININ DA MEŞRU OLDUĞU

5052 – حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ: أَنْكَحَنِي أَبِي امْرَأَةً ذَاتَ حَسَبٍ، فَكَانَ يَتَعَاهَدُ كَنَّتَهُ، فَيَسْأَلُهَا عَنْ بَعْلِهَا، فَتَقُولُ: نِعْمَ الرَّجُلُ مِنْ رَجُلٍ لَمْ يَطَأْ لَنَا فِرَاشًا، وَلَمْ يُفَتِّشْ لَنَا كَنَفًا مُنْذُ أَتَيْنَاهُ، فَلَمَّا طَالَ ذَلِكَ عَلَيْهِ ذَكَرَ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: «القَنِي بِهِ»، فَلَقِيتُهُ بَعْدُ، فَقَالَ: «كَيْفَ تَصُومُ؟» قَالَ: كُلَّ يَوْمٍ، قَالَ: «وَكَيْفَ تَخْتِمُ؟»، قَالَ: كُلَّ لَيْلَةٍ، قَالَ: «صُمْ فِي كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةً، وَاقْرَإِ القُرْآنَ فِي كُلِّ شَهْرٍ»، قَالَ: قُلْتُ: أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، قَالَ: «صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ فِي الجُمُعَةِ»، قُلْتُ: أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، قَالَ: «أَفْطِرْ يَوْمَيْنِ وَصُمْ يَوْمًا» قَالَ: قُلْتُ: أُطِيقُ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، قَالَ: «صُمْ أَفْضَلَ الصَّوْمِ صَوْمَ دَاوُدَ صِيَامَ يَوْمٍ وَإِفْطَارَ يَوْمٍ، وَاقْرَأْ فِي كُلِّ سَبْعِ لَيَالٍ مَرَّةً» فَلَيْتَنِي قَبِلْتُ رُخْصَةَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَذَاكَ أَنِّي كَبِرْتُ وَضَعُفْتُ، فَكَانَ يَقْرَأُ عَلَى بَعْضِ أَهْلِهِ السُّبْعَ مِنَ القُرْآنِ بِالنَّهَارِ، وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ يَعْرِضُهُ مِنَ النَّهَارِ، لِيَكُونَ أَخَفَّ عَلَيْهِ بِاللَّيْلِ، وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَتَقَوَّى أَفْطَرَ أَيَّامًا وَأَحْصَى، وَصَامَ مِثْلَهُنَّ كَرَاهِيَةَ أَنْ يَتْرُكَ شَيْئًا، فَارَقَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْهِ “، قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ: ” وَقَالَ بَعْضُهُمْ: فِي ثَلاَثٍ وَفِي خَمْسٍ وَأَكْثَرُهُمْ عَلَى سَبْعٍ “

Abdullah bin Amr (r.a.):

Babam beni, asil bir kadınla evlendirdi. Daima gelinine kocasından memnun olup olmadığını sorardı. O da: ‘Abdullah erkekler arasında bulunmaz biri. Evleneli beri yatağımıza hiç basmadı, bir örtüyü de kaldırmış değil.’ Demiş.

Bu durum uzayınca babam Rasulullah’a gidip durumu anlatmış. Rasulullah onu bana getir demiş. Sonrasında yanına gittim. Bana nasıl oruç tutuyorsun? Diye sordu. Her gün dedim. Ne kadar zamanda Kuran’ı hatmediyorsun diye sordu. Ben her gece dedim. Bana ‘her ay üç gün oruç tut ve Kuran’ı bir ayda hatmet’ dedi. Ben bundan daha fazlasını yapabilirim dedim. O zaman haftada üç gün oruç tut buyurdu. Ben bundan daha fazlasını yapabilirim dedim. Bir gün oruç tut iki gün tutma buyurdu. Ben bundan da daha fazlasını yapabilirim dedim. Bu defa Allah Resulu şöyle buyurdu. O halde en faziletli oruç olan, Davud orucunu tut. Bir gün ye, bir gün oruç tut! Kur’an’ı da bir hafta da hatmet! Abdullah İbn Amr şöyle demiştir: Keşke Rasulullah’ın bana verdiği ruhsatı kabul etseydim. Çünkü artık yaşlandım, takatim kalmadı.

          Abdullah İbn Amr gündüz ailesinden birine Kur’an’ın yedide birini okurdu. Gece okumak istediği kısmı gündüzün hazırlardı. Böylece gece yükünü hafifletmek isterdi. Oruç için güçlü olmak istediği zaman ise peşpeşe günlerce oruç tutmazdı. Tutmadığı günleri de sayardı. Daha sonra bu günlerin sayısı kadar oruç tutardı. Çünkü o, rasulullahın vefatından sonra onun zamanında yaptığı amelleri bırakmaktan hoşlanmazdı.

         Ebu Abdullah (İmam Buhari) şöyle demiştir: Bazıları üç günde, bazıları bir haftada, bazıları da bir haftadan daha uzun zamanda Kur’an’ın hatmedilebileceğini söylemiştir. (Buhari 5052)

EN AZ HATİM SÜRESİ ÜÇ GÜNDÜR

( سنن ابن ماجة )

1347 حدثنا محمد بن بشار حدثنا محمد بن جعفر حدثنا شعبة ح و حدثنا أبو بكر بن خلاد حدثنا خالد بن الحارث حدثنا شعبة عن قتادة عن يزيد بن عبد الله بن الشخير عن عبد الله بن عمرو أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لم يفقه من قرأ القرآن في أقل من ثلاث .  تحقيق الألباني :صحيح ، صفة الصلاة

Abdullah b. Amr(r.a.)’dan

Rasulullah (s.a.s.) : “Üç günden az sürede Kuran’ı okuyan kimse onu anlamamıştır.” dedi.

İbn Mâce 1347 – Ebu Davud, Salat 326 – Elbani: Sahih

Eğer Kuran’ın anlaşılmaması söz konusuysa neden üç gün sınırı konulsun? Amaç sadece her harfine sevab olarak değerlendirilseydi günde iki hatim bile tavsiye edilirdi. Dolayısıyla anlama, tefekkür, tedebbür için en alt sınır üç gün tavsiye edilmiş.

KURANI BÖLÜMLERE AYIRARAK OKUMA

1392 حدثنا محمد بن يحيى بن فارس أخبرنا ابن أبي مريم أخبرنا يحيى بن أيوب عن ابن الهاد قال سألني نافع بن جبير بن مطعم فقال لي في كم تقرأ القرآن فقلت ما أحزبه فقال لي نافع لا تقل ما أحزبه فإن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال قرأت جزءا من القرآن قال حسبت أنه ذكره عن المغيرة بن شعبة .

تحقيق الألباني :صحيح

İbnu’l Hadi (r.a.)’den:

Nafi b. Cubeyr b. Mut’im bana “Kuran’ı kaç günde okuyorsun?” dedi. Ben de öyle bir taksim yapmıyorum dedim. Bunun üzerine Nafi: “Öyle deme muhakkak ki Rasulullah s.a.s. “Kuran’dan bir bölüm okudum” buyurdu. Ravi dedi ki: Zannedersem Nafi, Rasulullah’ın bu sözünü Muğire b. Şube’den nakletmiştir.

Ebu Davud 1392

(Benzer bir rivayet: Muslim “Ṣalâtu’l-musâfirîn”, 142)

Kuran’ı hizib hizib veya cüz cüz okumanın meşruluğu da zahirdir.

KOLAYINA GELEN ŞEKİL İLE KURAN’I OKUMAK

فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ

“Artık Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.”

Müzemmil 20

ALLAH’IN MURADININ KİTABININ ANLAŞILMASI OLDUĞU

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّ كْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

“Andolsun biz, Kuran’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?”

Kamer Suresi 17

30784- حَدَّثَنَا وَكِيعٌ , قَالَ : حدَّثَنَا ابْنُ أَبِي لَيْلَى ، عَنِ الْحَكَمِ ، عَنْ مِقْسَمٍ ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ : {وَرَتِّلَ الْقُرْآنَ تَرْتِيلاً} قَالَ بَيِّنْهُ تَبْيِينًا.

Miksam bildiriyor: İbn Abbas, “Ve rettili’l-Kurane tertile” ayeti hakkında: “Kelimeler anlaşılacak şekilde tane tane okumaktır” dedi.

İbn Ebi Şeybe 30784

RAMAZANDA KIRAATİN ARTTIRILMASI

İmam Beyhaki, Şuabu’l-İman adlı eserinde ‘Kuran’ı Ramazan Ayında Daha Fazla Okumak’ başlığı koyup, 2053-2058 nolu hadisler arasında seleften bir çok nakiller yapmıştır. Diğer eserlerde de selefin, bu ay da Kuran’a daha çok önem verdiklerini gözlemlemekteyiz.

2019 Ramazan – K.Zafer Günal