Müşrikler Namaz Kılarmıydı?

Genel

MEKKELİ MÜŞRİKLERİN İBADETLERİ

Ve onların çoğu, şirk koşmadan Allah’a iman etmezler.     YUSUF 106

Müşriklerin Kuran ve Sünnet’e bakıldığında  Allah’a inandıkları, öldüren ve diriltenin Allah olduğu, yağmuru yağdıranın Allah olduğu gibi bir çok olumlu inanca sahip olduklarını görürüz. İnşallah aşağıdaki bilgiler bu inançlarının yanında, onların ibadetlerinden de bize bir takım bilgiler verecek. Umarız bu bilgilerden sonra okuyucumuza “- Mekkeli Müşrikler, neden Allah tarafından müşrik olarak isimlendirilmiş” sorusunu sordurabiliriz.

Muhammed (s.a.v) Rasul Olarak Gönderilmeden Önce, Ebû Zer’in Üç Yıl Namaz Kıldığı

Bize Heddâb b. Hâlİd-El-Ezdî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süleyman b. Muğîre rivayet etti. {Dedi ki) Bize Humeyd b. Hilâl, Abdullah b. Sâmid’den naklen haber verdi. (Demiş ki) : «Ebû Zer şunları söyledi : Kavmimiz Ğifâr’ın arasından çıktık. Onlar haram ayı helâl ya­pıyorlardı. Ben, kardeşim Üneys ve annemiz (birlikte) çıktık. Ve bir da­yımıza misafir olduk. Dayımız bize ikram ve ihsanda bulundu. Derken kavmimize hased ederek: — Sen ailenin yanından çıktığın vakit Üneys onlara muhalefet etti, dediler. Sonra dayımız geldi. Ve kendisine söyleneni bize ifşa etti. Ben de: — Bize geçen iyiliğin yok mu, onu muhakkak surette berbat ettin. Bundan sonra sana yaklaşmak yok, dedim. Hemen develerimizi yanaştırdık ve üzerlerine bindik. Dayımız elbisesine sarınarak ağlamağa başladı. Biz yolumuza devam ettik. Nihayet Mekke kenarına indik. Derken Üneys bizim develerimizle onların misli develer nâmına şiir yarışına girdi. Ve her iki taraf kâhine gittiler. O Üneys’i daha hayırlı bulmuş. Bunun üze­rine Üneys yanımıza develerimizle, bir misli de beraberlerinde olduğu halde geldi. Ebû Zer: — Ey kardeşim oğlu! Ben Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ‘e ka­vuşmamdan üç sene önce namaz kıldım, dedi. — Kime? diye sordum. — Allah’a! dedi. — Nereye doğru dönüyordun? dedim. — Rabbim beni nereye çevirirse oraya doğru! Yatsıyı kılıyorum, ge­cenin sonu geldi mi, tâ güneş üzerime vuruncaya kadar bir örtü gibi se­riliyordum, dedi. … Müslim, Fadâilu’s Sahabe, 132 (6359)

Enfal 35 Ve onların salâtları (duaları, ibadetleri) beytin (Allah’ın evinin) yanında ıslık çalmak ve el çırpmadan başka bir şey olmadı. Artık inkâr etmiş olduğunuz şeyler sebebiyle azabı tadın!

Cahiliye Döneminde Kureyş’in Aşure Günü Oruç Tuttukları

Bize Zuheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cerr, Hişâm b. Urve’den, o da babasından, o da Âişe (Ra.ha) ‘dan naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: «Cahiliyet devrinde Kureyş Aşure günü oruç tutarlardı. Onu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de tutardı. Medine’ye hicret edince bu orucu yine tuttu ve tutulmasını emir buyurdu. Ramazan ayı(nda oruç) farz kılınınca : — Aşura orucunu isteyen tutar, isteyen terkeder, buyurdular.» Müslim, Sıyâm, 114 (2638)

Müşriklerin Hac İbadetleri

-……. Ebû Hureyre şöyle haber vermiştir: Ebû Bekr es-Sıddîk, Veda Haccı’ndan bir sene evvel Rasûlullah tarafından hacc emîri olarak Mekke’ye gönderildiği haccda, Ebû Bekr de Ebû Hureyre’yi, kurbân bayramının ilk günü Minâ’da büyükçe bir topluluk içinde halka şu iki maddeyi i’lân etmeye yollamıştır: “Ey insanlar! İyi biliniz! bu yıldan sonra hiçbir müşrik hacc yapamaz, ve çıplak kişi de Ka’be’yi tavaf edemez!” Buhari, Hac, 67  (B1622)

-……. Ben, el-Berâ ibn Âzib(R)’den işittim, şöyle diyordu: Bu âyet (bakara 189) biz Ensârîler hakkında indi. Câhiliyet zamanında Ensâr hacc yapıp da evlerine geldiklerinde, evlerinin kapılarından girmezlerdi de, evlerine arka cihetinden girerlerdi. Bir kere Ensâr’dan birisi yine böyle evine geldiğinde, delikten değil de, evinin kapısından girmişti. Ve o kimse bu hareketi sebebiyle ayıplanmıştı. Bunun üzerine: “İyilik ve tâat, evlere arkalarından gelmeniz değil­dir. Fakat iyilik takva edip sakınmadır. Evlere kapılarından gelin. Al­lah’tan korkun. Tâ ki murâdlarınıza kavuşasınız” Buhari, Umre, 18   (1803)

Müşriklerin Umre Yaptıkları

İbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Umre kıyamete kadar hac aylarına girmiştir.” Tirmîzî: Bu konuda Suraka b. Cu’şum, Câbir b. Abdullah’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasendir. Bu hadisin manası: “Hac aylarında umre yapmakta sakınca yoktur” demektir. Şâfii, Ahmed ve İshâk hadisi bu şekilde tefsir etmektedirler. Hadisinin anlamı şöyledir: Cahiliye dönemi insanları hac aylarında umre yapmazlardı. İslam gelince Peygamber (s.a.v.) buna ruhsat verdi ve “Umre kıyamete kadar hac aylarına girdi” buyurdu. Yani hac aylarında umre yapmakta bir sakınca yoktur. Hac ayları Şevval, Zilkâde ve Zilhicce’den on gündür. Hac yapacak kimsenin hac aylarında ihrama girmesi gerekir. Haram aylar: Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları böyle demektedirler. Tirmizi, Hac, 89 (932 Elbani: Sahih)

Müşriklerin İhrama Girdikleri

(Bakara 21)……Şübhesiz bu âyet Ensâr hak­kında indirilmiştir. Onlar İslâm’dan evvel Kudeyd mevkiinin hizasında bulunan Menât putu için ihrama girerlerdi. …… Buhari, Tefsir, Bakara 21

Müşriklerin Telbiyeleri

Bana Abbâs b. Abdilazim El-Anberi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Nadr b. Muhammed El-Yemâmi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İkrime yani İbni Ammar rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Zumeyl , ibni Abbâs (Ra.huma)’dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Müşrikler «Tekrar icabet sana. Senin şerikin yoktur.» derlerdi. Resûlullah (Sav) de : «Yazık size, «Yeter yeter.» buyurur, bunun üzerine müşrikler: «Yal­nız bir şerik müstesna, o senin şerikindir, sen, ona ve onun mâlik oldu­ğu her şey’e mâliksin.» derlerdi. Onlar, bunu Kabe’yi tavaf ederken söylerlerdi. Müslim, Hac, 22

Mescid İmar Etmeleri

Müşriklerin, Allah’ın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin küfürlerine şahitler iken. İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.. Tevbe 17

Kurban İbadeti

Enes (r.a)’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a) “İslâm’da (kabrin etrafında kurban) kesmek (meşru) değildir.” buyurdu. (Bu hadisin ravilerinden) Abdurrezzak dedi ki: (Cahiliyye devrinde halk) kabir yanında ya sığır veya başka bir hayvan keserlerdi.  Ebu Davud, Cenaiz, 68, 70 (3222 Elbani: Sahih)

…Ebu’l-Melih’den (rivayet olunduğunu göre) Hubeyşe (r.a.) şöyle demiştir: (Sahabe-i kiramdan) bir adam, Rasûlullah (s.a.)’e; “Biz cahiliye devrinde receb (ayları içerisinde) “Atîre (diye bir kurban) keserdik. (Bu hususta) bize ne buyurursunuz?” diye sordu. (Hazret-i Peygamber de bu nevi kurbanları) “Allah için kesiniz. (Kesim vakti) hangi ay olursa, olsun birde Allah’a itaat edin ve (fakirlere) yedirin.” buyurdu. (Bunun üzerine o zat): “Biz cahiliye döneminde Fera’ (diye anılan bir kurban daha) keserdik. (Bu hususta) bize ne buyurursunuz?” dedi……Ebu Davud, Dahaya, 19, 20 (2830 Elbani Sahih)

 

Müşriklerin Allaha Dua Ettikleri Zamanlar Olurdu

Karada ve denizde sizi gezdiren O’dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O’na ‘gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)’ olarak Allah’a dua etmeye başlarlar: “Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız.” Yunus 22

 

Cahiliyede İtikaf Adamaları

. …İbn Ömer (r.anhuma)’dan rivayet edildiğine göre, Ömer (r.a.) cahiliyye devrinde Kâbenin yanında bir gece veya bir gün i’tikâfta kalmayı adadı. (Sonra) Peygamber (s.a.)’e sordu, o da: “İ’tikâfa gir ve oruç tut” buyurdu. Ebu Davud, Sıyam, 80 (2474 Elbani: Sahih)

Sadaka Veren, Köle Azad Eden Ve Akrabalık Bağlarını Gözeten, Salih Diyebileceğimiz Kişiler Vardı

… Hakîm ibn Hizâm (R) şöyle demiştir: Ben: — Yâ Rasûlallah! Câhiliyet devrinde kendileriyle ibâdet edegel-mekte olduğum sadaka vermek, köle âzâd eylemek, hısımlık bağını devam ettirmek nev’inden bir takım işler hakkında ne düşünürsün? Bu işlerde benim için ecr ve sevâb var mıdır? dedim. Peygamber (S): — “Sen, geçmiş olan hayırların üzerine İslâm’a girdin” buyur­du. Buhari, Zekat, 24 (1436)

 

Cahiliyye Döneminde Zinayı Kerih Gören

Ebu Umâme b. Sehl ve Abdullah b. Âmir b. Rabia (r.anhuma) şöyle demişlerdir: Osman, evinde muhasara altında iken onunla beraberdik. Halife’nin evine yaklaşınca içerdekilerin seslerini işitiyorduk. Osman bir gün içeri girdi ve sonra çıkıp bizlere: “Onlar beni ölümle tehdid ediyorlar” dedi. Bizde: “Allah onlara karşı sana yeter” dedik. Bunun üzerine Osman: “Beni niçin öldürecekler? Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurmuştu: “Şu üç kişiden başka hiçbir kimse öldürülemez: 1. Müslüman olduktan sonra küfre dönen kimse 2. Evli iken zina eden kimse 3. Haksız yere adam öldüren kimse.” Vallahi ne cahiliye döneminde ne de Müslüman olduktan sonra zina etmedim. Allah bana bu dini nasip ettikten sonra dinimin yerine hiçbir din arzu etmedim ve hiçbir kimseyi de öldürmedim. Durum böyle iken beni niçin öldürmek istiyorlar” dedi. Nesai, Muharebe, 5 (4019 Elbani: Sahih)

Cahiliyye Döneminde Rukye

… Avf b. Mâlik’den rivayet olunmuştur; dedi ki: Biz cahiliye döneminde okuyup üfleyerek hastaları tedavi ederdik. (Bir gün); Ey Allah’ın Rasûlü, bu hususta ne buyurursun? dedik. “Bana (yaptığınız bu tedavi şeklini) gösteriniz. İçerisinde şirk olmadıkça, okuyup üfleyerek tedavi etmede bir sakınca yoktur” buyurdu. Ebu Davud, Tıb, 18 (3886 Elbani: Sahih)

Cahiliye Döneminde İçkiyi Bırakanları Vardı.

Ebû Davud şöyle der: Ebûbekir ve Osman (r. anhuma) içkiyi cahiliye devrinde terkettiler. Ebu Davud, Diyat, 3 (4502 Elbani: Sahih)

Mekkeli Müşrikler Cahiliyede  Fakirleri Doyururlardı

Bana Ebu B«kr b. Ebu Şeybe rivayet etti. (Dedi ki): Bize Hafs b. Gıyas Davud’dan, o da Şa’bi’den, o da Mesruk’tan, o da Aişe’den naklen haber verdi. Demiş ki: — «Ya Resulullâh! İbni Cud’ân cahiliyet devrinde akrabasına yardım eder, fakirleri doyururdu. Acaba bu ona bir fayda verir mi?» dedim. — «(Hayır!) Fayda vermez, çünkü o hiç bir gün : Ya Rabbi! Kıyamet gününde benim günahlarımı mağfiret eyle, dememiştir.»-buyurdular. Müslim, İman, 365 (518)

Cahiliye döneminde cömertliğiyle meşhur olanlardan biri de Abdullah b.Cüd’ân’dır. Nitekim onun büyük bir kazanı vardı, her yolcu devesinin üzerinde gelip onun o yemek kazanından yerdi.

Hacılara Yemek Dağıtanları Vardı

……Bize Ebû’l-Cevzâ tahdîs etti ki, ibn Abbâs (R) Yüce Allah’ın “el-Lât vel-Uzzâ” kavli hakkında: — el-Lât hacılara su ile sevîk bulamacı karan bir adam idi, de­miştir. Buhari, Tefsir (Necm) 2 (4859)

Hayırlı İşler İçin Antlaşmalar Yaptıkları

… Cübeyr b. Mutim’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.) (şöyle) buyurdu: İslâmiyette (kötülükte yardımlaşmak üzere) antlaşma yoktur. Cahiliye döneminde (hayırlı işlerde yardımlaşmak üzere yapılmış olan) antlaşmaları ise İslamiyet sadece kuvvetlendirir..” Ebu Davud, Feraiz, 17 (2925 Elbani: Sahih)

Putlar İçin Kesilenleri Yemeyenleri Vardı.

…….Mûsâ ibn Ukbe haber verip şöyle dedi: Bana Salim haber verdi ki, kendisi babası Abdullah ibn Umer(R)’den işitmiştir. Ab­dullah şöyle tahdîs ediyordu: Rasûlullah (S) mekke yakınındaki Beldan vadisinin alt tarafında Zeyd ibn Amr ibn nufeyl ile buluştu. Bu buluşma kendisine vahy indirilmesinden önce idi. Orada Rasûlullah, Zeyd ibn Amr’a içinde et yemeği bulunan bir sofra takdim etti. Zeyd bundan yemeyi kabul etmedi, sonra da (bu sofrayı Peygamber’e takdîm etmiş olan Kureyş topluluğuna hitaben): — Ben sizin putlarınız üzerine kesmekte olduğunuz hayvanla­rın etlerinden yemem, ben üzerine Allah’ın ismi anılmış olanlardan başkasını yemem, demiştir. Buhari, Zebaih ve’s-Sayd, 16

Bize Mûsâ ibn Ukbe tahdîs etti. Bize Salim ibn Abdillah, babası Abdullah ibn Umer(R)’den şöyle tahdîs etti: Peygamber (S) peygamberlik ve vahiy gelmezden önce Beldah vadisinin alt tara­fında Zeyd ibn Amr ibn nufeyl ile buluştu. Bu sırada Peygamber’e (Kureyş tarafından) bir sofra ve bir mikdâr yemek takdîm edildi. (Pey­gamber yemedi.) Zeyd de yemekten çekindi. Sonra Zeyd, Kureyş’e karşı: — Ben sizin putlarınız adına kesmekte olduğunuz hayvanların etlerinden yemem. Ben yalnız üzerine Allah adı anılarak kesilen hay­van etini yerim! dedi. Abdullah ibn Ömer devamla dedi ki: Muhakkak ki Zeyd ibn Amr, Kureyş’e karşı onların bu yolda kestikleri hayvanlarını ayıplardı da, onların bu âdetlerini reddederek ve nazarlarında büyütüp canlandı­rarak: — (Ey Kureyş!) Koyun Allah’ın yarattığı bir hayvandır. Allah onu yaratmış ve onun faydalanması için gökten yağmur yağdırmış, yerden de onun gıdasını bitirmiştir. Sonra siz (Allah’ın yarattığı, bes­leyip büyüttüğü) bu hayvanı Allah adından başka bir ad anarak ke­siyorsunuz! der idi . Buhari, Menakıbu’l-Ensar, 24

Geçen senedle Mûsâ ibn Ukbe dedi ki: Bana Salim ibn Abdillah tahdîs etti. Ben Sâlim’în bu hadîsi ancak Abdullah ibn Umer’den tah­dîs etmekte olduğunu biliyorum (o, şöyle demiştir): Zeyd ibn Amr ibn’nufeyl, Mekke’den Şam’a doğru çıktı da tevhîd dîninden soru­yor ve ona tâbi’ olup, onu arıyordu. Derken Yahûdîler’den bir âlime kavuştu da ona dînlerinin mâhiyetinden sordu. Ve: — Belki ben de sizin dîninize girerim. Onun için bana dîninizin hâlini haber ver, dedi. Yahûdî âlim, Zeyd’e: — Sen Allah’ın gadabından payını almadıkça bizim dînimiz üzere olamazsın, dedi. Zeyd de ona: — Ben ancak Allah’ın gadabmdan kaçıyorum, ben ebeden Al­lah’ın gadabından hiçbirşey taşımam ve ben onu taşımamaya muk­tedir hâldeyim. Sen bana dînlerden bir başka dîne delâlet eder misin? dedi. Âlim: — Ben o dînin ancak Hanîf Dîni olabileceğini biliyorum, dedi. Zeyd: — Hanîf Dîni nedir? dedi. Yahûdî âlimi: — O, îbrâhîm Dîni’dir. İbrâhîm ne bir Yahûdî, ne de bir Hristi-yan’dı. O, Allah’tan başkasına ibâdet etmezdi, dedi. Zeyd onun yanından çıktı ve Hristiyanlar’dan bir âlime kavuş­tu. Ona da Yahûdî âlimine söylediği gibi söyledi. O da Zeyd’e: — Sen Allah’ın la’netinden nasîbini almadıkça asla bizim dîni­miz üzere olamayacaksın, dedi. Zeyd ona da: — Ben ancak Allah’ın la’netinden kaçmaktayım, ben ebeden Al­lah’ın la’netinden de, gadabından da hiçbirşey taşıyamam. Ben bu­nu taşımamaya muktedir hâlde bulunuyorum. Sen bana başka dîne delâlet eder misin? dedi. Hristiyan âlimi: — Ben o dînin ancak Hanîf Dîni olabileceğini biliyorum, dedi. Zeyd: — Hanîf Dîni nedir? dedi. Hristiyan âlimi: — îbrâhîm Dîni’dir. O ne bir Yahûdî, ne de bir Hristiyân’dı ve yalnız Allah’a ibâdet ederdi, dedi. Zeyd, bunların İbrâhîm Peygamber hakkındaki sözlerini görünce, oradan çıktı ve onların arazîsinden dışarı çıkınca iki elini yukarıya kaldırdı da şöyle dua etti: — Yâ Allah, ben Seni şâhid tutuyorum: Ben ibrâhîm Dîni üze­reyim, dedi. Buhari, Menakıbu’l-Ensar, 24

Ulaşabildiklerim şimdilik bunlar. Sizde katkı yapmak isterseniz:        ilmedavetdernegi@gmail.com

Hazırlayan: Zafer Günal