Bayram Hutbesi

Genel

İSLAM KARDESLİGİ İÇİN DİLİMİZİ TUTALIM !

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.  Salat ve Selam ise Nebisi Muhammed (s.a.v)’e ailesine ve O’na güzellikle tabii olanların üzerine olsun.

Şu bir hakikat ki önümüzde ki on bir ay geride bıraktığımız bir ay gibi değildir. Allah’ın bizleri bir kez daha kendisine şahit tuttuğu Ramazan ayı birçok hayırları beraberinde alarak gitti.

          Cennetin kapılarının açıldığı, cehennemin kapılarının kapandığı, şeytanların şirret olanlarının bağlandığı bir ramazan ayını daha arkamızda bıraktık.

Bu ay, içerisinde cehenneme karşı bir kalkan olan oruç, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi, duaların kabul edildiği iftar vakti, Kur’an kıraatleri, teravih namazları, fıtr zekatları ve daha bir çok hayrı  bir araya getirmişti. Şeytanların bağlı olması elbette ki amellerimizde gayreti müspet yönde etkiledi. Ancak önümüzdeki günler böyle olmayacak çünkü şeytanların bağı açılacak. Ancak yine de bu günlerde güç yetirebildiğimiz kadar nafile oruç tutmaya, Kur’an kıraatinde bulunmaya, gece namazlarını kılmaya önem göstermek mecburiyetindeyiz.

Değerli Müslüman Kardeşim! Önce nefsime sonra sana Allah’tan hakkı ile korkmayı, O’na ihlas ve ihsan üzere ibadet etmeyi, ibadetlerde huşu ve yakin içerisinde olmayı tavsiye ederim.

 Şüphesiz ki bu din nasihattir. Sana Allah’ın ve Rasul’unun emirlerini nasihat eder ve azı dişlerin ile bu nasihatlere yapışman gerektiğini hatırlatırım.

Değerli kardeşim! Ramazan ayında emredildiği gibi sair zamanlarda da bize dilimizi muhafaza etmek emredildi. Zira insanları yüzü koyun cehenneme sürükleyen dilleridir. Bu konuda Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Allah Resulu (s.a.v)  ile bir yolculukta beraberdim. Yolda yürürken yanına yakın oldum. Ey Allah’ın Rasûlu! Dedim: Bana öyle bir amel öğret ki beni cehennemden uzaklaştırıp cennete girdirsin! Bunun üzerine Allah Resulu (s.a.v) buyurdu ki:

“Bana çok büyük bir soru sordun ama bu mesele Allah’ın kolaylaştırdığı kimseler için çok kolaydır. Şöyle ki: Her konuda ve her zaman kulluğu Allah’a yapar ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazını devamlı ve düzgün kılarsın, zekatını verir, Ramazan orucunu tutar, hacc edersin. Sonra şöyle devam etti: Sana hayır yollarını göstereceğim. Oruç kalkandır. Sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları siler süpürür. Kişinin gece kıldığı namazda yine hataları siler süpürür.”

Muâz dedi ki: Sonra, Allah Resulu (s.a.v) Secde sûresi 16-17. ayetini: [Okudu]

“Onlar, korkarak ve ümid ederek Rablerine ibadet etmek için yataklarından kalkarlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de Allah için harcarlar

Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.” okudu ve şöyle buyurdu:

Sana bütün işlerin başını, direğini ve en üst noktasını bildireyim mi? Bende evet, Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Şöyle buyurdu:

“Her işin başı İslam, direği namaz, zirvesi de cihâd tır.” Sonra şöyle devam etti:

“Sana tüm bunların elde edeceğinin bir şeyi bildireyim mi ?” Bende evet Ey Allah’ın Resulu dedim. Allah Resulu  (s.a.v.) dilini tuttu ve kendi rahatlığın için şunu tut buyurdu .”

Ben de Ey Allah’ın Rasûlü!: Bizler konuşmalarımız yüzünden sorguya çekilecek miyiz? dedim. Şöyle dedi: “Anan hasretine yansın Ey Muâz! İnsanları yüzü koyun ve burunları yerde süründürerek Cehenneme dolduran dillerin kazandığından başkası değildir.”[1]


[1] Tirmizi 2616 – Elbani Sahih Demiştir.

Bir başka hadisi şerifte rasulullah (s a v) :

من كان يؤمن بالله واليوم الاخر فليقل خيرا او ليصمت

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır konuşsun ya da sussun” buyurmuştur. (Buhari 6018)

Bir diğer hadiste

“Her kim bana  iki çene arasını ve iki bacağı arasını garanti verirse ben de ona cenneti garanti veririm.” (Buhari 6474)

Ebû Hureyre(r.a)’den tahdîs etti ki, Nebi (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bir kul, Allah’ın razı olduğu kelimelerden bir kelimeyi ehemmiyet vermeyerek söyler de Allah o kimseyi bu kelime sebebiyle derecelerle yükseltir. Bir kul da Allah ‘ı öfkelendirecek kelimelerden bir kelimeyi önemsemeden söyler de, kendisi o kelime sebebiyle cehennemin içine düşer!” (Buhari 6478)

Şüphesiz bu dil ile İslam toplumu inşa edebildiği gibi, İslam toplumlarını, İslam kardeşliğini yerle yeksan da edebiliyor. Dilimizi yalandan, gıybetten, nemimecilikten  muhafaza edelim ki  cenneti kazananlardan olalım.

Dilimizi koru ki iflas etmeyesin !

Ebû Hureyre”den nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sav), “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Rasulullah:

 “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu. (Muslim 2581)

Rabbim bizleri dilimizin şerrinden muhafaza eylesin ! Amin

سبحانك اللهم وبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت أستغفرك وأتوب إليك

_Cihan ELmas _