Hedef sahibi olmak – Zafer Günal

Genel

Hedef sahibi olmak

Hedefi olanda olmayanda bu hayat yolunda yürüyor. İkiside bir sona doğru ilerliyor. Hedefi olmayanlar, yolda çıkan engelleri ( bunlara imtihan malzemeleride denebilir) aşacak kendisinde bir güç bulamazlar. İş ciddidir. Ahzab 72’de dediği gibi dağlara ve yere yüklenmek istenen sorumluluğu insan yüklendi.

 

Peki hedef ne olmalı: her kalbe(eve) islamı ulaştırmak!

 

Camiden eve evden camiye bir Müslüman tipinin kuran’da delili yok.

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا كَافَّةً لِّلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler. SEBE 28

Allah rasulu: “Allah İslamı sokmadık bir çadır bırakmayacak”. Elbani sahih

Peygamber bütün insanlığa yollanıldım derken, rasulun ömrü ve yaşadığı coğrayaya bakarsak bu iş, O’nun tabiilerine düşmektedir yani şuan bize.

Az sonra Rasulullah sahabelerine bir hedef çizecek

Sahabe yakiyn derecesinde olduğu için vaad’i sorgulamıyor! Sahabe aşağıdaki hadisleri üzerine alındı.

1.vaad: Rasulullah (s.a.v.) «Müslümanlardan bir grup Beyaz evi, Kisrâ’nın evini yahut Kisrâ ailesinin  evini fethedecekler!  Muslim 1822

2.vaad:  Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): “Kisrâ helak olduğu zaman, ondan sonra Kisrâ olmayacaktır. Kayser helak olduğu zaman, ondan sonra da kayser olmayacaktır. Muhammed’in nefsi elinde bulunan(Allah)a yemîn ederim: Kisrâ ile kayserin hazî­neleri muhakkak Allah yolunda (cihâd eden mücâhidlere) taksim oluna­caktır” buyurmuştur. Buhari, Eymân ve’n-Nuzûr, 3

  1. ve savaş: Cubeyr ibnu Hayye şöyle demiştir: (Kadisiyye fethinden sonra bir gün) bizi Umer gaza için çağırdı, üzerimize de Nu’mân ibn Mukarrin’i kumandan yaptı. (O da Kadisiyye fethinden yeni gelmişti. Bu yeni ordu içinde îbn Ömer ve sahâbîlerden pekçok kimseler vardı. Biz Medine’den hareket ederken Umer, Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye Basra kuvvetleriyle; Huzeyfe’ye de Küfe kuvvetleriyle hareket etmelerini ve Nihâvend’de birleşmelerini yazdı -İbn Ebî Şeybe rivayetinden-) Biz de Medine’den hareket edip düşman diyarında Nihâvend’e varıp birleştik.Kisrânın kumandanı bizi (Fars, Kirman ve diğerlerinden) 40.000 kişilik bir kuvvetle karşıladı. Ve kumandan tarafından gelen bir tercüman bize: — Bâzı şeyler soracağım. İçinizden bir kişi bana cevâb versin! dedi. (Sahâbîlerin hakîm ve hatîblerinden) Mugîre ibn Şu’be: — Ne istersen sor, dedi. Bunun üzerine o tercüman: — Sizler nesiniz? dedi. Mugîre şöyle cevâb verdi: — Biz Arab ırkından birtakım kimseleriz. Biz vaktiyle azgın bir şakavet, zorlu bir belâ içinde yaşar; açlıktan hurma çekirdiği ve deri parçası sorar; deve yününden ve kıldan elbise giyer; ağaçlara ve taşlara tapardık. Hulâsa biz böyle bir vahşet ve cehalet içinde iken, göklerin ve yerlerin Rabb’i, sânı yücelî olan Allah bize kendi aramızdan bir peygamber gönderdi. Biz O’nun babasını biliriz. Şimdi Rabb’imizin elçi gönderdiği bu Azîz Peygamberimiz bize, -Siz yalnız bir Allah’a ibâdet edinceye yâhud cizye verinceye kadar- sizinle harbetmemizi emretti. Ve Peygamberimiz Rabb’imizin elçiliğinden olmak üzere bize şunu haber verdi: Bizden cihâd uğrunda öldürülen, asla benzeri görülmemiş ni’metlerle dopdolu olan cennete gider. Şehîd olmayıp da hayâtta kalanlar da sizleri esîr alıp boyunlarınıza mâlik olurlar. (Mugîre b. Şu’be bu ateşli hitabesini zeval vakti bitirmişti. Ve harbden başka çıkar yol olmadığını anlamıştı. Kumandanımız Nu’mân b. Mukarrin’e harbe başlamasını emretti.) Buhari, Cizye ve Muvâdea, 1

Hedef belliydi. Rasul haber vermişti. Sonuç muhtemeldi ya şehadet ya ganimet ama muhim değildi

Hedef her eve sokmaksa islamı, bu güçlü enerji karşısında hiçbir rüzgar sizi durduramaz.

HURMA EMEREK YAŞAMAK!

Bize Ahmed b. Yûnus rivayet etti. (Dedi ki): Bize Züheyr rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû’z-Zübeyr Câbir’den (rivayet etti.) H. Bize bu hadîsi Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû’z-Zübeyr’den o da Câbir’den naklen ha’aer verdi. Câbir şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bizi gönderdi üzerimize de Ebû Ubeyde’yi kumandan tayin etti. Kureyşin bir kervanı ile karşılaşa­caktık. Bize azık olarak bir dağarcık kuru hurma verdi başkasını bula­madı. Ebû Ubeyde bize birer hurma veriyordu. (ravi Ebû’z Zübeyr) diyor ki: Ben bununla ne yapıyordunuz diye sordum. — Onu çocuğun emdiği gibi emiyor; sonra üzerine su içiyorduk. Bu bize o gün geceye kadar yetiyordu. Bir de sopalarımızla selem ağacının yaprağını silkeliyor sonra onu su ile ıslatarak yiyorduk -dedi- (ve devamla) şunları söyledi: — Deniz boyunca gittik derken denizin boyunda bize yüksek kum tepesi şeklinde bir şey yükseldi. Ona vardık. Bir de ne görelim. Balina denilen hayvan!.. Ebû Ubeyde: — Bu meytedir, dedi. Sonra da: — Hayır. Biz Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in elçileriyiz ve Allah yolundayız. Binaenaleyh yeyin! dedi. Ar­tık onun yanında bir ay “kaldık. üç yüz kişi idik. Hattâ semizlendik. Valla­hi kendimizi onun gözünün içinden testilerle iç yağı aldığımızı görmüşümdür. Ondan öküz gibi (yahut öküz kadar) parçalar kesiyorduk. Ger­çekten Ebû Ubeyde bizden on üç kişi alarak bu hayvanın gözünün içine oturttu. Onun kaburgalarından bir kaburga alarak dikti. Sonra beraberimizdeki en büyük deveyi semerledi ve deve onun altından geçti. Onun etinden haşlamalar yaptık,sonra kuruttuk. Medine’ye geldiğimiz vakit. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’e giderek onu kendisine anlattık da: «O Allah’ın sîzin için çıkardığı bîr rızıktır. Yanınızda onun etinden bir şey yar mı? bize de tatdırın.» buyurdular. Bunun üzerine Resûlüİlah (Salîalîahü Aleyhi ve Sellem)’e ondan bir parça gönderdik; o da yedi. Müslim, Sayd ve Zebaih, 17 (1935)

Bu bir engel mi ? Engel, ama hedeflerimiz var.Ne olursa olsun ilerliyorlar. Biz sahabe gibi 1 hurmayla imtihan edilseydik, davet bize farz değil der bırakırdık bu işleri.

هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ

Tevbe 33… O , müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlunu hidayet ve Hak Din ile gönderendir.

ABDULKAYS HEYETİ VE ZORLUKLAR:

Bize hem Ebû Bekir b. Ebî Şeybe hem de Muhammed b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Hepsinin lâfızları bir biri­ne yakındır, Ebu Bekir dedi ki: Bize Gunder, Şu’be’den naklen rivayet etti. Diğer ikisi dediler ki: Bize Muhammed b. Ca’fer rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu’be, ebu cemre’den rivayet etti. ebu cemre şöyle de­miş : «Ben İbni Abbâs’ın huzurunda Onunla halk arasında tercümanlık edi­yordum. Derken Ona bir kadın gelerek desti şırasını (n hükmünü) sordu. Bunun üzerine İbni Abbâs şunu söyledi: — Abdülkays hey’eti Resulüllah (Sav)’e geldiler de Resulüllah (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) kendilerine : «Siz kimin hey’etisiniz?» yahud : «Siz hangi kavimsiniz?» diye sordu. Onlar : — Rabiâ’yız dediler. «Hoş geldiniz ey kavm!» yahut «hey’et» Allah sizi utandırmasın pişman etmesin» buyurdu. Bunun üzerine Hey’et: — Yâ Resûlâllah! Gerçekten bizler çok uzak bir yerden sana geliyo­ruz. Seninle aramızda Mudar kâfirlerinden (müteşekkil) şu kabile var, da haram aylardan başka bir zamanda sana gelemiyoruz. Şimdi bize kes­tirme bir şey emret de onu bizden sonrakilere haber verelim; onunla cen­nete girelim…» dediler, Resulüllah (S.A.V.) onlara dört şey emretti. Ve kendilerini dört şeyden nehiy buyurdu. Onlara (evvelâ) yalnız Allaha imam emretti. Ve: «Allaha imân nedir bilir misiniz?» dedi. «Allah ve Resulü bilir,» cevabını verdiler. Resulüllah (S.A.V.) : «Allah’dan başka ibadete layık îlâh olmadığına ve Muhammed’in Resûlüllah olduğuna şehâdet etmek, namazı dos doğru kılmak, zekâtı vermek, Ramazanı tutmak ve bîr de ganimetin beşte birini vermenizdir.» buyurdu. Ve kendilerini dübbâdan, hantemden ve müzeffetten nehyettî. Şu’be: «Galiba nakirden de dedi» «Galiba mukayyerden de dedi» demiştir. Resulüllah (S.A.V.: «Bunu belleyin de sizden sonra haber verin!» buyurmuştur. Ebu Bekir kendi rivayetinde: «Sizden sonrakilere» demiştir. Onun rivayetinde mukayyer lâfzı yoktur. Müslim, İman, 24

Bir maksada binaen o hayatteyken gelen bir topluluk. İbn abbasa bir kadın içeceklerin konulduğu kabı sordu. İbn Abbas ise kadına abdulkays kıssasını anlatıyor. (Hatib konuyu istediği yöne çekmesini bilmeli) (- Sol elle yeme! demek yerine Rasul bunu yasakladı de!)

Çok uzaktan ve zorlu bir yolculukla gelebildik, haram ayda gelebiliyorlar. Onlar rasulun yanında kaldıkları zamandan daha çok zamanı yolda harcadılar. Bugun 1 günde alırsın beklide o yolu. Dersleri kaydedemiyorlardı bile. Zaten bu gayretsizliğimizle anlatılanların ne kadarını aklımızda tutabiliriz.

Topu topu 20 günde cennete girecek şeyler öğreniyorlar.Bu öğrendikleriniz yeter gidin onlarada (akrabalarınada) öğretin diyor rasulullah. Yeter diyen muallim, talebe değil.(ben tamamım dedin mi, düşüş trendine giriyorsun talebe olarak)

Heyetin çoğu genç idi. 20 günde öğrencilikten öğretmenliğe çıkıyorlar. Yapma azmi tüm engelleri yutmalı.

Malik bin huveyris’te bu topluluk içindeydi. Her namaz kılanda beklide payı var çünkü “ beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece kılınız” hadisinin ravisi.(sen namaz kılarken maliki tanıyormusun ama ona hayır gidiyor)

Onları bu meşakkete sokan öğrenme tutkularıydı.(çünkü hayat-memat meselesi). Hasret günü o gün, dünyaya hasret ederler. Kuran,ahiretten dünyaya geri dönmek isteyenlerin sözüyle dolu.

AĞAÇ VE KIYAMET

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  “Herhangi birinizin elinde bir hurma fidanı varken, kıyâmet kopacak olsa, derhal onu diksin!”

لفظ أحمد : ( إِنْ قَامَتْ عَلَى أَحَدِكُمُ الْقِيَامَةُ ، وَفِي يَدِهِ فَسِيلَةٌ فَلْيَغْرِسْهَا ) .
وصححه الألباني في “الصحيحة” (9)

İnsan için en şiddetli an kıyamettir. Burada ağacın dikilmesindeki unsurlar nedir? Ağacı zikretmesi, gölgesinde birisi otursa alacağımız sevap, kurt, kuş kim yerse yesin sevap, hem de ağacın soyu kesilene kadar.(tohumundan ürediğini düşünün)

Bize İbni Nümeyr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdülmelik, Atâ’dan, o -da Câbir’den naklen rivayet etti. Câbir’den: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «Bir müslüman bir ağaç dikerse, o ağaçtan yenilen (yemiş) mutlaka onun için sadakadır. O ağaçtan çalınan (yemiş) onun için sadaka, yabanî hayvanların yediği sadaka, kuşların yediği dahî onun için sadakadır. (Ha­sılı) bir kimse o ağacı (n yemişini yeyip) azaltırsa, bu onun için mutlaka sadaka olur.» buyurdular. Müslim, Müsakat, 7

Sahabenin kıymeti; 60 senelik ömürlerinde yaptıklarıyla sınırlı değil, hala sevap kazanmaları. Cabir’in bir rivayetini okuduğunda/amel ettiğinde ona sevap yazıyor. Aktaran için de böyle. Hem de Kıyamete kadar.

Öyleyse yapıp ettiklerimizi, ektiğimiz bir ağaç gibi düşünebiliriz. Bu düşünce her anımızı davetle geçirmemize vesile olur. Hiçbir hareketimiz zayi olmuyor. Hem de hesabı en iyi tutan zat tarafından defterimiz tutuluyor.

 

Allah için yaşatmak, öldürmekten daha hayırlıdır.?

Savaşta adam öldürmekten daha hayırlı bir şey var! Oda senin elinle birisinin hidayete ermesidir.

(Yâ Alî!) Allah’a yemin ederim ki, senin irşadınla tek bir kişinin hidâyete kavuşturul­ması, senin için kırmızı develerin olmasından hayırlıdır” buyurdu. Buhari, Cihad, 102   (savaş komutanına söyleniyor.)

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim bir hidayete çağırıp o yolda çığır açarsa kendisine uyanların sevâbı kadar sevap ona verilecektir ve onların sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmeyecektir. Her kim de bir sapıklığa çağırır ve o yolda bir çığır açarsa kendisine uyanların günahı da aynen kalır eksilmez.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. 2674

Sahabe  İbranice öğeniyor. 19 günde rasulun isteği üzerine. Dinin Yahudilere daha berrak ulaşması için.

Bugün islamı yayacağım derken o, uzak yere gitmene de gerek yok artık. İnternet,tv. vs… Hedefi çizmek zorundasın. Gerisi kolaylaştırılacak Allah’ın izniyle.

Bildiğiniz bir kelime de olsa onu anlatın. İlim ehli olmasanda birilerini ilim ehliyle buluşturursun sevabı kaparsın. İlim talebesinin kalemini-defterini-yemeğini ısmarlasan samimi bir şekilde, yine savaba ortak oluyorsun. Bazen öyle güzelliklere sebep olursun ki sen bile önceden tahmin edemezsin. Ama Allah için yapman çok önemli. Bazen Allah hidayete ereceği bir lutuf olarak senin önüne çıkarır. Sende güzel konuştum ben onu ikna ettim dersin. Rasulde güzel konuşuyordu ama herkese vesile olamadı.

Din adına bir şey yapıyorsan o işi küçümseme.

İyi tüccar kar edendir. Kar ettiğin şeyi kaybetmeyeceksin.  Diyelimki birisinin hidayeti vesile oldunuz. Sonra o kişi sizin aleyhinizde sağda solda konuşuyor,kötü sözler söylüyor. Problem yok. Onun yaptığı her hayır sana yazıyor. Dini birilerini mağlup etmek için,bak munazarayı ben kazandım dememelisin. Onun vesilesiyle kazanabileceğin sevapları düşünmelisin.

Bazen hedefi iyi çizdiren birisinin sohbetindeki 3 kişi başka bir sohbetteki 3000 kişiden daha hayırlı olabilir.Sen hep kıyamete kadar olan zamanı düşünerek davetini/amelini yap. Sahabeye böyle bakın. Yaptıkları işler kıyamete kadar onlara yazıyor.  Bu bakış açısıyla hayatta zevkle yaşamayı öğrenirsin. Rahat yaşarsın. Ama Rahmi koç kadar paran olmaz ama ondan daha da rahat yaşarsın.

Ama biz Vakit buldukça İslam diyorsak bu iş olmaz en azından bizimle olmaz. Allah başkalarını getirir. Maide 54.Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü , kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar . Bu, Allah’ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.

Hepimiz Hoca olmak zorunda değiliz ama iyi bir Müslüman olmak zorundayız.

Bir insana dini anlatırken karşındaki bütün insanlık gibi gör. Tıpkı incir çekirdeğin de kocaman incir ağacını gören gibi.