Kuran’ın ve Onun Okunmasının Fazileti

Genel

(Hazırlayan Cihan Elmas)

فضل قرائة و تلاوة القرأن الكريم

HUTBETU’L  HACE

 

إِنَّ الحَمْدَ للهِ ؛ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوذُ بِاللهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لهُ.

 

وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ -وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.

 

{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ }

 

{ يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيراً وَنِساءً وَاتَّقُوا اللهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً

 

{ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً. يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً

 

أَمَّا بَعْدُ :

 

فَإِنَّ أَصْدَقَ الحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ ، وَخير الهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم ،  وَشَرَّ الأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ مُحْدَثَةٍ بِدْعَةٌ، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلاَلَة.

 

“ Muhakkak ki bütün hamtler Allah’adır.O’na hamd eder,O’ndan yardım ister ve mağ-firet taleb ederiz. Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden de O’na sığınırız .

 

  Allah kime hidayet ederse onu hiç kimse sapıttıramaz,kimi de sapıttırırsa ona hiç kim-se hidayet veremez .

 

  Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şeriksiz olarak birdir. Ve yine şeha-det ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür.”

 

“ Ey iman edenler ! Allah’tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak Müslü-manlar olarak ölün. “

                                                                                                                                                                      ALİ  İMRAN  : 102.AY.

 

“  Ey insanlar ! sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbiri-nizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakı-nın. Şüphesiz ki Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. “                           

                                                                                                                                                                                      NİSA  : 1.AY.

 

“ Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin. Ki,Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur. “

                                                                                                                                                                            AHZAB : 70.71.AY.

Bundan sonra :

 

Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allah’ın kelamı,yolların en hayırlısı da Muhammedin yoludur. Amellerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bid’at.her bid’at sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.

 

                                                     MÜSLİM : 3.C.867.N   –  NESEİ  : 3.C.1404.N

 

 

 

 

KURAN’I KERİMİN ÖZELİKLERİ VE ONU OKUMANIN FAZİLETLERİ

 

Değerli kardeşlerim sizlerle bu akşam paylaşmak istediğim mevzu Rabbimiz olan Allahu azze ve cellenin indirmiş olduğu son kitap olan kuran-ı kerim hakkında olacaktır. Böyle bir mevzuyu sizlerle paylaşmak istememdeki temel sebep ise bu mevzunun ne denli önemli olduğunu vurgulamaya çalışmak olacaktır.

Elbette bilinmelidir ki hangi amel olursa olsun o ameli bilinçli olarak yapmak o işten alınan hazzı arttıracaktır,  samimiyeti arttıracaktır ve o amele olan gayreti de arttıracaktır. Bu ister namaz olsun ister kuran olsun isterse de bizler nezdinde ufacık görünen  bir sadaka olsun bu böyledir. Mesele namaz gibi bir ameli ne için kıldığını kıldığı için nail olduğu ecirleri ve terkinin ne denli bir belaya sebep olacağını bilen kişi  Peygamberimiz s.a.v. ‘in diliyle “Sizleri ağaçların içine koyup testerelerle kesseler dahi Allaha asla şirk koşmayın” ?????? sözüne binaen o namazı asla terk etmeyecektir. İşte kuran- da böyledir …

Onu öğrenmenin ecri, okumaya devam etmenin faydaları,  öğretmenin öldükten sonra bile bir getirisi olduğunu bilmenin elbette bizlere farklı bir hissiyat ve maneviyat katacaktır. Aynı zamanda bunun tam akside böyledir…

Sohbetimizin içerisinde ki alt başlıklar ise birazdan sayacağım başlıklar olacaktır. Tabi şimdi bu sayacağım başlıkların her biri aslında kendi başına bir ders konusudur, ancak ben bugün bunları kısaca ve hatırlatma kastı ile kısa kısa işlemek istedim. Şimdi işlemeye başlayacağımız bu başlıklar ise şöyledi:

  • Kuranın lugavi ve ıstılahi manaları
  • Kuranın indiği yıl-yer -ilk ayet ve son ayet
  • Kuranın yazılışı toplanışı
  • Kuranın kuranda ki vasıfları
  • Kuranı okumanın faziletleri
  • Kuranı tane tane okumak
  • Kuranı okuyup amel edenin ve onun ahirette ki durumu
  • Kuran okuyana gıpta edilmesi
  • Kuran öğretmenin fazileti
  • Kuranı unutmanın zemmi
  • Kuranı başkasından dinlemek ve kuran okunurken ağlamak
  • Kuran tilaveti için (Dersi vb) toplanmak
  • Kurandan bazı önemli sureler ve onu okumanın faziletleri
  • Kuran öğretenin edepleri
  • Kuranın okuma adabı
  • VE Rasulullah’ın her haliyle Allah’ı zikrettiği, abdestin sadece namaz için olduğu

 

  • Faydalanmak isteyeler için Kuranın faziletleri anlatan başlıca kitaplar

 

KURAN-I LUGAVİ MANASI

Kuran kelimesinin lugavi manası okunan anlamındadır. Kuran kelimesi arapça bir kelime olup kökü okudu manasına gelen  قراء –dan türer  masdar halide قران dır.

Kuran-ın ıstılahi manası ise : Allah azze ve cellenin son peygamber olan peygamberimiz  s.a.v. e indirdiği kitabın adıdır.

KURAN-IN İNDİRİLİLDİĞİ YER- YIL- İLK VE SON AYETLERİ

YER: Mekke Hira Mağrası      Yıl: 610           İlk Ayet : İkra 1-5                Son Ayet : Maide 3 (MEdinede Nazil oldu)

 

İbn Şihâb o da Urvetu’bnu’z-Zubeyr’den tahdîs etti. Mü’minlerin annesi Âişe (R) şöy­le demiştir:… Hz. Aişe’nin şöyle dediğini nakletti: Rasûlullah’a gelen ilk vahiy uyku halinde gö­rülen sâdık rü’yâ şeklinde idi. Hangi rü’yâyı görürse mutlaka gün ay­dınlığı gibi çıkardı. Sonra ona yalnızlık hoş gösterildi. Hirâ dağına ge­lip orada pek çok gece ibâdete koyulurdu. Bunun için de azık alırdı. Sonra Hz. Hadîce’nin yanına gelir ve yine azığı alır giderdi. Nihayet Hirâ mağarasında iken gerçek anîden ona geliverdi. Melek orada iken gelip dedi ki: Oku. Rasûlullah (s.a.) der ki: Ben; okuyamam ki, dedim.

Rasûlullah (s.a.) dedi ki: Melek beni aldı takatim kesilinceye kadar sık­tı. Sonra bıraktı ve; oku, dedi. Ben; okuyamam ki, dedim. Sonra ikinci kez beni sıktı ve takatten kesildim. Sonra bırakıp; oku, dedi. Ben; oku­yamam ki, dedim. Bunun üzerine üçüncü kez tutup sıktı takatimi kes­ti. Ve bırakıp dedi ki: «Yaratan Rabbının adıyla oku.» Bu âyeti «insana bilmediğini öğretti.» kavline kadar okudu. (Buhari Vahy Bölümü)

Değerli kardeşlerim bu hadis uzunca bir hadistir ancak bizim konu başğımızla alakalı olan kısmı buraya  kadar olan kısmıydı. Bizler bu hadisten anlıyoruz ki Pygamberimize vahyedilen ilk ayet İkra suresinin ilk 5 ayetidir. İndirilen yer de Hira mağrası yani Mekke dir. Ve Rasulullah’ın hayatı incelendiğinde de ilk vahyin gelişinin 610 yılında olduğunu  göreceğiz.

Son Ayetin Maide Suresi Olduğunun delili ise :  “Buğün Dininizi kemale erdirdim” ayetidir.

 

KURAN-I KERİMİN TOPLANMASI

Bu  konu ile alakalı olanı hadisi  Sahihi Buhari de  bulabiliriz. Hadis Zeyd bin Sabitten şöyle geliyor “Zeyd İbn Sabit (ra) diyor ki:

“Yemame savaşında ashabın öldürülmesini müteakib, Hz. Ebu Bekir (ra) beni çağırttı. Yanına vardım. Hz.Ömer de orada idi. Ebu Bekir bana dedi ki:

‘Ömer bana gelip dedi ki:

‘Yemame ‘de Kur’an hafızları çok zayiat verdi. Bu gibi vakalarda hafızların ölmeleriyle Kur’an’ın birçoğunun zayi olmasından endişe ederim. Bana kalırsa Kur’an’ın cem edilmesi için bir emir çıkarman gerekir.’

Ben de Ömer’e şöyle cevap verdim:

“Resulullah’ın yapmadığı bir işi nasıl yapabilirsin?”,

Ömer:

“Vallahi bu hayırlı bir teşebbüstür.” dedi.

Sonra bu iş üzerinde o kadar durdu ki, bana söyleye söyleye neticede Allah kalbime bu işi yatırdı, ben de onun görüşünü benimsedim.”

Zeyd devamla diyor ki: “Ebu Bekir bana dönüp şöyle dedi:

“Sen genç, dinç, zeki bir adamsın. Kimse ittiham edemez. Zaten Resulullah’ın da vahiy katibi idin. Kur’an metnini topla.”

Vallahi bir dağı yerinden nakletmemi isteselerdi, Kur’an’ı toplama mes’uliyeti kadar bana ağır gelmezdi. Neticede Kur’an’ı hurma dallarından, yassı taşlardan ve insanların hafızalarından derlemeye başladım.” (Buhari)

 

Değerli Kardeşlerim Bu hadisleri düşünerek ve özen göstererek okursak konunun başlığı dışında da bir çok meseleye delalet ettiğini görmüş olacağız mesele bu hadiste olduğu gibi sahabelerin kur-anı muhafaza etmek için hurma dallarına taşlara vb yerlere yazdıklarını görüyoruz işte bu şekilde verilen ciddi bir mücadele sonucunda bizlere ulaşan bu kitabı bizlerin akıllarımızda veya aramızda ne denli muhafaza yani gerekli değeri verdiğimizi bir düşünelim.

KURAN-I TOPLAYAN SAHABELER

Katâde tahdîs edip şöyle dedi: Ben Enes ibn Mâlik’e:

— Peygamber(S)’in zamanında Kur’ân’ı cem’ edenler kimlerdir? diye sordum.

Enes:

— Dört kişidir; hepsi de Ensâr’dandır: Ubeyy ibn Ka’b, Muâz ibn Cebel, Zeyd ibn Sabit ve Ebû Zeyd, dedi.

Bu hadîsi el-Fadl, Hüseyin ibn Vâkıt’tan; o da Sumâme’den; o da Enes’ten isnâdıyle rivayet etmesinde Hafs ibn Umer’e mutâbaat eylemiştir.

KURANDA Kİ SURE VE AYET SIRALARI

Değerli kardeşlerim islam da her şeyin bir emir ile bir vahy ile tertip edildiği gibi Kuran da ki surelerin ve ayetlerin de dizilişleri vahy ile olmuştur.

Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurdur : “ Cibril bana geldi ve ayetleri ve sureleri şöyle şöyle sıralamamı vahyetti”

 

 

 

Şimdi Bu Girişten sonra ilk başta saymış olduğum başlıkları incelemeye başlayalım. Bunlardan  ilk de Kuran-ın Kuran da ki vasıflarıdır yani Allah azze ve cellenin kendi kitabı için söyledikleridir.

Çünkü  Rabbimizin indirdiği kitaba doğal olarak en güzel değeri ve makamı yine Rabbimiz verecektir. Bende bunun için kuranın vasıflarını ve değerini ilk önce kuranda ki ayetlerden aktarmak istedim.

Kur’an’ın Vasıfları ve Bazı Özellikleri

 

  1. Kur’an’da Asla Çelişki Ve Şüphe Yoktur

الٓمٓۚ ﴿1﴾ ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿

İşte bu Kitap, kendisinde şüphe (edilecek hiçbir şey) yoktur;  Allah’tan sakınanlar için bir rehberdir.

    BAKARA 2. AYET

 

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفًا كَثِيرًا

Hâla Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.

                                                                                                                NİSA 82.AYET

  1. Kur’an korunmuş bir kitaptır

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

Kur an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

                                                                                                                          HİCR 9. AYET

Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

                                                                                                                VAKIA 77,78,80. AYET

  1. Kur’an bir rehber ve hidayet kaynağıdır

شَهْر

رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ

وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ َ

Ramazan ayı insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve doğruyla eğriyi birbirinden ayırıp açıklayan bir rehber olmak üzere Kur’ân’ın indirildiği aydır.

BAKARA 185. AYET

Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. Allah, o Kitapla rızasına uygun hareket edenleri selâmet yollarına iletir; onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevkeder.

                                                                                                                 MAiDE 15,16. AYET

Bu âyetler, îman eden kimseler için bir takım hüccetlerdir; hidayet ve rahmettir   

                                                                                                                 ARAF 203. AYET

  1. Kur’an dosdoğru yola iletir ve merhamet olunma vesilesidir

وَهَـذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ

وَاتَّقُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ                                                                                                          

          İşte bu (Kur’an), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.   

                                                                                                                                ENAM 155. AYET

Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir. Allah, o Kitapla rızasına uygun hareket edenleri selâmet yollarına iletir; onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevkeder.

                                                                                                                MAiDE 15,16. AYET

Şüphesiz bu Kur”ân  en doğru yola iletir ve salih amel işleyen mü’minlere büyük mükâfat bulunduğunu müjdeler.

                                                                                                                iSRA 9. AYET

İşte bu Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir.

                                                                                                              ZÜMER 23. AYET

  1. Kur’an Şifadır

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ

مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

Ey İnsanlar! Rabbinizdan size bir öğüt, göğüslerdeki dert ve sıkıntılar için bir şifa ve  mü’minler için bir hidayet ve rahmet gelmişir.

                                                                                                             YUNUS 57.AYET

Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.

İSRA 82.AYET

 

Ebû Saîd Hudrî şöyle dedi: Biz, bize âid bir yolculuk­ta bulunuyorduk. Derken bir yerde konakladık. Akabinde bir kız geldi ve:

Kabilenin büyüğü (bir akreb tarafından) sokulmuştur. Erle­rimiz yanımızda yoklardır. Binâenaleyh sizlerden bir ilâç yapıcı var mıdır? dedi.

O kızın beraberinde bizden bir adam kalktı. Biz onu rukye yapar ola­rak bilmiyorduk. O kimse, o sokulmuş olan kimseye rukye yaptı. Yılanın So­kuyuğu adamda  derhâl iyileşti. Ve bizden giden o kimse için otuz koyun verilmesi emredildi . Ve bizlere de süt ikram edildi. Bizden olan kimse bize dönünce ona:

Sen rukyeyi güzel yapar miydin yâhud sen rukye yapar mıydın ? dedik.

Hayır yapmazdım. Ben ona Ümmü’l-Kitâb’ı  ( FATİHAYI) okumaktan başka bir rukye yapmadım, dedi.

Biz kendi kendimize;

Biz gelinceye yâhud Peygamber’e bu olan işleri arzedip soruncaya kadar hiçbir şey ihdas etmeyin, bildirmeyin, dedik.

Nihayet Medine’ye geldiğimizde bunu Peygamber(S)’e zikrettik.

—  “Fatiha Sûresi’nin bu kadar müessir bir duâ olduğunu ona öğreten nedir?” dedi.

Sonra seriyye halkına:

—  “Şimdi sürüyü taksim edin, benim için de bir pay ayırın” buyurdu

  1. Kur’an Bıkmadan Tekrar Tekrar Okunan Bir Öğüttür

 Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.

                                                                                                                                                 ZÜMER 23. AYET

 

كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ  فَمَن شَاء ذَكَرَهُ

Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır! Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

                                                                                                                  MÜDDESSİR 54,55

 

كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ {11 فَمَن شَاء ذَكَرَهُ {12} فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

{13} مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ {14} بِأَيْدِي سَفَرَةٍ {15} كِرَامٍ بَرَرَةٍ {16}

Hayır! Şüphesiz bu Kur’an değerli ve güvenilir katiplerin elleriyle (yazılıp) tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış, mukkaddes sayfalarda yazılı bir öğüttür. Dileyen O’ndan öğüt alır.

                                                                                                             ABESE 11-16  AY.

  1. Kur’an Kafirler İçin Hasrettir

   (Ey Muhammed) Sen Kur’ân okuduğun zaman, seninle âhirete îman etmeyenler arasına gizli bir perde çekmişizdir. Ayrıca Kur’ân’ı anlamalarına engel olmak için kalplerine bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık veririz. Sen Kur’ân’da Rabbini tek olarak zikrettiğin zaman, onlar da hoşnutsuzluk içinde dönüp kaçarlar. Biz onları seni dinlerken ne niyetle dinlediklerini de biliriz”

                                                                                                    İSRA 45,46. 47 AYET

 

Kur’an’ı Öğrenmenin Fazileti

Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

خيركم من تعلم القرأن و علمة

“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir

     Sahihi Buhârî 5027 

                                                                                               

Kur’an’ı Okumanın Fazileti

Yaratan Rabbinin adıyla oku!  

                                                                                                                         Alak 1. ayet

Allah’ın Kitab’ını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, Allah yolunda gizli ve açık sarfedenler, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

Fatır 29

Ebu Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i: “Kur’an okumaya devam ediniz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir.

                                                                                                                           Sahihi Müslim 804

 

    

 

 حدثنا محمد بن بشار حدثنا أبو بكر الحنفي حدثنا الضحاك بن عثمان عن أيوب بن موسى قال سمعت محمد بن كعب القرظي قال سمعت عبد الله بن مسعود يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم :   من قرأ حرفا من كتاب الله فله به حسنة والحسنة بعشر أمثالها لا أقول ألم حرف ولكن ألف حرف ولام حرف وميم حرف ويروى هذا الحديث من غير هذا الوجه عن بن مسعود ورواه أبو الأحوص عن بن مسعود رفعه بعضهم ووقفه بعضهم عن بن مسعود قال أبو عيسى هذا حديث حسن صحيح غريب من هذا الوجه سمعت قتيبة يقول بلغني أن محمد بن كعب القرظي ولد في حياة النبي صلى الله عليه وسلم ومحمد بن كعب يكنى أبا حمزة 

 

 قال الترمذي : حسن صحيح غريب

قال الشيخ الألباني : صحيح

 

İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Kur’ânı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”

                                                                                                        SüneniTirmizî 2910

  KURANI TEDEBBÜR ( arkasını düşünmek)  İLE OKUMAK

     Tedebbür tefekkürden daha ileri bir düşünme şeklidir. Ve bu kalbinde bir amelidir çünkü bu lafızların arkasında ki manaya yönelmektir. Bu amel ile kuranda ki manalar daha net anlaşılır.

أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا

            “Hâlâ Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?”

Görüldüü gibi tedebbürde aslında bir kalp amelidir.

 

Evet değerli kardeşlerim kuranı okumak ve anlamak için emredilen hususlardan biri de onu tefekkür ve tedebbür ederek okumaktır çünkü bu okuma ondan sağlanacak istifadeyi arttıracaktır. Bu konuda İbn Kayyım el cevziyye rhm medaric- us Salikin adlı kitabında Kuran-ı Tedebbür ile okuyan kişi şu alti hususun farkına varacaktır der ve şöyle anlatır.

  • Rabbini keşfedecektir – tanıyacaktır
  • Rabbine götüren yolları keşfedecektir sıratal müştakımı imanı
  • Rabbine ulaşında elde edeceği nimetleri- cenneti keşfedecektir
  • Şeytanın tuzaklarını keşfedecektir
  • Şeytanın tuzaklarına sevkeden herşeyi
  • Ve şeytanın yllarına girdiği zaman başına gelecek belaları keşfedecektir- cehennemi- azapları- …

 

Ve İbn Kayyım bunun devamında der ki :  “ Aslında bu hususları bilmek kul için olmazsa olmaz bir zorunluluktur.

 

KURANI TEDEBÜRÜN TERK

Yine İbn Kayyım rhm Fevaid adlı eserinde  kuranın terkine ait bir ayeti naklederken:

Şu ayeti veriyor “ Rasul dedi ki : Ey Rabbim Kavmim bu kuranı terk ettiler” İşte bu ayet için ibn Kayyım derki kuranı tedebbürü terk kuranı terk anlamına gelir.

Bu ayetin tefsirinde İbn Kesir de aynı şeyleri nakletmiştir.

Ve  Kuranı tedebbürü terk Yahudilerin amellerindendir.

BİR HATIRLATMA OLARAK KURANIN TEFSİRİ İLE TEDEBBÜRÜ FARKLI ŞEYLERDİR

TEFSİR DAHA ÇOK O KONUYU BASİTCE DİLE GETİRMEDİR. ORADAKİ LAFIZLARI VE MANALARI AÇMAKTIR. MESELE SALAT DUADIR VEYA NAMAZDIR – ZİKİR KURAN NAMAZ VEYA SÜNNETTİR.

AMA TEDEBBÜR KALBİN O MANAYA YÖNELMESİ O MANALARIN ÜZERİNDE KALBEN YÖNELMESİDİR ULEMANINDA TÜMÜNÜN GÖRÜŞÜ TEDEBBÜRÜN TEFSİRDEN ÜSTÜN OLDUGUDUR. Ancak şurası da vardır ki tefsir için ilim gerekir ancak tedebbürü herkes yapabilir.

 

Kuranı Tane Tane Okumak ve Sesi Güzeleştirmek

  • Peygamber (S.A.V.), Allah’ın emrettiği şekilde, gevelemeksizin ve acele etmeksizin tane tane okurdu. Hatta harf harf ve net okurdu. “öyle ki; bir sûreyi olduğundan daha uzun olacak şekilde tane tane okurdu.”Müslim

 

 

Kur’ân-ı Kerim’i sesinizle güzelleştirin

Buhari Tevhid 52

 

 

 

KURANI ZORLUKLA OKUSANDA BIRAKMA ÇÜNKİ SENİN İÇİN İKİ ECİR VARDIR

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”

                                                                                            Sahihi Müslim 798

 

  1. Kur’an’ı Okuyan Müminin Misali
  2. حدثنا قتيبة بن سعيد وأبو كامل الجحدري. كلاهما عن أبي عوانة. قال قتيبة: حدثنا أبو عوانة عن قتادة، عن أنس، عن أبي موسى الأشعري. قال:
  3. قال رسول الله صلى الله عليه وسلم “مثل المؤمن الذي يقرأ القرآن مثل الأترجة. ريحها طيب وطعمها طيب. ومثل المؤمن الذي لا يقرأ القرآن مثل التمرة. لا ريح لها وطعمها حلو. ومثل المنافق الذي يقرأ القرآن مثل الريحانة. ريحها طيب وطعمها مر. ومثل المنافق الذي لا يقرأ القرآن كمثل الحنظلة. ليس لها ريح وطعمها مر”.
  4. [

Ebû Mûsa el–Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.”

 Buhari 5020, Müslim 797

Kur’an’ı Okuyup Amel Edenin Ahiretteki Durumu

 

Değerli kardeşlerim Tabiinin büyüklerinden biri olan  Hasan el- Basri ye ait  şöyle bir söz nispet edilmektedir. “ İnsanlar kuranla amel etmekle emrolunmuşlardı lakin onlar kuran tilavetini amel edindiler. Sadece okuyorlar sadece hatmediyorlar.”

Değerli kardeşlerim Allah muhafaza bu çok büyük bir sorumluluğu gündeme  getiriyor hatta ayette Rabbimizin de dediği gibi “ Kitap yüklü eşekler” konumuna çıkartıyor.

İbn kesir rhm bu ayetin tefsiri hakkında :Kuranı ezberleyip onu  okuyup ama  amel etmeyenlerin durumu bu ayetin kapsamı içerisindedir demiştir.

Yine bu konuda yine Hasan İbn Ali söyle demiştir. “ Kuran; seni kötülüklerden, fısktan, fücurdan ve Allah’ın sınırlarını aşmaktan alıkoymuyorsa sen kuranı okumuyorsun. Hakikatte sen onu okumuyorsun” yani amelsiz olarak onu okuyorsak bu okuma sayılmıyor kardeşlerim.

Yine bir şair siirinde şöyle der : “ Ey Kuranı ezberlemiş olan kişi !!

                                                    Sen Ezberlediğini uygulayana kadar hafız değilsin !!

                                                    Rabbinin kitabı kalbinde paramparça olmuşken,

                                                    Sana hafız demişler neye yarar !!

Ve Sahihi Müslimde Rasulullah s.a.v. Şöyle buyurmuştur : “ Kuran senin ya lehine hüccettir ya alehine !!”

 

Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:   “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âli İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim

Bu iki sûre için Resûlüllah (s.a.v.) üç misâl getir­di ki, ben onları hâlâ unutmadım:

 Bu iki sûre sanki iki bulut yahut aralarında bir nûr bulunan iki siyah gölgelik yahut da sahiplerini müdâfa’a eden saf saf kanat germiş iki kuş sürüsü gibi olacakdır.» buyurdular.

Sahihi Müslim 805

 

 

Kur’an Okuyan Kimseye Gıpta Edilmesi

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  “Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”

 Buhârî 73  Müslim  815

 

Kur’an’ı Ezberlemenin ve Öğretmenin Fazileti

Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir

       Sahihi Buhârî 5027 

    Sehl ibn Sa’d şöyle demiştir: Bir kadın Rasûlullah’a geldi de:

 Yâ Rasûlallah! Ben nefsimi sana hibe etmek için geldim, dedi.

Rasûlullah kadına baktı. Bakışı yukarıya kaldırıp doğrulttu, sonra başını aşağıya indirdi. Kadın, Peygamber’in kendisi hakkında herhangi bir hüküm vermediğini görünce oturdu. Müteakiben Peygam­ber’in sahâbîlerinden bir kimse ayağa kalktı da:

 Yâ Rasûlallah! Eğer Sen’in bu kadına ihtiyâcın yoksa, beni onunla evlendir, dedi.

Rasûlullah (S) ona:

  “(Mehr olacak) birşeyin var mı?” diye sordu. O zât:

  Hayır vallahi yâ Rasûlallah (yoktur), dedi. Rasûlullah:

  “Akrabanın yanına git de bak, bir şey bulacak mısın?” bu­yurdu.

Bunun üzerine o zât gitti, sonra dönüp geldi de:

  Hayır vallahi yâ Rasûlallah, hiçbir şey bulamadım, dedi. Rasûlullah:

  “Bak, velev demirden bir yüzük olsun (bul)” buyurdu. O zât yine gitti, sonra dönüp geldi de:

 Hayır yâ Rasûlallah, demirden bir yüzük de bulamadım. VeIâkin şu izârım (belden aşağı örten ihramım) var. -Sehl: Onun ridâsi, yânî belden yukarısını örten ihramı yoktu, dedi.– Bunun yarısı onun olsun, dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah:

  “İzârınla ne yapabilirsin; onu sen giyersen kadının üstünde ondan bir şey bulunmaz, açıkta kalır; kadın giyerse senin üzerinde on­dan bir şey kalmaz, sen çıplak kalırsın” buyurdu.

Adamcağız bulunduğu yere oturdu. Bu oturuşu uzayınca da ni­hayet kalkıp (üzüntülü hâlde) gitti. Rasûlullah bu zâtın (hüzünlü ve ümîdsiz) arkasını çevirip gittiğini görünce, onun geri getirilmesini em­retti. O zât çağırıldı. Geldiği zaman:

  “Kur’ân’dan senin ezberinde ne var?” diye sordu.

 Ezberimde şu sûre, şu sûre, şu sûre var! diye birtakım sûreler saydı.

Rasûlullah ona:

  “Sen bu sûreleri ezberinden okuyor musun?” diye sordu O zât:

  Evet (okuyorum), dedi. Rasûlullah:

  “Öyleyse git, Kur’ân ‘dan ezberindeki sûrelerle seni bu kadı­na nikahladım (mâlik kıldım)” buyurdu

Sahihi Buhârî 5027

Görüldüğü gibi Allah rasulü adama ezberinden ve o ezberi öğretmesinin karşılığı olarak kadını nikahlamıştır başlıkla uygunluğu burasıdır.

 

Kur’an’ı Unutmanın Zemmi

 

  Abdullah ibn Mes’ûd şöyle dedi: Peygamber (S) şöyle buyurdu: “Kur’ân sahiplerinin birisi için şu şu âyetleri unuttum demesi ne fena şeydir. Bunun yerine unutturuldu denilmek gerektir. Kur’­ân sahibi olan hafızlar! Sizler Kur’ân ‘ı dâima okuyup müzâkere ediniz! Çünkü Kur’ân’ın hafız kişilerin gönüllerinden ayrılıp kaçması develerin boşanıp kaçmasından daha şiddetlidir”.

Sahihi Buhârî 5031

  1. Kur’an dinlemek ve Okunurken Ağlamak

Abdullah ibn Mes’ûd şöyle dedi: Rasûlullah (S):  “Bana karşı oku” diye emretti. Ben:

— Kur’ân Sana indirildiği hâlde, Sana karşı mı okuyayım? dedim. Rasûlullah:

—  “Ben Kur’ân’ı benden başkasından işitmeyi arzu ederim ” dedi.

İbn Mes’ûd dedi ki: Bunun üzerine ben en-Nisâ Sûresi’ni okudum. Nihayet “Her ümmetten birer şâhid, onların üzerine de seni bir şâhid olarak getirdiğimiz zaman hâlleri nasıl olur?“(en-Nisâ: 41> âyetine ulaştığımda, Peygamber bana:

—  “YETER -yâhud: DUR-!” diye emretti.

Ben Peygamber’in iki gözünü gördüm ki, onlar yaş akıtıyorlar

Sahihi Buhârî 5055

KURAN ÖĞRETENİN EDEBİ (İMAM ACURİ )

Değerli kardeşlerim öncelikle her birey kendi nefsinde bu kuranı okumalı ezberlemli hatta öğretecek seviyeye gelmelidir. Bu kuranı kendi ev ahvaline öğretmeli çocuğunun da hocası kendisi olmalı böyle olmalı ki çocuğunun okuyacağı kuran dan da sevap umsun bu hayır silslesi devam etsin.

Sahihi Müslim de olduğu gibi yakın oturması istifadenin artmasına vesiledir.

 

(Kuran öğreteceği) kimseye karşı mütevazı olmalı ve onu güzelce karşılamalıdır.

Ondan; küçük, büyük, genç, zengin ve fakir ders almak istediğinde her birine göre uygun hareket etmelidir. Her hak sahibine hakkını vermeli, insafı gözetmelidir. Eğer Kuran dersini verirken istediği yalnız Allah rızası ise, zengini kendisine yaklaştırıp, fakiri uzaklaştırması, zengine nazik davranıp, fakire hakaret etmesi yakışık almaz. Öyle yaptığı takdirde zulmetmiş olur. İkisi arasında adil davranmalıdır. Nefsini, zengine tevazu göstermekten ve fakire kibirlenmekten sakındırmalı, bilakis fakire karşı mütevazı olup meclisine yaklaştırmalıdır. Bu kendisini Allah’a sevdirir

KURAN OKUMANIN ADABI

Bu konuda İmam Nevevi Rhm In yazmış olduğu bir kitap mevcuttur. Bu konuda da dikkat edilmesi gereken hususlar genel manasıyla az önce gecen başlıklara yakındır ancak en önemli hususlardan biri şudur ki İslam da bir amelin karşılığı ne kadar büyükse şeytanında oyunu o denli büyük olur. İşte kuran gibi önemli bir meselede de şeytanın hilelerini iyi bilmeliyiz hoca ile talebe arasında ki mesellerde talebeler dikkatli- sabırlı – ahlaklı  bir tavır sergilemelidir öğrenirken zorlansa dahi terk etmemelidir bu konuda az önce geçen bir hadisde  “Rasulullah s.a.v. Zorlanarak okuyana iki ecir vardır” buyurmuşlardır çünkü zorluğuna sebep sabretmiştir.

 

 

 

 

 

Bazı Ayet ve Sureleri Okumanın Fazileti

Fatiha Suresinin Fazileti (السبع المثاني)

– عن أبي سعيد رافع بن المعلي رَضِيَ اللَّهُ عَنهُ قال، قال لي رَسُول اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيهِ وَسَلَّم: “ألا أعلمك أعظم سورة في القرآن قبل أن تخرج من المسجد؟” فأخذ بيدي، فلما أردنا أن نخرج قلت: يا رَسُول اللَّهِ إنك قلت لأعلمنك أعظم سورة في القرآن؟ قال: “الحمد لله رب العالمين، هي السبع المثاني، والقرآن العظيم الذي أوتيته” رَوَاهُ البُخَارِيُّ.

 

 

Rasulullah s.a.v. bana :

—  “Haberin olsun, sen mescidden çıkmadan evvel ben sana muhakkak Kur’ân’daki en büyük sûreyi öğreteceğim” buyurdu.

Sonra elimi tuttu. Mescidden çıkmak istediğimiz zaman ben:

— Yâ Rasûlallah, Sen bana “Muhakkak sana Kur’ân’daki en büyük sûreyi öğreteceğim” demiştin, dedim.

Rasûlullah (S):

—  “O sûre el-Hamdu lillâhi Rabbil-âlemîn’dir ki, namazlarda tekrar olunan yedi âyet ve bana verilen azîm Kur’ân ‘dır” buyurdu

                                                                                                                                                 Sahihi Buhârî 5056

FATİHA SURESİNİN RUKYE İÇİN OKUNDUĞU

Değerli kardeşlerim az önce kuranın şifa olduğuna dair bab da bunun örneğini vermiştik işte bu ayet aynı zamanda fatiha suresinin de büyüklüğünün delilidir.

 Ebû Saîd Hudrî şöyle dedi: Biz, bize âid bir yolculuk­ta bulunuyorduk. Derken bir yerde konakladık. Akabinde bir kız geldi ve:

Kabilenin büyüğü (bir akreb tarafından) sokulmuştur. Erle­rimiz yanımızda yoklardır. Binâenaleyh sizlerden bir ilâç yapıcı var mıdır? dedi.

O kızın beraberinde bir adam kalktı. Biz onu rukye yapar ola­rak bilmiyorduk. O kimse, o sokulmuş olan kimseye rukye yaptı. So­kulmuş olan kimse derhâl iyileşti. Ve bizden giden o kimse için otuz koyun verilmesini emretti. Ve bizlere de süt içirdi. Bizden olan kimse bize dönünce ona:

Sen rukyeyi güzel yapar miydin yâhud sen rukye yaparrmydın ? dedik.

Hayır yapmazdım. Ben ona Ümmü’l-Kitâb’ı okumaktan başka bir rukye yapmadım, dedi.

Biz kendi kendimize;

Biz gelinceye yâhud Peygamber’e bu olan işleri arzedip so-runcaya kadar hiçbirşey ihdas etmeyin, bildirmeyin, dedik.

Nihayet Medine’ye geldiğimizde bunu Peygamber(S)’e zikrettik.

—  “Fatiha Sûresi’nin bu kadar müessir bir duâ olduğunu ona öğreten nedir?” dedi.

Sonra seriyye halkına:

—  “Şimdi sürüyü taksim edin, benim için de bir pay ayırın” buyurdu.

 

Bakara Suresinin Fazileti

BAKARA SURESİNİN ŞEYTANLARDAN KORUDUĞU BABI

 حدثنا حسن بن الربيع وأحمد بن جواس الحنفي. قالا: حدثنا أبو الأحوص عن عمار بن رزيق، عن عبدالله ابن عيسى، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس؛ قال:

بينما جبريل قاعد عند النبي صلى الله عليه وسلم. سمع نقيضا من فوقه. فرفع رأسه. فقال: هذا باب من السماء فتح اليوم. لم يفتح قط إلا اليوم. فنزل منه ملك. فقال: هذا ملك نزل إلى الأرض. لم ينزل قط إلا اليوم. فسلم وقال: أبشر بنورين أوتيتهما لم يؤتهما نبي قبلك. فاتحة الكتاب وخواتيم سورة البقرة. لن تقرأ بحرف منهما إلا أعطيته.

[Cübeyr’den, o ela İbnJ Abbâs’dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Cibril, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) ‘in yanında otururken, Efendimiz üzerinden kapı sesine benzer tir ses işitti. Ve başını kaldırdı. Cibril bu şimdiye dek asla açılmayıp; yal­nız bugün açılan bir gök kapısıdır; dedi. Müteakiben o kapıdan bir melek indi. Cibril: bu, yeryüzüne (ancak şimdi) inen bir melekdir. Bu güne kadar yere   hiç   inmemişdir; dedi.    Melek   selâm    verdi ve    Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):

— Müjde!. Sana, senden önce hiç bir Peygambere verilmeyen iki nûr verildi. Fâtiha-ı Kifâp ve sûre-i Bakara’nın son âyetleri!… Bunlardan oku­yacağın her harfe mukaabil mutlaka sana, o harfin tezammun ettiği sevap verilecekdir;   dedi.

 

 

 

 

 

 

Ebu Hureyre den rivayet edildiğine göre O şöyle demiştir: Allah Rasul’u beni ramazan da toplanan zekat mallarının başına bekçi bıraktı. Bir gün birisi gelip avucuyla yiyecek hurma aldı. Hemen onu yakaladım. O’na seni Allah Rasul’unun huzuruna çıkaracağım dedim. Sonra  Ebu Hureyre olayın devamını anlattı ve şöyle dedi O bana şöyle dedi: yatağına girdiğin vakit ayetel kursiyi oku. Bu durumda mutlaka Allah tarafından gönderilen bir bekçin olur. Şeytan da sana sabaha kadar ilişmez. Bunun üzerine Allah Rasul’u şöyle dedi: “O yalancı olduğu halde sana doğru söylemiş. O şeytandı”.                                                                                                                                                                              Sahihi Buhârî 5010

Ebû Mes’ûd (R) şöyle dedi: Peygamber (S): “Her kim bir gecede el-Bakara Sûresi’nin sonundan iki âyeti okursa, artık ona o gece  yeter” buyurdu

                                                                                  Sahihi Buhârî 5009

 

BAKARA VE AL-İ İMRAN SURELERİNİN İKİ ÇİÇEĞE BENZETİLMESİ

حدثني الحسن بن علي الحلواني. حدثنا أبو توبة (وهو الربيع بن نافع) حدثنا معاوية (يعني ابن سلام) عن زيد؛ أنه سمع أبا سلام يقول: حدثني أبو أمامة الباهلي. قال:

سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول “اقرؤوا القرآن. فإنه يأتي يوم القيامة شفيعا لأصحابه. اقرؤوا الزهراوين: البقرة وسورة آل عمران. فإنهما تأتيان يوم القيامة كأنهما غمامتان. أو كأنهما غيايتان. أو كأنهما فرقان من طير صواف. تحاجان عن أصحابهما. اقرؤوا سورة البقرة. فإن أخذها بركة. وتركها حسرة. ولا يستطيعها البطلة“.

قال معاوية: بلغني أن البطلة السحرة.

[ش (الزهراوين) سميتا الزهراوين لنورهما وهدايتهما وعظيم أجرهما. (كأنهما غمامتان أو: إنهما غيايتان) قال أهل اللغة: الغمامة والغياية كل شيء أظل الإنسان فوق رأسه: سحابة وغيرة وغيرهما. قال العلماء: المراد أن ثوابهما يأتي كغمامتين. (كأنهما فرقان من طير صواف) وفي الرواية الأخرى: كأنهما حزقان من طير صواف. الفرقان والحزقان، معناهما واحد. وهما قطيعان وجماعتان. يقال في الواحد: فرق وحزق وحزيقة. وقوله: من طير صواف. جمع صافة، وهي من الطيور ما يبسط أجنحتها في الهواء. (تحاجان عن أصحابهما) أي تدافعان الجحيم والزبانية. وهو كناية عن المبالغة في الشفاعة. (ولا يستطيعها) أي لا يقدر على تحصيلها].

(804)

 

«Kur’ân-ı okuyun! Çünkü Kur’ân, onu okuyanlara kıyamet günü şe­faatçi olarak gelecekdir. Zehrâveyn’i (yâni) Bakara,ile Âl-i Imrân sûrele­rini okuyun! Çünkü onlar kıyamet gününde iki bulut yahut iki gölge veya safbeste iki fırka kuş gibi gelecek; okuyucularını müdâfaa edeceklerdir. Sûre-i Bakara’y okuyun! Zîra onu okumak bereketdİr; terk etmek İse pişmanlıkdır.   Onu tahsil etmeye batta İler muktedir olamazlar.» buyururken işittim.

Muâviye:  «Duydum  ki  BattaİIer:     sihirbazlar   mânâsına   gelirmiş.»

demiş.

 

Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): Bize Yahya (yâni îbni Hassan) haber verdi. (Dedi ki) : Bize Mûaviye bu isnâdla bu hadîsin misindi rivayet etti. Şu kadar var ki, o teşbihlerin iki­sinde de (sanki onlar) demiş; Muâviye’nin (Duydum ki.) dediğini soy-lememişdir.

Bakara ile Âl-i İmrân sûrelerine

  • «Zehrâveyn» derler. Onlara bu ismin verilmesi nûr ve hidâyetlerinin çokluğu ile ecr-u mükâ­fatlarının bolluğundandır. Zehrâ’i çok nurlu, parlak manasına gelir.
  • Gamâme ve gayâbe: İnsanın üzerinde gölge yapan bulut, sis v.s. gibi şeylerdir. Ulemânın beyânına göre buradaki bulut ve gölgelikden murâd; mezkûr iki sûrenin sevaplarıdır. Yâni okunan bu sûrelerin sevapları kı­yamet gününde bulutlar ve gölge veren şâir şeyler gibi geleceklerdir.
  • Firkaan : Firk’ın cem’idir. Hadîsin bir rivayetinde bunun yerine (hiz-kaan) denilmişdir. Onun müfredi de hizk’dır. Ve her ikisi de sürü mânâ­sına gelirler.
  • «Okuyucularını müdâfa’a edeceklerdir.» cümlesindeki müdâfa’a, ce­hennem ile cehennem melekleri olan zebanilere karşı yapılacakdır. Bu­radaki mydâfa’a, şefâatda mubâleğa gostermekden kinayedir.

Kaadı İyâz diyor ki: «Bâzılarına göre bu hadîsin mânâsı: Al­lah Teâlâ, bu sûrelerin okunmasından, bulut şeklinde yahut kuş sürüsü kıyafetinde’ bir mahlûk yaratır da, bu mahlûk kıyamet gününde, okuyu­cusunu müdâfa’a eder.

 

Kehf Suresinin Fazileti

.el-Berâ şöyle dedi: (Sahâbîlerden) bir kimse el-Kehf Sûresi’ni okuyordu. Yanıbaşında da iki uzun iple bağlanmış olan at vardı. Atı bir bulut ihata etti ve gittikçe yaklaşmağa ve yaklaşmağa başladi. Bundan dolayı at da ürkmeğe başladı. Sabaha erişince o kimse Peygamber(S)’e geldi ve bunu kendisine zikretti. Peygamber (S):

“Bulut gibi görünen şey, sekînettir. Kur’ân’la inmiştir” buyurdu

                                                                                                                                                                                                                                                                                                         Sahihi Buhârî 5011

Bize Muhammed ibnü Müsennâ rivayet etti. Dedi ki : Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. Dedi ki

Bana babam, Katâde’den, o da Salim b. Ebil Ca’d El Gatafânî’den,  o da Ma’dân b. Ebî Tâlhate Ya’merî’den, o da Ebû’ Derdâ ‘dan naklen rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) :

«Her kim Kehf suresinin  başından on âyet ezberlerse, Deccal’in fitnesinden  korunmuş olur”  buyurmuşlar.

                      Sahihi Müslim 809

  1. İhlas Suresinin Fazileti

Ebû Saîd Hudrî şöyle demiştir: Bir kişi, diğer bir kişinin bütün gece tekrar tekrar “Kul huvallahu ahad” Sûresi’ni okuduğunu işitti. Sabah olunca Rasûlullah’a geldi ve o diğer kişinin sâdece bu sûreyi okumasını azımsayarak, bunu Rasûlullah’a zikretti. Rasûlullah (S) da cevaben:

“Hayâtım elinde olan Allah ‘a yemîn ederim ki bu sûreyi okumak, elbette bütün Kur’ân’ın üçte birine denk olur” buyurdu

                                   Sahihi Buhârî 5013

Muavvizeteynin Fazileti

       Âişe (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) her gece yatağına geldiği zaman iki elini birleştirir, sonra bunlara nefes ederdi. Şöyle ki: İki eline “Kul huvallâhu ahad”, “Kul eûzu bi-Rabbi’l-felâk” ve ‘ ‘Kul eûzu bi Rabbi ‘n-nâs” sûrelerini okur (ellerine nefes eder), sonra bunlarla vücûdundan yetişebildiği yerlere sıvazlardı. Elleriyle sıvazlamaya başı ve yüzü üzerinden başlar, vücûdunun ön kısmım da sıvazlardı. Bu okuyup nefes ederek vücûdunu meshetmeyi üç defa tekrarlardı

  Sahihi Buhârî 5017

 

VE Rasulullah’ın Her Haliyle Allah’ı Zikrettiği,

Değerli  kardeşlerim bu husus aslında başlı başına bir ders konusudur. Ancak ben bu konuya özellikle değinmek istedim çünkü bu meselede şeytanın insanları kurandan uzaklaştırmak için oynadığı hilelerden bir hiledir. Öyle ki önce abdestsiz dokunulmaz fitnesini atar sonrada onu abdest almaması için üşengeçlik ile oyalar ve o amacına ulaşmış olur oysa ki şimdi bahsedeceğim hadisler oldukça açıktır. Ama elbette okunmaz diyenlerden bazıları da bazı deliller ile bunu söylemiştir. Abdestsiz olarak kuran okunmaz veya okunur ama mushafa dokunulmaz gibi fetvalar verenleri ilk delili Vakıa Suresi 79. Ayet olan yani

لَّا يَمَسُّهُ إِلَّا

الْمُطَهَّرُونَ

“Ona temiz olanlardan başkası dokunamaz” ayetidir.

  1. Değerli kardeşlerim bizler her meselede olduğu gibi bu meselede de ihtilaflı olan konuyu Allah’ın emri gereği Allah’a ve Rasul’une götürüyoruz yani Kuran ve Sünnete götürüyoruz.

         يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ وَاُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْكُمْۚ فَاِنْ تَنَازَعْتُمْ ف۪ي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ اِلَى اللّٰهِ وَالرَّسُولِ اِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَأْو۪يلًا۟ ﴿59﴾

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düşğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin.  Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. Nisa 59

  1. Sonra bu meseleyi sahabenin umumunun nasıl anladığına ve nasıl uyguladığına bakıyoruz. Çünkü Rabbimiz
  2. فَاِنْ اٰمَنُوا بِمِثْلِ مَٓا اٰمَنْتُمْ بِه۪ فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا هُمْ ف۪ي شِقَاقٍۚ فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُۜ
  3. Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa düşş Allah, onlara karşı seni koruyacaktır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Bakara 137

Ve sonra tabi ayetin nüzulü sebebi yani Vakıa suresinin : Peygamberimizin kendi aklından birşeyler uydurduğunu iddia ettikleri için Rabbimiz bu ayetini indirmiştir.

Şimdi bu konuyu ele aldığımız zaman bu konunun tefsiri beyanında gelen hadisler çoktur.

ABDESTSİZ   KUR’AN  OKUNDUĞUNUN SÜNNETTEN DELİLLERİ

 

PEYGAMBERİN HRİSTYANA MEKTUBU

Örneğin Allah resulü s.a.v : eline alıp okuyacağını çok iyi bildiği halde Hıristiyan olan Herakliyus’a içerisinde :

 

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْاْ إِلَى كَلَمَةٍ سَوَاء بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلاَّ نَعْبُدَ إِلاَّ اللّهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئاً وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضاً أَرْبَاباً مِّن دُونِ اللّهِ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُولُواْ اشْهَدُواْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

 

” Bismillâhirrahmanirrahim. Ey Kitap ehli ! Hepiniz bizimle sizin aranızda müsâvi olan bir kelimeye gelin. Allah’tan başkasına tapmayalım, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi Rabb’ler edinmeyelim “ Ayet’i bulunan bir mektup göndermiştir.

 

BUHARİ : 1.C.403.S

 

ABDEST ANCAK NAMAZ İÇİNDİR

 

– Bana ancak namaza kalktığım zaman abdest almam emredildi.   }

 

TİRMİZİ : 3.C.1908.N

 

En muteber hadis kitabımız olan Sahih-i Buhari’nin konuyla alakalı bölümünde zikredilen hadis ve eserler bu  konunun en açık delillerindendir.

 

 

BUHARİNİN BAB BAŞLIĞI

Buhari r.h bu bölüme “ Abdestsiz iken Kur’an okumak ve başka işler yapmak babı “ diye bir isim vermiş ve şu delili zikretmiştir :

 

{ … Abdullah İbni Abbas r.a şöyle haber vermiştir : Kendisi bir gece  Peygamberin zevcesi Meymune’nin yanında kalmıştır. Bu Meymune,İbni Abbas’ın teyzesidir. İbni Abbas dedi ki : Ben yastığın enine yattım. Resulullah  ile  ehli  de yastığın uzunluğuna başlarını koyarak uzandılar. Resulullah s.a.v uyudu. Nihayet gece yarısı olduğunda yahut biraz evvelce yahut  biraz sonraca uyandı. Oturup  eliyle yüzünden  uykuyu silmeye  başladı. Ondan  sonra  Ali  İmran  suresinin  son  on Ayet’lerini  okudu. Sonra kalkıp asılı duran küçük bir kırbaya uzandı. Ondan güzel bir abdest aldı. Sonra namaza durdu. İbni Abbas  dedi ki : Ben de kalktım ve onun yaptığı gibi yaptım. Sonra gittim ve yanıbaşına durdum …… }

 

BUHARİ : 1.C.324. S –  MÜSLİM : 1.C.256.N

Bu kadar açık rivayetleri destekleyen bir bu kadar daha rivayet nakletmeye vakit olmadığı için bunu burada sonlandırmak istedim rabbim hakkı hak bilip tabi olmayı batılı batıl bilip ondan yüz çevirmeyi bizlere nasip etsin .

 

 

Burada Şeyh Ebu Said el- Yarbuzi Hocamızın bizim toplumumuz da kuranın yeri ile ilgili bir tespitini paylaşmak istiyorum. “ Şeyh Şöyle diyor. Bizim toplumumuzda Kuran güzel ve desenli bir bezle sarılıp evin en yüksek yerine asılan onun bulunduğu odaya başı açık girilmeyen, değerinin sahifelerine verildiği ama delalet ettiği manaların unutulduğu bir hal almıştır.”  Kardeşlerim değer bu değildir kurana en güzel değeri Allah ve Rasulu sonra da ashabı vermiştir o zaman bizlerde onlar gibi değer vermeliyiz değer ölçülerinin onların ölçülerine uydurmalıyız kendi aklımızla bir değer biçmemeliyiz.

 

Faydalanmak  İsteyeler  İçin Kuranın Faziletleri Anlatan Başlıca Kitaplar

Önecelikle sahihayn ve sünen sahiplerinden

İmam Nevevi’nin Kur-an Adabı

İbn-i  Kayyım el Cevziyye rhm Zad-ul Mead adlı eseri – Fevaid- Medaric- us Salikin

 

Cihan ELMAS

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın