Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

A’raf 172 ve 173. Ayetleri nasıl anlaşılmalı

A’raf 172 ve 173. Ayetleri nasıl anlaşılmalı

Değerli kardeşlerim … ! Tekfircilerin sürekli kullandığı, yanlış anladığı ve yanlış aktardığı A’raf suresi 172 ve 173. Ayetleri nasıl anlaşılmalıdır ?  

Tekfirde aşırı gidenler ; A’raf suresi 172 ve 173. Ayetlerinde zikri geçen şirk’in, bütün şirk çeşitlerini içeren bir manada olduğunu kabul ederek, Uluhiyette ve İsim ve Sıfatlar konusunda kesinlikle cehaletin mazeret kabul edilmeyeceğini savunurlar …

Halbu ki bu konu onların sandığı gibi değildir… Allah’u Azze ve Celle ilgili Ayeti Celilelerinde şöyle buyurmaktadır : 

وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ {172} أَوْ تَقُولُواْ إِنَّمَا أَشْرَكَ آبَاؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّن بَعْدِهِمْ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ 

“ Rabbin Ademoğlunun sırtlarından zürriyetini çıkarmış ve onları kendi nefisleri üzerine şahit tutarak ; “ ben sizin rabbiniz değil miyim ? “ diye onlara hitabetmişti. Onlar da : evet bilakiz sen bizim rabbimizsin ; biz buna şahidiz demişlerdi. İşte bu, yarın kıyamet günü, bizim bundan haberimiz yoktu, dememeniz içindir. “

“ Yahut – ne yapalım – daha önce babalarımız – Allah’a – ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik. – Gerçekleri –  iptal eden bir topluluk yüzünden bizi helak mı edeceksin, demeyesiniz diye. “  A’raf : 172 – 173.Ay

Bu Ayet’i celilenin tefsiri ile alakalı bir hadisi şerifte şöyle anlatılır :

“ … İbn Abbâs’tan, onun da Peygamber s.a.v den rivayetine göre ; Peygamber s.a.v şöyle buyurmuştur : Allah Teâlâ daha insanlar Âdem’in sulbünde iken onlardan Nu’mân da – yani Arafat’da – söz almıştır. Onun sulbünden yarattığı her zürriyyeti çıkarmış, önünde yaymış, saçmış, sonra onlarla yüzyüze konuşarak : Ben sizin Rabbiniz değil miyim ? demişti. Onlar da şöyle demişlerdi : Evet, biz buna şahidiz. Allah’ta buyurdu ki : Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz, veya  Bizi, bâtıla dalanların yaptıkları yüzünden helak mı edeceksin ? demeyesiniz diye, bunu böyle yaptık. “

Ahmed Müsned : 1/272 – 2451.n – Hakim Müstedrek  : 2/325 – İbn ebi Asım Sünne : 202.N – Albani Silsiletü’s Sahiha : 1623.n

İşte bu Ayeti celile ve onu tefsir eden hadisi şerifte de anlatıldığı gibi ; Allah’u Azze ve celle insanlığın babası olan Ademi ve onun zürriyetini taa ruhlar aleminde teker teker çıkarmış ve onları karşısına alarak ;

“ … ben sizin rabbiniz değil miyim ? … “  buyurmuş ve onlar da ; evet ! ne demek tabi ki sen bizim rabbimizsin, diye bunu ikrar etmişlerdir…

İşte bu gösteriyor ki, Adem ve onun sülbünden gelecek olan bütün insanlık  Allah’ın varlığını, birliğini ve O’nun rablığını ve rabbaniyetini kabullenmiş bir şekilde bu aleme gelirler.

Dolayısıyla bu Ayetlerde anlatılan Rabblığın gereği şeyleri kabul Tevhid, onları inkar ise şirk’tir.

İnsanın ruhlar aleminde Allah’ın rablığını ve rabbaniyetini kabullenmiş bir şekilde bu dünyaya gelmesi demek, her şeyden önce :

1 –  O’nun varlığını ve birliğini kabul etmiş bir şekilde bu alame gelmesi demektir.

2 –  O’nun halıklığını – yani yaratıcılığını – kabul etmiş bir şekilde bu alame gelmesi demektir.

3 – O’nun razıklığını – yani rezzak olduğunu –  kabul etmiş bir şekilde bu alame gelmesi demektir.

4 – O’nun muhyil ve mumit – yani öldüren ve dirilten olduğunu – kabul etmiş bir şekilde bu alame gelmesi demektir.

5 – O’nun – Mudebbiru’l emr olduğunu – Yani, kainattaki bütün mahlukatın ihtiyacını anında tedbir ve tedarik edenin O olduğunu kabul etmiş bir şekilde bu alame gelmesi demektir.

İşte burada kulun Allah’ın rablığını kabul etmesi, bahsi edilen bu gibi şeylerle alakalıdır. Dolayısıyla kendisine öğretilen bu gerçekleri bozan, onları ihlal eden bir kimse asla bağışlanmaz.

ZİKRİ GEÇEN BU AYET’LERDE İKRAR VE İTİRAF, ALLAH’IN RABB’LIĞI  KONUSUDUR

Rabb ise kelime anlamı olarak ; sahip, efendi, terbiye eden, yoktan vareden, rızıklandıran, yöneten, emreden, sahip oldukları üzerinde tek tasarruf sahibi olan manalarına gelir… Allah c.c şöyle buyuruyor :

“ Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. “  Fatiha : 1.Ay

” Hamd, göklerin, yerin ve Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir “ Casiye:  36.Ay

Bu ayetler gösteriyor ki ; alemleri yoktan var eden, onlara rızık veren, öldüren, dirilden, terbiye eden, yöneten, onların üzerinde tasarruf hakkına sahip olan Allah’u Teala’dır.

Rabbimiz yine şöyle buyurur :

” Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten ; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir ! ”  Araf : 54.Ay

” De ki : Size gökten ve yerden kim rızık veriyor ? Ya da kulaklara ve gözlere kim mâlik bulunuyor ? Ölüden diriyi kim çıkarıyor, diriden ölüyü kim çıkarıyor ? işi kim idare ediyor ? ” Allah ” diyecekler. De ki : Öyle ise – Ona âsi olmaktan – sakınmıyor musunuz ? .

“ İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Artık haktan sonra sapıklıktan başka ne kalır ? . O halde nasıl ( haktan sapıklığa ) döndürülüyorsunuz ? ”  Yunus : 31-32.Ay

” Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et ! O, azîzdir, ve çok bağışlayandır. Allah sizi bir tek nefisten yarattı, sonra ondan da eşini yarattı. Sizin için hayvanlardan sekiz eş meydana getirdi. Sizi de annelerinizin karınlarında üç katlı karanlık içinde çeşitli safhalardan geçirerek yaratıyor. İşte bu yaratıcı, Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyken nasıl oluyor da ( O’na kulluktan ) çevriliyorsunuz ? ”  Zümer : 5 – 6.Ay

” İçinde dinlenesiniz diye geceyi, görmeniz için de gündüzü yaratan Allah’tır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu şükretmezler. İşte O, her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah’dır. O’ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl olup da döndürülüyorsunuz ! . Allah’ın Ayetlerini inatla inkâr edenler işte ( haktan ) böyle döndürülür. Yeri sizin için yerleşim alanı, göğü de bir bina kılan, size şekil verip de şeklinizi güzel yapan ve sizi temiz besinlerle rızıklandıran Allah’tır. İşte Allah, sizin Rabbinizdir. Alemlerin Rabbi Allah, yücelerden yücedir. O daima diridir ; O’ndan başka ilah yoktur. O halde dinde ihlâslı ve samimi kişiler olarak O’na dua edin. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. “

Mü’min : 61- 65.Ay

“ O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka ilâh yoktur, öyleyse O’nu vekil tut.”  Müzzemmil : 9.Ay

Görüldüğü gibi bu Ayet’lerde geçen Rabb lafızları Allah’u Teâlâ’nın ismi olup Allah lafzı yerine kullanılmıştır. Dolayısıyla Rabb ; Önce yaratandır … Terbiye edendir …  Emredendir … Güneşi ve Ayı emrine boyun eydirendir … Gökten ve yerden Rızık verendir … Kulakları gözleri yaratan ve onlara görme ve işitme hassesi verendir … Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarandır … gece ve gündüzün cereyan etmesi kanununu koyandır … yarattıklarına şekil verendir …

İşte ruhlar aleminde insanlığın itirafı budur. Misakı budur. Kullar taa orada bunları öğrenmiş ve bunları bilir şekilde bu aleme gelmişlerdir. Ve bu konunalarda asla cehalet mazeret değildir. Ki zaten konunun cahili de değillerdir. Bu bilgi fıtratlarında var olan bir bilgidir. Eğer bunu bozarlarsa – ki vesile kim ve ne olursa olsun – bunun hesabını verirler. İşte Allah’u Teala onun için ;

“ …… yarın kıyamet günü, bizim bundan haberimiz yoktu, dememeniz içindir. Yahut – ne yapalım – daha önce babalarımız – bu konularda Allah’a – ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik. – Gerçekleri –  iptal eden bir topluluk yüzünden bizi helak mı edeceksin, demeyesiniz diye. “ buyurmaktadır.

Ve unutmayınız ki bu şekildeki bir itiraf ve bilgi fıtri kulluktur. Diğer bir ifadeyle kevni kulluktur. Siz bunu kalkarda şer’i kullukla karıştırır ve kulların bazı isyanlarını – ki bu şirk ve küfür de olsa – buna dahil eder ve onların bu konudaki cahilliklerini mazeret kabul etmez, onları kafir veya müşrik ilan ederseniz bu korkunç bir cahillik olur.

Hulasa bu konuda bilmemiz gereken en ciddi ve önemli husus ; fıtri kulluk, taa ruhlar aleminde kullara öğretilmiştir ve bu konuda cehalet mazeret kabul edilmez. Ama Rasulerin getirdiği şer’i kulluk – yani kullara vahy ile haber verilen şeyler  – onlara öğretilmeden ( hüccet ikamesi gerçekleşmeden ) kimseyi sorumlu tutamayız. İşte bundan dolayıdır ki Merhametli Rabbimiz ;

“ Biz Rasul göndermeden azab edeci değiliz “  İsra : 15 …  buyurmaktadır.

                                               Tacuddin el Bayburdi