Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

İlim amel etmeyi gerektirir

Değerli kardeşlerim … ! üzülerek ifade etmem gerekir ki ; Tevhidi anladığını söyleyen biz Müslümanların gündemini rahatsız eden önemli arızalardan birisi de, amelsiz ilim elde etme gayretidir.

Bu arızanın, Tevhid ehli bir Müslümana yakışmayan ve onu bir çok yönden olumsuz olarak etkileyen ciddi bir problem oluşundan dolayı, bu sohbetimde siz değerli kardeşlerime konuyla ilgili bir şeyler anlatmayı uygun gördüm.

Değerli kardeşlerim … ! şunu aklınızdan kesinlikle çıkarmayın ki ; 

“ İslam nazarında muteber olan ilim – Yani, Allah ve Rasulünün sahiplerini mutlak olarak medhu sena ettiği ilim – amele götüren, sahibini heva ve arzuları ile her ne şekilde olusa olsun baş başa bırakmayan, bilakis onun gereğini yerine getirmekle bağlı kılan ve gönüllü gönülsüz onun kıstaslarına uymaya iten ilim olmaktadır. “

İşte sahibine faide sağlayacak hayırlı ilim bu ilimdir… İlim, insan hayatında bu manada bir kıvama ulaşmadığı sürece, sahibine kesinlikle bir faide sağlamayacaktır…

Bundan dolayıdır ki Allah Rasulü s.a.v şu duayı dilinden düşürmemiş ve ümmetine de bu konuda aynı şeyi taleb etmeleri için nasihatta bulunmuştur :

  كَانَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ”  اللّهُمَّ! إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الأَرْبَعِ: مِنْ  عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لاَيُسْمَعُ “

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle derdi : Allah’ım şu dört şeyden sana sığınırım ; Hayrı olmayan ilimden, huşu duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve icabet edilmeyen dua’dan. }

Ebu Davud :  2.c.1548.n – İbni Mace  : 10.c.3837.n – Ahmed  :  3 / 283

{ … Ümmü Seleme r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v sabah namazından sonra şöyle dua ederdi : Allah’ım ben senden temiz rızık, faydalı ilim ve kabul edilmiş amel istiyorum. }

                                                      Taberani Mu’cemu’s Sağir : 2.c.509.n

{ … Usame b.Zeyd, Muhammed İbnu Munkedir’in Cabir b. Abdullah’tan, onun da Rasulullah s.a.v’den şöyle dediğini rivayet ederler : Allah’ım senden hayırlı ilim diler ve yararı olmayan ilimden de sana sığınırım. }

                                                                         Abd İbni Humeyd : 1535.n

{ … Cabir b. Abdullah r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Allah’tan hayırlı ilim dileyin ve yararı olmayan ilimden de Allah’a sığının. }

Abd İbn Humeyd  : 1093.n – İbni Mace : 10.c.3843.n

Zikri geçen bu Hadislerde görüldüğü gibi Allah Rasulü s.a.v, hayırı olmayan ilimden Allah’a sığınmış ve ümmetine de bu konuda nasihatte bulunmuştur… Yani sizlerde Allah’tan hayırlı ilim isteyin, hayırı olmayan ilimden de Allah’a sığının. Çünkü hayrı olmayan ilim, insanı Allah’tan uzaklaştırır ve O’nun ğadabına ve azabına sebeb olur.

Öyleyse Allah’ı razı etmek isteyen ve O’nun Rasulünü de kendisine önder ve örnek edinen kimselerin takip edecekleri öncelikli yol, Allah’tan hayırlı ilim istemeleri, bu uğurda çalışmaları ve hayırı olmayan ilimden de O’na sığınmalarıdır…

Değerli kardeşlerim  … ! konunun başında da ifade ettiğimiz gibi, Müslümanlar arasında arzı endam eden sıkıntı ; amelsiz ilim elde etme gayreti olduğundan dolayı, biz özellikle hayırı olmayan ilimden ve onun zararlarından bahsetmeye çalışacağız…

Yani hayırı olmayan ilim ne demektir … ? Bunu nasıl anlamalıyız ve bunu anladıktan sonra neler yapmalıyız … ?

Değerli kardeşlerim  … ! İnsana hayır sağlamayan ilim iki kısımdır.

Birincisi … : İnsanın dinine imanına zarar verip onun aklını, fikrini, takvasını zedeleyip kirleten ve onu kötü yollara sürükleyen her türlü gayri islami ilimlerdir.

İkincisi … :  Kendisiyle amel edilmeyen şer’i ilimlerdir.

Birinci kısımdan olanlar, İslam’ın tepeden tırnağa kınayıp reddettiği Kelam ilmi, Mantık ilmi, Felsefe ilmi, Sihir ve büyü gibi gayri İslami ilimlerdir.

Bu ilimler, insanı yaratıcısından uzaklaştıran, O’na boyun eğdirmeğip şeytana boyun eğdiren çirkin ilimlerdir… Bundan dolayıdırki İslam, bu gibi ilimlerden uzak durulmasını emretmiştir…

İkinci kısımdan olanlar ise, kendisiyle amel edilmeyen islami bilgi ve ilimlerdir.

Yani, Kur’an’dan ve Sünnet’ten öğrendiğimiz ama mucibince hareket etmediğimiz  bilgilerdir.

İşte bahsi edilen bu şekilde öğrenilen ilim, Allah’a itaat ettirmeyen, O’na boyun eğdirmeyen, hatta insanı Allah’tan uzaklaştıran faydasız ilim olduğundan dolayı, İslam bunu asla güzel görmemiştir…

Halbuki insana fayda sağlayacak ilim, Allah rızası için öğrenilen, Yaradanına kulluğu öğreten ve kendisiyle amel edilen ilimdir… İşte böyle bir ilmi İslam medhu sena etmiş ve sahibini de övmüştür.

Değerli kardeşlerim … ! Unutmayınız kiAmel ilmin esası, Allah’a kulluk da ilmin maksadıdır.  Dolayısiyle, ilmin ruhunun amel olduğu, amelsiz bir ilmin ise faydasız ve hatta o ilmin öğrenenine zararlı olacağı çok iyi bilinmelidir…

        Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :      

{ Ey iman edenler, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin. İşittiğiniz halde yüz çevirmeyiniz. ”   Enfal : 20.Ay

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُون

{ Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Rasûlü’ne icabet edin. Ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz muhakkak O’na döndürülüp toplanacaksınız. }  Enfal : 24.Ay

ِوَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرّ

{  Siz kitabı okuyup dururken, kendinizi unutupta insanlara iyiliğimi emredersiniz ? Siz hiç akletmiyor musunuz  ? ”  Bakara : 44.Ay

İşte bu ve benzeri Ayet’i kerimeler, bilgi sahibi olduktan sonra onunla amel etmeyenleri tenkit edip kınayan Ayet’i kerimelerdir.

Allah’u Azze ve Celle’nin bu Ayet’i kerimelerinden sonra Allah Rasulü s.a.v’in de bu konuda birçok hadisi şerifleri  mevcuttur.

{ … Zeyd oğlu Usame r.a der ki : Rasulullah s.a.v’in şunu anlattığını işittim : Kıyamet günü bir adam getirilip ateşe atılır. Burada bağırsakları dışarıya fırlamış olarak değirmende merkebin döndüğü gibi bağırsaklara bağlı olarak döner durur. Ateşe atılmış olanlar oraya toplanarak :
– Be adam sana ne oldu, sen bizlere iyiliği emredip kötülükten nehyetmiyor muydun ? diye sorarlar. O da :
–  Evet, size iyiliği emrediyordum fakat kendim bunu yapmıyordum.
Kötülükten insanları nehyediyordum ama kendim bu kötülüğü yapıyordum, diye cevap verir. }

                                                                             Buhari : 7.c.3065.s

{ … Enes İbni Malik r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Bana isra gecesi ateşten makaslarla dudakları kesilmiş bir takım insanlar gösterildi. Ben :
– Ya Cebrail !  bunlar kimdir ? diye sordum. Cebrail a.s :
– Bunlar senin ümmetinden insanlara iyiliği emredip te kendisini unutan, Kitabı okuyup ta bildikleri ile amel etmeyen hatiplerdir, dedi.}

Ahmed Müsned : 3 / 120-11801.n – el Albani Silsiletü’s Sahiha : 1.525.n

{ … Cündeb İbni Abdullah r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular :İnsanlara iyiliği öğretipte onunla amel etmeyen alimin misali, insanları aydınlatıpta kendisini yakan kandilin durumuna benzer. }

Taberani Mu’cemu’l Kebir : – Camiu’s Sağir : 3.c.3467.n – El İktidai : 70 

{ … Velid İbni Ukbe r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Cennet’te olanlar cehennem’de bulunanlara şöyle seslenirler : 
— Hangi sebebten dolayı cehenneme düştünüz ? Vallahi biz sizden öğrendiklerimizi yapmakla cennete girdik, derler. Onlar da derier ki :
— Biz anlatıyorduk fakat, bildiklerimizle amel etmiyorduk. }

                                                                        Taberani Mu’cemu’l Kebir :

{ … İbni Ömer r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kendisinin yapmadığı bir davranışa veya söze insanları çağıran kişi, ya vazgeçinceye yada çağırdığı şeyi kendisi yapıncaya kadar Allah’ın azabının gölgesi altındadır. }

İbni Kesir : 2.c.325.s – Taberani  :

{ … Ebu Berze el-Eslemi r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Bir kula İlmi ile neler yapıp yapmadığı … sorulmadıkça onun ayakları kaymaz. }

                                                                                 Tirmizi : 4.c.2532.n

Okuduğumuz Ayeti Celileler ve zikri geçen bu Hadisi şerifler, lmiyle amil olmayanların akibetlerinin ne kadar kötü olacağını bildiren açık delillerdir.

Öyleyse basiretli bir Müslümanın bu anlatılanlar karşısında çok uyanık olması, bundan sonraki hayat seyrinde bildikleri ile amel etmesi ve bilipte amel etmediği hususlara da acıması gerekir…

Değerli kardeşlerim … ! Unutmayınız ki bir insan bildikleri ile amel etmediği sürece, bir çok olumsuz şeylere sebeb olacaktır… Bunlardan bir tanesi, amellerini iptal etmesidir…

Bilindiği gibi islamın özlü kurallarından birisi de, iyiliklerin kötülükleri sildiği gibi, kötülüklerinde iyilikleri silmesidir… Yani kulun bildiği ile amel etmemesi, Kur’ana ve Sünnete muhalif davranması, amellerinin iptal olmasına sebeb olacaktır…Allah’u Azze ve Celle bu konuda şöyle buyurmaktadır :

  يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا  َعْمَالَكُمْ   

{ Ey iman edenler ! Allah’a itaat edin, Rasulüne itaat edin. – muhalefet edipte – amellerinizi iptal etmeyin. ”  Muhammed : 33.Ay

Farkında iseniz bu Ayet’i kerime inananlara seslenmektedir… Yani, ey iman edenler … ! Kur’an’dan ve Sünnet’ten öğrendiklerinizle amel edin. Onları duyduğunuz ve gördüğünüz halde onlardanyüz çevirmeyin. Eğer Kur’an ve Sünnetin anlattıklarına uymayıp onlara muhalefet ederseniz, amelleriniz iptal olur.

{ … İmam Muhammed İbni Nasr el-Mervezi Kitabu’s Salat’ında der ki : Bize Ebu Kudame’nin … Ebu’l Aliyye’den rivayetine göre ; o şöyle diyor : Allah Rasulü s.a.v’in ashabı, la ilahe illallah sözü ile beraber hiçbir günahın zarar vermeyeceğini, Allah’a şirk koşma ile beraber de hiçbir amelin fayda vermeyeceğini sanırlardı. Bunun üzerine

“ Ey iman edenler ! Allah’a itaat edin, Rasulüne itaat edin ve amellerinizi iptal etmeyin “ Ayet’i nazil oldu. Artık onlar bu Ayet’ten sonra, günahın amelleri boşa çıkaracağından korkmaya başladılar. }

                                                                       İbni Kesir : 13.c.7310.s

Bu ve emsali delillerden anlaşıldığına göre, kul muhalefetinin cürmüne göre amellerini iptal eder … Eğer kulun Kur’ana ve Sünnete karşı muhalefeti şirk boyutunda olursa, bu sefer bütün amellerini iptal olmuş olur… Çünkü Allah’u Azze ve Celle bu konuda şöyle buyurmaktadır :

 لَئِنْ  أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ    

{ … Andolsun eğer sen bile ortak koşacak olursan, amellerin iptal olur ve husrana uğrayanlardan olursun. ”   Zümer : 65.Ay

Konunun bu bölümü ile alakalı söylenmesi gereken son söz ; Kur’ana ve Sünnete bağlılığımız ve itaatimiz oranında günahlarımızın silineceği gibi, bilinçli bir şekilde isyanlarımız oranında da kabul edilmiş amellerimiz iptal olacaktır…

Değerli kardeşlerim … ! İlmiyle amil olmayanların düşeceği çirkin durumlardan biriside, kitap yüklü eşek sınıfına dahil olmalarıdır.

        Allah’u Teala bir Ayet’i celilesinde şöyle buyurmaktadır :

مَثَلُ الَّذِينَ حُمِّلُوا التَّوْرَاةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَاكَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ أَسْفَارًا  

{ Kendilerine Tevrat yükletildiği halde, onun gereğini yerine getirmeyenlerin misali, kitap yüklü eşeğin misali gibidir … }  Cuma : 5.Ay

Görüldüğü gibi Allah’u Teala bu Ayet’i kerimesinde ; kendilerine Tevratı indirdiği ve onunla amel etmelerini istediği Yahudileri kınıyor ve onları kitap yüklü merkeplere benzetiyor… Neden … ?

Çünkü onlar, kendilerine indirilen kitabın bilgisine vakıf olmalarına rağmen onunla amel etmemişlerdir… Başka bir ifadeyle ; kitaplarında kendilerine neler emredilmiş ve nelerden nehyedilmiş olduklarını çok iyi bilmelerine rağmen onlarla amel etmemişlerdir. Hulasa Kitaplarını öğrenip onun sorumluluğunu omuzlarında taşımalarına rağmen gereğini yerine getirmemişlerdir.

İşte bu konumda olanların durumunu Allah’u Azze ve Celle kitap yüklü eşeklere benzetmiştir…

Öyleyse, unutmayın ki bu husus aynen bu ümmet için de geçerlidir … Yani bu bizim içinde geçerlidir… Çünkü, “ itibar lafzın umumiliğinedir, sebebin hususiliğine değil “

Bunun anlamı ise ; bu Ayet’i kerime Yahudiler hakkında indi diye sadece onlarla ilgili veya bu hüküm sadece onlarla sınırlı değildir… Aynı problem kimde bulunursa, onları da içerisine alır.

Dolayısiyle, Kur’an’ın ve Sünnet’in bilgisini kafalarında taşıyıpta onunla amel etmeyenlerin durumu, eşek gibi o ilmin sadece hamallığını yapmaktır.

Ve şunu unutmayınız ki ; İnsan, taşıdığı huyun rengine ve şekline göre bir hayvanın haliyle hallenmiş olabilir… Yani, iç dünyasında bu hayvanın şekline ve suretine girdiği gibi, dış dünyasında da buna uygun bir şekil ve ahlak sergilemiş olur… Rabbimizin kerim kitabunda buyurduğu gibi :

“ … İnsanlardan öyleleri var ki hayvan gibidirler, hatta hayvandan daha beterdirler … “   A’raf : 179.Ay

Elbetteki bu tip insanların hayvanlaşması demek ; onların bir çok meseleyi idrak edememeleri veya idrak edip anlamış iseler gereğini yerini getirmemeleri demektir. Bu tiplerin tek gayeleri hayvanlar gibi yiyip içmek, gezip tozmaktır.

İç yüzü itibariyle ve hakikatte korkunç bir derecede hileci, aldatıcı ve kalleş bir kimse bulamazsınız ki, dış yüzü itibariyle bu hayvanlaşmadan bir belirti sergilememiş olsun…

İşte için dışla – veya dışın içle –  bu kuvvetli bağından dolayıdır ki Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde, namaz kılarken uyduğu imamdan önce başını kaldıran kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır :

“ Sizden biriniz, başını imamın başından önce kaldırdığında, Allah’ın onun başını eşek başına çevireceğinden korkmaz mı ? “

Buhari – Müslim : 2 / 427.n

İşte peygamber efendimiz bu hadisleri ile, imamına muhalefet eden kimsenin kafasında, eşeğin kafasındaki gibi anlayışsızlıktan yana bir benzerlik meydana geleceğine işaret buyurmuşlardır… Yoksa kafasının hakikaten ve şeklen eşek kafasına dönüşeceği anlatılmamıştır burada… Çünkü bu konuda imamına muhalefet eden o kadar insan söz konusu ki, hala kafaları insan kafası gibi…

Belki bu ifadeler, bu yönlü arızaları olan kimselere ağır gelebilir… Veya bu tip sözler bazılarının kızıp köpürmelerine de sebep olabilir… Ama unutmayalım ki bu tenkit ve kınamalar, sıradan birilerinin hissi ve nefsi davranarak yaptığı tenkit ve kınamalar değildir, bunlar, Allah’ın benzetmesi, tenkidi ve kınamasıdır…

Değerli kardeşlerim … ! İlmiyle amil olmayanların düşeceği çirkin durumlardan biriside, davetlerinde tesirli olamamalarıdır… 

Çünkü söz ve amel uygunluğu davetin bel kemiğini oluşturur… Davet edilen için yolun ayrıldığı nokta burasıdır desek inanın mubalağa etmiş olmayız… Yani, söz doğru davetçi  samimi de olsa, dinleyici için bundan daha önemli olan, davetçinin anlattığı şeylerle amel edip etmemesidir… Dinleyici bu konuda şöyle diyebilir :

“ Bu adam anlattıklarının doğru, haklı, faydalı olduğuna inanıyorsa peki neden kendisi bunları uygulamıyor ? . Değilse neden bunları başkasına anlatıyor ? “

Normal olarak bir dinleyici, bu sorunun cevabını aramaktan kendisini alamaz.

{ … Dahhak, İbni Abbas’tan nakleder ki ; adamın biri İbni Abbas’ın yanına gelerek ; ey İbni Abbas, ben sana mağrufu emretmek ve münkeri nehyetmek istiyorum der. İbni Abbas bu noktaya ulaştın mı ? dediğinde o da, umarım ulaştım der. İbni Abbas, Allah’ın kitabından üç Ayet’i açığa çıkarmaktan korkmazsan bunu yap der. O da, nedir o Ayet’ler diye sorduğunda İbni Abbas şu Ayet’leri okur :

“ Yapmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz ? Yapmadığınız şeyleri söylemeniz Allah indinde büyük bir günahtır “    Saff : 2.3.Ay

Bu hükmü iyice yerine getirdin mi dediğinde, o hayır der. Sonra üçüncü Ayet’i okur. Bu Sali bir kulun – yani Şuayb a.s’ın – sözüdür.

“ Sizi nehyettiğim konuda size aykırı davranmak istemem “  Hud : 88.Ay

Bu Ayet’i de iyice okudun mu der. O da hayır deyince İbni Abbas, öyleyse sen önce kendinden başla der. }

                                                                              İbni Kesir : 2.c.325.s

İşte bu rivayette de görüldüğü gibi, ilmiyle amil olmayanların sözüne itimad edilmez ve davetleri de pek tesirli olmaz…  

Öyleyse şuurlu ve basiretli bir Müslüman her şeyden önce bildikleri ile amel eden ve sonra da ona davet eden kimse olmalıdır… Başka bir ifadeyle, hayrı emreden bir Müslüman, o hayra en önce kendisi koşmalıdır. Bununla beraber, şerri nehyeden bir Müslüman da, o şerden ilk önce kendisi uzak durmalıdır…

Düşünün şimdi ; Namaz kılmayan birinin bir başkasına “ Namaz kıl “ daveti ne derece samimi gelir ki … ? Sakalı olmayan birinin bir başkasına “ sakal bırak “ sözü ne denli tesirli olur ki … ? Sigara içen birinin bir başkasına “ sigara içme “ nasihatı ne derece tesirli olur ki … ?

Hulasa, bir Müslüman ağzından çıkan sözün canlı bir tercümanı ve konuştuğunun da muşahhas bir numunesi olmadıkça, söylediğinin samimi ve hakiki temsilcisi sayılmaz. Bu kimseye doğru düzgün itimad eden de bulunmaz.

Değerli kardeşlerim … ! bu konuyla ilgili Ashab’ı kiramın tutum ve davranışları gerçekten örnek alınacak tutum ve davranışlar olduğu gibi, bu hususta ki nasihatleri de kulaklara küpe olacak nasihatlerdir… Öyleyse gelin bu güzel insanların sözlerine kulak verelim ;

Muaz İbni Cebel r.a : “ Ne kadar bilgi sahibi olursanız olun, amel etmedikçe Allah sizi ilminizden dolayı sevaplandıracak değildir. “

                                                                                Darimi : 1.c.266.n

Ebu’d Derda r.a : { Kimin ilmi artarsa ağrısı da artar – yani korkusu ve sorumluluğu da artar –  Bana hesap gününde : Ne öğrendin ? denilmesinden dolayı nefsime karşı endişe etmiyorum. Fakat bana : Ne amel ettin ? denilmesinden endişe ediyorum. }

Darimi : 1.c.269.n – Ahmed Kitabu’z Zühd : 730.n

{ … Yine Ebu’d Derda r.a der ki : Bilmeyene bir kez yazıklar olsun, bildiği ile amel etmeyene de yedi kez yazıklar olsun  }

                                                           Ahmed Kitabu’z Zühd : 1.c.763.n

Aişe r.anha : { … Amr bin Kays diyor ki, Ata bana anlattı : Bir genç vardı, mü’minlerin annesi Aişe r.anha’ya gider ve ona çeşitli sorular sorardı. O da bu gencin sorduklarına cevap verirdi. Yine günlerden bir gün, Aişe r.anha’ya bu genç gelip soru sormuştu. Aişe r.anha o gence : “ Ey oğulcuğum, acaba sen bundan önce işittiğinle amel ettin mi ? “ diye sordu. Genç : “ Hayır, Allah adına yemin ederim ki etmedim, ey anneciğim “ dedi. Aişe r.a da : “ Ey oğulcuğum, o halde ne diye bizim ve kendinin aleyhine Allah’ın hüccetlerini çoğaltıyorsun “  diyerek, o gence karşılık verdi. }

                                                          Acurri Alimlerin ahlakı : 91.s

Ali İbni Ebi Talib r.a :  “ Ey ilmi olanlar … ! ilminizle amel ediniz. Alim, bilen sonra da bildiği ile amel eden ve ilmi ameline muvafık olan kimsedir … “

                                                                                  Darimi : 1.c.388.n

Değerli kardeşlerim … ! Kıyamete kadar gelecek olan insanlara Örnek gösterilen Sahabe toplumundan bu gibi güzel ve anlamlı sözler çoktur… Bu rivayetlerde de görüldüğ gibi, Rasulullah s.a.v’in mektebinde eğitim görmüş bu güzide insanlar, konuya oldukça ehemmiyet vermiş ve amelsiz bir ilmin asla işe yaramayacağını ve hatta o ilmin insanın başına bela olacağını açıkça haber vermiştir.

Öyleyse artık şunu kafamıza iyi yazmamız gerekir ki ; insana fayda sağlayacak ilim, ancak kendisiyle amel edilen ilimdir… Dolayısiyle şuurlu ve basiretli bir Müslüman ilmi sadece bunun için öğrenmeli ve öğrenmiş olduğu o ilmi de sadece ve sadece Allah’a kulluk etmek için harcamalıdır…

Allah korkusu taşıyan bir Müslüman, ilmi ne maddi bir çıkar sağlamak için, ne cedelleşmek için, ne başkalarına üstünlük taslamak için, ne övünmek için ve ne de oturup kalktığı meclislerin teveccühünü kazanmak için öğrenmemelidir…

Eğer öğrenmiş ise, o ilmi bunlar için kullanmamalıdır… Çünkü kim böyle yaparsa ona ateş vardır… Örnek ve önderimiz olan Allah Rasulü s.a.v bu konuda şöyle buyurmaktadır : 

{ … Ebu Hureyre r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim kendisi ile Allah’ın rızası aranan ilimlerden bir ilmi, dünya malından bir şey elde etmek için öğrenirse, kıyamet gününde cennetin kokusunu bulamaz. }

Ahmed Müsned : 2/338 – Ebu Davud : 4.c.3664.n – İbni Mace : 1.c.252.n

“ … Nebi s.a.v şöyle buyurmuştur : Bu ümmete uzun bir ömür, ülkelerde güç ve iktidar, din hususunda zafer ve yükseklik müjdesini ver. Her kim onlardan ahirete ait olan bir ameli dünya için işleyecek olursa, o kimseye ahirette  – o amelinden dolayı – herhangi bir pay yoktur.”

Bu hadisi Ahmed ve oğlu ” Müsned ” in zevaidinde V, 134, İbn Hibban Sahih’inde Mevarid ve Hakim IV,311’de ” senedi sahihtir ” diyerek rivayet etmiş, Zehebi de bu hususta ona muvafakat etmişlerdir. el-Münziri de I/31 böyle olduğunu kabul etmiştir.

{ … Cabir İbni Abdullah r.a dan. Nebi s.a.v şöyle buyurdu : Alimlere karşı övünmek, sefihlerle tartışmak ve meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa ona ateş vardır, ona ateş vardır.}

                                                                         İbni Mace : 1.c.254.n

{ … Ka’b İbni Malik r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim ilmi alimlerle çekişmek, sefihlerle cedelleşmek ve insanların teveccühünü kazanmak için talebederse, Allah onu ateşe sokar. }

Tirmizi : 4.c.2792.n

{ … Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır : Kıyamet gününde aleyhinde ilk önce hüküm olunacak insanlar şunlardır :

1- Şehid olmuş kimsedir. O, huzura getirilir de Allah ona olan nimetlerini anlatır. O da mazhar olduğu bütün nimetleri tanır. Kendisine : – Bu nimetlere karşı sen ne amel işledin ? diye sorar. O kul : – Senin yolunda cihat ettim, nihayet şehid edildim der. Allah – Sen yalan söyledin ! bilakis sen cüretlidir denilmek ( ne güzel kılıç sallıyor, desinler ) diye mukatele ettin ve bu da sana denildi, buyurur. Sonra emir verilir de bu kimse yüzü üzerinde sürüklenir, nihayet cehenneme atılır. 

2 – Sonra muhakemesi görülecek bir diğer insan da ilim öğrenmiş, öğrendiğini başkasına öğretmiş ve Kur’an okumuş olan kimsedir. O da getirilir. Allah c.c ona da kendisine verdiği nimetleri anlatır. Bu kimse de nimetleri tanıyıp itiraf eder. Allah c.c ona da : – Bunca nimetlere karşı sen ne yaptın ? diye sorar. O kul : – İlim öğrendim, onu başkalarına da öğrettim ve senin rızan için Kur’an okudum der. Allah-u Azze ve Celle ona da : – Sen yalan söyledin ! Bilakis sana Alim desinler diye bu ilmi öğrendin. Ne güzel Kur’an okuyor desinler diye Kur’an okudun ve bunlar da sana söylendi, (artık ne istiyorsun). Ve Allah c.c emir verir de o kul yüzünün üstüne sürüklenerek cehenneme atılır.

3 – Sonra muhakemesi görülecek kimse Allah’ın kendisine ni’metlerini bollaştırdığı ve her çeşit maldan ihsan eylediği kimsedir. Bu da getirilir ve Allah c.c ona da nimetlerini hatırlatır, o da bu nimetleri hatırlayıp itiraf eder. Allah ona da :  Bu nimetler içinde ne amel işledin ? diye sorar. O kul : Hakkında infak edilmesini istediğin hiç bir yol bırakmadım da bütün bu yollarda senin rızan için infak eyledim der. Allah c.c : Yalan söyledin. Bilakis sen bu infak ve harcamaları, ” Bu adam ne cömerttir ” desinler diye yaptın ve bu da sana denildi, buyurur. Sonra emir buyururlar da o kimse yüzü Üzerine sürüklenerek cehenneme atılır. }

Müslim : 6.c.1905.n

İşte bu ve emsali deliller, ilmin sadece Allah’a kulluk etmek için öğrenileceğini ve bu gayeden başka bir amaçla taleb edilen ilmin ise, insanın başına bela olacağını açıkça anlatan delillerdir.

Çünkü ( baştan beri anlatmaya çalıştığımız gibi ) şeriatın tek amacı, Allah’a kulluğu temin etmektir… Allah’u Teala’ya kullukta ilimle olacağına göre, demek ki ilmin gayesi sadece ve sadece Yaradana kulluk için olmalıdır …  

        Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ  

{  Rabbinizden size indirilene uyun …. }   A’raf : 3.Ay

Dolayısiyle, Rabbimizin indirmiş olduğu Kitab ve Sünnet, sadece kendisine uyulması için öğrenilir… Bundan başka gayeleri olanlara da yazıklar olsun.

{ … Abdullah İbni Amr r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Başkalarına acıyın ki, size de acınsın. Affedin ki, sizin de günahlarınız affedilsin. Yazıklar olsun doğru sözü ve nasihatı işitip de kabul etmeyenlere ve gereyini yapmayanlara ! Yazıklar olsun doğruyu bildikleri halde onunla amel etmeyenlere ve ihmalkar olanlara. }

Terğib : 4.c.464.s – Camiu’s Sağir : 1.c.538.n – Ahmed : 2 / 165.219. 6505.n

Konu ile alakalı benim son sözüm ; Rabbim bizlere, sadece ve sadece kendi rızası için ilim öğrenmemizi ve öğrendiğimiz ilmin mucibince de amel etmemizi nasib eylesin…

                                 Amin

                                                        Tacuddin el Bayburdi