Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Tevbe’nin önemi ve ona olan ihtiyaç

Değerli kardeşlerim … ! Unutmayalım ki, beşer olmamız hasebi ile hata yapmaya – diğer bir ifadeyle – günah işlemeye müsait varlıklarız… Yani bu insanoğlu için kaçınılmaz bir şeydir. İşte bundan dolayıdır ki Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır :

{ … Ebu Eyyub r.a dan rivayet edilmiştir. Ölümü yaklaştığı zaman o şöyle demiştir : Rasulullah s.a.v den duyduğum bir hadisi sizden gizlemiş söylememiştim. – onu şimdi size söylüyorum – Rasulullah s.a.v in şöyle buyurduğunu işittim : Eğer siz günah işlemeyen kimseler olsaydınız, mutlaka Allah, günah işleyecek – ardından da Allah’a yönelecek ve Allah’ın da – kendilerini bağışlayacağı kimseler yaratırdı. }

MÜSLİM : 8.C.2748.2749.N – TİRMİZİ : 6.C.3768.N

Tabi ki burada anlatılan şey ; günah işleyin demek değildir. Buradaki anlatılan şey ; sizler hata yapmaya müsait varlıklarsınız, dolayısıyla bu acizliğinizden ve bu kusurlu halinizden dolayı ister istemez hataya düşer ve günah işlersiniz. Dolayısıyla sizi yaratan Rabbbinize yönelin ve O’ndan af ve mağfiret dileyin, demektir.

Ve bununla beraber yine unutmayalım ki, insanoğlunun işlediği her günah, her isyan birer yara gibidir. Tedavisi olmazsa  belki de o yara, insanın ölümüne bile sebep olabilir.

{ … Ebu Hureyre r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurmuştur : Mü’min günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke oluşur. Sonra o kişi tevbe edip – nefsini o günahtan – çekip çıkarır ve Allah’tan mağfiret dilerse kalbi o lekeden temizlenip cilalanır.Eğer mü’min günahı fazlalaştırırsa kalbindeki siyah leke fazlalaşır.İşte Allah’u Teala’nın kitabında  :                                                                

   كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ 

“ Hayır ! onların kazandıkları günahlar,kalplerini paslandırıp karartmıştır “ Ayet’inde buyurduğu ran – yani kir pas – işte budur. }

                                                                                               İBNİ MACE : 10.C.4244.N

Ve en önemlisi değerli kardeşlerim !Yiğin için, yatın kalkın ve Rabbinize hamdedin, şükredin ki  O size maddi ve manevi tedavi imkanları sağlamış ve şifa bulmanız için de kendisine yönelmenizi istemiştir… Yani, hatalarınızdan ve günahlarınızdan kurtulmak için sizlere tevbe kapısı açmıştır.

{ … Safvan bin Assal r.a dan.Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu demiştir : Şüphesiz, güneşin battığı yer tarafında yetmiş yıllık mesafe genişliğinde açılmış bir kapı vardır. Güneş o kapı tarafından – geri – doğuncaya kadar o kapı tevbe için daima açık olacaktır. Güneş o kapı tarafından doğunca, daha önce iman etmiş olmayan veya imanında bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye o gün imanı fayda vermeyecektir. }

                                                                                           İBNİ MACE : 10.C.4070.N 

{ … Amr ibn Murre dedi ki : Ben Ebu Ubeyde den işittim o,Ebu Musa r.a’dan tahdis ediyordu.Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu demiştir : Aziz ve Celil olan Allah gündüz kötü harekette bulunanların tevbelerini kabul etmek için geceleyin elini uzatır. Gece günah işleyenlerin tevbelerini kabul etmek için de gündüzün elini uzatır. Ve bu iş, taa güneşin batıdan doğacağı zamana kadar devam eder. }  MÜSLİM : 8.C.2759.N

{ … 
İbni Ömer r.a dan.Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu demiştir : Allah kulun tevbesini, ğarğara haline – yani can boğaza – varmadıkça kabul eder. }

TİRMİZİ : 6.C.3765.N – İBNİ MACE : 10.C.4253.N

ALLAH  TEVBE  EDENLERİ  ÇOK  SEVER 

        Değerli kardeşlerim … ! Unutmayalım ki Allah’u Teala kullarına karşı o kadar merhametli ve o kadar şevkatli ki, kulunun günah işlemesindensonra kendisine yönelip tevbe etmesine çok sevinmektedir… Bakınız rabbimiz ne buyuruyor :

“ … Şüphesiz ki Allah, çokça tevbe edenleri sever ve temizlenenleri sever. ”

                                                                                                         BAKARA : 222.AY.

{ … Enes ibn Malik r.a dan.Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu demiştir : Allah, kulunun tevbe etmesine, herhangi birinizin çölde kaybetmiş olduğu devesini bulduğu andaki sevindiği gibi sevinir. }

BUHARİ : 13.C.6247.S – MÜSLİM : 8.C.2747.N

{ … Enes b. Mâlik r.a dan. Rasulullah s.a.v’in şöyle buyurduğunu rivayet eder : ” Şüphesiz Allah, kendisine tevbe ettiği zaman kulunun tevbesinden, sizden birinizin – şu sevincinden – daha çok sevinir : Sizden biri boş bir arazide bineği ile birlikte iken bineğini kaybeder. Üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır. Ondan ümidini keser ; bir ağacın yanına gelir ve gölgesine uzanır. Bineğinden ümidini kesmiştir. O bu halde iken bir de ne görsün ; bineği yanında duruyor.Onun yularından tutar ve sevincinin şiddetinden şöyle der : ” Allah’ım ! Sen benim kulumsun, ben de senin rabbinim ! ” Sevincinin şiddetinden yanlış söyler.” }

BUHARİ : 13.C.6246.S – MÜSLİM : 8.C.2747.N

TEVBENİN  ANLAMI  

                Değerli kardeşlerim … ! şüphesiz ki tevbenin bir anlamı vardır… Ve bu da, bir çok bilgisiz kimselerin sandığı gibi sadece dil ile ;  ben tevbe ettim “ diyerek yapılacak bir olay değildir.

Tevbenin anlamı ; Kur’an ve Sünnet’te anlatıldığı şekliyle önce ;

= Günahın kendisine karşı işlendiği Allah’a yönelmek …
= Tevbesi için affını istediğin günahı terk etmek …
= İşlediğin o günahtan hoşlanmamak …
= Yaptığı o işten pişman olmak … ve
= Bir daha o günaha dönmemek için çaba sarfetmektir…

Tevbenin anlamı budur.

{ …  Abdullah İbni Mes’ud r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu demiştir : Pişmanlık tevbedir. }

İBNİ MACE : 10.C.4252.N – AHMED : 1/423 – HAKİM : 4/243

Nevevi r.h şöyle der : ” Her türlü günahtan tevbe vaciptir. Günah ; kul ile Allah Teâlâ arasında ise, bu tevbenin üç şartı vardır : Birincisi, günahı hemen terk etmesidir. İkincisi, yaptığına pişman olmasıdır. Üçüncüsü ise, o günaha bir daha asla dönmemeye kesin karar vermesidir. Bu üçünden biri bulunmazsa, kişinin tevbesi sahih olmaz.

Günah, eğer kul hakkı ile alakalı ise, tevbenin şartı dörttür : Bu zikri geçek üç şartla beraber, kişinin kul hakkından da kurtulması gerekir. Mal ve benzeri ise, onu sahibine geri verir. İftira cezası ve benzeri ise, bunun uygulanmasına olanak verir veya affetmesini talep eder. Gıybet ise ; ondan, hakkını helal etmesini ister. “ 

TEVBE  KURTULUŞTUR 

         Değerli kardeşlerim … ! Unutmayın ki tevbe, insanın günahlardan temizlenip kurtulma yoludur. Rabbimiz kerim kitabında tevbe edenlerin kutruluşa erceğini bildirmektedir… O şöyle buyurmaktadır :

“ Ey mü’minler ! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

                   NUR : 31.AY.

“ O Allah ki ; kullarından tevbeyi kabul eder, kötülükleri bağışlar ve yaptıklarınızı bilir. ”

ŞURA : 25.AY. 

“ Allah’ın kullarından tevbeyi kabul edici olduğunu, sadakaları alıp kabul edeceğini bilmediler mi ?  Unutmayın ki Allah tevbeleri çokça kabul edici ve  çokça rahmet edicidir. “

 TEVBE : 104.AY.

“ Allah’a tevbe edip  O’ndan bağışlanma dilemezler mi ? Çünkü Allah ; çokça bağışlayıcı, çokca merhamet edicidir.”

  MAİDE : 74.AY.

“ Tevbe ederek, iman edip salih amel işleyen kimseye gelince ; o kimse, kurtuluşa erenler arasında olmayı umabilir. “

  KASAS : 67.AY.

“ … Rasulullah s.a.v ise şöyle buyurmaktadır : Ey insanlar ! Allah’a tevbe edin ve O’ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz ben, günde yüz kere tevbe ederim. “

MÜSLİM : 8.C.2702 / 42

         Ey insanlar … ! unutmayın ki Tevbe, beşerin noksanlığı ve kusurlu oluşunun gereklerindendir. İbadetle sorumlu tutulan insan, ibadetinde kusurdan, yanılgıdan, gafletten, hatadan, unutkanlıktan ve günahtan uzak olamaz…Yani, insanoğlu için günaha düşme kaçınılmazdır.

“ … Allah Rasulü s.a.v’in  buyurduğu gibi :  Hepiniz hata yaparsınız ; hata yapanların en hayırlısı ise tevbe edenlerdir. “

                                                                                                  MÜSLİM : İBNİ MACE : 1420.N 

          Değerli kardeşlerim … ! unutmayınız ki tevbe, kulun dünya ve ahirette her sıkıntıdan kurtulması demektir. Allah Teâlâ her konuda olduğu gibi bu konuda da öyle merhametli ve kullarının hayrını o kadar isteyen bir zat’tır ki, kendisine ortak koşan ve kendisine küfreden kafir, müşrik ve munafıklara bile tevbe etmeleri için fırsat tanıyor ve kurtulmaları için onlara şöyle sesleniyor :  

“ Şüphe yok ki münafıklar, cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah’a sımsıkı sarılıp dinlerini yalnız O’nun için yaşayanlar başkadır. İşte bunlar mü’minlerle beraberdirler… “

 NİSA : 146 – 147.AY. 

ALLAH  HER  TÜRLÜ  GÜNAHI  BAĞIŞLAR  

         Değerli kardeşlerim … ! Unutmayalım ki, Allah her türlü günahı bağışlar…Yeterki kul henüz hayat sermeyesi elinde iken O’na yönelsin ve samimi bir şekilde O’ndan af ve mağfiret dilesin.

Allah Teâlâ ; kendisine en büyük şirki ve isyanı sergileyerek ; ” İsa Allah’ın oğludur “ diyenleri dahi tevbe’ye çağırmıştır :

{ “ Allah, üçün üçüncüsüdür “ diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa yalnız tek bir ilah vardır, O’ndan başka ilah yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse elbette onlardan inkar edenlere acı bir azap dokunacaktır. Hala Allah’a tevbe edip O’ndan bağışlanma dilemezler mi ? Allah ; çokca bağışlayan ve çokca merhamet edendir. }

  MAİDE : 73 – 74.Ay 

Evet ey cılız ve zavallı insanlar … ! Tevbeleri çokca kabul eden ve çokca merhamet eden Allah’a yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin… O’ndan ümidinizi asla kesmeyin zira ; O’ndan ancak kafirler ve sapıklar ümidini keser.

Rabbimiz buyuruyor ki :

“ … Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin ; zira kafirlerden başkası Allah’tan ümidini kesmez. “

YUSUF : 87.AY. – HİCR : 56.AY.

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v’in  şöyle buyurdu : ” Eğer mü’min Allah katındaki azbın derecesini bilir olsaydı, hiçbir kimse Allah’ın cennetine tema’ etmezdi. Eğer kafir de Allah katındaki rahmetin derecesini bilir olsaydı, Allah’ın cennetinden hiç kimse ümidini kesmezdi. }

Müslim : 8.c.2755.n

Ey Müslümanlar … ! Unutmayın ki Sahih ve samimi bir tevbe, ibadet edenlerin makamlarının en güzeli ve en yücesidir… Hidayet Peygamberi Muhammed s.a.v, Tevbeye işaret ederek övgüde bulunmuş ve Tevbenin, kulun hayatında başarılı kılındığı en hayırlı şey olduğunu belirtmiştir.

{ … Nebi s.a.v, Ka’b Tebuk Savaşı’ndan geri kaldığı zaman Allah’ın onun tevbesini kabul ettiğini bildirerek ona şöyle buyurur : ” Annen seni doğurduğundan beri uğradığın en hayırlı gün ile sevin.” Ka’b şöyle der : İnsanlar o gün beni bölük bölük karşıladılar. Tevbem nedeniyle beni kutluyor ve bana ” Allah’ın tevbeni kabul etmesi kutlu olsun “ diyorlardı. }

Buhari : Müslim : 8.c.2769.n 

RASULLER  VE  NEBİLER  BİLE  TEVBE  EDEN  İNSANLARDI  

            Ey inanalar … ! Unutmayınız ki Tevbe ; bırakın normal insanları, Nebilerin, Rasullerin ve Allah’ın kendilerinden razı olduğu insanların dahi kulluk makamıdır… Onlar da tevbe etmiş, onlar da Rablerine istiğfarda bulunmuşlardır…

Allah Teâlâ şöyle buyurur :

“ Şüphesiz İbrahim gerçekten yumuşak huylu, içli ve çokça tevbe eden biri idi. “  Hud : 75.Ay. 

            Allah Teâlâ, Musa aleyhisselam’dan bahsederek şöyle buyurur :

“ Ayılınca dedi ki : ” Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim ve ben inananların ilkiyim. ”   A’raf : 143.Ay. 

            Değerli kardeşlerim … ! Allah Teâlâ bizler için kurtuluş adresi olarak gösterdiği Ashabı kiramı hatırlatıp, onların Muhacir ve Ensarından bahsederek şöyle buyurur :

“ Andolsun ki Allah, onlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber’i ve güçlük zamanında O’na uyan Muhacirler’le Ensar’ı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O ; onlara karşı çok şefkatli ve pek merhametlidir. “

 Tevbe : 117.Ay. 

Allah Taala ; Cennet karşılığında Rablerine canlarını ve mallarını satan mü’minlerin sıfatlarından biri olarak Tevbeyi zikrederek yine şöyle buyurur :

“ O’nunla yapmış olduğunuz alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, büyük kutruluştur. – Bu alışverişi yapanlar – tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. “                                     

Tevbe : 111 – 112.Ay. 

         Ey Allah’a yönelenler … ! unutmayın ki Tevbe’nin bereketi er ya da geç, gizli veya açık bir gün mutlaka ortaya çıkar… Öyleyse sabırlı olun ve Allah’a bol bol tevbe ve istiğfarda bulunun.

TEVBENİN  KARŞILIĞI 

   Değerli kardeşlerim … ! Unutmayalımki tevbenin bir çok güzel karşılığı vardır. Tevbenin karşılığı her şeyden önce ; kalplerin temizlenmesi, günahların silinmesi ve sevapların katlanması demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur :

“ Ey iman edenler ! Samimi bir tevbe ile Allah’a yönelin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber’i ve O’nunla birlikte olanları utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinden ve arkalarından koşar da onlar ” Ey Rabbimiz ! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye gücü yetensin ” derler.”  

TAHRİM : 8.AY. 

Tevbenin karşılığı ; imanın, huzurun, sükunetin ve gönül rahatlığının gölgelendirdiği bir hayattır. Allah Teâlâ şöyle buyurur :

“ – Bu kitap size – Rabbiniz’den bağışlanma dilemeniz ve O’na tevbe etmeniz için – indirildi – Eğer bunu yaparsanız sizi, tayin edilmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatır ve faziletli olan herkese kendi lütfundan verir.” 

HUD : 3.AY.

 Tevbenin karşılığı ; gökyüzünden inen bereketler ve yeryüzünden çıkan bereketlerdir. Mallarda bolluk, üretimde ve nesilde bereket, bedenlerde afiyet ve afetlerden korunmadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur :

” Ey kavmim ! Rabbinizden bağışlanma isteyin, sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü – yağmuru ile – bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günahkarlar olarak yüz çevirmeyin.”

  HUD : 52.AY.

İBNİ KESİR R.H  Bu Ayet’in tefsirinde şunları söyler : “ …. Eğer Allah’a tevbe ve istiğfar eder, O’nun emirlerini yerine getirirseniz ; rızkınız çoğalır. Göklerin bereketinden size sular indirir, yerlerin bereketinden bitkiler bitirir, ekinler yetiştirir, hayvanlarınızın memelerinden sütler akıtır. Ve sizi mal ve çocuklarla destekler …. “

                                                                                                    İBNİ KESİR : 14.C.8116.S

{ … İbni Abbas r.a, Rasulullah s.a.v’in  şöyle buyurduğunu rivayet eder : ” Kim Allah’tan bol bol bağışlanma dilerse ; Allah onun her sorununa bir çözüm, her sıkıntısına bir çıkış yolu ihsan eder ve onu  ummadığı bir yerden rızıklandırır. ” }

  AHMED : EBU DAVUD :

         Değerli kardeşlerim … ! Allah’tan bağışlanma dileme – yani istiğfar – tek başına  zikredildiyi zaman  tevbeyi de içerisine alır ve ona işaret eder.

         Unutmayalım ki Tevbe, insanın  istek ve arzulananı kazanması ve her sıkıntıdan kurtulması demektir… Dolayısıyla, İnsan ne kadar günahkar olursa olsun, Allah’tan asla ümidini kesmemesi ve O’na yönelmesi gerekir.

{ … Ebu Saîd el-Hudrî r.a dan.Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şunu haber verdiğini rivayet eder : ” Sizden önceki ümmetler içinde yüz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bu adam bir alime, kendisi için tevbe olup olmadığını sordu. Alim, ” Evet, senin için bile tevbe vardır ” dedi. Rahmet melekleri onun ruhunu aldılar ve o adam bağışlandı.”

 BUHARİ : MÜSLİM : 8.C.2766.N

Öyleyse ey aciz ve günahkar insan … ! Günahlarından pişman olup Tevbe edenlerden ol …. İyice düşün ve ömrünün geçen sayfalarına iyi göz at ve işlediğin günahlarına tevbe et. Hayatının geri kalan kısmında da günah işlememeye  gayret göster. Ölümü ve onun şiddetini, kabri ve onun karanlığını, sırat köprüsünü ve onun keskin ve kayganlığını iyi düşün. Ve hele hele, kimsenin kimseye fayda sağlayamayacağı o hesap gününü hiç aklından çıkarma.

Gafletten uyan, hevâ ve heveslerini terk et ve helakına sebep olacak olan karanlıktan çık. Biraz önceki zikretmiş olduğumuz Kur’an’ın ve Sünnet’in delillerini  çok iyi düşün.   

Rahman ve Rahim olan Rabbinin önünde eğil …. O’nu kapısına yanaş ve  eşiğine yüz sür……“ Allah’ım Sana döndüm “ de . “ Ey Rabbim !.. Pişman oldum !.. “ de. “ Tevbemi kabul et !.. Günahımı bağışla !.. Hatamı yok say !.. “ de. “ Ey Allah’ım !.. eğer beni kapından kovarsan bana kim acır, beni kim barındırır ki ?..” de “ Eğer beni kendinden uzaklaştırırsan beni sana kim yaklaştırır ki … ? ” de. 

Ey insan … ! unutmaki bu kapı ümitsizlik kapısı değildir. Allah’a şirk koşanlar ve O’na küfredenler dahi bu kapıya gitmiştir. Zina’ya düşenler bu kapıya gitmiştir. İçki içenler bu kapıya gitmiştir. Uyuşturucu kullananlar bu kapıya gitmiştir. Akrabalık bağlarını koparanlar bu kapıya gitmiştir. Namazını terk edenler bu kapıya gitmiştir. Anne ve babasına kötü davrananlar bu kapıya gitmiştir. Faiz ve rüşvet yiyenler bu kapıya gitmiştir. Hırsızlık ve yankesicilik yapanlar da bu kapıya gitmiştir…

Hulasa, her türlü günaha dalanlar bu kapıya koşmuşlardır. Allah’a dönen herkese ne mutlu. İnanın, insanın en hayırlı ve gerçek ömrü, Allah’a itaat ettiği zaman dilimidir. Allah’a itaat edilmeyen zaman ise, ömründen değildir.

Ey insanlar … ! Allah’dan hakkıyla korkun sağlam ve samimi bir tevbe ile O’na yönelin ve İslam’ın her kuralına sımsıkı sarılın. Sizi yoktan vareden Rabbinizi, O’na ibadet ederek yüceltin… Bakın Rabbiniz ne buyuruyor :

 Size azap gelip çatmadan önce rabbinize dönün. O’na teslim olun ; sonra size yardım edilmez.”

“ Kendiniz farkında olmayarak, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline tabi olun. “

“  Kişinin, “ Allah’a karşı  aşırı gitmemden dolayı bana yazıklar olsun ! Gerçekten ben alay edenlerdendim ! ” diyeceği günden sakının.”

“ Veya “ Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum ” diyeceği, yahut azabı gördüğünde “ Keşke benim için – geriye dönüş – imkanı bulunsa da – tevbe edip – iyilerden olsam ! ” diyeceği günden sakının. 

 ZÜMER : 54.55.56.57.58.AY. 

Ey insanlar … ! İnanın İslam ümmetinin şu an Allah’a yönelmeye ve O’na tevbe etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaçları var.

Ağır felaketler, arka arkaya gelen sıkıntılar, ahlaksızlığın hat safhaya çıkması, caddelerin ve sokakların cinsel manzaralarla süslenmesi, düşmanların zaferleri, düşünülürse, insanların ve özellikle de inananların ne kadar da Allah’a, O’nun dinine ve tevbeye  ihtiyaçlarının  olduğunu açıkça göreceksinizdir.

Değerli kardeşlerim … ! İnanın, insan günahlarını hatırlar ve kendisini bağışlayacağı bir Rabbin olduğuna samimi bir şekilde inanıp O’na yönelirse, durum düzelecektir. İşte o zaman Rahmanın rahmeti inecek, düşmanlara karşı zafer kazanılacak ve insanlar huzur içerisinde yaşayacaklardır. Yani, insanlar için tevbe’den ve Allah’a dönmekten başka, hiçbir çıkış yolları yoktur.

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu :  “ Allah azze ve celle  şöyle buyurur : Ben kulumun beni  zannı yanındayım. Kim beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. Kim beni bir toplulukta anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta  anarım. Kim  bana bir  karış  yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, bende ona koşarak gelirim. ” }

BUHARİ : 16.C.7275.S

Ey insanlar … ! Nefsime ve sizlere son nasihatim ; Allah Rasulü s.a.v’in bir kutsi hadislerindeki Rabbimizin şu buyrukları olacaktır :

{ … Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu :  Allah azze ve celle  şöyle buyurur :

= Ey kullarım ! benim hidayet verdiklerim müstesna, sizlerin hepsi dalalette olanlarsınız. Öyleyse benden hidayet isteyin ki size hidayet edeyim.
= Ey kullarım ! Sizler hep açsınız, ancak benim doyurduklarım müstesna. Öyleyse benden yiyecek isteyin ki size yiyecek vereyim.
= Ey kullarım ! Benim giydirdiklerim müstesna, sizlerin hepsi çıplaksının. Öyleyse benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.
= Ey kullarım ! Sizler gece gündüz günah işleyenlersiniz. Ben ise bütün günahları mağfiret edenim. Öyleyse benden mağfiret dileyin ki sizin günahlarınızı bağışlayayım.
= Ey kullarım ! Sizler asla bana zarar verecek dereceye ulaşamıyacak ve bana zarar veremeyeceksiniz. Ve keza sizler asla bana fayda verecek dereceye ulaşamıyacak ve bana asla fayda veremeyeceksiniz.
= Ey kullarım ! Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insiniz, cinniniz, içinizden en temiz kalpli bir adam gidişinde olsa, o benim mülkümde bir şey artırmaz.
= Ey kullarım ! Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insiniz, cinniniz, içinizden en kötü kalpli bir adam gidişinde olsa, o benim mülkümde bir şey eksiltmez.
= Ey kullarım ! Sizin öncekileriniz, sonrakileriniz, insiniz, cinniniz,  hepiniz bir yere toplanıp benden isteseler ve bende onların istediklerini versem, bu benim mülkümde hiçbir şeyi eksiltmez. Bunların hepsi benim mülkümden ancak, bir dikiş iğnesinin denize bir kere batırılıp ta çıkarıldığında o denizden eksilttiği  su kadardır.
= Ey kullarım ! Sadece sizin güzel amellerinizdir ki ben onları sizin için sayar ve saklayıp muhafaza ederim. Sonra da onları size tastamam veririm. Onun içindir ki, her kim hayır bulursa o kimse Allah’a hamdetsin. Bundan başkasını bulan da, kendi nefsini kınasın. }

                                                                                                      MÜSLİM : 8.C.2577.N

Vel hamdu lillahi rabbil alemin  

                                                              Tacuddin el Bayburdi