Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Zikrin tanımı ve keyfiyeti

Bu sohbetimizde zikrin tanımını, onun mana ve mahiyetini izah edip, meselenin sağlıklı bir şekilde anlaşılmasına gayret göstereceğiz…

Bizi böyle bir çalışmaya iten sebep, Allah’ı zikretme adına – İslam’da aslı astarı olmayan – bir takım garip hal ve hareketlerle zikir halkaları oluşturulması ve bunların din adına yapılmasıdır.

Bununla beraber ;  Allah Rasulü s.a.v’in bir hadisi şeriflerindeki ; “ Kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin, eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse onu diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır. “

                                                                                   Müslim : 1.c.49.n 

sözlerinden hareketle, şuurlu bir müslümanın konuyla ilgili görmüş olduğu münkerlerin karşısında suskun kalmamasına inandığım içindir.

Konuya başlamadan önce Allah’u azze ve celle’den kendim için bu meseleyi güzel ifade edebilme kudret ve kuvveti diliyor ve ayrıyeten sizler için de güzel bir anlayış, hüsnü zan ve hüsnü fehm talep ediyorum.

Değerli kardeşlerim … ! her şeyden önce, konumuza başlık olarak seçtiğimiz  ZİKİR kelimesinin lugavi ve istılahi tarifini yapıp,onun manasını anlamak zorundayız. Yani zikir ne demektir ? bunun İslam’i tarifi nasıldır ? ve bunu uygulama sahasına bir Müslüman nasıl yansıtmalıdır ? bunların Kur’an ve Sünnet çizgisinde istenildiği manada anlaşılması gerekir.

Anlaşılması gerekirki, bu konudaki sünnete uygun zikir ve zikir meclisleri ile, birçok bid’at ve hurafelerle kendilerini avutan zikir meclisleri birbirinden ayırt edilsin.

Ve yine anlaşılması gerekir ki, Allah Resulu s.a.v’in tarif ettiği ve uyguladığı zikir şekli ve şemali ile, şeyh efendilerin veya üstadların tarif edip uydurdukları zikir şekli ve şemali birbirinden ayırt edilsin.

Hulasa, bu meselenin güzel anlaşılması gerekir ki, insanları Allah’a yaklaştıran zikir ve zikir meclisleri ile, onları Allah’tan uzaklaştıran bid’at ve hurafelerin zikredildiği ve uygulandığı meclisler birbirinden ayırt edilsin.

ZİKRİN  LUĞAVİ  VE  ISTILAHİ  MANASI 

ZİKİR :
 luğavi manası : anmak, hatırlamak, unutmamak için anmak ve unutulan şeyi hatırlamaya çalışmak manalarına gelir.

ZİKİR  :
   ıstılahi manası   :  insanın, yaradanını asla unutmaması, her an hatırlaması ve O’nun kudretini, kuvvetini, azamet ve yüceliğini tefekkür edip, O’nun isteği ve Resulünün’de gösterdiği şekilde hareket etmesidir.

Dolayısıyla bu kelimeye birilerinin yüklediği kısır bir anlam yükleyerek ona uygun hareket edilmesinden ziyade, ıstılahi anlamında da ifade edildiği gibi, Allah’ın razı olacağı her meşkuliyetin zikir babından olduğunu kabul ederek hareket edilmesi gerekir.

Eğer bu nokta anlaşıldı ise, herhalde bu anlamda Kur’an’ın bir zikir olduğunu evvel emirde zihinlerimize güzelce yazmamız gerekir. Yani onun öğrenilmesi,öğretilmesi ve okunması bir zikirdir.

         Rabbimiz kerim kitabında ;

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ 

“ Muhakkakki bu zikri biz indirdik ve onu muhafaza edecek olan da biziz. ”  Hicr : 9.Ay 

         Ayeti celilesiyle Kur’an’ın bir zikir olduğunu açıkça beyan etmektedir.

 فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذِي أُوحِيَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ {} وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ

“ Sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen dosdoğru bir yol üzeresin. Muhakkakki o, – yani sana vahyedilen şey – senin ve kavmin için bir zikirdir ve ondan sorguya çekileceksiniz. ” Zuhruf : 43 – 44.Ay

“ Aşırı giden bir kavimsiniz diye sizi zikir ile uyarmayı terk mi edeceğiz ? ”  Zuhruf : 5.Ay

“ Bu bir zikirdir ve apaçık bir Kur’an’dır. ”  Yasin : 69.Ay

“ İşte bu, indirdiğimiz mubarek bir zikirdir. Siz onu inkar mı ediyorsunuz. ”  Enbiya : 50.Ay

Bu Ayeti kerimelerde de görüldüğü gibi, Rabbimizin Rasulüne vahyettiği şey – yani kitap ve hikmet – bir zikirdir.

NAMAZ  BİR  ZİKİR’DİR

Ve yine bu anlamda Namaz bir zikirdir. Rabbi’miz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Muhakkak ki ben Allah’ım ; benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni zikretmek için namaz kıl …. ”  Taha : 14.Ay

“ Ey iman edenler ! Cuma günü namaz için nida edildiği zaman Allah’ın zikrine koşun …… ”  Cuma : 9.Ay. 

         İşte Rabbimizin bu buyrukları, namazın bir zikir olduğunu beyan etmektedir.

“ … Ummu’d derda r.a‘dan. O dedi ki : Allah’u Azze ve Celle‘nin :  Allah’ı zikretmek çok büyüktür…. Ayeti celilesi delalet ediyor ki : namaz kılmak, Allah’ı zikretmektendir. – hatta – öğrettiğin her iyilik Allah’ı zikirdendir. Kötülüklerden kaçınman Allah’ı zikirdendir.Oruç tutman da Allah’ı zikretmektendir….. “

Buhari efali’l İbad : 569.n – Beyhaki Şuabul İman : 1.376 -Taberi Tefsir : 6.c.380.s

Bu rivayette de anlatıldığı gibi ; namaz bir zikirdir, emri bil ma’ruf bir zikirdir, nehyi anil münker bir zikirdir ve oruç tutmak da bir zikirdir.

         Allah’u Azze ve Celle bu konuda yine kerim kitabında şöyle buyurur :

“ Kötülüklerden temizlenen, Rabbi’nin ismini zikreden ve namazı kılan felaha ermiştir… ”   A’la : 14 – 15.Ay

“ Namazı kıldıktan sonra Allah’ı ayakta, oturarak ve yatarken zikredin. ” Nisa : 103.Ay 

“ Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. – Ve derler ki : – ” Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru. ”  Ali İmran : 191.Ay

“ Rabbi’nin ismini zikret ve O’na yönel …… ”   Müzzemmil : 8. Ay

İşte bu ifadeleriylede Rabbimiz ; dilin kendisini övmesini, tesbih etmesini, tenzih etmesini zikir olarak isimlendirmiştir.

“ … Allah Rasulü s.a.v buyurdular ki : Dilin Allah’u Azze ve Celle’nin zikri ile devamlı ıslak kalsın …. “

İbni Mace : 9.c.3793.n – Tirmizi : 6.c.3597.n

Rasulullah s.a.v’in bu buyrukları da aynen biraz önce ifade edildiği gibi, dilin Allah’ı övmesini, tesbih etmesini, tenzih etmesini zikir olarak kabul etmiştir.

Hulasa değerli kardeşlerim … ! bu ve emsali delillerin ifadesiyle anlaşılıyorki insanın, Rabbi’sinin razı olacağı her uğraşı Allah’ı zikretmek demektir.

Yani kalbin amelinden olan Rabbisi adına tefekkürü, tedebbürü, tezellülü ve tevekkülü Allah’ı zikretmek olduğu gibi, azaların Allah’ın emirlerine uyarak namaz kılması, zekat vermesi, oruç tutması hacc yapması gibi ibadetleri de yine insanın Rabbisini zikretmesi olarak kabul edilmiştir.

Bununla beraber dilin, Allah’ın birliğini, yüceliği, kudretini, kuvvetini, azametini, kadrini, kıymetini ve şanını itiraf edip O’nu, bütün noksanlıklardan tenzih etmeye yönelik kullandığı bütün sözler de yine Allah’ı zikretmek olarak kabul edilmiştir.

Ve yine, insanın kendi acziyetini, zayıflığını ve küçüklüğünü kabul ederek Rabbisine sığınması, O’ndan istemesi, O’ndan korkması, O’na boyun eğmesi de Allah’ı zikretmek demektir.

Çünkü bu sayılanların hepsinde de, – zikrin ıstılahi tarifinde de bahsi edildiği gibi – Allah’ı hatırlama ve O’nu anma söz konusudur.

Değerli kardeşlerim … ! zikrin bu genel tarifinden sonra isterseniz birazda dilin zikrinden ve onun önemini ve ehemmiyetini anlatan delillerden bahsedelim.

ZİKRİN  ÖNEMİ 

Unutmayalım ki dilin Allah’u Azze ve Celle’yi zikretmesi ; Allah’ın teşvik ettiği ve devamlı yapılmasını emrettiği bir iştir.

Rabbi’miz bu ibadeti, kendisine yaklaştırıcı bir vesile kılmış ve bunu  yapanlara da bol bol mukafat verip ve onları azabtan kurtaracağını va’detmiştir.

Rabbimiz şöyle buyurur  : “ Allah’ı zikretmek çok büyüktür …..” Ankebut : 45.Ay

“ Ey iman edenler ! Allah’ı çok zikredin …… ”  Ahzab : 41.Ay

“ … Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya ; işte Allah bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır …. ” Ahzab : 35.Ay

 “ Ey iman edenler ! … Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz … ”  Enfal : 45.Ay.

“ … Muhakkak ki arınıp temizlenen, Rabbi’nin ismini zikreden ve namaz kılan felaha ermiştir… ”   A’LA : 14 -15. Ay                                                                                                                  

“ … İşte onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikri ile mutmain olanlardır. Şunu iyi bilin ki kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur … ”  Rad : 28.Ay 

“ … Muaz ibni cebel r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdularki : Ademoğlu Allah’ı zikretmekten daha çok kendini Allah’ın azabından kurtaracak bir amel işlememiştir. Dediler ki : Allah yolunda cihad etmekte mi ?Resulullah s.a.v buyurdu ki : Allah yolunda cihad etmekte ; ancak öldürülünceye kadar savaşması bundan müstesna. ”

Taberani ve İbni Ebi Şeybe 

“ … Ebu’d Derda r.a‘dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Size amellerinizin en hayırlısını, Melik’iniz katında en geçerli olanını, derecelerinizi en çok yükselten şeyi, sizin için altın ve gümüş biriktirmekten daha kazançlı olanını ,düşmanla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlısını bildireyim mi ? sahabiler : bildir ey Allah’ın Rasulü dediler : Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : “ Allah’ı zikretmektir. ”

İbni Mace : 9.c.3790.n – Tirmizi : 6.c.3599.n 

“ … Ebu Musa el-Eşari r.a’dan : Peygamber s.a.v şöyle buyurdu : Rabbi’ni zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali diri ile ölü gibidir. “

                                                                             Buhari : 14.c.6344.s 

ALLAH’TAN  GAFLETİN  ÇİRKİNLİĞİ 

Değerli kardeşlerim … ! zikrullah’ın önemini, ehemmiyetini ve güzelliğini anlatan daha birçok deliller mevcuttur. Biz bu kadarı ile iktifa ederek şimdi de zikrin tam zıddı olan gafletten biraz bahsetmeye çalışalım.

Bilindiği gibi gaflet zikrin tam zıddıdır. Gafletlerin en büyüğü ve en çirkini ise Allah’tan gafil olmaktır. Unutmayalım ki bir insan için Allah’tan gafil olmak kadar daha büyük bir bela ve musibet olmadığı gibi, Allah’ı zikretmek kadar da büyük bir saadet yoktur.

Allah’u Azze ve Celle, kullarını gaflet belasından sakındırmış ve onlara her an kendi zatını hatırlamalarını emretmiştir. Hatta bütün fiili ibadetleri, kendisini hatırlamaya vesile kılıp, gafletin çirkinliğini Kerim kitabında sık sık anlatmıştır.

         Rabbi’miz şöyle buyurmaktadır :

“ Rabbi’ni içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret, gafillerden olma. “   A’raf : 205.Ay 

“ Kalpleri Allah’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. Bu kimseler apaçık bir sapıklık içindedirler. ”   Zümer : 22.Ay 

“ Kim o Rahma’nın zikrine göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat kılarız. Artı o, onun ayrılmaz bir arkadaşı olur. ”   Zuhruf : 36.Ay 

“ Şeytan onları hükmü altına almış, Allah’ı zikretmeyi bile unutturmuştur. İşte bu kimseler şeytanın taraftarlarıdırlar.Haberiniz olsun ki hüsrana uğrayacak olanlar, şeytanın taraftarlarıdır. ”   Mücadele : 19.Ay 

“ Nefsini sabah akşam rızasını isteyerek Rabb’lerina yalvaranlarla bir tut. Dünya hayatının süsüne kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi zikretmekten gafil kıldığımız, kendi nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye de itaat etme. ”   Kehf : 28.Ay 

“ Ey iman edenler ! Sizi ne mallarınız ve ne de evlatlarınız Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. ”  Munafikun : 9.Ay

“ Kim de beni zikretmekten yüz çevirirse onun için dar bir geçim vardır. Kıyamet gününde de onu kör olarak haşrederiz. ”   Taha : 124.Ay

Evet ey Müslüman … ! unutma ki bu kulluğun şerefine göklerde ve yerde bulunan her şey nail olmuştur. Rabbimizin buyurduğu gibi :

“ Yedi tabaka göklerde ve yerde bulunan her şey O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbit etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki, onların tesbihini anlayamazsınız siz. O halimdir, bağışlayıcıdır. ”   İsra : 44.Ay

Ve yine unutmayın ki, bu şereften ancak insanların ve cinlerin kafirleri uzak dururlar ve mahrum kalırlar.

MÜSLÜMANIN ZİKİR MECLİSİ NASIL OLMALI

Değerli kardeşlerim … ! Allah’a iman ettiğini söyleyen şuurlu ve basiretli  müslümanlar, yan yana gelerek oluşturdukları her mecliste Allah’ı zikrettikleri zaman, onların bol bol sevap kazanacakları çok karlı bir ortam olacağı gibi, Rabbi’lerini zikretmeden ayrılacakları her ortamında kendileri için zararlı ve nedamet duyacakları bir ortam olacağını asla unutmamaları gerekir.

Çünkü kendisini örnek ve önder edindiğimiz Allah’ın Rasulu s.a.v şöyle buyurmaktadır :

“ Allah’ı zikretmedikleri bir meclisten kalkıp dağılan kimseler, tıpkı merkep leşinden kalkıp dağılan kimseler gibidirler. Bu onlar için pişman olacakları bir kayıptır. ” 

Ebu Davud : 5.c.4855.n – Ahmed Müsned : 2/389 

         Allah’ın Rasulu s.a.v yine şöyle buyurdular :

“ Bir mecliste oturup orada Allah’ı zikretmeyen ve Peygamberlerine salavat getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından bu kusurlarından dolayı pişmanlığa uğratılır. Allah dilerse onlara azab eder, dilerse onları bağışlar. “

                                                                                       Tirmizi : 6.c.3602.n

İhlaslı ve samimi Müslümanlar, diğer kardeşleriyle ancak Allah rızası için yan yana gelen kimselerdir. Bununla beraber oluşturdukları meclislerde, ancak Allah’ın razı olacağı ve peygamberlerinin de yapıp tarif ettiği zikir çeşitleri ile meşgul olan kimselerdir.

Onlar, zamanımızdaki birçok cahil kimselerin yaptığı gibi, dinde aslı astarı olmayan zikir çeşitleri ile meşgul olan kimseler değillerdir.

Onlar defle dümbelekle Allah’ı zikretmeye kalkışmadıkları gibi, garip garip sesler çıkararak, kafayı kolu sallayarak veya oraya buraya yalpa yaparak Allah’ı zikretmeye kalkışan kimseler de değillerdir.

Onların zikirleri, Kur’an’a ve Sünnet’e dayanan zikirlerdir. Çünkü onlar, Allah ve resulu’nun şu buyruklarını iyi bilen ve asrı saadeti kendilerine örnek alan insanlardır.

         Bakınız Rabbimiz kendisini zikretmek isteyenlere nasıl bir mesaj veriyor :

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. ”   Ahzab : 21.Ay

İşte bu kural, Allah’ı zikretmek isteyen herkes için olmazsa olmazlardan olan bir kuraldır.

Yani, kim Rabbi’sini zikretmek istiyorsa, zikrinin şekli ve şemali mutlaka Kur’an ve sünnete uygun olma mecburiyetindedir, değilse o yaptığı şey kendisinden asla kabul edilmez.

” … Aişe r.anha’dan ; Rasulullah s.a.v söyle buyurdular :  ” Kim bizim şu işimizin – yani dinimizin – içinde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse, o merdutdur. ”  diğer bir rivayette ise :  “ Her kim bizim emrimize uymayan bir amel işlerse o amel merdutdur. “

                                                                                  Müslim : 5.c.1718.n

İşte Allah Rasulu sav ‘in mektebinde öğretilen zikirler ve onunla alakalı örnek alınması gereken mükemmel dersler :

{ … Ebu Hureyre ra’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Allah’u Azze ve Celle şöyle buyuruyor : Ben kulumun beni zannı yanındayım. Kulum beni zikrederken ben muhakkak onunla beraber olurum. Eğer o beni kalbinde zikrederse, bende onu nefsimde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, bende onu o cemaatten daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kuluç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak varırım. }

                                                                           Müslim : 8.c.2675.n 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Her kim kendisinde ilim arayacağı bir yola giderse, Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Herhangi bir topluluk Allah’ın evlerinden bir evde toplanıpta, Allah’ın kitabını tilavet ederler ve onu aralarında karşılıklı okuyup ders yaparlarsa muhakkak üzerlerine sekinet iner. Kendilerini rahmet kaplar. Melekler onların etrafını çepeçevre ihata edip kuşatırlar. Allah’ta onları yanında bulunan – melekler – içinde anar. – unutmayın ki – ameli eksik olanı, nesebi, amel sahiplerinin mertebesine kavuşturamaz. }

                                                                                   Müslim : 8.c.2699.n 

“ … Ebu said el-Hudri ra şöyle dedi : Bir gün Muaviye mesciddeki bir ders halkasının yanına geldi de : sizleri burada oturtan sebep nedir ? diye sordu. Ordakiler : Toplanıp oturduk, Allah’ı zikrediyoruz, dediler. Muaviye : vallahi sizleri hakikaten sadece bu maksat mı oturttu burada ? dedi. Oturanlar : vallahi bizleri bu maksattan başka bir şey oturtmamıştır, dediler. Muaviye : ben sizleri ittiham etmek için yemin ettirmiş değilim. Benim Rasulullah’a yakınlığım derecesinde olupta Rasulullah’tan benim kadar az rivayet eden hiçbir kimse yoktur. Rasulullah s.a.v bir defasında, sahabilerden bir ders halkasının yanına geldi ve : Sizleri böyle oturtan sebep nedir ? diye sordu. Sahabiler : oturup, Allah’ı zikrediyor ve bizleri islama hidayet etmesine ve bizleri nimetlendirmesine karşılık O’na hamd ediyoruz, dediler. Rasulullah s.a.v : Vallahi, sizleri bundan başka bir maksat oturtmamış mıdır ? diye sordu. Sahabiler : vallahi bizleri bu maksattan başka bir şey oturtmuş değildir, dediler. Rasulullah s.a.v : Ben sizleri ittiham etmek için yemin ettirmedim. lakin bana Cibril gelip Aziz ve Celil olan Allah’ın sizlerle meleklere iftihar etmekte olduğunu bana haber verdi, buyurdu. }

                                                           Müslim : 8.c.2710.n 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Allah’u Tebareke ve Teala’nın yeryüzünde seyahat eden birtakım melekleri vardır ki onlar, zikir meclislerini araştırırlar. Onlar, içinde Allah’ın zikredildiği bir meclis bulduklarında onlarla beraber otururlar ve birbirlerini kanatları ile hazır olup dinlemeye teşvik ederler. Nihayet onlarla sema arasındaki mesafeyi doldururlar. Meclisin dağıldığı ve meleklerin de semaya yükselip çıktıkları zaman Allah’u Azze ve Celle onları pek iyi bildiği halde meleklerine : Sizler nereden geldiniz ? diye sorar. Melekler : biz yeryüzünde senin bir takım kullarının yanından geldik ki onlar seni tesbih ediyorlar, seni tekbir ediyorlar,seni tehlil ediyorlar,sana hamd ediyorlar ve senden istiyorlar, derler. Allah’u Azze ve Celle : onlar benden ne istiyorlar ? buyurur. Melekler : onlar senden cennetini istiyorlar, derler . Allah  Azze ve Celle : onlar benim cennetimi görmüşler mi ? Buyurur. Melekler : hayır Rabbi’miz ! onlar senin cennetini görmemişlerdir, derler. Allah Azze ve Celle : eğer onlar benim cennetimi görselerdi nasıl olurdu ? der. Melekler : o kullar senin eman vermeni istemektedirler, derler. Allah Azze ve Celle  : benim hangi şeyden eman vermemi istiyorlar, der. Melekler : Ateşinden ey Rabbi’miz !, derler. Allah  Azze ve Celle : onlar benim ateşimi görmüşler mi ?, buyurur. Melekler : Hayır, onlar senin ateşini görmemişlerdir, derler. Allah Azze ve Celle : Eğer onlar benim ateşimi görselerdi nasıl olurdu, der. Melekler : Tekrar  onlar senin mağfiretini talep etmektedirler, derler. Bunun üzerine Allah’u Azze ve Celle : Ben onları mağfiret eyledim,onların bütün isteklerini ihsan ettim ve eman istedikleri şeyden de eman verdim, buyurur. Melekler : Ya Rabbi ! o zikr edenlerin içinde çok hata edici bir kul olan filan kimsede vardı, sadece oradan geçiyordu da onlarla beraber oturuvermiştir, derler.  Allah’u Azze ve Celle : Ben onu da mağfiret ettim, çünkü o cemaatle beraber oturan kimseler şakiyy olamaz, buyurur. }

Buhari : 14.c.6345.s – Müslim : 8.c.2689.n 

 Allah’u  Azze ve Celle’nin zikir meclislerini övdüğünü ve sevdiğini anlatan bu delillerin naklinden sonra, şimdi de Allah Rasulü s.a.v’in bizzat kendi dilinden inananlara Allah’ı nasıl zikretmeleri gerektiği hususundaki örnekleri anlatabiliriz.

Çünkü, Ahzab suresinin 21. Ayeti kerimesinde de anlatıldığı gibi, Allah’ı zikretmek isteyen kimseler için, Resulullah s.a.v en güzel örnektir.

{ …  Allah Rasulü s.a.v şöyle buyuruyor : Dile hafif, mizanda ağır, rahmeti umuma yaygın, Allah’a sevimli olan iki kelime vardır ki bunlar : Subhanallahi ve bi hamdihi Subhanallahi’l azim

Allah’ı ona hamd ederek tesbih ederim. Büyük olan Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. }

Buhari : 14.c.6343.s – Müslim : 8.c.2694.n 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdu ki : Andolsun ki benim subhanallahi ve’l hamdu lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber… demekliğim, bana üzerine güneş doğan her şeyden daha sevimlidir. “

                                                                                   Müslim : 8.c.2695.n 

“ … Cabir ibni Abdullah r.a’dan. Der ki : Rasulullah s.a.v’den şunu duydum : Zikrin en faziletlisi la ilahe illallah , duanın en faziletlisi de  el hamdu lillah ’ tır. “

Tirmizi : 6.c.3605.n – İbni Mace : 9.c.3800.n 

“ … Ebu Musa r.a dedi ki  : Rasulullah s.a.v bana : Ben sana Cennet hazinelerinden bir kelimeyi – yahut, Cennet hazinelerinden bir  hazineye seni  – delalet  edeyim mi ? dedi. Ben de : Evet  delalet  ediniz  dedim. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v : la havla vela kuvvete illa billah’ tır , buyurdu. “               

                                                                                 Müslim : 8.c.2704 / 47.n

“ … Semure b. Cundub r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Sözlerin Allah’ın yanında en sevimlileri şu dördüdür :

Subhanallah         :    Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.  
Elhamdu lillah      :    Allah’a hamdolsun.
La ilahe illallah     :    Allah’tan başka ilah yoktur.
Allahu ekber         :     Allah en büyüktür.

Bunların hangisi ile başlarsan başla,sana bir zararı yoktuR. ”  Müslim :

“ … İbni Abbas r.a’dan : oda peygamberin zevcesi – cuveyrice r.a’dan şöyle tahdis etti : Peygamber s.a.v bir gün sabah namazını kıldığı sırada cuveyriye henüz namaz kıldığı yerde bulunurken cuveyriye’nin yanından dışarı çıktı. Sonra kuşluk vakti olunca geriye döndü. Cuveyriye de hala namaz kıldığı yerde oturmakta idi. Peygamber s.a.v ona : Senden ayrıldığım zamandaki hal üzere mi devam ediyosun ? dedi.  Cuveyriye : Evet o hal üzereyim ,dedi. Peygamber s.a.v : Vallahi ben senden sonra dört kelimeyi üç defa söyledimki eğer bu kelimeler senin gün başladığından beri söylemiş olduğun kelimelerle tartılsaydı, benim söylediklerim muhakkak senin söylediklerini tartardı, onlar şu kelimelerdir :

Subhanallahi Adede halkihi         :  Allah’ı yarattıklarının adedi kadar tesbih ederim.
Subhanallahi Rıdaa nefsihi         :  Allah’ı nefsinin razı olacağı kadar tesbih ederim.
Subhanallahi ziynete arşihi         :  Allah’ı arşının zineti kadar tesbih ederim.
Subhanallahi midada kelimatihi   :  Allah’ı kelimelerin  adedi kadar tesbih ederim. “

                                                                                  Müslim : 8.c.2726.n

“ … Enes ibni Malik r.a’dan : Rasulullah s.a.v yaprakları kurumuş bir ağaca uğrayıp asasıyla ona vurdu ve yapraklar döküldü. Bunun üzerine şöyle buyurdu : Şu sözler – varya – kulun günahlarını,şu ağacın yaprakları döküldüğü gibi, mutlaka döker :

Elhamdulillah     :   Allah’a hamd olsun.
Subhanallah      :   Allah’ı tesbih ederim.
La ilahe illallah   :   Allah’tan başka ilah yoktur.
Allahu ekber      :   Allah en büyüktür.  “

                                                                                  Tirmizi : 6.c.3761.c

Bu ve emsali delillerden anlaşıldığı gibi, asrı saadetteki oluşturulan zikir meclisleri, her şeyden önce sadece ve sadece Allah rızası için oluşturulan meclislerdi.

Bununla beraber zikir halkalarında yapılan şeyler ise görüldüğü gibi : Kur’anın öğrenilmesi ve öğretilmesi, Kur’anın izahını yapan hadislerin öğrenilmesi ve öğretilmesi, Allah’ın isim ve sıfatlarının öğrenilmesi ve öğretilmesi, Allah’ın tesbih edilmesi, noksanlıklardan tenzih edilmesi, O’na hamd edilmesi, O’nun yüceltilmesi, Allah’ın isim ve sıfatları ile O’na dua edilmesi, O’ndan istekte bulunulması, O’ndan cennetinin istenilmesi, Cehenneminden uzak tutması için O’na yalvarılması, kendilerine bahşedilen hidayetten dolayı O’na bol bol hamdedilmesi, verdiği nimetlerden dolayı O’na şükredilmesi, işlenilen hata ve günahlardan dolayı O’ndan bağışlanılma dilenilmesi gibi meselelerdi. İşte onların zikir meclislerinin keyfiyeti böyle idi.

Değerli Müslümanlar … ! Allah’ı zikretme bazen belirli nedenlere ve zamana dayalı olduğu gibi, bazen de belirli sayılara ve vakitlere bağlanmıştır.

Zikrin belirli bir kısmı da herhangi bir sayıya ve vakte bağlanmamıştır, ta ki Müslümanlar, her an Rab’lerini zikretsinler, O’ndan gafil olmasınlar.

SAYI  VE  VAKTE  BAĞLI  ZİKİRLERDEN  BAZI  ÖRNEKLER 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Her kim günde yüz kere : La ilahe illallahu vahdahu la şerikeleh lehul mulku velehul hamdu ve huva ala kulli şeyin kadir    derse, bu dua o kimse için on köle azad etmeye denk olur.Onun lehine yüz hasene yazılır, yüz kötülük de silinir. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytanın şerrinden emin olur ve hiçbir kimse o kimsenin bu duayı okunmasından daha faziletli bir dua getiremez, meğer ki bu  duayı ondan daha çok okuyan bir kimse olsun. Ve her kim günde yüz kere : Subhanallahi ve bi hamdihi  derse, o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile silinir. “

                                                                                   Müslim : 8.c.2691.n 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan şöyle dedi : Fatıma bir hizmetçi istemek için Rasulullah s.a.v’in yanına geldi ve ona iş görmekten şikayet etti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Sen istediğin hizmetçiyi benim yanımda bulamazsın iyi dinle ! ben sana, senin için bir hizmetçiden daha hayırlı olan bir şeye seni delalet edeyim mi ? ; yatağına girerken otuz üç kere Subhanallah, otuz üç kere Elhamdulillah, otuz dört kerede Allahu ekber, dersin. “

                                                                                  Müslim : 8.c.2728.n 

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : …… Ben size bir iş haber vereyim mi ki, siz onu yapmakla sizden önde olanlara yetişesiniz, sizden sonra gelen mal sahiplerinin de önüne geçesiniz ? ……… her namazın ardından on kere Subhanallah , on kere Elhamdulillah, on kere de Allahu ekber demektir. “

                                                                                Buhari : 13.c.6264.s 

“ … Enes bin Malik’den Peygamber s.a.v söyle buyurdu : Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam İsmail soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. “

Ebu davud : 4.c.3667.n … el Albani, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler bkz sahih-i Ebu Davud : 2/698

“ … Ebu Hureyre r.a’dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Kim ki sabah namazını kıldıktan sonra on kere : La ilahe illalla hu vehda hu la şerikeleh lehul mülkü ve le hul hamdu ve huva ala kulli şeyin kadir derse, Allah’u azze ve celle onun için on hasene yazar,on seyyiatını siler,o kimseyi on derece yükseştir. Bu zikir, İsmail a.s neslinden iki köle azad  etmeye denktir. Kim ki bu zikri akşam namazından sonra da söylerse sabaha kadar şeytanla arasında perde olur. “

Taberani Kebir : 4051.n – İbni Mace : 10.c.3867.n – Ebu Davud : 5.c.5077.n

“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Her kim sabaha girerken ve akşama girerken yüz kere Subhanallahi ve bi hamdihi derse, kıyamet gününde hiç kimse onun okuduğu bu duadan daha faziletli bir dua getiremez. Ancak onun söylediği bu dua kadar söylenmiş olan ve ondan daha fazla söylemiş olan kimse müstesna. “

                                                                                   Müslim : 8.c.2692.n 

“ … Abdullah bin Hubeyd r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Kul hu vallahu ehad ve Felak ve Nas  surelerini, akşama ve sabaha vardığın zaman üç kere oku ; bu , her şeye karşı sana yeter. “

Tirmizi : 6.c.3808.n

ALLAH’I  ZİKREDERKEN  ÖLÇÜLÜ  DAVRANMAK

Değerli kardeşlerim … ! Müslümanların ölçüyü kaçırdıkları meselelerden bir tanesi de, bu meseledir.

Yani Allah’ı zikretme adına haddi aşıp bağırıp çağırmalar, dengesiz hareketler ve Kur’an’a ve Sünnete uymayan kelime ve cümlelerle ölçünün dışına çıkmalarıdır.

Şüphesiz ki İslam’da Allah’ı zikretmenin kendine has bir ölçüsü vardır. Ve bu da ; Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği  şekilde olmalıdır. Ki, biraz önce zikretmiş olduğumuz Ayet’i celile, bunun örneğinin Rasul’de olduğunu inananlara açıkça bildirmiştir.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. “

                                                                            Ahzab : 21.Ay

Allah’u azze ve celle Kerim kitabında, bu Ayet’i celilesiyle inananların Rasulullahı örnek almalarını ve şu Ayet’i kerimeleriyle de bu konu da haddi aşmamalarını kendilerine emretmiş :

“ Rabbi’nize yalvararak gizlice dua edin, zira O haddi aşanları sevmez. “

                                                                                                A’raf : 55.Ay 

“ Rabbi’ni içinden yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ; gafillerden olma. “

                                                                                              A’raf : 205.Ay

“ … Ebu Musa el-Eşari şöyle demiştir : Biz bir kere Allah Rasulü s.a.v’in beraberindeydik. Bizler bir vadi üzerinde yükseldikçe la ilahe illallah tehlilini veAllahu ekber  tekbirini söylerdik de seslerimiz yüksek olurdu. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Ey insanlar ! nefislerinize karşı yumuşak davranın. Seslerinizi yükseltmeyin. şüphesiz ki sizler ne sağırı ve  ne de  gaibi çağırmıyorsunuz…“

Buhari : 6.c.2793.s – Müslim : 8.c.2704.n

“ … Amir Bin Abdullah Bin Zübeyr dediki : “ Babama geldim ve dedim ki ; “Allahı zikreden hayırlı bir kavim gördüm. İçlerinde Allah korkusundan çığlık atıp bayılanlar vardı. Onlarla beraber oturdum.” Bunun üzerine babam dedi ki ; “ Onlarla oturma ! Çünkü ne… Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ebu Bekir, ne Ömer ne de diğer sahabelerde böyle bir şey yoktu. Senin o gördüklerin, bunlardan daha mı çok huşu sahibidir ? ”

Ebu Nuaym Hilye : 3/167-168

“ … Sa’d bin ebi Vakkas r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Zikrin hayırlısı gizli olanıdır   

Ahmed : 1/180/1562 – Ebu Ya’la : 724 

“ …  Abdullah ibni Ömer r.a’dan : Rasulullah s.a.v‘in şöyle buyurduğunu rivayet etti : Kim amelini insanlara işittirirse, Allah onu halkın kulağına duyurur ve onu hakir ve küçük kılar. “

                                                                         İbni Mubarek Kitabu’z Zühd : 42.s.141.Nn

“ … Damra-t ibnu Habib r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Allah’u Teala’yı mütevazi bir anışla anınız. Denildi ki : Mütevazi anış nedir ? O da : Gizli zikirdir, buyurdu. “

                                                                                İbni Mubarek Kitabu’z Zühd : 44.s.155.n

Hasanu-l basri r.h şöyle buyurur : Bir adan Kur’anı Kerimi ezberlerdi de komşuları onu hissetmezlerdi. Yine fıkıh da büyük bir dereceye ulaşanlar olurdu da etrafında ki insanlar onu hissetmezdi. Evinde ziyaretciler olurdu da, onun uzun namaz kıldığını hissetmezlerdi.

Biz öyle kimselere ulaştık ki yeryüzünde gizli yapmaya muktedir oldukları bir işi asla açığa çıkarmazlardı. Müslümanlar dua’da bütün varlıklarını verirlerdi sesleri işitilmezdi. Ancak kendileriyle Aziz ve celil olan Allah arasında bir fısıltı olurdu. Bunu böyle yapmalarının sebebi, Allah’u Teala’nın :

” Rabbi’nize yalvararak ve gizlice dua edin, zira o haddi aşanları sevmez. “

 A’raf : 55.Ay

Ve yine bunun sebebi, Allah’u Azze ve Celle’nin : Salih ve sözünden razı olduğu zekeriyya’nın Rabbisini hatırlayıp da ;

 Hani o rabbine gizli bir nida ile seslenmişti “    Meryem : 3.Ay  buyurmasındandır.

         İbni Mubarek Kitabu’z Zühd : 41.s.140.n

“ … Amr b. Yahya haber verip dedi ki ; babamı, babasından şöyle rivayet ederken duydum : Babam dedi ki : Sabah namazından önce Abdullah ibni Mesud’un kapısı önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik.Yine bir sabah ebu Musa el-Eşari yanımıza geldi ve ; ebu Abdurrahman – yani ibn mesud – evden çıktı mı ? diye sordu. Hayır, dedik. O da bizimle beraber oturdu.

Nihayer – ibni Mesud – çıktı. Bizde gitmek için ayağa kalktık.Sonra – yürürken – ebu  Musa ona şöyle dedi : Ey ebu Abdurrahman ! biraz önce mescide yadırgadığım bir durum gördüm. Ama yine de Allah’a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim. Abdullah ibni Mesud : Nedir o ? diye sordu. O da : Yaşarsan birazdab göreceksin,dedi ve şöyle devam etti : mescide halkalar halinde, oturmuş,namazı bekleyen bir topluluk gördüm.Her halkada idareci bir adam, halkada ki diğer insanların ellerinde de çakıl taşları var ,idareci : yüz defa Allahu ekber deyin, diyor.onlarda yüz defa Allah’u ekber , diyorlar. Sonra yüz defa La ilahe illallah deyin ,diyor onlarda yüz defa la ilahe illallah,diyorlar.Yüz defa Subhanallah deyin diyor,onlar da yüz defa subhanallah diyorlar.

Abdullah ibni Mesud : Peki onlara ne dedin? dedi. Ebu musa : Senin görüşünü ve emrini sormadan bir şey demedim, dedi. Abdullah ibn Mesud dedi ki : Onlara, kötülüklerinizi sayıp hesap edin, ben sizin iyiliklerinizin zayi olmayacağına güvence veririm, deseydin ya. Sonra beraberce gittik,nihayet bu halkalardan birinin yanına gelip, başlarına dikildi ve : bu yaptığınızı gördüğüm şeyler nedir ? dedi. Dediler ki : Ey ebu Abdurrahman ! Bunlar çakıl taşları onlarla Allahu ekber la ilahe illallah ve subhanallah  sözlerini sayıyoruz.

Abdullah ibn Mesud dedi ki : Siz kötülüklerinizi sayıp hesap edin ben, iyiliklerinizden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim.Yazıklar olsun size ! ey ümmeti Muhammed, ne çabuk sapıttınız. Peygamberinizin bir çok sahabesi henüz hayatta, işte onun elbiseleri daha eskimemiş, kabı kacağı henüz kırılmamış.Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki,sizler ya Muhammedin dininden daha doğru yolda bir din üzeresiniz ya da yeni bir sapıklık kapısı açmaktasınız ” Onlar dedilerki : “ Vallahi ey eba Abdurrahman bizim kötü bir niyetimiz yoktur, biz sadece hayır elde etmek istedik ”

Abdullah ibn Mesud şöyle karşılık verdi. “ Hayrı elde etmek isteyen niceleri vardır ki, onu elde edemezler. Rasulullah s.a.v bize haber vermişti ki ; “ Kur’anı okuyan nice topluluklar var ki, bu okuyuşları onların köprücük kemiklerinden ileriye geçmeyecektir. “ Vallahi bilmiyorum belki de onların çoğu sizdendir.”

Ve sonra Abdullah İbn Mesut onlardan yüz çevirdi. Amr bin Yahya’nın dedesi, Amr bin Selime, bundan sonra şöyle dedi : “ Bu halkalardaki insanların tamamını, en-Nehrevan olayında haricilerin yanında bize karşı savaşırken gördük. “ 

Darimi Sünen : 1.c.210.n – Ebu Nuaym Hilye :

Görüldüğü gibi zikri geçen bu deliller, İslam’da Allah’ı zikretmenin bir adabı ve edebi olduğunu, dolayısıyla bu konuda hiç kimse kendi şahsi yorum ve anlayışı doğrultusunda bir zikir şekli şemali ve sayısı belirlemeye hakkı yoktur.

Eğer son olarak zikredilen rivayete dikkat edilirse, Abdullah İbn Mesud burada Allahu ekber, la ilahe illallah ve subhanallah  sözlerine karşı çıkmıyor. Onun karşı çıktığı husus, bir halka oluşturarak bu işi bir idarecinin yönetmesi ve ellerinde çakıl taşları veya boncuklarla yüz sefer şunu de, yüz defa bunu söyle, diyerek koro şeklinde bu ifadeleri kendi aralarında saymalarıdır. Onun karşı çıktığı budur.

Halbuki ihlaslı ve samimi bir Müslüman bu gibi zikirleri, kimseye sezdirmeden, riya ve gösteriş yapmadan Rabbine taktim eden biri olmalıdır.

Rabbimden niyazım ; bizleri Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği bir zikir şekliyle meşkul olan kullarından eylesin.

Değerli kardeşlerim … ! hazır yeri gelmişken şu sorunun cevabını da vermekte fayda vardır sanırım. Soru şu :

İslam’da mustakil olarak sadece Allah…Allah… hu… hu… hay … hay diyerek zikretmek var mıdır ?

CEVAP … : Şüphesiz ki Allah’ı O’na yakışır tarzda Kur’an’ın ve Sünnetin emrettiği şekilde zikretmek en güzel ibadetlerdendir.

Allah c.c kitabında kullarına zatını en güzel isim ve sıfatlarıyla tanıtmıştır. O’nu, kuranın ve sünnetin tarif ettiği lafızlarla zikretmek gerekir. Çünkü zikir bir ibadet çeşididir ve tevkifidir. Yani Kur’an ve Sünnettin emrettiği  lafızlarla olmalıdır.

Dolayısiyla biz O’nun bizden istediği ve emrettiği şekilde ibadet etmekle ve zikretmekle emrolunduk. Heva ve arzumuzdan, aklımızdan veya çevremizden öğrendiğimiz, gördüğümüz lafızlarla O’nu zikretmek ve O’nun adını yüceltmek doğru değildir.  

Bununla beraber, Allah … Allah … hu… hu… Hayy … Hayy … diyerek zikrin meşruluğuna dair, Kur’anın ve Sünnetin temiz sayfalarında bir delil bulunmamaktadır. Yani bu lafızlarla zikretmek konusunda Ayet ve Hadis  yoktur.

Kur’an ve Sünnet çizgisinde yetişen ve bu iki kaynağı en iyi şekilde bilen sahabe ve onlara ittiba eden tabiin hayatında da böyle bir zikir yapıldığına dair delil bulunmamaktadır. Onlar ki dini en iyi şekilde bilenlerdi, Onu en iyi şekilde uygulayanlardı ve en önemlisi, bu anlamda Allah’ı en güzel ifadelerle zikredenlerdi.

Değerli Müslümanlar … ! bununla beraber yine bilinmesi gereken hususlardan birisi de ; Allah… Allah… hu… hu… veya … Hayy … Hayy…  diyerek zikretmek Arap dili açısından da bir anlam ifade etmez. Çünkü Arapçada müfid cümle – yani anlamlı cümle – ancak elhamdulillah, suphanallah, Allahu ekber, Subhanallah gibi lafızlardır.

Araplar Allah… Allah… hu… hu … Hayy … Hayy diyerek Allah’ı zikretmezler. Neden ? . Çünkü bu ifadeler tek başına bir anlam ifade etmezler. Bu kelimelerle yapılan zikir Allah’ı övmediği gibi, Kur’an ve Sünnette de böyle bir tarif yoktur.

Bu nedenle, Müslümanların farkında olmadan veya anlamını kavramadan, hu , hu  derken, veya hay hay derken daha sonra şeytanın  süslemesi ve saptırmasıyla he he veya hav hav gibi komik ve cahilce ifadeler ağızlarından çıkmaya başlıyor.

Bu ifadeler inanın abartılı ifadeler falan değildir. Bu gibi manzaralara bir Müslüman olarak – hatta bir zamanlar bir tasavvufçu olarak – şahit olduğum şeylerdir.

Bu ise şeytan ve avanelerinin aldatması ve müslümanları eğlenceye alması demektir. Böylesi bir amel neticesinde, şeytanın inananları saptırarak dil hatalarına düşürdüğü açıktır. Dolayısıyla bu türden yalan yanlış uygula-maların akideye verdiği zararı da göz önünde bulundurursak, akıl ve basiret sahibi bir Müslümanın bu şekildeki bir ameli meşru görmesi düşünülemez. 

Hulasa kardeşlerim ;  bu lafızlarla Allah’ı zikretmek bidattir ve asla caiz değildir. Bu şeytanın bir aldatmasıdır. Ve unutmayın ki şeytan, inananların apaçık düşmandır. Dolayısıyla düşmana karşı Kur’anın ve Sünnetin sağlam kalesine sığınmak lazımdır..

Allah resulü s.a.v’in sünneti seyiyesinde bu konuda binlerce hadis varken, heva ve arzularımıza uygun olarak icadettiğimiz zikir çeşitleriyle Allah’ı zikretmek ne derece doğrudur.

Halbuki Allah’u azze ve celle her konuda olduğu gibi bu konuda da resulü s.a.v’de güzel bir örnek olduğunu bizlere bildirmektedir.

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً

“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. “

                                                                            Ahzab : 21.Ay 

        Rabbim bizlere kendisini Kur’an ve Sünnet çizgisinde zikretmeyi nasip eylesin.

                       Amin 

                                  Vel hamdu lillahi rabbil alemin

 

Tacuddin el Bayburdi