Musallinin, farzı kıldığı yer ile nafile kıldığı yeri ayırması

Genel

Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Gunder, İbni Cureyc’den rivayet etti. Demiş ki: Bana Ömer b. Atâ’ b. Ebi’l-Huvâr haber verdi ki Nâfi’ b. Cubeyr, kendisini Sâib ibni Uht-i Nemir’e göndererek Muâviye’nin namaz hususunda onda gördüğü bir şeyi sordur­muş. Sâib şu cevâbı vermiş: «Evet, ben onunla birlikte Maksûre’de cuma namazını kıldım. İmam selâm verince ben olduğum yerde ayağa kalkarak namaz kıldım. (Muâviye) içeriye girince bana: — Bir daha böyle yapma! Cumâ’yı kıldığın vakit konuşmadıkça yahut oradan çıkmadıkça ona başka namaz ekleme. Çünkü Rasûlullah (Sallahu Aleyhi ve Sellem) bize, bunu (yani )konuşmadıkça yahut mescidden çıkma­dıkça hiç bir namazın, başka namaza eklenmemesini emretti diye haber gönderdi.» Müslim, Cum’a, 73 (2042)

…Amr b. Atâ b. Ebi’l-Huvâr’dan rivayet edildiğine göre; Nâfi b. Cubeyr kendisini es-Sâib b. Yezid b. Uht-i Nemir’e gönderip Muâviye’nin namaz konusunda onda gördüğü bir şeyi sordurmuş, es-Sâib de şu cevabı vermiştir: Muaviye ile birlikte imam odasında cuma namazı kıldım. Selâm verince olduğum yerde kalkıp (nafile) namaz kıldım. Muaviye (evine) girince bana haber gönderdi ve şöyle dedi: Bu yaptığını bir daha tekrarlama. Cumayı kıldığın zaman konuşmadıkça veya (camiden) çıkmadıkça ona bir namaz ulama(ekleme). Çünkü Resûlullah (a.s.) böyle yani konuşmadıkça ya da (mescidden) çıkmadıkça bir namaza başka bir namazın eklenmemesini emretti. Ebu Davud, Salat, 236, 238 (1129)

Ezrak b. Kays dedi ki: Kunyesi Ebû Rimse (isminin Rufa’a b. Yesribî veya Hibbân b. Vehb olduğu söylenir) olan bir imam bize namaz kıldırıb şöyle dedi:
Bu namazı –veya (Bu şekk Ezrak b. Kays’tandır.) bu namazın benzerini- Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber kıldım. Ebû Bekir ve Ömer ilk safta Peygamber’in sağında duruyorlardı. Bir adam vardı o da namazın ilk tekbirine yetişmişti. Rasûlullah (s.a.v.) namazı bitirdi, bizim yanağının beyazlığını görebileceğimiz şekilde sağına ve soluna selam verdi. Sonra Ebû Rimse’nin –kendisini kast ediyor– döndüğü gibi (yönünü kıbleden) döndü. Bu esnada onunla birlikte namazın ilk tekbirine yetişmiş olan adam iki rekat (nafile – sünnet) kılmak üzere kalktı.
Bunu görünce Ömer yerinden fırlayıp adamın omuzunu tuttu ve silkeledi sonra da:
Otur, çünkü ehl-i kitab ancak namazları arasında fasıla olmadığı için helak oldu” dedi.
Peygamber (s.a.v.) gözünü kaldırıb: “Senin bu davranışınla Allah, bir hakkı ortaya çıkardı, ey Hattâb’ın oğlu” buyurdu.
(Ebu Davud, Salat, Bab 187-188, Hadis no: 1007 ; Hâkim, el-Mustedrak, I, 270)

Elbani: Sahih

وإنما وقفنا على ما لعله قريب منه ، وهو ما يرويه الْأَزْرَقُ بْنُ قَيْسٍ قَالَ : صَلَّى بِنَا إِمَامٌ لَنَا يُكْنَى أَبَا رِمْثَةَ ، فَقَالَ :

(صَلَّيْتُ هَذِهِ الصَّلَاةَ أَوْ مِثْلَ هَذِهِ الصَّلَاةِ مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، قَالَ : وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ يَقُومَانِ فِي الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ عَنْ يَمِينِهِ ، وَكَانَ رَجُلٌ قَدْ شَهِدَ التَّكْبِيرَةَ الْأُولَى مِنْ الصَّلَاةِ ، فَصَلَّى نَبِيُّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ثُمَّ سَلَّمَ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ ، حَتَّى رَأَيْنَا بَيَاضَ خَدَّيْهِ ، ثُمَّ انْفَتَلَ كَانْفِتَالِ أَبِي رِمْثَةَ يَعْنِي نَفْسَهُ ، فَقَامَ الرَّجُلُ الَّذِي أَدْرَكَ مَعَهُ التَّكْبِيرَةَ الْأُولَى مِنْ الصَّلَاةِ يَشْفَعُ – يعني يصلي النافلة -، فَوَثَبَ إِلَيْهِ عُمَرُ فَأَخَذَ بِمَنْكِبِهِ فَهَزَّهُ ثُمَّ قَالَ : اجْلِسْ ، فَإِنَّهُ لَمْ يُهْلِكْ أَهْلَ الْكِتَابِ إِلَّا أَنَّهُ لَمْ يَكُنْ بَيْنَ صَلَوَاتِهِمْ فَصْلٌ ، فَرَفَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَصَرَهُ فَقَالَ : أَصَابَ اللَّهُ بِكَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ) رواه أبو داود (1007) ، وكان الشيخ الألباني قد ضعفه ، ثم تراجع فصححه في “صحيح أبي داود /النسخة الأم المطولة” (4/161) وفي “السلسلة الصحيحة” (3173)