TERAVİH NAMAZININ MEŞRUİYETİNİN DELİLLERİ VE
EDASINI İNKAR EDENLERE MUHTASAR REDDİYE

Genel

CİHAN ELMAS
11.04.2021

Mukaddime


Daha önceki asırlarda bazılarının iddia ettiği gibi günümüzde de teravih namazının edasını inkar edenler vardır. Bu namazın edasını inkar edenlerin kahir ekserisi Sünnet/ Kur’an inkarcısı olan Mu’tezile fırkasıdır. Kur’aniyyun veya Akliyyun olarak da tesmiye edilen bu fırkanın muasır temsilcileri “Kur’an bize yeter” sloganı ile ortaya çıkmış “İndirilen Din” ifadesi ile mevcut sünnet inancının “Uydurulan Din”nin bir ürünü olduğunu iddia etmişlerdir. Oysaki kendilerinin “İndirilen Din” olarak ortaya attıkları bu menhec aslında kendilerinin uydurdukları dinden başkası değildir. Bu sözümüzün geniş izahını sair derslerimizde ve makalelerimizde bahis etmiştik.
Şayet onlar iddialarında samimi olsalardı, Kur’an hakikaten onlara yetse idi onlar Kur’an’ın içerisinde Hadissiz bir Kur’an anlayışının muhal olduğunu göreceklerdi. Rabbimiz birçok ayeti kerimede Kur’an dışında indirilen bir başka şeyin varlığından haber vermiştir. Bu dinin tek kaynağının Kur’an değil Vahiy olduğunu haber vermiştir. Çünkü Rabbimiz Rasul’üne sadece Kur’an’ı değil Hikmeti de inzal buyurmuştur.


“Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir.”1
Dikkat edilirse Rasul (s.a.v), bilmediklerini sadece Kur’an’dan değil aynı zamanda Hikmetten de öğrenmiştir.
Ayeti kerimede hikmet, نزل (indirdi) fiili ile kullanılmıştır. Hikmet kelimesi bu fiil ile kullanıldığında herkese verilen hikmetten farklı olarak Rasul’e has olan hikmeti yani vahyi kast eder. Zira herkese indirilen hikmet bağlayıcı değildir ama Rasul’e indirilen hikmet bağlayıcıdır. İşte Rasulullah’a indirilen hikmetin içerisinde Teravih Namazı da vardır. Rasulullah (s.a.v)’ın teravih namazı kıldığının delili ise aşağıdaki hadisi şeriftir.

  • 1 Nisa 113

RASULULLAH (S.A.V)’IN TERAVİH NAMAZI KILDIĞININ DELİLİ

Aişe ( r.a.) bildiriyor: Rasulullah ( s.a.v) gece yarısı Mescid ‘e çıkıp namaz kıldı. Bir takım insanlar da onun namazına uyup namaz kıldılar. Sabah olduğunda insanlar bunu kendi aralarında konuştular. Ertesi gece çıktı ve onun namazına uyup namaz kıldılar. Sabah olduğunda insanlar bunu anlattıklarında üçüncü gece Mescid’e gelen insanlar daha da çoğaldı. Rasulullah (s.a.v) çıktı ve onun namazına uyup namaz kıldılar. Dördüncü gece neredeyse Mescid ‘e sığmayacak kadar toplanmışlardı. O gece Rasulullah ( s.a.v) oturmuş ve Mescid’ e çıkmamıştı. Onlardan bazıları:” Namaza!” diye çağırıyordu. Ancak Rasulullah (s.a.v) sabah namazını kıldırmaya çıkıncaya kadar yanlarına çıkmadı. Fakat sabah namazını kılınca insanlara döndü sonra şehadet getirip söyle buyurdu: ” Derim ki! Bu gece durumunuzu bilmekteyim . Ancak gece namazının size farz kılınmasından sizin de buna güç yetirememenizden korktum .”2
Bu hadisi şerif Rasulullah’ın teravih namazını kıldığını ve ashabına da kıldırdığını isbat eder. Rasulullah’ın son gece ashabının

  • 2 Muslim / Kitabu’l Musafirun 761

yanına çıkmamasının illeti ise bu namazın cemaatle edasının farz kılınması korkusundan başka bir şey değildi.

SAHABELERİN TERAVİH NAMAZI KILDIKLARININ DELİLİ

Eli sünnetin indinde ashabın kadri çok yücedir. Zira ashabın kadrini takdir eden yüceler yücesi Allah subhanehu ve tealadır. Kur’an’da ve Sünnette birçok nass onların kadrini kıymetini haber vermekte ve onları tezkiye etmektedir. Bununla da iktifa etmeyerek onlar gibi iman etmeyi onlardan sonra gelen herkese vacip kılmaktadır. Rabbimiz Bakara suresi 137. Ayeti kerimede

“Eğer onlar sizin gibi iman ederlerse hidayet üzeredirler şayet yüz çevirirlerse o zaman ayrılığa düşerler.” buyurmuştur.3

Bu ayeti kerime ashaptan sonra gelenlerin imanlarının makbuliyetini ancak onlar gibi iman etmelerine bağlı olduğunu ifade eder. Zira hidayetin onlar gibi iman etmekle mümkün olduğu haber verildiği gibi, onların üzerinde bulunduğu yoldan yüz çevirmenin ise dalalet olduğu ifade edilmiştir. Çünkü شِقَا ق “şikak” kelimesi اهْتَدَوْۚا
“hidayet” kelimesinin zıddı olarak kullanılmıştır.

Nisa Suresi 115. Ayette ise

“Kendisi için doğru yol apaçık belli olduktan sonra, kim Rasul’e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola tabi olursa, onu ayrıldığı yerde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.”4

  • 3 Bakara 137
    4 Nisa 115

Bu ayeti kerimede ise müminlerin yolundan ayrılmanın cehennem azabına sebep olduğu haber verilmiştir. Şayet kendileri gibi iman etmek vacib olmasa idi onların yolundan yüz çevirmekte cehenneme gitme sebebi olmaz idi. Burada “mümin” derken, herkesin kendisini hakta görmesi veya kendisine mümin demesi kastedilmemektedir. Burada kastedilen mümin, Allah’ın imanlarına şahitlik ettiği tek topluluk olan ashab topluluğudur.

ASHABIN TERAVİH NAMAZI KILDIĞINA DAİR NAKLEDİLEN RİVAYET

                                   

Abdurrahman şöyle demiştir: Bir Ramazan gecesi Umer ibnu’l-Hattâb(r.a)’ın beraberinde mescide çıktım. Bir de baktık ki, insanlar yalnız ve dağınık topluluklar hâlinde teravih namazı kılmaktalar. Kimisi kendi başına yalnızca namaz kılıyor, kimisi de namaz kılıyor ve bunun namazına bir kısım insanlar uyup namaz kılıyordu.
Umer: Ben zannediyorum ki, bu dağınık olarak namaz kılan insanları bir tek okuyucu imamın arkasında toplarsam daha faziletli olacak, dedi. Sonra buna kat’î olarak karar verdi. Ve akabinde o insanları Ubeyy ibn Ka’b’ın (terâvîh imamlığı) arkasında topladı. Sonra diğer bir gece yine Umer’in beraberinde mescide çıktım. İnsanlar okuyucu imamlarının namazına uyup namaz kılıyorlardı. Umer bu manzarayı görünce: “Ni’me’l-bid’atu hâzihi (= Şu terâvâhin böyle cemâatle kılınması ne güzel bid’at oldu)” diye sevincini belirtti sonra, şimdi uyuyup gecenin sonunda namaz için kalkanlar daha hayırdadır buyurdu.


  • 5 Malik Muvatta 1/126,127 – Malikten de Buhari 2010 – Firyabi 2/73, 1,2/ 74 – İbn Ebi Şeybe 2/91 (Ne güzel bid’attir lafzı olmadan)Beyhaki Sunen el –Kubra 4786,4787 – Abdurrezzak Musennaf da 7723 – Ma’rifeti Sünen el-Asar 1442

HULASA

Rasulullah (s.a.v)’ın ve ashabının kıldığı bu namaz İslam’da var olan, karşılığında ecir elde edilen imanın şubelerinden bir şubedir. Sünnet inkarcılarının bu şubeyi inkar etmeleri onların hatalı menheçlerinin bir neticesidir. Zira onların bu inkarı sair inkarlarının yanında çok hafif kalmaktadır.
Selam Kur’an ve Sünnette İttiba Edenlerin Üzerine Olsun !

Bir cevap yazın