Yusuf Suresi ve Rüya üzerine – Zafer Günal

Genel

Yusuf 5

(Yakub): «Ey oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlat­ma! Yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insana apaçık bir düşmandır.»

(hasedçi rüyaya bile hased eder. Herkese anlatılmaz)

Baslangıçta da rüya vardı.

Âişe haber vermiş demiş ki: — Resulüllâh (Sallallahil Aleyhi ve Sellem)’ ilk vahyin başlaması uy­kuda sadık rüya görmekle olmuştur. Hiçbir rüya görmezdi ki sabahın ay­dınlığı gibi (apaçık) zuhur etmesin. Müslim, İman, 252

Rüya 46/1’dir.

İbni Abbâs şöyle demiş: Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) perde­yi açtı . Halk Ebû Bekir’in arkasında saff olmuşlardı. (Bunu görünce): «Ey nâs! Şu muhakkak ki müslümanın göreceği yahut ona gösterilecek salih rüyadan başka peygamberliğin müjdecilerinden hiç bir şey kalmamış­tır. Dikkat edin ki Ben rükû veya secde halinde Kur’an okumaktan nehy olundum. Rükû da Allah Teâlâ’yı ta’zim edin secdede ise duâ etmeye ça­lışın! Zira secde halinde duanızın müstecâb olması pek me’mûldür.» bu­yurdular. Müslim, Salât, 207

5018 حدثنا محمد بن كثير أخبرنا شعبة عن قتادة عن أنس عن عبادة بن الصامت عن النبي صلى الله عليه وسلم قال رؤيا المؤمن جزء من ستة وأربعين جزءا من النبوة . ( سنن أبي داود )

تحقيق الألباني : صحيح // صحيح الجامع الصغير ( 3457 )

Mısırlı bir kimseden rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû’d Derdâ’ya Yunus sûresi 64. ayeti; “Onlar için hem bu dünya hayatında, hem de sonraki hayatta müjdeler var. Allah’ın vaadinde asla değişme yoktur. O verdiği sözü mutlaka yerine getirir. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk da budur.” Hakkında sordum. Dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’e sorduğumdan beri bu ayeti kimse bana sormadı. Rasûlullah (s.a.v.) buyurmuştu ki: “Bu dünyadaki müjde Müslüman’ın gördüğü Salih rüyadır.”İbn ebî Ömer, Sûfyân vasıtasıyla Abdulaziz b. Rufey’den, Ebû Salih es Semman’dan, Atâ b. Yesâr’dan, Mısırlı bir kimseden ve Ebû’d Derdâ’dan bu hadisin bir benzerini bize aktarmıştır. Ahmed b. Abde ed Dabbî, Hammad b. Zeyd vasıtasıyla Âsım b. Behdele’den, Ebû Salih’den, Ebû’d Derdâ’dan bu hadisin bir benzerini bize aktarmış olup senedinde “Atâ b. Yesâr” yoktur.Tirmizî: Bu konuda Ubâde b. Sâmit’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizi,Tefsîru’l-Kur’ân, 10 T3106

Gusül bile aldırır rüya

İbn hacer “Rüya eğer Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’den vâki olmuş ise, bu gerçekten nübüvvetten bir parçadır. Şayet bir başkasından vâki olmuş ise mecâzen nübüvvetten bir parçadır.”

Saffat 102 Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.

Rasulun onayından gecen rüyalar cennetle mujdelenenlerden

Bize Muhammed b. Müsennâ Eİ-Anezî rivayet etti. (De­di ki) : Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Avn, Muhammed b. Sîrîn’den, o da Kays b. Ubâd’dan naklen rivayet etti. (Şöy­le demiş) : Medine’de bîr takım insanların içinde bulunuyordum. Arala­rında Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ‘in ashabından bâzıları da var­dı. Derken yüzünde huşu’dan eser bulunan bir zât geldi. Cemaattan bazısı: — Bu cennetliklerden bir zâttır; bu cennetliklerden bir zâttır, dedi. Bu zât caiz olacak kadar okuyarak iki rek’at namaz kıldı, Sonra çıktı. Ben de peşine düştüm. Ve evine girdi. Ben de girdim. Biraz konuştuk. Bana kalbi yatışınca kendisine şunu söyledim : — Biraz önce sen girdiğin vakit bir adam şöyle şöyle dedi. Şunu söy­ledi : — Subhânellah! Hiç bir kimseye bilmediği bir şeyi söylemek yakış­maz. Bunu niçin söylediğini sana anlatayım: Ben Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bir rüya gördüm de, onu kendisine anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm. —Abdullah burada bahçenin genişliğini, çimenini ve yeşilliğini anlatmış.— Bahçenin içinde demirden bir şey vardı ki, alt kısmı yerde, üst kısmı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana : Buna çık! denildi. Ben ona: Yapamam! dedim. Derken bana bir minsaf geldi. (İbni Avn : Minsâf, hizmetçidir, demiş.) Ve arkamdan elbisemi tu­tarak kaldırdı. —Abdullah kendisini arkasından tutarak kaldırdığını eliy­le tarif etmiş. — Ben de çıktım. Tâ direğin tepesine vardım ve kulpdan tuttum. Bana : Tutun! denildi. Bir de uyandım ki, kulp elimdedir. Bu rü’-yayı Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)”e anlattım da: «O bahçe İslâm’dır. Bu direk de İslâm’ın direğidir. Kulp da Urve-i Vüs-ka’dır. Sen ölünceye kadar İslâmiyet üzere kalacaksın!» buyurdular. Râvi: Bu adam Abdullah b. Selâm’dır, demiştir.

Rüyayı unutmak mumkun

Bize Ebu’t-Tâhir ile Harmeletubnu Yahya rivayet et­tiler. (Dediler ki) : Bize Ibni Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yunus, ibni Şibab’dan, o da Ebû Selemete’bni Abdirrahman’dan, o da Ebû Hüreyre (Radiyallahûanh)’dan naklen haber verdi ki Resulûllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «Kadir Gecesi, rüyamda bana gösterildi. Sonra zevcelerimden biri be­ni uyandırdı da o [onun hangi gece olduğu) bana unutturuldu. Artık sız onu kalan on gün zarfında arayın. buyurmuşlar. Harmele : «Ben, o geceyi unuttum.» diye rivayet etti.

Rüyaya seriat bina edilir ama rasul onayıyla

…(Abdullah) bin Abbâs’dan; şöyle demiştir: Ben (bir gün) Peygamber (S.a.v.)’in yanında idim. Bir adam O’na gelerek: Ben bu gece rüyamda gördüm ki: Ben bir ağacın gövdesine doğru namaz kılıyorum. Secde âyetini okuyup secde ettim. Benim secde etmem nedeni ile ağaç da secde etti. Ağacın (secdede): Allahım bu (secde) ile benim bir günahımı düşür, bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce) katında azık (sevap) kıl dediğini işittim. İbn-i Abbâs (R.a.) demiştir ki: Bundan sonra ben Resülullah (S.a.v.)’i secde âyetini okuyup secde ederken gördüm ve efendimizi secdede, adamın ağaçtan nakletmiş olduğu (mezkûr) sözün mislini okurken işittim.” İbn Mâce, İkâmetu’s-Salavât, 70   حسن ، المشكاة ( 1036 ) ، الصحيحة ( 2710 ) تحقيق الألباني :

Zeyd b. Sabit (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Her farz namazın sonunda otuz üç kere “Sübhanallah” otuz üç kere “Elhamdülillah” otuz dört kere “Allahuekber” demekle emrolunduk. Ensâr’dan bir kişide rüyasında gördü ve şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) size farz namazlardan sonra otuz üç sefer sübhanallah, otuzüç sefer elhamdülillah otuz dört seferde Allahuekber demeyi emretti mi? O da: “Evet” dedi. Ravi diyor ki: Bu sayıları sonunda getireceğiniz tehlille beraber yirmibeş de yapabilirsiniz. Ertesi gün bunu Rasûlullah (s.a.v.)’e haber verdi de Rasûlullah (s.a.v.): “Öyle de yapabilirsiniz” buyurdu. Tirmizi, Daavât, 25 صحيح …. تحقيق الألباني

Zeyd b. Sabit (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ashab’a her namazın bitiminde otuz üç defa “Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa da “Allahuekber” demeleri emredilmişti. Ensardan bir adam rüyasında: “Rasûlullah (s.a.v) size her namazdan sonra otuz üç defa“Sübhanallah” otuz üç defa “Elhamdülillah” otuz dört defa “Allahüekber” demenizi emretti değil mi?” denildi. Adam: “Evet” deyince; karşısındaki: “Öyleyse onları yirmi beşe indirin de “Lâ ilâhe illallah” demeyi de ilave edin” dedi. Sabah olur olmaz bu kimse durumu Peygamber (s.a.v)’e anlattı. Peygamber (s.a.v)‘de: “Öylece yapınız” buyurdu Nesai, Sehiv, 93   صحيح ، المشكاة ( 973 )

… Ümmü Seleme’den demiştir ki: Rasûlullah (s.a) (hayatını kaybeden) Ebû Seleme’nin yanına girdi (onun) gözü açık kalmıştı (Efendimiz onun) gözünü kapadı. Derken onun ailesinden bazı kimseler feryat etmeye başladılar. Bunun üzerine (Hz. Peyamber): “Kendinize hayırdan başka dua etmeyin. Çünkü melekler söylediklerinize dua eder” buyurdu. Sonra (ona şöyle) dua etti: “Allahım Ebû Seleme’yi bağışla, derecesini hidayete erenler(in dereceleri) arasına yükselt. Arkasında kalanları için de sen ona halef ol bizi de onu da affet. (ey) Alemlerin Rabbi, onun kabrini genişlet ve orada kendisine nur halket.” Ebû Dâvud der ki: Ölünün gözlerini yumdurmak, ruhun çıkmasından sonra olur. Ben Muhammed b., Muhammed b. en-Nu ‘man el-Makrinin (şöyle) dediğini işittim: Ben Abid bir kimse olan Ebû Meysere’yi (şöyle) derken işittim. Ben Muallim (olan) Cafer’in gözlerini ölmeden önce yumdurmuştum. (Kendisi) abid bir adamdı. Onu öldüğü geceden kısa bir süre sonra rüyamda (bana şöyle) derken işittim: “Bana en ağır gelen şey senin ben ölmeden önce gözlerimi yumdurman oldu.” Ebu Davud, Cenaiz, 16, 17 D3118

Rüya anlatılırmı?

Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v)’den şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Herhangi biriniz sevdiği bir rüya görürse o Allah’tandır. Allah’a hamdetsin ve gördüğünü anlatsın. Hoşlanmadığı cins bir rüya görürse bu şeytandandır onun şerrinden Allah’a sığınsın ve onu hiçkimseye anlatmasın böylece o rüyaona zarar vermez.” Tirmizî: Bu konuda Ebû Katâde’den de hadis rivâyet edilmiştir.Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. İbn’ül Hâd’ın ismi Yezîd b. Abdullah b. Üsâme b. el Hâd el Medenî olup güvenilen bir kimsedir. Mâlik ve diğer kimseler kendisinden hadis rivâyet etmişlerdir. Tirmizi, Daavât, 52 (nesaideki için elbani de sahih diyor)

Ebû Rezîn el Ukaylî (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müminin rüyası peygamberliğin kırkta bir parçasıdır. Kimseye anlatmadığı sürece kuşun ayağına bağlı gibi olup anlatıldığı vakit düşer, Ebû Rezîn diyor ki: Zannederim Rasûlullah: “rüyayı ya akıllı veya sevgili bir dosta anlat” buyurdu. Tirmizi,rüya, 6 T2278 صحيح ، الصحيحة ( 120 ) ، المشكاة ( 4622 / التحقيق الثانى

Ebû Katâde (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “rüya Allah’tan, kâbûslu rüya ise şeytandandır. Sizden biri hoşuna gitmeyen bir rüya görürse sol tarafına üç sefer tükürsün ve o rüyanın şerrinden Allah’a sığınsın o zaman o kâbûs kendisine zarar vermez.” Tirmizî: Bu konuda Abdullah b. Amr, Ebû Saîd, Câbir ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizi,rüya, 5 T2277 صحيح

Rüya uyduran

Buhârî’nin, Ali b. Abdullah-Süfyan-Eyûb-İkrime-İbn Abbâs isnadıyla aktardığına göre, Peygamber Efendimiz buyurdu ki:”Görmediği bir rüyayı gördüm diye iddia eden kişiden, (kıyamet günü) iki arpa tanesini birbirine düğümleyerek bağlaması istenir. (Doğal olarak)o, bu işi asla yapamaz. İnsanların duyulmasından hoşlanmadıkları ya da duyulmasından çekindikleri konuşmalarına kulak kabartan kişinin kıyamet günü kulağına kurşun dökülür. (Kutsallık atfederek) bir resim çizen kişiden ise (kıyamet günü) bu resme ruh üflemesi istenir. (Doğal olarak) o, resme ruh üfleyip asla can veremez. ” Sufyân, ‘Eyyûb bize bu hadisi mevsul olarak (yani senediyle rivayet et­ti)’ demiştir. Kuteybe ise hadisi, ‘Bize Ebû Avâne, Katâde’den; o da İkri­me’den; o da Ebû Hureyre’den “rüyası hakkında yalan söyleyen kimse” ifadesini kullanarak aktardı. Şu’be de Ebû Hâşİm er-Rummânî’ye dayanarak şunları aktardı: ‘Ben İkrime’den işittim, Ebû Hureyre ‘(Kutsallık atfederek) bir resim yapan, rüyasında birşey gördüğünü yalan yere iddia eden ve duyulması istenilmeyen bir sözü işitmeye çalışan kimse…” sözünü söyledi. Bize Hâlid b. Abdullah et-Tahhân, Hâlid el-Hazzâ’dan; o da İkrime’den aktardı ki, İbn Abbâs (R): “Kulak kabartan, ya­landan ruyâ gördüğünü iddia eden ve (kutsallık atfederek) suret yapan” diyerek, yukarı­da geçen hadis tarzında bir rivayette bulunmuştur. Hişâm b.Hassan el-Kardûsî, İkrime’den; o da İbn Abbâs’tan, onun kavli olmak üzere, Hâlid el-Hazzâ’ya mutâbaat etmiştir. (farklı senetle aynı hadisi nakletmiştir.) Buhari, Ta’bîr, 45

Kıyamet yaklaştıkça rüyalar doğru çıkacak

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kıyamet zamanı yaklaşınca Müminlerinrüyası; hiç yalan çıkmayacaktır. rüyası en doğru olanlar sözü en doğru olanlardır. Müslümanın rüyası peygamberliğin kırk altıda biridir. rüyaüç çeşittir; Salih rüya ki: Allah’tan kuluna bir müjdedir. Şeytanın üzüntü vermesi şeklindeki kâbuslu rüya ve insanın günlük yaşantısına zihnini meşgul eden şeylerden kaynaklananrüya, sizden biriniz hoşlanmadığı birrüya görürse kalksın, sol tarafına tükürsün ve o rüyayı insanlara anlatmasın.” Rasûlullah (s.a.v.), şöyle devam etti: “rüyada ayaklara vurulan zinciri severim boyunlara geçirilen zincirden hoşlanmam.” ? Ayaklara vurulan zincir; dinde sebat anlamına gelir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir صحيح Tirmizi,rüya, 1

Rüya ve gerçek hayat bağlantısı

Ebû Hüreyre (ra) de rivayet edildiğine göre; Resûlullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir:«Zaman (bitime) yaklaşınca (yâni dünyanın sonuna doğru), müminin rü’yası yalan çıkmaz. Mü mirilerin rüyabakımından en doğru olanı da, en doğru sözlü olanıdır ve mü’minin rü’yası peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır.»” İbn Mâce, Ta’bîru’r-Rûyâ, 9 İM3917

Ruyada rasulu görmek

Abdullah (r.a.)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “rüyasında beni gören gerçekten beni görmüştür, çünkü şeytan benim şeklime giremez.” Tirmizî: Bu konuda Ebû Hüreyre, Ebû Katâde, İbn Abbâs, Ebû Saîd, Câbir, Enes, Ebû Mâlik el Eşcaî’nin babasından, Ebû Bekre’den ve Ebû Cuhayfe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir Tirmizi,rüya, 4

Rasulun yorumladığı bazı rüyalar

Sehl b. Huneyf (r.a.) vasıtasıyla Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından bazılarından rivâyet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:rüyamda insanların bana arz edildiklerini gördüm. Üzerlerinde gömlekler vardı. Kiminin gömleği memelerine kadar kimisi de daha aşağılara kadar, Ömer’in gömleği ise çok uzun olup eteklerini yere değmemesi için çekiyordu. Ashab: Bunun yorumu nasıldır? Dediler. Buyurdu ki: “Bu dindarlıktır.” Tirmizi,rüya, 9 T2285 صحيح

Ebû Bekre (r.a.)’den rivâyete göre: “Bir gün Rasûlullah (s.a.v.), rüya göreniniz var mı? diye sordu. Bir adam ben gördüm dedi ve şöyle anlattı: Sanki bir terazi gökten indi. Sen ve Ebû Bekir, tartıldınız, sen Ebû Bekir’den ağır geldin sonra Ebû Bekir ile Ömer tartıldı. Ebû Bekir ağır geldi. Ömer ve Osman tartıldılar. Ömer ağır geldi sonra terazi kaldırıldı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)’in yüzünde hoşnutsuzluk eseri gördük.” Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizi,rüya, 10 T2287

Altın bilezik ve erkek Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet göre: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “rüyada iki kolumda iki altın bilezik gördüm. Altın bilezik takınmam beni üzdü derken bana o iki bileziği üfle diye vahyedildi. Bende üfleyince uçup gittiler. Bu iki bileziği benim peygamberliğimden sonra ortaya çıkacak iki yalancı peygamberle yorumladım. Biri Yemame’den çıkan Müseylime diğeri de San’a’dan çıkan Ansî’dir.” Tirmizî: Bu hadis sahih hasen garibtir Tirmizi,rüya, 10 T2292

Rüya Çeşitleri

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ahir zamanda müminin rüyası hiç yalan çıkmayacaktır. Onların rüyalarının en doğru olanı sözü en doğru olanınrüyasıdır. rüya üç çeşittir; Güzel rüyaAllah tarafından müjde ve sevinç vesilesidir. İkinci çeşit rüya insanın günlük yaşantısında zihnini meşgul eden şeylerden kaynaklanan rüyadır. Üçüncüsü ise şeytan tarafından üzüntü veren kâbûslu rüyadır. Biriniz hoşlanmadığı bir rüya görürse onu kimseye anlatmasın kalkıp namaz kılsın. Ebû Hüreyre, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle dediğini aktardı: “Ayağa bağlanan zincirlerden hoşlanırım fakat boyuna vurulan zincirlerden hoşlanmam çünkü ayağa vurulan zincir dinde sebatlı olunacağını ifade eder.” Ebû Hüreyre Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle devam ettiğini söyledi: “Müminin rüyası peygamberliğin kırk altıda biridir. Tirmizî: Abdulvehhab es Sekafî bu hadisi Eyyûb’tan merfu olarak rivâyet etti Hammad b. Zeyd ise yine Eyyûb’tan mevkuf olarak rivâyet etmiştir. Tirmizi,rüya, 10 T2291

Rüya göreniniz var mı?

Semure b. Cündüp (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), sabah namazını kıldırdıktan sonra yüzünü cemaate çevirir ve bu gece rüya göreniniz var mı?” diye sorardı. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.Bu hadis, Avf’tan, Cerir b. Hâzim’den, Ebû Reca’dan, Semure’den daha uzun bir şekilde rivâyet edilmiştir.Tirmizî: Aynı şekilde Muhammed b. Beşşâr bu hadisi Vehb b. Cerîr’den kısa olarak rivâyet etmiştir. Tirmzi,rüya, 10 T2294

Kötü rüyada yön değiştirmek

Câbir bin Abdillah (ra) tan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (sav) şöyle buyurdu, demiştir :«Biriniz hoşlanmadığı rü’ya görünce (uyandığında) hemen sol taraf ma üç defa (hafif nefesle) tükürsün ve üç defa şeytandan Allah’a sığınsın (yâni Eûzu billahi mine’şşeytâni, desin) ve üzerinde olduğu taraftan diğer tarafa dönsün.»” bn Mâce, Ta’bîru’r-Rûyâ, 4 İM3908

Ebubekirin bilemediği rüya tevili

… İbn Abbas (r.a nhuma) şöyle haber vermiştir: Ebu Hureyre (r.a)’in bildirdiğine göre; bir adam Rasûlullah (s.a)’a geldi ve: Ben bu gece bir rüya gördüm, deyip rüyasını anlattı. Ebû Bekir (r.a) rüyayı tabir etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a): “Bazısında isabet ettin, bazısında hata ettin” buyurdu. Hz. Ebû Bekir; Babam sana feda olsun ya Rasûlallah! Allah aşkına, sana yemin ediyorum, hata ettiğim şeyin ne olduğunu bana haber versen, dedi. Rasûlullah: “(Allah adına) yemin ederek ısrar etme.” buyurdu. Ebu Davud, Eyman ve Nüzur, 10

صحيح ، انظر ما قبله ( 3267 ) ، و سيأتي بإسناده أتم منه ( 4632 )

Kişisel yardım

Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) çift rek’atlarda oturttuğumuzda şöyle okumayı bize öğretti: التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler ondan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed (s.a.v.)! Allah’ın rahmeti, bereketi selam ve selameti senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selam ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın; hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şâhidlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilah yoktur. Yine kabul eder ve şâhidlik yaparım ki Muhammed (s.a.v.), Allah’ın kulu ve peygamberidir.” Bu konuda İbn Ömer, Câbir, Ebû Musa ve Âişe’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: İbn Mes’ûd’un hadisi başka yollarla da rivâyet edilmiştir. Teşehhüd hakkında Peygamber (s.a.v.)’den rivâyet edilen en sahih hadis budur. Peygamber (s.a.v.)’in ashabından ve tabiinden pek çok kişi bu hadisle amel ederler. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Ahmed ve İshâk’ta bunlardandır. Ahmed b. Muhammed b. Musa bize bildirmiştir. Abdullah b. Mübarek, Ma’mer’den, Husayf’tan aktararak şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’i rüyamda gördüm ve Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanlar teşehhüd konusunda ayrılığa düştüler ne yapmalıyız dedim. “İbn Mes’ûd’un teşehhüdüne sarılın” buyurdular. Tirmizi, Salat, 99 T289 sah.

 

 

Birisi oğluna böyle yapabilir mi? İki örnekte rasullerin rüyası vahiydir.

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. Sâffât, 37, 102

Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi. Fetih, 48, 27

Bilinen ama zayıf bir hadis

Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “rüyaların en doğrusu seher vakitlerinde görülen rüyalardır.” Elbani zayıf

Gayb bilgisi Allah’a aittir. Dilerse elçilerine bunu açar.

“ O, gaybı bilendir. Beğenip seçtiği peygamber hariç gaybına hiç kimseyi muttali kılmaz. “CİN : 26 – 27

Din kemale ermiştir. Bazıları, rüyaları şer’i fetvalara dahi üstün görür olmuşlardır.

 

 

Sıhhat durumunu bulamadıklarım:

 DM1135حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَيُّوبَ عَنْ أَبِى قِلاَبَةَ : أَنَّ رَجُلاً أَتَى أَبَا بَكْرٍ فَقَالَ : رَأَيْتُ فِى الْمَنَامِ كَأَنِّى أَبُولُ دَماً. قَالَ : تَأْتِى امْرَأَتَكَ وَهِىَ حَائِضٌ؟ قَالَ : نَعَمْ. قَالَ : اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَعُدْ.Bize Süleyman b. Harb rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb’dan, (O da) Ebû Kılâbe’den (naklen) rivayet etti ki, bir adam Hz. Ebû Bekr’e gelip; “rüyada gördüm ki, sanki ben kan işiyorum, (bunun mânâsı nedir?)” demiş, O da; “karınla hayizh iken cinsî münâsebet yapıyor musun?” diye sormuş. (Adam); “evet” demiş. (O zaman Hz. Ebû Bekr) şöyle demiş: “Allah’tan kork ve bir daha yapmaDarimi, Taharet, 110

 

 DM2180– أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ حَدَّثَنِى الْوَلِيدُ حَدَّثَنِى ابْنُ جَابِرٍ عَنْ خَالِدِ بْنِ اللَّجْلاَجِ وَسَأَلَهُ مَكْحُولٌ أَنْ يُحَدِّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَائِشٍ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- يَقُولُ :« رَأَيْتُ رَبِّى فِى أَحْسَنِ صُورَةٍ قَالَ : فِيمَ يَخْتَصِمُ الْمَلأُ الأَعْلَى؟ فَقُلْتُ : أَنْتَ أَعْلَمُ يَا رَبِّ. قَالَ : فَوَضَعَ كَفَّهُ بَيْنَ كَتِفَىَّ فَوَجَدْتُ بَرْدَهَا بَيْنَ ثَدْيَىَّ فَعَلِمْتُ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ ». وَتَلاَ (وَكَذَلِكَ نُرِى إِبْرَاهِيمَ مَلَكُوتَ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ الْمُوقِنِينَ ).Bize Muhammed ibnu’l-Mübarek haber verip (dedi ki), bana Ebu’l-Velid rivayet edip (dedi ki), bana babam, Câbir’den, (O da) Halid ibnu’l-Leclâc’dan -ki O’ndan Mekhûl, kendisine rivayet etmesini istemiş imiş-, (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Abdurrahman b. Âiş’i, şöyle derken işittim: Rasulullah’ı (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim: “Rabb’imi (rüyada) en güzel surette gördüm. O şöyle buyurdu: “Yüce (melekjler topluluğu ne hakkında tartışıyor?” Ben de; “ya Rabb’i, sen daha iyi bilirsin” dedim.” (Hz. Peygamber, sözüne devamla) şöyle buyurdu: “O zaman avucunun içini omuzlarımın arasına koydu da ben soğukluğunu memelerimin arasında hissettim. Bunun sonucu göklerde ve yerde olan şeyleri bilmiş oldum.” (Hz. Peygamber sonra); “Bunun gibi biz İbrahim’e, kesin olarak bilenlerden olması için göklerin ve yerin engin büyüklüğünü de gösteririz, (mealindeki ayeti) okudu.Darimi, Ru’ya, 12

 

 DM2181– أَخْبَرَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ قُطْبَةَ عَنْ يُوسُفَ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ قَالَ : مَنْ رَأَى رَبَّهُ فِى الْمَنَامِ دَخَلَ الْجَنَّةَ.Bize Nuaym b. Hammâd, Abdulmecid b. Abdi rrahman’dan, (O) Kutbe’den, (O) Yusuf t an, (O da) İbn Sîrîn’den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: “Rabb’inicrüyada gören kimse, Cennete girmiş demektir!”Darimi, Ru’ya, 12

 

Birde gece namazı kılsa

DM2183– أَخْبَرَنَا أَبُو عَلِىٍّ الْحَنَفِىُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ – هُوَ ابْنُ عُمَرَ – عَنْ نَافِعٍ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ قَالَ : كُنْتُ فِى عَهْدِ النَّبِىِّ -صلى الله عليه وسلم- وَمَا لِى مَبِيتٌ إِلاَّ فِى مَسْجِدِ النَّبِىِّ -صلى الله عليه وسلم- وَكَانَ النَّبِىُّ -صلى الله عليه وسلم- إِذَا أَصْبَحَ يَأْتُونَ فَيَقُصُّونَ عَلَيْهِ الرُّؤْيَا إتحاف ، قَالَ فَقُلْتُ : مَا لِى لاَ أَرَى شَيْئاً؟ فَرَأَيْتُ كَأَنَّ النَّاسَ يُحْشَرُونَ فَيُرْمَى بِهِمْ عَلَى أَرْجُلِهِمْ فِى رَكِىٍّ فَأُخِذْتُ ، فَلَمَّا دَنَا إِلَى الْبِئْرِ قَالَ رَجُلٌ : خُذُوا بِهِ ذَاتَ الْيَمِينِ ، فَلَمَّا اسْتَيْقَظْتُ هَمَّتْنِى رُؤْيَاىَ وَأَشْفَقْتُ مِنْهَا ، فَسَأَلْتُ حَفْصَةَ عَنْهَا فَقَالَتْ : نِعْمَ مَا رَأَيْتَ. فَقُلْتُ : نِعْمَ مَا رَأَيْتُ ؟ فَقُلْتُ لَهَا : سَلِى النَّبِىَّ -صلى الله عليه وسلم- عَنْهَا فَسَأَلَتْهُ فَقَالَ :« نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ لَوْ كَانَ يُصَلِّى مِنَ اللَّيْلِ ».Bize Ebu Ali el-Hanefi haber verip (dedi ki), bize Abdullah -ki O, İbn Ömer’dir-, Nafi’den (naklen) rivayet etti ki, İbn Ömer şöyle demiş: “Benim Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında sadece Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mescidi’nde kalacak yerim vardı. (O zaman) Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabahladığında (Sahabe) O’na geliprüyalarını anlatırlardı.” (İbn Ömer, sözüne devamla) demiş ki, “bu yüzden ben (kendi kendime); “benim neyim var ki, birşey görmüyorum!” dedim. Sonra bir rüya gördüm; sanki insanlar toplanılıp ayaklarının üzerine kuyulara atılıyorlar. Derken ben de alındım. Kuyuya yaklaşıldığında bir adam; “onu sağ tarafa alın!” dedi. Uyanınca burüyam beni rahatsız etti ve ondan korktum. Bunun için onu Hafsa’ya sordum. O da; “Gördüğün rüya ne güzel!” dedi. Ben O’na; “(Bu rüyamı) Hz. Pey-gamber’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sor!” dedim. O da sormuş, (Hz. Peygamber) de şöyle buyurmuş: “Abdullah ne güzel adamdır! Keşke geceleyin namaz kılsa!”Darimi, Ru’ya, 13

 

HM11763حَدَّثَنَا عَفَّانُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ قَالَ حَدَّثَنِي بَكْرٌ أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ رَأَى رُؤْيَا أَنَّهُ يَكْتُبُ ص فَلَمَّا بَلَغَ إِلَى سَجْدَتِهَا قَالَ رَأَى الدَّوَاةَ وَالْقَلَمَ وَكُلَّ شَيْءٍ بِحَضْرَتِهِ انْقَلَبَ سَاجِدًا قَالَ فَقَصَّهَا عَلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَلَمْ يَزَلْ يَسْجُدُ بِهَا بَعْدُEbû Saîd el-Hudrî (Radıyallahu anh)rüyasında kendisini Sâd suresini yazarken gördü. Secde ayetine gelince yanındaki divit, kalem ve her şey secdeye gitmişti. Bu (rüyasını) Hz. Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve sellem) anlattı, ondan sonra (o ayette) secde etmeyi bırakmadı.İbn Hanbel, III, 78

 

 

HM23728حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ يَعْنِي ابْنَ عُيَيْنَةَ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ رِبْعِيٍّ عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنِّي لَقِيتُ بَعْضَ أَهْلِ الْكِتَابِ فَقَالَ نِعْمَ الْقَوْمُ أَنْتُمْ لَوْلَا أَنَّكُمْ تَقُولُونَ مَا شَاءَ اللَّهُ وَشَاءَ مُحَمَّدٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَدْ كُنْتُ أَكْرَهُهَا مِنْكُمْ فَقُولُوا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ شَاءَ مُحَمَّدٌHuzeyfe (b. el- Yeman)’dan (Radıyallalhü anh): Bir kişi Hz.Peygamber’ e (Sallallalıü aleylhi ve sellem) geldi ve dedi ki: ‘Ben rüyamda Ehl-i kitaptan biriyle karşılaştığımı gördüm ve bana şöyle dedi: ‘Sizler, “Maşaallah ve Maşae Muhammed” sözünü söylemeseydiniz ne kadar mükemmel bir topluluk olurdunuz.’ (Bunun üzerine) Hz.Peygamber (Salallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben de bu sözden hoşlanmıyordum. Bundan böyle önce “Maşaallah” sonra “Maşae Muhammed” deyin!”İbn Hanbel, V, 393

 

 

sorular

 

İM3867حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُوسَى حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِى صَالِحٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِى عَيَّاشٍ الزُّرَقِىِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « مَنْ قَالَ حِينَ يُصْبِحُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ – كَانَ لَهُ عَدْلَ رَقَبَةٍ مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ وَحُطَّ عَنْهُ عَشْرُ خَطِيئَاتٍ وَرُفِعَ لَهُ عَشْرُ دَرَجَاتٍ وَكَانَ فِى حِرْزٍ مِنَ الشَّيْطَانِ حَتَّى يُمْسِىَ وَإِذَا أَمْسَى فَمِثْلُ ذَلِكَ حَتَّى يُصْبِحَ » . قَالَ فَرَأَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا يَرَى النَّائِمُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا عَيَّاشٍ يَرْوِى عَنْكَ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ « صَدَقَ أَبُو عَيَّاشٍ » .Ebû Ayyaş ez-Zurakî (ra) den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (SallaUahü Aleyhi ve SeUetn) şöyle buyurdu, demiştir :«Kim sabahleyin “La ilahe illallahu vahdehû la şerike leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdu ve hüve ala külli şeyin KadirAllah’tan Sahabdİr. Adı hususunda İhtilaf vardır. Hz. Muaviye İnde vefat etmiştir. başka ilâh yoktur. O, (zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde) yalnızdır, tekdir, ortağı yoktur. Mülk (hâkimiyet) O’nundur. hamd O’na mahsustur ve O, herşeye kadirdir.” derse bu (zikir) o kimse için İsmail (Aleyhisselâm)’in evlâdından bir rakabe (köle veya câriye) yi azadlamak kadar (sevab) olur. O kimsenin on hatâsı (küçük günahı) silinir, onun için 10 derece terfi yapılır (yâni cennetteki makamı 10 derece yükseltilir.) ve o gün akşama kadar o kimse şeytândan korunmuş olur. Akşamleyin de bu zikri okuyunca ertesi günün sabahına kadar anılan şeylerin mislini kazanır.»Râvi demiştir ki t Sonra bir adam Resûlullah (sav) ‘i rüyasında görüp t Yâ Resûlallah! Ebû Ayyaş senden şöyle şöyle bir hadîs rivayet eder (buna ne buyurursun), demiş. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem de ı Ebû Ayyaş doğru söyledi buyurmuştur.” Sahih elbaniİbn Mâce, Duâ, 14