<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Namaz -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/namaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/namaz/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Feb 2022 11:28:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Namaz -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/namaz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>İslamda namazı terk etmenin hükmü &#8211; mehmet balcıoğlu &#8211; ebu said yarbuzi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-namazi-terk-etmenin-hukmu-mehmet-balcioglu-ebu-said-yarbuzi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2016 10:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebu Said]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[namazın önemi]]></category>
		<category><![CDATA[namazın hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[namazın terki]]></category>
		<category><![CDATA[namazı terk edenin hükmü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilmedavetdernegi.org/?p=1605</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUKADDİME Ma&#8217;lum ola ki: &#8220;namaz&#8221;, Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin, kulları üzerine &#8220;mi&#8217;raç&#8221;da farz kıldığı en azim fi&#8217;ili bir ibadettir. Bize farz kılındığı gibi, bizden önceki &#8220;ümmetlere&#8221; de farz kılınmıştır. Allah&#8217;u Azze ve Celle bu ibadet&#8217;ten bir cüz olan &#8220;secde&#8221; ile &#8220;melek&#8221;leri imtihana tâbi tutarak, itaat edip &#8220;secde&#8221; edenler &#8220;fıtrat&#8221; ya&#8217;ni &#8220;islâm&#8221; üzere kalmışlardır. İsyan eden...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-namazi-terk-etmenin-hukmu-mehmet-balcioglu-ebu-said-yarbuzi/">İslamda namazı terk etmenin hükmü &#8211; mehmet balcıoğlu &#8211; ebu said yarbuzi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1605"></span></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">MUKADDİME</span></h2>
</p>
<p>Ma&#8217;lum ola ki: <strong>&#8220;namaz&#8221;, </strong>Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin, kulları üzerine <strong>&#8220;mi&#8217;raç&#8221;da </strong>farz kıldığı en azim fi&#8217;ili bir ibadettir. Bize farz kılındığı gibi, bizden önceki <strong>&#8220;ümmetlere&#8221; </strong>de farz kılınmıştır.</p>
<p>Allah&#8217;u Azze ve Celle bu ibadet&#8217;ten bir cüz olan <strong>&#8220;secde&#8221; ile &#8220;melek&#8221;leri </strong>imtihana tâbi tutarak, itaat edip <strong>&#8220;secde&#8221; </strong>edenler <strong>&#8220;fıtrat&#8221; </strong>ya&#8217;ni <strong>&#8220;islâm&#8221; </strong>üzere kalmışlardır. İsyan eden <strong>&#8220;iblis&#8221;de </strong>kibirlenip secde etmekten imtina ettiği için &#8220;kâfir&#8221;lerden olmuştur.</p>
<p>İşte bu ibadet: böylelikle, <strong>&#8220;iman&#8221; ile &#8220;küfür&#8221;, &#8220;islâm&#8221; ile &#8220;şirk&#8221; ve &#8220;din&#8221;li ile &#8220;din&#8221;siz </strong>arasında bir <strong>&#8220;alamet&#8217;i farika&#8221; </strong>olmuştur. Zira namazın edası ile insan <strong>&#8220;mü&#8217;min&#8221; </strong>terki ile de <strong>&#8220;kâfir&#8221; </strong>olmaktadır.</p>
<p>Kendisinden başka ilah olmayan Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin <strong>&#8220;vucudiyyeti&#8217;ni&#8221; &#8220;la ilahe illallah&#8221; </strong>sözü ile itiraf eden kulun, eda etmekle mükellef olduğu ilk ibadet <strong>&#8220;namaz&#8221;dır.</strong></p>
<p>Lisanen Allah&#8217;dan başka İlah olmadığını söyleyen kişinin kendisine <strong>&#8220;namaz&#8217;ın&#8221; </strong>farziyyeti ulaştığı halde daha hâlâ Âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin önünde rüku ve secde etmemesi, <strong>kelime&#8217; i tevhid&#8217;in hakikatini anlamadığına delalet eder, kelime&#8217;i tevhid&#8217;in </strong>hakikatını anlamadan kişinin onu telaffuz etmesi hiç bir şey ifade etmez.</p>
<p>Nasıl ki <strong>&#8220;namaz&#8221; </strong>kelime&#8217;i tevhid&#8217;den sonra emredilen ilk ibadet&#8217;tir, dinin bekasıda onunladır. Çünkü dinde en son terk edilen ibadet odur. Binaen aleyh <strong>&#8220;namazı terk edenin&#8217;de dini yoktur.&#8221; </strong>Zira namaz ibadetinin olmadığı hiç bir <strong>&#8220;din&#8217;i semavi&#8221; </strong>yoktur.</p>
<p>Zira&nbsp; Allah Resûlü&#8217;nün eshabıda <strong>&#8220;namaz&#8217;dan </strong><strong>başka hiç bir ibâdet&#8217;in terkini küfür görmezlerdi.</strong></p>
<p><strong>&#8220;</strong><strong>namazın&#8221; </strong>dindeki bu azim mevki&#8217;i, tam bir ihtimamı gerektirirken, ilim ehlinin gayretsizliği ile her gelen nesil indinde bu azim ibadet ihtimamsızlık kaydetmiştir.</p>
<p>Artık zamanımızda da öyle olmuştur ki, <strong>&#8220;namazı terk eden müslüman&#8221; </strong>namazı terk etmenin zemmi hakkında varid olan Hadis&#8217;i Şeriflerden bahsetmek, geçmişteki gayretsizlerin bıraktıkları alışkanlığa muhalefet olduğu için, sapıklık olmuştur. Zira geçmişteki gayretsizler bu Ümmet&#8217;e namazı terk edenin <strong>kâfir, müşrik, imansız ve dinsiz </strong>olduğunu söylememişlerdir. Binaen aleyh kendilerinin <strong>müslüman </strong>olduğunu zanneden binlerce insanda <strong>kitab ve sünnet davetcilerinden </strong>bu hakikatları işitince, adeta çıldırırcasına isyan etmektedirler. Bunlarda nereden çıktı biz büyüklerimizden ve âlimlerimizden böyle bir şey işitmedik demektedirler.</p>
<p>Binaen aleyh bu manzaranın karşısında dayanamıyarak biz acizde <strong>&#8220;İslâm&#8217;da namazı terk etmenim hükmü&#8221; </strong>adı altında bu mes&#8217;eleye itirazsız bir açıklık getirmek için bu risaleyi te&#8217;lif etmeye niyyet ettik.</p>
<p>Şimdiye kadar bu mes&#8217;eleyi her yönüyle ele alan ne Arabça ve ne de Türkçe bir risale te&#8217;lif edilmemiştir.</p>
<p>Bizim buna cür&#8217;etimiz ise ilmimizin kâfi olduğundan değildir. Risaleyi okuyanlarda göreceklerdir ki biz nasları nakletmekten başka bir iş yapmadık. Umulur ki, bizim bu aciz gayretimiz gelecekte ki kardeşlerimize bir teşvik olur da bu mes&#8217;elenin üzerine daha dikkatli bir şekilde eğilerek daha muazzam bir eser te&#8217;lif etmeyi düşünürler. Okuyucularımızın bilgisine arz ederiz ki,</p>
<p>Peygamberden maada beşer olarak hiç bir kimse hatadan ma&#8217;sum değildir. Binaen aleyh okuyacağınız bu küçük hacimli risalemiz de sizin de muttali olacağınız, ilmî ve naklî bazı hatalar olacaktır. Biz bu hatalarımızın afvı için Rabbimizden mağfiret diler, siz okuyucularımızdan da gerek tenkid ve gerekse tashih ikazlarınızı bekleriz.</p>
<p>22 / RAMAZAN / 1404</p>
<p>Muhammed Ebu Said el-Yarbuzi</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>FİHRİS</strong></p>
<p><strong>1.Namazı terk edenin müşrik olduğu</strong></p>
<p><strong>2.amazı terk edenin kafir olduğu</strong></p>
<p><strong>3.Resûlüllah (S.A.V.)&#8217;in ashabının camisinin de namazı terk edenin kafir olduğuna kail oldukları</strong></p>
<p><strong>4.Namazı terk edenin dini olmadığı</strong></p>
<p><strong>5.Namazı terk edenin imanı olmadığı</strong></p>
<p><strong>6.Namazı terk edenin İslâm&#8217;dan nasibi olmadığı</strong></p>
<p><strong>7.Namazı terk edenin İslâm milletinden çıktığı</strong></p>
<p><strong>8.Namazı terk edenin Allah&#8217;ın zimmetinden çıktığı </strong></p>
<p><strong>9.Namazı terk etmenin kibir olduğu, kibir edeninde cennete giremiyeceği</strong></p>
<p><strong>10.Namazı terk edenin kıyamet gününde Firavun&#8217;la, Haman&#8217;la, kanunla ve Ubey İbnu halefle beraber olacağı &#8220;</strong></p>
<p><strong>11.Namazı terk edenin Kur&#8217;ân&#8217;m âyetlerini ve âhireti yalanladığı</strong></p>
<p><strong>12.Namazı terk edenin âhirette şefaat edeni olmayacağı </strong></p>
<p><strong>13.Namaz&#8217;ın İslâm&#8217;dan olduğu</strong></p>
<p><strong>14.Namaz&#8217;ın Allah&#8217;a iman etmekten olduğu</strong></p>
<p><strong>15.Bir vakit namazı terk edenin yapmakta olduğu amellerinin batıl olduğu</strong></p>
<p><strong>16.Namazı terk edenin Allah&#8217;tan korkmadığı</strong></p>
<p><strong>17.Dinden en son terk edilen amelin namaz olduğu </strong></p>
<p><strong>18.Namazı terk edenin öldürüleceği</strong></p>
<p><strong>19.Müslüman olan kişiye öğretilecek ilk şeyin namaz olduğu </strong></p>
<p><strong>20.Âhirette ilk hesabı sorulacak amelin namaz olduğu </strong></p>
<p><strong>21.İslâm&#8217;daki kardeşliğin ancak namazı kılmakla mümkün olduğu</strong></p>
<p><strong>22.Namazı terk edenin müslümana müslümanın da namazı terk edene mirasçı olamıyacağı</strong></p>
<p><strong>23.Namaz kılmayan erkek ve kadının nikâhlarının sahih olmadığı</strong></p>
<p><strong>24.Namaz kıldığı müddetçe halifeye isyan edilemiyeceği </strong></p>
<p><strong>25.Bilerek terk edilen namazın kazası olmadığı</strong></p>
<p><strong>26.Namaz&#8217;in da sair ibadetler gibi kendine has bir vakti olduğu</strong></p>
<p><strong>27.Namazın vaktinden başka bir vakitte kılınmasına ruhsat veren şer&#8217;i mazeretlerin beyanı </strong></p>
<p><strong>28.Bazı şübhelerin izâlesi</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><u>&nbsp;</u></strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI TERKEDENİN MÜŞRİK OLDUĞU BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Bu mevzuda delil olan Âyet&#8217;i Kerime&#8217;lerin zikri</p>
<p>&#8220;Hep Allah&#8217;a dönüp itaat edin, O&#8217;ndan korkun ve namaz&#8217;ı kılın&#8217;da müşriklerden olmayın.&#8221;</p>
<p><strong><em>Rum Sûresi: 31</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Haram olan aylar &#8220;Zilhicce, Muharrem, Saf er ve Rebiu&#8217;l-evvel&#8221; çıktığı zaman, artık o &#8220;müşrikledi&#8221; nerede bulursanız öldürün: Onları yakalayıp esir edin, onları hapsedin ve geçit yerlerini tutun, &#8220;eğer tevbe&#8221; ederler, namaz&#8217;ı kılıp zekât&#8217;larını verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Gerçekten Allah Gafur ve Rahim&#8217;dir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Tevbe Suresi: 5</em></strong></p>
</p>
<p>Subhânehu ve Teâlâ Resulüne ve mü&#8217;minlere hitaben, haram olan aylar çıktıktan sonra müşriklerle mukatele ederek onları öldürmelerini emrediyor. Allah&#8217;u Azze ve Celle katledilecek müşriklerin kıtalden önce yakalanıp geçit yerlerinin kesilip hapsedilmelerini, karılarının ve çocuklarının esir edilip mallarının ganimet olarak alınmasını helâl kılıyor. Akabinde bütün bunlardan kurtulabilmeleri için üç şart zikrediyor.</p>
<p>l- Şirkden avdet ederek tevbe etmek. Ya&#8217;ni &#8220;kelime&#8217;i şehadeti&#8221; lisânen ikrar etmesi.</p>
<p>2- Namaz kılarak tevbe ettiğini amelle tasdik etmesi.</p>
<p>3- Zekat&#8217;ı eda etmesi.</p>
<p>Bu üç şartı yerine getirdikleri an malları ve canları müslümanlara haram olur, zira müslüman olmuşlardır.</p>
<p>Namazı terkedenin müşrik olduğunu beyan eden Hadis&#8217;i Şeriflerin zikri.</p>
</p>
<p>Ebu Süfyandan, dedi ki: Ben Câbir&#8217;den duydum şöyle diyordu: Ben Nebiyyu (S.A.V.)&#8217;den işittim şöyle buyuruyordu: &#8220;Şübhesiz ki, kişi ile &#8220;şirk ve küfür&#8221; arasında ki şey sâdece namaz&#8217;dır.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (82) Ebû Davud (4678) Tirmizi (2619)</em></strong></p>
<p><strong><em>Nesei (465) ve İbnu Mâce (1078) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Cabir (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi): Nebiyyu&nbsp;&nbsp; (S.A..V.)&#8217;den,&nbsp;&nbsp; buyurdu&nbsp;&nbsp; ki:&nbsp;&nbsp; &#8220;namaz&#8217;ı terketmek ŞİRK&#8217;tir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Abdurrezzak Musannaf da (5009) &#8220;&#8216; Muhammed İbnu Nasr Kitabu&#8217;s-Salat da (888)</em></strong></p>
<p><strong><em>Hibetullah&#8217;ıt-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne de (1513) ve Âcurri Şeria da (133) sahih&nbsp; bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Enes (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi): Nebiyyu (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Kişi ile şirk arasında namazı terketmekten başka bir şey yoktur. Onu terkettiği zaman şirk koşmuştur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i İbnu Mâce (1080) ve Muhammed İbnu Nasr Kitabu&#8217;s-Salat da (897) rivayet etmişlerdir. Şeyh Elbâni îbnu Mâce&#8217;nin sahihinde (880) tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in azadlısı Sevban (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i şöyle derken işittim dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Kul ile küfür ve İman arasındaki şey, &#8220;namaz&#8217;dır&#8221; onu terkettiği zaman şirk koşmuştur.&#8221; Bu Hadis&#8217;i Hibetullah&#8217;it-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne de (1521) sahih bir senedle rivayet etmiştir. Ayriyeten Şeyh, Elbâni Terğib&#8217;in Sahih&#8217;inde tahric etmiştir.</p>
<p>Yukarıdaki zikredilen Âyet ve Hadis&#8217;i Şerifler, &#8220;namaz&#8217;ı terk edenin Alleh&#8217;a şirk (ortak) koştuğunu ya&#8217;ni müşrik olduğunu isbat eden münakaşa götürmeyen açık delillerdir.</p>
<p>Subhânehu ve Teâlâ ise, kendisine şirk ya&#8217;ni ortak koşanları affetmeyeceğini haber veriyor.</p>
</p>
<p>Muhakkak ki &#8220;Allah kendine ortak koşanları bağışlamaz.&#8221; Bu günahtan (şirkten) başkasını, dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah&#8217;a ortak koşarsa, doğrusu haktan uzak bir dalâlete sapmıştır.</p>
<p><strong><em>Nisa: 116</em></strong></p>
</p>
<p>Başka bir Âyet&#8217;i Celile&#8217;de de kendisine ortak koşanların ebedi Cehennem&#8217;de kalacaklarını haber veriyor.</p>
<p>&#8220;Şüphesiz ki, kim Allah&#8217;a ortak koşarsa Allah ona Cennet&#8217;i haram kılmıştır. Ve barınacağı yerde Cehennem&#8217;dir. Zalimlerin hiç bir yardımcısı yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Mâide: 72 </em></strong></p>
</p>
<p>Bu bab&#8217;da ki Âyet ve Hadis&#8217;lerden çıkan hükümlerin hülasası.</p>
<p>1- Namazı terk edenin Allah&#8217;a şirk ya&#8217;ni ortak koştuğu.</p>
<p>2- Allah&#8217;a ortak koşanın&#8217;da hiç mağfiret olunmayacağı.</p>
<p>3- Mağfiret olunmayan müşrik&#8217;in de ebedi Cehennem&#8217;de kalacağı.</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERKEDENİN KÂFİR OLDUĞU BABI</span></h2>
</p>
<p>Bu mevzuda Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;den rivayet edilen hadisler.</p>
<p>Ebû Süfyan&#8217;dan, dedi ki: Ben Câbir&#8217;den duydum şöyle diyordu: Ben Nebiyyu (S.A.V.)&#8217;den, şöyle derken işittim. &#8220;Şübhesiz ki, kişi ile &#8220;şirk ve küfür&#8221; arasındaki şey sâdece namazı terketmektir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (82) Ebû Davut (4678) Tirmizi (2619) Nesei (465) ve ibnu Mâce (1078) rivayet etmişlerdir</em></strong>.</p>
</p>
<p>Câbir (Ibnu Abdillah) (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Nebiyyu (S.A.V.)&#8217;den, buyurdu ki: &#8220;iman ile küfür arasındaki şey namazı terketmektir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Tirmizi (2618) Muhammed İbnu Nasr Kitabus-Salat da (887) ve İbnu Ebi Şeybe İman da (44) sahih olarak rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Bureyde (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Bizlerle onların</p>
<p>(ya&#8217;ni münafıkların) arasındaki ahd (ya&#8217;ni onlarla mukatele etmemize mani olan) &#8220;namaz&#8221;dır.&nbsp;&nbsp; kim&nbsp;&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; namazı terkederse kâfir olur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Tirmizi (2623) Nesei (1/231) İbnu Mâce (1079) ve Ahmed (5/346) sahih olarak rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbani Terğib&#8217;in sahihinde tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Enes İbnu Malik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Nebiyyu (S.A.V.) şöyle dedi: &#8220;Her kim ki, kasten &#8220;namazı&#8221; terkederse &#8220;açıkça küfre&#8221; düşmüştür.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Taberâni Evsat&#8217;ta rivayet etmiştir. Heysemi Mecmau-Zevaid&#8217;de (1/295) zikretmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Enes (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i şöyle derken işittim dedi: &#8220;Kişi ile küfür ve ya şirk arasındaki şey namaz&#8217;dır. &#8220;namazı&#8221; terk ettiği zaman kâfir olur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Muhammed İbnu Nasr Kitabus-Salat&#8217;ta (899) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Bu mevzuda Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;in ashabından rivayet edilen eserler.</p>
<p>İbnu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, &#8220;Kim namazı terkederse &#8220;kâfir&#8221; olur&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Taberâni Kebir de (8939) ve Âcurri Şeria da (133) sahih olarak rivayet etmişlerdir</em></strong>.</p>
</p>
<p>Câbir İbnu Abdillah (R.A.)&#8217;dan, &#8220;namaz kılmayan kâfir&#8217;dir&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Ibnu Abdu&#8217;1-Ber Temhid&#8217;de (4/225) sahih bir senedle rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;Her kim ki &#8220;namaz&#8217;ı&#8221; terk ederse &#8220;kâfir&#8221; olmuştur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Muhammed İbnu. Nasr Kitabu&#8217;s-Salat&#8217;ta (939) ve İbnu AbdilBer Temhid&#8217;de (4/225) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ali İbnu Ebi Talib (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;Her kim ki namaz&#8217;ı kılmazsa o kâfirdir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Muhammed İbnu Nasr Kitabus-Salat&#8217;ta (933) Acurri Şeria&#8217;da (135) İbnu Ebi Şeybe Musannaf da (10485) ve İman&#8217;da (126) Beyhaki Şuabul&#8217; İman&#8217;da (41) ve Buhâri Tarihul&#8217; Kebir&#8217;de sahih olarak rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RESÛLULLAH (S.A.V.)&#8217;İN ASHABININ CEMİ&#8217;SİNİN </strong><strong>DE NAMAZI TERK EDENİN KÂFİR OLDUĞUNA </strong><strong>KAİL OLDUKLARI BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ebû Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in Ashabı &#8220;namaz&#8217;dan&#8221; başka hiç bir amelin terkini &#8220;küfür&#8221; olarak görmezlerdi.</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Hâkim Müstedrek&#8217;te (1/7) Tirmizi Sünen&#8217;de (2624) İbnu Ebi Şeybe Musannaf da (10495) ve İman&#8217;da (137) ve Muhammed İbnu Nasr Kitab&#8217;us-Salat&#8217;da (948) sahih olarak rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbani Terğib&#8217;in sahih&#8217;inde (564) tahric etmiştir. </em></strong></p>
</p>
<p>Mücahid îbnu Cebr (R.A.)&#8217;dan, (O da) Câbir İbnu Abdullah (R.A.)&#8217;dan, Allah Resulüne arkadaşlık yapmış birisidir. Kendisine dedim ki: Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;in zamanında, sizce amellerden, küfür ile iman&#8217;in arasını ayıran ne idi (diye sordum) (O da) &#8220;namaz&#8221; (diye cevab verdi).</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Muhammed İbnu Nasr Kitab&#8217;us-Salat&#8217;da (892) ve Hibetullahit-Taberi Usulü&#8217; s-Sünne&#8217;de (1538) Hasen olarak rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbâni Terğib&#8217;in sahih&#8217;inde tahric ederek Hasen demiştir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;">&nbsp;</h2>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI TERKEDENİN DÎNİ OLMADIĞI BABI</strong></span></h2>
</p>
<p>Bu mevzuda Allah Resûlü&#8217;nden varid olan Hadis&#8217;i Şeriflerin zikri.</p>
</p>
<p>İbnu Ömer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) şöyle dedi: namaz&#8217;ı olmayanın din&#8217;i yoktur.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Tebarini Mu&#8217;cemus&#8217;Sağir da (60) hasen bir senedle rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ömer İbnu&#8217;l-Hattab (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Adamın biri gelerek Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e şöyle dedi: &#8220;Ya Resûlellah, Allah katında İslâm&#8217;da, (en efdal) olan nedir, söyler misin&#8221; Resûlullah (S.A.V.) de &#8220;Vaktinde namaz kılmaktır&#8221; dedi. &#8220;Zira namaz&#8217;ı terkedenin dini yoktu &#8230;&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Beyhaki Şuabu&#8217;1-İman da rivayet etmiştir. El-Kenz (21618) </em></strong></p>
</p>
<p>Bu mevzuda Allah Resulü&#8217;nün ashabından varid olan eser&#8217;lerin zikri.</p>
</p>
<p>İbnu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;Her kim&nbsp; ki,&nbsp; NAMAZ&#8217;ı terkederse onun&nbsp; DİN&#8217;i yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i İbnu Ebi Şeybe , Musannaf da (10446) ve İman da (47) Taberâni Mu&#8217;cemu&#8217;l-Kebir de (8942) Muhammed İbnu Nasr Kitabu&#8217;s-Salat da (935) ve Beyhaki Şuabu&#8217;l-İman da (42) rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbâni Terğib&#8217;in sahih&#8217;inde tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Abdullah İbnu Amr (R.A.)&#8217;dan, dedi ki: &#8220;Namaz&#8217;ı terkedenin din&#8217;i yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Buhâri Tarihu&#8217;l-Kebir de (7/95) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ebû&#8217;d-Derda (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Namazı olmayanın iman&#8217;ı da yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Hibetu&#8217;llahi&#8217;t-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne&#8217;de (1536) Muhammed İbnu Nasr&nbsp; el-Mervezi Kadru&#8217;s-Salah da (945) İbnu Abdil-Ber Temhid de (4/225) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.Ve Şeyh Elbâni de Terğib&#8217;in sahihin&#8217;de (574) tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p><u>&nbsp;</u></p>
<p><u>&nbsp;</u></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI&nbsp;&nbsp; TERK&nbsp;&nbsp; EDENİN&nbsp;&nbsp; İSLÂM&#8217;DAN NASİBİ OLMADIĞI BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h2 style="text-align: center;">&nbsp;</h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ömer İbnu&#8217;l-Hattab (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;Namazı terk edenin İslâm&#8217;dan nasibi yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i imam Malik (1/40) Dâre Kutni Sünen&#8217;de (2/52) Abdurrezzak Musannef&#8217;da (5010) İbnu Ebi Şeybe Musannef&#8217;da (10410) ve İman&#8217;da (103) ve Âcurri Şaria&#8217;da (134) sahih bir sened&#8217;le rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ebû&#8217;l-Muleyh (R.A.)&#8217;dan, Ömer (R.A.)&#8217;yı minberin üzerinden şöyle derken işittim dedi: &#8220;Namaz kılmayanın İslâm&#8217;ı da yoktur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Muhammed İbnu Nasr el-Mervezi Kadru&#8217;s-Salah da (930) sahih bir sened&#8217;le rivayet etmiştir.</em></strong></p>
<p><u>&nbsp;</u></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERK EDENİN İSLÂM MİLLET&#8217;İNDEN ÇIKTIĞI BABI</span></h2>
</p>
<p>Ubade&#8217;t-İbnu&#8217; es-Samit (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) bize şöyle tavsiyede bulundu. Allah&#8217;a hiç bir şeyi ortak koşmayın. Namazıda bilerek terketmeyin.&nbsp;&nbsp; Her&nbsp;&nbsp; kim&nbsp;&nbsp; ki,&nbsp;&nbsp; bilerek&nbsp;&nbsp; kasten&nbsp;&nbsp; &#8220;namaz&#8217;ı terkederse İslâm millet&#8217;inden çıkmıştır&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bu hadis&#8217;i Muhammed Ibnu Nasr Kitabu&#8217;s-Salat da (920) Hibetullah&#8217;i-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne de (1523) Abdurrahman İbnu Ebi Hatim Sünen&#8217;in de ve Taberâni Mu&#8217;cem&#8217;in de rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Yezid İbnu Meryem&#8217;den, şöyle dedi: Ömer (R.A.) Muaz İbnu Cebel (R.A.)&#8217;nun yanından geçerken (Yâ Muaz) bu Ümmeti ayakta tutan nedir diye sordu. (Muaz&#8217;da cevaben bu ümmeti ayakta tutan esas) üçtür işte onlar kurtuluş vesileleridir. 1- İhlas (Tevhid) o ise İSLÂM&#8217;DIR. (Allah&#8217;ın insanları üzerinde yarattığı din), 2- Namaz o ise milliyettir, 3- İtaat o ise ismet&#8217;tir (yani hatalardan beri durmağa vesiledir.)</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i Taberi Tefsir&#8217;in de (21/40) ve Hibetullahi&#8217;t-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne de (1530) rivayet etmişlerdir</em></strong>.</p>
</p>
<p><u>&nbsp;</u></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI TERKEDENlN ALLAH&#8217;IN ZlMMET&#8217;İNDEN BERİ OLUDUĞU BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ebu&#8217;d-Derda (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Dostum Muhammed (S.A.V.) bana şöyle tavsiyede bulundu. Parça parça kesilsende, yakılsanda, Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;ye ortak koşma. Ve farz olan namazı bilerek terketme. Kim ki &#8220;farz olan namaz&#8217;ı bilerek terk ederse Allah&#8217;ın zimmet&#8217;i ondan beri olmuştur&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ahmed (5/238) İbnu Mace (4034) Taberâni Mu&#8217;cemu&#8217;l-Kebir de (20/233) Hibetullahi&#8217;t-Taberi Usulu&#8217;s-Sünne de (1524) ve Muhammed İbnu Nasr Kitabu&#8217;s-Salat da (911) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbani İbnu Mâce&#8217;nin sahihinde (3259) tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ubeydu&#8217;l-Kelâi&#8217;den, şöyle dedi:</p>
<p>Mekhul (R.H.) elimden tutarak &#8220;Yâ Ebâ Vehb! Farz bir namazı kasten terk eden birisi için ne diyorsun?&#8221; dedi. Ben de &#8220;Âsi bir mü&#8217;mindir&#8221; dedim. Elimi daha fazla sıktı ve sonra şöyle dedi: &#8220;Yâ Ebâ Vehb! İman&#8217;ın şa&#8217;nı nefsinde daha azim olsun. Kim ki bir farz namaz&#8217;ını kasten terk ederse Allah&#8217;ın zimmet&#8217;i ondan beri olmuştur. Kimden de Allah&#8217;ın zimmeti beri&#8217;olduysa o kâfir olur.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i İbnu Ebi Şeybe iman da (129) ve Abdurrezzak Musannaf da (5008) sahih bir senedle&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh Elbâni İman da yukarıdaki rakamda tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERK ETMENİN KİBİR OLDUĞU KİBİR EDENİN DE CENNETE GİREMİYECEĞİ BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Bizim Ayet&#8217; lerimize öyle kimseler iman ederler ki, Âyetlerimizle kendilerine öğüt verildiği zaman, &#8220;secdeye kapanırlar ve Rab&#8217; lerine hamd ile teşbih ederlerde kibirlenmezler.&#8221;</p>
<p><strong><em>Secde Sûresi: 15</em></strong></p>
</p>
<p>Subhânehu ve Teâlâ bu Âyet&#8217;i Kerime&#8217;de Âyet&#8217;lerine iman eden kişilerin, Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;deki Âyetlerle kendilerine öğüt verildiği zaman, ya&#8217;ni.</p>
<p>&#8220;Ey Resulüm! İman eden kullarıma de ki namaz kılsınlar&#8221;:</p>
<p><strong><em>İbrahim sûresi:31</em></strong></p>
</p>
<p>Bu ve bunun gibi Ayet&#8217;ler le Subhânehu ve Teâlâ kendisine inanan kullarına Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de &#8220;namaz kılmaları için öğüt vermektedir&#8221; Allah&#8217;ın Âyet&#8217;lerine inananlar da bu Âyetler&#8217;le kendilerine öğüt verildiği zaman &#8220;kibir&#8217;lenmeden günde beş vakit Rab&#8217;lerinin önünde secdeye varıb ona hamd ve teşbih etmektedirler.&#8221;</p>
</p>
<p>Kibirlenerek isyan edip Âyet&#8217;lerini yalanlayanlar için de şöyle buyurmaktadır.</p>
<p>Kendilerine Kur&#8217;an (ya&#8217;ni aqiimussalah ) &#8220;namaz kılın&#8221; emri okunduğu zaman, secde etmezler (ya&#8217;ni &#8220;namaz kılmaz&#8217;lar&#8221;) Daha doğrusu. O &#8220;kâfir olanlar&#8221; bu halleri ile (ya&#8217;ni namaz kılmayışları ile) Allah&#8217;ın azabından korkmayarak âhireti tekzib ederler.</p>
<p><strong><em>İnşikak Sûresi: 21/22</em></strong></p>
<p>Onlara Rükû edin ya&#8217;ni &#8220;namaz kılın&#8221; denildiği zaman &#8220;Îtaat edip Rükû etmezler ya&#8217;ni namaz kılmazlar&#8221;.</p>
<p>(Namaz kılmayarak, Allah&#8217;ın hükümlerini) yalanlayanların o gün vay haline.</p>
<p><strong><em>Murselat Suresi: 48/49</em></strong></p>
<p>Subhanehu ve Teâlâ Melekleri, Âdem&#8217;le imtihan etmek istediğinde, Melek&#8217;lere hitaben şöyle buyurdu:</p>
<p>Biz, Melek&#8217;lere: Âdem&#8217;e secde edin, demiştik de bütün Melek&#8217;ler secde etmişlerdi. Ancak İblis secde etmekten yüz çevirip &#8220;kibirlendi de kâfirlerden oldu&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bakara Sûresi: 34</em></strong></p>
<p>İblis&#8217;in bu isyanını insanların isyanına misal verilmesine şaşılmasın zira Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;den varid olan Hadis&#8217;i Şeriif bize, bu cesareti vermiştir.</p>
<p>Müslim İbnu Haccac (R.A.) &#8220;namazı terk edene kâfirlik isnadının beyanı babı&#8221; altında şöyle bir Hadis&#8217;i Şerif tahric etmiştir.</p>
<p>Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Âdem oğlu secde Âyet&#8217;ini okuyup secde ettiği zaman, şeytan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: Ey helakim! Adem oğlu secde etmekle emrolundu da secde etti ve Cennet onun oldu. Halbuki ben de secde ile emrolunmuştum. Fakat ben, secde etmekten imtina etmiştim, artık ateş de benimdir.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (81) rivayet etmiştir</em></strong>.</p>
</p>
<p>Bana ibadet etmekten büyüklenib yüz çevirenler, muhakkak ki küçülmüş kimseler olarak Cehennem&#8217;e gireceklerdir.</p>
<p><strong><em>Mu&#8217;min Sûresi: 60</em></strong></p>
</p>
<p>Abdullah İbnu Mes&#8217;ûd (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Kalbinde hardal dânesi kadar imanı bulunan kimse Cehenneme girmez, &#8220;kalbinde hardal dânesi kadar kibir bulunan kimse de cennet&#8217;e girmez&#8221; buyurdu.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis ı Müslim (91)</em></strong><strong><em> rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI TERK EDENİN KIYAMET GÜNÜNDE </strong></span><span style="color: #ff9900;"><strong>FİRAVN&#8217;LA, HÂMAN&#8217;LA, KARUN&#8217;LA VE UBEYY ÎBNU HALEP&#8217;LE BERABER OLACAĞI BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Abdullah İbnu Amr İbn&#8217;l-As (R.A.)&#8217;dan o da Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, naklederek (şöyle dedi:)</p>
<p>Bir gün Resûlullah (S.A.V.) namaz&#8217;dan konuştu. Dedi ki: &#8220;Her kim şu beş vakit namazı muhafaza ederse, namazı, kıyamet gününde ona nur, burhan ve nacat olur. Her kim ki de; beş vakit namazı muhafaza etmezse kıyamet gününde ona ne burhan ne nur ve ne de necat olur. &#8220;Kıyamet gününde de Karun&#8217;la, Haman&#8217;la, Firavn&#8217;la ve Ubeyy ibnu Halefle beraberdir&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ahmed (2/169) Darimi (2/301) ve İbnu Hibban (1448) Âcurri Şeriada (135) Muhammed İbnu Nasr el-Mervezi Kitabû&#8217;s-Salet&#8217;da (58) Taberani Kebirde Beyhaki Şuabû&#8217;1-iman da sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>İbnu Kayyım (R.A.) &#8220;kitabu&#8217;s-salat&#8221; isimli eserinde bu Hadis&#8217;i Şerifi naklettikten sonra şöyle diyor. Namazı terk edenin hasseten bu dört kişi ile beraber olacaklarının zikredilmesinin sebebi şudur ki, bu dört kişi küfür reisleridir. Burada bedi&#8217;i bir işaret vardır. Zira namazı terk eden, malının, mülkünün, riyasetinin veya ticaretinin meşkuliyyeti ile terk eder. Her kim ki, malının meşkuliyetiyle namazı terk ederse, &#8220;Karun&#8217;la&#8221; beraberdir. Mülkünün meşkuliyetiyle terk eden de &#8220;Firavn&#8217;la&#8221; beraberdir. Riyasetinin sebebiyle terk eden ise &#8220;Haman&#8217;la&#8221; beraberdir. Ticaretinin meşkuliyetiyle terk eden de &#8220;Ubeyy ibnu Halefle&#8221; beraberdir. İbnu Kayyım&#8217;ın sözü burada bitti.</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZI TERK EDENİN KUR&#8217;ÂN-IN ÂYET&#8217;LERİNİ </strong><strong>VE AHİRETİ YALANLADIĞI BABI</strong></span></h2>
</p>
<p>O halde, onlarda ne var ki, &#8220;iman etmezler&#8221; kendilerine &#8220;Kur&#8217;ân&#8221; ya&#8217;ni &#8220;namaz kılınız&#8221; &#8221; aqimussalah âyet-i okunduğu zaman, (Allah&#8217;ın emrine teslim olup da) &#8220;namaz kılmazlar&#8221;. Daha doğrusu (namazı terk ederek) &#8220;kâfir olanlar hesab gününü yalanlıyorlar&#8221;. Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir. Onun için (Ey Resulüm) sen onları &#8220;acıklı bir azab&#8217;la müjdele&#8221;. Ancak &#8220;iman edib de salih ameller işleyenler müstesna&#8221; onlar için, bitmez tükenmez bir mükâfat var.</p>
<p><strong><em>İnşikak Sûresi: 20/21/22/23/24/25</em></strong></p>
</p>
<p>Bu Âyet&#8217;lerin hülasası şöyledir. Ne oluyor ki onlara, &#8220;namazın farz olduğu&#8221; Kur&#8217;ân&#8217;la bildirildiği halde &#8220;namazı eda ederek iman etmezler&#8221;. Aslında &#8220;namazı terk ederek kâfir olanlar hesab gününe inanmıyorlar&#8221;. Her ne kadar lisânen iman ettiklerini bile söylemiş de olsalar. Zira Allah&#8217;u Azze ve Celle, onlar için Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle buyuruyor.</p>
</p>
<p>İnsanlardan bir kısmı vardır ki, biz &#8220;Allah&#8217;a ve âhiret gününe inandık&#8221; derler. Halbuki onlar, &#8220;iman edenler değillerdir&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bakara sûresi: 8</em></strong></p>
</p>
<p>İnşikak Sûresi&#8217;ndeki Âyet&#8217;te devam ederek diyor ki: &#8220;halbuki Allah içlerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir&#8221;. Ya&#8217;ni lisânen Allah&#8217;a ve Âhiret gününe iman ettiklerini söyleyib de, &#8220;namaz kılmayanlar müslüman olduklarını isbat edemezler&#8221;. Hem müslümanları da aldatamazlar. Onlar ancak kendi nefislerini aldatırlar. Bakara Sûresi&#8217;nde devam ederek Subhânehu ve Teâlâ diyor ki:</p>
</p>
<p>(İnsanlardan bir kısmı vardırki, biz Allah&#8217;a ve Âhiret gününe inandık derler. Halbuki onlar, iman edenler değillerdir.) Onlar bu halleri ile güya Allah&#8217;ı ve mü&#8217;minleri aldatmaya çalışırlar. Bilmezler ki, onlar ancak kendi kendilerini aldatırlar.</p>
<p><strong><em>Bakara Sûresi: 9</em></strong></p>
</p>
<p>Onlara &#8220;namaz kılın denildiği zaman&#8221;, itaat edib namaz kılmazlar. (Namaz kılmayarak Kur&#8217;ân&#8217;ın Âyetlerini) yalanlayanların O gün vay haline. Artık (bu ahmaklar) Kur&#8217;ân-ın Âyetlerinden sonra neye inanacaklar.</p>
<p><strong><em>Murselât Sûresi: 48/49/50</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Tasdik etmedi, namaz da kılmadı. Ancak (Kur&#8217;ân-ın Âyetlerini) yalanladı, (amel etmekten) yüz çevirdi.&#8221;</p>
<p><strong><em>Kıyamet Sûresi: 31/32 </em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERK EDENİN ÂHİRET&#8217;TE ŞEFAAT EDENİ OLMAYACAĞI BABI</span></h2>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h2>
<p>&#8220;(Kitab&#8217;ları sağ ellerinden verilenler) Cennettedirler: &#8220;miicrim&#8217;lerden&#8221; sorarlar.&nbsp; &#8220;sizi bu sakar cehennem&#8217;ine sokan nedir?&#8221; Onlar şöyle derler.&nbsp; &#8220;biz namaz kılanlardan değildik&#8221;, yoksula yedirmezdik, batıla dalanlarla beraber dalıyorduk, &#8220;hesab gününüde yalan sayardık&#8221;. Nihayet bize ölüm gelib çattı. Fakat (o vakit) &#8220;şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ı onlara fâide vermez&#8221;.</p>
<p><strong><em>Müdessir sûresi: 40/41/42/43/44/45/46/47/48</em></strong></p>
</p>
<h3><span style="color: #ff9900;">Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;deki zikredilen &#8220;mücrim&#8217;lerin&#8221; yanı Âhirette &#8220;şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ından mahrum olmalarının sebebi&#8221; dört şey&#8217;e binaen&#8217;dir.</span></h3>
<p>1- Namaz kılanlardan olmadıkları için.</p>
<p>2- Yoksula yedirmedikleri için.</p>
<p>3- Kâfir&#8217;lerle oturup kalktıkları için.</p>
<p>4- Hesab gününü yalanladıkları için.</p>
</p>
<p>Bu dört sıfat ile muttasıf olan &#8220;mücrim&#8217;ler&#8221; yarın Âhiret&#8217;te kendilerine hiç bir &#8220;şefaat&#8217;cı&#8221; bulamıyacaklardır. Zikredilen bu dört sıfatların en tehlikelileri, &#8220;namaz&#8217;ın terki ile hesab gününü yalanlamaktır&#8221; bu iki sıfat&#8217;ın herbirisi mustakillen sahibini &#8220;İslâm&#8217;dan çıkaran&#8221; hasletlerdir. Kişi de bu iki sıfattan birisinin olması &#8220;İslâm&#8217;dan çıkmasına ve âhirette şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ından mahrum olmasına kâfidir&#8221; illa bu iki sıfat&#8217;ın bir arada olması gerekmez. Eğer illâ bu iki sıfat&#8217;ın bir kişide mevcud olduktan sonra ancak&#8221;İslâm&#8217;dan çıkar ve şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ından o zaman mahrum olur&#8221; diyen çıkarsa bizde deriz ki, bu bir kaç bab önceki &#8220;namazı terk edenin âhireti yalanladığı babı&#8221;nda biz bu mes&#8217;eleyi güzelce açıkladık. Öyle de olsa zaten &#8220;namazı terk eden âhiret-i de yalanlamıştır&#8221; Binâen aleyh &#8220;şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ından mahrum olacaktır&#8221; halbuki, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in Şefaat&#8217;ı &#8220;ehli kebâir&#8221; içindir. Eğer &#8220;namazı terk eden&#8221; İslâm&#8217;dan çıkmayıp büyük günahkârlardan olsa idi &#8220;âhirette şefaat&#8217;cıların şefaat&#8217;ından mahrum olması gerekmezdi.&#8221;</p>
</p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, naklederek şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle dedi: &#8220;Benim Şefaat&#8217;ım, Ümmetimin ehli kebâirinedir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ebû Dâvud (4739) Tirmizi (2435) İbnu Mace (4310) ve Ahmet (3/213) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Mevzumuza daha da açıklık getiren başka bir Hadis&#8217;i Şerif de Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>Ebu Said el-Hudri (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) hutbe irad eyledi de tam şu Âyet&#8217;e geldi. &#8220;Her kim Rabbine mücrim olarak varırsa, şübhesiz ki ona cehennem var; orada ne ölür ne de hayat bulur&#8221;. Kim de ona mu&#8217;min olarak, sâlih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlarada en yüksek dereceler var.</p>
<p><strong><em>Taha Sûresi: 74/75 </em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Cehennem ehli olanlar, (ya&#8217;ni ebedi orada kalacak olanlar) oralıdırlar, ne ölürler ne de yaşarlar&#8221;. Amma ebedi Cehennem ehli olmayanları ise, Cehennem hafif bir ölümle öldürür, sonra (ya&#8217;ni azâblarının müddeti bitince) &#8220;şefaat edecekler gelirler şefaat ederler&#8221;. Onlardan bir topluluk alınarak &#8220;hayevan veya hayat&#8221; denilen bir nehre getirilirler. (Orada yıkanırlar) sonra da sel kenarında biten otlar gibi hayat bulurlar.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ahmed (3/20) ve İbnu Mendeh Kitab&#8217;ul-İman&#8217;da (820) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Ey Allah&#8217;ın kulu! Yukarıda da okuduğun gibi kim Rabbine &#8220;mücrim&#8221; olarak kavuşursa, ya&#8217;ni namaz kılmaz olarak ölürse&#8221; ona Cehennem vardır, orada ne ölecektir, ne de yaşayacaktır. Artık o mücrim&#8217;ler&#8221; kendileri için Cehennem&#8217;de neler hazırlandığını düşünsünler.&#8221; Subhanehu ve Teâlâ öyle demiyor mu Kur&#8217;an da?</p>
</p>
<p>&#8220;Artık &#8220;müslüman&#8217;lara, mücrim&#8217;lere davrandığımız gibi&nbsp; mi&nbsp; davranacağız&#8221;</p>
<p>O&nbsp; Kıyamet&nbsp; gününde Rabbul-İzzet&#8217;in &#8220;sâk&#8217;ı&#8221; açılacak da, bütün &#8220;mücrimler secde&#8217;ye çağrılacaklar; Fakat güçleri yetmeyecektir. Gözleri düşkün bir halde, kendilerini bir zillet saracaktır. Halbuki, vaktiyle (dünya&#8217;da) başları selâmette iken, bu &#8220;namaza davet olunuyorlardı da kılmıyorlardı&#8221;. O halde (Ey Resulüm) (namaz kılmayarak) bu Kur&#8217;ân-ı yalanlayanları, sen bana bırak. Biz onları, bilemiyecekleri yönden derece derece azaba yaklaştırırız. Ben onlara mühlet veririm; çünkü benim azabım çok şiddetlidir.</p>
<p><strong><em>Kalem Suresi 35/</em></strong><strong><em>42/43/44/45</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Yiyin, zevk edin dünyada biraz; çünkü &#8220;mücrim&#8217;lersiniz&#8221; (nasıl olsa âhirette &#8220;sakar&#8221; Cehennem&#8217;ine gireceksiniz). Allah&#8217;ın hükümlerini yalanlayanların o gün vay haline Onlara: &#8220;namaz kılın, denildiği zaman&#8221;, itaat etmezler. Allah&#8217;ın hükümlerini yalanlayanların o gün vay, haline. Artık (bu ahmaklar) Kur&#8217;ân&#8217;dan sonra hangi söze inanacaklar?&#8221;</p>
<p><strong><em>Murselat Sûresi: 46/47/48</em></strong><strong><em>/49 /50</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Muhakkak ki &#8220;mücrim&#8217;ler&#8221; şaşkınlık ve çılgın ateşler içindedirler. O gün, yüzleri üstü ateşte sürünecekler; (ve onlara)&nbsp; Tadın &#8220;sakar&#8221; Cehennem&#8217;inin dokunuşunu denilecek.&#8221;</p>
<p><strong><em>Kamer Sûresi: 47/48</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZIN İSLÂM&#8217;DAN OLDUĞU BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ömer İbnu&#8217;l-Hattâb (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Bir gün Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in yanında bulunurken birden bire yanımıza elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen ve bizden de kendisini kimsenin tanımadığı bir zat çıkageldi. Nihayet Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in yanına oturdu. Öyle ki iki dizini onun iki dizine dayadı, iki avucunu da kendi dizleri üzerine koydu ve &#8220;Yâ Muhammed! Bana &#8220;İslâm&#8217;dan&#8221; haber ver&#8221; dedi.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8221;İslâm Allah&#8217;dan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in O&#8217;nun Resulü olduğuna şehadet etmendir&#8221; dedi. Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;ın rivayetinde ise şöyle naklolunmuştur.</p>
<p>Resûlullah (S.A. V.)&#8221;İslâm Allah&#8217;a hiç bir şey&#8217;i ortak koşmadan ona ibâdet etmendir&#8221; (buyurdu:)</p>
<p>Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;ın, rivayetinin getirmiş olduğu açıklık şudur ki, &#8220;Allah&#8217;dan başka ilah yoktur, Muhammed Onun Resulüdür&#8221; demenin hakikati, &#8220;Allah&#8217;a hiç bir şey&#8217;i ortak etmeden ona ibadet etmektir&#8221;. Zira mücerreden &#8220;kelime-i şihadet&#8217;in&#8221; telaffuzu hiç bir ma&#8217;na ifade etmemektir. Bu mevzudaki geniş izahımız daha ileride gelecektir, İnşa&#8217; Allah.</p>
<p>Cibril Hadis&#8217;i devam ederek, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyuruyor:</p>
<p>Ve &#8220;zekât&#8217;ı vermen&#8221;, &#8220;ramazan orucunu tutman&#8221; yoluna gücün yeterse &#8220;Beyti hacc etmendir&#8221;, buyurdu. O, (soruyu soran tanınmayan kişi) doğru söyledin dedi.&nbsp; Ömer (R.A.) dedi ki: Biz ona hayret ettik, hem (bilmiyormuş gibi) soruyuor, ve de (biliyormuş gibi de) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;ı tasdik ediyordu&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (8/14) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Mihcan (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Bir gün Resûlullah (S.A.V.) ile bir mecliste iken namaz için ezan okunur, Resûlullah (S.A.V.) kalkarak cemaat&#8217;a namazı kıldırıp yerine döner. Bakar ki Mihcan (R.A.) daha hâlâ yerinde, Resûlullah (S.A.V.) Mihcan (R.A.)&#8217;ya hitaben &#8220;senin cemaat&#8217;la namaz kılmana ne mani&#8217;i oldu ki, yoksa sen müslüman birisi değilmisin?&#8221; dedi. Mihcan (R.A.) cevaben &#8220;Evet Yâ Resûlallah ben &#8220;müslüman birisiyim&#8221; ve lâkin ben bu namazı evimde kılmıştım&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;de cemaate geldiğinde namazı evde kılmış bile olsan cemaatle namaz kıl buyurdu.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Mâlik (1/132) Ahmed (4/34) Nesei (2/112) İbnu Hibban (433) ve Hâkim (1/244) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Ayriyeten Şeyh El-Bani Silsiletü&#8217;s-Sahihada (1337) tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ömer İbnu&#8217;l-Hattâb (R.A.)&#8217;den, şöyle dedi: &#8220;Namaz&#8217;ı terk edenin İslâm&#8217;dan nasibi yoktur&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bu eseri Mâlik (1/40) Dâre Kutni (2/52) Abdurrezzak (5010) İbnu Ebi Şeybe Musanef&#8217;de (10410) İman&#8217;da (103) ve Ahmed&nbsp; Ahkam&#8217;un-Nisâ&#8217;da (225) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong><u>&nbsp;</u></strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong><u>NAMAZ&#8217;IN ALLAH&#8217;A İMAN ETMEKTEN OLDUĞU BABI</u></strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ebu Cemre&#8217;den, şöyle dedi: Ben İbnu Abbas (R.A.)&#8217;nun önünde onunla insanlar arasında tercümanlık yapıyordum. Derken İbnu Abbas&#8217;a bir kadın geldi. Ona &#8220;cer&#8221; denilen testinin şırasından soruyordu. İbnu Abbas ona şöyle dedi: Abdu&#8217;l-Kays heyeti Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e geldi. Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Siz kimlerin heyetisiniz? Yahut siz kimlersiniz?&#8221; diye sordu. &#8220;Biz Rabiadanız&#8221; dediler. &#8220;Cemaat hoş geldi. Yahut heyet hoş geldi, sefa geldi. Utanıcılar ve pişmanlık duyucular olmayarak&#8221; buyurdu. Bunun üzerine: &#8220;Ya Resûlallah! Biz sana çok uzak mesafeden geliyoruz. Seninle bizim aramızda Mudar kâfirlerinden şu kabile vardır. Biz sana, haram aydan başka bir zamanda gelmeye muktedir olamıyoruz. O halde bize özlü bir şey emret de geride bıraktıklarımıza da öğretelim ve o sebeble de Cennete girelim&#8221; dediler. Resûlullah (S.A.V.) onlara dört şey emretti, dört şeyden de nehyetti: Resûlullah (S.A.V.) onlara, &#8220;bir olan Allah&#8217;a iman etmeyi emretti&#8221; (sonra) &#8220;bilir misiniz bir olan Allah&#8217;a iman etmek ne demektir?&#8221; diye sordu. &#8220;Allah ve Resulü en iyi bilendir&#8221; dediler, (&#8220;tek olan Allah&#8217;a iman etmer&#8221;) Allah&#8217;dan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in Resûlullah olduğuna şehadet etmek, &#8220;namazı kılmak&#8221;, zekâtı vermek, Ramazan orucunu tutmak ve ganimetin beşte birini tediye etmenizdir&#8221; buyurdu &#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Buhâri (53) ve Müslim (17) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Yukarıdaki zikretmiş olduğumuz Hadis&#8217;i Şerif&#8217;de bir çok sağır kulakların duyup istifâde edeceği faideler vardır. Bu faideleri zikretmeden geçmek ilmi emânete ihanet edenlere göz yummak olacağından, herkesin anlayabileceği bir üslubla izah etmeyi münasib gördük. Hadis&#8217;i Şerifin muhtevi olduğu faideler şunlardır.</p>
<p>1- İslâm&#8217;ı öğrenmek isteyene ilk emredilecek şey&#8217;in &#8220;tek olan Allah&#8217;a iman etmek&#8221; olduğu.</p>
<p>2- &#8220;Tek olan Allah&#8217;a iman etmenin&#8221; ne demek olduğunu öğretiyor.</p>
<p>3- &#8220;Tek olan Allah&#8217;a iman&#8217;ın&#8221; sadece dil ile ikrar ve kalb ile tasdik olmayıp, cevarih ile amel etmenin&#8217;de bu ta&#8217;rife dahil olduğu.</p>
<p>4- Hasseten mevzumuz ile alakalı &#8220;namaz&#8217;ın Allah&#8217;a iman etmekten olduğu&#8221;.</p>
<p>Böylelikle bizde, &#8220;amel iman&#8217;dan cüz değildir kaidesiyle yürüyen, &#8220;namaz iman&#8217;dan&#8221; değildir diyen mürciiyye&#8221; taifesinin ve zamanımızdaki avanelerinin en sesine bir şamar indirir, bize kitab ve sünnet&#8217;e uymayı nasib eden Rabbimize hamdederiz.</p>
</p>
<p>İşte bu adları geçenler, Allah&#8217;ın kendilerine ni&#8217;met ihsan ettiği peygamberlerden, Âdem soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail neslinden, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Kendilerine Rahman olan Allah&#8217;ın (gibi) ayetleri okunduğu zaman, ağlayarak secdeye kapanırlardı&#8221;.</p>
</p>
<p>Sonra, bu peygamberlerle, salih kimselerin arkalarından (kötü) bir nesil geldi ki, &#8220;namazı terk ettiler&#8221;, şehvetlerine uydular; bunlar da Cehennemdeki &#8220;gayya&#8221; vadisini boylayacaklar.)</p>
</p>
<p>Ancak &#8220;tevbe edip iman eden ve salih amel&#8221; işleyenler müstesna; çünkü bunlar, zerre kadar zulme uğratılmayacaklar, Cennete gireceklerdir.</p>
<p>Meryem Sûresi: 58/59/60</p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki peygamberler ve salih kimselerden sonra gelen kötü neslin terk etmiş oldukları şey sadece namaz&#8217;dır. Eğer &#8220;namaz&#8217;ı terk edenin iman&#8217;ı olsaydı&#8221; hemen takib eden Âyette ancak tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenler müstesna&#8221; dermiydi? Rabbimiz ve Teâlâ.</p>
<p>Şehvetlerine uymaya gelince, artık &#8220;namaz&#8217;ı terk ettikten&#8221; sonra onları kötülükten koruyan kalkanları elden düşmüştür. Zira Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor.</p>
</p>
<p>Ey Resulüm! namaz&#8217;ı kıl. Gerçekten &#8220;namaz, kötü işten ve münker&#8217;den alıkor&#8221;.</p>
<p>Ankbut sûresi: 45</p>
<p>Taberi (R.A.) meşhur Tefsirinde şöyle diyor: Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin vasfetmiş olduğu namaz&#8217;ı terk eden kötü nesil&#8221; mü&#8217;min olsalardı Allah&#8217;u Azze ve Celle, İman edenleri onlardan müstesna etmezdi. Ve denilmiştirki. Zikredilen kötü nesil bu ümmet&#8217;tendir bunlar Ahir Zaman&#8217;da olacaklardır.</p>
</p>
<p>Ata İbnu Rabah&#8217;da diyor ki: &#8220;Bu kötü nesil Ümmet&#8217;i Muhammed&#8217;dendir.&#8221;</p>
<p>Mucâhid (R.A.)&#8217;da diyor ki: &#8220;Bu kötü nesil Kıyamete yakın, Ümmet&#8217;i Muhammed&#8217;in salihleri gittikten sonra gelecektir&#8221; diyor.</p>
<p><strong><em>Taberi Tefsiri 16/99</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Subhanehu ve Teâlâ&#8217;nın Âyet&#8217;i Kerime&#8217;de zikretmiş olduğu o kötü nesli tanıyabildiysen dünya ve Ahirette felah&#8217;a erdin demektir.</p>
<p>İşte o kötü nesil namazı inkâr ederek değil sadece şehvetlerine uyarak terkettiklerinden &#8220;ğayya vadisini&#8221; boylayacaklardır.</p>
</p>
<p>O halde, onlarda ne var ki, &#8220;iman etmezler&#8221; kendilerine &#8220;Kur&#8217;ân&#8221; ya&#8217;ni &#8220;namaz kılınız&#8221; Âyet&#8217;i okunduğu zaman, (Allah&#8217;ın emrine teslim olup da) &#8220;namaz kılmazlar&#8221;. Daha doğrusu (namazı terk ederek) &#8220;kâfir olanlar hesab gününü yalanlıyorlar&#8221; &#8230;. &#8220;ancak iman edib sâlih ameller işleyenler müstesna&#8221; &#8230;&#8230;</p>
<p><strong><em>İnşikak Sûresi 20/21/22</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Yukarıdaki Âyet&#8217;i Kerime&#8217;de de görüyorsun ki. namaz&#8217;ı terk edenler iman etmemekle ve küfür&#8217;le itham ediliyorlar&#8221; sonra da &#8220;iman edenler onlardan müstesna kılınıyor&#8221; eğer namazı terk eden &#8220;kâfir&#8221; olmasa idi iman edenler namazı terk edenlerden müstesna kılınır mıydı.</p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Zannetme ki bu bizim anlayışımızdır. Zira Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin kendilerinden razı olduğu sahabe böyle anlatıyor.</p>
</p>
<p>Ebu&#8217;d-Derdâ (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;namazı olmayanın iman&#8217;ı da yoktur&#8221;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p><strong><em>Bu Eser&#8217;i abdul-Ber Temhidde (4/225) sahih bir senedle rivayet etmiştir. Ve Şeyh Elbâni Terğib&#8217;de (574) tahric etmiştir</em></strong>.</p>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">BİR VAKİT NAMAZI TERKEDENİN YAPMAKTA OLDUĞU AMELLERİNİN BATIL OLDUĞU BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Gerçekten sana ve senden öncekilere şöyle vahy olundu: Eğer (sen bile) Allah&#8217;a ortak koşarsan, muhakkak amelin boşa gider. Ve elbette hüsrana uğrayanlardan olursun.</p>
<p><strong><em>Zümer Sûresi: 65</em></strong></p>
</p>
<p>Kim küfrederse (ya&#8217;ni iman&#8217;ın mucibi olan amelleri yapmaz kâfir olursa) bütün yaptıkları batıl olmuştur: Ve o, Âhirette hüsrana uğrayanlardandır.</p>
<p><strong><em>Maide Sûresi: 5</em></strong></p>
</p>
<p>Ebû&#8217;d-Derda (R.A.)&#8217;den şöyle dedi: Allah Resulü (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Her kim ki bilerek namazı terkederse bütün amellerini ibtal etmiştir.&#8221;</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Ahmed Müsned&#8217;in de rivayet etmiştir. Heysemi. Mecmua&#8217;z-Zevaid de bu&nbsp; rivayetin Kavileri Sahih&#8217;in ravileridir demiştir.</p>
<p>Yukarıdaki zikredilen Âyet&#8217;i Kerimelerde, Allah&#8217;a şirk koşanın ve iman&#8217;ın mucibiyle amel etmeyip kâfir olanların, yapmakta oldukları amellerinin hepsinin batıl olduğunu ifâde etmektedirler.</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu iyi bilki geçen bablarda &#8220;namaz&#8217;ı terk edenen müşrik ve kâfir olduğunu&#8221; delilleriyle isbat etmiştik, tekrarına lüzum olmasa gerek. Eğer unuttuysan tekrar dönüp okuyabilirsin.</p>
<p>Umumi ma&#8217;na da Allah&#8217;a ve Resulüne isyan edenlerin amellerinin batıl olduğuna delâlet eden daha bir çok Âyet&#8217;i Kerime vardır ki bizim da&#8217;vâmızı te&#8217;yid eder.</p>
</p>
<p>Gerçekten kâfir olub da Allah yolundan yüz çevirenler, hak kendilerine belli olduktan sonra peygambere karşı gelenler; Allah&#8217;a hiç bir şeyle zarar veremezler. &#8220;Allah onların amellerini boşa çıkarır&#8221;.</p>
<p><strong><em>Muhammed Sûresi: 32</em></strong></p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu &#8220;namazı terk ederek kafir olur&#8221; Allah&#8217;ın yolundan ayrılanlar. Sonra Kitab ve Sünnet&#8217;ten kendilerine &#8220;namazı terk edenin kâfir olduğu&#8221; isbat edilip hak belli olduktan sonra Allah&#8217;ın Resulüne karşı gelenler bilmezlerini Allah&#8217;a hiç bir şeyle zarar veremezler.</p>
</p>
<p>Mevzumuza daha da açıklık getiren bir Ayet&#8217;i Kerime&#8217;de Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor.</p>
<p>Onlara: &#8220;namaz kılın, denildiği zaman,kılmazlar&#8221;. Yalanlayıcıların o gün vay haline.</p>
<p><strong><em>Murselat Sûresi: 48/49</em></strong></p>
</p>
<p>Allah&#8217;ın en azim emirlerinden olan namaz emri kendisine ulaştığı halde Allah&#8217;a itaat edip&#8217;de namaz kılmayanlar bu isyanları ile yapmakta oldukları sair amellerimde batıl etmektedirler. Zira Allah ve Resulüne yapılan isyan, yapılan sair amelleri de batıl eder. Subhanehu ve Teâlâ Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle buyuruyor.</p>
</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler Allah&#8217;a ve Resulüne itaat edin de amellerinizi ibtal etmeyin.&#8221;</p>
<p><strong><em>Muhammedi Sûresi: 33</em></strong></p>
</p>
<p>Yukarıdan beri zikredile gelen Âyetlerin hepsinin ma&#8217;nası umumidir. Ya&#8217;ni Allah&#8217;a ve Resulüne yapılan isyan ne olursa olsun yapılan sair amelleri batıl etmektedir. Mes&#8217;elemizi hususileştiren bir Hadis&#8217;i Şeıif de Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır.</p>
</p>
<p>Ebu&#8217;l-Meliyh&#8217;den, şöyle dedi: Biz Bureyde (R.A.) ile bulutlu bir günde gazada bulunuyorduk. Burey&#8217;de (R.A.) bize hitaben ikindini ilk vaktinde kılınız dedi. Çünkü Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Kim ikindi namazını terk ederse onun bütün amelleri boşa gitmiştir&#8221; dedi:</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Buhari (553) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki sadece bir ikindi namazını terk edenin bütün amelleri batıl oluyor da bütün ömür boyu hergünkü beş vakit namazını terk edenin hali ne olur, düşünebiliyor musun?</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERK EDENİN ALLAH&#8217;DAN KORKMADIĞI BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Hep Allah&#8217;a dönüp itaat edin. &#8220;O&#8217;ndan korkun ve namazı kılın da&#8221; Müşriklerden olmayın.</p>
<p><strong><em>Rum Sûresi: 31</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki, Subhanehu ve Teâlâ kendisine iman eden kullarına &#8220;rablerinden korkarak namaz kılmalarını emrediyor&#8221;. Ve ondan korkan kullarıda Rablerine itaat ederek secdelere kapanıyorlar. Bu Ayet&#8217;i Kerime&#8217;yi izah eden bir Hadis&#8217;i Şerifte şöyle rivayet olunmaktadır.</p>
</p>
<p>Ukbet&#8217; İbnu Amir (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i şöyle derken işittiğini haber verdi: Resûlullah (S.A.V.) şöyle dedi: &#8220;Dağ tepelerindeki koyun çobanından Allah&#8217;u Azze ve Celle hoşlanır. Zira o namaz için ezan okur ve &#8220;namaz kılar&#8221;. Buna binaen Allah&#8217;u Azze ve Celle şöyle buyurur. Şu kuluma bakın, ezan okuyup &#8220;namaz kılıyor ve benden korkuyor&#8221;. Ben de o kulumun günahlarını mağfiret buyurdum ve onu Cennetime koyacağım&#8221; der.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ebu Dâvud (1203) ve Nesei (2/20) Ahmed (4/145) İbnu Hıbban (260) ve Taberâni Kebir de (17/833) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Ayrıyeten Şeyh El-Bâni Silsiletü&#8217;s-Sahıda&#8217;da (41) tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki, Allah&#8217;u Azze ve Celle &#8220;namaz kılan kulu için&#8221; kendisinden korktuğunu söylüyor. Ne dersin? &#8220;<strong><em><u>namaz kılmayan içinde</u></em></strong>&#8221; aynı söz söylenir mi? Eğer aynı kelime namaz kılmayanada söylenmiş olsa idi, &#8220;<strong><em><u>namaz kılan ile kılmayan</u></em></strong>&#8221; arasında hiç bir fark olmazdı. Bu şânı yüce Allah&#8217;ın adaletine yaraşmaz. Hem şunuda iyi bilki tek olan Allah&#8217;dan korkmak &#8220;la ilahe illallah&#8217;ın&#8221; iktizasındandır.</p>
<p>Bunu izah eden bir Âyet&#8217;i Kerime&#8217;de Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor.</p>
<p>&#8220;Ben&#8217;den başka hiç bir ilah yoktur. Öyle ise ben&#8217;den korkunuz&#8221;.</p>
<p><strong><em>Nahl Sûresi: 2</em></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>DİN&#8217;DE EN SON TERK EDiLEN AMELİN NAMAZ OLDUĞU BAB</strong><strong>I</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;den, (şöyle dedi:) Nebiyyu (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Dininizden ilk terk edeceğiniz şey emanettir. En son da namazı terkedersiniz.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ebu Nuays Hıylada (6/265 ve Ahbar&#8217;da 2/213 İbnu Mes&#8217;ud&#8217;dan Taberâni kebirde (9754) Haraiti Mekarim de (77) ve Taberâni Evsatta (1/138) Ömer İbnul-Hattab&#8217;dan sahih bir sebedle rivayet etmişlerdir. Ve Şeyh Albâni Silsile&#8217;de (1739) tahric etmiştir.)</em></strong></p>
<p>Evet din&#8217;den en son terk edilen &#8220;NAMAZ&#8221; olduktan sonra, artık o kişide dinden hiç bir şey kalmamıştır. Daha önceki bab&#8217;larda da Hadis&#8217;i Şerif&#8217;de geçtiği gibi &#8220;namaz&#8217;ı olmayanın dini&#8217;de yoktur&#8221;.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZI TERK EDENİN ÖLDÜRÜLECEĞİ BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>&#8220;O haram olan aylar (Zilhicce, Muharrem, Safer ve Rabiu&#8217;l-evvel) çıktığı zaman, artık &#8220;o müşrikleri nerede bulursanız öldürün&#8221;; onları yakalayıp esir edin, onları hapsedin ve geçit yerlerini tutun. &#8220;Eğer tevbe ederler, namazı kılıp zekâtlarını&#8221; verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Gerçekten Allah Ğafur&#8217;dur Rahim&#8217;dir.&#8221;</p>
<p><strong><em>Tevbe Sûresi: 5</em></strong></p>
</p>
<p>Subhânehu ve Teâlâ Resulüne ve Mü&#8217;minlere hitaben, Haram olan aylar çıktıktan sonra Müşriklerle mukatele etmelerini emrediyor. Allah&#8217;u Azze ve Celle katledilecek Müşriklerin kıtalden önce yakalanıp, geçit yerleri kesilip haspedilmelerini (ya&#8217;ni karılarını, çocuklarını ve mallarını Müslümanlara ganimet olarak helâl kılıyor.) Akabinde bütün bunlardan kurtulabilmeleri için üç şart zikrediyor.</p>
<p>l- Şirkten avdet ederek tevbe etmek. Ya&#8217;ni &#8220;kelime&#8217;i şehadeti&#8221; lisanen ikrar etmesi.</p>
<p>2- &#8220;Namaz kılarak&#8221; tevbe ettiğini amelle tasdik etmesi. Zira namaz kılmadığı müddetçe Kelime&#8217;i tevhidi tasdik etmemiştir. Bunun içindir ki, Subhânehu ve Teâlâ Kur&#8217;ân&#8217;da şöyle buyuruyor.</p>
<p>&#8220;Tasdik&nbsp;&nbsp; etmedi,&nbsp;&nbsp; &#8220;namaz&#8217;da&nbsp;&nbsp; kılmadı&#8221;.&nbsp;&nbsp; Ancak yalanladı, (amel etmekten) yüz çevirdi.&#8221;</p>
</p>
<p>Onlara: &#8220;Namaz kılın, denildiği zaman, namaz kılmazlar. Yalancıların o gün vay haline.&#8221;</p>
<p><strong><em>Mürselat sûresi: 48/49</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Âyet&#8217;i Kerime&#8217;lerden de anlaşıldığı gibi, Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin &#8220;namaz kıl&#8221; emrine itaat etmemek, Allah&#8217;ın indirmiş olduğu hükümleri yalanlamaktır.</p>
<p>3- Allah&#8217;ın farz kilmiş olduğu &#8220;zekat&#8217;ı eda etmek&#8217;tir&#8221;.</p>
<p>Bu şartları yerine getiren her kişinin canı, malı ve ırzı Müslümanlara haramdır. Bunların haricindeki günahları için allah Ğafur ve Rahim&#8217;dir.</p>
<p>Buhari (R.H.) bu Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;nin izahında şu Hadis&#8217;i Şerifi zikrediyor.</p>
</p>
<p>İbnu Ömer (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Allah&#8217;dan başka ilah olmadığına ve Muhammed&#8217;in Allah&#8217;ın Resulü olduğuna şehadet, &#8220;namazı kılana&#8221;, zekâtı eda edinceye kadar insanlarla muharebe etmek bana emrolundu, Onlar bunları yapınca kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslâm&#8217;ın hakkı mukabili olmak müstesna. İnsanların (sair ve gizli işlerinden dolayı olan) hesabları da Allah&#8217;a âiddir.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Buharı (25) ve Müslim (22) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Ben insanlarla Allah&#8217;dan başka İlah olmadığına ve Muhammed&#8217;in O&#8217;nün kulu ve Resulü olduğuna şehadet edinceye, bizim Kıblemize dönünceye, bizim kestiğimizi yeyinceye ve bizim namazımızı kılıncaya kadar savaşmaklığım bana emredildi. Bunları yaptıkları takdirde canları ve malları bize haram olur. Ancak (İslâm&#8217;ın hakkı müstesna) ve Müslümanların, lehte veya aleyhde sahib oldukları bütün hukuka sahib olurlar.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ebu Dâvud (2641) Tirmizi (2611) ve Ahmed (2/161/269) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Abdurrahman İbnu Ebi Nuaym&#8217;dan Ebu Said&#8217; el-Hudri&#8217;den şöyle duyduğunu haber verdi: Ebu Said&#8217;el-Hudri dedi ki:</p>
<p>Aliyyu&#8217;bnu Ebi Talib (R.A.) Yemen&#8217;den Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e tabaklanmış bir meşin içinde henüz toprağından tasviye edilmemiş altun cevheri göndermişti. Resûlullah bu altun cevherini şu dört kişi arasında paylaştırdı:</p>
<p>Uyeynetu&#8217;bnu Hısn, Akra&#8217;ubnu Habis, Zeydu&#8217;1-Hayl, dördüncüsü ya Alkametu&#8217;bnu Ulase idi yahud Amiru&#8217;bnu Tufeyl idi. Peygamberin sahabelerinden bir kimse:</p>
<p>&#8220;Biz bu ihsana bunlardan daha layık bulunuyorduk&#8221; dedi. Bu söz Resûlullah&#8217;a ulaşınca:</p>
<p>&#8220;Siz bana itimad etmiyor musunuz? Ben yedi kat semanın üstündeki Rabbu&#8217;l-İzzet&#8217;in Eminiyim. Sabah akşam bana gök yüzünün haberi (ya&#8217;ni Vahyi) geliyor&#8221; buyurdu. Bunun üzerine, iki gözü çökük, yanağının iki elmacığı çıkık, anlı yüksek, gür sakallı, başı tıraşlı, izarını yukarı çemremiş bir kişi ayağa kalkıb:</p>
<p>&#8220;Ya Resûlellah! Allah&#8217;dan kork&#8221; dedi. Resûllah:</p>
<p>&#8220;Veyl sana! Ben, yeryüzündeki insanların Allah&#8217;dan korkmaya en layıkı değil miyim?&#8221; buyurdu. Sonra o kimse arkasına dönüb gitti. Halid İbnu&#8217;l-Velid:</p>
<p>&#8220;Ya Resûlellah! Şunun boynunu vurayım mı?&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.):</p>
<p>&#8220;Hayır vurma! &#8220;Namaz kılan birisi olabilir&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Halid:</p>
<p>&#8220;Ya Resûlellah! Namaz kılanlardan nice kimseler vardır ki, onlar gönüllerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.) &#8220;ben insanların kalb&#8217;lerini açmaya, karınlarını yarmaya me&#8217;mur değilim&#8221; buyurdu.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (1064)</em></strong><strong><em> rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ubeydullah İbnu Adiy&#8217;den, Abdullah İbnu Adiyy Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, tahdis ederek şöyle haber verdi. Resûlullah (S.A.V.) bir gün eshabının arasında otururken, bir adam cıkageldi. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;le konuşmasında sesini yükselterek şöyle dedi: O kişi (yani öldürmeyi istediği adam için) &#8220;Allah&#8217;dan başka ilah olmadığına şehadet etmiyor mu?&#8221; &#8220;Evet ediyor Ya Resûlellah, fakat onun şehadeti yoktur.&#8221; Resûlullah (S.A.V.) tekrar, &#8220;Pekiyi o adam namaz kılmıyor mu?&#8221; dedi. Adam da &#8220;Evet Ya Resûlellah, namaz kılıyor, fakat onun namazı yoktur&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;de işte ben, Allah&#8217;dan başka ilah olmadığına şehadet edib, namazı kılanları öldürmekten nehyolundum&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i İbnu Hıbban (12) ve Beyhakı (8/196) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki, bu bab&#8217;ın evvelinde zikretmiş olduğumuz Âyet ve Hadis&#8217;ler, Kelime&#8217;i şehadet&#8217;i ikrar etmeyeni, Namazı terk edeni, Zekât&#8217;ı eda etmeyenin, malının, canının ve ırzının müslüman&#8217;lara helâl kılındığını haber vererek öldürülmeleri gerektiğini emrediyor.</p>
<p>Takib eden Hadis&#8217;lerde de, sadece &#8220;namazı terk edenin dahi öldürüleceğini&#8221; isbat ediyor. Binaen aleyh bir kişinin öldürülmesi için illa üçünü birden terk etmesine lüzum yoktur. Zira sahih rivayetle sabittir ki, Ebu Bekr (R.A.) sadece zekât&#8217;ı terk edenlere karşı harb ilan etmiştir. Mevzumuzla alâkalı olmadığı için burada zikretmeye lüzum görmedik.</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">MÜSLÜMAN&nbsp; OLAN&nbsp; KİŞİYE&nbsp; ÖĞRETİLECEK&nbsp; İLK ŞEYİN NAMAZ OLDUĞU BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Ebu Mâlik Eşcei, babasından naklederek babasının şöyle dediğini rivayet etti: Allah Resulü (S.A.V.) Müslüman olan kişiye ilk olarak namazı öğretirdi.</p>
<p><strong><em>Taberani Kebir&#8217;de ve Bezzar&nbsp; Müsned&#8217;inde (338) sahih bir senedle rivayet etmiştir.Heysemi Mecmeûz-Zevaidde Raviyeleri Ricâlü&#8217;s-Sahih demiştir (1/293)</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>AHİRETE İLK HESABI SORULACAK AMELİN NAMAZ OLDUĞU BABI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Kulun, Kıyamet gününde hesabını vereceği ilk ameli &#8220;NAMAZIDIR&#8221;. Eğer namazı salah bulursa (Ya&#8217;ni hesabından kurtulursa) sair amelleri de salah bulur. (Ya&#8217;ni sair amellerinin hesabıda kolay olur). Eğer namazı ifsad olmuş ise (Ya&#8217;ni namazın hesabından kurtulamazsa) sair amelleri de ifsad olur. (Ya&#8217;ni sair amellerinin hesabından kurtulamaz.)</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i İbnu Mes&#8217;ud&#8217;dan Taberâni Kebir de (10435) İbnu Ebi Asım Evail de (35) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir. Ve Şeyh Elbâni. Silsile&#8217;de tahric etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">İSLÂM&#8217;DAKİ KARDEŞLİĞİN ANCAK NAMAZI KILMAKLA MÜMKÜN OLDUĞU BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Eğer tevbe ederler, &#8220;namazı kılarlar ve zekâtı verirlerse, din&#8217;de kardeşleriniz olurlar&#8221;. Biz Âyetleri, anlayacak bir kavme açıklarız.</p>
<p><strong><em>Tevbe sûresi: 11</em></strong></p>
</p>
<p>Subhanehu ve Teâlâ bu Âyet&#8217;i Kerime ile İslâm&#8217;daki kardeşliğin sadece namazı kılmakla mümkün olduğunu beyan ediyor. Zira namazı terk edenin &#8220;İman&#8217;dan ve İslâm&#8221;dan çıkmasıyla bu kardeşliğin te&#8217;sisi muhal oluyor. Zira her &#8220;namaz&#8221;ı kılan &#8220;mu&#8217;min&#8221;dir, her &#8220;mü&#8217;min&#8217;de &#8220;kardeş&#8221;tir. Ve Subhanehu ve Teâlâ Kur&#8217;ân&#8217;da bunu izah eden bir Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;de şöyle buyuruyor.</p>
<p>&#8220;Mu&#8217;min&#8217;ler ancak (din&#8217;de) kardeştirler.&#8221;</p>
<p><strong><em>Hucurat Sûresi: 10</em></strong></p>
</p>
<p>Madem ki &#8220;mu&#8217;minler din kardeşleridirler&#8221;. Kardeş olandan başkalarını da kendilerine dost edinemezler. Zira Subhanehu ve Teâlâ Kur&#8217;ân&#8217;da Mu&#8217;min&#8217;lerden başkalarının dostluğunu kat&#8217;iyyetle yasaklıyor.</p>
</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler! Mu&#8217;min&#8217;leri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin.</p>
<p><strong><em>Nisa Sûresi: 144</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;Namazı terk edenin de kâfir olduğunu&#8221;, elinizdeki</p>
<p>bu risalemiz isbat etmiştir.</p>
</p>
<p>&#8220;Ey iman edenler! Ne sizden önce kitâb verilenlerden dininizi oyuncak ve eğlence yerine tutanları, ne de diğer kâfirleri dost edinmeyin. Eğer gerçek mu&#8217;min&#8217;lerseniz Allah&#8217;dan korkun.&#8221;</p>
<p>Ve bunu takib eden Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;de yukarıda zikredilen kâfirlerin istihzalarının ezan okunduğunda icabet edecekleri yerde namaza icabet etmemeleri ve namaz kılan mu&#8217;min&#8217;lerle eylenmeleri olduğunu beyan ederek şöyle buyuruyor.</p>
<p><strong><em>Maîde Suresi 57</em></strong></p>
</p>
<p>&#8220;(Ezan&#8217;la) birbirinizi namaza çağırdığınız zaman &#8220;namaz&#8217;ı&#8221; bir eğlence ve oyun yerine koyuyorlar. Bu davranışları,&nbsp; kendilerinin aklı ermez bir topluluk olmalarındandır.</p>
<p>Mâide Sûresi: 58</p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Bu âyet&#8217;i Kerîme&#8217;nin delaletiyle iyi anlamalısın ki, ezan&#8217;ı işittiği halde &#8220;namaz&#8217;a&#8221; icabet etmeyen ve Allah&#8217;ın emirlerini hiçe alarak istihza edenler bizim dostlarımız değillerdir. Bizim dostlarımız, Allah, O&#8217;nun Resulü ve &#8220;namaz kılan mü&#8217;min&#8217;lerdır&#8221;. Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:</p>
</p>
<p>&#8220;Sizin dostunuz ancak Allah&#8217;la O&#8217;nun Resûlü&#8217;dür; bir de iman edenlerdir ki, onlar namaz&#8217;ı kılarlar&#8221; ve namaz kılar oldukları halde zekât verirler.</p>
<p><strong><em>Mâide Sûresi: 55</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZ&#8217;I TERK EDENİN MÜSLÜMAN&#8217;A/ MÜSLÜMAN&#8217;IN DA NAMAZ&#8217;I TERK EDENE MİRASÇI OLAMIYACAĞI BABI</span></h2>
</p>
<p>Usâme&#8217;-İbnu Zeyd (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdular ki: &#8220;Müslüman kâfire, kâfir müslüman&#8217;a mirasçı olamaz.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Buhâri (6764) Müslim (1614) Ebu Dâvud (2909) Tirmizi 42108) İbnu Mâce (2729) Dârimi (3002) Mâlik (2/519) ve Ahmed (2/200) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Bundan önceki bablarda da okuduğun gibi &#8220;namaz&#8217;ı terk edenin kâfir&#8221; olduğunu isbat ettik, ayrıyeten burada zikretmeye lüzum olmasa gerek. Hadis&#8217;i Şeriflerin delaletiyle namazı terk edenin kâfir olduğuna kail olan, &#8220;ehli hadis&#8217;in&#8221; imam&#8217;ı olan Ahmed İbnu Hanbel&#8217;de &#8220;Namazı terk edenin Müslüman&#8217;a, Müslüman&#8217;ın da namaz&#8217;ı terk edene mirasçı olamıyacağına kail olmuştur. Kendisinden de şöyle bir rivayet nakl olunmuştur.</p>
</p>
<p>Abbas İbnu Muhammed el-Yemâmi Tarsus&#8217;da haber vererek şöyle dedi: Ebu Abdullah&#8217;a (ya&#8217;ni Ahmed İbnu Hanbel&#8217;e) Resûlullah&#8217;dan rivayet olunan, (Tevhid ehli hiç bir günah sebebiyle tekfir olunmaz) rivayetinden sordum. Şöyle cevab verdi: Bu rivayet &#8220;mevzu&#8217;dur, aslı yoktur.</p>
<p>Hem nasıl (sahih olsun ki), Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den şöyle bir Hadis rivayet olunmuşken. &#8220;Her kim ki namazı terk ederse kâfir olmuştur&#8221; dedi. Binâen aleyh dedim ki: Pekiyi &#8220;namaz kılmayandan miras alınır mı?&#8221; Cevaben de şöyle dedi: Hayır ne &#8220;miras alır ve ne de miras&#8217;ı alınır&#8221;.</p>
<p><strong><em>Ahmed İbnu Hanbel Ahkâmu&#8217;n-Nisa&#8217;da (208)</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZ KILMAYAN ERKEK VE KADININ NİKÂHLARININ SAHİH OLMADIĞI BABI</span></h2>
</p>
<p>&#8220;Ey mu&#8217;minler! Allah&#8217;a şirk (ortak) koşan kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. İmanı olmayan müşrik bir kadın sizin hoşunuzada gitse de, iman etmiş bir câriye elbette ondan daha hayırlıdır.</p>
<p>Müşrik erkeklere de iman etmedikçe onlara mu&#8217;min kadınları nikahlamayın; müşrik bir erkek sizin hoşunuzada gitse mu&#8217;min bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi Cehenneme çağırırlar. Allah ise izniyle Cennet&#8217;e ve mağfirete da&#8217;vet ediyor da Âyet&#8217;lerini insanlara beyan buyuruyor. Olur ki, düşünüp ibret alırlar.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bakara Sûresi: 221 </em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Risalemizin başlarında &#8220;namazı terk edenin müşrik olduğunu&#8221; isbat etmiştik, burada tekrarına lüzum olmasa gerek. Binaâen aleyh namazı terk eden her erkek ve kadın bu Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;nin muhatabıdır. Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;Kadın dört şey için nikâh edilir. Malı için, soyu için, güzelliği için, &#8220;dini için&#8221;. Sen (bunlardan &#8220;dindar olanını) seçmeye çalış, değilse (âhirette) fakirliğe düşersin.&#8221;</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Buhâri (3/16) ve Müslim (1466) rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki, Allah Resulü sadece dini olan kadınları nikahlamamızı emrediyor. Daha önceki bablarda da geçtiği gibi, Allah Resulü şöyle buyurmuyor mu?</p>
</p>
<p>Ömer İbnu&#8217;l-Hattâb (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Adamın biri gelerek Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e şöyle dedi: &#8220;Yâ Resûlallah, Allah indinde İslâm&#8217;da, en efdal olan nedir söyler misin?&#8221; Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Namazı vaktinde kılmaktır&#8221; dedi. &#8220;Zira namazı terk edenin dini yoktur&#8221;.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Beyhaki Şuab&#8217;ul</em></strong><strong><em> İman&#8217;da hasen bir senedle rivayet etmiştir. El-Kenz (21618) </em></strong></p>
</p>
<p>Binaen aleyh &#8220;namazı terk eden kadının da dini yoktur&#8221; böylelikle şer&#8217;i bir nikâha müsâid değildir.</p>
<p>Ehli Hadis&#8217;in İmam&#8217;ı olan Ahmed İbnu Hanbel&#8217;den de şöyle bir kavil rivayet edilmiştir.</p>
</p>
<p>Muhammed İbnu&#8217;1-Fadl İbnu Ziyad&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Ahmed İbnu Hanbel&#8217;e, kocası içki içip &#8220;namaz&#8217;ı kılmayan&#8221; bir kadın&#8217;dan soruldu, Ahmed İbnu Hanbel de cevaben, &#8220;Eğer o kadının velisi varsa ikisini ayırır&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Ahmed Ahkamu&#8217;n-Nisa (206).</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZ KILDIĞI MÜDDETÇE HALİFEYE İSYAN EDİLEMİYECEĞİ BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Peygamber&#8217;in zevcesi Ümmü Seleme (R. A.)&#8217;dan, o da Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;Şu muhakkak ki, sizin üzerinize bir takım âmirler ta&#8217;yin olunacak da sizler onların işlerinden bazısını güzel göreceksiniz, bir kısmını da çirkin görüb inkâr edeceksiniz. Çirkin işi çirkin gören onun günahından beri olur. İnkâr ve red eden de günaha iştirakten salim olur. Fakat çirkin işe rızâ gösteren ve o işte faillerine tabi olan ise günahdan beri olmaz, cezadan salim kalamaz.&#8221;</p>
<p>Sahâbiler: &#8220;Yâ Resûlellah! Böyle münker iş yapan âmirlerle mukatele yapmayalım mı?&#8221; diye sorduklarında Resûlullah: <strong>&#8220;namazı kıldıkları müddetçe hayır&#8221; </strong>cevabını</p>
<p>verdi.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Müslim (1854) rivayet etmiştir.</p>
</p>
<h3><span style="color: #ff9900;">Hadis&#8217;i Şerifin hülasası:</span></h3>
<p><strong>l-&nbsp;&nbsp; Namaz kıldığı müddetçe halifeye isyan edilemiyeceği.</strong></p>
<p><strong>Halife&#8217;den maksad devlet idarecisidir. İyi bilinmelidir ki, zamanımızdaki devlet idarecilerinin hiç birisi, Hâlife değildir. Halife bile olmuş olsalardı hepsinin katledilmesi gerekirdi, zira hiç birisi namaz kılmıyor. Onlarla mukatele edecekleri yerde devlet reisi diye itaat edip, karşılarında el pençe duranların kulakları çınlasın.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>2- Halifeler</strong> <strong>&#8220;namaz kılar bile olsalar&#8221; yaptıkları kötü işleri reddedip razı olmamak gerekir.</strong></p>
<p><strong>Namaz kılarak müslüman olduğunu isbat eden bir Halifenin yaptığı kötü işleri inkâr edip, razı olmamak gerekirse. Kâfir olduğu gün gibi aşikâr Allah&#8217;ın indirdiği hükümlerle istihza edercesine<em> ,”<u>Kur&#8217;ân&#8217;da tesettür</u></em> “diye birşey yoktur diyen idarecilere tâbi olup, yaptıklarına razı olan din yobazlarına ne demek gerekir ki, bilmem</strong>.</p>
</p>
<p><strong>3- namaz kılmayan birisini kendisine idareci seçen, O idarecinin yapacağı bütün işlerden daha bidayette razı olmuş demektir ki, onu ihtiyar ediyor.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">BİLEREK TERK EDİLEN NAMAZ&#8217;IN KAZASI OLMADIĞI BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>&#8220;Sen onların (askerin) içinde olup da (cebhede) onlara namaz kıldıracağın zaman, (askerini iki kısım yap) bir kısmı seninle narnaz&#8217;a, diğeri düşman karşısında dursun. Hepsi de silahlarını yanlarına alsınlar. Seninle namazda olup bir rek&#8217;at kılanlar, düşman karşısına gitsinler. Düşman karşısında olup namaz kılmamış olanlar gelib, onlarda seninle bir rek&#8217;at kılsınlar. Ve onlar da tedbirli bulunarak silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silah ve eşyalarınızdan gafil bulunasınız da, size ansızın bir baskın yapalar. Eğer yağmurdan dolayı size bir eziyyetolursa, veyahut hasta bulunursanız, silahlarınızı bırakmanızda üzerinize bir günah yoktur. Bununla beraber ihtiyat tedbirini alın. Allah kâfirlere hor ve rüsvay edici bir azâb hazırlamıştır.&#8221;</p>
<p><strong><em>Nisa Sûresi: 102</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Yukarıdaki Ayet&#8217;i Kerîme&#8217;de gördüğün gibi, insanın devamlı ölümle karşı karşıya kalabileceği harb meydanında bile Allah&#8217;u Azze ve Celle namazın cemaatle kılınmasını emrediyor. Harbden daha tehlikeli namazın terkine sebeb olabilecek bir mazeret yoktur. Buna rağmen namazın terkine müsaade edilmiyor. Bilakis cemaatle kılınacağı &#8220;emri İlâhi&#8221; ile sabit oluyor.</p>
<p>Namazın kazası vardır diyenler, acaba o kaza edilecek namazın terkine hangi şer&#8217;i mazereti gösteriyorlar da, namazın kazası vardır diyerek hem Ayet&#8217;i hiçe sayıyorlar ve hem de bu azim ibadeti müslümanların nazarında basitleştirerek, binlerce insanın Âhirete müşrik ve kâfir olarak gitmesine sebeb oluyorlar. Hangi cılız omuzlarına böyle bir belâyı yükleniyorlar. Bakınız Subhanehu ve Teâlâ bu Ayet&#8217;i Kerîme&#8217;nin devamında ne buyuruyor.</p>
</p>
<p>&#8220;(O korkulu zamanda) namazı kılıp, bitirdikten sonra ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken Allah&#8217;ı zikrediniz. Sükûn ve emniyet hâline geldiğiniz vakit, namazı tam olarak kılınız. Çünkü namaz mü&#8217;minler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur&#8221;.</p>
<p><strong><em>Nisâ-Suresi 103</em></strong></p>
</p>
<p>Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;nin bu kısmında Allah&#8217;u Azze ve Celle &#8220;namaz&#8217;ın belli başlı vakitler içerisinde eda edilmesi gereken bir ibâdet olduğuna ferman ediyor&#8221;</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Görüyorsun ki, namazda &#8220;hac ve oruç&#8221; ibadetleri gibi kendisine has Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin ta&#8217;yin ettiği vakitler içerisinde eda edilmesi gereken bir ibâdettir.</p>
<p>Nasıl ki &#8220;hac&#8221; Zilhicce&#8217;nin belli başlı günlerinde, &#8220;oruç&#8221; da Ramazan ayında eda edilmesi gerekir, vakitlerinden önce veya sonra bu ibâdetlerin üçer veya dörder misli fazlasıyla yapılması bu farzların yerine getirilmesi değildir, aynen de &#8220;namazın vaktinden önce veya sonra kılınması&#8221; bu azim ibâdetin eda edilmesi değildir. Ümmet bunda icmâ etmiştir. Nasıl olurda vaktinden evvel bu ibadetin eda edilmesine ruhsat vermeyen gayretkeşler, bile bile terk edilen bu azim ibâdetin vaktinden sonra başka bir zamanda kılınmasına ruhsat veriyorlar.</p>
<p>Dindeki mükellef olduğumuz bütün ibadetlerin vakit ve şekilleri &#8220;şâriu&#8217;l-hakim&#8221; olan Allah tarafından ta&#8217;yin edilir. Her kim ki Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin belli başlı vakitler dahilinde eda edilmesini istediği bir ibadeti, kendisinin istediği bir vakitte eda etmeye kalkarsa, Allah&#8217;u Azze ve Celle&#8217;nin koymuş olduğu hükmü hiçe sayarak kendisi hüküm koyan bir &#8220;ilah&#8221; olmuştur.</p>
<p>Biz demiyoruz ki, namaz bazı şer&#8217;i mazeretlerle vaktinden başka bir vakitte kılınmaz. Kılınır fakat, nasıl ki bu ibâdetin belli başlı vakitlerde eda edilmesini &#8220;şariu&#8217;l-hakim&#8221; olan Allah tayin etmiştir, namazın kendi vaktinden başka bir vakitte kılınmasına cevaz veren şer&#8217;i mazeretleri de O ta&#8217;yin etmiştir. Kul kendi hevasına göre Şer&#8217;i mazeret ta&#8217;yin etme selahiyetine sahib değildir.</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZIN DA SAİR İBADETLER GİBİ KENDİNE HAS BİR VAKTİ OLDUĞU BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Katade (R.H.)&#8217;dan şöyle dedi: İbnu Mes&#8217;ud (R.A.) şöyle dedi: &#8220;Şübhesiz ki namazın da hac gibi bir vakti vardır.&#8221;</p>
<p><strong><em>Taberani Kebir&#8217;de (9375) Abdurrezzak Musannaf da (3747) ve İbnu&#8217;l-Münzir Evsat&#8217;ta rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">NAMAZIN VAKTİNDEN BAŞKA BİR VAKİTTE KILINMASINA RUHSAT VEREN ŞER&#8217;İ MAZERETLERİN BEYANI BABI</span></h2>
</p>
<h3><span style="color: #ff9900;">Bu mazeretler ise ikiye ayrılır.</span></h3>
<p><strong>1- Vaktinden evvel kılınmasına cevaz veren mazaretler. </strong></p>
<p><strong>2- Vaktinden sonra kılınmasına cevaz veren mazeretler. </strong></p>
<p><strong>3- Vaktinden evvel kılınmasına cevaz veren mazeret şudur:</strong></p>
</p>
<p>Muaz îbnu Cebel (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) Tebûk gazvesinde iken &#8230;.. Güneş batıya doğru kaydıktan sonra hareket etmeyi niyet ettiğinde öğle ile ikindiyi (öğle vaktinde) beraberce cem ederek kılar sonra hareket ederdi. &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. Güneş battıktan sonra yola çıkmayı niyet ettiği zaman ise, yatsıyı acele ettirerek akşam namazı ile (akşamın vaktinde) cem ederek kılar, sonra hareket ederdi.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Ebu Dâvud (1220) Tirmizi (2/438) ve Ahmed (5/241) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></strong></p>
</p>
<p>Zikredilen Hadis&#8217;i Şerif de seferde iken ikindiyi öğlenin vaktinde öğle namazı ile, yatsıyı da akşamın vaktinde akşam namazı ile kılınabileceğine ruhsat vardır.</p>
<p>İyi biline ki, namazın kazasına ruhsat veren gayretkeşler, sarih nas olduğu halde seferde cem etmeye ruhsat vermemektedirler.</p>
<p>Vaktinden sonra kılınmasına cevaz veren mazeretler ise şunlardır,</p>
</p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;dan,</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, haber vererek şöyle dedi: Yolculuk acele sürüp gittiği zaman Resûlullah (S.A.V.) öğleyi, ikindinin ilk vaktine kadar bırakır, müteakiben her iki namazı cem&#8217; ederdi. Akşam namazını da kızıllık kaybolana kadar geciktirir, sonra yatsı namazı ile cem&#8217; ederdi.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (704) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Enes İbnu Mâlik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Nebiyyu (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Her kim ki namazı unutarak&nbsp;&nbsp; veyahut&nbsp;&nbsp; uyuyarak &nbsp;&nbsp;kılmazsa,&nbsp;&nbsp; hatırladığında veyahut uyandığında kılsın, bundan başka o namazın kefareti yoktur.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Buhâri (597) ve Müslim (684) rivayet etmişlerdir.</p>
</p>
<p>İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) Medine&#8217;de korku ve yağmur olmaksızın öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirerek kıldı.</p>
<p>(Ravilerden Veki&#8217;in hadisinde ise) Dedim ki: İbnu abbas&#8217;a: &#8220;Bunu niçin yaptı?&#8221; dedim. &#8220;Ümmetine zorluk vermemek için&#8221; dedi.</p>
<p>(Ebu Muaviye&#8217;nin hadisinde ise) İbnu Abbas&#8217;a: &#8220;Bunu ne maksatla yaptı?&#8221; diye soruldu. &#8220;Ümmetine güçlük vermemek istedi&#8221; dedi.</p>
<p><strong><em>Bu Hadis&#8217;i Müslim (705) rivayet etmiştir.</em></strong></p>
</p>
<p>Bu bab&#8217;daki Hadis&#8217;i Şeriflerin hülasası:</p>
<p>1- Seferde iken, öğle ile ikindinin, akşam ile yatsının birbirlerinin vaktinde takdimen ve te&#8217;hiren kılınabileceğine delâlet eder.</p>
<p>2- Hadar&#8217;da da bazı şer&#8217;i mazeretlere binaen bu namazların birbirlerinin vaktinde takdimen ve te&#8217;hiren kılınabileceğine delalet eder.</p>
<p>Tenbih: Hadar&#8217;da cem etme iyi bilinmelidir ki, Ümmet&#8217;e ağırlık olmaması için bir ruhsattır. Bu zorluğu herkesin kendisi ta&#8217;yin eder. Değilse şialar gibi devamlı cem etmeye ruhsat yoktur.</p>
</p>
<p>Bu bab&#8217;daki Hadis&#8217;i Şerif lerin hülasası:</p>
<p>1- Seferde, öğle ile ikindi namazını öğle vaktinde akşam ile yatsıyı da akşamın vaktinde kılına bileceğine delalet eder.</p>
<p>2- Seferde, öğle ile ikindiyi ikindinin vaktinde ve akşam ile yatsıyı, yatsının vaktinde kılınabileceğine delalet eder.</p>
<p>3- Unutarak veyahut uyuyarak kılanamayan namazın, hatırlanıldığında veya uyanıldığında kılınabileceğine delalet eder.</p>
<p>4- Hadar&#8217;da bazı meşakketli durumlarda öğle ile ikindinin, akşam ile yatsının birbirlerinin vakitlerinde takdimen veya te&#8217;hiren cem ederek kılınabileceğine delalet eder.</p>
<p>Yukarıdaki zikredilen şer&#8217;i mazeretlerin haricinde namazları vakitlerinin dışında kılınmaya ruhsat veren başka bir şer&#8217;i mazeret yoktur.</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">BAZI ŞÜBHELERİN İZALESİ BABI</span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>Namazı terk edenin hakkındaki varid olan bu hükümlerin ağır geldiği bazı şübheciler, &#8220;BEYNAMAZLARIN&#8221; gayretli müdafileri olarak, bize bazı sorular tevcih ederek bunca nassın karşısında anlayamadıkları bazı Âyet ve Hadis&#8217;lerle, sanki Allah&#8217;ın dininde bir birine zıd hüküm isbat edercesine itirazda bulunmaktadırlar. Zira bunca zikredilen Âyet ve Hadis&#8217;ler &#8220;namaz&#8217;ı terk edenin, kâfir, müşrik, imansız ve dinsiz&#8221; olduğunu isbat ettikten sonra &#8220;hayır namazı terk eden müslümandır&#8221; demek ve birde bunu Kur&#8217;ân ve Hadis&#8217;le isbattan maada ifsad etmeye çalışmak, &#8220;Allah&#8217;ın dininde tezat olduğunu iddia etmektir&#8221;.</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Şunu iyi bilmelisin ki, &#8220;vahy-i ilâhi olan kitab ve sünnet&#8217;te&#8221; birbirine zıd hükümler yoktur. Böyle bir şeyi düşünmek dalalet, bilmeden söylemek ise cehaletin katmerlisidir. Binaen aleyh Subhanehu ve Teâlâ buyuruyor ki:</p>
</p>
<p>&#8220;Onlar, hâlâ Kur&#8217;an&#8217;ın Allah kelâmı olduğunu ve ma&#8217;nasının düşünmeyecekler mi? Eğer O (Kur&#8217;ân) Allah&#8217;dan başkası tarafından olsa idi, muhakkak ki içinde birbirini tutmayan bir çok sözler ve hükümler bulacaklardı.</p>
<p><strong><em>Nisa Sûresi: 82</em></strong></p>
</p>
<p>Başka bir Âyet&#8217;i Kerîme&#8217;de ise şöyle buyuruyor:</p>
<p>&#8220;Allah sana &#8220;Kur&#8217;ân&#8217;ı ve siinnet&#8217;i&#8221; indirdi: Evvelce bilmediklerini sana öğretti.&#8221;</p>
<p><strong><em>Nisa Sûresi: 113 </em></strong></p>
</p>
<p>Binaen aleyh Resûlullah (S.A.V.) buyuruyor ki:</p>
<p>Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, şöyle buyurdu: &#8220;Ben hak olandan başka bir şey söylemem.&#8221; Ashabından bazıları &#8220;Pekiyi yâ Resûlellah sen bazen bizimle şaka da yapıyorsun (ya&#8217;ni bunlarda mı hak) &#8220;Evet ben haktan başka bir şey söylemem&#8221; buyurdular.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Ahmed (2/340) ve Tirmizi (2058) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</p>
<p>Madem ki Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;in her söylediği haktır, hak olan sözlerde de birbirine muhalif kaviller bulunmaz, zira ihtilaflı birbirine uymayan sözler batılın hakkıdır.</p>
</p>
<p>Subhanu ve Teâlâ buyuruyorki:</p>
<p>&#8220;Hak olandan sonra da dalaletten başka ne vardır :</p>
<p><strong><em>Yunus Sûresi: 32</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu! Bu külli kaideyi iyi anladı isen sana anlatılan her mes&#8217;eleyi rahatlıkla anlayacağın muhakkaktır. Şimdi anlayamadığın her mes&#8217;eleyi sorabilirsin.</p>
<p>Soru: Deniliyor ki, sahih Hadis&#8217;te sabittir, &#8220;la ilahe illallah diyen herkes cennete girecektir&#8221; binaen aleyh namazı terk eden kâfir olamaz âsi günahkâr bir müslümandır, buna ne dersiniz? Bize cevab verin Allah da size ecir versin.</p>
<p>Cevab: Evet Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;den öyle bir sahih Hadis ya&#8217;ni &#8220;Allah&#8217;tan başka ilah yoktur diyen herkes cennet&#8217;e girecektir&#8221; diye bir rivayet varid olmuştur. Yalnız istidlal mevzuu hatalıdır. Zira şimdiye kadar bu risalemizde namazı terk edenin hakkında nakl etmiş olduğumuz bütün rivayetlere muhalif bir istidlaldir.</p>
<p>Zira &#8220;namazı terk eden müşrik&#8217;tir, kâfir&#8217;dir, dini ve iman&#8217;ı yoktur&#8221; diyenle &#8220;la ilahe illallah&#8221; diyen herkes cennete girecek diyen aynı zattır, ya&#8217;ni Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;dir. Yukarıda da izah ettiğimiz gibi Allah&#8217;ın dininde birbirine muhalif hükümlerin bulunması hakkaniyyetine zıddır. Böyle bir şey düşünülemez bile.</p>
</p>
<p>Fakat diyebilirsiniz ki evet dediğiniz gibi dinde birbirine muhalif hükümler yoktur ama bize anlatanlar böyle anlattığı için biz böyle anlıyoruz.</p>
<p>Biz de deriz ki, burada size anlatılmayan ve anlamakta istemediğiniz mühim bir mes&#8217;ele var.</p>
<p>Evet Allah Resulü (S.A.V.) buyuruyor ki:</p>
<p>Ubadet&#8217; İbni es-Samit (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, şöyle buyurdu: &#8220;Her kim Allah&#8217;dan başka ilah ve Muhammed&#8217;in Resulü olduğuna şehadet ederse Allah ona cehennem&#8217;i haram kılmıştır.&#8221;</p>
<p>Başka bir rivayette ise şöyle varid olmuştur: &#8220;Her kim ki, Allah&#8217;tan başka ilah yoktur derse cennet&#8217;e girer&#8221; denilmiştir.</p>
<p>Evet La ilahe illallah diyen cennet&#8217;e girer fakat şunu iyi bilmek gerekir ki, bu sözün muktezası vardır,</p>
<p>Herkesin ma&#8217;lumudur ki, gereği yapılmayan her sözün insanlar indinde değeri yoktur. İnsanlar arasında böyle olunca biz nasıl olurda bizim yanımızda değer taşımayan şeylerin Allah indinde değerli olmasını taleb ederiz.</p>
<p>Allah&#8217;tan başka ilah yoktur diye ikrarda bulunan kişi, tevhid&#8217;in zıddı olan şirk ve küfürden avdet ettiğini ilan eder, amel ile bunu tasdiklemediği müddetçe geçersizdir. (Amelle tasdikten kendisine o kelimeden başka bir şey ulaşmamış kişiler müstesnadır.)</p>
</p>
<p>Bunu daha barız bir şekilde izah edebilmek için o şübheciye şöyle bir soru tevcih etsek ne der acaba.</p>
<p>Bir kişi düşünün ki &#8220;Allah&#8217;tan başka ilah yoktur&#8221; sözünü, ikrar ediyor, sadece Kur&#8217;ân&#8217;ın Âyet&#8217;lerinden bir tek Âyet&#8217;i inkâr ediyor, acaba bu kişinin hükmü nedir? Tabiîki şübheci efendi &#8220;kâfirdir&#8221; diyecektir. Pekiyi senin kaiden üzere bu kişi &#8220;Allah&#8217;tan başka ilah yoktur&#8221; diyor, ne dersin sen de &#8220;la ilahe illallah&#8221; diyen kişiyi tekfir ediyorsun. Böylelikle az önceki kaideden irtidad etmiş olmadın mı?</p>
</p>
<p>Bu sorunun karşısında ne diyeceğini şaşıran şübheci kendisini toparlayarak, evet ama Kur&#8217;ân&#8217;ın bir tek âyet&#8217;ini de olsa inkâr edenin kâfir olduğuna Kur&#8217;ân&#8217;dan ve Hadis&#8217;ten sarih nass vardır diye itirazda bulunmaya başladı.</p>
<p>Bizde dedik ki: Be Allah&#8217;ın kulu risalenin başından beri bizim zikrettiğimiz naslar nedir, bunlar sana namazı terk edenin kâfir, müşrik, dinsiz ve imansız olduğunu isbat etmiyor mu?</p>
<p>Evet ama &#8220;namazın farziyyetini inkâr etmiyor&#8221;.</p>
<p>Pekiyi sen bize namazın farziyyetini inkâr eden kâfir olur diye birtek nas bulabilir misin? Eğer böyle bir şey yapabilirsen bizde kavlimizden avdet ederiz.</p>
<p>Dikkatlice okuduysan farkına varmışındır ki zikretmiş olduğumuz bütün deliller, namazı terk edenin müşrik, kâfir, namazı olmayanın dinsiz ve imansız olduğuna delâlet ediyor. Bir tanesi bile farziyyetini inkâr ederek terk eden kâfir olur demiyor. Hem ayet&#8217;te demiyor mu ki?</p>
</p>
<p>Kendilerine Kur&#8217;ân (ya&#8217;ni&nbsp; &#8220;namaz kılın&#8221; emri) okunduğu zaman, secde etmezler. (Ya&#8217;ni &#8220;namaz kılmazlar&#8221;. Daha doğrusu, o &#8220;kâfir olanlar&#8221; bu (halleri ile ya&#8217;ni namaz kılmayışları ile, Allah&#8217;ın azabından korkmayarak âhireti) tekzib ederler.&#8221;</p>
<p>&#8220;Onlara &#8220;namaz kılın&#8221; denildiği zaman, &#8220;itaat edip namaz kılmazlar&#8221;. (Namaz kılmayarak Allah&#8217;ın hükümlerini) yalanlayanların o gün vay haline.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bizim Âyet&#8217;lerimize öyle kimseler iman ederler ki, Âyet&#8217;lerimizle kendilerine öğüt verildiği zaman, secdelere kapanırlar ve rab&#8217;lerine hamd ile teşbih ederler de kibirlenmezler&#8221;.</p>
<p><strong><em>Secde Sûresi: 15</em></strong></p>
<p>Sonra, bu peygamberlerle, salih kimselerin arkalarından (kötü) bir nesil geldi ki, &#8220;namazı terk ettiler&#8221;, şehvetlerine uydular; bunlar da Cehennem&#8217;deki &#8220;gayya&#8221; vadisini boylayacaklar.</p>
<p>Ancak &#8220;tevbe edip iman eden ve salih amel&#8221; işleyenler müstesna.&#8221;</p>
<p><strong><em>Meryem Sûresi: 59</em></strong></p>
</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu görüyorsun ki, yukarıda zikredilen taifeler &#8220;namazı kılmayarak&#8221; bu hareketleriyle Allah&#8217;ın Âyet&#8217;lerini yalanlamış oluyorlar, senin dediğin gibi namazın farziyyetini inkâr ederek değil.</p>
<p>Bu Âyet&#8217;lerin karşısında sükût eden, şübheci başka bir itiraz getirmek istercesine biraz düşündükten sonra şöyle dedi.</p>
<h3>&nbsp;</h3>
<h3><span style="color: #ff9900;">Pekiyi kabul edelim ki &#8220;namazı terk eden müşrik ve kâfirdir&#8221; bize deniliyor ki, şirk ve küfür iki kısımdır,</span></h3>
<p>1-İslâm&#8217;dan çıkaran şirk ve küfür.</p>
<p>2- islâm&#8217;dan çıkarmayan şirk ve küfür.</p>
<p>Acaba namazı terk eden kişi bunların hangisinde vuku&#8217; bulmuştur ki, siz hemen namazı terk edene müşrik ve kâfir diyorsunuz. Cevap: Biz ümid ederiz ki, namazı terk eden İslâm&#8217;dan çıkarmayan şirk ve küfürde vuku&#8217; bulmuştur. Hem biz milyonlarca müslümana müşrik veya kâfir diyemeyiz.</p>
<p>Ey Allah&#8217;ın kulu iyi dinle, senin bu müşkilatın geçen mes&#8217;elen kadar mühim değil fakat tahrif yönünden çok şerli bir mes&#8217;eledir.</p>
<p>Evet söylemiş olduğun gibi şirk ve küfür iki kısımdır. Birincisi İslâm&#8217;dan çıkaran kısım, ikincisi ise İslâm&#8217;dan çıkarmayan kısmıdır. Biz sana önce şirki anlatalım, sonra</p>
<p>da küfrü anlatırız.</p>
</p>
<h3><span style="color: #ff9900;">Şirkin kısımları şunlardır:</span></h3>
<p>1- Sahibini ebedi cehennemde koyan kişrk.</p>
<p>2- Küçük şirk denilen gizli şirk ya&#8217;ni riya.</p>
</p>
<p>Biz&nbsp; sana&nbsp; önce&nbsp; küçük&nbsp; şirk&nbsp; ya&#8217;ni&nbsp; sahibini&nbsp; ebedi cehenneme sokmayan &#8220;riya&#8221;dan bahsedelim, sonra sen kendin büyük şirkin ne olduğunu anlarsın bi iznillah.</p>
<p>Ahmed İbnu Hanbel Müsnedin&#8217;de Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den şöyle bir Hadis rivayet etmektedir.</p>
<p>Mahmud İbnu Lebid (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizin için en çok</p>
<p>korktuğum şey küçük şirktir&#8221;.&nbsp; Sahabeler dediler ki:</p>
<p>&#8220;küçük&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; şirk&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; nedir&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; yâ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; resûlellah?&#8221;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;de cevaben &#8220;küçük şirk riyadır&#8221; buyurdu.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Ahmed îbnu Hanbel (5/428) sahih bir senedle rivayet etmiştir.</p>
</p>
<p>Ve başka bir Hadis&#8217;i Şerif de de Resûlullah (S.A.V.) namazla alakalı küçük şirkin ne olduğunu şöyle beyan ediyor.</p>
</p>
<p>Ebu Said el-Hudri (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Bir gün bizler kendi aramızda &#8220;mesihu&#8217;d-deccal&#8221;dan konuşurken Allah Resulü (S.A.V.) çıka geldi. (Bize hitaben) şöyle&nbsp;&nbsp; buyurdular: &#8220;Benim yanımda sizin için &#8220;mesihu&#8217;d-deccal&#8221;dan daha korkulu bir şeyi size haber vereyim mi?&#8221; Bizde &#8220;Evet yâ Resûlellah haber verin&#8221; dedik. (O) &#8220;gizli şirk&#8221;tir buyurdular. Kişi namaz kılmaya kalkar da birisinin kendisine baktığını anlayınca namazını güzelleştirir&#8221; dedi.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i İbnu Mace (4204) ve Beyhaki hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.</p>
</p>
<p>Yukarıdaki zikredilen Hadis&#8217;i Şerifler &#8220;İslâm&#8217;dan çıkarmayan&#8221; şirkin ne olduğunu itiraz bırakmayacak bir şekilde izah etmektedir. Ya&#8217;ni küçük şirkin &#8220;Riya&#8221; olduğunu anladıktan sonra namazı terk etmenin &#8220;büyük şirk&#8221; olduğunu anlamışsındır artık.</p>
<h3>&nbsp;</h3>
<h3><span style="color: #ff9900;">Küfrün kısımlarına gelince onlar da şöyledir:</span></h3>
<p><strong>1-Küfrü Billah</strong></p>
<p><strong>2- Küfrü&#8217;n-Ni&#8217;me.</strong></p>
<p>Biz sana burada da İslâm&#8217;dan çıkarmayan küfrü anlatalım ki, siz kendiniz İslâm&#8217;dan çıkaran küfrü anlayın.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den şöyle bir Hadis rivayet olunmaktadır.</p>
<p>Cabir îbnu Abdullah (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Bir bayram günü Resûlullah (S.A.V.) ile birlikte namazda hazır bulundum, insanlara, Allah&#8217;a karşı takva üzere bulunmalarını emir, Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;ya itaata teşvik ederek va&#8217;z ve tezkir&#8217;de bulundu. Sonra yürüdü. Kadınların bulunduğu tarafa gelince onlara da va&#8217;z ve tezkirde bulundu. Onlara. &#8220;Sadaka verin. Zira siz kadınların çoğu cehennem kütüğüdür&#8221; buyurdu. Kadınların en hayırlılarından ve yanakları kırmızımtırak olan biri ayağa kalkıp: &#8220;Yâ Resûlallah! Niçin?&#8221; diye sordu. Resûlullah: Çünkü siz halinizden çokça şikâyet eder, ni&#8217;met&#8217;e karşı küfür (ya&#8217;ni nankörlük) edersiniz&#8221; cevabını verdi.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Müslim (885) rivayet etmiştir.</p>
<p>Böylelikle de İslâm&#8217;dan çıkarmayan küfrün ne olduğunu öğrenmiş oldun. Aslında, şirkin izahından sonra böyle bir izaha lüzum yoktu, ama yine de faidesi olur inşa&#8217; Allah.</p>
<p>Şübhecilerin getirmiş oldukları başka bir itiraz da şudur.</p>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) rivayet olunuyor ki: Ubadet&#8217; İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Günde beş vakit namazı Allah (müslümanlara) farz kıldı. Kim abdestlerini güzel alarak, rukularına, huşularma riayet ederek, onları vaktinde kılarsa, o kimse Allah&#8217;u Teâlâ&#8217;dan hatasını af edeceğine ahd ya&#8217;ni söz almış olur. Kim böyle yapmazsa Allah&#8217;u Teâlâ onu ahd ya&#8217;ni söz vermiş olmaz, dilerse o kimseyi bağışlar, dilerse azab eder.</p>
<p>Bu Hadis&#8217;i Ebu Davud (421) Ahmed ve Nesei (462) rivayet etmişlerdir.</p>
</p>
<p>Bu zikredilen rivayette, namazı terk edeni Allah isterse af eder, isterse azab eder diye bir lafız yoktur. Zira namazı vakitleri içerisinde rukunları ve huşuları ile muhafaza etmemek başka, namazı terk etmek başkadır. Zira namazdaki itmi&#8217;nanın zayi olmasıyla kişinin İslâm milletinden gayrı bir millette öleceğine dair rivayetler bir hayli kabarıktır. Hem de bizzat Ubadet&#8217; İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;nun kendisinden namazı terk edenin İslâm milletinden çıktığına dair rivayet vardır ki, geçen bablarda zikrettik, burada zikrine lüzum olmasa gerek.</p>
</p>
<p>İbnu Hazm (R.H.) meşhur &#8220;muhalla&#8221;nın eserinde şöyle diyor. Bu mevzuda ya&#8217;ni namazın terki hususunda bize, Ömer İbnu&#8217;l-Hattab, Muaz İbnu Cebel, Abdurrahman İbnu Avf Ebu Hureyre ve daha sair sahabelerden (R.A.)&#8217;den namazın farz olduğunu bilerek terk edenin &#8220;kâfir ve mürted&#8221; olduğuna dair bir çok rivayetler ulaşmıştır. Sahabelerin bu icma&#8217;ına muhalif hiç bir şey duyulmamıştır.</p>
<p>Mezheb imamlarından, Hadis ehlinin imamı kabul edilen Ahmed İbnu Hanbel&#8217;de namazı terk eden için şöyle diyor. &#8220;Namazı terk eden kâfirdir, mürted&#8221;dir, tevbe etmesi istenir. Eğer tevbe etmezse böylece öldürülür, ne yıkanır ne namazı kılınır ve ne de müslüman kabristanlığına gömülür.</p>
<p>İbnu Teymiye (R.H.)&#8217;de &#8220;vasiyyet&#8217;ul-kübra&#8221;da şöyle naklediyor.</p>
<p>Buluğ çağına ermiş birisi farz namazlarından birisini terk eder veya farziyyetinde ittifak edilen erkanlarından birisini terk ederse, tevbe ettirilir eğer tevbe etmezse öldürülür.</p>
<p>Âlimlerden bazıları ise şöyle demişlerdir, namazı terk eden kâfir&#8217;dir mürted&#8217;dir, ne namaz) kılınır ve ne de gömülür.</p>
<p>Vasiyyetu&#8217;l-Kübra (320)</p>
<p><strong>Velhamdülülahi rabbi-1-âlemin</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>&#8220;Rabbim! Beni, gerçeği üzere namaza devam eder kıl; zürriyetimden de böyle kimseler yarat&#8230; Ey Rabbimiz, duamı kabul et.&#8221;</p>
<p><strong><em>İbrahim 40</em></strong></p>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-namazi-terk-etmenin-hukmu-mehmet-balcioglu-ebu-said-yarbuzi/">İslamda namazı terk etmenin hükmü &#8211; mehmet balcıoğlu &#8211; ebu said yarbuzi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1605</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kitab ve Sünnete göre namaz (eski) &#8211; Ebu Said Hoca</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kitab-ve-sunnete-gore-namaz-eski-ebu-said-hoca/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kitab-ve-sunnete-gore-namaz-eski-ebu-said-hoca/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2015 17:49:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ebu Said]]></category>
		<category><![CDATA[Namaz]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[namaz nasıl kılınır]]></category>
		<category><![CDATA[selamdan sonra yapılan zikir]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl secde edilir]]></category>
		<category><![CDATA[ruku nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[ruku ya giderken elleri omuz hizasına kadar kaldırma]]></category>
		<category><![CDATA[birinci rekat ikinciden uzun olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek sesle amin demek]]></category>
		<category><![CDATA[her rekatta fatiha okuma]]></category>
		<category><![CDATA[besmele gizli okunur]]></category>
		<category><![CDATA[elleri göbeğin altında bağlamanın zayıf olması]]></category>
		<category><![CDATA[sağ eli sol el üzerine koyma]]></category>
		<category><![CDATA[kitab ve sünnete göre namaz]]></category>
		<category><![CDATA[sutre]]></category>
		<category><![CDATA[sutre nedir]]></category>
		<category><![CDATA[sutreyi neler keser]]></category>
		<category><![CDATA[saff]]></category>
		<category><![CDATA[saflar nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[camide saflar nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[birinci safın fazileti]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[tekbirde ellerin kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[parmakları kulak memelerine deydirmenin zayıflığı]]></category>
		<category><![CDATA[elleri göğsün üzerine koymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilmedavetdernegi.org/?p=563</guid>

					<description><![CDATA[<p>MUHAMMED EBU SAİD EL-YARBUZİ KİTAB VE SÜNNETİ İHYA YAYINLARI Kapak Yayına Hazırlık Baskı : Mehmet Çetinkaya : Divan Ajans Tel: 511 1215&#160; Fax: 5120950 : Dilek Matbaası İstanbul 1991 Ey Resulum! İman eden kullarıma de ki;&#160;&#160; namaz kılsınlar.’ İbrahim süresi, 14/31 &#160; &#160; ‘Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın.’ &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Buhari, 631&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Muhakkak...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kitab-ve-sunnete-gore-namaz-eski-ebu-said-hoca/">Kitab ve Sünnete göre namaz (eski) &#8211; Ebu Said Hoca</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-563"></span></p>
<p><strong>MUHAMMED EBU SAİD EL-YARBUZİ</strong></p>
<p><strong>KİTAB VE SÜNNETİ İHYA YAYINLARI</strong></p>
</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="144">Kapak</p>
<p>Yayına Hazırlık</p>
</p>
<p>Baskı</p>
</td>
<td width="240">: Mehmet Çetinkaya</p>
<p>: Divan Ajans</p>
<p>Tel: <em>511 1215&nbsp; </em>Fax: 5120950</p>
<p>: Dilek Matbaası</p>
<p>İstanbul 1991</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Ey Resulum! İman eden kullarıma de ki;&nbsp;&nbsp; namaz kılsınlar.’</strong></p>
<p><strong>İbrahim süresi, 14/31</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>‘Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın.’</strong></p>
<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buhari, 631&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></p>
<p>Muhakkak ki bütün hamdler Allah&#8217;adır. Binaenaleyh O&#8217;na hamd eder, O&#8217;ndan yardım ister ve mağfiret taleb ederiz. Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden de O&#8217;na sığınırız.</p>
<p>Allah kime hidayet ederse onu hiç bir kimse sapıttıramaz. Kimide sapıttırırsa onada kimse hidayet veremez. Şehadet ederim ki, Allah&#8217;dan başka İlah yoktur ve şeriksiz olarak birdir. (Ve yine) şehadet ederim ki Muhammed (S.A.V.) O&#8217;nun kulu ve Resulüdür.</p>
<p>Namaz tevhidi gerçekleştirmede ilk merhale olması hasebiyle dindeki yeri çok azimdir.</p>
</p>
<p>5</p>
<p>Namaz öyle bir ibadettir ki, Allah katında en şerefli mahluklar olan melekler bile bu ibadetin bazı cüzleriyle Rablerine kulluklarını eda etmektedirler. Yani meleklerin bir kısmı kıyam halinde, bir kısmı da rüku halinde, bazıları da secde halinde ibadet yapmaktadır.</p>
<p>Biz insanlarda bu ibadet şekillerinin cem olduğu bir ibadetle (NAMAZLA) mükellef kılınmışız. Bu da Rabbimizin bize verdiği değeri ve lutfunun büyüklüğünü gösterir.</p>
<p>Öyle ise bu değere en güzel biçimde layık olmağa ve lutfuna en güzel şekilde şükretmeliyiz. Bunu gerçekleştirebilmekte kabûla şayan olacak şekli ile bu ibadeti (NAMAZI) eda etmeğe çalışmaktır.</p>
<p>Bir ibadetin kabule şayan olması için iki şartı haiz olması gerekir.</p>
<p>1-&nbsp; Sadece Allah için yapılması (Hadis bir niyyet)</p>
<p>2-&nbsp; İbadetin Sahih olması yani Kitab&#8217;a ve Sünnet&#8217;e uygun olmasıdır.</p>
<p>Bu iki şartı haiz olan her ibadet kabuk şayan bir ibadettir. İki şarttan birisinin noksanlığı o ibadetin reddine sebebdir. Zira Hadis&#8217;i Şerif de buyuruyor ki, [Şübhesiz amellerin değeri niyyetlere göredir] başka bir Hadisde ise [Her kim bir amel işlerde o amel hakkında bizim bir emrimiz yoktur o amel merduddur].</p>
<p>Hadis&#8217;i Şeriflerde de görüldüğü gibi, bir ibadetin kabulü Allah indinde geçerlilik kazanması için, sadece HALİS BİR NİYYET yeterli değildir, aynı zamanda o ibadetin Peygamberin tarifine uygun olması gerekiyor.</p>
<p>Kelime&#8217;i Şahadetten sonra Allah&#8217;ın Azze ve Celleden Resulü (S.A.V.)&#8217;e insanlara tebliğ etmesi için indirdiği en azim emir NAMAZ&#8217;dır.</p>
</p>
<p>6</p>
<p>Binaenaleyh bunu beyan eden âyette şöyle f arman ediyor.</p>
</p>
<p>(Ey Resulüm!) iman eden kullarıma de ki; NAMAZ kılsınlar.</p>
<p>İbrahim süresi, 14/31</p>
<p>Allah&#8217;a inananlarca ma&#8217;lum olduğu üzere inanan her insan Allah &#8216;u Azze ve Celle&#8217;nin her emrine kayıtsız şartsız uyan ve halis bir şekilde o emri yerine getirmeğe çalışır. Bir çok emirlerde olduğu gibi namaz emri de mücmel bir emirdir. Yani ne zaman kaç rekat ve nasıl eda edileceği Kur&#8217;ân&#8217;da beyan edilmemiştir. Binaenaleyh beyanını Allah Resulü (S.A.V.) yapmıştır.</p>
<p>Onun içindir ki, Hadis&#8217;i Şerif de;</p>
</p>
<p>[Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öyle namaz kılın] buyurulmaktadır . Buhari, 631</p>
<p>Allah Resulü (S.A.V.) bu emri ile, sair ibadetlerde de olduğu gibi namazda da kendisine ittiba edilmesini emrediyor. Zira Allah Resulü &#8216;ne uyma, ona tabi olma tevhid&#8217;in gereğidir. Hele namaz gibi tevhidi gerçekleştirmede mühim bir yeri olan bir ibadette O&#8217;na ittiba başka bir ehemmiyete haizdir. Hiç bir şekilde O&#8217;na yâni Allah Resulü (S.A.V. )&#8217;e muhalefet cazi değildir. Hele atalara ve delilsiz konuşan ilim ehline uyarak onların sözlerine tabi olup Allah Resûlü&#8217;ne muhalefet, insanın ayağını kaydıracak bir muhalefettir. Ahmed İbnu Hanbel&#8217;in müsnedinde rivayet etmiş olduğu bir Hadis&#8217;i Şerif de Allah Resulü (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır.</p>
</p>
<p>7</p>
<p>&#8220;Vallahi beni bırakıp Musa&#8217;ya uysaydınız sapıtırdınız. Zira O bile zamanımızda yaşasaydı kurtuluşu bana uymakta bulacaktı&#8221; demektedir. Muhammed (S.A.V.)&#8217;i bırakıp Musa (A.S.)&#8217;e uyan sapıtırsa Allah Resulü (S.A.V.)&#8217;i bırakarak dedelerine, örf ve adetlerine, islâm âlimlerinin umumunu terk ederek (getirmiş oldukları delilleri bırakarak) sadece birisine Kur&#8217;ân ve Sünnet&#8217;e dayalı (getirdikleri hazır) ictihadlarıyla iktifa ederek Kitab ve Sünnet&#8217;e muhalefet edenlere ne demek gerekir ki bilmem.</p>
<p>Aişe (R. A.&#8217;dan gelen bir Hadis&#8217;i Şerif&#8217;de Allah Rasûlü (S.A.V.) şöyle buyurmaktadır:</p>
</p>
<p>Her kim bir amel işlerde o amel hakkında bizim bir emrimiz yoktur, amel merdudtur (yani kabul olunmaz).</p>
<p><em>Müslim 1719</em></p>
<p>Namaz, ehemmiyetine binaen daha çok Kitab ve Sünnet&#8217;e uyulması gereken bir ibadettir. Zira Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;den gelen bir hadisde zikrolunduğu üzere kabul olunmayan bir namaz, sair ibadetlerin de hesabını zorlaştırıyor.</p>
<p>Binaenaleyh senelerdir telifine uğraşıb basılmasını temenni ettiğim bu kitabın neşrini nasib eden Rabbim&#8217;e ne kadar şükretsem azdır.</p>
<p>Not: Bu kitabın te&#8217;lifine başlamadan evvel Şeyh Nasır&#8217;ın (Peygamberin Namazının Sıfatı) isimli eserini terceme etmeyi düşündüm, lâkin metin ve kaynakları zikir, bazı ilaveler yapmayı arzuladığımdan aslına sadık kalamayacağımdan dolayı yeniden bir telifi daha faideli buldum. Buna rağmen tertib&#8217;de &#8216;ve mahtut, aslına muttali olamadığım hadislerin ma&#8217;nalarını Şeyh&#8217;in kitabından iktibas ettim.</p>
</p>
<p>8</p>
<p>Ayrıyeten kitabımız memleketimiz insanının alışa geldiği namaz hocasının sahib olduğu üslubun dışında bir üsluba sahib olduğu gibi, dededen ve babadan öğrendiğimiz namaza uymayan tarafları vardır. Binaenaleyh münakaşaya ve tenkide açık bir eserdir. Zira kaynak olarak sadece Kitab ve Sünnet&#8217;i aldık. Belli bir mezheb ve muayyen bir kişiye taassubdan tamamen uzak kalarak yola çıktık.</p>
</p>
<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müellif </strong></p>
<p><strong>Muhammed Ebu Said el-Yarbuzi</strong></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SÜTRE BABLARI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ KILARKEN SÜTRE İTTİHAZ ETMENİN VÜCUBİYYETİ BABI</strong></span></h3>
<h3><strong>&nbsp;</strong></h3>
</p>
<p>1) Sadakatu&#8217;bni Yesar, İbnu Umer (R.A.)&#8217;yu, şöyle derken işittiğini rivayet etti:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) <strong>&#8220;Sadece sütreye doğru namaz kıl&#8221;</strong></p>
<p>buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (800) Abdurrezzak (2305) Beyhaki (2/272) ve Hakim (1/251) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SÜTREYE DOĞRU KILINMAYAN NAMAZIN </strong><strong>ŞEYTAN, EŞEK, HAYIZLI KADIN VE SİYAH KÖPEK </strong><strong>TARAFINDAN KESİLDİĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>2)&nbsp; Sehl -İbnu Hasme (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) sizden biriniz sütreye doğru namaz kılacağı vakit, sütreye yakın dursun ki, şeytan onun namazını kesmesin buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (695) ve Hakim (1/251) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>13</p>
</p>
<p>3) Ebu Zer (R.A)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Sizden biriniz namaza durduğu vakit, önünde deve semerinin arka kaşı kadar bir şey bulunursa, o kendisini sütreler. Önünde semerin arka kaşı kadar bir şey bulunmazsa bunun namazını eşek, kadın ve siyah köpek keser.&#8221;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <sub>;</sub></p>
<p>Ravi Abdullah İbnu Samit der ki: &#8220;Ya Eba Zerr! Siyah köpeğin kırmızı köpekten, sarı köpekten farkı nedir ki?&#8221; dedim. &#8220;Ey kardeşimin oğlu! Bunu, senin bana sorduğun gibi bende Resûlullah&#8217;dan sordum:&#8221; &#8220;Siyah köpek şeytandır&#8221;, buyurdu, dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (510) Ebu Davud (702) ve İbnu Huzeyme (831) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RESÛLULLAH </strong><strong>(S.A.V.)</strong> <strong>SAHRADA NAMAZ KILDIĞI VAKİTTE SÜTRE EDİNDİĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>14</p>
<p>4) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) bayram günü (namaz için sahraya) çıktığı zaman (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi. (Harbe namaza duracağında) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halk da arkasında namaza dururlardı. Bunu sefere çıktığında da yapardı. (Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in vefatından sonra) Halifelerde bunu âdet ittihaz ettiler.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (494) Müslim (5O1) ve Ebu Davud (687) rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>MESCİD DAHİLİNDE DE SÜTRE İTTİHAZ EDİNİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>5) Yezid İbnu Ebi Uheyd şöyle dedi:</p>
<p>Selemet&#8217;ubnu Ekva ile (mescide) geldim. Mushaf sandığının olduğu direğin yanında namaza durdu. Dedim ki: &#8220;Ya Eba Müslim, seni hep bu direğin yanında namaz kılmağa çalıştığını görüyorum.&#8221; Dedi ki: &#8220;Ben Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i hep bu direğin arkasında namaz kılmağa çalıştığını gördüm.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (502) ve Müslim (509) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>15</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>MESCİDİN İÇİNDE SÜTRE BULAMAYINCA BİR ASA DİKİLEREK ONA DOĞRU NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>6) Yahya İbnu Ebi Kesir şöyle dedi:</p>
<p>Enes İbnu Malik&#8217;i, Mescid&#8217;il-Harem&#8217;de bir asa dikerek ona doğru namaz kıldığını gördüm.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/277) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>MESCİDİN İÇİNDE SÜTREYE DOĞRU YOL </strong><strong>BULAMAYINCA OTURAN BİRİSİNİN ARKASINI </strong><strong>DÖNDÜRTEREK ONA DOĞRU NAMAZ KILMA BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>7) Nafi&#8217;i şöyle dedi:</p>
<p>İbnu Umer (R.A.) Mescid&#8217;in direklerinden birisini sütre edinmek için (oraya kadar gitme) imkânı bulamayınca, bana sırtını dön derdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/279) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>16</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>MESCİD&#8217;DE DİREKLERİN ARKASINDA, OTURANLARDAN</strong> <strong>DAHA ÇOK NAMAZ KILMAK İSTEYENLERİN HAK SAHİBİ</strong> <strong>OLDUKLARI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>8) Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Namaz kılmak isteyenler, direklerin arkasında oturanlardan daha çok orada hak sahibidirler.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (502) ve Beğavi (2/453) Ta&#8217;likan İbnu Ebi Şeybe (2/370) ve Humeydi ( ) Mevsulan sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SÜTREYE DOĞRU NAMAZ KILMAYAN GÖRÜLDÜĞÜ </strong><strong>ZAMAN&nbsp; GÖREN TARAFINDAN&nbsp; SÜTREYE&nbsp; DOĞRU </strong><strong>İTİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>9) Muaviyetu&#8217;bnu kurre babasından rivayed ederek şöyle dedi. Umer (R.A.)&#8217;dan, iki direk arasında namaz kılan birini gördü. Adamı tutarak direğin birisine doğru itti ve ona (direğe) doğru namaz kıl dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (502) ve Beğavi (2/453) Ta &#8216;likan ve İbnu Ebi Şeybe (2/370) Mevsulan sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>17</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDAKİ SÜTRENİN KEYFİYYETİNİN BEYANI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>10) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e, namaz kılanın sütresinden soruldu. &#8220;Semerin arka kaşı gibidir&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (500) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>OTURAN VEYA </strong><strong>UYUYAN</strong> <strong>BİR </strong><strong>İNSANA</strong> <strong>DOĞRU SÜTRE KASDI İLE NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>11) Aişe (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) geceleyin, kendisi ile kıblesi arasında ben, cenazenin uzanması gibi karşısında uzanmış olduğum halde (bana doğru) namaz kılardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (512) ve Müslim (512) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>18</p>
<p>12) Nafi&#8217;i (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>İbnu Umer (R. A.) Mescid&#8217;in direklerinden birisini sütre edinmek için (oraya kadar gitme) imkânı bulamayınca, &#8220;Bana sırtını dön&#8221; derdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu EbiŞeybe (1/279) sahih birsenedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>HAYVANA DOĞRU SÜTRE KASDI İLE NAMAZ KILINABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>13) îbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) devesine doğru namaz kılar idi. Ravilerden İbnu Numeyr: &#8220;Resûlullah (S.A.V.) bir deveyi karşısına alarak namaz kıldı&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (502) rivayet etmiştir.) </em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ KILANIN SÜTREYE YAKIN OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>14) Sehl İbnu Sa&#8217;d es-Saidi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in musallası (yani secde ettiği yer) ile (kıble cihetinde ki) duvar (veya sütre edindiği şey ile) arasında bir davar geçebilecek kadar yer olurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (496) ve Müslim (508) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>19</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAMIN SÜTRESİNİN CEMAATİN SÜTRESİ OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>15) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) Mina&#8217;da insanlara namaz kıldırdığı sırada dişi bir merkebe binerek karşıdan geldim. Ben o zaman buluğ yaşına yaklaşmıştım. Safın önünden geçtim. Merkebi otlasın diye salıverdim, ondan sonra safa girdim, bu yaptığıma kimse ses çıkarmadı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (493) ve Müslim (504) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇENİN GÜNAHKÂR OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>20</p>
<p>16) Bize Yahya İbnu Yahya tahdis edip dedi ki:</p>
<p>Malik&#8217;in huzurunda okudum. O da, Ebu&#8217;n-Nadr&#8217;dan, o da Busr İbnu Said&#8217;den: Busr İbnu El-Hadramiyi Zeyd İbnu Halid El-Cuheni, namaz kılanın önünden geçen kimse hakkında Resûlullah &#8216;dan ne duyduğunu haber vermesi için Ebu Cuheym El-Ensari&#8217;nin yanına gönderdi. Ebu Cuheym&#8217;de şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Namaz kılanın önünden geçen kimse, üzerine ne kadar (günah aldığını) bilse idi. O namaz kılanın önünden geçmektense kırk (bilmem ne kadar zaman, yerinde) durması daha hayırlı olur.&#8221;</p>
<p>Ravi Ebu Nadr dedi ki: Kırk gün mü, ay mı yoksa sene mi dedi bilmiyorum.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (510) ve Müslim (507) ve Malik (1/154) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ&nbsp;&nbsp; KILANIN&nbsp;&nbsp; ÖNÜNDEN&nbsp;&nbsp; ISRARLA&nbsp;&nbsp; GEÇMEK İSTEYENİN </strong><strong>ŞEYTAN OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>17) Ebu Said el-Hudri (R.A.)&#8217;dan,</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;İçinizden birisi namaza durduğu zaman, önünden geçecek olan hiç bir kimseyi bırakmasın. Gücü yettiği nisbette onun geçmesine mani olsun. Eğer dinlemezse onunla doğuşsun. Çünkü o ancak bir şeytandır.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (509) ve Müslim (505) rivayet etmişlerdir. )</em></p>
<p>21</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ&nbsp; KILANIN&nbsp; ÖNÜNDEN&nbsp;&nbsp; GEÇMEK&nbsp; İSTEYENİ MEN ETME BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>18) Bize İbnu Hilal (yani Humeyd) tahdis edib şöyle dedi: Ben ve bir arkadaşım beraberce hadis müzakere ettiğimiz sırada hemen Ebu Salih es-Semman: Ben Ebu Said&#8217;den işittiğimi ve gördüğümü sana tahdis edeyim, dedi şöyle anlattı: Ben Ebu Said ile beraber bulunduğum sırada bir cum&#8217;a günü Ebu Said kendisini gelenden geçenden setr edecek bir şeye doğru namaz kılıyordu. Birden bire Ebu Muayt oğullarından genç bir adam geldi ve Ebu Said&#8217;in önünden geçmek istedi. Ebu Said&#8217;de göğsüne dokunub onu def etti. O genç etrafına</p>
</p>
<p>22</p>
<p>bakındı fakat Ebu Said&#8217;in önünden başka geçecek (yol bulamadı. Dönüb yine (önünden) geçmeğe davrandı. Ebu Said birinci defakinden daha şiddetli bir surette onu göğsünden iterek def etti. Bu sefer karşısına dikilip Ebu Said&#8217;e sövdü. Sonra insanları sıkıştırarak çıkıb gitti. Mervan&#8217;ın yanına girdi. Ebu Said&#8217;in yaptığı muameleden şikâyet etti. Arkasından Ebu Said&#8217;de Mervan&#8217;ın yanına giı;di. Mervan ona: Şu kardeşin oğlu ile ne alıb veremiyorsun? Geldi senden şikâyet ediyor, dedi. Bunun üzerine Ebu Said şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den işittim, buyuruyordu ki: &#8220;içinizden biri kendisini gelenden geçenden koruyacak bir sütreye karşı namaza durub da biri önünden geçmeye davranacak olursa onu göğsüne dokunarak def etsin, dinlemezse onunla doğuşsun etsin. Çünkü o ancak bir şeytandır.</p>
<p><em>(Bu Hadis Buharı (509) ve Müslim (505) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SÜTRE MEVZU&#8217;UNDA NAKL OLUNAN ZAYIF RİVAYETLER BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>19) Abdullah İbnu abbas (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Uyuyan ve konuşanın arkasında namaz kılmayın.&#8221;</p>
<p><em>(Bu Hadisi Ebu Davud (694) ve İbnu Mace (959) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Bu rivayetin zayıf oluşunun sebebi şudur ki: Ebu Davud&#8217;un rivayetinin senedinde iki ravi Mecburdur.</p>
<p>İbnu Mace&#8217;nin rivayetinde ise Ebu&#8217;l-Mikdam Hişam İbnu Ziyad vardır ki, Hadis&#8217;de Metruk&#8217;dur.</p>
</p>
<p>23</p>
<p>Ayrıyeten bu mevzuda yani uyuyan veya başka birisinin arkasında namaz kılınabileceğine dair Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in amelinden Buhari ve Müslim&#8217;de delilimiz vardır. Bu Hadis&#8217;i Şerifi II numarada zikr ettik.</p>
</p>
<p>20) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Sizden biriniz namaz kılacağında yüzü cihetine sütre edinmek için bir şeyler koysun. Eğer, koyacak bir şey bulamazsa, bir asa diksin. Eğer yanında asa&#8217;sı da yoksa, bir hat çizsin. Sonra önünden gelib geçenler ona zarar veremez.&#8221;</p>
<p><em>(Bu Hadisi Ebu Davud (689) ve İbun Mace (943) ve Abdurrezzak (2286) ve Beyhaki (2/271) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p>Bu rivayetin zayıf olmasının sebebi ise, senedde Ebu Umer İbnu Muhammed İbnu Haris ve dedesi vardır ki: İkisi de Hadisde <strong>Mechul</strong>&#8216;dur.</p>
<p>İbnu Kudame &#8220;<strong>El-Muharrer</strong>&#8221; isimli eserinde bu rivayetin senedi <strong>Muddarib</strong>&#8216;dir diyor.</p>
</p>
<p>24</p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFF BABLARI</strong></span></h2>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARI TESVİYE ETMENiN VUCUBİYYETİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>1) Enes İbnu Malik (R. A.) &#8216;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Saflarınızı düzeltiniz. Çünkü saffın düzgünlüğü namazın tamamındadır&#8221; buyururdu.</p>
<p><em>(Bu Hadisi Buharı (723) Müslim (433) Ebu Davud (668) îbnu Mace (993) rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>2) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Safı ikame ediniz. Çünkü safın ikamesi, namazın güzelliğindendir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu Hadisi Buharı (722) ve Müslim (435) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARDAKI DUZGUNSUZLÜĞÜN MÜSLÜMANLAR </strong><strong>ARASINDAKİ&nbsp;&nbsp; İHTİLAFLARIN&nbsp;&nbsp; SEBEBLERİNDEN </strong><strong>OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>27</p>
</p>
<p>3) Ebu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namazdan evvel omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi: &#8220;Doğru durunuz, ayrı ayrı hizalarda durmayınız ki, kalbleriniz birbirine muhalefet etmesin. Akıl ve ilim sahibleri hemen arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar&#8221;, buyurdu. Ebu Mes&#8217;ud: &#8220;Siz ise bugün son derece ihtilaf üzeresiniz&#8221; buyurdu.</p>
<p>(Bu Hadisi Muslim (432) rivayet etmiştir.)</p>
</p>
<p>4) Nu&#8217;man İbnu Beşir R. A dedi ki:</p>
<p>Resûlullah S.A.V i şöyle buyururken işittim: Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah&#8217;u Teala&#8217;nın yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini muhakkak biliniz.</p>
<p><em>Bu Hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>CEMAATIN SAFLARI TESVİYE ETMESİNİ ÖĞRENENE KADAR İMAMIN SAFLARI TESVİYE EDECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p>28</p>
</p>
<p>5) Simak İbnu Harb&#8217;dan, (dedi ki:) Nu&#8217;man İbnu Beşir (R.A.)&#8217;dan işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) saflarımızı, bir okçu yaptığı okları nasıl dümdüz ederse öylece dümdüz bir hale getirirdi. Bunu ta biz anlayıp layıkıyla öğreninceye kadar yaptı durdu. Nihayet günün birinde yine namaz kıldıracağında tam tekbir getirecekti ki, göğsü saf dan dışarıya çıkmış birini gördü. Bunun üzerine: Ey Allah&#8217;ın kulları! Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah&#8217;u Teala&#8217;nın yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini biliniz&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARI DÜZELTİRKEN İMAMIN CEMAATE </strong><strong>YÜZÜNÜ DÖNMESİ BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>6) Enes (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Namaz için kamet getirilmişti, Resûlullah (S.A.V.) yüzünü bize döndü: &#8220;Saflarınızı dosdoğru ve sımsıkı tutunuz. Hakikat ben sizi, arkamdan da görüyorum&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (719) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>29</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAMIN, ARKA SAFLARI TESVİYE ETMESİ İÇİN BİRİSİNİ TAYİN ETMESİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>7) Nafi&#8217;den, (şöyle dedi:) Umer (R.A.) (namaza durmadan önce) safların tesviyesini emrederdi. Kendisine safların düzeltildiğini gelip haber verdikleri zaman tekbir alır (namaza dururdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Malik (1/158) sahih bir senedle rivayet etmiştir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>8) Malik&#8217;in amcası Ebu Süheyl İbnu Malik babasından, şöyle rivayet ediyor. Şöyle dedi: &#8220;Usman İbnu Affan ile beraber olduğum bir sırada namaz için kamet getirildi. Ben ise Usmanla konuşuyordum. Bana da ayrıyeten &#8220;Sen de safta düzgün dur&#8221; desin diye. Ben usmanla konuşmaya devam ediyordum, o da nialleri ile taşları düzeltiyordu. Ta ki safları tesviye etmek için tayin ettiği kimseler gelib safların tesviye olunduğunu haber verdiler. Ve bana da saf da düzgün dur dedi ve tekbir getirdi.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Malik (1/158) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>30</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİRİNCİ SAFIN FAZİLETİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>9) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Ön safdaki olan; (hayrı) bilse idiniz, veya bilselerdi. Kur&#8217;a atmak zaruri olurdu&#8221;. <em>(Bu hadisi Müslim (439) ve Buhari (721) rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>10) Cabir İbnu Semure (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) bizim yanımıza çıkmıştı. Buyurdular ki: &#8220;Meleklerin Rableri huzurunda saf tuttukları gibi, saf tutmaz mısınız?&#8221; Biz: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü, melekler Rableri huzurunda nasıl saf tutarlar?&#8221; dedik. Resûlullah (S.A.V.) &#8220;önceki safı tamamlarlar ve sık tutarlar&#8221; buyurdu. <em>(Bu hadisi Müslim (430) ve İbnu Mace (992)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>31</p>
<p>11) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Erkeklerin en hayırlı safları ilkleri, sevabı en az olanları da geridekilerdir. Kadınların en hayırlısı safları geridekilerdir, sevabı en az olanları da öndekilerdir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (440) Ebu Davud (678) Tirmizi (224) ve Nesei (2/93) rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>12) Ebu Said El-Hudri (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) sahabelerinin namaz saflarında gerileyişlerini gördü de onlara hitaben şöyle buyurdu: İlerleyin de bana uyun. Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir takım kimseler vardır ki, (birinci saf dan) geri kala kala nihayet Allah&#8217;u Teala da onları geriletir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (438) ve Ebu Davud (678) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİRİNCİ SAFA İLİM VE AKIL SAHİHLERİNİN DURMAĞA DAHA ÇOK HAK SAHİBİ OLDUKLARI BABI</strong></span></h3>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>32</p>
<p>13) Ebu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah&nbsp;&nbsp; (S.A.V.)&nbsp;&nbsp; namazdan&nbsp;&nbsp; evvel&nbsp;&nbsp; omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi: &#8221; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Akıl ve ilim sahibleri hemen arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (432) rivayet etmiştir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>&nbsp;</strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İLİM SAHİBİNİN BİRİNCİ SAFDAKİ BİRİSİNİ GERİYE ÇEKİP YERİNE DURABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>14) Kays İbnu Ubad &#8216;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Bir defasında ben, mescidde ilk safda bulunuyordum. Arkamdan bir adam bini sertçe geriye çekti. Sonra benim yerime geçti. Nasıl namaz kıldığımı bilemedim. Namaz bitince birde ne göreyim beni geriye çeken adam Ubeyy İbnu Ka&#8217;b imiş. Bana şöyle dedi: &#8220;Delikanlı, Allah seni kötülüklerden korusun. Benim bu hareketim Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in bize bir emridir. Bize kendi arkasına durmamızı emrederdi &#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p><em>(Bu hadisi Nesei (2/88) hasen bir senedle rivayet etmiştir. Ayrıyeten Şeyh Elbani Nesei&#8217;nin sahihinde (778) tahric etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>33</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFIN DÜZGÜN OLMASI NAMAZIN TAMAMINDAN OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>15) Enes Ibnu Malik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) saflarınızı düzeltiniz. Çünkü safların düzgünlüğü namazıa tamammdadır.</p>
<p><em>(Bu hadisiBuhari(732)Müslim (433)EbuDavud(668) ve îbnu Mace (993) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFIN DÜZGÜN OLMASI NAMAZIN GÜZELLİĞİNDEN OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>16) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, buyurdu ki: &#8220;Saffı ikame ediniz. Çünkü safın ikamesi, namazın güzelliğindendir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (722) ve Müslim (435) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARIN NASIL TESVİYE EDİLECEĞİ VE İLK </strong><strong>YAPILACAK İŞİN SAFDAKİLERİN AYNI HİZADA </strong><strong>OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>34</p>
</p>
<p>17) Ebu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namazdan evvel omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi. &#8220;Doğru durunuz, ayrı ayrı hizalarda durmayınız.&#8221; &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (436) ve Ebu Davud (664) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARIN TESVİYESİNDE GÖĞÜSLERİNDE AYNI HİZADA OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>18) Simak İbnu Harb&#8217;dan, (dedi ki:) Nu&#8217;man İbnu Beşir (R.A.)&#8217;dan, işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) saflarımızı bir okçu yaptığı okları nasıl dümdüz ederse öylece dümdüz bir hale getirirdi. Bunu ta biz anlayıp layıkıyla öğreninceye kadar yaptı durdu. Nihayet günün birinde yine namaz kıldıracağında tam tekbir getirecekti ki, &#8220;göğsü saf dan dışarıya çıkmış&#8221; birini gördü. Bunun üzerine: &#8220;Ey Allah&#8217;ın kulları! Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah&#8217;u Teala&#8217;mn yüzlerinizi ayrı ayrı şekillere çevireceğini biliniz buyurdu.</p>
<p><em>( Bu hadisi Müslim (436) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>35</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARIN SIKLAŞTIRILIP BOYUNLARINDA AYNI HİZADA TUTULACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>19) Enes İbnu Malik (R.A.)&#8217;dan (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Saflarınızı sıklaştırın. Aralarını yakınlaştırın. Boyunlarınızı bir hizaya koyun. Nefsim elinde olan Allah&#8217;a yemin olsun ki, ben safın boş kalan aralıklarından şeytanın hazef gibi girdiğini görüyorum. Hazef: Hicaz taraflarında yetişen bir nev&#8217;i koyundur.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (667) ve Nesei (2/92) sahih birsenedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARIN&nbsp;&nbsp; TESVİYESİNDE&nbsp;&nbsp; OMUZLARINDA&nbsp;&nbsp; AYNI HİZADA OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>20) Abdullah İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Saflarınızı ikame ediniz. &#8220;Omuzlarınızı hizalayın.&#8221; Aralıkları kapatın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; &#8220;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (666) Nesei (819) ve İbnu Huzeyme (1549) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>36</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARIN TESVİYESİNDE OMUZLARI, DİZ </strong><strong>KAPAKLARI VE AYAK TOPUKLARINI BİRBİRİNE </strong><strong>BİTİŞTİRME BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>21) Enes (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Saflarınızı dosdoğru tutunuz, hakikat ben sizi, arkamdan da görüyorum.&#8221;</p>
<p>(Enes şöyle dedi:) Her birimiz omuzunu, yanındakinin omuzuna, ayağını yanındakinin ayağına yapıştırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (725) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>22) Ebu Kasım El-Cedeli, Nu&#8217;man İbnu Beşir&#8217;i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) yüzünü insanlara döndürerek şöyle dedi: &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim ki, ya saflarınızı dosdoğru tutarsınız, ya da Allah kalblerinizi birbirine çevirir. Nu&#8217;man</p>
<p>37</p>
<p>İbnu Beşir (bu ikazdan sonra insanların) omuzunu, arkadaşının omuzuna, dizini arkadaşının dizine, topuğunu arkadaşının topuğuna yapıştırdığını gördüm&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (662) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARI BİTİŞTİRENE ALLAH&#8217;IN VE MELEKLERİN DUA ETTİĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>23) Aişe (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Allah&#8217;u Azze ve Celle ve Melekleri, saflardaki aralıkları bitiştirenlere dua ederler.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi İbni Huzeyme (1550) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SAFLARI&nbsp; BİTİŞTİRENLERE&nbsp; RESÛLULLAH&nbsp; </strong>(S.A.V.) <strong>DUA EDİP BİTİŞTİRMEYENLERE DE BEDDUA ETTİĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>38</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>24) Abdullah İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Saflarınızı ikame ediniz. Omuzlarınızı hizalayın. Aralıkları kapatın. Safa girmek isteyen kardeşlerinize yumuşak olunuz. Şeytanın girmesi için aralıklar bırakmayın. Ve kim safları bitiştirirse Allah ona rahmet etsin. Ve kim de bitiştirmez ise Allah&#8217;da ondan rahmetini kessin. <em>(Bu hadisi Ebu Da vud (666) Nesei (819) ve İbnu Huzeyme (1549) sahih senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ERKEĞİN&nbsp;&nbsp; TEK&nbsp;&nbsp; BAŞINA&nbsp;&nbsp; SAF&nbsp;&nbsp; OLAMAYACAĞI&nbsp; VE </strong><strong>SAFSIZ OLARAK KILMIŞ OLDUĞU NAMAZIN İADE </strong><strong>ETTİRİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>25) Vabise (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) saff gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü. Ona namazını iade etmesini emretti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (682) Tir m izi (230) İbnu Mace (1004) Ahmed (4/23) İbnu Hibban (401) ve Beyhaki (3/105) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>KADINLARIN TEK BAŞINA SAF OLABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>39</p>
<p>26) Enes Ibnu Malik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:Ben ve yetim bizim evimizde Resûlullah (S.A.V.)&#8217;m arkasında&nbsp; namaz&nbsp; kıldık.&nbsp;&nbsp; Annem&nbsp; -Ümmü&nbsp;&nbsp; Seleym&nbsp; de-arkamızda yalnız başına (saff) yapmıştı.<em>(Bu hadisi Buharı (727) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİR VEYA İKİ KiŞi HALiNDE İMAMIN NERESİNE DURULACAĞI BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>27) Cabir (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den şöyle nakletti: &#8230;&#8230;.. Hadis&#8217;in burasına uzunca zikrettikten sonra şöyle dedi</p>
<p>&#8230;&#8230;. Sonra gelib Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in sol tarafında namaza</p>
<p>durdum. Resûlullah (S.A.V.) eliyle beni tuttu ve sağ yanında dikeltinceye kadar döndürdü. Takiben Cebbar Ibnu Sahr geldi ve abdest aldı. Sonra gelib Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in solunda namaza durdu. Resûlullah (S.A.V.) ikimizinde ellerimizi tutarak bizi arkasında dikeltinceye kadar geriye itti &#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (726) muhtasaran ve Müslim (3010) rivayet etmişlerdir.</em></p>
</p>
<p>28) Ubeydullah Ibnu Abdullah (R.H.)&#8217;dan şöyle dediği rivayet olundu: Gündüz ortası Ömer tbnu&#8217;l-Hattab&#8217;ın nafile namaz kıldığı</p>
<p>40</p>
<p>bir esnada yanma girdim ve bende arkasında namaza durdum. Beni sağ hizasına getirinceye kadar kendisine yaklaştırdı. (Sonra kölesi) Yerf e gelince ben geriye doğru çekildim beraberce (Yerfe&#8217;yle Ömer&#8217;in) arkasında saf yaptık. <em>(Bu eseri Malik (1/154) ve Beğavi Şerh de (3/384) rivayet etmişlerdir, isnadı ise sahihdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İLLETEN BİNAYEN İMAMIN YANINA DURULACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>29) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) hastalığı sırasında Ebu Bekre insanlara namaz kıldırmasını emretti. Ebu Bekr namaz kıldırıyordu ki: (Urve şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) nefsinde bir hafiflik bularak (cemaata) çıktı. Ebu Bekr insanlara namaz kıldırıyordu. Ebu Bekr Resûlullah (S.A.V.) geldiğini görünce yerini terkederek gerilemeğe başladı. Resûlullah (S.A.V.) yerinde kalması için işaret etti. Resûlullah Ebu Bekr &#8216;in hizasında yanı başına oturdu. Ebu Bekr Resûlullah&#8217;ın namazını kılıyor, insanlar da Ebu Bekr&#8217;in namazını kılıyorlardı.</p>
<p><em>&nbsp;&nbsp; (Bu hadisi Buharı (683) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>41</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>DUVAR&nbsp;&nbsp; VEYA&nbsp;&nbsp; PERDE&nbsp;&nbsp; ARKASINDANDA&nbsp;&nbsp; İMAMA İKTİDA OLUNABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>30) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) geceleyin odasında namaz kılıyordu. Odanın duvarı alçak olduğundan dışarıdan insanlar Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namaz kıldığını gördüler. Bazıları gelib Resûlullah iktida edip namaz kılmaya başladılar. Sabahleyin bunu herkese anlattılar. Bunu duyanlarda ikinci gece gelib, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;m arkasında namaza durdular. Bunu iki veya üç gece yaptılar. Bundan sonra Resûlullah (S.A.V.) ayakta namaz kılmayı terkederek oturdu. Sabahleyin Resûlullah (S.A.V.) neden böyle yapıldığı soruldu. De ki: Gece namazının üzerinize farz olmasından korktuğum için yaptım dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhar i (729) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>42</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİ DİREK ARASINDA SAF TUTMANIN YASAK OLDUĞU BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>30) Muaviyetu&#8217;bnu Kurre, babasından şöyle rivayet etti: Kurre (R. A.) dedi ki: Biz Resûlullah (S.A.V.) zamanında (safları kestiği için) direkler arasına saf tutmaktan nehy olunurduk. (Tutan görüldüğü zaman da) şiddetle uzaklaştırılırdık.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Mace (1002) İbnu Huzeyme (1567) îbnu Hibban (400) Hakim (1/218) Bey haki (3/104) Tayalisi (1073) ve Taberani kebirde (19/31) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZ BABLARI</strong></span></h2>
</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NİYYET BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>1) Umer İbnu&#8217;l-Hattab (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Ameller (in kıymeti) ancak niyyete göredir. Bir kimsenin niyyet ettiği ne ise eline geçecek olan da ancak odur. Artık her kimin hicreti Allah&#8217;a ve Resûlü&#8217;nün rızasına yönelmiş ise, onun hicreti Allah&#8217;a ve Resûlü&#8217;nedir. Her kim de nail olacağı bir dünyalığa veya evleneceği bir kadından dolayı hicret etmişse, onun hicreti de hicretine sebeb olan şeyedir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (l ) ve Müslim (1907) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İZAH</strong></span></h4>
<p>Bu hadis&#8217;i şerif niyyetin, bütün ibadetlerde birer rükun olduğunun delilidir. İmam&#8217;ı Safi&#8217; ve onun gibi bazı imamların ifadesi ile niyyet İslâm&#8217;ın üçte biridir, bazılarına göre de dörtte biridir denilmiştir.</p>
<p>Niyyet; Halik&#8217;ı Kainat&#8217;a takdim edilen ibadetin ruhudur. Mahalli ise kalbdir. Lisan ve cevarihin amelleri ne olursa olsun, itibar kalbdeki niyyetedir. Hadis&#8217;i şerifin mânâsı ve varid oluş sebebi bunu açıkça ifade etmektedir.</p>
<p>&#8220;Muhacir&#8217;i Ümmü Kays&#8221;u denilen şahsın sevmiş olduğu kadın Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye hicret edince, o da Ümmü Kays denilen bu kadınla evlenebilmek için, Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye</p>
<p>47</p>
<p>hicret eder. Zahiren Allah ve Resulü için hicret eder görünen bu şahsın kalbindeki niyyeti ise, Ümmü Kays ile evlenmekti. Her ne kadar, Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye gelerek birçok meşakket çekmiş ise de Allah ve Resulü için hicret edenlerden olamamıştır. Esas niyyeti açığa çıktıktan sonra, herkes ona &#8220;Muhacir &#8216;i Ümmü Kays&#8221; demeğe başlamıştır.</p>
<p>Niyyet; Allah&#8217;a takdim edilen ibadetteki, kalbin nasibidir. Kalb bundan mahrum edilir ve bu amel lisanla yapılmağa kalkışılırsa lisana vazifesi olmayan bir ibadet yüklenilmiş olur. Tabi&#8217; lisan bunu beceremiyeceği için ibadeti ifsad edecektir.</p>
<p>Niyyet; yapılacak ibadetin keyfiyeti ile zihni meşkul etmektir. Böylelikle yapılan ibadetten mütelezziz olunsun.</p>
<p>Niyyetin keyfiyeti: Telaffuz etmeden, kalbden eda edilecek ibadetin keyfiyetini düşünerek bütün azaları bu ibadete hazır etmektir.</p>
<p>Niyyetin teleffuz edilmesi bid&#8217;attır. Onun sünnet olduğu kabul etmekte başka bir bid&#8217;attır. Musallinin namaza başlarken lisanla yapmış olduğu ilk amel, Allah&#8217;u Ekber lafzı ile namaza başlamaktır. Tekbir bahsindeki Aişe hadisi buna delildir.</p>
</p>
<p>Şakik (R.H.) tbnu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;nun şöyle dediğini rivayet etti. Kim bir şey taleb ederek hicret ederse ona taleb ettiği vardır (ve sonra devam ederek) dedi ki; adamın birisi Ümmü Kays denilen bir kadınla evlene bilmek için hicret etti (ondan sonra o kişiye) Muhaciru Ümmi Kays denilmeye başlandı.</p>
<p>48</p>
<p><em>Bu esiri Taberani kebirde (8540) rivayet etmiştir. Heysemi Mecmau &#8216;z-Zevaid&#8217;de 3/102 bu eserin ra vileriSahih &#8216;in ricalidir demiştir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İFTİTAH TEKBİRİNİN VUCUBİYETİ BABI</strong></span></h3>
<p>3) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) (namazını beceremeyen adama, namazı tarif ederken) şöyle dedi: &#8220;Namaza kalktığın vakit ihram tekbirini al&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (793) Müslim (397) Tirmizi (303) Nesei (2/123) ve İbnu Mace (1060) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>4) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaza <strong>Allah&#8217;u Ekber</strong> (lafzı) ile, başlardı. <em>(Bu hadisi Müslim (498) rivayet etmiştir.) </em>Bu hadis&#8217;i şerifler musallinin namaza başlarken telaffuz ettiği ilk kelimenin Allah&#8217;u Ekber lafzı olduğuna delildir.</p>
<p>5) Ali (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Namazın anahtarı taharettir. Tahrimi tekbirdir. Ve tahlili de teslimdir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadi si A h m ed (1/123/129) Ebu Da vud (61) Tirmizi (3) İbnu Mace (275) Safi (1/69) Darımı (1/138) Hakim (1/132) Tahavi (1/161) ve Beyhaki (2/173) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>49</p>
<p>(Tahrimi tekbirdir) sözünden maksad, <strong>Allah&#8217;u Ekber </strong>lafzını söyledikten sonra namazın haricindeki hareketler musalliye haram olur.</p>
<p>(Tahlili &#8216;de teslim &#8216;dir) sözünden maksad, selam verdikten sonra tekbirle musalliye haram olan her şey helal olur.</p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TEKBİRDE ELLERİN NE ZAMAN KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen &#8220;tekbirle beraber&#8221; kaldırırdı.</p>
</p>
<p>6) Malik İbnu&#8217;l-Huveyris (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) tekbir aldığı vakit ellerini kulakları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (391) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen &#8220;tekbirden önce&#8221; kaldırdı.</p>
</p>
<p>7) Abdullah İbnu Umer (R.A.) şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaza durduğu vakit ellerini omuzları hizasına vardırıncaya kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (390) ve Ebu Davud (722) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazende &#8220;tekbirden sonra&#8221; kaldırırdı.</p>
<p>50</p>
</p>
<p>8) Ebu Kılabe, Malik İbnu&#8217;l-Huveyris&#8217;i, namaz kılarken gördüğünü haber vermiştir: Malik İbnu&#8217;l-Huveyris namaza durduğu zaman tekbir alır, sonra ellerini kaldırırdı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>Sonra işte Resûlullah (S.A.V.) böyle yapardı diye tahdis etti.</p>
<p><em>(Bu hadis Buhari (739) ve Müslim (391) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ELLERİN KALKIŞ ESNASINDAKİ HALİNİ BEYAN BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>9) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) (tekbir alıp) namaza girdiği vakit ellerini dik olarak kaldırırdı.<em>(Bu hadisi Ebu Davud (73S) ve Tirmizi (239) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>10) Said İbnu Sem&#8217;an&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Biz Verik oğullarının mescidinde iken yanımıza Ebu Hureyre (R.A.) çıka geldi. Ve şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) üç şey yapardı ki, insanlar bunları terkettiler. Resûlullah (S.A.V.) namaza kalktığı zaman, (ravi) Ebu Amir (Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;nun nasıl gösterdiğini tarif ederken) eliyle işaret ederek şöyle dedi:</p>
<p>51</p>
<p>(Tekbiriçin ellerini kaldırdığında) parmaklarını ne çok açardı. Ve ne de çok bitiştirirdi. Ve (sonra) dedi ki: Ebu Zi&#8217;bu da bize böyle gösterdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Nesei (2/95) İbnu Huzeyme (459) Beyhaki (2/27) ve Hakim Müstedrekinde sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ELLERİN NEREYE KADAR KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen &#8220;omuzlan hizasına&#8221; vardınncaya kadar kaldırırdı.</p>
</p>
<p>11) Abdullah İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in (namaz kılışım) gördüm. Namaza durduğu zaman, ellerini omuzlan hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (390) ve Ebu Davud (722) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen &#8220;kulakları hizasına&#8221; vardırıncaya kadar kaldırırdı.</p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>12) Malik Ibnu&#8217;l-Huveyris (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) tekbir aldığı zaman, ellerini kulakları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (391) ve Ebu Davud (726) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>52</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ellerini, bazen de ‘kulakları üstü’ hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı.</p>
<p>13) Katade&#8217;nin rivayetinde ise şöyledir. Malik İbnu&#8217;l-Huveyris (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namaz kılarken görmüştür. Malik burada: Resûlullah (S.A.V.) ellerini kulaklarının üstü hizasına vardırıncaya kadar kaldırdı demiştir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (391) ve Ebu Davud (745) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ELLERİ KALDIRIRKEN PARMAKLARI KULAK MEMELERİNE DEYDİRME RİVAYETİNİN ZAYIFLIĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>Elleri kaldırırken baş parmak uçlarını kulak memelerine deydirmenin, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in sünnetinde yeri yoktur. Sahih olan ise yukarıdaki hadislerde zikredilen üç şekildir. Baş parmak uçlarım kulak memelerine deydirenlerin delili ise, senedi <strong>&#8220;Münkatı&#8221; </strong>olan, aşağıda zikredeceğimiz <strong>&#8220;Zayıf Rivayet&#8217;tir.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>14) Abdu&#8217;l-Cebbar İbnu Vail&#8217;den: Babasının şöyle rivayet ettiğini haber verdi: Babası dediki: Resûlullah (S.A.V.) namazda (el kaldırdığında) baş parmak uçlarını kulak memelerine değdirdiğini gördüm.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (737) ve Nesei (2/123) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.</em>)</p>
<p>53</p>
<h5 style="text-align: left;"><strong>İZAH</strong></h5>
<p>Bu rivayetin zayıf olmasının sebebi, rivayetin ravilerinden olan, &#8220;Abdu&#8217;l-Cebbar, İbnu Vail&#8217;in babasından hadis işitmeyişidir. İbnu Hacer <strong>&#8220;Takrib&#8221;</strong>de Abdu&#8217;l-Cebbar için babasından rivayeti <strong>Mürsel&#8217;dir </strong>diyor.</p>
<p>Ehlince ma&#8217;lumdur ki: Zayıf rivayet dinde hüccet değildir. Yani &#8220;Zayıf Rivayet &#8220;le amel olunmaz.</p>
</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZIN KIYAMINDA SAĞ ELİ SOL KOL ÜZERİNE KOYMANIN VUCUBİYETİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>15) Sehl İbnu Sa&#8217;d (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>(Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in zamanında) insanlar namazlarında, sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla emrolunurlardı.</p>
<p><em>(Bu&nbsp; hadisi Buharı&nbsp; (740)&nbsp;&nbsp; ve&nbsp; Malik&nbsp; (1/159)&nbsp; rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>16) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Biz Enbiya&#8217;lar topluluğu, suhur&#8217;u geciktirmekle, iftarda acele etmekle ve namazda da sağ ellerimizle sollarımızı tutmakla emrolunduk.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Hibban (1761) ve Taberani Evsatta (1/100) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.) .</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>54</p>
</p>
<p>17) İbnu Mes&#8217;ud R.A. dan, (şöyle:) (bir gün) sol elimi sağ elimin üstüne koyduğum bir halde namaz kılıyordum Resûlullah beni (bu halde) görünce, sağ elimi alıp sol elimin üzerine koydu.</p>
<p><em>Bu Hadisi Ahmed () ve Ebu Da vud (755) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDA ELLERİ SAĞ SOLUN ÜSTÜNDE GÖĞSÜN ÜZERİNE KOYMA BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>18) Hulbu&#8217;t-Tai (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namazdan çıkarken, önce sağına sonra soluna selam verdiğini ve bunları (yani elleirini) göğsüriün üzerine koyarken gördüm. Yahya bunu, sağı solun üstünde mafsal üzerine koymak olarak tavsif etti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (5/226) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>55</p>
<p>19) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldım. Sağ elini, sol elinin üstünde göğsünün üzerine koydu.</p>
<p>Bu hadisi Ibnu Huzeyme (479) Beyhaki Süneninde (2/30) ve <strong>Bezzar </strong>hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.</p>
</p>
<p>20) Tavus mürsel olarak Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den şöyle rivayet ediyor. Resûlullah (S.A.V.) namazda sağ elini sol elinin üstünde sıkıca tutarak, göğsünün üzerine koydu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (759) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ELLERİN GÖĞSÜN ÜZERİNDEKİ KEYFİYETİNİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>21) Sehl İbnu Sa&#8217;d (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) (Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in zamanında) insanlar namazlarında, sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla emrolunurlardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (740)&nbsp;&nbsp; ve Malik (1/159) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>56</p>
</p>
<p>22) Asım İbnu Kuleyb&#8217;den, şöyle dedi: Babam bana tahdis etti ki: Ona da Vail haber vermiş. Vail İbnu Hucr şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in nasıl namaz kıldığını görmek için ona baktım. Namaza kalktı. Ellerini kulakları hizasına kadar kaldırarak tekbir getirdi. Sonra sağ elini sol elinin üzerine, bileğinin üzerine ve dirseğine yakın olarak koydu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (4/318) Nesei (2/126) ve İbnu Huzeyme (480) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDA&nbsp; ELLERİ&nbsp; GÖBEĞİN&nbsp;&nbsp; ALTINA BAĞLAMANIN SAHİH OLMADIĞI BABI</strong></span></h4>
<p>Namazda elleri göbeğin altına bağlama ameli, senedi zayıf olan bir rivayete dayanmaktadır. Hancfilerin ameli bu zayıf rivayet üzeredir. Halbuki Hanefi ulemasından, <strong>Umdet&#8217;ul-Kari </strong>sahibi <strong>Ayni ve Nasbu&#8217;r-Raye </strong>sahibi <strong>leyle&#8217;i </strong>(R. H.) bu rivayetin isnadının sahih olmadığına kaildirler. İleride zikredeceğimiz gibi hadis ulemasının cumhuru da bu rivayetin zayıflığında ittifak etmişlerdir. Resûlullah (S.A.V.) sabit olan amel, elleri göğsün üzerine koymaktır.</p>
<p>Hanefilerin delilleri olan zayıf rivayetler şunlardır.</p>
</p>
<p>57</p>
<p>23) Ebu Cuheyfe&#8217;den, (şöyle dedi:)</p>
<p>Ali (R. A.) namazda sünnet olan, sağ eli sol elin üzerinde göbeğin altına koymaktır dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (1/110) ve Ebu Davud (756) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir. </em>)</p>
<p>1) Bu hadis Ebu Davud&#8217;un İbnu&#8217;l-Arabi nüshasından başka nüshalarında sabit değildir.</p>
<p>Ve senedinde, Abdurrahman İbnu İshak El-Kufi El- Vasili vardır. Ebu Davud, ahmed İbnu Hanbel&#8217;in İshak için zayıf dediğini işittim dedi. Ebu Talib, Ahmed İbnu Hanbel&#8217;den naklederek İshak hiç bir şey değildir, hadisi münkerdir dedi. Edduri, İbnu Main&#8217;den, İshak zayıf dır dedi.</p>
<p>İbnu Saad, Ya&#8217;kub İbnu Süfyan, Ebu Davud, Nesei ve İbnu Hıbban, İshak için zayıfdır dediler. Buhari &#8220;fihi nazar&#8221; (onda şübhe vardır) dedi. İbnu Huzeyme, İshak&#8217;ın hadisiyle amel olunmaz dedi. Ebu Hatim, İshak&#8217;ın hadisi münkerdir, onunla amel olunmaz dedi. Beyhaki, İshak hadis de metruk&#8217;tur dedi.</p>
<p>2) Ve yine senedinde, Ziyad İbnu Zeyd El-A&#8217;sem El-Kufi vardır ki: Ebu Hatim onun için meçhuldür dedi. Ziyad &#8216;in Ebu Davud&#8217;da bir tek hadisi vardır. O da yukarıda Ali (R. A.)&#8217;dan olan rivayetidir.</p>
<p>Yine onların delillerinden başka bir zayıf rivayet.</p>
</p>
<p>24) Ebu Vail&#8217;den, şöyle dedi Ebu Hureyre (R. A.) namazda ellerin vaziyeti, biri öbürkünün üzerinde göbeğin altına koymaktır dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (758) zayıf bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>58</em></p>
<p>Bu rivayetin senedinde de Abdurrahman ibn İshak vardır. Terceme&#8217;i hâlini yukarıda zikrettik.</p>
<p>Yine onların delillerinden başka bir zayıf rivayet.</p>
</p>
<p>25) İbnu Cerir, babasından Ali (R.A.)&#8217;nun sağ eli ile sol bileğini tutarak göbeğinin üzerine koyarken gördüğünü haber verdi,</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (757) zayıf bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>Bu rivayetin senedinde de Ali (R.A.)&#8217;dan rivayet eden Cerir Ed-Dabbi vardır ki. Ali (R.A.)&#8217;dan rivayeti bilinmiyor.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi, Meşhur Hadis âlimlerinin ittifıakı ile, Hanefılerin delili olan &#8220;göbek altına veya üstüne&#8221; el bağlama rivayeti zayıfdır. Ve bu rivayet ile amel edilemiyeceği açık bir gerçektir.</p>
<p>Ebu Hanife (R.H.) tabi olduklarını iddia eden arkadaşlara, İbnu Abidin haşiyesinde, Ebu Hanife (R.H.) isnad edilen şu sözü hatırlatmakta faide görürüz. (1/63) &#8220;Hadis sahih oldumu işte benim mezhebim odur.&#8221; Aklı selim olan kişiye, İmam&#8217;ının bu sözü kâfidir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İHRAM TEKBİRİ İLE KIRA’AT ARASINDA NE OKUNACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>59</p>
<p>26) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaz başlangıçlarında iftitah tekbiri aldığı zaman kıra&#8217;attan evvel biraz sükut ederdi. Dedim ki: &#8220;Yâ Resûlallah! Anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıra&#8217;at arasındaki şu sukutunda, ne yaptığını bana haber verir misin?&#8221; dedim. Şöyle derim buyurdu.</p>
<p><strong>Allahumme baid beyni ve beyne hatayaye kema baadte beyne&#8217;I-meşrikı ve&#8217;I-mağrib.</strong></p>
<p><strong>Allahumme nakkini min hatayaye kema yunakka&#8217;s-sevbu&#8217;l-ebyadu mine&#8217;d-denes.</strong></p>
<p><strong>Allahümm&#8217;e-ğsilni min hatayaye bi&#8217;s-selci ve&#8217;I-mai ve&#8217;l-bered.</strong></p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Benimle hatalarımın arasını uzaklaştır. Tıpkı doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi.Ey Allah&#8217;ım! Beni hatalarımdan temizle. Tıpkı beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi.Ey Allah&#8217;ım! Beni hatalarımdan, karla, su ile ve soğuk su ile yıka.<em>(Bu hadisi Buharı (744) Müslim (598) Ebu Da vud (781) ve Nesei (2/129) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Farz namazlarda okunan <strong>İftitah </strong>dualarından birinde bu duadır ki: Halkın okuya geldiği <strong>Subhaneke&#8217;nin </strong>farzlarda okunacağına hiç bir delil yoktur. Yukarıdaki hadis&#8217;i şerifin istidlal vechi ise, Ebu Hureyre (R.A.) Resûlullah (S.A.V.) tekbirden sonra sukut etteğini söylemekle, görmüş olduğu sukutun farz bir namaz olduğu zahirdir. Zira nafile kılmış olsa idi kıra&#8217;atı sırrı olurdu.</p>
<p>60</p>
<p>27) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaz başlangıçlarında iftitah tekbiri aldığı zaman şöyle derdi:</p>
<p><strong>&#8220;Subhaneke&#8217;llahumme ve bihamdike ve tebareke&#8217;smuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruk.&#8221;</strong></p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Seni hamdin ile tesbih ve tenzih ederim. İsmin mübarektir. Azametin yücedir. Ve senden başka ilah yoktur.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (776) Tirmizi (243) Nesei (2/132) İbnuMace (804) Ahmed (3/50) Pare Kutni (1/1 12) ve Hakim (1/235) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>28) Enes (R.A.)&#8217;dan, (şöyle demiştir:)</p>
<p>Bir zat, (yapmış olduğu hareketli yürüyüşten) nefesi sıkıştırmış olarak geldi ve safa dahil oldu. Müteakiben: <strong>&#8220;Elhamdu lillahi hamden kesiran tayyiben mübareken fih&#8221;</strong></p>
<p>Allah&#8217;a, hayrı çok ve devamlı bol bol hamd olsun, dedi: Resûlullah&nbsp; (S.A.V.)&nbsp;&nbsp; namazını&nbsp;&nbsp; bitirince:&nbsp;&nbsp; &#8220;Şu&nbsp;&nbsp; kelimeleri</p>
<p>61</p>
<p>söyleyen, hanginizdi?&#8221; diye sordu. Cemaat sukut etti. Resûlullah (S.A.V.) tekrar: &#8220;O sözleri söyleyen hanginizdi?&#8221; Zira kötü bir şey demiş değil buyurdu. Bunun üzerine cemaatten birisi: (Cemaata yetişmek için hızlı yürüdüm) Beni nefesim sıkıştırdı da (soluyarak) geldim ve (cemaate yetiştiğim için) o kelimeleri söyledim dedi. Resûlullah (S.A.V.): &#8220;Vallahi on iki melek gördüm ki, bu sözü hangisi Hakkın huzuruna çıkaracak diye birbirleriyle yarış ediyorlardı&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (600) ve Ebu Davud (763) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>KIRAAT&#8217;TAN ÖNCE TEAVVÜZ&#8217;ÜN VUCUBİYYETİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>29) Kur&#8217;ân okuyacağın zaman, o koğulmuş şeytandan Allah&#8217;a sığın.</p>
</p>
<p>30) Ebu Said El-Hudri (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) gece namazına (rivayette namaza) kalktığı zaman tekbir alır: Sonra (iftitah duasının okur ve kıraattan&nbsp;&nbsp; önce)&nbsp;&nbsp; &#8230;..&nbsp; <strong>Euzü&nbsp;&nbsp; billah&#8217;s-semi&#8217;i-1-alimi</strong> <strong>min&#8217;e-ş- şeytan&#8217;i-r-racim min hemzihi ve nefhihi ve nefsih </strong>derdi.</p>
</p>
<p>62</p>
<p>Hakkın rahmetinden kovulmuş şeytandan, onun vesvesesinden, kuruntusundan, büyüsünden, Semi&#8217;i (her şeyi işiten) ve Alim (her şeyi bilen) Allah&#8217;a sığınırım.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (775) Tirmizi (242) İbnu Mace (807) İbnu Hibban (1771) Dare-Kutni (1/298) ve Hakim (1/235) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BESMELENİN GİZLİ OKUNACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>31) Enes İbnu Malik (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) Ebu Bekr, Umer ve Usman ile namaz kıldım hiç birisinin <strong>Besmele&#8217;yi </strong>açıktan okuduğunu duymadım.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (743) Müslim (299) Tirmizi (244) Ahmed (3/264) ve Nesei (2/264) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Aişe (R.A.)&#8217;dan (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) kıraatini <strong>EI-Hamdu Lillah </strong>ile açardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Abdurrezzak Cami&#8217;inde () rivayet etmiştir. El Kenz (22050))</em></p>
<p>Besmelenin sırrı gizli okunma mes&#8217;elesi Şafi&#8217;iler hariç bütün mezhebler arasında ittifak edilmiş bir mes&#8217; eledir. Bununla beraber, bazıları bazı rivayetlere dayanarak Besmelenin sesli okunacağı kanaatini savunmaktadırlar. Biz burada bunun münakaşasını yapacak değiliz. Sadece faideli gördüğümüz birkaç noktayı zikretmeyi münasib gördük.</p>
<p>Ma&#8217;lumdur ki: Enes (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in Medine&#8217;ye gelişinden vefatına kadar, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e hizmet etmiş. Hadarda ve seferde, hatta haceti için bile gittiği</p>
<p>63</p>
<p>vakit yanında su götürerek Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den ayrılmamıştır. Hicabdan önce hane&#8217;i saadete bile rahatlıkla girib çıkardı. Enes (R.A.)&#8217;nun bu refakatına rağmen hiç mümkün müdür ki, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in besmeleyi cebrettiğini duymasın. Ve yine Ebu Bekr, Umer ve Osman (R.A.)&#8217;un arkalarında namaz kıldığını da ifade etmesi mes&#8217;elemizi ayrıca te&#8217;yid eder.</p>
<p>Ibnu Teymiye (R. H.) diyor ki: İlim ehli ittifak etmişlerdir ki, Besmelenin açıktan okunacağına dair sahih bir nas yoktur. Fakat senedi sahih olmayan rivayetler mevcuddur. Sa&#8217;lebi diyor ki: Dare Kutni (R.H.)&#8217;a Besmelenin cehri söylenib söylenmeyeceğine dair sorulduğunda, şöyle cevab verdi. Besmelenin açıktan söyleneceğine dair Resûlullah (S.A.V.) sahih bir rivayet varid olmamıştır. Fakat sahabelerden ise sahih olanda vardır zayıf da.<em>(Sülasiyatı müsnedi İmam Ahmed 204)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>32) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Allah Resulü (S.A.V.) Bismillahirrahmanirrahimi (sesli) okuduğu zaman müşrikler alay ederek Muhammed Yemame&#8217;nin efendisini (Müseyleme&#8217;yi) anıyor, Müseyleme er-Rahman, er-Rahim ismiyle tesmiye olunuyordu. Bu âyet indikten sonra Allah Resulü Besmele&#8217;nin açıktan okunmamasını emretti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Taberani &#8216;Kebirde ( ) ve Evsat&#8217;ta rivayet etmiştir. Heysemi Mecmauz&#8217;Zevaid&#8217;de (2/108) ravileri sağlam, raviler demiştir.)</em></p>
<p>64</p>
</p>
<p>33) Aişe R.A.&nbsp; dan (şöyle dedi:) Rasulullah (S.A.V.) kıratı, El-Hamdu Lillah ile açardı.</p>
<p><em>(Bu Hadis&#8217;i Abdurrezzak Cami&#8217;inde ( ) rivayet etmiştir. El-Kenz (22050))</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>HER REK&#8217;ATTE FATİHA&#8217;YI OKUMANIN VUCUBİYYETİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>34) Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Her kim ki, &#8220;Fatiha&#8217;t-ul-KitabV okumazsa önün namazı yoktur.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (756) Müslim (394) Ebu Davud (822) Tirmizi (247) Nesei (2/137) ve İbnu Mace (837) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>35) Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Bir sabah namazında Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in arkasında idik. Resûlullah (S.A.V.) Kur&#8217;ân okurken, kıra&#8217;ati ona ağırlık verdi. Namazdan bitince (cemaata hitaben) zannedersem sizler imamınızın</p>
<p>65</p>
<p>arkasında (Kur&#8217;ân) okuyorsunuz dedi? Biz de evet ya Resûlallah hızlıca (size yetişe bilmek için okuyoruz) dedik. Resûlullah (S.A.V.) imamınızın arkasında <strong>&#8220;Fatiha&#8217;dan&#8221; </strong>başka bir şey okumayın, zira <strong>&#8220;Fatiha&#8217;yı&#8221; okumayanın namazı yoktur&#8221; </strong>dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisiAhmed (5/316/322) Ebu Davud (823) Tirmizi (311) Nesei (2/141) Buharı Cüz&#8217;ünde (60/226) Dare Kutni (l/318)İbnuHibban (1776) Hakim (l/238)BeyhakiSüneninde (2/164) veKıra&#8217;atta (98) îbnu EbiŞeybe (1/373) ve Tahavi (1/215) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>36) Reca îbnu Hayve&#8217;den, şöyle dedi:</p>
<p>Bir gün Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;nun yanı başında namaz kılıyordum ki, imamın arkasında <strong>(Fatiha&#8217;yı) </strong>okuduğunu duydum. Namazı kıldıktan sonra, dedim ki: &#8220;Ya Eba Velid, sen imamla olduğun halde arkasında <strong>(Fatiha&#8217;yı) </strong>okuyor musun? dedi ki: Yazıklar olsun sana <strong>(Fatiha&#8217;sız) </strong>namaz yoktur (bilmez misin?)</p>
<p><em>(Bu hadisi Abdurrazzak (2771) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit İbni Kays İbni esram Ibni Fihr Ibni Sa&#8217;lebe el-Ensari el-Hazreci: Birinci ve ikinci akabe biatında hazır bulunanlardandır. Bedr, Uhud ve Hendek dahil Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in iştirak ettiği bütün gazalarda hazır bulunmuştur.</p>
<p>Muhammed İbnu Ka&#8217;b el-Kurazi, Allah Resûlü&#8217;nün zamanında Ensar&#8217;dan beş kişi Kur&#8217;ân&#8217;ı ezberlemişlerdir.</p>
</p>
<p>66</p>
<p><strong>Bunlar </strong>Muaz îbnu Cebel, Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit, Ubey İbnu Ka&#8217;b, Ebu Eyyub ve Ebu&#8217;d-Derda (R.A.) diye haber vermiştir.</p>
<p>Aynı zamanda Ubade&#8217;t-İbun es-Samit (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in zamanında, Eshab&#8217;ı Suffa&#8217;ya Kur&#8217;ân öğretirdi.</p>
<p>Müslümanlar, Şam&#8217;ı feth edince Hz. Umer (R.A.) kendisini müslümanlara Kur&#8217;ân ve Fıkıh öğretmesi için Şam&#8217;a yollamıştır.</p>
<p>Evzai (R.H.) Filistin&#8217;e tayin olunan ilk kadı Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit (R.A.)&#8217;dır dedi.</p>
<p>Sahih olan kavle göre, Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit (R.A.) Filistin&#8217;in Rumeyle kasabasında hicri otuz dört senesinde yetmiş iki yaşında iken vefat etmiştir.</p>
<p>37) Enes tbnu Malik (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) ashabına namaz kıldırdı. Namazdan bitince, yüzünü ashabına çevirerek dedi ki: İmam okuduğu halde siz de (arkasında) namazlarınızda okuyor musunuz? Hepsi sukut ettiler. Resûlullah (S.A.V.) bu sorusunu üç kere tekrar etti. Birisi dedi ki: Veya birkaçı dediler ki: Evet Yâ Resûlullah biz bunu yapıyoruz. Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Bunu yapmayın. Sizden biriniz imamın arkasında, içinden olmak üzere sadece <strong>&#8220;Fatiha&#8217;yı&#8221; </strong>okusun.</p>
<p><em>Bu hadisi Buharı Cüz&#8217;ünde (224) Dare-Kutni (1/340) Tahavi (1/218) Abdurrezzak (2765) Beyhaki Kitab &#8216;ul-Kıra &#8216;atta (121) Süneninde (2/166) Hatib (13/176) Ebu Ya&#8217;la ve Taberam &#8216;Evsafta Mec-Mauzzevaid (2/110) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>67</p>
<p>Enes İbnu Malik (R.A.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in Medine&#8217;ye hicretle şeref verdiklerinde, annesi Ummü Suleym tarafından Allah Resulüne hediye olarak verilir. Hatta rivayette naklolunmaktadır ki: Resûlullah (S.A.V.) Medine&#8217;ye şeref verdiklerinde her kes Allah Resûlü&#8217;ne (S.A.V. )&#8217;e bir hediye takdim eder. Hediye edecek hiç bir şeyi olmayan Ummü Suleym ise, Enes&#8217;i kolundan tutarak Allah Resûlü&#8217;nün huzuruna varır der ki: Yâ Resûlullah benim başkaları gibi size takdim edecek hiç bir şeyim yok. Fakat bu oğlum Enes&#8217;dir kendisini hizmetinize kabul buyurun der.</p>
<p>Enes (R.A.) o esnalarda on yaşlarında bulunuyordu. Allah Resûlü&#8217;nün âhirete irtihaline kadar, hadarda, seferde, haceti için bile gittiğinde yanında su taşıyarak yanından ayrılmadan Sahib&#8217;i Risalete hizmet etmiştir.</p>
</p>
<p>38) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Fatiha&#8221; okunmayan namaz yeterli değildir. Dedim ki: (Peki Yâ Resûlullah) eğer imamın arkasında olursam? dedi ki: Elimden tutarak &#8220;Fatiha&#8217;yı&#8221; içinden (kendi kendine) oku buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (490) ve İbnu Hibban (1780) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>68</p>
<p>39) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, ^öyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Her kim ki namaz kılar da o namazında &#8220;Ümmü&#8217;I-Kur&#8217;ân&#8217;ı&#8221; okumazsa, o namaz güdüktür sonra güdüktür, (yani) tamam değildir dedi. (Müslim&#8217;in rivayetinde ise bu sözü üç kere tekrar etti şeklinde gelmiştir.)</p>
<p>(Ravi diyor ki:) Bunun üzerine dedim ki: &#8220;Ya Eba Hureyre! İmam sesli okuduğunda nasıl yapayım? &#8220;Fatiha&#8217;yı&#8221; içinden okursun&#8221; dedi.</p>
<p>Zira ben Resûlullah (S.A.V.) işittim ki: Şöyle buyurdu. Allah&#8217;u Teâla buyurdu ki: Ben &#8220;Fatiha&#8217;yı&#8221; benimle kulum arasında yarı yarıya taksim ettim. (Yarısı benim yarısı kulumundur.) Ve kulumun istediği onundur.</p>
<p><strong>&#8220;Kul,&nbsp;&nbsp; Elhamdu&nbsp;&nbsp; lillahi&nbsp;&nbsp; Rabbi&#8217;l-alemin&nbsp;&nbsp; dediği&nbsp;&nbsp; zaman</strong></p>
<p>69</p>
<p>Allah&#8217;da: Kulum bana hamd etti der. Kul, <strong>Errahmanirrahim </strong>dediği zaman, Allah&#8217;da: Kulum beni sena etti der. Kul, <strong>maliki yevmiddin </strong>dediği zaman, Allah&#8217;da: Kulum beni temcid etti (ve bir defada: Kulum bana tefyiz eyledi) dedi. (Ve buraya kadar benim.) Kul <strong>iyyake na&#8217;budu ve iyyake neste&#8217;in </strong>dediği zaman, Allah: Bu kulumla benim aramda ve kulumun istediği hakkıdır der. Kul <strong>İhdina&#8217;s-sırata&#8217;l-mustekim sıratallezine en&#8217;amte aleyhim ğayri&#8217;l-meğdubi aleyhim ve-la&#8217;d-da-lin </strong>dediği zaman, Allah: İşte bu kulumundur ve kulumun istediği hakkıdır&#8221; buyurur.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (395) Ebu Davud (821) İbnu Mace (838) Malik (1/84) İbnu Huzeyme (489) İbnu EbiŞeybe (1/375) İbnu Hibban (l 775) Buharı Cüz &#8216;ünde (l 5/68/65/72) Abdurrezzak (2767) Ebu A vane (2/138) Beyhaki Süneninde (2/38) ve Kibul Kıraat &#8216;da (52) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>40) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: <strong>&#8220;Her kim ki &#8220;Fatiha&#8217;t-uI-Kitab&#8217;ı&#8221; </strong>okumazsa onun namazı yoktur.&#8221;<em>(Bu hadisi Beyhaki Kitab &#8216;ul, Kıraatta (86/87/88) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>41) İbnu Cureyc&#8217;den, şöyle dedi: Bana Nafi&#8217;i, İbnu Umer (R.A.)&#8217;nun farz namazlarından &#8220;Fatiha&#8221; okumadık hiç bir rek&#8217;at bırakmadığını haber verdi.<em>(Bu hadisi A bdurrezzak (2625) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>70</p>
<p>42) Abdullah İbnu Amr (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: <strong>&#8220;Fatiha&#8217;t-ul-Kitab&#8217;ın&#8221; </strong>okunmadığı her namaz güdüktür, güdüktür.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Mace (841) Ahmed (2/204/215) Buhari Cüz &#8216;ünde (l 4) ve Beyhaki Kitab &#8216;ul-Kıraat &#8216;ta (84/85) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>43) Abdullah İbnu Amr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) (ashabına hitaben) benim arkamda olduğunuz halde (Kur&#8217;ân) okuyor musunuz diye sual etti? (Sahabeler) dediler ki: Evet Yâ Resûlullah sür&#8217;atli bir şekilde okuyoruz. (Bu cevab üzerine) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: (İmamın arkasında) &#8220;Fatiha&#8217;dan&#8221; başka bir şey okumayın.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari Cüz&#8217; ünde (57) ve Beyhaki Kitab&#8217;ul-Kıraatta (l 38) hasen bin senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>44) Yezid İbnu Şerik&#8217;den, (şöyle dedi:)</p>
<p>Umer İbnu&#8217;l-Hattab (R.A.)&#8217;ya dedim ki: İmam&#8217;ın arkasında iken <strong>&#8220;Fatiha&#8217;ul-Kıtab&#8217;ı&#8221; </strong>okuyabilir miyim? Evet okursun</p>
</p>
<p>71</p>
<p>dedi. Ve tekrar dedim ki: Sen okuduğun halde de mi Yâ Emir&#8217;el-Mu&#8217;minin? dedi ki: &#8220;Evet ben okusam da&#8221; buyurdu. <em>(Bu hadisi Buharı Cüz&#8217;ünde (45) Beyhaki Sünen&#8217;inde (2/167)Hakim (1/239)DareKutni(1/218) Tahavi(1/218) ve Abdurrezzak (2776) Hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>45) Abdullah İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, (Tavus&#8217;a) şöyle dediği (nakledildi) imamın arkasında, sesli veya sessizde okusa, sakın <strong>&#8220;Fatiha&#8217;t-ul-kitab&#8217;ı&#8221; </strong>okumayı bırakma dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Ebi Şeybe (1/373) Abdurrezzak (2773) ve Beyhaki Kitab&#8217;ul-Kıraat&#8217;ta (175) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir).</em></p>
<p>Sahabelerden ve Tabi&#8217;inden ehli ilmin ekserisinin ameli bu hadisler üzeredir.</p>
<p>Sahabelerden, Umer İbnu&#8217;l-Hattab, Ali İbnu Ebi Talib, Aişe Bintu Ebi Bekr, Ebu Hureyre, Enes İbnu Malik, İbnu Abbas, İbnu Umer, İbnu Mes&#8217;ud, Muaz İbnu Cebel, Ubey İbnu Ka&#8217;b, Ubade&#8217;t-İbnu es-Samit, Abdullah İbnu Amr (R.A.) daha isimlerini zikretmediğimiz birçok sahabe vardır ki, onları rivayetleri ile &#8220;Fatiha&#8221; hakkındaki, risalemizde zikrettik.</p>
<p>Mezheb imamlarından: Malik İbnu &#8220;Enes, Abdullah İbnu&#8217;l-Mübarek, Şafi&#8217;i, Ahmed ve İshak, imamın arkasında &#8220;Fatiha&#8217;nın&#8221; okunacağı görüşündedirler.</p>
<p>Hatta hadis imamlarından, Buhari ve Beyhaki kitaplarındaki hadislerle iktifa etmeyerek bu mevzuda müstakil birer risale yazmışlardır. Bu risalelerin ikisi de, Pakistan&#8217;da basılmıştır.</p>
</p>
<p>72</p>
<p>Hanefilerden, Umde&#8217;tu-1-Kari sahibi <strong>&#8220;Ayni&#8221; </strong>diyor ki: Arkadaşlarımızdan bazıları, ihtiyaten bütün- namazlarda <strong>&#8220;Fatiha&#8217;nın&#8221; </strong>okunmasını hoş görmüşlerdir. Bazıları da sadece sırri olan namazlarda okunacağı görüşündedirler.</p>
<p>Hidaye sahibinin naklettiğine göre, Ebu Hanife&#8217;nin talebelerinden, Muhammed İbnu Hasen eş-Şeybani&#8217;den de imamın arkasında sırri olan namazlarda Fatiha&#8217;nın okunacağına dair rivayet vardır.</p>
<p>Bu hadisi şerifler <strong>&#8220;Fatiha&#8217;nın&#8221; </strong>namazın rükünlerinden bir rüknü olduğuna delildir. Ve hadis umumi ifadesiyle münferiden, imam ve me&#8217;mum olarak namaz kılan her kişiye şamildir. Hadisi şeriflerde de görüldüğü gibi mes&#8217;elenin münakaşa götürecek hiç bir tarafı yoktur, zira sahabelerin Resûlullah (S.A.V.) naklettikleri ve kendilerinin nasıl anlayıb amel edişleri yukarıda zikredildi. Bu gün gibi açık nasların karşısında daha hâlâ taassub göstererek itirazda bulunmak Resûlullah&#8217;ı kendisine imam edinen kişiye yaraşmasa gerek.</p>
<p>Maa&#8217;zalike Mezheb ulemasından bazısı içtihad ve meselemiz ile alakası olmayan deliller getirerek, sahih delile ve bununla amel eden ehli ilme muhalefet etmişlerdir.</p>
<p>Muhalefet edenlerden bazısı, <strong>&#8220;Fatiha&#8217;nın&#8221; </strong>sadece imamın arkasında sırri olan namazlarda okunacağına kaildir. Bazısı da sırri ve cehri imamın arkasında kılınan namazların hiç birisinde de okunmayacağına kaildirler.</p>
<p>Biz burada nasıl ve ne şekilde ihtilaf edildiğini anlatacak değiliz. Bize düşen nassları serdetmekti, bu mevzuda fazla ma&#8217;lumat isteyen <strong>&#8220;Fatiha&#8221; </strong>hakkındaki risalemize müracat edebilirler.</p>
</p>
<p>73</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>FATİHAYI ÂYET ÂYET KESEREK OKUMA BABI</strong></span></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>46) Ummu Seleme (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: (Veya bunun gibi bir kelime söyledi).</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in kıra&#8217;at-i (şöyle idi) <strong>Bismillahirrahmanirrahim &#8211; Elhamdu lillahi rabbilalemin -Errahmanirrahim &#8211; Maliki yevmiddin &#8211; </strong>diye âyet âyet keserek (okurdu).</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (4001) ve Sehmi tarih Cürcanda (104) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>47) Ummu Seleme (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) kira&#8217;atini (âyet âyet) kesik ederdi. <strong>Elhamdu&nbsp;&nbsp;&nbsp; lillahi&nbsp;&nbsp;&nbsp; rabbilalemin&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong>der&nbsp;&nbsp;&nbsp; durur,&nbsp;&nbsp;&nbsp; sonra <strong>Errahmanirrahim </strong>der durur ve <strong>Meliki yevmiddin </strong>olarak okurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Tirmizi (1466) ve Ahmed (6/302) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>74</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TE&#8217;MİN BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>48) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;İmam âmin dediği zaman arkasından sizde âmin deyiniz. Çünkü her kimin âmin demesi meleklerin âmin demesine muvafakat ederse geçmiş günahları mağfiret olunur.</p>
<p>Hadisin ravilerinden olan İbnu Şihab: Resûlullah (S.A.V.) âmin derdi, demiştir.)</p>
<p>Bu hadis&#8217;i Buhari (780) Müslim (410) ebu Davud (936) ve Tirmizi (250) rivayet etmişlerdir.</p>
<p>Bu hadisi şerif, imam ve me&#8217;mum&#8217;un cehri olan namazlarda âmin lafzım sesli olarak söyleyeceklerini beyan eder.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>AMİN DERKEN SESİN YÜKSELTİLİB VE UZATILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>49) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) <strong>Ve&#8217;lad-daalliin </strong>i okuduktan sonra âmin</p>
<p>derdi. Ve (derken) sesini de yükseltirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (932) Tirmizi (248) ve İbnu Mace</em></p>
<p><em>(855) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>75</p>
</p>
<p>50) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah&nbsp;&nbsp; (S.A.V.)&#8217;i&nbsp;&nbsp; <strong>&#8220;Gayri &#8216;I-mağdubi&nbsp;&nbsp; aleyhim&nbsp;&nbsp; ve</strong></p>
<p><strong>&#8216;la&#8217;d-daallin&#8221;i </strong>okuduktan sonra âmin dedi. Ve (âmin derken)</p>
<p>sesini uzattığını işittim.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari Cüz&#8217;ünde (209) Tirmizi (248) veAhmed (4/316) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ÂMİN DERKEN ÂMİN SESİNDEN MESCİDİN İNLEYECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>51) İbnu Cureyc, Ata&#8217;dan (rivayet ediyor ki:) Ata&#8217;ya dedim ki: İbnu Zübeyr fatihadan sonra <strong>Amin </strong>der miydi? Ata dedi ki: Evet derdi. Arkasında olanlarda derdi. Hatta <strong>Amin </strong>sesinden mescid inlerdi dedi. Ve sonra şübhesiz <strong>Amin </strong>duadır dedi. Ebu Hureyre, İmam kendisinden evvel kalkmış olarak mescide girdiğinde, (İmama seslenerek) beni <strong>Amin&#8217;de </strong>geçme derdi.</p>
<p><em>Bu hadisi Buhari ta&#8217;likan (bab/III) Abdurrazzak (2640) Safî (1/76) ve Beyhaki (2/59) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>76</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>YAHUDİLERİN&nbsp;&nbsp; İMAM&#8217;IN&nbsp;&nbsp; ARKASINDA&nbsp; SÖYLEDİĞİMİZ AMİNİ HASED ETTİKLERİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>52) Aişe R.A. dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Nebiyyu S.A.V. buyurdu ki: Yahudiler sizin hiç bir şeyinize hased etmemişlerdir, <strong>selam ve âmin </strong>sözüne hased ettikleri gibi.</p>
<p>Ahmedin rivayetinde ise: İmamın arkasında söylediğimiz, <strong>âmin </strong>sözüne (hased ettikleri gibi.)</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari Cüz&#8217;ünde (988) Ahmed (6/135) ve İbnu Mace (856) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>FATİHA&#8217;DAN SONRA Kİ KIRAAT&#8217;IN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>53) Ebu Hureyre (R.A.) şöyle dedi:</p>
<p>Her namazda kıraat vardır. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in bize duyurduklarını biz de sizlere duyuruyoruz, bizden gizlice okuduklarını biz de sizlerden gizli okuyoruz. Her kim Ummu&#8217;l-Kur&#8217;ân&#8217;ı okursa bu, ona yeter. Her kim bundan fazla okursa o, daha faziletlidir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (772) ve Müslim (396) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>77</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İLK İKİ REK&#8217;ATTE FATİHA&#8217;DAN SONRA BİRER SURE VbiriE SON İKİ REK&#8217;ATTE İSE SADECE FATİHA&#8217;NIN </strong><strong>OKUNACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>54) Abdullah İbnu Ebi Katade babası Ebu Katade&#8217;den, (şöyle demiştir:) Resûlullah (S.A.V.) öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek&#8217;atlarında <strong>Fatihatu&#8217;l-Kitab </strong>ile birer sure okur idi. Ve bazen (gizli okuduğu) âyeti bize işittirirdi. Son iki rek&#8217;atlarda ise (yalnız) <strong>Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8217;ı </strong>okurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (776) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>&nbsp;</strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİRİNCİ REK&#8217;ATİN İKİNCİ REK&#8217;ATTEN DAHA </strong><strong>UZUN</strong> <strong>OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>55) Abdullah İbnu Ebi Katede babası Ebu Katade&#8217;den, (naklederek şöyle demiştir.) Resûlullah (S.A.V.) öğle namazının ilk iki rek&#8217;atlarında <strong>&#8220;Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8221; </strong>ile birer sure okur idi. Son iki rek&#8217;atlarda ise (sadece)</p>
<p>78</p>
<p><strong>&#8220;Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8217;ı&#8221; </strong>okurdu. (Bazen gizli okuduğu) âyet&#8217;i bize işittirirdi. Birinci rek&#8217;atını ikinci rek&#8217;atından daha uzun yapardı. İkindi ve sabah namazıda böyle olurdu. <em>(Bu Hadisi Buharı (776) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>YALNIZ NAMAZ KILARKEN REK&#8217;ATLARIN HEPSİNDE FATİHA&#8217;DAN SONRA SURE OKUNABİLECEĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>56) Nafi&#8217;i den, İbnu Umer (R.A.)&#8217;nun, yalnız namaz kıldığı zaman namazın dört rek&#8217;atının hepsinde, &#8220;ÜMMÜ&#8217;L-Kur&#8217;ân&#8217;ı&#8221; ve akabinde Kur&#8217;ân&#8217;dan bir sure okuduğunu haber verdi.</p>
<p><em>(Bu Hadisi Malik (1/79) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>KUR&#8217;ÂN&#8217;I EZBERLEYEMEYEN KİŞİNİN NASIL YAPMASI GEREKTİĞİ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>57) Abdullah İbnu Ebi Evfa R.A. dan, şöyle dedi: Resûlullah S.A.V. e birisi gelib şöyle dedi: Ya Resulellah ben kur&#8217;an&#8217;dan hiç bir şey ezberleyemiyorum bana kıraatimin yerine geçecek birşey öğret ondan. Resûlullah S.A.V.</p>
<p>79</p>
<p>buyurdu ki: <strong>Sübhanallah, ve&#8217;I- hamdu lillahı, ve la ilahe illallahu ve&#8217;llahu ekber, ve la havle ve la kuvvete illa billah&#8217;İI &#8211; aliyyi&#8217;l &#8211; a/im, </strong>dersin, dedi&#8230;&#8230;</p>
<p><em>(Bu Hadisi Ebu Da vud (832) ve İbnu Huzeyme (544) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARINDAKİ KIRAAT BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>58) Ebu Katade (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resulullah (S.A.V.) Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek&#8217;atlarmda <strong>&#8220;Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8217;ı&#8221; </strong>ve birer sure okur, bazen de bize (sırren okuduğu) âyet&#8217;i duyururdu. Son iki rek&#8217;atlarda ise sadece <strong>&#8220;Fatihatu&#8217;l-Kitab&#8217;ı&#8221; </strong>okurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Beğavi (592) Buhari (759) ve Müslim (451) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>59) Ebu Said El-Hudri (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resulullah (S.A.V.) öğle namazının ilk iki rek&#8217;atının her bir rekatında otuz</p>
<p>80</p>
<p>âyet kadar okur idi. Son iki rek&#8217;atlarda ise on beşer âyet kadar yahut bunun yarısı kadar. İkindi namazının ilk iki rek&#8217;atının her bir rek&#8217;atında on beş âyet kadar okurdu. Son iki rek&#8217;atlarda ise bunun yarısı kadar okurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (452) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZLARININ KIRAATLARININ SİRRİ OLACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>60) Ebu Ma&#8217;mer den, şöyle dedi: Habbab İbnu&#8217;1-Eret (R.A.) ya dedim ki: Resulullah (S.A.V.) öğle ve ikindi namazlarında okur muydu? &#8220;Evet&#8221; dedi: Ona &#8220;Peki okuduğunu neyden anlardınız!&#8221; dedim. &#8220;Sakalının oynamasından&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (761) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>AKŞAM NAMAZINDAKİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
</p>
<p>81</p>
<p>61) Abdullah İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: (Bir defa anam) Ümmü&#8217;1-Fadl bintu&#8217;l-hadis, Ve&#8217;I-Murselati Urfen sûresini okuduğumu işitti. Bana dedi ki: &#8220;Ey yavrucuğum! Bu sûreyi okumakla bana Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in bir akşam namazında en son olarak işittiğim okuyuşunu hatırlattın.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (763) ve Müslim (462) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>62) Muhammed İbnu Cubeyr İbni Mut&#8217;im den, o da babası Cubeyr (R.A.)&#8217;dan, rivayet etti. Cubeyr (R.A.) şöyle dedi: Ben Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in akşam namazında Ve&#8217;tturi sûresini okuduğunu işittim.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>YATSI NAMAZINDAKİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>63) Abdullah İbnu Bureyde den, o da babası Bureyde (R.A.)&#8217;dan, şöyle rivayet etti. Bureyde (R.A.) şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) yatsı namazında, Veşşemsi ve Duhaha&#8217;yı veya onun gibilerini okurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Tirmizi (309) Nesei (2/173) ve Ahmed (5/355) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>82</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>CEMAATE NAMAZ KILDIRILACAGINDA NAMAZIN HAFİF TUTULACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>64) Cabir İbnu Abdullah (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Muaz İbnu Cebel her defa Resulullah&#8217;ın arkasında (yatsı) namazını kılar sonra kavmine (yâni Seleme oğullarına) gelir, onlara imamlık yapardı. Bir gece Resûlullah (S.A.V.) ile beraber yatsıyı kıldı. Sonra kavmine gelip, onlara imam oldu. Suretu&#8217;l-Bakara&#8217;dan başlayıp okumaya girişti. Bunun üzerine cemaatten bir kimse selam verip ayrıldı, sonra namazı yalnız başına kılıb çıktı. Namazdan sonra o kimseye: Ey fulan! Sen münafık mı oldun? dediler. O da: Hayır, münafık değilim. (Hele sabah olsun) Vallahi, Resûlullah (S.A.V.) huzuruna muhakkak gideceğim ve ona mutlaka bunu haber vereceğim dedi. Ertesi gün Resûlullah (S. A. V.)&#8217;e geldi ve şunları söyledi. &#8220;Yâ Resûlullah! Biz su çeker develer sahibiyiz. Bütün gün işimiz başında didiniriz, (yatsı olunca gelib namaz kılarız)</p>
<p>83</p>
<p>Muaz sizinle birlikte yatsıyı kıldı sonra geldi ve bize imam olup Suretu&#8217;l-Bakara&#8217;dan başlayıb okumağa kalktı.&#8221; Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) Muaz&#8217;a dönüb: &#8220;Yâ Muaz! Sen dinden nefret ettirici misin! Fulan sûreyi oku, f ulan sûreyi oku!&#8221; buyurdu.</p>
<p>Sufyan der ki: Amre: Ebu&#8217;z-Zubeyr bize Cabir&#8217;den tahdis etti ki: Resûlullah (S.A.V.) <strong>Veşşemsi </strong>ve <strong>Duhahe&#8217;yı. Ve&#8217;dduha&#8217;yı, Ve&#8217;1-leyli iza </strong>yağşe&#8217;yı, <strong>Ve sebbih isme Rabbike&#8217;l-a&#8217;la&#8217;yı </strong>oku buyurmuştur, dedim. Bunun üzerine Amr: İşte bunlar gibi sûreler, cevabını verdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (701) ve Müslim (465) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Bazıları bu hadis&#8217;i şerif de zikredilen kıyamda ki tahfifi ruku&#8217;da, ruku&#8217;dan sonra ki i&#8217;tidal&#8217;da, secde&#8217;de ve iki secde arasında da yapılacağını zannederek namazlarını ibtal edib başkalarını da ibtal ettirmektedirler. Binaenaleyh, din düşmanlarının namaz bir idmandır diyerek bu azim ibadetle istihza etmelerine sebeb olunmaktadır. Zira o şekilde kılınan namaz da beden eğitiminden de başka bir şey değildir. İleride rüku ve secde bahsinde bu mevzuya temas edilecektir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SABAH NAMAZINDAKİ KIRAAT VE ONUN CEHRİ OLACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>65) Ebu Berze (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) sabah namazında altmış ile yüz âyet kadar okurdu dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (461) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>84</p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>66) Cabir Ibnu Semure (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (S.A.V.)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; sabah&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; namazında,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaf <strong>ve&#8217;1-Kur&#8217;âni&#8217;l-mecid </strong>sûresini okurdu. Sabah namazından sonraki namazlarını daha hafif kıldırırdı.<em>(Bu hadisi Müslim (458) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAMA RUKUDA YETİŞENİN REKATININ OLMADIĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>67) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Namaz için kamet getirildiğinde sakın namaza koşarak gelmeyin. Namaza yavaş yavaş sekinetten ayrılmayarak geliniz. İmama (kavuştuğunuz yerde ona uyun) yetişebildiğinizi onunla kılın, yetişemediğiniz kısımda (kendiniz) tamamlayın.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (636) ve Müslim (602) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Bu hadisi şerif imama nerede yetişilirse yetişilsin yetişemediği kısmın memun tarafından tamamlanacağına delalet eder.</p>
</p>
<p>85</p>
<p>A&#8217;rac (R. H.) Ebu Hureyre&#8217;nin şöyle dediğini rivayet etti: imama kıyamda kavuşmadan (ki yapılan rüku o rekatın için) yetirli değildir.</p>
<p><em>(Bu eseri Buharı kıraatu helfel-1-imam isimli cüzünde (131) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>69) Abdurrahman İbnu Hürmüz (R.H.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Ebu Said el-Hudri dedi ki: Sizden biriniz Ummu&#8217;l-Kur&#8217;an&#8217;ı</p>
<p>(Fatihayı) okuman rüku etmesin (zira o rekat tamam değildir).</p>
<p><em>(Bu eseri Buhari kıraat u halfel-İmam isimli eserinde (133) hasen bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;YA GİDİLECEĞİ ZAMAN ELLERİ OMUZLAR HİZASINA VARDIRINCA YA KADAR KALDIRMA BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>70) Salim babası Abdullah (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namaza başladığı zaman, ruku&#8217;a gitmezden evvel ve birde ruku&#8217;dan doğrulduğu zaman ellerini omuzları hizasına vardırıncaya kadar kaldırdığını gördüm. İki secde arasında (ellerini) kaldırmazdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (735) Müslim (390) Ebu Davud (721) Tirmizi (255) Nesei (2/126) ve İbnu Mace (858) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>86</p>
<p>Ruku&#8217;a giderken ve ruku&#8217;dan kalkarken el kaldırma hadisi Resûlullah (S. A. V.)&#8217; den sabit olan bir ameldir. Bu Ümmetin âlim&#8217;lerinin cemi&#8217;si bu amelin subutunda ve tatbikinde ittifak etmişlerdir. Sadece Ehli-Rey muhalefet ederek bütün Ümmetin ittifakından ayrılmışlardır.</p>
<p>Bu hadisi Allah Resûlullah&#8217;dan elliye yakın sahabe rivayet etmişlerdir. Buhari Ehli Rey&#8217;in bu muhalefetine dayanamıyarak bu mevzuda <strong>&#8220;Refu&#8217;I-yedeyn fi&#8217;ssalat&#8221; </strong>namazda elleri kaldırma diye bir risale te&#8217;lif etmiştir. Bu Risale Pakistan&#8217;da basılmıştır.</p>
<p>Bu hadisi rivayet eden sahabelerden bazıları şunlardır. İbnu Umer, Malik İbnu&#8217;l-Huveyris, Enes İbnun Malik, Vail İbnu Hucr, Ebu Hureyre, ebu Humeyd es-Saidi, Ebu Bekr, Umer İbnu&#8217;l-Hattab, Usman İbnu Affan, Ali İbnu Ebi Talib, Sehl İbnu Sa&#8217;d, Muhammed İbnu Mesleme, Ebu Katade, Cabir İbnu Abdullah, İbnu Abbas, Umeyr İbnu Habib, Ebu Musa el-Eşari, Ebu Useyd, Abdullah İbnu Zubeyr, Ebu Said, Ümmü Darda, bizim şu ana kadar toparlaya bildiğimiz bu kadar Allah nasib ederse bu mevzuda bir risale yazmayı düşünüyoruz.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DA ELLERİN DİZKAP AKLARIN ÜZERİNE KONULACAĞI VE </strong>BUNUN <strong>EMİR OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>71) Ebu Ya&#8217;fur, Mus&#8217;ab İbnu Sa&#8217;d-ı şöyle derken işittiğini rivayet etti:</p>
<p>Babamın yanında namaz kıldım, (rüku&#8217;da) avuçlarımı bir</p>
<p>87</p>
<p>birine bitiştirib iki baldırımın arasına koydum. (Bu hareketimi gören) babam beni bundan nehyetti. Dedi ki: Biz bunu yapıyorduk. Fakat sonra bunu yapmaktan nehyolunduk. Ve ellerimizi diz kapakların üzerine koymakla emrolunduk.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (790) ve Müslim (535) rivayet etmişlerdir.</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>72) Abbas İbnu Sehl&#8217;den, şöyle dedi:</p>
<p>&#8220;Ebu Humeyd, Ebu Useyd, Sehl İbnu Sa&#8217;d ve Muhammed İbnu Mesleme toplanarak Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namazını müzakere ettiler. Ebu Humeyd dedi ki: &#8220;Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namazını en iyi bileniniz benim. Resûlullah (S.A.V.) ruku&#8217;a vardı, dizkapaklarını tutar gibi ellerini dizkapaklarının üzerine koydu. Kollarını gerdi ve koltuklarını kaldırdı.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (734) ve Tirmizi (260) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DA EL PARMAKLARININ DİZKAPAKLARIN ÜZERİNDE AÇILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>88</p>
<p>73) Alkame&#8217;t-İbnu Vail babasından şöyle rivayet etti: Resûlullah (S.A.V.) Ruku&#8217;a gittiği zaman (dizkapaklarının üstünde) parmaklarını açardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Hakim (1/224) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DA BELİN DÜMDÜZ TUTULACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>74) Raşid, Vabisa (R.A.)&#8217;yıı şöyle derken işittiğini rivayet ediyor: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namaz kılarken gördüm. Ruku&#8217;ya gitiği zaman belini dümdüz yaptı. Öyle ki üzerine su dökülse belinde eyleşirdi.</p>
<p><em>(Bu Hadisi İbnu Mace (872) Taberani Kebirde (12781) veSağirda (1/31) Ahmedin oğlu Abdullah &#8216;da Müsnedih zevaidinde sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DA BAŞ&#8217;IN BEL İLE BERABER DÜMDÜZ TUTULACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p>75) Ebu Humeyd Essaidi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaza durduğu zaman &#8230;. (Hadisin burasını zikrettikten sonra şöyle devam etti). Sonra ruku&#8217;ya gitti ve ellerini dizkapaklarının üstüne koydu. Sonra başinı ne aşağı sarkıttı ne de yukarı kaldırdı. (Yani beli ile başını aynı hizada dümdüz tuttu.)</p>
<p>89</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (730) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAKİ ZİKRİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>76) Huzeyfe (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kılıp, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in rukusunda, <strong>&#8220;Subhane Rabbiye&#8217;I-Azim&#8221; </strong>dediğini rivayet etti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (871) ve Tirmizi (262) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>77) <strong>Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</strong></p>
<p><strong>Resûlullah </strong>(S.A.V.) <strong>rüku&#8217;unda ve sucudunda: &#8220;Subhaneke ellahumme! Rabbena ve bihamdike ellahumme-gfirli.&#8221; </strong>Teşbih ve istiğfarını çokça söylerdi. (Resûlullah bunu demekle) Kur&#8217;ân&#8217;a imtisal ediyordu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (794) Müslim (484) Ebu Davud (877) ve Nesei (2/190) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>90</p>
<p>78) Aişe (R. A.) şöyle haber verdi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ruku&#8217;sunda ve sucudunda: <strong>Subbuhun kuddûsun. Rabbul melaiketi ve&#8217;r-ruh </strong>derdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (487) Ebu Davud (827) Nesei (2/224) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DA Kİ İTMİ&#8217;NAN-IN FARZİYYETİNİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>79) Enes (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi):</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Ruku&#8217;u ve sucud&#8217;u tastamam yapınız. Allah&#8217;a yemin ederim ki rüku, ettiğinizde ve secdeye vardığınız zaman ben sizleri muhakkak arkamdan da görüyorum&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (741) ve Müslim (425) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;NUN VE SUCUD&#8217;UN NASIL TAMAM OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
<p>80) Bera İbnu Azib (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Muhammed (S.A.V.) ile birlikte kılınan namazı gözetleyip dikkat ettim. Kıyamını, ruku&#8217;unu, ruku&#8217;dan sonraki itidalini, secdesini, iki secde arasındaki oturuşunu, tekrar secdesini ve selam vermekle kalkıp gitmesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (471) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>91</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;SUNU VE SUCUD&#8217;UNU TAM YAPMAYAN ADAMA RESÛLULLAH&#8217;IN NAMAZINI İADE ETTİRMESİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>81) Ebu Hureyre (R. A.) &#8216;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) mescide girdi derken biride girip namaz kıldı. Sonra Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra: Adama &#8220;Dönde namazım yeniden kıl.&#8221; Çünkü sen namaz kılmadın buyurdu. O kimse namazını yemden kılıp Resûlullah&#8217;ın yanına gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamım aldıktan sonra tekrar adama &#8220;Namazını yeniden kıl çünkü sen namaz kılmadın&#8221; buyurdu. (Bunu üç kere tekrar etti.) Nihayet o kimsem Seni hak ile yollayan Allah&#8217;a yemin ederim ki, bunun başka türlüsünü bilmiyorum. Bana (doğrusunu) öğret dedi.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Namaza durduğun vakit ihram tekbirini al, sonra ne kadar kolayına gelirse o kadar Kur&#8217;ân oku. Sonra ruku&#8217;a varıp ta mut&#8217;main oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur.</p>
<p>92</p>
<p>Sonra secdeye var ve mut&#8217;main oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp ta mut&#8217;main oluncaya kadar otur. Sonra tekrar secdeye var ta mut&#8217;main oluncaya kadar kal. Sonra bunu namazının hepsinde (böyle) yap.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (793) Müslim (397) Ebu Davud (856) Tirmizi (303) Nesei (2/124) ve İbnun Mace (1060) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;SUNU VE SUCUD&#8217;UNU TAM YAPMAYANIN NAMAZININ BATIL,&nbsp;&nbsp; KENDİSİNİNDE&nbsp; MİLLET&#8217;İ-&nbsp;&nbsp; MUHAMMED&#8217;DEN GAYRI BİR MİLLET ÜZERE ÖLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p>82) Süleyman, Zeyd İbnu Vehb&#8217;i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:</p>
<p>Huzeyfe (R. A.) Rüküşünü ve sucudunu tam yapmayan bir adam gördü. Adama, sen namaz kılmadın. Eğer (bu halinle yani bu namaz kılışınla) ölmüş olsaydın, Allah&#8217;ın Resulünü yaratmış olduğu fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (791) rivayet etmiştir.) </em>Ahmed İbnu Hanbel&#8217;in rivayetinde ise şöyle bir ziyadelik vardır.</p>
</p>
<p>93</p>
<p>Huzeyfe (R.A.) (Rüküşünü ve sucudunu tam yapmayan) adama şöyle dedi: Ne zamandan beri bu namazı böyle kılıyorsun? Adam kırk seneden beri böyle kılıyorum (diye cevab) verdi. Huzeyfe yeniden adama sen kırk seneden beri lamaz kılmamışsın. Eğer bu namaz kılışınla ölmüş olsaydın, Muhammed (S.A.V.) yaratıldığı fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (5/384) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>83) Ebu Abdullah El-Eş&#8217;ari (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah&nbsp;&nbsp; (S.A.V.)&nbsp;&nbsp; Ruku&#8217;sunu&nbsp;&nbsp; tam&nbsp;&nbsp; yapmayan&nbsp;&nbsp; ve sucud&#8217;unu tavuğun mısır tanelemesi gibi yapan birini gördü.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Eğer bu adam şu hali (yâni namaz kılışı) üzere ölseydi, Millet&#8217;i-Muhammed&#8217;den gayrı bir millet üzere ölürdü.&#8221; Ve sonra şöyle dedi: &#8220;Ruku&#8217;sunu tam yapmayan, sucud&#8217;unu tavuğun mısır tanelemesi gibi yapanın misali, aç birisinin bir veya iki tane hurma yemesi nasıl &nbsp;&nbsp;&nbsp;açlığını</p>
</p>
<p>94</p>
<p>gidermez ise, (rüku &#8216;sunu vesucud&#8217;unu tam yapmayan da namaz kılmamıştır.)&#8221;</p>
<p>Ravi&nbsp; Ebu&nbsp;&nbsp; Salih&nbsp;&nbsp; dediki:&nbsp;&nbsp; Ebu&nbsp; Abdullah&#8217;a&nbsp; bu&nbsp;&nbsp; hadisi Resûlullah&#8217;dan kendisine kimin rivayet ettiğini sordum. Dediki:&nbsp; <strong>Umeraul-Ecnad&nbsp;&nbsp; </strong>(yani&nbsp; <strong>Filistin,&nbsp; Ürdün,&nbsp;&nbsp; Humus,</strong> <strong>Kansirin, Şam) </strong>vilayetlerinin emirleri olan Amr İbnu&#8217;1-As, Halid Îbnu&#8217;l-Velid, Şurahbil İbnu Hasene, Resûlullah&#8217;dan işitmişler dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (665) Beyhaki Sünende (2/89)</em></p>
<p><em>Taberani Kebirde Ebu Ya &#8216;la Musnedin &#8216;de hasen bir senedle</em></p>
<p><em>rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAN&nbsp;&nbsp; KALKARKEN&nbsp;&nbsp; &#8220;SEMlALLAH&#8217;U&nbsp;&nbsp; LİMEN HAMİDEH&#8221; DENİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>84) Malik İbnu&#8217;l-Huveyris (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) Ruku&#8217;dan başını kaldırdığı zaman <strong>&#8220;Semiallah&#8217;u limen hamideh&#8221; derdi.</strong></p>
<p><strong><em>(Bu hadisi Müslim (391) rivayet etmiştir.)</em></strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAN KALKARKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA VARINCAYA KADAR KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p>95</p>
<p>85) Salim babası Abdullah&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namaz kılışını gördüm. Resûlullah (S.A.V.) namaza başladığı zaman, ruku&#8217;a gitmeden evvel ve birde ruku&#8217;dan doğrulduğu vakit ellerini omuzları hizasına vardırıncaya kadar kaldırırdı. İki secde arasında ise kaldırmazdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhar i (735) Müslim (390) Ebu Davud (721) Tirmizi (255) Nesei (2/126) ve İbnu Mace (858) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAM&#8217;LA NAMAZ KILANIN YALNIZ &#8220;ELLAHUMME RABBENA VE LEKE&#8217;L-HAMD DİYECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>86) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İmam (başını rukudan kaldırırken) <strong>Semi&#8217;allahu limenhamideh </strong>dediği zaman, sizde <strong>Ellahumme rabbena leke&#8217;l-hamdu </strong>deyiniz. Zira kimin bu kavli, Meleklerin kavline muvafakat ederse yapmış olduğu günahlar mağfiret olunur.</p>
<p><em>(Bu Hadisi Buhari (796) ve Mustim (409) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAN BELİNİ DOGRULTMAYANIN NAMAZININ YETERLİ OLMADIĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>96</p>
<p>87) Ebu Mesude&#8217;l-Ensari (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Ruku&#8217;dan ve secde&#8217;den belini doğrultmayanın namazı yeterli değildir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (855) Tirmizi (265) İbnu Mace (870)</em></p>
<p><em>îbnuHibban (501) veAhmed&#8217; (4/122) sahih bir senedle rivayet</em></p>
<p><em>etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BAŞI İMAMDAN ÖNCE KADIRMANIN YASAK </strong><strong>OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>88) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Muhammed (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Başını imamdan evvel kaldıran, Allah&#8217;ın onun başını eşek başına tahvil etmesinden korkmaz mı?&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (691) ve Müslim (427) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAN KALKTIKTAN SONRA ELLERİ TEKRAR GÖĞSÜN ÜZERİNE KOYMA BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>89) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namaz için tekbir aldığı vakit, ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdığını ve sonra ruku&#8217;ya giderken</p>
<p>97</p>
<p>ve sonra <strong>Semiallahu limen hamideh </strong>deyip rukudan kalkarken de aynı şeyi yaptığını ve kıyamda da sağ eliyle sol elini tuttuğunu gördüm.</p>
<p>Bu hadisi Ahmed (4/318) hasen bir senedle rivayet etmiştir.</p>
<h5><span style="color: #ff9900;"><strong>izah</strong></span></h5>
<p>Bu Hadis&#8217;i Şerif, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in <strong>&#8220;iftitah&#8221; tekbirinden ve &#8220;ruku&#8217;dan&#8221; sonraki &#8220;kıyam&#8221; </strong>halinde ellerini göğsünün üzerine bağladığım ifade ediyor. Zira göğsün üzerine el koyma, <strong>&#8220;iftitah&#8221; </strong>tekbirinden sonraki kıyama hass olsaydı, hemen iftitah tekbirinden sonra ellerini göğsünün üzerinde bağladı diye ifade etmesi gerekirdi. İftitah tekbirinden sonra zikretmeyip, ruku&#8217;dan sonra bu hareketi tek isim altında, ruku&#8217;dan kalktıktan sonra &#8220;kryam&#8217;da&#8221; sağı ile solunu tuttuğunu gördüm demesi, çok sarih bir ifade&#8217;i kelamdır.</p>
<p>Zira asıl olanda budur. Hem rukudan kalktıktan sonra eller salıverilecek diye zayıf&#8217;da olsa bir rivayet mevcud değildir. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den gelen hadislerin cemi&#8217;si namazda kıyam halinde ellerin göğsün üzerine konulacağına delalet ediyor.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RESÛLULLAH </strong><strong>(S.A.V.)&#8217;İN</strong> <strong>ZAMANINDA İNSANLARIN </strong><strong>KIYAMDA ELLERİNİ GÖĞÜSLERİNİN ÜZERİNE </strong><strong>KOYMAKLA EMROLUNDUKLARI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>90) Sehl İbnu Sa&#8217;d (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) (Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in zamanında) İnsanlar namazlarının (kıyamında) sağ ellerini sol kollarının üzerine koymakla emrolunurlardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (740) ve Malik (1/159) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>98</p>
</p>
<p>91) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namazda kıyamda iken, sağ eliyle sol</p>
<p>elini kabzettiğini gördüm.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (4/316) veNesei(2/125)sahih bir senedle</em></p>
<p><em>rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;DAN KALKTIKTAN SONRAKİ DUA BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>92) İbnu Ebi Evfa (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) belini ruku&#8217;dan kaldırdığı zaman (şu sözleri) söylerdi: <strong>Semiallahu limen hamideh. Ellahumme! Rabbena leke&#8217;1-hamd. Mil&#8217;u-s-semavati ve mil&#8217;u-1-ard. Ve mîl&#8217;u ma şi&#8217;te min şey&#8217;in ba&#8217;d. Ellahumme! Tahhirni bi&#8217;s-selci ve&#8217;1-beredi ve&#8217;1-mai&#8217;l-barid. Ellahumme! Tahhirni mine&#8217;z-zunubi ve&#8217;1-hataye kemayunekka&#8217;s-sevbu&#8217;l-ebyadu mine&#8217;l-vesahi.</strong></p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Hamd sana mahsustur. Hem gök dolusu, yer dolusu ve bunlardan öte ne yaratmayı diledinse hepsinin dolusu hamd!</p>
<p>99</p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Beni kar ile dolu ile ve soğuk su ile tertemiz eyle!</p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Beni günahlardan ve hatalardan, beyaz kumaş kirden nasıl temizlenirse öyle temizle.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (476) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>93) Ebu Said El-Hudri (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) başını ruku&#8217;dan kaldırdığında şöyle derdi. <strong>Rabbena leke&#8217;l-hamd. Mil&#8217;u-s-semavati ve&#8217;l-ard. Ve mil &#8216;u ma&#8217;şite min şey&#8217;in ba&#8217;d. Ehle&#8217;s-sena&#8217;i ve&#8217;l-mecd. Ehakku ma kale&#8217;l-abdu ve kulluna leke abdun. Ellahumme! La mani&#8217;a Uma a&#8217;teyte ve la mu&#8217;tiye limâ mena&#8217;te. Ve la yenfe&#8217;u ze&#8217;1-ceddi mine&#8217;l-ceddu.</strong></p>
<p>Ey Rabbimiz olan Allah! Hamd sana mahsustur. Hem gökler dolusu, yerler dolusu ve bunlardan öte ne yaratmağı diledinse hepsinin dolusu hamd. Senaya, mecde layık olan Allah&#8217;ım! Her hangi bir kulun ^ki hepimiz de sana kuluz- en muhik olarak söylediğisöz: Allah&#8217;ım! Verdiğine mani&#8217; olacak yok, vermediğini verecek yok. Taat ve rızana bedel hiç bir bahtiyara kendi bahtının yar olacağı yok.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (477) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>100</p>
<p>94) Refa&#8217;at İbnu Rafi&#8217;i (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Biz bir gün Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in arkasında namaz kılıyorduk. Başını rukudan kaldırdığında, <strong>Semiallahu limen hamideh </strong>dedi. Arkasından birisi <strong>&#8220;Rabbena ve leke&#8217;1-hamd, hamden kesiran tayyiben mubareken fih&#8221; </strong>dedi. Namaz bittikten sonra konuşanın kim olduğunu sordu. O kelimeleri söyleyen adam, benim dedi. Resûlullah (S.A.V.) buyurdular ki otuz küsur tane melek gördüm ben evvel yazacağım diye birbirleriyle yarış ediyorlardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (799) ve Ahmed (4/316) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKUDAN KALKTIKTAN SONRAKİ İTİDALIN KEYFİYETİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>101</p>
<p>95) Enes (R.A.)&#8217;dan,</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem sizede öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim dedi:</p>
<p>Enes&#8217;in namazım ta&#8217;rif eden ravi sabit İbnu Eşlem El-Bunani şöyle dedi: Enes (R. A.) sizi yaparken görmediğim bir şey yapardı ki: Başını rüku &#8216;dan kaldırdığı vakit gören secde etmeği unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi. Başını secdeden kaldırdığı vakit iki secde arasında gören (ikinci secdeye gitmeyi) unuttu diyecek kadar dururdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhar i (800) ve Müslim (472) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>&nbsp;</strong></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAMA MÜTABAAT ETMEK VE HAREKETLERİ İMAMDAN SONRA YAPMAK BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>96) Bera İbnu Azib (R. A.) &#8216;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) ile beraber namaz kılardıkta hiç birimiz, onu secdeye varmış olarak görmemize kadar belini bükmezdi. <em>(Bu hadisi Buhari (811) ve Müslim (474) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İMAM OTURARAK NAMAZ KILDIĞINDA CEMAATINDA OTURACAĞI BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>102</p>
</p>
<p>97) Zuhri dedi ki: Enes Ibnu Malik&#8217;ten işittim şöyle diyordu: Resûlullah (S.A.V.) bir gün beygirden düştü de sağ yanı sıyrıldı. Biz hasta ziyareti yapmak için huzuruna girdik. Derken namaz vakti geldi. Resûlullah (S.A.V.) bize oturarak namaz kıldırdı. Biz de onun arkasında oturarak namaz kıldık. Namazı bitirdiği vakit şöyle buyurdu:</p>
<p>İmam ancak kendisine uyulsun diye imam yapılmıştır. Öyle olunca o tekbir aldığı zaman sizde tekbir alınız. O secdeye vardığı vakit siz de secdeye varınız. O kalktığında sizde kalkınız. <strong>O Semi Allahu limen hamideh </strong>dediği zaman sizler, <strong>Rabbena leke&#8217;1-hamd </strong>deyiniz. O oturduğu halde namaz kıldığı vakit hepiniz oturarak kılınız. <em>(Bu hadisi Buharı (688) ve Müslim (411) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEYE GİDİŞ BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>98) Rifaa İbnu Rafi&#8217;i (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin namazı tamam olmaz&#8230;&#8230;&#8230;..Sonra rüku eder ta mafsalları</p>
<p>103</p>
<p>mutmain oluncaya kadar (rukuda kalır) sonra Semi Allahu limen hamideh diyerek ta doğruluncaya kadar dikilir. Ve <strong>Allahu ekber </strong>der sonra secde eder mafsalları mutmain oluncaya kadar (secdede kalmadıkça) &#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu Hadisi Ebu Davud (857) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>99) Ebu Bekr İbnu Abdurrahman dan, Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;yu şöyle derken işittiğini haber verdi.</p>
<p>Ebu Hureyre (R. A.) dedi ki: Resûlullah (S.A.V.) secdeye gideceğinde tekbir getirirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (803) ve İbnu Huzeyme (624) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEYE GİDERKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA KADAR KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>100) Malik İbnu Huveyris (R.A.)&#8217;den: O, Nebi (S.A.V.)&#8217;in, namazında, rüku ettiğinde, başını ruku&#8217;dan kaldırdığında ve secde ettiğinde, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230; ellerini kulakları hizasına kadar</p>
<p>kaldırdığını görmüş.</p>
<p><em>(Bu hadisiNesei (1085) ve Dar e Kutni (&nbsp;&nbsp; ) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>104</p>
<p>Kıyamdan secdeye giderken, secdeden kalkarken, tekrar secdeye giderken, birinci ve üçüncü rek&#8217; atlardan kıyama kalkarken elleri tekbirle kaldırma hareketi Resûlullah (S.A.V. ) &#8216;den, sabit olan bir ameldir. 64 numaralı İbnu Umer Hadisiyle aralarında tenakuz varmış gibi görünmesine rağmen, İbnu Umer dahil on tane sahabeden naklolunmuştur. Bu rivayet mütenakız değil bilakis İbnu Umer &#8216;in rivayetinin ziyadesidir. Hadis İlmin&#8217;de ma&#8217;lum olduğu üzere sika&#8217;nın ziyadesi makbul&#8217;dur.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEYE GİDERKEN ELLERİN DİZLERDEN ÖNCE KONULACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>101) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Sizden biriniz secde ettiği</p>
<p>vakit, devenin çöktüğü gibi çökmesin. Önce ellerini, sonra</p>
<p>dizlerini koysun.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (2/381) Ebu Da vud (840) Nesei (2/207)</em></p>
<p><em>Darimi (1327) Dare Kutni (1/345) Tahavi (1/245) Beyhaki</em></p>
<p><em>(2/99) ve Buhari Tarihinde (1/139) sahih bir senedle rivayet</em></p>
<p><em>etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>102) İbnu Umer R. A. dan. (şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) secde ettiği vakit ellerini dizlerinden önce koyardı.</p>
<p>105</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı Ta&#8217;likan (803) İbnu Huzeyme (627) Dari Kutni (1/344) Tahavi (1/254) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>DİZLERİ ELLERDEN ÖNCE KOYMA HADİSİNİN ZAYIF OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>103) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A. V.) secdeye gittiği vakit, dizlerini ellerinden önce koyardı. (Secdeden kıyama) kalktığı zamanda ellerini dizlerinden önce kaldırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (838) Tirmizi (268) ve İbnu Mace (882) zayıf bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Ebu İsa (Tirmizi) bu hadis <strong>hasen garib&#8217;dir. &#8220;Şerik&#8221;den </strong>bu</p>
<p>hadisi başka birinin rivayet ettiğini bilmiyoruz dedi.</p>
<p>Dare Kutni&#8217;de Sünenin&#8217;de <strong>&#8220;Şerik&#8221; </strong>rivayetinde teferrüd ettiği zaman onun rivayeti zayif dır dedi.</p>
<p>Yukarıda görüldüğü gibi Vail&#8217;in hadisi seneden zayıfdır. Ma&#8217;lum olduğu gibi zayıf hadis&#8217;le amel etmek caiz değildir. Sahih olan Ebu Hureyre ve İbnu Umer hadisidir.</p>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>106</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>YEDİ ÂZA ÜZERİNE SECDE ETME BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>104) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: Alın, (eliyle burnu üzerine işaret etti) eller, dizler ve ayak uçları olmak üzere yedi aza üzerine secde etmekle emrolundum. (Namaz kılarken) elbise ve saç toplamaktan neyh olundum.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (809) ve Müslim (490) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>KÖPEK OTURUŞU GİBİ SECDE YAPMANIN YASAK OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>105) Enes İbnu Malik&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Secdede i&#8217;tidal üzere bulununuz. Hiç biriniz kolunu (secdede) köpek yayışı gibi yaymasın&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhar i (822) Müslim (493) Ebu Da vud (897) ve Tirmizi (276) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>107</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE AVUÇLARIN YERE KONULUP DİRSEKLERİN KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>106) Bera İbnu Azib (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Secde ettiğinde, avuçlarını yere koy ve dirseklerini kaldır&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (494) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE KOLLARIN BİR KUZU GEÇEBİLECEK KADAR AÇILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>107) Meymune (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Nebiyyü (S.A.V.) secdedeye vardığı zaman, ufak bir kuzu istese kolları arasından geçerdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (496) Ebu Davud (898) ve Nesei (2/213) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE&nbsp; DİRSEKLERİN&nbsp;&nbsp; YANLARDAN&nbsp;&nbsp; UZAKLAŞ­TIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>108</p>
<p>108) Meymune (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) secdeye vardığı zaman dirseklerini yanlarından o kadar uzak tutardı ki, arkasında bulunan kimse koltuklarının açıklığını (beyazlığını) görürdü.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (497) rivayet etmiştir.)</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><strong>&nbsp;</strong></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE BURNUN VE ALNIN İYİCE YERE DAYANIP ELLERİN DE OMUZLAR HİZASINDA KONULACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>109) Ebu Humeyd Es-Saidi (R.A.)&#8217;dan (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) secdeye vardığında burnunu ve alnını iyice yere dayar, kollarını yanlarından ayırır ve ellerini de omuzlan hizasına koyardı. <em>(Bu hadisi Ebu Davud (734) Tirmizi (270) ve Beğavi (647)</em> <em>sahih bir senedle rivayet etmişlerdir).</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>110) Nafi (R.H.)&#8217;dan (şöyle dedi:) İbnu Umer (R. A.) başında sarık olduğu halde secde edeceği vakit sarığını yukarı kaldırırdı, ta ki alnı secdece değsin diye.</p>
<p><em>(Bu eseri Beyhaki Sünende (2/105) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE BURNUNU YERE DEĞDİRMEYENİN NAMAZININ OLMAYACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p>109</p>
<p>111) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, <em>şöyle </em>dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaz kılan bir adamın (secdede) burnunu yere değdirmediğini gördü ve şöyle dedi. Burnunu yere değdirmeyenin namazı yoktur.</p>
<p><em>(Bu hadisi Dare Kutni (1/348) Taberani (11917) ve Ebu. Nuaym Ehbaru İsfeh an &#8216;da &#8220;Abdurrezzak (2982) ve Beyhaki sünende (2/104)&#8221; sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>112) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki; &#8220;Her kim ki secde ettiği zaman burnu ile alnını yere yapıştımazsa onun namazı yeterli değildir.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Taberani Kebir&#8217;de (l l 917) veEvsat&#8217;ta (J/7) &#8216;de rivayet etmiştir. Heysemi Mecmauz &#8216;Zevaide(3/136)ravileri sikadır demiştir.)</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE EL PARMAKLARININ BİTİŞTİRİLECEĞl BABI</strong></span></h4>
<p>113) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Nebiyyu (S.A.V.) secde ettiği zaman el parmaklarını bitiştirirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (642) ve Beyhaki (2/112) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE EL PARMAKLARININ KIBLEYE TEVCİH ETTİRİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p>110</p>
<p>114) Bera İbnu Azib (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) secde ettiği zaman ellerini yere koyar,</p>
<p>el ve parmaklarını kıbleye doğru çevirirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (643) ve Beyhaki (2/113) sahih</em></p>
<p><em>bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE AYAK TOPUKLARINI DİKME VE BUNUN EMİR OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>115) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Bir gece Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i yatakta kaybettim. Bunun üzerine kendisini araştırmağa başladım. Derken kendisini mescidde iki ayakları dikilmiş olarak secde halinde iken elim ayaklarının altına değdi &#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (486) İbnu Huzeyme (655) ve Beyhaki (2/116) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>116) Amir İbnu Sa&#8217;d (R. A.) babasından şöyle rivayet etmiştir. Resûlullah (S.A.V.) namazda elleri yere koymayı ve ayakların topuklarını dikmeyi emrederdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Hakim (1/271) ve Abdurrazzak (2944) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>111</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDE AYAK TOPUKLARININ BİTİŞTİRİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p>117) Urve&#8217;t-İbnu Zubeyr, Resûlullah&#8217;ın ailesi Aişe&#8217;nin şöyle dediğini rivayet ediyor: Aişe buyurdu ki: Resûlullah (S.A.V.) (bir gün) benim yatağımda idi ve onu kaybettim. Ve derken aramağa başladım ve onu secdede ayak topukları bitişik bir halde buldum..</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (654) ve Beyhaki (2/116) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>AYAK PARMAK UÇLARININ KIBLEYE TEVCİH EDİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p>118) Muhammed îbnu Amr bin Ata&#8217;nın şöyle dediği rivayet olunuyor. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in ashabından bir takım zevat ile beraber otururken, Nebiyyi (S.A.V.)&#8217;in namazından bahsettik. Ebu Humeyd-i-s-Saidi dediyki: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namazını en iyi bileniniz ben idim. Gördüm ki.</p>
</p>
<p>112</p>
<p>&#8230;&#8230;&#8230; Resûlullah (S.A.V.) secde ettiğinde kollarını yere</p>
<p>yaymaksızın ve bir birine yapıştırmaksızın (yere) koyup ayaklarının parmaklarını kıbleye karşı getirirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDEKİ DUA VE ZİKRİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>119) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Kulun Rabbına en yakın olduğu hal, secde ederken ki, halidir. Binaenaleyh duayı çoğaltın.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (482) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>120) Huzeyfe (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldı. Ve secdelerinde <strong>&#8220;Subhane rabbiyel-ala&#8221; </strong>derdi diye rivayet etti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (871) ve Tirmizi (262) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>113</p>
<p>121) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in secdelerinde şöyle dua ettiğini rivayet etti:</p>
<p><strong>&#8220;Ellahumme&#8217;ğfirli zenbi kullehu dıkkahu ve culehu ve evvelehu ve ahirehu ve alaniyetehu ve sırrah.&#8221;</strong></p>
<p>Ey Allah&#8217;ım! Küçük ve büyük, ilkini ve sonuncusunu, aşikâr ve gizli, (yaptığım) bütün günahlarımı mağfiret et.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (483) ve Ebu Davud (878) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>122) Aişe (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ruku&#8217;unda ve sucud&#8217;unda: <strong>&#8220;Subhaneke ellahumme! Rabbena ve bihamdike ellahumme&#8217;ğfirli&#8221; </strong>teşbih ve istiğfarını çokça söylerdi. (Resûlullah (S.A.V.) bunu demekle) Kur&#8217;ân&#8217;a imtisal ediyordu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (794) Müslim (484) Ebu Davud (877) ve Nesei (2/190) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>123) Mutarrıf İbnu Abdullah, Aişe (R.A.)&#8217;nın kendisine şöyle haber verdiğini rivayet etti: Resûlullah (S.A.V.) ruku&#8217;sunda ve sucud&#8217;unda: <strong>&#8220;Subbuhun kuddusun. Rabbul&#8217;meleiketi ve&#8217;r-ruh&#8221; </strong>derdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (487) Ebu Davud (827) ve nesei (2/224) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>114</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDEKİ İTMİ&#8217;NAN-IN FARZİYYETİNİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>124) Enes (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Ruku&#8217;u ve sucud&#8217;u tastamam yapınız. Allah&#8217;a yemin ederim ki, rüku ettiğinizde ve secdeye vardığınız zaman ben sizleri muhakkak arkamdan da görüyorum&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (741) ve Müslim (425) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;NUN VE SUCUD&#8217;UN </strong><strong>NASIL</strong> <strong>TAMAM OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>125) Bera İbnu Azib (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Muhammed (S.A.V.) ile birlikte kılınan namazı gözetleyip dikkat ettim. Kıyamını, ruku&#8217;unu, ruku&#8217;dan sonraki iti&#8217;dalini, secdesini, iki secde arasındaki oturuşunu, tekrar secdesini, selam vermekle kalkıp gitmesi arasındaki oturuşunu takriben müsavi buldum.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (471) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>115</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKU&#8217;SUNU VE SUCUD&#8217;UNU TAM YAPMAYAN ADAM RESÛLULLAH&#8217;IN NAMAZINI İADE ETTİRMESİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>126) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) mescide girdi derken biri de girip namaz kıldı. Sonra Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra: Adama &#8220;Dönde namazını yeniden kıl. Çünkü sen namaz kılmadın&#8221; buyurdu. O kimse namazını yeniden kılıp Resûlullah (S. A. V.)&#8217;ın yanıma gelip selam verdi. Resûlullah (S.A.V.) selamını aldıktan sonra tekrar adama &#8220;Namazını yeniden kıl, çünkü sen namaz kılmadın&#8221; buyurdu. (Bunu üç kere tekrar etti.) Nihayet o kimse: &#8220;Seni hak ile yollayan (Allah&#8217;a yemin ederim ki, bunun başka türlüsünü bilmiyorum. Bana (doğrusunu) öğret&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: &#8220;Namaza durduğun vakit ihram tekbirim al, sonra ne kadar kolayına gelirse o kadar Kur&#8217;ân oku. Sonra ruku&#8217;a varıp, ta mut&#8217;main oluncaya kadar dur.</p>
</p>
<p>116</p>
<p>Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Sonra secdeye var ve mut&#8217;main oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp taa mut&#8217;main oluncaya kadar kal. Sonra bunu namazının hepsinde (böyle) yap.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (793) Müslim (397) Ebu Davud (856) Tirmizi (303) Nesei (2/124) ve İbnu&nbsp; Mace (1060) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>RUKUSUNU VE SUCUD&#8217;UNU TAM YAPMAYANIN NAMAZ­ININ BATIL, KENDİSİNİN DE MİLLET&#8217;İ— MUHAMMED-&#8216;DEN GAYRI BİR MİLLET ÜZERE ÖLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>127) Süleyman, Zeyd İbnu Vehb&#8217;i şöyle derken işittiğini rivayet ediyor.</p>
<p>Huzeyfe (R.A.) ruku&#8217;sunu ve sucud&#8217;unu tam yapmayan bir adam gördü. Adama, &#8220;Sen namaz kılmadın, eğer (bu halinle yani bu namaz kılışınla) ölmüş olsaydın, Allah&#8217;ın Resulünü yaratmış olduğu fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (791) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>Ahmed İbnu Hanbelin rivayetinde ise şöyle bir ziyadelik vardır.</p>
<p>117</p>
<p>128) Huzeyfe (R. A.) (Ruku&#8217;sunu ve sucud&#8217;unu tam yapmayan) adama şöyle dedi: &#8220;Ne zamandan beri bu namazı böyle kılıyorsun?&#8221; Adam &#8220;Kırk seneden beri böyle kılıyorum (diye cevab) verdi.&#8221; Huzeyfe yeniden adama &#8220;Sen kırk seneden beri namaz kılmamışsın. Eğer bu namaz kılışınla ölmüş olsaydın, Muhammed (S.A.V.)&#8217;in yaratıldığı fıtrattan gayrı bir fıtrat üzere ölürdün&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (5/384) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>129) Ebu Abdullah El-Eşari (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ruku&#8217;sunu tam &#8216;yapmayan ve sucud&#8217;unu tavuğun mısır tanelemesi gibi yapan birini gördü.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Eğer bu adam şu hali (yani namaz kılışı) üzere ölseydi, millet&#8217;i-Muhammed&#8217;den gayrı bir millet üzere ölürdü. Ve sonra şöyle dedi: Ruku&#8217;sunu tam yapmayan, sucud&#8217;unu tavuğun mısır tanelemesi gibi yapanın misali, aç birisinin bir veya iki tane hurma yemesi nasıl açlığını</p>
</p>
<p>118</p>
<p>gidermez ise, (ruku&#8217;sunu ve sucud&#8217;unu tam yapmayanda namaz kılmamıştır.)</p>
<p>Ravi Ebu Salih dedi ki: Ebu Abdullah&#8217;a bu hadisi Resûlullah&#8217;dan (kendisine) kimin rivayet ettiğini sordum. Dedi ki: <strong>Umera&#8217;ul-Ecnad </strong>(yani <strong>Filistin, Ürdün, Humus, Kansirin, Şam) </strong>vilayetlerinin emirleri olan Amr İbnu&#8217;1-As, Halid İbnu&#8217;l-Velid, Şurahbil İbnu Hasene, Resûlulla&#8217;dan işitmişler dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi İbnu Huzeyme (665) Taberani Kebirde Ebu Ya &#8216;la Musnedinde hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDEN KALKIŞ BABI</strong></span></h3>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>130) Ebu Bekr İbnu Abddarrahman, Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;yu şöyle derken işittiğini rivayet ediyor:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namaza kalktığı zaman, &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Sonra başını (secdeden) kaldırırken <strong>tekbir </strong>getirirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (789) ve Müslim (392) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>119</p>
<p>131) Rifaa İbnu Rafi&#8217;i (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin</p>
<p>namazı tamam olmaz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230; Sonra secde eder, ta</p>
<p>mafsalları mutmain oluncaya kadar (secdede kalır.) Sonra Allah&#8217;u Ekber der, başını (secdeden) kaldırır ta oturur vaziyyete doğrulmadıkca&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (857) ve Hakim sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SECDEDEN KALKARKEN ELLERİN OMUZLAR HİZASINA KADAR KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>132) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) ile beraber namaz kıldım. Resûlullah (S.A.V.) (namaza başlarken) tekbir aldığı vakit ellerini (omuzları hizasına kadar) kaldırdı &#8230;&#8230;&#8230; Ve başını</p>
<p>secdeden kaldırdığı vakitte ellerini (omuzları hizasına kadar) kaldırdı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (723) veAhmed (3/436) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİ SECDE ARASINDA SAĞ AYAĞIN DİKİLİB SOLUN YAYILARAK ÜZERİNE OTURULACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>120</p>
<p>133) Rifaa İbnu Rafi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah&nbsp; (S.A.V.)&nbsp; namazını&nbsp; beceremeyen&nbsp; adama, (namazı ta&#8217;rif ederken) şöyle buyurdu: &#8230;&#8230;&#8230;.. Secde yaptığın vakit, secdende mütemekkin ol. (Başını secdeden) kaldırdığın zaman da sol baldırının üzerine otur.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (859) Ahmed (4/340) ve İbnu Mace</em></p>
<p><em>(893) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>134) Abdullah İbnu Umer&#8217;in oğlu Abdullah, babasından naklederek şöyle dedi: Sağ ayağı dikib, parmakları kıbleye döndürmek ve sol ayak üzerine oturmak, namazın sünnetindendir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Nesei (1158) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>121</p>
<p>135) Abdullah İbnu Abdullah&#8217;dan, İbnu Umer (R.A.)&#8217;yu namazda oturduğunda bağdaş kurarak oturduğunu, gördüğünü haber verdi. Dedi ki bende öyle yapmaya başladım. Ve ben daha o zaman yeni gelişmeye başlamış bir delikanlı idim. Abdullah İbnu Umer beni bu hareketimden menetti. Ve şöyle dedi: Namazda sünnet olan, sağ ayağı dikip solu yaymaktır. Bende, sen bağdaş kurarak oturuyorsun dedim. O da cevaben, ayaklarım (öyle oturmama) tahammül etmiyorda ondan (öyle oturuyorum) dedi. <em>(Bu hadisi Buharı (827) rivayet etmiştir.) </em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİ SECDE ARASINDAKİ ZİKRİN KEYFİYYETİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>136) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) iki secde arasında şöyle derdi. <strong>Allahumme&#8217;ğfirli, ve&#8217;rhamni, ve&#8217;cburni, ve&#8217;rfa&#8217;ni, ve&#8217;hdini, ve afini, ve&#8217;rzukni.</strong></p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (850) Tirmizi (284) İbnu Mace (898) ve Hakim </em><em>(1/262/271) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİ SECDE ARASINDAKİ İ&#8217;TİDAL-IN KEYFİYYETİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>122</p>
</p>
<p>137) Enes (R.A.)&#8217;dan,</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i bize nasıl namaz kıldırırken gördüysem size de öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim dedi:</p>
<p>Enes&#8217;in namazını ta&#8217;ıif eden ravi Sabit İbnu Eşlem el-Bunani şöyle dedi: Enes sizi yaparken görmediğim bir şey yapardı: Başını ruku&#8217;dan kaldırdığı vakit gören (secde etmeği) unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi. Başını secdeden kaldırdığı vakit iki secde arasında gören (ikinci secdeye gitmeyi) unuttu diyecek kadar dururdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (800) ve Müslim (472) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİNCİ SECDEYE GİDİŞ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>138) Rifaa İbnu Râfi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: İnsanlardan hiç birisinin namazı tamam olmaz&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Sonra secde eder, ta mafsalları mutmain oluncaya kadar (secdede kalır.) Sonra <strong>Allahu Ekber</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>123</p>
<p>der, başını (secdeden) kaldırır, ta oturur vaziyette doğrulur. Sonra <strong>Allahu Ekber </strong>der ve secdeye varıp ta mafsalları mutmain oluncaya (kadar secdede kalmadıkça) &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;. &#8220;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (857) ve Hakim () sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİNCİ SECDEDEN KALKIŞ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>139) Rifaa İbnu Rafi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah&nbsp; (S.A.V.)&nbsp; buyurdu&nbsp; ki:&nbsp;&nbsp; &#8220;İnsanlardan&nbsp; hiç birisinin&nbsp; namazı&nbsp; tamam&nbsp; olmaz &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&nbsp;&nbsp; Sonra&nbsp; başını kaldırarak tekbir getirir bunu yaptığı vakit namazı tamam olur.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (857) ve Hakim () sahih bir senedle</em></p>
<p><em>rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZIN</strong> <strong>TEK REK&#8217;ATINDAN KALKARKEN BİRAZ OTURMADAN KALKILMA YASAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>140)&nbsp; Malik&nbsp;&nbsp; İbnu&#8217;l-Huveyris&nbsp;&nbsp; (R.A.)&#8217;dan,&nbsp;&nbsp; Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i&nbsp;&nbsp; namaz&nbsp;&nbsp; kılarken&nbsp;&nbsp; gördü.&nbsp;&nbsp; Resûlullah&nbsp;&nbsp; (S.A.V.) namazının tek rek&#8217;atlarından</p>
</p>
<p>124</p>
<p>(ikinci veya dördüncü rek&#8217;atlara) kalkarken, biraz oturmadan kalkmadığını rivayet etti.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (8?3) Tirmizi (287) ve İbnu Huzeyme (686) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h5><span style="color: #ff9900;"><strong>İZAH</strong></span></h5>
<p>Hadisden istimbat edilen hüküm: Resûlullah (S.A.V.) namazının tek rek&#8217;atlarından (yani birinci ve üçüncü rek&#8217;atlardan) bir sonraki rek&#8217;ate (yani ikinci ve dördüncü rek&#8217;atlara) kalkarken, secdeden doğrulduktan sonra bir müddet oturmadan ayağa kalkmadığını gördüğünü rivayet eden <strong>Malik İbnu&#8217; I-Huveyris &#8220;beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öylece namaz kılın&#8221; </strong>hadisinin ravisidir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZIN</strong> <strong>TEK REK&#8217;ATINDAN KALKARKEN YERE DAYANARAK KALKMA BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>125</p>
<p>141) Ebu Kilabe (R.A)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Malik İbnu&#8217;l-Huveyris şu bizim mescidimize gelib bize namaz kıldırdı. Ve şöyle dedi: Namaz kılmak arzum olmadığı halde size namaz kıldıracağım. Maksadım Nebiyyi (S.A.V.)&#8217;i nasıl namaz kılar gördüysem onu size göstermek istiyorum. Eyyub, Ebu Kilabe&#8217;ye onun namazı nasıldı diye sordum. Ebu Kilabe, onun namazı şu şeyhimizin (yani Amr İbnu Seleme&#8217;nin) namazı gibi idi dedi: Ve Eyyub, o şeyhimiz tekbiri itmam ederdi dedi: Başını ikinci secdeden kaldırdığı zaman oturur, ve (elleri ile) yere dayanır sonra ayağa kalkardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (824) ve İbnu Huzeyme (687) rivayet etmişlerdir.</em>)</p>
<p>Ebu İshak El-Harbi&#8217;nin rivayetinde ise şöyledir. Resûlüllah (S.A.V.) secdeden kıyama kalkarken, ellerini hamur yoğurur gibi yapar ve yere dayanarak kalkardı.</p>
<p>Bu hadisin metnini buraya alamamamın sebebi, Ebu İshak&#8217;ın bu kitabının mahtut olmasıdır. Hadisin ma&#8217;nasını Şeyh Elbani&#8217;nin te&#8217;lifi olan <strong>Allah Resûlü&#8217;nun namazının sıfatı </strong>isimli kitabından naklettim.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİRİNCİ TEŞEHHÜD&#8217;DE SÜNNET OLAN OTURUŞUN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>126</p>
<p>142) Muhammed îbnu Amr bin Ata&#8217;nın şöyle haber verdiği rivayet olundu. Resûlüllah (S.A.V.) &#8216;in ashabından bir takım zevat ile otururken, Nebiyyi (S.A.V.) &#8216;in namazından bahsettik.&nbsp;&nbsp; Ebu&nbsp;&nbsp; Humeyd&nbsp;&nbsp; Es-Saidi&nbsp;&nbsp; dediyki:&nbsp;&nbsp; Resûlüllah (S.A.V.)&#8217;in namazını en iyi bileniniz ben idim. Gördüm ki &#8230;&#8230;.</p>
<p>İlk ikinci rek&#8217;atta (teşehhüdde) oturduğu vakit, sol ayağının üzerine oturup sağ ayağını dikerdi &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>143) Abdullah îbnu Abdullah&#8217;dan, İbnu Umer (R.A.)&#8217;yu namazda oturduğunda bağdaş kurarak oturduğunu gördüğünü haber verdi. Dedi ki ben de öyle yapmaya başladım. Ve ben daha o zaman yeni gelişmeye başlamış bir delikanlı idim. Abdullah İbnu Umer beni bu hareketimden menetti. Ve şöyle dedi: Namazda sünnet olan oturuş, sağ ayağı dikip solu yaymaktır. Bende, sen bağdaş kurarak oturuyorsun dedim. O da cevaben, ayaklarım (öyle oturmama) tahammül etmiyorda ondan (öyle oturuyorum) dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (827) rivayet etmiştir).</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>127</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TEŞEHHUD&#8217;DE ŞEHADET PARMAĞINI HAREKET ETTİRMENİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>144) Ali İbnu Abdirrahman El-Muaviyyi, şöyle dedi: Ben namaz içinde küçük çakıl taşları ile oynarken, Abdullah İbnu Umer (R.A.) bu hareketimi gördü. Namazdan çıkınca beni bu hareketimden menetti: Resûlüllah (S.A.V.) namazda nasıl yapıyordiyse sende öyle yap dedi. Resûlüllah (S.A.V.) nasıl yapardı? dedim. Namazda (teşehhud için) oturduğunda sağ avucuna sağ uyluğu üzerine kordu. Müteakiben bütün parmaklarını yumarak baş parmağı takip eden parmak ile işaret ederdi. Sol avucunuda sol uyluğu üzerine koyardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (580) Ebu Davud (987) ve Nesei (3/36) rivayet etmişlerdir).</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>128</p>
<p>145) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlüllah (S.A.V.) teşehhüde oturduğu vakit, sol elini</p>
<p>sol dizi üzerine ve sağ elini de sağ dizi üzerine koyar, elli üç</p>
<p>akderek şehadet parmağı ile işaret ederdi. <em>(Bu hadisi Müslim (580) rivayet etmiştir).</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>Abdullah İbnu Zubeyr (R.A) dan. (şöyle dedi:) Resûlüllah (S.A.V.) (namazda) oturduğu vakit teşehhud duasını okurdu. Oturuşunda sağ elini sağ uyluğu üzerine, sol elini sol uyluğu üzerine kordu. Ve şehadet parmağı ile işaret ederdi. Bunu yaparken de baş parmağını orta parmağı üzerine kordu. Sol elini de sol dizinin üzerine uzatırdı. (Yani sol dizini sol avucu ile avuçlardı, sanki sol dizi sol avucunun bir lokması haline gelirdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (579) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>ŞEHADET PARMAĞINI KIBLEYE TEVCİH VE BAKIŞLARIN ONA DİKİLECEĞİ BABI</strong></span></h5>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
</p>
<p>129</p>
<p>147) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namazda (teşehhud için) oturduğunda (şehadet) parmağı ile kıbleye doğru işaret ederdi. Bakışlarını da ona (şehadet parmağına) dikerdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Avane (2/246) İbnu Huzeyme (719) ve İbnu Hibban (1938) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>148) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i (namazda teşehhud için oturduğunda) baş ve orta parmağım halka yapıp, şehadet parmağını kaldırıp (onunla) (Allah&#8217;ın birliğine şehadet ederek) dua ettiğini gördüm.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (957) İbnu Mace (912) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h5><strong>&nbsp;</strong></h5>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İŞARET&#8217;TEN MAKSAD PARMAĞI HAREKET ETTİRMEK OLDUĞU BABI</strong></span></h5>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>149) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in nasıl namaz kıldığını görmek istedim.&nbsp;&nbsp; Ve&nbsp;&nbsp; (şöyle&nbsp;&nbsp; yaptığını)&nbsp;&nbsp; gördüm&#8230;&#8230;&#8230;..&nbsp;&nbsp; Sonra parmaklarından</p>
</p>
<p>130</p>
<p>ikisini (yani baş parmak ile orta parmağı) halka yapıp (şehadet) parmağını kaldırdı ve hareket ettirerek onunla (Allah&#8217;ın birliğine şehadet ederek) dua ediyordu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Nesei (3/37) İbnu Huzeyme (714) İbnu Carud (208) ve Beyhaki (2/132) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>PARMAK&nbsp;&nbsp; HAREKETİNİN&nbsp;&nbsp; SAHABELERİN&nbsp;&nbsp; CE&#8217;MİSİ TARAFINDAN BİLİNDİĞİ BABI</strong></span></h5>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>150) Vail İbnu Hucr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: (Yukarıdaki hadis gibi zikrettikten sonra şöyle devam etti.) Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i gördüm ki, (teşehhüde oturduğu vakit şehadet parmağını) hareket ettirerek onunla dua ediyordu. Ve sonra, soğuk bir zamanda geldim. Herkesin üzerinde (kışlık) elbiseleri vardı. (Parmaklarını) elbiselerinin altından hareket ettirdiklerini gördüm.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (4/318) ve İbnu carud (208) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>PARMAK HAREKETİNİN </strong><strong>ŞEYTANA</strong> <strong>DEMİR KAMÇIDAN DAHA ŞİDDETLİ OLDUĞU BABI</strong></span></h5>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>131</p>
<p>151) Nafi&#8217;den, şöyle dedi: Abdullah İbnu Umer (R.A.) namazda (teşehhüd için) oturduğunda, ellerini dizlerinin üzerine koydu. (Şehadet) parmağı ile de işaret ederek bakışları da onu (yani parmağını) takib ediyordu. Ve sonra şöyle dedi: Resulullah (S.A.V.) bu (yani parmak işareti) şeytana demir kamçıdan daha şiddetlidir&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (2/119) Bezzar (5631) ve Taberani Kitabu &#8216;d-Dua &#8216;da (642) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BU HAREKETİ BİRKAÇ PARMAKLA YAPMANIN YASAK OLDUĞU BABI</strong></span></h5>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>152) Saad İbnu Ebi Vakkas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Ben, (teşehhüdde) parmaklarımla dua (işaret) ederken yanımdan Resulullah (S.A.V.) geçti (benim bu hareketimi görünce) şehadet parmağını göstererek &#8220;Tekle tekle&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (1499) Tirmizi (3557) ve Nesei (3/38) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h5 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>PARMAK HAREKETİNİN BİRİNCİDE OLDUĞU GİBİ İKİNCİ TEŞEHHÜDDE DE YAPILACAĞI BABI</strong></span></h5>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>132</p>
</p>
<p>153) Abdullah İbnu Zubeyr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resulullah (S.A.V.) (namazda) ilk ve son teşehhüd için oturduğunda ellerini dizlerinin üzerine koyar ve sonra (şehadet) parmağı ile işaret ederdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Beyhaki (2/132) ve Nesei sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BİRİNCİ TEŞEHHÜDÜN BEYANI BABI</strong></span></h3>
<p>154) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan,&#8221;Resûlullah (S.A.V.) bize Kur&#8217;ân&#8217;dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretirdi&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (403) Ebu Da vud (974) Tirmizi (290) Nesei (2/242/243) ve İbnu Mace (900) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>133</p>
<p>155) Abdullah İbnu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in ardında namazda (yani teşehhüdde) <strong>Esselamu alellahi, esselamü ala fulanin (Allah&#8217;a</strong> selam olsun, fulana selam olsun) derdik. Resûlullah (S.A.V.) günün birinde bize şöyle buyurdu: &#8220;Selam <strong>Allah&#8217;ın&#8221; </strong>kendisidir. Herhangi biriniz namazda oturduğunda şöyle desin.</p>
<p><strong>Ettahiyyatu lillahi vesselavatu vettayyibatu esselamü aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuhu esselamü aleyna ve ala ibadillahi&#8217;ssalihin, </strong>(Bu, ve ala ibadillahi&#8217;ssalihin) sözünü söylediği vakit göklerde ve yerde olan her şey salih kula raci olmuş olur. (Ve sonra) <strong>Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedii enne muhammeden abduhu ve resuluh. </strong>Bundan sonra istediği duayı seçer.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (831) Müslim (402) Ebu Davud (968) Tirmizi (289) Nesei (2/240) ve İbnu Mace (899) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>İZAH</strong></span></h4>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;den, rivayet edilen daha başka teşehhüd duaları da vardır. Biz burada birtanesini zikretmekle iktifa ettik. Teşehhüdde illa bu dua okunacak diye bir tahsis yoktur. Peygamberden varid olan herhangi bir teşehhüd duası olabilir. Bu duanın çeşitlerini hadis kitablarına müracaat ederek öğrenebilirsiniz.</p>
<h4>&nbsp;</h4>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>TEŞEHHÜDÜ GİZLİ OKUMANIN </strong>SÜNNET <strong>OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p>156) Abdullah İbnu Mes&#8217;ud (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Teşehhüdü gizli okumak sünnettendir. <em>(Bu hadisi Ebu Davud (986) Tirmizi (291) ve Hakim (1/230) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>134</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TEŞEHHÜDDEN&nbsp;&nbsp; SONRA&nbsp;&nbsp; RESÛLULLAH&nbsp;&nbsp; </strong><strong>(S.A.V.)&#8217;E SALAVAT GETİRMENİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>&#8220;Şübhesiz Allah ve Melekleri, Peygambere salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve gönülden teslim olun.&#8221;</p>
<p><em>(Ahzab 56)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>157) Kaab İbnu Ucre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Biz dedik ki veya dediler: &#8220;Yâ Resûlullah! Sen bize, sana (teşehhüdde) <strong>salat ve selâm </strong>getirmemizi emrettin. <strong>Selam&#8217;ı </strong>öğrendik fakat nasıl <strong>salat </strong>getireceğiz?&#8221; &#8230;..&nbsp; <em>(Bu hadisi E bu Davud (976) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>135</p>
<p>158) Ebu Mes&#8217;ud El-Ensari (R.A.)&#8217;dan, şöyle haber verib dedi ki: Biz Sa&#8217;d&#8217;ubnu Ubade&#8217;nin meclisinde iken Resûlullah (S.A.V.) bizim yanımıza geldi. Beşir İbnu Sa&#8217;d kendisine: &#8220;Yâ Resûlullah! Allah &#8216;u Teâla sana salat okumamızı emretti. Biz sana nasıl salat okuyalım?&#8221; diye sordu. Resûlullah (S.A.V.) sukut etti. Hatta biz, Beşir bunu Resûlullah&#8217;a sormasaydı diye temenni ettik. Sonra Resûlullah (S.A.V.): Şöyle okuyunuz buyurdu:</p>
<p><strong>Ellahumme! Salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala ali İbrahime inneke hamidun meciid.</strong></p>
<p><strong>Ellahumme! Barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema barekte ala tbrahime ve ala ali İbrahime inneke hamidun meciid.</strong></p>
<p><strong>(Salavatu şerifeler, Buhari&#8217;nin rivayetidir.)</strong></p>
<p><strong><em>(Bu hadisi Buharı </em></strong><em>(3370) <strong>ve Müslim (405) rivayet etmişlerdir.)</strong></em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZLARININ TEŞEHHÜDÜNDE ALLAH </strong><strong>RESULÜNÜN KENDİ NEFSİNE SALA VAT GETİRDİĞİ BABI</strong></span></h4>
<p>136</p>
</p>
<p>Kaab İbnu Ucre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namazın (teşehhüdünde) şöyle derdi: <strong>Ellahumme salli âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammedin kema salleyte âlâ İbrahime ve âli İbrahim, ve barik âlâ Muhammedin ve âli Muhammedin kema barekte âlâ İbrahime ve âli İbrahime inneke hamidun meciid.</strong></p>
<p><strong><em>(Bu hadisi Şâfi&#8217;i el-Ümm (1/117) sahih bir senedle rivayet etmiştir.)</em></strong></p>
<p>Bu hadis&#8217;i şeriflerin umumi ifadesi, birinci ve ikinci teşehhüdde de Resûlullah (S.A.V.) salavat getirileceğine delalet ediyor.</p>
<p>İmam&#8217;ı Şafi&#8217;nin mezhebi de bu kavi üzeredir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİNCİ REK&#8217;ATTEN KALKARKEN ELLERİN</strong> <strong>OMUZLAR&nbsp;&nbsp; HİZASINA&nbsp;&nbsp; VARDIRINCAYA&nbsp;&nbsp; KADAR</strong> <strong>KALDIRILACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>160) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ikinci rek&#8217;atten kalkacağı zaman</p>
<p>tekbir alır ve ellerini (omuzları hizasına vardırıncaya kadar)</p>
<p>kaldırırdı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (739) Ebu Da vud (743) Tirmizi (304)</em></p>
<p><em>ve Ahmed (5/424) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>137</p>
<p>Buhari cüz&#8217;ünde İbnu Umer&#8217;den şöyle rivayet etmiştir.</p>
</p>
<p>161) Salim babası Abdullah&#8217;ın (namazın oturuşundan) kalkmak istediği vakit ellerini kaldırdığını haber verdi.</p>
<p><em>(Bu eseri Buhari cüz&#8217;ünde (12) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>162) Resûlullah (S.A.V.) (ikinci rek&#8217;atım) oturuşundan kalkacağı zaman, tekbir getirir sonra kalkardı.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Ya &#8216;la Müsnedin &#8216;de ceyyid bir senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>Bu hadisin tam metnini burada nakl edemememin sebebi kitab&#8217;ın aslı (mahtut&#8217;dur) yani basılmamıştır. Şu an Pakistan&#8217;da arkadaşlarımızdan birisi tarafından tashih edilmektedir. Seneye basılacağını ümid etmekteyiz.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>İKİNCİ TEŞEHHUD&#8217;DE SÜNNET OLAN OTURUŞUN BEYANI BABI</strong></span></h4>
<p>138</p>
<p>163) Muhammed İbnu Amr bin Ata&#8217;nın şöyle haber verdiği rivayet olundu. Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in ashabından bir takım zevat ile otururken, Nebiyyi (S.A.V.)&#8217;in namazından bahsettik.&nbsp;&nbsp; Ebu&nbsp;&nbsp; Humeyd&nbsp;&nbsp; Es-Saidi&nbsp;&nbsp; dediki:&nbsp;&nbsp; Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namazını en iyi bileniniz ben idim &#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>(Namazın) son teşehhüdünde oturduğu vakit, sol ayağını ileri alıp ve diğerini (yani sağ ayağını) dikerek mak&#8217;ad&#8217; üstüne otururdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (828) ve Ebu Davud (963) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>164) Abdullah İbnu Zubeyr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.) namazda oturduğu zaman sol ayağın,</p>
<p>(sağ) uyluğu ile (sağ) baldırı arasına doğru getirir, sağ ayağını</p>
<p>da yayardı&#8230;&#8230;..</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (579) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>165) Ebu Humeydi es-Saidi (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i ikinci rek&#8217;atlerde oturduğu vakit,sol ayağının üzerine oturduğunu ve sağ ayağını da diktiğini, namazın dördüncü rek&#8217;atında oturduğu vakit ise sol kalçasını yere değdirecek şekiİde oturup, ayaklarının uçlarını ise sağ tarafından çıkardığını gördüm!</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (965) ve Beyhaki Sünen &#8216;i Kübra &#8216;da (2/128) hasen bir sened/e rivayet etmiş/erdir).</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TEŞEHHÜD&#8217;DE&nbsp;&nbsp; KADINLARINDA&nbsp;&nbsp; ERKEKLER&nbsp;&nbsp; GİBİ OTURACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>166) Mekhuldan, (şöyle rivayet olunmuştur):</p>
<p>Ümmü&#8217;d-Derda (R. A.) namazının (teşehhüdünde) erkek oturuşu gibi otururdu. Ve kendisi <strong>&#8220;t&#8217;akihe&#8221; </strong>idi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı Sahihin &#8216;de ta &#8216;likan (827) Tarih &#8216;i Sağir&#8217;da mevsulan ve İbnu Ebi Şeybe Musannef&#8217;de (1/270) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>Buraya kadar geçen mevzularda da görüldüğü gibi erkek ile kadının namazını ayıran hiç bir nass yoktur.</p>
<p>Mezheblerdeki değişik ibadet ta&#8217;rifleri tamamıyla sünnetten uzak içtihatlardır.</p>
<p>İkinci teşehhüdde de birinci teşehhüdde olduğu gibi <strong>tahiyyat </strong>ve <strong>salavat </strong>okunarak aşağıdaki tertip üzere devam edilir.</p>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>140</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMDAN ÖNCE YAPILAN DUA BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>167) Ebu Bekr (R.A.)&#8217;dan, bir defa Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e (Yâ Resûlellah) bana bir dua öğret de onu namazımda okuyayım&#8221; dedi. Resûlullah (S.A.V.) de (öyle ise) şöyle de.</p>
<p><strong>&#8220;Ellahumme! İnni zalemtu nefsi zulmen kesiran ve la yağfiruz&#8217;zunube illa ente fağfirli meğfireten min indike ve&#8217;rhamni inneke ente&#8217;l-ğafurur&#8217;rahim.&#8221;</strong></p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (834) ve Müslim (2705) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMDAN ÖNCE DÖRT ŞEYDEN İSTİAZE OLUNACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>168) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, diyor ki: Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;Her hangi biriniz son teşehhüdü bitirdiği zaman dört şeyden: Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnelerinden ve Mesih Deccal&#8217;in şerrinden <strong>Allah&#8217;a </strong>sığınsın.&#8221; <em>(Bu hadisi Müslim (588) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>141</em></p>
</p>
<p>169) Resûlullah&#8217;ın zevcesi mü&#8217;minlerin annesi Aişe (R.A.)&#8217;dan şöyle haber verdi: Resûlullah (S.A.V.) namaz'(ın sonunda):</p>
<p><strong>&#8220;Allahumme! İnni euzü bike min azabi&#8217;l-kabri ve euzü bike min fitneti&#8217;l-mesihi&#8217;d-deccali ve euzü bike min fitneti&#8217;l-mahya ve&#8217;1-memal. Allahumme! İnni euzü bike mine&#8217;l-me&#8217;semi ve&#8217;l-mağram&#8221; </strong>diye dua ederdi. Biri kendisine: &#8220;Yâ Resûlullah borçtan ne de çok istiaze ediyorsun&#8221; dedi. Bunun üzerine: &#8220;İnsan borçlandığı vakit söz söyler de yalan uydurur, söz verir de sözünde durmaz&#8221; buyurdu.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (832) ve Müslim (589) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>BU DUAYA İHTİMAMIN BEYANI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>142</p>
<p>170) Müslim İbnu&#8217;l-Haccac şöyle dedi:</p>
<p>Bana baliğ oldu ki, Tavus İbnu Keysan kendi oğluna: &#8220;Namazında bu kelimelerle dua ettin mi?&#8221; diye sordu. Oğlu: &#8220;Hayır&#8221; dedi. Tavus: &#8220;Namazını yeniden kıl. Çünkü hiç şübhesiz baban Tavus bu hadisi üç yahud dört sahabiden rivayet etti, yahut dediği gibi&#8221; dedi</p>
<p><em>(Bu eseri Müslim (590) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDAN ÇIKIŞ VE SELAM BABI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>171) Ali (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah&nbsp; (S.A.V.) buyurdu&nbsp; ki:&nbsp;&nbsp; Namazın&nbsp; anahtarı taharettir: Tahrimi tekbirdir ve tahlili ise teslimdir.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (61) Tirmizi (3) ve İbnu Mace (275) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDAN ÇIKARKEN SELAM VERİRKEN ARKADAN YANAKLARIN GÖRÜLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>172) Amir&#8217;in babası Sa&#8217;d (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Ben Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i sağ ve sol tarafına selam verirken görürdüm. Hatta (bu sırada arkadan) yanağının beyazlığını görürdüm.</p>
</p>
<p>143</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (582) Ebu Da vud (996) Tirmizi (295) ve İbnu Mace (914) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMIN KEYFİYYETİNİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>173) Alkame&#8217;nin babası Vail (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) ile namaz kıldım. (Namazdan çıkarken) sağına selam verdiğinde <strong>esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu, </strong>soluna selam verdiğinde ise, <strong>esselamu aleyküm ve rahmetullah, </strong>derdi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Da vud (997) İbnu Huzeyme (728) ve Taberani Kebir&#8217;de (10191) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZDAN SONRAKİ&nbsp; </strong><strong>ZİKİR BABLARI</strong></span></h3>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMDAN&nbsp;&nbsp; SONRAKİ&nbsp;&nbsp; DUA&nbsp;&nbsp; VE&nbsp;&nbsp; ZİKRİN&nbsp;&nbsp; BEYANI</strong> <strong>SELAMDAN SONRA YÜKSEK SESLE BİR KERE TEKBİR</strong> <strong>GETİRİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>1) İbnu Abbas (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in namazdan bittiğini <strong>tekbir&#8217;den </strong>anlardım.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (842) Müslim (583) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>FARZ NAMAZINDAN SONRAKİ ZİKRİN SESLİ OLACAĞI BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
</p>
<p>2) İbnu Abbas&#8217;m azadlısı Ebu Ma&#8217;bed, İbnu Abbas&#8217;ın şöyle dediğini haber verdi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in zamanında, cemaat farz namazından bitince, seslerini yükselterek zikr ederlerdi. İbnu Abbas: &#8220;Ben zikir sesini işittiğimde (namazdan) bittiklerini anlardım&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buhari (841) ve Müslim (583) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<p>147</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMDAN SONRA ÜÇ KERE ESTAĞFİRULLAH DENİLECEĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>3) Sevban (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) namazdan çıktığı zaman üç defa istiğfar eder ve şöyle derdi: <strong>&#8220;Allahumme! Ente&#8217;s-selamü ve minke&#8217;s-selamü. Tebarekete ya ze&#8217;l-celali ve&#8217;l-ikram!</strong></p>
<p>Hadisin ravilerinden Velid dedi ki: Evzaiyye: İstiğfarın nasıl olduğunu sordum. <strong>&#8220;Estağfirullah &#8211; estağfirullah </strong>dersin&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi &#8216;Buharı &#8216; () ve Müslim (591) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAM&#8217;DAN&nbsp;&nbsp; SONRA&nbsp;&nbsp; (LA&nbsp;&nbsp; İLAHE&nbsp;&nbsp; İLLALLAHU </strong><strong>VAHDEHU LA ŞERİKE) NİN SONUNA KADAR YÜKSEK</strong> <strong>SESLE OKUNACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>148</p>
<p>4) Ebu Zubeyr&#8217;den, şöyle dedi:</p>
<p>Abdullah İbnu Zubeyr (R. A.) her nama/m selamından sonra şöyle derdi. <strong>La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehü&#8217;l-mülkii ve lehii&#8217;l-hamdu ve hüve ala külli şey&#8217;in kadir. La havle ve la kuvvete illa billah. La ilahe illalah. Ve la na&#8217;budu illa iyyah. Lehu&#8217;n-ni&#8217;metü ve lehii&#8217;l-fadlu ve lehü&#8217;s-senau&#8217;l-hasen. La ilahe illallahu muhlisine lehü&#8217;d-dine ve lev kerihe&#8217;l-kafirun.</strong></p>
<p>Ve Abdullah İbn Zubeyr: Resûlullah (S.A.V.)&#8217;in her namazdan sonra bu lafızları tehlil ederdi. (Yani bu kelimeleri yüksek sesle söylerdi) dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Müslim (594) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>5) Muğiret-t&#8217;İbnu Şu&#8217;be (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) her farz namazın arkasından şöyle derdi. <strong>La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu&#8217;l-mülkü ve lehu&#8217;l-hamdu ve huve ala külli şey&#8217;in kadir. Ellahumme la mania lima a&#8217;teyte ve mu&#8217;tiye lima mena&#8217;te. Ve la yenfeu ze&#8217;l-ceddi minke&#8217;l-ceddü.</strong></p>
<p><em>(Bu hadisi Buhar i (844) ve Müslim (593) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>149</p>
<p>Müslim&#8217;in rivayetinde farz namazın arkasında lafzı yoktur.</p>
<p>Buhari ve Müslim&#8217;in rivayet ettikleri bu hadisi şerif bu zikrin farz ve nafile bütün namazların akabinde söylenebileceğine delildir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZLARIN ARKASINDAN ALLAH&#8217;DAN, GÜZEL İBADET YAPABİLMEK İÇİN YARDIM İSTEME BABI</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>6) Muaz İbnu Cebel (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) bir gün elinden tutarak, &#8220;Yâ Muaz Vallahi seni seviyorum.&#8221; Muaz da &#8220;Yâ Resûlullah anam babam sana feda olsun, bende seni seviyorum.&#8221; Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Yâ Muaz! Her namazın arkasından şöyle demeyi terketmemeni sana vasiyyet ediyorum&#8221; dedi. <strong>Ellahumme e&#8217;inni ala zikrike ve şükrike ve husni ibadetike.</strong></p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed ( ) Ebu Davud (1522) Nesei (3/53) Tebarani Kebir&#8217;de (20/60) ve İbnu Sünni Ameli &#8216;1-Yevm de (116) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>150</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SELAMDAN SONRA HER NAMAZIN AKABİNDE OTUZ </strong><strong>ÜÇER KERE TEŞBİH, TAHMİD VE TEKBİR</strong> <strong>GETİRMENİN FAZİLETİ BABI</strong></span></h4>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>&nbsp;</strong></span></h4>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>7) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Fakir muhacirler Resûlullah&nbsp; (S.A.V.)&#8217;e gelib,&nbsp; &#8220;(Yâ Resûlullah) çok mal sahibleri yüksek yüksek dereceleri alıp gittiler. Ve devamlı ni&#8217;metlere sahib oldular&#8221; dediler.</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Bu nasıl olur?&#8221; buyurdu. Cevaben: &#8220;Bizim namaz kıldığımız gibi onlarda namaz kılarlar. Bizim oruç tuttuğumuz gibi oruç tutarlar. Ve ziyade olarak onlar</p>
</p>
<p>151</p>
<p>sadaka verirler, biz veremiyoruz. Onlar köle azad ederler, biz edemiyoruz&#8221; dediler. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Size bir şey öğreteyim mi? Onu yaptığınız zaman sizi geçmiş olanlara yetişirsiniz. Sizden sonraya kalanları geçersiniz. Sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna hiç bir kimse sizden daha faziletli olamasın?&#8221; buyurdu. &#8220;Evet öğretiniz yâ Resûlullah&#8221; dediler. &#8220;Her namazın akabinde otuz üç kere Subhanellah, otuz üç kere Allahu ekber, otuz üç kere Elhamdu lillah, dersiniz&#8221; buyurdu.</p>
<p>Ebu Salih dedi ki: Müteakiben fakir muhacirler Resûlullah (S.A.V.)&#8217;e geri gelip: &#8220;Yâ Resûlellah çok mal sahibi kardeşlerimiz bizim yaptığımız bu şeyleri işittiler ve onlarda bizim gibi yapmaya başladılar. Bunun üzerine Resûlullah (S.A.V.) bu Allah&#8217;ın bir fadl ve ihsanıdır, onu dilediğine verir&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Buharı (843) ve Müslim (595) rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>8) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi): Resûlullah (S.A.V.) (buyurdu ki:) Kim ki: Her namazın arkasından&nbsp;&nbsp; otuz&nbsp;&nbsp; üç&nbsp;&nbsp; kere&nbsp;&nbsp; <strong>subhanellah,&nbsp;&nbsp; </strong>otuz&nbsp;&nbsp; üç&nbsp;&nbsp; kere <strong>elhamdülillah, </strong>otuz üç kere <strong>allahu-ekber </strong>der, bunlar ki, doksan dokuz eder. Ve sonra <strong>la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu&#8217;l-mulku ve huve ala külli şey&#8217;in kadir </strong>der yüze temam ederse, deniz köpüğü kadar da günahı olsa mağfiret olunur. <em>(Bu hadisi Müslim (597) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p>152</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>TESBİH, TAHMİD VE TEKBİRİ FARZ NAMAZLARIN AKABİNDE SÖYLEMENİN FAZİLETİ BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>9) Kaab İbnu Ucre (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) buyurdu ki: Muakkibat (namazın arkasından söylenen güzel sözler) var ya onları söyleyen (veya yapan) hiç bir zaman eli boş veya ziyanda olmaz. Her farz namazın ardından otuz üç kere <strong>subhanallah, </strong>otuz üç kere <strong>elhamdülillah, </strong>otuz dört kere <strong>allahu-ekber </strong>dersiniz. <em>(Bu hadisi Müslim (596) rivayet etmiştir.)</em></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZLARIN AKABİNDE SÖYLENEN TEŞBİH, TAHMİD VE TEKBİRİ SAĞ ELLE YAPMANIN </strong><strong>SÜNNET OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>10) Abdullah İbnu Amr (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi: &#8220;Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i, teşbihi (zikri) sağ eliyle yaparken gördüm&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (2/160/161/204/205)&#8217;Ebu Davud</em></p>
<p><em>(1502/5065) Tirmizi'(3482) Neseı'(3/84) velbnuHibban (2343)</em></p>
<p><em>sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>153</p>
</p>
<p>11) İbnu Umer (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.)&#8217;i namazının akabindeki <strong>tesbihat&#8217;ı, tahmidat&#8217;ı <em>ve </em>tekbirat&#8217;ı sağ eliyle yaptığını gördüm.</strong></p>
<p><strong><em>(Bu hadisi Beğavi Şerh &#8216;i-s-Sünne &#8216;de (5/48) hasen senedle rivayet etmiştir.)</em></strong></p>
<p>Bu hadisi şerifler, zamanımızda intişar etmiş ve terk edilmez bir sünnet imiş gibi ihtimam gösterilen boncukları, zikrin adedini bilmek için kullanmanın bid&#8217;at olduğuna delildir.</p>
<p>İbnu Mes&#8217;ud&#8217;dan rivayet edilen eserde bunu te&#8217;yid etmektedir.</p>
</p>
<p>12) Salet İbnu Behram&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Elindeki teşbihle zikreden bir kadının yanından geçen İbnu Mes&#8217;ud (teşbihi Kadının elinden alarak) parça parça edip attı. Sonra ufak çakıl taşlan ile zikreden bir adamın yanından geçti. Adamı tek meleyerek, &#8220;Ne çabuk sapıttınız, böyle kötü bid&#8217;atlar ihdas ettiniz. Muhammed (S.A.V.)&#8217;in eshabını ilimde geçtiniz&#8221; dedi.</p>
<p><em>(Bu eseri İbnu Vaddah Bid&#8217;at ve ondan nehy kitabında (S/12) sahih bir senedle rivayet etmiştir.) </em>154</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>154</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>FARZ VE NAFlLE HER </strong><strong>NAMAZIN</strong> <strong>AKABİNDE AYET&#8217;EL-KÜRSİ&#8217;NİN OKUNACAĞI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>13) Ebu Umame (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:) Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Kim ki, her namazın arkasından ayet&#8217;el-kürsiyi okursa, cennete girmesine tek engel ölümdür&#8221; dedi. <em>(Bu hadisi İbnu Sünni (S/121) sahih senedle rivayet etmiştir.)</em></p>
</p>
<p>14) Ebu Umame (R.A.)&#8217;dan, (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) &#8220;Kim ki her farz namazın arkasından</p>
<p><strong>ayet&#8217;el-kürsiyi </strong>okursa, cennete girmesine tek mani ölmesidir&#8221; dedi. <em>(Bu hadisi Nesei (100) Tebarani Kebir&#8217;de (3/134) ve</em> <em>Kitabu&#8217;d-Duada (675)Amelil Yeman ve Veyl&#8217;de ve İbnu Sünni</em> <em>Ameli-Yevm&#8217;de (122) ve İbnu Hibban ( ) sahih bir senedle</em> <em>rivayet etmişlerdir.)</em></p>
</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>HER NAMAZIN AKABİNDEN MUAVEZAT&#8217;IN OKUNACAĞININ EMİR OLDUĞU BABI</strong></span></h4>
<p>155</p>
<p>15) Ukbe İbnu Amir (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah&nbsp;&nbsp; (S.A.V.)&nbsp; bana&nbsp; her&nbsp; namazın&nbsp; arkasından <strong>muavezat&#8217;ı </strong>okumamı emretti. (1)</p>
<p><em>(Bu hadisi Ahmed (4/155) ve Ebu Davud (1523) sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>(1) Muavezat: Felak ve Nas sûrelerine denir.</p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>SABAH VE AKŞAM NAMAZLARINDAN SONRA ONAR KERE SÖYLENECEK ZİKRİN BEYANI BABI</strong></span></h4>
</p>
<p>16) Ebu Hureyre (R.A.)&#8217;dan, şöyle dedi:</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle dedi: &#8220;Kim ki sabah namazını kıldıktan sonra on kere <strong>la ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu&#8217;l-mulku ve lehu&#8217;l-hamdu ve huve ala külli şey&#8217;in kadir</strong></p>
<p>derse Allah-u Azze ve Celle onun için on hasenet yazar. On seyyiatını siler. On derece yükseltir. Bunlar ki, Hz. İsmail&#8217;in neslinden iki köle azad etmeye muadildir. Kim ki, bu zikri akşam namazından sonra da söylerse, sabaha kadar şeytanla arasında perde olur. Yani (şeytanın şerrinden emin olur.)</p>
<p><em>(Bu hadisi Taberani Kebir &#8216;de (4015) Hasen İbnu Arefe cüz &#8216;ünde sahih bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p>156</p>
<h4 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>NAMAZIN AKABİNDEKİ ZİKRE ŞEYTANIN&nbsp; MANİ&#8217; OLMAK İSTEDİĞİ BABI</strong></span></h4>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p>17) Abdullah İbnu Amr (R. A.) (şöyle dedi:)</p>
<p>Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: &#8220;İki haslet veya iki hal vardır ki, müslüman bir kul bunları muhafaza ederse behemehal cennete girer. O iki şey çok kolaydır ama onlarla amel eden azdır.</p>
<p>(Her farz namazın) akabinde on defa <strong>subhanallah, </strong>on defa <strong>elhamdu lillah </strong>on defa <strong>allahu ekber </strong>der. İşte bunlar dilde yüz elli, fakat mizanda bin beşyüzdür. Yatma yerini aldığın vakitte, otuzdört defa <strong>allahu ekber, </strong>otuz üç defa elhamdu lillah, otuz üç defada <strong>subhanallah </strong>der. İşte bunlar dilde yüzdür. Fakat mizanda bindir.&#8221; Abdullah dedi ki: &#8220;Resûlullah (S.A.V.) bunları (sağ) elinin parmaklarıyla</p>
<p>157</p>
<p>yaptığım gördüm.&#8221;Dediler ki: &#8220;Bu kadar kolay şeyleri yapan az olur. Sizden biriniz yatacağında şeytan ona gelir uykusunu getirir bunları yapmadan uyur. Ve sizden birinize namazında gelirde ona bazı ihtiyaçlarını hatırlatır. Namazı bitirir bitirmez hemen ihtiyaçlarının peşinden giderde yapamaz.&#8221;</p>
<p><em>(Bu hadisi Ebu Davud (4065) Tirmizi (3407) Neşe/(3/74} Ahmed (2/205) ve Buharı edebde (1316) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir.)</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
<p><em>&nbsp;</em></p>
</p>
<p>158</p>
<p style="text-align: center;"><strong>FlHRİST</strong></p>
<p>Namaz kılarken sütre ittihaz etmenin vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.13</p>
<p>Sütreye doğru kılınmayan namazın şeytan, eşek, hayzli</p>
<p>kadın ve siyah köpek tarafından kesildiği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..13</p>
<p>Resûlullah S.A.V. sahrada namaz kıldığı vakitte sütre</p>
<p>edindiği babı…………………………………………………&#8230;14</p>
<p>Mescid dahilindede sütre ittihaz edinileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.15</p>
<p>Mescidin içinde sUtre bulamayınca bir asa dikilerek ona doğru namaz kılınabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..16</p>
<p>Mescidin içinde sütreye doğru yol bulamayınca oturan</p>
<p>Birisinin arkasını dörtürterek ona doğru namaz kılma babı&#8230;&#8230;16</p>
<p>Mescid&#8217;de direklerin arkasında oturanlardan daha çok namaz kılmak isteyenler hak sahibi oldukları babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..17</p>
<p>Sütreye doğru namaz kılmaya görüldüğü zaman gören tarafından sütreye doğru itileceği babı………&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;17</p>
<p>Namazda ki sütrenin keyfiyyetinin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..18</p>
<p>Oturan veya uyuyan bir insana doğru sütre kasdı ile namaz</p>
<p>kılınabileceği babı……&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;18</p>
<p>Hayvana doğru sütre kasdı ile namaz kılınabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;..19</p>
<p>Namaz kılanın sütreye yakın olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..19</p>
<p>İmamın stttresinin cemaatin sütresi olduğu babı…&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;20</p>
<p>Namaz kılanın önünden geçenin günahkâr olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.20</p>
<p>Namaz kılanın önünden ısrarla geçmek isteyenin şeytan olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.21</p>
<p>Namaz kılanın önünden geçmek isteyeni men etme babı &#8230;&#8230;&#8230;.22</p>
<p>Sütre mevzu&#8217;unda nakl olunan zayıf rivayetler babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.23</p>
<p>Safları tesviye etmenin vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;27</p>
<p>Saflardaki düzgünsüzlüğün müslümanlar arasındaki ihtilafların</p>
<p>sebeblerinden olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.27</p>
<p>Cemaatın safları tesviye etmesini öğrenene kadar imamın safları tesviyeedeceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..28</p>
<p>Safları düzeltirken imamın cemaate yüzünü dönmesi babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.29</p>
<p>imamın arka safları tesviye etmesi için birisini tayin etmesi babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;30</p>
<p>Birinci saffın fazileti babı………………&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..31</p>
<p>Birinci safa ilim ve akıl sahihlerinin durmağa hak sahibi oldukları babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;32</p>
<p>lim sahibinin birinci safdaki birisini geriye çekip yerine durabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;33</p>
<p>Saffın düzgün olması namazın tamamından olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..34</p>
<p>Saffın düzgün olması namazın güzelliğinden olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..34</p>
<p>Safların nasıl tesviye edileceği ve ilk yapılacak işin safdakilerin aynı hizada olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;34</p>
<p>Safların tesviyesinde göğüslerinde aynı hizada olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..35</p>
<p>Safların sıklaştırılıp boyunlarında aynı hizada tutulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..36</p>
<p>Safların tesviyesinde omuzlarında aynı hizada olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..36</p>
<p>Safların tesviyesinde omuzlan, diz kapaklan ve ayak topuklarını</p>
<p>birbirine bitiştirme babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.37</p>
<p>Saflan bitiştirene Allah&#8217;ın ve Meleklerin dua ettiği babı&#8230;&#8230;&#8230;..38</p>
<p>Saflan bitiştirenlere Resûlullah S.A.V.&#8217;in dua edip bitiştirmeyenlere de beddua ettiği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.38</p>
<p>Erkeğin tek başına saf olamıyacağı ve safsız olarak kılmış olduğu</p>
<p>namazın iade ettirileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;39</p>
<p>Kadınların tek başına saf olabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.:&#8230;&#8230;39</p>
<p>Bir veya iki kişi halinde imamın neresine durulacağı babı&#8230;&#8230;.40</p>
<p>İllete binaen imamın yanma durulabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..41</p>
<p>Duvar veya perde arkasında imama iktida olunabileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.42</p>
<p>iki direk arasında saf tutmanın yasak olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.43</p>
<p>Niyyet babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.47</p>
<p>iftitah tekbirinin vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..49</p>
<p>Tekbirde ellerin ne zaman kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;50</p>
<p>Ellerin kalkış esnasındaki halini beyan babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.51</p>
<p>Ellerin nereye kadar kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;52</p>
<p>Elleri kaldırırken parmakları kulak memelerine deydirme rivayetinin zayıflığı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.53</p>
<p>Namazın kıyamında sağ eli sol kol üzerine koymanın vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.54</p>
<p>Namazda elleri sağ solun üstünde göğsün üzerine koyma babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.55</p>
<p>Ellerin göğsün üzerindeki keyfiyetinin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..56</p>
<p>Namazda elleri göbeğin altına bağlamanın sahih olmadığı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.57</p>
<p>İhram tekbiri ile kıraat arasında ne okunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..59</p>
<p>Kıraattan önce teavvüzün vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..62</p>
<p>Besmelenin gizli okunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;63</p>
<p>Her rek&#8217;atte fatihayı okumanın vucubiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;65</p>
<p>Fatihayı âyet âyet keserek okuma babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.74</p>
<p>Te&#8217;min babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.75</p>
<p>Amin derken sesin yükseltilib ve uzatılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.75</p>
<p>Amin derken amin sesinden mescidin inleyeceği babı……&#8230;&#8230;.76</p>
<p>Yahudilerin imamın arkasında söylediğimiz amini hased ettikleri babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;,,,,,,,&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;77</p>
<p>Fatihadan sonraki kıraatin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..,,,,,,,,&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;77</p>
<p>ilk iki rek&#8217;atte fatiha&#8217;dan sonra birer sure ve son iki rek&#8217;atte ise</p>
<p>sadece fatihanın okunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..78</p>
<p>Birinci rek&#8217;atın ikinci rek&#8217;atten daha uzun olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;78</p>
<p>Yalnız namaz kılarken rek&#8217;atların hepsinde fatihadan sonra sure</p>
<p>okunabileceği babı…………………………&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;79</p>
<p>Kur&#8217;ân ezberleyemeyen kişinin nasıl yapması gerektiği babı&#8230;..79</p>
<p>Öğle ve ikindi namazlarmdaki kıraat babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.80</p>
<p>Öğle ve ikindi namazlarının kıraatinin sırrî olacağı babı……&#8230;.81</p>
<p>Aksam namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;81</p>
<p>Yatsı namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı……&#8230;&#8230;&#8230;.82</p>
<p>Cemaate namaz kıldırılacağında namazın hafif tutulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.83</p>
<p>Sabah namazındaki kıraat ve onun cehri olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.84</p>
<p>İmama rukuda yetişenin rekatının olmadığı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;85</p>
<p>Ruku&#8217;ya gidileceği zaman elleri omuzlar hizasına vardırmcaya kadar kaldırma babı………………………………………&#8230;&#8230;&#8230;86</p>
<p>Ruku&#8217;da ellerin dizkapaklarm üzerine konulacağı ve bunun emir</p>
<p>olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.87</p>
<p>Ruku&#8217;da el parmaklarının dizkapaklarm üzerinde açılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.88</p>
<p>Ruku&#8217;da belin dümdüz tutulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.89</p>
<p>Ruku&#8217;da baş&#8217;ın bel ile beraber dümdüz tutulacağı babı……&#8230;&#8230;.89</p>
<p>Ruku&#8217;daki zikrin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.90</p>
<p>Ruku&#8217;daki itmi&#8217;nan-ın farziyyetinin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.91</p>
<p>Ruku&#8217;nun ve sucud&#8217;un nasıl tamam olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.91</p>
<p>Ruku&#8217;sunun ve sucud&#8217;unu tam yapmayan adama Resûlullah S.A.V.&#8217;in namazını iade ettirmesi babı……………………&#8230;&#8230;.92</p>
<p>Ruku&#8217;sunun ve sucud&#8217;unu tam yapmayanın namazının batıl kendisinin de millet&#8217;i Muhammed&#8217;den gayrı bir millet üzere</p>
<p>öleceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..93</p>
<p>Ruku&#8217;dan kalkarken semi allahu limen hamideh denileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..95</p>
<p>Ruku&#8217;dan kalkarken ellerin omuzlar hizasına vardırmcaya kadar</p>
<p>kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..95</p>
<p>İmam&#8217;la namaz kılanın yalnız allahumme rabbena ve lekel hamd</p>
<p>diyeceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.96</p>
<p>Ruku&#8217;dan belini doğrultmayanın namazının yeterli olmadığı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.96</p>
<p>Başı imamdan önce kaldırmanın yasak olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.97</p>
<p>Ruku&#8217;dan kalktıktan sonra elleri tekrar göğsün üzerine koyma babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.97</p>
<p>Resûlullah S.A.V.&#8217;in zamanında insanların kıyamda ellerini göğüslerinin üzerine koymakla envolunduklan babı…&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..98</p>
<p>Ruku&#8217;dan kalktıktan sonraki dua babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..99</p>
<p>Ruku&#8217;dan kalktıktan sonraki i&#8217;tidalin keyfiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.101</p>
<p>Imam&#8217;a ittibaat etmek ve hareketleri imamdan sonra yapmak babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..102</p>
<p>İmam oturarak namaz kıldığında cemaatın da oturacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..102</p>
<p>Secde babı…&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;103</p>
<p>Secdeye giderken ellerin omuzlar hizasına kadar kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..104</p>
<p>Secde&#8217;ye giderken ellerin dizlerden önce konulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..105</p>
<p>Dizleri ellerden önce koyma <span style="text-decoration: underline;">hadisinin</span> zayıf olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..106</p>
<p>Yedi aza üzerine secde tane babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.107</p>
<p>Köpek oturuşu gibi secde yapmanın yasak olduğu babı…&#8230;&#8230;.107</p>
<p>Secde&#8217;de avuçların yere konulup dirseklerin kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.108</p>
<p>Secde&#8217;de kolların bir kuzu geçebilecek kadar açılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.108</p>
<p>Secde&#8217;de dirseklerin yanlardan uzaklaştırılacağı babı……&#8230;&#8230;108</p>
<p>Secde&#8217;de burnun ve alnın iyice yere dayanıp ellerin omuzlar</p>
<p>hizasında konulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..109</p>
<p>Secde&#8217;de burnunu yere değdirmeyenin namazının olmayacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..109</p>
<p>Secde&#8217;de el parmaklarının bitiştirileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.110</p>
<p>Secde&#8217;de el parmaklarının kıbleye tevcih ettirileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..110</p>
<p>Secde&#8217;de ayak topuklarını dikme ve bunun emir olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..111</p>
<p>Secde&#8217;de ayak topuklarının bitiştirileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..112</p>
<p>Ayak parmak uçlarının kıbleye tevcih edileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;112</p>
<p>Secde&#8217;deki dua ve zikrin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.113</p>
<p>Secde&#8217;deki Itmi&#8217;nan-ın farziyyetinin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.115</p>
<p>Ruku&#8217;nun ve secde&#8217;nin nasıl tamam olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..115</p>
<p>Ruku&#8217;sunun ve sucud&#8217;unun tam yapmayan adama Resûlullah&#8217;m</p>
<p>namazını iade ettirmesi babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..116</p>
<p>Ruku&#8217;sunu ve sucud&#8217;unun tam yapmayanın namazının batıl</p>
<p>kendisinin de millet&#8217;i muhammed&#8217;den gayri bir millet üzere öleceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..117</p>
<p>Secde&#8217;den kalkış babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..119</p>
<p>Secde&#8217;den kalkarken ellerin omuzlar hizasına kadar kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..120</p>
<p>İki secde arasında sağ ayağın dikilip solun yayılarak üzerine</p>
<p>oturulacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.120</p>
<p>iki secde arasındaki zikrin keyfiyyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..122</p>
<p>iki secde arasındaki i&#8217;tidal-ın keyfiyeti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;122</p>
<p>ikinci secdeye gidiş babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;123</p>
<p>ikinci secde&#8217;den kalkış babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.124</p>
<p>Namazın tek rek&#8217;atından kalkarken biraz oturmadan kalkılmayacağı babı…………………………………………&#8230;124</p>
<p>Namazın tek rek&#8217;atından kalkarken yere dayanarak kalkma babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..125</p>
<p>Birinci teşehhüd&#8217;de sunnet olan oturuşun beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.126</p>
<p>Teşehhüd&#8217;de şehadet parmağını hareket ettirmenin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.128</p>
<p>Şehadet parmağını kıbleye tevcih ve bakışların ona dikileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.129</p>
<p>İşaretten maksad parmağı hareket ettirmek olduğu babı……..130</p>
<p>Parmak hareketinin sahabelerin cem&#8217;isi tarafından bilindiği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.131</p>
<p>Parmak hareketinin şeytana demir kamçıdan daha şiddetli olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.131</p>
<p>Bu hareketi birkaç parmakla yapmanın yasak olduğu babı&#8230;&#8230;132</p>
<p>Parmak hareketinin birincide olduğu gibi ikinci teşehhüde de</p>
<p>yapılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.132</p>
<p>Birinci teşehhüdün beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;133</p>
<p>Teşehhüdü gizli okumanın sünnet olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;134</p>
<p>Teşehhüdden sonra Resûlullah S.A.V.&#8217;e salavat getirmenin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.135</p>
<p>Namazların teşehhüdünde Resûlullah&#8217;ın, kendi nefsine salavat getirdiği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.136</p>
<p>İkinci rek&#8217;atten kalkarken ellerin omuzlar hizasına vardırıncaya</p>
<p>kadar kaldırılacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.,&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.137</p>
<p>İkinci teşehhüdde sünnet olan oturuşun beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.138</p>
<p>Teşehhüd&#8217;de kadınların da, erkekler gibi oturacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;.140</p>
<p>Selamdan önce yapılan dua babı……………&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..141</p>
<p>Selamdan önce dört şeyden istiaze olunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;141</p>
<p>Bu duaya ihtimamın beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;142</p>
<p>Namazdan çıkış ve selam babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.143</p>
<p>Namazdan çıkarken selam verirken arkadan yanakların .görüleceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;143</p>
<p>Selam&#8217;ın keyfıyyetinin beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;144</p>
<p>Selamdan sonra bir kere yüksek sesle tekbir getirileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..147</p>
<p>Farz namazından sonraki zikrin sesli olacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..147</p>
<p>Selamdan sonra üç kere estağfirullah denileceği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;148</p>
<p>Selamdan sonra la ilahe illallahu vahdehu la şerike&#8217;nin sonuna</p>
<p>kadar yüksek sesle okunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..148</p>
<p>Namazların arkasından Allah&#8217;dan güzel ibadet yapabilmek için</p>
<p>yardım isteme babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..150</p>
<p>Selamdan sonra her namazın akabinde otuz Üçer kere teşbih</p>
<p>tahmid ve tekbir getirmenin fazileti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.151</p>
<p>Teşbih, tahmid ve tekbiri farz namazların akabinde söylemenin</p>
<p>fazileti babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.153</p>
<p>Namazların akabinde söylenen teşbih, tahmid ve tekbir&#8217;! sağ</p>
<p>elle yapmanın sünnet olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..153</p>
<p>Farz ve nafile her namazın akabinde ayet&#8217;el-kürsinin okunacağı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.155</p>
<p>Her namazın akabinde muavezatı okumanın emir olduğu babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.155</p>
<p>Sabah ve akşam namazlardan sonra onar kere söylenecek zikrin</p>
<p>beyanı babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.156</p>
<p>Namazların akabindeki teşbih, tahmid ve tekbiri söylemeye</p>
<p>şeytanın mani olmak istediği babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..157</p>
<p>Fihrist babı&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..159</p></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kitab-ve-sunnete-gore-namaz-eski-ebu-said-hoca/">Kitab ve Sünnete göre namaz (eski) &#8211; Ebu Said Hoca</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kitab-ve-sunnete-gore-namaz-eski-ebu-said-hoca/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">563</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
