<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tağut arşivleri -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/tag/tagut/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/tag/tagut/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Feb 2026 18:38:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>tağut arşivleri -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/tag/tagut/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Tağut Dersi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zafer-gunal/tevhid-ve-toplum/tagut/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 17:20:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevhid ve Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Günal]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[tağut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah’a hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah bir kimseyi hidayete erdirdiği zaman onu saptıracak yoktur. Bir kimseyi de dalalete terk ettiği zaman ona hidayet verici yoktur. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur, şeriksiz tektir. Muhammed A.S. O’nun kulu ve elçisidir.Tağut kelimesi Kur’ani...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zafer-gunal/tevhid-ve-toplum/tagut/">Tağut Dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Allah’a hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah bir kimseyi hidayete erdirdiği zaman onu saptıracak yoktur. Bir kimseyi de dalalete terk ettiği zaman ona hidayet verici yoktur. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur, şeriksiz tektir. Muhammed A.S. O’nun kulu ve elçisidir.<br><strong>Tağut kelimesi</strong> Kur’ani bir kavram, dolayısıyla Kur’an’a müracaat etmemiz lazım, Sünnete de müracaat etmemiz lazım. <strong>Tağut kelimesinin manasını öğreneceğiz</strong>, Kur’an’da karşılaştığımız zaman bunun ne anlama geldiğini, üç aşağı beş yukarı zihnimizde canlandırabileceğimizi umuyorum.</p>



<p>Nahl Suresi 36. ayette: </p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><bdo lang="ar" dir="rtl">وَلَقَدْ بَعَثْنَا فٖي كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولاً اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَۚ</bdo></p>



<p>“Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan kaçının’ diye Rasûl gönderdik…”</p>



<p>Rasûl’ü neden gönderdiğini söylüyor bu ayeti kerimede? Allah’a kulluk edilsin ve Tağut’tan kaçınılsın diye. Peki şimdiye kadar biz Tağut’u hiç işlememiş olsaydık, Tağut’un yerine burada hangi kelimeyi koyardık? Başka ilahlardan, Allah’ın dışındaki ilahlardan kaçının ifadesi buraya gelebilir. Aslında Tağut dediğimiz kelime de ilah kavramı içerisinde değerlendirilen bir kelimedir. İlah üst başlık olarak düşünün, Tağut da alt başlık olarak düşünün. Peki böyle dediğimiz zaman Tağut alt başlık ise, ilah üst başlık ise hangisi daha çoktur insanın şirke düşmesinde? İlah kavramı.</p>



<p>Şöyle bir cümle kursak: “<strong>Her Tağut ilahtır ama her ilah Tağut değildir</strong>” desek. Buradan ne anlamış oluruz sizce?</p>



<p><em><strong>Tağut</strong>: Tuğyan’dan (azgınlık) türemiş bir kelimedir, haddi aşmak manası vardır. Kula haddini aşırtıp buna da razı olan her şey Tağut’tur diyebiliriz.</em></p>



<p>Azgınlığa davet ettiği için Tağut ismini almıştır, azgınlığa davet eden kişi.</p>



<p>Tağut, Allah’ın dininden onu taştırtıyor. Neden bu kelimeyi kullanıyoruz, taştırtma ve azdırma ifadelerini?</p>



<p>Kur’an-ı Kerim’de şöyle kullanılmış bakın: Yüce Allah’ın: “Şüphesiz ki (tufanda) su haddini aştığı (tuğyan ettiği) zaman sizleri gemide biz taşıdık.” (Hâkka Suresi 11.Ayet) buyurur.</p>



<p>Nuh Tufanı’ndan bahsediyor. Yağmur yağdığı zaman yağmuru normalinden daha fazla, hatta bizim sel dediğimiz o felaketten çok daha fazla bir şekilde Nuh Tufanı’nı izah ederken suyun durumunu ne olarak açıkladı? Haddini aşma olarak açıkladı. Normalde öyle olmaması gerekiyor, su haddini aşmış olması gerekiyor. İşte tuğyan da Allah’a karşı had aşılma eylemi olduğundan dolayı böyle bir isim ıstılahta yerini almıştır.</p>



<p><strong>Tuğyan, azgınlık, haddi aşma fiillerini yapan Tağut olarak nitelendirilmiş.</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><bdo lang="ar" dir="rtl">اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىࣖ</bdo></p>



<p>Şimdi sen Firavuna git. Çünkü o gerçekten azıttı. (Taha Suresi 24. Ayet)</p>



<p>Ne yaptı <strong>Firavun? Haddi aştı.</strong> Ama öyle böyle değil. Mesela Ebu Talip için bunu kullanamayız. Ama Firavun için bunu kullanabiliriz. Yani haddinden fazla Allah’ın sınırlarına tecavüz etti. İleri seviyede. O yüzden bu kelimeleri bu şekilde size açıklamaya çalıştık.</p>



<p>&#8220;<strong>Tâğuta ibadet etmekten kaçınan ve Allah&#8217;a yönelenlere müjde var.</strong>&#8221; (Zümer Suresi 17. Ayet)</p>



<p><strong>Tağut’a ibadetten ne yapmak lazım? Kaçınmak lazım.</strong> Demek ki Tağut’a ibadet var. Eğer zaten İlah üst başlık, Tağut alt başlık ise, Tağut da ibadet edilen bir varlık haline geliyor ister istemez.</p>



<p>Tağut’a ibadet etmekten kaçınan, Allah’a yönelenlere müjde var, yani neyi gerçekleştirenlere? Tevhidi gerçekleştirenlere. Yani Tevhid dediğimiz şey, Lâ ilâhe illallah’taki ilah kavramı içerisine o zaman Tağut dediğimiz kavram da içerisine giriyor.</p>



<p>Hadiste ise şöyle kullanılmış: Tağutlar – Tâvâğît ifadesi (Buhârî Menâkıb 33, sh. 3323, 7.cild)</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><bdo lang="ar" dir="rtl">حدثنا أبو اليَمَانِ أَخبرنا شُعَيْبٌ عن الزُّهْرِيِّ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ ابن المسيب قال البَحِيرَةُ الَّتِي يُمْنَعُ دَرُّهَا لِلطَّوَاغِيتِ وَلَا يَحْلُبُهَا أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ: والسَّائِبَةُ الَّتِي كانُوا يُسَيِّبُونَهَا لِآلِهَتِهِمْ فَلاَ يُحْمَلُ عَلَيْهَا شَيْءٌ قال وقال أبو هريرة قال النبي الا الله رَأَيْتُ عَمْرَو بْنَ عَامِرِ بنِ لُحى الخُزَاعِى يَجُرُّ قُصْبَهُ فِي النَّارِ وَكانَ أَوَّلَ مِنْ سَيِّبَ السَّوَائِب.</bdo></p>



<p>&#8220;ez-Zuhrî şöyle demiştir: Ben Saîd ibnu&#8217;l-Müseyyeb&#8217;den işittim, o şöyle dedi: Bahîra, sütü tâğûtlara ait olmak üzere sütünden insanların faydalanması men&#8217; olunan yani harâm kılınan devedir. Artık bundan sonra bu devenin sütünü insanlardan hiçbir kimse sağamazdı. Sâibe ise Câhiliye Arapları&#8217;nın ilahları için adayıp salıverdikleri devedir. Artık onun üzerine hiçbir yük yüklenmez. Saîd ibnu&#8217;l-Müseyyeb dedi ki: Ebû Hureyre şöyle dedi: Nebi (S): ‘Ben (kusuf namazı kılarken) cehennemde Huzâalı Amr ibn Âmir ibn Luhayy&#8217;ı kendi bağırsaklarını ateş içinde sürükler hâlde gördüm. Çünkü o develeri salma adağı yapanların ilki idi’ buyurdu.&#8221;</p>



<p>Şimdi Allah’a kulluk edin, Tağut’tan kaçının ifadesinde, Nahl Suresi 36’da önce Allah’a ibadet zikredilmiş ayette sonra da Tağut’tan kaçınma zikredilmiş. Birazdan gelecek Tağut’un öne alındığı ayet de var. Yani Tağut’tan kaçınmanın öne alındığı ayet de var. Fakat biz burada ehl-i Sünnet isek eğer, bunu şöyle algılamamız lazım: Biz önce Allah’a iman etmeliyiz, Allah’a iman ettikten hemen sonra da Tağutlardan içtinap etmeliyiz. Yani Allah’tan gayrı ilahlardan kaçınıyoruz ya, onlardan bir tanesi de Tağut dediğimiz kişiler, varlıklar, şeyler. Birazdan gelecek bunların ne olduğuna dair.</p>



<p>Yalnız şöyle bir örnek vereceğim. Şimdi biz önce abdest mi öğreniyoruz sonra mı bozan şeyleri öğreniyoruz? Biz önce abdesti bozan şeyleri öğrenip abdesti mi öğreniyoruz? Önce abdesti öğreniyoruz. Peki biz abdesti öğrendikten ne kadar sonra abdesti bozan şeyleri öğrenmeliyiz? Hemen sonra. Buna ihtiyacımız var, o zaman gelelim konumuz ile alakalı kısma; biz Allah’a iman ettikten sonra, O’na ibadete kitlendikten sonra, <strong>Tağutlardan ne zaman kaçınmamız lazım?</strong> Hemen. Bu, birinci senede abdesti öğrenelim, ikinci senede abdesti bozan şeyleri öğrenelim ne kadar komik bir şeyse? Lâ ilâhe illallah diyen sen, Allah’a imandan sonra imanı bozacak unsurları, şeyleri, ilahları, bunu çok uzun senelere yayman sana zarar getirecektir. Yani sen Lâ ilâhe illallah derken, hem istenilen imanı hem de Allah’tan gayrısına edilmiş olan tüm ilahlara küfür etmen gerekir. Onları ilahlıklarını reddetmek gerekir, ama bunun için ne lazım kardeşler? İlah üst çerçevesinin altında ve üstünde, Kur’an’da ve Sünnet’te verilen ilah örneklerini senin bilgi sahibi olman gerekmektedir kardeşim.</p>



<p>Evet, şöyle bir soru sormuştuk: Şimdi biz bakıyoruz, geçen tahtaya yazmıştık, İsa ve annesi iki ilah edinilmiş, hangi topluluk tarafından? Hristiyanlar tarafından. Allah da bunu Maide suresinde hatta soruyor. “Ey İsa sen mi ‘beni ve annemi Allah’tan gayrı iki ilah edinin’ diye onlara emrettin”. Hatırladık mı? İsa’ya ibadet edilmiş mi? Edilmiş. O zaman İsa, ilah kavramları içerisinde verilen örneklere uyuyor mu? Uyuyor. <strong>Peki İsa Tağut mudur?</strong> Ama biz Allah’a ibadet edeceğiz, Allah dışında ibadet edilenlerden kaçınacağız ya. İsa’ya da ibadet edilmiş, biz bundan da kaçınacağız.</p>



<p><strong>Peki o neden Tağut değil?</strong></p>



<p>O zaman bizim ibadet edilen varlıklara getirilen tanımda, <strong>Tağut’u ilahtan ayırabilmemiz için ona bir tanım getirmemiz lazım.</strong> Mesela Ebu Said hoca klasik tanımında &#8220;<strong>Allah’tan gayrı ibadet edilen her şey ilah, Allah’a ibadetten alıkoyan her şey Tağut’tur</strong>&#8221; tanımını yapıyor. Yani hocanın tanımı bu, aslında hemen hemen kapsayıcı bir tanım.</p>



<p>Ama velakin buna biraz daha ilave yaptığımız zaman bizim daha da güzel anlamamıza vesile oluyorsa tanımlara açığız. Bunlardan bir tanesi, yani çok yakın dönemde yaşamış olan, Kitap ve Sünnet ile amel eden, Tevhid konularında bizim Türk tabiri ile ordinaryüs profesör olan âlimler var. Bunlardan bir tanesi Useymin rhm. Onlar şöyle bir tanımda da bulunuyorlar:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><bdo lang="ar" dir="rtl">فالَّذِي يُعْبَدُ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَهُوَ رَاضٍ بِذَلِكَ طَاغُوتٌ؛ أَمَّا إِذَا لَمْ يَرْضَ بِذَلِكَ فَلَيْسَ كَذَلِك</bdo></p>



<p>Diyor ki burada: Allah’ın dışında ibadet edilen varlıklar (ilahlar), razı ise kendisine ibadet edilmesinden, o Tağut’tur diyor. Ama eğer kendisine ibadet edilmesinden bir rıza söz konusu değilse o öyle değildir.</p>



<p>O zaman İsa a.s. her ne kadar kendisine ibadet edilse de, hatta Hristiyanlar Müslümanlardan fazladır şu anda, bu kadar insan ona ibadet ediyor, annesine ibadet ediyor. Böyle olmasına rağmen İsa a.s. bu konularda bir rızası olmadığından dolayı asla ve asla gerek İsa a.s. gerekse kendisine ibadetten razı olmayan insanlar asla Tağut statüsüne girmez.</p>



<p>Yine <strong>İbn Kayyım’ın rhm.’ın bir tanımı var: &#8220;Tağut kulu kendisiyle aştığı her mabud, itaat ve tabi olunan her varlıktır&#8221; diyor.</strong> Useymin burada kitabında şöyle bir açıklama bulunuyor, diyor ki İbn Kayyım &#8220;<strong>Tağut ile buna razı olan kimseyi kastetmektedir</strong>&#8220;. Yani ister itaat şeklinde, ister örnek alarak, her türlü şekilde eğer kendisine <strong>ibadet edilen varlık, ibadet eden varlığın bu ibadetinden razı ise bu Tağut ismini alır.</strong> Bizim işte ilah kavramından Tağut kavramını ayırabileceğimiz nokta rıza şartı.</p>



<p>Eğer o varlığın <strong>kendisine ibadetten bir rızası söz konusu ise o zaman Tağut ismini almayı hak eder.</strong> Velakin böyle bir şey yoksa aynı şeyleri onun için söyleyemeyiz.</p>



<p>Bakınız şimdi ispat ve nefy kaidesi almıştık bir önceki derslerde. “İspat ve nefy anlaşılmazsa kelimenin ve cümlenin kişiye faydası yoktur” dedik. Buna da bir mana yüklemiştik, yani biz neyi ispat ediyoruz, neyi nefyediyoruz. Bu ispat ve nefy kavramı içerisinde Tağut kavramını da düşünmemiz gerekiyor.</p>



<p>Bakara 256: &#8220;Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim Tağut’a küfredip (red) Allah&#8217;a iman ederse, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.&#8221;</p>



<p>Şimdi bakın &#8220;<strong>O halde kim Tağut’a küfredip Allah’a iman ederse</strong>&#8220;, bu cümlede ne var? İspat ve nefy var. Yani şunu diyor bu cümle; nasıl ki Mekkeli müşrikler Allah’a iman ediyorlardı ama Allah’ı ilahlığında birlemiyorlardı, bu sebepten dolayı da onlarda ispat vardı ama nefy yoktu, o yüzden de yapmış oldukları ispattan hiçbir fayda görmediler ve kanları Müslümanlara helal oldu. İspat olmasına rağmen. Aynı formül Tağut kavramında da karşımıza geliyor. &#8220;O halde kim Tağut’a küfredip Allah’a iman ederse kopmayan sağlam bir kulpa yapışmış olur&#8221; diyor.</p>



<p>Demek ki sen eğer <strong>Allah’a iman ediyorsan bütün Tağutları reddetmen lazım.</strong> Onlara biçilen makamların hepsini reddedip o makamlara Allah’ı layık görmen gerekiyor kardeşim.</p>



<p>Bakara 256’da yine dikkatimizi çeken nokta önce Allah’a iman edip sonra Tağut’tan kaçınmayı söylüyor. Bunlar birbirinin aynı anda yapılması gereken şeyler aslında, böyle saatler sonra değil, aynı anda yapılması gereken şeyler. Sen bunu kabul ettiğin zaman aslında diğerini de kabul etmiş oluyorsun.</p>



<p>Sad Suresi 5-6’da ne diyor: “Muhammed ilahlarımızı tek bir ilah yaptı, bu gerçekten şaşılacak bir şeydi.”</p>



<p>Neyi kabul etmiyorlar? Nefy’i kabullenmediler.</p>



<p>İbn Cerîr Bakara 256’daki Tağut’u: &#8220;Allah&#8217;ın sınırına tecavüz eden, insanları isteseler de istemeseler de kendisine ibadete davet eden her şeydir, bu ister insan ister şeytan olsun.&#8221;</p>



<p>İbn Cerîr’in tanımına göre Allah’ın sınırına tecavüz ediyor. Ama nasıl bir tecavüz bu? İnsanlar isteseler de istemeseler de. Yerine getirseler de getirmeseler de eğer kendisine ibadete davet ediyorsa, yani kendisine ibadet edilmesinden razı ise, bu varlık Tağut ismini alır.</p>



<p>Cabir şöyle demektedir: “Tağutlar, şeytanın kendilerine indiği kâhinlerdir. Her mahallede birer tane bulunur.” Cabir&#8217;in bu sözü ne anlama geliyor? Mahalleden kasıt nedir?</p>



<p>Cabir, bu sözünde kâhinlerin, Tağutlardan olduğunu, şeytanların inerek çalmış oldukları vahiyleri haber verdiklerini söylemektedir. Mahalleden kasıt kabiledir. Her kabilede bir kâhin olabileceği söylenmek istenmiştir.</p>



<p>Bundan da neyi kastettiğini daha net ortaya koymaya çalışacağım kardeşler.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size"><bdo lang="ar" dir="rtl">اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذٖينَ اُو۫تُوا نَصٖيباً مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذٖينَ كَفَرُوا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَهْدٰى مِنَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا سَبٖيلاً</bdo></p>



<p>&#8220;Kitaptan kendilerine pay verilen kimseleri görmedin mi? Cibt’e ve tâğut’a iman ediyorlar ve inkâr eden kimseler için de, ‘Bunlar îmân eden kimselerden daha doğru bir yoldadır.’ diyorlar.&#8221; (Nisa Suresi 51. Ayet)</p>



<p>Burada kendilerine kitap verilenler özelde Yahudi ve Hristiyanları kasteder. Burada da özellikle Yahudileri kastediyor tefsire baktığımızda. Ama önemli olan nedir? Kınandıkları yer onların Tağut’a iman etmeleri kardeşler, burada yerilmiştir.</p>



<p>Buhârî Kitâb-ı Tefsir’de (9.cild sh.4299): Cabir şöyle demiştir: “Cahiliye’de kendileri önünde muhakeme olmak istedikleri Tağutlar, Cuheyne kabilesinde bir Tağut, Eslem kabilesinde bir Tağut ve Arap kabilelerinden her birinde birer Tağut idi. Bunlar birtakım kahinlerdir ki, üzerine şeytanlar, müstakbel hakkında kâinattan haberlerle inerler.”</p>



<p>Buhârî’deki bu tefsir bize neyi anlatıyor? Cahiliye Araplarında insanların işlerini halletmek için müracaat ettikleri, sorunlarını halletmek için, muhakemeleşmek için kendilerine müracaat ettikleri bazı kimseler varmış ve bu kimseler özellikle aynı zamanda kâhinlik de yapıyorlar ve insanlar bunlara müracaat ediyorlar. Yani Allah’ı bırakıp da o insanlar bunlara ibadet ediyorlar ve onlar da bu ibadetlerinden razı geldikleri için Tağut kelimesiyle İslam ıstılahında isimlendiriliyorlar.</p>



<p>Fakat burada atlamamamız gereken önemli bir nokta, bir sıkıntıları olduklarında, bir problemleri olduğunda müracaat ettikleri böyle azgın insanlar var ve onlara gidiyorlar ve onlar da çeşitli kanunlar ile kendilerinin uydurdukları ile veya kendilerine gelen haberlere göre o insanlar hakkında hükmediyorlar. Ve bu hükümlerin de insanlar tarafından uygulanmasını istiyorlar, buna razı oldukları için Tağut ismini alıyorlar.</p>



<p>Tağut eşittir sadece şu mu, yoksa Tağut eşittir birden fazla varlık olabilir mi? Şu ana kadar anlattıklarımızdan nereye vardık? Birden fazla, birçok Tağut, <strong>birden fazla vasıflara sahip Tağut olabilir mi?</strong> Mesela Firavun’un kâhin olduğunu biz bilmiyoruz fakat Tağut olduğunu biliyoruz. Şimdi dersimizin seyrinde gelecek. Kesinlikle sadece bir vasfı barındıran varlık Tağut değildir.</p>



<p>Örneğin ayetle ilgili Ömer İbn Hattab diyor ki, “El Cibt sihirdir, Tağut da şeytandır” demiştir. Ömer İbn Hattab’ın Tağut’a şeytan demesi, örneklendirme babında bir tefsirdir. Bu ne demek? Ömer r.a.’ın Tağut’a şeytan demesi, örneklendirme adına bir tefsirdir. <strong>Yani, şeytanın da Tağut olduğunu söylüyor fakat bu şeytanın tek Tağut olduğu manasına gelmez</strong>. Eğer örneklendirme ise hayır.</p>



<p>İkrime de; “El-Cibt Habeşe dilinde şeytan, et-Tağut ise kâhin demektir” demiştir.</p>



<p>İkrime’nin Tağut demesi başka bir örnektir. O da başka bir örnek oluyor. Az önce dedik ya zaten tek bir varlığın isimlendirmesi değil dedik. Yani “şu şudur” diyemiyorsun sadece. Nebi Resuldür, Resul Nebidir, problem bitti. Tağut çoğul içinde kullanılabiliyor dedik hem de.</p>



<p><strong>İbn Teymiye’nin Tağut tarifi: &#8220;Tağut Fa&#8217;lût kalıbında olup tuğyandan türemiştir. Tuğyan ise haddi aşmaktır. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Allah-u Teâlâ&#8217;dan başka kendisine ibadet edilen kişi, eğer buna razıysa Tağut olmuştur.&#8221;</strong></p>



<p>Burada tekrardan hatırlayalım İbn Kayyım’ın sözünü: Bu da üç kısımdır: Mabut cinsinden, itaat cinsinden ve ittiba cinsinden her varlıktır. Kulun kendisi ile haddi aştığı şeyler pek çoktur. Bu âlimler olabilir, yöneticiler olabilir, şeytan olabilir, hâkimler olabilir. Bunu sadece yöneticilere hasretmek şeytanın oyunlarından birisidir. Bugün Tağut&#8217;tan insanları sakındırma maksadıyla birçok insan Tağut konumuna gelmektedir. Yani Allah’a ibadetten alıkoymaktadır. Mesela harici zihniyetliler haram olan Müslüman kanını dökmektedirler, insanları Allah’ın indirmediği hükümlerle tekfire davet etmektedirler, sair pek çok ibadetin yapılmamasını istemektedirler. Örn. Cuma namazı kılınmaz, oy kullanılmaz, cami imamları kâfir, Diyanet değil “hıyanet” derler.</p>



<p>Yani kardeşler, onlar Allah’ın indirmediği hükümler ile hüküm ediyorlar ve insanların da kendilerine tabi olmasını istiyorlar. Çok da rızalılar bu konularda. Yani aslında onlar Tağut’tan sakındırmaya çalışırken Tağut olan, insanları da tuğyandan korumaya çalışırken insanları tuğyana sürükleyen, gözümüzün içine baka baka bunları yapan varlıklardır. Ama Rabbimizin korudukları müstesna. Onların bu hileleri yine arkalarında büyük şeytanın olduğu, büyük Tağut’un olduğu İblis’in bir oyunudur bu. Bunlar Allah Teâlâ’nın rahmet ettiklerini korumuyorlar. İnşallah zaman ilerledikçe bunlara dair açıklamalarımız gelecek.</p>



<p>Şu menheci güttüm bu derste, ara ara bu tekrara yakın şeyleri koydum ki bazıları için zor bir tanım ve anlatım olabileceğini düşünerekten biraz tekrar olsun istedim. Şu an geldiğimiz cümle mesela bunlardan bir tanesi: &#8220;Her Tağut bir ilahtır ama her ilah Tağut değildir.&#8221;</p>



<p><strong>İnsanların bugün Tağutları ve ilahları/mabutları red etmeden Allah&#8217;a ibadet etmeleri, Mekkeli müşriklerin ilahlarını red etmeden Allah’a ibadet etmeleri gibidir.</strong> Lâ ilâhe derken nefy, illallah derken isbat ediyoruz (ibadete layık olanı).</p>



<p>Geçmişteki şirke baktığımız zaman, bugün gerçekten bazı insanlar eski şirk gibi şirk işliyorlar neredeyse.</p>



<p>Lâ ilâhe derken nefy, illallah derken ispat ediyoruz. İspatta bugünküler ile o günküler eşit, nefiyde de maalesef o günküler ile bugünküler eşit. Allah’ın rahmet ettikleri müstesna.</p>



<p>Allah’ın sizin önünüze servis ettiği şu ulvi bilgiyi terk edip eğer hâlâ dünyalık işlerle uğraşıp Allah’ın dinini ikinci plana atarsanız vay halinize.</p>



<p>Bir şeyin sağlamlaştırıcı unsurlarının varlığından önce onun varlığını engelleyen hususları izale etmek, o şeyin bir kemalidir.<strong> Allah bütün kullara, Tağut’u red edip, Allah’a iman etmeyi farz kılmıştır. Tevhid; ancak bir ve tek olarak O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek ve Tâğut’tan uzak durmakla gerçekleşir.</strong> Unutulmamalı ki, yalnız Allah&#8217;a ibadet; O’nun dışında ibadet edilenleri red etmekle mümkündür (ispat &amp; nefy).</p>



<p>Sen sadece ve sadece Allah’a ibadet etmen gerekir. Sen Allah’a ibadet ettiğin zaman bu kemal, kul olmuyor. Bunu sadece ve sadece Allah’a has kılman gerekir.</p>



<p>Salih kimseler Tâğut olamazlar. Allah’ın haram kıldıklarını helâl kabul etmeye, helâl kıldıklarını haram kılmaya çağıran kimseler Tâğut’turlar. İslâm şeriatının dışına çıkmaya davet edip süslü gösteren ilim adamları da Tâğut’turlar. Zira ilim adamının da görevi, Rasulullah’ın (s.a.s.) getirdiklerine tâbi olmasıdır ve gerçek ilim adamları nebilerin mirasçılarıdır. Onlar nebilere ilim, amel, ahlâk ve dini öğretmek bakımından ümmetleri arasında mirasçı olurlar.</p>



<p>Adiy bin Hatim kıssasında, &#8220;Onlar size helal dediğinde helal, haram dediğinde haram kabul etmiyor musunuz?&#8221; dediğinde, &#8220;İşte bu rab edinmedir&#8221; demişti Allah Rasûlü s.a.v. İşte buna benzer tüm hususlar, ilim adamları da bu örneğin içerisine girebilirler.</p>



<p>Yöneticiler, Allah ve Rasûlü’nün emirlerine aykırı olmayan hususları emredecek olurlarsa, onlara itaat olunur. Bu durumda onlar Tâğut değildirler. Böyle bir durumda ve bu kayıtla yöneticilere itaat etmek, Allah’a itaat (ibadet) etmektir. Nisa 59: &#8220;Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûlullah’a da itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de.&#8221;</p>



<p>Yöneticilere kader gereği olarak itaat etmeye gelince, eğer yöneticiler otoriteleri itibarıyla güçlü iseler insanlar otorite gücü ile onlara itaat ederler. İmanî bir etken söz konusu olmasa dahi. Çünkü yöneticilere itaat, imanın etkisi ile olur. İşte fayda veren itaat budur. Hem yöneticilere faydalıdır, hem de insanlara faydalıdır. Bazen itaat, yönetimin güçlü olması halinde insanların yöneticiden korkup çekinmeleri dolayısıyla otorite baskısı ile olabilir. Çünkü bu durumda yönetici emrine muhalefet edenleri ibretli bir şekilde cezalandırabilir.</p>



<p>Fâsık olan, kâfir olan bir yöneticinin emrine itaat konusunda ne yapacağız? Şöyle bir örnek verelim: Çin&#8217;de yaşayan bir muvahhitsiniz, 2. çocuk yasağı var, uyacak mısınız bu yasağa uymayacak mısınız? Burada mecburiyet dediğimiz şey imandan kaynaklanmayan bir otoriteye bir itaattir. O itaatini gerçekleştirdiğinden dolayı sen burada da kınanmazsın. Bazı ülkelerde kız hayız olduğunda, erkek de bulûğ&#8217;a erdiğinde evlenme yasağı var. Mesela falanca ülkede diyor ki sen 18 yaşından önce evlenemezsin diyor. Oğluna bakıyorsun bulûğa ermiş, komşunun kızına bakıyorsun, edepli, ahlaklı, hayız görmüş. İslam’a göre bunlar evlenebilir. Ama otorite baskısı var, seni de baskı altına alıyor, bu fiili yerine getirenleri de baskı altına alıyor. Hatta bunun şahidi de olsanız onları da baskı altına alıyor. Onların nikâhını kıyan o görevli kimse onu da mahvediyor. Şimdi böyle bir baskı altında sen bunu uygulamadığından dolayı yine sen burada herhangi bir cürme iştirak etmemiş olursun. İşte yazarın burada anlatmış olduğu bu şey, bazen isteyerek gerçekleşir, bazen de istemeden gerçekleşir. Ama isteyerek gerçekleşiyorsa, onlar Tağut makamına yükselir. Sen tuğyan etmiş olursun.</p>



<p>&#8220;Sübhâneke Allahümme ve bihamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyke&#8221;</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zafer-gunal/tevhid-ve-toplum/tagut/">Tağut Dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12405</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İlah kavramı üzerine &#8211; Zafer Günal</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ilah-kavrami-uzerine-zafer-gunal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2015 15:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Zafer Günal]]></category>
		<category><![CDATA[İlah Edinme]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid rasullerin gönderilme sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[maide 44]]></category>
		<category><![CDATA[tağutlar kımdır]]></category>
		<category><![CDATA[ilah edinilenler]]></category>
		<category><![CDATA[ilah kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[İLAH NEDİR]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[tağut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilmedavetdernegi.org/?p=1063</guid>

					<description><![CDATA[<p>1.Bölüm: Kul olarak Görevimiz; Hiç bir şeyi Allah’a ortak koşmadan, ibadeti yalnız O&#8217;na has kılmak, bu konuda azimli olmak, dostluk ve düşmanlığımızı bu ölçüye uydurmaktır. Bu Tevhid’dir, &#8216;La İlahe İllallah&#8217; tır. Bu kelime ile şehadette bulunmayanın İslam’a girmesi asla mümkün değil. Bu kelime topluluğunu anlamayanında İslam&#8217;da kalması mümkün değildir. Çoban da, kral da bu kelimenin...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ilah-kavrami-uzerine-zafer-gunal/">İlah kavramı üzerine &#8211; Zafer Günal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-1063"></span></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">1.Bölüm:</span></h2>
<p>Kul olarak Görevimiz; Hiç bir şeyi Allah’a ortak koşmadan, ibadeti yalnız O&#8217;na has kılmak, bu konuda azimli olmak, dostluk ve düşmanlığımızı bu ölçüye uydurmaktır. Bu Tevhid’dir, &#8216;La İlahe İllallah&#8217; tır. Bu kelime ile şehadette bulunmayanın İslam’a girmesi asla mümkün değil. Bu kelime topluluğunu anlamayanında İslam&#8217;da kalması mümkün değildir. Çoban da, kral da bu kelimenin ikamesinden sorumludur. Tevhid, Muhammedin öğrettikleriyle sadece Allaha kul olmaktır. Fatiha&#8217;nın doğru anlamı: Biz yalnız sana yönelerek ederek, ibadet ederiz.</p>
<p><strong>Enam 151</strong>:&nbsp; De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: <u>O&#8217;na hiçbir şeyi ortak koşmayın</u>, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah&#8217;ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah&#8217;ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız.( Allah yasaklamaya Şirk&#8217;ten başlamış)</p>
<p>&#8220;Nisa 48 Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar, Allah&#8217;a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.&#8221; Allah şirki affetmeyip, Şirkin dışındakileri affediyorsa bu Tevhid’in büyüklüğündendir. Tevhid en büyük ibadet ise, şirkte en büyük cürümdür. Tevhidin bütün cüzlerinde Allahı birlemesi lazım ama şirk için bir cüz yeter.</p>
<h3><span style="color: #ff9900;"><strong>Tevhid, Rasullerin gönderilme sebebidir</strong>: </span></h3>
<p>(el-Enbiya, 25) Senden önce gönderdiğimiz her bir rasule mutlaka şunu vahyettik: Benden başka hak ilâh yoktur. O halde yalnız bana ibadet edin.”</p>
<p>Tevhidle şirkin, yüzyıllardır süren mücadelesi, bu kelimelerin(la ilahe illallah) sadece telaffuzundan(yani ağızla söylenmesinden) ibaret değildir.</p>
<p>Dille söylenenin kalp ile tasdiki gerekir. Ki onun, manasını ve içeriğini bilmeden söyleyene faydası yoktur. Çünkü o kimse, kelimenin gösterip işaret ettiği doğrultuda bir inanca sahip değildir. O’nun durumu anlamadığı bir dilde konuşana benzer. &nbsp;Muhammed, 19 da (<strong>فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ</strong>) &nbsp;“Bil ki Allah’tan başka hak&nbsp; ilâh yoktur.”</p>
<p>Mekkeliler; Rasulullahın (sav)’in bu sözünden maksadının yalnızca yüce Allah’a sığınmak olduğunu, Allah’tan başka kendisine ibadet olunan bütün varlıkların inkâr edilerek onlardan uzak kalmayı ifade ettiğini biliyorlardı. Buna delil; Müşriklerin Tevhide davet edilmesi akabinde söyledikleri Sad Suresi 5.ayettir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>أَجَعَلَ الْآلِهَةَ إِلَهًا وَاحِدًا إِنَّ هَذَا لَشَيْءٌ </strong><strong>عُجَابٌ</strong> &#8220;Bunca ilâhı bir tek ilâh mı yaptı? Muhakkak bu, çok şaşılacak bir şeydir.” Dediler. Bazıları bu ayeti Allah&#8217;ları bir Allah mı yaptı şeklinde algılıyorlar. Bu ise büyük yanlıştır. Tevhid; Allah birdir demek olsaydı, Ebu Cehil Muhammed&#8217;in koluna girer beraber oturup kalkarlardı. Hiç kusura bakmasınlar; Müşrikler, bugünkülerden bu kelimede daha ilim sahibidirler. Mekkeli müşriklerin o zamanlar yaptığı ibadetleri bugün birisi yapsa onu Müslüman derdik/sanardık.</p>
<p>Bütün ibadet çeşitleri yalnızca Allah’a yapılmalıdır. Şunu bilelim ki; insanların rubûbiyyet tevhidini kabul etmeleri İslâm&#8217;a girmeleri için yeterli değildir. Onların meleklere, peygamberlere yahut velilere yönelerek şefaatlerini istemeleri veya bu yolla Allah’a yakınlaşmaya çalışmaları onların tevhid ehli olmalarına engeldir.</p>
<p>Mekkelilerin, müşrik olarak isimlendirilmelerine sebep olan ilahlarını asla yaratıcı, rızık verici veya yaratan kabul ettikleri duyulmamıştır. Müşrikliklerine sebep; Onları aracı ve şefaatçi edindikleri içindir ve bu ismi onlara Allah vermiştir. Yani Allah’tan başka ilahlar edindikleri için müşrik oldular. Allah&#8217;tan başka Allah edindikleri için değil. Mekkeli müşriklerde Allah&#8217;ı inkar yoktu. Ateist değillerdi. Mekkeli müşrikler biz ilah ediniyoruz/edinelim de demediler.</p>
<p>Kimileri de “lâ ilâhe illallah”ı Allah’tan başka mabud yoktur, diye açıklamaktadır. Bu tanım izaha muhtaçtır. Çünkü Allah’tan başka kendilerine ibadet olunan bir çok şey vardır.Dolayısıyla ilahlar çoktur. Her zamanda vardır.</p>
<p>Kelime-i tevhide davet ederken ismine değil, cismine davet etmeliyiz. (yani lafzına değil ya? Manasına, anlamına). O kelimeye birilerinin değil, Allah&#8217;ın yüklediği manayı yüklemeliyiz. Buna da ancak vahyin yardımıyla yapabiliriz.</p>
<p>İlah: ibadet edinilen varlıların ortak adıdır. . KİTABUN(kitab) yazılan manasında olduğu gibi İLAHUN(ilah) da ibadet edilen manasındadır.Allah hiç bir şekilde yapılan ibadetlerde kendisine ortak koşulmasına razı olmaz. Ortak koşulanın, &nbsp;bir melek yada rasul olması da, durumu değiştirmez. Yasin 74 Onlar, yardım göreceklerini umarak Allah&#8217;tan başka ilahlar edindiler.</p>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>Neymiş bu ilah edinilenler!</strong></span></h4>
<p><strong>Maide 116</strong> Allah: &#8220;Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara: &#8216;Allah&#8217;tan başka beni ve annemi iki ilah edinin&#8217; dedin?&#8221; deyince o şöyle dedi: &#8220;Seni tenzih ederim. Hakkım olmayan bir şeyi söylemek bana yaraşmaz. Eğer söylemişsem sen onu mutlaka bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki gizlilikleri bilen ancak sensin.</p>
<p><strong>Tevbe 31</strong>: Yahudiler, Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak tek ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka ibadet edilebilecek ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden münezzehtir.</p>
<p><strong>Furkan 43</strong>: Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?</p>
<p><strong>Sebe 40- 41</strong> O gün, Allah onların hepsini bir araya toplar. Sonra meleklere der ki: -Bunlar size mi kulluk ediyorlardı?</p>
<p>(onlar) Seni tenzih ederiz, Bizim velimiz sensin. Onlar değil. Hayır, onlar cinlere kulluk ediyorlardı. Çoğu onlara inanıyordu, derler. (hem meleklere hem de cinlere ibadet olunabileceğine yani onların ilah olabileceklerine delil)</p>
<p><strong>Ebu Vâkıd el-Leysî’den</strong>&nbsp;Radıyallahu Anhu, şöyle rivayet edilmiştir: “Rasulullah’la birlikte Huneyn Savaşı’na çıktığımızda biz yeni İslam’a girmiştik. Müşriklerin, çevresinde toplanıp silahlarını astıkları bir sidr ağacı vardı. Buna “Zâtu Envat” diyorlardı. Bir sidr ağacının yanından geçtiğimiz sırada biz dedik ki; “Ya Rasulallah, müşriklerin Zatu Envat’ı olduğu gibi bizim için de bir Zatu Envat belirle.” Rasulullah şöyle dedi:“Allahu Ekber! İşte bunlar Allah’ın Sünnetleri’dir.&nbsp;Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki,&nbsp;İsrailoğullarının Musa’ya söylediği şey gibi bir şey söylediniz.&nbsp;Onlar şöyle demişlerdi: “Onların ilahları gibi bizim&nbsp;için de bir ilah yap.(7/138)” Musa da; “Siz cahil bir topluluksunuz”&nbsp;demişti. Siz de sizden öncekilerin yolunu takip&nbsp;ediyorsunuz.”&nbsp;Tirmizî rivayet edip sahih olduğunu söylemiştir.</p>
<p>ibn Abbas&#8217;ın (r.a.) rivayetin de de bir adam Rasulullah&#8217;a (s.a.v.) hitaben: &#8220;Allah ve sen dilediniz&#8221; deyince, Rasulullah (s.a.v.) ona: &#8220;Beni Allah&#8217;a eş mi koşuyorsun? Yalnız Allah diledi de!&#8221; buyurdu. (İbn Mace Keffaret: 2, 13, Nesaî Amelu&#8217;l-Yevm vel-Leyl: 988, Buhari Edebü&#8217;l-Müfred: 787, Ahmed: 1/214, 247, 283, Elbani Ehadisu&#8217;s-Sahiha: 139)… Bir insanı sevmek onu, normal vasıflarıyla vasıflandırmakla olur. Olmadıkla vasıflarla vasıflamak ona aslında hakarettir.</p>
<p>Nuh kavminin ilahları (salih insan)</p>
<p>Firavunun kendi ilahlığı (mulhid insan)</p>
<p>Ey musa şunların ilahları gibi bir ilah yap (ibadet edilen bir sanem)</p>
<p>Hevasını ilah edinen (heva ilahı)</p>
<p>Zatul envat (ağaç ilah)</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">2.Bölüm:</span></h2>
<p><strong>Tevhid, Rasullerin gönderilme sebebidir</strong>: (el-Enbiya, 25)</p>
<p>“Bil ki Allah’tan başka hak&nbsp; ilâh yoktur..&nbsp; hangi ayet muhammed 19</p>
<p>Mekkelileri şaşırtan , muhammed as çağrısı ne idi &#8220;Bunca ilâhı bir tek ilâh mı yaptı?</p>
<p>Rububiyyet ? uluhuyyet ?</p>
<p>İlah: ibadet edinilen varlıkların ortak adıdır.</p>
<p>İyi ilah- kötü ilah- cansız ilah- insan olmayan canlı ilah</p>
<p>Nuh&#8217;un kavminin salih kişilerden dönüşüm yaşayan ilahları</p>
<h3><span style="color: #ff9900;"><strong>2.Ders:</strong></span></h3>
<p>Bu ibadet edilen varlıklara, ilâh adının verilmesi , onlara ulûhiyet hakkını vermez. Nitekim &nbsp;Allahu teala Lat, Uzza ve Menat hakkında şöyle buyurmaktadır: “Onlar ancak sizin ve atalarınızın adlandırdığı ve Allah’ın kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği bir takım boş isimlerden ibarettir.” (en-Necm, 53/23)..Bu ilahların hepsinin reddi gerçekleşmeden ortada bir tevhidden bahsedemeyiz. &nbsp;(ibadette böyledir sen yapıyorsun diye Allah onu kabul etmez iki şart yerine gelmelidir. İhlas ve ittiba)</p>
<p>Senin sıkıntını gidermek, mahlukatı yaratmaktan daha kolay bir şey; neden başkasından istiyorsun. bu büyük çelişki</p>
<p>Kabirdekine dua mı ediyorsun , onu Allaha ulaşmaya vesile mi ediyorsun. Onun sana ihtiyacı(duana) senin ona ihtiyacından fazla. Mekkeli müşrikler ve diğerleri, Allaha ulaşma için aracı edindikleri varlıklar Salih olmasalardı yönelmezlerdi. Adam hırıstiyanlıktan dönüyor. Birilerinin güya İslam&#8217;ına giriyor. Daha beter oluyor. İsa’ya tapmak, salih bir zata tapmaktan daha iyi değil mi? Soru: Müşrikler, aracı kıldıklarından mı istekte bulunuyorlardı, yoksa Allah’tan bir şey isterken onları aracı mı kılıyorlardı. zumer 3 Dikkat et, hâlis din yalnız Allah&#8217;ındır. O&#8217;nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah&#8217;a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez. İBADET: Kalbin muhabbet/sevgi, İclal, inabe , tazim , dua, korku ve&nbsp; ümitle yöneldiği şeydir. İnabe: günahlardan tevbe ederek allaha yönelmektir. İclal: Allahı büyükleme. &#8220;İbn Teymiyye ise: Allah&#8217;ın sevip razı olduğu, açık veya gizli yapılan tüm amellerin ismidir. Der. Ve Allaha ibadeti tanımlar.&#8221;</p>
<p>İbadet sadece namaz- oruç değildir. Kuldan sadır olan her şeydir. Hayatın tamamını kuşatan bir eylemdir.</p>
<p>İlah kelimesinin Kuranda nasıl kullanıldığını bilmek gereklidir. Her put ilahtır ama her ilah put değildir.(vesen)</p>
<p>Yunus 106 Allah’tan başka sana fayda ve zarar vermeyen şeylere dua etme. Bundan sonra eğer öyle yaparsan, o zaman sen mutlaka zalimlerden olursun.</p>
<p>Fatır 13.O geceyi kısaltarak, gündüzü uzatır, gündüzü kısaltarak, geceyi uzatır. O güneşi ve ayı, kendi kanunlarına tabi kılıp hizmetinize vermiştir. Herbiri O&#8217;nun belirlediği bir zaman içinde akıp gider. İşte Rabbiniz Allah budur. Mülk ve saltanat O&#8217;nundur. O&#8217;ndan başka yalvarıp durduklarınız ise, bir hurma çekirdeğinin zarı kadar bile bir şeye sahip değillerdir.14-Eğer onlara dua ederseniz sizi, dualarınızı işitmezler. Şâyet işitmiş olsalar (bile) size icabet edemezler. Kıyâmet günü sizin şirkinizi inkâr edecekler.</p>
<p>Bitiş Cümlesi: Bir kul şirk içindeyse Allah&#8217;ın onu sevmediği de açıktır bu yüzden biz; imanlı bir toplum kurmaya çalışıyoruz. Küfrü/Şirki yok etmeye çalışmıyoruz. Küfür zaten yok olmayacak. Ama hakkı hakim kılabiliriz. Bunun yoluda tevhid&#8217;in yayılmasıyla gerçekleşecektir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;">3.Bölüm:</span></h2>
<p><strong>Lat, menat , uzza kimlerdi. Ved suva kimlerdi? (lat hacılara yemek dağıtan biriydi)</strong></p>
<p><strong>M.Müş. neden Allah ile aralarına evliyaları sokmuşlardı</strong></p>
<p><strong>Bir-iki kalp ameli söyleyelim.</strong></p>
<p>14 fatır -Eğer onlara dua ederseniz sizi, dualarınızı işitmezler. Şâyet işitmiş olsalar (bile) size icabet edemezler. Kıyâmet günü sizin şirkinizi inkâr edecekler. Gri kısmı tamamlamalarını iste</p>
<p><strong>Bir kulu Allahın sevdiğini nasıl, sevmediğini nasıl anlarız ? tevhidle evliyayıda böyle tanırız.tanımak için ilim?</strong></p>
<p><strong>Mecusiler mi bize yakın, hırıstiyanlar mı?</strong></p>
<p><strong>Bu bakış açısı hangi surede bize veriliyordu. Rum</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<h3><span style="color: #ff9900;"><strong>Tağut:</strong></span></h3>
<p>Bir şeyin sağlamlaştırıcı unsurlarının varlığından önce onun varlığını engelleyen hususları izale etmek, o şeyin bir kemalidir. Allah bütün kullara, tağutu inkâr edip, Allah’a iman etmeyi farz kılmıştır. Tevhid; ancak bir ve tek olarak O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmek ve tâğûttan uzak durmakla gerçekleşir</p>
<p>“Tâğût” kelimesi tuğyân’dan(haddi aşmak)&nbsp; türemiştir. Yüce Allah’ın: “Şüphesiz ki (tufanda) su haddini aştığı (tuğyân ettiği) zaman sizleri gemide biz taşıdık.” (Hâkka, 69/11) buyurur. Yani su alışılmış olan sınırından daha yukarıya yükseldiğinde ….</p>
<p>Nahl 36. Andolsun ki biz, &#8220;Allah&#8217;a kulluk edin ve Tâğut&#8217;tan sakının&#8221; diye (emretmeleri için) her ümmete bir elçi gönderdik.</p>
<p>Bakara 256 “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tağutu reddedip Allah&#8217;a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.”</p>
<p>İbn cerir bakara 256&#8217;daki tağutu: Allah&#8217;ın sınırına tecavüz eden, insanları isteselerde ve istemeselerde kendisine ibadete davet eden her şeydir, bu ister insan ister şeytan olsun.</p>
<p>Unutulmamalı ki, yalnız Allah&#8217;a ibadet onun dışında ibadet edilenleri red etmekle mümkündür.(ispat&amp;nefiy)</p>
<p>La ilahe derken nefiy, illallah derken isbat ediyoruz.(ibadete layık olanı)</p>
<p>İnsanların bugün tağutları red etmeden Allah&#8217;a ibadet etmeleri, Mekkeli müşriklerin ilahlarını red etmeden Allaha ibadet etmeleri gibidir.</p>
<p>Salih kimseler&nbsp; tâğût olamazlar. Allah’ın haram kıldıklarını helâl kabul etmeye, helâl kıldıklarını haram kılmaya çağıran kimseler tâğûtturlar. İslâm şeriatının dışına çıkmaya davet edip süslü gösteren ilim adamları da tâğûtturlar. Zira ilim adamının haddi Peygamber’in –sallallahu aleyhi ve sellem– getirdiklerine tâbi olmasıdır ve gerçek ilim adamları peygamberlerin mirasçılarıdır. Onlar peygamberlere ilim, amel, ahlâk, davet ve dini öğretmek bakımından ümmetleri arasında mirasçı olurlar.</p>
<p>Yöneticiler Allah ve Rasûlunün emirlerine aykırı olmayan hususları emredecek olurlarsa, onlara itaat olunur. Bu durumda onlar tâğût değildirler. Böyle bir durumda ve bu kayıtla yöneticilere itaat etmek, Allah’a itaat (ibadet) etmektir.&nbsp; Nisa 59 “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahiblerine de”</p>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>Yöneticilere kader gereği olarak itaat etmeye gelince</strong>,</span></h4>
<p>eğer yöneticiler otoriteleri itibariyle güçlü iseler insanlar otorite gücü ile onlara itaat ederler. İmani bir etken söz konusu olmasa dahi. Çünkü yöneticilere itaat imanın etkisi ile olur. İşte fayda veren itaat budur. Hem yöneticilere faydalıdır, hem de insanlara faydalıdır. Bazen itaat, yönetimin güçlü olması halinde insanların yöneticiden korkup çekinmeleri dolayısıyla otorite baskısı ile olabilir. Çünkü bu durumda yönetici emrine muhalefet edenleri ibretli bir şekilde cezalandırabilir.(vergiyi yüksek tutması ve istemeden bunu vermen, evlenme yaşını yüksek tutması, çindeki 2. çocuk yasağı) <u>Pazar günü çamaşır asmak yasaktır. (İsviçre) normalde helal</u></p>
<p><u>Buhari kit.tefsir de (9.cild sh.4299): Cabir şöyle demiştir.: Cahiliyet&#8217;te kendileri önünde muhakeme olmak istedikleri tağutlar, Cuheyne kabilesinde bir tağut, Eslem kabilesinde bir tağut ve Arab kabilelerinden herbirinde birer tağut idi. Bunlar bir takım kahinlerdir ki, üzerine şeytanlar müstakbel hakkında kainattan haberlerle inerler.</u></p>
<p><u>Umer ibn Hattab da: el-cibtu = sihr , tağut&#8217;a da eş-şeytan demiştir.</u></p>
<p><u>İkrime de El-cibt, habeşe dilinde Şeytan et-tağut ise kahin demektir. Demiştir.</u></p>
<h4><span style="color: #ff9900;"><strong>“Tâğûtlar pek çoktur. Bazıları;</strong></span></h4>
<p>1- İblis, yüce Allah’ın kendisine: “Ve Kıyamet gününe kadar da lânetim şüphesiz senin üzerinedir.” (Sâd, 38/78) diye hitab ettiği lânetli ve ilâhî rahmetten kovulmuş şeytandır.</p>
<p><strong><u>Yasin 60.ayet Şeytanın tağut olduğuna işarettir. </u></strong>Ey Âdemoğulları! Ben size demedim mi, şeytana kulluk etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır! Bana kulluk edin, doğru yol budur.”</p>
<p>İbrahim 22 İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: &#8216;Doğrusu, Allah, size gerçek olan va&#8217;di va&#8217;detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.&#8217;</p>
<p>2- Kendisinin rızası ile Allah’tan başka kendisine ibadet olunanlar. Tağutların ele&nbsp; başlarındandır. Bunlardan Allahu Teâla’ya sığınırız. İster kendisi hayattayken kendisine ibadet edilsin, ister ölümünden sonra kendisine ibadet edilsin. Bundan razı olduğu için tâğûttur.</p>
<p>( İnsanları kendisine ibadet etmeye davet eden bir kimse de böyledir. İsterse ona ibadet etmesinler. )</p>
<p>3- Yüce Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemek; bu konu rububiyet tevhidinin bir gereğidir. Çünkü bu, rubûbiyetin ve O’nun mülk ve tasarrufunun kemalinin bir gereği olan Allah’ın hükmünün uygulanması demektir. İşte bundan dolayı yüce Allah, Allah’ın indirdikleri dışında kalan hususlarda kendisine uyulan kimselere; kendilerine uyan kimselerin “rableri” diye adlandırmış ve şöyle buyurmuştur:&nbsp; <strong>“Onlar Allah’ı bırakıp, hahamlarını, rahiplerini, Meryem Oğlu Mesih’i rabler edindiler. Halbuki onlar bir tek ilâha ibadet etmekten başkasıyla emrolunmamışlardı. O’ndan başka ilâh yoktur, O bunların ortak koştukları her şeyden münezzehdir.” (et-Tevbe, 9/31<u>)</u></strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yüce Allah’ın kendilerine uyulan kimselere “rabler” adını vermesi Allah ile birlikte şeriat (kanun) koyucu olarak kabul edilmelerinden dolayıdır.</u> Onlara uyan kimselerden “ibadet edenler” diye söz etmesi de yüce Allah’ın hükmüne aykırılıklarda onlara itaat edip, boyun eğmelerinden ötürüdür.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Adîy b. Hatem de Rasûlullah’a –sallallahu aleyhi ve selleme: “Onlar, onlara (âlim ve rahiplere) ibadet etmediler” deyince, Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem– şöyle buyurmuştu: “Hayır onlar, onlara helâli haram kıldılar, haramı da helâl. Diğerleri de bunlara uydular, işte diğerlerinin bunlara ibadetleri budur.”</p>
<p><strong>(Ali imran 64. Birbirimizi rabler edinmeyelim.!</strong>De ki: “Ey Kitab Ehli! Sizinle bizim aramızda aynı olan bir kelimeye (Tevhit sözüne) geliniz. Allah’tan başkasına kul olmayalım ve O’na hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmayalım ve bir kısmımız, bazılarını, Allah’tan başka Rab’ler edinmesinler.” Bundan sonra eğer dönerlerse, o zaman; “Bizim müslüman olduğumuza (teslim olduğumuza) şahit olun” deyiniz.</p>
<p>Bu hususu kavradığımıza göre şunu bilelim ki; Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen, Allah ve Rasûlünden başkasının hükmüne baş vurmak isteyen kimselerin iman sahibi olmadığına dair bir takım âyetler varid olduğu gibi, onun kâfir, zalim ve fasık olduğu hakkında da bazı âyetler varid olmuştur. Mesela;&nbsp; “Sana indirilene ve senden önce indirilmiş olanlara iman ettiklerini iddia edenleri görmez misin? Kendisini inkâr etmekle emrolundukları halde tâğûtun hükmüne başvurmak istiyorlar. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla büsbütün saptırmak ister. Onlara: ‘Allah’ın indirdiğine ve peygambere gelin’ denilince, münafıkların senden alabildiğine yüz çevirdiklerini görürsün…..” (en-Nisâ, 4/60-61)</p>
<p>1- Bütün anlaşmazlık hususlarında Allah ve Rasûlünün hükmüne başvurulacaktır.</p>
<p>2- O’nun verdiği hükmü kalpler rahatlıkla kabul edecektir. Nefislerde bundan dolayı herhangi bir darlık ve sıkıntı olmayacaktır, &nbsp;vakit geçirmeksizin ve sapmaksızın uygulamaya konulacaktır.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff9900;"><strong>Diğer bir husus;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span></h2>
<p><u>“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (el-Mâide, 5/44) </u></p>
<p><u>“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (el-Mâide, 5/45)</u></p>
<p><u>“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (el-Mâide, 5/47) </u></p>
<p><u>Acaba bu üç sıfat tek bir sıfat gibi mi değerlendirilir?</u> Yani Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen herkes aynı zamanda kâfir, zalim ve fasık mıdır? Çünkü yüce Allah kâfirleri zalim ve fasık olmakla da nitelendirmiştir: “Kâfirler zalimlerin ta kendileridir.” (el-Bakara, 2/154)</p>
<p>“Çünkü onlar Allah’a ve Rasûlüne kâfir oldular ve fâsık olarak öldüler.” (et-Tevbe, 9/84) Buna göre her kâfir zalim ve fasıktır.</p>
<p>Yoksa bu sıfatlar değişik durumda olanların sıfatları mıdır? <u>Onları Allah’ın indirdiğinden başkası ile hükmetmeye iten sebebe göre mi kişilere sıfat olurlar?</u> doğruya en yakın olan budur. Allah en iyi bilendir. Bundan dolayı şunları söyleyebiliriz:</p>
<p>1-Allah’ın indirdiklerini hafife aldığından yahut küçük gördüğünden ya da başka hükmün ondan daha uygun olduğuna, insanlara daha faydalı olduğuna ya da onun gibi olduğuna inandığından dolayı Allah’ın indirdiğinden başkasıyla hükmeden bir kimsenin bu tutumu, dinden çıkartan manası ile kişiyi kâfir yapar. Bu gibi kimseler arasından insanlara İslâm şeriatına aykırı kanunlar koyup bunun insanlar tarafından izlenecek yol olmasını isteyen kimseler vardır. Onlar İslâm şeriatına aykırı olan bu yasamaları ancak daha uygun ve insanlar için daha faydalı olduğuna inandıkları için yaparlar.</p>
<p>2-Bir diğeri Allah’ın indirdiği ile hükmetmemekle birlikte, Allah’ın hükmünü hafife de almaz, küçük de görmez. Allah’ın hükmü dışındaki hükmün kendisi için daha uygun olduğuna da inanmaz, ya da buna benzer bir durumda bulunursa, böyle bir kimse zalimdir, kâfir değildir. Hüküm verdiği şeye ve hüküm araçlarına göre de zulmünün mertebeleri değişiktir.</p>
<p>3-Allah’ın hükmünü hafife almayıp küçük de görmemekle birlikte; başkasının ondan daha uygun olduğuna da faydalı olduğuna inanmayıp Allah’ın hükmünden başkasıyla sadece lehine hüküm verdiği kimseyi kollamak yahut bir rüşvet veya buna benzer dünya menfaatlerinden bir menfaat gözeterek hükmeden kimse bu hükmüyle fâsık olur, kâfir olmaz. Bunun fıskının mertebeleri de kendisiyle hükmettiği şeye ve hüküm yollarına göre değişir.</p>
<p><strong>Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiye</strong> –Allah’ın rahmeti üzerine olsun– hahamlarını ve rahiplerini Allah’tan başka rab edinen kimseler hakkında açıklamalarda bulunurken onların iki türlü olduklarından söz etmektedir:</p>
<p>1- Kendilerinin Allah’ın dinini değiştirdiklerini bilmekle birlikte; bu değiştirme hususunda onlara tâbi olup haram olan şeyin helâl kılınmış olduğuna, Allah’ın helâl kıldığının da haram olduğuna inananlar ve peygamberlerin getirdikleri dine muhalefet ettiklerini bilen ve bile bile başkanlarına tâbi olanların bu yaptıkları bir küfürdür. Allah ve Rasûlü bunu şirk olarak değerlendirmiştir.</p>
<p>2- Haramın, helâl, helâlin de haram kılınmasına dair inançları sabit olmakla birlikte; Allah’a isyanı gerektiren bir hususta onlara itaat etmeleri. Müslümanın bir ma’siyet işlerken işlediği o ma’siyetin, ma’siyet olduğuna inanması gibi. Bu gibi kimselerin hükmü onlara benzer günahları işleyenlerin hükmü gibidir. (üç esastan alıntı)</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ilah-kavrami-uzerine-zafer-gunal/">İlah kavramı üzerine &#8211; Zafer Günal</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1063</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Miraç hadisi ve israiliyyat &#8211;  Necmi Sarı hoca’nın dersinden</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/fetvalar/karisik-konular/tempor-nisl-vel-non-id-at-cumque-nibh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2012 16:23:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Konular]]></category>
		<category><![CDATA[kardeşlik]]></category>
		<category><![CDATA[israiliyyat]]></category>
		<category><![CDATA[tağut]]></category>
		<category><![CDATA[miraç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://themes.tielabs.com/365news/?p=42</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyorlar ki Miraç hadisi İsrailiyyattandır. Hadisimizin metni bunun böyle olamayacağına delildir. Neresi mi? Miraç hadisinde; Rasulullah(s.a.v.) Musa(a.s.) ile karşılaşınca, Musa şöyle der: “ Yarab! Bu benden sonra gönderdiğin bir zattır. Fakat onun ümmetinden cennete girenler benim ümmetimden cennete girenlerden daha çoktur.” Siz, hadis uyduran bir Yahudi olacaksınız sonra da cennette, Muhammed ümmetinin Musa’nın ümmetinden daha...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/fetvalar/karisik-konular/tempor-nisl-vel-non-id-at-cumque-nibh/">Miraç hadisi ve israiliyyat &#8211;  Necmi Sarı hoca’nın dersinden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-42"></span></p>
<p><em>Diyorlar ki Miraç hadisi İsrailiyyattandır. </em></p>
<p><em>Hadisimizin metni bunun böyle olamayacağına delildir. Neresi mi?</em></p>
<h2><em>Miraç hadisinde; </em></h2>
<p><em>Rasulullah(s.a.v.) Musa(a.s.) ile karşılaşınca, Musa şöyle der: “ Yarab! Bu benden sonra gönderdiğin bir zattır. Fakat onun ümmetinden cennete girenler benim ümmetimden cennete girenlerden daha çoktur.” </em></p>
<p><em>Siz, hadis uyduran bir Yahudi olacaksınız sonra da cennette, Muhammed ümmetinin Musa’nın ümmetinden daha fazla olacağını söyleyeceksiniz? </em></p>
<p><em>İşte aklı kullanma sanatı.</em></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/fetvalar/karisik-konular/tempor-nisl-vel-non-id-at-cumque-nibh/">Miraç hadisi ve israiliyyat &#8211;  Necmi Sarı hoca’nın dersinden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">42</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
