<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akaid -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2025 11:51:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Akaid -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Allah&#8217;ın Zatı Mı Nüzul Ediyor Rahmeti Mi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/allahin-zati-mi-nuzul-ediyor-rahmeti-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jan 2025 11:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet ! Bu soru İslam aleminin yıllardır niza ettiği akide konusu ve sorusudur. Bilhassa bu niza Ehl-i Sünneti Hassa denilen hadis ehli alimler ile Ehl-u Kelam uleması arasında cereyan etmektedir. Ehl-i Sünneti Hassa naslara temessuk ederek, Allah&#8217;ın isim sıfatları hakkında te&#8217;vili reddederken, Ehl-u Kelam uleması &#8220;Tenzih Tevhidi&#8221; adı altında Allah&#8217;ın sıfatlarının te&#8217;vilini zaruri görür. Allah&#8217;ın...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/allahin-zati-mi-nuzul-ediyor-rahmeti-mi/">Allah&#8217;ın Zatı Mı Nüzul Ediyor Rahmeti Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img data-recalc-dims="1" fetchpriority="high" decoding="async" width="270" height="389" src="https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2025/01/Allahin-Zati-Mi-Nuzul-Ediyor-Rahmeti-Mi-3-1.webp?resize=270%2C389&#038;ssl=1" alt="Allah'ın Zatı Mı Nüzul Ediyor Rahmeti Mi 3" class="wp-image-12201" srcset="https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2025/01/Allahin-Zati-Mi-Nuzul-Ediyor-Rahmeti-Mi-3-1.webp?w=270&amp;ssl=1 270w, https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2025/01/Allahin-Zati-Mi-Nuzul-Ediyor-Rahmeti-Mi-3-1.webp?resize=208%2C300&amp;ssl=1 208w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Evet ! Bu soru İslam aleminin yıllardır niza ettiği akide konusu ve sorusudur. Bilhassa bu niza Ehl-i Sünneti Hassa denilen hadis ehli alimler ile Ehl-u Kelam uleması arasında cereyan etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ehl-i Sünneti Hassa naslara temessuk ederek, Allah&#8217;ın isim sıfatları hakkında te&#8217;vili reddederken, Ehl-u Kelam uleması &#8220;Tenzih Tevhidi&#8221; adı altında Allah&#8217;ın sıfatlarının te&#8217;vilini zaruri görür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah&#8217;ın fiileri arasında en fazla niza edilen hususlardan biri de mevzumuz olan nuzul meselesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ehl-u Hadis, Allah&#8217;ın nuzül fiili ile ilgili olrak İmam Buhari (rhm)&#8217;nin tahric ettiği ve toplamda 28 farklı sahabeden rivayet olunan şu hadisi delil getirmektedir :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">عَنْ ‌أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، يَقُولُ: مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ‫<br>‫لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ، مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“<strong>Rabbimiz Tebareke ve Teala, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına nüzul eder</strong> ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu ? Ona icabet edeyim! Benden isteyen yok mu ? Ona istediğini vereyim! Benden bağışlanma dileyen yok mu ? Onu bağışlayayım?’” (Buhari 1145 )</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ehl-u Hadis burada hadisin zahirini esas alarak &#8220;Nuzul&#8221; sıfatının &#8220;rahmet&#8221; olarak te&#8217;vil (tahrif) edilmesine karşı çıkar.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kelam Ehli ise -nuzül etmek aynı zamanda mahlukatında da sıfatıdır. Binaenaleyh &#8211;Allah, zatı ile nuzül ediyor- dersek, O&#8217;nu yaratılmışlara benzetiriz- demektedirler.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ehl-i kelamın niyeti zahirde güzel de olsa niyetlerinin neticesi batıldır. Zira sahip oldukları niyet, Allah&#8217;ın kendisi için haber verdiği bir fiili te&#8217;vil yoluyla inkara etmelerine sebep olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ehl-i Hadisin Bu Mevzuda Ehl-i Kelama Cevabı Şöyledir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">İbn Useymin (rhm) &#8220;Fethu&#8217;r Rabbi&#8217;l Beriyye bi- Telhisi&#8217;l Hameviyye&#8221; isimli bir eser te&#8217;lif eder. Bu eserinin 13. babında bu meseleyi ele alır ve şöyle der :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫في ((الصحيحين)) عن أبي هريرة &#8211; رضي اللّٰه عنه -، أن النبي وَاو قال: ((ينزل ربّنا إلى السماء الدنيا حين يبقى ثلث الليل الآخر، فيقول: من يدعوني فأستجيب له، من يسألني فأعطيه، من يستغفرني فأغفر له)»(١)‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Sahihayn‘da (Buhari ve Müslim’de), Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br>“<strong>Rabbimiz, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner</strong> ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu ki ona icabet edeyim? Benden isteyen yok mu ki ona vereyim? Benden bağışlanma dileyen yok mu ki onu bağışlayayım?’” (Buharî (1145) &#8211; “Teheccüd Kitabı”, “Gecenin Sonunda Dua ve Namaz Babı”.)</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫وقد روى هذا الحديث عن النبي يِةِ، نحو ثمانٍ وعشرين نفساً من الصحابة رضي اللّٰه عنهم، واتفق أهل السنة على تلقي ذلك بالقبول‫ .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hadis, Nebi (s.a.v.)’den ve yaklaşık 28 sahabe tarafından rivayet edilmiştir. Ehli Sünnet alimleri bu hadisi telakki ile kabul etmiş ve doğruluğunda ittifak etmişlerdir.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫ونزوله تعالى إلى السماء الدنيا من صفاته الفعلية التي تتعلق بمشيئته وحكمته، وهو نزول حقيقي يليق بجلاله وعظمته‫ .</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Allah Teâlâ’nın dünya semasına inmesi, O’nun fiili sıfatlarından ki o O&#8217;nun dilemesi be hikmeti ile alakalıdır. Bu iniş, O’nun yüceliğine ve azametine layık hakiki bir iniştir.</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫ولا يصحّ تحريف معناه إلى نزول أمره، أو رحمته، أو ملك من ملائكته، فإن هذا باطل لوجوه‫ :</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mananın / nuzülün, Allah’ın emrinin, rahmetinin ya da meleklerinden birinin inmesi şeklinde tahrif edilmesi doğru değildir. Bunun batıl oluşunun sebepleri ise şunlardır :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫الأول &#8211; أنه خلاف ظاهر الحديث، لأن النبي لَلي، أضاف النزول إلى الله، والأصل أن الشيء إنّما يُضاف إلى من وقع منه أو قام به، فإذا صرف إلى غيره كان ذلك تحريفاً يُخالف الأصل‫.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu, hadisin metninin zahirine aykırıdır. Çünkü Nebi (s.a.v.), inişi Allah’a idafe / nispet etmiştir. Bir şey, aslen kendisinden meydana geldiği veya kendisinde gerçekleştiği kişiye nispet edilir. Bunun başkasına nispet edilmesi, tahrif (esas anlamı bozmak) ve aslına muhalefet etmektir.</li>
</ul>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫الثاني &#8211; أن تفسيره بذلك يقتضي أن يكون في الكلام شيء محذوف، والأصل عدم الحذف‫ .</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu şekilde tefsir edilmesi, sözün içinde bir şeyin gizlenmiş olduğunu gerektirir. Oysa asıl olan, metinde bir eksikliğin olmamasıdır.</li>
</ul>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫الثالث &#8211; أن نزول أمره أو رحمته لا يختص بهذا الجزء من الليل، بل أمره ورحمته ينزلان كل وقت‫</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Allah’ın emrinin veya rahmetinin inişi, gecenin bu özel kısmına mahsus değildir. Bilakis Allah’ın emri ve rahmeti her zaman iner.</li>
</ul>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫فإن قيل: المراد نزول أمر خاصّ، ورحمة خاصة، وهذا لا يلزم أن يكون كل وقت‫ .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer denilirse ki: “Burada kastedilen, belirli bir emir veya belirli bir rahmettir ve bu her zaman olmaz,”</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫فالجواب: أنه لو فرض صحة هذا التقدير والتأويل، فإن الحديث يدل على أن منتهى نزول هذا الشيء هو السماء الدنيا ، وأي فائدة لنا في نزول رحمة إلى السماء الدنيا حتى يخبرنا النبي عنها؟</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevap: Şayet bu anlam ve tevil doğru kabul edilse bile, hadis şunu gösteriyor ki, bu şeyin (emir veya rahmet) inişi, dünya semasına kadar olur. Peki, rahmetin dünya semasına inmesinin bize ne faydası olur ki, Nebi (s.a.v.) bize bunu haber versin?</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫الرابع &#8211; أن الحديث دلّ على أن الذي ينزل يقول: ((من يدعوني فأستجيب له، من يسألني فأعطيه، من يستغفرني فأغفر له)»(١). ولا يمكن أن يقول ذلك أحد سوى اللّٰه سبحانه وتعالى‫ .<br>‫0الما -ا<br>‫(١) انظر: تخريجه في الصفحة السابقة.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hadis, inen Zat’ın şu şekilde söylediğini belirtmektedir: Bana dua eden yok mu ? Ona icabet edeyim! Benden isteyen yok mu ? Ona istediğini vereyim! Benden bağışlanma dileyen yok mu ? Onu bağışlayayım?’”</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bunu söyleyebilecek olan ise sadece Allah Teâlâ’dır.&#8221; İbn Useymin (rhm) sözü burada bitti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüldüğü üzere Allah&#8217;ın dünya semasına nuzülü, naklen de aklen de mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrca Allah&#8217;ın dünya semasına inmesi uluvvunu terk etmesini gerektirmez. Bizler Allah&#8217;ın kendi şaşına yakışır bir şekilde, 7 kat semanın üzerindeki arşına istiva ettiğine iman ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bununla beraber bir mekandan başka bir mekana intikal ederken ilk mekanın boş kalmasının gerekliliği mahlukat için söz konusudur !!! Halık için değil ! Zira mahluk acizdir ama Halık değil !</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler Allah&#8217;ın kendisini tanıtırken haber verdiği hiç bir sıfatın bir delile dayanmadığı müddetçe zahirinin haricine te&#8217;vil edilmesini caiz görmüyoruz tıpkı nuzül fiilinin rahmet olarak te&#8217;vil / tahrif edilmesini kabul etmediğimiz gibi !</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah insanların ihtilaf ettikleri hususlarda bizi hakka isabet ettirsin ! Amin.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/akaid/allahin-zati-mi-nuzul-ediyor-rahmeti-mi/">Allah&#8217;ın Zatı Mı Nüzul Ediyor Rahmeti Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12183</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Darul İslam&#8217;ın Tarifi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/darul-islamin-tarifi/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/darul-islamin-tarifi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 06:07:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1527</guid>

					<description><![CDATA[<p>Darul İslam&#8217;ın Tarifi İbn Useymin (rhm) “40 HADİS” isimli kitabı şerh ettiği eserinde, kitabın ikinci hadisi olan “Cibril Hadisi” nin faydaları 12. Maddede şöyle der : “İman ile İslam birlikte zikredildiklerinde farklı manalarda olurlar. İslam;  dilin söyledikleri ve organların amelinden müteşekkil olan zahiri amellerle, İman ise; kalplerin itikadı ve amellerden müteşekkil olan batıni amellerle tefsir...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/darul-islamin-tarifi/">Darul İslam&#8217;ın Tarifi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Darul İslam&#8217;ın Tarifi</strong></p>
<p>İbn Useymin (rhm) “40 HADİS” isimli kitabı şerh ettiği eserinde, kitabın ikinci hadisi olan “Cibril Hadisi” nin faydaları 12. Maddede şöyle der :</p>
<p>“<strong>İman ile İslam birlikte zikredildiklerinde farklı manalarda olurlar.</strong> <strong>İslam;  dilin söyledikleri ve organların amelinden müteşekkil olan zahiri amellerle</strong>, <strong>İman ise; kalplerin itikadı ve amellerden müteşekkil olan batıni amellerle tefsir edilir.</strong></p>
<p>Bunun misali şu anda görüyor olduğumuz hadistir. Bu iki kavramın farklı manalarda olduklarına şu ayet-i kerimede delalet eder</p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: 'arial black', 'avant garde';">قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ</span></p>
<p>“Bedeviler ‘biz iman ettik’ dediler. De ki : siz iman etmediniz ama teslim/ islam olduk deyiniz çünkü iman henüz kalplerinize yerleşmedi”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Eğer birisi &#8211; bu iki kavram birlikte zikredildiklerinde farklı olurlar &#8211; sözümüzde bir problem vardır derse, delil olarak da Allahu Teala&#8217;nın şu ayetini delil getirirse</p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: 'arial black', 'avant garde';">فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ</span></p>
<p>“Orada bulunan müminleri çıkardık”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-family: 'arial black', 'avant garde';">فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ الْمُسْلِمِينَ</span></p>
<p> “Zaten orada Müslümanlardan bir ev halkından başka kimse kalmadı”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>Burada İslam ile iman aynı manada ifade edilmiştir diyecek olursa,</p>
<p>Cevap olarak deriz ki :</p>
<p>Bu anlayış hatalıdır. “Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık” ayeti müminlere ait bir durumdur. “Zaten orada Müslümanlardan bir ev halkından başka kimse bulmadık” ayeti ise Lut&#8217;un evinde bulunan herkesi kapsamaktadır.</p>
<p>Lut&#8217;un evinde mümin olmayan da vardı. O da kendisine ihanet edip onunla beraber olmadığı halde onunla birlikteymiş gibi gösteren karısıdır. Dolayısıyla ev Müslümanların evidir. Zira kadın ayrılık ve düşmanlığını izhar etmemiştir fakat kurtulanlar sadece Müminler olmuştur.</p>
<p>Bundan dolayı “Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık” diye buyurmuştur. Bunlar o kadının dışındakilerdir. Ev ise Müslüman evidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Darul İslam&#8217;ın Tarifi</strong></p>
<p>Bu ayetten şu faydayı elde ederiz<strong>. Bir belde işgale uğradığında ki işgale uğrayanlar Müslümanlardır. İşte o bölge içerisinde Hristiyanlar, Yahudiler, müşrikler ve komünistler de bulunsa İslam beldesidir.</strong> Çünkü Allah’u Teala, Lut&#8217;un evini orada kafir bir kadın olsa da İslam evi olarak ifade etmiştir.”</p>
<p>İbn Useymim (rhm)’in sözü burada bitti.</p>
<p>Allah şeyhe merhamet etsin. Kendisi üstün bir fıkıh ile ayeti kerimeden istidlal etmiş ve muazzam bir beyanda bulunmuştur. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Hucurat 14</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Zariyat 35-36</p>
<p>Bizleri Youtube Kanalımızdan <a href="https://www.youtube.com/@uluder-uludagislamiegitimv234">Takip Edin</a></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/darul-islamin-tarifi/">Darul İslam&#8217;ın Tarifi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/darul-islamin-tarifi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11503</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zayıf Hadis İle Amel Edilir Mi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zayif-hadis-ile-amel-edilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 17:46:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1461</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zayıf Hadis İle Amel Edilir Mi? Sorusuna alimlerden bazılarının cevapları Bu küçük makale imam Nevevi (rhm)’nin Kırk Hadis isimli eserine şerh yapan Muhammed b. Nazım b. Sultan’ın aittir. Ta&#8217;lik Cihan Elmas 31.10.2022 İmam Nevevi (rhm)[1] kendisine ait olan “Kırk Hadis” isimli eserine küçük bir mukaddimede bulunmuştur. Bu mukaddimede eseri neden te’lif ettiğini, bu eseri te’lif...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zayif-hadis-ile-amel-edilir-mi/">Zayıf Hadis İle Amel Edilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">Zayıf Hadis İle Amel Edilir Mi? Sorusuna alimlerden bazılarının cevapları</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Bu küçük makale imam Nevevi (rhm)’nin Kırk Hadis isimli eserine şerh yapan Muhammed b. Nazım b. Sultan’ın aittir.</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">Ta&#8217;lik</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Cihan Elmas</strong></span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">31.10.2022</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>İmam Nevevi (rhm)</strong><a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> kendisine ait olan “Kırk Hadis” isimli eserine küçük bir mukaddimede bulunmuştur. Bu mukaddimede eseri neden te’lif ettiğini, bu eseri te’lif etmeye kendisini sevk eden hadisleri ve bu hadislerin bir kısmının da zayıf olduğunu ve kendisinin de bunu  bildiğini ancak buna rağmen zayıf hadisle amel etmenin meşru olduğunu beyan eder. Devamında da <strong>“Fadailu’l A’mel” hususunda zayıf hadisle amel etmenin caiz olduğunu ilim ehli ittifakla kabul etmiştir”</strong> der.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">         </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Allah kendisine merhamet etsin ! Bu söz ile çok büyük bir şey iddia etmiş ve hatta gerek mutekaddimun gerek muteahhirun ve nukkattan olan muhaddisleri, bu iddiası ile ya yok saymış yahut da sözlerine itibar etmemiştir yahut da bu konudaki farklı görüşleri bilmemektedir (ancak bu muhaldir). Biraz sonra göreceğiniz üzere İmam Nevevi’nin bahsettiği gibi bir ittifak mevzu bahis değildir. Hatta neredeyse İmam Nevevi’nin savunduğu bu düşüncenin aksininde ittifak vardır. Bununla ulemanın muhaddis ve muhakkiklerini kastetmekteyiz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">         </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          İmam Nevevi (rhm)’nin bu sözüne muhtasar bir cevap veren şarih Nazım b. Sultan belli ki bu cevabı ile İmam Nevevi (rhm)’ye kamil bir cevap vermeyi murad etmemiş, sadece iddia ettiği gibi bir ittifakın mevzu bahis olmadığını ortaya koymuştur. Çünkü Nazım b. Sultan’ın cevabı çok muhtasardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Bizler de bu muhtasar mülahazayı mustakillen ele alarak mülahazada zikri geçen alimler ve eserler hakkında çok küçük bilgilendirmeler ekledik.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Gayemiz zayıf hadislerin ne akaid de ne de fadail de isti’mal edilmemesi ve istidlalde bulunulmaması gerektiğini öğretmeye vesile olmaktır. Ümmet üzerinde menfi neticelere sebep olan bu hadislerden uzak durulması gerektiğini anlatmaya vesile olmaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">          Allah her ikisinden de razı olsun.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">        <strong>  Ebu Yasir Cihan Elmas </strong></span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>31.10.2022 / BURSA</strong></span></p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>Kırk Hadis Şarihlerinden Muhammed b. Nazım b. Sultan’ın<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a> Müellifin İddiasına Cevabı</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">İmam Nevevi hazırladığı 40 hadisin mukaddimesinde ifade ettiği <strong>“</strong><strong>İlim adamları Fadailu’l A’mel<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> hususunda zayıf hadis ile amel etmenin caiz olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir”</strong> şeklindeki sözü, tartışılır bir iddiadır. Çünkü ilim adamları arasında hem ahkam hususunda hem de fadaile dair hususlarda zayıf hadis ile amel etmeyi uygun görmeyenler vardır. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Muhammed Cemaluddin el-Kasimi der ki: “<strong>Bilinmeli ki zayıf hadis hususundaki görüşler üç türlüdür.</strong></span></p>
<ol>
<li><span style="font-size: 14pt;">Görüşe göre ne ahkam ile ilgili hususlarda ne de fadaile dair meselelerde zayıf hadis ile amel edilmez. Bu görüşü İbni Seyyidu’n-Nas<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a> Uyunu’l Eser<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a> isimli eserinde Yahya b. Main’den<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a> nakletmiş, Fethu’l Mugis’de de bunu Ebu Bekir İbni Arabi<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a>&#8216;ye nispet etmiştir. Buhari<a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a> ve Müslim<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a>&#8216;in bu husustaki kanaatlerinden açıkça anlaşılan da budur. </span></li>
</ol>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ayrıca bu hususa Buhari&#8217;nin Sahih kitabına almak için hadislerde öngördüğü şartlar, İmam Müslim&#8217;in önceden belirtmiş olduğumuz gibi zayıf raviler hakkındaki ağır sözleri, her ikisinin de sahihlerinde bu tür bir hadisi zikretmemiş olmaları da delil teşkil etmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İbni Hazm’ın<a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a> (rhm) görüşü de budur. Çünkü o el-Milel ve-n Nihal<a href="#_ftn11" name="_ftnref11"><sup>[11]</sup></a> adlı eserinde şöyle demektedir: </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> “Doğu ve batı ilim adamlarının, yahut büyük kalabalıkların büyük kalabalıklardan veya güvenilir ravilerin güvenilir kimselerden Nebi (s.a.v)&#8217;ye kadar bu şekli ile ulaşmakla birlikte, rivayet yolunda yalan söylemekle yahut gafletle yahut durumu bilinmemekle  (meçhul) tenkid edilmiş bir kişi varsa, Müslümanlar her ne kadar bu hadisi kabul etmiş olsalar da, bize göre onu tasdik etmek de, böyle bir hadise göre görüş belirtmek de, böyle bir hadisi herhangi bir şekilde delil olarak kabul etmek de helal değildir.”</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">(Nazım b. Sultan devamla ) Bu ilim adamlarının kabul ettiği görüş kanaatimce tercihe değer olan görüştür. Doğrusunu da en iyi bilen ise Yüce Allah&#8217;tır. Büyük ilim adamı Şeyh el-Elbani<a href="#_ftn12" name="_ftnref12"><sup>[12]</sup></a> der ki: </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> “Bunun böyle oluşunun sebebi şudur:  Zayıf hadis bildiğim kadarıyla ilim adamları arasında görüş ayrılığı söz konusu olmaksızın ağır basmayan bir zan ifade eder. Böyle olduğuna göre gereğince amelin caiz olduğu nasıl söylenebilir. Halbuki Yüce Allah Kitabı Kerimin de birden çok ayet-i kerimede bu tür zannı yermiş bulunmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;"> وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۚ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Şüphesiz zan hak namına hiçbir şey ifade etmez” (Necm 28)</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> “Onlar ancak zanna uymaktadırlar” (En’am 116)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Rasulullah (s.a.v) de şöyle buyurmuştur</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">إيَّاكم والظنَّ، فإن الظنَّ أكذبُ الحديث</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Zandan sakınınız çünkü sözün en yalan olanı zandır.” (Muslim 2563) </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> Şunu da bil ki tercih ettiğim bu görüşe muhalefet edenlerin ileri sürebilecekleri kitap ve sünnetten herhangi bir delilleri yoktur” </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> Şeyhülislam ibn-i Teymiyye<a href="#_ftn13" name="_ftnref13"><sup>[13]</sup></a> (rhm) şöyle söyler: Ahmed ibn-i Hanbel<a href="#_ftn14" name="_ftnref14"><sup>[14]</sup></a> de ve imamlardan onun benzeri olanlar da şeriatte bu tür hadislere güvenmezlerdi. Ahmet&#8217;ten onun sahih de olmayan, hasen derecesine de ulaşmayan zayıf hadisi delil göstermiş olduğunu nakleden kimseler onun hakkında yanlış yapmaktadırlar.  </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İmam Ahmed, Abdurrahman bin Mehdi<a href="#_ftn15" name="_ftnref15"><sup>[15]</sup></a> ve Abdullah ibn Mübarek’ten<a href="#_ftn16" name="_ftnref16"><sup>[16]</sup></a> nakledilen “Biz helal ve haram hususunda rivayet ettik mi işi sıkı tutarız fakat fadail ve benzeri hususlara dair rivayet ettik mi nispeten gevşek tutarız” şeklinde söyledikleri, nakledilen söze gelince; Ahmet Muhammed Şakir<a href="#_ftn17" name="_ftnref17"><sup>[17]</sup></a> (rhm) bu ifade ile ilgili olarak şunları söylemektedir: </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Tercih ettiğim kanaate göre onlar bu sözleri ile şunu kast etmektedirler : Burada işi nispeten gevşek tutmaktan kasıt sahih derecesine ulaşmayan hasen hadisi alıp kabul etmek demektir. Çünkü sahih ile hasan arasındaki farkı belirtmek için kullanılan istılah, onların çağlarında henüz tam oturmuş ve açıklık kazanmış bir terim değildi. Aksine mutekaddimun alimlerinin büyük çoğunluğu hadisi ya sahih ya da zayıf olmakla nitelendirirdi. Başka bir vasıf kullanmazlardı.”</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Şeyh El-Elbani de aynı şekilde bu ifadeleri ile ilgili olarak şunları söylemektedir: </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Onların sözü geçen ‘İşi nisbeten gevşek tuttuklarına’ dair açıklamaları adetleri olduğu üzere rivayetleri senetleri ile birlikte nakletmeleri şeklinde anlaşılmalıdır. Çünkü bu senetler vasıtasıyla hadislerin zayıf olduğu bilinebilmektedir. Dolayısıyla senedin zikredilmesi hadisin bunu açıkça ifade etmeye ihtiyaç bırakmamaktaydı. Halefin izlediği yol olan senetleri zikretmeksizin rivayet edip yine halefin çoğunluğunun yaptığı gibi bunların zayıflıklarını açıklamadan bırakmak şeklindeki rivayetlere gelince hiç şüphesiz onlar böyle bir şeyi yapmayacak kadar Allah&#8217;tan korkan kimselerdi ve bunu yapmayacak kadar büyük ilim adamlarıydılar. Yine de doğrusunu en iyi bilen Allah&#8217;tır.”</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Diğer taraftan gerek teşvik gerekse de korkutma ile ilgili </span></p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>Zayıf Hadisleri Rivayet Etmenin Olumsuz Bir Takım Etkileri Vardır</strong></span></h3>
<p><span style="font-size: 14pt;"> bunların bazısını şöyle sıralayabiliriz. </span></p>
<ol>
<li><span style="font-size: 14pt;"> Bu tür rivayetler ameller arasında bir karşılaştırma yapmak hususunda ayrılıklara götürürler. Bu tür rivayetlerden kimisi zikre kendisini vermeyi, Allah yolunda cihad etmenin önüne geçirmektedir. Buna sebep ise zikri teşvik hususunda aşırı ifadeler ihtiva eden hadislerdir.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">  Sahih olmayan bu hadislerde çoğunlukla teşvik ve korkutmalar da aşırılığa gidildiği görülmektedir. Bunun da ferdin eğitiminde olumsuz etkileri vardır. Bu alanda mütehassıs olanlar bunu bilirler. İşte bundan dolayı ilim adamları kısa anlatıcıları ile birlikte oturup kalkmaktan sakındırmuşlardır. Müslim’in mukaddimesinde Asım’dan  onun şöyle dediği nakledilmektedir.</span></li>
</ol>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">لَا تُجَالِسُوا الْقُصَّاصَ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Kıssa anlatıcıları ile oturup kalkmayınız.”<a href="#_ftn18" name="_ftnref18"><sup>[18]</sup></a> Kıssa anlatıcıları ise; mescitlerde insanlara vaaz ederken sahih olan hadisleri olmayanlarla birlikte ayırt etmeksizin rivayet eden kimselerdir.</span></p>
<h3 style="text-align: center;"><strong>Tergib Ve Terhib (Teşvik Ve Sakındırma) Konularında Zayıf Hadis Rivayet Etmenin Şartları</strong></h3>
<p><span style="font-size: 14pt;"> Teşvik ve korkutma hususlarında muhakkik alimlerin ortaya koymuş olduğu şartlara riayet etmeksizin zayıf hadisi rivayet etmenin caiz olduğunu kabul eden pek çok kimse vardır. Eğer bu kimseler bu muhakkiklerin koymuş olduğu şartlara riayet edecek olsalar hiç şüphesiz Müslümanlar arasında zayıf hadislerin yaygınlaşması gerilemiş olacaktır. Sözü geçen şartlar ise aşağıdaki gibidir</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>1-</strong>  Hadisin zayıflığı ileri derecede olmamalıdır. Yalancıların yahut yalan söylemekle itham edilmiş olanların ya da aşırı derecede yanlışlık yapanların hadislerini rivayet etmek caiz değildir. Bu şartın anlamı şudur :  Zayıf hadisi ancak hadis ilminde yeterli bilgisi olanlardan rivayet etmek caiz olabilir bu ise herkes için ulaşılması kolay bir şey değildir. Zira bu hadisi rivayet edecek kişi rivayet ettiği bu hadisi ileri derecede zayıf olduğunu nasıl bilecektir? Bunu ancak hadis ilmine vakıf olanlar bilebilir.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>Zayıf hadis kendisi ile amel olunan bir aslının kapsamına girmelidir.</strong> Hiçbir hadisle sabit olmamış yani ibadeti ortaya çıkarmaya davet eden zayıf hadislerle amel etmek caiz değildir. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Şeyh Elbani bu şart ile ilgili olarak şöyle demektedir: “Bu şarta bağlı olarak zayıf hadis ile amel etmenin subutu hakiki değildir, şeklidir ve maksat da budur.”</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">Böyle bir hadisle amel edildiği vakit bunun sabit olduğuna inanmayıp aksine bu konuda ihtiyatlı olunmalıdır. Yine Elban’in bu şart ile ilgili olarak şöyle bir açıklaması vardır : </span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">“Böyle bir hadisin sabit olduğuna inanmamak için bu üç şart da hadis ilmini bilmenin zorunluluğu hususunda birinci şart ile aynı noktada birleşmektedir.  Amel hususunda zayıf hadisler ile amel eden bir çoğunluğun bunların zayıflığını bilmedikleri bilinen bir husustur. Bu ise benimsenen maksada muhaliftir.”</span></p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">سبحانك اللهم وبحمدك أشهد أن لا إله إلا أنت أستغفرك وأتوب إليك</span></p>
<hr />
<h2><span style="font-size: 14pt;">İsmi Geçen Alimler Hakkında Kısa Bilgi</span></h2>
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;">İmam Nevevi Kimdir</span></h3>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> İmam Nevevi, Muhyiddin Ebu Zekeriyya Yahya b. Şeref b. Muri b. Hasan b. Hüseyin b. Hizam b. Muhammed b. Cumua el-Hizami el-Havrani eş-Şafi’dir.</p>
<p><strong>Adı : </strong>Yahya’dır.</p>
<p><strong>Künyes</strong>i :  Hiç evlenmediği halde adı Yahya olanların  genellikle yaptığı gibi Ebû Zekeriyyâ künyesini almıştır.</p>
<p><strong>Lakabı</strong> Muhyiddin’dir</p>
<p><strong>Nisbeti ise Nevevi’dir. </strong>Doğduğu köy Neva’ya nisbet edildiği içindir.</p>
<p><strong>Doğumu Tarihi</strong> : Muharrem Ayının ikinci on gününden birisinde 631 (1234) de dünyaya gelmiştir.</p>
<p><strong>Doğum Yeri</strong> : Neva’dır. Burası Havran’a bağlı küçük bir kasabadır. Havran ise Dımeşk’in (Suriye) güneyinde, köyleri ve kasabaları çok, oldukça verimli bir bölgedir.</p>
<p><strong>Vefat Tarihi ve Yeri : 676  / Doğduğu yer olan Neva’da vefat etmiştir.</strong></p>
<hr />
<p><strong>Ta’lik :</strong> Alimlerin mezheplere nisbeti ile alakalı olarak Şeyh Muhammed Ebu Said el-Yarbuzi’nin “Alimlerin Mezheplere Nisbeti” isimli dersini youtube üzerinden  dinleyebilirsiniz. <a href="https://www.youtube.com/watch?v=X6sEVM__h-Y"> </a><a href="https://www.youtube.com/watch?v=X6sEVM__h-Y">https://www.youtube.com/watch?v=X6sEVM__h-Y</a>  Dinleyenlerinde göreceği üzere alimlerin mezheplere nisbeti katiyetle taklid ve taassub değil, nakledilen ilimler arasında bir alime yakın olmak kastedilmektedir.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Muhammed b. Nazım b. Muhammet b. Sultan Mahmudel-Misbah 1951 yılında Kuveyt’te dünyaya gelmiştir. Kendisi insanları Allah’a çağıran bir davetçidir. Kuveyt’de Ulu Cami imamıdır. İslam Kültürünü İhya Cemiyeti’nin idame meclisi ve aynı cemiyetin fetva kurulu üyesidir. Fıkıh, davet, vaaz ve ahlakla alakalı bir çok dersi vardır.</p>
<p>Fazilet sahibi bir çok hocadan ilim tahsil etmiştir. Bunların bazıları şunlardır: Prf. Dr.  Muhammet b. Süleyman el- Eşkar, Prof. Dr.  Hasan Eyyub,  Prof. Dr. Abdurrahman Abdulhalık el- Yusuf, Prof. Dr. Muhammed el-Mısri.</p>
<p>Başlıca eserleri ise şunlardır : Kavaid ve Fevaid (40 Hadis Şerhi) &#8211; Hidayetu’n Nasik li- Ahkami’l Menasik &#8211; Muhtasaru Ahkamui’l Hayz ve bunun duşunda bazı konferansları.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Bununla kast edilen ahkama değil amallere taalluk eden meselelerdi. Nafile namazlar, oruçlar, zikirler vb meseleler kastedilmektedir. (not sahibi)</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Ebü’l-Feth Fethuddîn Muhammed b. Muhammed b. Muhammed el-Ya‘merî (ö. 734/1334). Hocaları arasında bunlar arasında hadis ve usûl-i fıkıh okuduğu Takıyyüddin İbn Dakīkul‘îd, Arap dilini öğrendiği İbnü’n-Nehhâs el-Halebî, Ebü’l-Hasan Ali b. Ahmed el-Garrâfî, Emetülhak Şâmiye bint Bekrî zikredilebilir. Ayrıca Endülüs, Irak ve İfrîkıye’de birçok âlimden istifade edip icâzet aldı. ( Not sahibi)</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Uyûnü’l-es̱er fî fünûni’l-meġāzî ve’ş-şemâʾil ve’s-siyer ( Not sahibi)</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> 158’de (775) Bağdat yakınlarındaki Enbâr’ın Nikyâ köyünde doğdu. “Emîrü’l-mü’minîn fi’l-hadîs, imâmü’l-cerh ve’t-ta‘dîl, hüccetü’l-İslâm, imam rabbânî, seyyidü’l-huffâz” gibi ünvanlara sahiptir. Kendisi hakkında tafsilatlı malumat için teracim kitaplarına müracaat edilebilir.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Ebû Bekr Muhammed b. Abdillâh b. Muhammed el-Meâfirî. 2 Şâban 468’de (31 Mart 1076) İşbîliye’de (Sevilla) doğdu. en meşhur eserleri <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/ahkamul-kuran--ibnul-arabi">Aḥkâmü’l-Ḳurʾân</a>.<a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/arizatul-ahvezi">ʿÂriżatü’l-aḥveẕî</a>’dir. Kendisi hakkında tafsilatlı malumat teracim kitaplarında mevcuttur.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Ebû Abdillâh Muhammed b. İsmâîl b. İbrâhîm el-Cu‘fî el-Buhârî</p>
<p>13 Şevval 194 (20 Temmuz 810) Cuma günü Buhara’da doğdu.Hadis alimlerinin imamıdır. Kur’an’dan sonraki ilk kaynak olan Sahih’in sahibidir. Hayatı hakkında birçok eser te’lif edilmiştir. Teracim kitapları ve daha başka alanlarda kendisi hakkında tafsilatlı bilgiler mevcuttur.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Ebü’l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc b. Müslim el-Kuşeyrî’dir. 206’da (821-22) Nîşâbur’da dünyaya geldi. Buhari’nin Sahihi ile beraber Muslim’in de sahihi beraber zikredilelerk “sahihayn” adını almış kendisi de yine Buhari ile zikrdilerek hadiste “İmameyn” lakabını almıştır. İmam Buhari’nin hem arkadaşı hem talebesi olarak da kabul edilmiştir. En meşhur eseri “Saihi” ve “el-Esma ve’l Kune” isimli eseridir. Teracim kitaplarına müracaat edebilirsiniz.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> Ebû Muhammed Alî b. Ahmed b. Saîd b. Hazm el-Endelüsî el-Kurtubî (ö. 456/1064). Zahiri Mezhebinin kurucusu olarak nisbet edilse de eserlerinde devamlı taklid, taassubu tenkid etmiş, mukallitlere şiddetli ifadeler kullanarak reddiyeler vermiştir. Kendisi mezheb kurmamış, onun görüşlerini benimseyenler ona nisbet edildiği için böyle tesmiye edilmişlerdir.  Çok fazla eser veren alimler arasına girmiştir. Muhalla ve el-İhkam da meşhur olan kitaplarından sadece iki tanesidir. (Not ekleyen)</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11"><sup>[11]</sup></a> Eserin tam adı el-Faṣl fi’l-milel ve’l-ehvâʾ ve’n-niḥal” şeklindedir. İbn Hazm eseri te’lif etme sebebini şöyle açıklar : dinler ve mezheplere dair pek çok kitap yazıldığını, fakat bazıları çok hacimli olduğundan güç anlaşıldıklarını, bazıları da muhtasar olduğundan inceledikleri konuları yeterince tahlil edip eleştiremediklerini, kendisinin ise İslâm dışı dinlerin ve İslâm içinde ortaya çıkan mezheplerin görüşlerini belirleyip değerlendirmek amacıyla orta hacimde bir kitap yazdığını söyler.</p>
<hr />
<h3 style="text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;">Muhammed Nasıru’d-Din el-Elbani Kimdir</span></h3>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12"><sup>[12]</sup></a> Muhammed Nasıru’d-Din el-Elbani dir.  Arnavuttur. Arnavutluk İşkodra’da 1914 de doğmuş, 1999 da vefat etmşti.  Asrın muhaddisidir. Ortalama 220 eser te’lif etmiştir. Silsiletu’s Sahiha ve Daifa gibi eserleri başta olmak üzere ümmete faydalı eserler bırakmış, bid’atlarla ilmi mücadeleler vermiştir. Muhaliflere ilmi reddiyeler içeren eserler te’lif etmiştir. Bu asırda hadislerin sahihini zayıfından ayıran en büyük muhaddistir.</p>
<hr />
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13"><sup>[13]</sup></a> Ebü’l-Abbâs Takıyyüddîn Ahmed b. Abdilhalîm b. Mecdiddîn Abdisselâm el-Harrânî’dir.10 Rebîülevvel 661’de (22 Ocak 1263) Harran’da doğdu. Bazı kaynaklara göre 702 eseri vardır. Hapis hayatı yaşamasına rağmen bir çok eser te’lif etmiş ve İslam alemine İbn Kayyım, İbn Kesir gibi büyük talebeler hediye etmiştir. Yaşadığı andan günümüze kadar devamlı İslam aleminin gündeminde yer alan İbn Teymiyye hakkında onlarca kitap te’lif edilmiştir. Teracim eserlerinde tafsilatlı malumat bulunduğu gibi hayatını, mücadelesi, görüşlerini konu alan özel eserler de te’lif edilmiştir.</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14"><sup>[14]</sup></a> Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî el-Mervezî’dir. 164 (780) yılı Rebîülevvelinde (veya Rebîülâhir) Bağdat’ta doğdu. İslam aleminin en büyük alimlerindendir. Tevhidin kalesi ünvanına sahip aynı zamanda büyük bir hadiscidir. En meşhur eseri Müsned’dir. Döneminde bid’at ehlinden çok eziyetler görmüş ancak mücadelesinden asla vazgecmemiştir. Kendisi hakkında Tabakatu’l Hanabile ve teracim eserlerine müracaat edebilirsiniz.</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15"><sup>[15]</sup></a> Ebû Saîd Abdurrahmân b. Mehdî b. Hassân el-Basrî el-Anberî’dir.İnci ticaretiyle meşgul olduğu için el-Lü’lüî nisbesiyle de anılır. 135’te (752) büyük bir ihtimalle Basra’da doğdu. Abdurrahman b. Mehdî, Mu‘tezile ve Cehmiyye fırkalarının Allah’ın sıfatları konusundaki tartışmalarına şiddetle karşı çıkmış, müslümanlar arasında ihtilâfı körükleyen, çok kere fitne ve karışıklığa sebep olan fikir münakaşalarında Kur’an’a ve sahih hadislere uygun İslâm akaidini müdafaa etmiş, bu akîdeye ters düşen çarpık fikirleri yaymaya çalışanlarla mücadele etmiştir.</p>
<p><a href="#_ftnref16" name="_ftn16"><sup>[16]</sup></a> Ebû Abdirrahmân Abdullāh b. el-Mübârek b. Vâzıh el-Hanzalî el-Mervezî’dir.118’de (736) devrin kültür merkezlerinden biri olan Merv’de doğdu.Babası Türk’tür, annesinin de Hârizmli bir Türk olduğuna dair rivayet vardır. Zühd, Cihad vb konularda eserleri mevcuttur. Kaynaklarda Abdullah b. Mübârek’e atfedilen ve <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/kirk-hadis">kırk hadis</a> türünün ilk örneği olan <em>el-Erbaʿûn</em> ile <em>Kitâbü’l-İstiʾẕân</em> ve <em>Kitâbü’l-Menâsik</em> adlı eserler de günümüze ulaşmamıştır.</p>
<p><a href="#_ftnref17" name="_ftn17"><sup>[17]</sup></a> Ebü’l-Eşbâl Ahmed b. Muhammed Şâkir b. Ahmed b. Abdilkādir (1892 Kahire doğumludur. 1958 de vefat etmiştir.  Eserleri arasında Ahmed’in Müsned’in bir kısımına yaptığı tahkik çalışmaları mevcuttur. Yine Tirmizi’nin Süneni üzerindeki çalışmasını bitirememiştir. Ancak bu esere geniş bir mukaddime yazmıştır. İmam Şafii’nin er-Risale isimli fıkıh kitabına hem mukaddime hem ta’lik yaparak ilim sahasına kazandırmıştır. Bunun dışında da değerli eserleri mevcuttur. İlmi meselelere değindiği eserleri çoğunluktadır.</p>
<p><a href="#_ftnref18" name="_ftn18"><sup>[18]</sup></a> Muslim / Mukaddime b. 6</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zayif-hadis-ile-amel-edilir-mi/">Zayıf Hadis İle Amel Edilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1461</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/maide-suresi-44-ayet-hakkindaki-tefsir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 11:30:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Abbas (r.a) ve imam Taberi (rhm)&#039;nin Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir İbn Abbas (r.a) ve imam Taberi (rhm)&#8217;nin Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir İmam Taberi tefsirinde İbn Abbas’ın şu kavlini zikreder: عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ , قَوْلُهُ: {وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ} [المائدة: 44] قَالَ: &#8221; مَنْ  جَحَدَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَقَدْ كَفَرَ , وَمَنْ أَقَرَّ...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/maide-suresi-44-ayet-hakkindaki-tefsir/">Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</strong></p>


<p class="title entry-title"><span style="font-size: 14pt;">İbn Abbas (r.a) ve imam Taberi (rhm)&#8217;nin Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İmam Taberi tefsirinde İbn Abbas’ın şu kavlini zikreder:</span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ , قَوْلُهُ: {وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ} [المائدة: 44] قَالَ: &#8221; مَنْ </span></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">جَحَدَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَقَدْ كَفَرَ , وَمَنْ أَقَرَّ بِهِ وَلَمْ يَحْكُمْ فَهُوَ ظَالِمٌ فَاسِقٌ</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong><span style="font-size: 14pt;">İbn Abbas (r.a) “Her kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmez ise işte o kafirlerin ta kendisidir” ayeti için dedi ki: “Her kim Allah’ın indirdiğine karşı mücadele ederse işte o kafirdi. Her kim de onu Allah’ın indirdiğini ikrar eder ama hükmetmezse o zalim, fasıktır.”</span></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">İmam Taberi bu sözleri naklettikten sonra:</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">وَأَوْلَى هَذِهِ الْأَقْوَالِ عِنْدِي بِالصَّوَابِ</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">“Bu sözler benim indimde doğru olandır”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></span></p>
<hr />
<p><a style="font-weight: 400;" href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a><span style="font-weight: 400;"> İmam Taberi / Tefsir Daru İbnu’l Cevzi 4/541</span></p>
<p><strong>Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</strong> cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır</p><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/maide-suresi-44-ayet-hakkindaki-tefsir/">Maide Suresi 44. Ayet Hakkındaki Tefsir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11486</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sahabe-namaz-kilani-tekfir-eder-miydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 11:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi? حَدَّثَنَا حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ , عَنِ الأَعْمَشِ , عَنْ أَبِي سُفْيَانَ , قَالَ : &#8221; جَاوَرْتُ مَعَ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بِمَكَّةَ سِتَّةَ أَشْهُرٍ , فَسَأَلَهُ رَجُلٌ : هَلْ كُنْتُمْ تُسَمُّونَ أَحَدًا مِنْ أَهْلِ الْقِبْلَةِ كَافِرًا ؟ فَقَالَ : مَعَاذَ اللَّهِ , قَالَ : فَهَلْ تُسَمُّونَهُ مُشْرِكًا ؟ قَالَ...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sahabe-namaz-kilani-tekfir-eder-miydi/">Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?</strong></p>


<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;"><span dir="RTL" lang="AR-SA">حَدَّثَنَا حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ , عَنِ الأَعْمَشِ , عَنْ أَبِي سُفْيَانَ , قَالَ : &#8221; جَاوَرْتُ مَعَ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بِمَكَّةَ سِتَّةَ أَشْهُرٍ , فَسَأَلَهُ رَجُلٌ : هَلْ كُنْتُمْ تُسَمُّونَ أَحَدًا مِنْ أَهْلِ الْقِبْلَةِ كَافِرًا ؟ فَقَالَ : مَعَاذَ اللَّهِ , قَالَ : فَهَلْ تُسَمُّونَهُ مُشْرِكًا ؟ قَالَ : لا</span> &#8220;</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Ebu Sufyan&#8217;dan dedi ki : &#8220;Ben Mekke&#8217;de Cabir ibn Abdullah ile altı ay komşuluk yaptım.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Birisi ona &#8221; Siz kıble ehlinden birine kafir diyor muydunuz ? &#8221; diye sordu sordu.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Cabir cevap olarak : &#8220;Allah&#8217;a sığınırım&#8221; dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">(Adam tekrar) Peki müşrik der miydiniz ? &#8221; dedi</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Cevaben : &#8220;Hayır&#8221; dedi.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Kasım b. Sellam / İman  30</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Taberani / Mu&#8217;cemu&#8217;l Evsat 7354</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">İbn Abdi&#8217;l Berr / Temhid  17/ 21</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">İbn Zamaneyn / Riyadu&#8217;l Cenne 144</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;"> Elbani (rhm) &#8221; Müslim&#8217;in şartlarına göre sahihtir&#8221; demiştir.</span></p>
<p><strong>Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?</strong> cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır.</p><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sahabe-namaz-kilani-tekfir-eder-miydi/">Sahabe Namaz Kılanı Tekfir Eder Miydi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11485</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Allah İle Araya Aracılar Koymak</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allah-ile-araya-aracilar-koymak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 11:04:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ALLAH&#039;DAN İSTERKEN ARACILAR EDİNMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Allah İle Araya Aracı Koymak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah İle Araya Aracı Koymak ALLAH&#8217;DAN İSTERKEN ARACILAR EDİNMEK Sultanların hükümranlığı ancak vezirlerin vesilesi ile yürür. Onlar her ne kadar sultan olsalar da halk ile irtibatı kurmak ve onları idare etmek için bir yerde vezirlere muhtaçtırlar.  Padişahlar, halkın tamamının isteğini aynı anda duyamaz hatta onları ayrı ayrı dinlemeye ve ihtiyaçlarını görmeye takat getiremezler. Talebleri dinlemeye...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allah-ile-araya-aracilar-koymak/">Allah İle Araya Aracılar Koymak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Allah İle Araya Aracı Koymak</strong></p>


<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;"><strong>ALLAH&#8217;DAN İSTERKEN ARACILAR EDİNMEK</strong></span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Sultanların hükümranlığı ancak vezirlerin vesilesi ile yürür. Onlar her ne kadar sultan olsalar da halk ile irtibatı kurmak ve onları idare etmek için bir yerde vezirlere muhtaçtırlar.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;"> Padişahlar, halkın tamamının isteğini aynı anda duyamaz hatta onları ayrı ayrı dinlemeye ve ihtiyaçlarını görmeye takat getiremezler.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Talebleri dinlemeye zaman, ihtiyacı yerine getirmeye de güçleri yoktur.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Onun için tüm sultanlar ve idareciler yine başka idarecilere ihtiyaç duyarlar ancak buna rağmen yine de aciz kalırlar.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;"> Allah&#8217;ın hükümranlığı içinse hiç bir aracıya ihtiyaç yoktur. O işleri tek başına idare eden, herkesi aynı anda işiten ve görendir.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Ayrıca sesler ona yükselirken asla karışmaz.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Farklı dillerde dahi dua edilse O, her şeyi bilen mutlak alimdir.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Onun için her kim Allah&#8217;a yaklaşmak için aracı olması gerektiğini, &#8220;bir padişaha ulaşmak için vezire ihtiyaç var&#8221; diyerek mukayese ederse</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">veya</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">bir ampulü trafoya bağlamakla ampulü patlatacağımızı söyleyerek  mukayese ederse, muhakkak ki açık bir şirk koşmuştur ve Allah&#8217;ı rububiyetinde  tevhid edememiştir.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Zira Allah&#8217;ın işleri aracısız olarak idare etmesi ve Samed olması O&#8217;nun Rububiyetindendir.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">ALLAH hiçbir şeye muhtaç olmayan ama herkesin kendisine muhtaç olduğu tek İlahtır.</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;"> Kullar ise acizdir</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">SAMED OLAN ALLAH&#8217;A HAMDOLSUN</span></p>
<p style="font-weight: 400;"><span style="font-size: 14pt;">Cihan Elmas</span></p>
<p><strong>Allah İle Araya Aracı Koymak</strong> cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır.</p><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allah-ile-araya-aracilar-koymak/">Allah İle Araya Aracılar Koymak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11484</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda İmam Birgivinin Fetvası</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirlerde-namaz-kilinmasi-hususunda-imam-birgivinin-fetvasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2022 10:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Kabristanda veya türbelerde namaz kılan kişini]]></category>
		<category><![CDATA[Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1214</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda İmam Birgivinin Fetvası Kabristanda veya türbelerde namaz kılan kişinin niyeti o yerden bereketlenmek (yani orada kılındığında ecrinin fazla olması veya kabul edilme ihtimalinin yüksek olması) ise, bu, Allah ve Rasulüne açıkça düşmanlık, dine muhalefet etmek ve Allah&#8217;ın izin vermediği (itikadi) bir bidati ortaya koymaktır. İbadetlerin aslı sünnete tabi olmaktır, heva ve bidadlere değil....</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirlerde-namaz-kilinmasi-hususunda-imam-birgivinin-fetvasi/">Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda İmam Birgivinin Fetvası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda İmam Birgivinin Fetvası</p>
<p style="font-weight: 400;">Kabristanda veya türbelerde namaz kılan kişinin niyeti o yerden bereketlenmek (yani orada kılındığında ecrinin fazla olması veya kabul edilme ihtimalinin yüksek olması) ise, bu, <strong>Allah ve Rasulüne açıkça düşmanlık,</strong> dine muhalefet etmek ve Allah&#8217;ın izin vermediği (itikadi) bir bidati ortaya koymaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">İbadetlerin aslı sünnete tabi olmaktır, heva ve bidadlere değil.</p>
<p style="font-weight: 400;">İmam Birgivi – KABİRLERİN YÜKSELTİLMESİ</p>
<p>bu yazı cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirlerde-namaz-kilinmasi-hususunda-imam-birgivinin-fetvasi/">Kabirlerde Namaz Kılınması Hususunda İmam Birgivinin Fetvası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11483</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/hanefi-mezhebinde-kabirlerin-etrafina-mescid-bina-etmenin-hukmu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jun 2022 17:27:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Şir&#039;atu&#039;l İslam" s. 569 da]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1173</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü   فقال الإمام محمد تلميذ أبي حنيفة في كتابه &#8221; الآثار &#8221; (ص 45) لا نرى أن يزاد على ما خرج من القبر ونكره أن يجصص أو يطين أو يجعل عنده مسجدا   Ebu Hanife&#8217;nin öğrencilerinden olan İmam Muhammed eş-Şeybani, el-Asar isimli eserinin 45. sayfasında &#8220;Biz, kabrin...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/hanefi-mezhebinde-kabirlerin-etrafina-mescid-bina-etmenin-hukmu-2/">Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü</p>


<div dir="auto">
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto">
<div dir="auto"> </div>
</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">فقال الإمام محمد تلميذ أبي حنيفة في كتابه &#8221; الآثار &#8221; (ص 45)</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">لا نرى أن يزاد على ما خرج من القبر ونكره أن يجصص أو يطين أو يجعل عنده مسجدا</span></div>
<div dir="auto"> </div>
<div dir="auto">
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Ebu Hanife&#8217;nin öğrencilerinden olan İmam Muhammed eş-Şeybani, el-Asar isimli eserinin 45. sayfasında</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;"><strong>&#8220;Biz, kabrin dışarıda kalan kısmına ilavede bulunulmasını uygun görmüyoruz ve onun kireçlenmesinden, sıvalanmasından veya yanına bir mescid yapılmasından hoşlanmıyoruz, bunu kerih görüyoruz&#8221; demiştir.</strong></span></div>
<div dir="auto"> </div>
<div dir="auto" style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">والكراهة عن الحنفية إذا أطلقت فهي للتحريم كما هو معروف لديهم</span></div>
</div>
<div dir="auto">
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Kerih&#8221; ifadesi mutlak olarak kullanıldığında haram ifade eder ve bu Hanefilerin indinde bilinen bir şeydir.</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Yine</span></div>
</div>
</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">وفي &#8221; شرعة الإسلام &#8221; من كتب الحنفية ما نصه (ص 569)</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">ويكره أن يبنى على القبر مسجد يصلى في</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü</span></div>
</div>
<div dir="auto">
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Hanefi kitaplarından olan &#8220;Şir&#8217;atu&#8217;l İslam&#8221; s. 569 da &#8220;</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;"><strong>&#8220;Kabrin üzerine, içerisinde namaz kılınacak bir mescid yapılması mekruhtur&#8221; denilmiştir.</strong></span></div>
<div dir="auto"> </div>
</div>
<div dir="auto">
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Tahzîru&#8217;s Sâcidi min İttihâzi&#8217;l Kubûri Mesâcid</span></div>
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">تحذير الساجد من اتخاذ القبور مساجد</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Binaenaleyh kabirlerin etrafında mescid bina edilmesi veya bazı muhterem zevatın kabrinin olduğu mescidlere yolculuk etmek veya orada namaz kılmanın sevap olduğu itikadı asıl itibari ile <strong>Hanefi mezhebinin dahi haram kabul ettiği amellerdendir.</strong></span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Ne yazık ki tüm bunlara rağmen Türkiye&#8217;nin tarihi ile meşhur illerinde ne kadar tarihi mescid varsa kahir ekserisinin etrafında kabirler mevcuttur. Oysaki bu amellere irtikab edenler kendi mezheblerine dahi muhalefet etmektir.</span></div>
<div dir="auto"> </div>
<div dir="auto" style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;">CİHAN ELMAS</span></div>
<div dir="auto"> </div>
</div>
</div>
</div>
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Bu yazı cihanelmassblogspot.com dan alıntıdır.</span></div>
<div dir="auto"> </div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/hanefi-mezhebinde-kabirlerin-etrafina-mescid-bina-etmenin-hukmu-2/">Hanefi Mezhebinde Kabirlerin Etrafına Mescid Bina Etmenin Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11481</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirler-uzerine-mescid-bina-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 17:06:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek  Bazı kimseler kabirler üzerine mescid bina etmenin caiz olduğuna dair Kehf suresi 21. ayeti delil getirmektedirler. Ayeti kerimede &#8220;&#8230;Nitekim halk, bunların (ashab-ı kehf) hakkında çekişip duruyor: &#8220;Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun&#8221; diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: &#8220;Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız&#8221; dediler. BİZ...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirler-uzerine-mescid-bina-etmek/">Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek</strong></p>


<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;"> Bazı kimseler kabirler üzerine mescid bina etmenin caiz olduğuna dair<strong> Kehf suresi 21. ayeti delil getirmektedirler</strong>. Ayeti kerimede</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">&#8220;&#8230;Nitekim halk, bunların (ashab-ı kehf) hakkında çekişip duruyor: &#8220;Onların mağaralarının çevresine bir bina kurun&#8221; diyorlardı. Oysa, Rableri onları çok iyi bilir. Tartışmayı kazananlar: &#8220;Onların mağaralarının çevresinde mutlaka bir mescid kuracağız&#8221; dediler.</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">BİZ DE DERİZ Kİ</span></div>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">1. si Tefsir ve Esbab-ı Nuzul eserlerine bakarsanız bu kişilerin Hristiyan olduklarını görürsünüz.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">2. si Burada tasvib veya tavsiye yok sadece haber var.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">3. sü İlm-i usulde bilinen bir kaide vardır ki o da şudur ; &#8220;Öncekilerin şeriati bir çok sebepten ötürü bizim şeriatimiz değildir.&#8221;</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">4. sü Geçmiş şeriatten olan bazı şeylerin kabulü ancak bizim şeriatimize muhalefet etmemesine bağlıdır. Mevzu bahis mesele ise bunu yasaklayan mütevatir derecesindeki hadislere münafidir.</span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">5. <strong>si Rasulullah (s.a.v) vefatının hemen öncesinde ölüm döşeğinde son sözlerinden biri de &#8220;Allah, Yahudi ve Hristiyanlara lanet etsin onlar nebilerinin kabirlerini mescid edindiler&#8221; buyurmuştu.</strong></span></li>
<li><span style="font-size: 14pt;">6. sı <strong>Hanefi alimlerinden olan İmam Alusi Ruhu&#8217;l Meani isimli eserinde &#8220;Bu ayet (Kehf 21) kabirler üzerine mescid bina etmeye delil getirildi ancak bu hatalı olan görüştür&#8221; demektedir. Hanefi alimlerinden İmam Birgivi de benzer sözler söylemiştir. </strong></span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 14pt;">Yine İmam Alusi (rhm) Bu ayetin bizden öncekilerin şeriati olduğu için makbul olduğunu söyleyenlerin hatalı olduğunu da söyler ve &#8220;Allah bunu kitabında sadece haber vermiş olsa da Rasul&#8217;u sünnetinde reddetmiştir&#8221; der.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 14pt;">7.<strong>sine gelince işin aslına bakıldığında kabirler üzerine mescit bina etmek geçmiş ümmetlerde de yasaktı zira Rasulullah (s.a.v) &#8220;Allah Yahudi ve Hristiyanlara lanet etsin &#8230;&#8221; buyurmuştur. Şayet o şeritte caiz olsa laneti gerektirmezdi.</strong></span></li>
</ul>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<ul>
<li dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">8.si Ayeti kerime de bir nizadan (tartışmadan) bahsediliyor. Haliyle burada bir grubun istemediği manası da muhtemel oluyor. Tartışmayı kazananların illa haklı olduğundan da bahsedilmiyor.</span></li>
<li dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">9.su Son olarak kabirler üzerine mescit edinme yasaklılığını sarih olarak haber veren vahyi (hadisi) terk edip, haber ifade eden ayeti delil ittihaz etmeniz usule münafidir. Rasulullah&#8217;ın Kitab&#8217;a muhalefet ettiğini iddia etmektir !</span></li>
</ul>
</div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q"> </div>
<div class="o9v6fnle cxmmr5t8 oygrvhab hcukyx3x c1et5uql ii04i59q">
<div dir="auto"><span style="font-size: 14pt;">Tüm bunlardan sonra bilinmesi gereken bir mesele daha vardır ki o da şudur : <strong>Rasulullah&#8217;ın ashabı kendi aralarında vefat eden hiç kimsenin kabrini yükseltmemiş, onların üzerine veya etrafına mescit inşa etmemiştir. Binaenaleyh kabirler üzerine mescid bina etmek ashabın yolundan ayrılmaktır ki bu da en büyük dalalettir.</strong></span></div>
<div dir="auto"> </div>
<div dir="auto"><strong>Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek</strong> https://cihanelmass.blogspot.com/ dan alınmıştır.</div>
</div><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabirler-uzerine-mescid-bina-etmek/">Kabirler Üzerine Mescid Bina Etmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11480</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da Burçların Hükmü</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-burclarin-hukmu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2022 12:43:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akaid]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[BURC (YILDIZ) İLMİNDEN BAHSEDEREK GAYBİ HABERLER VERMEK MÜNECCİMLİKTİR.]]></category>
		<category><![CDATA[GAYBI ALLAH’DAN BAŞKA HİÇ KİMSENİN BİLMEDİĞİNİN DELİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam&#039;da Burçların Hükmü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1153</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam&#8217;da Burçların Hükmü / Te&#8217;lif &#8211; Cihan Elmas-05.06.2020 GAYBI ALLAH’DAN BAŞKA HİÇ KİMSENİN BİLMEDİĞİNİN DELİLİ قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُۜ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ “ De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. ”[1] وَعِنْدَهُ مَفَاتِـحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَٓا اِلَّا هُوَۜ وَيَعْلَمُ...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-burclarin-hukmu/">İslam&#8217;da Burçların Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>İslam&#8217;da Burçların Hükmü</strong> / Te&#8217;lif &#8211; Cihan Elmas-05.06.2020</p>
<h2 style="text-align: center;">GAYBI ALLAH’DAN BAŞKA HİÇ KİMSENİN BİLMEDİĞİNİN DELİLİ</h2>
<p style="text-align: right;">قُلْ لَا يَعْلَمُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُۜ وَمَا يَشْعُرُونَ اَيَّانَ يُبْعَثُونَ</p>
<p>“ De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler. ”[1]</p>
<p style="text-align: right;">وَعِنْدَهُ مَفَاتِـحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَٓا اِلَّا هُوَۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَةٍ اِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ ف۪ي ظُلُمَاتِ الْاَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ</p>
<p>“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır. Onun için gaybı ondan başkası bilemez. O, karada ve denizde ne varsa hepsini bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. ”[2]</p>
<h3 style="text-align: center;">ALLAH’IN BİLDİRMESİ HARİÇ MUHAMMED (AS)’İN BİLE GAYBI BİLEMEDİĞİNİN DELİLİ</h3>
<p style="text-align: right;">قُلْ لَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ اِنّ۪ي مَلَكٌۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۜ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۜ اَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ۟</p>
<p>“ De ki: Ben size ‘ Allah’ın hazineleri yanımdadır’ demiyorum. Gaybı da bilmem. Size ‘ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. De ki: Körle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz? ”[3]</p>
<p style="text-align: right;">وَلَٓا اَقُولُ لَكُمْ عِنْد۪ي خَزَٓائِنُ اللّٰهِ وَلَٓا اَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلَٓا اَقُولُ اِنّ۪ي مَلَكٌ وَلَٓا اَقُولُ لِلَّذ۪ينَ تَزْدَر۪ٓي اَعْيُنُكُمْ لَنْ يُؤْتِيَهُمُ اللّٰهُ خَيْراًۜ اَللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْۚ اِنّ۪ٓي اِذاً لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ</p>
<p>“ Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Gaybı da bilmem. ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Sizin gözlerinizin hor gördüğü kimseler için, ‘Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir’ diyemem. Onların kalplerinde olanı, Allah daha iyi bilir. Onları kovduğum taktirde ben gerçekten zalimlerden olurum.”[4]</p>
<h2 style="text-align: center;"><strong>BURC (YILDIZ) İLMİNDEN BAHSEDEREK GAYBİ HABERLER VERMEK MÜNECCİMLİKTİR.</strong></h2>
<h3><strong>Yıldızların Yaratılış Gayesi</strong></h3>
<h4><strong>1. Semayı Süslemek İçin Yaratıldılar</strong></h4>
<p style="text-align: right;">اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ</p>
<p>“Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.”[5]</p>
<h4><strong>2. Şeytanların Peşine Takılmak İçin Yaratıldılar</strong></h4>
<p style="text-align: right;">وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَاب۪يحَ وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاط۪ينِ وَاَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابَ السَّع۪يرِ</p>
<p>“And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.”[6]</p>
<h4><strong>3. İnsanların Yollarını Bulmaları İçin Yaratıldılar</strong></h4>
<p style="text-align: right;">وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا ف۪ي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ</p>
<p>“Karanın ve denizin karanlığında onlara bakıp yolunuzu bulabilesiniz diye yıldızları sizin için var eden O&#8217;dur. Gerçekten bilmek ve anlamak isteyen kimseler için âyetlerimizi açıklıyoruz.”[7]</p>
<p>Bu ayetlerde görüldüğü üzere Allah azza ve celle yıldızların yaratılış gayelerini sarih bir şekilde haber vermiştir. Bundan sonra her kim yıldızların yaratılış gayelerinden olmayan, gayb ilmi ile hiç alakası olmadığı halde gaybdan haber vermek için yıldızların hareketlerini yani burçları delil getirirse o kişi Allah’ın bildirmediği bir şeyden haber vermiş olur ki bu da Allah’ın üzerine atılan açık bir iftira olur. Bu durumda kişi gayba muttali olmadığı halde gaybdan haber verir gibi konuştuğu için küfür ve şirke girer. Gaybı bilme hususunda kendisini Allah’a ortak kılmaya çalışmış olur.</p>
<h2 style="text-align: center;">YILDIZLAR HAKKINDA İLİMSİZCE KONUŞMAK KİŞİYİ KAFİR YAPABİLİR</h2>
<p style="text-align: right;">:أَنَّهُ قَالَ: صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلاَةَ الصُّبْحِ بِالحُدَيْبِيَةِ عَلَى إِثْرِ سَمَاءٍ كَانَتْ مِنَ اللَّيْلَةِ، فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ، فَقَالَ</p>
<p style="text-align: right;">هَلْ تَدْرُونَ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ؟ قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: &#8221; أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ، فَأَمَّا مَنْ قَالَ: مُطِرْنَا بِفَضْلِ اللَّهِ وَرَحْمَتِهِ، فَذَلِكَ مُؤْمِنٌ بِي وَكَافِرٌ بِالكَوْكَبِ، وَأَمَّا مَنْ قَالَ: بِنَوْءِ كَذَا وَكَذَا، فَذَلِكَ كَافِرٌ بِي وَمُؤْمِنٌ بِالكَوْكَبِ[8]</p>
<p>Zeyd İbnu Halid (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) Hudeybiye&#8217;de, bize, geceleyin yağan yağmurun peşinden sabah namazı kıldırmıştı. Namaz bitince cemaatin önüne geçti ve:</p>
<p>“Rabbiniz ne dedi biliyor musunuz?&#8221; buyurdu. Dediler ki: &#8220;Allah Resulü en iyi bilendir!&#8221; dediler.</p>
<p>Allah azze ve celle : &#8220;Kullarımdan bir kısmı bana mümin, bir kısmı da kâfir olarak sabahladı. Allah&#8217;ın fazlı ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı&#8221; diyen bana mümin, yıldızları da inkâr edici olarak sabahladı. Kim de: &#8220;Falanca falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı&#8221; dediyse o da bana kâfir, yıldıza mümin olarak sabaha erdi&#8221; dedi!&#8221; buyurdular.</p>
<p>Mezkur hadiste zikredildiği gibi yağmurun yıldızları yağdırmaya kudreti olmadığı halde, yıldızlar bu gaye ile yaratılmadığı halde her kim yağmuru yıldızların yağdırdığına inanırsa onun küfre gireceği haber verilmiştir. Bu durumda yıldızlardan haber vererek burç karakteri yapıp sonra da burçlara göre gaybi haberler veren, bu hafta böyle şeyler olacak, bu burca sahip olanlar şöyle bir ruh halinde olacak diyen kişinin farkı nedir!?</p>
<h2 style="text-align: center;">KAHİN VE MÜNECCİMİN HÜKMÜ</h2>
<p style="text-align: right;">عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ اقْتَبَسَ عِلْمًا مِنَ النُّجُومِ، اقْتَبَسَ شُعْبَةً مِنَ السِّحْرِ زَادَ مَا زَادَ</p>
<p>İbn Abbas (r.a) dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Her kim yıldız ilminden bir şube öğrenirse muhakkak ki sihirden bir şube öğrenmiş demektir. O kimsenin müneccimliği (yıldızlara bakarak gaybi konuşması) arttıkça büyücülüğü ( sihirbazlığı ) de artar.”[9]</p>
<p style="text-align: right;">عَنْ بَعْضِ أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ أَتَى عَرَّافًا فَسَأَلَهُ عَنْ شَيْءٍ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلَاةٌ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً</p>
<p>“Allah Rasulu (s.a.v) şöyle buyurur: &#8220;Kim bir arrâfa &#8211; yani, gaybı bildiğini iddia edene &#8211; gider ve ona bir şey sorarsa kırk gece o kimsenin namazı kabul olmaz. “[10]</p>
<p>Diğer bir rivayette ise şöyle buyurur :</p>
<p style="text-align: right;">من أتى عرافا أو كاهنا فصدقه بما يقول فقد كفر بما أنزل على محمد</p>
<p>&#8220;Kim Kâhine veya arrâfa gider ve onun söylediğini tasdik ederse, Muhammed&#8217;e indirileni inkar etmiştir.&#8221;[11]</p>
<h3 style="text-align: center;">CİFİR VE EBCED HESABIYLA UĞRAŞANLARIN İSLAMDAN NASİPLERİNİN OLMADIĞI</h3>
<p style="text-align: right;">عن ابن عباس أنه قال: إن قوما يحسبون أبا جاد وينظرون في النجوم ولا أدري لمن فعل ذلك من خلاق</p>
<p>İbn Abbas der ki: “Bazıları ebced hesabı yapıp yıldıza (falına) bakıyorlar. Böyle kişilerin İslam’dan nasipleri olduğunu düşünmüyorum”[12]</p>
<p style="text-align: right;">عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ اقْتَبَسَ عِلْمًا مِنَ النُّجُومِ، اقْتَبَسَ شُعْبَةً مِنَ السِّحْرِ زَادَ مَا زَادَ</p>
<p>Yıldızlardan bir ilim alan kimse sihirden bir ilim almış olur.</p>
<p>(Yıldızlardan aldığı bilgiler) arttıkça (sihirle olan ilgisi de) artmış olur&#8221; buyurmuştur[13]</p>
<p style="text-align: right;">عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللهِ صَلى الله عَلَيه وَسَلم عَنِ النَّظَرِ فِي النُّجُومِ</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a) dedi ki: Rasulullah (s.a.v) yıldızlara bakmayı (fal, müneccimliği) yasakladı”[14]</p>
<p style="text-align: center;"><strong>HATİME</strong></p>
<p>Binaenaleyh bugün televizyon, dergi, gazete ve sosyal medyada burçlardan (akrep, kova, terazi vb burçlar) bahsederek: “şu burca sahip kişiler bu burçtan olan kişilerle geçinemezler” veya “şu burca sahip kimseler şu aylarda huzursuz olurlar” veya “şu burçtan olanlar ileride bunu yaşarlar” şeklinde yapılan tüm yorumlar, gayba taş atmak, gaybtan konuşmaktır. Gayb ilmi ise Allah’a mahsustur. Binaenaleyh burçlara göre gaybi bilgi vermek şirktir.</p>
<p>Herkim la ilahe illallah derse bu şehadetin lazımı olan ispat ve nefyi gerçekleştirmekle mükelleftir. Allah’ın ilah olduğunu söyleyen kimse nasıl ki Allah’dan gayrı ilah edinilenleri nefyetmeden şehadeti makbul olmuyorsa, bu şehadetin cüzlerinde de Allah’ı birlemek mecburiyetindedir. Yani Alah’ın gaybı bildiğini itiraf etmek sadece ispat kısmıdır. Allah’dan gayrı gaybı hiç kimsenin bilemeyeceğine itikad edilmeden tevhid gerçekleşmeyecektir.</p>
<p>[1] <strong>Neml 65</strong></p>
<p>[2] <strong>En’am 59</strong></p>
<p>[3] <strong>En’am 50</strong></p>
<p>[4] <strong>Hud 31</strong></p>
<p>[5] <strong>Saffat 6</strong></p>
<p>[6] <strong>Mul 5</strong></p>
<p>[7][7] <strong>En’am 97</strong></p>
<p>[8] Buhari / Ezan 156 Müslim, İman 125</p>
<p>[9] Ebu Davud 3905 Şeyh Elbani Sahih olduğunu söylemiştir. Ayrıca –İbni Mace 3726 bakınız.</p>
<p>[10] Müslim 2230.n- Şayet kahşnlik yapan kişi aynı zamanda namaz kılan birisi ise bu hadis onun namazı terk etmesini gerektirmez. Hadisde bahsedilen mesele kahinlikle uğraşmanın ne denli büyük bir cürüm olduğunun ispatı içindir. Madem namazı kabul olmaz o zaman namazı kılmasın gibi cahilce itirazların hakikatle alakası yoktur.</p>
<p>[11] Ahmed : 2 / 408 &#8211; 429 – 9252.n &#8211; Tirmizi : 1.C.135.n – Darimi : 2.C.1141.n Camiu’s Sagir ve’z Ziyade 5939 &#8211; Sahih</p>
<p>[12] Ricali Sikadır.</p>
<p>Abdurrezzak / Musannef 11/26 n.19805 – Ma’mer’in isnadı ile tahric etmiştir. Beyhaki / Şuabu’l İman 4831, Beyhaki / Sunne 8/139 Sufyan o da Ma’mer’in isnadı ile. Beyhaki/ Edeb n.467 İbn Abbas tariki ile tahric etmiştir. İbn Ebi Şeybe / Musannef 8/414. İbn Abdi’l Berr / Camiu’l Beyani’l İlm 2/39 Yahya İbn Eyyub o da Abdullah ibn Tavus’dan o da babası Tavus’dan tahric etmiştir.</p>
<p>[13] Ricali Sikadır.</p>
<p>Ahmed / Musned 1/311 – Ruh o da Ubeydullah ibn Ahmed tariki ile tahric etmiştir. Ebu Davud / Tıp n. 3905 &#8211; İbn Maca / Edeb n.3726 – İbn Ebi Şeybe / Musannef 8/414 – İbn Abdil Berr / Camiul Beyanil İlim 2/ 39 Yahya ibn Said o da Abdullah ibn Ahsen’den “من اقتبس علما من النجوم اقتبس شعبة من السحر فما زاد زاد lafzı ile tahric etmiştir.</p>
<p>Şeyh Elbani ise bu rivayetin isnadının sahih, ricalinin tamamının sika olduğunu beyan etmiştir. Sahiha 793 – Sahih el-Camiu’s Sagir n.595</p>
<p>[14] İbn Adiy / Kamil 5/1916 – Zehebi / Mizan 3/86 – İbn Hibban / Mecruhiyn 2/188,189 – Ukeyli /Duafa 3/353</p>
<p>İsnadı Zayıftır (ancak yukarıda isnadı sahih olan rivayetlere şahit olmaya mani olacak bir illeti yoktur. )</p>
<p>Tahricler ve tahkikler Mektebetu’r Ruşd’den yayın evinin bastığı Şuabu’l İman isimli eserin muhakkiki olan Muhtar Ahmed en-Mermiy’e aittir.</p>
<p><abbr class="time published" title="2021-11-06T09:09:00Z">6 Kasım 2021</abbr>, Cihan Elmas tarafından yayınlandı</p>
<p>Kaynak : <strong>İslam&#8217;da Burçların Hükmü</strong> cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/islamda-burclarin-hukmu/">İslam&#8217;da Burçların Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1153</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
