
Evet ! Bu soru İslam aleminin yıllardır niza ettiği akide konusu ve sorusudur. Bilhassa bu niza Ehl-i Sünneti Hassa denilen hadis ehli alimler ile Ehl-u Kelam uleması arasında cereyan etmektedir.
Ehl-i Sünneti Hassa naslara temessuk ederek, Allah’ın isim sıfatları hakkında te’vili reddederken, Ehl-u Kelam uleması “Tenzih Tevhidi” adı altında Allah’ın sıfatlarının te’vilini zaruri görür.
Allah’ın fiileri arasında en fazla niza edilen hususlardan biri de mevzumuz olan nuzul meselesidir.
Ehl-u Hadis, Allah’ın nuzül fiili ile ilgili olrak İmam Buhari (rhm)’nin tahric ettiği ve toplamda 28 farklı sahabeden rivayet olunan şu hadisi delil getirmektedir :
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الْآخِرُ، يَقُولُ: مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ
لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ، مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Rabbimiz Tebareke ve Teala, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına nüzul eder ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu ? Ona icabet edeyim! Benden isteyen yok mu ? Ona istediğini vereyim! Benden bağışlanma dileyen yok mu ? Onu bağışlayayım?’” (Buhari 1145 )
Ehl-u Hadis burada hadisin zahirini esas alarak “Nuzul” sıfatının “rahmet” olarak te’vil (tahrif) edilmesine karşı çıkar.
Kelam Ehli ise -nuzül etmek aynı zamanda mahlukatında da sıfatıdır. Binaenaleyh –Allah, zatı ile nuzül ediyor- dersek, O’nu yaratılmışlara benzetiriz- demektedirler.
Ehl-i kelamın niyeti zahirde güzel de olsa niyetlerinin neticesi batıldır. Zira sahip oldukları niyet, Allah’ın kendisi için haber verdiği bir fiili te’vil yoluyla inkara etmelerine sebep olmuştur.
Ehl-i Hadisin Bu Mevzuda Ehl-i Kelama Cevabı Şöyledir:
İbn Useymin (rhm) “Fethu’r Rabbi’l Beriyye bi- Telhisi’l Hameviyye” isimli bir eser te’lif eder. Bu eserinin 13. babında bu meseleyi ele alır ve şöyle der :
في ((الصحيحين)) عن أبي هريرة – رضي اللّٰه عنه -، أن النبي وَاو قال: ((ينزل ربّنا إلى السماء الدنيا حين يبقى ثلث الليل الآخر، فيقول: من يدعوني فأستجيب له، من يسألني فأعطيه، من يستغفرني فأغفر له)»(١)
“Sahihayn‘da (Buhari ve Müslim’de), Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Rabbimiz, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve şöyle buyurur: ‘Bana dua eden yok mu ki ona icabet edeyim? Benden isteyen yok mu ki ona vereyim? Benden bağışlanma dileyen yok mu ki onu bağışlayayım?’” (Buharî (1145) – “Teheccüd Kitabı”, “Gecenin Sonunda Dua ve Namaz Babı”.)
وقد روى هذا الحديث عن النبي يِةِ، نحو ثمانٍ وعشرين نفساً من الصحابة رضي اللّٰه عنهم، واتفق أهل السنة على تلقي ذلك بالقبول .
Bu hadis, Nebi (s.a.v.)’den ve yaklaşık 28 sahabe tarafından rivayet edilmiştir. Ehli Sünnet alimleri bu hadisi telakki ile kabul etmiş ve doğruluğunda ittifak etmişlerdir.
ونزوله تعالى إلى السماء الدنيا من صفاته الفعلية التي تتعلق بمشيئته وحكمته، وهو نزول حقيقي يليق بجلاله وعظمته .
Allah Teâlâ’nın dünya semasına inmesi, O’nun fiili sıfatlarından ki o O’nun dilemesi be hikmeti ile alakalıdır. Bu iniş, O’nun yüceliğine ve azametine layık hakiki bir iniştir.
ولا يصحّ تحريف معناه إلى نزول أمره، أو رحمته، أو ملك من ملائكته، فإن هذا باطل لوجوه :
Bu mananın / nuzülün, Allah’ın emrinin, rahmetinin ya da meleklerinden birinin inmesi şeklinde tahrif edilmesi doğru değildir. Bunun batıl oluşunun sebepleri ise şunlardır :
الأول – أنه خلاف ظاهر الحديث، لأن النبي لَلي، أضاف النزول إلى الله، والأصل أن الشيء إنّما يُضاف إلى من وقع منه أو قام به، فإذا صرف إلى غيره كان ذلك تحريفاً يُخالف الأصل.
- Bu, hadisin metninin zahirine aykırıdır. Çünkü Nebi (s.a.v.), inişi Allah’a idafe / nispet etmiştir. Bir şey, aslen kendisinden meydana geldiği veya kendisinde gerçekleştiği kişiye nispet edilir. Bunun başkasına nispet edilmesi, tahrif (esas anlamı bozmak) ve aslına muhalefet etmektir.
الثاني – أن تفسيره بذلك يقتضي أن يكون في الكلام شيء محذوف، والأصل عدم الحذف .
- Bu şekilde tefsir edilmesi, sözün içinde bir şeyin gizlenmiş olduğunu gerektirir. Oysa asıl olan, metinde bir eksikliğin olmamasıdır.
الثالث – أن نزول أمره أو رحمته لا يختص بهذا الجزء من الليل، بل أمره ورحمته ينزلان كل وقت
- Allah’ın emrinin veya rahmetinin inişi, gecenin bu özel kısmına mahsus değildir. Bilakis Allah’ın emri ve rahmeti her zaman iner.
فإن قيل: المراد نزول أمر خاصّ، ورحمة خاصة، وهذا لا يلزم أن يكون كل وقت .
Eğer denilirse ki: “Burada kastedilen, belirli bir emir veya belirli bir rahmettir ve bu her zaman olmaz,”
فالجواب: أنه لو فرض صحة هذا التقدير والتأويل، فإن الحديث يدل على أن منتهى نزول هذا الشيء هو السماء الدنيا ، وأي فائدة لنا في نزول رحمة إلى السماء الدنيا حتى يخبرنا النبي عنها؟
Cevap: Şayet bu anlam ve tevil doğru kabul edilse bile, hadis şunu gösteriyor ki, bu şeyin (emir veya rahmet) inişi, dünya semasına kadar olur. Peki, rahmetin dünya semasına inmesinin bize ne faydası olur ki, Nebi (s.a.v.) bize bunu haber versin?
الرابع – أن الحديث دلّ على أن الذي ينزل يقول: ((من يدعوني فأستجيب له، من يسألني فأعطيه، من يستغفرني فأغفر له)»(١). ولا يمكن أن يقول ذلك أحد سوى اللّٰه سبحانه وتعالى .
0الما -ا
(١) انظر: تخريجه في الصفحة السابقة.
- Hadis, inen Zat’ın şu şekilde söylediğini belirtmektedir: Bana dua eden yok mu ? Ona icabet edeyim! Benden isteyen yok mu ? Ona istediğini vereyim! Benden bağışlanma dileyen yok mu ? Onu bağışlayayım?’”
Bunu söyleyebilecek olan ise sadece Allah Teâlâ’dır.” İbn Useymin (rhm) sözü burada bitti.
Görüldüğü üzere Allah’ın dünya semasına nuzülü, naklen de aklen de mümkündür.
Ayrca Allah’ın dünya semasına inmesi uluvvunu terk etmesini gerektirmez. Bizler Allah’ın kendi şaşına yakışır bir şekilde, 7 kat semanın üzerindeki arşına istiva ettiğine iman ediyoruz.
Ancak bununla beraber bir mekandan başka bir mekana intikal ederken ilk mekanın boş kalmasının gerekliliği mahlukat için söz konusudur !!! Halık için değil ! Zira mahluk acizdir ama Halık değil !
Bizler Allah’ın kendisini tanıtırken haber verdiği hiç bir sıfatın bir delile dayanmadığı müddetçe zahirinin haricine te’vil edilmesini caiz görmüyoruz tıpkı nuzül fiilinin rahmet olarak te’vil / tahrif edilmesini kabul etmediğimiz gibi !
Allah insanların ihtilaf ettikleri hususlarda bizi hakka isabet ettirsin ! Amin.
