<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tevekkül -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Oct 2022 11:43:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Tevekkül -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Tevekkül</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Oct 2022 11:07:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevekkül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevekkül Tevekkül önce imandan bir cüz. Hani “iman 70 küsür şubedir derken en üstün lailaheillallah, en ednası yoldan insanlara eziyet veren&#160; şeylerin giderilmesi” dedik. Buda gösterir ki demiştik iman 70 küsür şube Alası veriliyor ednası arada tevekkül imanın cüzlerinden bir cüzdür. Buna da delil; وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ “Eğer inanıyorsanız Allah’a tevekkül edin.”[1]...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-3/">Tevekkül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8481" class="elementor elementor-8481">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-e6397e7 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="e6397e7" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3930376" data-id="3930376" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-7282266 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7282266" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;">Tevekkül</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-88d7842 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="88d7842" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-b4b9749" data-id="b4b9749" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8e45cd6 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8e45cd6" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Tevekkül önce imandan bir cüz.</strong> Hani “<strong>iman 70 küsür şubedir derken en üstün lailaheillallah, en ednası yoldan insanlara eziyet veren  şeylerin giderilmesi</strong>” dedik. Buda gösterir ki demiştik iman 70 küsür şube Alası veriliyor ednası arada tevekkül imanın cüzlerinden bir cüzdür. Buna da delil;</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوا إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ</span></p><p><strong>“Eğer inanıyorsanız Allah’a tevekkül edin.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></strong></p><p>Buda gösteriyor ki tevekkül imandan bir cüzdür.</p><p>Sadece bu kadarıyla değil tevekkül ayrıca lailaheillallah’ın cüzlerinden birisidir. Çünkü lailaheilallah derken açılımında;</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">قُلْ هُوَ رَبِّى لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ</span></p><p><strong>“ De ki: O benim rabbimdir. Ondan başka tevekkül edilecek ilah yoktur.”</strong><a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p><p>Binaenaleyh ben ona tevekkül ediyorum. Yani bu Allah’ı birlemenin cüzlerinden de bir cüzdür.</p><p>O zaman imandan bir cüzse, tevhid den lailaheilallah’ın açılımında onun bir cüzüyse lailaheilallah diyen kişi bu sözün açılımının birisinin “Allah’tan başka tevekkül edilecek ilah yoktur,  <strong>Allah’tan başka tevekkül edilecek yani güvenilecek, itimat edilecek, bütün işlerinde ona iltica edip sığınacak tek ilah Allah azze ve celledir</strong>. Ayriyeten de bu onu birlemenin cüzlerinden birisiymiş.</p><p>O zaman bunun fıtrattaki yeri neredir diye düşündüğümüzde, ben önce mesela tevekkülü hemen kelime manası ile kökü, türediği kelime, hangi kelimedir müştak olduğu kelime hangisidir demeyi, öğrenmeden evvel fıtraten sahip olduğumuz değerler içerisinde sığınma duygusu, iltica etme duygusu, güvenme, itimat yapamayacağın, beceremeyeceğin işlerini tevdi edeceğin bir vekil çünkü Allah’ı vekil edilirsen tevekkül ancak böyledir. Yani tevekkül gündeme gelirse vekil edinirsin. Aynen bir dava vekili ediniyorsun, dava vekili ne demek? Avukattır. Bu ne demek? Seni mahkemede temsil edecek ve senin  hakkını koruyacak. Onun için Allah azze ve celle <span style="color: #008000;">نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِير</span> derken o cidden bizim için en güzel vekil.<span style="color: #008000;"> حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ</span></p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>O Bana Vekil Olarak Yeter.</strong> </span></h2><p>Onu vekil tayin ettik mi, ona itimat edip güvendiğimizde o bize yeter. O zaman fıtratımızda tevekkül, sığınma, itimat etme dediğimiz duyguların yeri nere? Hangi konumlarda kendisini gösterir yani ihtiyaç duyarız ona?</p><p>Tevekkül her insanoğlunun aczinin, aczi ne demek insanın acizliği? <strong>Taakatının, gücünün yetmediği, önüne geçemediği tedavisi olmayan bir hastalık gibi. Biçare kaldığında, çaresiz kaldığı yerde aczinin neyidir? Tezahür ettiği yerdir. O zaman mutlak güvenecek bir şeyler arar.</strong> Aczinin, çaresizliğinin tezahür ettiği yerde o ihtiyacı giderecek güce güvenmesi, olan fıtri bir ihtiyaçtır. O an sığınacak bir şeye ihtiyaç duyar.</p><p>Mesela eğitilmiş, eğitimli toplumlarda mesela Mekkeliler gemiye binip, denize açılıp, fırtınaya yakalandıklarında denizin ortasında sığınma kurtulma diye olayları ne kadar sıfıra inmiştir? SOS vardır şimdi gemiler öyle bir tehlike karşısında SOS verir, yani yardım çağrısı yapar telsizle sinyallerle. En yakın gemi ona gelir. Bunun olmadığı yeri düşünün. Yetişemeyecekleri yeri düşünün, o an çaresizliklerini hissettiklerinde sadece Allah’a güveniyorlar. Mekkeliler bunu beceriyordu. Her ne kadar karaya çıktıklarında aynı şirke devam etmiş olsalar bile. Sıkıntılar bazen iyidir.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Maide 23</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Rad 30</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-df22769 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="df22769" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0e9af6b" data-id="0e9af6b" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a9134e4 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="a9134e4" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-c370195 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="c370195" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3cfa74a" data-id="3cfa74a" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-3e27295 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3e27295" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Bunun içindir ki İman ve değerlerinden imandan ve imanın değerlerinden cahil olan yani bilgilenmemiş kimseler, herhangi bir sıkıntıya düştüklerinde, hastalık gibi bir derde düçar olduklarında, rızık sıkıntısında, bir şeyden korktuklarında güvenecekleri bir sığınak ararlar. Bu herkesin başına gelir, herkes de bu ihtiyacı hisseder yerine göre.</p><p>Mesela öyle bir eğitim uygulanması gerekir ki bir çocuk bile böyle korktuğunda, yani sıkıntıda kaldığında, darda kaldığında, birisi döveceğinde, ağzından ilk çıkacak söz nedir? Anne, baba diye bağırır. Halbuki çocuk yönlendirilirse, <strong>küçük yaşta Allah’a sığınması gerektiği öğretilirse çocuk buna alışır ve çocuk bu mevzuda eğitilir.</strong> Ama insanoğlu anne baba demez sadece ne der bir yeri acıdığında? Anaaam der. Bunu der bunda da bir sorun yok neden? Kendisini koruyanın, himaye edenin devamlı annesi olduğunu düşündüğü için. Halbuki çocuğa küçük yaşta vermen gereken şey annen de aciz kalır. O kime sığınıyor? Allah’a. Ve sığınması gerekeni anlatmak gerekiyor. İşte bir şeylerden korktuklarında güvenecekleri sığınak ararlar. Cahili toplumlarda taş, ağaç, boncuk, yatır gibi takdis ettikleri şeyler edinirler. Mesela bizim yandaki komşunun kapısında bir zaman kaplumbağa kabuğu vardı, çakır dikeni var, nazar boncuğu var neden? Birisinin kendisine zarar vermesinden korktuğu için. Göz değmesinden, haset etmesinden, bir bela ve musibeti def etmek için onları asıyor. Bu imandan mahrum, imanın değerlerinden mahrum kalmış kişilerin yaptığı işlerdir. Şimdi düşün sen ona örnek göstersen o <strong>nazar boncuğunu alıp çekiçle kırsan, o otu yaksan, kaplumbağa kabuğunu kırıp yaksan, kendilerini kurtarabilirler mi?</strong> Kur’an da verilen örnek bu;</p><p>“<strong>Sizin şu yalvarıp yakardıklarınız, kendilerini bile koruyamamaktadırlar. Nasıl ki kendisine sığınılanı korusun?</strong>”</p><p><strong>Bu bilgiler yani fıtrata hitap eden bilgiler. Çocuğa şimdi muska asıyor, o muskayı al ayağının altında taşla ez kendisini koruyamadığını çocuğa gösterebilirsin. O zaman bu seni de korumaz.</strong> Eğer çocuğuna bir dua, Allah’a yalvarıp yakarmakla kurulabileceğini öğretirsen, en basit bir dua bu kendi dilinde de olsa “Allah’ım yardım et” dese buna yönlendirsen çocuk daha küçükten bu denli müşkülatlı belalara düçar olmaz. Kocaman kocaman adamlar bile ancak kendileri ikaz edildikleri zaman taşın, ağacın kendilerini bile koruyamadıklarını. Yani İbrahim’in o topluma anlatmak istediği kırıp döktüğü putları kırdığı aleti en büyüklerine asınca bunu sen mi yaptın? Denildiğinde neden bunlara sormuyorsunuz? İşitmezler, cevap da vermezler, kendilerini bile koruyamamışlar. Doğru muhakeme böyle olması gerekir. <strong>O zaman çocuğa yani selim bir akıl üzere onu terbiye etmek gerekir ki, çocuk büyüdüğünde de istikametli düşünebilsin.</strong> Onun için buna sebep burada parantez olarak girmek istediğim bir şey; şunu bilin 20-30-40’a gelmiş bir adamı eğitmektense, hemen üzerinde emeğinizin neticesini görmeseniz bile bir çocuğa vereceğiniz bu bilgiler, hayatının herhangi bir safhasında o çocukta etkisini gösterecektir. Küçükten ona işlediğiniz bu bilgiler aynen kaligrafi dedikleri bir teknik bilim var ne biliyor musunuz? Yazı. Bunu nasıl yaparlardı biliyor musunuz? Klişeler vardır ya harflerin klişeleri yazı şeklinde bir kenara dizersin onu ondan sonra o cihazın bir ucu iğne gibidir burada harflerin içinde gezer aynı anda bunu gezdirirken o da gezer şimdi buradaki uç elmas uçlu kazır metali, gezdiği yerde o taraftan aynı harfleri yazar ondan sonra bu okunur. <strong>Çocuğun zihnine küçük yaştaki verdiğiniz bilgiler, hemen neticesini göstermese bile hayatının bir safhasında bu bilgiler etkisini gösterir.</strong></p><p>Onun için tevekkülü bu yaşta 30-40-50’ye gelmiş bir insana anlatana kadar, bunu çocuğa çok rahat anlatırız. Kaligrafi yazı tipinde çocuğun zihnine bu yazılıyor. Çocuk bunu okuyacağı çağa gelecek veyahut o okuyuşu seslendirilerek çocuğun kulağına fısıldanacak. Kendi kendine bunu mırıldandığını görürsünüz. O kendi etkisini gösterecektir.</p><p><strong>Cahili toplumlar taş, ağaç, boncuk, yatır gibi takdis ettikleri şeyleri kendi kendilerine takdis edip, değerlendirdikleri şeyler.</strong> Cidden mukaddes olan şeyler değildir. Öyle biri olsa düşünün Allah göstermesin, Allah Resulünün bile halasını, kızını kurtaramıyorsa o hali ile benim yarın size faydam olmaz diyorsa kim kimi kurtarabilir? Hiç kimse kimseyi katiyetle kurtaramaz.</p><p>İnsanoğlunun güvendiği, itimat ettiği, ihtiyaçlarını giderdiği bir gücün varlığını bilerek önce bunu bilmeli değil mi? Bu işleri kimin telafi edip kimin telafi edeceğini bilmesi küçük yaşta. Bir sıkıntıda Allah’a yalvar Allah’a güven Allah dan kork, Allah’a itaat et, Allah’ı sev, gibi tembih niteliğindeki ifadeler tembihi anlıyor musunuz ne demek? Yani ikaz, uyarı mahiyetindeki sözler. Allah dan kork, Allah’ı sev, sadece ona güven, ona itimat etmelisin, ona yalvar, ondan iste gibi sözler bunlar tembih ifade eden sözlerdir. Uyarı sözleridir. Bunula çocuklar telkin altı diyelim rahat anlayın yani İslam karşıtlarının bu son zamanda mahalle baskısı diye kullandıkları bir ifade var ya ne anlama gelir bu? Bizim geçmişimizde de bu var ne diyor? Birisine kırk gün deli de o deli olur.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-ebf93c0 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="ebf93c0" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-be3714d" data-id="be3714d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9145a9d elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="9145a9d" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-df2686a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="df2686a" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7ceb846" data-id="7ceb846" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-69ad68c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="69ad68c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Buna şuur altı telkin denilir. Hatta bir anne baba bile çocuğuna beceriksizsin, beceriksizsin, beceriksizsin birileri ile kıyaslayarak bunu yaptığı zaman çok yanlış yönlendirmelere sebep olabiliyor. Bu şimdi belli bir yaştan sonra ama küçükken çocuğa Türkçeyi öğretirken bile bu kelimler tembih ifadeleri hatırlatılsa, devamlı söylenseydi, işitmeleri sağlansaydı inan bir gün gelecek hiç anlamadığını düşünün bu ne demek diye sana soracak. <strong>Allah dan nasıl korkulur? diye sorma ihtiyacı duyacaktır.</strong> Onun için insanoğlunun güvendiği, itimat ettiği, ihtiyaçlarını giderdiği bir gücün varlığını bilerek, ona iman ederek, tevekkülle teslimiyeti, ihlasla tek bir ilah olarak onu birlemesi yakinini vicdanındaki azmi güçlendirecektir. O denli olacak ki çocuk, mesela devamlı çocuğunun istediğini yapan, çocuğunu koruyan, tehlikelere karşı onu müdaafa eden babaya karşı bir güven duygusu gelişmiş midir?  Bu vardır. İşte biz bunun önce Allah’a yönlendirmemiz gerekiyor. Çocuk çünkü bu güveni sığınmayı nerde hissederse ona karşı güveni artar. O zaman devamlı Allah’a bunu yönlendirdiğimizde küçücük çocuğa yakini işlemek kadar kolay bir iş yoktur. Büyük insana bak yakini işlemek on sene alırsa, küçük bir çocuğa daha kolaydır bu. O zaman insanoğlunun güvendiği, itimat ettiği, <strong>ihtiyaçlarını giderdiği bir gücün varlığını bilerek, ona iman ederek, tevekkülle teslimiyeti ihlasla tek bir ilah olarak onu birlemesi yakininin yani imanı yakini mertebede olur. Yakin nedir? Şüphe, tereddütleri izale etmiştir bu. Vicdanındaki azmi güçlendirecektir.</strong> Yani o bana yeter. Düşünün İbrahim’i ateşe atarlarken ateşin ona…</p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Tevekkül Tek Başına İmanın Ve Tevhidin Şartıdır. Her İnsanın Fıtri Bir Lazımıdır.</strong></span></h2><p>Şimdi tevekkül tek başına imanın ve tevhidin şartıdır her insanın fıtri bir lazımıdır. Şimdi tevekkül tek başına imanın ve tevhidin şartı derken sair ne kadar amelle ilişkisi var mesela harpte tevekkül dedik harp imandan bir cüz müdür? Allah yolunda cihat evet. Harpte tevekkül ne? Lazımı. <strong>Tevekkül olmazsa korku hakim olur. Tevekkül korkuyu da giderir.</strong> Çünkü güveni temin ederken, korku giderir ve güveni hiçbir şekilde, sahabeyi düşünün huneyn harbinde, iman da en üst mertebeye çıkmış insanlar Allah Resulünün vefatından biraz önce hemen adamları çoğalınca bu çoklukla bizi kimse mağlup edemez dediler Allah’a itimatları ne oldu? Arızalandı. Ama düşünmediler, esbaba tevessül meşru olarak bize vacip kılınan bir şey. <strong>Esbaba tevessül Allah’a tevekkülü zedelememeli.</strong> Burada tevekkül tek başına imanın ve tevhidin şartı. Hatta istişarede tevekkül, evlilikte de. Şimdi sana esbaba tevessül hakkı veriyor mu? Veriyor. Ondan sonra ne diyor?</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">مَنْ تَزَوَّجَ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ نِصْفَ الْإِيمَانِ، فَلْيَتَّقِ اللَّهَ عما الْبَاقِي»</span></p><p>“Evlenen imanının yarısını tamamlar. Geri kalanından da Allah dan korksun.</p><p>Demek ki evlilik iman dan. İmanın yarısı tamamlanıyor. Ne anlama gelir? Evlenmekle, Allah’a isyana düşebileceğin aksiyle Allah’a kulluğunu eda edebileceğin birçok şeyle alakalı yarısıyla Demek ki evlilik seni birçok isyandan kötülükten, münkerden koruyor. Hem de yarısı diyor buna. Geri kalan yarısından da Allah’tan kork. O zaman evlilik ne için gerekli? Ha belki evliliğe teşvik için şehevi bir duygu olmasaydı hiç kimse evlenmek istemez, haram korkusu olmasa yine insanlar evlenmek istemez biliyor musun? Bunu rast gele hayvanlar gibi telafi etseydi haramlılık helallilik diye bir şey olmasaydı yine evlenmezdi değil mi? ne ihtiyacı vardı ki? Yani sebepler bizi dalalete götüren şeyler değil, hakka yaklaşmayı sağlayan veyahut imtihanla aramızda bir perde diyebilirsiniz. O zaman evlilikte bir tevekkül var. ha çocuğun hayırlı bir çocuk olmasında dua, yalvarıp yakarma yapılması gereken hatta besmelesiz peydahlamama bile buna konmuş. Ama buna rağmen Allah’a hidayeti için ne yapman gerekiyor? Tevekkül etmen gerekiyor.<strong> Tevekkül tek başına imandan, tevhit den bir cüz olmasına rağmen bir çok amelle iç içedir tevekkül.</strong></p><p><strong><span style="text-decoration: underline;">Tevekkül tek başına imanın ve tevhidin şartı, her insanın fıtri bir lazımıdır. Her insan tabiatı gereği acizlik ve ihtiyaç anında sığınacağı, hacetini giderecek bir mercii’e (mercii, sığınak demektir yani nasıl ki iltica sığınma, merci sığınılan yer anlamında.) ihtiyaç duyar. Niyazını işiten, istediğini veren, günahlarını bağışlayan, açlığını gideren , hastalığına şifa veren, fakirliğini gideren bir zengin, zelilliğini izale eden bir aziz hülasatu-l kelam kulluğunu takdim edecek bir hak mabud arar.</span></strong></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-2795c99 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="2795c99" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-b39bebf" data-id="b39bebf" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b504a7e elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b504a7e" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/sunnetin-vahiy-olusu/"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;">Sünnetin Vahiy Oluşu</span></span></a></p><p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff; text-decoration: underline;" href="https://www.youtube.com/channel/UCy4dEe2x35IsGIkZTgfEkVA">Bizleri Takip Edin</a></span></span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-3/">Tevekkül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8481</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tevekkül Dersi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul-dersi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Sep 2022 11:10:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Said]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevekkül Dersi&#160; Bu günkü sohbetimizin, dersimizin mevzusu tevekküldür. Tevekkülün lügat yani kelime anlamı halk dilindeki kullanıldığı şekli ile وكلل بلله، يَكِلُ، تَوَكَّلَ عليه،و اوكل و اِتَّكَلَ و استسلم اليه İşlerini Allah’a bıraktı, ona dayandı güvendi, ona teslim oldu. İşte ona dayandı yani işinin edasında ona güvendi. Onun bu işi yapmasına itimat etti. وَكَّلْتُ اَمْرِي الى...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul-dersi/">Tevekkül Dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="8289" class="elementor elementor-8289">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-2af19d9 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="2af19d9" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-1ab97d2" data-id="1ab97d2" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-942fda7 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="942fda7" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;">Tevekkül Dersi </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-2fe80cf elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="2fe80cf" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-07c0fc5" data-id="07c0fc5" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-f6df0f0 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f6df0f0" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Bu günkü sohbetimizin, dersimizin mevzusu tevekküldür.</strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>Tevekkülün lügat yani kelime anlamı</strong></span> halk dilindeki kullanıldığı şekli ile</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وكلل بلله، يَكِلُ، تَوَكَّلَ عليه،و اوكل و اِتَّكَلَ و استسلم اليه</span></p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>İşlerini Allah’a bıraktı, ona dayandı güvendi, ona teslim oldu.</strong></span></p><p><strong>İşte ona dayandı yani işinin edasında ona güvendi. Onun bu işi yapmasına itimat etti.</strong></p><p><span style="color: #008000;">وَكَّلْتُ اَمْرِي الى فُلانٍ</span> işimi falana tevdi ettim, onu yapacağından emin olduğu zaman. اِعْتَمَتُّ <span style="color: #008000;">في امري عليه</span> İşimin edasında ona itimat ettim.</p><p><span style="color: #008000;">وكل فلان اذا عجز عن القيام بامر نفسي</span> <strong>kendi işini yapmaktan aciz kalan birinin işini fulana, bir başkasına güvendiği yapabileceğinden emin olduğu birisine tevdi etmektir.</strong></p><p><span style="color: #008000;">وكل اليه الامر سلمه و تركه</span> <strong>işi ona bıraktı, ona teslim etti, yani ona bıraktı artık işi o yapsın diye.</strong></p><p><span style="color: #008000;">التوكل هو اذهار العجز</span> <strong>acizliğinin, çaresizliğinin belirmesinin akabinden yani aciz kaldığı bir şeyde ümitlerinin kesildiği bir yerde diyelim,</strong></p><p><span style="color: #008000;">ولاعتماد على الغير</span> <strong>kendinden gayrı bir başkasına işi bırakmaktır.</strong></p><p>Öncelikli olarak <span style="text-decoration: underline;"><strong>tevekkül her insanın fıtraten sahip olduğu bir değerdir.</strong></span></p><p>İnansın inanmasın insan olarak dünyaya gelen her kişinin tabiatında, yapısında tevekkül yani bir başkasına güvenmesi, güvenmek istemesi fıtri bir lazımdır. Fıtri bir gerekçedir.</p><p>Bir cümle olarak toparlarsak tevekkül her insanoğlunun aczinin, çaresizliğinin tezahür ettiği yerde bu nasıl olur?</p><p>Bir hastalık, çölde susuz kalma gibi, aç kalma gibi herhangi bir sıkıntı, birisinden korkması, bir tehlike ile karşı karşıya kalması ona karşı direnemeyeceği gücü yetmeyeceği için o ihtiyacını kendisinin o an tedarik edemeyeceği sıkıntısı içerisinde işte insanoğlunun aczinin çaresizliğinin tezahür ettiği yerde o ihtiyacı giderecek bir güce güvenmesi, dayanması ona itimat etmesi fıtri bir ihtiyaçtır. Her insanda bu gibi anlarda, aczinin çaresizliğinin tezahür ettiği yerlerde bu ihtiyaç ortaya çıkar.</p><p>İşini görecek korkusundan emin kılacak, onu selamete ulaştıracak, açlığında onu doyuracak, susuzluğunda onu sulayacak hemen birisini, bir gücü arama ihtiyacı işte bu ihtiyaç kişiyi tevekküle sevk eder.</p><p>Güveneceği birisini arama gayreti içerisinde bulundurur. Bunun içindir ki iman değerlerinden cahil olan kimseler yani imani hiçbir değeri yok, herhangi bir sıkıntıya düştüğünde, düştüklerinde demin saydığım gibi hastalık gibi bir derde düçar olduklarında, rızık sıkıntısında bir şeyden korktuklarında güvenecekleri bir sığınak ararlar hemen.</p><p>Yani sığınacakları bir yer, kişi, bir şeyler ararlar. Bunun için <strong>cahili toplumlarda imani değerlere sahip olmayan veyahut iman ettiğini söylediği halde, inandığı rabbına, yaratıcısına güvenmenin cahilliği içerisinde olan kişiler, topluluklar taş, ağaç, boncuk yatır gibi takdis ettikleri şeyler edinirler.</strong></p><p>Yani o acizliklerini ya bir taş ile takdis ettikleri bir taş ile aynen, ağaç, boncuk, nazar boncuğu gibi yatır gibi takdis ettikleri şeylere sığınırlar.</p><p>Onları önce takdis ederler duyguları ile kendi duyguları ile yani bu taşı asanın boynuna, evine kapısına onu kötülüklerden korur, o ihtiyacını giderir. Çocuğu olmuyor falan yatıra gider çocuğunun olacağını düşünür. Önce bu duygu etrafta yayılır, takdis ederler. Sonra da onları güvendikleri işlerini havale ettikleri şeyler edinirler.</p><p><strong>Biz buna kendi ıstılahımızda ilah edinme diyoruz.</strong></p><p>İnsanoğlunun güvendiği, itimat ettiği, ihtiyaçlarını giderdiği bir gücün varlığını bilmesi yani bir yaratıcının varlığını bilmesi ona iman ederek, onu varlığı tasdik ettiği gibi imanın gerekleri olan onun rububiyetini, isim ve sıfatlarını, iman tasdik ederek tevekkül ile teslimiyeti, güvenmeyi ona güvenmeyi teslimiyeti artık her işini ona bırakmış. Tek bir ilah olarak onu birlemesi yakinini vicdanındaki azmi güçlendirir.</p><p>Bunu az sonra karşılaştırdığımızda göreceksiniz. Bu paralellikte işleyen bir görüş bakış açısı tahlil yöntemi olmayınca Kuran&#8217;daki zikredilen kıssalara baktığımızda, kendisi çaresizliğinde acizliğinde sığınacak bir merci arar, sığınak arar kendi duygularını tatmin etmek için, cidden onun kendisini koruduğundan değildir.</p><p>Bizzat kendisini koruyamayan birisinin bir başkasını koruması bu mümkün değildir. Bildiğiniz gibi İbrahim aleyhisselam kavminin taptığı taştan, ağaçtan yontulmuş heykelleri kırıyor, onları kırdığı aleti kırmadan bıraktığı bir putun üzerine koyuyor, çekip gidiyor.</p><p>İbrahim aleyhisselam’ın kavmi geri geldiğinde mabede baktıklarında ilah diye tesmiye ettikleri şeylerin hepsinin kırılıp döküldüğünü görürler. Hemen ağızlarından çıkan ilk telaffuz ettikleri söz, bu ilahlarımıza bunu kim yaptı? Bu ilahlarımıza bunu kim yaptı?</p><p>İçlerinden birisi, bir kaçı ilahlarımızı kötülükle anan şu İbrahim var ya genç, yapsa yapsa o yapmış olabilir derler. İbrahim&#8217;i getirirler aleyhisselatu vesselam ona sorarlar, bunları sen mi yaptın? İbrahim aleyhisselam bunu neden ona sormuyorsunuz der. Yani kırdığı aleti omzuna astığını bunu neden ona sormuyorsunuz der</p><p>Burada İbrahim&#8217;in kavmine bir tebliğ üslubunu izlediği açık ama meselemiz o tarafı ile alakalı olmadığı için o tarafa geçmeyeceğim.</p><p><span style="text-decoration: underline;">Ne demek ister İbrahim?</span></p><p><span style="text-decoration: underline;">Onların sığındıkları, yalvardıkları, yakardıkları, bir çok ihtiyaçlarını giderdikleri ilah dedikleri şeylerin kırılıp döküldüğünü görünce herhalde akıllarına gelen ilk şeyin bunlar kendilerini koruyamamış, birileri bunlara saldırmış hepsini kırıp dökmüş, bu kendini koruyamayanlar bize ne yapar ki? Demiyorlar. Hemen bunu kim yaptı diye araştırmaya giriyorlar, İbrahim de çağırılıp oraya varıp sorulduğunda bunu neden ona sormuyorsunuz diyor, işitmeyeceklerini biliyorlar.</span></p><p><span style="text-decoration: underline;">Cevap vermeyeceklerini de biliyorlar. İbrahim onlara bunu düşündürmek ister.</span> Bizim buradan anlamamız gereken şey ise,</p><p><strong>İnsan acizliğinde, beceriksizliğinin ortaya çıktığı bir an sığınacak bir şeyler arar. Acıktığında doyuracak rızık veren birisini arar. Hastalandığında şafi, şifa veren birisini arar.</strong></p><p><strong>Yolunu kaybettiğinde kendisine yolunu gösterecek</strong>, İbrahim Hacer ile İsmaili alıp Mekke&#8217;ye doğru yola çıkarken nereye gidiyorsun diye sorulduğunda,</p><p><em><strong>Hastalandığımda bana şifa verecek, acıktığımda beni doyuracak, yolumu kaybettiğimde bana yolumu göstereceğe gidiyorum diyor.</strong></em></p><p>İşte o an insan sığınacak bir yerler arar. Neye kime sığınamasının gerektiğini imanı gereği öğrenemediyse illa sığınacak bir yer arar, o sığındıklarının onu koruyamayacağını dahi düşünmezler.</p><p>Yalvarmalarını, yakarmalarını işittiklerini de düşünmezler. Hatta onların da herhangi bir sorun karşısında İbrahim&#8217;in kırıp döktükleri gibi bunlar nasıl kendilerini bile koruyamamışlar diyemiyorlar.</p><p>Cahilliği, imandan cahilliğin, tevhid den cahilliğin insanı ne denli bir gaflete sürüklediğini bu şekilde anlamak hiç de güç değildir.</p><p><span style="color: #993300;"><strong>İnsanoğlunun güvendiği, itimat ettiği, ihtiyaçlarını giderdiği bir gücün varlığını bilerek biz Allah’ın varlığını kabul ediyoruz, sonra onu bilmemiz de gerekiyor.</strong> <strong>Yaratıcı olduğunu bilmemiz gerekiyor. Rezzak olduğunu bilmemiz gerekiyor. Şafii olduğunu bilmemiz gerekiyor. Şafii olduğunu bilmemiz gerekiyor. Yaşatan ve öldürenin o olduğunu bilmemiz gerekiyor.</strong></span></p><p><span style="color: #993300;"><strong>İşte buna tevekkül ile teslimiyet, ona güvenerek her işini ona bırakma, ihlas ile tek bir ilah olarak onu birlemesi yakini, yakini şek şüphe tereddüttün olmadığı bir iman.</strong></span></p><p>Buradaki anlamı şöyle açalım, birisine güveniyorsun o güvendiğin cidden güvenilmesi gereken güç mü? Korur mu koruyamaz mı? Beni muhafaza eder mi etmez mi? İhtiyaçlarımı giderir mi gidermez mi? Gibi bir tereddüt duymaman gerekiyor.</p><p><span style="color: #003366;"><strong>Maalesef insanların Allah tan gayrı bu denli güvendikleri şeyler hakkında bu denli şüphelerin oluştuğunu göremezsin zihinlerinde.</strong></span></p><p><span style="color: #003366;"><strong>Maalesef inanların, inandıkları Rabları, yaratıcıları, ilahları hakkında bu denli tereddütleri olur.</strong></span> İşte böyle bir tevekkül yakinini, vicdanındaki azmi güçlendirir.</p><p>Yakin bu denli şek ve şüphesiz şekilde yaklaştırmış ise artık azmi, evet ondan başka benim güveneceğim kimse yoktur.</p><p>Hem de en tehlikeli en umutsuz kaldığı anlarda.</p><p>Düşünün Musa kendisine inananlar ile beraber ilerliyor, arkasından firavun geliyor. Önlerinde deniz var. Denizin tabiatı belli, arkadan firavun, tam bir çaresizlik ortamında az sonra ibn Abbas dan gelen nakil ile de aktaracağız orada işte,</p><p><span style="color: #008000;">حسبنا الله </span>  yani rabbim bize yeter. Bu kelimeyi aynen diyor Allah Resulü Mekkenin fethinden sonra insanlar sizi artık yok etmek için toplandılar, Huneyni kasteder korkun onlardan sakının bakın. Orada Allah Resulü aynı kelimeyi söyler, Allah bize yeter.</p><p>Öyle bir iman, yakini iman ile teslimiyet gündeme geliyor ki hiçbir tereddüt şek yok, o bize yeter. İşte bu denli bir gücün varlığını bilerek, ona iman ederek tevekkül ile teslimiyeti ihlas ile tek bir ilah olarak onu birlemesi yakinini, vicdanındaki azmi güçlendirir.</p><p>Tevekkül tek başına imanın bütün şubeleri içerisinde ve imanın sair şubeleri üzerinde de nüfusu olan, düşünün Allah’ın rezzaklığında, ona güvenmeden tevekkül önde gelir.</p><p>Onun ihtiyaçlarını gidermede tevekkül önde gelir. Gideren odur inanmada. Yolunu kaybettiğinde yolunu gösterme de hadi olarak onu görmen. Yani imanın sair şubelerinin hepsinde birçoğunda bu tevekkülün beraber işlendiğini görürsün.</p><h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">Tevekkül tek başına imanın ve tevhidin şartı, her insanın fıtri bir lazımıdır</span></strong></h2><p>bu. <span style="text-decoration: underline;">Her insan tabiatı gereği biraz daha farklı bir ifade ile ele aldık, acizlik ve ihtiyaç anında sığınacağı, hacetini giderecek bir merciye ihtiyaç duyması, işiten, niyazını işiten, istediğini veren, günahlarını bağışlayan, açlığını gideren, hastalığına şifa veren fakirliğini gideren bir zengin zelilliğini izale eden bir azizi hülasetul kelam kulluğunu takdim edeceği bir hak mabud arar.</span></p><p>Burada şimdi ihtiyaç ve beceriksizliğinin tezahür ettiği bir yerde insan bu ihtiyaçlarını giderecek bir merci arar dedik. O mercii yanına üst üste bir işaret koyup eşittir deyin yani bir mabud arar.</p><p><strong>O kulluğunu takdim ettiği bir mabud arar, sığınacak bir yer. O ihtiyacın belirmesi tabiidir, o ihtiyaç neticesi bir sığınacak aramak bu da tabiidir.</strong></p><p><strong>Esas sorun sığınacağı merci, mabud, ilah işte <span style="text-decoration: underline;">hak bir mabud araması.</span></strong></p><p>Bunun içindir ki hacetini giderecek bir merciye ihtiyaç duyar, niyazını işiten, istediğini veren, günahlarını bağışlayan, açlığını gideren, hastalığına şifa veren, fakirliğini gideren bir zengin. Zelilliğini izale eden bir aziz hülasetul kelam kulluğunu takdim edeceği bir hak mabud arar.</p><p>Öyleyse bizim acizliğimizde sığınacağım, sığınılmasının gerektiğini düşündüğümüz o anki hal ile işte bu bir mabud arayışıdır.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-b11ced0 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="b11ced0" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-94d9d5d" data-id="94d9d5d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-ed2ca7f elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="ed2ca7f" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-74fcdfb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="74fcdfb" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5400cd9" data-id="5400cd9" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-e02ec7d elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e02ec7d" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>İnsanlar tevekkülü bu denli önemsemeyince, acizliğin neticesi aradığı şey, güvenilecek şeyin kendiliğinden ona bir ilah olacağını yani kendisinin ilah edindiği bir şey olduğunu anlayıp idrak edemiyor.</p><p>Şuana kadar biz tevekküle bir giriş yaptık, tevekkülü lügat anlamı ile ele aldık.</p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="font-size: 19px;">Tevekkülün Istılah Anlamı;</span></strong></span></h2><p>Her ne kadar ikinci kısımdaki girişte ıstılahı anlam ifadelerini kullanmamıza rağmen ama bunlar birer giriş başlığı idi.</p><p><strong>Tevekkülün ıstılahi anlamı,</strong></p><p><strong>Ki son cümlelerde bunun zikrettik, tevekkül edeceğiniz dayanacağınız, güveneceğiniz bir mabud arayışıdır ıstılahi anlamı bu.</strong></p><p><strong>Kime güvenmiş iseniz kime işinizi tevdi ettiyseniz kimin o işinizi yapacağını düşündüyseniz onu mabud ittihaz edinmişsinizdir.</strong></p><h2 style="text-align: center; font-size: 19px;"><strong><span style="color: #000000;">Tevekkülün hakikati</span></strong></h2><p><span style="text-decoration: underline;">Tevekkülün hakikati esbaba tevessül ile beraber yani sebeplere yapışarak kamil bir yakin yani zerre kadar şüphe tereddütün olmadığı iman ile, halık Rezzak, muhyil mumit olduğuna, ondan gayrı bir ilah ve ona denk bir rab olmadığına kalbin Allah azze ve celleye itimatıdır.</span></p><p>Biz ekseriyetle bu itimadı güveni hemcinslerimiz yani kendi cinsimizden olan insanlar hakkında düşünürüz. Esas güvenilmesi itimat edilmesi gereken rabbına bu eylemini ihlas ile ona gerçekleştiremezse ne yazık ki kendisi devamlı yaşadığı ortamda güvenilecek birisini arar. Yani artık güvenecek kimse kalmadı diye sözler eder.</p><p>İnsanların en çok güvenme zorunda oldukları onların yaratıcılarıdır. Bunun içindir ki Allah’a tevekkül en azim, en büyük vaciplerdendir. Kulun mükellef olduğu kulluk eylemlerinden bir eylemdir. Allah azze ve celle bir çok ayette tevekkülü emrederek, bir çok ayette derken abdest gibi namaz gibi namazın<strong> Kurandaki zikredilen naslara baktığınızda inan tevekkül hakkındaki zikredilenler daha çok.</strong></p><p><strong>Allah azze ve celle birçok ayette tevekkülü emrederek imanın ve İslam&#8217;ın şartı olarak zikretmiştir. Yani tevekkül müstakillen imandan bir cüz müstakillen İslam&#8217;dan bir cüzdür.</strong> Ama onları da ayrıyeten imanın şartı yani imanı bozan olmazsa<strong> yokluğunda imanı bozan, olmazsa yokluğunda İslam&#8217;ı bozan değer olarak zikretmiştir.</strong></p><p>Bunun için de diyor ki;</p><p><span style="color: #008000;">وَعَلَى اللّهِ فَتَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ</span> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> <strong>eğer müminler iseniz Allah&#8217;a inanıyorsanız ona güvenin yani Allah’a güvenin.</strong></p><p>İbn Kayyım diyor ki rahimehullah, Allah azze ve celle böylelikle bu ayette tevekkülü imanın şartı kılıyor. <span style="color: #993300;"><strong>Tevekkülün yokluğunu imanın yokluğu olarak değerlendiriyor.</strong></span> <strong>İnanıyorsanız ona tevekkül edin  ha tevekkül etmiyorsanız demek ki inanmıyorsunuz.</strong></p><p>Tevekkülün bu azim mevkine makamına baktığımızda imanın sair şubeleri gibi değerlendirilmediğini görüyoruz. İmanın şubelerinden olan bazı cüzlerin yokluğu, terki ile sadece o cüz noksanlaşıyor imanın sair cüzleri üzerinde onları iptal edecek, geçersiz kılacak bir nüfusu olmadığını görüyoruz. Ama tevekkül böyle değil.</p><p>Musa aleyhisselam az önce dediğim gibi,</p><p><span style="color: #008000;">وَقَالَ مُوسَى يَا قَوْمِ إِن كُنتُمْ آمَنتُم بِاللّهِ</span> <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> <strong>ey kavmim eğer Allah’a inanıyorsanız</strong>,<span style="color: #008000;"> فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّسْلِمِينَ</span> <strong>eğer Müslümanlar iseniz ona teslim olanlardansanız ona tevekkül edin diyor.</strong></p><p>Ey kavmim eğer Allah’a inanmışsanız ve ona teslim olanlardansanız, Müslümanlardansanız ona güvenin diyor.</p><p><span style="color: #008000;">فَقَالُواْ</span> Musa&#8217;nın kavmi dedi ki,<span style="color: #008000;"> عَلَى اللّهِ تَوَكَّلْنَا</span> biz ona tevekkül ettik.</p><p><span style="color: #008000;">رَبَّنَا لاَ تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ</span> ey rabbim bizi o zalimler topluluğu için bir deneme konusu kılma.</p><p>Yani denize yaklaşmışlar, arkadan düşman geliyor bediri düşünün, bedirden de Allah’ın yardımı nerede diye sesler çıkmaya başlamıştı, ey rabbim bunlar ile bizi böyle deneme.</p><p>Burada ise tevekkülü İslam&#8217;ın şartından kılarak tevekkülün yokluğu İslam&#8217;ın yokluğunu, çünkü inanıyorsanız ona tevekkül edin, bir de cidden Müslümanlar, o inandığınıza teslim olanlardansanız Allah’a tevekkül edin.</p><p>Ve Musa&#8217;nın kavmi de Allah’a tevekkül ettiklerini bizzat itiraf ediyorlar.</p><p>Tevekkül imanın şubelerinden bir cüzdür. Bizatihi hem cüz, hem de imanın sair şubeleri üzerinde nüfusu olan beraber eyleme dönüştüğü yerler de vardır.</p><p>Tevekkül Allah’a takdim edilen kalbi ibadetlerin yani kalp amellerinin <strong>tevekkül kalbi bir ameldir. Kalbin amellerindendir.</strong> Ha genel anlamda, yaşadığımız bu toplum içerisinde ameller imandan değildir diye zaten bir anlayış var.</p><p>Biz sadece cevarih ile yapılan amellerin iman ile alakasını değil bizim için kalbi ameller de vardır. Ki tevekkül bu amellerden birisidir.</p><p>Hem de kalbi amellerin en azimi, en büyüğüdür. Kalbin Allah u tealaya itimadı, güveni, bütün işlerini Allah’a tevdi etmesi, ona güvenmesi en azim ibadetlerdendir.</p><p><strong>Allah kulunun kendisine tevekkülünü, güvenmesini imanın lazımlarından kılmış, çünkü Allah’a tevekkül ettin mi onun yaratıcı olduğuna inanıyorsun.</strong> Yani görünmeyen sebepleri bile halk eden o. Denizin bilinen tabiatına zıt denizi ikiye yarıyor. Bedirde olduğu gibi melekler ile yardım ediyor. Ona güven ve tevekkül o denli bir şey ki mesela Buhari&#8217;deki bir hadisi şerifte borçlanma ayetlerinin beyanında, tefsirinde geçen bir hadiste,</p><p>Geçmiş ümmetlerden birisi bir alışverişte bulunur, borç alır. Bunun yazılmasını ister, imkan olmuyor şahit getir deniliyor o da Allah yeter diyor. satıcı bunu kabul ediyor. Şahidim Allah deyince satıcı bitiyor. Belli bir zamana kadar vakit tanıyor, gidiyor. Borcunu ödeme anı yaklaşıyor, sahile geliyor oraya gidecek gemi yok. Borç tarihinden çok sonra ancak bir gemi var. Adam Allah’ı şahit tuttu. Ona o denli yakini var ki öyle bir mertebede ki onun güveni yanında, rabbinin yanında mahcup olmaktan haya ediyor. Ben rabbimi şahit tuttum. Tarih geçecek. O an adama borcu ödemekten çok Allah’a verdiği sözü yani ona güvenini, onu şahit tutmasını yani Allah onun kefili oldu. Hemen parayı bir şeye sararak bir kütüğe koyar ve denize salar. Yine de gemiyi beklemeye başlar. En azından çaresiz kaldığı bir ortamda rabbime karşı mahcup olmayayım diyerek, parayı koyar o meblağı bir şeye sarar kütüğün içine koyar denize bırakır. Geri geldiğinde gemiye biner tekrar oraya gider varır, adamı bulur. Onun ile selamlaşmanın akabinde borcumu ödemeye geldim, adam garip garip bakarak bana borcun ulaştı, şimdi o bir şeye sarıp kütüğün içerisine koyup denize bırakmayı rabbine karşı mahcubiyetini gidermek için yapıyor ama adam senin borcun bana ulaştı deyince nasıl? Ben bir sahilde giderken bir kütük gördüm bunu alayım eve götürüp yakarım diyor. getirdim diyor baktım kütüğün içinde bir şey var. Çıkardım sarılı, açtım baktım senin mektubun var. Ve aynen bana borcun da kuruşu kuruşuna kadar oradaydı diyor.</p><p><strong>Şimdi tevekkül, ona kalbin subhanehu ve tealaya itimadı bütün işlerini Allah’a tevdi etmesi, ona güvenmesi en azim ibadetlerdendir.</strong></p><p><strong>Allah’ın Allah kulunun kendisine tevekkülünü güvenmesini imanın lazımlarından kılmıştır.</strong></p><p><span style="color: #008000;">وَعَلَى اللّهِ فَتَوَكَّلُواْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ </span><strong>eğer müminler iseniz ancak Allah’a güvenin, sadece ona güvenin.</strong></p><p><span style="color: #008000;">إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ</span></p><p><a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p><p>O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu, dağılacaktı halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler Allah’a tevekkül edin, ona güvenin.</p><p>Ne gariptir ki bazen şöyle deriz, <span style="color: #008000;">الفرج بعد الشدة</span> <strong>rahatlık, selamet sıkıntıdan sonradır hemen.</strong></p><p><strong>İşte o sıkıntı, çaresiz kaldığınız an, dileğinizin isteğinizin güveninizin artık acizliğinizi en son noktada idrak ettiğiniz noktadır o an. Ona telaffuz edeceğiniz kelimeler çok değerli ve hemen kabule şayan aslında o acizliği, o sıkıntıyı kulun hissetmesi cidden büyük bir nimet.</strong> İşin bittiği an değil o, işin bittiği an değil. Bir kul için acizliğini en güzel şekilde hissettiği nokta artık güçlü, aziz, yol gösteren birisine iltica etmede hiçbir pürüz tanımıyor. Bazen bu duyguyu yaşamak gerekir hissetmek gerekir. Aynen <span style="text-decoration: underline;">Mekkelilerin rahatlıkta Allah’a ortak koştukları ortamları düşünün, gemiye binip, denize açılıp fırtınaya yakalandıklarında biliyor ki tek mercii var artık, o kadar samimi ihlas ile ona güveniyorlar ki Allah onları selamete çıkarıyor. Ama karaya çıkıp emniyete kavuştuklarında yine ortak koşmaya başlıyorlar.</span></p><p>Bazen bunu ihtiyaçların hissedilmesi, açık bir şekilde hissedilmesi insanoğlunun faydasınadır. <span style="color: #993300;"><strong>Allah tan başka tevekkül edilecek ilah yoktur.</strong></span></p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Maide 23</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Yunus 84</p><p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Ali imran 122</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-842ad0b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="842ad0b" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-eb8f4b6" data-id="eb8f4b6" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-14235a5 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="14235a5" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-e16e19a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="e16e19a" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-38881b9" data-id="38881b9" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-e4622fb elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e4622fb" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Yani tevekkül imandan bir cüz olduğu gibi, ayrıca tevhidin Allah’ı birlemenin de cüzleridir.</strong></p><p>Ayrıca imanın cüzlerinden olan tevekkül tek ve ortağı olmayan subhanehu ve tealayı birlemenin icabı kılınmıştır.</p><p>Allah diyor ki,</p><p><span style="color: #008000;">هُوَ رَبِّي لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ</span> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> <strong>de ki o benim rabbimdir. Ondan başka tevekkül edilecek ilah yoktur.</strong></p><p>Hani la ilahe illallah kelimesi İslam&#8217;a girmenin, Müslüman olmanın, en son nefesi bunun ile bitirmeyi söyleriz ya<span style="color: #993300;"><strong> Allah&#8217;tan başka ilah yoktur derken işte tevekkül de Allah dan başka tevekkül edilecek ilah yoktur anlamında.</strong></span></p><p>De ki o benim rabbimdir. Ondan başka tevekkül edilecek ilah yoktur.</p><p><strong>Allah dan gayrı kime güvenmişsen, kime dayanmışsan, kime itimat etmişsen, kime işlerini tevdi etmişsen Allah dan gayrı ilah edinmiş olursun.</strong></p><p>Değilse <strong>la ilahe illallah derken Allah dan başka Allah yoktur anlamında demiyoruz</strong> bunu haşa <strong>Allah dan başka ilah yoktur.</strong> <strong>Geçmişteki hiçbir topluluk haşa Allah dan başka Allah vardır diyerek şirke düşmemiş.</strong> Hiçbir topluluk da böyle pis bir şirke düşmemiştir.</p><p><span style="color: #008000;">اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ <span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></span></span> Allah ondan başka tevekkül edilecek hiçbir ilah yoktur. Yani o öyle bir ilah ki ondan başka tevekkül edilecek hiçbir ilah yoktur. Müminler yalnız Allah&#8217;a dayanıp güvenirler. Tevekkül imanın cüzlerindendir.</p><p>Daha önce fıtrat derslerini takip edenler anlayacaklar ki her fıtri haslet imanın cüzlerinden bir emrin nehyin muhatabıdır. Fıtraten tevekkül etme ihtiyacı Allah’ın imanda tevekkül edilecek rab olmayı bilme ve sadece ona tevekkül etme önce, onun tevekkül edilecek yaratıcı olduğunu kabul edince bunu bir çok insan diyelim ki yüzde doksan beş haşa Allah’a tevekkül etti beşini ayırırsa bir kısmını anlaşılsın diye diyorum mutlak Allah’a tevekkül edilir.</p><p>Burada hiçbir kimseye Allah dan gayrı birisine bu tevekkülden bir nebzecik o olmasaydı bu olmazdı denilmemesi gerekir.</p><p>Binaenaleyh <strong>tevekkül eğer imandan bir cüz ise, la ilahe illallah Allah’ı birlemeden bir cüz ise <span style="color: #993300;">tevekkül bir kulluk eylemidir.</span></strong></p><p><span style="color: #008000;">وَلِلَّهِ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الأَمْرُ كُلُّهُ</span> <a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> göklerin ve yerin gaybı sırrı yalnız Allah’a aittir. Sırrını yalnız o bilir. Her işin akibeti ona döndürülür. Öyleyse ona tevekkül ederek kulluk edin. <span style="color: #008000;">فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ</span></p><p>Ona tevekkül ederek kulluk et. <span style="color: #008000;">وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ</span> rabbin yaptıklarından gafil değildir.</p><p>Tevekkül Allah azze ve celle’nin kullarını, tevekkül bir sıfat olarak Allah azze ve celle’nin kullarını tavsif ettiği, vasfettiği, nitelendirdiği, övdüğü diyelim en bariz sıfatlardandır.</p><p>En seçkin sıfatlardandır. Ayeti kerimede diyor ki;</p><p><span style="color: #008000;">إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ</span><a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><span style="color: #008000;">[</span>4]</a></p><p>Müminler ancak şunlar müminlerdir, hakiki müminlerdir, işte bunlardır, çünkü <span style="color: #008000;">انما</span> burada hasır içindir. İşte hakiki müminler bunlardır. <strong>Müminler, hakiki müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri ürperen. Böyle bir yüreğin tevekkülünü düşünün.</strong> <strong>Kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanları artan ve yalnız rablerine tevekkül edip yani dayanıp güvenen kimselerdir diyor.</strong></p><p>Görüldüğü gibi tevekkül Allah’ın kullarını vasfettiği nitelendirdiği en bariz niteliklerden sıfatlardan bir sıfattır.</p><p>İşte her kim Allah’a tevekkül ederse o ona yeter. Ama Allah dan gayrı hiçbir şey katiyetle kula yetmez. Hatta yetmez kelimesini bile söyleme zaten mecal kalmaz ki. Sen ondan istediğinde zaten seni işitmez. İstediğinin hiçbir şeyini veremez. Yetmez sözü de edilmez zaten.</p><p>Ancak kul, insan kendisinin haşa rabbine yetmediğini düşünebilir bu da şüphe tereddüt ve şektir.</p><p>Dillendirilsin, dillendirilmesin yani seslendirilsin seslendirilmesin hiç önemi yoktur. Aklından geçirmesi, düşünmesi, kalbinden geçirmesi onun imanını zedelemeye yeterlidir.</p><p>Her kim Allah’a tevekkül ederse, istenildiği gibi ona tevekkül ederse saydığımız gibi o ona yeter.</p><p><span style="color: #008000;">وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ</span>   <a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> <strong>her kim Allah’a güvenir, ona itimat ederse, ona dayanırsa her işini ona bırakırsa işi Allah’a bırakma</strong> bizim gibi toplumda alay istihza mevzusudur.</p><p>Hatırlayacaksınız Erdoğan’ın İstanbul büyük şehir belediyesi iken bir sene baya bir kurak geçmişti Müslümanları yağmur duasına teşvik etmişlerdi. Kaşarlanmış din düşmanı Chp düşüncesindekiler “artık işimiz Allah’a kaldı” keşke işimizi Allah’a bırakmasını bilsek birden işimiz çok güzel olur.</p><p>Esbaba tevessül, sebeplere yapışma, sebepleri iltizam etme tevekkülün icabıdır. Yani sebeplere yapışma katiyetle tevekküle münafi değildir tevhide münafi değildir, imana ters değildir. Bilakis esbaba tevessül tevekkülün icabı gereğidir.</p><p>Esbaba tevessül tevhide münafi değildir. Bilakis tevhidin gereğidir. Esbaba tevessülü gereksiz görme, birisi sebeplere yapışma gereksiz, lüzumsuz bu tevekkülü zedeler, tasavvuf ehlinin mantığıdır bu.</p><p><strong>Esbaba tevessülü gereksiz görme şeriata münafidir, terstir. Çünkü şeriat senin sebeplere yapışmanı emrediyor.</strong></p><p>Zira bazı vacibatın tahakukku için esbaba tevessülü vacip kılmıştır ama o sebep meşru olacak. Meşru olan sebebi lüzumlu görmeme şeriata terstir bunun için.</p><p>Esbaba itikat bu sefer sebeplere güvenme tevhide münafidir. Yani sebeplere güvenme o zaman tevekküle zarar verir. Biz sebeplere yapışılmasını meşru görüyoruz, tevhide münafi değil, esbaba güvenme, itikat ise tevhide münafidir. Her şeyin esbaba yapışmak ile yeterli olduğunu düşünen zihniyete hem sebep gereksiz demeyeceksin hem bir de sadece esbaba güvenmeyeceksin. Esbaba itimat ona güvenme müsebbibi unutmaya hatta ona ortak koşmaya götürür.</p><p>Sebeplere güvenip itimat edip ona dayandın mı müsebbibi, o sebebi yaratan Allah’ı onu unutmayı sevk eder. Ve ona ortak koşmaya kadar götürür.</p><p>Allah azze ve celle kuranı kerimde ;</p><p><span style="color: #008000;">يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ</span> <a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> <strong>ey iman edenler, tedbirinizi alın. Tedbir nedir burada? Esbaba yapışmak.</strong></p><p>Hem de her halükarda sebebe yapışma zorundasın ama sebebe güvenmeyeceksin o meşru olduğu için, öyle olması gerektiği için bunu yapıyorsun.</p><p>Ayette ifade ettiği üzere harpte dahi ihtiyatı emrediyor allah. Mütevekkillerin tevekkül edenlerin imamı olan mutlak ki biz tevekkülü herşeyi ondan öğrendiğimiz gibi ondan öğreniyoruz.</p><p>O hem sözleri ile bize yol göstermiş, yaşantısı ile de bize onları izah etmiştir. Yanlış anlaşılmayı ve yanlış tatbikin önüne geçmiştir. Mütevekkillerin imamı olan allah resulü dahi esbaba tevessül etmiştir sebeplere yapışmıştır ama katiyetle sebeplere güvenmemiştir.</p><p>Diyor ki ;</p><p><span style="color: #008000;">وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ</span> <a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> <strong>onlar ile istişare et.</strong></p><p><span style="color: #008000;">فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ</span> <strong>yanındaki arkadaşların ile ashabı kastediyor işlerini onlar ile istişare et yani istişare ederek o işleri yapın nasıl uygun görünüyor ise. Kararını verdiğin zaman da Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah kendisine tevekkül edenleri, güvenenleri, dayananları, itimat edenleri sever.</strong></p><p><strong>Tevekkül Allah’ın kullarını sevme vesilelerindendir</strong>.</p><p>Hadisi şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem uhudda harbe gittiğinde üzerine iki zırh giymiştir.</p><p>Enes den gelen rivayette Buhari&#8217;de ebu Davud da, Mekke&#8217;ye girdiğinde fethettiğinde Mekke&#8217;yi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem başında bir miğfer ile girmiştir.</p><p>Yani sorumluluğu atmak için.</p><p><strong>Bütün bu nakiller gösteriyor ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem esbaba tevessülde esbaba yapışmakta ümmetine örnek olmuştur. Örnekliği ile, emredilen tevekküle dönük emredilen ayetleri kendisi sözleri ile ve yaşantısı ile de ümmetine göstermiştir.</strong></p><p>Başka bir ayette de ;</p><p><a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a><span style="color: #008000;">فَأَجَاءَهَا الْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ النَّخْلَةِ قَالَتْ يَا لَيْتَنِي مِتُّ قَبْلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسْيًا مَّنسِيًّا</span></p><p>Doğum sancısı Meryemi bir hurma ağacına kadar götürdü, ona dayandı o halden o kadar müzdaripdi ki Meryem çünkü kendisi kötü bir şey ile itham ediliyordu hamile kalmasından dolayı. Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim diyor.</p><p>Aşağısından ona şöyle seslenildi;</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">فَنَادَاهَا مِن تَحْتِهَا أَلَّا تَحْزَنِي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا وَهُزِّي إِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا</span></p><p>Meryem üzülme mahzun olma. Tasalanma, rabbin senin alt tarafında bir su arıkı vücuda getirdi. Hurma dalını kendine doğru silk ki üzerine taze hurma dökülsün.</p><p>Şimdi bakıyorsun alt tarafta senin için bir su arıkı yarattı diyor. burada da hurma dalını silkele sana hurmaları dökülsün diyor üzerine. Bazıları hamileliğinin son günlerinde olan bir kadın bu gövdeli ağacı nasıl sallayabilir? Aslında Allah insanların güçlerinin yetemeyeceği sebepler Allah insanların önüne güçlerinin yetemeyeceği sebepler yığmamış yani her sebep illa kolay değildir illa zor da değildir, önüne sadece basit bir gayret ile esbaba tevessülü istiyorum. Dalı tutması böyle bir gayret Meryem aleyhisselam dan aynısını istiyor.</p><p><strong>Allah bu salih kadının kıssası ile esbaba tevessülün basit bir sebep de olsa gerekliliğini anlatıyor.</strong></p><p>Bunu bazen şu ayeti kerime ile biz izah ederiz, rızık bahsinde anlatırken, Allah azze ve celle buyuruyor ki;</p><p><span style="color: #008000;">وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا * وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ</span> <strong>her kim Allah dan korkarsa Allah ona bir çıkar yol verir, çıkar yol gösterir. Onu öyle bir rızıklandırır ki nereden geldiğini bilemez.</strong></p><p>Nereden geldiğini bilemez derken ne kastediliyor? Sanki sebepsiz veriyor öyle mi? Yok bu da değil. Çünkü başta her kim Allah dan korkarsa diyor. ondan korkmayı buna sebep kılıyor.</p><p>Her kim Allah dan korkarsa ona bir çıkar yol verir, gösterir. Ve onu öyle bir rızıklandırır ki nereden geldiğini bilemez. Allah illa bizim önümüze baş edemeyeceğimiz sebepler koymuyor. Sadece esbaba tevessüle meylimizi istiyor.</p><p>Bu meyli de şöyle düşün, bazen kader mevzusunda bizi en şaşkın bırakan meselelerden birisi, Allah istediğini sapıtır, istediğini hidayete götürür, fasıklardan başkasını da sapıtmaz delalete düşürmez derken bizden kendisinden hidayet istememizi emrediyor değil mi? Her halükarda ondan hidayet istememizi, işte bizden böyle bir teşebbüs bekliyor.</p><p>İlla güç yetiremeyeceğimiz taakatımızın fevkinde sebepler yığmamış bizim önümüze. <strong>Tedbirini al sonra tevekkül.</strong></p><p>Muğira bin ebi kurra şöyle naklediyor, ben Enes radıyallahu anhudan işittim diyor,</p><p><span style="color: #008000;">قال رخلو يا رسول الله</span> <strong>birisi geldi Allah Resulüne dedi ki, ey Allah’ın Resulü,</strong></p><p><span style="color: #008000;">أعقلها وأتوكل ، أو أطلقها وأتوكل ؟ </span> <strong>devemi bağlayıp da mı tevekkül edeyim Allah’a yoksa salıvereyim sonra mı tevekkül edeyim?</strong></p><p><span style="color: #008000;">اعقلها وتوكل </span><strong> deveni bağla ve öyle tevekkül et.</strong></p><p><strong>Deveyi bağlamadan tevekkül etmiyorsun. Bağlayacaksın sonra tevekkül edeceksin.</strong></p><p>Bu hadisi şerif Tirmizide en yakın bulabileceğiniz ve şeyh Elbani de buna sahih demiş.</p><p>Rızkın celbi için hareket, tevekkülün gereği. Tevekkülün icabı. Ömer radıyallahu anhudan gelen bir hadisi şerifte ;</p><p><span style="color: #008000;">لو أنكم تتوكلون على الله حقَّ توكُّله</span> eğer siz Allah’a hakkı ile tevekkül etseydiniz, <span style="color: #008000;">لرزقكم كما يرزق الطيرَ : تغدوا خماصًا وتروح بطانًا</span> aynen <strong>kuşlar sabahleyin nasıl aç çıkıyorlar ve akşamleyin geriye tok dönüyorlar, eğer Allah’a hakkı ile tevekkül etseydiniz onlar gibi rızıklandırılırdınız diyor.</strong></p><p>Bu hadisi şerifte bizim anlamamız gereken çok önemli bir örnek.</p><p>Allah azze ve celle rızkını tefekkül ettiği kuş dahi ki bizim de rızkımızı tefekkül etmiştir. Yuvasında rızkının gelmesini beklemiyor. Sabah erkenden aç bir şekilde yuvasından çıkarak rızkını arıyor. Allah azze ve celle o kuşa rızkını lütfederek akşam yuvasına tok olarak dönmesini lütfediyor.</p><p>Müslüman birisi iyi bilmeli ki esbaba tevessülde sebebin meşru olmasına dikkat edilmelidir.</p><p>Zira sebebe tevessülün cevazı sebebin meşruluğa bağlıdır. Bazıları devlet dairelerinde işinin olması için memura rüşvet ödüyor buna sebebe yapışmak diyor, talebe imtihanda hile yapıyor buna sebebe tevessül diyor, bunların hiçbirisinin sebebe yapışma ve tevekkül ile alakası yoktur. Şeriata muhalif işlerdir. Eğer Allah’a hakkı ile tevekkül etseydi meşru olmayan sebebe sarılmazdı.</p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Tevekkül ile tevakül arasıdaki fark;</strong></span></h2><p>İnsanlar tevekkül ile Allah’a güvenme ile kafasına göre tevekkül eder görünme arasındaki farkı ayırt edemiyor.</p><p>Tevekkül ile tevakül arasında, <strong>tevekkül şuana kadar anlattığımız şekli iledir.</strong> <strong>Tevakül ise tevekkül eder görünüm serdedilmesidir.</strong> Daha önce gördüğümüz gibi esbaba tevessül tevekkülün vazgeçilmez vaciplerinden olduğudur. <strong>Esbaba tevessülü terk ederek Allah’a tevekkül ettiği iddia edilmesi Allah’ın dini ile hiçbir alakası yoktur.</strong></p><p><strong>Tevakül bu ümmetin zayıf düşme sebeplerindendir. Evinden çıkmadan yan gelip yatarak rızkını bekliyor. Ya kuş bile bunu yapmıyor.</strong></p><p>Sonra ben Allah’a tevekkül ediyorum diyor.</p><p>İbn Abbas’ın Buhari&#8217;deki Allah Resulünden naklettiği bir hadiste şöyle diyor ;</p><p><span style="color: #008000;">كانوا يحُجُّونَ ولا يتزوَّدونَ ويقولونَ: نحن المتوكِّلون</span> yemen ehli hacca geliyordu, ve yanlarına azık almıyorlardı. Yiyecek içecek bir şeyler almıyorlardı. Sonra da biz Allah’a tevekkül edenleriz diyorlardı.</p><p><span style="color: #008000;">فَإِذَا قَدِمُوا مَكَّةَ</span> Mekke&#8217;ye geldiklerinde de,  <span style="color: #008000;">سَأَلُوا النَّاسَ</span> insanlardan yiyecek istiyorlardı.</p><p><span style="color: #008000;">فأنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى:</span> Allah şu ayeti indirdi,</p><p><span style="color: #008000;"> وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى</span> azık edinin, iyi bilin ki azıkların en hayırlısı takvadır diyor. bu hadisi şerifte bu ayetin inmesine sebep olan vakada gördüğünüz gibi esbaba tevessül tevekküldür. Böyle tevekkül edilir. Ama esbaba tevessül etmeden azığını almadan yola çıkıyorsun sonra da Allah’a tevekkül edenlerdenim diyorsun. Bunun tevekkül ile alakası yoktur.</p><p>Tasavvuf ehlinin miskinliği budur. Yani esbaba tevessül, esbaba yapışmayı terk ederek rabbim beni rızıklandırır, ve bunlar da Allah’ın farklı kullarıymış. En salih kullarıymış gibi düşünülüyor. Hatta imam Gazalinin ihyasına baktığınızda bile bu miskin sünepe dervişlerin tevekkülünü Ebu Bekir&#8217;in tevekkülünden üstün görürler.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Rad 30</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Teğabun 13</p><p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Hud 123</p><p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Enfal 2</p><p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Talak 3</p><p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Nisa 71</p><p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Ali imran 159</p><p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Meryem 23</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-fea2d6e elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="fea2d6e" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-9dcfec7" data-id="9dcfec7" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-f481d58 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="f481d58" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-c26d2c3 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="c26d2c3" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6cd2f6b" data-id="6cd2f6b" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8950365 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8950365" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"> Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff; text-decoration: underline;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevhide-giris/">Tevhide Giriş</a></span></span></p><p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff; text-decoration: underline;" href="https://www.instagram.com/ilmedavetdernegi/">Bizleri Takip Edin</a></span> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul-dersi/">Tevekkül Dersi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8289</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tevekkül</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2021 12:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Said]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[kulluk eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[ebu said hoca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=4404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevekkül Nedir ? Tevekkül Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki&#160;vekl&#160;kökünden türeyen&#160;tevekkül&#160;“birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” mânasına gelir. Birine güvenip dayanan kimseye&#160;mütevekkil, güvenilene&#160;vekîl denir. Kaynak:(TDV) Ebu Said Hocanın Dersi Muhterem Kardeşlerim ! Bu akşamki sohbetimizin mevzusu sadece kabul etmek ile anlaşıldığı zannedilen bir kulluk eylemi olan tevekkül hakkındadır. Bu son...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-2/">Tevekkül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="4404" class="elementor elementor-4404">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-af723b8 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="af723b8" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-cc25247" data-id="cc25247" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b9a43bf elementor-widget elementor-widget-read-more" data-id="b9a43bf" data-element_type="widget" data-widget_type="read-more.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					</div></div></div></div></div></section></div> <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-2/#more-4404" class="more-link elementor-more-link"><span aria-label="Okumaya devam et Tevekkül">Okumaya Devam Et</span></a><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/tevekkul/tevekkul-2/">Tevekkül</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">4404</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tevekkül 2  (Ebu Said Hoca&#8217;nın sesli sohbeti)</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tevekkul-2-ebu-said-hocanin-sesli-sohbeti-yaziya-doken-m-furan/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tevekkul-2-ebu-said-hocanin-sesli-sohbeti-yaziya-doken-m-furan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2015 09:53:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Said]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[ubudiyyet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[allaha kulluk]]></category>
		<category><![CDATA[tevekkül nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ilmedavetdernegi.org/?p=481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünkü sohbetimiz geçen haftaki dersin devamı niteliğindedir. Bunun başlığı ise Tevekkülün Kuran’da Sair İbadet Makamlarıyla Zikredildiği Yerler’ dir. Yani tevekkül tek başına bir kulluk eylemi olduğu gibi daha birçok imandan cüz olan kulluk eylemi ile beraber eyleme dönüştürülürse ancak o ibadet Allah’ın istediği gibi bir ibadet niteliğini taşıyor. Aynen bizim &#160;إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ “...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tevekkul-2-ebu-said-hocanin-sesli-sohbeti-yaziya-doken-m-furan/">Tevekkül 2  (Ebu Said Hoca&#8217;nın sesli sohbeti)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-481"></span>


<p>Bugünkü sohbetimiz geçen haftaki dersin devamı niteliğindedir. Bunun başlığı ise Tevekkülün Kuran’da Sair İbadet Makamlarıyla Zikredildiği Yerler’ dir. Yani tevekkül tek başına bir kulluk eylemi olduğu gibi daha birçok imandan cüz olan kulluk eylemi ile beraber eyleme dönüştürülürse ancak o ibadet Allah’ın istediği gibi bir ibadet niteliğini taşıyor.</p>
<p>Aynen bizim &nbsp;إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ “ Biz sadece Sana ibadet eder ve sadece Sen’den yardım isteriz” ayeti niteliğinde burada Allah’tan yardım isteme ibadet cüzlerinin en çok sorun yaşanan cüzlerinden birisi olması hasebiyle kulluk eyleminden bir cüz olmasına rağmen yardım isteme ayrıca önemine vurgu yaparak, nasıl ki tevekkül fıtri bir ihtiyaç şeklinde tezahür ediyorsa yardım isteme de işte bu ihtiyaç içerisinde o anki muhtaç olduğu şeyi eda edebilmesi için Allah’tan yardım istiane talebinde bulunmasıdır. Tevekkül de böyledir.</p>
<p>Tevekkülün dindeki yerini, faziletini anlayabilmek için tevekkülün beraberinde zikredildiği bu makamları iyi bilmek gerekiyor. Zikredeceğimiz örnekler az olmasına rağmen göreceksiniz ki burada telaffuz ettiğimiz ibadet cüzlerinde tevekkülün ne denli önemi var. Hem de bu örneklerin asıl dediğimiz esaslar üzerinden örneklendirdik. Aslı bu ise tevekkülü de bununla beraber devam etmesi gerekir diyebileceğimiz nitelikler taşır. Binaenaleyh;</p>
<h2><span style="color: #ff9900;">1-Allah’a Kulluk Yani Ubûdiyyet Makamında Tevekkül</span></h2>
<p>“İbadet, insandan düşünce, söz, kasıt ve fiil olarak sudur eden her şey” şeklinde yaptığımız tarifte فَعْبُدْهُ &nbsp;“O’na ibadet et.” ve unutma ki her eyleme dönüştürdüğün cüzde وَتَوَكَّلَ عَلَيْهِ “O’na güvenerek bunu yap”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ</span></p>
<p>O&#8217;na ibadet et ve O&#8217;na güven</p>
<p><strong>Hud Suresi-123</strong></p>
<p>Yani kulluk senden beklenilen fiili bir ibadet eylemidir. O zaman onda başarabilmen için, muvaffak olabilmen için mutlak ona tevekkül etmen gerekiyor. Bunu şu hadisi şerifle hulasalandırabiliriz. Allah Resulü sav, Muaz bin cebele şu duayı dilinden hiç eksik etme:</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">1522 &#8211; حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، قَالَ: سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ مُسْلِمٍ، يَقُولُ: حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحُبُلِيُّ، عَنْ الصُّنَابِحِيّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، أَنَّ رَسُولَ صَلَّى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَخَذَ بِيَدِهِ، وَقَالَ: «يَا مُعَاذُ، وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ، وَاللَّهِ إِنِّي لَأُحِبُّكَ»، فَقَالَ: &#8221; أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ لَا تَدَعَنَّ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةٍ تَقُولُ: اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ، وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ &#8220;، وَأَوْصَى بِذَلِكَ مُعَاذٌ الصُّنَابِحِيَّ، وَأَوْصَى بِهِ الصُّنَابِحِيُّ أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">سنن أبي داود</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">[حكم الألباني] : صحيح</span></p>
<p>O anki önemsenenleri zikrediyor “ Allah’ım seni anabilmem için benden istediğin gibi seni anabilmem için, benden isteğin gibi sana şükredebilmek için ibadetlerimde bana yardım et.”</p>
<p>Bir ibadetin edası için, onun gerçekleştirilebilmesi için insanın mücerred talebi yetmiyor. Orada Allah’tan yardım istemesi gerekiyor. Bu yardımın akabinde de فَعْبُدْهُ “ O’na ibadet et” ve O’na tevekkül et” hangi ibadeti O’na takdim ediyorsan en güzel şekliyle onu eda edebilmen için O’ndan yardım iste ve sonra O’na güven. Sana yardım edeceğine dair bu naslarla sana verdiği güvenceye itimat et. O neyi söz vermişse, senden istediği şeyleri de vereceği şeylerin tahakkuku, gerçekleştirilmesi için birer vesile şart niteliği olarak zikretmişse onları yapman gerekiyor. Onun için “O’na tevekkül ederek kulluk et” çünkü bu da, bu kulluk eyleminin herhangi sair bir cüzüyle müşterektir karindir. İlk zikrettiğimiz esas bu makamlardan birisi Resulü Muhammed sav’a ve müminlere tek makamda bu kulluğu emretmiştir. <span style="color: #000000;">Resulünü muhatab alarak Allah azze ve celle</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ &nbsp;إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا</span></p>
<p>“Rabbinden sana vahyedilene tabi ol. &nbsp;Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”</p>
<p><strong>AHZAB 2</strong></p>
<p>Daha önceki derslerde Allah’dan, ona vahyedilenin (Resulüne vahyedilenin) ne olduğunu anlamıştık. Sen Rabbinden sana vahyedilene tabi ol.</p>
<p>“Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır” yani yaptıklarınızın doğruluğundan, yanlışlığından kastınızın, niyetinizin ne olduğundan haberdardır.</p>
<p>Bazen insanlar birşeyler yapar Allah’ın ondan haberdar olduğunu bilir ama niyetiyle o, meşru olmayan bir vesile edinir. Aynen tevhid derslerinde de zikrettiğimiz gibi Mekkeliler Allah’tan gayrı ilahlar ediniyorlar. Bunlara kulluk takdim ediyorlar. Allah bunları tenkit ediyor.</p>
<p>“Allah’tan gayrı ilah edinerek nedir bu ibadet ettikleriniz.” Allah, onların o işine kendinden gayrı ilah edinme diyor. O ilah edinme şeklini de, kendinden gayrına -o ilah edindiklerine- kulluk olarak yorumluyor. Onlar hemen itiraz ediyorlar.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى</span></p>
<p>“ Biz Allah’a daha yakın olabilmek için yani O’na ulaşmak için bunları aracılar ediniyoruz.” Çünkü o aracı edinme eyleminin adını kulluk olarak Allah zikrediyor.</p>
<p><strong>Zumer 3</strong></p>
<p>Onlar burada niyetlerinin ne olduğunu söylüyor. Öyle de olabilir. Niyet cidden samimi olabilir. Arzuları, kasıtları Allah’a yaklaşmak da olabilir. Ama Allah:</p>
<p>“Siz yerde ve gökte benim bilmediğim birşeyi mi bana öğretiyorsunuz?” veyahut başka bir yerde</p>
<p>“Ben size bunları vesile edinmeniz için bir hüküm indirmedim diyor.” arkasından</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Nisa 81</span></strong></p>
<p>“ Allah’a tevekkül et. Çünkü O,( O’na tevekkül edersen O’nu vekil edinmişsindir. Her işinin vekili O.) kuluna vekil olarak yeter.” Başka bir vekile ihtiyaç duyurmaz katiyetle. Çünkü O’nun bütün isim ve sıfatları kemali serdeder. Bazen biz asli olarak çocuklarımızın eşimizin velayet hakkının üzerimizde olduğu düşünürüz. Yani biz onların velileriyiz. Onların işlerini yürütmede onları korumada azami ihtimamı gösteririz. Ama belli bir yerde insan ne olur? Aciz kalır. Seni koruyamadım edemedim der. İşini yapamadım der. Allah’ı subhanehu ve teala ise hangi sıfatla isimle zikretmişsek bu mutlak kemali serdeder. O’nu vekil edindin mi; başka hiçbir vekile ihtiyaç duyurmaz.</p>
<p>Şimdi ayetin birinci kısmı “Sana Rabbinden indirilene vahyedilene uy diyor.” ikincisi şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır diyor. Üçüncüsü ise Allah’a tevekkül et. O vekil olarak yeter. Hiç başka bir vekile ihtiyaç duyurmaz diyor.</p>
<p>Bu iki ayet, bakıyorsunuz peş peşe öyle şeyler vurguluyor ki; sanki Kuran’ın tümünden özetlenmiş. Ama burada zikredilmesini muvafık görmüş yani burada zikredilmesi gerektiğini uygun görmüş bu gibi ayetleri Kuranın birçok yerinde tekrarlamasına rağmen peşpeşe getirmiş.</p>
<p>Resulu Muhammed(sav)’e, kendisine kulluğu emrettikten sonra-ilk zikrettiğimiz- Rabbinden kendisine vahyedilene ittibayı/uymayı ve sonra Allah’a tevekkkülü emrediyor. Tabi ki “O’na ibadet et ve tevekkül et.” “O’na tevekkül ederek ibadet et” diyor. Tabi ki bu ibadetin vahyî (vahye dayalı) olan herşeyi, Kur’an ile ona indirilenle tanzim edilmiş düzene konulmuştur. Şekil, biçim ve keyfiyet bakımından da ona tabidir. Arkasından kendisine vahyedilene ittibayı sonra Allah’a tevekkülü emrediyor. Tabi ki bu emir Resulu muhatab alıyor doğrudan doğruya ama kıyamete kadar ümmete de hitab ediyor. Neden?</p>
<p>Emir doğrudan Resul’e ise; Resul’e tahsis eden yani bu emirle sadece Resul sorumludur diye bir tahsis yoksa ki bu buna biz usülde “ Resule has olduğuna dair, onu tahsis eden muhassis başka bir delil olmadığı sürece umuma hitab eder.” Yani bütün ümmet Resulun memur olduğu her emre muhatabtır.</p>
<h2><span style="color: #ff9900;">2-Davet Makamında Tevekkül</span></h2>
<p>Yani bir davetçinin tevekkülü… Tabi ki Resuller bu makamda, kendisinden sonraki gelen bütün davetçilerin imamı hükmündedir. Mukteda yani kendisine uyulandır. Kendisi örnek alınandır. Tevbe Suresi’nde diyor ki:</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ</span></p>
<p><strong>Tevbe 129</strong></p>
<p>“Ey Muhammed! Yüz çevirirlerse…” Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki: “Allah bana yeter. O’ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım.” Yani kendisinden başka ilah olmayana ben tevekkül ederim. Başka tevekkül edip güvenilip dayanılacak bir ilah yoktur. Ve akabinde de “O, yüce arşın sahibidir’” diyor.</p>
<p>Bu ayeti ele aldığımızda “Eğer yüz çevirirlerse&#8230;” hemen bu cümleden neyi anlamamız gerekiyor?</p>
<p>Demek ki Resul, onlara birşeyler emrediyor, birşeyleri yasaklıyor, birşeyleri anlatıyor, haber veriyor, birşeye davet ediyor -ki daveti açıktır-. Şüphesiz kendisinin uymakla emrolunduğu vahye dönük şeyler söylüyor.</p>
<p>İşte bu davetinin akabinde فَإِنْ تَوَلَّوْا &nbsp;“ Eğer yüz çevirirlerse …” senin davetine icabet etmezlerse bu anlamı taşır. Bu da mücerred bir yüz çevirme değil. Yani yüzünü bu tarafa çevirerek sergiledikleri bir tavır değil. Senin onlara anlattıklarına inkiyad duymazlar veyahut aynen yapmazlar veyahut senin emrettiğin şeyi yapıyorlar ama kendileri yorumlayarak doğrusu böyledir diye. Veyahut akabinde böyle bir tavır sergilemekten öte… Şimdi şu söz Allah Resulu sav in zamanında o hayattayken kendisine davette muhatab olunan kimselerle karşı karşıya olsaydı orada yüz çevirme mutlak müşahhas olaraktır tezahür ederdi. Ama zamanımızda hiç kimse Resul’ün davet ettiğine yüz çevirdiğini ne sözlü,ne de ima dahi etmez. Herkes O’na tabi olduğunu söyler. Ha bu biraz daha ileri gider. O’na eziyet, işkence ederek ki bütün Resullerin risâletinin tabi seyrinde olan bir şey.</p>
<p>Hatice validemiz r.a, Allah Resulünü -Hira da vahyin ilk gelişinden sonraki hale sebep- hatırlıyorsanız amcasının oğlu Varakanın yanına götürür, Varaka ibn Nevfel’ in yanına nasihat etmesi için. Varaka sonunda “kavmin seni yurdundan çıkaracağında genç olup sana yardım etmeyi isterdim” diyor. “ Kavmim beni çıkaracak mı?” “Her nebinin başına gelen budur” diyor.</p>
<p>Bazen Allah Resulünün zamanında bu yüz çevirme müşahhas somut bir şekilde tezahür ederdi. Bizde çok farklı olabiliyor. Allah’a davette, imana davette belli bir kesimde farklı bir yüz çevirme görülür. Bazen cidden itikadi ve ameli boyutta Kuran ve sünnet çizgisinde hareket eden insanlarda, onlardan yüz çevirme hem de İslam adına Allah adına iman sözüyle gündeme geliyor. Nasıl olur?</p>
<p>Kuran’a, Sünnet’e davette sairlerinin yorumlarına ters düştüğü için. Çünkü Kitap ve Sünnet’ e ittibada müşterektirler. Ama sairlerinin yorumuna ters düştüğü için. Az önceki yüz çevirme şekillerinden birisi olarak zikrettiğim noktaya bakın. Onlar, Kuran’ı, Sünnet’ i vahye ittiba ona tabi olma olduğu gibi ona tabi olma yerine yorumlayarak bir ittiba sergiliyorlar. İşte kitap ve sünnet çizgisi üzerinde bulunan davetçileri kastederek diyorum. Onların doğru olan inanca ters düştüklerini söyleyerek bunlardan yüz çevirme.</p>
<p>Hem de bir kendileri değil başkalarının da yüz çevirmesini, hem de bunların doğru olana ters düştüklerini söyleyerek. Allah, Resulüne diyor ki burada Onlarla karşılacaşacağın yüz çevirme nasıl olursa olsun şunu yaptılar bunu ettiler şöyle yapıyorlar ne yapacağız diye düşüneceğin yerde tek diyeceğin şey فَقُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ “ Allah bana yeter demendir” diyor &nbsp;لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ&nbsp; “Ben O’na güvendim kendisinden başka güvenilecek hiçbir ilah olmayana ben güvendim tevekkül ettim de.” Onların yaptıklarını konuşma değil, önce kendini yanlış düşüncelerin nüfuzundan kurtar. Allah Resulü için bu bir tehlike arz etmezdi. Ne kadar eziyet meşakkat görürse görsün eğer Huneyn harbini okuduysanız Buhariden müslimden gazavat bablarından;</p>
<p>Huneyn harbinde -gelecek orayla da alakalı kısmı var tevekkülün- herkes kaçıyordu. Allah Resulünü bıraktılar. Ve Allah Resulü ne yapacağını biliyordu o an. Orada daha teferruatıyla anlatıldığında göreceksiniz. Kastımız şu, yalnız bırakılmak onu sarsmazdı. Onu endişelendirmez. Bu kadar yüz çevirmeyle karşılaşma ona tesir etmezdi ama biz bunca itilip kakılma yüz çevirmenin muhatabı olarak devamlı bunlarla karşılaşıp gördüğümüz için düşünücez ve zihnimizde olumsuz, bizim Allah’a olan güvenimizi zedeleyecek O’na olan itimadımızı zedeleyecek O’ndan beklenti içerisinde olduğumuz yardımı hakkında şüpheye düşürecek, Ve bizim düşüncelerimize müspet düşünceye nüfuz edip karamsarlık dediğimiz bir vadiye doğru bizi çekecek, bizi soğutadabilir. En kibarcası ne olur?</p>
<p>Biz, bu işi başarıcak kimseler değiliz. Biz kimiz ki bunun başaralım. Kendini aciz görme başlar. Acizlik, insanın fiziken yapamayacakları şeyler değil. Esas acizlik zihninde, yapamayacağı düşüncesinin oturmasıdır. Eğer zihnine o oturursa ondan sonra kendisini bu beladan kurtarması çok zordur.</p>
<p>Düşünün bu denli bir belayı herhalde… Allah’ın yardımlarının en büyüğü nedir?</p>
<p>Bizim korkumuzu düşmanın kalbine koymasıdır. Dünyanın en güçlü silahından daha da üstündür. En güçlü irade sahibi olan bir insanın iradesinden daha güçlüdür bu. Görünmeyen bir silah nasıl geldiği anlaşılmayan bir silah ve 12 den vuruyor. İşte biz bu an Resulden daha çok حَسْبِيَ اللَّهُ demeye muhtacız. Ancak o zihnimizi bulandıracak teşfiş içeren -şüphe içeren-, bize acizliği ilka eden. Tabi ki bu meyanda şeytanının vahyi de olucak. Korku(bölümünde)’da gelicek. İnsanlar sizin için toplandılar Huneyn için deniyor bu “ Onlardan korkun.” Ve şeytan gelip dostlarını korkutacak. Bu düşünceler başlar yani bu şeytanın vahyiyle de gündeme gelir. Çünkü şeytanın insanı korkutması, onun insanın kulağında fısıldaması onu ifsad etmesi yani vahyidir. Eğer birisi bizim zihnimizde gönlümüzde Allah’tan korkmayı değil O’na güvenmeyi değil başkalarından korkutuyorsa, kimi korkma Allah’a itaatte kusurlar oluşturuyorsa Allah’a itaatten alıkoyuyorsa en samimi gördüğümüz bir arkadaşımız da olsa en yakınımız babamız annemiz eşimiz kim olursa olsun bizi Allah’tan gayrından korkmaya götürüyorsa bilin ki o bizim dostumuz değil o an. Ve o, onu kendiliğinden söylemiyor. Belki bize en çok tesir edebileceği bir vesileyi kullanıyor. Bunun için biz حَسْبِيَ اللَّهُ “ Allah bize yeter” demeliyiz. Sonra iyi bilmeliyiz ki O bize yetiyorsa O’nu vekil tayin etmeliyiz her işimize. Bizim işlerimizi düzene koyacak O. Bize yardım edecek O. Bizim dilimize hikmeti koyacak O. Tek başımıza da olsak bütün dünyaya kafa tutmayı bize öğreticektir. Unutma O, yüce arşın sahibidir. Yani herşeyin sahibi olduğu gibi senin de sahibin o yüce arşın sahibi çünkü sen O’nun adına hareket ediyorsun. Burada görüldüğü gibi yüz çevirmeyi biraz daha açan farklı şeyde;</p>
<p>Lokman as ‘ın oğluna nasihatında</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">يَا بُنَيَّ أَقِمِ الصَّلَاةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلَى مَا أَصَابَكَ إِنَّ ذَلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ</span></p>
<p><strong>Lokman 17</strong></p>
<p>“Ey oğulcağızım! Namazı kıl, iyiliği emret kötülükten alıkoy, başına gelenlere de sabret, başına geleceklere de sabret. İşte bu yapacağın iş, azmedilmeye değer işlerdir.”</p>
<p>Şimdi namazı emrediyor. Hemen namazın akabinde de daha küçük çocuğa -Lokmanın çocuğuna, oğluna nasihatleri diyoruz- marufu emret münkerden alıkoy. Yukarıdaki davetin özü bu zaten. İyilikleri emretme kötülüklerden alıkoyma. En üst seviyede;</p>
<p>Tevhidi emretme, marufu emretmedir; şirkten alıkoyma münkerden alıkoymadır.</p>
<p>Sonra وَاصْبِرْ عَلَى مَا أَصَابَكَ “ sana isabet edeceklere, başına geleceklere, gelmişlere sabret”</p>
<p>Bu ne anlama geliyor? Demek ki bu davetin akabinde başa gelecekler vardır. Her çeşidiyle. O zaman sabretmen gerekir.</p>
<p>Sabır, mükellefin -Allah’a karşı sorumlu olan birisinin- sabra ihtiyacı yüzeysel bir ihtiyaç değildir. Yani basitçe bir kelimenin telaffuzu değil. Anlık bir düşünce değil. Sabretmek tedrici, müteselsel şu an sabretmelisin 10 saniye sonra da sabreden olmalısın 20 saniye, 30 saniye, 40 saniye, 1 gün, 10 gün, 1 sene, … sabretme zorundasın. Mükellefin sabra ihtiyacı cidden önemlidir. O zaman sabır denilen haslet duygu burada küçükken nasihat edildiği gibi. Bu duygu cidden iyi beslenmelidir. Bu hasletler Allah’a iman dediğimiz umdenin direkleridir, asıllarıdır. Aynı güçte, aynı kuvvette bunlar desteklenmiş olmalıdır. Hatta öyledir ki sabır her yönüyle ihtiyacımız olan bir şey o ibadete devamlı olmak şimdi burada şunu da anlayabiliriz.</p>
<p>Namazı kıl, marufu emret, münkerden alıkoy, sabret. Ha bu ibadetlerini sabırlı bir şekilde devam ettir. Geçici değil. Ha bunlara sebep hassaten münkerden alıkoyarken, marufu emrederken başına gelebilecek çok şey vardır. Bunlara sabretmen gerekir.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِنَّ ذَلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ</span></p>
<p>“ İşte bu yapacağın iş, azmedilmeye değer işlerdir.” Yaptığın iş basit değil.</p>
<p style="text-align: right;">Yine Kuran-ı Kerim’de bu meyanda, Allah azze ve celle</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ إِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَامِي وَتَذْكِيرِي بِآيَاتِ اللَّهِ فَعَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوا أَمْرَكُمْ وَشُرَكَاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً</span></p>
<p><strong>Yunus 71</strong></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ</span></p>
<p>“Onlara Nuh’un kıssasını da haber ver” oku yani.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ</span></p>
<p>“ O, kavmine şöyle demişti:”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">يَا قَوْمِ إِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَامِي وَتَذْكِيرِي بِآيَاتِ اللَّهِ</span></p>
<p>“ Ey kavmin benim aranızda bulunmam, Allah’ın ayetlerini size hatırlatmam bu kadar ağır geliyorsa”</p>
<p>Şimdi Allah’ın ayetlerinin ağır geldiğini söyleyecek küfredenin dışında bir kimse bulamayız, öyledir. Ama şunu iyi bilmek gerekir ki inananlara da çok ağır geliyor.</p>
<p>Bir ayet okuyorsunuz inkar, ayetin metnine dönük değil. Bir hadis okuyorsunuz Allah Resulü böyle yapmıştır diye inkar, karşı durma, o söze değil.</p>
<p>“ Babalarımız sapık mıydı, bunlar doğruyu bilmiyorlar mı?” diye itiraz böyle oluyor. Böyle ağır geliyor. Geçmişi silivermek ağır geliyor. Onların takdis ettiği şeyleri küçümseme onlara ağır geliyor. Eğer onların Allah katında bir makamları varsa, mevkileri varsa; bu, Allah’ın onlara verdiği değeri gösterir. Ama biz insanlara, Allah’ın verdiği –yarattıklarına verdiği diyelim- değerinin üstünde kimseye değer biçemeyiz. Nuh as ne diyor burada hemen akabinde</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَعَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوا أَمْرَكُمْ وَشُرَكَاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً</span></p>
<p>“ O zaman diyor ben Allah’a tevekkül ederim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanın ne yapacaksanız yapın.”</p>
<p>Hele hele davette Nuh as dan örnek verilmesi cidden manidar. Neden manidardır. Allah Resulü sav’in nübüvveti daveti 23 seneye münhasırdır böyle bir zaman münhasır. Ama Nuh as 950 sene kavmini sadece Allah’a davet etmiştir. Ömrü hakkına bir şey bilmiyoruz. Cidden onlardan çok çekmiştir. Hatta beddua da etmiştir. Nuh tufanı gibi büyük bir belaya düçar olmuşlardır. Ha hanımı da ona isyan etmiştir, oğlu da ona isyan etmiştir. Onlara öyle bir meydan okuyor ki “Eğer benim aranızda bulunmam, size nasihat etmem, Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size bu kadar ağır geliyorsa ben de Allah’a tevekkül ederim, O’na tevekkül ettim” diyor. “Siz aynı düşünceyi paylaşan ortaklarınızla beraber toplanın, ne yapacağınızı kararlaştırın ama dikkat edin yapacağınız iş başınıza dert olmasın. Yapacağınız o iş başınıza dert olmasın. Bundan sonra vereceğiniz hükmü bana uygulayın, bana mühlet te vermeyin acımayın da hiç fırsat da vermeyin.” Çünkü Nuh öyle bir yere güveniyor ki öyle bir makama güveniyor ki O, ona vekil olarak yetiyor. Yukarıdan beri de bu davet makamındaki zikredilen tevekkül kısmında gördüğümüz gibi tevekkül var, Allah’a tevekkül var.</p>
<p>Tevekkülü şöyle diyelim; fıtri ihtiyaçların giderilmesi noktasında yiyeceğimizin, içeceğimizin Allah’ın onları tekeffül ettiğine dair tevekkül etmemiz değil her şeyde O’na tevekkül var. Davetçi de bunu iyi bilmeli. Bu öyle bir makama getirir ki insanı insanlardan çektiklerini, yüz çevirenlerden çektiklerini, Allah’tan başkasına şikâyet ederler mi? Etmemeleri gerekir. Ama bu, tevekkülde muhteşem bir makamı gösterir. Resul de diyor:” Ben bütün şikâyetlerimi Rabbim sana sunuyorum” diyor. Nuh(as) “ Ben O’na tevekkül ettim ne yaparsanız yapın. Ortaklarınız beraber toplanın bir karar verin hem de bana mühlet vermeden benim hakkımdaki o hükmünüzü uygulayın, yapabiliyorsanız.” Bu muhteşem bir kafa tutma. Ama bunu tevekkülle yapıyor. O’nun vekil olarak yeteceğini düşündüğü için ve O yeter, yetti de. Bütün dünyayı öyle ki semanın musluğunu açtı, yeryüzünü doldurana kadar yağdırdı. Haa! Kurtaracaklarını kurtardı.</p>
<h2><span style="color: #ff9900;">3- Hüküm ve Kadâ Makamında Tevekkül</span></h2>
<p>Hüküm vermede ve kadâ makamında tevekkül.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِيهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ</span></p>
<p><strong>سورة الشورى 10</strong></p>
<p>“Ayrılığa düştüğünüz herhangi birşeyde hüküm vermek Allah’a mahsustur.” Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde…</p>
<p>Kişiler anlayışlarına göre bunu, doğruluklarını iddia ederek çakıştırmamalılar. Onun hakkında hüküm vermek Allah’ın yani Resulü’ nündür. İnsanlara bunu anlattıktan sonra, tebliğ ettikten sonra onun husumete dönüşmemesi için bazen haklı olmasına rağmen kişi &#8211;söylediği şeyin Kitap ve Sünnet’le sabit olmasına rağmen- haklı konumunda, herhangi bir sebepten dolayı buna ters düşen birisine, kabul etmediği için, hemen kabul etmediği için (çünkü aceleci davranmış hemen kabul etmesini ister. Tebliğ etmiştir güya. “Tebliğ de ettim ben ona, anlattım ama kabul etmedi” der.) hemen onun hakkında hüküm vererek bunu husumete doğru götürür. Sen önce işte burada “ O, benim Rabbimdir.&nbsp; İşte bu Allah, benim rabbimdir, O’na tevekkül ettim. Ve O’na yöneldim. Ben tebliğ ettim bundan ötesi benim işim değil.”</p>
<p>&#8212;&#8212;41:39&#8212;&#8212;</p>
<p>Sanki onun zorla kabul etmesi için bir baskı oluşturmamız gerektiği düşünülür. Burada anlatmak istediğimiz şey hüküm vermeyin. O sizi ne müspet olarak bir üzüntüye ne de buğzunuzu harekete geçiren bir düşmanlığa dönüşmesin. Resul’de neyi görüyoruz? Müspetteki yoğunlaşmayı. Allah diyor:</p>
<p>“Onlar iman etmiyecekler diye sen kendini mahv mı edeceksin?” diyor. senin yapman gereekn şey sadece tebliğ etmektir. Sen onları zorla baskı yapan bir güç sahibi değilsin. Sana bu görev verilmedi. Ve sen Allah’a tevekkül etmelisin.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">ذَلِكُمُ اللَّهُ رَبِّي عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ</span></p>
<p>“ve ben O’na yönelirim.”</p>
<p>4- Cihad ve Düşmanla Mukatele-Kıtal- Makamında Tevekkül</p>
<p>Burada cihad kelimesine âm(umum), düşmanla kıtal ki bundan bir cüz. İkisini de aynı makamda zikrettik. Sebebi :</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ الْمُؤْمِنِينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ، إِذْ هَمَّتْ طَائِفَتَانِ مِنْكُمْ أَنْ تَفْشَلَا وَاللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ</span></p>
<p><strong>Ali imran 121-122</strong></p>
<p>“ Hani sen sabah erken müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailelerinden ayırmıştın.” Yani nida ettin çağırdın onları evlerinden çıkardın ondan sonra onları savaşta meydandaki mevzilerine, makamlarına yerleştirdin. “ Allah hakkıyla işiten ve bilendir.”</p>
<p>“ O zaman içinizde iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, onların velileriydi.” Yani onların velileri Allah idi dostları. Yardım edecek te Allah’tı. “Ama onlar bozulmaya yüz tuttular. Mü’minler, inanan kimselerse eğer Allah’a tevekkül edip dayanıp güvenirler.” Yani O’na tevekkül ederler. O hal ile tevekkülün tavsiyesi …</p>
<p></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِنْ يَنْصُرْكُمُ اللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَإِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذِي يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ</span></p>
<p><strong>Ali imran 160</strong></p>
<p>“ Allah size yardım ederse; artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakırsa yardım etmezse ondan sonra size kim yardım eder. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül ederler.” Yani orada O’nun yardımına müstehak olmak için O’na tevekkül etmeniz gerekiyor.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَنْ يَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ</span></p>
<p><strong>Maide 11</strong></p>
<p>“ Ey iman edenler Allah’ın size olan nimetini unutmayın.” Bu nimet çok genel anlamda zikrediliyor. Yani “ hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti size saldırmaya Allah onların ellerini sizden çekmişti onların şerrinden sizi korumuştu. Allah’tan korkun” onlardan değil Allah’tan korkun. “Ve Mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül ederler.”</p>
<p>En hülâsalı tevekkülün gündeme gelen şekliyle ki mütevekkillerin imamı olan Allah Resulü sav in hayatında az önceki anlattığım kıssanın özü. Diyor ki Allah azze ve celle Tevbe’de</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللَّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Tevbe 25</span></strong></p>
<p>“Allah size birçok yerde savaş anlarında yardım etti. Hatta Huneyn günü de.” Bu sözdeki içerik şu. Her yerde yardım etti ama hele o Huneyn günü. Çünkü hezimetin en büyüğüydü. Huneyn Mekke’nin fethinden sonra oldu. Mekke de düşünce bütün Araplar “Artık Muhammed’le aramızdaki işi bitirmeliyiz. Ya o ya biz.” Mekke’nin fethiyle adetleri on bine yakındı iki bin daha iltihak etti on iki bin oldular. Araplar toplanmıştı –müşrikler-, hatta kadın çoluk çocuk ne kadar hayvanları mal varlığı varsa hepsini oraya topladılar. Öbür ayette de</p>
<p>“İşte insanlar sizin için toplandılar, sizinle mukatele etmek için onlardan korkun” ayeti de onun için inme.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ</span></p>
<p>“ O gün çokluğunuza güvenmiştiniz. Çokluğunuz çok hoşunuza gitmişti.” Hatta öyleleri dedi ki bizi kimse yenemez artık. On iki bin insan toplanmıştı gelen rakamlarda.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْئًا</span></p>
<p>“ o günkü çokluğunuz sizin çok hoşunuza gitmişti” ama “o kalabalığın size hiçbir faydası olmadı.”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ</span></p>
<p>“Öyle ki sema yukarıdan inmiş yerde yukarı doğru sıkışıyorsa arasında sıkışıp kalmışsınız” diyor. “Öyle bir bunalıma düştünüz.”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ</span></p>
<p>“ Sonra tabanları yağlayıp kaçtınız” diyor.</p>
<p>Hatta birisi diyor ki ben geri dönmek istiyordum ama deveme hakim olamıyordum. Sanki emir almıştı bir yerden kaçıyordu diyor. illa onların mekkeyi fetheden o insanların ki Huneyn harbi Allah Resulünün vafatından kısa bir zaman önce olmuştu. Cidden cidden korkmaları değil bu ders onlara Allah’a değil çokluklarına güvendiklerinden.</p>
<p>Geçen ders hatırlayacaksınız. Orada esbaba tevessül, tevekkülün vaciplerindendir demiştik. Esbaba tevessülü ihmal ederek Allah’a tevekkül şeriata münafi dedik. Esbaba tevessülü değil de ona itimat ederek Allah’a tevekkül şirk tevhide münafidir demiştik. خُذُوا حِذْرَكُمْ (nisa 71) derken tedbirinizi alın adam toplamak harbe gidecek insanın daha çok olmasını istemek sebebe tevessül dimi. Bu meşru ama ona itimat var burada</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ</span></p>
<p>“O gün çokluğunuz hoşunuza gitmişti. Hemen güveni ona yüklediniz.”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْئًا</span></p>
<p>“ Ve o size hiç işe yaramadı” diyor.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ</span></p>
<p>“ Sonra yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar geldi.”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ</span></p>
<p>“ Sonra bozularak kaçtınız yani tabanları yağlayıp gerisin geri kaçtınız.” Diyor.</p>
<p>Ha! ders yerine oturdu.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">ثُمَّ أَنْزَلَ اللَّهُ سَكِينَتَهُ عَلَى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ</span></p>
<p><strong>Tevbe 27</strong></p>
<p>“ Sonra Allah Resulüne ve mü’minlere sekineti indirdi.”</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَأَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا</span></p>
<p>“ Sonra görmediğiniz askerler indirdi diyor.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَعَذَّبَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَذَلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ</span></p>
<p>“ Sonra da o kafirlere böylelike azap etti yani ceza verdi. İşte bu kafirlerin hak ettikleri cezanın kendisidir.” Diyor.</p>
<p>Huneyn’de bununla beraber Allah Resulünden gelen naslar yani Ben Allah’ın Resulu’yüm yalancı değilim, O’na güvendik sözlerinin akabinde Enes’ten gelen bir nakil var hadis baya uzun vakti arapça metniyle harcamamak için</p>
<p>Zühri naklediyor ben Enes’ten duydum diyor (Huneyn harbinde ki olayı):</p>
<p>“Huneyn’ de Mekke’nin fethinden sonra Huneyn harbinden sonra da baya ganimet elde edilmişti. Onlar fey olarak geldiğinde o da bazı kimselere yüz deve şu, elli deve vermeye başlamıştı diyor. Ensardan bazıları “Allah, Resülü’ne mağfiret etsin.” Yani Allah, Resulü’ne mağfiret etsin. “Kılıçlarımızdan onların kanı hala damlıyorken -daha hala kılıçlarımızda kanları kurumadı- Kureyş’e onca mal veriyor o an Müslüman olanlara, bizi unuttu.” Hatta başka nakillerde “ Etrafındaki insanlar kaçarken ‘ Ey Ensar neredesiniz?’ diye buna da dediler ki sıkıştığında ensar diyordu.” Enes dedi ki onların söyledikleri bu sözler Allah Resulü sav’e ulaştı. Allah Resulü bu sözleri işitince Ensara haber yolladı. Onları deriden yapılmış bir çadırda topladı. Ve beraberlerinde onlardan olmayan kimseyi de çağırmadı yani Ensar’dan olmayan kimse gelmesin dedi sadece Ensar gelsin. Ensar bir araya gelince Allah Resulü sav ayağa kalkarak şöyle buyurdu.</p>
<p>“O söylediğiniz sözler bana nakledilen sözler ne oluyor” diyor. Bir rivayette şöyle diyor: ” Siz dalaletteydiniz Allah benimle size hidayet verdi, siz fakirdiniz Allah benimle sizi zengin kıldı, zelildiniz benimle sizi aziz kıldı diyor ve böyle bir çok şey diyor. Ensar’dan ince düşünce sahibi olan fakih olan kimseler “Ey Allah’ın Resulü bizim ileri gelenlerimiz hiçbir şey söylemiş değil.” Yani büyüklerimiz aklı başında olanlar demedi bunu. “Aramızdan yaşı genç bazı kimseler daha imanın gönüllerine oturmadığı kimseler.” Allah, Resulü’ne mağfiret etsin onların kanları kılıçlarımızdan damlıyorken Kureyş’e veriyor da bizi bırakıyor demişler böyle demişler. Bunun üzerine Allah Resulü sav şöyle buyurdu diyor Enes: ‘ Şüphesiz ben küfürden henüz yeni dönmüş yani müellefetul kulub bir takım kimselere kalplerini ısındırma gayesiyle bir şeyler veriyorum. Diğer insanlar mal alıp giderken yani herkes bu haktan payları yani verdiğimiz şeyi alıp gittiler. Sizler evlerinize Allah’ın Resulü ile beraber gitmeye razı olmaz mısınız bu yetmedi mi? Allah’a yemin ederim ki sizin beraberinizde alıp gittiğiniz yani beni götüreceksiniz çünkü sahabe Mekke’nin fethinden sonra Allah Resulünün sık sık özleyerek andığı artık Mekke fethedildikten sonra Medine’ye dönmez orada kalır diye düşünüyorlardı. Allah’a yemin ederim ki sizin beraberinizde alıp gittiğiniz onların beraberlerinde alıp gittiklerinden daha hayırlıdır. Ensar “Ey Allah’ın Resulü biz buna razı olduk deyince” yani susuyorlar. Allah Resulü onlara şunu verdi. Pek yakında ha bundan evvel dediği birkaç söz var daha başka “eğer diyor hicret olmasaydı ben ensar olurdum, bütün insanlık bir tarafa gitse Ensar bir tarafa gitse ben onların gittiği tarafa giderdim” diyor. Ondan sonra diyor ki: “Allah Resulü şöyle dedi pek yakında başkalarının size oldukça ileri derecede tercih edileceklerini göreceksiniz. Allah Resulünün vefatından sonra yaşadıkları. Yani Ebu Said el Hudri gibi sahabenin varlığında bir yerde ne yediği bilinmeyen birisi Medine valisi oldu. Pek yakında başkalarının size oldukça ileri derecede tercih edildiğiniz göreceksiniz Allah’a ve Resulüne kavuşuncaya kadar sabredin ben havuzun başında olacağım.</p>
<p>Enes ra başka bir nakilde “ bazıları sabredemedi diyor” neyi kastediyor. Osman ra nun hilafetinde Ali ra nun hilafetinde çıkan sorunları. Ve bazıları sabredemediler diyor.</p>
<h2><span style="color: #ff9900;">5- Barış Makamında Tevekkül</span></h2>
<p>Barış makamında nasıl tevekkül olur</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَإِنْ جَنَحُوا لِلسَّلْمِ فَاجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</span></p>
<p>Enfal 61</p>
<p>“ Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş.”” Korkma, çekinme eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş.” Hatta Hudeybiye Musalahasın’ da olan olaylarda Mekkelilerle öyle bir anlaşma gerçekleşmişti ki Mekke’den Medineye giden olursa Allah resulü onları geri verecek ama Medine’den onlara giden olursa bunları geri vermeyecekti. Bu görünüşte Müslümanların aleyhine olan bir anlaşma gibi görünüyordu.</p>
<p>“Eğer onları barışa yanaşırlarsa her halükarda sen de ona yanaş ve Allah’a tevekkül et.”</p>
<p>Barış, sulh için bir vesiledir. Sen o vesileyi reddetme katiyetle. Ama ona da güvenmeyeceksin, &nbsp;vesileye. Çünkü bu Allah göstermesin Allah’a şirke kadar götürür. Biz başardık ettik gibi değil.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Allah’a tevekkül et. Çünkü O işiten ve herşeyi bilendir.”</span></p>
<p></p>
<h2><span style="color: #ff9900;">6- İstişare Makamında Tevekkül</span></h2>
<p></p>
<p>İstişare de nasıl tevekkül olur?</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللَّهِ لِنْتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ</span></p>
<p><strong>Ali imran 159</strong></p>
<p>“Hani Allah şöyle dedi: ‘ Senin onlarla yumuşaklığın -Allah azze ve celle buyuruyor- Senin onlarla yumuşaklığın, etrafındakilere yumuşak davranman, halim, merhametli, şefkatli davranman, müsamahakâr davranman bu, Allah’ın sana olan bir rahmeti. Bu senin becerin değil.” Nedir? Öyle olman gerekiyordur. “Eğer sen kaba ve katı kalpli olsaydın etrafında kimse durmaz dağılır giderlerdi. Etrafında kimse durmaz dağılır giderlerdi.” Bu ayetin daha başka derslerde münasebetine göre daha birçok açıklamasını yaptık.</p>
<p>İnsanların, Allah Resulünün etrafından dağılıp gitmeleri İslamdan uzaklaşmaları anlamındadır bizim de böyle. Ama Allah Resulü nün kendisine has bir özelliği katiyetle insanlara öğrettiklerinden dolayı sapıtacak delalate düşecek bir konumda değillerdi. Çünkü Resulün anlattıkları yüzde yüz doğru olan şeylerdi. Biz öyle değiliz bizim anlattıklarımızda biz dahil, insanların İslam’a ters düşmelerine sebep olabiliriz.</p>
<p>“Muhammed eğer sen kaba ve katı kalpli olsaydın” diyor ki bu mümkün değil. Onun üzerinde ona has bir özellik olarak zikredilmiyorsa bize de hitab eder. Etrafında kimse durmaz dağılıp giderlerdi diyor.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْأَمْرِ</span></p>
<p>“Onların yaptıkları hataları bağışla, onları affet. Onlar için Allahtan tevbe ve istiğfar dile ve onlarla işlerini istişare et” diyor. Burada üzerinde duracağımız yer istişarenin önemi değil. Resul vahye muhatab olmasına rağmen hata etse düzeltilebilecek bir imkan varken vahiy geliyor buna rağmen işlerini onlarla istişare et diyor. Yani yapacağın her işe sebep vesile ara. Bu esbaba tevessüldür.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ</span></p>
<p>İstişarenin akabinde ki katiyetle istişare bir meseleyi yüzde yüz hatasız kılmaz. Ama bu bir sebeptir. Bu sebebe tevessül etme zorundasın. Nihayetinde doğruya en yakın olan netice çıkar. Hata yüzde yüz sıfırlanmaz. Ama esbaba tevessül burada, sonra azmettin mi o işi yapmaya nasıl neticeye ulaşmışsa ulaşsın “Ve Allah’a tevekkül et” diyor. İşte bu tevekkül yüzde yüz sıfırlanamayan hatayı dahi velev ki hata da yapılmış olsa Allah onu hayra tebdil edecektir, ha! istediği gibi tebdil edecektir. Bazen bizim hoşumuza gitmeyen bir neticeymiş gibi görülür. Ama O’na tevekkül ettiysen katiyetle kendine vekil tayin ettiğine akabinde hoşuna gitmeyen bir şey de görülse itiraz etmeyeceksin. Onun hayır olduğunu düşüneceksin çünkü O’na güvendin. O, katiyetle senin için şer olabilecek bir şeyi yaratmaz.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ</span></p>
<p>“O işi yapmaya da azmettiğin zaman O’na tevekkül et güven.”</p>
<p>Çünkü sen sebebe tevessül ettin. Ha! biz istişare ettik “Ne olursa olsun” der ona(sebebe) güvenir Allah’a güvenmezse yine az önceki verdiğimiz örnek gibi esbaba tevessül ederek Allah’a tevekkül edeceksin ama esbaba itimat etmeyeceksin güvenin Allah azze ve celleye olacak.</p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #ff9900;">إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ</span></p>
<p>“Şüphesiz Allah kendisine güvenenleri yani tevekkül edenleri sever diyor.” Bu, Allah’ın sevme&nbsp; sebeplerinden, vesilelerden birisidir.</p>


<p><strong>Yazıya döken Mustafa Furan</strong></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tevekkul-2-ebu-said-hocanin-sesli-sohbeti-yaziya-doken-m-furan/">Tevekkül 2  (Ebu Said Hoca&#8217;nın sesli sohbeti)</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tevekkul-2-ebu-said-hocanin-sesli-sohbeti-yaziya-doken-m-furan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">481</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
