<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cihan Elmas -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Apr 2025 09:14:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Cihan Elmas -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Hasta Ziyaretleri İle Alakalı Çok Veciz Bir Tespit</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/hasta-ziyaretleri-ile-alakali-cok-veciz-bir-tespit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2025 09:13:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hasta Ziyaretleri İle Alakalı Çok Veciz Bir Tespit ! / BİR DEMET ÇİÇEK &#8220;Bazı kimseler hasta ziyaretinde hastaya vermek için yanlarında bir demet çiçek getirmeye önem veriyorlar Bazıları çiçek demetinin üzerine acil şifa dileklerini bildiren ifadeler yazıyorlar. Onlara göre bu, hastaya verilecek en iyi şeydir. Bir çok kişi bilmektedir ki bu taklit (hastaya çiçek verme...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/hasta-ziyaretleri-ile-alakali-cok-veciz-bir-tespit/">Hasta Ziyaretleri İle Alakalı Çok Veciz Bir Tespit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Hasta Ziyaretleri İle Alakalı Çok Veciz Bir Tespit ! / BİR DEMET ÇİÇEK</strong></p>



<p>&#8220;Bazı kimseler hasta ziyaretinde hastaya vermek için yanlarında bir demet çiçek getirmeye önem veriyorlar</p>



<p>Bazıları çiçek demetinin üzerine acil şifa dileklerini bildiren ifadeler yazıyorlar. Onlara göre bu, hastaya verilecek en iyi şeydir.</p>



<p>Bir çok kişi bilmektedir ki bu taklit (hastaya çiçek verme adeti) bize Hristiyan ülkelerden gelmiştir halbuki bizim onlara benzememiz yasaklanmıştır Yahudilere ve Hristiyanlara benzemek haramdır.</p>



<p>Böyle kimselerin durumu bir hayli ilginçtir !</p>



<p>Hastaya günahlarından temizlenme, rahmet, mağfiret ve afiyet duasını, kuru ifadelerle ne öne alınabilen ne de geciktirilebilen dileklerle değiştirdiler !</p>



<p>Kur’an ayetlerinden ve Resulullah’ın hadislerinden oluşan meşru rukyeyi, bir veya iki gün sonra solabilen bir demet çiçekle değiştirdiler !</p>



<p>Allah’ım bizi doğru yoluna ilet gazap edilenlerin ve sapanların yoluna değil. Amin.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/hasta-ziyaretleri-ile-alakali-cok-veciz-bir-tespit/">Hasta Ziyaretleri İle Alakalı Çok Veciz Bir Tespit</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12326</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zulmü Başka Zalimle Defetme Fıkhı</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/zulmu-baska-zalimle-defetme-fikhi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2025 09:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12323</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbn Hazm / Endülüs zulüm dönemi ve zalimlerle ilişki meselesi &#8211; bir zulmü başka bir zalimle def etme fıkhı SORU : Sizin bana sormuş olduğunuz sorulardan biri de fitne ile ilgili hususlara ve bazı insanların bazıları hakkında başlarına ne geleceği ile ilgili beklentileri meselesine gelince ; CEVAP : Bu mesele bizim imtihan olduğumuz meselelerden biridir....</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/zulmu-baska-zalimle-defetme-fikhi/">Zulmü Başka Zalimle Defetme Fıkhı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İbn Hazm / Endülüs zulüm dönemi ve zalimlerle ilişki meselesi &#8211; bir zulmü başka bir zalimle def etme fıkhı</strong></p>



<p>SORU : Sizin bana sormuş olduğunuz sorulardan biri de fitne ile ilgili hususlara ve bazı insanların bazıları hakkında başlarına ne geleceği ile ilgili beklentileri meselesine gelince ;</p>



<p>CEVAP : Bu mesele bizim imtihan olduğumuz meselelerden biridir. Bu hususta Allah&#8217;tan selamet niyaz ederiz. Bu fitnenin kötülüğü Allah&#8217;ın korudukları hariç tüm dinleri helak eden bir meseledir. Bu hususla ilgili konuşulacak çok mesele vardır.</p>



<p>Memleketimiz Endülüs’de şehirleri idare eden ya da kaleleri elinde tutan yöneticiler baştan sona Allah&#8217;a savaş açan ve yeryüzünde fesat çıkartan kişilerdir.</p>



<p>Öyle ki onların maiyetinde bulunan Müslümanların mallarına nasıl baskın yaptıklarını apaçık bir şekilde görüyorsunuz.</p>



<p>Müslümanların malları onlara zarar verenlerin emri altında, Müslümanların yetkileri kendilerini yok eden eşkıya ordularının elindedir. O ordular Müslümanların sırtına ağır vergiler yüklemiş, Müslümanlardan vergi almak için onların yollarına Yahudileri koyarak Müslümanlara musallat etmişlerdir.</p>



<p>Bunu yaparken de haramları mubah kılmayan delilleri hüccet olarak kullanmışlardır. Onların amacı kendi emir ve yasaklarının icra edilmesini daimi kılmaktır.</p>



<p>Siz yanılgıya düşmeyin ve bu hususta fasıklar sizi aldatmasın. Onlar fıkha hile karıştıran ve kalpleri canavar olduğu halde koyun postuna bürünmüş, şer ehlinin şerlerini süslü gösteren, o şer ehline fıskları konusunda destek çıkan tiplerdir.</p>



<p>Bizim için tek kurtuluş yolu, dillere tek bir cümleyi pelesenk etmektir. O da iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak ve onların tümünü zemmetmektir.</p>



<p>Bizden her kim bunu yapmaktan aciz kalırsa umuyorum ki o kişi nefsinden korktuğu için ve kendini koruma amaçlı bunu yapıyordur.</p>



<p>Bunun nasıl olacağını da bilmiyorum. Eğer Onların çirkinliklerini her müslüman kalbiyle bile çirkin görseydi Müslümanlar mağlup olmazdı.</p>



<p>Nitekim sahih olarak gelen hadiste Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyuruyor :<br>“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin, eliyle değiştirmeye gücü yetmezse dili de değiştirsin, diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin ! ki bu da imanın en zayıf derecesidir.”</p>



<p>Ey Allah&#8217;ın merhametine nail olası kardeş ! Şunu bil ki dinde fitneden daha şiddetli olan bir azap yoktur. Bu hususta Allah şöyle buyurur<br>“Fitne adam öldürmekten daha kötüdür”</p>



<p>Kendini koruma amaçlı iyiliği emretmekten ve kötülüğü nehyetmekten aciz kalan kişiden maksat; kişinin zalime eliyle ve diliyle yardımcı olmaması, o zalimin yaptıklarını ona süslü göstermemesi ve şerrini tasvip etmemesi, sessiz kalmasının sebebinin sadece can güvenliği olmasıdır.</p>



<p><em>Canı hakkında eman içinde olan kişi niyeti ve diliyle zalimlere karşı çıkmalıdır. Eğer bir Müslüman bir ihtiyaca binaen, zaruretten ya da kendisinden veya başkasından bir zulmü def etmek için, ya da izhar edilmesi gereken bir hakkı izhar etmek için, ya da zulmü başka bir zalimle savmak için, ya da geçmişteki bir meseleyi tasdik etmek için, ya da karşılaştığı sıkıntıların giderilmesini talep etmek için, ya da Allah&#8217;ın dilediği bazı işler için onlardan (zalimlerden) birinin meclisine gitmek zorunda kalırsa o zaman bu kişi o zalime yapmış olduğu zulmü güzel göstermemeli, ona yardım etmemeli, caiz olmayan işlerde onu övmemelidir.</em></p>



<p>Eğer imkan varsa ona nasihatte bulunmalı, imkan yoksa da onun günahlarından birini tasvip etmeksizin niçin geldiğini izhar etmelidir.</p>



<p>Aksi takdirde bu kişi de o zalim gibi olur !</p>



<p>Nitekim Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır “Zulmedenlere meyletmeyin yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah&#8217;tan başka dostunuz yoktur, sonra size yardım da olunmaz” Hud 113</p>



<p>İbn Hazm / et-Telhis li-Vücuhi&#8217;t-Tahlis</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/zulmu-baska-zalimle-defetme-fikhi/">Zulmü Başka Zalimle Defetme Fıkhı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12323</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Abdest Azalarını Üç Defadan Fazla Yıkamak Yasak Mıdır?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/abdest-azalarini-uc-defadan-fazla-yikamak-yasak-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2025 09:01:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdest azalarını üç defadan fazla yıkamanın yasak olduğunun ispatı Sahih hadislerde haber verildiği üzere Rasulullah (s.a.v) abdest azalarının birer defa (Buhari 156) ikişer defa (Buhari 157) veya üçer defa (Muslim 230) yıkardı. Sahih hadisler bu konuda tenavvuat (çeşitlilik) olduğunu Rasulullah (s.a.v) ameli ile ispat edilmektedir. Zira hepsi sahih hadislerle sabittir. Abdest azalarının yıkanmasında asıl olan...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/abdest-azalarini-uc-defadan-fazla-yikamak-yasak-midir/">Abdest Azalarını Üç Defadan Fazla Yıkamak Yasak Mıdır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Abdest azalarını üç defadan fazla yıkamanın yasak olduğunun ispatı</strong></p>



<p><em>Sahih hadislerde haber verildiği üzere Rasulullah (s.a.v) abdest azalarının birer defa (Buhari 156) ikişer defa (Buhari 157) veya üçer defa (Muslim 230) yıkardı.</em></p>



<p>Sahih hadisler bu konuda tenavvuat (çeşitlilik) olduğunu Rasulullah (s.a.v) ameli ile ispat edilmektedir. Zira hepsi sahih hadislerle sabittir.</p>



<p>Abdest azalarının yıkanmasında asıl olan ise birer defa dahi yıkanmış olsa, yıkanacak uzvun tam olarak yıkanması ve kuru bir yerin kalmamasıdır.</p>



<p><strong>Abdest azalarında aşırıya giderek uzuvları üç defadan fazla yıkamaya gelince, bu caiz değildir. Rasulullah (s.a.v) bunu yasaklamıştır.</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ قَالَ: جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْأَلُهُ عَنِ الْوُضُوءِ؟ فَأَرَاهُ ثَلَاثًا، ثَلَاثًا قَالَ: &#8221; هَذَا الْوُضُوءُ ‌فَمَنْ ‌زَادَ ‌عَلَى ‌هَذَا ‌فَقَدْ ‌أَسَاءَ، ‌وَتَعَدَّى، وَظَلَمَ</p>



<p>Amr ibn Şuayb babasından, o da dedesinden naklederek dedi ki :</p>



<p><em>“Bir bedevi Rasulullah (s.a.v) gelerek ‘<strong>Abdest nasıl alınır</strong>’ diye sordu. Rasulullah (s.a.v) abdest azalarını üçer defa yıkayarak abdestin nasıl alınacağını gösterdi ve “Abdest böylece alınır, kim bu yaptığından fazlasını yapmaya kalkarsa kötülük işlemiş, aşırı gitmiş, zulmetmiş olur.” dedi. (Nesei / Sunenu’l Kubra 89. Şeyh Elbani tashih etmiştir.)</em></p>



<p>Soru : Şayet uzuvlarımız üç defa yıkama ile temizlenmeyecek durumda ise ne yapmamız gerekir. ?</p>



<p>Cevap : Abdest uzuvlarını abdest alırken üç defadan fazla yıkamak yasaklanmıştır. Bu sebeple gerekirse abdestten önce genel bir temizlik yapılmalı sonra abdeste başlanmalıdır. Allahu A’lem.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/abdest-azalarini-uc-defadan-fazla-yikamak-yasak-midir/">Abdest Azalarını Üç Defadan Fazla Yıkamak Yasak Mıdır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12320</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Güneş Doğduktan Sonra Sabah Namazının Sünneti Kılınabilir Mi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/gunes-dogduktan-sonra-sabah-namazinin-sunneti-kilinabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 12:17:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabah namazının sünnetinin güneşin doğuşundan sonra kılına bilineceğinin delilleri: Sabah namazının sünnetinin güneşin doğuşundan sonra kılınmasına dair delilleri zikretmeden önce, her namazın bir vakti olduğunu beyan eden ayeti kerimeyi hatırlayalım. Rabbimiz ayeti kerimede Her Namazın Kendine Ait Bir Vakti Vardır ‫‫اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً &#8220;Şüphesiz ki namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/gunes-dogduktan-sonra-sabah-namazinin-sunneti-kilinabilir-mi/">Güneş Doğduktan Sonra Sabah Namazının Sünneti Kılınabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Sabah namazının sünnetinin güneşin doğuşundan sonra kılına bilineceğinin delilleri:</strong></p>



<p>Sabah namazının sünnetinin güneşin doğuşundan sonra kılınmasına dair delilleri zikretmeden önce, her namazın bir vakti olduğunu beyan eden ayeti kerimeyi hatırlayalım. Rabbimiz ayeti kerimede</p>



<p>Her Namazın Kendine Ait Bir Vakti Vardır</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ كِتَاباً مَوْقُوتاً</p>



<p>&#8220;Şüphesiz ki namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.&#8221; (Nisa 103)</p>



<p>Ancak her namazın vakti olmasına rağmen kişinin kılması gereken bir namazı unutması veya gayr-ı ihtiyari olarak uyuması sebebiyle kaçırdığı bir namaz olması mümkündür. Uyuyan veya unutana gelince kalem ondan kaldırılmıştır. Aişe (rh) rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır.</p>



<p>Kalem Üç Kişiden Kaldırıldı</p>



<ol start="2" class="wp-block-list"></ol>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫رُفِعَ ‌الْقَلَمُ ‌عَنْ ‌ثَلَاثَةٍ عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ، وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ، وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ</p>



<p>“Kalem üç kişiden kaldırılmıştır. Uyuyan kişiden uyanıncaya kadar, çocuk ihtilam olana kadar ve mecnun kişi aklı gelene kadar” Ebu Davud 4403</p>



<p>Kılması Gereken Namazı Unutan ve Uyuduğu İçin Namazın Vaktini Kaçıran Kişi ne Yapar ?</p>



<ol start="3" class="wp-block-list"></ol>



<p>Bir diğer hadisi şerifte ise unutan veya uyuyan kişinin uyandığı veya hatırladığı zaman namazını kılması emredilmektedir.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫من ‌نَسِيَ ‌صَلَاةً ‌فَلْيُصَلِّ ‌إِذَا ‌ذَكَرَهَا، لَا كَفَّارَةَ لَهَا إِلَّا ذَلِكَ:</p>



<p>“<strong>Her kim kılması gereken bir namazı unutursa hatırladığı zaman hemen onu kılsın. Bunun ondan başka bir kefareti yoktur.</strong>” (Buhari 572)</p>



<p>Yine bir hadisi şerifte Rasulullah (s.a.v.)</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫فمن نام عن صلاة فليصلها إذا استيقظ، ومن نسي صلاة فليصل إذا ذكر</p>



<p>“Her kim namazdan uyuya kalırsa (uyuduğu için kılamamış olursa) uyandığına kılsın. Unutursa hatırladığında kılsın.” Buyurmuştur. (Ebu Ya’la Musned 1/ 58- Şeyh Elbani / Sahiha 396)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Rasulullah (s.a.v) Sabah Namazını Namazı Güneşin Doğuşundan Sonra Kıldığının Delili</h2>



<p>Rasulullah (s.a.v) Ashabı ile Beraber Yolculuk Esnasında Sabah Namazını Vakti Uyuduğu İçin Namazı Güneşin Doğuşundan Sonra Kıldıklarının Delili</p>



<p>Resûlullah (s.a.v) Hayber gazasından döndüğü vakit bir gece yürümüş nihayet uyku basarak istirahat vermiş ve Bilâl&#8217;e :<br>‘Sen bizim için geceyi gözet’ buyurmuştu. Bilâl, kendisine takdir edildiği kadar nafile namaz kılmış, Resûlullah (s.a.v) ile ashabı uyumuşlar. Sabah yaklaşınca Bilâl fecrin doğacağı tarafa doğ­ru dönerek hayvanına dayanmış ve hayvanına dayalı olduğu hâlde uyuya kalmış.</p>



<p>Tâ güneş yüzlerine vuruncaya kadar ne Resûlullah (s.a.v) ne Bilâl, ne de sahâbeden hiçbiri uyanmamışlar. Netice­de ilk uyanan Resûlullah (s.a.v) olmuş.<br>Ve: ‘ Ey Bilal!’ diye seslenmiş. Bilâl: ‘Anam babam sana feda olsun Yâ Resûlâllah! Senin nefsini tutan Allah; benim de nefsimi de tuttu’ dedi.</p>



<p>Resûlüllah (s.a.v) : ‘Develeri çekin!’ emrini verdi. Ashâb, biraz develerini çekerek ilerlediler. Sonra Rasulullah (s.a.v) abdest aldı ve Bilâl&#8217;e namaz için kamet getirmesini emretti. Müteakiben ashabına sabah namazını kıldırdı. Namazı kaza edince şöyle buyurmuşlar: ‘<strong>Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman kılsın! Çünkü Allah, ‘Beni zikretmek için namaz kıl’ buyurdu demiştir.</strong> (Muslim / Mescid 680)</p>



<p><strong>Kılınmamış Olan Sabah Namazının Sünnetinin de Sabah Güneşin Doğuşundan Sonra Kılınabileceğinin Delili</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ لَمْ يُصَلِّ رَكْعَتَيِ الفَجْرِ فَلْيُصَلِّهِمَا بَعْدَ مَا تَطْلُعُ الشَّمْسُ</p>



<p>Ebu Hureyre (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır : <strong>“Her kim sabah namazının iki rekatını kılmamış ise güneş doğduktan sonra onu kılsın.” (Tirmizi 423 Sahih)</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫عَنْ ‌قَيْسِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ: «رَأَى رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلًا يُصَلِّي بَعْدَ صَلَاةِ الصُّبْحِ رَكْعَتَيْنِ، فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَلَاةُ الصُّبْحِ رَكْعَتَانِ، فَقَالَ الرَّجُلُ: إِنِّي لَمْ ‌أَكُنْ ‌صَلَّيْتُ ‌الرَّكْعَتَيْنِ ‌اللَّتَيْنِ قَبْلَهُمَا، ‫فَصَلَّيْتُهُمَا الْآنَ، فَسَكَتَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</p>



<p>…Kays b. Amr&#8217;den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.) sabah namazından sonra iki rekat (namaz) kılmakta olan bir adam gördü. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v), &#8220;Sabah namazı iki rekattır&#8221; buyurdu. Adam: Ben iki rekat (farz)dan önceki iki rekat (sünnet)i kılmamıştım, şimdi onları kılıyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.) sukut etti.”</p>



<p>Ebu Davud’un şarihlerinden olan Hattâbî&#8217;nin beyânına göre farz namazından önce kılınması gereken iki rekatı kaçıran kişinin, güneş doğmadan önce bu iki rekatı kılması gerektiği ve sabah namazından sonra güneş doğana kadar namaz kılmanın yasak olmasının, kişinin kendi başına başlatıp bitireceği bir nafile namaz için geçerli olduğudur; bu durum, sebebe dayalı bir namaz için geçerli değildir.</p>



<p>İnsanlar, sabah namazının iki rekatını kaza etme zamanı konusunda farklı görüşlere sahiptir. İbn Ömer&#8217;den şöyle rivayet edilmiştir: &#8216;Onu sabah namazından sonra kılmalıdır.&#8217; Ataa, Taavus ve İbn Cerîc de bu görüştedir.<br>Görüldüğü üzere kişi uykusundan geç uyanır ve sabah namazının önce farzını kılması gerekirse, sabahın sünnetini farzından sonra, güneş doğmadan önce kılabilir.</p>



<p>Veya güneşin doğup kerahat vaktinin çıkmasından sonraya bırakabilir.</p>



<p>Allah en doğrusunu bilendir.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/gunes-dogduktan-sonra-sabah-namazinin-sunneti-kilinabilir-mi/">Güneş Doğduktan Sonra Sabah Namazının Sünneti Kılınabilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12317</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kadınlarla Erkeklerin Namaz Kılma Şekli Farklı mı?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/kadinlarla-erkeklerin-namaz-kilma-sekli-farkli-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 09:40:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Kadınlarla Erkeklerin Namaz Kılma Şekli Farklı mı? Cevap : Öncelikle yaşadığımız toplumda ve daha sonra bir çok İslam beldesindeki insanlar, her ibadette olduğu gibi namaz ibadetinde de vahyin öğretisini kenara bırakarak, mezhebe bina edilmiş bir din yaşamaktadırlar. Namazın keyfiyetini, namazı bozan halleri ve buna mutallık bir çok meseleyi Rasulullah (s.a.v)’den değil, toplumdan veya atalarından...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/kadinlarla-erkeklerin-namaz-kilma-sekli-farkli-mi/">Kadınlarla Erkeklerin Namaz Kılma Şekli Farklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Soru: <strong>Kadınlarla Erkeklerin Namaz Kılma Şekli Farklı mı?</strong></p>



<p>Cevap : Öncelikle yaşadığımız toplumda ve daha sonra bir çok İslam beldesindeki insanlar, her ibadette olduğu gibi namaz ibadetinde de vahyin öğretisini kenara bırakarak, mezhebe bina edilmiş bir din yaşamaktadırlar. Namazın keyfiyetini, namazı bozan halleri ve buna mutallık bir çok meseleyi Rasulullah (s.a.v)’den değil, toplumdan veya atalarından duyarak tatbik etmektedirler.</p>



<p>Bu öğretinin bir sonucu olarak da kadınlarla erkeklerin namazlarının birbirinden farklı olduğunu iddia etmektedirler.</p>



<p><strong>Bizler Müslüman erkek ve Müslüman kadınların namazları arasında hiçbir fark yoktur demiyoruz!</strong></p>



<p>Ancak var olan farkı belirleme hakkı sadece Rasulullah (s.a.v)’a aittir diyoruz.</p>



<p><em>Mesela erkekler kendilerine imam olan kişinin hatasını<br>-subhanallah- diyerek düzeltirler. Kadınlar ise kendilerine imam olan kişinin hatasını fark etmesi için el çırparlar. Bu farkı bize öğreten vahiydir.</em></p>



<p>Ancak kadınların namazdaki ruku halleri, ellerini bağladıkları yerin farklı olması, teşehhüd oturuşu vb yerlerde farklılıklar iddia etmek için ancak sarih ve sahih bir nassa ihtiyaç vardır.</p>



<p>Kadın ve erkeğin namazlarının esaslarında hiçbir fark olmadığını bizlere haber veren nassa gelecek olursak bu meselenin delili Rasulullah (s.a.v)’a ilim talep etmek üzere gelen Abdulkays heyetinin kıssasında mevcuttur.</p>



<p class="has-text-align-left">Onlar Rasulullah (s.a.v) geldiklerinde niyetlerini şöyle dile getirmişlerdir :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫فحدِّثنا بأمرٍ إن عمِلنا بِهِ دخلنا الجنَّةَ، ونَدعو بِهِ مَن وراءَنا‫</p>



<p>“Bizlere kendisi ile cennete gireceğimiz ve geride bıraktıklarımızı da kendisine davet edeceğimiz işleri öğret” Bu hadis açıkça göstermektedir ki gelen kafilenin arkasında bıraktıkları arasında eşleri, anneler, veya kızları gibi kadınlar da vardır. Bu heyetin içerisinde bulunanlardan biri de Malik ibn Huveyris (r.a) idi. O, Rasulullah(s.a.v)’ın şöyle buyurduğunu haber vermektedir.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫صَلُّوا ‌كَمَا ‌رَأَيْتُمُونِي ‌أُصَلِّي‫</p>



<p><strong>“Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz o şekilde namaz kılın” (Buhari 631)</strong></p>



<p>Bu ifade umumdur. Erkeklerin ve kadınların tamamına şamildir. Aralarında bir fark olmadığının delilidir.</p>



<p>Binaenaleyh &#8211; kadınlar namazda erkeklerden farklı olarak şöyle yapmalıdır &#8211; demek için, ancak o farkı anlatan sahih bir nass olması gerekmektedir.</p>



<p>Yine bu hadisi şerifin dışında, tabiinin büyüklerinden, Ebu Hanife’nin de hocalarından sayılan ve hatta Hanefi mezhebinin temel kaidelerinin kendisinden alındığı ifade edilen büyük alim İbrahim en-Nehai (rhm) şöyle söylemektedir :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫تفعل المراة في الصلاة كما يفعل الرجل</p>



<p><strong>“Kadın, namaz kılarken erkeğin yaptığı / kıldığı gibi yapar.” (İbn Ebi Şeybe / Musannef 1/75 İsnadı Sahihtir.)</strong></p>



<p>İmam Buhari ise Tarihu’s Sagir (s. 90) isimli eserinde sahih bir sened ile Ummu Derda (rh) hakkında şunu nakleder :</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫وكانت أم الدرداء تجلس في صلاتها جلسة الرجل، وكانت فقيهة</p>



<p>“Ummu Derda (rh) namazında erkeğin oturduğu gibi otururdu ve o bir fakihe idi.”</p>



<p>Binaenaleyh kadınlarda namazlarının kıyamlarında, rukularında, secdelerinde, teşehhüdlerinde ve nassın ayırmadığı her yerde erkeklerin yaptığı, daha doğru bir ifade ile Rasulullah (s.a.v)&#8217;ın yaptığı gibi yapmakla memurdurlar.</p>



<p>Zira Rasulullah&#8217;ın (s.a.v) eşleri, Rasulullah (s.a.v)&#8217;dan farklı bir namaz kılmıyorlardır. Rasululullah (s.a.v) ümmetine ne öğretti ise eşlerine de aynı şeyleri öğretiyordur.</p>



<p></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/kadinlarla-erkeklerin-namaz-kilma-sekli-farkli-mi/">Kadınlarla Erkeklerin Namaz Kılma Şekli Farklı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12315</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Tekfircilerin Muhataplarını Korkaklıkla İtham Etmeleri</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/tekfircilerin-muhataplarini-korkaklikla-itham-etmeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 09:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12312</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tekfircilerin muhataplarını korkaklıkla itham etmeleri selefleri olan haricilerden aldıkları ahlaktan/menhecden kaynaklanmaktadır. İmran bin Hudayr anlatıyor: Ebu Miclez ’e, (Tabiin alimlerinin büyüklerindendir) Beni Amr bin Sedûs kabilesinden bazı kişiler (diğer bir rivayette ise bazı İbâdîler) geldi ve ona şöyle sordular: “Allah’ın şu kavl hak mıdır?: ‘Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.’ (Mâide 5/44)”...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/tekfircilerin-muhataplarini-korkaklikla-itham-etmeleri/">Tekfircilerin Muhataplarını Korkaklıkla İtham Etmeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Tekfircilerin muhataplarını korkaklıkla itham etmeleri selefleri olan haricilerden aldıkları ahlaktan/menhecden kaynaklanmaktadır.</strong></p>



<p>İmran bin Hudayr anlatıyor:</p>



<p>Ebu Miclez ’e, (Tabiin alimlerinin büyüklerindendir) Beni Amr bin Sedûs kabilesinden bazı kişiler (diğer bir rivayette ise bazı İbâdîler) geldi ve ona şöyle sordular:</p>



<p>“Allah’ın şu kavl hak mıdır?:</p>



<p>‘Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.’ (Mâide 5/44)”</p>



<p>Ebu Miclez: “Evet, haktır.” dedi.</p>



<p>Onlar tekrar sordular: “Peki, şu kavli haktır mı?:</p>



<p>‘Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.’ (Mâide 5/45)”</p>



<p>Ebu Miclez yine “Evet, haktır.” diye cevap verdi.</p>



<p>Onlar yine sordular:</p>



<p>“Peki, şu söz haktır mı?:</p>



<p>‘Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir.’ (Mâide 5/47)”</p>



<p>Ebu Miclez “Evet, haktır.” dedi.</p>



<p>Bunun üzerine o kişiler:</p>



<p>“Ey Ebu Mücliz! Onlar (idareciler) Allah&#8217;ın hükümlerle hükmediyorlar mı? ” diye sordular.</p>



<p>Ebu Miclez şöyle cevap verdi:</p>



<p>“Bu, onların dinidir; bu inanç üzere yaşarlar, bu hükümleri kabul ederler ve insanları da ona çağırırlar. Eğer onlardan bir şey terk ederlerse, günaha isabet ettiklerini bilirler.”</p>



<p>Fakat o kişiler:</p>



<p><strong>“Hayır, vallahi! Ama sen (onları tekfir etmekten) korkuyorsun !” dediler.</strong></p>



<p>Bunun üzerine Ebu Miclez onlara şöyle dedi:</p>



<p><strong>“Hayır ! Bilakis siz korkmaya benden daha layıksınız ! Ben böyle bir görüşte değilim ama siz bu görüştesiniz ve bundan imtina etmiyorsunuz. Oysa bu ayetler Yahudiler, Hristiyanlar ve müşrikler hakkında inmiştir.”</strong></p>



<p>İmam Taberi / Tefsir Maide 44 İsnadı Sahihtir.</p>



<p>Görüldüğü üzere İbadiye fırkasından olan bu <strong>hariciler, selef imamlarını idarcileri tekfire zorluyorlar, kendilerinin tekfir ettiklerini tekfir etmeyenleri de korkaklıkla itham ediyorlar.</strong></p>



<p>Oysaki Ebu Miclezi ihtiyatlı kılan ilmi, haricileri cesaretli kılan cehaletleri idi.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/tekfircilerin-muhataplarini-korkaklikla-itham-etmeleri/">Tekfircilerin Muhataplarını Korkaklıkla İtham Etmeleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12312</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Muhammed İbn Abdulvehhab (rhm) ve Muayyen Tekfir Meselesi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/muhammed-ibn-abdulvehhab-rhm-ve-muayyen-tekfir-meselesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Apr 2025 08:48:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhammed ibn Abdulvehhab (rhm)&#8217;a akidesinin sorulması üzerine te&#8217;lif ettiği bir kitabı vardır. Bu kitaba رسالة إلى أهل القصيم لما سألوه عن عقيدته yani &#8220;Kendisine Akidesini Sorduklarında Kasim Bölgesi Halkına Yazdığı Risale&#8221; ismini vermiştir. Adından da anlaşıldığı üzere risale bir akide beyanıdır. Kitabın içerisinde akideye taaluk eden bir çok bahis vardır. Kitabın son kısımlarında ise M....</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/muhammed-ibn-abdulvehhab-rhm-ve-muayyen-tekfir-meselesi/">Muhammed İbn Abdulvehhab (rhm) ve Muayyen Tekfir Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Muhammed ibn Abdulvehhab (rhm)&#8217;a akidesinin sorulması üzerine te&#8217;lif ettiği bir kitabı vardır.</p>



<p>Bu kitaba رسالة إلى أهل القصيم لما سألوه عن عقيدته yani &#8220;Kendisine Akidesini Sorduklarında Kasim Bölgesi Halkına Yazdığı Risale&#8221; ismini vermiştir.</p>



<p>Adından da anlaşıldığı üzere risale bir akide beyanıdır.</p>



<p>Kitabın içerisinde akideye taaluk eden bir çok bahis vardır.</p>



<p>Kitabın son kısımlarında ise M. İbn Abdulvehhab, kendisine yapılan iftiraları gündeme getirmektedir.</p>



<p>Muhammed ibn Abdulvehhab (rhm) derki : <em>&#8220;<strong>Benim tevessül edenleri tekfir ettiğimi, el-el-Bûsirî&#8217;yi, İbnu&#8217;l Farıd ve İbn Arabi&#8217;yi tekfir ettiğimi iddia ediyorlar. Bu büyük bir yalandır.</strong>&#8220;</em></p>



<p>Bu eserin şarihlerinden biri olan Şeyh Fevzan (rhm) ise Şeyh&#8217;in sözlerinin altında şunları söylemektedir :</p>



<p><em>el-Bûsirî&#8217;ye gelince ; Bu mesele muayyen tekfir meselesidir. <strong>Şeyhe gelince o muayyen tekfiri caiz görmezdi.</strong> Busayri&#8217;ye gelince kelamı küfürdür.</em></p>



<p><em>Yine er-Burde isimli kasidesi küfürdür. <strong>Ancak şahsa gelince hüccetin tebliğ edilmemiş olması veya kendisinin tevil sahibi olması ve kendisine hüccet ikamesi yapılmadan tekfir edilmez.</strong></em> Aynı şekilde Şeyh, onun son halini bilmiyordu.&#8221;</p>



<p>İbnu&#8217;l Farıd ve İbn Arabi&#8217;ye gelince Şeyh Fevzan şöyle demektedir:</p>



<p><em>&#8220;İbnu&#8217;l Farıd Vahdeti&#8217; Vucut saihibi, Manzumetu&#8217;t Taiyye&#8217;nin sahibidir. Bu manzumede ilhad ve küfür vardır. <strong>Ancak Muhammed İbn Abdulvehhab bu manzumenin sahibini tekfir etmiyordu.</strong></em></p>



<p><em>Çünkü Şeyh, İbnu&#8217;l Farıd&#8217;ın hangi hal üzere öldüğünü bilmiyordu. Yine Şeyh, ona hüccetin tebliğ edilip edilmediğini de bilmiyordu.</em></p>



<p>Ve şöyle diyordu : <em>O manzumenin içerisinde ilhad ve küfür vardır. Ancak sahibine gelince onda (kafir demiyor) duruyordu.</em></p>



<p>İşte bu Ehli Sünnet Ve&#8217;l Cemaatin Mezhebidir.</p>



<p><strong>Ehli sünnet, Rasulullah (s.a.v)&#8217;ın şahitlik ettikleri müstesna hiç kimsenin cennetlik veya cehennemlik olduğuna hükmetmez</strong>.&#8221;</p>



<p><strong>İbn Arabi ise meşhurdur. Vahdeti Vucud itikadının imamıdır. İbn Farıd, onun takipçisidir. Bununla beraber Şeyh Muhammed İbn Abdulvehhab ikisinin küfründe de kesin konuşmuyordu.</strong></p>



<p><strong>O ikisin de sözleri küfürdü, dalalettir ve ihaddır.</strong> Lakin <strong>MUAYYEN TEKFİR delile ihtiyaç duyar.</strong> Çünkü umulur ki ki tevbe etmiştir yine umulur ki ömrünün sonu tevbe ile bitirmiştir. Allah&#8217;u A&#8217;lem.&#8221;</p>



<p><em>Görüldüğü üzere el-Bûsirî, İbnu&#8217;l Farıd ve İbn Arabi gibi tasavvufun büyüklerini, bırakın şirki ilhad sahibi olmalarına rağmen muayyen olarak tekfir etmemişler.</em></p>



<p>Kitapları Kur&#8217;an&#8217;dan ayetlerle dolu olduğu halde acaba bunlara Kur&#8217;an ulaşmamış mıydı !?</p>



<p>Hulasa selefin menheci sarihtir.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/muhammed-ibn-abdulvehhab-rhm-ve-muayyen-tekfir-meselesi/">Muhammed İbn Abdulvehhab (rhm) ve Muayyen Tekfir Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12310</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Selef Alimlerinin Tarifine Göre Şeyh Elbani Mürcie Midir?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/seyh-elbani/selef-alimlerinin-tarifine-gore-seyh-elbani-murcie-midir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2025 12:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şeyh Elbani]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12300</guid>

					<description><![CDATA[<p>1. Abdullah İbn Mubarek (rhm): ‫وَسَمِعْتُ أَبَا عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ : قِيلَ لاِبْنِ الْمُبَارَكِ : تَرَى الإِرْجَاءَ ؟ قَالَ : أَنَا أَقُولُ : الإِيمَانُ قَوْلٌ وَعَمَلٌ , وَكَيْفَ أَكُونُ مُرْجِئًا‫. Ebu Abdullah&#8217;dan (İmam Ahmed) işittim şöyle diyordu : “İbnu’l Mubarek’e denildi ki &#8216;İrca görüşünde misin?&#8217; O da dedi ki ‘Ben iman söz ve ameldir diyorum...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/seyh-elbani/selef-alimlerinin-tarifine-gore-seyh-elbani-murcie-midir/">Selef Alimlerinin Tarifine Göre Şeyh Elbani Mürcie Midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1. Abdullah İbn Mubarek (rhm): </p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫وَسَمِعْتُ أَبَا عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ : قِيلَ لاِبْنِ الْمُبَارَكِ : تَرَى الإِرْجَاءَ ؟ قَالَ : أَنَا أَقُولُ : الإِيمَانُ قَوْلٌ وَعَمَلٌ , وَكَيْفَ أَكُونُ مُرْجِئًا‫.</p>



<p>Ebu Abdullah&#8217;dan (İmam Ahmed) işittim şöyle diyordu : “İbnu’l Mubarek’e denildi ki &#8216;İrca görüşünde misin?&#8217; O da dedi ki ‘Ben iman söz ve ameldir diyorum nasıl Mürcie olurum?”<sup data-fn="78c2e530-8947-405d-a3f9-dbe678311246" class="fn"><a id="78c2e530-8947-405d-a3f9-dbe678311246-link" href="#78c2e530-8947-405d-a3f9-dbe678311246">1</a></sup></p>



<p>2. İmam Ahmed (rhm):</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫سالت عن رجل يقول:الإيمان قول و عمل، يزيد و ينقص، و لكن لا يستثني، أمرجئ؟ قال: أرجو أن لا يكون مرجئا‫</p>



<p>İmam Ahmed’in oğlu Abdullah dedi ki: Babama, iman kavil ve ameldir, artar ve eksilir diyen ancak imanda istisna kılmayan (inşallah müminim demeyen) birinin mürcie olup olmadığını sordum” Dedi ki: Onun mürcieden olmaması ümit ederim.<sup data-fn="d4ebcae2-9a80-40e6-96ed-f805d6b61d81" class="fn"><a id="d4ebcae2-9a80-40e6-96ed-f805d6b61d81-link" href="#d4ebcae2-9a80-40e6-96ed-f805d6b61d81">2</a></sup></p>



<p>İmam Berbehari (rhm):</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫ومن قال الإيمان قول وعمل يزيد وينقص فقد خرج من الأرجاء أوله وآخره‫</p>



<p>İmam Berbehari dedi ki: “Kim iman söz ve ameldir, ziyadeleşir ve noksanlaşır derse başından sonuna kadar ircadan çıkmıştır.&#8221;<sup data-fn="0b1e7a6e-7a4e-4d60-a38b-c03d4d81008e" class="fn"><a id="0b1e7a6e-7a4e-4d60-a38b-c03d4d81008e-link" href="#0b1e7a6e-7a4e-4d60-a38b-c03d4d81008e">3</a></sup></p>



<p>Selefimizin bu tarfiflerinden sonra Şeyh Elbani (rhm)&#8217;nin iman tarifine bakalım.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şeyh Elbani (rhm)&#8217;nin İman Tarifi</h2>



<p>Tahavi’nin akidesine yaptığı ta’likte mesele imanın tarifine gelince, Tahavi’nin “İman dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir” sözüne karşılık</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫قلت : هذا مذهب الحنفية والماتريدية خلافا للسلف وجماهير الأئمة كمالك والشافعي وأحمد والأوزاعي وغيرهم فإن هؤلاء زادوا على الإقرار والتصديق : العمل بالأركان . وليس الخلاف بين المذهبين اختلافا صوريا‫</p>



<p>“Bu tarif Selefin, ümmetin cumhurunun, Malik, Şafi’i, Ahmed, Evzai ve daha başka alimlerin aksine Hanefilerin ve Maturidilerin görüşüdür. Şüphesiz onlar ikrarı ve tasdiki yani azalar ile amel etmeyi de ziyade etmişlerdir. Dolayısıyla iki mezheb arasındaki anlaşmazlık şekli (lafzi, şekli, yüzeysel) değil (hakikidir.)” Demiştir.</p>



<p>Tahavi’nin bu kavlini şerh ettiği kısmın ilerleyen yerlerinde ise imanın taat ile ziyadeleşeceği, ma’siyet ile noksanlaşacağını ve bu inancın Kitap, Sünnet ve selefin eserlerinin delalet ettiği şey olduğunu kaydetmiştir.</p>



<p>Binaenaleyh günümüzde bazı kimseler, <strong>kendilerinin tekfir ettiklerini tekfir etmeyen herkese mürcie iftirasında bulunmaktadırlar.</strong></p>



<p>Oysaki <strong>selefin indinde İrca tarifine bakıldığında Şeyh Elbani irca mezhebinden beridir.</strong></p>



<p>Daha öncede dediğimiz gibi Şeyh Elbani&#8217;yi İrca ile itham eden kimseler ya ircanın tarifini ya da Şeyh Elbani&#8217;yi tanımıyorlar…</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>



<details class="wp-block-details is-layout-flow wp-block-details-is-layout-flow"><summary>Kaynakça</summary><ol class="wp-block-footnotes"><li id="78c2e530-8947-405d-a3f9-dbe678311246">Hallal / Sunne 964 <a href="#78c2e530-8947-405d-a3f9-dbe678311246-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1">↩︎</a></li><li id="d4ebcae2-9a80-40e6-96ed-f805d6b61d81">Abdullah İbn İmam Ahmed / Sunne 586. <a href="#d4ebcae2-9a80-40e6-96ed-f805d6b61d81-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2">↩︎</a></li><li id="0b1e7a6e-7a4e-4d60-a38b-c03d4d81008e">Berbehari / Şerhu’s Sunne 122 <a href="#0b1e7a6e-7a4e-4d60-a38b-c03d4d81008e-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3">↩︎</a></li></ol>


<p></p>
</details>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/seyh-elbani/selef-alimlerinin-tarifine-gore-seyh-elbani-murcie-midir/">Selef Alimlerinin Tarifine Göre Şeyh Elbani Mürcie Midir?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12300</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İki Secde Arası Şehadet Parmağı Hareket Ettirilir Mi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/iki-secde-arasi-sehadet-parmagi-hareket-ettirilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 09:16:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Namazın kılınış şekli ile alakalı ihtilaflar ulema arasında asırlardır devam edegelen ihtilaf nev&#8217;indendir. Muhakkak ki bu ihtilafların sebebi, ihtilaf edilen meselelerin vahiy ile açıklanmaması değildir. Bilakis Rasulullah (s.a.v)&#8217;ın namazının sıfatı, naslarda sarahaten haber verilmiştir. Ancak alimlerin bazı naslara ulaşamamış olması, yine alimlerin ulaşmış oldukları aynı hadisin sıhhati hakkındaki ihtilafları veya aynı hadis üzerinden çıkarılan farklı...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/iki-secde-arasi-sehadet-parmagi-hareket-ettirilir-mi/">İki Secde Arası Şehadet Parmağı Hareket Ettirilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Namazın kılınış şekli ile alakalı ihtilaflar ulema arasında asırlardır devam edegelen ihtilaf nev&#8217;indendir. Muhakkak ki bu ihtilafların sebebi, ihtilaf edilen meselelerin vahiy ile açıklanmaması değildir. Bilakis Rasulullah (s.a.v)&#8217;ın namazının sıfatı, naslarda sarahaten haber verilmiştir. Ancak alimlerin bazı naslara ulaşamamış olması, yine alimlerin ulaşmış oldukları aynı hadisin sıhhati hakkındaki ihtilafları veya aynı hadis üzerinden çıkarılan farklı fıkıhlar ihtilaflara sebep olmuştur. İki secde arasında elleri kaldırmakla alakalı meselenin de ihtilaflı hale gelmesi başlıca bu sebeplere mebnidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">N<strong>amazda Parmağı Hareket Ettirme Eylemi Teşehhüte Hasredilmiştir</strong></h2>



<p><strong>Bizler namaz kılan kişinin şehadet parmağını hareket ettireceği yerin teşehhüt ile kayıtlandırıldığına inanıyoruz.</strong> Bu konudaki delil ise şöyledir:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫عَنْ وَائِلٍ الْحَضْرَمِىِّ أَنَّهُ رَأَى النَّبِىَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلَّى …فَلَمَّا قَعَدَ يَتَشَهَّدُ وَضَعَ فَخِذَهُ الْيُمْنَى عَلَى الْيُسْرَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى وَأَشَارَ بِأُصْبُعِهِ السَّبَّابَةِ وَحَلَّقَ بِالْوُسْطَى‫.</p>



<p>Asım bin Kuleyb, babasının, şöyle haber verdiğini nakletti. Vail bin Hurc (r.a.) Allah Resulünü (s.a.v.) … Tahiyyatı okumak için oturduğunda, sağ baldırını sol baldırı üzerine koydu, sağ elini de {sağ dizi üzerine} koydu. Başparmak ile orta parmağı halka yaptı şehadet parmağı ile de işâret ediyordu.</p>



<p>Bu konuda Şeyh Muhammed Ebu Said el-Yarbuzi (rhm) &#8220;Kitap Sünnete Göre Namaz&#8221; İsimli eserinde şöyle demektedir:</p>



<p>“Tahiyyatı okumak için oturduğunda” Bu ifade gösteriyor ki parmak işareti, tahıyyatı okuma, sadece ikinci rekatte oturuş ve ya dördüncü ve ya son oturuşta okunur. Binaenaleyh parmak işareti de bu oturuşlarda olur. Ara oturuşlar yani iki secde arası tahıyyat oturuşu değildir. Binâenaleyh parmak işareti bu ara oturuşlarda yapılmaz .&#8221;</p>



<p>Şeyh&#8217;in bu ifadeleri üzerine bazıları sanki Vail&#8217;in hadisine şaz diyen ilk ve tek kişinin Ebu Said el-Yarbuzi olduğunu ima eder gibi bir şeyler karalamışlardır. Oysaki malum rivayetin şaz olduğunu söyleyenler arasında muteber alimler vardır. Onların kavilleri aşağıda zikredilecektir ama öncelikle iki secde arasında eller kaldırılır diyenlerin istidlal ettikleri hadisi nakledelim.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Secde Arasındaki Oturuşta Parmağın Hareket Ettirileceğine Dair Nakledilen Rivayet Şazdır&nbsp;</strong></h2>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫حدثنا عبد الله حدثني أبي حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَبَّرَ فَرَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ كَبَّرَ يَعْنِي اسْتَفْتَحَ الصَّلَاةَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ كَبَّرَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ رَكَعَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ حِينَ قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ وَسَجَدَ فَوَضَعَ يَدَيْهِ حَذْوَ أُذُنَيْهِ ثُمَّ جَلَسَ فَافْتَرَشَ رِجْلَهُ الْيُسْرَى ثُمَّ وَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ الْيُسْرَى وَوَضَعَ ذِرَاعَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى ثُمَّ أَشَارَ بِسَبَّابَتِهِ وَوَضَعَ الْإِبْهَامَ عَلَى ‫الْوُسْطَى وَقَبَضَ سَائِرَ أَصَابِعِهِ ثُمَّ سَجَدَ فَكَانَتْ يَدَاهُ حِذَاءَ أُذُنَيْهِ</p>



<p>Abdullah b. Ahmed – babası Ahmed b. Hanbel (4/317) – Abdurrazzak – Sufyan – Asım b. Kuleyb – babası &#8211; Vail b. Hucr radıyallahu anh isnadıyla: Nebi (s.a.v)’i tekbir aldığında – yani namaza başlangıç tekbirinde &#8211; ellerini kaldırırken gördüm. Sonra rükû ettiğinde ellerini kaldırdı, sonra semiallahu limen hamideh dediğinde ellerini kaldırdı ve secde etti. Ellerini kulaklarının hizasında tuttu. Sonra sol ayağını yayarak oturdu ve sol elini sol dizine, sağ dirseğini sağ dizinin üzerine koydu. İşaret parmağı ile işaret etti, başparmağını orta parmağının üzerine koyarak diğer parmaklarıyla halka yaptı. Sonra secde etti. Elleri kulakları hizasındaydı.&#8221;<sup data-fn="80953790-9f8a-4df9-b65a-50999c764b8d" class="fn"><a id="80953790-9f8a-4df9-b65a-50999c764b8d-link" href="#80953790-9f8a-4df9-b65a-50999c764b8d">1</a></sup></p>



<p><strong>Secde arasında parmağı hareket ettirmeye dair nakledilen rivayetlere gelince</strong> ; muhaddisler şöyle demektedirler:</p>



<p>Şeyh Elbani (rhm):</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫وقد جزم الألباني رحمه الله بضعف رواية وائل بن حجر رضي الله عنه في تحريك السبابة بين السجدتين ، وأن الصحيح تحريكها في التشهد‫ .</p>



<p>Şeyh Elbani (rhm) Vail bin Hücr’unn (r.a) iki secde arasında işaret parmağını hareket ettirmesi ile ilgili rivayetin zayıf olduğunu, doğru olanın teşehhüdde hareket ettirmek olduğunu kesin bir şekilde belirtmiştir.<sup data-fn="04b6e38b-bb76-4ddc-915d-1d75aa1ddb35" class="fn"><a id="04b6e38b-bb76-4ddc-915d-1d75aa1ddb35-link" href="#04b6e38b-bb76-4ddc-915d-1d75aa1ddb35">2</a></sup></p>



<p>Şeyh Abdulaziz İbn Baz (rhm)</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫قال الشيخ بن باز رحمه الله : السنة في التشهد، أما بين السجدتين يضعهما على فخذيه، أو على ركبتيه، هذه رواية وفي صحتها نظر؛ لأنها مخالفة للأحاديث الصحيحة‫</p>



<p>&nbsp;Şeyh Bin Baz (rhm) bir ses kaydında şöyle der:</p>



<p>“<strong>Sünnet olan teşehhüdde (parmak hareketi)’dir</strong>, <strong>iki secde arasında ise ellerini uyluklarına veya dizlerine koyar.</strong> Bu rivayet ise doğruluğu şüphe vardır; çünkü sahih hadislere aykırıdır.”</p>



<p>Şeyh Bekir Ebu Zeyd (rhm)</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫قال الشيخ بكر بن عبد الله أبو زيد رحمه الله تعالى‫:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫ولم يصرح بمشروعية الإِشارة بين السجدتين أَحد من علماء السلف، وَلَمْ تُعْقد أَي ترجمة على مقتضاها، وعمل المسلمين المتوارث على عدم الإِشارة والتحريك بين‫</p>



<p>Şeyh Bekir bin Abdullah Ebu Zeyd (rhm) şöyle dedi:</p>



<p>“Selef alimlerinden hiçbiri iki secde arasında işaret etmenin meşruiyetinden açıkça bahsetmemiştir ve bu konuda herhangi bir başlık oluşturulmamıştır. Müslümanların nesilden nesile aktarılan uygulaması, iki secde arasında işaret etmemek ve parmak hareketi yapmamak üzerinedir.”<sup data-fn="c445d7f3-d4f2-4988-9cd7-91e28b039a05" class="fn"><a href="#c445d7f3-d4f2-4988-9cd7-91e28b039a05" id="c445d7f3-d4f2-4988-9cd7-91e28b039a05-link">3</a></sup></p>



<p>Şeyh Meşhur ibn Hasan Al-u Selman (rhm) / Şeyh Elbani’nin Talebesi</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫قال الشيخ مشهور بن حسن ال سلمان‫:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫ذهب إلى تحريك الأصبع بين السجدتين بعض المعاصرين من العلماء وقد ورد في حديث أخرجه عبد الرازق في المصنف برقم 2522 ، ومن طريقه أحمد في المسند‫</p>



<p>“Muasır alimlerden bazıları iki secde arasında parmak hareketini uygun görmüşlerdir. Bu konuda Abdürrezzak’ın Musannef’inde 2522 numaralı hadiste, onun yoluyla Ahmed’in Müsned’inde 4/317’de, Taberani’nin el-Kebir’inde 22/34’te Sevri’den, o da Asım bin Küleyb’den, o da Şaşi’den, o da babasından, o da Vail bin Hucr el-Hadrami’den (r.a) rivayet edilen, Resûlullah’ın(s.a.v) namaz kılınışını anlatan hadiste şöyle geçmektedir:</p>



<p>‘Secde etti ve ellerini kulaklarının hizasına koydu, sonra oturdu ve sol ayağını yaydı, sonra sol elini sol dizinin üzerine, sağ kolunu da sağ uyluğunun üzerine koydu, sonra işaret parmağıyla işaret etti, sonra secde etti.’</p>



<p>Bu hadiste Abdürrezzak, birçok raviye muhalefet etmiştir. O, hadisi rivayet etmiş ve işaret parmağının hareketinden bahsetmiş ancak hareketin yerini belirtmemiştir.</p>



<p>Fakat bağlam, bu hareketin ikinci secdeden sonra olduğunu gösteriyor. İbn Uyeyne, Şu’be, Ebu’l-Ahvas, Ebu Avane, Züheyr bin Muaviye ve Musa bin Ebi Kesir ise bu hareketin teşehhütten sonra olduğunu açıkça belirtmişlerdir. Özetle, <strong>iki secde arasında işaret parmağını hareket ettirmek şazdır</strong>. Abdürrezzak şaz kalmış ve diğerlerine muhalefet etmiştir. Bu nedenle <strong>iki secde arasında işaret parmağıyla işaret etmek meşru değildir</strong>; bu sadece Asım bin Kuleyb’in Vail bin Hucr hadisinde rivayet ettiği gibi teşehhütten sonra yapılır.”</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">وبتتبعنا لكلام ابن القيم في الجلوس بين السجدتين من خلال كتبه الأخرى لم نجده يذكر الإشارة فيه، وإنما ذكر ذلك حال التشهدين الأول والأخير، قال في كتاب (الصلاة وحكم تاركها 1/242): فإذا جلس في التشهد الأول ‫مفترشا كما يجلس بين السجدتين ويضع يده اليسرى على ركبته اليسرى واليمنى على فخذه اليمنى وأشار بإصبعه السبابة ووضع إبهامه على إصبعه الوسطى كهيئة الحلقة وجعل بصرة إلى موضع إشارته وكان يرفع إصبعه ‫السبابة ويحنيها قليلا يوحد بها ربه عز وجل.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫كما قال في زاد المعاد في موضع آخر (1/242): فإذا جلس للتشهد وضع يده اليسرى على فخذه اليسرى ووضع يده اليمنى على فخذه اليمنى وأشار بإصبعه السبابة وكان لا ينصبها نصبا ولا ينيمها بل يحنيها شيئا ويحركها ‫شيئا كما تقدم في حديث وائل بن حجر.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫فمما تقدم يتضح أن ابن القيم لم ينص في كلامه على أن الجلوس بين السجدتين يكون فيه الإشارة بالإصبع، ولا نعلم أحدا من الأئمة المتقدمين قال بذلك، وأما تحريكها في هذا الموضع‫</p>



<p>İbn Kayyim’in, secdeler arasındaki oturuş hakkında diğer kitaplarında yaptığı açıklamaları incelediğimizde, bu oturuşta(secde arasındaki oturuşta) parmak ile işaret etmeyi zikretmediğini görüyoruz. Ancak, bunu birinci ve son teşehhütte (oturuşta) zikretmiştir.</p>



<p>“Es-Salâh ve Hukmu Tarikiha” (1/242) adlı kitabında şöyle demektedir:</p>



<p>“Birinci teşehhütte secdeler arasındaki oturuş gibi iftirâş (sol ayağı yatırıp üzerine oturma) yaparak oturur, sol elini sol dizinin üzerine, sağ elini ise sağ uyluğunun üzerine koyar ve işaret parmağıyla işaret eder. Başparmağını orta parmağıyla halka şeklinde yapar, bakışlarını işaret ettiği yere yöneltir ve işaret parmağını kaldırıp hafifçe eğer, onunla Rabbini tevhid eder.”</p>



<p>Ayrıca, “Zâdü’l-Meâd” (1/242) adlı eserinde başka bir yerde şöyle demektedir:</p>



<p>“Teşehhüt için oturduğunda, sol elini sol uyluğunun üzerine, sağ elini de sağ uyluğunun üzerine koyar ve işaret parmağıyla işaret ederdi. Parmağını dik olarak kaldırmaz, tamamen de yatırmaz, biraz eğer ve Vâil bin Hucr hadisinde geçtiği gibi hafifçe hareket ettirirdi.”</p>



<p>Yukarıdaki ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır ki, İbn Kayyim secdeler arasındaki oturuşta parmak ile işaret etmeyi açıkça belirtmemiştir. Ayrıca, önceki dönem âlimlerinden herhangi birinin de böyle bir şey söylediğini bilmiyoruz. Bu durumda, bu oturuşta parmağı hareket ettirme uygulamasına dair bir delil bulunmamaktadır.”</p>



<p>Binaenaleyh <strong>namazda şehadet parmağının hareket ettirilmesi, teşehhüt ile kayıtlıdır</strong>. Yani her oturuşta değil, teşehhütteki oturuşta yapılması sünnettir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="80953790-9f8a-4df9-b65a-50999c764b8d">Sahih. Ahmed (4/317) Taberani (22/34) Abdurrazzak (2/68 no: 2522) Hatib el-Bağdadi, el-Fasl Li’l-Vaslli’l-Mudrec (1/430) <a href="#80953790-9f8a-4df9-b65a-50999c764b8d-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1">↩︎</a></li><li id="04b6e38b-bb76-4ddc-915d-1d75aa1ddb35">(Tamamül-Minne s.214-217) <a href="#04b6e38b-bb76-4ddc-915d-1d75aa1ddb35-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2">↩︎</a></li><li id="c445d7f3-d4f2-4988-9cd7-91e28b039a05">“La Cedîde fî Ahkâmi’s-Salat” (sayfa 41). <a href="#c445d7f3-d4f2-4988-9cd7-91e28b039a05-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3">↩︎</a></li></ol>


<p></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/iki-secde-arasi-sehadet-parmagi-hareket-ettirilir-mi/">İki Secde Arası Şehadet Parmağı Hareket Ettirilir Mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12287</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/elinde-yeme-veya-icme-kap-varken-ezani-duyan-kisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Mar 2025 14:48:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çeşitli Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Cihan Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12277</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi İhtiyacını Gidermeden Bırakmasın&#8221; Hadisinin Sıhhati Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu :&#160; ‫إذا سمع أحدكم النداء والإناء على يده فلا يضعه حتى يقضي حاجته منه‫ &#8220;Biriniz ezanı duyduğunda ve elinde bir kap varken, onu bırakmasın, ta ki ondan ihtiyacını giderene kadar.1&#8221; Hadisi Mezkur hadis hakkında ihtilafları üç kısma...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/elinde-yeme-veya-icme-kap-varken-ezani-duyan-kisi/">Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi</strong> İhtiyacını Gidermeden Bırakmasın&#8221; Hadisinin Sıhhati</p>



<p>Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu :&nbsp;</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫إذا سمع أحدكم النداء والإناء على يده فلا يضعه حتى يقضي حاجته منه‫</p>



<p>&#8220;Biriniz ezanı duyduğunda ve elinde bir kap varken, onu bırakmasın, ta ki ondan ihtiyacını giderene kadar.<sup data-fn="bcd9f0da-8829-486c-bdb0-6399fc9d4229" class="fn"><a id="bcd9f0da-8829-486c-bdb0-6399fc9d4229-link" href="#bcd9f0da-8829-486c-bdb0-6399fc9d4229">1</a></sup>&#8221; Hadisi</p>



<p>Mezkur hadis hakkında ihtilafları üç kısma ayırmak mümkündür.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hadisin Sahih Olduğunu İddia Edenler </li>



<li>Hadisin Zayıf Olduğunu Söyleyenler </li>



<li>Hadisin Sahih Olduğunu Söyleyenlerin Hadisin Fıkhındaki İhtilafları</li>
</ul>



<p>Biz ise hadisin zayıf olduğuna kail olanlara karşı bu hadisin sahih olduğunu söyleyen muhaddislerin kavillerini ve delillerini nakledeceğiz inşallah.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi</strong> Hadisi Hakkında Alimlerin Hükmü</h2>



<p><strong>Şeyh Elbani (Rhm) Hükmü</strong></p>



<p>Şeyh Elbani (rhm) Silsiletu’s Sahiha isimli eseri 1394 de şöyle demektedir :<br>Ebu Muhammed el-Cevheri &#8220;el-Fevâid el-Muntaka&#8221; da (1 / 2), el-Hakim (1 / 426), el-Beyhaki (4 / 218) ve Ahmed (2 / 423 ve 510) şu isnatla rivayet etmiştir:<br>Hammâd bin Selame, Muhammed bin Amr&#8217;dan, o da Ebu Seleme&#8217;den, o da Ebu Hureyre&#8217;den, o da Resulullah (s.a.v.)&#8217;den şöyle rivayet etti: Hadisini zikretti. El-Hakim şöyle demiştir: &#8220;Bu hadis, Müslim&#8217;in şartlarına uygun olarak sahihtir.&#8221; ve Zehebi de ona muvafakat etmiştir.<br>Ancak bu konuda şüphe vardır, çünkü Muhammed bin Amr&#8217;dan sadece Müslim, başka raviyle birlikte nakletmiştir. Bu yüzden hadis, hasen kabul edilir.</p>



<p>Evet, bu hadis sadece Muhammed bin Amr&#8217;a ait değildir. Hammâd bin Selame de aynı şekilde şöyle demiştir: Ammar bin Ebi Ammar&#8217;dan, o da Ebu Hureyre&#8217;den, o da Resulullah (s.a.v.)&#8217;den bu hadisi rivayet etmiştir. Ayrıca şöyle bir ekleme yapmıştır: &#8220;</p>



<p>&#8220;Müezzin ezanı, fecrin beydana çıktığın zaman okunurdu.&#8221;<sup data-fn="d3a1a900-ce77-4f1b-a010-82728a9300de" class="fn"><a id="d3a1a900-ce77-4f1b-a010-82728a9300de-link" href="#d3a1a900-ce77-4f1b-a010-82728a9300de">2</a></sup><br>Ben derim ki: Bu isnad, Müslim&#8217;in şartlarına uygun olarak sahihtir. Bu hadisin birçok delili vardır:</p>



<p>Ben derim ki: Bu isnat, Müslim&#8217;in şartlarına uygun olarak sahihtir. Bu hadisin birçok delili vardır:<br>1 &#8211; Güçlü bir mürsel delili, Hammâd bin Selame&#8217;nin Yûnus&#8217;dan, o da Hasan&#8217;dan, o da Resulullah (s.a.v.)&#8217;den naklettiği rivayetle, aynı hadisin geçtiği bir diğer rivayettir. Ahmed (2/423) bu rivayeti, ilk rivayetle birlikte nakletmiştir.<br>2 &#8211; Diğer bir delil mevsulen, Hüseyin bin Vâkıd&#8217;ın Ebu Galib&#8217;den, o da Ebu Umame&#8217;den rivayet ettiği hadistir:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫أقيمت الصلاة والإناء في يد عمر، قال: أشربها يا رسول الله؟ قال: نعم، فشربها‫</p>



<p>&#8220;<strong>Namaz için kamet getirildiği zaman, Ömer&#8217;in elinde bir kap vardı. O da: &#8216;Ya Resulullah, bunu içeyim mi?&#8217; dedi. Resulullah (s.a.v.) &#8216;Evet, iç&#8217; diye cevap verdi. O da içti</strong>&#8220;<sup data-fn="94179fde-ca6e-42e7-81f2-a72e6b27bd44" class="fn"><a id="94179fde-ca6e-42e7-81f2-a72e6b27bd44-link" href="#94179fde-ca6e-42e7-81f2-a72e6b27bd44">3</a></sup> Bu rivayeti İbn Cerir (3 / 527 / 3017) iki farklı isnatla nakletmiştir ve bu isnat hasen kabul edilmiştir.</p>



<p>3 &#8211; İbn Lahi&#8217;a (Luheya) da Ebu Zübeyr&#8217;den rivayet etmiştir:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫وروى ابن لهيعة عن أبي الزبير قال: &#8221; سألت جابر عن الرجل يريد الصيام والإناء على يده ليشرب منه، فيسمع النداء؟ قال جابر: كنا نتحدث أن النبي صلى الله عليه وسلم قال: ليشرب‫</p>



<p>&#8220;Câbir&#8217;e, oruç tutmaya niyet eden bir kişinin, elinde içmek için bir kap varken ezanı duyması durumunda ne yapması gerektiğini sordum. Câbir: &#8216;Biz, Nebi (s.a.v.)&#8217;in şöyle dediğini konuşurduk: &#8216;İçsin.&#8217; diye cevap verdi.&#8221; Bu rivayeti Ahmed (3 / 348) şöyle nakletmiştir: &#8220;Musa, İbn Lahi&#8217;a&#8217;dan rivayet etti.&#8221;</p>



<p>Ben derim ki: Bu isnat, deliller açısından sorunsuzdur. Ve Vâlîd bin Muslim, İbn Lahi&#8217;a&#8217;dan rivayetle onu takip etmiştir. Bu rivayet, Ebu Hüseyn el-Kelâbi tarafından &#8220;Ebû&#8217;l-Abbâs Tâhir bin Muhammed’in nüshasında&#8221; da aktarılmıştır. Ravilere gelince, bunlar Müslim’in sahih hadislerinin ravileri olup, yalnızca İbn Lahi&#8217;a, hafızasında zayıflık olan biridir. Hâkim, &#8220;el-Macmû‘&#8221;da (3 / 153) şöyle demiştir: &#8220;Ahmed rivayet etmiştir ve isnadı hasendir.&#8221;</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫أتيت النبي صلى الله عليه وسلم أوذنه لصلاة الفجر، وهو يريد الصيام، فدعا بإناء فشرب، ثم ناولني فشربت، ثم خرجنا إلى الصلاة‫</p>



<p>&#8220;<strong>Ben, sabah namazı için Nebi (s.a.v.)&#8217;yi ezan okumaya çağırdım. O oruç tutmaya niyetliydi. Sonra bir kap getirtti ve içti, ardından bana da verdi, ben de içtim. Sonra namaz için çıktık.</strong><sup data-fn="36e67085-3c6c-490f-b6de-a4548f07d38e" class="fn"><a id="36e67085-3c6c-490f-b6de-a4548f07d38e-link" href="#36e67085-3c6c-490f-b6de-a4548f07d38e">4</a></sup>&#8221; Bu rivayet İbn Cerir (3018 ve 3019) ve Ahmed (6 / 12) tarafından aktarılmıştır ve ravileri, şeylerin (İmam Buhari ve Müslim’in) ravileri olup, bu isnad doğru kabul edilir, yalnızca Ebu İshâk es-Sebî’î’nin hafızasında karışıklık olduğu, ve hadisinde tedlis olduğu biliniyor. Fakat bu hadis, Câfer bin Berkân’ın Şedâd bin Mevsâ, o da İyâz bin Amr’ın (r.a.) kölesinden rivayet ettiği benzer bir hadisle güçlenmektedir. Bu rivayet de Ahmed (6 / 13) tarafından aktarılmıştır.</p>



<p>5 &#8211; Mutî’ bin Râşid şöyle demiştir:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫وروى مطيع بن راشد: حدثني توبة العنبري أنه سمع أنس بن مالك قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: &#8221; أنظر من في المسجد فادعه، فدخلت &#8211; يعني</p>



<p>&#8220;Mutiy’ ibn Raşid, Tûbe el-Anberî bana, Enes bin Mâlik’ten şu hadisi rivayet ettiğini söyledi: &#8216;Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: &#8216;Mescide bak, kim varsa çağır.&#8217; Ben de mescide girdim ve orada Ebu Bekir ve Ömer’i gördüm. Onları çağırıp, onlara bir şey getirdim ve önlerine koydum, onlar yedi, sonra çıktılar sonra Rasulullah onlarla namaza durdu ve sabah namazını kıldırdı.<sup data-fn="df844b1e-076d-4e24-88ba-040a2419ab1d" class="fn"><a href="#df844b1e-076d-4e24-88ba-040a2419ab1d" id="df844b1e-076d-4e24-88ba-040a2419ab1d-link">5</a></sup>&#8216; Bu rivayet el-Bazzâr (No. 993) &#8220;Keşfu’l Estar&#8221;da geçmektedir ve şöyle denilmiştir: &#8220;Tûbe’nin Enes’ten rivayet ettiği bir başka hadis dışında bilinen başka rivayeti yoktur. Bu hadisi de sadece Mutî’ nakletmiştir.&#8221; Hafız İbn Hacer, &#8220;Zevâid&#8221; kitabında (s. 106) şöyle demiştir: &#8220;Bu isnad hasendir.&#8221;</p>



<p>Ben derim ki: Aynı şekilde, Heysemi / el-Macmû‘&#8221;da (3 / 152) da aynı görüşü belirtmiştir.</p>



<p>6 &#8211; Kays bin Erbâ’î, Zuhayr bin Ebi Sabit el-‘Amâ’dan, o da Temîm bin İyâd’dan, o da İbn Ömer’den şöyle rivayet etmiştir:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫كان علقمة بن علاثة عند رسول الله صلى الله عليه وسلم، فجاء بلال يؤذنه بالصلاة، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: رويدا يا بلال! يتسحر علقمة، و</p>



<p>Alkame bin Alâse, Resulullah (s.a.v.)&#8217;in yanında iken, Bilâl ezan okumaya geldi. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: &#8216;Yavaş ol, ey Bilâl! Alkame sahur yapıyor, o başında sahur yapıyor.&#8217;</p>



<p>Bu rivayet, el-Tayâlisî (No. 885 &#8211; sıralama) ve el-Taberânî&#8217;nin el-Kebîr adlı eserinde yer almaktadır, aynı şekilde el-Macmû‘da (3 / 153) da yer almıştır. Orada şöyle denilmektedir: &#8216;Kays bin Rebi’yi, Şu’be ve Sufyan es-Savrî doğrulamışlardır, fakat hakkında bazı eleştiriler vardır.'&#8221;</p>



<p>Ben derim ki: Bu hadis, deliller açısından hasendir, çünkü ravisi güvenilir bir şahsiyettir, ancak hafızasında zayıflık olabilir. Eğer rivayet ettiği hadis, güvenilir ravilerle örtüşüyorsa, o zaman hadisi kabul etmek mümkündür. Bununla ilgili olarak, Şebbîb’in Garkada el-Bârikî’den rivayet ettiği şu hadisi de örnek olarak verebiliriz:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫تسحرنا مع علي بن أبي طالب رضي الله عنه، فلما فرغنا من السحور أمر المؤذن فأقام الصلاة</p>



<p>&#8220;Biz, Ali bin Ebi Tâlib (r.a.) ile birlikte sahur yedik. Sahurdan sonra, müezzin namaz için kamet getirdi.&#8221;</p>



<p>&#8220;Bu rivayet, el-Tahâvî’nin Şerh el-Ma&#8217;ânî (1 / 106) adlı eserinde ve el-Muhlis’in el-Favâid el-Muntaqâ adlı eserinde (8 / 11 / 1) geçmektedir. Ravilere gelince, bunlar güvenilir kişiler olup, ancak Habbân bin Hâris hakkında bazı görüşler vardır. İbn Ebi Hâtim (1 / 2 / 269) bu raviyi zikretmiş fakat hakkında herhangi bir tenkit veya takdirde bulunmamıştır. İbn Habbân ise onu el-Thuqat adlı eserinde (1 / 27) zikretmiştir.&#8221;</p>



<p>Şeyh Elbani (rhm)’in sözleri burada bitti.</p>



<p>Görüldüğü üzere hadis Şeyh’in de dediği gibi Muslim’in şartına göre sahihtir. Ayrıca Şeyh Elbani (rhm) Sahih el-Camius’ Sagir ve’z Ziyade 706 da da tashih etmiştir.</p>



<p><strong>Şeyh Mukbil (Rhm) Hükmü</strong></p>



<p>Şeyh Mukbil b. Hâdi el-Vâdi&#8217;î</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫الجامع الصحيح مما ليس في الصحيحين</p>



<p>&#8220;Sahihayn (Buhari ve Muslim) da Olmayan Sahih Hadisler&#8221; isimli eserinde Savm / 8 de “Bu hadis hasendir” demiştir. Ayrıca yine” Zahirinde İlletli Göründüğü Halde Sahih Olan Hadisler” isimli çalışmasına da bakılabilir.</p>



<p><strong>Şeyh Şuayb El- Arnavuti (Rhm)</strong></p>



<p>Mezkur hadisi İmam Ahmed Musnedin’de tahric etmiştir. Müsned’in muasır muhakkiklerinden olan Şeyh el-Arnavuti ise 10629 hadisi tahsin etmiştir.</p>



<p>Aynı şekilde Ebu Davud tahkikinde şöyle demektedir.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">‫‫وأخرجه أحمد في &#8220;مسنده &#8221; (9474) و (10629)، والطبراني في &#8220;تفسيره&#8221; (3015)، والدارقطني في &#8220;سننه&#8221; (2182)، والحاكم في &#8220;المستدرك&#8221; 1/ 203، والبيه</p>



<p>Ahmed / Musned 9474 ve 10629 &#8211; Taberani / Tefsir 3015 &#8211; Darekutni / Sunen 2182 &#8211; Hakim / Mustedrek 1 / 203 &#8211; Beyhaki / Kubra 4 / 218 Hmmad ibn Seleme tariki ile tahric etmişlerdir.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size">وقال الدارقطني: هذا حديث حسن. وصححه الحاكم على شرط مسلم. وأخرجه أحمد (10630)، والطبري 2/ 175، والحاكم 1/ 203، وابن حزم في &#8220;المحلى&#8221; 6/ 232، واليهقي 4/ 218 من طريقين عن حماد بن سلمة، ‫‫عن عمّار ابن أبي عمّار، عن أبي هريرة. وإسناده صحيح</p>



<p>Darekutni dedi ki : “Bu hadis hasendir. Hakim, Muslim’in şartına göre sahihlemiştir. Ahmed 10630 &#8211; Taberi 2/175 &#8211; Hakiöm 1/ 203 &#8211; İbn Hazm / Muhalla 6 / 232 &#8211; Beyhaki 4 / 218 Hammad ibn Seleme be Ammar ibn Ebi Ammar tariki ile Ebu Hureyre’den rivayet etmişlerdir. İsnadı sahihtir.” demiştir.</p>



<p>Mezkur hadisi (Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi) tashih ettiği halde ismini zikretmediğimiz muhaddisler de vardır. Bizler şimdilik bu kadarı ile iktifa ediyoruz.</p>



<p>Hulasa hadis sahihtir. Hadisin fıkhi yönünün yeri ise burası değildir.</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity is-style-wide"/>


<ol class="wp-block-footnotes"><li id="bcd9f0da-8829-486c-bdb0-6399fc9d4229">Ebu Davud 1 / 549 <a href="#bcd9f0da-8829-486c-bdb0-6399fc9d4229-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 1">↩︎</a></li><li id="d3a1a900-ce77-4f1b-a010-82728a9300de">Ahmed (2 / 510), İbn Cerir ve el-Beyhaki de nakletmiştir. <a href="#d3a1a900-ce77-4f1b-a010-82728a9300de-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 2">↩︎</a></li><li id="94179fde-ca6e-42e7-81f2-a72e6b27bd44">İbn Cerir (3 / 527 / 3017) <a href="#94179fde-ca6e-42e7-81f2-a72e6b27bd44-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 3">↩︎</a></li><li id="36e67085-3c6c-490f-b6de-a4548f07d38e">İbn Cerir (3018 ve 3019) ve Ahmed (6 / 12) <a href="#36e67085-3c6c-490f-b6de-a4548f07d38e-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 4">↩︎</a></li><li id="df844b1e-076d-4e24-88ba-040a2419ab1d">el-Bazzâr (No. 993) <a href="#df844b1e-076d-4e24-88ba-040a2419ab1d-link" aria-label="Dipnot başvurusuna atla 5">↩︎</a></li></ol><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/cihan-elmas/cesitli-makaleler/elinde-yeme-veya-icme-kap-varken-ezani-duyan-kisi/">Elinde (Yeme veya İçme) Kap Varken Ezanı Duyan Kişi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12277</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
