<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tacuddin Bayburdi -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tacuddin-bayburdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tacuddin-bayburdi/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Nov 2024 06:52:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Tacuddin Bayburdi -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/tacuddin-bayburdi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Zina çeşitleri</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-cesitleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 20:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli Müslümanlar … !&#160;unutmayınız ki toplumu tehdit eden en çirkin şeylerden bir tanesi de, zina’dır…. Bu günahda ; beden ve ruh sağlığı, fert ve aile için büyük tehlike olduğundan ötürü, Allah’u Teala bunu kesin&#160; olarak yasaklamış ve haram kılmıştır. “ … Zinaya yaklaşmayın ki, bir rezilliktir, çok kötü bir yoldur. “   İsra : 32.Ay “&#160; …...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-cesitleri/">Zina çeşitleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8283"></span>



<p><strong>Değerli Müslümanlar … !</strong>&nbsp;unutmayınız ki toplumu tehdit eden en çirkin şeylerden bir tanesi de, zina’dır…. Bu günahda ; beden ve ruh sağlığı, fert ve aile için büyük tehlike olduğundan ötürü, Allah’u Teala bunu kesin&nbsp; olarak yasaklamış ve haram kılmıştır.</p>



<p><strong>“ … Zinaya yaklaşmayın ki, bir rezilliktir, çok kötü bir yoldur. “   <em>İsra : 32.Ay</em></strong></p>



<p><strong>“&nbsp; … Onlar ki haklı olmanın dışında Allah’ın yasak ettiği iş olarak insan öldürmezler, zina da etmezler. Çünkü bunu yapan günaha batar. Ona azap katlanır, kıyamet günü, alçaltılarak ebedi kalır orada. “&nbsp;</strong><strong>&nbsp;</strong><em><strong>Furkan : 68 &#8211; 69.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bilindiği gibi Zina büyük günahlardandır&#8230; Ve bütün şeriatlerde de suç olarak yasaktır…&nbsp;Cenab’ı Hak yine şöyle buyurur :</p>



<p><strong>“ De ki Rabbim, bütün gizli ve açık fuhşu haram kıldı…… “</strong><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>A’raf : 33.Ay</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;İbni Mes’ud r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdu ki :&nbsp;<strong>Allah hiçbir ferdi ayırmadan ; gizli veya açık fuhuştan yasaklamıştır.”</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 11.223 – Müslim : 17 – 77 – 78 – Ahmed : 1 / 381 – 436</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bilindiği üzere zinanın bir çok çeşitleri ve dereceleri olduğu gibi bu çirkin işe sürükleyen birçok da sebebler vardır…</p>



<p>Zina çeşitleri olarak ; el zinası, dil zinası, göz zinası, kulak zinası, ayak zinası ve hepsinin tasdikçisi ve en çirkini olan ise fercin zinasıdır..</p>



<p>Allah’u Azze ve Celle ; <strong>“ Zinaya yaklaşmayın ki, o bir rezilliktir ve çok kötü bir yoldur. “  İsra : 32 </strong> buyururken, bununla zinanın en çirkin çeşidi olan fercin zinasından bahseder…</p>



<p>Yani bu demektir ki insaoğlu fercin zinasında birden vuku bulmaz, ona yavaş yavaş sürüklenir ve ona yavaş yavaş düşer&#8230; İşte bundan dolayı Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır :</p>



<p><strong>&#8221; Şüphesiz ki Ademoğlu zinadan payını almıştır. Buna mutlaka ulaşır. &#8211; Göz zina eder &#8211; Gözün zinası bakmaktır,&nbsp; &#8211; Dil zina eder &#8211; dilin zinası konuşmaktır,&nbsp; &#8211; Kulaklar zina eder – kulağın zinası dinlemektir,&nbsp; &#8211; El zina eder &#8211; elin zinası tutmaktır,&nbsp; &#8211; Ayaklar zina eder &#8211; onların zinası ise yürümektir. Nefis böylece kabarır ve &#8211; fercin zinasını &#8211; ister. Organ ise ya bunu yapar ya da yapmaz … “</strong><strong></strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 13.c.6189.s &#8211; Müslim : 8.c.2657.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tacuddin el Bayburdi</strong><strong>﻿</strong><strong></strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li></li>
</ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-cesitleri/">Zina çeşitleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8283</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zina eden kimsenin Nikahı</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-eden-kimsenin-nikahi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 20:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8281</guid>

					<description><![CDATA[<p>{ …&#160;Amr b. Şuayb babası ve dedesi tariki ile rivayet ederek şöyle dedi : Mersed b. Ebu Mersed el-Ganev Mekke’ye esir götürürdü. Mekke’de Antik adında bir fahişe vardı. 0 kadın Mersed’in dostu idi. Mersed dedi ki : ben Nebi s.a.v’e geldim ve : Ya Rasulallah ! Antik’le evleneyim mi ? dedim. Rasulullah s.a.v bana cevap...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-eden-kimsenin-nikahi/">Zina eden kimsenin Nikahı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8281"></span>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Amr b. Şuayb babası ve dedesi tariki ile rivayet ederek şöyle dedi : Mersed b. Ebu Mersed el-Ganev Mekke’ye esir götürürdü. Mekke’de Antik adında bir fahişe vardı. 0 kadın Mersed’in dostu idi. Mersed dedi ki : ben Nebi s.a.v’e geldim ve : Ya Rasulallah ! Antik’le evleneyim mi ? dedim. Rasulullah s.a.v bana cevap vermedi, sustu. Müteakiben</p>



<p><strong>“ Zina eden erkek, ancak zina eden yahut müşrik kadını nikahlar ; zina eden kadın da, ancak zina eden yahut müşrik erkeğe nikahlanır. Öyleleriyle evlenmek mü’minlere haram kılınmıştır. “&nbsp;</strong>&nbsp;&nbsp;<strong><em>Nur : 3. Ay.&nbsp;</em></strong></p>



<p>Ayeti indi. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v beni çağırdı bu Ayet’i bana okudu ve :&nbsp;<strong>0 kadını nikahlama</strong>, buyurdu.<strong>}</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 3.c.2051 &#8211; Nesei&nbsp; : 3228 &#8211; Tirmizi : 3389 &#8211; Albani : 1886-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v buyurdu ki :&nbsp;<strong>Kendisine zina haddi uygulanmış bir kimse, ancak kendisi gibi biriyle nikahlanabilir. }</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 2052&nbsp; Hakim : 2/166-193 Ahmed : 2/324 Albani : 2444-Sahiha</strong></em><strong></strong><br><br>&nbsp;</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zina-eden-kimsenin-nikahi/">Zina eden kimsenin Nikahı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8281</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zikir konusunda 10 soru 10 cevap</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-10-soru-10-cevap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:57:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8279</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-10-soru-10-cevap/">Zikir konusunda 10 soru 10 cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span id="more-8279"></span></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-10-soru-10-cevap/">Zikir konusunda 10 soru 10 cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8279</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zikrederken ölçülü davranmak</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrederken-olculu-davranmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:56:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli kardeşlerim … !&#160;Müslümanların ( özellikle tasavvuf ehli kimselerin ) ölçüyü kaçırdıkları meselelerden bir tanesi de, bu meseledir… Yani Allah’ı zikretme adına haddi aşıp bağırıp çağırmalar, dengesiz hareketler ve Kur’an’a ve Sünnete uymayan kelime ve cümlelerle ölçünün dışına çıkmalarıdır. Şüphesiz ki İslam’da Allah’ı zikretmenin kendine has bir ölçüsü vardır. Ve bu da ; Kur’an’ın ve...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrederken-olculu-davranmak/">Zikrederken ölçülü davranmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8277"></span>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !&nbsp;</strong>Müslümanların ( özellikle tasavvuf ehli kimselerin ) ölçüyü kaçırdıkları meselelerden bir tanesi de, bu meseledir…</p>



<p>Yani Allah’ı zikretme adına haddi aşıp bağırıp çağırmalar, dengesiz hareketler ve Kur’an’a ve Sünnete uymayan kelime ve cümlelerle ölçünün dışına çıkmalarıdır.</p>



<p>Şüphesiz ki İslam’da Allah’ı zikretmenin kendine has bir ölçüsü vardır. Ve bu da ; Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği&nbsp; şekilde olmalıdır…</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ&nbsp;اللَّهِ&nbsp;أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو&nbsp;اللَّهَ&nbsp;وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ&nbsp;اللَّهَ&nbsp;كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Ahzab : 21.Ay.</strong></em><strong></strong></p>



<p>Allah’u azze ve celle bu Ayet’i celilesiyle inananların zikir konusunda Rasulullahı örnek almalarını ve zikredeceğimiz şu Ayet’i kerimeleriyle de bu konu da haddi aşmamalarını kendilerine emretmiş :</p>



<p><strong>“ Rabbi’nize yalvararak gizlice dua edin, zira O haddi aşanları sevmez. &#8220;</strong><em><strong>&nbsp;A’raf : 55.Ay</strong></em></p>



<p><strong>“ Rabbi’ni içinden yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ; gafillerden olma. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>A’raf : 205.Ay</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Musa el-Eşari r.a şöyle demiştir : Biz bir kere Allah Rasulü s.a.v’in beraberindeydik. Bizler bir vadi üzerinde yükseldikçe&nbsp;<strong>LA İLAHE İLLALLAH</strong>&nbsp;tehlilini ve<strong>&nbsp;ALLAH’U EKBER</strong>&nbsp;tekbirini söylerdik de seslerimiz yüksek olurdu. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Ey insanlar ! nefislerinize karşı yumuşak davranın. Seslerinizi yükseltmeyin. şüphesiz ki sizler ne sağırı ve&nbsp; ne de&nbsp; gaibi çağırmıyorsunuz……“</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 6.c.2793.s – Müslim : 8.c.2704.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Amir Bin Abdullah Bin Zübeyr dediki :&nbsp;<strong>“ Babama geldim ve dedim ki ; “ Allahı zikreden hayırlı bir kavim gördüm. İçlerinde Allah korkusundan çığlık atıp bayılanlar vardı. Onlarla beraber oturdum.”</strong>&nbsp;Bunun üzerine babam dedi ki ;&nbsp;<strong>“ Onlarla oturma ! Çünkü ne&#8230; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ebu Bekir, ne Ömer ne de diğer sahabelerde böyle bir şey yoktu. Senin o gördüklerin, bunlardan daha mı çok huşu sahibidir ? ”</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Nuaym Hilye : 3/167-168</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Sa’d bin ebi Vakkas r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>ZİKRİN HAYIRLISI GİZLİ OLANIDIR&nbsp;”</strong></p>



<p><em><strong>Ahmed : 1/180.n.1562 – Ebu Ya’la : 724</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Abdullah ibni Ömer r.a’dan : Rasulullah s.a.v‘in şöyle buyurduğunu rivayet etti :<strong>Kim amelini insanlara işittirirse, Allah onu halkın kulağına duyurur ve onu hakir ve küçük kılar. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<em>Kitabu’z Zühd : 42.s.141.n</em></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Damra-t ibnu Habib r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Allah’u Teala’yı mütevazi bir anışla anınız.</strong>&nbsp;Denildi ki : Mütevazi anış nedir ? O da :&nbsp;<strong>Gizli zikirdir</strong>, buyurdu.<strong>&nbsp;&#8221;&nbsp;</strong></p>



<p><strong><em>Kitabu’z Zühd : 44.s.155.n&nbsp;</em></strong></p>



<p><strong>Hasanu-l basri</strong>&nbsp;r.h şöyle buyurur : Bir adan Kur’anı Kerimi ezberlerdi de komşuları onu hissetmezlerdi. Yine fıkıh da büyük bir dereceye ulaşanlar olurdu da etrafında ki insanlar onu hissetmezdi. Evinde ziyaretciler olurdu da, onun uzun namaz kıldığını hissetmezlerdi.</p>



<p>Biz öyle kimselere ulaştık ki yeryüzünde gizli yapmaya muktedir oldukları bir işi asla açığa çıkarmazlardı. Müslümanlar dua’da bütün varlıklarını verirlerdi sesleri işitilmezdi. Ancak kendileriyle Aziz ve celil olan Allah arasında bir fısıltı olurdu. Bunu böyle yapmalarının sebebi, Allah’u Teala’nın :</p>



<p><strong>&#8220;</strong>&nbsp;<strong>Rabbi’nize yalvararak ve gizlice dua edin, zira o haddi aşanları sevmez. &#8220;</strong><em></em><em><strong>A’raf : 55.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Ve yine bunun sebebi, Allah’u Azze ve Celle’nin : Salih ve sözünden razı olduğu zekeriyya’nın Rabbisini hatırlayıp da ;</p>



<p><strong>“</strong>&nbsp;<strong>Hani o rabbine gizli bir nida ile seslenmişti “ &nbsp;Meryem : 3</strong>buyurmasındandır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Kitabu’z Zühd : 41.s.140.n</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Amr b. Yahya haber verip dedi ki ; babamı, babasından şöyle rivayet ederken duydum : Babam dedi ki : Sabah namazından önce Abdullah ibni Mesud’un kapısı önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik.Yine bir sabah ebu Musa el-Eşari yanımıza geldi ve ; ebu Abdurrahman &#8211; yani ibn mesud &#8211; evden çıktı mı ? diye sordu. Hayır, dedik. O da bizimle beraber oturdu.</p>



<p>Nihayer &#8211; ibni Mesud &#8211; çıktı. Bizde gitmek için ayağa kalktık.Sonra &#8211; yürürken &#8211; ebu&nbsp; Musa ona şöyle dedi : Ey ebu Abdurrahman ! biraz önce mescide yadırgadığım bir durum gördüm. Ama yine de Allah’a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim. Abdullah ibni Mesud : Nedir o ? diye sordu. O da : Yaşarsan birazdab göreceksin, dedi ve şöyle devam etti : mescide halkalar halinde, oturmuş,namazı bekleyen bir topluluk gördüm.Her halkada idareci bir adam, halkada ki diğer insanların ellerinde de çakıl taşları var, idareci : yüz defa&nbsp;<strong>ALLAH’U EKBER</strong>&nbsp;deyin diyor onlarda yüz defa<strong>Allah’u ekber</strong>, diyorlar. Sonra yüz defa&nbsp;<strong>LA İLAHE İLLALLAH</strong>&nbsp;deyin, diyor onlarda yüz defa&nbsp;<strong>la ilahe illallah</strong>, diyorlar. Yüz defa&nbsp;<strong>SUBHANALLAH</strong>&nbsp;deyin diyor, onlar da yüz defa&nbsp;<strong>subhanallah</strong>&nbsp;diyorlar.</p>



<p>Abdullah ibni Mesud : Peki onlara ne dedin ? dedi. Ebu musa : Senin görüşünü ve emrini sormadan bir şey demedim, dedi. Abdullah ibn Mesud dedi ki : Onlara, kötülüklerinizi sayıp hesap edin, ben sizin iyiliklerinizin zayi olmayacağına güvence veririm, deseydin ya. Sonra beraberce gittik, nihayet bu halkalardan birinin yanına gelip, başlarına dikildi ve : bu yaptığınızı gördüğüm şeyler nedir ? dedi. Dediler ki : Ey ebu Abdurrahman ! Bunlar çakıl taşları onlarla&nbsp;<strong>ALLAH’U EKBER, LA İLAHE İLLALLAH ve SUBHANALLAH</strong>&nbsp;sözlerini sayıyoruz.</p>



<p>Abdullah ibn Mesud dedi ki : Siz kötülüklerinizi sayıp hesap edin ben, iyiliklerinizden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim. Yazıklar olsun size ! ey ümmeti Muhammed, ne çabuk sapıttınız. Peygamberinizin bir çok sahabesi henüz hayatta, işte onun elbiseleri daha eskimemiş, kabı kacağı henüz kırılmamış.Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki, sizler ya Muhammedin dininden daha doğru yolda bir din üzeresiniz ya da yeni bir sapıklık kapısı açmaktasınız ” Onlar dedilerki : “ Vallahi ey eba Abdurrahman bizim kötü bir niyetimiz yoktur, biz sadece hayır elde etmek istedik ”</p>



<p>Abdullah ibn Mesud şöyle karşılık verdi. “&nbsp;<strong>Hayrı elde etmek isteyen niceleri vardır ki, onu elde edemezler.&nbsp;</strong>Rasulullah s.a.v bize haber vermişti ki ; “ Kur’anı okuyan nice topluluklar var ki, bu okuyuşları onların köprücük kemiklerinden ileriye geçmeyecektir. “ Vallahi bilmiyorum belki de onların çoğu sizdendir.”</p>



<p>Ve sonra Abdullah İbn Mesut onlardan yüz çevirdi. Amr bin Yahya’nın dedesi, Amr bin Selime, bundan sonra şöyle dedi : “ Bu halkalardaki insanların tamamını, en-Nehrevan olayında haricilerin yanında bize karşı savaşırken gördük.<strong>&nbsp;“</strong></p>



<p><em><strong>Darimi : 1.c.210.n – Ebu Nuaym Hilye</strong></em></p>



<p>Görüldüğü gibi zikri geçen bu deliller, İslam’da Allah’ı zikretmenin bir adabı ve edebi olduğunu, dolayısıyla bu konuda hiç kimse kendi şahsi yorum ve anlayışı doğrultusunda bir zikir şekli şemali ve sayısı belirlemeye hakkı yoktur.</p>



<p>Eğer son olarak zikredilen rivayete dikkat edilirse, Abdullah İbn Mesud burada<strong>ALLAH’U EKBER, LA İLAHE İLLALLAH&nbsp;</strong>ve<strong>&nbsp;SUBHANALLAH&nbsp;</strong>sözlerine karşı çıkmıyor. Onun karşı çıktığı husus, bir halka oluşturarak bu işi bir idarecinin yönetmesi ve ellerinde çakıl taşları veya boncuklarla yüz sefer şunu de, yüz defa bunu söyle, diyerek koro şeklinde bu ifadeleri kendi aralarında saymalarıdır. Onun karşı çıktığı budur.</p>



<p>Halbuki ihlaslı ve samimi bir Müslüman bu gibi zikirleri, kimseye sezdirmeden, riya ve gösteriş yapmadan Rabbine taktim eden biri olmalıdır.</p>



<p>Rabbimden niyazım ; bizleri Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği bir zikir şekliyle meşkul olan kullarından eylesin.</p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;hazır yeri gelmişken şu sorunun cevabını da vermekte fayda vardır sanırım. Soru şu :<strong></strong></p>



<p><strong>İslam’da mustakil olarak sadece</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Allah…Allah… hu…hu…hay … hay diyerek zikretmek var mıdır ?</strong><strong></strong></p>



<p><strong>CEVAP … :</strong>&nbsp;Şüphesiz ki Allah&#8217;ı O’na yakışır tarzda Kur’an’ın ve Sünnetin emrettiği şekilde zikretmek en güzel ibadetlerdendir.</p>



<p>Allah c.c kitabında kullarına zatını en güzel isim ve sıfatlarıyla tanıtmıştır. O’nu, kuranın ve sünnetin tarif ettiği lafızlarla zikretmek gerekir. Çünkü zikir bir ibadet çeşididir ve tevkifidir. Yani Kur’an ve Sünnettin emrettiği&nbsp; lafızlarla olmalıdır.</p>



<p>Dolayısiyla biz O’nun bizden istediği ve emrettiği şekilde ibadet etmekle ve zikretmekle emrolunduk. Heva ve arzumuzdan, aklımızdan veya çevremizden öğrendiğimiz, gördüğümüz lafızlarla O’nu zikretmek ve O’nun adını yüceltmek doğru değildir. &nbsp;</p>



<p>Bununla beraber,&nbsp;<strong>Allah … Allah … hu… hu… Hayy … Hayy …&nbsp;</strong>diyerek zikrin meşruluğuna dair, Kur’anın ve Sünnetin temiz sayfalarında bir delil bulunmamaktadır. Yani bu lafızlarla zikretmek konusunda Ayet ve Hadis&nbsp; yoktur.</p>



<p>Kur’an ve Sünnet çizgisinde yetişen ve bu iki kaynağı en iyi şekilde bilen sahabe ve onlara ittiba eden tabiin hayatında da böyle bir zikir yapıldığına dair delil bulunmamaktadır. Onlar ki dini en iyi şekilde bilenlerdi, Onu en iyi şekilde uygulayanlardı ve en önemlisi, bu anlamda Allah’ı en güzel ifadelerle zikredenlerdi.</p>



<p><strong>Değerli Müslümanlar … !</strong>&nbsp;bununla beraber yine bilinmesi gereken hususlardan birisi de ;&nbsp;<strong>Allah… Allah… hu… hu… veya … Hayy … Hayy…&nbsp;</strong>&nbsp;diyerek zikretmek Arap dili açısından da bir anlam ifade etmez. Çünkü Arapçada müfid cümle &#8211; yani anlamlı cümle &#8211; ancak&nbsp;<strong>elhamdulillah,</strong>&nbsp;<strong>suphanAllah, Allah’u ekber, Subhanallah</strong>&nbsp;gibi lafızlardır.</p>



<p>Araplar&nbsp;<strong>Allah… Allah… hu… hu … Hayy … Hayy</strong>&nbsp;diyerek Allah’ı zikretmezler. Neden ? . Çünkü bu ifadeler tek başına bir anlam ifade etmezler. Bu kelimelerle yapılan zikir Allah’ı övmediği gibi, Kur’an ve Sünnette de böyle bir tarif yoktur.</p>



<p>Bu nedenle, Müslümanların farkında olmadan veya anlamını kavramadan,&nbsp;<strong>hu , hu</strong>&nbsp; derken, veya&nbsp;<strong>hay hay</strong>&nbsp;derken daha sonra şeytanın&nbsp; süslemesi ve saptırmasıyla&nbsp;<strong>he he</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>hav hav</strong>&nbsp;gibi komik ve cahilce ifadeler ağızlarından çıkmaya başlıyor.</p>



<p>Bu ifadeler inanın abartılı ifadeler falan değildir. Bu gibi manzaralara bir Müslüman olarak – hatta bir zamanlar bir tasavvufçu olarak – şahit olduğum şeylerdir.</p>



<p>Bu ise şeytan ve avanelerinin aldatması ve müslümanları eğlenceye alması demektir. Böylesi bir amel neticesinde, şeytanın inananları saptırarak dil hatalarına düşürdüğü açıktır. Dolayısıyla bu türden yalan yanlış uygulamaların akideye verdiği zararı da göz önünde bulundurursak, akıl ve basiret sahibi bir Müslümanın bu şekildeki bir ameli meşru görmesi düşünülemez.&nbsp;</p>



<p><strong>Hulasa kardeşlerim ;</strong>&nbsp; bu lafızlarla Allah’ı zikretmek bidattir ve asla caiz değildir. Bu şeytanın bir aldatmasıdır. Ve unutmayın ki şeytan, inananların apaçık düşmandır. Dolayısıyla düşmana karşı Kur’anın ve Sünnetin sağlam kalesine sığınmak lazımdır..</p>



<p>Allah Rasulü s.a.v’in sünneti seyiyesinde bu konuda binlerce hadis varken, heva ve arzularımıza uygun olarak icadettiğimiz zikir çeşitleriyle Allah’ı zikretmek ne derece doğrudur.</p>



<p>Halbuki Allah’u azze ve celle her konuda olduğu gibi bu konuda da Rasulü s.a.v’de güzel bir örnek olduğunu bizlere bildirmektedir.</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ&nbsp;اللَّهِ&nbsp;أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو&nbsp;اللَّهَ&nbsp;وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ&nbsp;اللَّهَ&nbsp;كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Ahzab : 21.Ay</strong></em><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Rabbim bizlere kendisini Kur’an ve Sünnet çizgisinde zikretmeyi nasip eylesin.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Amin&nbsp;</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vel hamdu lillahi rabbil alemin</strong><br>&nbsp;</p>



<p><strong>Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrederken-olculu-davranmak/">Zikrederken ölçülü davranmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8277</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zikrin tanımı ve keyfiyeti</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrin-tanimi-ve-keyfiyeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu sohbetimizde zikrin tanımını, onun mana ve mahiyetini izah edip, meselenin sağlıklı bir şekilde anlaşılmasına gayret göstereceğiz… Bizi böyle bir çalışmaya iten sebep, Allah’ı zikretme adına &#8211; İslam’da aslı astarı olmayan &#8211; bir takım garip hal ve hareketlerle zikir halkaları oluşturulması ve bunların din adına yapılmasıdır. Bununla beraber ;&#160; Allah Rasulü s.a.v’in bir hadisi şeriflerindeki...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrin-tanimi-ve-keyfiyeti/">Zikrin tanımı ve keyfiyeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8275"></span>



<p>Bu sohbetimizde zikrin tanımını, onun mana ve mahiyetini izah edip, meselenin sağlıklı bir şekilde anlaşılmasına gayret göstereceğiz…</p>



<p>Bizi böyle bir çalışmaya iten sebep, Allah’ı zikretme adına &#8211; İslam’da aslı astarı olmayan &#8211; bir takım garip hal ve hareketlerle zikir halkaları oluşturulması ve bunların din adına yapılmasıdır.</p>



<p>Bununla beraber ;&nbsp; Allah Rasulü s.a.v’in bir hadisi şeriflerindeki ;&nbsp;<strong>“ Kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin, eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse onu diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Müslim : 1.c.49.n</strong></em>&nbsp;</p>



<p>sözlerinden hareketle, şuurlu bir müslümanın konuyla ilgili görmüş olduğu münkerlerin karşısında suskun kalmamasına inandığım içindir.</p>



<p>Konuya başlamadan önce Allah’u azze ve celle’den kendim için bu meseleyi güzel ifade edebilme kudret ve kuvveti diliyor ve ayrıyeten sizler için de güzel bir anlayış, hüsnü zan ve hüsnü fehm talep ediyorum.</p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;her şeyden önce, konumuza başlık olarak seçtiğimiz &nbsp;<strong>ZİKİR</strong>&nbsp;kelimesinin lugavi ve istılahi tarifini yapıp,onun manasını anlamak zorundayız. Yani zikir ne demektir ? bunun İslam’i tarifi nasıldır ? ve bunu uygulama sahasına bir Müslüman nasıl yansıtmalıdır ? bunların&nbsp;<strong>Kur’an ve Sünnet</strong>&nbsp;çizgisinde istenildiği manada anlaşılması gerekir.</p>



<p>Anlaşılması gerekirki, bu konudaki sünnete uygun zikir ve zikir meclisleri ile, birçok bid’at ve hurafelerle kendilerini avutan zikir meclisleri birbirinden ayırt edilsin.</p>



<p>Ve yine anlaşılması gerekir ki, Allah Resulu s.a.v’in tarif ettiği ve uyguladığı zikir şekli ve şemali ile, şeyh efendilerin veya üstadların tarif edip uydurdukları zikir şekli ve şemali birbirinden ayırt edilsin.</p>



<p>Hulasa, bu meselenin güzel anlaşılması gerekir ki, insanları Allah’a yaklaştıran zikir ve zikir meclisleri ile, onları Allah’tan uzaklaştıran bid’at ve hurafelerin zikredildiği ve uygulandığı meclisler birbirinden ayırt edilsin.</p>



<p><strong>ZİKRİN &nbsp;LUĞAVİ &nbsp;VE &nbsp;ISTILAHİ &nbsp;MANASI&nbsp;</strong><br><strong><br>ZİKİR :</strong>&nbsp;luğavi manası : anmak, hatırlamak, unutmamak için anmak ve unutulan şeyi hatırlamaya çalışmak manalarına gelir.<br><strong><br>ZİKİR &nbsp;:</strong>&nbsp;&nbsp; ıstılahi manası&nbsp;&nbsp; :&nbsp; insanın, yaradanını asla unutmaması, her an hatırlaması ve O’nun kudretini, kuvvetini, azamet ve yüceliğini tefekkür edip, O’nun isteği ve Resulünün’de gösterdiği şekilde hareket etmesidir.</p>



<p>Dolayısıyla bu kelimeye birilerinin yüklediği kısır bir anlam yükleyerek ona uygun hareket edilmesinden ziyade, ıstılahi anlamında da ifade edildiği gibi, Allah’ın razı olacağı her meşkuliyetin zikir babından olduğunu kabul ederek hareket edilmesi gerekir.</p>



<p>Eğer bu nokta anlaşıldı ise, herhalde bu anlamda Kur’an’ın bir zikir olduğunu evvel emirde zihinlerimize güzelce yazmamız gerekir. Yani onun öğrenilmesi,öğretilmesi ve okunması bir zikirdir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rabbimiz kerim kitabında ;</p>



<p>إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ&nbsp;</p>



<p><strong>“ Muhakkakki bu zikri biz indirdik ve onu muhafaza edecek olan da biziz. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;</strong></em><em><strong>Hicr : 9.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayeti celilesiyle Kur’an’ın bir zikir olduğunu açıkça beyan etmektedir.</p>



<p>&nbsp;فَاسْتَمْسِكْ بِالَّذِي أُوحِيَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ {} وَإِنَّهُ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْأَلُونَ</p>



<p><strong>“ Sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen dosdoğru bir yol üzeresin. Muhakkakki o,&nbsp;</strong>&#8211; yani sana vahyedilen şey &#8211;<strong>&nbsp;senin ve kavmin için bir zikirdir ve ondan sorguya çekileceksiniz. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>Zuhruf : 43 &#8211; 44.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Aşırı giden bir kavimsiniz diye sizi zikir ile uyarmayı terk mi edeceğiz ? &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Zuhruf : 5.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Bu bir zikirdir ve apaçık bir Kur’an’dır. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Yasin : 69.Ay</strong></em></p>



<p><strong>“ İşte bu, indirdiğimiz mubarek bir zikirdir. Siz onu inkar mı ediyorsunuz. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;</strong><strong>Enbiya : 50.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu Ayeti kerimelerde de görüldüğü gibi, Rabbimizin Rasulüne vahyettiği şey &#8211; yani&nbsp;<strong>kitap ve hikmet</strong>&nbsp;&#8211; bir zikirdir.</p>



<p><strong>NAMAZ&nbsp; BİR&nbsp; ZİKİR’DİR</strong><strong></strong><br><br>Ve yine bu anlamda Namaz bir zikirdir. Rabbi’miz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :</p>



<p><strong>“ Muhakkak ki ben Allah’ım ; benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni zikretmek için namaz kıl &#8230;. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Taha : 14.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Ey iman edenler ! Cuma günü namaz için nida edildiği zaman Allah’ın zikrine koşun &#8230;&#8230; &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Cuma : 9.Ay</strong>.</em>&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşte Rabbimizin bu buyrukları, namazın bir zikir olduğunu beyan etmektedir.</p>



<p><strong>“ &#8230;</strong>&nbsp;Ummu’d derda r.a‘dan. O dedi ki : Allah’u Azze ve Celle‘nin :&nbsp;<strong>&nbsp;Allah’ı zikretmek çok büyüktür….</strong>&nbsp;Ayeti celilesi delalet ediyor ki :&nbsp;<strong>namaz kılmak, Allah’ı zikretmektendir. &#8211; hatta &#8211; öğrettiğin her iyilik Allah’ı zikirdendir. Kötülüklerden kaçınman Allah’ı zikirdendir.Oruç tutman da Allah’ı zikretmektendir….. “</strong></p>



<p><em><strong>Buhari efali&#8217;l İbad : 569.n &#8211; Beyhaki Şuabul İman : 1.376 -Taberi Tefsir : 6.c.380.s</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu rivayette de anlatıldığı gibi ; namaz bir zikirdir, emri bil ma’ruf bir zikirdir, nehyi anil münker bir zikirdir ve oruç tutmak da bir zikirdir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah’u Azze ve Celle bu konuda yine kerim kitabında şöyle buyurur :</p>



<p><strong>“ Kötülüklerden temizlenen, Rabbi’nin ismini zikreden ve namazı kılan felaha ermiştir&#8230; &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>A&#8217;la : 14 &#8211; 15.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Namazı kıldıktan sonra Allah’ı ayakta, oturarak ve yatarken zikredin. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>Nisa : 103.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah&#8217;ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. &#8211; Ve derler ki : &#8211; &#8221; Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Ali İmran : 191.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Rabbi’nin ismini zikret ve O’na yönel &#8230;&#8230; &#8221;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;</strong><em>&nbsp;<strong>Müzzemmil : 8. Ay</strong></em><br><br>İşte bu ifadeleriylede Rabbimiz ; dilin kendisini övmesini, tesbih etmesini, tenzih etmesini zikir olarak isimlendirmiştir.</p>



<p><strong>“ &#8230;</strong>&nbsp;Allah Rasulü s.a.v buyurdular ki :&nbsp;<strong>Dilin Allah’u Azze ve Celle’nin zikri ile devamlı ıslak kalsın &#8230;. “</strong></p>



<p><em><strong>İbni Mace : 9.c.3793.n – Tirmizi : 6.c.3597.n</strong></em><strong></strong></p>



<p>Rasulullah s.a.v’in bu buyrukları da aynen biraz önce ifade edildiği gibi, dilin Allah’ı övmesini, tesbih etmesini, tenzih etmesini zikir olarak kabul etmiştir.</p>



<p><strong>Hulasa değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;bu ve emsali delillerin ifadesiyle anlaşılıyorki insanın, Rabbi’sinin razı olacağı her uğraşı Allah’ı zikretmek demektir.</p>



<p>Yani kalbin amelinden olan Rabbisi adına tefekkürü, tedebbürü, tezellülü ve tevekkülü Allah’ı zikretmek olduğu gibi, azaların Allah’ın emirlerine uyarak namaz kılması, zekat vermesi, oruç tutması hacc yapması gibi ibadetleri de yine insanın Rabbisini zikretmesi olarak kabul edilmiştir.</p>



<p>Bununla beraber dilin, Allah’ın birliğini, yüceliği, kudretini, kuvvetini, azametini, kadrini, kıymetini ve şanını itiraf edip O’nu, bütün noksanlıklardan tenzih etmeye yönelik kullandığı bütün sözler de yine Allah’ı zikretmek olarak kabul edilmiştir.</p>



<p>Ve yine, insanın kendi acziyetini, zayıflığını ve küçüklüğünü kabul ederek Rabbisine sığınması, O’ndan istemesi, O’ndan korkması, O’na boyun eğmesi de Allah’ı zikretmek demektir.</p>



<p>Çünkü bu sayılanların hepsinde de, &#8211; zikrin ıstılahi tarifinde de bahsi edildiği gibi &#8211; Allah’ı hatırlama ve O’nu anma söz konusudur.</p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !&nbsp;</strong>zikrin bu genel tarifinden sonra isterseniz birazda dilin zikrinden ve onun önemini ve ehemmiyetini anlatan delillerden bahsedelim.</p>



<p><strong>ZİKRİN &nbsp;ÖNEMİ&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p>Unutmayalım ki dilin Allah’u Azze ve Celle’yi zikretmesi ; Allah’ın teşvik ettiği ve devamlı yapılmasını emrettiği bir iştir.</p>



<p>Rabbi’miz bu ibadeti, kendisine yaklaştırıcı bir vesile kılmış ve bunu &nbsp;yapanlara da bol bol mukafat verip ve onları azabtan kurtaracağını va’detmiştir.</p>



<p>Rabbimiz şöyle buyurur &nbsp;:&nbsp;<em><strong>“ Allah’ı zikretmek çok büyüktür &#8230;..&#8221;&nbsp;</strong></em><em></em><em><strong>Ankebut : 45.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Ey iman edenler ! Allah’ı çok zikredin &#8230;&#8230; &#8221;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;</strong><em><strong>Ahzab : 41.Ay</strong></em></p>



<p><strong>“ … Allah’ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar var ya ; işte Allah bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır &#8230;. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>Ahzab : 35.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>&nbsp;“ Ey iman edenler ! … Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz &#8230; &#8221;&nbsp;</strong><em>&nbsp;<strong>Enfal : 45.Ay</strong>.</em></p>



<p><strong>“ … Muhakkak ki arınıp temizlenen, Rabbi’nin ismini zikreden ve namaz kılan felaha ermiştir… &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;</strong><strong>A’LA : 14 -15. Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>“ … İşte onlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikri ile mutmain olanlardır. Şunu iyi bilin ki kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur &#8230; &#8221;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;</strong><em><strong>Rad : 28.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ &#8230;</strong>&nbsp;Muaz ibni cebel r.a’dan. Rasulullah s.a.v buyurdularki :&nbsp;<strong>Ademoğlu Allah’ı zikretmekten daha çok kendini Allah’ın azabından kurtaracak bir amel işlememiştir.&nbsp;</strong>Dediler ki : Allah yolunda cihad etmekte mi ?Resulullah s.a.v buyurdu ki :<strong>&nbsp;Allah yolunda cihad etmekte ; ancak öldürülünceye kadar savaşması bundan müstesna. ”</strong></p>



<p><em><strong>Taberani ve İbni Ebi Şeybe</strong></em>&nbsp;</p>



<p><strong>“ &#8230;</strong>&nbsp;Ebu’d Derda r.a‘dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Size amellerinizin en hayırlısını, Melik’iniz katında en geçerli olanını, derecelerinizi en çok yükselten şeyi, sizin için altın ve gümüş biriktirmekten daha kazançlı olanını ,düşmanla karşılaşıp onların boyunlarını vurmanızdan, onlarında sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlısını bildireyim mi ? sahabiler : bildir ey Allah’ın Rasulü dediler : Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>“ Allah’ı zikretmektir. ”</strong></p>



<p><em><strong>İbni Mace : 9.c.3790.n – Tirmizi : 6.c.3599.n</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ &#8230;&nbsp;</strong>Ebu Musa el-Eşari r.a’dan : Peygamber s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Rabbi’ni zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali diri ile ölü gibidir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;<strong>Buhari : 14.c.6344.s</strong></em><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>ALLAH’TAN &nbsp;GAFLETİN &nbsp;ÇİRKİNLİĞİ&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;zikrullah’ın önemini, ehemmiyetini ve güzelliğini anlatan daha birçok deliller mevcuttur. Biz bu kadarı ile iktifa ederek şimdi de zikrin tam zıddı olan gafletten biraz bahsetmeye çalışalım.</p>



<p>Bilindiği gibi gaflet zikrin tam zıddıdır. Gafletlerin en büyüğü ve en çirkini ise Allah’tan gafil olmaktır. Unutmayalım ki bir insan için Allah’tan gafil olmak kadar daha büyük bir bela ve musibet olmadığı gibi, Allah’ı zikretmek kadar da büyük bir saadet yoktur.</p>



<p>Allah’u Azze ve Celle, kullarını gaflet belasından sakındırmış ve onlara her an kendi zatını hatırlamalarını emretmiştir. Hatta bütün fiili ibadetleri, kendisini hatırlamaya vesile kılıp, gafletin çirkinliğini Kerim kitabında sık sık anlatmıştır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rabbi’miz şöyle buyurmaktadır :</p>



<p><strong>“ Rabbi’ni içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret, gafillerden olma. “ &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>A&#8217;raf : 205.Ay</strong></em><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>“ Kalpleri Allah’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. Bu kimseler apaçık bir sapıklık içindedirler. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Zümer : 22.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ Kim o Rahma’nın zikrine göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat kılarız. Artı o, onun ayrılmaz bir arkadaşı olur. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Zuhruf : 36.Ay</strong></em>&nbsp;</p>



<p><strong>“ Şeytan onları hükmü altına almış, Allah’ı zikretmeyi bile unutturmuştur. İşte bu kimseler şeytanın taraftarlarıdırlar.Haberiniz olsun ki hüsrana uğrayacak olanlar, şeytanın taraftarlarıdır. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Mücadele : 19.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;<br><br><strong>“ Nefsini sabah akşam rızasını isteyerek Rabb’lerina yalvaranlarla bir tut. Dünya hayatının süsüne kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi zikretmekten gafil kıldığımız, kendi nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye de itaat etme. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Kehf : 28.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ Ey iman edenler ! Sizi ne mallarınız ve ne de evlatlarınız Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim böyle yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Munafikun : 9.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“&nbsp;</strong><strong>Kim de beni zikretmekten yüz çevirirse onun için dar bir geçim vardır. Kıyamet gününde de onu kör olarak haşrederiz. &#8221; &nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>Taha : 124.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>Evet ey Müslüman … !</strong>&nbsp;unutma ki bu kulluğun şerefine göklerde ve yerde bulunan her şey nail olmuştur. Rabbimizin buyurduğu gibi :</p>



<p><strong>“ Yedi tabaka göklerde ve yerde bulunan her şey O’nu tesbih eder. O’nu övgü ile tesbit etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki, onların tesbihini anlayamazsınız siz. O halimdir, bağışlayıcıdır. &#8221; &nbsp;</strong><em>&nbsp;<strong>İsra : 44.Ay</strong></em></p>



<p>Ve yine unutmayın ki, bu şereften ancak insanların ve cinlerin kafirleri uzak dururlar ve mahrum kalırlar.</p>



<p><strong>MÜSLÜMANIN ZİKİR MECLİSİ NASIL OLMALI</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;Allah’a iman ettiğini söyleyen şuurlu ve basiretli &nbsp;müslümanlar, yan yana gelerek oluşturdukları her mecliste Allah’ı zikrettikleri zaman, onların bol bol sevap kazanacakları çok karlı bir ortam olacağı gibi, Rabbi’lerini zikretmeden ayrılacakları her ortamında kendileri için zararlı ve nedamet duyacakları bir ortam olacağını asla unutmamaları gerekir.</p>



<p>Çünkü kendisini örnek ve önder edindiğimiz Allah’ın Rasulu s.a.v şöyle buyurmaktadır :</p>



<p><strong>“ Allah’ı zikretmedikleri bir meclisten kalkıp dağılan kimseler, tıpkı merkep leşinden kalkıp dağılan kimseler gibidirler. Bu onlar için pişman olacakları bir kayıptır. &#8221;&nbsp;</strong></p>



<p><strong><em>Ebu Davud : 5.c.4855.n &#8211; Ahmed Müsned : 2/389</em></strong>&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah’ın Rasulu s.a.v yine şöyle buyurdular :</p>



<p><strong>“ Bir mecliste oturup orada Allah’ı zikretmeyen ve Peygamberlerine salavat getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından bu kusurlarından dolayı pişmanlığa uğratılır. Allah dilerse onlara azab eder, dilerse onları bağışlar. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>Tirmizi : 6.c.3602.n</em></strong></p>



<p>İhlaslı ve samimi Müslümanlar, diğer kardeşleriyle ancak Allah rızası için yan yana gelen kimselerdir. Bununla beraber oluşturdukları meclislerde, ancak Allah’ın razı olacağı ve peygamberlerinin de yapıp tarif ettiği zikir çeşitleri ile meşgul olan kimselerdir.</p>



<p>Onlar, zamanımızdaki birçok cahil kimselerin yaptığı gibi, dinde aslı astarı olmayan zikir çeşitleri ile meşgul olan kimseler değillerdir.</p>



<p>Onlar defle dümbelekle Allah’ı zikretmeye kalkışmadıkları gibi, garip garip sesler çıkararak, kafayı kolu sallayarak veya oraya buraya yalpa yaparak Allah’ı zikretmeye kalkışan kimseler de değillerdir.<br><br>Onların zikirleri, Kur’an’a ve Sünnet’e dayanan zikirlerdir. Çünkü onlar, Allah ve resulu’nun şu buyruklarını iyi bilen ve asrı saadeti kendilerine örnek alan insanlardır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bakınız Rabbimiz kendisini zikretmek isteyenlere nasıl bir mesaj veriyor :</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ&nbsp;اللَّهِ&nbsp;أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو&nbsp;اللَّهَ&nbsp;وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ&nbsp;اللَّهَ&nbsp;كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. &#8221;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Ahzab : 21.Ay</strong></em><strong></strong><br><br>İşte bu kural, Allah’ı zikretmek isteyen herkes için olmazsa olmazlardan olan bir kuraldır.</p>



<p>Yani, kim Rabbi’sini zikretmek istiyorsa, zikrinin şekli ve şemali mutlaka Kur’an ve sünnete uygun olma mecburiyetindedir, değilse o yaptığı şey kendisinden asla kabul edilmez.</p>



<p><strong>&#8221; …&nbsp;</strong>Aişe r.anha&#8217;dan ; Rasulullah s.a.v söyle buyurdular :&nbsp;<strong>&nbsp;&#8221; Kim bizim şu işimizin &#8211; yani dinimizin &#8211; içinde ondan olmayan bir şeyi ihdas ederse, o merdutdur. &#8221; &nbsp;</strong>diğer bir rivayette ise : &nbsp;<strong>“ Her kim bizim emrimize uymayan bir amel işlerse o amel merdutdur. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;</strong><strong>Müslim : 5.c.1718.n</strong></em></p>



<p>İşte Allah Rasulu sav ‘in mektebinde öğretilen zikirler ve onunla alakalı örnek alınması gereken mükemmel dersler :</p>



<p><strong>{ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre ra’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Allah’u Azze ve Celle şöyle buyuruyor : Ben kulumun beni zannı yanındayım. Kulum beni zikrederken ben muhakkak onunla beraber olurum. Eğer o beni kalbinde zikrederse, bende onu nefsimde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, bende onu o cemaatten daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kuluç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak varırım. }</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2675.n</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Her kim kendisinde ilim arayacağı bir yola giderse, Allah ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Herhangi bir topluluk Allah’ın evlerinden bir evde toplanıpta, Allah’ın kitabını tilavet ederler ve onu aralarında karşılıklı okuyup ders yaparlarsa muhakkak üzerlerine sekinet iner. Kendilerini rahmet kaplar. Melekler onların etrafını çepeçevre ihata edip kuşatırlar. Allah’ta onları yanında bulunan &#8211; melekler &#8211; içinde anar. &#8211; unutmayın ki &#8211; ameli eksik olanı, nesebi, amel sahiplerinin mertebesine kavuşturamaz. }</strong></p>



<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;Müslim :&nbsp;<strong>8.c.2699.n</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu said el-Hudri ra şöyle dedi : Bir gün Muaviye mesciddeki bir ders halkasının yanına geldi de : sizleri burada oturtan sebep nedir ? diye sordu. Ordakiler : Toplanıp oturduk, Allah’ı zikrediyoruz, dediler. Muaviye : vallahi sizleri hakikaten sadece bu maksat mı oturttu burada ? dedi. Oturanlar : vallahi bizleri bu maksattan başka bir şey oturtmamıştır, dediler. Muaviye : ben sizleri ittiham etmek için yemin ettirmiş değilim. Benim Rasulullah’a yakınlığım derecesinde olupta Rasulullah’tan benim kadar az rivayet eden hiçbir kimse yoktur. Rasulullah s.a.v bir defasında, sahabilerden bir ders halkasının yanına geldi ve :&nbsp;<strong>Sizleri böyle oturtan sebep nedir ?&nbsp;</strong>diye sordu. Sahabiler : oturup, Allah’ı zikrediyor ve bizleri islama hidayet etmesine ve bizleri nimetlendirmesine karşılık O’na hamd ediyoruz, dediler. Rasulullah s.a.v :&nbsp;<strong>Vallahi, sizleri bundan başka bir maksat oturtmamış mıdır ?</strong>&nbsp;diye sordu. Sahabiler : vallahi bizleri bu maksattan başka bir şey oturtmuş değildir, dediler. Rasulullah s.a.v :&nbsp;<strong>Ben sizleri ittiham etmek için yemin ettirmedim. lakin bana Cibril gelip Aziz ve Celil olan Allah’ın sizlerle meleklere iftihar etmekte olduğunu bana haber verdi</strong>, buyurdu<strong>. }</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2710.n</strong></em>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdular ki :&nbsp;<strong>Allah’u Tebareke ve Teala’nın yeryüzünde seyahat eden birtakım melekleri vardır ki onlar, zikir meclislerini araştırırlar. Onlar, içinde Allah’ın zikredildiği bir meclis bulduklarında onlarla beraber otururlar ve birbirlerini kanatları ile hazır olup dinlemeye teşvik ederler. Nihayet onlarla sema arasındaki mesafeyi doldururlar. Meclisin dağıldığı ve meleklerin de semaya yükselip çıktıkları zaman Allah’u Azze ve Celle onları pek iyi bildiği halde meleklerine : Sizler nereden geldiniz ? diye sorar. Melekler : biz yeryüzünde senin bir takım kullarının yanından geldik ki onlar seni tesbih ediyorlar, seni tekbir ediyorlar,seni tehlil ediyorlar,sana hamd ediyorlar ve senden istiyorlar, derler. Allah’u Azze ve Celle : onlar benden ne istiyorlar ? buyurur. Melekler : onlar senden cennetini istiyorlar, derler . Allah &nbsp;Azze ve Celle : onlar benim cennetimi görmüşler mi ? Buyurur. Melekler : hayır Rabbi’miz ! onlar senin cennetini görmemişlerdir, derler. Allah Azze ve Celle : eğer onlar benim cennetimi görselerdi nasıl olurdu ? der. Melekler : o kullar senin eman vermeni istemektedirler, derler. Allah Azze ve Celle &nbsp;: benim hangi şeyden eman vermemi istiyorlar, der. Melekler : Ateşinden ey Rabbi’miz !, derler. Allah &nbsp;Azze ve Celle : onlar benim ateşimi görmüşler mi ?, buyurur. Melekler : Hayır, onlar senin ateşini görmemişlerdir, derler. Allah Azze ve Celle : Eğer onlar benim ateşimi görselerdi nasıl olurdu, der. Melekler : Tekrar &nbsp;onlar senin mağfiretini talep etmektedirler, derler. Bunun üzerine Allah’u Azze ve Celle : Ben onları mağfiret eyledim,onların bütün isteklerini ihsan ettim ve eman istedikleri şeyden de eman verdim, buyurur. Melekler : Ya Rabbi ! o zikr edenlerin içinde çok hata edici bir kul olan filan kimsede vardı, sadece oradan geçiyordu da onlarla beraber oturuvermiştir, derler.&nbsp; Allah’u Azze ve Celle : Ben onu da mağfiret ettim, çünkü o cemaatle beraber oturan kimseler şakiyy olamaz, buyurur. }</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 14.c.6345.s &#8211;&nbsp;</strong></em><em><strong>Müslim : 8.c.2689.n&nbsp;</strong></em></p>



<p>&nbsp;Allah’u &nbsp;Azze ve Celle’nin zikir meclislerini övdüğünü ve sevdiğini anlatan bu delillerin naklinden sonra, şimdi de Allah Rasulü s.a.v’in bizzat kendi dilinden inananlara Allah’ı nasıl zikretmeleri gerektiği hususundaki örnekleri anlatabiliriz.</p>



<p>Çünkü, Ahzab suresinin&nbsp;<strong>21.</strong>&nbsp;Ayeti kerimesinde de anlatıldığı gibi, Allah’ı zikretmek isteyen kimseler için, Resulullah s.a.v en güzel örnektir.</p>



<p><strong>{ …</strong>&nbsp; Allah Rasulü s.a.v şöyle buyuruyor : Dile hafif, mizanda ağır, rahmeti umuma yaygın, Allah’a sevimli olan iki kelime vardır ki bunlar :&nbsp;<em><strong>Subhanallahi ve bi hamdihi&nbsp;</strong><strong>Subhanallahi&#8217;l azim</strong></em></p>



<p><strong>Allah’ı ona hamd ederek tesbih ederim. Büyük olan Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim. }</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 14.c.6343.s – Müslim : 8.c.2694.n&nbsp;</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdu ki :&nbsp;<strong>Andolsun ki benim&nbsp;subhanallahi ve’l hamdu lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber… demekliğim, bana üzerine güneş doğan her şeyden daha sevimlidir. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Müslim : 8.c.2695.n</strong></em><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Cabir ibni Abdullah r.a’dan. Der ki : Rasulullah s.a.v’den şunu duydum :&nbsp;<strong>Zikrin en faziletlisi&nbsp;</strong><em><strong>la ilahe illallah</strong></em><strong>&nbsp;</strong><strong>, duanın en faziletlisi de &nbsp;</strong><strong><em>el hamdu lillah&nbsp;</em></strong><strong>’ tır. “</strong></p>



<p><em><strong>Tirmizi : 6.c.3605.n &#8211; İbni Mace : 9.c.3800.n</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Musa r.a dedi ki&nbsp; : Rasulullah s.a.v bana :&nbsp;<strong>Ben sana Cennet hazinelerinden bir kelimeyi &#8211; yahut, Cennet hazinelerinden bir&nbsp; hazineye seni&nbsp; &#8211; delalet&nbsp; edeyim mi ?&nbsp;</strong>dedi. Ben de : Evet&nbsp; delalet &nbsp;ediniz&nbsp; dedim. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v :<strong>&nbsp;</strong><strong><em>la havla vela kuvvete illa billah&#8217;&nbsp;</em></strong>tır , buyurdu<strong>. “</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2704 / 47.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Semure b. Cundub r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Sözlerin Allah’ın yanında en sevimlileri şu dördüdür :</strong></p>



<p><strong>Subhanallah&nbsp;&nbsp;</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;:&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.&nbsp;&nbsp;<br><strong>Elhamdu lillah&nbsp;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;:</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Allah’a hamdolsun.<br><strong>La ilahe illallah</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>&nbsp; &nbsp; :&nbsp;&nbsp; &nbsp;</strong>Allah’tan başka ilah yoktur.<br><strong>Allahu ekber</strong><strong>&nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong><strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp; : &nbsp; &nbsp;&nbsp;</strong>Allah en büyüktür.</p>



<p><strong>Bunların hangisi ile başlarsan başla,sana bir zararı yoktuR. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Müslim :</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;İbni Abbas r.a’dan : oda peygamberin zevcesi &#8211; cuveyrice r.a’dan şöyle tahdis etti : Peygamber s.a.v bir gün sabah namazını kıldığı sırada cuveyriye henüz namaz kıldığı yerde bulunurken cuveyriye’nin yanından dışarı çıktı. Sonra kuşluk vakti olunca geriye döndü. Cuveyriye de hala namaz kıldığı yerde oturmakta idi. Peygamber s.a.v ona :&nbsp;<strong>Senden ayrıldığım zamandaki hal üzere mi devam ediyosun ?&nbsp;</strong>dedi. &nbsp;Cuveyriye : Evet o hal üzereyim ,dedi. Peygamber s.a.v : Vallahi ben senden sonra dört kelimeyi üç defa söyledimki eğer bu kelimeler senin gün başladığından beri söylemiş olduğun kelimelerle tartılsaydı, benim söylediklerim muhakkak senin söylediklerini tartardı, onlar şu kelimelerdir :</p>



<p><strong>Subhanallahi Adede halkihi&nbsp;</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; : &nbsp;Allah’ı yarattıklarının adedi kadar tesbih ederim.</strong><br><strong>Subhanallahi Rıdaa nefsihi</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;: &nbsp;Allah’ı nefsinin razı olacağı kadar tesbih ederim.</strong><br><strong>Subhanallahi ziynete arşihi</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;:&nbsp; Allah’ı arşının zineti kadar tesbih</strong>&nbsp;<strong>ederim.</strong><br><strong>Subhanallahi midada kelimatihi &nbsp;&nbsp;</strong><strong>:&nbsp; Allah’ı kelimelerin &nbsp;adedi kadar</strong>&nbsp;<strong>tesbih ederim. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Müslim : 8.c.2726.n</em></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Enes ibni Malik r.a’dan : Rasulullah s.a.v yaprakları kurumuş bir ağaca uğrayıp asasıyla ona vurdu ve yapraklar döküldü. Bunun üzerine şöyle buyurdu : Şu sözler &#8211; varya &#8211; kulun günahlarını,şu ağacın yaprakları döküldüğü gibi, mutlaka döker :</p>



<p><strong>Elhamdulillah</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp;: &nbsp;&nbsp;Allah’a hamd olsun.</strong><br><strong>Subhanallah</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; : &nbsp;&nbsp;Allah’ı tesbih ederim.</strong><br><strong>La ilahe illallah</strong><strong>&nbsp; &nbsp;: &nbsp;&nbsp;Allah’tan başka ilah yoktur</strong>.<br><strong>Allahu ekber</strong><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; :&nbsp;&nbsp; Allah en büyüktür.&nbsp; “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Tirmizi : 6.c.3761.c</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu ve emsali delillerden anlaşıldığı gibi, asrı saadetteki oluşturulan zikir meclisleri, her şeyden önce sadece ve sadece Allah rızası için oluşturulan meclislerdi.</p>



<p>Bununla beraber zikir halkalarında yapılan şeyler ise görüldüğü gibi : Kur’anın öğrenilmesi ve öğretilmesi, Kur’anın izahını yapan hadislerin öğrenilmesi ve öğretilmesi, Allah’ın isim ve sıfatlarının öğrenilmesi ve öğretilmesi, Allah’ın tesbih edilmesi, noksanlıklardan tenzih edilmesi, O’na hamd edilmesi, O’nun yüceltilmesi, Allah’ın isim ve sıfatları ile O’na dua edilmesi, O’ndan istekte bulunulması, O’ndan cennetinin istenilmesi, Cehenneminden uzak tutması için O’na yalvarılması, kendilerine bahşedilen hidayetten dolayı O’na bol bol hamdedilmesi, verdiği nimetlerden dolayı O’na şükredilmesi, işlenilen hata ve günahlardan dolayı O’ndan bağışlanılma dilenilmesi gibi meselelerdi. İşte onların zikir meclislerinin keyfiyeti böyle idi.</p>



<p><strong>Değerli Müslümanlar … !</strong>&nbsp;Allah’ı zikretme bazen belirli nedenlere ve zamana dayalı olduğu gibi, bazen de belirli sayılara ve vakitlere bağlanmıştır.</p>



<p>Zikrin belirli bir kısmı da herhangi bir sayıya ve vakte bağlanmamıştır, ta ki Müslümanlar, her an Rab’lerini zikretsinler, O’ndan gafil olmasınlar.</p>



<p><strong>SAYI &nbsp;VE &nbsp;VAKTE &nbsp;BAĞLI &nbsp;ZİKİRLERDEN&nbsp; BAZI &nbsp;ÖRNEKLER&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Her kim günde yüz kere :</strong>&nbsp;<em><strong>La ilahe illallahu vahdahu la şerikeleh lehul mulku velehul hamdu ve huva ala kulli şeyin kadir &nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>derse, bu dua o kimse için on köle azad etmeye denk olur.Onun lehine yüz hasene yazılır, yüz kötülük de silinir. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytanın şerrinden emin olur ve hiçbir kimse o kimsenin bu duayı okunmasından daha faziletli bir dua getiremez, meğer ki bu&nbsp; duayı ondan daha çok okuyan bir kimse olsun. Ve her kim günde yüz kere :&nbsp;</strong><em><strong>Subhanallahi ve bi hamdihi</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>derse, o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile silinir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2691.n</strong></em>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan şöyle dedi : Fatıma bir hizmetçi istemek için Rasulullah s.a.v’in yanına geldi ve ona iş görmekten şikayet etti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Sen istediğin hizmetçiyi benim yanımda bulamazsın iyi dinle ! ben sana, senin için bir hizmetçiden daha hayırlı olan bir şeye seni delalet edeyim mi ? ; yatağına girerken otuz üç kere&nbsp;</strong><em><strong>Subhanallah</strong><strong>,</strong></em><strong>&nbsp;otuz üç kere&nbsp;</strong><em><strong>Elhamdulillah,&nbsp;</strong></em><strong>otuz dört kerede&nbsp;</strong><em><strong>Allahu ekber,&nbsp;</strong></em><strong>dersin. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Müslim : 8.c.2728.n</strong></em>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : ……&nbsp;<strong>Ben size bir iş haber vereyim mi ki, siz onu yapmakla sizden önde olanlara yetişesiniz, sizden sonra gelen mal sahiplerinin de önüne geçesiniz ? &#8230;&#8230;&#8230; her namazın ardından on kere&nbsp;</strong><em><strong>Subhanallah ,&nbsp;</strong></em><strong>on kere&nbsp;</strong><em><strong>Elhamdulillah,</strong><strong>&nbsp;</strong></em><strong>on kere de&nbsp;</strong><em><strong>Allahu ekber</strong><strong>&nbsp;</strong></em><strong>demektir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;<strong>Buhari : 13.c.6264.s</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Enes bin Malik&#8217;den Peygamber s.a.v söyle buyurdu :&nbsp;<strong>Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam İsmail soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. “</strong></p>



<p><em><strong>Ebu davud : 4.c.3667.n … el Albani, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler bkz sahih-i Ebu Davud : 2/698</strong></em><strong></strong><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Kim ki sabah namazını kıldıktan sonra on kere :&nbsp;</strong><em><strong>La ilahe illalla hu vehda hu la şerikeleh lehul mülkü ve le hul hamdu ve huva ala kulli şeyin kadir</strong></em><strong>&nbsp;</strong><strong>derse, Allah’u azze ve celle onun için on hasene yazar,on seyyiatını siler,o kimseyi on derece yükseştir. Bu zikir, İsmail a.s neslinden iki köle azad&nbsp; etmeye denktir. Kim ki bu zikri akşam namazından sonra da söylerse sabaha kadar şeytanla arasında perde olur. “</strong></p>



<p><em><strong>Taberani Kebir : 4051.n &#8211; İbni Mace : 10.c.3867.n &#8211; Ebu Davud : 5.c.5077.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Her kim sabaha girerken ve akşama girerken yüz kere&nbsp;</strong><em><strong>Subhanallahi ve bi hamdihi&nbsp;</strong></em><strong>derse, kıyamet gününde hiç kimse onun okuduğu bu duadan daha faziletli bir dua getiremez. Ancak onun söylediği bu dua kadar söylenmiş olan ve ondan daha fazla söylemiş olan kimse müstesna. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2692.n</strong></em><em>&nbsp;</em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Abdullah bin Hubeyd r.a’dan :&nbsp;<strong>Rasulullah s.a.v buyurdular ki :&nbsp;</strong><em><strong>Kul hu vallahu ehad ve Felak ve Nas&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;surelerini, akşama ve sabaha vardığın zaman üç kere oku ; bu , her şeye karşı sana yeter. “</strong></p>



<p><em><strong>Tirmizi : 6.c.3808.n</strong></em></p>



<p><strong>ALLAH’I&nbsp; ZİKREDERKEN &nbsp;ÖLÇÜLÜ &nbsp;DAVRANMAK</strong><strong></strong></p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !&nbsp;</strong>Müslümanların ölçüyü kaçırdıkları meselelerden bir tanesi de, bu meseledir.</p>



<p>Yani Allah’ı zikretme adına haddi aşıp bağırıp çağırmalar, dengesiz hareketler ve Kur’an’a ve Sünnete uymayan kelime ve cümlelerle ölçünün dışına çıkmalarıdır.</p>



<p>Şüphesiz ki İslam’da Allah’ı zikretmenin kendine has bir ölçüsü vardır. Ve bu da ; Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği &nbsp;şekilde olmalıdır. Ki, biraz önce zikretmiş olduğumuz Ayet’i celile, bunun örneğinin Rasul’de olduğunu inananlara açıkça bildirmiştir.</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ&nbsp;اللَّهِ&nbsp;أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو&nbsp;اللَّهَ&nbsp;وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ&nbsp;اللَّهَ&nbsp;كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Ahzab : 21.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Allah’u azze ve celle Kerim kitabında, bu Ayet’i celilesiyle inananların Rasulullahı örnek almalarını ve şu Ayet’i kerimeleriyle de bu konu da haddi aşmamalarını kendilerine emretmiş :</p>



<p><strong>“ Rabbi’nize yalvararak gizlice dua edin, zira O haddi aşanları sevmez. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>A&#8217;raf : 55.Ay</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ Rabbi’ni içinden yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret ; gafillerden olma. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>A&#8217;raf : 205.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Musa el-Eşari şöyle demiştir : Biz bir kere Allah Rasulü s.a.v’in beraberindeydik. Bizler bir vadi üzerinde yükseldikçe<em>&nbsp;<strong>la ilahe illallah</strong>&nbsp;</em>tehlilini ve<em><strong>Allahu ekber</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;</strong>tekbirini söylerdik de seslerimiz yüksek olurdu. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Ey insanlar ! nefislerinize karşı yumuşak davranın. Seslerinizi yükseltmeyin. şüphesiz ki sizler ne sağırı ve&nbsp; ne de&nbsp; gaibi çağırmıyorsunuz…“</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 6.c.2793.s – Müslim : 8.c.2704.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Amir Bin Abdullah Bin Zübeyr dediki :&nbsp;<strong>“ Babama geldim ve dedim ki ; “Allahı zikreden hayırlı bir kavim gördüm. İçlerinde Allah korkusundan çığlık atıp bayılanlar vardı. Onlarla beraber oturdum.”</strong>&nbsp;Bunun üzerine babam dedi ki ;&nbsp;<strong>“ Onlarla oturma ! Çünkü ne&#8230; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ebu Bekir, ne Ömer ne de diğer sahabelerde böyle bir şey yoktu. Senin o gördüklerin, bunlardan daha mı çok huşu sahibidir ? ”</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Nuaym Hilye : 3/167-168</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Sa’d bin ebi Vakkas r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<em><strong>Zikrin hayırlısı gizli olanıdır &nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;</strong><strong>”</strong></p>



<p><em><strong>Ahmed : 1/180/1562 &#8211; Ebu Ya&#8217;la : 724</strong></em><strong></strong>&nbsp;</p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>&nbsp;Abdullah ibni Ömer r.a’dan : Rasulullah s.a.v‘in şöyle buyurduğunu rivayet etti :&nbsp;<strong>Kim amelini insanlara işittirirse, Allah onu halkın kulağına duyurur ve onu hakir ve küçük kılar. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;&nbsp; &nbsp;İbni Mubarek Kitabu&#8217;z Zühd</strong><strong>&nbsp;: 42.s.141.Nn</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Damra-t ibnu Habib r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Allah’u Teala’yı mütevazi bir anışla anınız.</strong>&nbsp;Denildi ki : Mütevazi anış nedir ? O da :&nbsp;<strong>Gizli zikirdir</strong>, buyurdu.<strong>&nbsp;“</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;İbni Mubarek Kitabu&#8217;z Zühd : 44.s.155.n</em></strong></p>



<p><strong>Hasanu-l basri</strong>&nbsp;r.h&nbsp;şöyle buyurur : Bir adan Kur’anı Kerimi ezberlerdi de komşuları onu hissetmezlerdi. Yine fıkıh da büyük bir dereceye ulaşanlar olurdu da etrafında ki insanlar onu hissetmezdi. Evinde ziyaretciler olurdu da, onun uzun namaz kıldığını hissetmezlerdi.</p>



<p>Biz öyle kimselere ulaştık ki yeryüzünde gizli yapmaya muktedir oldukları bir işi asla açığa çıkarmazlardı. Müslümanlar dua’da bütün varlıklarını verirlerdi sesleri işitilmezdi. Ancak kendileriyle Aziz ve celil olan Allah arasında bir fısıltı olurdu. Bunu böyle yapmalarının sebebi, Allah’u Teala’nın :</p>



<p><strong>&#8221;&nbsp;</strong><strong>Rabbi’nize yalvararak ve gizlice dua edin, zira o haddi aşanları sevmez. &#8220;</strong></p>



<p><em><strong>&nbsp;</strong><strong>A&#8217;raf : 55.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Ve yine bunun sebebi, Allah’u Azze ve Celle’nin : Salih ve sözünden razı olduğu zekeriyya’nın Rabbisini hatırlayıp da ;</p>



<p><strong>“</strong>&nbsp;<strong>Hani o rabbine gizli bir nida ile seslenmişti “ &nbsp; &nbsp;</strong><em><strong>Meryem : 3.Ay&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;</strong>buyurmasındandır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>İbni Mubarek Kitabu&#8217;z Zühd : 41.s.140.n</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Amr b. Yahya haber verip dedi ki ; babamı, babasından şöyle rivayet ederken duydum : Babam dedi ki : Sabah namazından önce Abdullah ibni Mesud’un kapısı önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik.Yine bir sabah ebu Musa el-Eşari yanımıza geldi ve ; ebu Abdurrahman &#8211; yani ibn mesud &#8211; evden çıktı mı ? diye sordu. Hayır, dedik. O da bizimle beraber oturdu.</p>



<p>Nihayer &#8211; ibni Mesud &#8211; çıktı. Bizde gitmek için ayağa kalktık.Sonra &#8211; yürürken &#8211; ebu&nbsp; Musa ona şöyle dedi : Ey ebu Abdurrahman ! biraz önce mescide yadırgadığım bir durum gördüm. Ama yine de Allah’a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim. Abdullah ibni Mesud : Nedir o ? diye sordu. O da : Yaşarsan birazdab göreceksin,dedi ve şöyle devam etti : mescide halkalar halinde, oturmuş,namazı bekleyen bir topluluk gördüm.Her halkada idareci bir adam, halkada ki diğer insanların ellerinde de çakıl taşları var ,idareci : yüz defa<strong>&nbsp;Allahu ekber&nbsp;</strong>deyin, diyor.onlarda yüz defa&nbsp;<strong>Allah’u ekber</strong>&nbsp;, diyorlar. Sonra yüz defa&nbsp;<strong>La ilahe illallah&nbsp;</strong>deyin ,diyor onlarda yüz defa&nbsp;<strong>la ilahe illallah</strong>,diyorlar.Yüz defa&nbsp;<strong>Subhanallah&nbsp;</strong>deyin diyor,onlar da yüz defa&nbsp;<strong>subhanallah</strong>&nbsp;diyorlar.</p>



<p>Abdullah ibni Mesud : Peki onlara ne dedin? dedi. Ebu musa : Senin görüşünü ve emrini sormadan bir şey demedim, dedi. Abdullah ibn Mesud dedi ki : Onlara, kötülüklerinizi sayıp hesap edin, ben sizin iyiliklerinizin zayi olmayacağına güvence veririm, deseydin ya. Sonra beraberce gittik,nihayet bu halkalardan birinin yanına gelip, başlarına dikildi ve : bu yaptığınızı gördüğüm şeyler nedir ? dedi. Dediler ki : Ey ebu Abdurrahman ! Bunlar çakıl taşları onlarla<strong>&nbsp;<em>Allahu ekber la ilahe illallah ve subhanallah&nbsp;</em></strong><strong>&nbsp;</strong>sözlerini sayıyoruz.</p>



<p>Abdullah ibn Mesud dedi ki : Siz kötülüklerinizi sayıp hesap edin ben, iyiliklerinizden hiçbir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim.Yazıklar olsun size ! ey ümmeti Muhammed, ne çabuk sapıttınız. Peygamberinizin bir çok sahabesi henüz hayatta, işte onun elbiseleri daha eskimemiş, kabı kacağı henüz kırılmamış.Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki,sizler ya Muhammedin dininden daha doğru yolda bir din üzeresiniz ya da yeni bir sapıklık kapısı açmaktasınız ” Onlar dedilerki : “ Vallahi ey eba Abdurrahman bizim kötü bir niyetimiz yoktur, biz sadece hayır elde etmek istedik ”</p>



<p>Abdullah ibn Mesud şöyle karşılık verdi. “&nbsp;<strong>Hayrı elde etmek isteyen niceleri vardır ki, onu elde edemezler.&nbsp;</strong>Rasulullah s.a.v bize haber vermişti ki ; “ Kur’anı okuyan nice topluluklar var ki, bu okuyuşları onların köprücük kemiklerinden ileriye geçmeyecektir. “ Vallahi bilmiyorum belki de onların çoğu sizdendir.”</p>



<p>Ve sonra Abdullah İbn Mesut onlardan yüz çevirdi. Amr bin Yahya’nın dedesi, Amr bin Selime, bundan sonra şöyle dedi : “ Bu halkalardaki insanların tamamını, en-Nehrevan olayında haricilerin yanında bize karşı savaşırken gördük.<strong>&nbsp;“</strong>&nbsp;</p>



<p><em><strong>Darimi Sünen : 1.c.210.n &#8211; Ebu Nuaym Hilye</strong>&nbsp;:</em></p>



<p>Görüldüğü gibi zikri geçen bu deliller, İslam’da Allah’ı zikretmenin bir adabı ve edebi olduğunu, dolayısıyla bu konuda hiç kimse kendi şahsi yorum ve anlayışı doğrultusunda bir zikir şekli şemali ve sayısı belirlemeye hakkı yoktur.</p>



<p>Eğer son olarak zikredilen rivayete dikkat edilirse, Abdullah İbn Mesud burada&nbsp;<strong><em>Allahu ekber, la ilahe illallah ve subhanallah&nbsp;</em></strong><strong>&nbsp;</strong>sözlerine karşı çıkmıyor. Onun karşı çıktığı husus, bir halka oluşturarak bu işi bir idarecinin yönetmesi ve ellerinde çakıl taşları veya boncuklarla yüz sefer şunu de, yüz defa bunu söyle, diyerek koro şeklinde bu ifadeleri kendi aralarında saymalarıdır. Onun karşı çıktığı budur.</p>



<p>Halbuki ihlaslı ve samimi bir Müslüman bu gibi zikirleri, kimseye sezdirmeden, riya ve gösteriş yapmadan Rabbine taktim eden biri olmalıdır.</p>



<p>Rabbimden niyazım ; bizleri Kur’an’ın ve Sünnet’in tarif ettiği bir zikir şekliyle meşkul olan kullarından eylesin.</p>



<p><strong>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;hazır yeri gelmişken şu sorunun cevabını da vermekte fayda vardır sanırım. Soru şu :<strong></strong></p>



<p><strong>İslam’da mustakil olarak sadece</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Allah…Allah… hu… hu… hay … hay diyerek zikretmek var mıdır ?</strong><strong></strong></p>



<p><strong>CEVAP &#8230; :&nbsp;</strong>Şüphesiz ki Allah&#8217;ı O’na yakışır tarzda Kur’an’ın ve Sünnetin emrettiği şekilde zikretmek en güzel ibadetlerdendir.</p>



<p>Allah c.c kitabında kullarına zatını en güzel isim ve sıfatlarıyla tanıtmıştır. O’nu, kuranın ve sünnetin tarif ettiği lafızlarla zikretmek gerekir. Çünkü zikir bir ibadet çeşididir ve tevkifidir. Yani Kur’an ve Sünnettin emrettiği&nbsp; lafızlarla olmalıdır.</p>



<p>Dolayısiyla biz O’nun bizden istediği ve emrettiği şekilde ibadet etmekle ve zikretmekle emrolunduk. Heva ve arzumuzdan, aklımızdan veya çevremizden öğrendiğimiz, gördüğümüz lafızlarla O’nu zikretmek ve O’nun adını yüceltmek doğru değildir. &nbsp;</p>



<p>Bununla beraber,&nbsp;<strong>Allah … Allah … hu… hu… Hayy … Hayy …&nbsp;</strong>diyerek zikrin meşruluğuna dair, Kur’anın ve Sünnetin temiz sayfalarında bir delil bulunmamaktadır. Yani bu lafızlarla zikretmek konusunda Ayet ve Hadis &nbsp;yoktur.</p>



<p>Kur’an ve Sünnet çizgisinde yetişen ve bu iki kaynağı en iyi şekilde bilen sahabe ve onlara ittiba eden tabiin hayatında da böyle bir zikir yapıldığına dair delil bulunmamaktadır. Onlar ki dini en iyi şekilde bilenlerdi, Onu en iyi şekilde uygulayanlardı ve en önemlisi, bu anlamda Allah’ı en güzel ifadelerle zikredenlerdi.</p>



<p><strong>Değerli Müslümanlar … !</strong>&nbsp;bununla beraber yine bilinmesi gereken hususlardan birisi de ;&nbsp;<strong>Allah… Allah… hu… hu… veya … Hayy … Hayy…&nbsp;</strong>&nbsp;diyerek zikretmek Arap dili açısından da bir anlam ifade etmez. Çünkü Arapçada müfid cümle &#8211; yani anlamlı cümle &#8211; ancak&nbsp;<strong>elhamdulillah,</strong>&nbsp;<strong>suphanallah, Allahu ekber, Subhanallah</strong>&nbsp;gibi lafızlardır.</p>



<p>Araplar&nbsp;<strong>Allah… Allah… hu… hu … Hayy … Hayy</strong>&nbsp;diyerek Allah’ı zikretmezler. Neden ? . Çünkü bu ifadeler tek başına bir anlam ifade etmezler. Bu kelimelerle yapılan zikir Allah’ı övmediği gibi, Kur’an ve Sünnette de böyle bir tarif yoktur.</p>



<p>Bu nedenle, Müslümanların farkında olmadan veya anlamını kavramadan,&nbsp;<strong>hu , hu</strong>&nbsp; derken, veya&nbsp;<strong>hay hay</strong>&nbsp;derken daha sonra şeytanın&nbsp; süslemesi ve saptırmasıyla&nbsp;<strong>he he</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>hav hav</strong>&nbsp;gibi komik ve cahilce ifadeler ağızlarından çıkmaya başlıyor.</p>



<p>Bu ifadeler inanın abartılı ifadeler falan değildir. Bu gibi manzaralara bir Müslüman olarak – hatta bir zamanlar bir tasavvufçu olarak – şahit olduğum şeylerdir.</p>



<p>Bu ise şeytan ve avanelerinin aldatması ve müslümanları eğlenceye alması demektir. Böylesi bir amel neticesinde, şeytanın inananları saptırarak dil hatalarına düşürdüğü açıktır. Dolayısıyla bu türden yalan yanlış uygula-maların akideye verdiği zararı da göz önünde bulundurursak, akıl ve basiret sahibi bir Müslümanın bu şekildeki bir ameli meşru görmesi düşünülemez.&nbsp;</p>



<p><strong>Hulasa kardeşlerim ;</strong>&nbsp; bu lafızlarla Allah’ı zikretmek bidattir ve asla caiz değildir. Bu şeytanın bir aldatmasıdır. Ve unutmayın ki şeytan, inananların apaçık düşmandır. Dolayısıyla düşmana karşı Kur’anın ve Sünnetin sağlam kalesine sığınmak lazımdır..</p>



<p>Allah resulü s.a.v’in sünneti seyiyesinde bu konuda binlerce hadis varken, heva ve arzularımıza uygun olarak icadettiğimiz zikir çeşitleriyle Allah’ı zikretmek ne derece doğrudur.</p>



<p>Halbuki Allah’u azze ve celle her konuda olduğu gibi bu konuda da resulü s.a.v’de güzel bir örnek olduğunu bizlere bildirmektedir.</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ&nbsp;اللَّهِ&nbsp;أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو&nbsp;اللَّهَ&nbsp;وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ&nbsp;اللَّهَ&nbsp;كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel örnek vardır. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><em><strong>&nbsp;</strong><strong>Ahzab : 21.Ay</strong></em><strong></strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Rabbim bizlere kendisini Kur’an ve Sünnet çizgisinde zikretmeyi nasip eylesin.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Amin&nbsp;</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Vel hamdu lillahi rabbil alemin</strong><br><br>&nbsp;</p>



<p><strong>Tacuddin el Bayburdi</strong><strong></strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikrin-tanimi-ve-keyfiyeti/">Zikrin tanımı ve keyfiyeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8275</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zikir konusunda örnek Rasul&#8217;dür</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-ornek-rasuldur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:55:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şuurlu ve basiretli bir müslümanın, her konuda olduğu gibi zikir konusunda da örnek ve önderi Allah Rasulü s.a.v’dir … &#160;Makamı ve mevkisi ne olursa olsun, Allah Rasulünün dışında hiç kimse dini konularda örnek alınmaz … Çünkü onların hepsi de örnek almaya ihtiyacı olan kimselerdir … Dolayısıyla, bu konuda kafamıza yazacağımız en güzel kural şu olmalıdır&#160;;...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-ornek-rasuldur/">Zikir konusunda örnek Rasul&#8217;dür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8273"></span>



<p>Şuurlu ve basiretli bir müslümanın, her konuda olduğu gibi zikir konusunda da örnek ve önderi Allah Rasulü s.a.v’dir … &nbsp;Makamı ve mevkisi ne olursa olsun, Allah Rasulünün dışında hiç kimse dini konularda örnek alınmaz … Çünkü onların hepsi de örnek almaya ihtiyacı olan kimselerdir … Dolayısıyla, bu konuda kafamıza yazacağımız en güzel kural şu olmalıdır&nbsp;<strong>; “ örnek almaya ihtiyacı olan bir kimse, asla örnek alınmaz “</strong><br><strong><br>Değerli kardeşlerim … !</strong>&nbsp;unutmayınız ki basiretli bir müslümanın Allah&#8217;ı zikir şekli, Kur’an’a ve Sünnet’e dayalı bir zikir şekli olmalıdır…</p>



<p>Rabbimizin bu konuda kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :</p>



<p>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً</p>



<p><strong>“ Andolsunki Allah’ın elçisinde sizin için, Allah’ı ve Ahiret gününü umar olan kimseler için ve Allah’ı çok zikretmek isteyen kimseler için güzel bir örnek vardır. “ &nbsp;<em>&nbsp;</em></strong><em><strong>Ahzab : 21.Ay.</strong></em><strong></strong></p>



<p>Dolayısiyla her konuda olduğu gibi zikir konusunda da müslüman, Peygaberinin yolunu takip etmelidir.</p>



<p><strong>{ …</strong>&nbsp;Allah Rasulü s.a.v şöyle buyuruyor :&nbsp;<strong>Dile hafif, mizanda ağır, rahmeti umuma yaygın, Allah’a sevimli olan iki kelime vardır ki bunlar :</strong></p>



<p><em><strong>“ Subhanallahi ve bi hamdihi “ … “ Subhanallahi’l Azim “&nbsp;</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ Allah’ı ona hamd ederek tesbih ederim “ … “ Büyük olan Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederim “ }</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Buhari : 14.c.6343.s – Müslim : 8.c.2694.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdu ki :&nbsp;<strong>Andolsun ki benim ;&nbsp;<br><em><br>“ subhanallahi ve’l hamdu lillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber</em>&nbsp;&#8220;<br><br>demekliğim, bana üzerine güneş doğan her şeyden daha sevimlidir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em><strong>Müslim : 8.c.2695.n</strong></em></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Cabir ibni Abdullah r.a’dan. Der ki : Rasulullah s.a.v’den şunu duydum :&nbsp;<strong>Zikrin en faziletlisi,&nbsp;<em>“ la ialhe illallah “&nbsp;</em>&nbsp;&nbsp;duanın en faziletlisi de&nbsp;<em>“ el hamdu lillah “&nbsp;</em>&nbsp;tır. “</strong></p>



<p><em><strong>Tirmizi : 6.c.3605.n – İbni Mace : 9.c.3800.n</strong></em><strong></strong></p>



<p>“ … Ebu Musa r.a dedi ki&nbsp; : Rasulullah s.a.v bana :&nbsp;<strong>Ben sana Cennet hazinelerinden bir kelimeyi &#8211; yahut, Cennet hazinelerinden bir&nbsp; hazineye seni&nbsp; &#8211; delalet&nbsp; edeyim mi ?</strong>&nbsp;dedi. Ben de : Evet&nbsp; delalet&nbsp; ediniz&nbsp; dedim. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v :&nbsp;<em><strong>la havle ve la kuvvete illa billah</strong></em><strong>, tır ,</strong>&nbsp;buyurdu. “</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em><strong>Müslim : 8.c.2704/47.n</strong></em></p>



<p>“ … Semure b. Cundub r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Sözlerin Allah’ın yanında en sevimlileri şu dördüdür :</strong></p>



<p><strong>Subhanallah &nbsp; &nbsp; &nbsp; :&nbsp;</strong><strong>&nbsp;&nbsp; Allah’ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederim.&nbsp;&nbsp;</strong><br><strong>Elhamdu lillah &nbsp; :</strong><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Allah’a hamdolsun.</strong><br><strong>La ilahe illallah &nbsp;:&nbsp;&nbsp;</strong><strong>&nbsp; Allah’tan başka ilah yoktur.</strong><br><strong>Allah’u ekber &nbsp; &nbsp; :&nbsp;</strong><strong>&nbsp;&nbsp; Allah en büyüktür.</strong></p>



<p><strong>Bunların hangisi ile başlarsan başla,sana bir zararı yoktur. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Müslim :</strong></em><strong></strong></p>



<p>“ … İbni Abbas r.a’dan : oda peygamberin zevcesi &#8211; cuveyrice r.a’dan şöyle tahdis etti : Peygamber s.a.v bir gün sabah namazını kıldığı sırada cuveyriye henüz namaz kıldığı yerde bulunurken cuveyriye’nin yanından dışarı çıktı. Sonra kuşluk vakti olunca geriye döndü. Cuveyriye de hala namaz kıldığı yerde oturmakta idi. Peygamber s.a.v ona :&nbsp;<strong>Senden ayrıldığım zamandaki hal üzere mi devam ediyosun&nbsp;</strong>? dedi.&nbsp; Cuveyriye : Evet o hal üzereyim, dedi. Peygamber s.a.v :&nbsp;<strong>Vallahi ben senden sonra dört kelimeyi üç defa söyledimki eğer bu kelimeler senin gün başladığından beri söylemiş olduğun kelimelerle tartılsaydı, benim söylediklerim muhakkak senin söylediklerini tartardı, onlar şu kelimelerdir :</strong></p>



<p><em><strong>SUBHANALLAHİ ADEDE HALGİHİ</strong><strong>&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Allah’ı yarattıklarının adedi kadar tesbih ederim.</strong></p>



<p><em><strong>SUBHANALLAHİ RIDAA NEFSİHİ&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :&nbsp; Allah’ı nefsinin razı olacağı kadar tesbih ederim.</strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p><em><strong>SUBHANALLAHİ ZİNETE ARŞİHİ&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;:&nbsp; Allah’ı arşının zineti kadar tesbih ederim.</strong></p>



<p><em><strong>SUBHANALLAHİ MİDADE KELİMATİHİ</strong></em><strong>&nbsp;:&nbsp; Allah’ı kelimelerin&nbsp; adedi kadar tesbih ederim. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em><strong>Müslim : 8.c.2726.n</strong></em></p>



<p>“ … Enes ibni Malik r.a’dan : Rasulullah s.a.v yaprakları kurumuş bir ağaca uğrayıp asasıyla ona vurdu ve yapraklar döküldü. Bunun üzerine şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Şu sözler – varya – kulun günahlarını, şu ağacın yaprakları döküldüğü gibi, mutlaka döker :</strong></p>



<p><em><strong>ELHAMDULİLLAH &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;:&nbsp;</strong></em><strong>&nbsp; Allah’a hamd olsun.</strong><br><em><strong>SUBHANALLAH &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; :</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp; Allah’ı tesbih ederim.</strong><br><em><strong>LA İLAHE İLLALLAH &nbsp; :</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp; Allah’tan başka ilah yoktur.</strong><br><em><strong>ALLAHU EKBER &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;:</strong></em><strong>&nbsp;&nbsp; Allah en büyüktür.&nbsp; “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Tirmizi : 6.c.3761.n</strong></em></p>



<p><strong>SAYI&nbsp; VE&nbsp; VAKTE&nbsp; BAĞLI&nbsp; ZİKİRLERDEN&nbsp; BAZI&nbsp; ÖRNEKLER</strong><strong>&nbsp;</strong></p>



<p>“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular :&nbsp;<strong>Her kim günde yüz kere :</strong></p>



<p><strong><em>“ la ilahe illallahu vahdahu la şerikeleh lehul mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey’in kadir “</em></strong><strong><em></em></strong></p>



<p><strong>derse, bu dua o kimse için on köle azad etmeye denk olur.Onun lehine yüz hasene yazılır, yüz kötülük de silinir. O gün içinde akşama erişinceye kadar şeytanın şerrinden emin olur ve hiçbir kimse o kimsenin bu duayı okunmasından daha faziletli bir dua getiremez, meğer ki bu&nbsp; duayı ondan daha çok okuyan bir kimse olsun. Ve her kim günde yüz kere :&nbsp;<em>“</em><em>&nbsp;subhanallahi be bi hamdihi “</em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;derse, o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile silinir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2691.n</strong></em></p>



<p>“ … Ebu Hureyre r.a’dan şöyle dedi : Fatıma bir hizmetçi istemek için Rasulullah s.a.v’in yanına geldi ve ona iş görmekten şikayet etti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Sen istediğin hizmetçiyi benim yanımda bulamazsın iyi dinle ! ben sana, senin için bir hizmetçiden daha hayırlı olan bir şeye seni delalet edeyim mi ? ; yatağına girerken otuz üç kere&nbsp;<em>“ subhanallah “</em>&nbsp;, otuz üç kere&nbsp;<em>“ elhamdulillah “</em>&nbsp;, otuz dört kerede&nbsp;<em>“ Allah’u ekber “</em>&nbsp;, dersin. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;<strong>Müslim : 8.c.2728.n</strong></em></p>



<p>“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : …&nbsp;<strong>Ben size bir iş haber vereyim mi ki, siz onu yapmakla sizden önde olanlara yetişesiniz, sizden sonra gelen mal sahiplerinin de önüne geçesiniz ? &#8230;&#8230; her namazın ardından on kere “ subhanallah “ &nbsp;on kere “ elhamdulillah “ on kere de “ Allah’u ekber “ &nbsp;demektir. “</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp;<strong>Buhari : 13.c.6264.s</strong></em></p>



<p>“ … Ebu Hureyre r.a’dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Kim ki sabah namazını kıldıktan sonra on kere :</strong></p>



<p><strong><em>“ la ilahe illallahu vahdahu la şerikeleh lehul mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey’in kadir “</em></strong><strong><em></em></strong></p>



<p><strong>derse, Allah’u azze ve celle onun için on hasene yazar, on seyyiatını siler,o kimseyi on derece yükseştir. Bu zikir, İsmail a.s neslinden iki köle azad&nbsp; etmeye denktir. Kim ki bu zikri akşam namazından sonra da söylerse sabaha kadar şeytanla arasında perde olur. “</strong></p>



<p><strong><em>Taberani Mu’cemu’l Kebir : 4051.n – İbni Mace : 10.c.3867.n – Ebu Davud : 5.c.5077.n</em></strong></p>



<p>“ … Ebu Hureyre r.a’dan : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :&nbsp;<strong>Her kim sabaha girerken ve akşama girerken yüz kere&nbsp;<em>“</em><em>&nbsp;subhanallahi be bi hamdihi “</em>&nbsp;derse, kıyamet gününde hiç kimse onun okuduğu bu duadan daha faziletli bir dua getiremez. Ancak onun söylediği bu dua kadar söylenmiş olan ve ondan daha fazla söylemiş olan kimse müstesna. “</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>&nbsp;&nbsp; Müslim : 8.c.2692.n</em></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Abdullah bin Hubeyd r.a’dan : Rasulullah s.a.v buyurdular ki :&nbsp;<em><strong>KUL HU VALLAHU EHAD&nbsp; ve&nbsp; FELAK VE NAS</strong></em><strong>&nbsp;surelerini, akşama ve sabaha vardığın zaman üç kere oku ; bu , her şeye karşı sana yeter. “</strong></p>



<p><em><strong>Tirmizi : 6.c.3808.n</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu ve emsali delillerden de anlaşıldığı gibi, Allah&#8217;ı zikretmek isteyen bir kimse, Rasulullah s.a.v&#8217;i kendisine örnek edinmelidir. Çünkü biz inanıyoruz ki Allah Rasulü s.a.v Allah&#8217;tan en çok korkan, O&#8217;nu en güzel şekilde zikreden bir kul du&#8230;<br><br>&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zikir-konusunda-ornek-rasuldur/">Zikir konusunda örnek Rasul&#8217;dür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8273</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Zekatı verilen zenginliğin zararı olmaz</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zekati-verilen-zenginligin-zarari-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli kardeşlerim &#8230; !&#160;unutmayınız ki ; hangi konuda olursa olsun kuvvetli bir Mü&#8217;min zayıf bir Mü&#8217;min&#8217;den daha hayırlıdır&#8230; Bu, fiziksel yönden olduğu gibi, maddi yönden, zeka yönünden, ilim yönünden de aynıdır&#8230;&#160; Kur&#8217;an ve Sünnet, malın hakkı verildiği sürece zenginliğin zararının olmayacağını zikreder &#8230; Dolayısiyle hakkı verilmiş Mal mülk yönünden zengin olan bir kimse, şüphesizki kuvvetli...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zekati-verilen-zenginligin-zarari-olmaz/">Zekatı verilen zenginliğin zararı olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8271"></span>



<p><strong>Değerli kardeşlerim &#8230; !</strong>&nbsp;unutmayınız ki ; hangi konuda olursa olsun kuvvetli bir Mü&#8217;min zayıf bir Mü&#8217;min&#8217;den daha hayırlıdır&#8230; Bu, fiziksel yönden olduğu gibi, maddi yönden, zeka yönünden, ilim yönünden de aynıdır&#8230;&nbsp;<br><br>Kur&#8217;an ve Sünnet, malın hakkı verildiği sürece zenginliğin zararının olmayacağını zikreder &#8230; Dolayısiyle hakkı verilmiş Mal mülk yönünden zengin olan bir kimse, şüphesizki kuvvetli bir Mü&#8217;min sayılır&#8230;<br><br><strong>“ …</strong>&nbsp;Ümmu Seleme der ki, ben altından bazı eşyaları kullanmaktaydım. Bir gün Ey Allah’ın Rasülü, bu bir kenz’midir ? &#8211; yani yığıp biriktirilen mal mıdır &#8211; diye sordum, Şöyle buyurdu&nbsp;<strong>:&nbsp; “ Zekatını ödemen gereken miktara ulaştığında öde, o zaman kenz olmaz.”</strong></p>



<p><em><strong>el Abani Sahihu Cami’s Sağır &#8211; S.Sahiha &#8211; Ebu Davud &#8211; Dare kutni</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Yesar bin Ubeyd r.a’dan. Allah Rasulü s.a.v buyurdular ki :&nbsp;<strong>Dinin emir ve nehiylerine uyulduktan sonra zenginliğin bir zararı yoktur. Takva sahibi olanlar için sağlık zenginlikten daha hayırlıdır. Gönül ferahlığı ise nimettendir. “</strong></p>



<p><em><strong>Ahmed : 5/ 373-381 &#8211; İbni Mace : 6.c.2141.n –Camıu’s Sağir : 3.c.3850.n</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/zekati-verilen-zenginligin-zarari-olmaz/">Zekatı verilen zenginliğin zararı olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8271</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yaratılmışların hurmeti ile Allah&#8217;tan istenmez</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yaratilmislarin-hurmeti-ile-allahtan-istenmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8269</guid>

					<description><![CDATA[<p>SORU … :&#160;Hocam size Allah rızası için bir sorum olacak, bana bu konuda yardımcı olursanız çok memnun olacağım. Bugün bir arkadaş bana,&#160; “ Allah’a dua ederken veya O’ndan bir şeyler isterken araya asla kimseyi sokamazsın “ dedi ve bunun çok çirkin bir günah&#160; olduğunu anlattı. Halbu ki bizim şimdiye kadar hocalarımızdan öğrendiğimiz, Allah’tan iyi kimselerin...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yaratilmislarin-hurmeti-ile-allahtan-istenmez/">Yaratılmışların hurmeti ile Allah&#8217;tan istenmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8269"></span>



<p><strong>SORU … :&nbsp;</strong>Hocam size Allah rızası için bir sorum olacak, bana bu konuda yardımcı olursanız çok memnun olacağım. Bugün bir arkadaş bana,&nbsp; “ Allah’a dua ederken veya O’ndan bir şeyler isterken araya asla kimseyi sokamazsın “ dedi ve bunun çok çirkin bir günah&nbsp; olduğunu anlattı. Halbu ki bizim şimdiye kadar hocalarımızdan öğrendiğimiz, Allah’tan iyi kimselerin hatırına bir şeylerin isteneceğidir. Ama bu arkadaşımız meleklerin, peygamberlerin veya evliyanın hatırına hürmetine dahi denilmeyeceğini bana söyledi. Hocam bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Allah şimdiden razı olsun.</p>



<p><strong>CEVAP … :</strong>&nbsp;Değerli kardeşlerim, her konuda olduğu gibi dua’nın kabulü için de bir takım şartlar vardır. Bunların en önemlisi Dua&#8217;mızda Allah’u Teâlâ’yı birlemektir. Yani, yalnız O’na yönelmek ve yalnız O’ndan talep etmektir. O’na dua ederken veya O’ndan bir şeyler isterken araya hiçbir şeyi sokmamak ve yaratılmışların kendisi ile olsun, hakkı ve hurmeti ile olsun O’ndan asla bir şeyler istememektir. Bu kural ; duanın kabul olması için en önemli ve en ciddi kuraldır.</p>



<p>Rabbimizin Fatiha suresinde buyurduğu gibi :<strong>&nbsp;<em>“ Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım bekleriz “</em></strong></p>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Resulullah s.a.v buyurdular ki :<strong>&nbsp;Kim &#8211; sadece &#8211; Allah’a dua etmez ise, Allah ona gazab eder. }</strong></p>



<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<em>&nbsp;Tirmizi : 6.c.3595.n &#8211; Hakim : 1 / 491. el Albani “ HASEN “ Der.</em></strong></p>



<p>Dua konusunda zamanımızdaki arzı endam eden cahilliklere asla aldanmayasın. Bu kalabalıkların Allah’a dua ederken veya O’dan bir şeyler isterken ; “ Allah’ım meleklerin hatırı için bana şunu ver “ … “ Allah’ım Muhammedin hatırına senden şunu istiyorum “ &#8221; Allah&#8217;ım falan yerde yatan mubarek evliyanın hurmeti için bana şunu ver, veya benden şu sıkıntıyı gider &#8221; şeklindeki yalvarışlar ve yakarışlar asla seni şaşırtmasın.&nbsp;</p>



<p>Çünkü Allah resulü s.a.v’i en çok seven ashabı bu şekilde bir dua da asla bulunmamışlardır. Yani &#8221; Muhammedin hatırı için bize şunu ver veya onun yüzü suyu hurmetine bizden şu sıkıntıyı gider &#8221; şeklinde Allah’tan bir şeyler asla istememişleridir.</p>



<p>Allah’a yakınlaşma veya O’ndan bir şeyler isteme konusunda sahabe sadece peygamber s.a.v’in yanına gelirlerdi ve ondan Allah’a dua etmelerini isterlerdi ve Allah’ın resulü de onlar için Allah’a dua ederdi.&nbsp; Bunu en açık şekilde anlatan Allah’u Taala’nın kitabındaki şu Ayeti celiledir :</p>



<p><strong>{ …… Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah’tan bağışlanma dileseler ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbetteki Allah’ı tevbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak bulurlardı. &#8221; &nbsp;</strong><em><strong>Nisa : 64.Ay</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu ve emsali deliller çoktur. Bu delillerden de anlaşıldığı gibi, sahabe Resulullah s.a.v’e gider ve ihtiyaçlarının giderilmesi için Allah’a yalvarmasını ondan isterlerdi.&nbsp; Resulullah s.a.v de onlar için dua ederdi. Allah’u Azze ve Celle’de nebisinin bir çok duasını kabul ederek&nbsp; kullarına merhamet etmiştir.</p>



<p>İşte bundan dolayıdır ki şuurlu bir Müslüman, aynen Sahabenin yaptığı gibi, ya kendileri direk Allah’tan isterler ya da, Salih bildikleri kimselere giderek, o kimseden&nbsp; kendilerine dua etmelerini isteyebilirler<strong>.&nbsp;</strong>Bunun haricinde, o kimseler ne kadar iyi kimseler olurlarsa olsunlar veya makamları mevkileri ne olursa olsun, asla onların hatırına veya hurmetine Allah’tan bir şey istenmez.</p>



<p>Öyleyse ey Müslüman unutma ki Duada olsun … yardım ve sığınma da olsun …. yağmur istemede olsun …&nbsp; bağışlanma ve zafer istemede olsun … arzulananın gerçekleşmesini ve korkulanın def edilmesini dilemede olsun …&nbsp; günahların bağışlanmasını ve kalplerin hidayetini dilemede olsun …&nbsp; yoksulluğun giderilmesini ve ihtiyaçların görülmesini dilemede olsun …&nbsp; sevinilecek şeylerin elde edilmesini ve sıkıntıların giderilmesini dilemede olsun …&nbsp; hastaya şifa ve yol emniyeti dilemede olsun … kabir suali anında sebat dilemede olsun … Kıyamet Günü için güvence dilemede olsun …&nbsp; şiddetli azaptan kurtuluş dilemede ve benzeri yalvarışlarda olsun … kulun yalnızca Allah’u Teala’ya yönelmesi ve niyetinin de ihlaslı olması gerekir…<br><br>Unutmayalım ki bahsi edilen bu ve emsali dua çeşitlerinde kulun Allah’ı birlemesi, Allah’u Teala’nın o kulu üzerindeki hakkıdır. Çünkü dua da bir ibadettir dolayısıyla bu konuda da kul rabbisini birlemesi gerekir. Kulun bu konuda Allah’ı birlemesi ise, araya asla hiçbir yaratığı sokmamasıdır.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu konuda meseleyi karıştıranların ileri sürdükleri bir mevzu ve izahı ;</p>



<p><strong>ÖMER R.A’NUN, RESULULLAH S.A.V’İN AMUCASI ABBAS’LA YAĞMUR İSTEME OLAYININ&nbsp; GÜZEL ANLAŞILMASI&nbsp;</strong><strong></strong></p>



<p>Salih kimselerin makamları, mevkileri ve hurmetleri ile tevessülde bulunulması gerektiğini iddia edenlerin yanlış anladıkları delillerden bir tanesi şu rivayettir :</p>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Enes İbni Malik r.a dan. Dedi ki : Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğradığı zaman, Ömer İbnu’l Hattab &#8211; peygamberin amucası &#8211; Abbas İbnu Abdulmuttalib’i vesile edinerek yağmur duası yapar ve duasında şöyle derdi :&nbsp;<strong>Ey Allah’ım ! biz peygamberimizle tevessülde bulunurduk da sen bize yağmur ihsan ederdin. Şimdi ise Peygamberimizin amucası ile tevessülde bulunuyoruz, bize yağmur ihsan eyle.&nbsp;&nbsp;</strong>Enes der ki : Bu duanın ardından kendilerine yağmur ihsan olunurdu.&nbsp;<strong>}</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 2.c.964.s</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu rivayetten, &#8211; az önce de ifade ettiğimiz gibi &#8211; Salih kimselerin hurmeti, makamı ve mevkileri ile Allah’a tevessülde bulunup O’ndan bir şeyler isteneceğini veya üzerlerinden sıkıntılarının kalkması için onların hatırına dua da bulunulacağını iddia etmişlerdir.</p>



<p>Halbu ki bu anlayış, bir çok yönden yanlış ve batıl bir istidlaldir. Çünkü mesele ile alakalı sair deliller, bunun böyle olmadığını ve Ömer r.a nun bu duasının mahiyetinin şöyle olduğunu bize anlatmaktadır :</p>



<p><em><strong>“ Ey Allah’ım ! bir zamanlar peygamberimizle beraber dua ederek senden yağmur isterdik de sen bize yağmur ihsan ederdin. Şimdi ise o aramızda yok, onun amucası Abbas’la sana dua ediyoruz, bize yağmur ihsan eyle&nbsp; “</strong></em><strong></strong></p>



<p>Zikredilen rivayetin bu manada anlaşılmasının birinci sebebi, Resulullah s.a.v’in sağlığında yapılan yağmur isteme şeklidir.</p>



<p>Arabi’ hadisi, Peygamber yolu ile Allah’tan nasıl yağmur istendiğini şöyle isbat etmektedir.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Bir Cuma günü Resulullah s.a.v ayakta hutbe irad ederken&nbsp;<strong>Daru’l Kaza</strong>&nbsp;tarafında vaktiyle mevcut olan kapıdan bir kimse mescide girdi ve Resulullah s.a.v&#8217;in karşısına dikilerek :<br>&#8211; Ya Rasulallah ! Mallar helak oldu,yollar kapandı.Allah’u Taala’ya dua et de imdadımıza yetişsin, dedi.&nbsp;Resulullah s.a.v hemen ellerini kaldırdı,sonra şöyle dua etti :<strong>&nbsp;“</strong>&nbsp;<strong>Ya Allah bize yağmur ver, ya Allah bize yağmur ver, ya Allah bize yağmur ver… }</strong></p>



<p>şeklindedir. Ve yine başka bir hadisi şerif de :</p>



<p><strong>{ …&nbsp;</strong>Aişe r.a’dan.O şöyle dedi : Halk Allah resulü s.a.v’e yağmurun yağmayışından şikayette bulundular. Resulullah s.a.v bir minber hazırlanmasını emretti. Onun için&nbsp; musallaya minber kondu. İnsanlara çıkacakları günü de tayin etti.</p>



<p>Aişe r.a devamla şöyle dedi : Resulullah s.a.v tayin ettiği gün sabah güneşinin ucu göründüğü anda musallaya çıktı ve minber üzerine oturarak Aziz ve Celil olan Allah’a hamd edip tekbir getirdi. Sonra şöyle buyurdu :</p>



<p><em><strong>“ Siz beldenizin kuraklığından ve yağmurun yağma vaktinin gecik-mesinden şikayet ettiniz. Halbuki Aziz ve Celil olan Allah, size kendisinden istemenizi emretti. Bunu yaptığınızda da isteklerinizi kabul edeceğine söz verdi &#8221;&nbsp;</strong></em><strong><br><br></strong>Sonra da :</p>



<p><strong>Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun, O Rahman’dır, Rahim’dir. Din gününün sahibidir. Ey Allah’ım ! sen Allah’sın, senden başka ilah yoktur. Sen zenginsin biz muhtacız, üzerimize rahmetini saç. İndireceyin rahmetini bize kuvvet, bir zamana kadar da yetişir kıl,</strong>&nbsp;dedi.</p>



<p>Sonra ellerini kaldırdı. O kadar kaldırdı ki koltuklarının beyazı bile görünür oldu. Sonra sırtını halka çevirip,elleri kalkık olarak cübbesini ters çevirdi. Daha sonra da yüzünü cemaate çevirip minberden inerek iki rekat namaz kıldı. Allah bir bulut meydana getirdi ve gök gürleyip şimşek çaktı. Arkasından Allah’ın izni ile yağmur yağdı. Resulullah s.a.v daha mescidine gelmeden seller aktı.Bu arada halkın yağmurdan saklanmak için koşuştuklarını gören Resulullah, azı dişleri görününceye kadar gülmeye başladı ve :&nbsp;<strong>Allah’ın her şeye muktedir olduğuna ve benim de Allah’ın kulu ve resulü olduğuma şahitlik ederim,</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<strong>}&nbsp;</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 2.c.1173.n</strong></em></p>



<p>Konunun daha güzel netleşmesi hususunda ikinci dikkat edilmesi gereken nokta ise, Ömer r.a’nun Peygamberimizin amucası ile olan tevessülünde, Abbas r.a’nun duasıdır. Çünkü burada, onun makam ve mevkisiyle değil de, duasıyla tevessülde bulundukları anlaşılmaktadır. Bunu, onun yapmış olduğu şu duasından açıkça anlamaktayız.</p>



<p>Haceru’l Askalani Fethu’l Bari de şunu zikreder : Ez-Zübeyr b.Bekkar,&nbsp;<strong>“ el-Ensab “</strong>&nbsp;adlı eserinde şöyle der : Ömer r.a&nbsp; Abbas’a tevessül edince, Abbas r.a şöyle dua etti :</p>



<p><em><strong>“ Allah’ım hiçbir bela olmasın ki,günahtan dolayı gelmesin. Bu belalar da ancak tevbeyle kaldırılır. Bu insanlar, senin Peygamberine yakınlığımdan dolayı bana tevessülde bulunup sana yöneldiler. Günahkar ellerimizi sana uzatıyor ve alınlarımızı senin için secdeye koyuyoruz. Bize yağmur gönder “</strong></em><strong></strong></p>



<p><em><strong>Fethu’l Bari : 3.150</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu delillerde de açıkça görüldüğü gibi, &#8211;&nbsp;<strong>bir takım cahil kimselerin zannettikleri şekilde</strong>&nbsp;&#8211; Sahabe, Resulullah’ın olmadığı bir yerde tek başlarına veye toplu olarak yan yana gelip de ;</p>



<p><em><strong>“ Allah’ım ! Peygamberin Muhammed hakkı için bize yağmur ver. Veya, onun amucasının senin katındaki makamı hurmetine bizi bağışla, bize şunu ver “&nbsp;</strong></em><strong><br><br></strong>demiyorlardı… Aksine onlar, tevessülde bulunacağı kimseye veya Salih insana gelerek, ona durumlarını arzeder ve ihtiyaçları için kendilerine dua etmesini isterlerdi. O kimselerde onlara dua ederdi.</p>



<p>Dolayısiyla bu konudaki kural şudur.&nbsp;<strong>“ Kişi, tevessülde bulunacağı kimseye veya Salih bir insana gelir, ona durumunu arzeder ve kendisine dua etmesini ister. O kimse de, dua isteyen kişi için dua eder “</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çünkü bundan başka hiçbir şeye gücü yetmez o kimsenin. Onun yapacağı tek şey dua etmektir. Sonra da Allah’u Azze ve Celle isterse o kulunun duasını kabul eder, isterse etmez.</p>



<p>Hulasa, konunun bu yönü tartışma kabul etmeyecek derecede açık ve nettir. Öyleyse sözü daha fazla uzatmadan şunu açıkça ifade edebiliriz ki ; makamı ve&nbsp; mevkisi ne olursa olsun, hiç kimsenin hurmeti ile, makamı ile, şahsı ile asla tevessülde bulunulmaz.<strong></strong><br>&nbsp;</p>



<p><strong>Vel hamdu lillahi rabbil alemin</strong><br>&nbsp;</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tacuddin&nbsp; el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yaratilmislarin-hurmeti-ile-allahtan-istenmez/">Yaratılmışların hurmeti ile Allah&#8217;tan istenmez</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8269</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yanlış anlaşılmamaya dikkat edin</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yanlis-anlasilmamaya-dikkat-edin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:51:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müslüman hiçbir zaman, “ kim ne derse desin “&#160;veya&#160;“ kim ne düşünürse düşünsün “&#160;diyerek konuşmalarında veya tavırlarında gelişi güzel hareket eden biri olmamalıdır. Çünkü bu vurdum duymaz tavrı kendisine ve davasına zarar vereceği gibi, birçok fitne, fesad ve dedikoduların çıkmasına da sebeb olabilir. İşte bundan dolayıdır ki, bizler için örnek ve önder olan Allah Rasulü...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yanlis-anlasilmamaya-dikkat-edin/">Yanlış anlaşılmamaya dikkat edin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8267"></span>



<p>Müslüman hiçbir zaman<strong>, “ kim ne derse desin “&nbsp;</strong>veya<strong>&nbsp;“ kim ne düşünürse düşünsün “&nbsp;</strong>diyerek konuşmalarında veya tavırlarında gelişi güzel hareket eden biri olmamalıdır. Çünkü bu vurdum duymaz tavrı kendisine ve davasına zarar vereceği gibi, birçok fitne, fesad ve dedikoduların çıkmasına da sebeb olabilir. İşte bundan dolayıdır ki, bizler için örnek ve önder olan Allah Rasulü s.a.v, yanlış anlaşılmaya müsait olabilecek bir şüphenin dahi izalesi için uğraşmıştır.</p>



<p><strong>“ …</strong>&nbsp;Peygamber s.a.v’in eşi Safiyye şöyle haber vermiştir. Peygamber ramazânın son onunda mescidindeki i&#8217;tikâf yerinde iken Safiyye O&#8217;nu ziyaret etmek üzere Rasûlullah&#8217;ın yanına gel­miş ve huzurunda bir saat konuşmuştur. Sonra evine dönmek üzere ayağa kalkmış. Rasûlullah s.a.v de Safiyye&#8217;yi evine yola koymak için onunla bera­ber kalkmış ve &nbsp;&nbsp;Ümmü Seleme&#8217;nin oda kapısı önündeki mescid kapısına ulaştığında Ensâr&#8217;dan iki kimse oradan geçerken Rasûlullah&#8217;a selâm vermişlerdi. Peygamber s.a.v’de onlara :</p>



<p><strong>&#8212; Yavaş olun hele ! Yanımdaki bu kadın eşim Huyey kızı Safiyye&#8217;dir haa,</strong>&nbsp;buyurdular. O iki Ensârî zât :<br>&#8212; Yâ Rasûlallah ! Allah&#8217;ı tesbîh ederiz, dediler ve bu iş ken­dilerine ağır geldi. Bunun üzerine Peygamber s.a.v :<br><strong>&#8212; Şübhesiz ki şeytân, insanoğlunun kan mecralarında dahi dolaşır. Ben sizin gönüllerinize şeytânın kötü bir şübhe atmasından endîşe ettim,</strong>&nbsp;buyurdu. “</p>



<p><em><strong>Buhari : 4.c.1883.s</strong></em><strong></strong></p>



<p>Bu hadisi şerifte de anlatıldığı gibi, şeytan insanların kalplerine fitne &#8211; fasat sokmak için fırsar kollamaktadır. Dolayısiyla basiretli bir Müslüman, özellikle yanlış anlaşılmaya müsait olabilecek söz ve davranışlarına dikkat etmelidir. Hatta gerekirse birileri şüphe duymasın diye de açıklamalarda bulunması gerekir. Çünkü &#8211; istemeyerekte olsa &#8211;&nbsp; gerçekten yanlış anlaşılmak hiç de hoş bir şey değildir.<br>&nbsp;</p>



<p><strong>Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yanlis-anlasilmamaya-dikkat-edin/">Yanlış anlaşılmamaya dikkat edin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8267</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yağmur isteme Namazı ve Duası</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yagmur-isteme-namazi-ve-duasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Sep 2022 19:50:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[Tacuddin Bayburdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=8265</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 &#8211; Kuraklık olduğunda insanların imamdan yağmur duası istemeleri : “ …&#160;Enes b. Malik r.a şöyle dedi : Bir kimse cuma günü minberin karşısındaki kapıdan içeriye girdi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta hutbe okuyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin karşısında dikilip ya Resulallah, davarlar helak oldu, yollar kesildi. Allah’a dua et de imdadımıza yetişsin,...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yagmur-isteme-namazi-ve-duasi/">Yağmur isteme Namazı ve Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<span id="more-8265"></span>



<p><strong>1 &#8211; Kuraklık olduğunda insanların imamdan yağmur duası istemeleri :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Enes b. Malik r.a şöyle dedi : Bir kimse cuma günü minberin karşısındaki kapıdan içeriye girdi, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta hutbe okuyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin karşısında dikilip ya Resulallah, davarlar helak oldu, yollar kesildi. Allah’a dua et de imdadımıza yetişsin, dedi. Ravi dedi ki : Resulullah hemen elini kaldırdı ve :&nbsp;<strong>Allahumme eskına, Allahumme eskına, Allah umme eskına,&nbsp;</strong>dedi. Enes dedi ki : Allah’a yemin ederim ki, o sırada biz, gökyüzünde ne kalın ne de ince bulut gibi bir şey görmüyorduk. Bizimle Seli Dağı arasında o zaman hiçbir ev hiçbir konak da yoktu. Enes dedi ki, derken Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasmdan kalkan şeklinde bir bulut belirdi. Semanın ortasına ulaşınca yayıldı. Sonra yağmur yağmaya başladı. Enes dedi ki : Allah’a yeminle söylüyorum, biz altı gün güneşin yüzünü göremedik. Sonra öbür cuma günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine ayakta hutbe okurken, aynı kapıdan bir kimse girdi, Rasulullah’ın karşısında dikilip ya Resulallah ! Mallar helak oldu, yollar da kesildi. Allah’a dua et de bu yağmuru durdursun dedi. Enes dedi ki : Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve :&nbsp;<strong>Ey Allah’ım etrafımıza, üzerimize değil. Ey Allah’ım ! Tepelere, dağlara, kelelere, bayırlara, derelere ve ağaçlıklara yağdır,&nbsp;</strong>diye dua etti. Enes dedi ki : Bunun üzerine yağmur kesildi. Namazdan çıktığımızda güneş altında yürüyorduk&#8230;&#8230;.&nbsp;<strong>”</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 1113 – 1114 &#8211; Müslim : 897 / 8 &#8211; Malik : 11191 &#8211; Ebu Davud : 1174 -1175 &#8211; Nesei : 1514 &#8211; İbnu’l Carud : 256 &#8211; İbni Hibban : 992 &#8211; Beyhaki : 3 / 353 – 355 &#8211; Ahmed : 3 / 104 -187-194 &#8211; Albani : 416-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>2 &#8211; Yağmur duasına çıkarken yavaş yürüme ve &nbsp;tevazu gösterme : &nbsp;</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>İshak b. Abdullah b. el-Kinane şöyle dedi : Emirlerden bir emir yağmur duası namazını Abdullah b. Abbas r.a’ya sormam için beni ona gönderdi. İbni Abbas :&nbsp;<strong>Onun bunu bana bizzat kendisinin sormasına mani nedir ?</strong>&nbsp;dedi. Sonra da şöyle dedi :&nbsp;<strong>Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duası namazına mutevazi, boynu bükük, mahzun bir halde yavaş yavaş yürüyerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi iki rekat namaz kıldırdı. Bu &#8211; namaz da bayram ve Cuma hutbelerimiz gibi &#8211; hutbe irad etmedi.”</strong></p>



<p><em><strong>İbni Mace : 1266 &#8211; Ebu Davud : 1165 &#8211; Nesei : 1520 &#8211; Tirmizi : 558 – Dare kutni : 2/68 &#8211; Hakim : 1 / 326 &#8211; Beyhaki : 3/347 – İbn Ebi Şeybe : 2/358 &#8211; Ahmed : 1/269-355 &#8211; Albani : 665-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>3 &#8211; Yağmur duası için namazgaha çıkma :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Abdullah b. Yezid el-Mazin r.a şöyle tahdis ediyor :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazgaha çıkıp istiska – yani yağmur duası &#8211; yaptı. Kıbleye döndüğü sırada ridasını tahvil etti.”</strong></p>



<p><em><strong>Müslim : 894 / 1 &#8211; Buhari : 1012 –Ter : 966 &#8211; Malik : 1/190 &#8211; Ebu Davud : 1167 &#8211; Nesei 1510 &#8211; Tirmizi : 556 &#8211; İbn Mace : 1267 &#8211; Darimi : 1/360 &#8211; İbni Huzeyme : 1424 – Dare kutni : 2/67 &#8211; İbni Hibban : 2866 – Abdurrezzak : 4890 &#8211; Ahmed : 16435</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>4 &#8211; Yağmur Talebi İçin Yapılacak Dua :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Aişe r.anha’dan şöyle dedi : İnsanlar Resulullah sallallahu aleyhi ve selem’e yağmurun yağmamasından şikayet ettiler. Resulullah bir minber hazırlanmasını emretti. Onun için namazgaha bir minber kondu. İnsanlara &#8211; dua için &#8211; &nbsp;çıkacakları günü de tayin etti. Aişe şöyle dedi : Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem tayin edilen günde sabah güneşinin kaşı göründüğü vakit namazgaha çıktı ve minberin üzerine oturdu. Tekbir getirip, aziz ve celil olan Allah’a hamd etti. Sonra :&nbsp;<strong>Siz beldenizin kuraklığından yağmurun ilk yağma vaktinin size gecikmesinden şikayet ettiniz. Allah‘u azze ve celle ise kendisine dua etmenizi emretti ve duanıza icabet edeceğini de vadetti.</strong>&nbsp;Buyurdu Sonra şöyle dua etti :</p>



<p><em><strong>Elhamdu lillahi Rabbi’l- Alemin Errahmanır rahim Maliki Yevmiddin La ilahe illallah Yef’alu Ma yurid Allahumme Entallah La İlahe İlla Ente’l-Ganiyy Ve Nahnu’l-Fukarı Enzil Aleynel &#8211; Gayse Vecal Ma Enzelte Lena Kuvveten Ve Belağan İla hin.</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong><em>&#8221; Alemlerin Rabbi Rahman, Rahim, Din gününün tek sahibi olan Allah&#8217;a hamdolsun. Ey Allah&#8217;ım ! sen Allah&#8217;sın, senden başka ilah yok. Sen zenginsin, biz muhtacız, üstümüze Rahmetini saç, indireceğin rahmetini bize kuvvet, bir zamana kadar da yetişir kıl &#8220;</em></strong><br><br>Sonra ellerini kaldırdı. Öyle kaldırdı ki koltuk altının beyazı gözüktü. Sonra sırtını insanlara döndürdü, elleri kalkık olduğu halde ridasını ters çevirdi. Sonra yüzünü insanlara döndürdü ve minberden inip iki rekat namaz kıldırdı. Allah bir bulut gönderip, gök gürledi, şimşek çaktı sonra Allah’ın izniyle yağmur yağdı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescidine gelmeden seller aktı. İnsanların sığınaklara koşuştuğunu görünce azı dişleri görününceye kadar güldü ve :&nbsp;<strong>Allah’ın her şeye gücü yettiğine, benim de Allah’ın kulu ve Resulü olduğuma şehddet ederim,</strong>&nbsp;dedi.<strong>”</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 2.c.1173.n &#8211; Hakim : 1/328 &#8211; Beyhaki : 3/349 &#8211; &nbsp;İbn Hibban : 2860 &#8211; &nbsp;Albani : 668-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Cabir b. Abdullah r.a dan şöyle dedi : Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına&nbsp; &#8211;&nbsp; kuraklık ve kıtlık sebebiyle &#8211; ağlayan kadınlar geldi. Resulullah sallallahu aieyhi ve selem de şu duayı yaptı :&nbsp;<br><br><em><strong>Allah umme Eskına Gaysen Mugısen Merien Merian Nafian Gayre Darrin Acilen Gayre Acilin.</strong></em></p>



<p><em><strong>Ey Allah&#8217;ım bize kesilmeyen, yardımcı, sonu güzel, bitirici, menfaatli, zararsız, geç kalmayacak şekilde acele yağmur ver.</strong></em><br><br>Cabir dedi ki : Bunun üzerine sema üzerlerine tabaklanıverdi&nbsp; &#8211; Yani : Sema kat kat bulutlarla kaplandı ve yağmur başladı &#8211;&nbsp;<strong>.”</strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 2.c.1169.n &#8211; Hakim : 1/327 &#8211; Beyhaki&nbsp; : 3/355</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Abdullah b. Amr r.a’dan şöyle tahdis etti : Resulullah sallallahu aleyhi ve selem yağmur duası ederken şöyle derdi :<br><br><strong><em>Allahum meskı İbadeke ve Behaimeke Ven şur Rahmeteke ve Ehyi Beledeke’l-Meyyite.&nbsp;<br><br></em></strong><strong><em>Ey Allah&#8217;ım ! kullarını ve dilsiz hayvanlarını sula, Rahmetini yay, ölü beldeni yeşert.</em></strong></p>



<p><em><strong>Ebu Davud : 1176 &#8211; Malik : 1/190</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>5 &#8211; Yağmur duasında kıbleye yönelme :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Abdullah b. Zeyd el-Ensari r.a şöyle haber verdi :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duası için namazgaha çıktı. Dua yapmak istediğinde kıbleye döndü ve ridasını tahvil etti. ”</strong></p>



<p><em><strong>Müslim : 894/3 &#8211; Buhari : 1012-Ter : 966 &#8211; Ebu Davud : 1161-1162 &#8211; Nesei : 1504 &#8211; Tirmizi : 556 – Dare kutni : 2/67 &#8211; İbni Mace : 1267 &#8211; İbni Huzeyme : 1406 &#8211; Abdurrezzak : 4889 &#8211; Beyhaki : 3/347 &#8211; Beğavi : 1157 &#8211; Ahmed : 4/39</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>6 &#8211; Yağmur duası yapılırken elleri kaldırma :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Enes b. Malik r.a şöyle dedi :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duasının dışındaki dualarında ellerini kaldırmıyordu. 0 yağmur duasında ellerini koltuk altının beyazı gözükene kadar kaldırır idi.”</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 1031-Ter: 981 &#8211; Müslim : 895/7 &#8211; Ebu Davud : 1171 &#8211; Nesei : 1747-1512 &#8211; Darimi : 1/361 – Dare kutni : 2/68.69 &#8211; Beğavi : 1163 &#8211; İbni Huzeyme : 1412 &#8211; İbni Hibban : 2863 &#8211; Ahmed : 3/181</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>7 &#8211; Yağmur duası Namazının rekat&nbsp; sayısı :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>İshak b. Abdullah b. el-Kinane şöyle dedi : Emirlerden bir emir yağmur duası namazını Abdullah b. Abbas r.a’ya sormam için beni ona gönderdi. İbni Abbas :&nbsp;<strong>Onun bunu bana bizzat kendisinin sormasına mani nedir ?</strong>&nbsp;dedi. Sonra da şöyle dedi :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duası namazına mutevazi, boynu bükük, mahzun bir halde yavaş yavaş yürüyerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi&nbsp;iki rekat namaz kıldırdı. Bu &#8211; namaz da bayram ve Cuma hutbelerimiz gibi &#8211; hutbe irad etmedi.”</strong></p>



<p><em><strong>İbni Mace : 1266 &#8211; Ebu Davud : 1165 &#8211; Nesei : 1520 &#8211; Tirmizi : 558 – Dare kutni : 2/68 &#8211; Hakim : 1 / 326 &#8211; Beyhaki : 3/347 – İbn Ebi Şeybe : 2/358 &#8211; Ahmed : 1/269-355 &#8211; Albani : 665-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Abdullah b. Zeyd şöyle dedi :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve selem bir gün yağmur duası yapmak için namazgaha çıktı……….. sonra da iki rekat namaz kıldırdı.”</strong></p>



<p><em><strong>Müslim : 894/4 &#8211; Buhari : 1012-Ter:966 &#8211; Ebu Davud : 1161-1162 &#8211; Nesei : 1504 – Tirmizi : 556 &#8211; İbni Mace : 1267 &#8211; İbnu’l-Carud : 254 &#8211; İbni Huzeyme : 1406 – Dare kutni&nbsp; : 2/67 &#8211; Beğavi : 4/398 &#8211; Ahmed : 4/39-40-41 &#8211; Albani : 664-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>8 &#8211; İstiska namazı ezansız ve kametsizdir :</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>İshak b. Abdullah b. el-Kinane şöyle dedi : Emirlerden bir emir yağmur duası namazını Abdullah b. Abbas r.a’ya sormam için beni ona gönderdi. İbni Abbas :&nbsp;<strong>Onun bunu bana bizzat kendisinin sormasına mani nedir ?</strong>&nbsp;dedi. Sonra da şöyle dedi :&nbsp;<strong>Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duası namazına mutevazi, boynu bükük, mahzun bir halde yavaş yavaş yürüyerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi&nbsp;iki rekat namaz kıldırdı. Bu &#8211; namaz da bayram ve Cuma hutbelerimiz gibi &#8211; hutbe irad etmedi.”</strong></p>



<p><em><strong>İbni Mace : 1266 &#8211; Ebu Davud : 1165 &#8211; Nesei : 1520 &#8211; Tirmizi : 558 – Dare kutni : 2/68 &#8211; Hakim : 1 / 326 &#8211; Beyhaki : 3/347 – İbn Ebi Şeybe : 2/358 &#8211; Ahmed : 1/269-355 &#8211; Albani : 665-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>İbni Abbas r.a dan şöyle dedi :&nbsp;<strong>“&#8230;&#8230;. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem istiska namazını, bayram namazlarını kıldırdığı gibi iki rekat olarak kıldırdı. Sizin bu hutbeleriniz gibi hutbe irad etmedi.”</strong></p>



<p><em><strong>İbn Ebi Şeybe : 2/358 &#8211; Ebu Davud : 1165 &#8211; Nesei : 1520 &#8211; Tirmizi : 559 &#8211; İbni Mace : 1266 – İbni Huzeyme : 1405 – Dare kutni : 2168 &#8211; Hakim : 1/326.327 &#8211; Beyhaki : 3/344 – Tabarani : 10818-M. Kebir &#8211; İbni Hibban : 2862 &#8211; Ahmed : 1/230 &#8211; Albani : 665-el-İrva</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Harise b. Mudrib şöyle dedi :&nbsp;<strong>Ebu Musa el-Eşari r.a ile yağmur duası için namazgaha çıktık. Ebu Musa bize ezan ve kametsiz iki rekat namaz kıldırdı.”</strong></p>



<p><em><strong>İbni Ebi Şeybe : 2 / 358 / 2</strong></em><strong></strong></p>



<p><strong>9 &#8211; İstiska namazında kıraatin cehri olacağı&nbsp;</strong></p>



<p><strong>“ …&nbsp;</strong>Abdullah b. Zeyd r.a dan şöyle dedi :&nbsp;<strong>Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yağmur duası yapmak için&nbsp; &#8211; namazgaha &#8211; çıktı. Dua etmek için kıbleye yöneldi ve ridasını tahvil etti. Sonra iki rekat namaz kıldırdı, onlarda kıraati cehri yaptı.”</strong></p>



<p><em><strong>Buhari : 1024-1025-Ter:977 &#8211; Müslim : 894/4 &#8211; Ebu Davud : 1161 &#8211; Nesei : 1509-1518 &#8211; Tirmizi : 556 &#8211; Darimi : 2/360-361 &#8211; İbni Mace : 1267 – Dare kutni : 2/67 &#8211; Beyhaki : 3/347 &#8211; İbni Hibban : 2864 – İbn Ebi Şeybe : 21358 &#8211; Albani : 664-el-İrva &#8211; Ahmed : 4/39</strong></em><strong></strong><br><br>&nbsp;</p>



<p><strong>&nbsp;Tacuddin el Bayburdi</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li></li></ul>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/yagmur-isteme-namazi-ve-duasi/">Yağmur isteme Namazı ve Duası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">8265</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
