<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhammed Karasu -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2026 19:15:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Muhammed Karasu -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Sehiv Secdesi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sehiv-secdesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 14:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu makalemizde sehiv secdesi hakkında topladığımız malumatları sizler için paylaşıyoruz. Sehiv Secdesinin Anlamı Sehiv Secdesinin Meşruiyeti Sehiv Secdesinin Sebepleri Sehiv secdesinin sebepleri özetle üçtür (İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâwâ, 33/33): Şüpheye Dikkat Edilmeyecek Haller Müslüman şu durumlarda şüpheye aldırmaz: Sehiv Secdesinin Hükmü Sehiv secdesi vaciptir. Çünkü Rasulullah (s.a.v.) onu emretmiş, (hata ettiğinde) sürekli yapmış, hiç terk etmemiştir....</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sehiv-secdesi/">Sehiv Secdesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Bu makalemizde <strong>sehiv secdesi</strong> hakkında topladığımız malumatları sizler için paylaşıyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesinin Anlamı</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Secde (lugat olarak)</strong>: Boyun eğmek ve tevazu göstermek. (Lisânu’l-Arab, 2/1942).</li>



<li><strong>Sehv (lugat olarak)</strong>: Bir şeyi unutmak, ondan gaflet etmek, kalbin başka bir şeye kayması. (Lisânu’l-Arab, 2/2137).</li>



<li><strong>Namazda sehv</strong>: Namazın bir bölümünden gaflet etmek.</li>



<li><strong>Şer‘î manası</strong>: Namazın sonunda veya selamdan sonra yapılan secdedir. Bunun amacı, namazda meydana gelen kusuru gidermektir. Bu kusur; farzlardan olmayan bir emredilen şeyi terk etmek yahut kasıtsız olarak yasaklanan bir şeyi yapmakla olur. (el-Mawsûʿatu’l-fiqhiyyetu’l-Kuwaytiyye, 2/234).</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesinin Meşruiyeti</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet:</strong> Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br>“Namaz için ezan okunduğunda şeytan arkasını dönerek kaçıp yellenir ki ezanı duymasın. Ezan bitince geri gelir. Kamet getirilince yine kaçar. Kamet bitince tekrar gelir. Sonra kişi ile kalbi arasına girip: ‘Şunu hatırla, bunu hatırla’ der. Halbuki onları hatırlamıyordu. Böylece kişi, kaç rekât kıldığını bilemez hale gelir. Sizden biri üç mü yoksa dört mü kıldığını bilemezse oturduğu halde iki secde yapsın.” (<em>Buhârî, 1231; Müslim, 389</em>)</li>



<li><strong>Abdullah b. Buhayne (r.a.)’den rivayet:</strong> Rasulullah (s.a.v.) öğle namazında oturuşunu unutarak kalktı. Namazı tamamladığında oturduğu yerde tekbir alarak iki secde yaptı, sonra selam vermeden önce oturduğu yerde secde etti. Cemaat de onunla beraber secde etti. Bu, unuttuğu oturuşun yerine geçti.(<em>Buhârî, 1234; Müslim, 570</em>)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesinin Sebepleri</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Sehiv secdesinin sebepleri özetle üçtür (İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâwâ, 33/33):</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li><strong>Namazda eksiklik</strong> (ama rükün olmamalı); mesela ilk teşehhüdü unutmak.</li>



<li><strong>Namazda fazlalık</strong>; mesela yanılarak bir rekât fazla kılmak.</li>



<li><strong>Namazda şüphe</strong>; mesela üç mü dört mü kıldığından emin olamamak.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>Şüpheye Dikkat Edilmeyecek Haller</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Müslüman şu durumlarda şüpheye aldırmaz:</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li>Şüphe sadece hayal ve vesvese ise.</li>



<li>Sürekli şüpheye düşüyorsa, her ibadette aynı oluyorsa.</li>



<li>İbadet bittikten sonra şüphe ederse, önem vermez; ancak kesin olarak emin olursa o zaman gereğini yapar.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesinin Hükmü</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sehiv secdesi vaciptir.</strong> Çünkü Rasulullah (s.a.v.) onu emretmiş, (hata ettiğinde) sürekli yapmış, hiç terk etmemiştir. (İbn Hazm, el-Muhallâ, 4/160-161)</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hadis: Mugîre b. Şu‘be’den rivayetle Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br>“İmam iki rekâttan sonra kalkarsa ve henüz tam doğrulmadan hatırlarsa otursun. Eğer tamamen doğrulduysa geri dönmesin, sadece iki secde yapsın.”<br>(Ebû Dâvûd, 909; El-Elbani: sahih)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İmamın Sehvi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer <strong>imam sehiv yaparsa</strong>:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sehiv secdesi yapar, cemaat de onu takip eder.</li>



<li>İmam sehvi unutup secde etmezse, cemaat secde etmek zorundadır.<br>(İbn Münzir, el-İcmâʿ, s.38; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/439-440)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bir Namazda Birden Çok Sehiv</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Namazda sehiv birkaç kez tekrarlansa bile, tümü için <strong>sadece iki secde</strong> yeterlidir.<br>(İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/437) <strong>Delil:</strong> İbrahim en-Nehaî’ye soruldu: “Bir kişi namazda birçok kere sehiv ederse ne yapar?” O da: “Hepsi için iki secde yeterlidir.” dedi.<br>(İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 1/494)</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesini Unutmak</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sehiv secdesini unutan kişi kısa süre sonra hatırlarsa, secdeyi yapar.</li>



<li>Uzun süre sonra hatırlarsa, namazı yeniden kılar.</li>



<li>Sehiv secdesi yapmadan abdesti bozulan kişi de namazı yeniden kılar.<br>(İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/341)</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesi Selamdan Önce mi Sonra mı?</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Eksiklikten dolayı</strong> ise: Selamdan önce yapılır (mesela teşehhüdün unutulması).</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fazlalıktan dolayı</strong> ise: Selamdan sonra yapılır (mesela fazla rekât kılmak).<br>(İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâwâ, 33/24)</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sehiv Secdesinin Şekli</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>İki secdedir. Secdeye inerken ve kalkarken tekbir alınır.</li>



<li>Secdelerden sonra selam verilir, ayrıca teşehhüd gerekmez.</li>



<li>Secde içinde, normal namaz secdesinde okunanlar okunur:
<ul class="wp-block-list">
<li>“Subhâne Rabbiyel-A‘la”</li>



<li>“Subbûhun, Kuddûsun, Rabbü’l-melâiketi ve’r-rûh”</li>
</ul>
</li>



<li>Ayrıca kişi dilediği duaları da edebilir.<br>(el-Lecnetü’d-Dâime, 7/148-149)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Meseleler ve Hükümleri:</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">1-<strong>Selamı Namaz Tamamlanmadan Vermek:</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Eğer namaz kılan kişi namazı tamamlamadan selam verirse (yanılarak):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Uzun bir süre geçtikten sonra hatırlarsa namazı baştan kılar.</li>



<li>Kısa bir süre (örneğin beş dakika) içinde hatırlarsa kaldığı yerden namazı tamamlar ve selam verir.<br>👉 Bu durumda sehiv secdesini selamdan sonra iki defa yapar ve yeniden selam verir.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">2-<strong>Namazda Fazlalık Yapmak:</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Eğer kişi namazda kıyam, oturuş, rükû veya secde gibi fazladan bir şey yaparsa:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Fazlalığı bitirdikten sonra hatırlarsa yalnızca sehiv secdesi yapar.</li>



<li>Fazlalık esnasında hatırlarsa hemen fazlalığı bırakır ve normale döner.<br>👉 Sehiv secdesi selamdan sonra yapılır ve ardından tekrar selam verilir.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">3-<strong>Rükünlerden Birini Terk Etmek</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Eğer kişi, namazın rükünlerinden birini (kıyam (ayakta durmak), kıraat (Fatiha okumak), rükû, secde, ka‘de (oturuş) gibi) unutarak terk ederse:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sonraki rekâtta o rüknün yerine gelmişse, ilk rekât bâtıl olur, yerine sonraki geçer.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Örnek:</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kişi birinci rekâtta <strong>rükû yapmayı unuttu.</strong></li>



<li>Secdeye gitti, sonra ikinci rekâta kalktı ve rükû yaptı.</li>



<li>Bu durumda <strong>birinci rekât batıl</strong> olur, ikinci rekât <strong>birinci rekât yerine geçer.</strong></li>



<li>Namazı tamamlar, sonunda <strong>sehiv secdesi yapar (selamdan sonra).</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer henüz yerine gelmemişse, geri dönüp o rüknü yapar ve devam eder.<br>👉 Her iki durumda da sehiv secdesi gerekir ve yeri <strong>selamdan sonradır.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading">4-<strong>Namazda Şüpheye Düşmek</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kişi kaç rekât kıldığında şüpheye düşerse (örneğin iki mi üç mü?):</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eğer bir taraf ona daha kuvvetli gelirse, o görüşle amel eder, namazını tamamlar ve selam verir.</li>



<li>Eğer hiçbir taraf ağır basmazsa, kesin olana yani daha aza göre hareket eder ve tamamlar.<br>👉 İlk durumda sehiv secdesi <strong>selamdan sonra</strong>,<br>👉 İkinci durumda ise sehiv secdesi <strong>selamdan önce</strong> yapılır.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading">5-<strong>İlk Teşehhüdü Terk Etmek:</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Eğer kişi ilk teşehhüdü unutur (diğer vacipler de bunun hükmündedir):</p>



<ol start="1" class="wp-block-list">
<li>Ayağa tamamen kalktıktan sonra hatırlarsa geri dönmez, namazına devam eder.</li>



<li>Kalkışa başladıktan sonra fakat tamamen doğrulmadan önce hatırlarsa geri dönüp oturur, teşehhüdü yapar ve namaza devam eder.</li>



<li>Henüz ayağa kalkmadan, uylukları baldırlarından ayrılmadan önce hatırlarsa oturmaya devam eder, teşehhüdü yapar ve devam eder. Bu durumda sehiv secdesi gerekmez çünkü ne eksiklik ne de fazlalık olmuştur.<br>👉 Sehiv secdesi burada <strong>selamdan önce</strong> yapılır.</li>
</ol>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Muhammed Karasu tarafından derlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/sehiv-secdesi/">Sehiv Secdesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12375</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yenidoğan Çocuğun Baba Üzerinde Ki Hakları</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yenidogan-cocugun-baba-uzerinde-ki-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Apr 2025 10:10:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12329</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslam her hak sahibine hakkının verilmesini emreder. Bu hususta zayıf, güçsüz, küçük, bebek demeden her hak sahibine hakkının verilmesini emreder. Bu hakların en büyüğü Allah’ın insanlar hakkı üzerinde olan ibadetin yalnızca O’na yapılmasıdır. Ve mertebe mertebe haklar belirlenmiştir. Her hakkın mutlaka yerine getirilmesi gerekir ancak ilk üzerimize vacip olan hak Allah’ın hakkıdır sonrasında ise ana...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yenidogan-cocugun-baba-uzerinde-ki-haklari/">Yenidoğan Çocuğun Baba Üzerinde Ki Hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İslam her hak sahibine hakkının verilmesini emreder. Bu hususta zayıf, güçsüz, küçük, bebek demeden her hak sahibine hakkının verilmesini emreder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hakların en büyüğü Allah’ın insanlar hakkı üzerinde olan ibadetin yalnızca O’na yapılmasıdır. Ve mertebe mertebe haklar belirlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her hakkın mutlaka yerine getirilmesi gerekir ancak ilk üzerimize vacip olan hak Allah’ın hakkıdır sonrasında ise ana baba hakkıdır. Bizim insanların haklarını yerine getirmemiz güzel bir şey ancak Rabbimizin hakkını yerine getirmediğimiz de bunların hiçbir değeri kalmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Allah’ın ve Rasulunun (a.s.v) inanan babalar üzerinde taktir ettiği haklardan birisi de yeni doğan evladının hakkıdır.</strong> Bu hakların tespiti de ayet ve sahih hadislerle olması gerekir. Aksi taktirde evladımızın haklarını yerine getirdiğimizi zannederek aslında bidat olan, Allah katın hiçbir değeri olmayan ameller işleyebiliriz. Bizde gücümüz yettiğince delilleriyle beraber bunları zikretmeye çalışacağız. Başarı Allah’tandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle çocuğun bir rızık olduğunu hem dünyevi hem de uhrevi faydasını bilmek gerekir. Çünkü doğan çocuk rızkı ile gelmektedir. Bu vesileyle ailesi de rızıklandırılmaktadır.</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫‫وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَب۪يرًا</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onların da sizin de rızkınızı biz veriyoruz. Şüphesiz onları öldürmek, pek büyük bir günahtır. (İsrâ, 31)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahirete dönük çocuğun faydası ise öldükten sonra o evladımızın yapacağı amellere ortak olmamızdır. Nitekim sahih hadiste şöyle buyurmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;İnsan ölünce şu üçü dışında amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlât.&#8221; (Müslim Vasiyye 14) <strong>Hayırlı bir evlat temennisi ancak üzerime hak olan şeyleri yerine getirerek mümkün olur.</strong></p>



<h2 class="wp-block-heading">Yenidoğan Çocuğun Babası Üzerinde Haklarını Şu Şekilde Sıralayabiliriz</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1-) Yeni Doğmuş Bebeğin Ağzına Hurma Verme:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebu Musa&nbsp;<strong>(r.a)</strong>&nbsp;şöyle dedi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Benim bir oğlum doğdu, ben onu Nebi (a.s.v)’e getirdim. Nebi (a.s.v) hurmayı çiğneyip onun ağzına koydu. Çocuğa bereketle dua etti ve onu bana geri verdi&#8230;” <em>Buhari 6150, Müslim 2145/24</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka hadisi şerifte:</p>



<p class="wp-block-paragraph">… Ümmü Süleym (r.a) bir erkek çocuk doğurdu. Enes (r.a) dedi ki: Ebu Talha (r.a) bana:</p>



<p class="wp-block-paragraph">−Bu çocuğu, Nebi (a.s.v)’e götürene kadar muhafaza et! dedi. Enes (r.a)’da çocuğu Nebi (a.s.v)’e kadar götürdü. Ümmü Suleym (r.a) Enes (r.a) ile beraber birkaç hurma göndermişti. Nebi (a.s.v) çocuğu aldı ve şöyle buyurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">−“Onunla beraber bir şey var mı?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">−Evet, birkaç tane hurma var dediler. Nebi (a.s.v) o hurmaları aldı, onları ağzında çiğnedi sonra çiğnenmiş hurmaları kendi ağzından alıp bebeğin ağzına damağına gelecek şekilde koydu ve çocuğa Abdullah ismini verdi. (Buhari 5548, Müslim 2144/23)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2-) Güzel İsim Koymak:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Güzel isim koymak yine baba üzerine bir haktır.</strong> Güzel isimden kast edilen ise insanın kendisinin beğendiği değil Kuran ve Sünnette ters olmayan, güzel bir mana barındıran isimlerdir. Maalesef günümüzde bu noktada Müslüman anneler ve babalar hataya düşmektedirler. Sevdiği futbolcunun ismini, sanatçının veyahut daha ileri giderek kafirlerin isimlerini çocuklarına verebilmektedirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Abdullah İbni Ömer (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İsimlerinizin Allah’a en sevgilisi, Abdullah ve Abdurrahman isimleridir.” (Müslim 2132/2, Ebu Davud 4949)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3-) Gücü Yeten Kimsenin Akika Kurbanı Kesmesi:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Selman bin Âmir (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Çocuğun doğumuyla beraber akika vardır. Onun adına akika kurbanı kanı dökünüz ve çocuktan da ezayı gideriniz! (Yani çocuğun saçını kesiniz!)” (Buhari 5549)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gücü Yeten Kimse Erkek İçin İki, Kız İçin Bir Tane Akika Kurbanı</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aişe (r.a) şöyle dedi: “Rasulullah (a.s.v) oğlan çocuğu için iki tane birbirine denk koyun ve kız çocuğu için de bir tane koyun kesilmesini emretti!” (Tirmizi 1513)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Akika Kurbanı Doğumun Yedinci Günü Kesilir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Semure (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu: “Her doğan çocuk akikasına rehindir! Akika kurbanı doğumun yedinci günü kesilir, yedinci günde çocuğun ismi konur ve yedinci günde çocuğun başı tıraş edilir!” (Ebu Davud 2838)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4-) Bebeği Saçını Tıraş Edip Ağırlığınca Gümüş Tasadduk Etmek:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ali bin Ebi Talib (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) Hasan için akika kurbanı kesti ve şöyle buyurdu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ey Fatıma! Hasan’ın başını tıraş et ve saçın ağırlığınca gümüş tasadduk et!” Bunun üzerine Fatıma (r.a) kesilen saçı tarttı. Saçın ağırlığı bir dirhem veya bir dirhemden daha az gelmişti. (Tirmizi 1556)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>5-) Sünnet Ettirmek:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni doğan çocuğun sünnet edilmesine gelince, bu fıtratın sünnetlerindendir. Çocuğun temizliği ile ilgili olduğundan dolayı sünnet, yerine getirilmesi gereken görevlerdendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Beş haslet fıtrattandır: Sünnet olmak, kasık kıllarını traş etmek (etek traşı olmak), koltuk altı kıllarını yolmak, tırnakları kesmek ve bıyıkları kısaltmak.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Buharî; hadis no: 5550. Müslim; hadis no: 257).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sünnet etmek en fazla buluğ çağına kadar ertelene bilir. Bununla beraber ne kadar erken yaşta yapılması çocuk için en efdal olanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saîd bin Cübeyr (r.a) şöyle dedi: “Abdullah ibni Abbas (r.a)’ya Nebi (a.s.v) vefat ettiğinde sen yaşça kim gibiydin? denildi. Abdullah ibni Abbas (r.a)’da şöyle dedi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefat ettiğinde ben sünnet olmuştum. İnsanlar çocuklarını, buluğ çağına erişene kadar sünnet ettirmezlerdi!&nbsp; (Buhari 6238)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeni Doğan Bebeğin Kulağına Ezan Okunup İsmi Söylenir Mi?</strong> Bazı ilim ehli kimseler fazilet babından çocukların kulağına ezan ve kamet okumayı güzel görmüşlerdir. Ancak bu konu hakkında tek bir sahih hadis varit olmadığından dolayı babanın böyle bir sorumluluğu yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu konu da zayıf hadislere örnek verecek olursak:</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫‫عن أَبِي رَافِعٍ قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَذَّنَ فِي أُذُنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ حِينَ وَلَدَتْهُ فَاطِمَةُ بِالصَّلَاةِ</p>



<p class="has-text-align-right has-medium-font-size wp-block-paragraph">‫‫رواه الترمذي ( 1514 ) وأبو داود ( 5105 ) .</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebu Rafi anlatıyor: “Fatıma Hasan&#8217;ı dünyaya getirdiğinde Rasulullah’ın onun kulağına namaz ezanı gibi ezan okuduğunu gördüm.” (Tirmizi 1514 Ebu Davud 5105)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hafız İbni Hacer: ‘’ Bu Asım bin Ubeydullah’a aittir. Ve o zayıf bir ravidir.’’ Birileri de El-Elbani (r.h) bu hadisi şahitlerle hasen mertebesine çıkardığını söyleye bilir ancak El-Elbani (r.h) bazı malumatlara ulaştıktan sonra bu hadisin şâhid olarak kullanılamayacağına kani olup bu hükmünden dönmüştür. Ayrıntılı bilgi için Silsiletu Ed-Daife 321 ve 6121 numaralı rivayetlerin tahricine bakabilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Muhammed Karasu 25/03/2025</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yenidogan-cocugun-baba-uzerinde-ki-haklari/">Yenidoğan Çocuğun Baba Üzerinde Ki Hakları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12329</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Allah&#8217;ın Unutması Meselesi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allahin-unutmasi-meselesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 19:04:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=12154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuranda ve Sünnette ispat edilen sıfatları ispat edip, nefyettiği sıfatları nefyetmek Müslüman için en önemli bir menhectir. Akla gelen şüphelerle hareket edip bunları tahrif etme veyahut mecaz sayma şeytanın adımlarına uyma olur. Selamet selefin yoluna tabi olmadadır, zihnin şüpheler içinde kalması, ruhun daralması ise halefin yolundadır. Konumuz Allah’ın unutması hakkında bakış açımız nasıl olmalıdır? Selef...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allahin-unutmasi-meselesi/">Allah&#8217;ın Unutması Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Kuranda ve Sünnette ispat edilen sıfatları ispat edip, nefyettiği sıfatları nefyetmek Müslüman için en önemli bir menhectir. Akla gelen şüphelerle hareket edip bunları tahrif etme veyahut mecaz sayma şeytanın adımlarına uyma olur. Selamet selefin yoluna tabi olmadadır, zihnin şüpheler içinde kalması, ruhun daralması ise halefin yolundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konumuz <strong>Allah’ın unutması hakkında bakış açımız nasıl olmalıdır?</strong> Selef bunu nasıl anlamıştır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir sıfattan bahsederken öncelikle bunun kuranda ve sünnette sabit olup olmadığına bakılır. Eğer kuranda ve sünnette mezkûr bir sıfat değilse buna itibar edilmez. Şayet kuran ve sünnette sabit ise bunu olduğu gibi tahrifsiz, teşbihsiz, tekyifsiz, ta’tilsiz ispat ederiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutma sıfatı kuran ve sünnette sabit olan Allah’ın fiili sıfatlarındandır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Allah’ın unutması hakkında Kurandan deliller</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫فَالْيَوْمَ نَنْسٰيهُمْ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">… &nbsp;Bugün onları unutacağız. (Araf 51)</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;… biz de sizi unutacağız… (Secde 14)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫فَنَسِيَهُمْۜ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah da unuttu. (<strong>Tevbe 67</strong>)</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Allah’ın unutması hakkında Sünnetten deliller:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ebu Hureyre (r.a)’dan Nebi (a.s.v)’dan kudsi hadisi şerifte Allah (a.c) şöyle buyurmaktadır:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫فَيَقُولُ: فَإِنِّي أَنْسَاكَ كَمَا نَسِيتَنِي‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’… Senin beni unuttuğun gibi bugün bende seni unutuyorum…’’ (Müslim 2968)</p>



<h2 class="wp-block-heading">Allah&#8217;ın Unutması ile Kastedilen Nedir?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Tüm bu nakillerde Allah&#8217;ın unutmasından bahsediliyor.</strong> Peki unutma (نسي)’den murat denir? Bunu anlatmadan önce selef tevile karşı değildir delilsiz bir şekilde yapılan tevile karşıdır. Başka sıfatı iptal eden, siyak sibak ilişkisine uygun olmayan, Arap lügatine ters olan tevile karşıdır ki buna da tahrif denilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Nesiye, unutma kelimesinin Arapça lügatinde ki karşılığına bakacak olursak:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutma kelimesinin iki manası vardır lügatte:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birincisi manası: Bilinen şeyin unutulmasıdır, ilmin zeval olmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah (a.c) şu kavlinde olduğu gibi:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’ “Rabbimiz! Unutur ya da hata edersek bizleri sorumlu tutma.’’ (Bakara 286)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah (a.c)’yi bu manada bir sıfatla zikretmek caiz değildir. Çünkü böyle bir şey hem nakle hem de selim akla zıttır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Rabbimiz şöyle buyurmaktadır unutmanın birinci manası hakkında:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫قَالَ عِلْمُهَا عِنْدَ رَبّ۪ي ف۪ي كِتَابٍۚ لَا يَضِلُّ رَبّ۪ي وَلَا يَنْسٰىۘ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demişti ki: “Onların bilgisi, Rabbimin yanında bir Kitap’tadır. Rabbim, şaşırmaz da unutmaz da.” (20/Tâhâ, 52)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine başka bir ayeti kerime de:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّاۚ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Rabbin unutan değildir.</strong> (Meryem 64)</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci manası: İlim ve kasıt ile terk etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İbni Fâris (ö.395): ‘’En-Nisyan: Terk manasındadır. Allah (a.c) şu kavlinde olduğu gibi: ‘’Onlar Allah’ı unuttu, Allah’ta onları unuttu’’. (Mücmelü’l-luġa s.866)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Allah’ın unutma sıfatını zikrederken ki getirdiğimiz delillerin siyak ve sibakına bakacak olursak aslında bunun tevilinin ‘ilim ve irade ile terk etmek’ olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birinci ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫اَلَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا د۪ينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَاۚ فَالْيَوْمَ نَنْسٰيهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَٓاءَ يَوْمِهِمْ هٰذَاۙ وَمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onlar ki; dinlerini eğlence ve oyun edindiler ve dünya hayatı onları aldattı. Onlar bu günlerini unuttukları ve bizim ayetlerimizi inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unutacağız. (Araf 51)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayetin sibak ve siyakına bakacak olursak burada ki unutma fiilinin ilimle, bilerek terk manasına geldiği açık bir şekilde ortaya çıkar ki selefimizde bu şekilde tevil etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taberi bu ayeti kerimenin tefsirinden Mucahit’ten şunu nakletmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’ Sizi ateşe terk ediyoruz…’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ahmed bin Hanbel şöyle demiştir bu ayeti kerime için:</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’ Sizi ateşe terk ediyoruz tıpkı bugün için işleyeceğiniz ameli terk etmeniz gibi…’’ (Er-Redu al El-Cehmiyye s.21) Bu ayeti kerimde olduğu gibi Allah (a.c) ilimle, irade ederek onları ateşe terk etmiştir. Yoksa ilminin zevali değildir ki bu rabbimiz bundan münezzehtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">‫فَذُوقُوا بِمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Onlara denilecek ki:) “Bu karşılaşma gününüzü unutmanıza karşılık (azabı) tadın. Hiç şüphesiz biz de sizi unutacak (kendi hâlinize terk edeceğiz). Yaptıklarınıza karşılık, sonsuzluk azabını tadın (bakalım).” (32/Secde, 14)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ayetinde siyak ve sibakına baktığımızda unutma fiilinin terk manasında kullanıldığını görmekteyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Taberi (r.h) bu ayetin tefsirinde İbni Abbas’tan şu tevili nakletmektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’ ‘Biz de sizi unutacağız.’ yani sizi terk edeceğiz.’’. Taberi (r.h) şöyle demektedir: ‘’ Allah (a.c) cehenneme giren müşrikler için şöyle demektedir ‘dünyada iken bu karşılaşma gününüzü unutmanıza karşılık azabı tadın. ‘Bizde sizi unutacağız’ yani şöyle demektedir: ‘bizde sizi ateşe terk edeceğiz’.’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üçüncü ayet:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ اَيْدِيَهُمْۜ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْۜ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ هُمُ ‫الْفَاسِقُونَ‫</p>



<p class="wp-block-paragraph">Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyar ve ellerini sıkar (cimrilik ederler). Allah’ı unuttular, Allah da (onları yardımsız ve nefisleriyle başbaşa bırakarak) unuttu. Şüphesiz ki münafıklar, fasıkların ta kendileridir. (9/Tevbe, 67)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutma fiilinin kullanıldığı yere baktığımızda yani siyakına ve sibakına baktığımızda burada da Allah’ın dinini terk edenlerin kıyamet gününde de terk edileceğinden haber verilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Taberi (r.h) bu ayet hakkında şöyle demektedir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’ Onlar Allah’a itaati, tabi olmayı terk ettikleri için Allah’ta onları tevfikiyetinden, hidayetinden ve rahmetinden terk ettirdi.’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son olarak unutma fiilinin geçtiği hadisi şerife bakacak olursak:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kıyamet günü Allah (a.c) görülmesi hakkında ki hadisi şerifte:</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph" style="font-size:21px">قَالَ: فَيَلْقَى الْعَبْدَ، فَيَقُولُ: أَيْ فُلْ أَلَمْ أُكْرِمْكَ، وَأُسَوِّدْكَ، وَأُزَوِّجْكَ، وَأُسَخِّرْ لَكَ الْخَيْلَ وَالْإِبِلَ، وَأَذَرْكَ تَرْأَسُ وَتَرْبَعُ؟ فَيَقُولُ: بَلَى، قَالَ: ‫‫فَيَقُولُ: أَفَظَنَنْتَ أَنَّكَ مُلَاقِيَّ؟ فَيَقُولُ: لَا، فَيَقُولُ: فَإِنِّي أَنْسَاكَ كَمَا نَسِيتَنِي</p>



<p class="wp-block-paragraph">‘’… Rasulullah (a.s.v) şöyle devam etti: ‘’Kul yüce Allah’ın huzuruna çıktığı zaman ona ‘’Ey filan! Ben sana ikramlarda bulunmadım mı? Başkalarına seni efendi kılmadım mı? Seni eş sahibi yapıp, at ve develer vermedim mi? Mal mülk sahibi olmana ve iyi bir hayat yaşamana imkân tanımadım mı?’’ diye sorar. Kul da ‘’evet’’ der. Yüce Allah ona ‘Bir gün benim huzuruma çıkacağını hiç düşünmedin mi?’ diye sorunca kul: ‘Hayır’ der. O zaman yüce Allah’ta: ‘Sen nasıl beni unuttuysan, ben de seni bugün öyle unutacağım’ buyurur.’’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hadisi şerifin konumuz hakkında ki bölümü bu kadar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüldüğü gibi dünya hayatında Allah’ı unutan, dinini terk edenleri kıyamet gününde Allah (a.c)’de onları unutacak, terk edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birileri bu kelimeleri yanlış anlar diye kuran ve sünnette geçen sıfatları inkâr etmek şeytanın başka bir oyunudur. Haşa sanki Allah kendisini ifade etmekte aciz kaldı da birileri bunu tamamlamaya çalışıyor! Bizlere düşen insanların yanlışa düşmesini engellemektir, ayet ve hadisleri tahrif etmek değildir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada önemli bir hususta şudur ki kardeşler, selefiler tevile, tefsire karşı değildir, delilsiz yapılan tevile, tefsire karşıdır ki bundan dolayı selef isim ve sıfatları tahrifsiz -yani delilsiz bir şekilde tevil etmeden- iman edilmesini söylemiştir. Vahyi yine vahiy ile tevil etmemiz gerekir ki aksi durumda Ebu Said hocamızın (r.h) dediği gibi olur: ‘’Tefsir, tahrifin kod adı olmuştur.’’ Birçok fırka tefsir, tevil edeyim derken aslında nassı Yahudiler gibi tahrif etmektedir. Rabbimden bizleri hidayete muvafık kılmasını, kıyamet gününde unuttuğu kullardan değil kendi rüyeti ile lutuflandırdığı kullardan kılmasını niyaz ederim.</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/allahin-unutmasi-meselesi/">Allah&#8217;ın Unutması Meselesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">12154</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/saban-ayi-hakkindaki-iki-hadis-i-serifin-incelemesi/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/saban-ayi-hakkindaki-iki-hadis-i-serifin-incelemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 09:45:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi 1-) عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: &#8221; فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ لَيْلَةٍ ، فَخَرَجْتُ ، فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ رَافِعٌ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ ، فَقَالَ لِي : ( أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ ؟ ) ، قَالَتْ : قُلْتُ : ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/saban-ayi-hakkindaki-iki-hadis-i-serifin-incelemesi/">Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi</strong></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">1-) </span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: &#8221; فَقَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ذَاتَ لَيْلَةٍ ، فَخَرَجْتُ ، فَإِذَا هُوَ بِالْبَقِيعِ رَافِعٌ رَأْسَهُ إِلَى السَّمَاءِ ، فَقَالَ لِي : ( أَكُنْتِ تَخَافِينَ أَنْ يَحِيفَ اللَّهُ عَلَيْكِ وَرَسُولُهُ ؟ ) ، قَالَتْ : قُلْتُ : ظَنَنْتُ أَنَّكَ أَتَيْتَ بَعْضَ نِسَائِكَ ، فَقَالَ: ( إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يَنْزِلُ لَيْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَيَغْفِرُ لِأَكْثَرَ مِنْ عَدَدِ شَعَرِ غَنَمِ كَلْبٍ). </span><br /><span style="font-size: 14pt;">قال الترمذي: &#8221; حديث عائشة لا نعرفه إلا من هذا الوجه من حديث الحجاج، وسمعت محمدا [يعني البخاري] يضعف هذا الحديث ، وقال: يحيى بن أبي كثير لم يسمع من عروة، والحجاج بن أرطاه لم يسمع من يحيى بن أبي كثير</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Aişe (r.a.) şöyle demiştir:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">&#8220;Bir gece Resulullah (s.a.v.)&#8217;ı odada bulamadım. Bunun üzerine dışarı çıktım. Bir de baktım ki Baki kabristanında başını semaya doğru kaldırmıştı. Bana &#8220;Yoksa Allah ve Resul’ünün sana haksızlık yapacağını mı sandın?&#8221; diye sordu. Ben şöyle dedim: &#8220;Gerçekten ben senin eşlerinden birinin yanına gittiğini sandım&#8221; Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Allah (a.c) <strong>Şaban ayının ortasındaki gece dünya semasına iner</strong>. Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin sayısından fazla kişiyi affeder.’’<img data-recalc-dims="1" fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-1790 alignright" src="https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2023/03/Saban-Ayi-Hakkinda-Hadisler.jpg?resize=360%2C203&#038;ssl=1" alt="Şaban Ayı Hakkında Hadisler" width="360" height="203" srcset="https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2023/03/Saban-Ayi-Hakkinda-Hadisler.jpg?w=360&amp;ssl=1 360w, https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2023/03/Saban-Ayi-Hakkinda-Hadisler.jpg?resize=300%2C169&amp;ssl=1 300w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tirmîzî: Âişe (r.h)’nın hadisini bu şekliyle sadece Haccac’ın rivâyetinden biliyoruz. Muhammed’den (İmam Buhari) işittim bu hadisin zayıf olduğunu ve Yahya b. ebî Kesir’in, Urve’den işitmediğini söylerdi. Haccac b. Ertae, Yahya b. ebî Kesir’den hadisi işitmemiştir.  (Tirmizi 739, Ahmed 26018, İbnu Mace 1389)</span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Hadis aynı lafızlarla Ahmed’in müsnedin de nakledilmektedir. Müsned Muhakkikleri (Şuayp Arnavut ve Adil Mürşid) yukarıdaki sebeplerden dolayı bu rivayetin<strong> zayıf olduğuna hükmetmişlerdir.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">El-Elbani (r.h)’da hadisin zayıf olduğuna hükmetmiştir.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلَّالُ قَالَ: حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ: أَنْبَأَنَا ابْنُ أَبِي سَبْرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: &#8221; إِذَا كَانَتْ لَيْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، فَقُومُوا لَيْلَهَا وَصُومُوا نَهَارَهَا، فَإِنَّ اللَّهَ يَنْزِلُ فِيهَا لِغُرُوبِ الشَّمْسِ إِلَى سَمَاءِ الدُّنْيَا، فَيَقُولُ: أَلَا مِنْ مُسْتَغْفِرٍ لِي فَأَغْفِرَ لَهُ أَلَا مُسْتَرْزِقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلَا مُبْتَلًى فَأُعَافِيَهُ أَلَا كَذَا أَلَا كَذَا، حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ali bin Ebi Talip (r.a)’dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (a.s.v)) şöyle buyurdu demiştir:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">«<strong>Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman</strong>, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ dünyaya en yakın göğe inerek fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu? ona mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu? onu rızıklandırayım (bir belâ ile) müptela olan yok mu? ona afiyet vereyim. Şöyle olan yok mu? böyle olan yok mu? buyurur.»&#8221; (İbnu Mace 1388)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">El-Elbani (r.h) bu rivayet hakkında şunları söylemektedir:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">‘’Bu senet zayıflığında icmâ edilmiştir. Bu senet benim indimde mevzu hadistir. Çünkü İbni Ebi Sebre hadis uyduran olarak itham edilmiştir takripte (İbnu Hacerin kitabında) geçtiği gibi.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">El-Busuri , Zevaid adlı kitabında:  İsnadı zayıftır, çünkü İbn-i Ebî Sebre zayıftır. Adı Ebû Bekir bin Abdillah bin Muhammed bin el- Sebre’dir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ahmed bin Hanbel ve İbnu Maiyn: <strong>O hadis uydurmaktadır</strong>, demişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İbnu Recep: İsnadı zayıftır. (Letaiful marif s. 143)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Munziri buna  ‘’Tergib’’ (2/81) adlı kitabında işaret etmektedir. ‘’</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">(Silsiletud-Daife adlı kitabında hadis no:2132)</span></p>


<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">Muhammed Karasu</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/saban-ayi-hakkindaki-iki-hadis-i-serifin-incelemesi/">Şaban Ayı Hakkında ki İki Hadis-i Şerifin İncelemesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/saban-ayi-hakkindaki-iki-hadis-i-serifin-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1788</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İsim Ve Sıfat Tevhidinde Temel Kaideler</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/isim-ve-sifat-tevhidinde-temel-kaideler/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/isim-ve-sifat-tevhidinde-temel-kaideler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 14:47:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1702</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsim Ve Sıfat Tevhidinde Temel Kaideler İsim ve Sıfat Tevhidinin Tanımı: Allah (a.c) Kuran ve Sünnette kendisini nasıl isimlendirip ve vasıflamışsa tüm bunların hepsinin bütün eksiklerden uzak olduğuna kesin bir şekilde inanmaktır. Allah’ın kendisini veyahut Rasulu Muhammed (a.s.v)’ın O’nu nitelendirdiği her sıfata, hakikati üzere, herhangi bir benzetme ve örnek vermeden, ayrıca herhangi bir ta’til (manasını...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/isim-ve-sifat-tevhidinde-temel-kaideler/">İsim Ve Sıfat Tevhidinde Temel Kaideler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">İsim Ve Sıfat Tevhidinde Temel Kaideler</p>
<h2><strong>İsim ve Sıfat Tevhidinin Tanımı: </strong></h2>
<p><span style="text-decoration: underline; font-size: 14pt;">Allah (a.c) Kuran ve Sünnette kendisini nasıl isimlendirip ve vasıflamışsa tüm bunların hepsinin bütün eksiklerden uzak olduğuna kesin bir şekilde inanmaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Allah’ın kendisini veyahut Rasulu Muhammed (a.s.v)’ın O’nu nitelendirdiği her sıfata, hakikati üzere, herhangi bir benzetme ve örnek vermeden, ayrıca herhangi bir ta’til (manasını işlevsiz bırakmadan) ve tahrife kaçmadan olduğu gibi iman etmektir.</span></p>
<h2><strong>İsim ve Sıfat Tevhidinin Önemi:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Kul rabbini Kuran ve Sünnette geçen isim ve sıfatlarıyla tanır. Buna sebep kul rabbisini yanlış tanır, yanlış bilirse bu yanlışlık onun akidesine ve ameline yansır. Kul rabbisini eksik ve noksan tanırsa bu sefer onun bu noksan bıraktığı yerlere başka şeyleri sokmaya başlar.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Buna sebep ilim ehli ‘’ Cehmiyye ve mutezile ademe ibadet eder. Müşebbihe ve mücessime puta ibadet eder. Bazıları ise her şeye ibadet eder’’ demiştir. Çünkü onlardan kimisi Allah’ı tenzih edeyim derken ademe (yokluğa) benzetmiştir. Yine onlardan kimisi<strong> Allah’ın isim ve sıfatlarını ispat edeyim derken Allah’ı mahlukata benzetmiştir</strong>. <span style="text-decoration: underline;">Onlardan kimisi de vahdeti vucud inancına sahip olarak <strong>her şey Allah’tır demişlerdir.</strong></span></span></p>
<h2><strong>Allah’ın İsim ve Sıfatları Akılla Bilinebilecek Şeyler Değildir:<img data-recalc-dims="1" decoding="async" class="size-full wp-image-1705 alignleft" src="https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2023/01/Isim-Ve-Sifat-Tevhidi.jpg?resize=360%2C240&#038;ssl=1" alt="İsim Ve Sıfat Tevhidi" width="360" height="240" /></strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Biz birisini tanırken onun kendisini bize tanıttığı kadar tanırız. <strong>Allah (a.c) kendisini bize nasıl tanımışsa biz o kadar onu tanır ve bilebiliriz.</strong> Kendi aklımızdan ona isim ve sıfatlar vermemiz veyahut isim ve sıfatları ondan nefiy etmemiz mümkün değildir. Allah Resulü de ashabını Allah’ın zatını tefekkürden men etmiş bilakis Allah’ın yarattığı şeyleri tefekkür etmemizi emretmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Allah (a.c) şöyle buyurmaktadır:</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُ۫لًا</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">‘’Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.’’ (İsra 36)</span></p>
<h3><strong>Allah Hakkında Bilmediğimiz Şeyleri Söylemek Şeytanın Adımlarına Uymaktır</strong>:</h3>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَـلَالاً طَـيِّباًؗ وَلَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبينٌ اِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّٓوءِ وَالْفَحْشَٓاءِ وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin; şeytanın adımlarına uymayın, çünkü o apaçık düşmanınızdır. O size ancak kötülüğü, çirkinliği, <u>Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi emreder</u>. (Bakara 168,169)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Allah’ın isim ve sıfatları hakkında bilgisizce konuşmak</strong> şeytanın emri ve ona tâbi olmaktır. Buna sebep Allah (a.c) kendisi hakkında bilgisizce konuşmayı haram kılmıştır.</span></p>
<h2><strong>Allah’ın İsim ve Sıfatlar Hakkında Ehli Sünnetin Yolu:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ehli Sünnet derken bu akide sahabe ve onlardan sonra gelen İmam Ebu Hanife’nin, İmam Şafinin, İmam Malik ve Ahmed bin Hambeli’n ve onlardan sonra onların yoluna tâbi olanların akidesidir. Onların inanç yapıları böyledir.</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">وَلِلّٰهِ الْاَسْمَٓاءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاࣕ وَذَرُوا الَّذينَ يُلْحِدُونَ فٓي اَسْمَٓائِه سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>En güzel isimler Allah’ındır</strong>; bu güzel isimlerle O’na dua edin, O’nun isimleri hakkında ilhada kaçanları (doğru inançtan sapanları) kendi başlarına bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekecekler! (Araf 180)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Allah’ın kendisi için kitabında veyahut Rasulu (a.s.v)’ın sünnetinde O’nun hakkında bildirmiş olduğu sıfatları tahrifsiz, ta’tilsi, tekyifsiz ve temsile kaçmadan olduğu gibi kabul etmektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İlhada (doğru inançtan sapanlar) tahrif, ta’til, tekyif ve temsile kaçan kimselerdir. Şimdi bu terimleri inceleyecek olursak:</span></p>
<h2><strong>Tahrif:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;">Tahrif sözlükte değiştirmek demektir. Dinde ki anlamı ise ayet veyahut hadisi lafız ve anlam olarak değiştirmektir. Manasını başka bir mana ile değiştirmektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Mesela:</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">وَكَلَّمَ اللّٰهُ مُوسٰى تَكْليماًۚ</span></p>
<p><strong>Allah Musa ile konuştu.</strong> (Nisa 164)</p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ayetini irabını (harekesini) değiştirerek ‘’Musa Allah ile konuştu’’ diye tahrif ederler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Veyahut ayeti kerime de ‘’ <strong>İki elimle</strong> yarattığımı seni secde etmekten alıkoyan nedir?’’ ayetini mana olarak değiştirirsek bundan <strong>kasıt kudret vs. dersek bu da mana ile tahrif olur.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>İmam Ebu Hanife</strong> şöyle demiştir: <strong>‘’O’nun eli kudreti veya nimetidir denilemez. Zira bu takdirde sıfat iptal edilmiş olur. Bu kaderiyye ve Mutezilenin görüşüdür.’’</strong> (<span style="text-decoration: underline;">El-Fıkhul ekber sayfa 59</span>)</span></p>
<h2><strong>Ta’til:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Sözlük manası bir şeyin içerisini boşaltmak manasındadır.</strong> Onu işlevsiz bırakmaktır. Dini anlamı ise Allah’u tela için olan isim ve sıfatların tamamını veya bir kısmının manasını işlevsiz bırakmaktır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bu ise bütün isim ve sıfatlar için veyahut sadece birkaçının içeriğini boşaltan kimseler olmuştu.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Bunlar Allah’ın isim ve sıfatlarını ismen kabul ederler ama işlevsizdir bunlar derler. ‘’Allah işitmeden işitendir, görmeden görendir…’’ gibi şeyler söylerler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Ehli sünnet ise Allah işitendir şanına yaraşır şekilde işitendir der. Allah’ın eli vardır ama şanına yaraşır şekilde eli vardır der.</span></p>
<h2><strong>Tekyif:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Tekyif bir sıfatın niteliğini Kuran ve Sünnette olmamasına rağmen anlatmaktır.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>İmam Ebu Hanife (r.h)</strong> bu konu hakkında şöyle demiştir: <strong>O’nun kuranda zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır.</strong> <span style="text-decoration: underline;">Allah’ın kitabında zikretmiş olduğu yüz, el ve nefis gibi sıfatlar O’nun keyfiyeti bilinmeyen sıfatlarıdır.</span>’’ (El-Fıkhul ekber sh:59)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Burada İmam Ebu Hanife kuran ve sünnette Allah’ın yüz, el ve nefis gibi sıfatlarını ispat etmiş, onları tahrif etmemiş ve manasızdır dememiştir. Onları olduğu gibi kabul edip bu konu hakkında yorum yapmamıştır. Bilakis şanına yaraşır şekildedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">İmam Malike ‘’ Rahman arşa istiva etti’’ (Taha 5) ayetinde geçen istivanın keyfiyeti hakkında soru sorulduğunda ‘’istiva bilinmektedir. Keyfiyeti ise meçhuldür. Ona iman etmek farz, hakkında soru sormak ise bidattir.’’</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Burada da şu kaideyi zikretmekte fayda var: ‘<u>’İsimde ki benzerlik müsemmada ki benzerliği gerektirmez’’</u> bazı şeylerin isimleri bir olur ama içerikleri farklıdır. Mesela el kelimesini düşünelim. İnsan eli dediğimiz de başka bir şey timsah eli dediğimiz de başka bir şey gelir. İsimler benzerdir ama içeriği farklıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Eğer biz Allah’ın eli dediğimizde aklımıza yaratılmışlar geliyorsa bu şeytanın vesvesesidir. Burada isim aynı olabilir ama kesinlikle mahlukata benzemez Allah (a.c). Onun eli şanına yaraşır şekilde deyip sonra susarız.</span></p>
<h2><strong>Teşbih:</strong></h2>
<p><span style="font-size: 14pt;"><strong>Teşbih bir şeyi bir şeye benzetmektir.</strong> Bu iki türlü olur ya yaratanı yaratılmışa benzetirler ya da yaratılanı yaratana benzetirler.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">‘’<strong>ete kemiğe büründü falanca diye göründü</strong>’’<strong> bu yaratılmışı yaratıca benzetmektir ki bu isim ve sıfatlarda ilhada gitmektir.</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Veya Allah’ın isim ve sıfatlarında birini herhangi bir yaratılmışsa vererek olur.  Bunlar genelde tazim (överken) ederken aşırıya kaçan kimselerdir.</span></p>
<h3><strong>Bu dört temel kaideyi örnekleyecek olursak:</strong></h3>
<p><span style="font-size: 14pt;">Allah Rasulu (a.s.v):</span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: 14pt;">إِنَّ قُلُوبَ بَنِي آدَمَ كُلَّهَا بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ، كَقَلْبٍ وَاحِدٍ، يُصَرِّفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Şüphesiz ki, bütün Âdemoğullarının kalpleri bir kalp gibi <strong>Rahmanın parmaklarından iki parmak arasındadır.</strong> Onu dilediği yere çevirir. (Müslim 2654)</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Öncelikle bu hadis sahih olup olmadığına bakılır. Sahih olduğu bilindikten sonra- ki Müslim’de geçiyor- Allah’ın iki parmağı olduğu ispat edilmiş olur.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;"> *Bunu tahrif etmeden yani bu parmaktan kasıt şu demektir vs. demeden. Ta’til yapmadan yani ismen kabul edip müsemma (içeriğini) kabul etmeyenler gibi yapmadan. Bu parmağı bir şeylere benzetmeden ve şöyle şöyledir demeden kabul etmek gerekir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt;">Başarı Allah’tandır. Sorularınız için sitemize mesaj atabilirsiniz.</span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="https://www.youtube.com/@muhammedkarasu5463">Youtube Kanalımızdan Bizleri Takip Edebilirsiniz</a></p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/isim-ve-sifat-tevhidinde-temel-kaideler/">İsim Ve Sıfat Tevhidinde Temel Kaideler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/isim-ve-sifat-tevhidinde-temel-kaideler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">11515</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yangın Gördüğünüz  Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yangin-gordugunuz-zaman-tekbir-getirin-rivayeti-sahih-mi/</link>
					<comments>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yangin-gordugunuz-zaman-tekbir-getirin-rivayeti-sahih-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Jul 2022 12:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın gördüğünüz zaman tekbir getirin]]></category>
		<category><![CDATA[zira tekbir gerçekten onu söndürür]]></category>
		<category><![CDATA[Yangın Gördüğünüz Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.selefilik.com/?p=1247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yangın Gördüğünüz Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi? إذا رأيتم الحريق فكبروا فإنه يطفئه &#8220;Yangın gördüğünüz zaman tekbir getirin, zira tekbir gerçekten onu söndürür&#8221; RİVAYETİNİN SIHHAT DURUMU  El-Ukayli ‘’Duafa’’ adlı kitabından (219): Ahmed bin Zekeriya El-A’idî  bize tahdis etti: Dedi ki:  Ebu Cafer Meymune bin el-Esbaği en-Nasibi bize tahdis etti: Dedi ki: İbnu Ebi Meryem’den işittim dedi...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yangin-gordugunuz-zaman-tekbir-getirin-rivayeti-sahih-mi/">Yangın Gördüğünüz  Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong>Yangın Gördüğünüz Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?</strong></p>


<p style="text-align: center;"><span style="font-size: 14pt;"><b><span dir="RTL" lang="AR-SA">إذا رأيتم الحريق فكبروا فإنه يطفئه</span></b></span></p>
<p><b>&#8220;Yangın gördüğünüz zaman tekbir getirin, zira tekbir gerçekten onu söndürür&#8221;</b></p>
<h2 style="text-align: center;"><b>RİVAYETİNİN SIHHAT DURUMU</b></h2>
<p style="font-weight: 400;"> El-Ukayli ‘’Duafa’’ adlı kitabından (219): Ahmed bin Zekeriya El-A’idî  bize tahdis etti: Dedi ki:  Ebu Cafer Meymune bin el-Esbaği en-Nasibi bize tahdis etti: Dedi ki: İbnu Ebi Meryem’den işittim dedi ki: Bize Kasım bin Abdullah, Amr bin Şuayb’tan o babasından o dedesinden <strong>merfu olarak haber etti.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"> İbnu Ebu Meryem dedi ki: Bu hadisi İbnu Luheya’, Ziyad bin Yunus’tan El-Hadrami – Bizimle hadis dinlerdi—‘den o da Kasım bin Abdullah bin Ömer’den işitti.  İbnu Luheya’ onu güzel görürdü. Bundan sonra şöyle dedi: O Amr bin Şuayb’tan rivayette bulunurdu.</p>
<p style="font-weight: 400;">(Şeyh El-Elbani) Diyorum ki: “İbnu Main’in dediği gibi: <strong> “El-Kasım yalancı bir ravidir.” </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ahmed dedi ki: <strong>“O, yalancı ve hadis uyduran birisidir.”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">El-A’idî dışında ki raviler ise sika (güvenilir) kimselerdir. Onun tercemesi hakkında bir şey bulamadım. Eğer ki bu senet sabit ise ravi zinciri: İbu Luheya’ o da Amr İbnu Şuayb’tan olması gerekirdi. İbnu Luheya’ burada o raviyi gizleyerek tedlis yapmıştır. Bunundan dolayı olsa gerek İbnu Hibban onu şöyle vasıflamıştır  ‘’Bundan dolayı zayıf olan ravileri kendi görüşüne göre sika olanlarda tedlis yapmıştır. Böylelikle uydurmaları onlarla kayırmıştır.’’</p>
<p style="font-weight: 400;">(Şeyh El-Elbani): <strong>İhtimalle ki İbnu Luheya’ bunu bilerek yapmamıştır. Bilakis bu durum onun ezberinin zayıf olmasından olmuştur. Allah en iyi bilendir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">          İbu Adiy tahriç etti ki (2/211) : Muhammed bin Muaviye En-Nisaburi’den, bize İbnu Luheyaa’ Amr ibn Şuayb’dan bunu tahdis etti ve dedi ki: <strong>‘’Ben bu rivayeti İbnu Luheya’ ve Abdurrahman bin El-Haris’ten başka nakleden bilmiyorum.’’</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">        Taberani ‘’Dua’’ adlı kitabında (2/1002,1266) ve Es-Sekafi ‘’Sekafiyyat’’ adlı kitabında (10/ 34 rakam) bunu nakletmiştir. El-Kasım bin Abdullah bin Ömer bin Hafsa bin Asım bin Ömer El-Hattap’dan: bize Abdurrahman bin Haris bin Ayyaş El-Mahzumi, Amr bin Şuayb’tan bunu tahdis etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">         İbnu Asakir (1/340/14), İbnu Sinni (rakam 289-292) aynı zincirle nakletti.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>El-Kasım metruk bir ravidir. Ahmed onu yalancılıkla suçlamıştır, aynen Hafız ibnu Hacer’in ‘’takrib’’ adlı eserinde yaptığı gibi.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bu hadis için bir şahit vardır. Ebu En-Nadr Yahya bin Kesir Sahibul Basri, o Cafer bin Muhammed’den, o babasından, <strong>o dedesinden merfu olarak.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Dulabi bunu tahriç etmiştir (2/137)</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Ebu En-Nadr zayıf ravidir ‘’Takribte’’ olduğu gibi.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Hadis İbnu Ömer’den de nakledilmiştir. Sehmi ‘’Tarihu Curcan’’ adlı kitabında (373) tahriç etmiştir. Ebu El-Hariş Ahmed bin İsa El-Kileni’den: Bize Ahmed bin Abdullah El-Mahrumi tahdis etti ki: Bize Abdurrahman bin Abdullah bin Ömer tahdis etti ki: o babasından, o amcasından, o Nafi’den.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>(Şeyh Elbani) derim ki: Bu gerçekten zayıf bir isnattır. Abdurrahman bin Abdullah için Zehebi ‘’halik’’ demiştir.  Babası zayıftır. Bu iki ravi dışında kalan ikisini bilmiyorum.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ebu Hureyre’den de hadis nakledilmiştir. Osman bin Talut bin Abbad rivayet eder ki: Bize Eyyub bin Nuh El-Metuî tahdis etti ki: dedi ki: Bana babam tahdis etti ki: bana Muhammed bin Aclan tahdis etti ki, O’da Said el-Makbiri’den, O’tan Eb Hurey’den merfu olarak nakletmektedir.</p>
<p style="font-weight: 400;">     Esbahani ‘’Tergib’’ adlı kitabında (2/79) tahriç etmektedir. Taberani ‘’Dua’’ adlı kitabında (1001) ve ‘’Evsat’’ adlı kitabında tahriç etmektedir. Ve Heysemi ‘’mecmua’’ adlı eserinde (10/138) Tahriç etmektedir.  Ve dedi ki: ‘’O rivayette tanımadığım kimseler var.’’</p>
<p style="font-weight: 400;">Burada Eyyub bin Nuh El-Metuî’ye ve babasına işaret etmektedir. Ben onların tercemesi hakkında ne cerh kitaplarında ne de İbnu Hibbanın sikatında bir şey bulamadım.</p>
<p style="font-weight: 400;">Taberani (1003) şu yolla tahriç etmiştir: Abdurrahman bin Abdullah bin Ömer, O’da Abdurrahman bin El-Haris’den, O’da Amr bin Şuayb’dan bunu nakletmiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu Kasım bin Abdullah bin Ömer’in kardeşi Abdurrahman bin Abdullah bin Ömer tarafından kötü bir mutabaattır. Ve o onun gibi zayıf bir ravidir. Ahmed ‘’ilel’’ de (2/157) şöyle demiştir onun için: ‘’Yalancı birisidir.’’ Takribte ise ‘’metruktur’’ denilmiştir.</p>
<p style="font-weight: 400;">(Şeyh El-Elbani) dedim ki: Taberi’nin bu senedin dışında diğer hadislerin senetleri hakkında sukut etmesini anlamış değilim.</p>
<p style="font-weight: 400;"> Şeyh Elbani (rhm)&#8217;nin sözleri burada bitti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Netice olarak bu hadis sahih bir hadis değildir ve amel edilmez.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şu an bizleri büyük bir üzüntüye boğan ülkemizdeki orman yangıları sonrasında paylaşılan bu rivayetin zayıf olduğunu sizlere bildirmek istedik.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rabbim ülkemizdeki bu musibeti tez zamanda başımızdan def etsin. Amin</p>
<p>Yazan : Muhammmed Karasu</p>
<p><strong>Yangın Gördüğünüz Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?</strong> cihanelmass.blogspot.com dan alınmıştır.</p><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yangin-gordugunuz-zaman-tekbir-getirin-rivayeti-sahih-mi/">Yangın Gördüğünüz  Zaman Tekbir Getirin Rivayeti Sahih mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/yangin-gordugunuz-zaman-tekbir-getirin-rivayeti-sahih-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1247</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ramazan-borcundan-once-sevval-alti-tutumanin-hukmu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 May 2022 15:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=6458</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü Bismillahirrahmanirrahim Bu kısa çalışmamızda şevval altı orucunun ispatı veyahut faziletinden ziyade ramazan borcu olan bir kişinin, şevval altı orucunu tutup tutamayacağı hakkında olacaktır. Bir amelin sünnetten olması önemli olduğu gibi onun tatbiki de sünnette muvafık olması gerekir. Sünnet olan amelin tatbikinde de görüşlere, fikirlere, kişisel kanaatlere İslam’da yer...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ramazan-borcundan-once-sevval-alti-tutumanin-hukmu/">Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="6458" class="elementor elementor-6458">
				<div class="elementor-element elementor-element-ea6c7dc e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="ea6c7dc" data-element_type="container" data-e-type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-4b1c77a elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="4b1c77a" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><strong>Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</strong></p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-ae24825 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="ae24825" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-20567d2" data-id="20567d2" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-7e37e4f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7e37e4f" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #99cc00;"><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></span></p><p><span style="color: #333300;">Bu kısa çalışmamızda şevval altı orucunun ispatı veyahut faziletinden ziyade <strong>ramazan borcu olan bir kişinin, şevval altı orucunu tutup tutamayacağı hakkında</strong> olacaktır. Bir amelin sünnetten olması önemli olduğu gibi onun tatbiki de sünnette muvafık olması gerekir. Sünnet olan amelin tatbikinde de görüşlere, fikirlere, kişisel kanaatlere İslam’da yer verilmemiştir.</span></p><p><span style="color: #333300;">Başarı Allah’tandır.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-727e257 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="727e257" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-afe0074" data-id="afe0074" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1617664 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="1617664" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-4b1a6f8 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="4b1a6f8" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-b19749d" data-id="b19749d" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-45fd624 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="45fd624" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #99cc00;"><strong>Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</strong></span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">«مَنْ صَامَ رَمَضَانَ ثُمَّ أَتْبَعَهُ سِتًّا مِنْ شَوَّالٍ، كَانَ كَصِيَامِ الدَّهْرِ»</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-22b1d97 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="22b1d97" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-2e5e043" data-id="2e5e043" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-024ed41 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="024ed41" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><span style="color: #333300;">Rasulullah (a.s.v) buyurdu ki: ‘’ <strong>Her kim ramazan orucunu tutar ve sonra onun peşinden şevvalden altı gün daha oruç tutarsa, bu bütün sene orucu gibi olur</strong>.’’</span> <span style="color: #993300;">(Müslim 1164)</span></p><p><span style="color: #333300;">Öncelikle değerli kardeşlerimiz Şevval orucu tutmak Ramazan orucuna bağlanmıştır. Bunu delili ise yukarıda ki hadisten iki vecihle anlıyoruz:</span></p><p><span style="color: #333300;">1-) Hadiste geçen ‘’ ثُمَّ‘’ ‘’sonra’’ atıf harfi sırlama, peş peşe manasına gelmektedir. Böylece önce ramazan orucunu tutup tamamlaması gerekir sonrada Şevval altı orucunu tutmaya başlamalıdır.</span></p><p><span style="color: #333300;">2-) Hadiste ‘’sonra’’ lafzından ‘’ أَتْبَعَهُ سِتًّا ‘’ ‘’altı gün oruç tutup onun ardından gönderirse’’ ifadesi ile <strong>Şevval altı orucunun ramazan orucuna tabi olduğunu görüyoruz</strong>. <strong>Önce ramazan orucu tutulur sonrasında ona tabi olan Şevval orucu gelir</strong>.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-89abd0a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="89abd0a" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-33763b4" data-id="33763b4" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-378f1af elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="378f1af" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-fa713c4 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="fa713c4" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0c57f58" data-id="0c57f58" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9c6fd1f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9c6fd1f" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><span style="color: #333300;">İmam Nevevi (r.h), Müslim’de ki bu hadise şu bab başlığı koymuştur:</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">بَابُ اسْتِحْبَابِ صَوْمِ سِتَّةِ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ إِتْبَاعًا لِرَمَضَانَ</span></p><p><span style="color: #333300;">‘’Ramazan’a Tâbi’ Kılarak Şevval’den Altı Gün Oruç Tutmanın Müstehablığı Babı’’.</span></p><p><span style="color: #333300;">               Bazı Kimseler ise<strong> ‘’Vakti Dar Olan İbadetler Vakti Geniş Olan İbadetlere Takdim Edilir’’ </strong>kaidesini ele alarak ramazan kazası olan kişiye şevval altı orucunu tutmaya cevaz vermektedirler.</span></p><p><span style="color: #333300;">Oysa ki bu kaide bu konu için geçerli değildir. Nafile bir ibadet, hiçbir zaman hiçbir kaideye göre farz olan ibadete takdim edilemez. Hiçbir usul kitabında da bunu göremeyiz.</span></p><p><span style="color: #333300;">Nitekim hadisi şerifte Allah Rasulu (a.s.v) şöyle buyurmaktadır;</span></p><p><span style="color: #333300;">Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “…Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim…’’</span> <span style="color: #993300;">(Buhari 6502)</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5174962 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5174962" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-21b9c99" data-id="21b9c99" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1fc6b4d elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="1fc6b4d" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-04b4399 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="04b4399" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-9734091" data-id="9734091" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-8ac6265 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="8ac6265" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><span style="color: #333300;">Diğer bir konu ise Aişe (r.a) annemizin <strong>ramazan kazasını şaban ayına kadar ertelemesi</strong> meselesi;</span></p><p><span style="color: #333300;">Rivayet şöyle:</span></p><p><span style="color: #333300;">Ebu Seleme&#8217;den. O şöyle demiştir: Ben, Aişe (r.a)’ı şunları söylerken işittim: Bazen üzerimde ramazandan kalma oruç borcu olurdu da onu Şaban&#8217;dan başka zamanlarda kaza edemezdim. Meşguliyetim Rasulullah (s.a.v) ‘den ileri gelirdi. “Müslim<strong>, </strong>1146</span></p><p><span style="color: #333300;">Bu rivayeti delil olarak getirilip şöyle denilmektedir: ‘’ … Biz  inanıyoruz ki Aişe (r.h) <strong>Şevval ayındaki o altı günlük orucunu ihmal etmemiştir</strong>…’’</span></p><p><span style="color: #333300;">Rivayet şöyle:</span></p><p><span style="color: #333300;">Ebu Seleme&#8217;den. O şöyle demiştir: Ben, Aişe (r.a)’ı şunları söylerken işittim: Bazen üzerimde ramazandan kalma oruç borcu olurdu da onu Şaban&#8217;dan başka zamanlarda kaza edemezdim. Meşguliyetim Rasulullah (s.a.v) ‘den ileri gelirdi.</span> <span style="color: #993300;"><span style="color: #333300;">“</span>Müslim<strong>, </strong>1146</span></p><p><span style="color: #333300;">Bu rivayeti delil olarak getirilip şöyle denilmektedir: ‘’ … Biz  inanıyoruz ki Aişe (r.h) Şevval ayındaki o altı günlük orucunu ihmal etmemiştir…’’</span></p><p><span style="color: #333300;">Bunun cevabını ise Şeyh Binbaz (r.h)’a bırakıyoruz:</span></p><p><span style="color: #333300;">Şeyhe şöyle bir soru soruluyor:</span></p><p><span style="color: #333300;">‘’ Üzerinde <strong>ramazan borcu olan bir kişinin Şevval orucu tutması caiz midir?</strong> Çünkü ben bazı insanların Aişe (r.h) annemizin amelini delil olarak getirip sonra şöyle dediklerini işittim: ‘’ Aişe annemizin hayra olan hırsından dolayı Şevval orucunu tutmuştur.’’.</span></p><p><span style="color: #333300;">Cevap: </span></p><p><span style="color: #333300;">Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdulillah, Salatu selam Rasulullah (a.s.v)’e, ehline, ashabına ve onun hidayet yoluna uyanlara olsun.</span></p><p><span style="color: #333300;"> İki konudan dolayı farz oruçtan önce nafile oruç tutmak caiz değildir;</span></p><p><span style="color: #333300;">Birincisi: İlk hadisi şeriften dolayı, kendisinde ramazan kazası olan kişi borcundan dolayı Şevval altı orucuna tabi olamıyor ta ki ramazan borcunu bitirene kadar. Eğer bir adam hastalık veyahut seferden dolayı ramazan borcu varsa önce bunu tutması sonrasında eğer imkân bulabilirse<strong> Şevval altı orucunu tutması gerekir</strong>. Aynı Şekilde bir kadında hayız veya loğusalıktan dolayı tutamamışsa önce borcunu tutar sonra imkân bulursa Şevval altıyı tutar.  Eğer  tam tersine önce borcu olmasına rağmen Şevval altıyı tutmaya başlarsa  bu uygun değildir ve böyle bir şey yapmamalıdır.</span></p><p><span style="color: #333300;">İkincisi: Allah’ın dinin de farzları eda etmek daha haktır. Farza başlamak ve hızlı hareket etmek daha evladır. Allah (a.c) erkek ve kadın üzerine ramazan orucunu farz kılmıştır. Farzı edadan önce nafile ibadeti eda etmek uygun değildir.</span></p><p><span style="color: #333300;">Böylece bu fetvanın bir anlamı kalmadı (ramazan borcundan önce Şevval altı orucunun tutulabileceği fetvası).  Borcunu tuttuktan sonra eğer zaman kalır ve kendiside imkân bulabilirse tutsun. Çünkü nafile ibadetler Allah’a şükürdür. Ramazan borcu ise vacip ve farzdır. Ve nafileden önce farza başlamak ise vaciptir.</span></p><p><span style="color: #333300;">Fetva verenin Aişe annemiz hakkında ki sözüne gelecek olursak; Aişe annemiz, Rasullah (a.s.v) ile meşguliyetinden dolayı ramazan borcunu şaban ayına kadar tehir ettiğini söylemektedir. Eğer ki farz olan bir şey Rasulullah (a.s.v) için erteleniyorsa nafile olan bir ibadetin onun için ertelenmesi daha evladır.</span></p><p><span style="color: #333300;">Sonuç olarak: Aişe (r.h)’ın amelini anlatan hadiste <strong>Şevval altı orucunu ramazan borcuna takdim edecek bir delil bulunmamaktadır</strong>. Çünkü Allah Rasulu (a.s.v) ile meşguliyetinden dolayı ramazan borcunu erteliyor. Ve <strong>Şevval altı orucunu bundan dolayı ertelemek daha evladır</strong>.</span></p><p><span style="color: #333300;">Velev ki Aişe (r.h) annemiz dedikleri gibi yapsa (borcuna rağmen şevval altıyı tutsa) bile onun bu fiili açık olan naslara ters düştüğünde bize hüccet olmaz.’’</span> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://binbaz.org.sa/fatwas/4490/%D9%87%D9%84-%D9%8A%D8%B4%D8%B1%D8%B9-%D8%B5%D9%8A%D8%A7%D9%85-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%AA-%D9%85%D9%86-%D8%B4%D9%88%D8%A7%D9%84-%D9%84%D9%85%D9%86-%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87-%D9%82%D8%B6%D8%A7%D8%A1">https://binbaz.org.sa/fatwas/4490/%D9%87%D9%84-%D9%8A%D8%B4%D8%B1%D8%B9-%D8%B5%D9%8A%D8%A7%D9%85-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%AA-%D9%85%D9%86-%D8%B4%D9%88%D8%A7%D9%84-%D9%84%D9%85%D9%86-%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87-%D9%82%D8%B6%D8%A7%D8%A1</a></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-399a134 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="399a134" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7dc37b4" data-id="7dc37b4" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-3c4e626 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3c4e626" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><span style="color: #333300;">Şeyh İbn Useymin (r.h)’a şöyle soruldu: Şayet bir kadın üzerinde <strong>Ramazan borcu/kazası varsa Şevval ayında ilk önce kazayı mı tutar yoksa Şevval’den altı gün orucunu mu tutar</strong>?</span></p><p><span style="color: #333300;">Şöyle cevap verdi: Şayet bir kadının üzerinde <strong>Ramazan borcu varsa gerekli borcu ve kazayı yapmadan altı Şevval orucuna başlayamaz</strong>. (Mecmul Fetava 20/19)</span></p><p><span style="color: #333300;">Ebu Said hocamıza da bu konu hakkında kendisine sorulan soruya ‘’<strong>Önce Ramazan borcu tutulur sonra Şevval orucu tutulur</strong>’’ diye cevap vermiştir.</span> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p><p><span style="color: #333300;">Aişe Annemizin (r.a) Ramazan Kazasını Ertelemesinin İlleti ve Müslüman Hanımlara Örnekliği</span></p><p><span style="color: #333300;">Ebu Seleme&#8217;den. O şöyle demiştir: Ben, Aişe (r.a)’ı şunları söylerken işittim: Bazen üzerimde ra<strong>mazandan kalma oruç borcu olurdu da onu Şaban&#8217;dan başka zamanlarda kaza edemezdim</strong>. Meşguliyetim Rasulullah (s.a.v) ‘den ileri gelirdi. “</span><span style="color: #993300;">Müslim, 1146</span></p><p><span style="color: #333300;">İmam Nevevi (r.h) bu hadisin şerhinde şöyle diyor:</span></p><p><span style="color: #333300;">&#8220;Aişe (r.a) dedi ki: Bazen Ramazan’dan oruç borcum olurdu&#8230;&#8221; Başka bir rivayette</span> <span style="color: #993300;">(2686)</span> <span style="color: #333300;">&#8220;Bizden birisi Rasulullah (s.a.v) zamanında oruç açardı da&#8230;&#8221; Birinci hadisteki (meşguliyet anlamındaki) eş-şeğlu elif lam ile ve merfû olarak zikredilmiştir. Bu da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile meşgul olmak anlamındadır.</span></p><p><span style="color: #333300;">Gerek buradaki meşgul olmak sözü ile gerekse de ikinci hadisteki</span> <span style="color: #993300;">(2687)</span> <span style="color: #333300;">&#8220;kazasını yapamıyordu&#8221; ifadesi onların her birisinin her zaman için Rasulullah (a.s.v)&#8217;in emrine hazır olduğunu, bütün zamanlarında böyle bir şey istediği taktirde kendisinden yararlanmasını bekleyip gözetlediğini, ama böyle bir isteğinin ne zaman olacağını bilmediğini, bunun yanında kendisine bir ihtiyacı olmakla birlikte yine de oruca izin verir korkusu ile ondan izin istememişlerdir. Bu da onların edebinden kaynaklanmaktadır.</span></p><p><span style="color: #333300;">Oruç kazasını Şaban ayında tutmasının sebebi ise Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)&#8217;in de Şaban ayının çoğunluğunu oruçla geçirmesi idi. Böyle bir durumda gündüz hanımlarına bir ihtiyacı olmazdı.’’</span> <span style="color: #993300;">(Sahih-i Muslim Şerhi El-Minhac 5c. Sayf.403)</span></p><p><span style="color: #333300;">Aişe (r.h) ramazan borcunu ertelemesinin illeti Allah Rasulunun (s.a.v) onlara olan ihtiyacından dolayı idi. Bu illetten dolayı ramazan borcunu erteliyorsa şevval orucunun ertelenmesi daha evladır.</span></p><p><span style="color: #333300;">Bu konuda cevaz veren değerli hocalarımız ve abilerimizi tekrar araştırmaya, bu hadis ve fetvaları tekrar tekrar tefekkür etmeye davet ediyorum.</span></p><p style="text-align: center;">Muhammed Karasu</p><p style="text-align: center;"><strong>Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</strong></p><p style="text-align: center;">Gaziosmanpaşa/İstanbul</p><p style="text-align: center;">09.05.2022</p><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Ses kaydı mevcut</p><p><a href="https://binbaz.org.sa/fatwas/4490/%D9%87%D9%84-%D9%8A%D8%B4%D8%B1%D8%B9-%D8%B5%D9%8A%D8%A7%D9%85-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%AA-%D9%85%D9%86-%D8%B4%D9%88%D8%A7%D9%84-%D9%84%D9%85%D9%86-%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87-%D9%82%D8%B6%D8%A7%D8%A1">https://binbaz.org.sa/fatwas/4490/%D9%87%D9%84-%D9%8A%D8%B4%D8%B1%D8%B9-%D8%B5%D9%8A%D8%A7%D9%85-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%AA-%D9%85%D9%86-%D8%B4%D9%88%D8%A7%D9%84-%D9%84%D9%85%D9%86-%D8%B9%D9%84%D9%8A%D9%87-%D9%82%D8%B6%D8%A7%D8%A1</a></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-64e06b2 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="64e06b2" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c103fd4" data-id="c103fd4" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-ba9dee0 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="ba9dee0" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-73243e0 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="73243e0" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-d761f98" data-id="d761f98" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9f192c8 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="9f192c8" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-large">Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü Arapça Bilenler İçin Meşhur Hasan’ın Konu Hakkında Ki Fetvası</h2>				</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-62c9fca elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="62c9fca" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-07c14bf" data-id="07c14bf" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-7006733 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7006733" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:السؤال</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:سؤال من شقين</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;"> هل يجوز صيام الست من شوال قبل أيام القضاء، وخصوصًا إذا عسر الأمر على النساء؟-</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">هل يجوز دمج النية بين القضاء والست من شوال في الصيام؟</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:الجواب</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">لو كان السؤال عن رمضان لكان أحسن، فهذه المسائل عقب رمضان، لكن العلماء يقولون في قواعدهم: المفتي أسير المستفتي، فأنا أسيركم وأتكلم بالذي تسألوني عنه</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:النبي صلى الله عليه وسلم يقول فيما صح في صحيح مسلم</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.(( مَن صامَ رَمَضانَ ثُمَّ أتْبَعَهُ سِتًّا مِن شَوّالٍ، كانَ  كَصِيامِ الدَّهْرِ ))</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">مسلم (ت ٢٦١)، صحيح مسلم١١٦٤</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.المرأة قد تفطر الشهر كاملاً وتطهر في بدايات شوال أو في منتصف شوال فتحتاج أن تصوم الست أيام</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">والقضاء الراجح من قولي العلماء -ويجهل هذا للأسف كثير من الناس ولا سيما </span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.النساء- أن القضاء واجب على الفور</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">يعني من أفطر لعذر فيجب عليه أن يقضي وأن لا ينتظر، لأن الأصل في الأوامر</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.أنها على الفور</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:مثلاً</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">لو أن سيدًا أمر عبده فقال اسقني ماء فأتى له بماء بعد ساعة أو ساعتين أو أربع ساعات أو ثاني يوم هل استجاب؟</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.ما استجاب</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.لأن الأصل في الأمر أن يكون على الفور</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فإذا أردنا أن لا نجعله على الفور نحتاج إلى قرينة، نحتاج الى ضميمة، نحتاج إلى إذن من الشرع بأن نؤخر</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فالأصل بالأمر أنه واجب على الفور</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.الآن بعض أخواننا طلبة العلم سيقولون لي : ألم تقل عائشة كنا نقضي ما فاتنا من رمضان في شعبان</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">عائشة، تقول: كنا، أي أنا وسائر أزواج النبي صلى الله عليه وسلم كنا نقضي ما فاتنا من رمضان في شعبان بسبب العذر</span> <span style="color: #3366ff;">الشرعي للمرأة الحائض، أي بعد إحدى عشر شهر، فشعبان قبل رمضان بشهر وهو الشهر الثامن بالسنة الهجرية،</span> <span style="color: #3366ff;">ورمضان الشهر التاسع بترتيب الأشهر</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فنقول لمن يعترض هذا الاعتراض أكمل مقولة عائشة</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فعائشة تقول رضي الله عنها: كنا نقضي ما فاتنا من رمضان في شعبان ننشغل بأمر رسول الله صلى الله عليه وسلم</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.وفي هذا دليل على أن عذر التأخير في القضاء أوسع في الشرع من عذر الفطر</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فالنبي صلى الله عليه وسلم كان كثير الغزوات، وكثير الأسفار، وكثير الوفود، وكثير الأضياف</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فعائشة تقول سبب تأخيرنا : كنا نحن مشغولين بأمر رسول الله صلى الله عليه وسلم</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">بعض النساء لا يقضوا قبل رمضان التالي، لا بل بعد رمضان وبعد الذي بعده ويقولون يا شيخ إذا أخرت الصيام إلى السنة</span> <span style="color: #3366ff;">التي بعدها هل علي شيء؟</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.هذا قطعًا حرام</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فالواجب على المرأة أن تقضي على الفور</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">كيف المرأة تقضي على الفور والشرع رغبها بأن تصوم الست من شوال؟</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:بعض أهل العلم قال</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">إذا وقع هذا التداخل وقضت على الفور لأنها تعتقد أن القضاء على الفور وكان من عادتها في غير مثل هذه الحالة عندما كانت ما يأتيها عذر تصوم ستة من شوال</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فحالها كأنها صامت الستة من شوال</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.والأصل في العبد أن يؤدي الفريضة قبل النافلة</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">وهذه علة الناس المتدينين تدين عاطفي، يعمل إفطار ويدعوا وينفق أربعمائة أو خمسمائة دينار إفطار للناس وهذا طيب،</span> <span style="color: #3366ff;">ولكن  لا يؤدي زكاة ماله</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فإطعام الناس سنة وزكاة المال ركن من أركان الاسلام</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.فإذا أردت أن تصنع شيئاً فيه طاعة وفيه أجر فليكن بعد الفرائض</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">بعض الناس يغضب إذا لم يصلي التراويح وهو قاطع رحم، وقطيعة الرحم عنده أمر طبيعي جدا، فو الله لأن تترك التراويح وتعود لرحمك أحسن</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.المطلوب ان تجمع بين الأمرين</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.تجمع بين السنة وبين الفريضة</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">:كان أبو بكر يقول في خطبه كما عند أبي شيبة وأبي عبيدة وجمع</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.إن لله تعالى أوامر بالليل لا يقبلها بالنهار وأوامر بالنهار لا يقبلها بالليل وإن الله لا يقبل نافلة حتى تؤدى الفريضة</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">فأنت يا من تحرص على النوافل جزاك الله خيراً على حرصك، ولكن الواجب عليك أن تحرص على الفرائض وأن تعبد </span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.ربك بفقه وبعلم</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">فالأصل في المرأة أن تقضي على الفور، والأصل أن تقدم القضاء على صيام شوال</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #3366ff;">.مجالس الوعظ في شهر رمضان ( 12 ) رمضان 1437 هجري</span></p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ramazan-borcundan-once-sevval-alti-tutumanin-hukmu/">Ramazan Borcundan Önce Şevval Altı Tutmanın Hükmü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">6458</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabir-basinda-fatiha-ile-ilgili-hadis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 22:53:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<category><![CDATA[MAKALELER]]></category>
		<category><![CDATA[ölüye fatiha okunurmu?]]></category>
		<category><![CDATA[kabir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=5928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis &#8220;Ölünün Baş Ucunda Fatiha Ayak Ucunda Bakara Okuyun&#8221; Rivayeti Sahih Mi? Abdurrahman bin Alâi ibn Leclac tarikiyle o babasının kendisine şöyle dediğini haber vermiştir: “Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm! Beni mezarıma koyduğun zaman şöyle: Bismillah ve âlâ milleti Rasulullah. Sonra da üzerime toprak atarak onu düzle. Daha...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabir-basinda-fatiha-ile-ilgili-hadis/">Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5928" class="elementor elementor-5928">
				<div class="elementor-element elementor-element-3d1facd e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="3d1facd" data-element_type="container" data-e-type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-3a79954 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3a79954" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><strong>Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis</strong></p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-71a1abc elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="71a1abc" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-ecd19c8" data-id="ecd19c8" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-872c8db elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="872c8db" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h2 style="text-align: center;">&#8220;Ölünün Baş Ucunda Fatiha Ayak Ucunda Bakara Okuyun&#8221; Rivayeti Sahih Mi?</h2><p><span style="color: #000000;">Abdurrahman bin Alâi ibn Leclac tarikiyle o babasının kendisine şöyle dediğini haber vermiştir: “Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm! Beni mezarıma koyduğun zaman şöyle: Bismillah ve âlâ milleti Rasulullah. Sonra da üzerime toprak atarak onu düzle. Daha sonra da <strong>başucumda Bakara Suresi’nin baş tarafını ve son kısmını oku</strong>. Zira ben Rasulullah’ın böyle dediğini duydum.”</span></p><p><span style="color: #000000;">Bu rivayeti Taberani ‘Mu’cemul Kebir’ (491) adlı kitabında, biraz daha farklı lafızlarla Beyhaki (7068), Hallal ‘Emri Bil Maruf ve Nehyi Anil-Munkeri’ (s:87) ve Ed-dinuri ‘’Mecalise’ (757) adlı kitaplarında nakletmektedirler hadisi.</span></p><p><span style="color: #000000;"><strong>Bu isnat, Abdurrahman bin Alâi ibn Leclac’ın meçhul olmasından dolayı <span style="text-decoration: underline;"><em>zayıftır.</em></span></strong></span></p><p><span style="color: #000000;">Zehebi şöyle demiştir: ‘’ O’ndan sadece Mübeşşir bin İsmail nakletmiştir.’’</span> <span style="color: #800080;">(Mizan 2/579)</span></p><p><span style="color: #000000;">Bu nakil üzerinden amel edenler İbni Hibban’ın Leclac’ı sika raviler arasında zikretmesini delil olarak getirmektedirler. Ancak İbni Hibbân raviler tevsik etme konusunda mütesahil olduğunu, tevsikte sadece ravi hakkında cerhinin olmamasını yeterli gördüğünü bilmemektedirler ya da bunu görmezden gelmektedirler.</span></p><p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">Yine başka bir rivayette;</span></p><p><span style="color: #000000;">Allah Rasulu şöyle demiştir “İçinizden birisi öldüğü zaman, onu durdurmayınız ve onu kabrine koyma hususunda acele ediniz. (Sizden birisi de) <strong>Ölünün başucunda Fatiha suresini, ayakucunda da Bakara suresinin sonunu okusun</strong>”</span></p><p><span style="color: #800080;">Taberani ’Mu’cemul Kebir’ (13613), Beyhaki ‘Şuabul İman’ (8854)</span></p><p><span style="color: #000000;"><strong>Bu rivayetin senedi ise <span style="text-decoration: underline;"><em>vahtır (şiddetli zayıftır).</em></span> Ebu Hatim ve başkaları senette ki Eyyub bin Nahik’i zayıf ravi olduğunu söylemektedir.</strong></span></p><p><span style="color: #000000;">El-Ezdi: Metruk demiştir.</span> <span style="color: #800080;">(Mizanul İtidal 1/294)</span></p><p><span style="color: #000000;">İbnu Ebi Hatim şöyle demiştir: Sika ravilerden sorunlu şeyleri onlardan naklediyormuş gibi nakleder. Teferrüt ettiği rivayetlerde hüccet değildir.</span></p><p><span style="color: #000000;">İbnu Adiy: Zayıf bir eserdir. Ondan olan bir hadis olduğu açıktır.</span> <span style="color: #800080;">( Tehzibut Tehzib 11/211)</span></p><p><span style="color: #000000;">Heysemi bu rivayet için: Taberi bu rivayeti kebirde nakletmektedir. Senette ki Yahya bin Abdullah El-babelut zayıf ravidir.</span> <span style="color: #800080;">(Mucem 3/44)</span></p><p><span style="color: #000000;">Zehebi: Eyyub bin Nehiyk El-Halebi (Yahya bin Abdullah El-babelut’un hocası) metruk bir ravidir. (Muğni)</span></p><p><span style="color: #000000;">Ebu Hatim Er-Razi, Eyyub için hadisi <strong>zayıftır</strong> demiştir.</span></p><p><span style="color: #000000;">Ebu Zura’, Eyyub için hadisi terk edilmiştir demiştir.</span></p><p><span style="color: #000000;">Allahualem.</span></p><p style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000;">Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis </span></strong></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Muhammed Karasu 2022</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #000000;">Daha fazlası için bizi <a href="https://www.youtube.com/@muhammedkarasu5463">Youtube</a> kanalımızdan takip edebilirsiniz.</span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/kabir-basinda-fatiha-ile-ilgili-hadis/">Kabir Başında Fatiha İle İlgili Hadis</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5928</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/ateistlerin-ve-hadis-inkarcilarinin-bir-iftirasina-cevap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2022 09:28:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Muhammed Karasu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=5473</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap إِنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ لَمَّا قَضَى خَلْقَهُ اسْتَلْقَى فَوَضَعَ إِحْدَى رِجْلَيْهِ عَلَى الْأُخْرَى ، وَقَالَ: لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِي أَنْ يَفْعَلَ هَذَا ‘’Allah Rasulu (a.s.v): Allah (a.c) mahlukatı yarattıktan sonra bacak bacak üstüne atarak uzanmıştır.’’ Devamında şöyle demiştir: ‘’ Buna sebep yarattıklarından hiç kimseye böyle yapması yakışmaz.’...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/ateistlerin-ve-hadis-inkarcilarinin-bir-iftirasina-cevap/">Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="5473" class="elementor elementor-5473">
				<div class="elementor-element elementor-element-7b4e92c e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="7b4e92c" data-element_type="container" data-e-type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-f2790bc elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="f2790bc" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p class="entry-title" style="text-align: center;"><strong>Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap</strong></p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7b3a3ae elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7b3a3ae" data-element_type="section" data-e-type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e84d910" data-id="e84d910" data-element_type="column" data-e-type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b50b5c0 elementor-widget elementor-widget-read-more" data-id="b50b5c0" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="read-more.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					</div></div></div></div></div></section></div> <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/ateistlerin-ve-hadis-inkarcilarinin-bir-iftirasina-cevap/#more-5473" class="more-link elementor-more-link"><span aria-label="Okumaya devam et Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap">Okumaya Devam Et</span></a><p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/muhammed-karasu/ateistlerin-ve-hadis-inkarcilarinin-bir-iftirasina-cevap/">Ateistlerin Ve Hadis İnkarcılarının Bir İftirasına Cevap</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">5473</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
