İslam her hak sahibine hakkının verilmesini emreder. Bu hususta zayıf, güçsüz, küçük, bebek demeden her hak sahibine hakkının verilmesini emreder.
Bu hakların en büyüğü Allah’ın insanlar hakkı üzerinde olan ibadetin yalnızca O’na yapılmasıdır. Ve mertebe mertebe haklar belirlenmiştir.
Her hakkın mutlaka yerine getirilmesi gerekir ancak ilk üzerimize vacip olan hak Allah’ın hakkıdır sonrasında ise ana baba hakkıdır. Bizim insanların haklarını yerine getirmemiz güzel bir şey ancak Rabbimizin hakkını yerine getirmediğimiz de bunların hiçbir değeri kalmıyor.
Allah’ın ve Rasulunun (a.s.v) inanan babalar üzerinde taktir ettiği haklardan birisi de yeni doğan evladının hakkıdır. Bu hakların tespiti de ayet ve sahih hadislerle olması gerekir. Aksi taktirde evladımızın haklarını yerine getirdiğimizi zannederek aslında bidat olan, Allah katın hiçbir değeri olmayan ameller işleyebiliriz. Bizde gücümüz yettiğince delilleriyle beraber bunları zikretmeye çalışacağız. Başarı Allah’tandır.
Öncelikle çocuğun bir rızık olduğunu hem dünyevi hem de uhrevi faydasını bilmek gerekir. Çünkü doğan çocuk rızkı ile gelmektedir. Bu vesileyle ailesi de rızıklandırılmaktadır.
وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍۜ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْۜ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَب۪يرًا
Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onların da sizin de rızkınızı biz veriyoruz. Şüphesiz onları öldürmek, pek büyük bir günahtır. (İsrâ, 31)
Ahirete dönük çocuğun faydası ise öldükten sonra o evladımızın yapacağı amellere ortak olmamızdır. Nitekim sahih hadiste şöyle buyurmaktadır:
“İnsan ölünce şu üçü dışında amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye, faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlât.” (Müslim Vasiyye 14) Hayırlı bir evlat temennisi ancak üzerime hak olan şeyleri yerine getirerek mümkün olur.
Yenidoğan Çocuğun Babası Üzerinde Haklarını Şu Şekilde Sıralayabiliriz
1-) Yeni Doğmuş Bebeğin Ağzına Hurma Verme:
Ebu Musa (r.a) şöyle dedi:
“Benim bir oğlum doğdu, ben onu Nebi (a.s.v)’e getirdim. Nebi (a.s.v) hurmayı çiğneyip onun ağzına koydu. Çocuğa bereketle dua etti ve onu bana geri verdi…” Buhari 6150, Müslim 2145/24
Bir başka hadisi şerifte:
… Ümmü Süleym (r.a) bir erkek çocuk doğurdu. Enes (r.a) dedi ki: Ebu Talha (r.a) bana:
−Bu çocuğu, Nebi (a.s.v)’e götürene kadar muhafaza et! dedi. Enes (r.a)’da çocuğu Nebi (a.s.v)’e kadar götürdü. Ümmü Suleym (r.a) Enes (r.a) ile beraber birkaç hurma göndermişti. Nebi (a.s.v) çocuğu aldı ve şöyle buyurdu:
−“Onunla beraber bir şey var mı?”
−Evet, birkaç tane hurma var dediler. Nebi (a.s.v) o hurmaları aldı, onları ağzında çiğnedi sonra çiğnenmiş hurmaları kendi ağzından alıp bebeğin ağzına damağına gelecek şekilde koydu ve çocuğa Abdullah ismini verdi. (Buhari 5548, Müslim 2144/23)
2-) Güzel İsim Koymak:
Güzel isim koymak yine baba üzerine bir haktır. Güzel isimden kast edilen ise insanın kendisinin beğendiği değil Kuran ve Sünnette ters olmayan, güzel bir mana barındıran isimlerdir. Maalesef günümüzde bu noktada Müslüman anneler ve babalar hataya düşmektedirler. Sevdiği futbolcunun ismini, sanatçının veyahut daha ileri giderek kafirlerin isimlerini çocuklarına verebilmektedirler.
Abdullah İbni Ömer (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu:
“İsimlerinizin Allah’a en sevgilisi, Abdullah ve Abdurrahman isimleridir.” (Müslim 2132/2, Ebu Davud 4949)
3-) Gücü Yeten Kimsenin Akika Kurbanı Kesmesi:
Selman bin Âmir (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu:
“Çocuğun doğumuyla beraber akika vardır. Onun adına akika kurbanı kanı dökünüz ve çocuktan da ezayı gideriniz! (Yani çocuğun saçını kesiniz!)” (Buhari 5549)
Gücü Yeten Kimse Erkek İçin İki, Kız İçin Bir Tane Akika Kurbanı
Aişe (r.a) şöyle dedi: “Rasulullah (a.s.v) oğlan çocuğu için iki tane birbirine denk koyun ve kız çocuğu için de bir tane koyun kesilmesini emretti!” (Tirmizi 1513)
Akika Kurbanı Doğumun Yedinci Günü Kesilir:
Semure (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) şöyle buyurdu: “Her doğan çocuk akikasına rehindir! Akika kurbanı doğumun yedinci günü kesilir, yedinci günde çocuğun ismi konur ve yedinci günde çocuğun başı tıraş edilir!” (Ebu Davud 2838)
4-) Bebeği Saçını Tıraş Edip Ağırlığınca Gümüş Tasadduk Etmek:
Ali bin Ebi Talib (r.a) şöyle dedi: Rasulullah (a.s.v) Hasan için akika kurbanı kesti ve şöyle buyurdu:
“Ey Fatıma! Hasan’ın başını tıraş et ve saçın ağırlığınca gümüş tasadduk et!” Bunun üzerine Fatıma (r.a) kesilen saçı tarttı. Saçın ağırlığı bir dirhem veya bir dirhemden daha az gelmişti. (Tirmizi 1556)
5-) Sünnet Ettirmek:
Yeni doğan çocuğun sünnet edilmesine gelince, bu fıtratın sünnetlerindendir. Çocuğun temizliği ile ilgili olduğundan dolayı sünnet, yerine getirilmesi gereken görevlerdendir.
“Beş haslet fıtrattandır: Sünnet olmak, kasık kıllarını traş etmek (etek traşı olmak), koltuk altı kıllarını yolmak, tırnakları kesmek ve bıyıkları kısaltmak.”
(Buharî; hadis no: 5550. Müslim; hadis no: 257).
Sünnet etmek en fazla buluğ çağına kadar ertelene bilir. Bununla beraber ne kadar erken yaşta yapılması çocuk için en efdal olanıdır.
Saîd bin Cübeyr (r.a) şöyle dedi: “Abdullah ibni Abbas (r.a)’ya Nebi (a.s.v) vefat ettiğinde sen yaşça kim gibiydin? denildi. Abdullah ibni Abbas (r.a)’da şöyle dedi:
−Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in vefat ettiğinde ben sünnet olmuştum. İnsanlar çocuklarını, buluğ çağına erişene kadar sünnet ettirmezlerdi! (Buhari 6238)
Yeni Doğan Bebeğin Kulağına Ezan Okunup İsmi Söylenir Mi? Bazı ilim ehli kimseler fazilet babından çocukların kulağına ezan ve kamet okumayı güzel görmüşlerdir. Ancak bu konu hakkında tek bir sahih hadis varit olmadığından dolayı babanın böyle bir sorumluluğu yoktur.
Bu konu da zayıf hadislere örnek verecek olursak:
عن أَبِي رَافِعٍ قَالَ : رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَذَّنَ فِي أُذُنِ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ حِينَ وَلَدَتْهُ فَاطِمَةُ بِالصَّلَاةِ
رواه الترمذي ( 1514 ) وأبو داود ( 5105 ) .
Ebu Rafi anlatıyor: “Fatıma Hasan’ı dünyaya getirdiğinde Rasulullah’ın onun kulağına namaz ezanı gibi ezan okuduğunu gördüm.” (Tirmizi 1514 Ebu Davud 5105)
Hafız İbni Hacer: ‘’ Bu Asım bin Ubeydullah’a aittir. Ve o zayıf bir ravidir.’’ Birileri de El-Elbani (r.h) bu hadisi şahitlerle hasen mertebesine çıkardığını söyleye bilir ancak El-Elbani (r.h) bazı malumatlara ulaştıktan sonra bu hadisin şâhid olarak kullanılamayacağına kani olup bu hükmünden dönmüştür. Ayrıntılı bilgi için Silsiletu Ed-Daife 321 ve 6121 numaralı rivayetlerin tahricine bakabilirsiniz.
Muhammed Karasu 25/03/2025
