<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akide -</title>
	<atom:link href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/</link>
	<description>İyilik Ve Takva Üzere Yardımlaşın (Maide 2)</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Aug 2022 10:59:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://i0.wp.com/www.ilmedavetdernegi.org/wp-content/uploads/2015/02/cropped-51672204_2230637893625247_7710222773204811776_n-e1624197862879.jpg?fit=32%2C25&#038;ssl=1</url>
	<title>Akide -</title>
	<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">117739964</site>	<item>
		<title>Akide Dersi Müzakere</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-muzakere/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 10:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akide Dersi Müzakere Akideyi biz akide derslerini ne üzerine bina ederiz dedik? Üç esas üzere bina ederiz dedik. Fıtrat, iman ve tevhid. Her seferinde soru farklı şekilde de sorulsa ama genel olarak akideyi biz üç esas üzere anlatırız. Fıtrat, iman ve tevhid deriz. Fıtrata başlayacağımızda da bir şema çiziyoruz. Kulluk diyoruz, sonra alta da fıtrat,...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-muzakere/">Akide Dersi Müzakere</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7936" class="elementor elementor-7936">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-baaf76a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="baaf76a" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-af1f8cc" data-id="af1f8cc" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9d9c021 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9d9c021" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;">Akide Dersi Müzakere</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-329ce3c elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="329ce3c" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3111f6c" data-id="3111f6c" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-db6d644 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="db6d644" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Akideyi biz akide derslerini ne üzerine bina ederiz dedik?</strong></p><p><strong>Üç esas üzere bina ederiz dedik. Fıtrat, iman ve tevhid.</strong> Her seferinde soru farklı şekilde de sorulsa ama genel olarak akideyi biz üç esas üzere anlatırız.</p><p>Fıtrat, iman ve tevhid deriz. <strong>Fıtrata başlayacağımızda da bir şema çiziyoruz.</strong></p><p><strong>Kulluk diyoruz, sonra alta da fıtrat, iman tevhid diyoruz.</strong></p><p>Kulluğun önüne arkasına sağına soluna eş anlamlı olan istediğiniz kadar kelime ekleyebilirsiniz.</p><p>Mesela ا<span style="color: #008000;">لعُبُودِيَّةْ</span> ibadetin Türkçe karşılığıdır. Türkçe anlamı değil. Anlamı dediğinde neyi kastederiz? Yani onun içerdiği mana ama biz ubudiyyet deriz Türkçe eşit kulluk dersek bu bunun karşılığıdır. Bu sefer <strong>kulluk ne demek diye de bir soru sorulur.</strong> <strong>Bunun yanına tapınmak diyebilirsin</strong>. Veyahut kulluğu yani <span style="color: #008000;">عَبَدَ</span> kelimesini Arapça mesela ilah kelimesinin kökü olan <span style="color: #008000;">اَلَهَ</span> üç harfli bir mazi fiilidir. Neymiş?<span style="color: #008000;"> عَبَدَ , اَلَهَ , دَانَ</span> yani</p><p><span style="color: #008000;">أله &#8211; يأله – مألوه</span> yani <span style="color: #008000;">عبد &#8211; يعبد – معبود</span></p><p><span style="color: #008000;">أله &#8211; يأله – مألوه</span> yani <span style="color: #008000;">إلٰه</span> (ilahun) ile <span style="color: #008000;">معبود</span> (mabudun) aynı anlamdadır. Ama vezin olarak <span style="color: #008000;">إلٰه</span> (ilahun) <span style="color: #008000;">فعال</span> (fialun) veznindendir. Aynen <span style="color: #008000;">كتاب</span>gibi yani <span style="color: #008000;">بمعنى مكتوب</span> mektubun ile kitabun aynı anlam taşır. Anladınız mı?</p><p>Bunu diyebilirsin. Önünüzde şema olarak bunu bir çizerseniz zihnen birleştirmede düşünmek için birleştirmede sorun yaşamazsınız.</p><p>O zaman kulluk nedir dediğiniz zaman tapınmak.</p><p>Şimdi kulluk bir cins isimdir. Mesela <span style="color: #008000;">الكتاب</span> bir cins isimdir hangi kitabı bahsettiğin belli değil. Her şey olabilir. Kulluk da aynen para birimi gibi. Para ne demek? Bir kuruş ta para, on kuruş ta para, bir lira da para on lira da para, bir trilyon da para. Para dediğinde illa birisini kastetmiyorsun değil mi? Kulluk ta aynen böyledir. Kulluğu da böyle düşünebilirsiniz. Onun için bizde geleneksel yapıda<strong> kulluk denildiği zaman namaz, oruç, zekat  gibi geleneksel ibadetler anlaşılır. Bu doğru bunlar kulluktan birer cüzdür. Ama bütün kulluğu ifade etmez.</strong> Bunları neden tekrar ediyorum? Kulluk denildiği zaman o kelimeye yüklediğimiz anlam kısır olmamalı. Sizde bunu birisine kullanırken anlatmak istediğiniz meseleye dönük kulluk, bizim yaratılış gayemiz<strong> kulluk dediğimizde sadece namaz, oruç, zekat değil <span style="text-decoration: underline;">hayatımız tümden kulluk. Olur, olabilir.</span></strong></p><p>Öyle fiillerimiz vardır ki her halükarda kuldur değil mi? Fıtratta, tevhide girişte kulluğu defaatle anlattık. Tabi ne kadar zihninizde kalıyor, zihinde ne kadar kalıyorsa o kadarını kullanabilirsin, ne kadar az kullanıyorsan zihinde de kalma sorunu yaşayabilirsin.</p><p>Yani insanoğlu her halükarda fıtrat derslerinin başında kuldur dedik mi? Yemesi içmesi kulluktur, bir kulluk eylemidir bu. Yani bir ibadet eylemi bu. Bunu ya Allah’a seni rızıklandırana ya da Allah’tan gayrına sarf ediyorsun. <strong>Mesela yemenin içmenin Allah’a, Allah tan gayrına sarfının nasıl olduğuna dair örnek verebilir misiniz?</strong></p><p><strong>Önce, asıl haram ve helal. Önce haramlılıkta ne var, Allah’ın haram ettikleri var. Aynen domuz eti, içki gibi. Ondan sonra senin eylemin ile haram ettiğin şeyler var. Çalarak elde etme. Mesela ekmek helal ama çalarak bunu elde edersen elde etme vesilesi ile senin bunu haram etmen vardır. Bu haramdır. Aslen helal olmasına rağmen haramdır.</strong></p><p><strong>Veyahut koyun eti helaldir. Ama sen bunu keserek Allah adına besmele ile kesmezsen öldürerek, bir taş ile öldürürsen bunu ne yapıyorsun? Helal olmasına rağmen murdar yani haram ediyorsun.</strong> <strong>Onun için yeme içme kulluktur. Ya Allah’a ya da Allah tan gayrı şeytanadır bu.</strong> Mesela yiyecekte içecekte israf haramdır. Öyle diyor ya;</p><p><span style="color: #008000;">كلو واشربو ولا تسرفوا</span> yeyin için ama israf etmeyin. Gördüğünüz gibi yeme içme bir kulluk eylemidir. Helalden yersin değil mi, helalden ikram edersin. Hatta haram olanın sadakası da yoktur. Haramdan sadaka yoktur. Onun için kulluk dediğin zaman niyet ile, Allah adına yapmakla onu sen helal edebilirsin. Mesela Mekkeliler çok akıllı bir topluluktu. Besmelesiz kesilen bir hayvanın yenilmeyeceğini, kendi kendine ölen bir hayvanın murdar olduğunu söylüyordu ya Müslümanlar şuna bak Allah’ın öldürdüğüne haram kendi öldürdüklerine helal diyorlar diyor. Akıllılardı, reddiyeleri bile mantıklıydı <strong>ama biz onu keserken bismillah diyoruz.</strong> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3906297 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3906297" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-00da458" data-id="00da458" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-822917d elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="822917d" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3e89301 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3e89301" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-ae2c8a2" data-id="ae2c8a2" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-5ea96d8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="5ea96d8" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>zaman sana onun eti helal olur.</strong> <strong>Allah adına kesiyorsun.</strong> Uykun giymen yemen içmen her hareketin, bir yetimin ensesini okşaman bile ne oluyor? Bir kulluk eylemi. Bir tebessümün bile bir Müslüman ile konuşurken onun yüzüne bakarak tebessüm ettiğin zaman bu bir sadaka diyor. Yani senin lehine işleyen bir amel. Allah için yaptığın bir amel. Ama oturup saatlerce kahkaha ile gülsen bu ibadet olmaz.</p><p>Onun için şu verdiğim şemaları zihninizde iyi tutacaksınız. Biz İslam akidesini, akideyi öğretirken insanlara üç esas üzere, fıtrat iman ve tevhid deriz. Akideden bahsettik mi bunun üçünün birindendir. Ha ayrıyeten bir de sıraya koyuyoruz. Binanın temeli atılmadan birinci kat yapılır mı? Bina bitmeden çatısı yapılır mı? O zaman önce fıtrat. Ne olursa olsun imanda hepsi fıtratın üzerine bina olur. Hatta bunu size başka bir ifade ile de kullandım. Fıtraten ne gibi bir değere sahipseniz imanda da bütün emir ve nehiyler sizden istenen bu fıtri değerlere dönüktür.</p><p>Fıtraten hangi değere sahipseniz veyahut aksini söyleyeyim, Kuranda size emir olarak gelen, nehiy olarak gelen, tavsiye olarak gelen, tasdik olarak gelen ne varsa sizin fıtratınızda bir değere hitap ediyor.</p><p><strong>Onun için İslam dini fıtrat dini dediğimizde iyi yakalamamız gerekiyor.</strong></p><p>Mesela Kuranda sevme hakkında Türkçe de olsa ne gibi ayetler biliyorsun bunu Kuranın kendisi ile de doğrulamasını, sağlamasını yapabilirsiniz. Tevrat&#8217;ı İncili okuman gerekmiyor.</p><p>Mesela sevgi ile ne  bahseder Kuranda?</p><p>En öncelikli olan nedir?</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللَّهِ أَندَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللَّهِ ۖ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَشَدُّ حُبًّا لِّلَّهِ</span></p><p><strong>İnsanlardan öyleleri vardır ki diyor, Allah’a nid, eş, denk, benzer edinirler. Allah’ı severmiş gibi severler onları. Halbuki inananların Allah’a olan sevgisi daha fazladır.</strong></p><p>Başka nerede var?</p><p><strong>Evleriniz, aileniz, çoluk çocuğunuz, malınız mülkünüz, ticaretiniz Allah ve Resulünden daha mı sevgilidir diyor değil mi Tevbe&#8217;de.</strong></p><p>Gördüğünüz gibi bu sizdeki var olan bir haslete hitap ediyor değil mi? Sizdeki var olan bir haslete hitap ediyor. Korkma da böyle.</p><p>لَ<span style="color: #008000;">ا إِلَٰهَ إِلَّا أَنَا فَاتَّقُونِ</span> benden başka korkacak ilahınız yoktur. Yani binaenaleyh benden korkun diyor. Yani korku duygusu insanda var mı? Var. Birisine güvenme ihtiyacı dediğimiz duygu var mı var. <strong>Kuranda Sünnette ne kadar emir ve nehiy geliyorsa iyi bilin ki onun muhatabı olan bir <span style="text-decoration: underline;">fıtri duygu vardır bizde.</span></strong></p><p>Arı bal yapmadan evvel ne yapar? İlk yaptığı şey nedir? Petek. Ondan sonra balı. Tabi şu ana kadar arının yaptığı baldan daha önce ayırt edemedikleri mesela polen var değil mi? Arı sütü var. Ondan sonra propolis var. Daha kim bilir neler var.</p><p><span style="color: #008000;">فيه شفاءيللناس</span> Onda insanlar için şifa vardır diyor.</p><p>Onun için siz bu temel aslı şema olarak kafanızda korsanız, nereye giderseniz gidin bir sohbet yapın denildiğinde hemen bir yerden başlarsın değil mi?</p><p>Veyahut karşındaki muhatabında gördüğün noksanlık ile başlarsın.</p><p><strong>Onlar sevgiyi her insanda var olan bir şey ama o sevgiyi var eden ile ilişki kuramadan ele alıyorlar. İnsanlığın barış içinde yaşaması için ne yapması gerekir diyor? Bir dangalak züppe çıkıyor insanlar birbirlerini sevmeleri gerekir diyor.</strong></p><p>Ama Allah ananı babanı Allah’a inanmadığı müddetçe sevemeyeceğini söylüyor. Eğer bu dengeyi bilmezsen devlet reisi de olsan çıkıp, biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz, hayır biz yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyiz, yaratana inanıyorsa severiz.</p><p>Bu annen baban da olsa diyor. İnanan birisinin Allah’a inanmayan birisi ile seviştiğini göremezsiniz. Bu annesi babası da olsa diyor. Gördüğünüz gibi hem sevgi emrediliyor hem de düzene konuluyor.</p><p><strong>Ha Allah sevgisi bazı insanların yaptığı gibi biz Allah’ı seviyoruz diyor tasavvuf ehlinin yaptığı gibi ama Allah ta ne yapıyor? De ki onlara eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabii olun. Resule uymak, tabii olmak ona onu örnek almak Allah’ı sevmenin alametidir.</strong></p><p>Bu üç temeli katiyetle akıldan silmeyeceksiniz. Kulluk diyeceksiniz kulluğun tarifi. Bunu üçe bölüyoruz, fıtri bazda, imani bazda ve tevhidi bazda ele alacağız. Zaten Kuranı okurken bu şema zihninizde olsun, neyi okursanız okuyun o ayetin nereye ait olduğunu alıp oraya koyabilirsiniz. Sizi oraya çekecek. Onu anlatan mesela resulde resulün sözlerinde sünnette gelen sevgi ile alakalı sözler var mı? Var. Değil mi? Mesela kendiniz için neyi seviyorsanız kardeşiniz için de onu sevmedikçe mümin olamazsınız diyor. Sonra sana sevmeyi anlatıyor. Yani birbirinizi sevmedikçe mümin olamazsınız mümin olmadıkça da cennete giremezsiniz diyor. Size birbirinizi seveceğiniz bir amel söyleyeyim mi diyor? Ki onu yaptığınızda birbirinizi seversiniz.</p><p><span style="color: #008000;">أفشوا السلام بينكم</span> selamı aranızda yayın diyor. Yani bu sefer yani şu anlattığım tertib size ders yapma şeklini de öğretiyor. Alakayı çabuk kuruyorsunuz zaten alakayı kurdunuz mu onun anlaşılması da kolaylaşıyor. Ve onun için;</p><p><span style="color: #008000;">وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ</span> <strong>ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet etmeleri için yarattım diyor.</strong> Demek ki insanın tek yaratılış sebebi varmış o da neymiş? Kulluk. Kulluğu hemen anlatı veriyor kulluk nedir. <strong>Kulluk hiçbir zaman tek anlam yüklenilen bir kelime değildir.</strong> Para gibidir. Para ne demek dediğimde durursun bir cins isim dersin. Çünkü bir lira da kastedilebilir para. Eskiden zaten en küçük para birimi paraydı, kırk para bir kuruşa kırk para derlerdi. İki buçuk kuruşa da yüz para derlerdi.</p><p>Kırk para oldu mu bu bir kuruştu.</p><p>Buna bu gibi derse müzakere denilir. Yaptığımız dersler, tabi ne kadar kafamızda kaldıysa, ha kafamızda kalmayanları toparlıyoruz birbirimiz ile. Çünkü müzakere yazıdan daha güçlüdür. Yazı aynı şekilde kalır ama müzakere herkesin bildiği toplanır. Yazmışındır metin kafadadır ama içeriği kalmamıştır. İçerik de bir başkasında olur o bu sefer onu aktarır.</p><p>Onun için müzakere Allah’ın kitabını müzakere etme, sahabenin çok basit bir ortamda söylenilen sözü, <span style="color: #008000;">تعال نؤمن ساعة</span> gelin şöyle bir saat iman edelim. Müzakere edelim, amel edelim  anlamındadır. Onun için biz devamlı ilmi tekrara bağlamışızdır. İlim tekrardır. Ondan sonra hayatınızın belli bir safhasından sonra göreceksiniz ki o ezberleyemem kafamda tutamam dediğiniz her şey ezberinizde hatta daha fazlası da.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-3ce757d elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="3ce757d" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-44629e3" data-id="44629e3" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-02a8a12 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="02a8a12" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline; color: #3366ff;"><a style="color: #3366ff; text-decoration: underline;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/din-nasihattir/">Din Nasihattir</a></span></p><p style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #3366ff; text-decoration: underline;"><a style="color: #3366ff; text-decoration: underline;" href="https://www.instagram.com/ilmedavetdernegi/">Bizleri Takip Edin</a></span></span></p><p> </p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-muzakere/">Akide Dersi Müzakere</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7936</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 9</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-9/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Aug 2022 10:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araf suresinde ki bu ayeti kerime mevzumuzun bahsimizin delillerini içeren ayetlerdir. Tabi ki biz bu ayetin önemini vurgulandığı meselelere dönük önemini yani biz bir ayetin önemi diye bir söz sarf edersek bu sarf ettiğimiz sözden kasıt nedir ? Ayetlerin hepsi önemsiz sairleri önemli sairleri önemsiz demek değil ama muhteviyat olarak zikredilen meselelerin önemine binaen mesela...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-9/">Akide Dersi 9</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7834" class="elementor elementor-7834">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-cc9a3fb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="cc9a3fb" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-4a91a31" data-id="4a91a31" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6493929 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6493929" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Araf suresinde ki bu ayeti kerime mevzumuzun bahsimizin delillerini içeren ayetlerdir.</p><p>Tabi ki biz bu ayetin önemini vurgulandığı meselelere dönük önemini yani biz bir ayetin önemi diye bir söz sarf edersek bu sarf ettiğimiz sözden kasıt nedir ?</p><p>Ayetlerin hepsi önemsiz sairleri önemli sairleri önemsiz demek değil ama muhteviyat olarak zikredilen meselelerin önemine binaen mesela<strong> biz insanın yaratılış gayesini varoluş sebebini anlatırken zariyat suresinde ki ayeti delil getiriyoruz.</strong></p><p><span style="color: #008000;">وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ</span><a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p><p><strong>Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım</strong></p><p>Bizim ayetleri telakki edişimiz öğrenişimiz muhakkak sibak ve siyakı beraberinde veyahut aynı mana paralelliğinde başka ayetleri de aynı anda düşünebilme çünkü biz bir acem toplum olarak o an okuduğumuz satırı ne kadar anlıyorsak ama sayfanın başı ile sonu arasında veyahut buna dönük nerede ne okudum diye düşünemiyoruz diyelim ki bakarada Allah’ın Adem’i yaratması Meleklerin Ademe secde etmeleri emredilmesi bir yerde geçer ama Kuranda on üç yerde o mevzunun yeri var.</p><p>Bakara da ki bu mevzudaki zikredilen ayetler muhtasar özlü ifadeler kullanır ama Araf’a baktığın zaman daha geniş demek bu denli ders eğitim Kur’an’ın menheci önce büyük başlıkları verme ondan sonra ara başlıklar ile bunu izaha çalışma oda tam bir izah değil ama tam izahı Kur’an’da nasıl görürsün bütün bu ayetleri pizor parçaları gibi bir araya getireceksin tek kare içine hepsini yerine koyacaksın bu bile gene mücmeldir müphem olabilir yani daha da açılması gereken yerleri var o zaman bu mevzudaki hadis-i şerifler mesela burada biz Ademi</p><p><span style="color: #008000;">اِنّٖى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَلٖيفَةً</span></p><p><strong>Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım</strong></p><p><span style="color: #008000;">جعل</span> kelimesini burada yaratma anlamında kullanırız ama başka yerde, ben beşer yaratacağım diyor beşer kelimesini ademe eş anlamda bazen de Adem yerine insan kullanıyor bu da eş anlamlı ama Adem kelimesi İnsan kelimesi Beşer kelimesi çok ince farklılıklarla birbirinden ayrılır<strong> ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etmeleri için yarattım derken hemen alakalı kura kura geliyoruz arkasında ki ayeti kerime ile devam etmeyi önce tedbir olarak alıyoruz çünkü arkasından</strong></p><p><span style="color: #008000;">مَا اُرٖيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَا اُرٖيدُ اَنْ يُطْعِمُونِ</span></p><p><strong>Ben onlardan bir rızık istemiyorum beni doyurmalarını da istemiyorum.</strong></p><p><span style="color: #008000;">اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ</span></p><p><strong>Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah&#8217;tır.</strong></p><p>Burada <span style="color: #008000;">هم</span> damiri nereye aittir cinler ve insanlara. Ben onlardan beni rızıklandırmalarını veyahut beni yedirip içirmelerini istemiyorum demek ki yediren içiren ve güç sahibi olan Ancak Allah&#8217;tır.</p><p>Şimdi ben size böyle bir hareket noktası gösterdikten sonra sizin kendi başınıza yapacağınız işlere kılavuzluk eder. Hiçbir zaman kendi başınıza kalmanızı tavsiye etmiyorum bu ne demek ? ben ne yapacağım ne yapmam gerekir ?</p><p>Ne yapman gerektiğini gösteriyor yolu kısaltıyor kestirmeden şimdi sen şu dağın tepesine gitmeye çalışsan ben olmadan iki günde çıkamazsın çok manyak olman lazım bazı tehlikeleri göze alarak ama bir saatte çıksan üç saatte inemezsin birisinin göstermesi gerekir. Bu bilgiyi ya yanlışsa demen makul olur mu bilmiyorsan en azından onu tümden kabul etmesen bile ineceksin kendi başına inersen büyük tehlikeler ile ineceksin ama onun tarifi ile inersen daha az zorluk ile karşılaşacaksın bir hareket noktası var şimdi orada ben cinleri ve insanları sadece bana ibadet etmeleri için yarattım öyle zannediyorum Tevrat’ı İncili hatta menşeinin ilahi olmadığını düşündüğümüz bunun le ne demek istiyoruz mesela Tevrat İncil semavi bir kitaptır ne kadar tahrif de edilmiş olsa ama budanın kitabı böyle değildir. Fakat her şeye rağmen ben öyle zannediyorum ki dini süreci yani Ademden dini kaynaklara bağlı kalarak hareket etmeye biraz önemsesek yoğunlaşsak üzerine ilahi mesajların kalıntıları hissedilebiliniyor.</p><p>Ademden bu yana ise Allah’ın kullarına mesajı herkese ulaşan bir yer var ama ne yazık ki,</p><p>Bazıları yüzde on, bazıları yüzde yirmi bazıları yüzde elli bazıları yüzde atmış, yüzde yetmiş tahrif ile karşı karşıya kalmış. Bizdeki bulanan akıl onun içindeki iyi şeyleri seçemiyoruz.</p><p><strong>Mesela kocaman bir çöplüğe gitsen sen oradan hemen işe yarayacak ama birçoğu için işe yaramayacak şeyler vardır. Ama işin ehli olduğu zaman orada işine yarayacak çok şey çıkarır.</strong></p><p>Bunu sizi dedim mesela bir çöplükte bile dolanma büyük bir işin içinden tutmadır <strong>Belçika on milyonluk bir memleket, çöp sektörü on beş milyon Euro ve belediye bütün çöplere el koydu insanları yaklaştırmıyor çünkü on beş Euro gelir sağlıyor.</strong> En basiti ne biliyor musun? Metal atıklarını topla kilosu kaç lirada satılıyor, bakır atıklarını topla kilosu kaç liradan satılıyor en basit plastik bile topla bu belli bir mebla satılıyor. Kağıt hurdalarını topla bu iyi bir mebla satılıyor. Belki kağıt hurdasından güzel kağıt yapılmaz ama en azından kartondan ondan yapılıyor. Büyük bir gelir kaynağı.</p><p>Bilgiyi de biraz böyle düşünün. Ondan sonra bu</p><h2><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>İnsanların Çok İlahlılık Felsefesine Nasıl Geçtiklerini Düşünün.</strong></span></h2><p>Bunu mesela fıtratta bazı yerlerde parça parça size işledim. Eğer siz umursuyorsanız dersleri geriye sardırdığımızda bantı, e burada böyle denmişti çünkü evvelki gün okuduğumuz derste de <strong>Nuh aleyhisselama kadar insanlar tek din üzereydiler. Ondan sonra haktan inhiraf başladı.</strong></p><p>Hatta ibn Abbas’tan gelen rivayette on asır insanlar tevhid üzereydiler. Nuh aleyhisselamın devrinde inhiraf başladı. Orada nakilleri okusanız Çinliler ile ilişki kurabilirsiniz. Mesela bir çok meselenin aslının kültürü biz Avrupa da arıyoruz. En eski yazılı kayıtlar nerede deseniz Çin&#8217;dedir.</p><p>Hem de kağıt mağıt yazacak bir şey de düşünmemiş. Ne yapmış, kamışları kesmişler bambu tipi kamışları, kamışları yazmışlar hem de onlardaki alfabe bizim anladığımız mantıktaki alfabe değil. Her kelime için müstakil şekil var Çince de.</p><p>Mesela Türklerin de bu yönlü çok eski bir geleneğe sahip olması bundandır. Yani oralı olması onlar ile aynı ırktan gelmeleridir.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Zariyat 56</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-8dbcc8b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="8dbcc8b" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-3ed9dcf" data-id="3ed9dcf" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-244746d elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="244746d" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-23a620f elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="23a620f" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0d79621" data-id="0d79621" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c978154 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="c978154" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Mesela Uygur alfabesi ilk alfabelerden. Kaşgarlı Mahmut Uygur Türküdür. Kamusu Türkü yazan ilk kişidir.</p><p>Onun için öğrenirken her ne kadar bu sıra birkaç kere tekrarladık, tekrarlıyoruz, serpiştirilmiş şekilde öğreniyoruz. Mesela Adem’in yaratılışı, meleklere secde etme olayı neredeyse bütün kuranı en azından kuranın yarısından fazlasını okuman gerekir.</p><p>Bunu anlamaya çalıştığında bir araya getireceksin. Boşluğu dolduracak. Hele hadisi şerifler de. Mesela evvelki gün, insana insan denilmesinin nereden kaynaklandığını söylemiştim mesela adem için Ayşe annemizden gelen rivayette;</p><p>Çünkü <span style="color: #008000;">خُلِقَ مِنْ اَدِمِ الارْدِA</span>dem denmesinin sebebi çünkü topraktan yaratıldığı için toprağın bir nevi ve bir çeşidi. Bunu tamamlayan ne hadistir. Hoş biz bunu bilsek bilemesek de zaten Adem’in topraktan yaratıldığını anlatan birçok ayet yok mu? Ondan sonra Adem den sonraki neslin, insan sülalesinin meniden devam ettiğini, ama biz cinleri ve insanları sadece bize kulluk etsinler diye yarattık derken o kısmın önce tamamını arkasından mutlak onlardan bizi rızıklandırmasını veyahut yedirip içirmesini istemiyoruz derken bu kısmını diğer kısmı ile beraber yani sibakı siyakı şeklinde ele alınıp, aktarılmalıdır. Eğer bir mevzu toptan anlatılmak isteniyorsa.</p><p>Bazen bizim arkadaşlar diyelim bundan önceki hocalar tevhidi anlatırken o an, o ortamda uluhiyet tevhidinden bahsetme gündemde olunca bu sefer bu ayete anlam verirlerken;</p><p><span style="color: #008000;">وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ , الا ليوحدون</span> diye şimdi bu mana yanlış değil. Ama noksan. Sadece uluhiyet tevhidini anlatıyorsan doğru ama burada aynı anlama paralellik taşıyan yani,</p><p><span style="color: #008000;">وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ الا لِيُقِرُّونَ ,الا ليَعْرِفُونِ</span>, gördüğünüz gibi</p><h2><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">İlk İkrar Nerede?</span></strong></h2><p><strong>Daha ruhlar aleminde iken ben sizin Rabbiniz değil miyim? O zaman bu ayet ile Araftaki 172-179 Zariyattaki 56-57 aralarında büyük ilişki var.</strong></p><p>Şimdi benim şu size söylediklerim size bakın, buradan gidin gelin daha kestirmeden, daha net neticeye ulaşacaksınız zahmetsiz, meşakkatsiz aynen ben şu giydiğim kumaşı kendim de dokurum derseniz bu o adamın akıllı olduğunu göstermez. Aklını kullanamadığını gösterir. Halbuki bir işaret varsa, mesela yıldızlar hasseten denizciler için klavuz, pusula niteliği taşır. Gemiyi nereye doğru götürdüğünü bilir ama bu demek değildir ki elli metre yüz metre iki yüz metre beş yüz kilometre yanılgı da çıkabilir.</p><p><strong>Adam tutuyor Kristof Kolomb  Hindistan diye varıyor Amerikaya.</strong> <strong>Ama pusula ile gidiyor. Halbuki oruç reyisin haritası ondan evvel Amerika&#8217;yı keşfediyor.</strong> Bize bıraktığı çizilmiş harita da orayı gösteriyor.</p><p>Evet, onun için bu bilgiler beşere yol gösterecek bilgilerdir. Ama ayet ayet tam cümle olarak birkaç ayet bir arada veyahut 172 den 179 a kadar olan ayetleri bir araya getireceksin önce.<strong> Sibak ve siyakı tespit edeceksin. Bunu baz alarak okursan bir çok şeyi zaman lüzumundan fazla zaman harcayarak değil en kısa şekli ile bulmanı sağlayacak.</strong></p><p>Mesela şöyle diyelim benim bu bilgisayar, internet ortamından evvel yazdığım risaleler var, yaptığım tahriçler var şimdi bilgisayar ortamında yapıyorum aynı tahriç hiç fazlalığı yok. Fark neydi burada? Onları ben bir iki beş on senede buldum bunu tıklayıveriyorsun birkaç harf cümle hemen çıkıveriyor karşına. Şimdi araştırma yönü ile teker teker aramam bunu bulurum, ondan sonra bulduktan sonra bunların doğruluğunu karşılaştırmak için asıllarına bakarım.</p><p>Asılları böyle midir? derim. Onun için mektebetu-ş şamilede bir şey bulduğunuzda herkes, sen biliyor musun aramasını mektebetu-ş şamilede? Göster bunların hepsine. Ama hemen güvenmeyin. Çünkü ciddi rakam hataları var. Kitabın aslına bakacaksın göreceksin. Bu bilginin sağlamasını yapma böyledir. Yani var olan kitaptan arayacaksın. Ezbere bu hakikati bulmak için Tevrat’ı da okuyum İncil’i de okuyum gibi bir mantık yoktur. <strong>İslam’ı öğrenmek için Buduzm’i okuman gerekmiyor. <span style="text-decoration: underline;">Ben İslam ile Budizm’in için de ne kadar hakikat var bulurum.</span></strong></p><p>Mesela ilk Nuh (as)ın zamanında hani Nuh (as)ın kavminin edindiği ilahlar var ya onların hepsi insan ismi biliyor musunuz? Ama hayvan adı. Bak şimdi eğer normal tarihe bilgin varsa Kızılderililerde hayvan adı korlar. Hayvan adı koyma başka hangi topluluklarda? Türklerde var. Hem de bu Kazaklarda.</p><p>Mesela bu çağlayan gibi. Onun adı neydi? Dış işleri bakanıydı. Menderes zamanında da bu Amerika’da Kızılderililer arasında bir araştırma yapıyor 600’ün üzerinde Türkçe kelime buluyor. Göç mefhumu mantığı felsefesi sadece Türklerde var. Başka bir toplulukta yok. Ha bu sefer bize gelen yarım yamalak bilgilerle birleştiğimizde nerden geçti diyoruz? Yakutistan’ı biliyor musunuz nerede? Taa uçta büyük okyanusun Japonya’nın üstünde, Amerika’nın ucuyla birleştiği yerde Alaska. Eskiden bu kara parçası su üstündeymiş. Yürüyerek gidiyorlarmış. Tarihi bilgiler bunu söylüyor. Demek ki hatta kültür kilim dokuma cenazeleri onlara da baksan aynen Çinliler gibi Budistler gibi kaside dörtlük söyleyerek dua ederler Kızılderililer. Tipleri de benziyor mu onların? Bak bu doğrulama.</p><p>O zaman biz bu aleti</p><p>“Ben cinleri ve insanları sadece ban ibadet etsinler diye yarattım. Onlardan beni rızıklandırmalarını, yedirip içirmelerini istemiyorum. Rızkı veren biziz.”</p><p>Şimdi sibaktaki kısmı ile siyaktaki kısmını alsak ne alaka? Böyle kuramazsın alakayı. Ama önce yaratıcı ismini, Rabbin varlığını bu ölçülerle gittiğin zaman önce Rab gelir, Rabbin yaratıcı olması. Ayet tarif ediyor</p><p><span style="color: #008000;">يَا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ</span></p><p><strong>“Ey insanlar! Rabbinize ibadet edin.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></strong></p><p>Hangi Rabbinize,</p><p><span style="color: #008000;">الَّذى خَلَقَكُمْ وَالَّذينَ مِنْ قَبْلِكُمْ</span></p><p><strong>“Sizi ve sizden öncekileri de yaratan Rabbinize.”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> </strong></p><p>Demek ki Rab yaratıcı olacak. Şimdi nasıl doğrulayarak gidiyorsun? Bu doğru mu diye bu araştırılmaz. Buna bütün insanlığın müşterek dili. Sen birisine ağacı gösterip bu ne dediğinde içinde ağaç dersen bu Çince de dese, İngilizce de dese Arapçada da dese önemli değildir. Önemli olan manası ağaç olan şeyi telaffuz etmesidir. O ağaç. Ondan sonra bu ayetleri sen ilk yaratılan Ademin yaratılışıyla başlıyor. Çünkü okuduğumuz hadisi şeriflerde de gördüğümüz gibi</p><p><span style="color: #008000;">لما خلق الله آدم</span></p><p><strong>“Allah Ademi yarattığında”</strong> ne zaman yaratıyor Ademi, eğer iyi bir Kuran bilgisi varsa, şimdi geliyor</p><p><span style="color: #008000;">وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰئِكَةِ اِنّى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَليفَةً</span></p><p><strong>“Hani rabbin meleklere şöyle demişti: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım”</strong> Yani Adem (as)ı .</p><p>Şimdi bunu burada aldıktan sonra yaratacağım diyor. <strong>Kurana gidiyorsunuz topraktan çamurdan yaratılış şeklini söylüyor. Ama yarattıktan sonra ne yapıyor? Ne zaman yaratıyor? Yer gök zaten var, melekler de var.  Sonra ademi. Ayette ise yeri göğü her şeyi altı günde yarattık diyor. Ademi ise Cuma günü ikindiden sonra. Bunu açıklayan ne? Hadisi şerif.</strong></p><p>Ondan sonra hadiste Ademin ayeti kerimede ademoğullarının belinden zürriyetlerini çıkardığını da. Çünkü bu olay bilen tarafından sadece önemli kısımları zikredilerek geçiyor. Ama hadise baktığın zaman <strong>Ademi yarattıktan sonra Ademin belini sıvazlıyor. Neden belini sıvazlıyor?</strong></p><p><span style="color: #008000;">يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ</span><a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p><p><strong>Çünkü erkeğin menisi beldendir, kadının menisi iki göğüs arasından çıkar. Ademin bütün zürriyeti belinden, belini sıvazlıyor. Şimdi bu bir ayet ayetle.</strong> Yani insan anatomisi zihinde ne oluyor? Mücessemleşiyor. İster istemez. Bütün zürriyetini çıkardı. Şimdi bu anlayışa burada kolay olsun diye Ademin Ademoğullarının belinden çıkarttı diyor. Ademin belinden çıkardığı ile başlamıyor burada. Ama hadisi şerif ne diyor? <strong>Ademin belini sıvazladı, kıyamete kadar yaratacağı bütün zürriyeti çıktı diyor. Şimdi nasıl olur? Birbirinden. Bunu bize anlatabilirken ancak nasıl anlatıyoruz. Bir anten gördünüz mü şöyle çektiğin zaman uzayan iç içe giren? Böyledir insanoğlu.</strong></p><p><strong>Ademin belinden çocuklarını çocukların belinden onun çocukları onların belinden onların çocukları, onların belinden onların çocukları, kıyamete kadar.</strong> Hem de insanoğlunun nutfesi diyelim menisi bununla nutfe milyonlardır. Ondan sonra birisinden Allah insan yaratır.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Bakara Suresi 21</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bakara Suresi 21</p><p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Tarık Suresi 7</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-1334e7c elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="1334e7c" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-2533d49" data-id="2533d49" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6549b69 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="6549b69" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-545376b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="545376b" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6d6b0cb" data-id="6d6b0cb" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a16275c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="a16275c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Çünkü onun çoğu onun doğuracağı değil onun çocuklarının doğuracağı nesil olabilir. Bu alakayı nereden kuruyoruz? Hani azil hadisini anlattım ya geçen gün, yapamam yapmayalım çünkü Yahudiler bunu güç görümü olarak şey yapıyor. İster yapın ister yapmayın eğer Allah o nefisten o meniden bir insan yaratacaksa onun gidip bir taşın üstüne de bıraksanız yaratır diyor.     </p><p>Değil mi? Gördüğünüz gibi o orada söz verenlerden misak alınanlardan. Biz ayrıyeten kendimizin bire bir sulbünden gelen çocuklarımın dışında kıyamete kadarki insanların aslını taşıyoruz.</p><p>Bu aktarılıyor birbirine yani bir puzzlenin parçalarını nasıl bir araya getirdiğini gördünüz. Sağlama edindiğin bilgiler ile. Değilse bataklık üstünde dolanma değil. Bataklık bir araziyi klavuzsuz geçemez. Neden? Nerenin artık batak olduğunu hem de kıpırdadıkça garip değil mi? Çırpındıkça da daha çok batarsın. Haktan inhiraf edenlerin hepsinin örneği budur. Burada, biz yetmiş iki yetmiş üçü okumuştuk değil mi?</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَني اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى شَهِدْنَااَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلينَ </span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">اَوْ تَقُولُوا اِنَّـمَا اَشْرَكَ اٰبَاؤُنَا مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْ اَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ</span></p><p>Burada şimdi, mücerreden mealini de verdik,<span style="text-decoration: underline;"><strong> Allah Adem’in zürriyetinden Ademoğlularını zürriyetin  ellerinden çıkarıyor. Onları kendi aleyhlerine şahit tutarak, ben sizin Rabbiniz değil miyim?</strong></span> Diyor. Onlarda evet,</p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Bu Türk toplumunda ne zamandan beri Müslümansın denildiğinde Kalu- Beladan beri derler.</strong></span> <strong>Kalu-Bela doğru, ama nispet ettikleri şey doğru değil.<span style="color: #800000;"><em><span style="text-decoration: underline;"> Misakın alındığı gün.</span></em></span></strong> Bütün Adem’in zürriyetinden bu açıklamaları hadislere bırakıyoruz. Ama önce aslın, algılanıp anlaşılması gerekir ki, hadislerle de münasebetini kurabilirsin. İlk hareket olarak size Müslüm  b. Yesar’ın Ömer’den naklettiği hadisi aktarmıştım. Ondan sonra öbürküler sırayla bu 19 tane sahabeden geliyor. Bu şimdi hem bir tahric. Bizim ulaşamadığımız öyle diyelim, nasıl ki biz bizden öncekilerin ulaştığından fazlasına  ulaştık, onların sebebi ile değil mi? Bununla bir başka okusanız, bizim ortamımızda, yani köpeksiz köyü bulmuşlar değneksiz dolaşıyorlar. Adam bu kadar sarih, bir nassı o kadar rahatlıkla inkar ediyor ki, şaşırırsın.</p><p> Bunu neden yaptın diyor şimdi Allah. Sebebini anlatıyor, evet sen bizim Rabbimizsin denildiğinde </p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلينَ</span></p><p>Yarın kıyamet günü bizim  bundan haberimiz yoktu demeyesiniz diye.</p><p>   İnsanlar bırak kıyameti daha dünyada bundan haberimiz yoktu diyorlar. Bu insanın itirazcı yanını, inkar da böyle başlar biliyor musun? Halbuki itiraz etmeden evvel, yani anlayamadığın meseleye hemen itiraz kapısını açacağın yerde anlayamadığın meseleyi anlamak için yol ara.</p><p> Bak şimdi ayetin serahatine o kadar zıtlar ki yarın kıyamet gününde böyle demeyesiniz diye yaptık. <span style="color: #008000;">اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلينَ </span></p><p>Biz bunu bilmiyorduk diye.</p><p>Şimdi burada, şimdi bu ğafilin. Biz gafildik bundan demeyesiniz diye. Ama ayetin en sonuna gittiğiniz zaman, 179’a <span style="color: #008000;"> اُولٰئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ,</span> işte gafillerin kendileri onlardır, diyor</p><p>Şimdi biz burada, bu kelime, sibak ve siyakı içerisinde geçiyor. En sonunda bu. Ama burada gafilun ne demek, lügati açıp bakmak yerine kelime olarak anlamını bil, önemli değil ama en sona geldiğinde burada ne diyor <span style="color: #008000;">وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثيراً مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِؗ</span></p><p>Birisi madem ateş için yaratıldık diyorsa, e biz neden amel edelim diyor, yerimiz belli. Bunu diyenin mantığı ne? Hemen kendini ateş ehli zannetmesi. Aptalca bir yaklaşım. Ne bilmiş kendisinin ateş ehli olduğunu? Ama ateş ehli kim, bak. Bunları bahsederken devamında diyor ki şimdi. <span style="color: #008000;">وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثيراً مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِؗ</span></p><p><strong>Biz cinlerden ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık.</strong></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;"> لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَاؗ وَلَهُمْ اَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَاؗ وَلَهُمْ اٰذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا </span></p><p style="text-align: left;"><strong>Bu ateş için yaratılanlar kimlermiş?</strong> Şunlar. Ama bunlar kim? dünkü ayette okudum.</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">أَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا</span></p><p><strong>Onlar yeryüzünü hiç gezip dolaşmıyorlar mı?</strong> <strong>Eğer gezip dolaşsalardı akıl eden kalpleri olurdu.</strong> <strong>İşitecek kulakları olurdu.</strong> <strong>Görecek gözleri olurdu. Demek ki fıtri bazda şunları anlayamayan gafiller onlarmış.</strong> Ama onlar burada ne diyor.</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">اُولٰئِكَ كَالْاَنْعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ</span></p><p><strong>Onlar hayvanlar gibidirler, daha da sapık.</strong> <span style="color: #008000;">اولٰئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ </span></p><p><strong>İşte gafiller bunlar.</strong></p><p>Şuan bütün bunlara rağmen  biz bundan habersizdik diyebilirler mi? Mümkün değil. Şimdi burada gördüğünüz gibi aslın ilk görevi, ama onlar  akılları ile doğruyu ölçmeye kalkıyorlar. Terazide kendi akılları metrede kendi akılları, ölçü kendi akılları. Akıl doğru görürse doğru, yanlış görürse yanlış derler.</p><p>  Halbuki aklın yaptığı bu yanlışın ta kendisi. Çünkü ayetin ikinci kısmında da, burada ne diyor? <span style="color: #008000;">اَوْ تَقُولُوا اِنَّـمَا اَشْرَكَ اٰبَاؤُنَا مِنْ قَبْلُ</span></p><p>İşte burada rububiyetteki şirk kimsenin rububiyetteki bir sorunda mazeret yok. Çünkü bunca hüccet var. Evet bizden evvel babalarımız bu ahdi bozmuşlar şirk koşmuşlar.</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِنْ بَعْدِهِمْ</span></p><p>Bizde onlardan sonra gelen bir topluluktuk.</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">فَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُون</span></p><p>Onların yaptıkları hatalar  yüzünden bizi de mi helak edeceksin, Demeyesiniz diye. İlk bahaneleri neydi? Babalarımız bu yol üzere bulduk.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-86841cb elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="86841cb" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5680a4b" data-id="5680a4b" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-fbcd4fd elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="fbcd4fd" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-79905c5 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="79905c5" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-ad382a5" data-id="ad382a5" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-0f1d7a4 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="0f1d7a4" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-7/">Akide Dersi 7</a></span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.instagram.com/ilmedavetdernegi/">Bizleri Takip Edin</a></span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-9/">Akide Dersi 9</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7834</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 7</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-7/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2022 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7826</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz akide derslerini üç esas üzere bina ediyoruz. Fıtrat, İman ve tevhit. Bunlar birbirinden müstağni kaideler değildirler. Birisinin noksanlığı sairlerini de etkiler tabi ki bu üç esas hakkında tertibi üzere bilginiz olmazsa bu noksanlığın bu arızanın farkına varmazsınız. Bu sefer abuk subuk cevaplar verirsiniz mesela şirk nedir diye sorulduğunda Allah’ı inkar etmektir diyorlar bunun mevki...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-7/">Akide Dersi 7</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7826" class="elementor elementor-7826">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-8bf988b elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="8bf988b" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-da9e7a5" data-id="da9e7a5" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-928f059 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="928f059" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Biz akide derslerini üç esas üzere bina ediyoruz. Fıtrat, İman ve tevhit.</strong><br />Bunlar birbirinden müstağni kaideler değildirler. Birisinin noksanlığı sairlerini de etkiler tabi ki bu üç esas hakkında tertibi üzere bilginiz olmazsa bu noksanlığın bu arızanın farkına varmazsınız.<br /><br />Bu sefer abuk subuk cevaplar verirsiniz mesela şirk nedir diye sorulduğunda Allah’ı inkar etmektir diyorlar bunun mevki makamı rütbesi ne olursa olsun cahilce bir cevap bu cevabın sahibi de cahil olduğunu gösterir bilmediği şeyleri istikametli bir şekilde uygulayamaz hatta bildiği şeylerin bildiğinin bile farkına varmayabilir fıtratı kastediyorum onu farklı bir yerde uyguluyordur ama Allah adına uygulamada bakıyorsun ben okumadım ben cahilim bilmiyorum diye savsaklıyor halbuki hiçbir zaman o bilmiyorum sözü onun için geçerli olmayacaktır fıtratta onun için neden <strong>önce fıtrat dediğimizde iyi bilmeliyiz ki imanı akideyi iyi anlayıp uygulayabilmek için</strong> fıtratı bilmeliyiz ikincisi devamlı karşımızda ki muhatabımızın bizi anlayamadığını düşünürüz senelerdir anlatıyoruz ama anlamıyorlar halbuki en makul yönü ile hiç kendimizi tenkit etmiyoruz. Hiç birisi biz anlatamadık onun için anlamıyor demiyoruz devamlı suçu karşı muhatapta buluyoruz tabi ki meseleyi anlayamamada muhatabın da sorunu olabilir ama sorun sadece onu sorunlu kabul etmek kendimizi sorgulayamıyoruz neden anlayamıyor diye imandan bahsediyoruz fıtratta sorunu olan kişi imanı anlayamaz anlayamadığı şeyi uygulayamaz onun ile amel de edemez fıtratta sorun var imanda sorun var imanda sorun varsa tevhit de de sorun var.<br /><br />Merhale merhale yükseldikçe sorun katmerleşiyor hatta öyle oluyor ki sorunlara kendisi çare buluyor ben bunu neden anlayamıyorum diye sorgulamıyor. Hastalığı sorunu teşhis edemeyince tedavi de mümkün değildir rastgele ilaç verirsin tedavi değil bilakis hastalığı şiddetlendirir onun için <strong>neden önce fıtrat neden fıtrattan konuşuyoruz dediğimizde hepsinin hepsinde tezahür eden arızanın temeli mutlak fıtrattadır.</strong><br /><br /><strong>Fıtrat ta ki fark edilmeyen noksanlıkları tamamlamak gerekir</strong> veyahut herkese yaklaşım bu minval üzere olmalıdır anlayamıyor demeyeceğiz önce bizim dürüstçe anlattığımız veyahut anlatamadığımızı tespit etmemiz gerekiyor sorun bizde ise başlanılacak yerden başlamadıysak anlatılması gerektiği gibi tertibi uygulamadıysak sorun bizdendir o zaman sorunu muhatap da arama ancak cehaletin eseridir.<br /><br /><strong>Biz fıtrat dediğimizde A’rafta ki 172den 179a kadar olan ayetleri esas alırız bunun yanında ebu Hureyre’den gelen hadisi</strong></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">مَا مِنْ مَوْلُودٍ إِلَّا يُولَدُ عَلَى الفِطْرَةِ، فَأَبَوَاهُ يُهَوِّدَانِهِ أَوْ يُنَصِّرَانِهِ، أَوْ يُمَجِّسَانِهِ، كَمَا تُنْتَجُ البَهِيمَةُ بَهِيمَةً جَمْعَاءَ، هَلْ تُحِسُّونَ فِيهَا مِنْ جَدْعَاءَ</span></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">[الروم: 30] الآيَةَ</span></p><p style="text-align: left;"><br />bu hadis ikinci temel kaidedir mutlak beraber alırız beraber düşünürüz anlamaya çalışırız ama bunun yanında on dokuz tane sahabeden A’rafta ki 172-179 ayetleri için gelen rivayet vardır. umumunun ittifak ettiği ifade neresidir. </p><p style="text-align: right;"><br /><span style="color: #008000;">لما خلق لله ادم</span></p><p style="text-align: left;">Allah Ademi yarattıktan sonra sırtını sıvazladı diyor bu ifade hepsinde aynı geliyor bazen bu hadisleri lafzen ilişkilendiriyoruz, bazen mana olarak ilişkilendiriyoruz.<br /><br />Mesela, Ömer’den nakledilen Müslim bin Yesar’ın hadisini ele aldığımızda ilk bu hadisi koyuyoruz çünkü çok önemli noktayı ele alıyor ayrıca bu hadis ve sair hadisler 172 ile 179 arası ayetlerin başladığı yerin sibakı ve siyakı yani 172-179’a kadar olan ayetlerin sibakı 172 den 179 a kadar olan kısım sibakı devam ettiği yer.<br /><br />Bu sefer biz bu ayetlerde önce başından sonuna kadar mevzumuz ile ilişkili olduğunu görüyoruz. Mesela bir hadis var lafzen ilişkiden daha çok manaen ilişki var nasıl ibn Mesud’dan zannedersem Bera ibn Azibden gelecek bu azil hadisinden konuşuluyor azil fıkıhta erkeğin menisini kadının rahmine boşaltmayıp dışarı boşaltmasına denilir hamile kalmaması için azil buna denir azil hakkında birçok izah eden rivayetler var bizi ilgilendiren tamamı değil burada Allah Resulüne haber verildiği zaman bu ister azil yapın ister yapmayın eğer Allah o nefisten ahit almışsa o meniyi bir taş üzere bıraksanız bile Allah ondan bir nefis yaratır eğer mishakta ben sizin rabbiniz değil miyim dediği ortamda o meniyi bir taşın üzerine de bıraksanız Allah ondan bir nefis yaratacaktır diyor.<br /><br />Gördüğünüz gibi bu azil hadisi biz neyden bahsediyoruz daha ruhlar aleminde iken alınan mishaktan buradaki kurduğumuz ilişki nedir manaendir böyle bir olay var demek ki işte bunlar bu olayı mishak’ın bazılarının inkar ettiği gibi değil bunların hepsi bu tip hadislerin hepsi şevahidi sayılır rastgele sallanılmış bir söz değildir. Bütün bu hadisler ve emsali bu mevzunun şevahidi sayılır. <br /><br />Gördüğünüz gibi ne dersi yapıyoruz biz şimdi ? din dersi. Bunu diyebiliriz din dersi hepsini içerir bunun adı din dersidir bunu diyebiliriz rahatlıkla diyebiliriz ama birilerini madde madde ayırdıklarını teker teker görüyoruz tefsir de görüyoruz dikkat ederseniz bir meseleyle ilgili ayetler arasında sibak ve siyak ilişkisi rastgele kurulmaz ya lafzen bir ilişki vardır ya manaen ben tutarım şimdi Bera ibn Azibden gelen o hadisi bunun metninde zikrederim zaten 172 179 arası ayetlerin ayetlerden sonra zikrettiğim hadisler içerisinde bu hadiste var tüm anlamı yani manayı güçlendiriyor burası gördüğünüz gibi nassı ne istediğin gibi tevil etme vardır anlamadığı manayı anlamın dışında tutma vardır yani toptan ne noksanlaştırma ne de ziyadeleştirme vardır Kur’an ile Sünnet ile yani vahiy ile yetinme vardır onun dışında olsa olsa ne olur sahabenin te’vili çünkü ibn Abbas’a Allah Resul’ü dua ettiğinde demek ki Kur’an’ın Sünnetin dışında Kur’an’ı Sünneti doğrudan doğruya Allah Resul’ünden telakki eden bu insanlarda bir bilgi var birinci elden ondan sonra tekrar vefakkihufiddin onu dinde ince anlayışlı fakih kıl denildiğinde bu da farklı bir yöntemidir.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-43bec57 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="43bec57" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8fdaea7" data-id="8fdaea7" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b048fb6 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="b048fb6" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7691a37 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7691a37" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8495f08" data-id="8495f08" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-d7fa20c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="d7fa20c" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Meslea te’vili nasıl yapıyoruz burada</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ</span></p><p>ayeti hakkında ibn abbas ne diyor ?</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">ام يقل بما رايت</span></p><p>yani gördüğün gibi hükmet demiyor Allah’ın sana gösterdiği gibi hükmet diyor gördüğünüz gibi o nassın mefumu muhalifi olarak eş anlamda parelellikte neyi anlıyor dikkat edilmesi gereken anladığın gibi hükmet demiyor gördüğün gibi hükmet demiyor sana anlatıldığı gibi gösterildiği gibi hükmet diyor o zaman bir ayet anlamaya çalışırken nasıl hareket etmemiz gerektiği ileride gelecek Kur’an’ı tefsir. Aynı anda şu madde madde ayırdıkları ilim dalları hakkında topluca gire gire temas ede ede mesela Kur’an’ı anlamak için arapca kaçınılmaz ama Arapça bize nassın mantukunu anlatır.</p><p>Ondan sonra ilk anlamamız gereken şey esbab-ı nuzül dediğimiz bunlarda manayı açar biraz bize yani o ayetin nuzül sebebi olan bu mevzuda esbabı nüzul adı altında mesela ibn Hacerin, Suyuti’nin vahidinin risaleleri var bunlarda neyle tespit ediliyor hadisler ile şimdi ben fıkıh ben tefsir uzmanıyım hadisi anlamam diyen adam esbabı nuzülu nasıl öğrendi veyahut o ayet hakkında Allah Resulü tarafından yapılan açıklamaları  vardır bunu da görmek zorundayız.</p><p><span style="text-decoration: underline;">Onun için bazıları var bir iki tane internette elinden geldiğince bu ayetin anlamını tam zıttını oluşturarak inkar ediyor. Öyle bir havada inkar ediyor ki, o dar kafası, anlamadığı aklı ile en doğru anlayışın kendi anladığı şekil olduğunu iddia etmeye kalkıyor.</span></p><p><strong>Bunca geçmişi silmek, sahabeyi silmek kaldı ki bizde bu din olduğu gibi aktarılmıştır</strong>. Aksinden başlarsak,<strong> usulü hadiste de zikrettiğimiz kısım var ya sahih hadisin şartları hakkında, önce müsned olacak değil mi? Müsned olduktan sonra ne olacak? Hadis edebiyatına ait kitapların birisinde zikredilmiş olması gerekir önce.</strong> <strong>Sonra o metnin, aktardığımız metnin muttasıl bir şekilde adl ve dabt sahibi raviler tarafından, yine aynı sıfatlara sahip kimseler tarafından aktarılması gerekir.</strong></p><p>Nereye kadar diyoruz?<span style="color: #008000;"> الي منتهاه</span></p><p style="text-align: right;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #008000; text-decoration: underline;">حديث الصحيح | هو الحديث المسند الّذي يتّصل إسناده بنقل العدل الضابط عن العدل الضابط الي منتهاه,</span></strong></span></p><p><span style="color: #008000;">الي منتهاه</span> ‘yu biz nasıl anlatıyoruz? <span style="text-decoration: underline;"><strong>Eğer hadis merfu ise Resule ref edilmesi gerekir. Eğer hadis mevkuf ise sahabeye ref edilmiş olmalı, eğer maktu ise tabiine nakledilmiş olmalıdır.</strong></span></p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Aynı sıfata niteleyen adl ve dabt sahibi olacak. Adalet sahibi olacak ve dabt sahibi olacak. Adalet sahibi yani kebairden birisi ile müttehem olmayacak. Hele hele yalan.</strong></span> Neden yalanın üzerinde duruyoruz? Eğer siz yaptığınız hatayı kapatmak için yalana hemen sarılırsanız annenizin, babanızın döveceğini düşündüğünüz için yaptığınız <strong>hata affedilen, telafi edilen bir cürümdür. Ama söylediğiniz yalan söyleye söyleye sizi yalancı yapar ondan sonra sizin hiçbir değeriniz olmaz.</strong></p><p>Mekkeli müşrikler bile müşrikken bile yalan söylemekten sakınıyorlardı. Kaldı ki Müslüman olduktan sonra yalan söyleyecekler bu mümkün değil.</p><p>O zaman biz bu ayetin bu mevzu ile alakalı olduğunu, veyahut fıtrat hakkında dikkat ederseniz çok muhtasar, kısa veciz ifadeler kullanılarak fıtrat ele alınmış.</p><p>Sonradan seneler sonra bazıları fıtrattan konuşmaya başladılar. Yani ben bile bunu böyle hissediyorum benden on, onbeş sene sonra. Tabi bu mevzuyu bu meseleyi konuştuğumuz kimseler bir yerinden yakalamış mesela ibn Asakir’in fıtrata dair bir risalesi var, sadece hadisleri toplamış o mevzuda. Hattabinin bir mevzusu var Mealim’u es-sünen de az bir şekilde girmiş.</p><p>Bakıyorsunuz hadis kitaplarında fıtrattan bahsederken on şey fıtrattan diye ilgilenmiş. Son zamanlarda benim gördüğüm, bize yakın <span style="text-decoration: underline;"><strong>fıtrattan istifade edilir şekilde bahseden şeyh Elbanidir.</strong></span> Neden? <strong>Rivayetlerin üzerinde durmuş, hepsini Silsiletu Sahiha naklediyor.</strong></p><p>Aynı anda bu mevzuda müraacat etmek istediğinizde, bilgi edinmek istediğinizde nerelere müraacat edeceğinizi de biliyorsunuz. <strong>Ama bu mevzunun iyi bir şekilde münakaşasını yapan, öyle diyelim</strong></p><p><strong><span style="color: #008000;">احكام اهل الزمة</span> isimli kitabında ibn Kayyım.</strong> Yani baya hacimli bir kısım ayırıyor bunun için. Hatta bizden yani sahih menhec üzere kimselerden, hata yapan yanlış yapanların yanlışlarına da reddiye veriyor burada.</p><p>Diyor ki, neden bizden bunu inkar eden, bunun üzerine gitmemişler, durmamışlar çıkmış? Mutezile akidesini bundan delil getirdiği için diyorlar. Yani mutezileye reddiye vermek için hadisi sahih olan meseleyi de reddetmek gerekmiyor ki diye cevap veriyor. Çok güzel bir cevap vermiş ibn Kayyım.</p><p>Ve bizim de sorunumuz, zorluğumuz illa bir eseri birisi Arapça yazıp ondan sonra bizim Türkçe tercüme ederek kazandırmamız gerekirmiş gibi biz davranıyoruz. Değil.</p><p><strong>Toplumumuzdaki soruna göre biz o sorunun varlığını erken fark edebiliriz. Ele alıp araştırabiliriz</strong>. Düşünün şu ana kadar bu mevzuda kitap yazanlar daha hala benim topladığım deliller kadar delil toplayamamışlardır. Neden? Biz senelerdir bunun üzerinde duruyoruz, Allah Resulü ne demiş ise, alaka kurmaya da başladık  bazı sözlerde.</p><p>Mesela azil mevzusu ile bunun alakası ne?</p><p>Onun için hatta hadis inkarcılarının inkar ettiği bazı şeylerin hadiste Müslim bin yesar’ın rivayetini ilk zikretmemin sebebi ayetteki kader mevzusu ile alakalı bölümü çünkü ayette kader mevzusu ile alakalı bir bölüm de var.</p><p>Bunu ileride göreceksiniz. Bu ayet bize şu şekilde gelmekte, sorunlar olarak ;</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ ۖ قَالُوا بَلَىٰ ۛ شَهِدْنَا ۛ أَن تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا</span> <span style="color: #008000;">كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَافِلِينَ أَوْ تَقُولُوا إِنَّمَا أَشْرَكَ آبَاؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّن بَعْدِهِمْ ۖ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ الْمُبْطِلُونَ</span></p><p>Bu Araf 172 ve 173.ayet. bu mevzunun başlangıcı, olayın başlangıcı. Mesela biz başlık atıyoruz,</p><h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">İnsanoğlunun Sorumluluğu</span></strong></h2><p><strong>ilk sorumluluğu dediğimizde fıtri imanda insanoğlunun başladığı yer</strong>. Bunun ile alakalı, <strong>bu mevzu ile alakalıya selef <span style="text-decoration: underline;">fıtri iman adını</span> vermiş.</strong> Bazıları rububiyete koymuş çünkü Rablığını kabul ve ikrar ile başladığı için . aynı anda bu imandır ama buna fıtri iman diyoruz. Bu her insanda her insanoğlunda var.</p><p>Biz önce yani eğitirken öyle diyelim bu ayeti 172 den alıyor 179 a kadar okuyoruz. Talebelere bunu verirken sen nasıl bu alakayı kurdun derken tabi ki böyle kurmadım <strong>hadisler bu alakayı kurdurdu. Sibak ve siyak alakasını.</strong> Hem de öyle kurdurdu ki arkasından ayetler okuyunca ya nasıl alakalı olduğunu ben anlayamadım? Diyorsun.</p><p><strong>Hatta bazıları usulü tefsirde şöyle bir şey koyarlar, Kuranın Kuran ile tefsiridir öncelikli</strong>. <strong>Sonra hadis ile Kuranın tefsiri derler.</strong> Şeyh Elbani;</p><p><span style="color: #008000;">كيق نفسر القران</span> adlı konferansı risale şeklinde yazılmıştır. Bunu Türkçeye tercüme ettiler, bulabilirsiniz. Orada diyor ki bu ifade de yanlış.<strong> Çünkü sahabe bile olsa bazen Kuran ayetlerini birbiri ile ilişkilendiremiyor.</strong></p><p>Aynen Araf suresindeki gelen başka bir ayette ;</p><p><span style="color: #008000;">الَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُوا إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُولَٰئِكَ لَهُمُ الْأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ</span> bu hadisin ravisi kim biliyor musunuz? İbn Mesut. İbn Mesut kim Abdullah ibn Mesut, <span style="text-decoration: underline;"><strong>Abdullah ibn Mesut kim Allah Resulünün ilim dağarcığı diye tasvip ettiği birisi.</strong></span> <strong>Hem de ibn Abbas tan sonra Kuran ayetleri hakkında Resulden tefsir bazlı en çok nakil yapan sahabedir</strong> ibn Mesut.</p><p>Burada ne yapıyor şimdi bir grup halinde bu ayeti okuduklarında zulmü kelime anlamı ile ele alıyorlar.</p><p><span style="color: #008000;">أيُّنا لا يظلِمُ نفسَهُ</span> hangimiz nefsine zulmetmemiştir ki diyor. Ayette ne diyor? İman edip imanlarına zulüm giydirmeyenler işte onlar hidayet üzere ve güvendedirler diyor. Zulüm kelimesini ne yapıyor sahabe orada? Kelime anlamı ile ele alıyor hem de ibn Mesutun olduğu bir topluluk. Ve Allah Resulü bunu duyunca,</p><p><span style="color: #008000;">ألم تسمعوا إلى قولِ العبدِ الصالحِ </span><strong>salih kulun dediğini siz duymadınız mı?</strong></p><p>Kimi kastediyor?<span style="color: #008000;"> <strong>إِ</strong>نَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ</span> <strong>ve bu sefer biz ayeti tercüme ederken nasıl ederiz şimdi? İman edip, imanlarına şirk bulaştırmayanlar. Çünkü buradaki sakındırılan şirk zulüm yani zulüm şirktir. İmanı geçersiz kılan, iptal eden şirktir.</strong> Gördüğünüz gibi Araftaki bu ayet ile lokmandaki ayet arasındaki ilişkiyi kuran kim? Allah Resulü.</p><p>Onun için kuranı iyi bir vukufiyet yani <strong>Kurana iyi vakıf olmamız gerekir. İyi okuyan, iyi algılayan, sık sık okuyan, bir önceki okuduğunu unutturacak kadar ara vermeyen.</strong> <strong>Eğer ikinci okuyuşun birinci okuyuşundaki aklında kalanları unutturacak bir zamansa bunun hayrı yok.</strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>Onun için ilim tekrardır diyor. Buna sebep ilim tekrardır diyor.</strong></span></p><p>Veyahut ne kadar ilim talebesi yetişirse, o kadar müzakere ortamı çıkar. Meseleye tekrar tekrar müracaat. Bu bilgileri ben başından sonuna kadar ezberlemiş olsaydım eğer anlatma ortamı oluşmayıp öğretmeseydim bu kadar tekrar edemezdim değil mi?</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-0c77ea5 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="0c77ea5" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-b7cea68" data-id="b7cea68" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-a402d0e elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="a402d0e" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-9fe6604 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="9fe6604" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8dacbb6" data-id="8dacbb6" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6207f41 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6207f41" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan: Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-6/">Akide Dersi 6</a></p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.facebook.com/ilmedavetdernegiistanbul/">Bizleri Takip Edin</a></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-7/">Akide Dersi 7</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7826</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 6</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-6/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 10:39:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akide bir iki asırdan sonra selef tarafından kullanılagelmiştir. Akide dediğimiz zaman, fıtrat iman tevhit bu üçünü de içerir. Biz İslam akidesini veyahut inancını üç bölümde ele alırız dedik. Birisi fıtrat, ikincisi iman, üçüncüsü de tevhittir yani Allah’ı birlemek. Fıtrat Yaratılıştan Sahip Olduğumuz Eğilim ; إني خلقت عبادي حنفاء كلهم ben kullarımın hepsini hanifler olarak yarattım...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-6/">Akide Dersi 6</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7808" class="elementor elementor-7808">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-4d34607 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="4d34607" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6b03785" data-id="6b03785" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-3387443 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="3387443" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Akide bir iki asırdan sonra selef tarafından kullanılagelmiştir. Akide dediğimiz zaman, <strong>fıtrat iman tevhit bu üçünü de içerir.</strong></p><p><strong>Biz İslam akidesini veyahut inancını üç bölümde ele alırız dedik. Birisi fıtrat, ikincisi iman, üçüncüsü de tevhittir yani Allah’ı birlemek.</strong></p><p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #000000;">Fıtrat Yaratılıştan Sahip Olduğumuz Eğilim ;</span></strong></p><p><span style="color: #008000;">إني خلقت عبادي حنفاء كلهم</span> ben kullarımın hepsini hanifler olarak yarattım yani hakka meyilli, hakkı kabul edebilecek hakka uyum sağlayacak bir istidat kabiliyet üzere yarattım diyor.</p><p>Fıtrat mevzusunda geçmişteki ümmetler içinde pek farklı fahiş sorunlar olmadığı için malum bir bilgi olduğu üzere telakki edilmiştir. Yani fıtraten bir yaratıcının varlığını kabul etme. Dikkat ederseniz bir yaratıcının varlığını kabul fıtri bir eğilimdir.</p><p><span style="color: #008000;">غارزة الفطري</span> diyoruz. İnsanlardan südur eden inkar ve küfür sözleri sadece muğalatadan, laf cambazlığından ibarettir. Tabi bu muğalata olmasına rağmen bazılarının zihinlerini karıştırabiliyor mu? Karıştırıyor. Ne denli bilgisiz malumatsız kalmışsa o nispette zihinleri karıştırır.</p><p><strong>Bu da gösteriyor ki asrımızın en büyük belası insanların fıtri değerlerden kopmaya başlamasıdır.</strong></p><p>Çünkü ilmin her çeşidinin intişafında bunların intişafı hep küfür ehlinin elinde olduğu için hepsini küfrün lehine kullanmışlardır. Yani bir din düşmanı, dinsiz bir şeyler keşfetmiş, bulmuş hemen bunu dinsizlik adına kullanıyor. Tabi ki bunları şeytanın yönlendirmesi de mevzu bahistir.</p><p>Bazen bunlar mantıklı geliyor, neden dünyada hep zulüm gören Müslümanlar? Görünene bakıyoruz, yanlış algılama, telakki yanlış bir kurguyu gündeme getiriyor. Şimdi neden Müslümanlar zulüm görüyor derken bu zulmün başında zalim olarak gördüğünüz tamamen gayrı Müslümlerdir, İslam düşmanlarıdır. Kendi zalimliklerini de itiraf etmektedirler. Ama onların zulmüne fırsat veren Müslümanların pısırıklığıdır. Bazen Müslümanlar bu mevzuda maşa olmuş.<strong> İslam düşmanları bilgilendikçe işin kurnazlığını tercih eder yani doğrudan doğruya Müslümanlara zulüm etmektense Müslümanları birbirlerine zulüm eder noktaya getirmişlerdir.</strong></p><p>Hatta bunu bazı sohbetlerde şu şekilde söylüyoruz, <strong>Müslüman idarecilerini zulme alıştıran, zulüm etmeye eğiten batılılardır.</strong> Aynı anda da zulüm edilen Müslümanların hamisi kesiliyorlar. Müslümanlar bunun farkına varmıyorlar. Sahip oldukları imkanlar nispetinde de diyelim ki haberleşme, muhaberat yani medyaya sosyal medyaya sahip oldular. <strong>Şuan düşünün sosyal medya en korkunç nükleer silahtan daha tehlikelidir.</strong></p><p><strong>Biz bunu hayra dönük önemsememişizdir, hep şerrini gördüğümüz için insanları şerden sakındıracağımız yerde bu vesileden sakındırmışızdır. Halbuki bizim yapmamız gereken şey şerden sakındırmaktır.</strong></p><p>Onun için bizler tevhidi, akideyi üç esas üzere ele alırız,</p><h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">Fıtrat;</span></strong></h2><p><strong>yaratılıştan sahip olduğumuz değerler. Mücadele de bunların selameti için yanı fıtrat-ı selime. Bozmadan onları aslı üzere bırakmak. Allah’ın yarattığını değiştirmemeye çalışmaktır.</strong></p><p>Arkasından da gelen iman, herkese göre bir inanç sistemi olabilir akidenin başında dediğimiz gibi ama bizim kastımız maksadımız yaratıcının istediği gibi inanç sistemi, iman. Bunu da vahiy ile nebilere yolladığı vahiy yolu ile insanlara bildirmesidir.</p><p>Biz fıtrata birinci misak yani ahit üzere gelenler. Her doğan çocuk;</p><p><span style="color: #008000;">كل مولود يولد على الفطرة</span> derken bunu kastediyoruz. Fıtrat üzere dünyaya gelenler. Tabi ki bunun yanında fıtraten sahip olduğumuz değerler ile eğilimimiz ile bilmeden dünyaya gelişimizi çeliştirmemek, çakıştırmamak gerekir.</p><p>Çünkü Allah bizi analarımızın karnından hiçbir şey bilmeden çıkarmıştır. Şimdi fıtraten sahip olduğumuz değerler ile bu bilgisizliğimizi karıştırmadan birinci misaktaki bilgiler, duygular diyelim sahip olduğumuz değerler mesela sevgiyi bize anlatır korkuyu da anlatır, buğuz etmeyi de anlatır, sığınmayı da anlatır değil mi? Bunların hepsini biliriz. Ama Allah’ın bir yaratıcının varlığını biliriz o yaratıcının sıfatlarına dair bir bilgimiz olmaz. Belki bu yaratıcılığı var ediş, var oluş şeklinde anlıyoruz. Mesela bazı insanlar mevcudatın var oluşu dediği zaman bunun ucunu kendi kendisine oluşan bir şey şeklinde bağlayabilir ama bizim perde arkasında böyle bir şeyimiz olmadığı için biz hemen yaratıcıyı <strong>bir varlık varsa onu var eden bir güç de var deriz</strong>. Hemen sahibine bağlarız velev ki onu bazı sıfatları ile tanıyamasak bile.</p><p>Allah azze ve celle Resulünü Muhammed aleyhisselatu vesselam’ı yolladığında da Mekkeliler bilmelerine rağmen onlara böyle sorgulayarak;</p><p><span style="color: #008000;">وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ</span><a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>  onlara kendilerini kimin yarattığını, yeri göğü kimin yarattığını sorsan <span style="color: #008000;">لَيَقُولُنَّ اللَّهُ</span> Allah diyecekler diyor.</p><p>Ve bu sefer,<span style="color: #008000;"> <strong> </strong>فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ</span> nasıl o zaman saptırılıyorsunuz. Yani bir yaratıcıyı bilen birisinin bu denli bir sapıklık yapması mümkün değildir.</p><p><span style="color: #008000;">فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ</span> nasıl saptırılıyorsunuz, nereden saptırılıyorsunuz?</p><p>Birinci misak bu biz vahyin gelişine, <strong>Resulün yollanılışına vahyin gelişine ikinci misak diyoruz. O zaman birinci misaktaki kainat kitabını okuma, idrak etmeye çalışma ile bu mevzuda devamlı bize klavuzluk edecek vahye de sahip oluyoruz.</strong> Çünkü kitabın aslı ;</p><p><span style="color: #008000;">ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚ ف۪يهِۚ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ</span><a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>  <strong>bu kendisinde şüphenin tereddütün, teşvişin olmadığı bir Kitaptır.</strong> Yani <span style="color: #008000;">هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ</span> <strong>Allah’ tan korkanlar için, emirlerini yapıp nehiylerinden sakınanlar için bir klavuzdur diyor. Kuran rehberdir.</strong></p><p>Yani navigatör diyebiliriz. Bize yolumuz gösteriyor. Nerede ne yapmamız gerektiğini, nasıl davranmamız gerektiğini, orada ne söylememiz gerektiğini, sükut mu etmemiz gerekiyor bir şeyler mi dememiz gerekiyor kuran bize bunu öğretiyor. Biz buna ikinci misak diyoruz. İmana. Bu yani bir tasdik ile başlar. Kitabın kabulü tasdik ile başlar ama bir yaratıcının varlığını zaten biz ruhlar aleminde tasdik etmişiz. Bu tasdikin akabinde onun yarattıklarını görerek bunu biz ikrar ediyoruz.</p><p>Onun için birinci misak dediğimiz fıtrata fıtratı selime. Eğer fıtrat, fıtri değerler arızalardan, şaibelerden korunmamışsa fıtratın bozulması çok tehlikelidir. Tamiri imkânsız, ıslahı imkânsız değil ama çok zordur. <strong>Zaten <span style="color: #ff0000;">selim bir fıtrat olmadan sahih bir imanı bina etmek de mümkün değildir.</span> Çünkü arızalı olacaktır.</strong> <strong>Dolduramadığın eksiler olacaktır.</strong> <strong>Anlamana mâni olan noksanlıklar olacaktır.</strong> Sahih bir iman olmadan, yani selim bir fıtrat olmadan sahih bir imanı gerçekleştiremiyoruz. <strong><span style="color: #ff0000;">Sahih bir iman olmadan da halis bir tevhidi gerçekleştiremeyiz.</span> Çünkü sahih bir imanın üzerine ancak halis bir tevhidi bina ederiz.</strong> Nasıl ki selim bir fıtratla sahih bir imana ulaşmak mümkün. <strong>İmanın sahihliği de nedir?</strong> <span style="color: #ff0000;"><strong>Devamlı biz söylediklerimizi, inandıklarımızı, yaptıklarımızı Kur’an’dan bir ayete, Hadis’ten Resul’ün bir sözüne dayamalıyız. Dayandırmalıyız.</strong></span></p><p>O zaman sahih bir iman mümkün, sahih bir imanın gerçekleştirilmesi ile de halis bir Tevhid mümkündür. Eğer sahih bir iman yoksa halis bir tevhitte yoktur.</p><p>Allah(cc)yi fıtraten imanda bildirdiği nitelik ve sıfatları ile tanıyamazsak O’nu halis bir şekilde yani istediği gibi birleyemeyiz. Tevhid arızalıdır ve noksandır. Hatta birlediğini düşünen o kadar apuk supuk sözler ölçüler koyuyor ki O’nun zatını her şey zannediyor. <strong>Her şeyi bir görmeyi Tevhid zannediyor.</strong> Bunu daha pislikleri de var. Bunun daha pislik daha daha pislik olanları da vardır.</p><p>Onun için sahih bir iman olmadan biz halis bir tevhidi gerçekleştiremeyiz. Bu mümkün değildir. Onun için biz fıtrattan bahsederken, imandan bahsederken, tevhitten bahsederken mutlak imanın her cüzü tevhidin her cüzünde de mi? Diyelim ki “La ilahe illallah” derken Ondan başka ilah yoktur derken bütün isim ve sıfatları içinde. <strong>Allah’tan başka gaybı bilen yok, Allah’tan başka şifa veren yok, Allah’tan başka sevilecek ilah yok, Allah’tan başka güvenilecek ilah yok.</strong></p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Zümer 38</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bakara 2</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-e6516c3 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="e6516c3" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7642d62" data-id="7642d62" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c9eee39 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="c9eee39" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-7d382c3 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="7d382c3" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-d8145df" data-id="d8145df" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-e3a9f72 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e3a9f72" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Tevhidi de zaten anlatırken biz üç bölümde sanki böyle bölüyoruz</strong></p><p><strong>Rububiyet Tevhidi: O’nu, Allah’ı Rububiyetinde birleme, yani Rabliğinde birleme</strong></p><p><strong>İsim ve Sıfatlarında birleme</strong></p><p>Zatını birleme diye bir Tevhid eylemi yok. Bu O’nun vahdaniyetine iman anlamındadır. İşlense böyle bir bölüm Rububiyet Tevhidinde işlenir. Biz Allah’ı <strong>zatıyla birlemiyoruz. İsim ve sıfatlarıyla birliyoruz. Ama bu toplumda Tevhit Allah’ı zatında birlemeyi düşünüyorlar</strong>. <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Şirkte ikinci bir Allah kabul edersen o zaman şirke düştüğünü zannediyorlar.</strong></span></span></p><p>         <strong>Biz O’nu zatında değil isim ve sıfatlarında birlediğimiz için herhangi bir isim ve sıfatının bir cüzünde O’na benzer, O’na eş, denk, nazir, nid kabul edersek bu otomatikman şirk oluyor.</strong></p><p>Şimdi bizden evvelki ümmetlerden Mekkelilere baktığımız zaman Allah Resul’ünün daveti Mekkelilerin muhatap oluşunu dikkate alırsak Mekkelilerin yaratıcıları olarak bildikleri Allah’a nasıl ortak koştuklarını anlarız. İki yaratıcı mı kabul etmişler, hayır. Hatta bunu onun için ilah anlamında kullanırlar. Gelip soruyorlar sen diyor kaç ilaha inanıyorsun dokuz ilaha. Yalvarıp yakardığın hangisidir? Göktekidir diyor. Ebu Cehil ve avanesine</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">قولوا لا إله إلا الله</span></p><p>         Dendiğinde “yani biz bütün bu ilahları bir tek ilah haline mi getireceğiz?” Bu insanlar gösteriyor ki Allah’a zatında sorunları yok, sıfatlarında. İnkâr ederken de bazı sıfatları inkar ediliyor. Allah (cc) yaratıcılığı değil vahdaniyeti değildir. Bu isim ve sıfatlarında birleme akabinde de O’nu <strong>Uluhiyetinde birleme.</strong></p><p>Bunu selef daha iyi anlaşılması için yanlış anlamalarını önüne geçmek için farklı tariflerde de bulunmuşlardır. Geçen birisini zikrettim. Mesela Allah (cc)yi fiillerinde birleme, fiillerimizde birleme.</p><p>Veyahut <strong>ibn-i Kayyım’ın (rh) da dediği gibi Tevhid: “Yaratıcı ile yaratılanı ayırt etmektir.” Öyle taifeler var ki, öyle taifeler sapık Fırka-i Dâlle dediğimiz taifeler var ki her şeyi Allah görüyor. Her şey bir yapmazsan tevhidi gerçekleştirmediğin ve şirke düştüğün söyleniyor.</strong> Hatta bunu çok net bir şekilde mesela Tilmesani kitabında: “Sizin kitabınız şirk dolu, bizim kitabımız tevhitten bahseder” diyor. Bunu çok açık netçe söyleyenler vardır.</p><p>Onun için biz hakkı öğrenip daha doğrusu bu akideyi, fıtratı, imanı, tevhidi yani adam tutuyor doğrudan doğruya inkara gidemiyor ama sözlerle bunu aynen şu an ki sübliminal eğitim sistemi var ya</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">لا موجود الا هو</span></p><p>diyor. La ilahe illallah’ın yerine</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">لا موجود الا هو</span></p><p><strong>“Ondan başka bir şey yoktur bu alemde” bu ne demek oluyor? Gördüğün her şey O (haşa). Onun için ekseriyetle zikirlerinde hep huu ((هو kelimesini duyarsın “O” şeklinde.  </strong> </p><p>Tabi daha ileride haktan inhiraf etmiş daha nice bu denli dangalakça sözler duyacağız. <strong>Onun için bu akide İslam akidesi şeri ilimlerin en şereflisidir.</strong> Hatta bütün ilim ehli sözleri bunu öne çıkarmaya çalışmışlardır. Bunun dışında hiçbir şeyi önemsemeyeceksin bunu öne alacaksın.</p><p><span style="color: #008000;">العقيدة اول يا دعات </span> <strong>ey davetçiler önce akide. Önce akide.</strong></p><p>Davetinde bunu önüne çıkarmalısın. İhtimamında bunu öne çıkarmalısın. Anlatmada bunu öne çıkarmalısın. Her şeye dönünce insanların akidelerini tashih etmeleri gerekir. Hele bu ortam, Şeyh Elbani’nin dediği gibi, önce tashih el-Akide. <strong>Akideyi tashih. Ne anlama gelir?</strong> <strong>Bu toplumun akidede ki her bildikleri yanlış değil. Ama yanlışlar var. Davetimizi bunların akidelerini toptan sapıklık kabul ederek işe başlayamayız.<span style="text-decoration: underline;"> Sahih olan ile olmayanı birbirinden ayırt ederek</span></strong>. Biz yanlışları düzeltmek ile mükellefiz. Onun için önce tashih el-Akide.</p><p>  Sonra, akideyi tashih ettikten sonra. Artık üst seviyeye geçme, terakki etme düşüncesi gündeme gelebilir. Tasviye dediğimiz şey, böyle girer. Bu akidesi sahih olanların içinden akideyi öğretebilecek akideye davet edebilecek, yani bir üst kaliteyi seçmedir. Üst kaliteyi seçmedir.</p><p>  Eğitiminde genel yüzü nasıl olmalı? İlk tertipte, öncelikli diyoruz ya öncelikli olarak bütün insanları davetimiz olan akideye muhatap edinmek. Sonra bunların içerisinden tasvif, seçilmiş eğitilebilecek kimseleri üst boyutta eğitip, davetçi çoğaltmaktır, anlatanı çoğaltmaktır.</p><p>Ama maksat bütün insanların akidesini düzeltmektir. Sonra bunların içinden bunları akideyi öğretecek kimseleri yetiştirmektir. Buda eğitim ile.</p><p>Vaz ve irşad tipi dediğimiz şeylerle hele bu ortamda, Şeytanın çok hoşuna giden bir üsluptur. Çünkü insanlar bununla avunuyorlar. Düşünün güzel sedalı bir kişinin Kuran okumasıyla duygulanan ve ağlayan birisini görüyorsunuz. O, öyle bir iş görüyor ki o vaziyet gözünü batılı esas tehlikeyi görmekten alıkoyuyor, engelliyor. Bulunduğu halinde çok güzel bir hal olduğunu kabul ediyor, yani sahih  hatta seni bile aldatır. Hatta tevhidi bilmezsen böyle birisini gördüğünde yani samimi insan dersin. Samimiyet bu değil. Yani ihlas bu değildir.</p><p>  Onun için eğitim sistemini de. Dün size dedim. Allah Resulünün hadislerini okuduğunuz da her birinde eğitimin belli bir safhası öne çıkar. Bunu nerede biz göstereceğiz? Allah’ın Adem’in belini sıvazlaması olayı ile neyi açıklıyoruz. Hem akide göreceğiz aynı anda hem de tefsir usulü göreceğiz. Hem de hadis ilmini göreceğiz orada, aynı anda o ayeti Sünnetin Kuran’ın müfessiri yani tefsiri olduğunu da göstereceğiz. Bizim sorunumuz ne? Hepsinin bir arada olduğunu fark edememe, düşünememe fark edememedir.<strong> Şimdi ben size bir kase süt içirsem, aynı anda siz içerken ben bir bardak süt içiyorum, yoğurt yiyorum, ayran içiyorum, peynir yiyorum, tereyağı yiyorum diyebiliyor musunuz? Zaten bunun farkına varıyorsan sen yolu yarılamışsın demektir. Kuran Sünnette bu. Bir ayeti okurken, Kuran’ı anlamaya çalışıyorsun, Resul bunun hakkında ne demiş sahabe ne nakletmiş diye araştırırken hadis ilmini okuyorsun, ondan sonra hadiste buna yapılan açıklamaya bakın, fıkhetmeye bakıyorsun, mesele ya itikadidir, ya da amelidir.</strong></p><p>  Ha dinin tamamı bun içindedir. Ama orada ondan sonrakilere baktığın zaman, ben diyor tefsirde uzmanım diyor. Hadisten anlamam diyor. Ben tefsirde uzmanım fıkıhtan anlamam diyor. Öküz, <strong>sen hadis bilmezsen ne tefsir bilirsin ne akide bilirsin ne de fıkıh bilirsin.</strong></p><p>  Ha hepsini birden yapamayız, bu sözde biraz haklılık payları var. Bir acem bir topluluğuz, garip. Hafızlık, Araplardan daha az olması gerekir değil mi? <strong>Hafızlık bizde daha fazla ama hepsi odun yığını gibi. Arapaça’yı bilmiyor Kuranı anlamıyor. Arapların hepsi Arapça biliyor. O da anlamıyor Kuran’ı.</strong></p><p>  <strong>Kendi tedavüldeki dilinde kullandığı bazı kelimeler ile örtüşmesine sebep anlıyorum diyor.</strong> <strong>Biz ne kadar Kuran’ın tefsirine hadis ile izahına muhtaçsak Arapça bilen bir Arap da Kuran’ın tefsirine hadisle o kadar muhtaçtır.</strong></p><p>   Bunlar anlamadıkları şeyle ezberledikleri için onlar anladıkları halde amel etmediklerinden hesap verecekler. Yani bildikleri iş, yaptıkları iş, cürümlerini katmerleştiriyor. Bildikleri iş, sadece cürümlerini katmerleştiriyor.</p><p>  Onun için biz bir ders yaparken hepsine girme zorundayız. Akide denildiğinde fıtrat, iman, tevhid, geri dönüyoruz, selim bir fıtrat, sahih bir iman, halis bir tevhit. Biz bunu bir bütün olarak da anlatsak, cüz olarak da ele alsak fıtri bir haslet olarak sevgiyi biz mesela kulluk diyoruz, bir şema çiziyoruz değil mi? Bunu üçe ayırıyoruz. Fıtri bazda kulluk, imani bazda kulluk, tevhidi bazda kulluk diyoruz. Bunu cüz üzerinden örneklendirdiğimizde, kulluk eylemlerinden birisi nedir, sevgidir. Fıtratta sevgi zaten var, imanda sevgi ayette zikretmiş, tevhidde sevgi sadece onu sevmek. Bu da demektir ki, Allah’ı severken sadece onu sevmek, kulu severken Allah için sevmek. Bunları ayırt edebilmeliyiz.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-133cc0c elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="133cc0c" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0c5ff79" data-id="0c5ff79" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-150a88b elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="150a88b" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yabuzi </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan : </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ankaralı Mehmet Şahin</span> </p><p style="text-align: center;"><a href="https://twitter.com/ilmedavetist"><span style="color: #0000ff;">Bizleri Takip Edin</span></a></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-5/">Akide Dersi 5</a></span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-6/">Akide Dersi 6</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7808</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 5</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-5/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 09:32:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifte, her doğan çocuk ancak fıtrat üzere doğar, yani bir selamet üzere doğar, hakka meyilli olarak doğar. Hakkı kabul etmeye müsait istidat üzere doğar. Katiyetle ilahi mesaj ile hiçbir çelişkisi oluşmaz, hiçbir şey ona ters gelemez. Yani İslam dini fıtrat dini dediğimizde maksat bu. Bir kere İslam&#8217;ı...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-5/">Akide Dersi 5</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7801" class="elementor elementor-7801">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-24ed21d elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="24ed21d" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-78f9927" data-id="78f9927" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-0f6d11a elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="0f6d11a" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifte, <strong>her doğan çocuk ancak fıtrat üzere doğar, yani bir selamet üzere doğar, hakka meyilli olarak doğar. Hakkı kabul etmeye müsait istidat üzere doğar.</strong></p><p>Katiyetle ilahi mesaj ile hiçbir çelişkisi oluşmaz, <strong>hiçbir şey ona ters gelemez. Yani İslam dini fıtrat dini dediğimizde maksat bu.</strong> Bir kere İslam&#8217;ı daha önce arada sırada vurgulamalar yaptık, Muhammed aleyhisselatu vesselam’a indirilen dinin adı değildir, Allah’ın dinin adıdır, bütün nebilere indirdiği İslam dinidir. Bunun kullanımına dikkat etmeniz gerekiyor.</p><p>İslam dini derken sanki sadece Muhammede verilen dinin adıymış gibi, bu yanlış. İslam bu.</p><p><strong>Müslüman ise Allah’ın emir ve nehiylerine inkiyad eden, teslim olan kimsenin adıdır</strong>. <strong>Emredileni yapması, yasaklanandan sakınması bu teslimiyettir. Yani istislam</strong> bunu anladınız değil mi?</p><p>İslam Muhammed aleyhisselatu vesselam’a verilen dinin adı değildir sadece bütün nebilere verilen dinin adıdır. Allah’ın dininin adıdır o.</p><p>Fıtrattan bütün insanlığın dünyaya gelirken üzerinde olduğu hakikattir. Aynı şey ile mükellef kılınmışlardır. Bunun ilk açılımı nerede başlar? Adem’in yaratılışı, sırtını sıvazlaması Allah azze ve celle’nin, kıyamete kadar doğacak bütün zürriyetinin gelmesi, onlara ben sizin Rabbınız değil miyim? Evet sen bizim Rabbımızsın demişlerdir. Bu her insanın itirafıdır.</p><p>Bizim bunu bilmemiz Kuranın bize hatırlatmasıdır. Öyle zannediyorum Tevrat&#8217;ı İncili araştırırken özellikle üstünde durmadığım için, mutlak fıtrattan bahseden bir şeyler vardır geçmişte de. Tevrat&#8217;ta ve İncil&#8217;de mutlak vardır.</p><p>Çünkü Şevkani rahimehullah bir risalesinde, ne kadar tahrif edilirse edilsin Tevrat&#8217;ı kastediyor, İncili kastediyor ne kadar tahrif edilirse edilsin, edilmiş olursa olsun mutlak muhatabını mesul tutacak, sorumlu tutacak, ahirete aleyhinde hüccet olacak deliller vardır diyor.</p><p>Mutlak sorumlu tutulacaklardır. Sorumlu tutulacakları şeyler vardır, zikredilmiştir ve onlara ulaşmıştır. Bu her insana ulaşacak.</p><p>Onun için iman derslerinde zikrettiğimiz şu başlık;</p><p><strong>İmanın muhafazası onun tahsilinden daha zordur.</strong> Bunu defaatle tekrarladım. Bunun ile ne kastediyoruz?</p><p>Öğrenmesi kolay, onu muhafaza etmesi daha zor. Öğrenmesi neden kolay?</p><p><strong>Allah her kulunun üzerinde hüccet ikame edecektir. Buna sebep bu hüccet ikame edilecektir.</strong> Ki yarın ahirette benim bundan haberim yoktu, aynen Araf suresinde dediği gibi. Madem ki herkes bu ahitte bulunmuş, ben sizin Rabbiniz değil miyim sözüne cevap alınan yerde evet sen bizim Rabbimizsin demişler bu herkesin üzerine hüccet ikame olunacaktır. Yani gözünü çevir bir yaratılmış görüyorsun, bir yaratanın varlığını hatırlaman gerekir.</p><p>İmanı kazanmak kolay ama onun muhafazası daha zor . buna delil getirdiğimiz ayet ise,<strong> siz iman ettik dedikten sonra denenmeden yani, Ankebut suresinin başıdır.</strong></p><p>İman ettik dedikten sonra denenmeden, sınanmadan bırakıla vereceğinizi mi zannediyorsunuz diyor. Demek ki biz iman ettik sözünü söyler söylemez ne oluyormuş? Arkadan imtihan var.</p><p>İmtihan denildiği zaman zihninize ilk akseden anlam nedir?</p><p>İman edik dedikten sonra hemen ne anlıyorsun bu ayet ile?</p><p>Mutlak imtihan edileceksin ama imtihanın sırrı diyelim fark ettirmeden yani sana imtihan edileceksin deseler, nereden edeceklerini söyleseler bir anlamı kalır mı?</p><p>Onun için mutlak amelin kendisi ile yani imanın müsemması ile deneneceksin. Ne zaman deneneceğini bilmediğin için devamlı müteyakkız yani uyanık olacaksın. Bu imtihanım olabilir yani bu imtihanı kazanmama, kaybetmeme sebep olabilir. Her doğan çocuk da fıtrat üzere doğuyor. Burada devamlı insanların aynı şeyler ile teçhiz edilip donatılması, aynı şeylere tabii olup imtihan olmalarıdır.</p><p>Annesi babası doğduktan sonra fıtrat üzere doğduktan sonra muhtelif rivayetleri de bir araya toplayınca bu Araf suresinin o ayetlerinin tefsirinde var.</p><p>Ondan sonra annesi babası onu Yahudileştirir, Hristiyanlaştırır, Mecusileştirir, Müşrikleştirir, Müslümansa Müslümanlaştırır. Şimdi buradan ne anladınız?</p><p>Yani o an yer yüzünde geçerli olan bütün dinleri sayıyor, Yahudilik, Hristiyanlık arkasından Mecusilik ve arkasından Müşriklik. En son da Müslüman ise Müslümanlaştırır. Şimdi bir yere kadar annesinin babasının Müslümanlaştırması da bir anlam taşımıyor ama en azından öbürkülere nispeten hareket noktası olarak sağlam bir yerdesin. <strong>Bizler tamamen umumen diyebilirim İslam&#8217;ı benimseyerek, seçerek, tercih ettiğimiz bir din değil.</strong></p><p><strong>Anamız babamız Müslüman olduğu için biz Müslümanız.</strong> O zaman Avrupalıları yer yüzündeki insanları da böyle düşünmek gerekir. Babası Budist olduğu için çocuk Budist oluyor. Hristiyan olduğu için Hristiyan oluyor, Yahudi olduğu için Yahudi oluyor Mecusi olduğu için Mecusi oluyor. Bu gösteriyor ki her hâlükârda insanda ilk hareket noktasında bir şaşmama var. Bazen bunu konuşuyoruz mesela Hristiyanlarla olsun başka din üzere olan insanlarla, yaratıcımız aynı. Bize gösterdiği şeylerde aynı öğrettiği şeyler de aynı. Sonradan insanlar onda ihtilaf etmişler veyahut ediyorlar.</p><p>Bunun için de burada<strong> bütün insanlar evvelde tek ümmet idiler.</strong> Sonra haktan inhiraf ederek ihtilaf ettiler. Umum müfessirlerde zikri geçen ayeti yani bütün insanlık hak din üzere tek bir ümmet idiler, sonra ihtilaf ettiler diye tefsir etmişlerdir. Bunu anladınız mı?<strong> İnsanlık devamlı tek din üzere gelmiştir başlarken böyle başlamışlardır. Daha sonra insanlar ihtilaf etmişler. Hak yoldan inhiraf etmişler</strong>, işte Nuh (as) Resul olarak yollanıldığı zaman ise kavmi şirk bataklığında yüzen bir topluluktur. İşte Nuh o ortamda yollandı. İnsanlığa yollanılan ilk Resul kimmiş? Nuh (as)mış. İşte Nuh o ortamda yollanılmıştır.</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">لَقَدْ اَرْسَلْنَا نُوحًا اِلٰى قَوْمِه فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ</span></p><p><strong>“Andolsun biz Nuh’u kavmine resul olarak gönderdik onlara ben dedi sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah’tan başkasına kulluk etmeyin.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></strong></p><p>         Bu naklettiklerimizden apaçık belli oluyor ki <strong>beşer tarihinin selim akide ve halis Tevhid asıldır. Fakat dalalet, şirk ve putperestlik sonradan çıkan bir inhiraftır.</strong></p><p>İlk sapmalarda mesela İslam tarihindeki itikadi sapmalar dediğimizde ilk sapmayı Nuh (as)ın kavminde gösteriyoruz. Ondan sonra her nebinin hayatına baktığınız zaman yani davetindeki hayatına baktığınız zaman hepsi</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ</span></p><p><strong>“Ey kavmim! Allah’a ibadet et.”</strong></p><p> </p><p>Ve sonra</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ</span></p><p><strong>“Allah’tan başka sizin tapacağınız bir ilah yoktur.”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></strong> diyor.</p><p> O zaman Tevhid asıldır. Çünkü bütün arıza inhiraf tevhittedir. Fıtratta değildir. Bu ortamda biz bunun için Allah’ın dinini İslam’ı anlatırken üç merhalede anlatıyoruz</p><p><strong>Fıtrat İman ve Tevhid</strong> diyoruz.</p><p>         Neymiş? Fıtrat İman ve Tevhid diyoruz. Fıtrata birinci, misak diyoruz, ruhlar alemindeki. İman ise ikinci misak yani risaletin gelmesi vahyin gelmesidir. Fıtraten bildiğimiz şeyler var. Ama ikinci misakta gelen vahiyle öğrendiğimiz şeyler var. Dün mesela usulü hadiste dedik ya</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ</span></p><p>         <strong>“Bunula sana bilmediklerini öğretti.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></strong></p><p><strong> Allah Resulü’nün fıtraten bildiği şeyler vardı. Ama vahiyle öğretilen.</strong> İbrahim (as) fıtraten bir şeyleri anlayabileceğini zannetti. Rabbi tanımak isterken de mi?</p><p>Yıldızlar benim işte rabbim, ay rabbim güneş daha büyük bu rabbim diye geçerken o da İbrahim (as)da ruhlar aleminde Allah(cc) Adem (as)ın belinden, sulbünden yaratacağı bütün insanları çıkarınca o da onların içindeydi de mi? Aynen Davud’u gördüğü gibi Âdem (as)ın, hani anlında parlaklık olan birisini görüyor. Bu kim denildiğinde bu senin çocuklarından Davut deniliyor. Bütün Adem (as)ın zürriyeti ki İbrahim de onun zürriyetinden dünyaya gelmişti.</p><p>Ve hepsinin de bu mevzuda bir bilgisi var <strong>ama bu bilgi Rabbi tanımaya yetmiyor. Bir yaratıcını varlığını itiraf ettiriyor</strong>. <strong>Bir rabbin varlığını kabul ediyorsun ama tanıyamıyorsun ona sebep ki En’am’da İbrahim (as) “Eğer Rabbim bana kendini tanıtmazsa” diyor.</strong> Hem de orada yıldızlara ayı güneşi görünce batınca</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">لَا اُحِبُّ الْاٰفِلينَ</span></p><p><strong>“Ben kaybolanları zail olanları sevmem.”<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></strong></p><p>Arkasına</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِنى رَبّى لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّالّينَ</span></p><p><strong>“Rabbim bana kendini tanıtmazsa ben de dalalete düşenlerden olurum”<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></strong> diyor.</p><p>Demek ki biz Allah (cc)yi varlığını biliriz fıtraten, ama vahiy gelmeden O’nu tanıyamayız. <strong>Buna sebep biz ne diyoruz; biz Allah’ı zatıyla tanıyamayız. O’nu isim ve sıfatlarıyla tanırız.</strong> Ve İbrahim’de Rabbine inanışını nasıl diyor?</p><p><strong>“Ben yeri göğü hiç yoktan yaratana inanıyorum”<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></strong> diyor. Ondan sonra isim ve sıfatlar başlıyor.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> A’raf Suresi 59</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> A’raf Suresi 59</p><p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Nisa Suresi 113</p><p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> En’am Suresi 76</p><p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> En’am Suresi 77</p><p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> En’am Suresi 79</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-14b401f elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="14b401f" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-429dc92" data-id="429dc92" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-7a85a42 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="7a85a42" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan: Ankaralı Mehmet </span></p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-4/"><span style="color: #0000ff;">Akide Dersi 4</span></a></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.instagram.com/ilmedavetdernegi/">Bizleri Takip Edin</a> </span></p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-5/">Akide Dersi 5</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7801</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 4</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 11:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7789</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ehli sünnet, taifetul mensura, fırka-i naciye bunların hepsi ehli hadistir. Yani asıl menhec dediğimiz zaman yaptığımız her şeyin Kur’an ve Sünnetten delili olmasıdır kaynağımız bu ikidir milimetrik de olsa sapma inhirafa sebep olacak hiçbir şeyi başka bir adla mesela Tasavvuf ona İslam dan bazı değerleri  alıp bu değerleri öne çıkarıp kamuflaj yapıp hak olan ifadelerin...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-4/">Akide Dersi 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7789" class="elementor elementor-7789">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-37475b4 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="37475b4" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c1c9435" data-id="c1c9435" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-1d92945 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="1d92945" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Ehli sünnet, taifetul mensura, fırka-i naciye bunların hepsi ehli hadistir.</strong> <strong>Yani asıl menhec dediğimiz zaman yaptığımız her şeyin Kur’an ve Sünnetten delili olmasıdır kaynağımız bu ikidir</strong> milimetrik de olsa sapma inhirafa sebep olacak hiçbir şeyi başka bir adla mesela Tasavvuf ona İslam dan bazı değerleri  alıp bu değerleri öne çıkarıp kamuflaj yapıp hak olan ifadelerin arkasında batılı yutturma.</p><p><strong>Mesela</strong></p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Evliyaullah Allah Dostu </strong></span></h2><p><strong>bu ifade Kur’an da geçen bir ifade bu ifade alınıyor bunun arkasına bundan olmayan anlamlar yükleniyor</strong> iman edenler namaz kılanlar bunların hepsi Allah dostudur çünkü iki şeyin dostluğundan birisindesin ya Allah’ın ya Şeytanın hatta İbn Teymiyye bu konuda bir kitap yazıyor, <span style="color: #008000;">الفرقان بين أولياء الرحمن وأولياء الشيطان</span></p><p>Çünkü Allah dostu değilsen Şeytan’ın dostusun ama bunu bu topluma mal etmek isteyenler ne yapıyor<strong> Allah dostu deyip aynılarından kendilerini gayrından temyiz ediyorlar Allah’ın farklı kullarıymış gibi.</strong> Ancak şeytanın dostlarından farklılık vardır eğer kıyaslayacaksan Allah’a dost olanlar deyip herkes geri kalan dost olmayanlar ben kimsenin dostuyum diyemez nasıl ki ben Allah’a kulluk takdim etmiyorsam Allah dan gayrına kulluk etmiyorum diyenlerin sözü boştur <strong>Allaha kulluk takdim etmiyorsan mutlak Allahtan başkasına kulsun.</strong></p><p><strong>Rahman’ın dostları denildiğinde iman eden imanının lazımlarını yerine getiren ve Allah-u azze ve celleyi birleyendir yani tevhid ehline denir.</strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>Ama Tasavvuf ehli bunu Türkler diyelim Şamanizim’den aldıkları bir inançla kişiler çalışarak tanrısal nitelik kazanabilirler Şamanizim de bunu anladınız mı ne demek  ? tanrısal nitelikler kazanma hatta yarı tanrı ifadesini de kullanırlar kutbul aktab kutbul azam gibi Allah’ın dünya da ki işlerin de tasarruf sahibi olma tasarruf ta  hak sahibi olma gibi</strong></span> bu anlamları yüklerler sonra kendilerine keramet adı altında ki bu tip insanlardan südur eden gördüğümüz her fevkalede olay istidraçtır. Bu mucize dediğimiz şey Rahmaniyse Allah’ın istediği zaman istediği kuluna ikram ettiği bir lütuftur ama birisi kendisinin veliliğini ispat etmek için gösteriyorsa bu istidraçtır yani şeytanidir. <strong>Onun için bu toplumda insanlar bunu ayırt edemiyorlar birisi eğer bilinçli ben fırka-i naciye taifesindenim demesine ihtiyaç yok ben selefi menhec üzereyim yani kuran ve sünnetin Selefin bize aktardığı her şeyi biz kabul ediyoruz.</strong></p><p><strong>çünkü bu ümmetin masumiyeti Kitap ve Sünnete bağlılığındadır</strong> bunları anlarken uygularken yaptığımız yanlışlar gayet normal çünkü bilene sorma eylemi ne zaman gündeme gelir ? bilmediğin şeyi soracağında.</p><p>Ne zaman tevbe istiğfar edersin bir hata yaptığın da sen yanlış yapmaz hata yapmaz olarak yaratılmış bir varlık değilsin ama en büyük azmimiz gayretimiz ne olmalı kasten yanlış yapmama bilerek yanlış yapmamama onun için bazı kelimeler diyelim ki şuan <strong>ehli sünnet hassaten Türk toplumunda Hindistanlılarda Pakistanlılarda da var kamuflaj olarak kullanılıyor</strong> Şeytanın bu icraatler içerisinde nereden nasıl girebileceğini hiç tespit edemiyor insanlar mesela bazen gençleri görüyorsunuz haftada 2-3 kere ders yapıyoruz diyorlar ne yapıyorsunuz ?</p><p>Tefsir dersleri diyor icraatlere baktığın zaman nasıl Türkçeye çevrilmiş bir tefsiri alıyorlar herkes bir mevzu üzerinde çalışıyor sıra sıra ders yapıyorlar bir dersi iki dersi üç dersi farklı insanlar yapıyor normalde bu bizim nazarımızda tahrifin kodlanmış adıdır. Bu insanlar rastgele tercüme edilmiş tefsir kitaplarını alıyorlar birisi Mevdudi’nin alıyor, birisi şunun bunun İbn Kesir i alıyor topluyor o mevzuda aklına en uygun olanı alıyor derste de bu mevzunun en doğrusu buymuş gibi sunuyor bu tefsir değil tahrifin kodlanmış adıdır. Halbuki tefsir diyelim beyan diyelim bir ilim babı var, ama gittiğin o yolda ki işaretlerin gösterdiği istikamette gitmezsen diyelim <strong>ki biz zaten tümden diyoruz </strong></p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Sünnet Kur’an’ın Tefsiridir.</strong></span></h2><p><strong>Bir ayet hakkında o ayeti anlamak istiyorsanız düzgünce önce sağlıklı bir şekilde mealini anlamaya çalışmamız gerekir, Türkçeye aktarımını.</strong></p><p><strong>Bunun yanında bu ayet hakkında Resulden gelen sahabenin bize aktardığı ne var? Bunu bilmemiz gerekir.</strong></p><p>Belki meal yazarken o ayet hakkında gelen sahih rivayetlerin bir ikisinin nakletsen o ayetin anlamı biraz açılabilir. Diyelim ki Buhari&#8217;nin yaptığı gibi. her sure ile alakalı birkaç ayeti ile nas var ama geniş geniş girmemiş. Ha suyuti ne yapmış? Daha geniş bir şekilde girmiş buna.</p><p>Bu yanlış anlamanın önüne geçmenin yani en önemli engellerinden birisidir. Katiyetle akli, hissi, duygusal veyahut bazı naslardan icazi olarak birebir alakası yok ama bundan bu manayı çıkardım hissettim diyebiliyor bu tip tefsir yazanlar da var. Buna icazi tefsir adını veriyor.</p><p>Bazı kelimeleri, fırkaı naciye, ehli sünnet, şu bu gibi tesmiyeler çoğalmıştır bu ortamda. Öyle ki dağılmışlardır, adam tutuyor bir köfteci dükkanı açıyor, tevhid köfte diyor. Bu isimler rastgele yerde kullanılıyor yani kendisinin tevhid ehli olduğunu söylemek istiyor burada.</p><p>Onun için bu ifadeleri koymuşuz yani ehli sünnet, taifetu mansura yardım edilen taife, fırkai naciye kurtulan taife bunların hepsi ehli hadistir. Zaten hadis ile ilişkisi yoksa çünkü önce hadis ile ilişkiyi koparıyorlar. Doğrudan doğruya değil, tedrici merhale merhale değersiz kılmaya giden bir yolda gidiyorlar.</p><p>Bu vasıfların hepsi seleften varit olan sıfatlardır. Zira bu tesmiye isim ile müsemmanın uyumluluğu, neticesi nasların muktezasınca olmuştur. Bu tesmiyeler Abdullah bin mübarek, Ali ibnu medeni, Ahmed ibn hanbel, Buhari, İshak bin rahavey ve sairlerinden nakil olmuştur.</p><p><strong>Mesela bir Tasavvuf ehli demek, dikkat çeksin onun üzerinde yoğunlaşılsın diyerekten Tasavvuf İslam’ın neresinde dedik.</strong> Eğer Tasavvuf İslam&#8217;ın kendisi ise başka bir isim ile tesmiye etmenin anlamı ne? Mutlak bunun ile bize bir şeyler yutturmaya çalışıyorlar demektir.</p><p>İslam&#8217;dan üst bir şey ise bu mümkün değildir ama topluma baktığın zaman böyle gösterilmeye çalışıyor. Biz burada ehli sünnetin akidesi dediğimde rastgele bir insanın ettiği bir iki söz ile mesela, bizim arkadaşlar dahi Nurettin yıldız şişe dokunmasın, ete kemiğe felan değilmesin tipinde yaptığı sohbetlerden bizim arkadaşlar bile onu selefi zannediyor.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-861639c elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="861639c" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6f25bf7" data-id="6f25bf7" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c49c6e9 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="c49c6e9" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-469a5a7 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="469a5a7" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e212dcc" data-id="e212dcc" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-543dd87 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="543dd87" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Mesela dün Fatih Altaylı tweter da bir yazı atmış, Erdoğanın etrafına Selefilerin yoğunlaştığını söylüyor. Erdoğan kim Selefilik kim, adam selefiler ile görünmek bile istemiyor.</strong></p><p>Toplum Selefiliği istediği gibi tanımlarsan öyle tanıyor. Yani bir Tekfirci ye Selefi diyebiliyor. Onun için bu kullanılan kelimelerin kelime olarak kullanılışı ile, ona yüklenilen anlam ile devamlı bir uyumluluk arama zorundasınız.</p><p>Şimdi biz selefi menhec üzere İslamı yaşayan Müslümanlarız dediğimizde bir düşünceye, fikre nispet edilmiyoruz. Eylem olarak nedir bu? Söylediğimiz her söz, yaptığımız her iş mutlak Kurana ve Sünnete dayanmalıdır. Eğer hareket halinde bunu gösteriyorsak eylem halinde o zaman cidden biz selefi menhec üzere giden bir topluluğuz.</p><p>Bunu söz ile söyleyip hareketlerin ters düşüyorsa bu selefi menhec olamaz. Yani isim ile müsemma, ismi müsemmayı anladınız mı? Şimdi ben buna makas desem, isim olarak kullandığım kelime makas ama size gösterdiğim şey, müsemması ney? Bu makas. Müsemması ise makas değil bu gözlük. Yani müsemma, isim ile müsemmanın uyumluluğu ne demek? Ben size makas diyorsam elimde de gösterdiğim makas olmalı.</p><p>Eğer ben başka şey söylüyor, gösterdiğim başka şey ise o zaman isim ile müsemma arasında uyumluluk yoktur. Ben ehli sünnet, selefin menheci üzere İslam&#8217;ı yaşayan bir Müslümanım dediğin zaman mutlak söylediğin söze kaynak olarak bir ayet ve onun yanında da bir hadis olmalı. Ve katiyetle hiçbir şekilde bunun dışındaki bir söze yer vermemek gerekir. Ancak konuştuklarımız bu ikisini anlatır nitelikte. O da o denli cümleler kurmalıyız ki haktan uzaklaştıran değildir, tahrif eden değildir yani noksanlaştıran ziyadeleştiren hiç değildir.</p><p>İmamlardan bir çoğu da ilim ehlinden bir çoğu yani selef akidesine sahip alimlerden biz tutup da bazılarının diyelim <strong>imam Maturidi bizim için bir selef alimi değildir. Mutezili menhecli tamamen akla dayalı, Yunan felsefesi doğrultusunda hareket eden bir düşünce sahibidir.</strong></p><p><strong>Ha ne var, kitabında bazı İslami değerlere yer vermiştir. En basiti ebu Hanife&#8217;nin yer verdiği değere o vermemiştir. Mesela Ebu Hanifenin Fıkhul Ekber kitabına baktığımızda, ona nispet edilen kitaba birkaç mevzu hariç tamamen selefi menhec üzere konuştuğunu görürsünüz.</strong> <em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Mesela Allah azze ve celle arşa istiva etmiştir der. Ama kim arşın semada, yedi kat semanın üstünde olduğunu inkar ederse o kafirdir diyor.</strong></span></em></p><p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>İmam Maturidi de Kitabu Tevhid de nasıl ki Allah ikidir demek şirk ise Allah arşa istiva etmiştir demek öyle de şirktir diyor.</strong></em></span></p><p>Yakın bir kıyaslama ile hareket etseler yani <strong>temyiz edici bir mütalaa sistemimiz olması gerekir</strong>. <strong>Devamlı hak ile batılı birbirinden ayırt edici ölçülere sahip olmamız gerekir.</strong> Herkez münferiten, cemaaten akideyi öğrenirken daha baştan doğruyu yanlışı temyiz edecek.</p><p>Mesela bu İstanbul sözleşmesinde , sen yazmıyor musun? Aklına mı topluyorsun? Sakın aklına toplama. Çünkü Allah Resulü ;</p><p style="text-align: right;">         <span style="color: #008000;"> قَيِّدُ الْعِلْمَ بِالْكِتَابَةِ</span></p><p>         <strong>“İlmi yazarak kaydedin.” diyor.</strong></p><p><strong>İstanbul sözleşmesi hazırlanırken ben ordaydım diyor. Başından sonuna kadar okudum diyor. Bunu kabul etmek yanlışmış diyor sonunda. Sema Maraşlı gibi bir kadın çıkıyor yanlışlarını gösteriyor. Halbuki oradaki o kimse daha baştan onun yanlışlarını fark etmesi gerekir de mi? Kabul edilip imzalanıp senelerce uygulanıp birçok insanın mağdur edilmesine sebep kılınmıştır.</strong> Düşün 17 yaşında bir kızla evleniyor, birisi şikâyet ediyor iki çocuk sahibiyken hapse alınıyor tacizden dolayı. Buna taciz diyorlar.</p><p>Onun için devamlı temyiz edici bir eğitim sistemi ayrıştırıcı bir eğitim okuma sistemi yani yanlış en azından sırıtmalı gözümüzde. Veyahut o yanlıştan ilk elde edindiğiniz bilgiler sizi rahatsız etmeli daha önceki öğrendiğiniz doğrularla çakıştığında. Daha önceki doğrularla çakıştığında. Biz bu menhecle çünkü <strong>selefi menhec temyiz edici bir menhectir.</strong> Birisinin konuşmalarını dinlerken yazdığı yazıyı okurken bu üslupla okuduğunuzda temyiz edersiniz belki biz şöyle diyoruz, mesela <strong>Ahmet Kalkan Eyüp’teki derneğe geldiğinde hatırlayan var mı? Bu hadis inkarcılığı dedim.</strong> Bazı arkadaşlar bile hocam çok ağır konuştun. Üç sene sonra daha net çıktı açıktan. <strong>Ben ta 90 senesinde</strong> <strong>İslamoğlu için bu hadis inkarcısı dedim.</strong> <strong>Çünkü kullandıkları menhec bunu sergiliyor. Bunu ortaya çıkarıyor.</strong></p><p> Mesela Aydemir denilen adam için bu söylediği sözler hadis inkarcılığıydı. Baktığın zaman hadis inkarcılarının geçmişine böyle başlamışlardır. Haa birisi de tutuyor bizden olduğunu düşündüğümüz birisi hoca diyor öyle birisini böyle yaftalamamalıydı diyor. <strong>Bazı hadis alimleri hadisleri inkâr etmiş diyor. Bakın bir inkâr kelimesi o kişinin bu üslubu usulü bilmediğini gösterir.</strong> <em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hadis alimleri hadis inkâr etmez. Hadis alimleri kaide ölçüleri dahilinde <span style="color: #ff0000; text-decoration: underline;">bu hadis ihdicaca müsait veyahut müsait değildir derler.</span></strong></span></em> <strong>Yani rivayeti metni nakledenlerin sikalığında sorun olduğu zaman biz nakledilen haberde de sorun görüyoruz. İnkâr değil onunla ihdicacı gitmiyoruz. Her şeye rağmen ihtiyatı biz bırakmıyoruz.</strong></p><p><strong> Hatta hadis alimlerin bir hadis hakkında hüküm verirlerken hüküm isnadı hakkındadır. Bu rivayetin isnadı zayıftır derler.</strong> <span style="color: #ff0000;"><strong>Bu demek değildir ki katiyetle hele demek değildir hadis zayıftır demek değildir. Buradaki isnad zayıf olmasına rağmen başka bir isnadla o sened sahih olabilir. Onun için bu rivayetin isnadı zayıftır deriz.</strong></span> Kullandığımız kelimelere çok dikkat etme. <strong>Hadis alimleri de inkar etmiştir diyor. Çok aptalca bir söz bu. <span style="text-decoration: underline; color: #993300;">Hadis inkarcısı kimdir?</span></strong> <span style="color: #993300;"><strong>Usule kaideye uymadan haberlere aklınca yorumlayıp ters düşünce reddetmektir.</strong></span> Hadis alimleri katiyetle hadis inkar etmez. Aklına göre de bir rivayeti, akına yatmasa hoşuna gitmese bile usul ve kaideye uyuyorsa biz onu kabul ederiz. Haa yine anlayamadığımız yerler kalabilir mi tabi ki kalabilir. Şimdi bu usulü bilmeyince birisi güya bize reddiye vermek için diyor ki hadis alimlerinden bazıları işte inkâr etmiş bazıları şey yapmış sözünün yanında birisinin sahih dediğine birisi zayıf diyebiliyor bunu usuldeki istikrarsızlık olarak yorumluyor. Halbuki usuldeki kaide aynıdır. Ravilerin bu kaidelere uyumluluğu nispetinde, muvafakati nispetinde o hadise hüküm verilir.            </p><p>Mesela Enes’in Medine’de talebeleri var. Bunların içinde Yemenli de var Şamlı da var. Yemenli tedrisatı bitirdiğinde Yemene gidiyor. Şamlı tedrisatı bitirince Şama gidiyor. Eneste çıkan hadis, iki kişi ile ayrılıyor. Daha çok da olabilir. Yemene giden, okuyan, talebe orada bir ders halkası kurar. Onunda beş-on talebesi olur. O ravilerden birisi yoluyla hadis Abdurrezak ibn Hammama ulaştığını düşünün o ravide zayıf. Abdurrezak’ın bu hadis hakkında ki hükmü ne olur? Bunun isnadı zayıftır der. Ama Şama giden talebe, oda orada halkası kurar. Onun da talebeleri olur. Onlardan birisinin yoluyla giden Evzai (r.h.m) ulaşan isnadı sahihtir, oda o hadise sahihtir der. Şimdi bu çelişki mi? <strong>Hadis inkarcıları böyle bu belaya bulaşıyorlar. Güya bizim, aramızda da ihtilaf ettiğimizi kaide yönü ile ihtilaf ettiğimizi, ravinin şahitliğini tespit de sorun olabilir.</strong> Buda zaten içtihada açık değil mi? Bir kadının hakimin hükmetmesi gibidir. Onun için hadisçiler katiyetle hadis inkar etmez. Zayıf isnadı olan bir hadise bile bu hadis zayıf demezler. İhtiyaten ne derler bunun isnadı zayıftır derler.</p><p>  <strong>Onun için akide de menhec denildiği zaman biz buna selefin menheci diyoruz.<span style="text-decoration: underline; color: #ff0000;"> Selefin menheci bir kişiye nispet değil.</span></strong> <strong>Ama ben Maturidiyim dese birisi kime nispet edilir? İmam Maturidi’ye. Eşariyim dese birisi Hasan el-Eşari’ye işaret ediyor. ama ehli sünnetim dediğinde sahabe tabiin bu yolda gidenlerin tümüne nispet var.</strong> <span style="color: #ff0000;">Eğer bir insana nispet varsa nispet böyle bizde.</span></p><p>  Düşün Ömer başka düşünebilir. Ali başka düşünebilir, değil mi? Ama hepsi Resule uyana. Ona ne kadar muvafakat ediyorsa menhecin tespiti böyledir. Anladınız değil mi? Buna sebep, akide dersi yapmadan evvel. İmamlardan bir çoğu da bu mevzuda telif etmiş oldukları eserlerine bu isimleri vermişlerdir. Yani öyle isimler veriyorlar ki misal, <strong>imam İsmail el- Sabuni akideye dair yazmış olduğu şu isimleri vermiştir. Akidetu el-Selef Akidetu el-Ashabul hadis, mesela Lalekani ise Akidetu ehli sünnet, bu isimleri vermişlerdir.</strong></p><p>  Bu mevzuda Şeyhul İslam İbn Teymiyyenin Fetava’sına bakabilirsiniz. Yani üçüncü cilt dokuzdan doksan beşe kadar olan yere. <strong><span style="text-decoration: underline;">Fırkatun naciye</span>. Allah Resulünün sünnetine ittibalarına binaen ateşten kurtulanlar demektir.</strong> Yani necat ehli olan fırka. Yani yetmiş ikiden olmayan demektir. <strong>Fırkai naciye o yetmiş üçten biridir.</strong></p><p>  Bu isimlendirmede Resulullah (sav) şu hadisine dayalı. Şüphesiz bu ümmet yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Birisi hariç hepsi ateştedir. O da cemaattir. Buna binaen selef imamlarından bir çoğu ehli sünnete Fırkai Naciye demişleridir. Şu hadise binaen ümmetimden bir taife kıyamete kadar hak üzere kaim ve muzafferdir. Taifetu mensura. Yardım edilen taife. Bazen sadece cemaat bazen de ehli cemaat deniliyor. Yani topluluktan ayrılmayan, cemaat bundan maksat hak üzere icma eden ehli sünnet fırkanın ictimadan maksat fırkalaşmanın zıttıdır. Binaenaleyh usul ed-Din ile toplananlardır. Çünkü burada <strong>usul ed-Din nedir? Asıl Kuran ve Sünnettir. Onun yanında katiyetle bir kaynak yoktur.</strong></p><p>  <strong>Hele Tasavvuf adını koyacaksın. Şeriatı hakikati ayıracaksın. Şeriat Kuran ve Sünnet ise hakikatte odur.</strong> Eğer din fetva Kuran ve Sünnetten veriliyorsa, o fetva nedir? Takvadır. Takva farklı fetva farklı diyemezsiniz.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-a935563 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="a935563" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-834d43a" data-id="834d43a" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-32a86c0 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="32a86c0" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-0bb0527 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="0bb0527" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-62a8098" data-id="62a8098" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-dbb6d84 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="dbb6d84" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<h2 style="text-align: center;">Soru Cevap</h2>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-86025ac elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="86025ac" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-aad8fd5" data-id="aad8fd5" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-547bc4c elementor-widget elementor-widget-toggle" data-id="547bc4c" data-element_type="widget" data-widget_type="toggle.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-toggle">
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-8851" class="elementor-tab-title" data-tab="1" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-8851" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Soru</a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-8851" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="1" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-8851"><p>&#8211; <strong>Dersteyken, İmam Maturidi hakkında birkaç tane ehli Sünnetin yolundan ayrıldığı birkaç mesele zikrettiniz?</strong></p></div>
				</div>
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-8852" class="elementor-tab-title" data-tab="2" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-8852" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Cevap</a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-8852" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="2" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-8852"><p>&#8211; <strong>Toplumdan ayrıldığı görüşlerden önce usulde menheci Muteziledir. Bu sorundur bizde.</strong></p></div>
				</div>
								</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-700d4f1 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="700d4f1" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-8a0568f" data-id="8a0568f" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-e9c0d1c elementor-widget elementor-widget-toggle" data-id="e9c0d1c" data-element_type="widget" data-widget_type="toggle.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-toggle">
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-2451" class="elementor-tab-title" data-tab="1" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-2451" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Soru </a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-2451" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="1" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-2451"><p>&#8211; İmam Eşari de aynı mı?</p></div>
				</div>
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-2452" class="elementor-tab-title" data-tab="2" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-2452" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Cevap</a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-2452" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="2" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-2452"><p>&#8211; İmam Eşari dönmüştür. Döndüğünü de itiraf etmiş. İtirafına dair kitabı da vardır.</p></div>
				</div>
								</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-b67c4d9 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="b67c4d9" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c115d4d" data-id="c115d4d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9c53ba6 elementor-widget elementor-widget-toggle" data-id="9c53ba6" data-element_type="widget" data-widget_type="toggle.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-toggle">
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-1631" class="elementor-tab-title" data-tab="1" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-1631" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Soru</a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-1631" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="1" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-1631"><p>&#8211; Peki ya <strong>günümüzde ki Eşariler’in inançları nedir?</strong></p></div>
				</div>
							<div class="elementor-toggle-item">
					<div id="elementor-tab-title-1632" class="elementor-tab-title" data-tab="2" role="button" aria-controls="elementor-tab-content-1632" aria-expanded="false">
												<span class="elementor-toggle-icon elementor-toggle-icon-left" aria-hidden="true">
															<span class="elementor-toggle-icon-closed"><svg class="e-font-icon-svg e-fas-caret-right" viewBox="0 0 192 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M0 384.662V127.338c0-17.818 21.543-26.741 34.142-14.142l128.662 128.662c7.81 7.81 7.81 20.474 0 28.284L34.142 398.804C21.543 411.404 0 402.48 0 384.662z"></path></svg></span>
								<span class="elementor-toggle-icon-opened"><svg class="elementor-toggle-icon-opened e-font-icon-svg e-fas-caret-up" viewBox="0 0 320 512" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"><path d="M288.662 352H31.338c-17.818 0-26.741-21.543-14.142-34.142l128.662-128.662c7.81-7.81 20.474-7.81 28.284 0l128.662 128.662c12.6 12.599 3.676 34.142-14.142 34.142z"></path></svg></span>
													</span>
												<a class="elementor-toggle-title" tabindex="0">Cevap</a>
					</div>

					<div id="elementor-tab-content-1632" class="elementor-tab-content elementor-clearfix" data-tab="2" role="region" aria-labelledby="elementor-tab-title-1632"><p>&#8211; <strong>Alakası yoktur. Günümüzde kendilerine Eşari diyenler, Bâkıllânî ile Fahreddin er-Razi’nin menheci üzeredirler.</strong> Çünkü Eşarilik mezhebini Bâkıllânî ile Fahreddin er-Razi tedvin etmiştir. Kaldı ki Fahreddin er-Razi Kitabu et-Tefsirde, tefsir kitabında İbn Huzeyme için şirk ehli diyor. Onun kitabına şirk ile dolu bir kitaptır diyor.</p></div>
				</div>
								</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-c076d6e elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="c076d6e" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0adb8b2" data-id="0adb8b2" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-538cafd elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="538cafd" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-a6230a8 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="a6230a8" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-e348ba2" data-id="e348ba2" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-e7c458f elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="e7c458f" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan: Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Harun </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yahya</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"> Baran</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.facebook.com/ilmedavetdernegiistanbul/">Bizleri Takip Edin</a></span> </p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-3/">Akide Dersi 3</a></span></p><p style="text-align: center;"> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-4/">Akide Dersi 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7789</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 3</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 09:35:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizi dinde asıl olan yaratılış gayemiz olan, tevhid yani tevhid akidesi Allah’ı birleme akidesi en önemli olan kısmıdır onun için Tevhid akidesi diyebiliyoruz. Kat’i naslar ile sabit olduğu üzere insanlığın yaratılışından bu yana var olan Allah-u azze ve Cellenin insan tabiatının kabulüne müsait uygunlukta yarattığı fıtrat hak ve birleme esasına kurulu İslam dinidir yani tevhid...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-3/">Akide Dersi 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7781" class="elementor elementor-7781">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-9232f98 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="9232f98" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-403626a" data-id="403626a" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c80b82a elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="c80b82a" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Bizi dinde asıl olan yaratılış gayemiz olan, tevhid yani tevhid akidesi Allah’ı birleme akidesi en önemli olan kısmıdır onun için Tevhid akidesi diyebiliyoruz.</strong><br /><br />Kat’i naslar ile sabit olduğu üzere insanlığın yaratılışından bu yana var olan Allah-u azze ve Cellenin insan tabiatının kabulüne müsait uygunlukta yarattığı fıtrat hak ve birleme esasına kurulu İslam dinidir yani tevhid Allahu azze ve celle’yi yaratılanı birleme yani yaratanı kabul ettikten sonra ikrar ettikten sonra eylem olarak bizim tarafımızdan gündeme getirilen neymiş onu birlemedir. Onun için bazı tevhid ilmi ile uğraşan alimler tevhidi tarif ederken</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">التوحيد الله بافعالههم</span></p><p><strong>Allahu azze ve cellenin zaten zatının varlığını kabul fıtridir bizden istenilen onu fiillerinde birlemektir.</strong> <br /><br />Tevhidullahi bi efalihim Allahu azzze ve celleyi isim ve sıfatlarında birlemek ikinci kısım ise,</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">التوحيد الله بافعالنا</span></p><p><strong>yani ona takdim ettiğimiz kulluk eyleminde fiillerimizde onu birlemek fillerimizi sadece ona takdim etmek ibadetlerimizi niyazımızı isteklerimizi güvenimizi sadece ona yöneltmektir. </strong>Onun için burada</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">التوحيد الله بافعالههم</span></p><p>Ve,</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">التوحيد الله بافعالنا</span></p><p style="text-align: left;"><strong>Allah’ı fiillerinde birlemek Allah’ı fiillerimizde birlemek bu tarif tamamen örtüşen mutabık bir tariftir.</strong> Ama illa tarifi bu değildir, toplumun ümmetlerin Allah’a birleme de gündeme getirdikleri bütün aksaklıklara dönük bir tarif oluşturulmuştur yani insanlar yaptıkları işin vahammiyetini kulluğun neresinde olduğunu anlayabilmeleri içindir aynen devamlı dediğimiz gibi <strong>İbn Kayyımın da( r.h)</strong> tevhid</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">التوحيد هو تفريق بينل الخالق و المحلوق</span></p><p style="text-align: left;"><strong>Tevhid yaratıcı ile yaratılanı ayırt etmektir diyor.</strong> Bunu da vahdetül vücutçulara reddiye olarak vermiştir çünkü kendisi o toplumdan o camiadan gelmiştir. <strong>Yani İbn Teymiyye r.h’a talebe olmadan evvel kendisi sofilerle oturup kalkan birisi ama İbn Teymiyye ile tanıştıktan sonra cidden İbn Teymiyye’nin yetiştirdiği dev alimlerden olmuştur. Ş</strong><span style="text-decoration: underline;"><strong>öyle diyebiliriz, başkalarının yetiştirdiği onlarca ilim talebelerinin yanında üç tane yetişmiştir ki İbn Kesir gibi Zehebi ibn Kayyım gibi bu 3 ü hepsine bedeldir.</strong></span><br /><br />insanlığın yaratılışından bu yana var olan bu akide Allah-u azze ve cellenin insan tabiatının kabulüne müsait yani bizim yapımızı öyle yaratmış ki emrettiği her şeyi kabul etmeye müsait yasakladığı her şeyden imtina etmeye hazır gösterdiği her şeyde idrak etmeye muktedir bir şekilde yaratmıştır değilse eğer bunlar bizde aslen duygu olarak var olmasaydı buna isti’datımız yetmeyecek olsaydı hiçbir zaman Allah-u azze ve celle bize bunları yapın bunlardan sakının demezdi.<br /><br />yani ne emredilmişse ne yasaklanmışsa neyden sakındırılmışsak bize verdiği bütün haberler fıtraten kabul edebileceğimiz şeylerdir bize ters düşen yani en basit ifade ile bu aklımıza yatmıyor diyebileceğimiz şeyler değildir o zaman aklıma yatmıyor diyenlerin sözlerinin ne denli hak ile örtüşüp örtüşmediğini görün eğer bir insan fıtri değerlerin kabul edebileceği şeyler ile aynı paralellikte duramıyorsa o kişinin fıtratında sorun vardır.<br /><br /><strong>Onun için biz devamlı fıtratın korunması selameti ve fıtratın bozulması üzerinde dururuz çünkü fıtrat bozuldu mu ayar tutmaz</strong> binaenaleyh insanlığın yaratılışından bu yana var olan Allah-u azze ve celle’nin insan tabiatının kabulüne müsait uygunlukta yarattığı fıtrat hak ve birleme esasına kurulu İslam dinidir bunun için deriz ki <strong>İslam dini fıtrat dinidir.</strong> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-69779f1 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="69779f1" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5012193" data-id="5012193" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-6287d45 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="6287d45" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-d9405d4 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="d9405d4" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7a29f38" data-id="7a29f38" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-b275475 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="b275475" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Ne demek İslam dini fıtrat dini derken? <strong>yani fıtratın kabul edebileceği bir düzendedir ey Resulüm yüzünü dosdoğru olarak Allah’ın insanları ona uygun fıtrata tabiatta yarattığı dine çevir yani Allah’ın dini İslam dini</strong></p><p><strong> İslam bir Muhammed s.a.v ‘e indirilen din değildir, Allah’ın dininin adı İslamdır. yani emre itaat edilen yasaklardan sakınılan dindir bu da Allah’ın tüm nebilerine indirdiği dindir.</strong></p><p>Allah Resul’ü (s.a.v) ‘e inen ise İslam’ın artık en son şeklidir kıyamete kadar tespit ettiği hükümler ile var olan bir dindir haram helal her şey den son noktada bildirilmiştir Allah’ın yaratışında hiç bir değişme olmaz işte dosdoğru tevhid üzere olan din Allah’a kulluk dediğimiz din budur fakat insanların çoğu bilmez şimdi fıtrata uygun hiçbir tenakuz olamaz aralarında insanların anlayabileceği idrak edebileceği uygulayabileceği bir dindir insanların çoğu bunu bilmez bilmek istemiyorlar veyahut anlamıyorlar veyahut fıtratları bozulmuştur hakka ters düşme  sebeplerini araştıracak olsak bunu herhalde bizden önceki ümmetlerin yaşamlarında bize haber verildiği şekli ile bakarız ama bütün ümmetlerin hakka ters düşme sebeplerinin başında gelen büyük puntolar ile yazılacak olan hangi sorundur ?</p><p><strong>Biz babalarımızı bu yol üzere bulduk babalarının yolundan gitmek babalarının yolunun doğru olduğunu zannetmeleri.</strong></p><p><strong>Haktan inhiraf sebeplerinin en başında gelen budur.</strong> <strong>Umumen bütün ümmetlerin ittifak ettiği yani aynı sorundur. Hepsinde aynı sorun vardır.</strong> Bazı sorunlar benzemese bile birbirine, hepsinde farklı sorunlar da olsa babalarının yolundan gitme sorunu hepsinde aynıdır.</p><p>Bunu da, her ümmetin yaşamına baktığımız zaman anlamak mümkündür.</p><p>Subhanehu ve teala Adem aleyhisselam’ı selim bir fıtrat üzere yaratmış, sahih bir iman üzere yaşamalarını göstermiş, ve halis bir tevhid üzere bütün bunların kendi rızası için yapılmasını emretmiştir.</p><p>Onun için biz deriz ki Allah azze ve celle adem aleyhisselam’ı selim bir akide üzere yaratmıştır.</p><p>Sahih olan, halis olan bir inanç, eylem üzere davet etmiştir.</p><p>Dünyevi ve uhrevi bilmediği şeyleri öğretmiş, binaenaleyh adem aleyhisselam’a halis bir tevhid üzere olan yani Allah’ı birleyen, Allah’a olan inancından, itikadının gerektirdiği tazim, itaat, ümit ve korkunun sahip olduğu halis kullarından olarak seçtiği birisi idi.</p><p>Yani her şeyin en iyi noktasına kadar gidebilecek bir hal üzere yaratılmıştır insanoğlu.</p><p><strong>Yani ala’i iliyyin’e de terakki edebilecek bir de önü açıktır. Bunun içindir ki Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesinin alemlere üstün kılmıştır.</strong></p><p><strong>Yarattığı insanlar içinden bazılarını ve bazı toplulukları sairlerinden daha üstün kılmıştır.</strong></p><p><strong>Adem’i şerefli kılarak melekleri ona secde ettirmiştir. Meleklere Adem’e secde edin dedik</strong>. Allah azze ve celle kıyamete kadar yaratılacak insanlar sulbünden çıkarak onları kendi nefisleri üzerine şahitler tutup, onlardan rableri olduğunu itiraf eder ahit ve misak aldı, söz aldı. Yani her talep ettiğini, istediğini şahitlendirerek.</p><p>Neden? İnsan yaratılış gayesinin aksine yürümeye başladığında ondan beklenilmeyen mesela Adem ahid verdi unuttu diyor.</p><p>Söz verdi Davuda ömrünün kırk yılını verdi, sonra unuttu. Ve bunun için biz insan nisyan ile maluldür deriz. Yani insan zaten insan denilmesinde,</p><p><span style="color: #008000;">اِنْسِيَان</span> kelimesinden müştak olarak gelmiştir. Unutan, noksan anlamında. Yarın kıyamet gününde yani hesap gününde hesaba çekileceğinizde biz bundan habersizdik demeyesiniz diye çünkü insanoğlu bilmiyordum, unuttum, daldım devamlı bu mazeretlerin arkasına sığınıyor.</p><p>Kıyamet gününde biz bundan habersizdik, gafildik, bilmiyorduk demeyesiniz diye.</p><p>Rabbin Adem oğullarından onların bellerinden kıyamete kadar yaratılacak olan zürriyetlerini aldı ve onları aleyhlerine şahitler tutarak dedi ki ben sizin Rabbınız değil miyim?</p><p>Onlar da, evet rabbımız olduğuna şahit olduk dediler. Şahitlik ederler. Biz buna misak diyoruz. Ahit diyoruz. Birinci misak diyoruz çünkü ikinci bir misak var. Ama bu ayetin genelinden bizim anladığımız önce kıyamet günü ;</p><p style="text-align: right;"><a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a><span style="color: #008000;">أَن تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَافِلِينَ أَوْ تَقُولُوا إِنَّمَا أَشْرَكَ آبَاؤُنَا مِن <a style="color: #008000;" href="#_ftn1" name="_ftnref1"></a>قَبْلُ</span></p><p>Veyahut babalarımız bizden evvel bu ahdi bozmuşlar, devamlı suçu birinin üzerine atma, başkalarını üzerine atma, bu insanlarda asıl. Bazı topluluklarda öne çıkan bahanelerdendir. Devamlı suçu başkasına atma. Ve babalarımızı biz bu yolda bulduk, biz de onları takip ettik. Bizim suçumuz ne der gibi. Demek bu misak, bu söz alma, bu şahitlendirme insanoğlunun bütün itirazlarına set çekmek için. Şimdi ayette böyle diyorsa böyle diyeceğiz. Ama bazıları bu dünyada demeye başlıyorlar. Böyle bir olaydan bizim haberimiz yok, hiçbirimiz hatırlamıyoruz.</p><p>Şimdi normal bir insan olarak  bu değeri ele alsak, şu ortamdaki icraata göre hiçbirimiz böyle bir olayı hatırlamıyoruz. Ama etrafımıza baktığımızda bu olayı bize hatırlatan binlerce varlığın ölüp yaratılışı, tekrar dünyaya gelişine şahit oluyoruz değil mi?</p><p>Öyle mi? Binlerce varlığın ölümüne, tekrar dünyaya gelip yaşamasına, hayat bulmasına tekrarlanmasına veyahut zürriyet olarak yenilenmesine, hepimiz Adem’in neslindeniz onun sulbunden geldik. İlk kuşan ölürken geride kalan bir kuşak var. O kuşak ölürken arkasında kalan bir kuşak var. O ölünce arkadan kalan tekrar bir tanesi vardır. Kiminden bir kuşak gider, kiminden bir iki, kiminden dört beş. Kiminden oğlandan gider nesli, kimininse kızdan gider.</p><p>Bunların hepsi dünya hayatının yaşam tekrarıdır. Tekrarlanan yaşam biçimidir. Bunun tekrarı mümkünse, aynı kişinin tekrar hayata dönmesi de, başka bir şekilde dönmesi de. Bir nutfe insan oluyor, o ölüyor ondan sonra o tekrar insan olarak gelecek.</p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Araf 172-173</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-aaab170 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="aaab170" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-467cd6a" data-id="467cd6a" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-455ee59 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="455ee59" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-99bd2e2 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="99bd2e2" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-54a8831" data-id="54a8831" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-84b781e elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="84b781e" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Buhari deki bir hadise baktığınızda görürsünüz ki, insanoğlunun kuyruk sokumunda, en uçta acbu zenib dedikleri bir şey vardır, kristal parçası gibi bir kemik parçası. İnsan toz toprak olur çürür, fosilleşir. Ama o çürümez. Çünkü yeniden inşası onun üzerine diyor olacak.</strong></p><p>Bunu bazen diyelim ki bir buğday ekseniz, belli bir zaman şişiyor nemden, firçeriyor, açılıyor, çatlıyor. Ondan sonra üstündeki kısmın çürüdüğünü görürsün içinde bir öz kalır. Ondan neşru nema buluyor nebatat.</p><p>Bütün insanlar fıtrat üzere doğarlar, aynen hadisi şerifte de dediği gibi;</p><p><span style="color: #008000;">كل مولود يولد على الفطرة</span> her dünyaya gelen işte bu fıtrat üzere gelir. Ve böyle büyürler. Tabi ki iptalciler, şüpheciler, şeytan vesvesesi, heva, dalalet ve küfür terbiyecileri gelip haktan inhiraf ettirene kadar böyle devam eder. Aynı anda da bir mücadele başlıyor yani iman ve küfür mücadelesi diyebileceğimiz seni fıtri değerlerinden uzaklaştıracak, bu değerleri sana zayi ettirecek şeytan ve avaneleri devamlı senin üzerinde çalışırlar. Bunun da ilk merhalesi dediğimiz gibi hadiste şerifte, eşleriniz ile birlikte olacağınızda şeytanın şerrinden Allah’a sığının ki o şeytan çocuğa zarar vermesin diyor.</p><p>Ondan diyoruz ya bazen yaramaz haylaz komşuyu onu bunu huzursuz eden çocuklara besmelesiz deriz. İlk şeytana fırsat verilen yer burasıdır. Onun için bir hadisi kutside subhanehu teala şöyle buyuruyor, İyad bin himar el mücaşi radıyallahu anhu dan, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bir gün hutbesinde subhanehu ve telala dan naklederek şöyle buyurdu, ben kullarımın hepsini hanifler olarak yarattım.</p><p><span style="color: #008000;">إنِّي خَلَقْتُ عِبَادِيَ حُنَفَاءَ</span> ben bütün kullarımı hepsini hanif olarak yarattım.</p><p>Hanif, hakka meyilli batıldan uzak anlamındadır. Hakka kabul etmeye daha müsait bir istidat sahibidir. Ta ki şeytan geldi onları dinlerinden saptırarak benim onlara helal kıldığımı haram, ve bana ortak koşmalarını emretti. Halbuki ben onlara böyle bir hüccet indirmedim. Böyle bir şey yapmalarını emretmedim. Allah Resulü de bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor, <strong>Ebu Hureyre diyor ki radıyallahu anhu, her doğan ancak fıtrat üzere doğar.</strong></p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;"> كلُّ مولودٍ يولَدُ على الفطرةِ فأبواه يُهوِّدانِه أو يُنصِّرانِه أو يُمجِّسانِه او يشركان</span></p><p><strong>Yani anası babası onu genel ifadede eğitir. Anasının babasının eğitiminde değil mi.</strong></p><p><strong>Ha annesi babası Hristiyan ise Hristiyanlaştırır. Yahudi ise Yahudileştirir. Müşrikse Müşrikleştirir. Mecusi ise Mecusileştirir. Müslüman ise Müslümanlaştırır diyor.</strong></p><p>Bu ne demektir? Artık ana baba eğitiyor. Ve buna sebep her anayı babayı eğittiği yani çoluk çocuğundan eşinden sorumlu kılıyor.</p><p>Ve buna sebep de;</p><p><span style="color: #008000;">كُلُّكُمْ رَاعٍ</span> <strong>hepiniz çobansınız diyor.</strong> <span style="color: #008000;">كُلُّكُمْ مسؤول عن رَعِيَّتِهِ</span> <strong>her çoban da kendi güttüğünden sorumludur yani hesap verecek. Hesaba hazırsan istediğin gibi eğit.</strong> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-251ffc6 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="251ffc6" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-9dccb63" data-id="9dccb63" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-beb9c02 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="beb9c02" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-5cad172 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="5cad172" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-5fa6837" data-id="5fa6837" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-fbd01cc elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="fbd01cc" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said &#8211; El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan: Ankaralı Mehmet</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://twitter.com/ilmedavetist">Bizleri Takip Edin</a></span> </p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-2/"><span style="color: #0000ff;">Akide Dersi 2</span></a></p><p style="text-align: center;"> </p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-3/">Akide Dersi 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7781</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide Dersi 2</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2022 13:39:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7773</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;Sahih akideye sahip olan Allah Resulünün yolundan giden topluluğa ehli sünnet vel cemaat denilir. Yani topluca sünneti yaşayanlar demektir. Yani ümmetin icmasına tabi olanlar demektir. Sünnet, kelime manası gidilen yol adet haline gelmiş şeyler demektir. aynen sünnetül evveliin ) öncekilerin yaptığı bir iş öncekilerin bıraktığı şey onların gittiği yol anlamında. Çünkü hadisi şerifte, النبي(ص) قوله:...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-2/">Akide Dersi 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7773" class="elementor elementor-7773">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-90e0609 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="90e0609" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c5e0b83" data-id="c5e0b83" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-9e8a726 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="9e8a726" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong> Sahih akideye sahip olan Allah Resulünün yolundan giden topluluğa ehli sünnet vel cemaat denilir. Yani topluca sünneti yaşayanlar demektir.</strong> Yani ümmetin icmasına tabi olanlar demektir.<br /><br /><strong>Sünnet, kelime manası gidilen yol adet haline gelmiş şeyler demektir.</strong> aynen sünnetül evveliin ) öncekilerin yaptığı bir iş öncekilerin bıraktığı şey onların gittiği yol anlamında.<br /><br />Çünkü hadisi şerifte,</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">النبي(ص) قوله: من سن سنة حسنة، فلها اجرها واجر من عمل بها من بعده، من غير ان ينقص من اجورهم شيء! ومن سن في الاسلام سنة سيئة ، كان عليه وزرها، ووزر من عمل بها من بعده من غير ان ينقص من اوزارهم شيء ! </span></p><p><strong>Her kim İslam’da iyi bir iz bırakır edinirse</strong>, hadisin devamında</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">، فلها اجرها واجر من عمل بها</span></p><p><strong>Her kim hayırlı bir iş bırakır sonra gelip onunla amel edenlerin sevabı da ona verilir</strong>, kaldı ki:</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">، من غير ان ينقص من اجورهم شيء</span></p><p>Alacağı ecirden hiçbir şey noksanlaşma dan verilir onlara da</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;">ومن سن في الاسلام سنة سيئة</span></p><p><strong>Her kim İslam’da kötü bir iz bırakır çığır açarsa aynen ona tabi olanların günahlarından da aynen hiç birinden buna vardır diyor. </strong><br /><br /><strong>Bu da gösteriyor ki Sünnet iyi ve kötü bırakılan iz anlamındadır açılan çığır anlamındadır.</strong> Sünnetin ıstılahi manası ise ( ki bizi ilgilendiren ıstılahi manasıdır)<br /><br /></p><p>Bu da ne demektir ? dinde buna yüklenilen anlam ameli kavli itikaden ve ilmen Allah Resul’ü ashabı üzerinde bulunduğu yol demektir. <br /><br />Neden hasseten buna vurgu yapıyoruz çünkü insanlar kendilerine göre bir anlayış türetiyorlar sonra buna İslam’ın yolu diyorlar.<br /><br />Bunun en güzel beyanını sosyal medyada görürsünüz sosyal medya hayra vesile olmaktan çok hayrın yolunu açmaktan çok iki kişinin karşısında geçip iki kelime edemeyenleri söz sahibi etmiştir. <br /><br />Herkes okuduğu kitaptan heva aklına uyanı doğru diye kabul edip aktarmaya çalışıyor onun için bu ortamda sünnetin mesela Türkiye de Müslüman olduğunu söyleyerek geçinerek sünnete en büyük düşmanlığı iki uçta bulunan, birisi cübbeli Ahmet ikincisi ise İslamoğlu ve avaneleridir.<br /><br /><strong>cübbeli beri uçta güya sünneti kabul ettiğini söyleyerek sünnete düşmanlık eden, İslamoğlu ise sünneti inkar ederek sünnete düşmanlık edendir.</strong> <br /><br />Bir yerde İslamoğlu daha dürüsttür inancına göre mesela Türkiye gavurla doludur hepsi kancıktır Anadolu da kancık ifadesi neye kullanılır bilirsiniz ama bu gavurların içinde bir tane erkek gavur vardı o da Aziz Nesin’di. Gavurdu ama erkek gavurdu onun dışındakilerin hepsi İslam düşmanlığı yapmalarına rağmen kıvırttırarak Müslüman olduklarını da söyleyip ama gavurluktan geri kalmayan mesela CHP zihniyeti.<br /><br />Biz de bu gibi taifelerin müntesipleri, avaneleri taraftarları bilmeden mesela bundan biraz önce beş vakit namaz kıldığı halde CHP’ yi destekleyenler de vardı.<br /><br />Ama bunlar din düşmanlarını gavur sistemini desteklediklerini düşünemiyorlardı onun için şuan isimlere dikkat etmek gerekiyor ehli sünnet denildiği zaman açıktan buna düşmanlık edenle ehli sünnet olduğunu söyleyerek düşmanlık edeni iyi tanımak gerekiyor mesela cübbeli taraftarları cübbeliyi kesinlikle ehli sünnet düşmanı görmezler ama İslamoğlu buna açıkça buna düşmanlık eden birisidir. <br /><br />Hiçbir düşünce sahibi olmadığını söylüyor diyelim ki sahih olan hadisleri bu ümmetin icma ile tefsık ettikleri nakilcilerden aldıkları rivayetlere safsata diyor Kur’an’a ters diyor.<br /><br />Mesela Darwin teorisine dair yazdığı kitapta Adem’in babasını ıspat ederken güney Hindistan’da ki bir taifenin Adem hakkında ki iddialarını İsmail’iyye nin iddialarını naklediyor. İsmailiyye Şia’nın en pis gruplarından birisidir. <br /><br />Adem’in babası olduğu iddiasını onlar savunmuştur. Bakın kitabına koymuştur burada ismen hiçbir taifeden olmadığını söylese bile biz düşünce olarak neleri aktardığına baktığımızda bizim ile bir münazarayı kabullenmez neden ?<br /><br />Biz onun fikirlerinin nereden olduğunu bilince ona şöyle bir soru sorulduğunda <strong>ehli sünnetin umumen icma ile ittifak ettiği şahadetini kabul ettiği birisinden aldığı nakli reddediyorsun ama en sapık bir taifenin safsatasını kabul ediyorsun.</strong></p><p><br />Hristiyanlar bile Adem’in ilk insan olduğunu, bütün insanlığın ondan türediği kabul ediyor. Yahudiler de aynı inanç üzere çünkü Tevrat da, İncil de geçen bahsi böyle.</p><p>Onun için<strong> biz sünnetin ehli sünnetin, ıstılahi anlamı yani şeri anlamı üzerinde dururuz, ameli, kavli, itikaden yani amelen öyle diyelim itikaden ve amelen ameli kavli itikaden ve amelen allah resulü ve ashabının üzerinde bulunduğu yol demektir.</strong></p><p>Resulün ameli, sahabenin bize aktardıkları. Çünkü Resulün amelini istisnasız bize kim aktarmış? Sahabe. Onun dışında birisinin yani sahabenin dışında birisinin katiyetle Resulden bir şey aktarması mümkün değildir. Ha rast gele aktarsa kabul de etmeyiz biz.</p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Çünkü birisinin Resulden bir şeyler aktarabilmesi için, hadis ilminde de dediğimiz gibi isnad dediğimiz bir rivayet zincirine sahip olması gerekiyor.</strong></span></p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hoca efendi rüyada görmüş, efendi hazretleri peygamberi görmüş, onlar böyle demiş böyle demiş yani saadat efendilerimiz böyle aktarmış, bunlar bizim için itibar edilmeyi hak eden sözler cümleler değildir.</strong></span></p><p>Yani ehli sünnet akidesi nakledilen bir akidedir. Sahih hadisin şartlarında da ileride göreceksiniz, temel bilgi asıl bilgi olarak bizim bu akideyi nereden aldın denildiğinde, kökü olan değil mi? <strong>Başlangıcı olan, mesnedi olan, dayandığı bir yer olan yani bu ağacın kökü iki tanedir asıl. Birisi Kuran diğer Sünnettir.</strong></p><p>Bunun herhangi birisinden müstağni kalmak katiyetle mümkün değildir. Kendini bunlara nispet ediyorsan ehli sünnetsin. <strong>Sünnetin yolu ile nispet etmelisin yani sahabenin yolu ile, sahabeden aktarılan ile.</strong> Sahabede bizim gibi insanlar demek kolay. Bunlar ayette ;</p><p><span style="color: #008000;">إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ</span> <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ben de sizin gibi bir insanım. Doğru, Resul de bizim gibi bir insan ama biz onun gibi değiliz. <span style="color: #008000;"> يُوحَىٰٓ إِلَىَّ</span> çünkü bana vahyediliyor.</p><p>Resulün bu vahyini bize aktaran sahabedir değil mi? Daha doğmadan, dünyaya gelmeden asırlarca önce geçmiş kitaplarda tezkiye edilmiş, methedilmiş övülmüş kimseler demektir.</p><p>Bunun biraz daha geniş açılımını, Allah azze ve celle’nin tezkiye ettiği insanlar diye yaptığımız sohbetleri yazabilirsiniz, okuya da bilirsiniz. Yani sahabeyi kast ediyoruz.</p><p><strong>Çünkü bu hadiste de o kurtulan taife kimdir denildiğinde</strong>;</p><p><span style="color: #008000;">ما أنا عليه وأصحابي</span> derken b<strong>enim ve ashabımın bulunduğu yol üzere bulunan.</strong></p><p>Ayette de ;</p><p><span style="color: #008000;">فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟</span> <a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> eğer o<strong>nlar sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse diyor, kimin gibi? Sahabenin. Kim olursa olsun Yahudi, Hristiyan, Arap onların iman ettiği gibi iman ederlerse ancak hidayet üzere olurlar.</strong></p><p>Onun için dikkat etmek gerekir biz Kuran ve Sünnet ile amel ediyoruz denildiğinde hiçbir zaman kafamıza göre anlamı çıkmıyor burada.</p><p><strong>Onun için biz Kuranı Sünneti ilk elden telakki eden sahabe bizim için ilk öğretmendir.</strong> <strong>Onların hayatları bizim için çok önemlidir.</strong> Ve buna sebep ilim ehli biz ekseriyetle hadis ehlini kast ederiz burada ç<strong>ünkü ehli sünnet olup da hadis ilminden müstağni kalmak mümkün değildir yani bu ne demektir? Kuranı dahi biz hadis ile beraber anlarız.</strong></p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Fussilet 6</p><p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bakara 137</p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-ceddcfa elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="ceddcfa" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-c9aca6d" data-id="c9aca6d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-ae7da43 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="ae7da43" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong>Kuran bize yeter deyip peygamberi dışlayan doğrudan doğruya, ima ile sözlü, kavli Resulü dışlama nedir? Yani kuran bana yeter sözü ortama göre zuhur eden soruna göre açıklanırsa, ben Rsulü takmam.</strong> <strong>Resule ihtiyacımız yok. Kuranın koltuk değneğine ihtiyacı yok</strong>. Hatta bu sözü tepkiyi düşünemedikleri için ilk anda söylediler, tepki çekince geri aldılar daha farklı sözler ile bunu ifade etmeye, kamufle edilmiş sözler ile ifade etmeye çalıştılar ve çalışıyorlar hala.</p><p>Geçen de dedim size mesela bu Mustafa denilen kişi bizi, Allah Resulünün sözlerini inkar etmek ile itham ediyorlar, doğru. Ama diyor biz Allah Resulünün sözlerini inkar etmiyoruz ona nispet edilen yalan sözleri inkar ediyoruz diyorlar bu kamuflaj bir sözdür. Söz hak ama bu söz ile istenilen, ulaşılmak istenilen veyahut gündeme taşımak istedikleri şey nedir? Resulün sözlerini inkar etmektir. Eylemleri, sözleri bunu gösteriyor. Çünkü Rasule nispet edilen bir sözü kabul etmemenin usulünü senelerce önce zaten ehli sünnet bunu koymuş.<span style="text-decoration: underline;"><strong> İsnad ilmi Allah’ın bu ümmete lütfettiği ilimlerden bir ilimdir. </strong></span></p><h2 style="text-align: center;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>İsnad İlmi.</strong></span></span></h2><p><strong><span style="text-decoration: underline;"> Yani şahitlerin şahitliği ile naklin yapılmasını. Çünkü her devirde geçerli olan budur. Şahitlerin şahitliği ile nakledilen haberler, sözler.</span></strong></p><p><strong>Onun için biz sahih hadisin şartlarını sayarken, hadis ehlinin, hadis ulemasının meseleye çok iyi vakıf olanların nukkat dediğimiz mütemekkin kimseler diyor ki;</strong></p><p><span style="color: #008000;">الحَدِيثُ الصَحِيحُ</span>  <strong>yani sahih olan hadis,</strong></p><p><span style="color: #008000;">هو الحديثُ المسندُ الذي يتًصِلُ اسنادُهُ بنقلِ العَدْلِ الضَابِطِ عَنِ العَدْل</span></p><p><span style="color: #008000;"> الضابط الى منتهاه</span></p><p><span style="color: #008000;">حَدِيثُ الصَحِيحُ هو الحديثُ المسندُ</span>  <strong>önce müsned yani isnad edilecek bir yere. Nereye? Peş peşe adalet ve dabt sahibi olan raviler vasıtası ile</strong></p><p><span style="color: #008000;">الى منتهاه</span> <strong>yani son noktaya kadar.</strong></p><p><strong>Yani mesnedi olacak.</strong></p><p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Mesned ne demek?</strong></span> <strong>Yani kayda alınmış.</strong> <strong>Hadis edebiyatına ait telifin birisinde olması gerekir.</strong> <strong>Ve bu sefer hadis edebiyatını tanımamız gerekir. Yani bir kitabın hadis edebiyatına ait olup olmadığını bilmemiz lazım.</strong> <strong>Hiç gayret sarf etmeden de bu isnat ilminden hadis usulden ilk şey bu zaten kitapları tanımak.</strong> De mi? İsnat. Haa bir kitapta olması yetmiyor. Mesela size bir hadis kitabının nasıl nakledildiğini anlatırken her hadisi kitabının içindeki her hadisin müstakil bir senedi var görüyorsunuz de mi? <strong>Ayrıyeten o kitabın yani o hadisleri cemeden musannıfın o kitabı talebelerine toptan naklettiği isnat vardır. Buna da semaat dediğimiz yani kitabın nakline ait, rivayet zinciri vardır.</strong> Şu an hala bu ilim Hindistan’da geçerlidir. Ve dünyada da bazı yerlerde bazı kitaplara has kalmıştır <span style="text-decoration: underline;"><strong>mesela hala İmam Malik’in Muvattası Kuzey Afrika’da senetle öğretilen bir kitaptır. Okutulan bir kitaptır.</strong></span></p><p>O senedi kimden almış? Buhari okutuyor da okutuyordur Buhari’yi. Ama şu an senedi Hindistan’dakiler de var. Mesela benim hocalardan birisini Şeyh Bediüttin Şah’ın Allah rahmet etsin 130’un üzerinde kitap vardır böyle senetle naklettiği. Haa <strong>bu zincir nereye kadar geçerli? Hadisin metninin bulunduğu kitaba kadar.</strong> <strong>Yine de bir değer taşıyor, bu bir gelenektir.</strong> Unutulmamış böyle devam ediyor. Yani ilim ehli birisinin yetiştirdiği tezkiye ettiği kişinin naklettiğidir. Gördüğünüz gibi kitabın başlarında bazen sonunda olabiliyor semaat dediğimiz bir kitabın rivayet zinciri vardır. Bir de kitabın içindeki her hadisin müstakilen rivayet zinciri vardır. Yani müsned olma zorundadır. <strong>Ehli Sünnetse bu ilim o toplumda canlı olmalıdır. Veyahut onu ayakta tutan canlı tutan bir taifenin ilim ehlinin olması gerekir.</strong></p><p>Onun için biz hiçbir zaman mesela bunu neden böyle diyorum? Cübbeli geçen senelerde selefilere çattığında mangalda kül bırakmayan hiçbirisi görünmedi ortalıkta. Selefiyim bile demek istemiyor. Tasavvufla özdeşmiş vaziyete gelen ehli sünnet kelimesini kullanıyor. <strong>Doğru biz ehli sünnetiz ama selefi menhec üzere olanlarız. Sofi olup da selefi olmak mümkün değildir.</strong> <span style="text-decoration: underline;">Gazali’nin kitaplarını tavsiye eden birisinin ehli sünnete sadakati ne kadardır? Çünkü kitabın içinde ehli sünnetin inancına taban tabana ters düşen sözler vardır. Vahdetu’l vücut vardır, felsefe vardır. Her düşünce vardır.</span> Onun için biz ehli sünnetiz demekten ama selefin menheci üzere. Ondan sonra bizim ayrıyeten neyi kabul edip reddettiğimizi de <strong>mesela diyanet reisi çıkıyor selefiler akla itibar etmezler diyor. Birisi böyle diyorsa o tipler ekseriyetle aklı ilah edinenlerdir. Biz onların ilah edindikleri akla itibar etmiyoruz.</strong> <strong>Biz onların ilah edindikleri akla itibar etmiyoruz</strong>. Değilse fıtrat derslerinde de gördüğünüz gibi <strong>Allah’ın kullarına lütfettiği en büyük nimeti neymiş? Akıl. Biz onunla mükellefiz. De mi?</strong> <strong>Biz Kuran’ın Sünnet’in hakkını verdiği, hakkını vermeye vesile olduğu her şeyi kabul ediyoruz. Ama katiyetle mesela dediğimiz gibi biz Kuran’ın Sünnet’in dışında dinde bir kaynak kabul etmiyoruz.</strong> Hiçbir kimsenin sözü fazilet, asalet, değeri ile makamı, mevki ne olursa olsun hiçbir kimsenin sözü resulün sözünün önüne geçirilemez. <strong>Resulün dışındaki kimselerin sözü ne kadar Kurana ve Sünnete muvafıksa o kadar doğrudur. Ne kadar ters düşüyorsa Kuran ve Sünnetten de o kadar uzaktır.</strong> Bu kimin sözü olursa olsun hiç önemli değil. İmam Malik’in de dediği gibi “Herkesin sözü alınır ve reddedilir…” ne anlam taşır? Deminki dediğim izah ne kadar kuran ve sünnete uyuyorsa o kadar alınır. Uymayan alınmaz de mi ama bu kabrin sahibinin ise sözü sadece alınır. Ondan diyor</p><p style="text-align: right;"><span style="color: #008000;"><span style="color: #0000ff;">[1]</span> وَمَا اٰتٰیكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰیكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا</span></p><h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">Resul size neyi verirse alın, neyden de sakındırırsa ondan uzak durun</span></strong></h2><p>“<strong>Herkesin sözü alınır ve reddedilir ama bu kabrin sahibinin sözü ise sadece alınır.</strong>”</p><p>Evet. Allah Resulü ve ashabının üzerinde bulunduğu yol demektir. İşte uyulması vacip olan ehlinin methedildiği övüldüğü, muhaliflerinin zemmedildiği kötülendiği sünnet ehli budur. Ayrıca ibadet ve itikaden vacip olmayan şeylere de ıtlak edildiği gibi mesela sünnet farz olmayan şeylere de nispet ediliyor. Yani yapması mutlak mutlak gerekli olmayan şeylere de ıtlak edilir. Asıl manası bilinmeyince sünnetin anlamı o kadar düşürülmüş ki sünnet kelimesinin umumiliğini her şeye kullanır. Mesela bizden olduğunu düşündüğümüz birileri bile çıkıyor sünnet yaparsan sevap yapmazsan yani terkiyle günah olmayan bir iş diyor. Veyahut onun terkiyle bir amelin sahihliğinin alakası yoktur diyor. Onun için biz bu mevzuda kullandığımız kelimelere dahi dikkat etmeliyiz derken, mesela birisi gelip diyor ki bu ortamdaki yaşadığı tepkiye göre “ya diyor biz namazda ellerimizi kaldırmadan namaz kılsak o namaz batıl olur mu” diyor? Sen de hayır batıl olmaz diyorsun sahihtir. O amelin terkiyle bu amel batıl olmaz. Adam bunu nasıl anlıyor? Demek Sünneti terk edebilirsin. Bu Sünnetin terkine verilen cevazdır. Haa biz ne deriz sahabenin dediği gibi her kim Allah Resul’ünün ameli gibi amel işlemek isterse esas sözün aslı ne? Her kim Resulün namazı gibi namaz kılmak isterse diyor. Abdullah ibn-i Zübeyr’in namazı gibi kılsın diyor.</p><p>Resul sol elini sağ elinin üstüne koymuş birini görünce gidip sağ elini sol üzeri eline alıp geliyor ve diyor ki: ‘’<strong>Biz nebiler bu şekilde namaz kılmak ile emir olunduk.</strong>’’ Diyor. Yani bu olmasa da olur, demiyor. Çünkü o söz her ne kadar. Doğru bir biçimde söylenilmiş bir söz de olsa usule uygunda gelse ama farklı bir şeyin yani sünnetin terkine cevaz vermeye geliyor. Sünnet budur.</p><p>Ayrıca ibadet ve itikaden vacip olmayan şeylere de itlak edildiği gibi yani bidate mukabil bu sünnet ehli dediğimiz zaman bidat ehli değil sünnetten gelene kayıtsız şartsız teslim oluyor demektir. Böyle umum mahiyette de kullanılıyor.</p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Cemaat</strong></span></h2><p><strong> kelime anlamı toplanmak bir araya gelmek tefrikanın parçalanmanın zıttıdır.</strong> <strong>Herhangi bir iş üzerinde ittifdak eden toplanan zümre demektir. Cemaat istilahi manası bu ümmetin ilklerinden olan sahabe tabiin kıyamete kadar bunlara en iyi bir şekilde uyanlar, Kitap ve Sünnet üzere imamları etrafında toplananlar demektir.</strong> Başka bir şekil ile sahabe tabiin ve onlara en iyi şekilde uyup bunların yolundan gidenlerdir.</p><p>Yeni ihtas edilmiş şey, hele…</p><p>Mesela Şeyh Zeyd Ebu Bekr’in güzel bir sözü var,  Bazı fıkhı meseleleri gündeme getirenlere, hükümlerde yenilik yok, hepsi önceden anlaşılmış. Sadece onu bu asra göre uygulayabilme. Çünkü değişen istilahi terimlerde, ifadelerde anlam kaymalarının önüne geçmek için bazen bazı ifadeleri olduğu gibi muhafaza edin, onun aslını bilmeniz anlam kaymasının önüne geçer. Mesela, aslında Kuran meali bizdeki yaptıkları tertip nasıl biliyor musunuz? Ortasına Kuranın Arapça metnini koyuyorlar. Ayetlerin Türkçelerini de kenarlara her an bakıp karşılaştırabilsin diye. Aslında çok güzel bir örf sayılır, devamlı kontrol edebilirsin.</p><p><strong>Mesela sizin ilk yakalayabileceğiniz kelimelerden mesela ilah kelimesi diyoruz. İlah kelimesinin geçtiği ayetlerin Türkçe meallerine bakın; ekseriyetle put diye tercüme ederler. Halbuki put değildir.</strong> Yavaş yavaş da olsa bir anlam kayması gündeme geliyor. <strong>‘’ Mekkeliler putlara taptıkları için’’</strong> <strong>bu denilince taştan ağaçtan yontulmuş heykeller aklına gelir. Ve hemen totemciler aklınıza gelmesi gerekiyor.</strong></p><p><strong>Onlar geçmişte ilah edindikleri kimseleri hatırlayabilmek için yapıp resimlerini çizmişler. Ve hepsi de salih kimselerdir. Evet.</strong></p><p>Herhangi bir iş üzerinde ittifak eden, toplanan zümre demektir. Cemaatin istilahi anlamı bu ümmetin ilklerinden olan yani ilk ne demek? Selef. <strong>Selef, öncekiler anlamında. Selefi öncekilerin yolundan giden. Sofilerle bizim farkımız ne? Biz öncekilerin yolundan gidenler derken, sahabe, tabiin tebei tabiin deriz. Tasavvuf ehli babalarımızın yolu derken, selefin yolu salihin yolu derken, onlar ise Saadet efendinin yolundan gitmek derler</strong>. <strong>Bir kere biz, ehli sünnet alimlerini, ilim ehli derken onların alim dediklerinden temyiz etmemiz, ayırmamız gerekir.</strong> Kitap ve Sünnet üzere imamları etrafında toplananlardır. Başka bir şekliyle sahabe tabiin ve onlara en iyi şekilde uyup bunların yolundan gidenlerdir. Çünkü <span style="color: #008000;">مَا أَنَا عَلَيْهِ وَأَصْحَابِي</span> benim ve ashabımın yolu üzerine gidenler.</p><p>Ehli sünnet ve-l cemaate gelince Allah Resulü sünnetine mutemessik bunun etrafında toplananlar bunlar, sahabe tabi kendilerine tabi olan hidayet imamları kıyamete dek amelde ve kavilde ve itikat da bunların yolunda gidenler, sünnete ittibada müstakim olup yine kıyamete kadar zaman ve mekan gözetmeksizin, bidatlerden sakınan muzaffer olanlardır. Şimdi zaman ve mekan mevzubahis değil. Mesela Suud’da bidatlere karşı olmakla Hindistan’da bidatlere karşı olmak itikadi boyutta bidatlara karşı olma, Suud ile Hindistan’da aynı değildir. Hangisi zordur bence? Hindistan. Çünkü itikaden binlerce hurafenin bulunduğu bir ortalıktır. Zaten dikkat ederseniz bu ümmetin içinde bulunan bütün yabancı fikir cereyanlarının hepsinin kökü Hint kökendir.</p><p>Felsefeyi biz Yunanlara tesmil ederiz ama doğru değil. Yunan felsefesinin de aslı Hint felsefesidir. Onun  için oradaki Müslümanların daha uyanık olmaları gerekir. Mesela felsefede Araplardan İshak el-Kindi çıkmıştır, bir tane. Bak öbür tarafta yüzlercesi çıkmıştır. Farabi, İbn Sina Orta Asya kökenlidir. <strong>Onun için mekan ve zaman gözetmeksizin yerine göre bidat yani bize itikaden ters düşen görüşler, ameller, amelen bize ters düşen amel ve düşüncelere karşı mücadelede müteyakız ilim ehli, bunun kökü de neresi? Kuran ve Sünnettir.</strong></p><p>Yani bakın şimdi Kuran ilimleri haris yani, Hindistan’da daha çok rağbet görmüştür. Bütün eserlerin telif kökü o tarafa aittir. Aynı ilmi buraya aittir. Orada ihya etmişler. Çünkü beri tarafın, itikaden müşkilatı kısa bir zaman sürmüştür. Siyasi sorunlar başlamıştır. Siyasi kargaşa İslam’ı doğru düzgün öğretmenin önüne öğrenmenin önüne geçmiştir. Siyasi ihtiraslar baskın çıkmıştır. Herkes onunla meşgul olmuştur. Ama doğrusunun zayi olup, bize zarar verenin geldiği yere baktığınızda, bunu Hindistan görürsünüz.</p><p>Ona mukabil de hadis ilmi o denli zinde kalmıştır.</p><p>Onun için kıyamete kadar hakta zahil olanlar yani devamlı muzaffer olan taifenin varlığı zayi olmaz. Kıyamete kadar sürer, öyle bir taife. Ehli sünnet ve-l cemaat sünnete ittiba ve dinde yeni çıkmış bidatlerden sakınmakla muttasıf olanlardır. Burada cemaatten maksat, insanlardan bir topluluk veya insanların ekserisi veya tevadul ahzamı teşkil eden kalabalıklar değildir.</p><p>Allah Resulünden gelen bir hadiste, yardım alan topluluk ehli sünnet ve-l cemaat dediğimizde, 73 fırka içinden bir tanesidir. Sahih hadiste aynen şöyle buyrulmuştur, Ebu Hureyre:</p><p>‘’ Yahudiler 71, Hristiyanlar 72, ümmetimde 73 fırkaya ayrılacaktır. Ehl-i Sünnet ve-l cemaat Allah Resulunden vaiz olan daha başka isim ve sıfatlarla da tesmiye edilmiştir. Sadece ehl-i sünnet, cemaat kelimesi ziyade edilmeksizin, sadece cemaat denilmiştir. Muaviyeden gelen bir rivayette şüphesiz bu ümmet 73 fırkaya ayrılacaktır. Biri hariç hepsi ateştedir. O cemaattir.’’</p><p>Selefi Salihin, ibaresine gelince tahkik ehlinin ıstılahında Ehl- sünnet ve-l cemaat eş manada kullanılmış. Yine aynen Ehli Eser. Allah Rasulunden mesur sünnete uyanlara denildiği gibi. Ehli Hadiste denilir. Zahiren ve batinen, rivayeten ve dirayeten, <strong>Allah Rasulunden menkul, nakledilmiş, sünnete yapışıp yolundan gidene tabi olana denir. Ehli Sünnet’in hepsi Ehli hadistir.</strong></p><hr /><p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Haşr Suresi 7</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-4376e71 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="4376e71" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-0cf94af" data-id="0cf94af" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-5b303e5 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="5b303e5" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said- El Yarbuzi</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazan: </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Harun</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yahya</span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-1/">Akide 1. Ders</a></span></p><p style="text-align: center;"><a href="https://www.instagram.com/ilmedavetdernegi/">Bizleri Takip Edin</a></p><p style="text-align: center;"> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-dersi-2/">Akide Dersi 2</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7773</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Akide</title>
		<link>https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jul 2022 11:44:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Akide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ilmedavetdernegi.org/?p=7684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akide kelime manası olarak &#160;عقضkelimesinden müştak, türemiş sıkıca ve kuvvetlice bağlamak, sağlam sıkıştırmak, bırakmamak üzere sıkıca tutmak, birbirine sıkıca yapışmak ispat edici ve bağlayıcı olma manasına gelir. ayrıca sözleşme, ve yemini te’kit manasına da ıtlak edilir. Umumun ıstılahında akidenin manası itikad edilen şeyin hak mı batıl mı olduğuna bakmaksızın, itikad edenin nazarında şüpheye maal vermeyen...</p>
<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-1/">Akide</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="7684" class="elementor elementor-7684">
						<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-8fa3a9a elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="8fa3a9a" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-dd6e088" data-id="dd6e088" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-04046f8 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="04046f8" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Akide</span> kelime manası olarak  عقضkelimesinden müştak, <span style="text-decoration: underline;">türemiş sıkıca ve kuvvetlice bağlamak, sağlam sıkıştırmak, bırakmamak üzere sıkıca tutmak, birbirine sıkıca yapışmak ispat edici ve bağlayıcı olma manasına gelir.</span></strong></p><p><strong>ayrıca sözleşme, ve yemini te’kit manasına da ıtlak edilir.</strong></p><p>Umumun ıstılahında akidenin manası itikad edilen şeyin hak mı batıl mı olduğuna bakmaksızın, itikad edenin nazarında şüpheye maal vermeyen kesin iman ve kat’i hükümlerdir yani<strong> insan şüpheye düşmeden kalbini bağladığı her şey akidedir.</strong> <strong>İtikaden İmanen bağlandığı her şey.</strong></p><p>İslam akidesi dediğimizde ise kesin bir şekilde Allah-u azze ve celle’nin Rububiyeti isim ve sıfatları uluhiyeti neyi gerektiriyorsa çünkü burada geniş bir izaha girmiyoruz sadece müfredat tipinde başlıklar zikrediyoruz çünkü risalenin adı da akide dersleri derken akideye giriş bazı ıstılahi tabirleri anlatırız bu mevzuda istifade edeceğimiz kitaplar anlatılır bu eserlerin sahipleri müellifleri ilim ehli yani akidede sözlerine itibar edilen kimseler bunlar öğrenilir değilse burada umumun ıstılahında akidenin tarifinde de dediğimiz gibi<strong> hak ve batıl olduğu düşünülmeksizin kişinin kalben bağlandığı şeyler anlamında gündeme gelir bu toplumun bir akidesi var ister istemez onlardan kopamaz dedelerinin yolu.</strong></p><p><strong> bizde ise bunu ancak ümmetin icma şeklinde, ümmetin anlayışında ve tatbikinde hemfikir olmalarıdır. Değilse topluğunun çoğunluğu şeklinde düşünülemez.</strong></p><p>Yani kesin bir şekilde Allah’u azze ve celle’nin Rububiyeti dikkat ederseniz fıtrat bu mevzudaki derslerin ek serisi temel olarak rububiyet tevhidi ile alakalı Rabbın zaten ruhlar aleminde kabul ve ikrar edilmesi gibi ondan sonra onun yaratıcılığı Rezzaklığı yaşatan ve öldüren olması bunların hepsi Rububiyet üzerindedir aynı anda isim ve sıfatları ile de ilişkilidir.</p><p>Allah’ın her şeyin yaratıcısı olması onun dışında hiçbir kimseye yaratıcılıktan bir nitelik sıfat vermeme ayırmama bu da tevhid ile alakalı. İsim ve sıfatları uluhiyeti neyi gerektiriyorsa buradan açılımı yapmıştık Kur’an ve Sünnet’te edindiğimiz bilgiler ilim ehlinin hazır bir vaziyette müfredat programı şeklinde tertipleri yani kuran okuduğumuzda okuruz başından sonuna kadar ama rububiyeti hakkında ki ayetlere biraz fazlaca yoğunlaşırız veyahut isim ve sıfatları hakkında ki ayetlere biraz fazla yoğunlaşırız.</p><p>iman neyi gerektiriyorsa meleklerine, kitaplarına, resullerine, ahiret gününe kadere, hayra, ve şerre gaybi haberlere Kitap ve sahih Sünnette gelen naslara selefin yani selefin usuluddin’de (din usulünde) icma ettiği her şeye teslim olarak iman etmektir.</p><h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #000000; font-size: 19px;">Akide ilminin mevzusu</span></strong></h2><p><strong>ehli sünnet vel cemaat anlayışında akide başlı başına bir ilimdir.</strong></p><p><strong>Dinin temel esaslarını bilmektir,</strong> ve bir çok mevzuyu şamildir. <strong>Temel olarak usul olarak öyle diyelim çünkü bunun başka bir adı yukarıda duyduğunuz gibi usuluddindir.</strong></p><p>Usul aslın cemisidir (çoğuludur) <strong>temel esasların bilinmesidir akide ve bir çok mevzuyu şamildir içine alır.</strong></p><p><strong>İman İslam tevhid gaybiyat nübüvvet kader geçmiş ve gelecekten haber kendi hukukunda usulü sair din ve inançların usulü fırka i dalle (delalet fırkaları)  topluluklarına heva ve bidat ehline reddiye mevzuları da içerir.</strong> Yani bu usulü din bizim temel esaslarımızı öğrettiği gibi aynı anda hak iman İslam tevhid gaybiyat nübüvvet geçmiş ve gelecekten haber kendi hukukunda usul sair din ve inançların usulü fırka-i dalle (delalet fırkaları) topluluklarına mesela geçmiş ümmetlerin sapıtma sebeplerinden birisi şudur diyor.</p><p>Bunun müspet olan kısmı bizde de aynıdır geçmiştekiler sapıtmış bizdekiler de sapıtacaktır usulü veriyor.</p><p>Geçmiş ümmetler 71-72 fırkaya ayrılmışlardır benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacaktır hepsi delalette birisi kurtulmuştur diyor hemen o sahabe kurtulan bir fırkayı soruyor yetmiş ikiyi değil.</p><p>Heva ve bidat ehline reddiye gibi mevzular içerir mesela ibn Teymiyye’nin muhtelif yerlerde zikretmesine rağmen sadece Hristiyanların kitaplarının muharref tahrif edildiğine dair Allah’ın kitabını tahrif ettiklerine dair cevabussahih limen beddelezinel Mesih Mesih’in dinini değiştirenlere sahih cevap yani İsa a.s’ın.</p><p>Ehli sünnet nezdinde akide ilminin mütaradif eş anlamda bir çok isimleri vardır her zaman akide demeyiz biz geçmişten süre gelen hangi ifadeler kullanılmış ise başlık olarak biz o başlıklara sadık kalmayı tercih ederiz yanlış anlaşılır yanlış anlamlar yüklenilmesini engellemek için.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-a49421e elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="a49421e" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-6ae1c2d" data-id="6ae1c2d" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-0253686 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="0253686" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-f1af98e elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="f1af98e" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-7b122d1" data-id="7b122d1" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-412ec50 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="412ec50" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Mesela, Tasavvuf bizde katiyet ile bir akide mevzusu değildir. Tasavvuf’u İslam’dan olan bazı değerler ile beraber edip bize yutturdukları çok sapıklıklar vardır. Öyle olmuştur ki Tasavvuf İslam ile iç içeymiş hatta İslami değerlerden daha üst bir makamda mesela şeriatı şeriat ve hakikat diye ikiye ayırırlar ustaca sinsice şeytani bir uslup ile yapılmıştır şeriat başka hakikat başka derler hem bir gösterirler şeriat da küfür olan bazı şeyler hakikat de olmayabilir derler bu ölçüyü neden koymuşlar kitaplarında rastladığımız küfrü mucip kelimelere karşı güya tenkitlerimize karşı kendilerini korumak müdafaa etmek için yapmışlar şer’an o küfürdür ama hakikat de değildir derler.</p><p>Veyahut fetva başka, takva başka derler.</p><p>Burada tevhid derslerini anlatırken herhalde duymuşsunuzdur, bizde takva veyahut salih amel ortak koşulmayan amellerdir. İyi ameller şeklinde biz tercüme etmeyiz onu. Yani ortak koşulmamış ameller. Amel aynen sahih değil mi?</p><p>Bir amelin sahihliği ne demek Kurandan Sünneten delili olmasıdır. Arkasından halis olmalıdır. Bu ne demek? Allah için olmalıdır.</p><p>Fetva cevaz verir ama takva vermeyebilir derler. Şeriatın helal kıldığı birçok şeyi kendi usullerince haram kılarlar. Mesela yazarlar bunu Tasavvuf kitaplarına baktığınız zaman müritlere nasihat şeklinde,<strong> eşiniz ile ne kadar az ilişkide bulunursanız o kadar takva ehli olursunuz. Bunların hepsi Hristiyanlıktan geçmedir</strong>.</p><p>Onun için</p><h2 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong>Ehli Sünnet Nezdinde Akide İlminin Müteradif, Eş Anlamda Birçok İsimleri Vardır.</strong></span></h2><p>Bunlar sıra ile şöyledir ;</p><p><strong>Akide, bunu akide’tu selef, akide’tu ehlil eser, onun için biz tek başına akide demeyiz. Hemen o akideyi akide’tu selef, akide’tu ehli eser deriz. Sahabeden kastımız sahabe, tabiin, tebeut tabiin onlar. Ehli eser de eser ehli hadis ehli anlamındadır. Bu anlamda kullanırız.</strong></p><p>İki, <strong>tevhid zira Allah’ı rububiyetinde, isim ve sıfatlarında ve uluhiyetinde birleme mevzusunu işlediği için <span style="text-decoration: underline;">akidede en şerefli bahis bu mevzudur</span> deriz.</strong></p><p><strong>Sünnet de deriz. Mesela bakarsanız eş anlamda kullanıldığı yerler mesela bazıları iman kitaplarına Kitabul İman dedikleri gibi Ebu Davud gibi bazıları da Kitabu Sünne der. Ahmed ibn Hanbel’in akideye dayalı yazdığı Kitabu Sunnedir. Kitabul İman dememiş Kitabu Sunne demiş. Bunu eş anlamda kullanmışlar.</strong></p><p>Selef akidesine sünnet denilmesinin sebebi Allah Resulünün ashabının yoluna uyulduğu içindir. Çünkü ileride de açıldıkça gelecek, yetmiş üç fırkadan bahsederken o kurtulan taife hangisidir denildiğinde ;</p><p><span style="color: #008000;">ما أنا عَليْهِ وأصْحَابي</span> benim ve ashabımın bulunduğu yol üzerinde bulunanlar. Hatta imanda bile onlar gibi iman etmemiz emredilmiştir. Bu eş anlamlı, müteradif anlamlı tesmiyeleri neden zikrediyoruz burada?</p><p>Birileri farklı bir isim ile gelip sizi yanıltmasın diye. Mesela öyleleri vardır ki ben ilk kul sadi’nin yanına gittiğimde bana dediği söz şu olmuştur, ben akidemi kimse ile münakaşa etmem.</p><p>Şimdi o bu sözü, akidesine bağlılığını, yüceliğini, güya doğruluğunu ispat etmek için söyledi ama münakaşa edilmesi tashih anlamını taşır. Yanlış anladığın, yanlış uyguladığın bir şeyi pekiştirmene, düzeltmene sebep olur konuşma. Biz ise buna müzakere deriz. Çünkü sahabe birbirleri ile karşılaştıklarında da, diyor ya biz önce iman etmeyi öğrendik. Kuranı öğrenmeden önce iman etmeyi öğrendik. Arkasından birbirlerine rastladıkları zaman yolda, sokakta;</p><p><span style="color: #008000;">تَعَالْ نُؤْمِنْ سَاعَة </span> Buhari&#8217;nin iman bahsini okursanız bu rivayetleri bulursunuz. Gel biraz iman edelim. Ne anlamda? Müzakere edelim. Yanlışlarımızı düzeltelim çünkü yanlış böyle bir eylem eğitiminde bulunan toplulukta yanlış barınmaz değil mi? Müzakere edersen, münakaşa eder konuşursan yanlışlar düzeltilir veyahut da doğrular pekiştirilir. Yani birisinde meseleyi anlamışsındır ama müdafaa edemiyorsundur onu. Gelir konuşması baskın birisi senin zihnini bulandırabilir.</p><p>Mesela benim ilk uyanmama sebep olan sözlerden diyelim, benim arapça okuduğum hoca Ahmet Serdaroğlu Kocatepe de bir sohbet ediyor, orada diyor ki “cemaat bu türbecilik bidat İslam da böyle bir şey  yoktur.” Bazıları diyor ki hocam bizim akidemizi, aklımızı karıştırdın. O da diyor ki uyarmak için, “bu ne biçim akide? On dakikalık benim konuşmam ile karışıyorsa siz bu akideyi bir gözden geçirin.”</p><p>Daha önce onu konuşmuş, müzakere etmiş olsanız bu gibi durumlara düşmeyiz değil mi? Biz imanımızı konuşuruz, anlatırız. Kişisel olarak yanlış anladığımız bir şey varsa, algıladığımız yanlış uygulamamıza sebep olacak şeyleri temizleriz, biz akideyi konuşuruz. Devamlı da anlatırız.</p><p>Bizim dışımızda dikkat ederseniz bütün hoca geçinenlerin derslerine neredeyse akideye hiç yer vermezler çünkü akide artık konuşulacak bir mesele olmaktan çıkmıştır onların nazarında yani çok sağlam, paketlenip bohçalanıp rafa koyulmuş.</p><p>Hiçbirisi de yaptığı bir işin ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış, ne kadarı İslamdan, ne kadarı hurafi, ne kadarı ne zaman sokuşturulmuş o akideye. Biz bu zincire baktığımızda sahip olduğumuz kitaplar ile hangi pisliğin ne zaman çıktığını hatta zamanımızdaki uzantısı ile dahi rahatlıkla ilişki kurarız.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-1a9c451 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="1a9c451" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-87002b7" data-id="87002b7" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-c858dbf elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="c858dbf" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-fcf1490 elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="fcf1490" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-2bc6203" data-id="2bc6203" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-4262414 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="4262414" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Aynen dediğimiz gibi <strong>muasır asrımızdaki bu deizm pisliğinin temeli maalesef bu inandım diyen insanlar tarafından atılıyor. Amel imandan cüz değildir diyor. Biz bu şerite baktığımız zaman başını, ortasını, sonunu ve ilişkiyi görebiliyoruz.</strong></p><p>O zaman şu hadisteki yani Muhammed bin Abdulvahhab’ın yazdığı risalede de başlık olarak dediği gibi, <span style="color: #008000;">مَسَاءِلُ الجَاهِلِيَّةِ</span> yani cahili toplulukların müşkülatları. Bizden önceki ümmetlerin müşkülatları, onlara karışı karışına kulacı kulacına uyarsınız diyorsa değil mi mutlak onları taklit edecek, çünkü babaların yolu bu. O zaman aynı sorunlar bizde de çıkacak. Eğer onlara benzemeyin, onlar gibi olmayın diye bir ikaz aldıysak biz bu ne demektir?</p><p>Demek ki o sorun yaşanacak bu toplulukta da. Düşünün şimdi ayette hadiste geldiği gibi onlar alimlerini, Allah tan gayrı Rablar edindiler derken bu geçmiş ümmetlerden bir haber mi? Peki bizim tedbirimiz ne? Ya biz nerede düşeriz böyle bir soruna diye soran var mı? Sanki hiç kimse bulaşmayacakmış gibi dururuz. Biz bundan muaf tutulmuşuz gibi dururuz. Halbuki onlar yol ortasında anası ile dahi cima ettiyse, eşi ile alaniyeten yol ortasında çiftleştilerse bu pislik bu toplulukta da yaşanacaktır. İstisnasız.</p><p><strong>Hatta Beğavinin tefsirinde geldiği gibi İbn Mesut dan, onlar buğzaya taptılar, siz de tapacak mısınız bilmiyorum diyor. Yani onlarda bir sorun çıktıysa aynısı bu ümmette de çıkacaktır. O zaman biz akidemizi konuşuruz.</strong></p><p>Devamlı hataya karşı kendimizi ihtiyatlı tutabilmemiz için, bulaşan hataları temizleyebilmek için biz geçmişi de bilme zorundayız. Onun için muhammed ibn Abdulvahhab rahimehullah Mesailu Cahilliye isimli kitabı yazarken zaman darlığı mı diyelim, o zaman o kadar teferruata girilmesi mümkün değildi mi diyelim özlü başlıklar ile yazmış. Ve çok da bunun üzerine şerh yapan olmuştur. Ben her meselesi için mesela Avrupa&#8217;da iken bir ders yaptım bu mevzuda, oradaki zikredilen.</p><p>Ve bu devamlı benim onun üzerinde durup yoğunlaşmamı sağlamıştır. Düşünüp muhakeme etmeyi bu ümmette de çıkacak sorunlara karşı tedbirli olmak için müteyakkız uyanık olmamız gerekiyor bizim. Onun için akideyi öğrenirken biz rastgele bir şey olarak öğrenmiyoruz. Bakış açımız ufkumuz çok geniş, çap geniş. Yani timsah gözü gibi 360 derece diyebiliriz. Sadece önümüzü şöyle gören bir, aynen atların şeyi gibi korkulukları gibi. Gördünüz mü hiç? En çok bolat beygirlerinde kullanır lar onu. Evet.</p><p><strong>Ehli sünnet nezdinde akide ilminin müteradif eş anlamda birçok isimleri vardır.</strong> <strong>Bunlar şöyledir: Akide dediğimiz gibi, Tevhid; zira Allah’ı rububiyetinde isim ve sıfatlarında ve uluhiyetinde birleme. Bilme ve birleme mevzusunu işlediği için akide en şerefli yani akide de en şerefli bahis bu mevzudur. Onun için ilim ehli bazen küçük veciz cümlelerle, mesela Şeyh Elbani bile</strong></p><p><span style="color: #008000;">العقيدة أولا يا دعات</span></p><p>Önce tashihu’l akide. Şimdi tashih kelimesi birçok anlamı içerir. <strong>Yani geçmiş ümmetlerde de olduğu gibi her şey yanlış değil. Yanlışla doğruyu birbirinden ayırt edebilmek sorun. Bazen yanlışa doğru bir isim veriliyor ama içi yanlışlarla dolu.</strong></p><p><strong>Mesela şu an Cübbeli’nin ağzından çıkan “Biz ehli sünnetiz” sözü isim olarak doğru ama sözüm ona Hint akidesiyle dolu, Yunan akidesi ile dolu içi. Onların da bir akidesi var. <span style="text-decoration: underline;">Tasavvuf tamamen Hint akidesidir</span>.</strong> Ama bunlar öyle yapmışlar ki bu elbiseyi ikisine de giydiriyorlar. Zamanımızda da bak bu var. Bir zaman modaydı. Mesela dini film, dini roman, dini gazino. Uydurmadığı kalmadı. Dini plaj, dini otel, şeriat otelleri diyorlar. Bu kelimeler rastgele bu insanlar tarafından konulmuş kelimeler değil. Bizzat şeytanın tuzağı. O ki bir kelimenin başına din getirmekle o meşrulaşmaz. <strong>Akide ayrıca “Akidetu-s Selef” “Akidetu Ehli-s Sunne” böyle de tesmiye edilebiliyor.</strong> <strong>Sünnet, selef akidesinde Sünnet denilmesinin sebebi Allah Resul’ünün ashabının yoluna uyulduğu içindir dedik demin.</strong> Bunu görürsünüz kitaplarda. Zaten akideye dair yazılmış kitaplara baktığınızda bazen yapabilirsiniz, çocukları sıraya korsunuz kitap tanıtmak için on beş dakika akide bölümünün önünde durur tarif edilir. Zaten isimlerden anlarsınız. Mesela Âcurri’nin akideye dair yazdığı kitabın adı ne “<strong>Kitabu-ş Şeria”, tutuyor birisi “Kitabu-s Sunne” diyor. Birisi ne diyor? “Kitabu’l İman” diyor. “Akidetu-s Selef” diyor. Birisi “Usulu’d Din” diyor. Birisi ne diyor? “Fıkhu-l Ekber” diyor. Ebu Hanife mesela akide kitabına koyduğu ad “Fıkhu-l Ekber”.</strong></p><p>Bu isimler şaşırtmamalı. Ha kimin ne kasıtla koyduğunu da sonradan temyiz edebilirsiniz ayırt edebilirsiniz.</p><p>4)<strong> İman. İtikada dair meseleleri bazıları doğrudan diyor ya akide adını almıştır.</strong> <strong>Mesela Beyhaki’nin “Şuâbu’l İman” diye bir kitabı var. Ayrıyeten bakıyorsun “Kitabu’l İtikad” diye de bir kitabı var. Bakıyorsun itikadi bazı meseleleri ayrı ayrı “Kitabu’l Esma-i ve’Sıfat” var, “Kitabu’l Kader”i var.</strong> Bunları teker teker ele almış ayrıca. <strong>Yani bu o an o toplumu meşgul eden fitnelere dönük. Bakıyorsunuz birçoğu “Kitabu’l Kader”i “Kitabu’l İman”nın içinde bir bölüm olarak zikretmiş ama bazıları müstakil müstakil risale yazmış.</strong> <strong>Mesela Abdullah ibn-i Vehb’in “Kitabu’l Kader”i var. Firyabi’nin “Kitabu’l Kader”i var. Beyhaki’nin “Kitabu’l Kader”i var. Ayrı ayrı bunu telif etmişlerdir.</strong></p><p><strong>İman itikada dair meseleleri de şümulüne aldığı için Ehli Sünnet’in akide ilmine ıtlak ettiği en meşhur isimlerden birisidir İman.</strong></p><p><strong>Usulu’d din bu da denilmiştir beşincisi veya usulu’d diyane veya usulü erkanu’l iman; ümmetin üzerinde ittifak ettiği kati meseleler demektir.</strong> <strong>Mesela usulü’d diyane. El-İbane’de de denmiştir bu mevzuda. Fıkhu’l Ekber. Usulu’d Din ifadesine müteradif eş anlamlı bir ibaredir. Şer’i meselelerde olan Fıkhu’l Asğar’a mukabil. Yani normal fıkıh kitaplarına Fıkhu’l Asğar’a mukabil buna da Fıkhu’l Ekber denilmiştir.</strong> Eş Şeria’; Allah ve Resul’ünün teşri kıldığı günler demektir. Bunların en önemlisi tabi <strong>Usulu’d Dine’e ait olanlardır. Akideye dair olanlardır.</strong> Aynen az önce şeyh Elbani’den ve birçok ilim ehlinin de dediği gibi</p><p><span style="color: #008000;">العقيدة أولا يا دعات</span></p><p><strong>“Ey davetçiler önce akide!” şu kıssacılara, vaaz, irşad yapanlara baktığınız zaman hep safsata, duygulara hitap eder bir şekilde konuşurlar. İz’ana hitap etmiyorlar. Aynen bizde biz güzel sesli hafızın kıraati önce duyguya hitap ediyor.</strong> Haa dikkat çekmek için evet. Dinlemelerini sağlamak için ama. İyi dinleyip iyi anlayabilmelerini sağlamak için olabilir. Allah Resul’ünün dediği gibi. Ama ağlanacak yerde gülüyorsa o, tebessüm edip memnu olma ifadesi gösterileceği yerde ağlıyorsa ne olduğu bellidir.</p><h3 style="text-align: center;"><span style="color: #000000; font-size: 19px;"><strong> Ehli Sünnet Karşıtı Olan Fırkaların Akide İlmine Vermiş Oldukları İsimlere Gelince</strong></span></h3><p>şöyledir:</p><p><strong> 1. Kelam ilmi</strong>.<strong> Şimdi bizimkiler kelamı daha önce buna felsefe filozof bununla meşgul olan filozoflara da <span style="text-decoration: underline;">hukama</span> denilirdi.</strong> B<strong>unların sözlerine hikmetli sözler derler</strong>. <span style="text-decoration: underline;"><strong>Felsefe Gazali döneminde Yunan felsefesi ile güya Tasavvufu harmanlayarak İşrâkîliği çıkarmış.</strong> </span>Derler <em><span style="text-decoration: underline;"><strong>“Felsefe Gazali’nin elinde hidayet buldu adı da “İlm’i Kelam” Kelam ilmi oldu.</strong></span></em> S<strong>öz etme ilmi. Yani bir nevi avukatlık gibi bir şey. Düşüncenin çatlaklarından hükümler çıkarma. Bir avukatlığa bak. Kanunun çatlaklıklarından istifade ederek mahkuma en az ceza veya tahliye edilmesine sebep olmaya çalışmaktır.</strong> Bu isimlendirme Mutezile Eş’ari Maturidi ve onların menhecine suluk edenlerin tesmiyesidir. Yani bir akideye Eş’ari denilir mi? Adama nispet ederek. Bize baktığınız zaman bizim koyduğumuz bu isimler hiçbirisi bir kişiye bir düşünceye nispet değildir. <strong>Yani biz Eş’ari değiliz, Maturidi de değiliz Harici de değiliz Cehmi de değiliz. Bunların hepsi bir isme nispettir.</strong> Ama bizimki böyle değildir. <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Ben selefiyim deme Akidetu-s Selef dediğimizde az önceki neyi kastettiğimizde muradımız neydi? Sahabenin akidesidir.</strong> <strong>Yani öncekilerin akidesi.</strong></em></span> Şimdi bu bunlar neyi karıştırıyorlar? Öncekilerin akidesi ile babalarının yolunu karıtırıyorlar. Haa biraz üzerinde dursan “Ondan kasıt öncekilerin akidesi derler. Değil!</p><p><strong>Kelam ilmi, bu isimlendirme Mutezile, Eş’ari, Maturidi ve onların menhecine suluk edenlerin tesmiyesidir.</strong> Böyle bir isimlendirme asla caiz değildir. Zira biri geliyor ‘’Sizin de isminiz var’’ diyor. Eğer biz bu mevzuda bilgisiz isek susuyoruz.</p><p>Adam gelip diyor ki ‘’ Siz tevhid derken, Tevhid Allah’ı rububiyetinde, isim ve sıfatlarında, uluhiyetinde birlemek, bunun delili nerede?</p><p>Eğer biz tek kitap okumuş isek, tek tarif ile yaklaşılır. Tevhid her zaman bizim yanımızda tarifi böyle değil. Bakarız İbn Kayyım’ın tarifini kullanırız bir yerde . <strong>Tevhid, yaratıcı ile yaratılanı ayır etmektir, diyor.</strong></p><p><strong>Burada vahded el-Vücud’a karşı çıkarız. <span style="text-decoration: underline;"><em>Tevhid, Allah’ı mahluka benzetmemektir.</em></span> </strong>Burada da teşbihçilere karşı çıkarız. Ama bizimkiler teşbihten kaçmak için ne oluyor? İsim ve sıfatı inkar ediyor. Allah’ın ismi anıldığında düşünce teşbihe gidiyor, çünkü zihin, o kadar ham. Yani aynen bozulmaya çok müsait yemek gibi kafaları.</p><p><strong>Az önce dediğim gibi akideyi konuşmazsan, bu deli rüzgar nereden eserse essin yıkar. Onun için Türk toplumunda bütün bozuk akideler hemen rağbet buluyor</strong>. <strong>Edip Yüksel ile İşaret Yayınlarında konuşurken Şenlikoğlu bana dedi ki ‘’ Hocam bunu dikkate alma, bu Türkiye’de kendisine müşteri bulamaz.’’</strong></p><p><strong>Orada bir söz dedim ben: ‘’<span style="text-decoration: underline;">Türkiye’de insan tersini pazara çıkar müşteri bulursun. Alan çıkar. Koy tezgaha ‘’satıyorum’’ de. Müşteri çıkar Türkiye’de.’’</span></strong></p><p>Neden? Akide de bu kadar bulanık zihinler var. Aynı sözü, artık aynı ölçüler ile yaklaştığı için mi, Belçika’da bir derse gitmiştik. Samsundan gelme bir imam varmış. Aslen Arnavut. Orada biz bir sohbet ettik. Cemaat ona dedi ki: ‘’Hocam aklımız karıştı. Bu gencin anlatması ile’’. Siz cahil kalırsanız her gelen zaten sizin aklınızı karıştırır. Kimin kafası karışır? Düşünceleri oturmamış kişinin.</p><p><strong>Zira ilmi kelam muhtes bid’at hiçbir bilgiye dayanmadan, Allah hakkında söz söylemektir.</strong> Ki buda  itikadi meseleleri nispet konusunda selefin menhecine terstir.</p><p><strong> 2. Felsefe.</strong> <strong>Buda felsefecilerin ve onların yolundan gidenlerin tesmiyesidir. Böyle bir isimlendirme de caiz değildir. Akide de felsefe evham akla hayale ve hurafi tasavvurat üzerine mebnidir</strong>. Burayı biraz çabuk geçtim, akide de felsefe, evham akla hayale ve hurafi tasavvurat  üzerine mebnidir.</p><p><strong> 3. Tasavvuf, bazı müsteşrik, tasavvufa nezninde ve onların mesleğine uyanların mutasavvufanın şatahatına dayalı. Biraz açtıkça bu şatahatı açarım. Mesela şatahat, tasavvuf ehlinin  cezbe anındaki söylediği sözlere manyakça attığı sözlere söylenir. <span style="text-decoration: underline;">Mesela cübbemin altında Allah’tan başka kimse yoktur sözü şatahattır. Cübbelinin söylediği sözler şatahattır mesela.</span></strong> <span style="text-decoration: underline;"><strong>Ete kemiğe büründü Mahmut diye göründü, böyle derler.</strong></span></p><p>Kendilerini mazur göstermek için böyle diyorlar. Bunlar manyakça söylenilmiş sözler. Manyağın sözüne de itibar edilmez. Ama bunlar akide diye inanıyorlar.</p><p>Şatahatına bağlı değerlendirme kuruntu ve hurafelerden bidat bir tesmiyedir. Kısmen mesela bid’at  bir teslimiyettir.</p><p><strong> 4. İlahiyat.</strong> <strong>İlahiyat kelimesi de teolojinin Türkçe karşılığıdır. Teo ilah demektir Latince.</strong> <strong>Grigoleten yani  Yunan dilinde Teo ilah. Onun için böyle, bizim din okullarını güya ilahiyat  adını kasten böyle koydular. Bu isimde kelam ehli felsefeciler, müsteşrikler ve onlara tabi olanların tesmiyesidir.</strong></p><p><strong>  Zira onların indinde bu kelimeden murad Allah’a ait meseler, ilahiyat Allah’a ait meselelerde felsefe ve kelama dayalı ilhadi sözleri kastederler</strong>.</p><p><em><span style="text-decoration: underline;"><strong>Mesela vahded el-Vücud ilhaddır. Farklı bir pisliktir.</strong></span></em></p><p><strong> 5. Metafizik.</strong> <strong>Bazı felsefecileri ve garbi yazarların ve onların mesleğinde olanların isimlendirmesidir.</strong> <strong>Mana yönü ile ilahiyat ismine  benzer mana taşır. Bazı insanlarda kendi görüş ve düşüncelerini batılda olsa, Akide olarak tesmiye etmektedirler, <span style="text-decoration: underline;">bende buna inanıyorum, dedikleri gibi.</span></strong> <strong>Onlara göre <span style="text-decoration: underline;">nakli ve akli hiçbir şeye dayanması da gerekmiyor.</span> Ben böyle inanıyorum diyor.</strong></p><p><strong>Halbuki  sahih olan akidenin hak olan bir mefhumu vardır</strong>. İşte o da <strong>Kuran’a ve sahih Sünnete müstenib ehl-i sünnet vel cemaat akidesi ve selefin icmasıdır.</strong></p><p><strong> Bazen akidenin de batıl bir mefhumu olabilir. İşte o da Allah ve Resulünden gelen naslara taarruz eden ters düşen her anlayıştır.</strong> Akide mefhumunu din mefhumuna itlak etme hak olan bir  nispettir. Zira hak olan Allah’ın dini de budur. Çünkü müşrikler de kendi inanç esaslarına ve anlayışlarına din demişlerdir. <strong>Onun için demokrasi müstakil bir dindir</strong>. Eğer  akideyi  bu denli bir kere tekrarlama ile zihne yerleşmez. Yakalayamazsanız,<strong> biz demokrasiye inananlar, inanan kimseleriz dediğinde ne demek istediğini bir düşün. Buda yeni bir din olarak eklenilir burada.</strong></p><p><strong>  <span style="text-decoration: underline;">Ama benim tarif ettiğim şekliyle demokrasi müstakil bir dindir, laiklik bunun akidedeki mezhebidir Türkiye’de Avrupa’da akidedeki mezhepleri Sekülerizmdir</span></strong>. <strong>Laiklik kelimesini Fransızlardan başka kimse kullanmaz.</strong> Bizim İsmail birkaç gündür kullanıyor. Ve o da birkaç gündür karıştırıyor. <strong>Sekülerizm bilimselcilik.</strong> Mesela Fransa’nın dışındaki bütün demokrasi sevenler hep Sekülerizm bazen bizde de bilime inanıyoruz bu bilimsel falan gibi laf ederler ama sözüm ona bilimden öte her şeye benziyor. <strong>Demokrasi müstakil bir dindir. Laiklik Türkiye’de  akidedeki mezhebidir. Partilerde onun ameldeki mezhepleridir.</strong> Halbuki sahih olan bir akidenin mefhumu vardır. İşte o da Kuran ve Sünnete müstenip ehl-i sünnet vel cemaat akidesi ve selefin icmadır. İcmayı anlıyorsunuz değil mi? Yani akide de aynı anlayışa sahip kimseler ittifak ettiği. Bazen akidenin de batıl bir mefhumu olabilir. İşte o da Allah ve Resulünden gelen naslara taarruz eden ters düşen her anlayış. Akide mefhumu ve  din mefhumunu itlak etme hak olan bir nispettir, zira hak olan Allah’ın dini de budur.<strong> Çünkü müşriklerde kendi inanç ve esaslarına din demişlerdir. İlk olarak Allah böyle bir taksimi yapmaktadır. Sizin dininiz size bizim dinimiz bize.</strong> Bu taifelerden bazıları şunlardır:</p><p><strong>&#8211; Şuraiyye, komünistler: Batıl görüş ve anlayışlarına din ve akide diyorlar.</strong></p><p><strong>&#8211; Budistler: Onlarda batıl ve görüş ve anlayışlarına din ve akide diyorlar.</strong></p><p><strong>&#8211; Yahudilerde ilah olan dinlerine sokuşturdukları batıl görüş ve anlayışlarına din ve akide diyorlar.</strong></p><p><strong>&#8211; Hristiyanlarda ilahi olan dinlerine sokuşturdukları batıl görüş ve anlayışlarına din ve akide diyorlar.</strong></p><p><strong>İslam akidesine gelince akidetu ehl-i sünneti vel cemaati bu tesmiyedir maksat Allah’ın kullarından din olarak razı kıldığı İslam demektir</strong>. <strong>Kişilere görüşlerine fırkalarına göre inanış biçimleri İslam akidesi değildir ve temsilde edemezler.</strong> Halbuki sahih İslam akidesi olan ehli sünnet ,inancı kişiler veya fırkalara temsil edilen görüş veya anlayış değildir. Kaynağı tamamen kitap ve sahih sünnet olan naslara müsteniptir. Ve  İslam’dır denilen hiçbir şey Kitap ve Sünnette sağlamasına havale edilmeden kabul edilemez ve edilmemiştir de.</p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-98a21ec elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="98a21ec" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-a0bfd03" data-id="a0bfd03" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-da32179 elementor-widget elementor-widget-spacer" data-id="da32179" data-element_type="widget" data-widget_type="spacer.default">
				<div class="elementor-widget-container">
							<div class="elementor-spacer">
			<div class="elementor-spacer-inner"></div>
		</div>
						</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				<section class="elementor-section elementor-top-section elementor-element elementor-element-ae200fc elementor-section-boxed elementor-section-height-default elementor-section-height-default" data-id="ae200fc" data-element_type="section">
						<div class="elementor-container elementor-column-gap-default">
					<div class="elementor-column elementor-col-100 elementor-top-column elementor-element elementor-element-19e89ad" data-id="19e89ad" data-element_type="column">
			<div class="elementor-widget-wrap elementor-element-populated">
						<div class="elementor-element elementor-element-0f5810d elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="0f5810d" data-element_type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ebu Said -El Yarbuzi </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yazanlar : </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Ankaralı Mehmet Şahin </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Harun </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">Yahya </span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/abdulkays-kabilesinin-elcileri/">Abdulkays Kabilesinin Elçileri</a></span></p><p style="text-align: center;"><span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="https://www.facebook.com/ilmedavetdernegiistanbul/">Bizleri Takip Edin</a></span></p><p> </p>								</div>
				</div>
					</div>
		</div>
					</div>
		</section>
				</div>
		<p><a href="https://www.ilmedavetdernegi.org/makaleler/ebu-said/akide/akide-1/">Akide</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ilmedavetdernegi.org"></a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">7684</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
