Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Din Nasihattir

Din Nasihattir.

الدين النصيحة Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir diyor. Birisi diyor ki;

لمن يا رسول الله؟ قال: لله ولرسوله ولأئمة المسلمين وعامتهم  “Allah için, Resulü için, müminlerin imamları (idarecileri anlamındadır.) ve hepsi için diyor.

Yani müminlerin umumu için diyor.

Bu hadisi şerifi Arapça da olsa, başka bir dilde de olsa aktarışınız her ne kadar acemler için kelime anlamını versek de ama muhteviyatı, içeriği, özü olan anlamı düşünerek ;

Şimdi din nasihattir doğrudan doğruya Dinin nasihat olduğunu söylemesi her halükarda din nasihattir, anlatmak nasihattir, öğretmek nasihattir maruf şeklinde emretmek nasihattir, münker şeklinde alıkoymaya çalışmak nasihattir yani din her halükarda nasihattir.

Tabi soran nasıl anladığını izah etmediği için لمن يا رسول الله؟ kimin için? Diyor. Fakat cevabı veren Resul bütün kemali ile anlaşılmasını sağlayacak  bir cümle kurarak cevap veriyor. Soranın hangi kasıtla sorduğu önemli değil. Ama cevap veren Resulün cevabı ise herkesin anlayabileceği, düşünebileceği bir şekilde cevap veriyor. لله ولرسوله . genel anlamda;

وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ[1]

Anlat, nasihat et, öğüt ver. Nasihat mutlak müminlere fayda verir.

فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ[2]

Bu ayet ise;

Anlat, öğüt ver ama fayda verirse.

Herkes kendi düşüncesini, inancını, dinini anlatarak yayıyor. Şeytan bile. İfsadını böyle yapıyor. Şeytan kendi dostlarına öğüt verir. Mesela birisi seni Allah’tan gayrından korkutuyorsa, bu şeytanın başını çektiği veyahut şeytanın avanelerinden birisi. Şeytan kendi dostlarını Allah’tan gayrından korkutur.  Allah dan değil de, Allah dan gayrından birisi seni korkutuyorsa bil ki o şeytanın avanesidir. Çünkü müminler, inanan insanlar Allah için nasihat eden, Resulün bize getirdikleri ile nasihat eden çünkü Resule emredilen ne?

 يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغْ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ[3] 

Ey Resul Rabbinden sana indirileni tebliğ et.” Diyor.

Demek ki Resul sadece Allah’tan geleni nasihat ediyor. Kendiliğinden bir şey demiyor.

Ondan sonra kime?  لأئمة المسلمين  yani idarecilere de. İlim ehline de nasihat edilir. Bazen avamdan birisinin belki çok şey bilmez ama, İlim ehline, idareci birisine “Allah’tan kork!” demesi bir nasihat tır. Bazı insanların Allah’tan kork denildiğinde rahatsız olması, bilin ki o bundan rahatsız oluyor.

Az önce söylediklerim ile bunu birleştirirsek katiyetle… bazen devletler arası ilişkilerde ön koşulsuz görüşmeye hazırız diyorlar ya bu ne demektir? Hiçbir şart koymadan görüşebiliriz.

Şart ne? Şöyle olursa konuşabiliriz. Mesela İran diyor ki; Amerika ile konuşabilmemiz için önce ambargoyu kaldırsın diyor. Ama birisi ön koşulsuz. Ön şartsız konuşabiliriz diyor. Açıktan açığa.

Allah’tan, Kur’an dan gelen, Sünnetten gelen bütün nasihatlere müminlerin idarecilerinin, alimlerin veyahut avamın açık olması gerekiyor. En ufak bir rahatsızlık hissediyorsanız, diyelim ki:

 Birisi geliyor bizi sabah namazına kaldırıyor. Namazın bir emir, vacip olduğunu anlatman, terkinin küfür olduğunu anlatman nasıl nasihatse, birisini bir vakit namaza kaldırman da nasihattir. Onun aciz kaldığı yerde ona yardım etmendir. Çünkü kendi başına kalsa kalkamayacak. Eğer birisi bu nasihatten rahatsız oluyorsa, nasıl bir rahatsızlık? Çeşidini herkesin kendi bilir. Mesele iki-üç kere gelip kalk dediğinde “eee yeter, kalktım be” der ya bak bu bile bir itirazdır, rahatsızlıktır. Hemen kalkıp kendimizi hesaba çekmemiz gerekiyor. Neden rahatsız oluyorum diye. Benim ateşten kurtulmam için diyor değil mi? Benim İmanımı kurtarmak için bunu bana diyor. Ben neden kızıyorum? Hiçbir başkasının hesap sormasına ihtiyaç bırakmadan, herkes kendisini bu hesaba çekmeli. Neden ? çünkü sende onu ağır hissedecek veyahut hissettirecek bir şeyler var mutlak.

 Ağır geliyorsa mutlak kendisinden kaynaklanan, ona kulak verecek bir arızası var. Mesela İmamı-ı Şafii diyor;

شَكَوْتُ إلَى وَكِيعٍ سُوءَ حِفْظِي

Ezberimin zayıflığından vekiye şikayette bulundum.”

Diyor. Ezberleyemiyorum. Ne yapayım, ne edeyim?

فَأرْشَدَنِي إلَى تَرْكِ المعَاصي

O da beni isyanları terk etmeye yönlendirdi.

Yani Allah’a asi olduğun şeylere dikkat et. Çünkü ;

العِلْمَ نُورٌ

İlim bir nurdur.”

كيف يعطى لعاصي

Asilere nasıl verilir?

Görüldüğü gibi bizim bir arızamız, bir sorunumuz varsa bu soruna sebep olan bizde bir müşkülat vardır.

Eğer namaza kalkmaya üşeniyorsak mesela;

إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ[4]

“ Münafıklar Allah’a hile yapmak isterler, ama Allah onların hilelerini başlarına geçirir. Namaza kalktıklarında, kalkacaklarında tembel, tembel üşengeç, üşengeç kalkarlar.”


[1] Zariyat 55

[2] Ala 9

[3] Maide 67

[4] Nisa 142

وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

“ Ve namaza dursalar da Allah’ı çok az zikrederler. ( Acele, acele kılarlar.)

Bu ayetteki zikredilen namaz da ki nifak alametlerindendir.

Tembel tembel kalkmak namaza, üşengeç üşengeç ve bir de acele acele kılmak, az zikretmek. Bu nifak alametlerindendir. Ayrıca Hadis-i Şerifte geçtiği gibi Cemaatten geri durmak da nifak alametidir. Cemaate iştirakten, cemaatten geri durma, cemaatle kılmamakta bu da nifak alametidir.

Namaz gibi bir İbadete biz üşengeç, tembel davranırsak veyahut nasihate kapalı olursak insanları da mesela sana, mesela biz uyurken ormanda içimizden birisinin beklemesi ne içindir? Tehlikeye karşı değil mi. Ayı gelir, yılan gelir, domuz gelir, akrep gelir değil mi birisi bekler. Bu adama neden  bekliyorsun der miyiz? Bizi uyarsa yılan sokacakken, tam suya düşecekken bizi tutsa biz buna kızar mıyız? Kızmamamız gerekir.

Eğer bir insan kendisine nasihat eden kardeşinin sözlerinden alınırsa ona kendini kaptırsa, Allah Resulünün dediği gibi; “Ben sizin ateşe düşmemeniz için eteğinizden tutuyorum, siz ise benim elime vuruyorsunuz. Neden tutuyorsun diye.” Bunun ne kadar mantıksız bir hareket olduğunu anlıyor muyuz? Çok açık. Onun için Nasihata bazen de “Sen bunu bana sorma hakkına sahip değilsin.” Dediğimiz gibi. Eğer o senin iyiliğine bunu diyorsa, herkes sorar. Değil mi? Bunu neden yaptın? Şimdi biz  o kadar hatalıyız ki, inan her hatamıza uyarılacak olsak, biz uyaran insanlara düşman kesiliriz. Bu adamlar bizim her şeyimize karışıyor deriz. Değil mi? çünkü o kadar hata var ki düzeltilecek  her dakikada belki bir şeyimize müdahele edecek, o zaman da o insanlardan biz bıkacağız her şeyimize karışıyor diye. Katiyetle bizi ateşten korumak için bunu yapıyor demeyeceğiz.

“Ya arkadaş adama nefes aldırmıyor ya. Esir kampında gibisin sanki.” Senin ateşe düşmeni önlemek için eteğinden tutuyor sen ise ona bunu diyeceksin, dersin. Onun için katiyetle nasihata kendinizi kapayacak konuma itmeyin.

İki size nasihat edeni bıktırmayın. Adam sen ateşe düşmeyesin diye eteğinden tutmaya çalışıyor, sen onun eline vurursan bir kere, iki kere tahammül eder ondan sonra “Git lan, hangi cehenneme gideceksen git.” Der. Bu hem kendimizi nasihatten mahrum eder, başkasının bize nasihat etmesinin de önüne geçmiş oluruz. Ve kimse kimseye karışmamaya başlar artık. Buna da biz nemelazım deriz. Ve daha önce de dediğim gibi birbirine bağlarsanız, “Biz bu insanlara neden kıçınızı, başınızı açıyorsunuz demediğimiz için onlar bize neden kapanıyorsunuz” diyorlar. Bu açık değil mi? Çünkü biz onlara neden açılıyorsunuz? Demiyoruz.

Biz açılanların saçı, başı her yerleri belli demiyoruz değil mi ama onlar biz “Ya beyaz beyaz örtülüp yanımızdan geçiyorlar, kahroluyorum, çatlıyorum ben.” Diyor. İzmir de Chp lokalinde avradın birisi diyor bunu. Biz ona desek; “Şu haline bak, güneşte kurumuş muşmulaya benziyorsun” desek…

O Türkan Saylan denilen kadın vardı ya Baş örtülülere çata çata Allah ne yaptı ona? Saçları döküldü, başına örtü almaya başladı.

Onun için kendinizi katiyetle nasihate kapamayın .size nasihat eden insanı da kendinizden bıktırmayın. Çünkü bunun sonu ne olur? “istediğin cehenneme git” denilir, ondan sonra nemelazımcılık başlar. Çünkü nasihat eden de bıkar. Bıkmadan devamlı ona nasihat edemez artık.    

Ebu Said – El Yarbuzi

Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin

Allah’ın Kelamı

Bizleri Takip Edin