Soru:
Çocukların kamu görevinde (memuriyette) çalıştıkları bilindiği halde onlara zekat verilmesi caiz midir? Eğer cevap “Hayır” ise; baba sizi zekatı almaya zorla mecbur ederse ne yapmalı? Onu alıp tasarrufta bulunmak (harcamak) mı, yoksa sizden daha müstahak olduğunu düşündüğünüz birine vermek mi caizdir?
Cevap:
Hamd Allah’a mahsustur. Bu çocuklar için bir çok hal vardır:
Birinci hal: Maaşlı işleriyle yetiniyor olmaları ve muhtaç olmamalarıdır.
Bu durumda onlar zekat ehli değildirler; babanın onlara malının zekatını vermesi helal değildir ve onlara ödeme yapmakla sorumluluğu düşmez.
İkinci hal: Maaşlarının geçimlerine yetmemesi ve nafakalarının babaya vacip olması, babanın da zekat dışında onlara harcayabileceği bir malının bulunmasıdır.
Bu durumda da babanın onlara malının zekatını vermesi caiz değildir; çünkü onların nafakası babanın üzerine vaciptir.
” وأجمعوا على أن الزكاة لا يجوز دفعها إلى الوالدين والولد ، في الحال التي يجبر الدافع إليهم ، على النفقة عليهم “
İbnü’l-Münzir şöyle demiştir: “Zekat verenin onlara nafaka vermeye zorlandığı durumlarda, zekatın ebeveyne ve çocuklara verilmesinin caiz olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.” el-İcmâ (s. 57)
” قال ابن المنذر: أجمع أهل العلم على أنّ الزكاة لا يجوز دفعها إلى الوالدين ، في الحال التي يجبر الدّافع إليهم على النفقة عليهم ، ولأنّ دفع زكاته إليهم تغنيهم عن نفقته ، وتسقطها عنه ، ويعود نفعها إليه ، فكأنّه دفعها إلى نفسه ، فلم تجز، كما لو قضى بها دَينَه ” .
İbn Kudâme el-Makdisî şöyle demiştir: “İbnü’l-Münzir dedi ki: İlim ehli, zekat verenin onlara nafaka vermeye zorlandığı durumlarda zekatın ebeveyne verilmesinin caiz olmayacağı hususunda icma etmişlerdir. Çünkü zekatını onlara vermesi onları babanın nafakasından müstağni kılar, nafakayı babanın üzerinden düşürür ve faydası yine kendisine döner. Bu durum, sanki zekatını kendine vermiş gibidir ve tıpkı borcunu onunla ödemesi gibi caiz olmaz.” el-Muğnî (4/98)
Bu iki duruma göre; babalarının zekatı onlara vermesi caiz değildir, onların da alması caiz değildir.
Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi (23/333) eserinde şöyle geçmektedir:
“Zekat ehli olmayan birinin, onun zekat olduğunu bilerek alması icma ile helal değildir. Eğer alırsa ve kendisinden geri alınmazsa: O mal ona helal olmaz; bilakis onu geri vermeli veya sadaka olarak vermelidir; çünkü o kendisine haramdır. Zekat verene gelince, zekat müstahaklarını tanımak için içtihat etmeli (araştırmalıdır). Eğer araştırmadan verirse veya araştırması onun zekat ehli olmadığı yönünde olmasına rağmen verirse, alan kişinin zekat ehli olmadığı ortaya çıkarsa zekatı geçerli olmaz.”
Eğer onlar, babalarının adına zekatı hak eden birine verirlerse, bu ancak babalarına haber verdikten sonra geçerli olur; çünkü zekat, failinin niyetine ihtiyaç duyan bir ibadettir. Dolayısıyla babaya nasihat edilmeli, yaptığı şeyin caiz olmadığı ona açıklanmalıdır. Bunu ona açıklamak için mahalle camisinin imamı gibi babanın güvendiği kişilerden yardım alınabilir.
Üçüncü hal: Maaşlarının ödemeye yetmediği borçlarının olması veya maaşlarının geçimlerine yetmemesi ve babanın zekat dışında onlara harcayabileceği bir malının bulunmasıdır.
Bu durumda, bir kısım alim babanın malının zekatını çocuklarına vermesinin caiz oluşunu tercih etmişlerdir.
Şeyhülislam İbn Teymiyye’nin Mecmûu’l-Fetâvâ (25/92) eserinde şöyle geçmektedir:
” وسئل – رحمه الله – :
هل من كان عليه دَين يجوز له أن يأخذ من زكاة أبيه لقضاء دينه أم لا؟
فأجاب:
إذا كان على الولد دَينٌ ، ولا وفاء له؛ جاز له أن يأخذ من زكاة أبيه في أظهـر القولين في مذهب أحمد وغيره .
وأما إن كان محتاجًا إلى النفقة ، وليس لأبيه ما ينفق عليه ، ففيه نزاع ، والأظهر أنه يجوز له أخذ زكاة أبيه .
وأما إن كان مستغنيا بنفقة أبيه ، فلا حاجة به إلى زكاته. والله أعلم “
“Sual olundu -Rahimehullah-: Borcu olan birinin, borcunu ödemek için babasının zekatından alması caiz midir değil midir? Cevap verdi: Eğer çocuğun borcu varsa ve ödeyecek durumu yoksa; Ahmed [b. Hanbel] mezhebinin ve diğerlerinin iki görüşünden daha zahir olanına göre babasının zekatından alması caizdir. Eğer nafakaya muhtaç ise ve babasının ona harcayacak malı yoksa, bu konuda ihtilaf vardır; ancak zahir olan, babasının zekatından almasının caiz olduğudur. Ama eğer babasının nafakası ile müstağni ise, babasının zekatına ihtiyacı yoktur. Allah en iyisini bilendir.”
وسئل الشيخ ابن عثيمين رحمه الله : ما حكم دفع الإنسان زكاته إلى أصله وفرعه ؟
فأجاب : ” دفع الزكاة إلى أصله وفرعه ، أعني آباءه وأمهاته وإن علوا ، وأبناءه وبناته وإن نزلوا: إن كان لإسقاط واجب عليه لم تجزئه ، كما لو دفعها ليسقط عنه النفقة الواجبة لهم عليه ، إذا استغنوا بالزكاة ، أما إن كان في غير إسقاط واجب عليه ، فإنها تجزئه ، كما لو قضى بها ديناً عن أبيه الحي ، أو كان له أولاد ابن ، وماله لا يحتمل الإنفاق عليهم وعلى زوجته وأولاده ، فإنه يعطي أولاد ابنه من زكاته حينئذ ؛ لأن نفقتهم لا تجب عليه في هذه الحال .
وبذل الزكاة للأصول والفروع في الحال التي تجزئ : أولى من بذلها لغيرهم ؛ لأن ذلك صدقة وصلة “
Şeyh İbn Useymin’e (rahimehullah) soruldu: Kişinin zekatını aslına ve ferine vermesinin hükmü nedir? Şöyle cevap verdi: “Zekatın asıl ve fer’e, yani ne kadar yukarı çıkarsa çıksın babalara ve annelere; ne kadar aşağı inerse insin oğullara ve kızlara verilmesi şöyledir: Eğer üzerindeki bir vacibi düşürmek içinse yeterli olmaz; tıpkı zekatla zenginleşmeleri durumunda üzerindeki vacip olan nafakayı düşürmek için vermesi gibi. Ancak üzerindeki bir vacibi düşürmek amacı taşımıyorsa yeterli olur; hayatta olan babasının borcunu onunla ödemesi veya torunları olup da malının onlara, eşine ve çocuklarına bakmaya yetmemesi gibi. Bu durumda torunlarına zekatından verir; çünkü bu durumda onların nafakası ona vacip değildir. Zekatın geçerli olduğu durumlarda asıl ve fer’e verilmesi, başkalarına verilmesinden daha evladır; çünkü bu hem sadaka hem de sıladır.” Mecmûu Fetâvâ ve Resâil İbn Useymîn (18/415).
