Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ahirete İman

Ahirete İman

Değerli Müslümanlar … ! bilindiği gibi bir çok iman esasları vardır ki kul, bunlara istenildiği manada iman etmediği sürece Cenneti kazanması mümkün değildir.

Bunlardan bir tanesi de Ahiret gününe imandır. Bilindiği gibi ahiret gününden kastın ;  İnsanların hesap ve dünyada yaptıklarının karşılığını alma günüdür. Ahiret gününün bu şekilde isimlendirilmesinin sebebi onun son gün olup dünya için başka bir gün olmadığı içindir. Ahiret günü kıyamet günü diye de isimlendirilmiştir.

Ahiret gününe iman : Allah ve Rasulünün haber verdiği ölümle başlayan kabrin fıtnesine, oradaki nimet ve azaba, tekrar dirilmeye, haşra, amel defterlerine, hesaba, teraziye, havza, sırata, şefaate, cennete, cehenneme ve kıyamet alametlerine iman etmeyi gerektirir.

1 – KUR’AN DA  AHİRET  GÜNÜNÜN  ÖNEMİ  ŞÖYLE ANLATILIR

Kur’an imanın bu kısmına çok önem vermiş ve onun bir gün mutlaka gerçekleşeceğini haber vermiştir…. Rabbimiz bu konuda  insanın o günden gafil olmaması için her fırsatta ona dikkat çekmiştir.

Kur’an da bu büyük günden çokca bahsedilmiş ve bir çok Ayette Allah’a imanla ahiret gününe iman yanyana zikredilmiştir… Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz asıl iyilik değildir. Asıl iyilik Allah’a ve ahiret gününe……. iman etmektir. “   Bakara : 177.Ay 

“ Herkim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amel işlerse onlara Rabbleri katında mükafat vardır.Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. “   Bakara : 62.Ay

“ Bu sizden Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimselere verilen bir öğüttür. “  Bakara : 232.Ay

“ …  Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen…kimselerle savaşın. “ Tevbe : 29.Ay

“ Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, ahiret gününü umut edin. Yeryüzünde karışıklık çıkarıp bozgunculuk yapmayın dedi. “  Ankebut : 36.Ay

Allah’u Teala Kitabında kıyamet gününü bir çok isimle zikretmiştir. Bu da ona verilen önemin bir başka yönüdür.

Değerli Müslümanlar …! şüphesizki Ahiret gününe imanın insan hayatında etkin bir tesiri vardır. Çünkü ahiret günü ve ondan sonra gerçekleşecek hesap, ceza, cennet, cehennem, havz, şefaat gibi şeylere iman, kişiyi orası için hazırlık yapmaya yönlendirir.

Ahirete yakini bir iman, sahibine cennete girdirici salih ameller işleteceği gibi, cehenneme girdirici kötü amellerden de uzaklaştırır.

Bu Dünya hayatının kendisi için imtihan yurdu olduğunu bilen bir kimse, bu sermayeyi güzel değerlendirip imtihanı kazanmanın yollarına bakar. Şuurlu ve basiretli bir Müslüman, bu dönemi kendi aleyhine kapatmaz. 

Ve bir gün ; hayır ve iyi işler yapanlara sevap ve cennet, kötü işler yapan asi kimselere de cehennem va’deden, hakimler hakimi Zatın huzurunda hesaba çekileceğine iman eder. Dolayısiyla heva ve hevesine göre değil de, Allah ve Rasulünün ölçülerine göre bir hayat yaşar.

Hulasa değerli kardeşlerim … ! basiretli bir müslüman, içerisinde salih amellerin bulunduğu defterinin tartıda ağır gelmesi için çaba harcar…

         Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

“ O gün tartı tam doğrudur ; – Kimseye asla zulmedilmez – Kimin sevap tartısı ağır gelirse, işte onlar felaha erenlerdir. Kimin sevap tartıları hafif gelirse işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden dolayı kendilerini ziyana uğratanlardır. “  A’raf : 8 – 9.Ay

Kur’anı kerime dikkat ederseniz, Rabbimiz ahiret gününe imanla salih ameli bir çok Ayette birbirine bağlamıştır ; 

“ AIlah’a ve ahiret gününe iman edenler ; mal ve canlarıyla cihat etme hususunda senden izin istemezİer. Allah takva sahiplerini bilir. Fakat Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, kalpleri kuşkuya düşmüş ve şüpheleri içinde bocalayıp duran – savaştan geri kalmak için – senden izin isterler. “ 

Tevbe : 44 – 45.Ay

“ Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden…kimseler imar eder… “  Tevbe  : 18.Ay

“ Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin….. Allah’a ve Rasulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsiniz. “  Mücadele : 22.Ay 

“ And olsun onlarda – yani İbrahim ve ona iman edenler de – sizin için Allah’ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır. “  Mümtehine : 6.Ay

Değerli kardeşlerim … ! şüphesizki insan, unutkan ve gaflet sahibi bir yaratıktır. Bundan dolayı dünya hayatına aşırı düşkünlüğü ve geleceğini de ihmal ettiği için, Kur’an bu hayatın oyun ve eğlence,  metaının ise geçici olduğunu hatırlatarak, kulun ebedi hayat yurdu olan ahiret hayatına önem vermesini istemiştir… Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Ey iman edenler, size ne oldu ki ; Allah yolunda topluca savaşa çıkın dendiği zaman yere çakılıp kaldınız. Ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz ? ! Fakat dünya hayatının metaı – yani faydası – ahirete nisbeten çok azdır. “ 

Tevbe : 38.Ay 

“ Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, süs, kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından başka bir şey değildir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur ve onun sapsarı olduğunu görürsün, sonra da çer-çöp olur gider. Ahirette ise çetin bir azap ; Allah’tan ise mağfıret ve rıza vardır. Dünya aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir. “   Hadit : 20.Ay

2 – AHİRETE  İMANIN  DELİLLERİ

Kur’an ve Sünnet ahiret gününe iman etmemizi emrediyor. Allah’u Teala Kerim kitabında ahiret gününe iman etmenin gereğini sıkça zikretmiş ve onun mutlaka bir gün gerçekleşeceğini haber vermiştir. Ayrıyeten bu güne iman etmeyenlerin şüphelerini de akli ve nakli delillerle boşa çıkarmıştır… Allah’u Teala ahiret gününe imanın gerekliği hususunda şöyle buyurmaktadır :

“ Kıyamet saati mutlaka gelecektir. Bunda asla şüphe yoktur. “  Mü’min : 59.Ay

“ Sura üflendiğinde göklerde ve yerde olanlar kendilerinden geçip yere yıkılırlar. Ancak Allah’ın dilediği kalır. Sonra sura bir daha üflenir, birden onlar mezardan kalkıp bakarlar. “  Zümer : 68.Ay 

“ …… İlk yaratmaya başladığımız gibi tekrar iade edeceğiz ; bu üzerimize bir va’dtir ; biz bunu mutlaka yapacağız. “   Enbiya : 104.Ay 

“ O Allah ki ; kendinden başka ilah yoktur. Ve sizi mutlaka kıyamet gününde bir araya toplayacaktır. Bunda şüphe yoktur. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir. “  Nisa : 87.Ay

Kur’anın haber verdiğine göre her Nebi kavmini, ahirete iman etmeye davet etmiştir. Dolayısıyla semavi dinlerin hepsinde de öldükten sonra dirilme, iman esaslarından sayılmıştır. Ve yine Dinlerin hepsinde de ahiret gününde yeniden dirilmeye iman etmeyen kimse Mü’min sayılmamıştır… Hulasa bazı inatçı kafirlerin dışında ahireti inkar eden hiç kimse olmamıştır.

3 – PEYGAMBERLERİN  KAVİMLERİNİ  AHİRETE  İMANA  DAVETLERİ 

Nuh a.s  kavmini ahirete iman etmeye davet ederken şöyle demiştir:

“ AlIah sizi, bitki ( bititir ) gibi topraktan bitirmiştir. Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve – tekrar oradan sizi diriltip – bir çıkışla çıkartacaktır. “  Nuh : 17 – 18.Ay 

İbrahim a.s  :

“ Beni öldürecek, sonra da diriltecek Odur. Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da yine O’dur. “  Şuara : 81 – 82.Ay 

Musa a.s :

“ Kıyamet saati mutlaka gelecektir… Kıyamete iman etmeyen ve kendi hevasına uyan kimse seni ona imandan sakın alıkoymasın, sonra helak olup gidersin. “ 

Ta’ha : 15 – 16.Ay 

Rasulullah s.a.v  ise :

“ Kafirler diriltilmayeceklerini sandılar. – Ey Muhammad onlara – de ki : Hayır, Rabb’ime and olsun ki mutlaka diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınız size haber verilecek. Bu iş Allah’a göre çok kolaydır. “  Teğabun : 7.Ay

Değerli kardeşlerim … ! Tarih boyunca insanlardan – hesap vermek için – tekrar dirilmeyi inkar edenler eksik olmamıştır. Allah’u Teala onları bize Kerim kitabında şöyle haber vermektedir :

“ Dediler ki : biz kemikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra mı, sahiden biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz ? “  İsra : 49.Ay 

“ Gökten bereketli bir su indirdikte, onunla bahçeler, kullara rızık olmak üzere biçilecek ekinler ve birbiri üzerine kümelenmiş tomurcukları olan boylu hurma ağaçları bitirdik. Ve yine biz o su ile, ölü bir beldeyi dirilttik. İşte mezardan çıkış da böyledir. Onlardan önce Nuh kavmi, Res ve Semud halkı da – yeniden dirilmeyi – yalanlamışlardı. Ad, Firavn ve Lut’un kavmi, Eyke halkı ve Tubba kavmi de aynı. Bunların hepsi rasulleri yalanladılar ve tehdidimi hak ettiler. İlk yaratma ile yorulup aciz mi kaldık ki tekrar diriltmeden dolayı aciz kalalım ? ! Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku için dedirler. “ 

Kaf : 9 – 10 – 11 – 12 – 13 – 14 – 15.Ay

Şüphesiz ki kafirlerin tekrar dirilmeyi inkar etmeleri ve ondaki şüpheleri, Allah’ın kudreti ile alakalı olan bilgisizlikleri ve akıllarını gereği gibi kullanamadıklarındandır.

Fıtratlarını bozmuş bu zavallılar ilk yaratılışlarını unutarak ; “ çürüyüp toprak olmuş bu kemikleri yeniden kim diriltecek “ diye akıllarınca delil getirmeye çalıştıklarını zannetmektedirler …. Kur’anı kerim bu tip zavallıları bize şöyle anlatıyor :

“ – şu zavallı insan var ya – Kendi – si ilk önce neden ve nasıl – yaratılışını unutarak bize misal verip : Şu kemikleri kim diriltecek ? diyor. De ki : Onları ilk defa yaratan kim se yine O diriltecektir…… “  Yasin : 78 – 79.Ay

Allah’u Teala bu Ayetti celilesinde akli selim olan herkese çok nefis ve anlamlı bir mesaj vermektedir. Yani demek istiyor ki : Ey cahil ve zavallı insan, çürüyüp toprak olduktan sonra tekrar dirilmeyi nasıl inkar eder ve onu zor ve uzak bir şey nasıl görürsün. Oysa sen bir zamanlar hiç’tin, biz seni topraktan yarattık. Seni ilk önce yoktan yaratan, tekrar yaratmaya elbette ki kadirdir, bunu hiç düşünemiyor musun …?

“ Ey insanlar ! eğer öldükten sonra tekrar dirilme hususunda şüphede iseniz – şunu iyi bilin ki – biz sizi önce topraktan yarattık….. “  Hac : 5.Ay

“ Gökleri ve yeri yaratan, onların – yani o inkarcıların – benzerlerini yaratamaz mı ? Elbette yaratır. 0 çok bilen yaratıcıdır. “  Yasin : 81.Ay

Allah’u Teala, kullarına daha bu dünyada ölüleri nasıl dirilttiğini göstermiş ve bu konuda Bakara suresinde beş tane örnek vermiştir :

1 = Musa a.s kavmi kendisine “ Ey Musa, biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyiz “ dediklerinde Allah onları yıldırıma çarptırarak öldürmüş ve iman etmeleri için tekrar diriltmişti. Allah’u teala bu hususu şöyle anlatıyor :

“ Bir zaman da : Ey Musa, biz Allah’ı açıkça görmedikçe sana iman etmeyiz demiştiniz de sizi yıldırım yakalamıştı. Siz de bunu görüyordunuz. Sonra belki şükredersiniz diye sizi ölümünüzün ardından tekrar dirilttik. “  Bakara : 55.Ay 

2 = İsrail oğullarının anlaşmazlığa düştüğü öldürme olayında Allah’u Teala onlara bir inek kesip onun bir parçasını öldürülen kişiye vurmalarını emreder. Ayetlerde tarif edilen ineği kesip öldürülen kişiye vurduklarında ölü dirilir ve katilini onlara haber verir. Allah’u teala bu olayı da bize şöyle bildiriyor :

“ Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun katili hakkında birbirinizle atışmıştınız ; oysa Allah, gizlediğinizi ortaya çıkaracaktı. Onun için ineğin bir parçasıyla o öldürülene vurun demiştik. İşte Allah böylece ölüleri diriltir. Size Ayetlerini gösterir ki aklınızı kullanasınız. “  Bakara : 73.Ay 

3 = Sayıları binlerce olup ta ölüm korkusuyla beldelerinden kaçan kimselerin kıssasını da hatırlarsınız… Rabbimiz bu konuyu da şöyle anlatır :

“ Sayıları binlerce olup ölüm korkusuyla beldelerinden kaçan kimseleri görmedin mi ?. Allah onlara : Ölün dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler. “

Bakara : 243.Ay 

4 = Ve yine Kur’anı okuyanların hatırlayacağı gibi ; viran olup harabeye dönen  beldeye uğrayan bir kişi, gördüğü manzara karşısında belde halkının tekrar dirilmesinin mümkün olmadığını düşünmüştü. Bunun üzerine Allah onu öldürmüş, yüz sene ölü olarak bırakmış, sonra onu tekrar diriltmişti… Bu olayı da Rabbimiz   şöyle bildiriyor :

“ AIlah kendisini yüz sene öldürüp sonra da diriltti. – ona denildi ki – Ne kadar ölü olarak kaldın ?. O : Bir gün veya bir günün birazı kadar kaldım, dedi. Allah dedi ki : Hayır ! yüz sene kaldın. Yiyecek ve içeceğine bak bozulmamış. Ve yine eşeğine bak bunu anlarsın. Seni insanlar için bir ibret  kılalım  diye  böyle yaptık. Eşeğinin kemiklerine –  bak ve gör şimdi –  onları nasıl birbiri üstüne dizerek et  giydireceğiz.   – ve netice de – bu işler o kimseye iyice belli olunca : “ Allah’ın her şeye kadir olduğunu biliyorum “ dedi. “  Bakara : 259.Ay

5 = İbrahim a.s’ın kıssasını da hatırlarsınız. İbrahim, kalbinin mutmain olması için Allah’u Teala’dan ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini istemişti… Allah’u Teala bu olayı bizlere şöyle anlatmaktadır :

“ İbrahim de bir zaman : Rabb’im, ölüleri nasıl dirilttiğini bana gösterir misin ? demişti. Allah buyurdu ki : Yoksa inanmadın mı ?. İbrahim : Hayır, bilakis inandım, fakat  kalbim mütmain olsun diye – görmek istiyorum –  dedi.Allah buyurduki : 0 halde kuşlardan dört tane al ve onları ehilleştirerek kendine alıştır ; sonra da kesip her dağın başına onlardan birer parça koy. Sonra onları kendine çağır ; bak gör koşarak sana geleceklerdir. Bil ki, Allah daima galip ve hikmet sahibidir, dedi. “ Bakara : 260.Ay

Bu Ayetlerde görüldüğü gibi Allah’u Teala hem fert olarak hem de toplum olarak, daha dünyada iken kullarına bu diriltme işini isbat edip göstermiştir. Hatta yüz sene ölü olarak kalıp ta sonra diriltilen kimsenin kıssası anlatılırken, Allah o kimseye eşeğinin dirilişini göstererek gözüyle müşahede ettirmiştir.

4 – ÖLÜM, SORGU  MELEKLERİ, KABİR  HAYATI, DİRİLİŞ VE HESAP

Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi ahiret günüyle alakalı iman edilmesi gereken meseleler çoktur. Ahirete iman, imanın en önemli rükünlerinden biri olması hasebiyle, onun tafsılatlı bir şekilde izah edilmesi zorunludur.

Her şeyden önce basiretli bir Müslüman, kıyamet denen bir günün kendisi için takdir edilen bir zamanda kesin olarak tahakkuk edeceğine itikat eder ki, bu icmali bir imandır. Sonra o kul, Kur’an ve sahih Sünnette haber verilen, gayb işlerinin hepsine de tafsili olarak iman eder.

Bunlar bilindiği gibi şöyle sıralanmaktadır : Ölüm, Sorgu Melekleri, Kabir hayatı  – ki burada insanın ya azap ya da nimet görmesi söz konusudur –  ve ardından da diriliş ve hesap için adalet terazilerinin kurulması.

5 – ÖLÜM  HAKİKATI

Değerli kardeşler … ! unutmayalım ki insan oğlu aldığı her nefes ve attığı her adımla  acı bir gerçeğe doğru hızla yaklaşmaktadır.

O gerçek ki ; Hiç kimsenin inkar edemeden mutlaka tadına baktığı ölüm gerçeğidir.

Kendisinden kaçışın imkânsız olduğu bu gerçeği, Allah resûlü s.a.v şöyle misallendiriyor  :

“ Ölümden kaçanın misali, yeryüzünün kendisinden borcunu iste-diği tilkinin misali gibidir. Yeryüzü borcunu isteyince, tilki çıkıp kaçar, yorulup uykusuzluk iyice bastırınca yuvasına iner. Yeryüzü tekrar ona : “ Ey tilki alacağımı ver ” der. Tilki yine süratle ininden çıkar kaçar. Böyle koşmak ta devam eder de sonun da boynu kırılır ve ölür. “

                                                 Taberani Kebir – İbni Kesir : 13.7448.s

Yani ölümden kaçış imkânsızdır. Mutlaka bir gün tilkinin misali ölüm bizi yakalayacaktır. Rabbul izzetin Kerim kitabında buyurduğu gibi  :

“ Bir gün  ölüm sekerâtı gerçekten gelirki işte bu senin ta önceden beri kaçıp durduğun şeydir.”  Kaf .19.Ay

         Ama unutmaki hey insan :

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ

“ … Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır… “   Ali İmran.185.Ay 

Sen her ne kadar bundan hoşlanmasan da, her ne kadar kaçsan da , ölüm mutlaka gelip seni bulacaktır… Hatta :

“ …Tahkim edilmiş sağlam kaleler içerisinde olsanız bile, yine ölüm gelip sizi bulacaktır. “   Nisa.78.Ay 

         Çünkü size, ölçülüp biçilmiş, tayin ve takdir edilmiş bir süre verilmiştir.

Bu süre bitince artık :  “ Ne bir an geri bırakılırsınız, ve ne de bir an ileri gidebilirsiniz “   Nahl. 61.Ay 

Artık o an kaçacak bir yerin olmadığı gibi, o anı, bir saniye olsun bile erteleyecek hiç kimse olmayacaktır.

Öyleyse, Allah Resûlü s.a.v’in şu buyruğuna kulak verelim : “ … Şüphesiz ki ölüm çok korkunç bir şeydin…… ”

                                                                                     Müslim : 3.960. N

Dolayısıyle yini Allah resulü s.a.v’in buyurduğu gibi  : “ Ağızların tadını  tarumar eden o ölümü sık sık anın…“

                                                                                  Tirmizi :4.2409.n 

         Yani, bir gün tadına bakacağınız o ölümü aklınızdan sakın çıkarmayın.

Onu hiç unutmayınki, kendinize çeki düzen veresiniz. Ve yine onu sürekli hatırlayınız ki yığıp biriktirdiklerinize ona göre değer veresiniz.

Evet ey gafil insan, Rabbine sevkedileceğin o anı sakın unutma. Bak Rabbin kitabında ne buyuruyor :

“ …. O an can köprücük kemiğine gelip dayanacak. Artık onu kurtaracak kim olabilir ki. o da anlar ki bu, artık ayrılık vaktidir. Bacak bacağa dolaşır. Ve o gün sevk Rabbinedir. “   Kıyame : 26 … 30.Ay

Evet ey insan, unutma ki karşılaşacağın bahsi edilen o an, senin yaşantına uygun olarak can vereceğin bir andır… Gidişatın eğer düzgün idiyse canının kolay alınacağı, düzgün değil idiyse canının çok zor alınacağı bir andır.

Rabbimiz bu konuda da şöyle buyuruyor  :

“ Yoksa kötülükleri işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde, kendilerini, iman eden ve Salih amel işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannediyorlar  ?…..“ 

Casiye : 21.Ay 

“ And olsun o can’ları ta derinliklerden söküp alanlara ve yine andolsun o can’ları kolaylıkla alanlara. “  Naziat : 1.2. Ay.

“ O küfredenleri bir görseydin, Melekler can’larını alırken yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar ve “ tadı o yangın azasıbını ” diyorlardı. ”  Enfal : 50.Ay 

“ … O zalimler, ölüm sekâratı içinde, melekler ellerini uzatmış “ Haydi kendinizi kurtarın bakalım ; bu gün Allah’a karşı doğru olmayanı söylemiş ve O’nun Ayet’lerinden büyüklenerek uzaklaşmış olmanız dolayısıyle zillet azabıyla cezalandırılacaksınız” derken, onların halini bir görsen. “  Enam : 93.Ay. 

“ Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken Melekler : Ne işte idiniz ? dediler. ( Bunlar ) : “ Biz yeryüzün de aciz düşürülmüştük ” diye cevap verdiler. Melekler dediler ki : Peki , Allah’ın arzı geniş değil mi idi ? Ordan göç edeydiniz. İşte onların durağı cehennemdir,orası ne kötü bir gidiş yeri dir. “  Nisa : 97.Ay. 

“ Nefislerine zulmederken meleklerin canlarını aldığı kimseler – ölümü görünce – teslim olurlar ve : ” Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk derler “ Melekler : “ Hayır. Allah sizin yaptıklarınızı biliyor. Bu sebeple, içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarına girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür. “

                                                                                          Nahl : 28.29.Ay. 

“ Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere de “ Selâm size, yaptıklarınıza karşılık cennet’e girin derler. “  Nahl : 32.Ay.

“ Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra doğru olanların üzerine melekler iner :  “ Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennet’le sevinin, biz dünya hayatında da, ahiret hayatında da sizin dostlarınızız ”derler “

Fussilet : 30.31.Ay

Bu ve emsali Ayeti kerimeler gösteriyor ki, insanın ölüm anı, onun ruhunun alınması, kişinin yaşantısına uygun olacaktır…

Hatta Allah resûlü s.a.v : “ Ölünün dünyadan alakası kesildiği zaman ona cennetlikmi yoksa cehennemlik mi olduğu gösterilir ” buyurmaktadır.

 Tirmizi : 2.C .1078. N

6 – SORGU  MELEKLERİ

Değerli Müslümanlar … ! Rasulullah s.a.v’in haber verdiği gibi kul kabrine konulduktan sonra, sorgu melekleri tarafından Rabb’i, dini ve Nebisi hakkında mutlaka sorguya çekilecektir… Allah Rasûlü s.a.v‘in bu konuda şöyle buyurmaktadır :

” Mümin kul. Dünyadan ayrılarak ahirete yönelmek üzere bulunacağı zaman ona beyaz yüzlü melekler inerler. Yüzleri güneş gibidir. Yanların da cennet kefenlerinden bir kefen cennet kokularından bir koku vardır. Ondan, gözün gördüğü uzaklıkta otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve yanı başına oturur. Ona, “ Ey güzel Ruh. Mağfiret ve Hoşnutluğa Çık ”diye seslenir. Ruh, su içerken damlanın ağızdan kaydığı gibi çıkar.Onu alır almaz, diğer melekler bir an bile onu elinde bekletmeden yanlarında getirdikleri kefene ve kokulara sarıp sarmalarlar.Bu ruh yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusu gibi bir koku salar etrafına. Onu göğe yükseltirler. Uğradıkları bütün melekler bu güzel kokunun ne olduğunu sorarlar, onlarda falan oğlu falan dır der ve dünyada ki en güzel isimlerinden biriyle anarlar.Dünya semasına varırlar. Ondan kapılarını açmasını isterler, kapı açılır. Her semâdaki mukarreb melekler onu diğer semaya  yolcu ederler. Nihayet yedinci semaya varırlar. Allah,”Kulumun kitabını illiyine yazın ve yeryüzüne geri gönderin, onları topraktan yarattım, ona iade ediyorum ve tekrar ondan çıkaracağım der. Ruhu cesedine döner ve iki melek gelerek onu kabrinde oturturlar.”

Ve ona : Rabbin kim ? derler. Oda Rabbim Allah der. Ona Dinin nedir ? derler. O da din’im İslâm dır der. Bu sefer ona : Şu içerinizden size gönderilen adam kimdir ? derler. O , Allah’ın resûlüdür der. Ona, “Onun Allah’ın resulü olduğunu nerden bildin ? derler. Oda , “Allah’ın kitabını okudum ona inandım ve tasdik ettim” der. İşte bu, yüce Allah’ın “Allah inanları dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde sabit tutar, zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar. ” buyruğudur.

Rasulullah s.a.v devamla şöyle buyurur ; semadan bir nidacı şöyle seslenir : Kulum doğru söyledi. Ona cennetten bir döşek döşeyin, ona cennet’ten bir kapı açın ve ona cennet elbisesi giydirin artık ,ona cennetten rahatlık ve en güzel kokular gelir. Ve onun kabri, gözünün görebildiği kadar genişler . ”

                                                                               Ebu Davud .5.4753.N 

“… Bundan sonra ona, güzel yüzlü, hoş kokulu bir adam gelir ve : “ Sana güzel bir müjde var.Bu sana daha önce va’dedilen bir gündür” der. Salih kul ona : “ Sen kimsin ? yüzün, hayır getiren bir kimsenin yüzüne benziyor “der. O da “ Ben senin Salih amelinim” der. Salih kul bu sefer : Rabbim kıyameti kopar ki malıma ve ehlime bir an önce döneyim ” der.

“ Artık bu kimsenin kabri yetmiş arşın genişletilir ve aydınlatılır. Ona : “ yat uyu ” denilir. O, aileme gidip haber vereyim mi ? der  Ona tekrar uyumasını söylerler.Ancak en sevgili yakını tarafından uyandırılan damat gibi Allah onu yatağından diriltinceye kadar yatar uyur…… “

                                                                                       Tirmizi : 2.1077. N

Bu mü’minin ruhu, bir kuş olup cennet ağaçlarından beslenir ve ölümden sonra o ruh cesedine geri dönünceye kadar orada kalır.

                                                                                            Nesei : 4.c.2075.N

Kâfir kişiye gelince, dünyadan ayrılıp ahirete yöneleceği zaman, siyah yüzlü ve ellerinde kıldan dokunmuş elbise bulunan melekler gelir ve onun gözünün alabildiği uzaklıkta otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve başucunda oturur. Sonra ona : “ Ey kötü ruh, Allah’ın azab ve gazabına çık ” diye seslenir. Can bütün organlara yayılır. Islak bir yün yapağısından şişin – veya çalının – çekilip çıkarıldığı gibi onun canı öyle alınır. Bütün  damar ve kasları kopar. Onun ruhunu alır almaz melekler hemen onun elinden onu alır ve kıldan olan pis elbisenin içerisine koyarlar.  O ruhtan, yeryüzünün en kokuşmuş leşinden çıkan koku gibi pis bir koku yayılır. Onu göğe doğru çıkarırlar. Uğradıkları bütün melekler : “ Nedir bu pis koku ?” derler. Onlar’da : Falan oğlu falan, der ve dünya da anıldığı en çirkin isimle anarlar. Dünya semasına gelirler ve  kapının açılmasını isterler, ama kapı açılmaz. Burada Resulullah s.a.v şu ayeti kerimeyi okudu :

“… Doğrusu, Ayet’lerimizi yalan sayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara göğün kapıları açılmaz, deve iğnenin deliğinden geçmedikçe de cennet’e giremezler. İşte suçluları böyle cezalandırırız biz. “ Araf : 40.Ay

Sonra yüce Allah : “ Kitabını siccin’e – yani aşağıların aşağısına – yazın ” buyurur. Ve o pis ruh aşağıya atılır. Resulullah s.a.v tekrar şu ayeti kerimeyi okudu :

“ Allah’a ortak koşan kimse, tıpkı gökten düşüpte kuşların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma attığı şeye benzer. “  Hac : 31.Ay

Bu ruh cesedine geri döner ve iki melek gelip onu kabrinde oturturlar. Ona : Rabbin Kim dir ? derler. O, “ hı, hı, bilmiyorum der. Dinin nedir ? O “ hı, hı bilmiyorum ” der. Peki şu adam – yani  Muhammed – hakkında ne derdin ? diye tekrar sorarlar o’da bilmiyorum. Ben sadece insanların onun hakkında söyledikleri sözü söylüyordum ” der. Ona, “ anlamadın ve uymadın öylemi ? ” deyip sonra, ensesine demir bir balyozla öyle bir vururlur ki, bunun feryadını insanlar ve cinlerden başka yeryüzünde her şey işitir.

Nihayet ona çirkin yüzlü ve pis kokulu bir adam gelir ve “ sana kötü bir müjde, işte bu  sana daha önce söylenen amelindir ” der. O ; “ Kimsin sen ? ” Yüzün, hayır getirmeyen birinin yüzüne benziyor” der. O da ; “ Ben senin kötü amelinim ” diye cevap verir. Bunun üzerine üç defa . “ Rabbim kıyameti koparma der.”

Beyhaki Azabul Kabir 28.S – Hakim : 1/37 – Ahmed : 4/288 -18063.N 

Artık kabir onun için Kaburgalarını birbirine geçirecek şekilde daraltılır. İşte bu, yüce Allah’ın : “ Kim benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir geçim vardır…”   Taha : 124  buyurduğu şeydir.                                                                              

Ebu Davud : 5.c.4753.N – İbni Kesir :10.C.5279.S 

7 – İKİNCİ  HAYAT  BERZAH  ALEMİ

         Bundan sonra ikinci hayat dediğimiz “ berzah alemi ” başlar. Yani kabir hayatı.

Değerli  kardeşlerim …! baştan beri anlatmaya çalıştığımız gibi, kabir hayatı dediğimiz bu olay da yine, insanın dünyadaki yaşantısına uygun bir hayat olacaktır. Bir hadisi şeriflerinde :

 Allah Rasûlü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Kabir, ahiretin konak yerlerinden ilk konak yeridir. Eğer insan ondan kurtulursa gerisi onun için daha kolaydır. Şayet kurtulamazsa, gerisi daha ağırdır ” ve tekrar şöyle buyurdular : “ Her ne korkunç manzara gördüysem, kabir ondan daha korkunçtur. “

                                            Tirmizi : 4.c.2410.n – İbni Mace : 10.c.4267.n

Diğer bir hadislerinde : Allah Rasûlü s.a.v şöyle buyurdu : Eğer ölülerinizi defn etmemeniz endişesi olmasaydı, kabir azabından sizlere işittirmesi için muhakkak Allah’a dua ederdim. “

                                                                              Müslim : 8.c.2868.n

Ve yine Allah Rasûlü s.a.v şöyle buyurur : Ölünün dünyadan alakası kesileceği zaman – kabirdeki – oturma yeri kendisine gösterilir. Cennet ehlinden ise, cennet ehlinden olarak, Cehennem ehlinden ise cehennem ehlinden olarak gösterilir. Ve sonra Allah, “ Kıyamet gününde seni mahşere kaldırıncaya kadar oturma yerin işte burasıdır.” buyrulur. “

                                                                             Tirmizi : 2.c.1078.n

Evet değerli kardeşler … ! İnsanın ahirete yolculuğundaki varacağı bu ilk konağın, ya rahat edeceği bir konak, yada ızdırab çekeceği bir konak olacağı unutulmamalıdır.

İşte bundan dolayıdır ki Allah Rasûlü s.a.v kabir azabından sık sık Allah’a sığınmış ve ümmetine de bu konuda emirler vazetmiştir.

Çünkü, insan her ne kadar tevhid ehli de olsa, bir takım günahlarından dolayı bu konakta sıkıntılar çekebilir.

Hatta Allah Rasûlü s.a.v’in şu hadisi şerifi gösteriyor ki her insanın mutlaka tadına bakacağı bir kabir sıkması  vardır.

“ … O şöyle buyurmaktadır : Kabrin muhakkak ki şiddetli bir sıkıştırması vardır. Eğer ondan kurtulacak olan olsaydı, Sâd b.Muaz olurdu. “

Ahmed : 6/55-98 – C.Sağir : 3.1327 – Heysemi : 3/46.4255.N – S.Sahiha : 1695.N

Tabi ki burada bahsi edilen kabir sıkmasının kısa sürdüğünü, kabrinin onu sıkıştırdıktan sonra tekrar genişletildiği anlatır.

                                                                                  Nesei : 4.c.2057.n

 Bu da neyi gösteriyor değerli kardeşlerim ?. Bu da gösteriyor ki , insan tevhid ehli dahi olsa, yaşantısındaki bazı günahlarından dolayı, Allah onu dilerse kabrinde cezalandırabilir.

“ … Rasulullah s.a.v buyurduki : İdrardan korununuz, çünkü kabir azabının geneli ondandır. ”

Dâre Kutni : 1/127 – El-İrva : 1/310-280  

“ … Peygamber s.a.v  iki kabrin yanından geçerken şöyle buyurdular : Bu iki kabrin sahipleri azap olunuyorlar. Halbuki bu azabları büyük bir şeyden dolayı da değildir. Bunlardan biri koğuculuk eder di, diğeri de idrarından sakınmazdı …“

Buhari :3.c.1300.s – İbni Mace : 1.c.347.n 

“ … Ve yine Allah Rasulü s.a.v’in haber verdiği gibi : Ölen bir kimsenin borcundan dolayı azap gördüğü ve akrabası tarafından bu borç ödenince “ işte şimdi onun derisi serinlemeye  başladı ve borcu ödendiği içinde azap kaldırılmış oldu. “

 Hakim : 2/58 – K.Cenaiz :14 – Tayalisi : 1673 – Heysemi : 3/39 – Ahmed : 3/333

Kâfirin kabir hayatına gelince, elbetteki bunun, inananların kabir haya-tından çok farklı bir şekilde olacağı açıktır.

         Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır :

وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكاً وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى

“ Kim de benim zikrimden yüz çevirirse onun için dar bir geçim vardır. Kıyamet günün dede onu kör olarak haşrederiz. “  Taha : 124.Ay

Bu Ayetin tefsiri ile alakalı bir hadislerinde Allah Rasûlü s.a.v şöyle buyurur :    

“…. Onun için dar bir geçim vardır..” buyruğu,  “ Kabir azabıdır ” dır.

                                                                 İbni Kesir : 10.C.5279.S 

         Yine bir Ayeti Celile de şöyle buyrulur :

“ Fravun ailesine azabın en kötüsü kuşattı. Sabah akşem ateşe  sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de,fravn ailesini azabın en çetinine sokun denilir. “

                                                                              Mümin : 45 – 46.Ay

“ … Allah Rasûlü s.a.v yine bir hadislerinde şöyle buyurur : Yahudi kabilesi, kendi kabirleri içinde azab olunuyor.”

                                   Buhari : 3.c.1299.s – Müslim : 8.c. 2869.n

Evet değerli kardeşlerim … ! bütün bunlar gösteriyorki, kâfirin kabir hayatı çok şiddetli ve çok korkunç manzaraların yaşandığı bir hayat olacaktır.

         Allah’u Azze ve Celle bütün Tevhid ehli muvahhidleri kabir azabından korusun.

8 – KIYAMETİN  KOPUŞU  VE  DİRİLİŞ

Artık bundan sonra, korkuların en büyüğü, sarsıntıların en şiddetlisi ve günlerin en sonu ve acılısı olan kıyamet vuku bulacaktır. Rabbul izzet bunun dehşetini şöyle dile getiriyor :

“ Sur’a üflendi, işte bu, size önceden anlatılan o tehdit günüdür. “ Kaf : 20.Ay 

“ O büyük gürültü gelince, kişi o gün kardeşinden anasından, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. “ 

Abese : 33-34-35-36.Ay 

“ O gün gök bir çalkalanış çalkalanır, dağlar bir yürüyüş yürür ki. “

Tûr : 10 -11.Ay

“ Güneşin dürülüp söndüğü.Yıldızların dökülüp karardığı.Dağların yürütüldüğü. Gebe  develerin başıboş bırakıldığı. Vahşi hayvanların bir araya getirildiği. Denizlerin kaynatıldığı …Gökyüzünün yerinden oynatıldığı. Cehennemin alevlendirildiği ve cennetinde yaklaştırıldığı zaman her insan, ahirete hangi amelleri hazırlayıp getirdiğini mutlaka bilecektir. “

                                                                 Tekvir : 1- 6 … 11-14.Ay 

“ Ey Muhammed ! sana dağlar hakkında sormaktadırlar. Onlara deki : Rabbim onları kıyamet günü un ufak edecektir. Yerlerini de çırıl çıplak ve dümdüz bırakacaktır. Artık orada ne bir çukur ve ne de bir tümsek görebileceksin. “

                                                               Taha : 105-106-107.Ay

Artık Allah’u Azze ve Celle bundan sonra, her nefsin ne yapıp önden gönderdi ise, onun karşılığı vermek için insanları kabirlerinden ayağa kaldıracaktır… Yani, diriliş ve hiç kimseye zerre kadar haksızlığın yapılmayacağı o büyük hesap günü… Rabbimiz şöyle buyurur :

“ O gün Sûr a üflenince, kabirlerinden çıkıp Rabb’larına koşacaklardır. Ve diyeceklerdir ki : “ Vay bize ! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı ? ”  İşte bu Rahmanın va’dettiği ve peygamberlerinin de dosdoğru söyledikleri yeniden dirilme günüdür. ”

Yasin : 51.52.Ay 

         Rabbimiz yine şöyle buyuruyor :

“ O çağırıcının, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün insanlar gözleri düşkün kabirlerinden çıkarlar ; ki tıpkı yayılan çekirgeler gibi. o gün boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlar. “

                                                                         Kamer : 6-7- 8.Ay 

“ O gün mahşere çağırana uyarlar ; ondan hiç sapma imkanı yoktur. Rahman için sesler kısılmıştır, O an fısıltıdan başka bir şey işitemezsin. “

                                                                                   Taha : 108 .Ay 

“ O gün insan : “ Kaçacak yer neresi ? ” der. Hayır, o gün sığınacak yer yoktur. O gün varıp durulacak yer ancak rabbinin huzurudur.  O Zaman insanın yapıp öne sürdüğü ve yapmayıp ta geriye bıraktığı her şey kendisine haber verilecektir. “

                                                              Kıyame : 10-11-12-13.Ay 

“ Evet – O gün insanlar, ayrı ayrı gruplar halinde – yüce divana – çıkarlar ki, yaptıkları işler kendilerine gösterilsin. Artık kim zerre kadar hayır yapmış ise onu görecek ve yine her kim zerre kadar şer yapmış ise onu da görecektir. “

                                                                          Zelzele : 6-7- 8.Ay

“ Kıyamet günü adalet terazilerini kuracağız. Bu itibarla hiçbir nefis, hiçbir şekilde haksızlığa uğramayacaktır. Ameli bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu getirir – ve karşılığını veririz – Hesap gören olarak biz yeteriz. “

                                                                               Enbiya : 47.Ay

“ Ve sizler O gün üç  sınıf olacaksınız. Sağcılar, Solcular ve önden gidenler. Yani sabikunlar. Amel defterleri sağ tarafından verilen o sağın adamları, ne mutludurlar onlar. Amel defterleri sol tarafından verilen o solun adamları, ne bedbahttırlar onlar.

Ve O, inançta ve amel de önde giden sabıklar. Onlar ki, Allah’a yaklaştırılanlardır.

Onlar nimet cennet’lerindendedirler. Çoğu öncekilerden, birazı da sonrakilerdendir. Onlar, mücevherlerle işlenmiş sedirler üzerindedirler. Onların üzerlerinde – kendilerine verilmiş eşlerle – karşılıklı otururlar. Ve çevrelerinde de ebedileştirilmiş gençler dolaşırlar, ellerinde şarap kayna-ğından doldurulmuş testiler ve kadehlerle.

O şarap ki ; ondan ne baş ağrır ve ne de sarhoşluk olur. Beğendikleri meyveler. Canlarının çektiği kuş etleri, iri iri gözlü hûriler, ki saklı inciler gibi.

– İşte bunlar – yaptıklarına karşılık olarak o  önde giden sabıklara verilen nimetlerdir.

Onlar orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan çirkin bir laf işitmezler. Onların duydukları söz, sadece; “ Selâm ” sözüdür.

Ve sağın adamları. – Bilirmisiniz – kim o sağın adamları ? Onlar ; Diken-siz kirazlar, dalları meyvelerle dolu muz ağaçları, uzanmış gölgeler, fışkıran sular, arkası kesilmeyen ve yasaklanmayan meyvelerin bulunduğu cennetler de, yükseltilmiş döşekler üzerindedirler.

Biz oradaki kadınları – sağcılar için – yeniden hazırladık. Onları, bakireler ve eşlerine sevgiyle bakan yaşıtlar kıldık. Bunların da çoğu öncekilerden birazı da sonrakilerdendir.

 Ve o solun adamları. – Bilirmisiniz – kim o solun adamları ?. onlar : Delikcilere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde.Kara dumandan bir gölge altında ki, o gölgenin ne serinliği ve nede faydalı bir tarafı vardır. Çünkü onlar bundan önceki dünya hayatlarında refah içerisinde şımarıp, büyük günahlarda ısrar ediyorlardı.

Ve diyorlar ki : “ Biz öldükten , toprak ve kemik yığını olduktan sonra mı yeniden dirilteceğiz ? önceki atalarımızda mı ? .

                                                                             Vakıa : 7 den 48 e kadar

İşte böylece Allah Rasûlü s.a.v’in de buyurduğu gibi :  Kim hangi hal üzere öldüyse, Allah o kimseyi öldüğü o hal üzere diriltecektir.  Ve karşılığını da o hali üzere verecektir.

                                                                  Camiu’s Sağir : 3.3753.N

Öyleyse ey gafil insan, Rabbinin şu buyruklarını aklından çıkarmadan. Bir gün sona erecek olan hayatında inancına, itikadına, ameline ve ahlakına çok dikkat etmelisin…

“ Ey İnsanlar ! Allah’tan geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmezden önce, Rabbinizin çağrısına icabet edin. Çünkü o gün ne sığınacak bir yeriniz var ; ne de inkâra çareniz var. “  Şûra : 47.Ay 

“ Öyle bir günden sakının ki , o gün Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra herkese kazanmış olduğu tastamam verilecek ve kimseye asla haksızlık edilmeyecektir. “  Bakara : 281.Ay

“ Ey İnsanlar ! Rabbinizden korkun. Babanın çocuğunun cezasını çekemeyeceği, çocuğunun da babasının cezasını çekemeyeceği o büyük günden çekinin. – Unutmayın ki – Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve o şeytan, sakın sizi Allah hakkında kandırmasın. “

 Lokman : 33.Ay 

9 – HAŞR  – YANİ  TOPLANMA  GÜNÜ –

Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi Haşr denilen olay, mahlukatın tekrar diriltilip kabirlerinden çıkışından sonra meydana gelecek toplanma günüdür.

“ O gün, Muttakileri binek üzerinde ikram ile Rahman’a götürdüğümüz ve suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sevk ettiğimiz bir gündür. “

 Meryem : 85 – 86.Ay

Haşr meydanı, halkın kendi aralarındaki haklarının alınıp verilmesi için o büyük mahkemenin kurulacağı toplanma alanıdır. İnsanlar dirildikten sonra Allah c.c meleklere emreder, onlar insanları mahşer yerine getirirler… Onların mahşere getirilirken halleri, ilk yaratıldıkları günde olduğu gibi sünnetsiz, çırılçıplak ve yalın ayaktır.

“ … Aişe r.a nın rivayet ettiği hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur : Sizler yalın ayak, çırılçıplak ve sünnetsiz olarak haşr olunacaksınız. Aişe r.anha dedi ki : Ya Rasulallah, insanlar birbirlerine bakmazlar mı ?. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Ya Aişe, durum insanların birbirlerine bakınmalarından daha şedit ve çetindir. “  

Buhari : 6527.Ter : 6441- Müslim : 2859/56

“ … İbni Abbas r.a şöyle demiştir : Resulullah s.a.v bizim aramızda ayağa kalkarak bir hutbe irat etti ve dedi ki : Şüphesiz sizler yalın ayak, çırılçıplak sünnetsiz olarak haşr olunacaksınız. Sonra “ ilk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Bu üzerimize bir va’dtir, biz bunu mutlaka yapacağız “ Enbiya  : 104   Ayetini okudu. “

Buhari : 3349.Ter : 3142- Müslim : 2860/58

10 – HESABA ÇEKİLME VE AMELLERİN KARŞILIĞININ ALINMASI

Evet ey insan … ! Unutmaki Ahiret gününde herkes işlediği amellerin karşılığını alacak ve hiç kimseye zerre kadar zulmedilmeyecektir… İman edip salih amel işleyenler Allah’ın mağfiret ve cennetini elde edecekler, iman etmeyip çirkin işlerle meşkul olanlar da Allah’ın gazabına ve cehennemine dahil olacaklardır… Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ O gün Allah, onlara hak ettikleri cezayı  tam olarak verir ve onlar da bilirler ki Allah apaçık haktır. “  Nur : 25.Ay 

“ … Ebu Zerr r.a dan. Nebi s.a.v buyurdular ki : Yüce Allah şöyle buyuruyor : Ey kullarım ! Bunlar sadece sizin amellerinizdir ki ben onları sizin için sayıyor ve muhafaza ediyorum. Sonra onların karşılığını, size noksansız olarak veririm Bundan dolayı herkim hayır bulursa hemen Allah‘a hamd etsin. Herkim de onun gayrı bir şey bulursa, o da sadece kendini kınasın ve ayıplasın. “

Müslim : 2577 / 55 .n

 Değerli kardeşlerim … ! şüphesiz ki insanlar Rab’lerine arz olunup adil bir şekilde muhakeme edilip hesaba çekileceklerdir. Onların lehine ve aleyhine hüccetler ikame edilecektir. Bundan sonra herkes işlediği amellerinin salih veya fasit olduğunu kendi gözüyle görecektir… Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

“ O gün – hesap için Allah’a – arz olunursunuz. Sizden hiç kimse gizli kalmaz. “  

Hakka : 18.Ay 

“ O gün Hepsi saf saf Rabb’ine arz olunmuşlardır … “  Kehf : 48.Ay 

“ Rabbine and olsun ki onların hepsine yaptıklarından soracağız.“ Hicr : 92.Ay 

“ … Adiy İbn Hatim şöyle dedi : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Sizden her biriyle Allah konuşacaktır. Allah ile kendi arasında tercüman da olmayacaktır. Sonra o kimse bakar fakat önünde hiçbir şey göremez. Sonra önüne bakar,kendisini ateş karşılar. Öyleyse sizden herkim  yarım hurmayla dahi olsa nefsini ateşten korunmaya çalışsın. “

Buhari : 6451.s – Müslim : 1016 / 66-67 – Nesei : 2551 – 2552 – Ahmed : 18274

11 – AMEL  TEFTERLERİNİN  VERİLMESİ 

Değerli Müslümanlar … ! bilindiği gibi kulların Allah’a arz olmasının sebebi, amellerinnin salih veya fasit olması yönünden ortaya çıkması içindir. Yani herkes dünyada yaptığı amellerini orada yazılı olarak karşısında bulacaktır. İslam buna ; kulların amel defterleri diyor. Kullar amellerinden dolayı hesaba çekilirlerken bu defterleri beraberlerinde olacaktır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ Her insanın – amel – kuşunu boynuna doladık. Kıyamet günü önüne, kendisi için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kendisine : kitabını oku, bu gün nefsin hesaba çekici olarak sana yeter, denir. “  İsra : 13 – 14.Ay 

“ Kitap – yani amel defteri –  ortaya konmuştur. Onun içindekilerden korkarak suçluların : “ Vay bize, bu kitaba da ne oluyor ki, ne küçük ne büyük hiçbir şey bırakmıyor ; her şeyi sayıp döküyor,” dediklerini görürsün. Onlar yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Rabb’in kimseye zulmetmez. “   Kehf : 49.Ay 

“ Kimin kitabı sağından verilirse o kolay bir hesaba çekilecektir ve sevinçli olarak ehline dönecektir. Kimin kitabı da arka tarafından verilirse o ölümü çağıracaktır ve alevli bir ateşe girecektir. Çünkü o – dünyada iken – ailesi arasında çok sevinçli idi. 0 hiç Rabb’ine dönmeyeceğini zannediyordu. Hayır – asla zannettiği gibi değildir ; bir gün Rabb’ine elbette dönecektir ve – Rabb’i onu görmektedir. “  İnşikak : 7 – 15.Ay 

“ Kitabı sağından verilen : “ Alın kitabımı okuyun, ben zaten kitabımla karşılaşacağımı umuyordum “ der. Artık o hoşnut edici bir hayatın içindedir. “ 

Hakka : 19 – 20 – 21.Ay 

“ Kitabı sol tarafindan verilen ise : “ Keşke bana kitabım verilmeseydi, şu hesabımı  hiç  bilmemiş olsaydım, keşke ölüm işimi bitirmiş olsaydı “ der. “

 Hakka : 25 – 26 – 27.Ay 

O gün kulların ellerine verilipte okuyacakları amel defterleri, Meleklerin kulların dünyada iken işlediği amellerin yazılı bulunduğu divandır.

Kulların dünyada iken işlediği amelleri yazan meleklere iman etmek de itikada taalluk eden meselelerdendir. Kiramen katibin dediğimiz bu melekler, bizim amellerimizi yazıp muhafaza etmekle görevlidirler. Bu mesele meleklere iman kısmında açıklanmaktadır.

12 – AMELLERİN  TARTILMASI 

Değerli kardeşlerim … ! artık bundan sonra adalet terazileri kurulur ve amellerin tartılması başlar… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyuru :

“ Kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Hiç kimseye asla bir haksızlık yapılmaz. – insanın yaptığı – bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz. “   Enbiya : 47.Ay 

“ 0 gün tartı tam doğrudur. Kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır. Kimin de tartıları hafif gelir se, işte onlar da Ayetlerimize zulmetmesinden dolayı kendilerini zarara sokanlardır. “  A’raf : 8 – 9.Ay 

“ Her kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür. Her kim de zerre ağırlığınca şer yapmışsa onu da görür. “   Zilzal : 7 – 8.Ay 

“ Nihayet oraya vardıklarında kulakları, gözleri, derileri yaptıkları ameller hakkında onların aleyhine şahitlik ederler. Derilerine derler ki : “ Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz ? “ Derileri der ki : Her şeyi konuşturan Allah bizi de konuşturdu….. “  Fussilet : 21.Ay 

“ O gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları yaptıklarına şahitlik eder. “  Yasin : 65.Ay

13 – HAVZ 

Değerli Müslümanlar … ! Ahiretle ilgili iman edilmesi gereken hususlardan bir tanesi de ; Resulullah s.a.v’in haber verdiği gibi ; mesafesi Eyle ile Aden arası mesafeden daha geniş, suyu kardan beyaz, tadı bal  gibi olan, sütten daha leziz, bardakları ise yıldızların sayısınca olan havz konusudur.

Rasulullah s.a.v’in havuzu ile ilgili Hadisler mütevatir derecesinde olan haberlerdir. Onları rivayet eden sahabelerin sayısı otuz kadar vardır. Havuzla ilgili hadislerin hepsini burada zikretmek bir hayli yer tutacağından dolayı biz bir kaçını zikretmekle iktifa edelim inşallah.

“ … Abdullah b. Amr r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Benim havuzumun genişliği bir aylık mesafedir. Onun suyu sütten daha beyaz, kokusu miskten daha hoştur. Bardakları da semanın yıldızları kadar çoktur. Kim ondan içerse o kimse bir daha susamaz. “

 Buhari : 6579-Ter : 6477 – Müslim : 2292 / 27.n

“ … Ukbe b. Amır r.a’dan. Nebi s.a.v şöyle buyurdu : Ben sizin içinizde havuza ilk ulaşan kimse olacağım ve sizin için şahitlik edeceğim. Vallahi ben şu anda havuzuma bakıp onu görüyorum. Şüphesiz bana yeryüzünün anahtarları verilmiştir. Vallahi ben, benden sonra sizin şirke dönmenizden korkmam ; fakat ben sizin bu hazineler hakkında birbirinizle  yarışa girip didişmenizden korkarım. “

Buhari : 6590 –Ter : 6483 – Müslim : 2296/30.31

“ … Enes r.a dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Ashabımdan bir takım insanlar havuz başında benim yanıma geleceklerdir. Ben onları görüp tanıdığım zaman, onlar benim önümden çekilip götürülürler. Ben derim ki : Onlar benim ashabımdır. Görevli melekler bana der ki : Sen onların senden sonra neler ihdas ettiklerini   biliyor musun ? . “

Buhari : 6582 –Ter : 6478.S

“ … Sehl b. Sa’d r.a dan Nebi s.a.v şöyle buyurdu : Ben sizin havuz başında öncünüzüm. Benim yanıma gelen ondan içer, ondan içen kimse de bir daha susamaz. Şüphesiz yanıma benim kendilerini tanıdığım, onların da beni tanıdığı bir takım kimseler gelecek. Sonra benimle onların arasına bir engel konur. Ben : “ Onlar bendendir “ derim. Bana denir ki : “ Sen onların senden sonra neler ihdas ettiklerini  biliyor musun ? .  Ben  de  derim ki : Benden sonra dinde – bid’at çıkararak – değiştirme yapanlar benden uzak olsunlar, uzak olsunlar. “

  Buhari : 6583 –Ter : 6479 – 6480 – Müslim : 2295 / 29

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdu : Kıyamet günü benim yanıma ashabımdan bir zümre kimseler gelecek, onlar benim havuzumdan geri döndürülüp kovulacaklardır. Ben de diye-ceğim ki : Ya Rabb, onlar benim ashabımdır. Allah buyurur ki :  Senden sonra onların nasıl bidatler çıkardıklarından senin bilgin yoktur. Kuşkusuz onlar, senden sonra arkaları üzere dönüp gerisin geri dinden çıkmışlardır. “

 Buhari : 6585 – Ter : 6480 – Müslim : 2290 / 27

14 – SIRAT  KÖPRÜSÜ 

Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi Sırat ; hesap ve mizandan sonra insanların üzerinden geçmesi için cehennem üzerine kurulan bir köprünün adıdır. Rasuller de dahil bütün insanlar o köprüden mutlaka geçecektir. Kişinin mümin, müşrik, kafir, munafık, salih, fasık gibi vasıflarda olması sıratı geçme hususunda eşittir.

Ancak bu konuda bir fark var ki, o da ; dünyada iken hak dinin gereği olan amelleri yaparak sırat-ı müstakim üzere olan kimseler, ahirette  sırat üzerinde ayakları kaymadan geçeceklerdir.

Bu dünyada sırat-ı müstakimden ayrılıp dinin gereklerini yapmayanlar ise, ahirette ki sırat üzerinden geçemeyecek ayakları kayıp cehenneme yuvarlanacaklardır.

Hadisi şeriflerde haber verildiği gibi ; herkes amellerine göre bir hızla sırat köprüsünden geçecektir.

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : “….. Cehennemin tam ortasına sırat kurulur. Ümmetimle beraber onun üzerinden ilk geçen ben olacağım. 0 gün rasullerden başka hiç kimse konuşmaz. Resullerin o gün yapacağı konuşma ise : Ey Allah selamet ver ! Ey Allah selamet ver ! demek olacaktır. Cehennemin üzerinde sa‘dan dikenleri gibi çengeller vardır. Siz sa‘dan dikenlerini hiç gördünüz mü ? Sahabeler : Evet Ya Rasulallah gördük, dediler. Rasulullah s.a.v :  İşte o çengeller sa‘dan dikenleri gibidir. Ancak onların ne kadar büyük olduğunu Allah bilir. 0 çengeller insanları kötü amellerinden dolayı kapıp alırlar. İnsanlardan kimi ameli sayesinde düşmeden kalabilen mümin, kimi de cezalanmış olan, sonra kurtuluşa ulaşacak kimselerdir……. “

Müslim : 1.c.182.n 

Bu hadiste zikredilen sırat üzerindeki geçiş Kur’an’da uğrama şeklinde ifade edilmiştir. Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır :

“ Sizden herkes şüphesiz oraya uğrayacaktır. Bu, Rabb’inin üzerine aldığı kesin bir hükümdür. Sonra muttakileri kurtarırız ve zalimleri diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız. “

Meryem : 71 – 72.Ay 

Değerli kardeşlerim … ! hazır yeri gelmişken burada bir noktanın izah edilmesi faydalı olacaktır inşallah.

“ … Rasulullah s.a.v Bedir ve beyatı rıdvanda bulunan ashabı hakkında : Bedir ve Hudeybiyeye – iştirak edip – şehid olanlardan hiç birisi ateşe girmeyecektir, buyurunca, Hafsa : Ya Rasulallah, Allah-u Teala :

“ Sizden herkes şüphesiz ki oraya uğrayacaktır. Bu Rabb’inin üzerine aldığı kesin bir hükümdür. “  Meryem : 71.Ay

buyurmuyor mu ? dedi. Rasulullah s.a.v : Fakat ondan sonra Allah-u Teala : Sonra muttakileri kurtarırız ve zalimleri diz üstü çökmüş olarak bırakırız.  buyurmuştur, diye karşılık verdi. 

Ahmed : 27110-14784 – Ebu Davud : 4653 – Tirmizi : 3860 – İbni Hibban : 4802

Ayeti celiledeki “ Sizden herkes şüphesiz oraya uğrayacaktır “ ifadesinde herkesin cehenneme gireceği anlaşılmaz.

Zikri geçen hadislerde açıklandığı gibi sırat cehennemin üzerinde olup herkesin oradan geçmesi, insanların cehenneme uğraması manasında anlatılmıştır, değilse illa da oraya girmesi manasına gelmez bu.

Bilinmesi gereken hususlardan bir tanesi de ; sıratı geçip oradan kurtulan müminlerin cennet ve cehennem arasında hak sahiplerine haklarının iadesi için bekletilmeleri hususudur. Bu konuda ;

“ … Rasulullah s.a.v şöyle  buyurmaktadır :  Kıyamet  günü  mü’minler – sıratı geçip –  ateşten kurtulurlar ve cennetle cehennem arasında bir köprü üzerinde bekletilirler. Orada dünyada iken aralarında meydana gelmiş haksızlıklar için kısas yapılır. Haksızlıklardan arınıp tertemiz oldukları zaman onlara cennete girmelerine izin verilir. Muhammed’in nefsi elinde olan Allah‘a yemin ederim ki o müminlerden her biri cennetteki makamına dünyadaki meskeninden daha doğru yolu bulur. “

Buhari : 6535 – Ter : 6448 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Kimin yanında kardeşinden haksız alınmış bir şey varsa bundan dolayı hak sahibiyle helalleşsin. Ahirette hiçbir dinar ve dirhem yoktur. Kardeşinin hakkı için kendi hasenelerinden alınmadan önce dünyada iken onunla helalleşsin. Ahirette zalimin – haksız yere aldığı – hakkı karşılayacak hasenatı bulunmazsa kardeşinin kötülükleri alınır ve o zalimin üzerine atılır. “

Buhari : 6534 – Ter : 6447 – Ahmed : 9621-10578 – Beğavi : 3978

15 – CENNET  VE  CEHENNEM

Değerli kardeşlerim …! Ahirete imanın içerinde olan en önemli konulardan bir tanesi de ; Cennet ve Cehenneme imandır.

Cennet ve Cehenneme iman ; onların yaratılmış mahlukattan birer mahlukat ve şu anda da mevcut olduğuna ; İnsan ve Cinlerin ebedi dönüş yerleri olup, Cennet Allah’ın dostlarının, Cehennem ise İblis ve yandaşlarının yurdu olduğuna itikat etmektir.

Aynı zamanda Cennet ve Cehennemin ebedi olup yok olmayacağına itikat etmek te, yine ahirete imanın cüzlerindendir…Rabbimiz kerim kitabında Cehennemle alakalı olarak şöyle buyurmaktadır :

“ Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun…… “  Tahrim : 6.Ay 

“ ….. Yakacağı insanlar ve taş olan ve kafirler için hazırlanan o ateşten korunun. “   Bakara : 24.Ay

“ …  Ebu Hureyre  r.a dan rivayet edildiğine göre  Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Sizin şu – dünyadaki –  ateşiniz var ya, cehennem ateşinin yetmiş parçasından bir parçasıdır. Sahabelerden dediler ki : Ya Rasulallah, azap için dünya ateşi dahi yeterlidir. Rasulullah s.a.v tekrar şöyle buyurdu : Cehennem ateşi, dünya ateşine altmış dokuz derece daha fazla hararetli kılındı. Bunlardan her birinin sıcaklığı dünya ateşinin sıcaklığı gibidir. “

 Buhari : 3265 –Ter : 3064.S

“ … Numan b. Beşir r.a şöyle dedi : Ben Nebi s.a.v’den işittim şöyle buyuruyordu : Kıyamet gününde cehennem ehlinin azapça en hafif ceza göreni şu kimsedir ki onun iki ayağının çukuruna iki ateş parçası konulacak bunların tesiriyle onun beyni kaynayacaktır. “

Buhari : 6535 – Ter : 6448.S

Allah’u Tealanın Kitabında ve Rasulünün Sünneti seniyyesinde Cennetle alakalı haberlere gelince, onlar da şudur :

“ İman edip salih amel işleyenlere, altından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele… “  Bakara : 25.Ay

“ Muttakiler güvenli bir makamdadırlar. Bahçelerde ve çeşme başlarında. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek – yeniden inşa edilip kendilerine verilen eşlerle – karşılıklı otururlar. Ayrıca onları iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir. Orada güven içinde her meyveden isterler. Orada ilk ölümlerinden başka ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur. Rabb’inden bir lütuf olarak. İşte büyük kazanç budur. “

Duhan : 51 – 57.Ay

“ Cennet de muttakilere yaklaştırılmıştır, uzak değildir. İşte size va’d edilen budur. Daima – Tevbe ederek – Allah’a yönelen, – O’nun hukukunu –  muhafaza eden. Gaybi olarak Rahman’dan huşu duyan ve O’na yönelmiş bir kalp getiren herkesin – mükafatı işte budur – Onlara cennete salimen girin, bu ebedi yaşama günüdür, denir. Orada onlara istedikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır. “   Kaff : 31.Ay

“ Muttakiler cennetlerde nimet içindedirler. Rab’lerinin kendilerine verdikleriyle safa sürerler. Rab’leri onları cehennem azabından korumuştur. “  Tur : 17 – 18.Ay 

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v Rabb’inden rivayet ederek şöyle buyurdu : Allah’u Teala buyurdu ki : Ben salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insan kalbinin hayal edemediği bir takım nimetler hazırladım. Ebu Hureyre dedi ki : İsterseniz ; “ Yaptıklarına karşılık olarak onlar için gözler aydınlatıcı Nimetlerin saklandığını hiç kimse bilemez “  Secde : 17  Ayet’ini okuyun dedi. 

Buhari : 4779 –Ter : 4659.S

“ Cennet halkı ateş halkına nida etti : “ Rabb’imizin bize va’d ettiğini biz gerçek olarak bulduk. Siz de Rabb’inizin size va’d ettiğini gerçek olarak buldunuz mu ? “ . Onlar : Evet, derler…… “  A’raf : 44.Ay

Ey insanlar ! unutmayınız ki ; Cennet de cehennem  de yaratılmış olup, şu an hazır olarak sahiplerini beklemektedirler. Bu hususta Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır :

“ Rabbinizden gelecek olan mağfirete ve takva sahipleri için hazırlanan, genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun. “  Ali İmran : 133.Ay

“ … İmran b. Husayn r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Cennete muttali oldum, ahalisinin çoğunu fakirler olduğunu gördüm. Cehenneme de muttali oldum, onun ahalisinin çoğunu da kadınlar olarak gördüm. “

 Buhari : 6546 – Ter : 6456 – Müslim : 2737 / 94 

“ … Ebu Hureyre r.a’dan. Nebi s.a.v şöyle buyurdular : Sıcak şiddetlendiği zaman Namazı serinliğe bırakın. Çünkü sıcağın şiddeti Cehennemin kaynamasındandır. “

Buhari : 533 –Ter : 2.c.606.s – Müslim : 615 / 180 

Değerli Müslümanlar … ! biraz önce de ifade ettiğimiz gibi ; Cennet ve Cehennem ebedi olup onlar için yok olma veya tükenip son bulma diye bir şey yoktur. Bu hususta  Allah’u teala şöyle buyurmaktadır :

“ … Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuştur. Allah onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. “

Tevbe : 100 – Hicr : 48 – Hud : 108 – Vakia : 33

“ O inkarcı kafirler ve zalimler var ya, Allah onları bağışlamayacak ve bir yola da iletmeyecektir. Onları sadece cehennemin yoluna iletecek ve orada ebedi kalacaklardır. Bu Allah’a çok kolaydır….. “

Nisa : 168 – 169 – Ahzab : 63 – 64 – Cin : 23 – Bakara : 167 – Zuhruf : 75 

“ … İbni Ömer r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Cennet ehli cennete cehennem ehli de cehenneme doğru ayrılıp gidince, ölüm getirilir. Cennet ve cehennem arasında boğazlanır. Sonra bir nidacı der ki : Ey cennet ehli, artık ölüm yoktur ; ey cehennem ehli, artık ölüm yoktur. Cennet ehlinin sevincine bir sevinç daha eklenir. Cehennem ehlinin gam ve kederine de bir gam ve keder daha eklenir. “ Müslim’deki rivayette Hadis şu ziyade ile rivayet edilmiştir : “….. Her kes nerenin ehli ise o orada ebedi kalacaktır….. “

 Buhari : 6548 – Ter : 6457 – Müslim : 2850 / 42 – 43

16 – CENNET  NİMETLERİ  VE RU’YETULLAH 

Değerli Müslümanlar … ! bilindiği gibi cennet, iman edip salih amel işleyen kimselere Allah’u Teala’nın ikram edeceği bağlı, bahçeli, Hurili, kilmanlı, toprağı miskten, Altın ve gümüşten piriketleri olan köşklü bir mekandır.

Allah’u Tealanın Salih insanlara orada hazırladığı bir çok nimetler vardır. Onlara yapacağı en büyük ikram ise, kendisini göstermesidir. Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ 0 gün öyle yüzler var ki – nurdan – parıl parıl, parlarlar ve Rablerine bakarlar. ”  Kıyame : 22 – 23.Ay 

“ İyilik yapanlara daha iyi ve güzel bir de ziyade vardır… “  Yunus : 26.Ay

Müfessirlerden Çoğu bu Ayette ki  { … bir de ziyade vardır… } kısmından murat, cennette Allah’u Tealayı görmektir, demişler sonra da Müslim deki Nebi s.a.v’in şu hadisini delil getirmişlerdir.

“ … Resulullah s.a.v buyurdular ki : Cennet ehli cennete girdiği zaman, Allah’u Teala kullarına : Bir şey istiyor musunuz ?, diye buyurur. Cennet ehli de : Yüzlerimizi ağartmadın mı, bizleri ateşten kurtarıp cennete girdirmedin mi ?, derler. Müteakiben Allah hicabı kaldırır, artık onlar için Rab’lerine bakmaktan daha sevimli bir şey verilmemiştir. Sonra : “ İyilik yapanlara daha iyi ve güzeli, bir de ziyade vardır….. “ Ayetini okudu. “

Müslim : 181 / 297- 298 – Fethu’l-Bari : 8 / 198

İşte zikredilen bu Ayetler ve hadisi şerif ; Allah’u Azze ve cellenin kıyamet gününde mü’minler tarafından görüleceğini açıkca isbat etmektedir. Ayrıyeten Rabbimizin şu hükmü de, kafirlerin kendisini asla göremeyeceklerini anlatmaktadır :

“ Hayır, doğrusu o gün onlar Rab’lerinden perdelenmişlerdir. “ Mutaffifin : 15.Ay

Allah’u Teala’nın ahirette görüleceğini anlatan bu Ayetlerden sonra, tevatür derecesinde hadislerde de bahsedilmektedir… Onların bir kaçını zikretmekte yarar vardır.

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Bazı insanlar : Ya Rasulallah, kıyamet gününde biz Rabb’imizi görecek miyiz ? dediler. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Ayın on dödüncü gecesi, görmeye mani bir bulut yokken ayı görmede şüphe ve ihtilaf eder misiniz ?. Sahabeler : Hayır ya Rasulallah, dediler. Rasulullah s.a.v : Peki görmeye mani bir bulut yokken güneşi görmekte şüphe eder misiniz ?, buyurdu. Sahabeler : Hayır ya Rasulallah, dediler. Rasulullah : İşte Allah‘ı – da ay ve güneşi – gördüğünüz gibi göreceksiniz … “

Buhari : 806 – Ter : 799 – Müslim : 182 / 299 – 183 / 302

“ … Cerir b. Abdullah el-Beceli r.a şöyle dedi : Bir gece Nebi s.a.v’nin yanında oturuyorduk. 0 gece ayın on dördüncü gecesi idi. Nebi s.a.v aya baktı ve şöyle buyurdu : Şu ayı görmekte nasıl ki birbirinize sıkışıklık sebebi engel olmuyor veya zahmetsiz olarak onu görüyorsanız, işte Rabb‘inizi de böylece göreceksiniz…. “

Buhari : 7434 – Ter : 7300 – Müslim : 633 / 211

Müminlerin kıyamette Allah’ı görmesi ile alakalı Kitabın ve Sünnet’in bu delilleri, bütün ümmetin sabit akide olup, bunun üzerinde İcma edilmiştir…

Ancak Harici, Mutezile, Rafizi ve Mürcie’den bazı kimseler Allah’ın ahirette görüleceğini inkar etmişlerdir… Ve bu husustaki zikri geçen Ayetleri te’vil, Hadisleri de reddetmişlerdir…

                                       Vel hamdu lillahi rabbil alemin
 

                                                            Tacuddin el Bayburdi