Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Dua da aracı edinmeyin ki Duanıza icabet edilsin

Dua da aracı edinmeyin ki Duanıza icabet edilsin

Değerli kardeşlerim … ! her konuda olduğu gibi dua’nın kabulü için de bir takım şartlar vardır. Bunların en önemlisi Dua’mızda Allah’u Teâlâ’yı birlemektir… Yani, yalnız O’na yönelmek ve yalnız O’ndan talep etmektir. O’na dua ederken veya O’ndan bir şeyler isterken araya hiçbir şeyi sokmamak ve yaratılmışların kendisi ile olsun, hakkı ve hurmeti ile olsun O’ndan asla bir şeyler istememektir… Unutmayınız ki bu kural ; duanın kabul olması için en önemli ve en ciddi şartlardan biridir… Ve bunun diğer ismi de ; Dua’da Tevhid’tir …

Rabbimizin Fatiha suresinde buyurduğu gibi :“ Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım bekleriz “

{ … Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Kim – sadece – Allah’a dua etmez ise, Allah ona gazab eder. }

                  Tirmizi : 6.c.3595.n – Hakim : 1 / 491. el Albani “ HASEN “ der.

Dua konusunda zamanımızdaki arzı endam eden cahilliklere asla aldanmayasın… Bu kalabalıkların Allah’a dua ederken veya O’dan bir şeyler isterken ;

=  Allah’ım meleklerin hatırı için bana şunu ver  …
=  Allah’ım Muhammedin hatırına senden şunu istiyorum …
= Allah’ım falan yerde yatan mubarek evliyanın hurmeti için bana şunu ver, veya benden şu sıkıntıyı gider, şeklindeki yalvarışlar ve yakarışlar asla seni şaşırtmasın. 

Çünkü Allah Rasulü s.a.v’i en çok seven ashabı bu şekilde bir dua da asla bulunmamışlardır. Yani ” Muhammedin hatırı için bize şunu ver veya onun yüzü suyu hurmetine bizden şu sıkıntıyı gider ” şeklinde Allah’tan bir şeyler istememişleridir…

Allah’a yakınlaşma veya O’ndan bir şeyler isteme konusunda sahabe sadece peygamber s.a.v’in yanına gelirlerdi ve ondan Allah’a dua etmeleri isterlerdi ve Allah’ın resulü de onlar için Allah’a dua ederdi.  Bunu en açık şekilde anlatan Allah’u Taala’nın kitabındaki şu Ayeti celiledir :

{ …… Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah’tan bağışlanma dileseler ve elçi de onlar için bağışlanma dileseydi, elbetteki Allah’ı tevbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak bulurlardı. }

                                                                                                  Nisa : 64.Ay

Bu ve emsali delillerden de anlaşıldığı gibi, sahabe Rasulullah s.a.v’in yanına gider ve ihtiyaçlarının giderilmesi için Allah’a yalvarmasını ondan isterlerdi.  Rasulullah s.a.v de onlar için dua ederdi. Allah’u Azze ve Celle’de nebisinin bir çok duasını kabul ederek  kullarına merhamet etmiştir.

İşte bundan dolayıdır ki şuurlu bir Müslüman, aynen Sahabenin yaptığı gibi, ya kendileri direk Allah’tan isterler ya da, Salih bildikleri kimselere giderek kendilerine dua etmelerini isteyebilirler.

Öyleyse ey Müslüman … ! unutma ki Duada olsun … yardım ve sığınma da olsun … yağmur istemede olsun … bağışlanma ve zafer istemede olsun … arzulananın gerçekleşmesini ve korkulanın def edilmesini dilemede olsun …  günahların bağışlanmasını ve kalplerin hidayetini dilemede olsun …  yoksulluğun giderilmesini ve ihtiyaçların görülmesini dilemede olsun …  sevinilecek şeylerin elde edilmesini ve sıkıntıların giderilmesini dilemede olsun …  hastaya şifa ve yol emniyeti dilemede olsun … kabir suali anında sebat dilemede olsun … Kıyamet Günü için güvence dilemede olsun …  şiddetli azaptan kurtuluş dilemede ve benzeri yalvarışlarda olsun … kulun yalnızca Allah’u Teala’ya yönelmesi ve niyetinin de ihlaslı olması gerekir…

Unutmayalım ki bahsi edilen bu ve emsali dua çeşitlerinde kulun Allah’ı birlemesi, Allah’u Teala’nın o kulu üzerindeki hakkıdır… Çünkü dua da bir ibadettir dolayısıyla bu konuda da kul Rabbini birlemesi gerekir…

Bu konuda meseleyi karıştıranların ileri sürdükleri bir mevzu ve izahı …

ÖMER R.A’NUN, RASULULLAH S.A.V’İN AMUCASI ABBAS’LA YAĞMUR İSTEME OLAYININ  GÜZEL ANLAŞILMASI  …

Salih kimselerin makamları, mevkileri ve hurmetleri ile tevessülde bulunulması gerektiğini iddia edenlerin yanlış anladıkları delillerden bir tanesi de şu rivayettir :

{ … Enes İbni Malik r.a dan. Dedi ki : Halk yağmursuz kalıp kıtlığa uğradığı zaman, Ömer İbnu’l Hattab – peygamberin amucası – Abbas İbnu Abdulmuttalib’i vesile edinerek yağmur duası yapar ve duasında şöyle derdi : Ey Allah’ım ! biz peygamberimizle tevessülde bulunurduk da sen bize yağmur ihsan ederdin. Şimdi ise Peygamberimizin amucası ile tevessülde bulunuyoruz, bize yağmur ihsan eyle.  Enes der ki : Bu duanın ardından kendilerine yağmur ihsan olunurdu. }

Buhari : 2.c.964.s

Bu rivayetten, – az önce de ifade ettiğimiz gibi – Salih kimselerin hurmeti, makamı ve mevkileri ile Allah’a tevessülde bulunup O’ndan bir şeyler isteneceğini veya üzerlerinden sıkıntılarının kalkması için onların hatırına dua da bulunulacağını iddia etmişlerdir.

Halbu ki bu anlayış, bir çok yönden yanlış ve batıl bir istidlaldir. Çünkü mesele ile alakalı sair deliller, bunun böyle olmadığını ve Ömer r.a nun bu duasının mahiyetinin şöyle olduğunu bize anlatmaktadır :

“ Ey Allah’ım ! bir zamanlar peygamberimizle beraber dua ederek senden yağmur isterdik de sen bize yağmur ihsan ederdin. Şimdi ise o aramızda yok, onun amucası Abbas’la sana dua ediyoruz, bize yağmur ihsan eyle  “

Zikredilen rivayetin bu manada anlaşılmasının birinci sebebi, Resulullah s.a.v’in sağlığında yapılan yağmur isteme şeklidir.

Arabi’ hadisi, Peygamber yolu ile Allah’tan nasıl yağmur istendiğini şöyle isbat etmektedir.

{ … Bir Cuma günü Rasulullah s.a.v ayakta Minber üzerinde hutbe irad ederken Daru’l Kaza tarafında vaktiyle mevcut olan kapıdan bir kimse mescide girdi ve Resulullah’ın karşısına dikilerek :

– Ya Rasulallah ! Mallar helak oldu,yollar kapandı. Allah’u Taala’ya dua et de imdadımıza yetişsin, dedi. Rasulullah s.a.v hemen ellerini kaldırdı, sonra şöyle dua etti : Ya Allah bize yağmur ver, ya Allah bize yağmur ver, ya Allah bize yağmur ver… }

şeklindedir. Ve yine başka bir hadisi şerif de :

{ … Aişe r.a’dan.O şöyle dedi : Halk Allah Rasulü s.a.v’e yağmurun yağmayışından şikayette bulundular. Rasulullah s.a.v bir minber hazırlanmasını emretti. Onun için  musallaya minber kondu. İnsanlara çıkacakları günü de tayin etti.

Aişe r.a devamla şöyle dedi : Rasulullah s.a.v tayin ettiği gün sabah güneşinin ucu göründüğü anda musallaya çıktı ve minber üzerine oturarak Aziz ve Celil olan Allah’a hamd edip tekbir getirdi. Sonra şöyle buyurdu :

“ Siz beldenizin kuraklığından ve yağmurun yağma vaktinin gecikmesinden şikayet ettiniz. Halbuki Aziz ve Celil olan Allah, size kendisinden istemenizi emretti. Bunu yaptığınızda da isteklerinizi kabul edeceğine söz verdi. Sonra da :

Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun, O Rahman’dır, Rahim’dir. Din gününün sahibidir. Ey Allah’ım ! sen Allah’sın, senden başka ilah yoktur. Sen zenginsin biz muhtacız, üzerimize rahmetini saç. İndireceyin rahmetini bize kuvvet, bir zamana kadar da yetişir kıl, dedi.

Sonra ellerini kaldırdı. O kadar kaldırdı ki koltuklarının beyazı bile görünür oldu. Sonra sırtını halka çevirip, elleri kalkık olarak cübbesini ters çevirdi. Daha sonra da yüzünü cemaate çevirip minberden inerek iki rekat namaz kıldı. Allah bir bulut meydana getirdi ve gök gürleyip şimşek çaktı. Arkasından Allah’ın izni ile yağmur yağdı. Rasulullah s.a.v daha mescidine gelmeden seller aktı.Bu arada halkın yağmurdan saklanmak için koşuştuklarını gören Rasulullah, azı dişleri görününceye kadar gülmeye başladı ve : Allah’ın her şeye muktedir olduğuna ve benim de Allah’ın kulu ve Rasulü olduğuma şahitlik ederim, dedi. }

                                                                                     Ebu Davud : 2.c.1173.n

Konunun daha güzel netleşmesi hususunda ikinci dikkat edilmesi gereken nokta ise, Ömer r.a’nun Peygamberimizin amucası ile olan tevessülünde, Abbas r.a’nun duasıdır. Çünkü burada, onun makam ve mevkisiyle değil de, duasıyla tevessülde bulundukları anlaşılmaktadır. Bunu, onun yapmış olduğu şu duasından açıkça anlamaktayız.

Haceru’l Askalani Fethu’l Bari de şunu zikreder : Ez-Zübeyr b.Bekkar, “el-Ensab “ adlı eserinde şöyle der : Ömer r.a  Abbas’a tevessül edince, Abbas r.a şöyle dua etti :

“ Allah’ım hiçbir bela olmasın ki, günahtan dolayı gelmesin. Bu belalar da ancak tevbeyle kaldırılır. Bu insanlar, senin Peygamberine yakınlığımdan dolayı bana tevessülde bulunup sana yöneldiler. Günahkar ellerimizi sana uzatıyor ve alınlarımızı senin için secdeye koyuyoruz. Bize yağmur gönder “

Fethu’l Bari : 3.150

Bu delillerde de açıkça görüldüğü gibi, – bir takım cahil kimselerin zannettikleri şekilde – Sahabe, Rasulullah’ın olmadığı bir yerde tek başlarına veye toplu olarak yan yana gelip de ;

“ Allah’ım ! Peygamberin Muhammed hakkı için bize yağmur ver. Veya, onun amucasının senin katındaki makamı hurmetine bizi bağışla, bize şunu ver “  demiyorlardı… Aksine onlar, tevessülde bulunacağı kimseye veya Salih insana gelerek, ona durumlarını arzeder ve ihtiyaçları için kendilerine dua etmesini isterlerdi. O kimselerde onlara dua ederdi.

Dolayısiyla bu konudaki kural şudur. “ Kişi, tevessülde bulunacağı kimseye veya Salih bir insana gelir, ona durumunu arzeder ve kendisine dua etmesini ister. O kimse de, dua isteyen kişi için dua eder “    Çünkü bundan başka hiçbir şeye gücü yetmez o kimsenin. Onun yapacağı tek şey dua etmektir. Sonra da Allah’u Azze ve Celle isterse o kulunun duasını kabul eder, isterse etmez.

Hulasa, konunun bu yönü tartışma kabul etmeyecek derecede açık ve nettir. Öyleyse sözü daha fazla uzatmadan şunu açıkça ifade edebiliriz ki ; makamı ve  mevkisi ne olursa olsun, hiç kimsenin hurmeti ile, makamı ile, şahsı ile asla tevessülde bulunulmaz.

Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                                      Tacuddin el Bayburdi