Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Dua’nın önemi ve ona olan ihtiyacımız

Ey inananlar … ! Allah Teâlâ’dan hakkıyla korkun ve O’nun hakkını gözetin. O’nun emirlerine itaat edin ve yasakladığı şeylerden de uzak durun. O’na sakın isyan etmeyin.

Unutmayın ki, işlenen her günah birer yara gibidir. Tedavisi olmazsa  belki de o yara, insanın ölümüne sebep olur.

Ey inananlar … ! Rabbinize bol bol hamdedin ve şükredin ki … O size, maddi ve manevi tedavi imkanları sağlamış ve şifa bulmanız için de kendisine yönelmenizi istemiştir…

“ Rabbiniz buyurdu ki : Bana dua edin, ben de duanızı kabul edeyim. Şüphesiz ki bana ibadet etmeye tenezzül etmeyenler, yakında hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir. ”  Mü’min : 60.Ay

Ey insan … ! unutmaki Allah’ın cömertliği çok büyük ve lütfu çok geniştir… Seni yoktan vareden Rabbin şöyle buyuruyor : Ey Muhammed … !!!

“ Kullarım eğer sana beni sorarlarsa, onlara de ki : muhakkak ki ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dua edenlerin duasına karşılık verir ve onu kabul ederim. O halde onlar da davetime icabet edip bana iman etsinler. Umulur ki doğru yola ulaşırlar. ”   Bakara : 186.Ay

 Ey insan … ! Unutmaki Rabbin her konuda sana doğruyu gösteriyor, fakat sen doğru yola gelmiyorsun. Rabbin sana merhamet edip kurtulman için elini uzatıyor, fakat sen ona tutunmuyorsun. Sana nasihat ediyor, senin için ışık yakıyor, fakat sen görmüyor ve anlamıyorsun.

Bir çok facialar,savaşlar, acılar ve sıkıntılarla sabahlayıp akşamlıyorsun ; ama ne tevbe ediyorsun ne de bu olanlardan bitenlerden ibret alıyorsun …

Halbuki senin ve ümmetin başına gelen felaketler ve belâlar, iman edenlerin Allah’a yönelmelerini, O’na sığınmalarını, O’na dua etmelerini ve O’na tevbe etmelerini gerektiren vesilelerdir… Rabbimiz şöyle buyuruyor :

“ Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere – musibet ve belalarla – imtihan ediliyorlar ? Yine de tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar. ” Tevbe : 126.Ay

Ey inananlar … ! unutmayınki, eğer bir kimsenin kalbinde az da olsa iman varsa, o kalbin sahibi sığınacağı yeri ve şifasının nereden geleceğini iyi bilir.

Şahit olduğunuz gibi hayat, acılar ve sıkıntılar üzerine kurulmuştur. İnsanın ; tehlikelerden ve musibetlerden, hastalıklardan ve üzüntülerden, savaşlardan ve fitnelerden, zulüm ve haksızlıklardan, üzüntü ve kederden, fakirlik ve belleri büken birtakım etkenlerden tamamen kurtulması mümkün değildir.

Allah Teâlâ, kullarına karşı çok şefkatli ve çok merhametli olduğundan dolayı onlara, kendisinden faydalanacakları ve hayatlarının sıkıntı ve kedrini giderecekleri bir kapı açmıştır. O kapı ki, kalplerine oradan huzur ve sükunet iner. Bu kapı dua kapısıdır.

Şüphesiz ki Dua ibadetin ta kendisidir. Allah’a dua etmekten ve O’ndan istemekten, O’na boyun eğmekten ve işleri O’na havâle etmekten daha iyi bir yol var mı ?

{ … Resulullah s.a.v şöyle buyurur : Kim Allah’tan istemez ise, Allah o kimseye gazap eder. }

                                           Tirmizi : 6.c.3595.n

Unutmayınız ki Allah, korku ve endişe içinde olanların sığınağı ve yalvaranların tek tesellisidir. Kim o’na sığındı da kurtulmadı ki ? Kim işini O’na havale etti de işleri düzene girmedi ki ?

Unutmayalım ki dua, Allah katında en değerli ibadetlerden bir tanesidir. O, Allah yolunda sabretmeye götürür. Allah’a sığınmaya, O’na güvenmeye, tembellikten ve acizlikten uzak kalmaya götürür. Nimetlenmeye yol açar. Böylece dua edenin imanı artar, inancı güçlenir ve Rabbi’ne bağlı kalır.

Dua, her zaman ve her mekanda yapılabilen kolay bir ibadettir. Dua,  belaları kaldırır ve mutsuzluğu giderir. Allah ; dua ile nice belaları ve sıkıntıları kaldırmış, nice hataları ve günahları bağışlamıştır. Ve yine dua ile görünen ve görünmeyen nice rahmetler ve nice nimetler elde edilmiştir.

{ … Aişe radıyallahu anha der ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ Sakınmanın kadere faydası yoktur. Ama Dua ; inene de, inmeyene de fayda verir. Belâ iner, dua onu karşılar ve Kıyamet Günü’ne kadar galip gelmek için birbiriyle mücadele ederler.” }

Taberani  Hakim Hasen bir sened ile …

Dua, bırakın normal insanları, insanlığın efendileri olan peygamberlerin dahi dillerinden düşürmedikleri bir ibadettir. Rabbimiz şöyle buyurur :

“ Şüphesiz ki bu peygamberler hayırlı işler yapmaya koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Bize gönülden derin saygı duyarlardı. ”  Enbiya : 90.Ay

Dua kabul edildiğinde hele onun güzelliğine bakın ki, Allah ateşe dur diyor, yakma diyor. Hatırlarsınız İbrahim a.s dua edince Allah Teâlâ ateşe şöyle buyurdu :

“ Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selamet ol … ”  Enbiya : 69.Ay

“ Nuh’u da – an – hani O daha önce bize dua etmişti de onun duasını kabul etmiştik. ”   Enbiya : 76.Ay

 “ Eyyub’u da – an – hani o Rabbine : “ Rabbim, başıma bu bela gelip çattı. Ve sen merhametlilerin en merhametlisisin ” diye seslenmişti. Biz de, onun duasını kabul ettik ve başındaki sıkıntısını açıp giderdik. ”  Enbiya : 83.84.Ay

Düşünün Yunus a.s’mı balık yutuyor ve karanlıklar içinde Allah’a yalvarınca, Arş’ın üzerinden Yunus’un duasına icabet ediliyor.

Allah’u Teâlâ şöyle buyurur :

“ Biz de onun duasını kabul edip, kendisini gamdan kurtarmıştık. Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız. ”   Enbiya : 88.Ay

Allah Teâlâ, Zekeriya a.s’ın kendisine yalvarışını ve saygısını görünce, onun Rabbisine dua etmekle karşılıksız kalmayacağını belirterek şöyle buyurur :  

“ Zekeriyya’yı da – an – Hani : “ Rabbim, beni bir başkasına bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın ” diye Rabbi’ne dua etmişti. Biz de onun duasını kabul edip, ona Yahya’yı bağışladık. Zevcesini de ona ıslah etttik. ”   Enbiya : 89-90.Ay

Evet ey inananlar … ! unutmayalım ki dua eden hiç kimse helak olmaz. Allah’a yönelen ve O’na yalvaranın umudu da boşa çıkmaz.

{ … Ebu Said el-Hudri r.a’dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : “  Herhangi bir Müslüman, Allah’a  dua eder de  duasında günah ya da akrabalık bağını koparmak istemediği sürece, Allah Teâlâ kendisine şu üç şeyden birisini muhakkak verir : Ya onun duasına hemen karşılık verir. Ya  duası için ahirette ona sevap hazırlar. Ve yahut da ondan dengi bir günahı kaldırır.” Derler ki : “ Öyleyse çokça isteyelim ” Rasulullah s.a.v tekrar şöyle buyurur : “ Allah‘ın – ihsanı dualarınızın karşılığından – daha çoktur.” }

                                                                                            Buhari Edebü’l Müfred : 2.c.710.n

Ey zavallı ve cılız insan … ! öyleyse neden  Allah’tan istemiyorsun ve neden O’na yalvarmıyorsun ?

“ … Yığınla günahların olduğu halde … Sıkıntılar ve kederler üzerine saldırdığı halde … Hastalıkların seni güçsüz düşürdüğü ve borçların içerisinde yüzdüğün halde … Neden hiçbir şeye muhtaç olmayan zengin ve cömert olan Allah’a dua etmiyorsun … ? 

Unutmaki kurtuluş ancak Allah katındadır… Öyleyse ellerini kaldır ve göğe çevir… O’na yalvar ve O’ndan iste…

Biliyorsun ki İnsanlar, öteden beri çeşitli sıkıntılar, imtihanlar ve darlıklar geçirmişlerdir. Ama Allah’a sığınmak, O’na yalvarmak ve sadece O’ndan istemek tek kurtuluş yolları olmuştur…

Allah’u Teâlâ, Kalpleri incelsin, samimiyetle boyun eğsin ve kendisine sığınsınlar diye insanları birtakım musibet ve belalarla imtihan eder… O şöyle buyurur :

“ Andolsun ki biz, senden önceki ümmetlere nice peygamberler gönderdik. Onları yalvarırlar diye darlığa ve sıkıntıya uğrattık. Hiç olmazsa kendilerine böyle baskınımız geldiği zaman yalvarsalardı ya ! Fakat kalpleri katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. ”   En’am : 42. 43.Ay

Görüldüğü gibi merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, insanların gafletten uyanıp kendisine yönelmeleri ve O’ndan istemeleri  için onları bir takım darlık ve sıkıntılara sokuyor. Taki O’na tevbe etsinler O’na yalvarsınlar.

Hatta geçmişteki müşrikler dahi, bir kısım bela ve musibetlere uğrayıp sıkıntıları artınca hangi kapıyı çalacaklarını ve nereye sığınacaklarını iyi biliyor ve samimi bir şekilde Allah’a dua ediyorlardı. Rabbimiz bu konuda buyuruyor ki :  

“ Karada ve denizde sizi gezdiren O’dur … Birden gemiye şiddetli bir kasırga gelip çatıp da,her taraftan gelen dalgalar onları sarıp sarmaladığı ve artık bu dalgalarla gerçekten kuşatıldıklarını anladıklarında, din’i yalnız O’na halis kılarak  Allah’a  yalvarmaya başlarlar ve : ” Andolsun ki eğer bu sıkıntıdan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız “ derler ”  Yunus : 22.Ay

“ Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O’na halis kılarak Allah’a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca, hemen Allah’a şirk koşarlar. ”  Ankebut : 65.Ay

Ey gafil insan … ! bugün Rabbi’ne, Rabbi’nin lütfuna, yardımına ve şefkatine oldukça muhtaç bir durumda iken neden Allah’a dönmüyorsun … ? Neden O’na el açıp dua etmiyorsun … ? Neden Allah’a yönelip yalvarmıyorsun … ?  Yoksa dua ediyorsun da , duaların mı kabul olmuyor … ? Eğer duaların kabul olmuyor ise, demekki dikkat etmediğin ve umursamadığın bir takım hususlar var… !!!

Tacuddin el Bayburdi