Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Allah’a nasıl yaklaşılır ?

Allah’a nasıl yaklaşılır ?

SORU … : Hocam bildiğiniz gibi Allah’u Teala Kur’anı keriminde “ bana yaklaşmak için vesileler arayın “ buyurmaktadır… Bu Ayet’de anlatılmak istenen nedir … veya bu Ayeti nasıl anlamamız  gerekir … ? ve insan nasıl Allah’a yaklaşır … ?

CEVAP … : Değerli kardeşim … ! sizin de ifade ettiğiniz gibi Allah’u Azze ve Celle  kullarına, kendisine yaklaşmaları için vesileler aramalarını emretmiştir … Bahsi edilen Ayeti celilede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

“  Ey iman edenler ! Allah’tan  sakının  ve  O’na – yakınlık için – vesile arayın … “

Bu Ayet’i kerime Allah’a yaklaşmak, O’nu razı etmek ve O’nun Cennetine nail olmak için vesileler aranmasının İslam dininde meşru olduğunu açıkça isbat eden bir Ayettir …

Ki, zaten konunun bu kısmı ile alakalı inananlar arasında herhangi bir ayrılık söz konusu değildir… Yani, istisnasız her inanan, Allah’a yaklaşmak için mutlaka vesileler aranması gerektiğine inanmaktadır…

İşin problemli kısmı ise ; nelerin Allah’a yaklaşmak için vesile kılınacağı kısmıdır… İşte bunun sağlıklı bir şekilde bilinmemesinden dolayıdır ki, bugün Müslümanların kısmı azamı  – özellikle Tasavvuf kesimi – bu konuda İslam’ın ruhuna ve Rasulullah s.a.v’in yoluna ters düşen bir takım gayrı islami  itikat ve ameller içerisine girmişlerdir…

Bu insanlardan – bu konuda – o kadar haddi aşanlar olmuştur ki bunlar, haklarında hiçbir delilin bulunmadığı, adına veli veya salih dedikleri bir takım insanları … onların kabir ve türbelerini … o kimselere ait olan kılları … tüyleri …  giyecekleri … hatta Onlara ait olan kab ve kacakları dahi Allah’a yakınlaşmak için vesile  edinmişlerdir…

Bununla beraber,yine bu batıl inançları yüzündendir ki, bir çok inananın ağızlarında bu konuda garip garip ifadeler de dolaşmaktadır… Bu gün, güya Allah’a meşru bir şekilde dua ettiğini zanneden binlerce inananın ve yüzbinlerceTasavvuf ehli kimselerin ağzında ;

Allah’ım ! Peygamberinin yüzü suyu hurmetine senden şunu istiyorum…

Allah’ım  !  Meleklerinin hatırı için senden şunu bekliyorum …

Allah’ım  !  Abdul Kadir Geylaninin hatırı için sana yalvarıyorum …             

Allah’ım ! Falan kabirde filan türbede yatan zatın hakkı için senden şunu, şunu istiyorum …  şeklindeki şirk ve küfür ifadeler dolaşmaktadır…

Hatta ve hatta bu konuda o kadar haddi aşmışlardır ki bu zavallılar, Allah’ın Rububiyetini ihlal edecek dereceye kadar gelmişlerdir… Çünkü bu cahil insanların içerisinden, bir kabir yanına giderek, al sana bir göbek ver bana bir bebek diyecek kadar seviyesizleşip, oralardan çocuk dahi isteyenler çıkmıştır…

Bu cahiller, Allah’a yaklaşmak için veya O’ndan bir şeyler istemek için bu kimselerin vesile edinilmesinin dinde meşru  olduğunu zannetmektedirler…

Halbu ki, Kur’an’ın ve Sünnet’in mesajlarına  az da olsa vukufiyeti olanlar şunu çok iyi bilirlerki, İslam, bu türden batıl inançların yok edilmesi için gelmiştir… Diğer bir ifadeyle ; Rasulullah s.a.v’in senelerce vermiş olduğu mücadelesinin amacı, aynı şekilde bu batıl inanç ve amellerin ortadan kalkması içindi…

Öyleyse basiretli bir müslümanın Din’de meşru vesilelerin neler olduğunu çok iyi araştırması ve onlarla Allah’a yönelmesi gerekir… Allah’ı razı etmek isteyen veya O’na yakınlaşmayı arzu eden herkes, şüphesiz ki O’nun meşru kıldığı vesileleri arama mecburiyetindedir…

Çünkü Allah Allah’u Azze ve Celle nasıl ki kendisine yakınlaşmak için vesile aranmasını istemiş ve emretmiş ise, aynen de kendisi nelerden hoşlanıyor, nelerin yapılmasını istiyor veya nelerle kendisine yakınlaşılacağını Kitap ve Sünnette zikrertmiştir. Dolayısıyla şuurlu ve basiretli bir Müslümanın bunları mutlaka arayıp bulması ve bunlara uygun hareket etmesi gerekir…

Değerli Müslümanlar … ! şunu asla unutmayınız ki ; hiç kimse Allah’a yaklaşmak için kendi kafasına göre uydurduğu vesilelerle bu yola çıkamaz … Çünkü onlar asla kulu Allah’a yaklaştıramaz …

Allah’a yakınlık vesileleri, şeriatın tayin ve tarif ettiği şeyler olmalıdır, insanın kendi seçtiği ve sevdiği şeyler olmamalıdır… Çünkü İnsan nefsinin sevip tayin ettiği şeyler, Allah’a yakınlık vesileleri asla olmazlar…

Evet değerli kardeşlerim … ! biraz önce de ifade ettiğimiz gibi ; şüphesiz ki Allah’a yakınlık için vesile aranmasını zikreden  nasıl ki Rabbi’miz Allah’u Teala ise, kendisine yaklaştıracak olan vesilelerin neler olduğunu belirleyen de yine Rabbimiz Allah’u Azze ve Celle’dir…

ŞER’İ  VESİLELER

İşte Allah’u Azze ve Celle’nin kendisine yaklaşılması için vazettiği Kur’an ve Sünnet’teki vesileler :

“… Kim Rabbi’yle – O’nun razı olacağı şekilde – karşılaşmayı arzu ediyorsa Salih amel işlesin ve ibadetlerinde de Rabbine ortak koşmasın … ” Kehf : 110.Ay

Değerli kardeşlerim … !
 işte bu Ayeti celilede insanı Rabbine yaklaştıracak en güzel ve en mükemmel bir vesileden bahsedilmektedir… O da ; Tevhid’tir.

Yani, insanın Allah’a takdim ettiği ibadetlerinde hiçbir şeye bir pay, bir nasip ayırmadan onu sadece Allah için yapması, kendisini Allah’a yaklaştıracak en güzel bir vesiledir… Bundan daha güzel bir vesile düşünülemez … Rabbimiz yine kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ De ki : eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah’ta sizi sevsin ve  günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir … ”  Ali İmran : 131.Ay

Rabbimiz bu Ayet’i celilesinde de kulunu kendisine yaklaştıracak bir vesileden bahsedilmektedir… O da ; Peygambere tabi olup onun getirdiklerine ittiba etmektir… Çünkü onu insanlara örnek ve önder olarak gönderen Allah’u Teala’dır… Dolayısıyla, kim Rasule itaat eder ve getirdiklerine tabi olusa, Allah’ı sevdiğini ve O’na yakınlaşmak istediğini açıkça ortaya koymuş demektir…Çünkü Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

{  Biz hiçbir Rasulü, Allah’ın izniyle itaat edilmekten başka bir amaçla göndermedik …  } Nisa : 64.Ay

 Kim Rasule itaat ederse, muhakkak ki o Allah’a itaat etmiştir … } Nisa : 80.Ay

Rabbimiz yine kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“… Ey insanlar ! sizi bize yaklaştaracak olan ne mallarınız ne de evlatlarınızdır. Ancak iman eden ve Salih amel işleyen kimseler için durum böyle değildir. Onlar için, yaptıklarına karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet odalarında güven içindedirler… ”  Sebe : 37.Ay

Değerli kardeşlerim … ! bu Ayeti celilede de Rabbimiz, açık ve net ifadelerle kullarını kendisine yaklaştıracak şeylerden bahsetmektedir ki bunun da  iman ve Salih amel olduğunu anlatır …  

         Rabbimiz yine kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Ey iman edenler ! Allah’tan korkun, O’na – yakınlık için – vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz. “  Maide : 35.Ay

Görüldüğü gibi bu Ayet’i kerimede de Allah’a yakınlaşma vesilesi olarak, O’nun yolunda cihad edilmesinden bahsedilmektedir… Yani, Allah yolundaki her türlü mücadele, kişiyi Allah’a yaklaştıran güzel bir vesiledir…

         Rabbimiz yine kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“… Bedevilerden öyleleri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır, harcıyacağını Allah katında yakınlığa ve Peygamberin duasını almaya vesile edinir . Bilesinizki o – harcadıkları mallar, Allah katında – Onlar için bir vesiledir. Allah onları rahmetine sokacaktır. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir … ”  Tövbe : 99.Ay

Bu Ayet’i celilede de anlatıldığı gibi, insanı Allah’a yaklaştıracak vesilelerden bir tanesi de, O’nun yolunda infak etmektir… Yani, kulun malıyla mülküyle Allah yolunda harcama yaparak mücadele vermesi, onu Rabbine yaklaştıran güzel vesilelerden bir tanesidir…

         Bakınız Allah Rasulü s.a.v de bu konuda Sünneti seniyede ne buyurmaktadır :

“ … İbn Mes’ud r.a’dan gelen bir hadislerinde ise Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadırlar : Kıyamet günü yaklaştı. Halbuki insanlar dünya ya karşı ancak hırslarını artırıyorlar ve Allah’tan da uzaklaşıyorlar. “

Camiu’s Sağir : 1.c.773.n

Değerli kardeşlerim … ! bu hadisi şeriften de anlaşılacağı üzere ; insanı Allah’a yaklaştıracak olan en güzel vesilelerden bir tanesi de, kulun dünya’ya karşı hırslı olmayıp ahirete yönelmesidir… Hadiste haber verildiği gibi eğer dünyaya karşı hırslı davranmak insanı Allah’tan uzaklaştıran önemli bir vesile ise, bu demektir ki, insanın bir gün öleceğini düşünerek uhrevi işlere yönelmesi de, kulu Allah’a yaklaştıracak olan en önemli vesilelerdendir…

“ … Ebu Hureyre r.a’dan Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Allah şöyle buyurdu : “ … Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevgili olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Nihayet ben onu severim … }

Buhari : 14.c.6424.s

İşte bu Hadisi şerifte de anlatıldığı gibi, kulu Allah’a yaklaştıracak olan meşru vesileler ; üzerine farz kılınan şeyleri gücü nisbetinde tatbik etmesidir… Dolayısıyla kulun Namazı, onu Allah’a yaklaştıran bir vesiledir… Gücü yettiğinde zekat vermesi, onu Allah’a yaklaştıran bir vesiledir… Oruc tutması, onu Allah’a yaklaştıran bir vesiledir… Yol bulduğunda Hacc yapması, onu Allah’a yaklaştıran bir vesiledir… Hulasa bu meyanda kulun üzerine farz olan her ne var ise onlar, kendisini Allah’a yaklaştıran birer vesiledir…

Hatta hadisi şerifin son kısmında da ifade edildiği gibi kulun nafile ibadetleri bile, kendisini Allah’a yaklaştıran vesilelerdir…   

Öyleyse bu konuda sözü daha fazla uzatmaya gerek yoktur… Kim Allah’a yaklaşmak, O’nu razı etmek, Cennetine ve Cemalullahına nail olmak istiyorsa, tarif edilen bu meşru vesilelerle hareket etmesi gerekir… Kulu bu vesilelerden başkası asla Allah’a yaklaştıramaz…  Çünkü bu vesileler Allah’ın istediği ve sevdiği vesilelerdir… Dolayısıyla hiç kimse kendi icadettiği vesilelerle Allah’a yaklaşamaz… Özellikle ehl’i Tasavvufun vesile diye ortaya attığı şeyler, bir kulu asla Allah’a yaklaştıramaz … Hatta bırakın o vesilelerin insanı Allah’a yaklaştırmasını, onlar insanı Allah’tan uzaklaştıran vesilelerdir.

Rabbim bizlere ; kendisine yaklaştıran meşru vesilelere sarılmamızı nasibetsin … Ve yine bizlere ; hakkı hak bilip ona ittiba eden, batılı da batıl bilip ondan ictinab eden kullarından olmamızı nasibeylesin.                                                      

                                                              Amin

                                                           Ve’l hamdu lillahi rabbil alemin

                                                                      Tacuddin el Bayburdi