Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Adak konusu

Adak konusu

1 – Adak adamayınız, çünkü adak kaderden hiçbir şeyi değiştirmez :

“ … Ebû Hureyre r.a dan. Rasûlullah s.a.v buyurdular ki : Adak adamayınız, çünkü adak kaderden hiç bir şeye fayda etmez ; onun­la sâdece  cimriden mal çıkarılır. “

Müslim : 5.c.1640.n 

“ … Bize Said ibnu’l Haris tahdis etti ki, kendisi Abdullah ibn Ömer den işitmiştir ; o şöyle diyordu :

– Onlar adak adamaktan nehyolunmadılar mı ?. Şüphesiz ki Peygamber s.a.v şöyle buyurdu :  Muhakkakki adak, hiçbir şeyi kaderin önüne geçirmez ve kaderden de geriye bırakmaz. onun­la sâdece  cimriden mal çıkarılır. “

Buhari : 14.c.6566.s 

2 – Adak vesilesiyle sadece cimriden mal çıkarılır :

“ … Abdullah ibn Ömer r.a.şöyle demiş : Rasûlullah s.a.v bir gün bizi adak adamaktan nehyetmeğe başladı ve : O hiç bir şeyi geri çevirmez ; onunla sâdece cimriden  mal çıkarılır,   buyurdu. 

Buhari : 14.c.6498.s – Müslim : 5.c.1639.n 

3 – Adak, Rahmani ve şeytani olmak üzere iki kısmdır :

“ … Rasulullah s.a.v’e Nezr’in hakikatı nedir ? diye soruldu. Allah Rasulü s.a.v:

– Nezr iki kısımdır. Allah için, şeytan için. Allah için olanının kefareti vefadır, sadakattır. – yani yerine getirmektır – Şeytan için olanın da ise adak yerine getirilmez. Böyle bir adağın kefareti ise, yemin kefaretidir. “

Beyhaki :

4 – Ma’siyette Adak yoktur :

“ … Aişe r.anha’dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Ma’siyette adak yoktur ve bunun kefareti, yemin kefaretidir. “

Tirmizi : 3.c.1562.n

“ … Aişe r.anha’dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Her kim Allah’a itaat etmeyi adamışsa, itaat etsin. Kim de isyan etmek için adamışsa, isyan etmesin. “

Tirmizi : 3.c.1562.n

AÇIKLAMA : Konunun bu iki babı güzel anlaşılmalıdır. Eğer adağımız meşru ise ; yani oğlum askerden gelirse kurban keseceğim, kızım evlenirse Allah için ziyafet vereceğim, veya da Allah bana bir ev, araba nasibederse oruç tutacağım gibi şeyler ise adağımızın keyfiyeti, bunları yerine getiririz. Çünkü bu gibi işler Allah’a itaat anlamında bir adak şeklidir.

Ama eğer adak şeklimiz ; oğlum askerden gelirse Allah için söz veriyorum size içkili bir sofra hazırlayacağım… Oğluma şöyle güzel bir kız bulursam güzel bir düğün salonunda caz’lı, baleli veya danslı bir düğün yapacağım.  Veya da Allah bana bir ev, araba nasibederse, falan türbede kurban keseceğim gibi şeyler ise, bunlar asla yerine getirilmez. Çünkü bunlar şeytan için olan adak şekidir. Böyle bir adağın kefareti ise, yemin kefaretidir. Yani üç gün oruç.

5 – Malik olmadığı  konuda kulun üzerine adak düşmez :

“ … Sabin bin ed-Dahhak r.a’dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Malik olmadığı şey de kulun üzerine adak düşmez. “

Tirmizi : 3.c.1566.n

“ … Imrân b. Husayn r.a’dan. Şöyle demiştir : Sakîf ( kabilesi ) Benî Ukayl’in müttefiki idiler. Derken Sakîf  Rasulullah s.a.v’in ashabından iki kişiyi esîr ettiler. Rasulullah s.a.v’in ashabı da Benî Ukayl’den bir kişi esîr ettiler ; onunla birlikte Adbâ’ ismindeki deveyi de aldılar. Adam pran­gada olduğu halde Rasulullah s.a.v onun üzerine gel­di. Adam :
– Yâ Muhammedi ! diye seslendi. Peygamber  s.a.v onun yanına gelerek :
– Ne istiyorsun ?, diye sordu. Adam :
– Beni niçin aldın ? Ve hacıları geçen deveyi niçin aldın ? dedi. s.a.v :
– Seni müttefiklerin olan Sakîfin cinayetinden dolayı aldım !  cevâbını verdi. Sonra ondan ayrılıp gitti. Adam  tekrar  ona seslenerek :
– Yâ Muhammed, yâ Muhammedi ! dedi. Rasulullah s.a.v merhametli ve nezaketli idi. Bu sebeple ona dönerek :
–  Ne istiyorsun ?, diye sordu. Adam :
–  Ben  müslümanım, dedi. Rasulullah s.a.v :
– Eğer bu sözü hürriyetin elinde iken söylemiş olsaydın tamamiyle kurtulurdun ! cevâbını verdi. Sonra çekildi gitti. Adam tekrar kendilerine seslenerek :
– Yâ Muhammed Yâ Muhammed ! dedi.Peygamber s.a.v yine yanına gelerek :
– Ne istiyorsun ?, diye sordu. Adam :
– Ben açım, beni doyur ; susuzum, beni sula ! dedi. Rasûlullah s.a.v :
– Bunlar senin ihtiyacındır, dedi. Sonra bu adam o iki kişiye fidye yapıldı.

İmrân b. Husayn sözüne şöyle devam etmiş :

Ensârdan da bit kadın esir edildi ; Adbâ – denilen deve – dahî ele geçirildi. Kadın bağlı idi. Halk develerini evlerinin önünde dinlendiriyorlardı. Der­ken bir akşam bu kadın bağdan boşanarak develerin yanına geldi. Ka­dın bir deveye yaklaştı mı o hayvan böğürüyordu. Nihayet Adbâ’ın yanı­na vardı. Fakat o böğürmedi ; hem de pişkin bir deve idi… Hemen arka tarafına oturdu. Sonra hayvanı sürerek yola revan oldu.

Kadının kaçtığını hissederek aradılar taradılar fakat kadın onla­rı âciz bıraktı. Bir de eğer Allah kendisini kurtarırsa bu deveyi boğaz­lamayı Allah için nezretti. Medine’ye gelince halk kendisini görerek : İş­te Adbâ’ Rasûlullah s.a.v’in devesi ! dediler. Kadın, eğer Allah kendisini bu devenin üzerinde kurtarırsa onu mutlaka boğaz­lamayı nezrettiğini söyledi. Bunun üzerine Rasûlullah s.a.v’e gelerek meseleyi kendisine anlattıklarında, Allah Rasulü s.a.v :

— Subhânâllah ! Onu ne kötü cezalandırmış ! Eğer Allah kendisini bu­nun üzerinde kurtarırsa onu mutlaka  boğazlamayı nezretmiş ! Günaha girmek için yapılan nezirle kulun elinde olmayan bir şeye yapılan nezrin îfâsı yoktur, buyurdular. 

İbni Hucr’un rivayetinde ise : « Allah’a isyân etmek için nezir olmaz ! » denilmiştir.

Müslim : 5.c.1641.n

“ … Enes r.a dan. Dedi ki : Pey­gamber s.a.v, iki oğlunun arasında götürülen bir ih­tiyar görerek :

– Buna ne olmuş ?, diye sormuş. Dediler ki :
– Yürümeyi nezretmiş. Rasulullah s.a.v :
– Şüphesiz ki Allah bu adamın kendini azâb etmesinden müstağnidir, buyurmuş ve hayvana binmesini emretmiştir. “

Müslim : 5.c.1642.n 

“ … İbni Abbâs’dan. Peygamber s.a.v hutbe yaparken güneşte dikilmiş bir adam gördü ve onun ismini ve halini sordu. Sahabiler :

– O ebu İsrail’dir. Ayakta dikilmeye, oturmamaya, güneşin altında dikilmeye, konuşmamaya ve bu şekilde oruc tutmaya nezretmiş, dediler. Bunun üzerine Peygamber s.a.v o zata :
– Konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın, diye emretti. “

Buhari : 14.c.6572.S 

6 – Adak adanmış ise o yerine getirilmeli :

“ … Amr b. Şu’ayb’ın, babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre : Bir kadın Peygamber s.a.v’e gelip ; ” Ya Rasûlallah, ben senin huzurunda def çalmayı adadım ” dedi. Peygamber s.a.v : ” Nezrini yerine getir “ buyurdu. Kadın : Ben, – cahiliye ehlinin kurban kestikleri yeri işaret ederek – şöyle şöyle bir yerde kurban kesmeyi adadım, dedi. Rasûlullah s.a.v : “ Saneme’mi kesmek için nezrettin ? ” kadın : “ Hayır “ dedi. Allah Rasulü s.a.v :  ” Vesene mi kesmek için nezrettin ? “  kadın : “ Hayır “ dedi. Rasulullah s.a.v : “ Nezrini yerine getir ” buyurdu. “

Ebu Davud : 4 / 3312.n

“ … Ömer r.a’dan. Dedi ki ben  Rasûlullah s.a.v’e :

– Ya Rasulallah ! ben cahiliye devrinde Mescidi haram’da bir gece i’tikaf etmeyi adamıştım, ne yapayım ?. Rasulullah s.a.v :
– Adağını yerine getir, buyurdu. “

Buhari : 14.c.6569.S

7 – Adak kurbanı kesen, kestiği kurbanın etinden yiyebilir :

Değerli Müslümanlar … ! inananlar arasında yaygın olan yanlış fikirlerden bir tanesi de ; adak kurbanı kesen bir kimse onun etinden yiyemez, fikridir. Halbuki hakkında herhangi bir yasaklık bulunmayan husularda kendi kafamıza göre bu yasaktır veya bu haramdır sözü çok sakıncalı ve batıl bir sözdür.

Hatta adak adayan kimse ; “ ben bu kurbanın etinden yemeyeceğim “ dese bile, bu adağı – yani bu sözü – meşru olmayan bir adak şeklidir. Çünkü bu sözüyle Allah’ın helal kıldığı bir şeyi kendisine haram kılmaktadır ki Müslüman bu tip şeylerden uzak durmalıdır. Ama şunu söylerse ; “ ben bu adağımı tamamen infak edeceğim “ işte o zaman bu sözünü yerine getirmelidir.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

“ Kendileri için bir takım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde ( kurban adarken ) Allah’ın adını ansınlar. Artık bu kurbanlardan yiyin ve zorluk çeken yoksula da yedirin. “

Hacc : 28.Ay 

{ … Bureyde r.a’dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdu : “ ………. Artık kurban etlerinizden dilediğiniz kadar yiyin, başkalarına yedirin ve saklayın. }

                                                                                 Tirmizi  : 3.c.1546.n 

Hulasa, hakkında haramlığı hususunda bir delil olmadığı için adak kurbanı kesen bir kimse, kestiği o kurbanının etinden yer ve infak eder.

8 – Anne ve babanın borcu olan adağını yerine getirmek :

“ … İbni Abbâs’dan naklen rivayette bulundu ki, şöyle demiş : Sa’d b. Ubade Rasulullah s.a.v’den, annesinin borcu olan bir adak hakkında fetva istedi. Annesi bunu Ödeyemeden öl­müş. Rasûlüllah  s.a.v : Onun namına onu sen ödeyiver ! ,  buyurdular. 

Müslim : 5.c.1638.N – Buhari : 14.c.6570.S

9 – Nezir – adak – kefareti, yemin kefaretidir :

“ … Ukbe b.Amır r.a dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Nezir – adak – keffâreti, yemîn keffârefidir. “

Müslim : 5.c.1645.n 

         Buraya kadar zikredilen hadisi şeriflerden de anlaşıldığı gibi ;

1 – Adak adamak nehyedilmiştir…
2 – Adak kaderden hiçbir şeyin önüne geçemez …
3 – Adak ancak cimriden malın çıkmasını sağlar …
4 – Adak, Rahmani ve şeytani olmak üzere iki kısımdır …
5 – Adanmış adakların içerisinden Allah’a itaat olanını yerine getirmek…
6 – İsyan olan adağı terk etmek ve onun kefaretini ödemek … ( üç gün oruç )
7 – Kulun malik olmadığı bir şey üzerinde adak adamasının olmayacağı …
8 – Adak adayan, adadığı kurban etinden yiyebileceği …
9 – Anne ve babanın yerine getirilmeyen adaklarının yerine getirilebileceği…

Rabbim bizlere ; hakkı hak bilen ve ona itaat eden, batılı da batıl bilen ve ondan da uzak duran kullarından olmamızı nasip eylesin.

                                                                                                Amin

                                        Ve’l hamdu lillahi rabbil alemin

                                                                          Tacuddin el Bayburdi