Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ölüler hayatta olanları işitirler mi … ?

SORU … : Hocam ölmüş olan kimseler dirileri duyarlar mı … ? … Veya şöyle de sorayım : onlar kendilerine yapılan dua’yı falan işitirler mi … ?

CEVAP … : Hayır … Ölüler kendilerine yapılan ne duaları ve ne de başka şeyleri işitmezler… Rabbimiz bu konu da şöyle buyurmaktadır :

 إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَاءكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا   يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ

“ Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet  gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. ( her şeyden) Haberi olan Allah gibi sana ( hiç kimse ) haber vermez. ”    Fatır : 14.Ay 

وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاء وَلَا الْأَمْوَاتُ إِنَّ اللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَاءُ وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ

“ Dirilerle ölüler bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin. “   Fatır : 22.Ay 

إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاء إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ

“ Sen elbetteki ölülere duyuramazsın ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. “   Neml : 80.Ay

Kimileri bu anlayışa itiraz etmişler ve demişlerdir ki ; Allah’u Teala’ın zikri geçen “ Sen kabirdekilere işittiremezsin “ Fatır : 22 … Ayetinde ve “ Elbette sen ölülere işittiremezsin ; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da davetini duyuramazsın “  … Neml : 80 – Rum : 52

Ayetlerinde anlatılan şey mecaz’dır… Yani Ayetlerdeki zikri geçen “ ölüler “ ve “ kabirdekilerden “ kasıt, gerçekten ölüler anlamında değildir… Bu kimselerden  kasıt, davet olundukları hakkın karşısında sağır ve kör davranan kafirlerdir… Dolayısıyla Allah’u Teala onları, içerisinde bulundukları bu hallerinden dolayı  ölülere benzetmiştir…

Değerli kardeşlerim … ! her şeyden önce şunu kesinlikle bilmemiz gerekir ki, islam’da bu şekilde birbirine tenakuz iki doğru olmaz… Bunların ancak bir tanesi ve delile dayalı olanı doğrudur…

Eğer iki tarafta delil getirdiğini söylüyorsa, bu sefer bilinmesi gereken husus ta, mutlaka bir tarafın delil diye öne sürdüğü Ayet veya hadisler istenildiği anlamda anlaşılamamıştır… Yani bir taraf mutlaka olayı yanlış anlamıştır, denilir…

Ve bu konuda diyoruz ki ; getirilen deliller ve o delillerin de sağlıklı bir şekilde anlattığı husus ; kabirdekilerin hayatta olanları duymayacağıdır …

Karşı tarafın iddiasına da cevap olarak diyoruz ki … : 
Bu konuda kendi fikrinize delil olduğunu sandığınız Ayetlerle alakalı sorulması ve anlaşılması gereken en hassas nokta şurasıdır ; Allah’u Teala bu kimseleri neden kabirlerde yatan ölülere ve sağırlara benzetmektedir … ? … Bunun cevabı sizce nedir … ?

Ne yazık ki onlar bu sorunun cevabını tutarlı bir şekilde asla verememişlerdir ve veremezler de …

Halbuki konu üzerinde biraz kafa yoran basiretli her Müslüman, meselenin haklı ve doğru olan tarafını açık bir şekilde anlayacaktır … Çünkü kabirde yatan duymaz … Ölü işitmez … sağır duymaz … İşte Allah’u Teala onun için bu kimseleri kabirde yatan ölülere ve sağırlara benzetmiştir…

Bu aynen, bir insanın cesurluğundan dolayı kendisine  “ Ahmed aslan gibidir “  sözünde olduğu anlamdadır… Yani Aslanın çok cesur oluşundan dolayı Ahmed’in aslana benzetilmesinde olduğu gibi … Dolayısiyla zikri geçen ifade de Aslanın cesurluğundan değil, Ahmed’in cesaretinden bahsedilmektedir… Ve bu yüzden de Aslana benzetilmiştir… İşte yukarıda zikri geçen Ayetlerde anlatılan da budur…

Hulasa nasıl ki Ahmed, cesaretinden dolayı cesur olan aslana benzetilmiş ise,  aynen de daveti duymayan, ona yanaşmayan ve hakkı görmeyen kimseler de, gerçekten duymayan, görmeyen ölülere benzetilmiştir …

Öyleyse bu konuda sözün özü ; Rabbimizin Ayeti Celilelerinde haber verdiği gibi gerçekten de ölüler duymaz … Kabirde olanlar işitmez … ve … kimselere de cevap veremezler…

SORU … : Peki hocam Allah Rasulü s.a.v’in Kaliyb çukurunda ölü olan Mekkeli müşriklerin kendisini duyduğunu haber veren şu hadisi şerifi nasıl anlamamız gerekir ? 

“ … İbni Ömer r.a dan. Dedi ki : Allah Rasulü s.a.v Galiyb çukurunda cesetler üzerine vardı da onlara :

– Rabbinizin size vaat ettiği şeyi hak olarak buldunuz mu ? diye seslendi. Nebi s.a.v’e denildi ki : Siz ölmüş olan kimselere mi sesleniyorsunuz ?. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v :
– Sizler bunlardan daha fazla işitir değilsiniz, fakat bunlar cevap veremezler, buyurdu. “

Buhari : 3 / 1295.s

CEVAP … : Bu sorunun açık ve net cevabı, Aişe annemizin şu rivayeti içerisindedir ki o da ; o ölülerin işitmeleri sadece ve sadece o ana mahsustur. Çünkü rivayette “ el An “  “ yani şu an “ ifadesi geçmektedir.

“ … Aişe r.anha şöyle dedi : Nebi s.a.v ancak : Bu ölüler, kendilerine söylemekte bulunduğum sözümün hak ve doğru olduğunu “ şu an “ muhakkak ki biliyorlar, buyurmuştur. Nitekim Yüce Allah’ta : “ Sen elbetteki ölülere duyuramazsın ….. “   Neml : 80    buyurmuştur. “

Buhari : 3 / 1295.s – Müslim : 3 / 932.n

Ayrıyeten bu hadisin ravisi Katade diyor ki : Allah’u Teala onları o an diriltti, ve Rasulünün sözünü işittirdi. Ta ki Ayıplama, aşağılama, azap, hasret ve nedamet olsun diye.

Bu konunun en güzel delillerinden bir tanesi de, Allah Rasulü s.av’in şu hadisi şerifleridir.

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Kıyamet günü benim yanıma ashabımdan bir zümre kimseler gelecek, onlar benim havuzumdan geri döndürülüp kovulacaklardır. Ben de diyeceğim ki : Ya Rabb, onlar benim ashabımdır. Allah buyurur ki :  Senden sonra onların nasıl bidatler çıkardıklarından senin bilgin yoktur. Kuşkusuz onlar, senden sonra arkaları üzere dönüp gerisin geri dinden çıkmışlardır. “

 Buhari : 6213 – Ter : 14.C.6480.S – Müslim : 7.C.2290 / 27.N

Biz inanıyoruz ki vefat edenlerin en hayırlısı Allah Rasulü s.a.v’dir… Ama zikri geçen hadisi şerifte anlatıldığı gibi, Rasul vefatından sonra hiçbir şeyden haberdar değildir. Yani kimseyi dıymuyor… Hatta yine bir hadisi şeriflerinde ;

“ … Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem kabrinin bayram yeri edinilmesini yasaklayıp şöyle buyurmuştur : “ Evlerinizi kabirlere, kabrimi de bayram yerine çevirmeyin ! Nerede olursanız olun oradan bana salât-u selam getirin. Çünkü sizin selamınız bana ulaştırılır. ”

Ebu Davud : 2042 Albani Sahihu’l-Cami : 7226

Bu hadisi şeriften de anlaşıldığı gibi Allah Rasulü s.a.v ; “ Nerede olursanız olun oradan bana salât-u selam getirin, ben sizin salavatınızı duyarım demiyor “  bilakis ; “ salavatınız  bana ulaştırılır. ” diyor. Yani ulaştırılması başka bir olay, olanları duyması başka bir olay.

BU KONUDA ZAYIF BİR RİVAYET 

 ” … Rasulullah s.a.v buyurdular ki :  Benim hayatta olmam sizin için hayırlıdır ; siz konuşursunuz ve size konuşulur ( yani öldükten sonra bile sizinle konuşabilirim ). Benim vefatım da sizin için hayırlıdır, çünkü amelleriniz bana arzolunur ; iyi bir şey görürsem Allah’a hamdederim. Kötü bir şey görürsem, sizin için Allah’tan bağışlanma dilerim. “

Bu hadis zayıftır, münkerdir.  Muhaddis el-Elbânî, es-Silsiletü’z-Zaife, no: 9754 te  şöyle dedi : Hadis  Nesai’nin Sunen’inde 1. cilt, 1894da geçmektedir. Ayrıca Hafız ( ibn Hacer ) bu hadis süfyan ve Abdullah ibn es-Saib zinciriyle gelen pek çok yolla zikretmiştir. Bu hadis Taberânî’nin el-Mucemü’l-kebir’in’de 3/81/2, Ebu Nuayım’ın Ahbaru Esfehan da 2/205, İbnu Asakir’de 9/19/2 de geçmektedir. Ayrıca hadisin tahrici konusunda bak: Salih Alu’ş-Şeyh, Hazihi Mefahimuna, s.56-88.

Asrımızın muhaddisi Nasıruddin el-Elbânî r.h der ki : ” Özet olarak bu hadis bütün yollarıyla zayıftır. Bunların en iyisi Bekr b. Abdullah el-Müzeni’nin hadisidir, o da mürseldir. Muhaddislere göre mürsel, zayıf hadisin kısımlarındandır. Sonra İbn Mes’ud hadisi gelir, o da hatadır. En kötüsü ise iki yolla gelen bu Enes hadisidir.

el-Elbani es-Silsiletü,z-Zaife no : 975

Salih b. Abdülaziz Alu’ş-Şeyh şunları söyledi :  ” Hadis sabit olsa bile içinde ” Sahibü’l-Mefâhim’in iddia ettiği Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti için yapacağı genel istiğfar ile tevessülün cevazına dair bir şey bulunmamaktadır. Çünkü Rasûlullah’ın hayatta iken ümmeti için dua etmesi ve Allah’tan onlar için bir şeyler istemesi, onun öldükten sonraki istiğfarından daha derin ve daha kesindir. O hayatta iken mevcut olan bu sebep, ölümünden sonra hükmün bağlandığı sebebin aynısıdır. Yani Rasûlullah s.a.v hayatta iken onun genel istiğfarıyla tevessül hangi sebepten caiz değilse ölümünden sonra da aynı sebeple caiz değildir. En hayırlı ilk üç nesilden hiç kimsenin, bid’at aşıklarının ve sünnet kaçkınlarının uydurduğu böyle bir tevessülü yapmamış olmaları da bunu teyit eder.

 Salih Alu,ş-Şeyh Hazihi Mefahimuna.s.88

ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA : şunu asla aklınızdan çıkarmayın ki ;   Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e getirdiğimiz salât ve selamlar hariç bizim amellerimizden hiç birisi ona arz edilmez.

 “ … Nebi s.a.v şöyle buyurmuştur : ” Allah’ın yeryüzünde seyahat eden melekleri vardır. Onlar ümmetimin selamını bana ulaştırırlar. “

  Nesai : c.I.s.274

“ … Diğer bir rivayet de : ” Bana salavat getirin ; Çünkü nerede olursanız olun sizin salavatınız bana ulaşır. “

   Ebu Davud : c.I.s.383

Sahih hadislerde Nebi s.a.v’in vefatından sonra ümmetinin amellerinden hiçbir şeyi bilemiyeceğini beyan eden açık ve net deliller mevcuttur. 

                                      Tacuddin el Bayburdi