Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Alimleri sevmek ayrı bir şey onların içtihad hatalarını kabullenmemek farklı bir şey

Alimleri sevmek ayrı bir şey onların içtihad hatalarını kabullenmemek farklı bir şey

Değerli kardeşlerim … ! Ne zaman ki sünnete muhalif bir görüş veya içtihadı reddedecek olsak hemen ; siz alim düşmanısınız … siz alimlere ta’n ediyorsunuz … siz alimleri takmıyorsunuz … gibi cahilce sözlerle karşılaşıyoruz.

Bu hezeyanları kabul etmiyor ve diyoruz ki ; Unutmayınız ki alimleri severiz, onlar başımızın tacıdır ve onlarsız ilim öğrenilmez…  Çünkü Allah Rasulü s.a.v :

“ Alimler peygamberlerin varisleridir, buyurur. “  Ebu Davud : 4.c.3641.n

Ama unutmayınız ki bu sevgimiz ve saygımız, onları körü körüne taklit edeceğimiz veya içtihat hatalarını bile bile kabul edeceğimiz anlamına gelmez. Çünkü İslam körü körüne taklit etmeyi yasakladığı gibi, hiçbir alim de kalkıp, “ beni taklit edin “ ” benim içtihatlarımdan ayrılmayın ” dememiştir… Bu konuda en çarpıcı sözlerden birisi Ahmed ibn Hanbelin şu güzel sözüdür ;

“ Beni taklit etme, Malik’i, Şafii’yi, Evzai’yi ve Sevri’yi de taklit etme. Sende onların aldığı kaynaktan al … Evzai‘nin, Malik’in, Ebu Hanife’nin sözlerinin hepsi şahsi bir görüşten ibaret olup bence hepsi eşittir, delil ancak Hadislerdir. “

İbn Abdir Berr : El-Cami : 2.I49 – İbn Kayyum el-İlam : 2.0.302

Eğer araştırırsanız, Hemen hemen bütün güzide imamların bu anlamda güzel sözleri mevcuttur… Bu anlamlı ve güzel sözlerden de anlaşıldığı gibi durumu, konumu, ilmi irfanı  ne  olursa  olsun  hiç kimsenin  sözü, Allah Rasulü s.a.v’in sözüne  – Dolaylı yönden de olsa – asla tercih edilemez… Söyleyeni ve yapanı kim olursa olsun, Allah Rasulü’nün sözüne ve uygulamasına ters düşen bütün söz ve davranışlar batıldır, kabul görmez…

Bizi bu konuda anlayamayan veya bizim alimlere ta’n ettiğimizi, onları sevmediğimizi zanneden ve etrafına da bu şekilde anlatmaya çalışan kimselere diyoruz ki ; Yoksa siz bizlere şunu mu anlatmak istiyorsunuz ? … :

“ Ayet ve hadisleri bir kenara bırakın, Alimler ne diyorsa araştırmadan soruşturmadan körü körüne onları alın ve kabul edin … Siz bize bunu mu demek istiyorsunuz … ? “

Hadi sizin kuralınızla hareket edelim ve sizlere soralım ;

= Bazi alimler mezhebsiz bir din yaşanmaz diyorlar, bazıları da mezheb peşine koşmanın ahmaklık olduğunu söylüyorlar, peki söyleyin bakalım hangi alimleri dinleyeceğiz … ?

= Şafii alimler kadına el değerse abdest bozulur derler, hanefi alimleri ise hayır bozulmaz derler, hangi alimleri dinleyeceğiz … ?

= Ve yine şafii alimleri kan abdesti bozmaz derler, ama hanefi alimleri bozar diyor, söyler misiniz hangi alimleri dinleyeceğiz … ?

= Bazı alimler namazın terkine küfür diyor, bazıları ise hayır namazın terki küfür değil diyor, biz bu konuda hangi alimi kabul edeceğiz … ?

= Hatta işin en garip yönü ; dinimizi kendisinden öğreneceğimiz edilleyi şer’iyye  konusunda bile kimileri sadece :

– Kitap   Sünnet … diye iki demiş … kimileri ;

– Kitap,  Sünnet    İcma, Kıyas … diye dörde çıkmış … kimileri ;

– Kitap,  Sünnet,   İcma, Kıyas ve İstihsan diye beşe çıkmış … hatta kimileri de ;

– Kitap, Sünnet,  İcma, Kıyas, İstihsan ve Medine ehlinin ameli diyerek bunu altıya kadar çıkarmışlardır…

Ve unutmayın ki bu ifadeleri kullananlar da hep ilim ehli insanlardır… Şimdi Allah aşkına söyleyin bakam biz bu konuda kimin sözünü dinleyeceğiz… ? Kime tabi olacağız … ? Şer’i delilleri kaç kabul edeceğiz… ?

         Yoksa Allah Rasulü s.a.v’in şu sözleri çok mu kapalı, hiç mi anlaşılmıyor… ?

“ Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri Allah’ın Kitabı, diğeri ise benim sünnetim “

İnanın  ben size daha bir çok alimin “ A “ dediğine yine bir çok alimin de “ B “ dediğini isbat edebilirim… Şimdi söyler misiniz bunların hangisini doğru kabul edeceğiz ve bunların hangisine uyacağız… ?

Yoksa ben bu problemleri gördükten sonra Allah’ın Kitabına ve Rasulünün sünnetine gitmeyeyim mi … ? … Üstelik benim rabbim Ayetlerinde şöyle buyurmuşken :

 ْ………..” فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً

“ … Eğer bir mevzuda ihtilafa düşerseniz ; Allah’a ve Ahiret gününe iman etmiş iseniz onu, Allah’a ve Rasulüne havale edin. Bu daha iyi ve sonuç itibariyle de daha güzeldir. “    Nisa : 59.Ay              

“ Hayır ! Rabbine andolsun, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. “    Nisa : 65.Ay

Hadi bakalım bu soruların cevabını nasıl ve ne şekilde vermeliyiz … ? Diğer bir ifadeyle hangi alimin içtihadını geçerli kabul edeceğiz… ?

Bizi bu anlamda tenkit edenlerin sanırım karıştırdıkları en önemli nokta ; bir alimin sözüne, görüşüne veya içtihadına muhalefet etmenin sanki o alime hakaret ettiğimizi sanmalarıdır.

Halbu ki el albani’nin de dediği gibi ; “ cehaleti başlarına bela olup da bu bataklığın içerisine saplanıp kalanların üzerlerindeki tuhaf şeylerden bir diğeri de : Ölçüleri, mezheb ve meşrepleri olup, Kitabı ve Sünneti bu süzgeçten geçirmeleridir… Dolayısıyle bu kötü ve kör taassupları yüzünden mezheb ve meşreplerine ters düşen ne kadar hadis varsa, onlardan uzak durmaktadırlar.

Çünkü, onlara göre sünnete uymanın manası, İmam ve gurup liderini kötülemek, Sünnet’e ters düşse bile mezhep ve gurup liderine uymanın manası da ona saygı göstermek ve onu yüceltmektir. Bu sebeple onlar, kendi mezhep ve meşrep imamlarını kötülemek ihtimalinden kurtulmak için onları taklit etmekte ve sünneti almamakta da ısrar etmektedirler. Bunlar bu çirkin kuruntuları sebebiyle, yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktadırlar.

Bu düşünce sahiplerine şöyle bir soru sorulabilir :

“… Bir kimseye uymak eğer uyulana saygı göstermeğe, ona ters düşmekte onu kötülemeye delalet ediyorsa, siz nasıl olur da Peygamber s.a.v’in sünnetine aykırı hareket etmeyi kendiniz için caiz görüp, sünnete uymayı terk ederek, sünnete terş düşen bir mes’elede gurup liderinize uyarsınız ? … Oysa 0 insanlar günahlardan korunmuş ve hatadan masum birileri de değillerdir. 0 insanları kötülemek veya onlara ters düşmek üstelik küfür de değildir. Eğer onlara karşı ters görüş beyan etmek onları kötülemek manasına gelirse, peki Peygamberin sünnetine ters görüş beyan etmek hangi manaya gelir ? Elbetteki bunun manası küfürdür… “    Sıfatu’s salatu’n Nebi : Mukaddime

Allah kendisinden razı olsun el Albani’nin de dediği gibi ; İmamlarımız hatadan masum değillerdir… Hatta hatırlayacağınız gibi ;

“ … Rasulullah s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyururlar : ” Bir hakim hükmedeceği zaman içtihad eder – yani hakkı arayıp hükmederde – sonra bu hükümde isabet ederse, o hakime iki ecir vardır. Eğer hakim hükmedeceği zaman hakkı içtihad edip arar, fakat sonunda hata ederse, bu hakime de bir ecir vardır. “

Buhari : 16.c.7222.s – Müslim : 5.c.1716.n

Öyleyse bize düşen görev ; alimlerimizin anlattıklarını mutlak manada doğru kabul ederek, onları körü körüne taklit etmekten ziyade, anlattıklarına ve o konuyu neye dayandırdıklarına bakmamız gerekir… Bu manada değerli alimlerimizden ebu Hanife’nin dediği gibi ;

“ Nereden aldığımızı bilmedikçe hiç kimseye bizim görüşümüz ile amel etmesi helal değildir … Allah’ın Kitabına Rasulünün Sünnetine ters düşen bir söz söylediğim zaman benim görüşünü terkedin. “

İbn Abidin  el – Haşiye 1.c.63 – Fullani İkazul Himem 50. say.

Evet … Bizleri alim düşmanı gören veya onlara karşı saygısı ve sevgisi olmayan kimselermişiz gibi orda burda konuşan arkadaşlar … !  İşte size alimleri sözleri … işte onların metod ve menheçleri … bakın bakalım onlar sizin dediğiniz gibi, kendilerini körü körüne taklit etmemizi mi istiyorlar … ? Bakın bakalım onların içtihatlarını Kur’an ve Sünnetle karşılaştırıp uymayanını terketmeyi kendilerine hakaret mi kabul ediyorlar … ?

İMAM MALİK R.H :

1 –  Beni bir beşerim hatada ederim isabet de. Sizler benim görüşlerime bakın, Allah’ın Kitabına Resulünün Sünnetine uyanı alın uymayanı da bırakın.

2 – Peygamberin dışında insanların sözleri alınır da reddedilir de.

İbnu Abdil Ber el-Cami : 2.91 – İbn Hazm el-İhkam : 6. c .149

İMAM ŞAFİİ R .H :

1 – Bir kimse için Peygamber s.a.v den nakledilen bir sünnetin açıkça belirlenmesi halinde, onu bir başkasının sözünden dolayı terk etmenin helal olmadığı hususunda müslümanlar ittifak halindedirler..

2 – Kitabımda Peygamber s.a.v’in sünnetine aykırı bir şey bulursanız Peygamber s.a,v’in sözünü alınız, benim sözümü terkediniz  – diğer bir rivayete ise – Sünnete uyunuz, başka birinin sözüne itibar etmeyiniz….

3 – Had sahih ise benim mezhebim odur…

4 – Peygamber s.a.v’den nakledilen her hadis benden duymamış bile olsanız o, benim görüşümdür..

İbn Ebi Hatim : 93.94.S – Fullani İkazul Himem : 147 S

Değerli Müslümanlar … ! Öyleyse bu konuda daha fazla sözü uzatmaya gerek yoktur. Gelin öyle bir şahsiyet üzerinde konuşalım ki, onun sözlerini kabulde iman ehli, reddettiğimizde ise küfür ehli olunsun…

Ve şüphesiz ki bu şahsiyet de Allah Rasulü s.a.v’dir… Çünkü tek örnek ve önder odur … Onun haricinde herkes örnek almaya ihtiyacı olan kimselerdir … Dolayısıyla ” örnek almaya ihtiyacı olan bir kimse örnek alınmaz ” kuralını unutmadan Muhammed Mustafanın yoluna sıkı sıkıya sarılmak zorundayız …

Allah’u Azze ve Celle’den niyazım ;  bizleri biricik Rasulü Muhammed Mustafa’nın yolundan ayırmasın.

                                                                                Amin

                                             Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                                           Tacuddin el Bayburdi