Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Allah isim ve sıfatlarında nasıl Tevhid edilir ?

Allah isim ve sıfatlarında nasıl Tevhid edilir ?

Değerli kardeşlerim … ! Allah‘a imanın üçüncü esası ; isim ve sıfatlar Tevhididir. Allah’a imanın hakiki anlamda gerçekleşmesi için bir kul, Allah’ı isim ve sıfatlarında birlemesi gerekir…

Bu Tevhid dalı ; – isminden de belli olduğu gibi – Allah’u Teala’nın kendi nefsi için isbat ettiği ve Rasulü s.a.v’in Allah için isbat ettiği güzel isimleri ve yüce sıfatları bildiren bir Tevhid dalıdır.  Bu isim ve sıfatları Kitap ve Sünnette geldiği gibi lafız ve manalarını tahrif etmeden, nasıl ve niceliğini araştırmadan ve yaratılmışların isim ve sıfatlarına benzetmeden olduğu gibi kabul edip onlara öylece iman etmek gerekir…

Değerli Müslümanlar … ! zikri geçen bu tarifte de anlatıldiği gibi isim ve sıfatlar Tevhidi üç esas üzerine bina edilmiştir. Bunlar :

1 – Allah’ı mahlukata benzetmemek ve O’nu bütün noksan sıfatlardan tenzih etmek.

2 – Kitap ve Sünnette sabit olan isim ve sıfatlara ziyade yapmadan,  noksanlaştırmadan,  tahrif  ve iptal etmeden iman etmek.

3 – Bu sıfatların mahiyetini idrak etme arzusunu terk etmek ve bu esaslardan dışarıya çıkmamak … Kim bu sınırları aşarsa, Rabb’ini bu konuda hakkıyla birlememiş olur…

Birinci esasla alakalı Tevhidin gerçekleştirilmesi ve delilleri :

Bu konuda Tevhidi gerçekleştirmek ; Allah’ın sıfatlarından herhangi bir sıfatın, mahlukatın sıfatlarına benzemediğini söylemek ve Allah’ı ondan tenzih etmektir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

“ Onun benzeri hiçbir şey yoktur…… “    Şura : 11.ay

“ Hiçbir şey Onun dengi olmamıştır… “   İhlas : 4.Ay

“ Allah’a meseller vermeğe  – yani bir takım benzerler ortaya çıkararak Allah’ı onlara benzetmeğe ve O’nu, koştuğunuz ortaklarla kıyaslamaya – kalkışmayın…  “ Nahl : 74.Ay

Ayrıyeten bu Tevhid esasına, Allah’ın kendisini vasfettiği ve Rasulünün Rabb’ini vasfettiği yüce sıfatları nakzeden her şeyden Allah’ı tenzih etmek de girer. Allah’ı isim ve sıfatlarında birleyen bir Müslüman Onu eşten, ortaktan, benzerden, yardımcıdan  tenzih etmesi de gerekir.

Aynı zamanda kendisine iman ettiği Rabbini uyku, acizlik, yorgunluk, ölüm, cehalet, zulüm, gaflet, unutma gibi noksan sıfatlardan da tenzih etmesi gerekir.

İkinci esasla alakalı Tevhidin gerçekleşmesi ve delilleri :

Kur’an ve sahih Sünnette sabit olan Allah’ın isim ve sıfatlarıyla yetinip, bu kaynakların haricinde zikredilen isim ve sıfatları Allah’a izafe etmemek gerekir.

Şüphesiz ki Allah’ın güzel isimleri ve yüce sıfatları işitme ve nakil yoluyla elde edilir ; rey ve içtihat yolu ile asla elde edilemez.  Allah’u Teala kendi nefsini hangi isimlerle isimlendirdi ve hangi sıfatlarla da kendi nefsini sıfatlandırdı ise, o isim ve sıfatlarla Allah’ı isimlendirme ve sıfatlandırma mecburiyetindeyiz. Onlara bir şeyler eklememek ve onlardan bir şeyler çıkarmamak gerekir.

Yani Allah’ın bu konuda koyduğu sınırı ifrat veya tefrit yoluyla aşmamak gerekir… Çünkü Allah’u Teala kendi isim ve sıfatlarını herkesten daha iyi bilir.

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur :

“ De ki, siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı ?…… “  Bakara : 140.Ay 

وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

” En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasını çekeceklerdir.”   A’raf :180.Ay

Şüphesiz ki Allah’u Teala kendi nefsini herkesten daha iyi bilir ve daha iyi tanır. Bununla beraber, doğru sözlü ve doğrulukları tasdik edilen peygamberler de – kendilerine vayhedilmesinden dolayı – Allah’ın isim ve sıfatlarını en iyi bilen kişilerdir.

İmam Ahmed r.h’ın da dediği gibi : Allah’ın kendisini sıfatlandırmasının dışında ve Rasulullah’ın Rabb’ini sıfatlamasının dışında Allah’u Teala asla sıfatlandırılmaz. Bu hususta Kur’anın ve sahih sünnetin dışına çıkmak doğru değildir.

Er-Ravdatu’n Nediyye fi Şerhi Akideti’- Vasıtiyye : 22.s 

Buhari’nin hocası Nuaym bin Hammad ise şöyle demektedir : Allah’ı mahlukatına benzeten küfre girer. O’nun kendi nefsi için vasfettiği sıfatları inkar eden de küfre girer. Allah ve Rasulünün Allah’ı sıfatlamasında O’nu mahlukata benzetme yoktur.

Er-Ravdatu’n Nediyye fi Şerhi Akideti’- Vasıtiyye : 22.s

İşte bu esas gereği her kul, Kitap ve sahih Sünnette zikredilen isim ve sıfatlara inanması ; onları Arap dilindeki açık manaları üzere kabul etmesi ; onları kendi manaları dışına çıkartarak tahrif ve ta’til etmemesi gerekir.

Üçüncü esasla alakalı Tevhidin gerçekleşmesi ve delilleri :

Kitap ve Sünnette zikredilen güzel isim ve yüce sıfatlara onların keyfiyetini sormadan, künhünü araştırmadan iman etmek bir kula gerekli olan şeydir. Çünkü bu sıfatlardan herhangi bir sıfatın keyfiyetini bilmek o sıfatın sahibi zatın keyfiyetini bilmekle alakalıdır. Şüphesiz ki sıfatlar, sıfatlananların çeşitliliğine göre değişiklik arz eder. Allah’ın zatına gelince O’nun keyfiyeti ve künhünden sual olmaz, onları anlamaya – Allah bildirmedikçe – yol yoktur. Bu sebeple selef imamları Allah’ın “ İstiva” sıfatının  keyfiyeti  sorulduğu  zaman  şöyle  diyorlardı : İstiva  malumdur – yani anlamı bilinir – keyfiyeti ise bilinmez. Ona iman etmek vacip, keyfiyeti ile alakalı soru sormaksa bid’attır.

Değerli kardeşlerim … ! görüldüğü gibi selef, sıfatlarda keyfiyetin malum olmadığını ve keyfiyet hakkında soru sormanın da bidat olduğunu ifade etmişlerdir. Bu konu da şu noktayı da unutmamak gerekir ki ; sıfat sıfatlananın fer’i olup ona tabidir. Allah’ın zatının keyfiyetini bilmeyen bir kimse bizden Allah’ın kelam sıfatının, işitme sıfatının, istiva sıfatının, dünya semasına inme gibi sıfatlarının keyfiyetini sormaya hakkı yoktur.

Bir kimsenin Allah’ın kemal sıfatlarla sıfatlanmış, onların sabit birer hakikat olduğuna ; O’na hiç bir şeyin denk olmadığına itikat etmesi ; Allah’ın işitmesi, görmesi, konuşması, istivası, eli ve Dünya semasına inişi  gibi sıfatların da zatı gibi sabit birer hakikat olduğuna inanması demektir.

Allah’ın işitmesi hakiki olarak vardır, mahlukatın işitme organlarına asla benzemez. Allah’ın gözü de böyle dir. O’nun hakiki basar sıfatı vardır. Ama mahlukatın gözüne asla benzemez, keyfiyetini de biz bilmeyiz, onu ancak Allah bilir. Hulasa Allah’ın diğer bütün sıfatlarını da aynen böyle anlamak zorundayız.

          Rabbim bizleri Tevhidin üç bölümünde de Muvahhid kullarından eylesin.

                         Amin 
 

                                           Tacuddin el Bayburdi