Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ebu Hureyre ve Hadisciliği

Ebu Hureyre ve Hadisciliği

Değerli müslümanlar … ! bilindiği üzere ötedenberi Ehlü’s-sünnet dışındaki bir takım dalalet mezhepleri tarafından bazı sebeplerden dolayı,  başta Kütüb-i Sitte ve diğer hadis kaynaklarında bol bol hadisleri bulunan Ebu Hureyre r.a hakkında ileri geri konuşmalar yapılmaktadır…

Ne yazık ki dün olduğu gibi son zamanlarda da memleketimizde bazı asabi ruhlar arasında, onun Peygamber s.a.v’in ağzından yalan hadis uydurmuş bir sahabi olarak tanıtılmağa başlandığını görmüş olmamızdan dolayı bu küçük hacimli çalışmayı ele almayı gerekli gördük.

İnanan kardeşlerimize faidesi olur açısından bu küçük çalışmamızda inşaallah, Ebu Hureyre’nin hayatını hadis tahammülünü ve hadis rivayeti ile alakalı ilmi faaliyetini, ayrıca kendisine yöneltilen acımasız ve batıl tenkitleri ele alıp, konuyla ilgili aydınlatıcı bilgiler vermeye çalışacağız.

Müslüman olmadan önce adı, Abdüşşems olan Ebu Hureyre’ye bu ismin verilmesini kendisi bir rivayette şöyle anlatır :

“ … Ailemin koyunlarını güderdim. Benim küçük bir kediciğim vardı. Geceleyin onu bir ağaca koyar ve gündüz olunca da onu yanıma alır götürürdüm. Onunla oynardım. Bu yüzden bana Ebu Hureyre künyesi verildi. “   Tirmizi : 6.C.4091.n

Ebu Hureyre aslen Yemen’li olup Ezd’in bir kolu olan Devs Kabile sindendir. Hicri 7, miladi 629 tarihinde Yemenli Müslümanlarla birlikte Medine’ye gelmiş ve Hayber’de bulunan Resulullah’ın huzuruna giderek İslamiyeti kabul etmiştir.Yetim olarak büyüyen Ebu Hureyre iman ettiği sıralarda otuz yaşlarında bulunuyordu.

Müslüman olduktan sonra takriben üç seneden fazla bir süre içerisinde Resulullah s.a.v’den hemen – hemen hiç ayrılmayan Ebu Hureyre r.a, Mescidu’n Nebevi’deki Suffe’de kalan ; vakitlerini ilim ve ibadetle geçiren Ashabu’s-suffe arasında barınıyordu.

Ömer r.a zamanında Bahreyn, Muaviye r.a zamanında da Medine valiliği yapmış olan Ebu Hureyre r.a hicri 58 tarihinde vefat etmiştir.

         Ebu Hureyre r.a genel olarak şu iki yönden tenkit konusu edilmiştir :

Birinci olarak : Denilmiştir ki ; Mahammed s.a.v peygamberlik görevini üzerine aldığı andan itibaren kendisine iman eden, sürekli yanında ve yardımında bulunan Sahabe büyükleri değil de, neden Ebu Hureyre  kısa bir zaman dilimini içerisinde bu kadar çok hadisin sahibi olabilmiştir ?..

İkinci olarak : Denilmiştir ki ; Ebu hureyre, çeşitli nedenlerden dolayı Peygamber s.a.v’in söylemediği sözleri O’nun ağzından hadis diye uydurmuştur.

Bu tip iddialarda bulunan asrımızın azılı simalarından birisi ; Mahmud Ebu Reyye’dir. Şeyhu’l Madira Ebu Hureyre ed-Devsi, 2. baskı Mısır.

Yine ayni yazarın, Edva’ alas’sünneti’l-Muhammediyye ve difa’un ‘anil’Hadis 2. baskı, Kahire isimli eseri say. 194 ve Şerefuddin el-Amili, Ebu Hureyre 1. baskı

Bahsi edilen bu üç eser de, Ebu Hureyre’yi  ilmi bir kudretle tedkik ve tenkidden ziyade, rivayetleri hakkında Şüphe uyandırmak ve onu gözden düşürmek gayesi ile Şia ve Mutezile zihniyetini ve kaynaklarını esas alarak yazılmış kitaplardır.

Hatta bu kitablara dikkat edenler şu zalimliği açıkça göreceklerdir ki,  bu da ; Ebu Hureyre’nin yalancılığını tesbit edebilmek için kasıtlı olarak bazı rivayetlerin tahrifine gayret sarfetmeleridir.

Hatta aynı kervana katılan Ayetullah Humeyni denilen şahsiyet dahi, Ebu Hureyre hakkında ileri geri konuşanlardandır… İslam Fıkhında Devlet, çev. Hüseyin Hatemi : İst.1979.s.180

Değerli Müslümanlar … !  bu şekildeki ilim ve isbattan yoksun zalimce tenkitlere maruz kalan Ebu Hureyre, gerçekten bu asabi ruhların dediği gibi bir insan mı idi acaba ?. Yoksa, hadislerin inkarı için önce bu güzide sahabi’den başlanırsa iş daha da kolaylaşıp ve yüzlerce hadisin toptan ortadan kalkması için daha mı güzel şeytani bir metodtur bu yöntem, gelin hep beraber bunun üzerinde durmaya çalışalım.

EBU  HUREYRE’NİN  İLME  OLAN  İŞTİYAKI  VE  GAYRETİ 

Hicri 7, miladi 629 tarihinde Yemen’den Medine’ye gelerek müslüman olan Ebu Hureyre r.a derhal ilim ve ibadetle meşgul olan, bir nevi Peygamber s.a.v’in yatılı talebelerinin bulunduğu Ehlu’s-Suffe arasına yerleşen ve o andan itibaren hadis tahammül ve rivayetinden başka hiç bir şey düşünmeyen değerli bir şahsiyettir.

Çünkü onun hertürlü ihtiyacı Peygamber s.a.v tarafından karşılanıyordu. Bu Rasulullah s.a.v’in vefatına kadar aralıksız hep böyle devam etti. O bu durumu arkadaşları tarafından kendisine yöneltilen eleştirilerden birine verdiği cevapda şöyle açıklar :

“ … Siz niçin “ … Ebu Hureyre, Muhacir ve En’sar’dan farklı olarak Rasulullah’dan, daha çok hadis rivayet ediyor ? … “ diyorsunuz. Muhacir kardeşlerim pazarlarda alış-veriş, Ensar’dan olan kardeşlerim ise ziraatle meşgul olurlarken ben karın tokluğuna Rasulullah’ın yanından ayrılmıyor, O’nun hadislerini ezberliyordum. Ehl-i Suffe arasında ikamet eden yoksul bir kimse idim. Onlar bulunamazken ben daima Rasulullah’ın yanında bulunuyor, onlar unuturlarken ben O’nun hadislerini ezberleyip duruyordum. “

İbn Sa’d :  IV, 330-331 – Buhari : 34 Buyu 1, 111, 2-3 – Tehzib, VII / 265 – el-İsa- be :  IV, 207.

Onun kişisel olarak ilme ve hadis öğrenmeğe karşı fevkalade bir merakı vardı. Başkaları gibi hareket etmediğini gören  Peygamber s.a.v  birgün ona : “ Sen arkadaşların gibi ganimet istemeyecek misin ? “ sorusuna 0 : “ Ben senden Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğretmeni istiyorum “  şeklinde cevap vermiştir.

Bidaye :  VIlI / 111 – İsabe :  IV / 207 – Siyeru A’lamu’n Nubela : 2 / 593

Ebu Hureyre r.a İslam’a olan sevgisinden dolayıdır ki ; Rasulullah s.a.v’e ait her türlü bilgiye sahip olma isteği onda adeta tek gaye haline gelmiştir. Bunun içindir ki, Bir gün Mecid-i Nebevi’de Peygamber s.a.v’in huzurunda etmiş olduğu duada arkadaşlarından farklı olarak :  

“ Allah’ım ! senden arkadaşlarımın dileklerine ilaveten unutulmayan bir ilim istiyorum “ diye niyazda bulunmuş ve Rasulullah s.a.v de :  Amin  demiştir. Orada bulunan Sahabilerin : “ Ya Rasulallah ! unutulmayan ilmi biz de isteriz “ dileklerine karşı Rasulü Ekrem : Devs’li gulam sizi geçti, buyurmuştur.   Tehzib : XII, 266.

Ve yine ; daha önce hiç kimseden duymadığı bir soruyu kendisine sorması üzerine Peygamber s.a.v, bu durumu Ebu Hureyre’nin hadise karşı olan iştiyakına bağlamıştır.

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle demiştir : Bir kere : Yâ Rasûlâllâh ! Kıyâmet gününde senin şefâatine en ziyâde kim hak sahibi olacak ? , diye sordum. Buyurdu ki : Yâ Ebâ Hureyre, hadîs öğrenmek için sende gördüğüm hırstan dolayı bu hadîsi senden evvel hiç kimsenin bana sormayacağını zâten tahmîn ediyordum. Kıyâmet gününde halk içinde şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse, kalbinden hâlis olarak Lâ ilâhe illâ`llâh diyendir.”   Buhari : 1.c.255.s

Allah Rasulü s.a.v’den sadır olan birçok şeyi kısa zamanda öğrenip ezberleme faaliyeti onda ara sıra unutkanlıklar meydana getirdiği için bir gün Peygamber s.a.v’e, kendisinden dinlediği hadisleri unutmamak için dua etmesini söyleyerek şöyle buyurur :

“ … Bir kere Rasulullah s.a.v’e dedim ki : Yâ Rasûlâllâh ! senden bir çok şeyler işitiyorum, fakat onları hafızamda tutamıyorum. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Ridanı çıkar ve yay. Bunun üzerine ridamı çıkarıp yaydım. Daha sonra Allah Rasulü s.a.v bir çok hadisler anlattı ve ben anlattığı bu hadisleri asla unutmadım. “  Tirmizi : 6.c.4085.n 

“ …  Müslim’deki  rivayet de ise şöyle geçer : “ … Allah Rasulü s.a.v bir gün : Kim elbisesini yayacak ki, bir daha benden işittiği bir şeyi kat’iyyen unutmasın ! , buyurdu. Ben hemen elbisemi yaydım. Tâ ki, sözünü bitirdi. Sonra onu kendime topladım. Bir daha ondan işittiğim bir şeyi unutmadım. “    Müslim : 7.c.2492.n

Görüldüğü gibi kendi ifadesine göre Ebu Hureyre r.a o günden sonra hiç bir hadisi unutmamıştır. Şüphesiz ki bu, Rasulullah’ın bir mücizesi idi.

Dolayısıyla  bilinen bir gerçeği göz ardı etmemek gerekir ki  o da : bir işte insanı başarıya götüren en önemli sebeplerin başında, o işe karşı  sevgi, iştiyak ve istek gelir. Bu bakımdan Ebu Hureyre’nin yukarıdaki hadislerde belgelenen özelliğini gözardı etmek mümkün değildir.

Ebu Hureyre r.a hakkında tartışma konularından bir diğeri de ; Allah Rasulü s.a.v’e yakınlıkları ile tanınan Raşit Halifeler ve diğer bir çok güzide sahabiler neden bu kadar çok hadis rivayet etmemiş olmalarıdır.

Ancak bu husus adilane bir şekilde araştırıldığı zaman, hadis tahammül ve rivayet konusunda Ebu Hureyre ile diğer güzide sahabilerin sahip oldukları imkanların oldukça farklı olduğu görülecektir.

Mesela, Ebu Bekir, Ömer İbnu’l-Hatab, Osman İbn Aff, Ali İbn ebu Talib, Talha, Zübeyr ve diğer Sahabe büyükleri daha çok idari işler ve savaşlarla meşgul oldukları için hadis öğrenme ve nakletme işine fazla vakit ayıramamışlardır.

Yine bu zevatın çoğu Rasulullah s.a.v ile uzun süre sohbet etme imkanına sahip olduğu ; sulh ve harb zamanlarında hemen hemen O’ndan hiç ayrılmamış bulundukları halde Peygamber s.a.v’in vefatından sonra fazla da yaşamamışlardır. Halbuki hicri 58 tarihinde vefat eden Ebu Hureyre, Peygamber s.a.v’in vafatından aşağı yukarı yarım asır sonra vafat etmiştir.

Eğer ; Rasulullah hayatta iken onunla beraberliği çok az olmuştur, dolayısıyla bu kadar hadis kısa bir zaman dilimi içerisinde nasıl öğrenilir denilir ise, buna cevap olarak söylenecek sözlerden biri de şudur : Ebu Hureyre r.a bu kadar hadisi peygamber s.a.v’in sağlığında bizatihi ondan öğrendiği gibi, Onun vefatından sonraki çalışmalarında da elde etmiştir. Çünkü Sahabe arasında yalan denilen olay olmadığından dolayı, onlar rahatlıkla birbirlerinden duydukları metinleri Rasulullah s.a.v şöyle dedi, şöyle yaptı şeklinde anlatabilmekteydiler.

“ …  Enes  ibn Malik r.a dan. O diyor ki :  Vallahi  size  anlattığımız  bütün  şeyleri – doğrudan – Allah Rasulü s.a.v’den duymuş değiliz ; fakat biz birbirimize hiç yalan söylemezdik. “

Hakim : 3 / 575 – Mecmau’z Zevaid : 1.c.690.n

Unutmamak gerekir ki Hadis rivayeti konusunda bir diğer avantaj da ; hadis öğretimi ve hocalığıdır. Ebu Hureyre’nin bu bakımdan da sahip olduğu imkanlar diğerlerinden çok farklıydı. Çünkü o, dört seneye yakın bir zaman içerisinde geceyi gündüze katarak elde ettiği hadis malumatını Peygamber s.a.v’in vefatından sonra da büyük bir aşk ve heyecanla 47 sene boyunca rivayet etmiştir. Hatta inanın sahabiler ve Tabiiler için ilim kaynaklığı vazifesi dahi görmüştür. Yani bir çok meselede kendisine başvurulur olmuştur.

Rasullullah s.a.v’in vefatından sonra ölümüne kadar Medine’den ayrılmayan Ebu Hureyre, Mescid-i Nebevi’de oturarak cuma namazlarından önce hatib minbere çıkıncaya kadar Allah Rasulünden rivayetlerde bulunmak suretiyle dinini merak eden samimi müslümanlara hadis dersleri yapmıştır.    Fethu’l Bari : 1 / 173

Yine aynı Mescid’de özel olarak kurduğu hadis dersleri halkası da meşhurdur. 0 burada sadece hadis rivayeti ile meşgul olmamış aynı zamanda gerektiğinde ve kendisine sorulduğunda fetvalar dahi vermiştir.

Nitekim adı, fetva yönünden « orta grub » diye adlandırılan onüç fıkıh bilgini Sahasında kaydedilmektedir.   Nubela : 2 / 440 – İ’lam : 1 / 12

Ve yine Hadis yazma ve yazdırma konusu da onun fazla rivayet sahibi olma sebeplerinden bir diğeridir.

Ebu Hureyre r.a Peygamber s.a.v zamanında yazma işi üzerinde fazla durmamış ama sürekli ezber işinde bulunmuştur.

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle der : Peygamber s.a.v’den çok hadîs öğrenme hususunda Abdullah İbnu Amr hâriç, bana yetişen kimse yoktur. O, beni geçer, zira o yazardı, ben ise yazmazdım. “Buhari : 1.C.267.s – Tirmizi : 4.C.2805.n – Darimi : 1.C.489.n

Ebu Hureyre daha sonra yazmaya da başlamıştır… Fethu’l Bari : 1 / 217 – Teratib : 2 / 246

Nitekim yazdığı hadisleri ihtiva eden bir çok kitabını bir  defasında Amr ibn Umeyye ed-Damri’ye  göstermiştir.   Fethu’l Bari : 1 / 217 – Camiu Beyan : 1 / 74

Bununla beraber Beşir ibn Nehike’de hadis yazdırmıştır. Beşir hadis yazma işi bitip ayrılacağı zaman, yazdıklarını getirip kendisine okur, onun tasvibini alır ve öyle giderdi. Darimi : 1 / 27 – el- Muhadisu’l Fasıl : 538.s.702.

Ebu Hureyre r.a’nun hadis okutarak ve yazdırarak yetiştirdiği en önemli talebesi hiç şüphesiz ki Hemmam İbn Münebbih’tir. Tabiun büyüklerinden olan Hemmam ondan bir isnadla 140 hadis işitmiştir.   Tehzib : 11 / 67.106.n

Ebu Hureyre bu hadisleri bizzat ona yazdırmıştır. Hemmam İbn Münebbih’in bu sahifesi “ Sahifetu Hemmam “ diye meşhurdur. Muhammed Hamidullah bu sahifeyi birbirinin ayni olan Berlin ve Şam’da keşfettiği iki el yazmasından neşretmiştir.

Muhtasar Hadis Tarihi ve Sahife-i Hemam İbn Münebbih terc.. K. Kuşçu İst. 1967.

Değerli Müslümanlar … ! şunu da asla unutmamak gerekir ki ;  bir muhaddis ve ilim adamının sahip olduğu müktesebatının yaygın hale gelmesi, öğretim halkasını teşkil eden talebe sayısı ile yakından alakalı olan bir şeydir. Ebu Hureyre’den hadis öğrenen ve rivayet eden Sahabe ve Tabiin hadiscilerinin sayısının sekiz yüzden fazla olduğu anlatılmaktadır.   İsabe : 4 / 205 – Bidaye : 8 / 103

Dolayısıyle bu kadar rakam göz önünde bulundurulursa, onun muassırları arasındaki ilmi değeri ve hadis kaynaklarını dolduran binlerce rivayetin sahibi olmasının sebep ve sırları kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

TENKİTÇİLERİ  KARŞISINDA   EBU HUREYRE’NİN  TAVRI 

Ebu Hureyre’nin hadise olan iştiyakı, Rasulullah s.a.v’in ona bu konuda duası, ezber gücü ve hadis tahammul ve rivayetini hazırlayan şartları  anlattıktan sonra, şimdi onun yine fazla rivayeti sebebiyle arkadaşları tarafından kendisine yöneltilen tenkitler karşısındaki tavrına bakalım.

Değerli Müslümanlar … !
 Ebu Hureyre r.a Rasulullah s.a.v’den fazla rivayeti sebebiyle en fazla tenkide uğrayan bir sahabidir. Ama o, arkadaşları tarafından yapılan tenkitler karşısında susmamış ve onlara haklı olarak olgun ve ilmi cevaplar vermiştir. Bir defasında şöyle der :

“ … Sizler benim niçin “ …. Ebu Hureyre, Muhacir ve En’sar’dan farklı olarak Rasulullah’dan, daha çok hadis rivayet ediyor ? … “ diyorsunuz. Muhacir kardeşlerim pazarlarda alış-veriş, Ensar’dan olan kardeşlerim ise ziraatle meşgul olurlarken ben karın tokluğuna Rasulullah’ın yanından ayrılmıyor, O’nun hadislerini ezberliyordum. Ehl-i Suffe arasında ikamet eden yoksul bir kimse idim. Onlar bulunamazken ben daima Rasulullah’ın yanında bulunuyor, onlar unuturlarken ben O’nun hadislerini ezberleyip duruyordum. “  İbn Sa’d :  IV, 330-331 – Buhari : 34 Buyu 1, 111, 2-3 – Tehzib, VII / 265 – el-İsa- be :  IV, 207.

Yine bir defasında da Kur’anı kerimin Bakara suresindeki 159-160 ıncı Ayetlerini okuyarak :

“ Gerçekten indirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab’da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder. Ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna ; işte onların tevbesini kabul ederim “

şöyle demiştir :  eğer bu iki ayet olmasa idi size hadis olarak hiç bir şey rivayet etmezdim ”   İbni Kesir : 3.c.641.s

Ona karşı münferit olarak itiraz edenlerin başında hiç şüphesiz Aişe r.anha gelir… Çok değerli bir hadis tenkitcisi olan  Aişe r.anha Ebu Hureyre’nin fazla hadis rivayet etmesini normal karşılamamıştır.

Bir gün Aişe annemiz : “ Ey Ebu Hureyre ! sen Rasulullah’dan çok fazla hadis rivayet ediyorsun “ diyerek onu tenkit etmek istemiştir. Bunun karşısında Ebu Hureyre dayanamayarak şöyle karşılık verir : “ Evet anne, vallahi beni ayna ve sürmedanlıklar meşgul etmiyor “  Bunun  üzerine Aişe  annemiz de sadece “ belki “ diye karşılık vermekle yetinmiştir.   Nubela :  2 / 435 – Bidaye :  8 / 108

Yine Aişe r.anha, Abdullah İbn Ömer’e : “ Yanınızda Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadislerden kabul etmeyip, reddettikleriniz var mı ? “ diye sorduğunda 0 : “ Havır, fakat rivayet konusunda Ebu Hureyre cesur, biz ise çekingen ve korkağız “ demiştir. Bu konuşmayı duyan Ebu Hureyre ise : “ Ben ezberledim, onlar unuttular, bunda benim ne günahım var ? “ diye cevap vermiştir.  Nubela :  2 / 437 – İsabe :  4 / 209

Zikri geçen bu rivayetlerde de görüldüğü gibi gerek Aişe r.anha gerekse Abdullah ibn Ömer bu durum karşısında suküt etmeyi tercih etmişler ve başka bir şey söyleyememişlerdir…

Ebu Hureyre’nin fazla hadis rivayet edişine karşı çıkanlardan birisi de   Ömer r.a dur. Hatta Ebu Hureyre bu konuda Ömer’den çok çekinir olmuştur. Nubela : 2 / 433 – Bidaye : 4 / 106

Ömer İbnu’l Hattab onun hadis rivayetindeki titizlik ve dikkati hususunda edindiği bir tecrübeden sonra hadis rivayeti faaliyetine devam etmesinden memnunluk duyacağını bildirmiştir.

“ … Bir gün Ömer ibnu’l Hattab emirel mü’minin olduğu dönemde Ebu Hureyre’yi yanına çağırtır ve ona :
– Biz Allah Rasulü s.a.v ile birlikte falan kimsenin evinde iken sen de ordaydın de mi ? der. Ebu Hureyre :
– Evet, ordaydım ve bunu bana niçin sorduğunu da anladım, der. Ömer :
– Niçin sordum ? der. Ebu Hureyre :
– O zaman Peygamber s.a.v : “ Kim kasten benim üzerime yalan uydurursa cehennemdeki oturacağı yerine hazırlansın “ buyurmuştular. Ömer :
– O zaman git ve hadis rivayetine devam et, buyurdular. “

Nübela : 2 / 434 – el Bidaye : 8 / 106-107 – el İsabe 4 / 209 – el İhkam : 2 / 246

Ömer r.a’nun Ebu Hureyrenin hadis rivayetine güveninden dolayıdır ki yine bir gün, Hasan İbn Sabit’in mescidde  şiir okumasına karşı çıkmıştı. Bunu gören Ebu Hureyre Ömer’e, onun Rasulullah’ın huzurunda da aynı yerde şiir okumuş olduğunu haber vermiş ve Ömer’de bu itirazından vazgeçmiştir.  

Değerli kardeşlerim … !
 unutmayalım ki gerek Aişe r.anha’nın, gerekse  Ömer ve sahabeden bazılarının Ebu Hureyre’nin çok hadis rivayet etmesine karşı çıkmaları,  onun – bir takım asabi ruhların zannettiği gibi – yalan söylediği veya kendi kafasından hadis uydurduğu içi değil, bilakis hata etmesinden, yanılmasından  korktukları içindir.

Diğer bir ifadeyle ; Bu kimseler ebu Hureyre’yi adalet yönünden değil, zabt sıfatıyla alakalı hata, yanılma veya unutma gibi ihtimaller olabilir babından eleştirmişlerdir. Ama diğer taraftan – rivayetlerde de görüldüğü gibi –  tenkit edenler de gereken cevaplarını almışlardır.

Değerli kardeşlerim … ! Ebu Hureyre’nin bu hızlı rivayet faaliyeti aşağı yukarı herkesin dikkatini çekiyordu. Hatta bazıları onu tenkit edebilmek için konu ile ilgisi olmadığı halde hissi ve nefsi davranarak sadece onun çok hadis rivayet etmiş olmasını ileri sürüyorlardı.

Hasan İbn Ali’nin defni ile ilgili olarak Mervan’la aralarında geçen şu münakaşadan bunu anlamak mümkündür.

Ali’nin oğlu Hasan’ın Rasulullah s.a.v’in yanına defnedilip edilemiyeceği meselesi tartışma konusu olunca Ebu Hureyre Mervan’ı kendisini ilgilendirmeyen  şeylere karışmakla  tenkit  ederek :  “  Senin bu hareketinle – Muaviye’yi kastederek – memnun etmek istediğin kimse var “ dedi. Bunun üzerine Mervar Ebu Hureyre’nin üzerine yürüyerek :

 “ Ya Ebu Hureyre ! herkes senin Rasulullah’dan çok fazla hadis rivayet etmiş olduğunu söylemektedir. Halbuki sen Peygamber s.a.v’in vefatından az önce gelmiştin “ deyiverdi. Ebu Hureyre diğerlerinde olduğu gibi onu da cevapsız bırakmamış ve :

“ Evet, Allah Rasülü’nün yanına hicretin 7. senesinde 0 Hayber’de iken geldim. Vefatına kadar kendisinden hiç ayrılmadım. Devamlı olarak arkasında namaz kıldım. Onunla gazvelere katıldım. Vallahi sahabe arasında O’nun hadislerini en iyi bilen benim. Kureyş ve Ensar’dan O’nun sohbetine benden önce mazhar olan herkes benim Resulullah’a bağlılığımın derecesini bilirler. Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr gibi Sahabe ileri gelenleri bana O’nun hadisleri ile ilgili bilgi sorarlar. Yemin ederim ki, Medine’de bulunduğum süre içinde bana gizli kalmış olan hiçbir hadis yoktur. Bende sorulacak her konuda ilim bulunacaktır. “ demiştir.Mervan bu inanç ve karar dolu cevabı aldıktan sonra artık Ebu Hureyre ve  cevaplarından daima çekinir olmuştur.    Bidaye :  8 / 108 – İsabe :  4 / 209 – Nubela : 2 / 434 – 36

Değerli kardeşlerim … !
 şüphesiz ki bir ilim adamını en iyi tanıyanlar    çevresinde bulunan kimselerdir. Bilindiği üzere Ebu Hureyre’nin hayatı  Sahabiler arasında geçmiştir.  Hadis öğrenim ve nakline çok meraklı ve istekli olduğu için de hepsinin gözü onun üzerinde olmuştur. Bir bakıma onu sürekli gözetim altında tutmaya çalışmışlar ve biraz önce de zikredildiği gibi yeri geldiğinde de tenkit de etmişlerdir. Ama bütün bunlara rağmen kaynaklarda Ebu Hureyre’nin ilim sahibi arkadaşlarının takdirini kazanmış olduğuna dair de bir çok  belgeler mevcuttur…

Peygamber s.a.v’den sonra 50 sene daha yaşamış ve bu müddet zarfında devamlı olarak hadis rivayeti ve fetva işleriyle uğraşan 2630 hadis sahibi Abdullah İbn Ömer, Ebu Hureyre hakkında şunu der :

“ Ebu Hureyre hadis saharasında en iyi, Rasulullah’ı en iyi bilen ve hadislerini en çok ezberleyen biridir. “

Abdullah İbn Ömer ebu Hureyre’nin cenazesi sırasında onun “ devamlı olarak Allah Rasulü’nün hadislerini müslümanlar için hıfzettiğini “ ifade ederek rahmetle anmıştır.

Usdü’l- Gabe :  3 / 228 – Tehzib : 5 / 330 – İbn Sa’d : 2 / 363 – Nubela : 2 / 435 – İsabe :  4 / 208 – Tedrib s. 205.

Ebu Hureyre’nin serbest tenkitçilerinden olan İbn Ömer, hadis rivayeti ile ilgili bir tartışmada, hakem tayin edilen Aişe r.anha tarafından kendisinin haksız, Ebu Hureyre’nin ise haklı çıkması sonucu : “ Ya Ebu Hureyre ! sen içimizde Rasulullah’a en bağlı olanımız ve onun hadislerini gerçekten en iyi bilenimizsin. “  diyerek hakkı kendisine teslim etmiştir.   İbn Hanbel : 2 / 2-3 – İbn Sa’d : 4 / 332

Sahabalerden biri, aşere-i mübeşşere’den olan Talha İbn Ubeydullah’a baş vurmuş, Ebu Hureyre’nin çok hadis rivayet ettiğini ve bu durumun da insanı şüpheye sevkettiğini söyleyerek şikayette bulunmuştur. Taha ise ona şöyle cevap vermiştir :

“ Vallahi onun Rasullullah’dan bizim duymadıklarımızı duyguğundan şüphe etmediğim gibi, bilmediklerimizi  bildiğinden  de  şüphe  etmem. Bizler varlıklı, iş-güç, ev-bark sahibi kimselerdik. Rasulullah’la ancak akşam ve sabah görüşme imkanı bulabiliyorduk, Yoksul bir kimse olan Ebu Hureyre ise daima Peygamber s.a.v ile beraberdi. O’nun yanından bir an bile ayrıldığı vaki değildi. “   Tehzib : 8 / 266-267 – İsabe : 4 / 208 – Bidaye : 3 / 109

Bazı sahabiler bizzat Peygamber s.a.v’den duyma imkanı bulamadıkları hadisleri sahabe arasında Ebu Hureyre’den rivayet etmeyi daha uygun bulmuşlardır.

Ebu Eyyüb el-Ensari’ye kendisinin de ashabdan olduğu halde niçin Ebu Hureyre’ye isnad  ederek  rivayette  bulunduğu  sorulmuş o ise  bu  soruya :

 “ Ebu Hureyre’nin kendisinin işitmediği hadisleri duyduğunu, binaenaleyh Rasulullah’dan bizzat işitmediği hadisleri Ebu Hureyre’den rivayet etmeyi arzu ettiğini “ söyleyerek cevap vermiştir.   Nubela : 2 / 436 – Bidaye : 8 / 109

İyi bir tefsir ve fıkıh alimi Zeyd İbn Sabit de, kendisine bazı şeyler sormak için gelen birine ; Ebu Hureyre’ye gitmelisin, diyerek öğrenmek istediği konuda onun yanında muhakkak bir şeyler bulunabileceğini belirtmiştir.  Zehebi, Tarih : 2 / 336 – Tehzib : 7 / 266 – İsabe :  4 / 208

Ebu Hureyre r.a, hadisleri ezberleme konusunda çok zeki ve titiz olduğu kadar bir çok kalabalık ders halkaları oluşturarak onlara hadis dersleri de vermiştir. Hatta ve hatta hadisler konusunda çok ihtiyatlı, sika, muhhakkık, müfessir, muhaddis ve fakih olan Abdullah İbn Abbas’a dahi  hocalık etmiştir.   Tehzib : 5 / 276

Değerli Müslümanlar … !
 şüphesiz ki Ebu Hureyre’nin bu kadar çok hadisi hıfzederek rivayet etmesi tesadüf eseri değildir. Her şeyden önce bu bir kabiliyet, hafıza gücü ve gayret işidir. Hele hele bu konuda Allah Rasulü s.a.v’in ona dua edişi asla unutulmamalıdır.

Onun  bu  özelliklerine  de tanıklık edenlerden  Ebu Said el-Hudri der ki : “ Ebu Hureyre ilim dolu bir kaptır “

Ebu Salih’de der ki : “ Ebu Hureyre Sahabenin en çok hadis ezberleyenidir “  Nubela : 2 / 430 – İsabe : 4 / 205

İmam Şafii’nin ise : “ Ebu Hureyre zamanındaki hadis ravileri içinde en çok hadis hıfzeden idi “ sözü meşhurdur.  Nubela : 2 / 432 – İsabe : 4 / 205 – Tedrib : 205.s

Hatta : “ Sahabe arasında benden daha çok hadis ezberleyen yoktur “ sözü ebu Hureyre’nin kendisine aittir.  Nubela : 2 / 432 

EBU  HUREYRE  BİR  İNSANDI  MELEK DEĞİLDİ

Değerli Müslümanlar … ! Buraya kadar Ebu Hureyre’nin 5374 hadisi rivayette haklı kılacak şart, imkan ve sebepleri görmüş bulunuyoruz.

Bununla beraber bu sahabi bir beşerdi, hata yapmaya müsait bir varlıktı ve melek de değildi.  Ebu Hureyre kasda dayanmayan bazı hatalar da yapmıştır. Ama arkadaşları tarafından bu hataları düzeltilmiş, haklı tenkit ve tashih faaliyetler karşısında gerçeği kabul ederek yanlışta asla ısrar etmemiştir.

Birinci örnek :

Ebu Hureyre r.a, Rasulullah s.a.v buyurdular ki : “ Uğursuzluk üç şeydedir : ev’de, kadın’da ve at’ta “

Bunu duyan Aişe annemiz : “ Ebu Hureyre bunu ezberleyemedi. Resulullah yahudilerin uğursuz saydığı şeylerden bahsedip ve bunun için onlara beddua ediyordu. O şöyle demişti : Allah yahudilerin cezasını versin. Çünkü onlar şöyle diyorlar : “ Uğursuzluk üç şeydedir : ev’de, kadın’da ve at’ta “  Ebu Hureyre ise bu esnada içeriye girdi. Hadisin baş tarafını değil son tarafını işitti, demiştir.  Ebu Davud et-Tayalisi : 215.s.1537.n

Ebu Hasan’dan gelen bir diğer rivayete göre ise Aişe r.anha Ebu Hureyre’nin hadisi bu şekilde rivayet etmiş olduğunu haber alınca : Allah Rasulü asla böyle bir şey söylemedi, fakat O : “ Cahiliye devri insanları şöyle derler : Uğursuzluk kadında, hayvanda ve evdedir, buyurduğunu söylemiş, akabinde de : “ Gerek Yer’de ve gerekse kendi nefislerinizde başınıza gelen  herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmazdan önce o, Kitab’da yazılmış  bulunmasın. Doğrusu bu Allah’a kolaydır. “ Hadid : 22  Ayetini okumuştur.  Fethu’l Bari : 6 / 401 – Aynu’l-İsabe : var. 338 a.

İkinci örnek :

Ebu Hureyre başka bir zamanda neshedilmiş olduğundan haberi olmadığı bir hadisi rivayet  etmeğe kalkıştığı için Abdullah İbn Abbas tarafından sert bir tenkide tabi tutulmuştur. 

“ … Rivayet edildiğine göre Ebu Hureyre r.a Peygamber s.a.v’in : Bir peynir parçası bile olsa ateşte pişmiş şeylerden yedikten sonra abdest almak gerekir, buyurduğunu rivayet eder. Orada bunu işiten İbn Abbas Ebu Hureyre’ye dönmüş : Ne yani şimdi biz yağ ve sıcak su içtiğimiz için de mi abdest alacağız, diyerek bu rivayete karşı çıkmıştır. Bunun üzerine Ebu Hureyre İbn Abbas’a : ey kardeşimin oğlu Rasulullah’dan bir hadis duyduğun zaman, artık bunun için misaller getirmeğe kalkışma, diye cevap vermiştir.    Tirmizi : 1.c.79.n – İbn Mace : 2.c.485.n

Zikredilen bu rivayetten de anlaşıldığı üzere Ebu Hurevre r.a bu hadisin neshinden haberi yoktur.

Şimdi de Nesei’nin Sünen’indeki rivayete bakalım.  

“ … İb’n Abbas, Ebu Hureyre’nin rivayetini duyunca : Şimdi ben ateş pişmiş diye Allah’ın kitabında helal kıldığı bir yiyecek sebebiyle de mi Abdest alacağım, der. Bunun üzerine Ebu  Hureyre  yerden  çakıl taşları toplayarak : “ Şu çakıl taşlarının adedince yemin ederim ki Rasulullah s.a.v : ateş değmiş şeylerden yedikten sonra abdest alınız, buyurdu diyerek rivayetin doğruluğundan  gayet emin bir şekilde cevap vermiştir. “  Nesei :  1, 39 – Müslim : 3 Hayz 23,1,272-3 – 352. n

Aslında  Peygamberin ilk emri ; ateş değen şeylerden dolayı abdest alınması idi. Ama bu iş sonradan neshedilmiştir.

“ … Cabir İbn Abdullah’ın bu konudaki açıklaması şövledir : Rasulullah’ın bu hususdaki son emri ateşte pişmiş şeylerden yedikten sonra abdest almayı terk etme hakkındadır. “  Ebu Davud : 1.c.192.n – Nesei : 1.c.187.n – Beyhaki : 1/106

Ebu Hureyre hadisinin mensuh olduğuna dair rivayetler çoktur. Ebu Hureyre’nin bu rivayetin doğruluğundan emin olması ve üzerinde ısrarla durması, nesh olayından haberi olmadığı içindir.

Konuyu başka bir zaman bizzat Rasulullah s.a.v’in uygulamasından görünce bundan rucü etmiş ve nasih  rivayeti nakleder olmuştur.  İbn Mace : 2.c.493.n – Ahmed : 2 / 389 

Üçüncü örnek :

“ … Ebu Bekr İbn Abdurrahman’ın Ebu Berk’den rivayet ettiğine göre, Ebu Hureyre bir gün va’z ederken : “ Cünüp olarak fecre erişen kimse oruç tutmasın “ der. 0, bunu babası Abdurrahman İbn Haris’e zikreder. Abdurrahman da Ebu Hureyre’nin bu sözüne itiraz eder. Bunun üzerine ravi Ebu Bekr’le babası Abdurrahman, Aişe ve Ümmü Seleme’ye giderek işin mahiyetini sorarlar. Onlar da : Peygamber ihtilam olmayarak cünüp olduğu halde sabaha çıkar, sonra da orucunu tutardı, derler. Bunun üzerine dönerek Mervan İbnu’l Hakem’in yanına giderler. Abdurrahman meseleyi Mervan’a açar. Mervan ona : “ Şimdi Ebu Hureyre’ye gitmeli ve sözünü bizzat kendisine reddetmelisin “ der. Bunun üzerine Ebu Hureyre’ye geldik. Ben Ebu Berk, bunların hepsinde de hazır bulunmuştur. Abdurrahman Ebu Hureyre’ye Peygamber hanımlarından duyduklarını söyler. Buna karşılık Ebu Hureyre : “ Bunu sana her ikiside mi sövledi ? “ der. Abdurrahman : “ Evet “ deyince Ebu Hureyre : “ Onlar daha iyi bilirler. Ben bu hadisi Fadl ibn Abbas’dan  işitmiş idim, bizzat Rasulullah’dan değil, diyerek söylediğinden vazgeçer ve Aişe ve Ümmü Seleme’nin dediklerine rücü eder. “

Müslim : 3.c.1109.n – Abdurrezzak Musannef : 4 / 7396 – Humeydi : 199.n –  Buhari : 30 Savm 22, 2, 232-3

Bu ve emsali rivayetlerde görüldüğü üzere Ebu Hureyre’nin hadis uydurduğundan veya yalancılığından falan asla bahsedilmiyor. Onların tenkitleri ; hata yaptığından, unuttuğundan veya bazı rivayetlerin nesh edildiğinden haberi olmadığından dolayıdır. Kaldı ki bu tenkit olayı o an herkes için yapılıyordu.

Hulasa değerli kardeşlerim … ! 
insaflı her Müslüman şunu çok iyi bilir ki ; sahabi’de olsa, onlar hatadan masum değildiler. Her birinin farklı farklı hataları söz konusu olmuştur. Hele hele 5374 tane hadis rivayet eden Ebu Hureyre’nin bu konudaki birkaç hatası gayet normal olan bir şeydir.

Ve şunu asla unutmayınız ki Kur’an ve Sünnet, sahabileri umumen ve hususen tezkiye etmiş ve onların cennetlik olduklarını bizlere haber vermiştir. Onların hepsi de adil’dir. Onların adaletine Allah ve Rasulü şehadet etmiştir.

Ashabı kiramın adaleti, Allah’u Azze ve Celle’nin onları adil sayması, onların temizliğinden haber verip ve onları seçtiğini beyan etmesiyle sabit olmuştur. Dolayısiyla, Allah ve Rasulünün tezkiyesinden sonra onların hiç kimsenin tezkiyesine ihtiyaçları kalmamıştır.

Allah’a ve O’nun Rasulüne iman ettiğini söyleyen Müslümanların, Her konuda olduğu gibi bu konuda da  Allah’ın Ayet’lerini ve Rasulü s.a.v’in hadisi şeriflerini ölçü olarak kabullenip, onların ortaya koyduğu hüküm ve kaidelere göre hareket etmeleri gerekir.

         AIIah’u Azze ve Celle Ayet’i celilerinde ; bu nesli şöyle övüyor ve tezkiye ediyor :

“ Siz insanlar için çıkartılmış en hayırlı bir ümmetsiniz…. “   Ali İmran : 110.Ay

“ İşte böylece sizi vasat bir ümmet kıldık… “   Bakara : 143.Ay                                                                                                                                                     

“ Ey Peygamber, AIlah sanada, sana tabi olan mü’minlere de yeter “   Enfal : 64.Ay

“ Ganimetler, yurtlarından ve mallarından atılmış , Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk arayan, Allah’a ve Resulüne yardım eden muhacir fakirlere aittir. İşte asıl doğru olanlar da bunlardır. Muhacirler gelmezden önce medineyi yurt edinenler ve imanı kalplerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir hasetlik hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendilerinden önce tutarlar…… İşte onlar başarıya erenlerdir . “   Haşr : 8.9.Ay

“ Muhacirlerden, Ensardan ileri ve önde gelenlerle, ihsan ile onlara uyanlardan Allah razı olmuş Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırIamıştır. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. İşte büyük kurtuluş budur.”   Tevbe : 1OO.Ay

“ Ağaç altında sana beyat etmeleri dolayısıyla Allah o mü’minlerden razı olmuştur. Gönüllerindekini bilmiş, üzerlerine huzur indirmiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri pek çok ganimet vermiştir. Allah daima galiptir ve hikmet sahibidir…….“   Fefih : 18 – 19.Ay

Bu ve bununla eş manalı daha nice Ayeti kerimeler vardır ki, Allah’u Azze ve Celle bu Ayet’leninde Sahabeyi umumen ve hususen övüyor, tezkiye ediyor ve onların adil olduklarını bildiriyor. 

İşte Allah Rasulü s.a.v’in umumen sahabeyi tezkiye eden ifadeleri :

“ Şüphesiz Allah beni seçti, ashabımı seçti, onlardan benim için vezirler, yardımcılar, akrabalar kıldı. Kim onlara lanet ederse, Allah’ın  Meleklerinin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah kıyamet günü onların kazandıklarını kabul etmez ve düzeltmez.”

Ebu Davud et Tayalisi : 33 – İbn ebi Asım es Sünne : 1000 – Ahmed : 3 / 134 – 5 / 325 Hakim : 3 / 632 – Taberani : 17 / 140 – Ebu Nuaym Hilye : 2 / 11 – M. Zevaid : 10 / 17   

“ Ümmetimin en hayırlısı benim muassırlarımdır.Sonra onlara tabi olanlar – yani tabiinler – Sonra da onlara tabi olanlardır.  – yani, etbaut tabiun’lardır – . “

Buhari : 7.C.3412.s

“ … Ebu Said El – Hudri r.a şöyle demiştir : Peygamber s.a.v şöyle buyurdu : Sahabilerime sakın sövmeyiniz. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, sahabilerden birinin iki avuç sadakasına erişemez. Hatta bunun yarısına bile ulaşamaz. ”

Buhari : 7.C.3432.s – İbni Mace : 1.C.161.n 

“ Ashabım hakkında Allah’tan korkun ! Benden sonra onları kendinize hedef seçmeyin ! Kim onları severse bana olan sevgisi sebebiyle sever ; kim de onlara buğzederse bana olan buğzu sebebiyle buğzeder. Her kim onlara eza ederse bana eza etmiş olur. Her kim bana eza ederse Allah’a eza etmiş olur. Her kim de Allah’a eza ederse çok sürmez, Allah onun belasını verir.”

Tirmizi : Menakib : 58 – Ahmed : 5 / 54 – 57

Ebu Hureyre r.a bu umum tezkiyenin içerisinde olduğu gibi, Allah Rasulünün şu hususi tezkiyesi içerisindedir de ;

“ … Abdirrahman rivayet etti ve dedi ki : Bana Ebû Hureyre rivayet etti. Dedi ki : Annem’i İslâm’a davet ediyordum. Kendisi şirk koşan bir kadın idi. Bir gün onu davet ettim de bana Rasûlullah s.a.v hakkında hoşlanmadığım sözler işittirdi. Bunun üzerine ağlaya­rak Rasûlullah s.a.v’e geldim :
– Yâ Rasulallah ! Ben annemi İslâm’a davet ediyordum da kabulden çekiniyordu. Bugün kendisini yine davet ettim ; bana senin hakkında hoşlanmadığım sözler işittirdi. Şimdi Ebû Hureyre’nin annesine hidâyet vermesi için Allah’a duâ et !  dedim. Bunun üzerine Rasûlulah :
– Allah’ım ! Ebû Hureyre’nin annesine hidâyet ver, diye duâ etti. Ben Nebi s.a.v’in duasına sevinerek çıktım. Eve gelerek kapıya dayandığımda onun kapalı olduğunu gördüm. Derken an­nem ayak seslerimi işitti ve :
– Yerinde dur ey Ebû Hureyre !  dedi. Bir de suyun şırıltısını işit­tim. Annem yıkandı, gömleğini giydi. Acele baş örtüsünü sardı.Arkacığından kapıyı açtı.Sonra şunu söyledi :
– Yâ Ebâ  Hureyre !  Ben  Allah’dan  başka  ilâh  olmadığına  şehâdet ederim. Muhammed’in onun kulu ve Rasulü olduğuna da şehâdet ederim. Ben hemen Rasûlullah s.a.v’e döndüm. Sevincimden ona ağlayarak geldim ve dedim ki :
– Yâ Rasûlallah, müjde ! Allah senin duanı kabul etti ve Ebû Hureyre’nin annesine bidayet verdi. Bunun  üzerine s.a.v Allah’a hamdü sena etti. Ve hayırlı sözler söyledi. Tekrar dedim ki :
– Yâ Rasûlallah ! Annemle beni mü’min kullarına, onları da bize sevdirmesi için Allah’a duâ et ! . Rasûlullah  :
– Allah’ım ! Şu kulcağızını – yâni Ebû Hureyre’y’ı – ve annesini mü’min kullarına, mü’minleri de bunlara sevdir !, diye duâ etti. Artık yaratıl­mış hiç bir mü’min yoktu ki, beni işitsin veya görsün de benî sevmemiş olsun. “    Müslim : 7.C.2491.n

Ey ebu Hureyre’ye buğzedip onu sevmeyenler ve ona iftira atanlar ! 
bu hadisi iyi okuyun ve yerinizi numarınızı öğrenin.

“ … Rabbimiz ! bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Onlara karşı içimizde bir kin yaratma. Rabbimiz ! şüphe yoktur ki sen, çok şevkatli ve çok merhametlisin. “   Haşr : 10.Ay

                                                                    Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                    Tacuddin el Bayburdi