Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Cahiliye döneminde ölen insanların durumu

Ey Müslüman … ! unutmaki Allah Rasulü s.a.v’in Peygamberliğinden önceki dönem, umumen cahiliye dönemi idi… O döneme bu ismi veren Allah’u Teala’dır ki bunu, Kur’anın ve Sünnetin naslarında görmeniz mümkündür…

Bu zaman dilimi içerisinde tahrif edilmeyen Tevhidin bazı temel taşlarının varlığından dolayı, onu kabullenen ve o inanç üzere ölen kimseler olduğu gibi, bunlara bilinçli bir şekilde muhalefet edip yan çizen ve küfür üzere ölenler de vardı… Ne yazıkki küfür üzere ölenlerin içerisinde Allah Rasulü s.a.v’in anne ve babası da vardı … 

Allah Rasulü s.a.v kendisine vahy gelene kadar Anne ve babasının durumundan habersiz olduğu için onları tekfir etmemiştir…

         Müslim, sahihin de şöyle bir bab açmıştır :

“ Küfür üzere ölen kimsenin muhakkak ateşte olduğu, ona hiçbir şefaatin ulaşmayacağı ve Allah’a yakın olanların dahi akrabalığının ona fayda vermeyeceği “

         Ve bu babın altında da Rasulullah s.a.v’in anne ve babası ile alakalı şu iki hadisi şerifi zikretmiştir. 

{   … Enes ibn Malik r.a dan : Bir kimse ya Rasulallah ! babam nerede ? diye sordu. Rasulullah s.a.v : Baban ateştedir, buyurdu. Bunun üzerine o kimse arkasını dönüp gidince Rasulullah s.a.v onu çağırdı ve : Muhakkak ki senin baban da benim babam da ateştedir, buyurdu. }

Müslim : 1.c.203.n  Ebu Davud : 5.c.4718.n  İbni Mace : 4.c.1573.n

{ … Ebu Hureyre r.a dan. O şöyle dedi : Peygamber s.a.v annesinin kabrini ziyaret edip ağladı ve etrafındaki insanları da ağlattı. Sonra şöyle buyurdu : Annem için istiğfar etmem hususunda Rabbimden izin istedim de bana izin verilmedi. Kabrini ziyaret etmem hususunda izin istedim, bana bu izin verildi. Siz de kabirleri ziyaret ediniz, çünkü kabir ziyareti ölümü hatırlatır. }

Müslim : 3.c.976.n İbni Mace : 4.c.1572.n  Ebu Davud : 4.c.3234.n – Nesai : 4.c.2036.n

         Burada zikredeceğimiz şu Ayeti celileyi düşünürsek, Rasulullah s.a.v’in annesi ile alakalı istiğfarının neden reddedildiğini daha açık bir şekilde anlamış oluruz.

“ Yakın akraba bile olsalar cehennem ahalisi oldukları belli olduktan sonra müşrikler için mağfiret dilemek ; ne bir peygamberin ve ne de bir mü’minin yapacağı bir iş değildir. “

Tevbe : 113

         Meseleyi anlayamayan insanların şüpheye düştükleri hususlardan birisi de işte burasıdır… Yani deniliyor ki ; Eğer  cehalet  mazeret olmuş  olsaydı, Rasulullah  s.a.v’den önce ölen bir takım insanlar kafir ve müşrik olarak adlandırılmazdı… Çünkü onlara islam’la alakalı bir şey anlatılmamıştır… Örneğin Rasulullah s.a.v’in anne ve babasının durumu gibi.

         Halbuki durum onların zannettiği gibi değildir… Onların kafir ve müşrik olarak ölmelerinin  sebebi,  bilinçli olarak işledikleri şirk ve küfürleridir… Kendilerine illa da Muhammed s.a.v’in tebliğinin ulaşmasına gerek yoktu… Neden ?

         Çünkü bu insanlar döneminde de bir önceki Peygamberin getirdiği dini bir takım hak ve gerçekler vardı… Yani o anda da Tevhidin aslına dayalı bir takım hakikatler mevcut idi…   Din tamamen ortadan kalkmış değildi …  Dolayısıyla bu gösteriyor ki o insanlar, o an mevcut olan Tevhidin bazı esaslarına bilinçli bir şekilde muhalefet edip bunlara ters düşmüşlerdir…

         Bu konunun bundan başka anlaşılır şekli olamaz…  Çünkü Rabbimiz Allah’u Azze ve Celle : “ ….. Biz Rasul göndermeden hiçbir kavme azab edici değiliz “ buyurmaktadır… Bu, Allah’u Azze ve Celle’nin kulları üzerinde öteden beri cari olan kanunudur … 

         Eğer kalkar da ; … bu insanlar uyarılmadı … bunların hiçbir şeyden haberleri yoktu … derseniz, haşa Allah’u Azze ve Celle’nin Rasul göndererek uyarmadığı veya hakkı hakikati bilmeyen cahil kimseleri cezalandırdığını söylemiş olursunuz ki bu inanç, – Allah korusun –  konuyla alakalı zikredilen Ayet ve Hadislerle taban tabana zıttır…

Nevevi r.h
 Rasulullah s.a.v’in babası ve annesi ile alakalı hadisleri şerhederken şöyle buyurur : ”… Bu hadisi şeriflere göre ; şirk ve küfür üzere ölen bir kimse ateştedir. O kimseye mukarreblerin yakınlığı fayda vermez…  Yani Salih insanların akrabalığı, yakınlığı o kimseye fayda vermez…

Umumen fetret dönemi kabul edilen zaman dilimi içerisindeki arabların putlara tapınma gibi yaptıkları çirkin fiiller şirk ve bunların failleri de müşrik kimselerdi. Dolayısıyla bu hal üzere ölen kimseler de ateş ehlindendir. Bunun böyle oluşu ise, tebliğ edilmeden önce muaheze etmek değildir. Çünkü bu dönemde ölüp de kafir ve müşrikliğinden bahsedilen kimselere, Nebilerden İbrahim ve onun haricindeki Rasullerin daveti ulaşmıştı …”  Yani onlar cahilliklerinden dolayı kafir ve müşrik olarak kabul edilmemişlerdir…


Şeyh el-Albani r.h da bu konuda şöyle der : … Peygamber s.a.v Rasul olarak gönderilmeden önce ölen cahiliye dönemi insanları şirkleri ve küfürleri sebebiyle azab olunurlar. Müteahhirinden bazı kimselerin zanlarının hilafına onlar, kendilerine bir Nebinin daveti ulaşmamış, fetret ehli kimseler değildirler. Durum onların zannettiği gibi olsaydı Allah’ın : “ Biz Rasul göndermeden hiçbir kavme azab edici değiliz “ sözü – haşa – boş ve batıl bir söz olmuş olurdu …

                                                    Tacuddin el Bayburdi