Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Din de Mevlid kandili veya Kutlu doğum haftası diye bir kutlama var mı … ?

SORU … : Hocam sizlere bir soru sormak istiyorum… Bunu deliller çerçevesinde cevaplarsanız çok memnun olurum… Çünkü soracağım bu konu ile alakalı çevremde ileri geri birtakım laflar duyuyorum ve bu da benim canımı çok sıkmaya başladı. Sorum şu hocam ;

“ Malumunuz Mevlid kandili dediğimiz bir geceyi idrak edeceğiz… Hatta bu kutlamaları daha da erkenden başlatmaktadırlar…  Dolayısıyla soruma geçecek olursam ; Dinimizde mevlit kutlaması diye bir şey var mıdır … ? …  Yani Peygamber s.a.v’in doğum günü vesilesiyle o geceyi kutlamak meşru mudur … ? “

CEVAP … : Değerli kardeşim, konuyla ilgili sizin canınızı sıkan duyumlarınız nedir ben bunu bilmiyorum… Ama bana düşen bu konuda doğrular neyse onu anlatmam ve aktarmamdır. Belki benim bu konuda söyleceklerim de sizin canınızı sıkabilir. Çünkü soruyu sorma tavrınızdan anladığım kadarı ile, böyle bir kutlamanın olmadığı size anlatılmış gibi… Her neyse bize düşen hakkı eğip bükmeden anlatmaktar…

Değerli kardeşim … !
  öncelikle şunu asla unutmaman gerekir ki ; sözlerin en doğrusu Allâh’ın kitâbı, Yolların en hayırlısı da Muhammed s.a.v’in yoludur. Amellerin en şerlisi ise, Din’de sonradan ortaya çıkarılan şeylerdir, sonradan ortaya çıkarılan her şey bid’at, her bid’at sapıklık, her sapıklık dalalet ve her dalalet de ateştedir.

Bu ifadelerimle konuya girmemdeki kasıt, bugün din adına o kadar uygulanan çirkin Bid’atler var ki, inanın onları burada saymaya ve sıralamaya kalkışacak olsak, sayfamız yeterli gelmeyeceği gibi bir hayli de zamanımızı alacaktır…

Ne yazık ki bunlardan bir tanesi de sizin bahsini ettiğiniz Mevlid kandili denilen kutlamadır… Ve bunu da Müslümanlar büyük bir haz’la ve şevk’le kutlamaktadırlar…

Bu tür Bid’atlerin İslâm  aleminde yayılmasının en önemli sebebi ise ; inananların dinleri hususundaki cahaletleridir… Bu cehaletleri yüzündendir ki, bir çok itikadi ve ameli çirkinlikleri islama sokmuş ve onlarla amel etmektedirler… Bunların da güzel şeyler olduğunu savunmaktadırlar …

Hatta inananların çoğu, icadettikleri bu şeylere  Bid’at’ı hasene  diye bir isim takarak, bunların caiz ve makbul  olduğunu ileri sürmüşlerdir… 

Hazır yeri gelmişken şunu sormak gerekir ; Acaba bu insanların dediği gibi gerçekten de  bid’at’ı hasene ” – yani güzel bid’ad – diye bir şey var mıdır … ?  … Diğer bir ifadeyle ; acaba bid’atin güzeli olur mu … ?

Ben, konunun bu kısmı ile alakalı çok kısa bir iki cümle kuracağım ve daha sonra da senin soruna inşaAllah geçeceğim…

BİRİNCİ OLARAK … :  her şeyden önce Allah Rasulü s.a.v’in şu sözü gereği hiç kimse  güzel bid’at “ kavramından bahsetmeye hakkı ve imkânı yoktur… 

Çünkü Allah Rasulü s.a.v : “ bütün bid’atler dalâlettir “  buyurmuştur … Ve bu söz bid’at konusunda keskin bir kılıç gibidir ki, hiçbir bid’ati güzel görmez…

İKİNCİ OLARAK … :  insanların güzel gördükleri şey illa da güzeldir anlamında ele alınmaz… Çünkü insanların nice güzel gördüğü şeyler var ki bunlar, Allah c.c katında çirkin olan şeylerdir. Allâh Teâlâ böylelerinin durumunu kerim kitabında şöyle nitelendirir : 

“ Kötü işi kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse ”  Fatır : 8.Ay

{ … Abdullah ibn Ömer r.a ise bu konuda şöyle buyurur : insanlar güzel görseler bile bütün bid’atler dalâlettir. }

 İbni Batta el İbane : 1.C.339.S – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne : 1.C.92.S

ÜÇÜNCÜ OLARAK … :  en hayırlı nesil olan ve bizler için de örnek gösterilen sahabe toplumunda eğer adına güzel dediğimiz bu gibi şeyler yoksa, onun güzelliğinden bahsetmeniz veya bahsetmemiz asla mümkün değildir… Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki, bu insanlar dinleri husunda en çok gayret sarfeden, Allah ve Rasulünün emirlerine harfiyen uyan ve dinden olmayan şeylerden de en fazla uzak duran kimselerdi…

İşte onlardan bazılarının bu konudaki güzel sözleri :

{ … Abdullah Bin Ukeym, Ömer r.a’nun şöyle dediğini rivayet etmektedir : Sözlerin en güzeli Allâh’ın kelâmıdır, yolların en hayırlısı da Muhammed s.a.v’in yoludur. İşlerin en şerlisi de sonradan icâd edilen şeylerdir. Her yeni şey bid’attir, her bid’at dalâlettir ve her dalâlet de ateştedir. }

İbn Vaddah el Bid’a : 31.s – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne :  1.c.84.s

{ … Abdullah ibn Mesud r.a da şöyle der : Sizden öncekilere tâbi olun, – dinde – yeni şeyler icad etmeyin, bu size yeter, zira bütün bid’atler dalâlettir. }

İbni Batta el İbane : 1.c.327-328.s – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne : 1.c.86.s – Muhammed bin Nasır es Sünne : 65 – Tabenari Kebir : 8636.n – Darimi : 1.c.211.n – Heysemi M.Zevaid : 1/181.853.n

Sözün özü ; unutmayalım ki şeriat vazeden, kanun koyan ve ibadet şekli şemali belirleyen sadece ve sadece Allah’u Azze ve Celle’dir… Bu konuda O’na ortak olacak hiçbir varlık yoktur… Kula yakışan ise, tamamlanıp kemale ermiş olan bu dine sımsıkı sarılması ve ona hiçbir şey eklememesidir… Eğer bununla yetinmeyip de bir şeyler ihdas edecek olursa, unutmasın ki  icadettiği o ameli – kendisi güzel de görse – ondan asla kabul görmeyecektir.

         Çünkü Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurmaktadır :

 نْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ  مَ 

“ Kim bu işimizde – yani bu dinimizde – onda olmayan bir şey icad ederse, o şey reddolunur “

Müslim : 5.C.1718.N – Dare Kutni : 3.C.4454.N

Şimdi gelelim senin sorunun cevabına kardeşim … Yani İslam’da Mevlid kandili diye bir kutlama var mı yok mu … ? … İnşaAllah az önceki yaptığım mukaddime göz önünde bulundurularak mesele tahlil edilirse, sanırım olay rahatlıkla çözülecektir…

Değerli kardeşim … ! isminden de anlaşıldığı üzere Mevlid kandili – yani doğum kandili denilen bu olay – Allah Rasulü s.a.v’in doğduğu geceyi kasdederek yapılan kutlama gecesidir… Bu gece bilindiği gibi Rebi’ul evvel ayının on ikinci gecesidir…

Bu geceyi ihya etmenin meşru bir delili olmamasına rağmen, – hatta Allah Rasulü s.a.v’in yetiştirdiği o güzide insan topluluğu olan sahabeden de bu şekilde bir kutlama olmamasına rağmen – Ne yazık ki Müslümanların hemen hemen  kısmı azamı bu geceyi kutlamaya, bu gecelerde mevlitler okutmaya ve bu gecelerde ağlamaya sızlamaya devam etmektedirler…

Hatta ve hatta bu gecelerde bir çok Mevlithanın ağızlarından şirk ve küfür sözler çıktığına dahi şahit olunmaktadır…    Mesela “ Meded ya Rasulullah ! ” … “ Bizlere imdat kıl ya Rasullallah ! ”  veya “ Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız ! ” … “ Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı ! ”  gibi sözler, bu gecelerde inananların dillerinden düşmemektedir…

Halbuki bu tür yalvarış ve yakarışlar sadece ve sadece Allah’a yapılır. Zira darlıkta olanın imdadına koşan, sıkıntıları gideren ve kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız ve yalnız Allah’u Azze ve celle’dir…

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ – Ey Muhammed onlara – De ki, doğrusu ben size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim. “   Cin :  21.Ay 

“ Ey Rasulüm ! onlara deki : ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir fayda ve ne de bir zarar verme gücüne malik değilim. “   A’raf : 188.Ay

“ Ve yine deki : ben size ne zarar verebilirim, ne de iyilik edebilirim. “  Cin : 21.Ay

“ Allah’dan başka kendisine Kıyamet’e kadar cevap veremeyecek olan ve kendilerine yapılan duadan habersiz olan kimselere dua eden kimseden daha sapık kim olabilir ?  …… ”  Ahkaf : 5.6.Ay

“  Yahut  dua  ettiği  zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü ( onun üzerinden kaldırıp ) açıyor. ”   Neml : 62.Ay 

“ … Ömer r.a’dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Muhakkak ki ben sadece bir kulum. Bana Allah’ın kulu ve elçisi deyin ve beni hakkım olan yerden daha yükseklere çıkarmayın. “

Ahmed : 1.23-24 – 3/.153 – Makdisi Muhtera : 6\96 – Taberani : 3\128 – Mecma : 9\21 – Hakim : 3\196

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Beni, Hristiyanların ibn Meryem’i övmekte aşırı gittikleri gibi, siz de beni methetmekte aşırı gitmeyin. “

 Darimi : 2\412 – Bezzar : 1\300 – Humeydi : 1\16 – Beyhaki Şuabu’l İman : 2\183

“ … Rasulullah s.a.v yine şöyle buyurur : “ … bir şey istediğin zaman Allah’tan iste ! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım talep et ! ….. ”

Tirmizi : 4.c.2635.n

Bununla beraber bu konuda Allah Rasulü s.a.v’in şu hadisi şerifleri bize, elimizde herhangi bir delil olmadığı sürece, belirli bir gece veya gündüze önem verip, o gece ve dündüz için bir ibadetin tahsis edilemeyeceğini anlatmaktadır.,,

“ … Ebu Hureyre r.a’dan.Rasulullah s.a.v şöyle dedi : Geceler arasında ibadet için Cuma gecesini tahsis etmeyin. Gündüzler arasında da oruç tutmak için Cuma gününü tahsis etmeyin…… “

Müslim : 3.c.1144/148.n

Dolayısiyla eğer bahsi edilen gerek Mevlid kandili ile alakalı, gerekse diğer – hakkında herhangi bir delilin bulunmadığı – geceler ile alakalı kutlamalar asla caiz değildir…

Bu konuda unutulmaması gereken bir şey daha var ki o da ; yılbaşı ve doğum günü kutlamaları Hrıstiyanların bir adetidir… Onlar Mesih’in ve aile efradlarının doğum günlerini bayram olarak kutlarlar…

Ne yazık ki Müslümanların bu tür kutlamaları, – bilmeyerek te olsa – Hrıstiyanlardan esinlenme çirkin bir bid’at’tır… Oysa ki Allah Rasulü s.a.v  şöyle buyuruyor :

“ Kim bir kavme kendini benzetmeye çalışırsa o’da onlardandır.”

Ebu Davud : 4.c.4031.n  

SAHABE … FAZİLETLİ KADİR GECESİNDE BİLE BU ŞEKİLDE AŞIRILIKLAR VE TAŞKINLIKLAR YAPMAMIŞTIR … !

Ey Müslüman … ! şunu çok iyi bilmemiz gerekir ki ; bir günün veya gecenin faziletli olması başka bir şey, o geceyi veya gündüzü riyakar kalabalıklar oluşturarak kutlamak başka bir şeydir…

Kadir gecesi konusunda hepimizde biliyoruzki ; bu gecenin faziletini bizden önce Allah Rasulü ve onun ashabı çok iyi biliyordular… Ama ne yazıkki onlar, bugünkü cahil Müslümanların yaptığı şekilde kutlamalar yapmıyorlardı… Yani onlar bu günkü gibi camilere koşarak kalabalıklar oluşturup bu tip kutlamalar yapmadılar… Mevlidler okumadılar, okutmadılar … “ Meded ya Rasullah “ …  “ Şefaat ya Rasulallah “ diyerek, yaratılmışlardan yardım istemediler. 

Şimdi biz kalkarda onların yapmadığı bir şeyi yaparsak bunun adı bid’at olmaz mı… ?


Kadir gecesi ve onun fazileti – hemen hemen – hepimiz tarafından bilinen bir gerçektir. O geceden bir Müslümanın gafil olmaması gerekir… Müslüman bu gecede meşru bir şekilde rabbine ibadet eder, gece Namazı kılar, Tevbe ve istiğfarını çoğaltır, bol bol Kur’an ve Sünneti okur…

Ama bu gecenin meşru bir gece olmasına rağmen yine de kalkıp camilerde kalabalıklar oluşturmamız ve riyakar gösteriler yapmamız veya da bid’at mevlitler okumamız asla doğru değildir… Çünkü bu gecede Allah Rasulü ve onun güzide ashabı böyle bir şey asla yapmamışlardır…

Kadir gecesinde insan, ferdi olarak riyadan uzak bir şekilde rabbine boyun bükerek itaat etmelidir ki Sünnet olan da budur…

Yani anlayacağınız ; Sahabe kadir gecesinde bile camilere koşup ta oralarda toplu bir şekilde herhangi bir kutlama yapmamışlardır… Öyleyse bizlere ne oluyor … !!

Bakınız o fazilet önderlerinden birisi ne diyor … iyi dinleyin … !!!

“ … Huzeyfe r.a şöyle buyurdu : Rasulullah s.a.v ve onun ashabının ibadet diye yapmadığı bir şeyi siz de yapmayınız. Çünkü önce gelen, sonra gelecek olana söyleyeceği bir şey bırakmamıştır. Ey alimler topluluğu ! Allah’tan korkunuz ve selefin yolunu izleyin – yani sizden öncekilerin izlediği yolu izleyiniz – “

İbn Batta – El İbane

Bu konuda siz değerli kardeşlerime son nasihatim şudur ; Unutmayın ki en hayırlı nesil sahabe toplumuydu… Kur’an ve Sünnet bize o toplumu her zaman örnek bir toplum olarak anlatır… Dolayısiyla bizler biliyoruz ki bu insanlar dinleri husunda en çok gayret sarfeden kimselerdi… Allah ve Rasulünün emirlerine harfiyen uyan ve dinden olmayan şeylerden de en fazla uzak duran kimselerdi… Bununla beraber Allah Rasulünü en fazla seven ve onun izinde en güzel şekilde yürüyen kimselerdi…

Öyleyse sözü daha fazla uzatmadan kendimize şu soruyu soralım ve bunun üzerinde ciddi bir şekilde kafa yoralım ; Sahabe neden gerek Allah Rasulü s.a.v hayatta iken ve gerekse onun vefatından sonra böyle bir kutlama yapmadılar … ? Yani neden onlar Mevlid kandili – veya diğer gün ve geceleri – kutlamadılar … ? Yoksa onlar bizden daha mı az seviyorlardı Allah Rasulü s.a.v’i … ?

… Anlayana azın faydası çoktur,

…… Anlamayana da çokun faydası yoktur.

                                                           Tacuddin el Bayburdi