Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Dinleri birleştirme gayreti

Değerli kardeşlerim … !  bir çoğumuzunda duyduğu gibi zamanımızdaki en çirkin uğraşlardan birisi de ; dinlerin birleştirilmesi hususundaki gayret ve çabalardır.

Ne yazık ki bu konu ile ilgili yazıları ve konuşmaları bir çok basın ve yayın kuruluşları tarafından duymakta ve okumaktayız.

Hatta ve hatta müslümanım deyipte ehli sünnet inancına sahip olduğunu söyleyenler arasında bile bu tip söylemlere rastlayabilirsiniz.

Söz konusu bu söylemlerde ; Hıristiyan ve Yahudilerin dinleri ile İslâm dininin birleştirilmesine ve bunun bir gereği olarak üniversite alanlarının bahçelerinde, hava limanlarında, şehir meydanlarında ve umuma ait diğer yerlerde câmi, kilise ve havrâların bir arada binâ edilmesine, Kur’an-ı Kerim, Tevrat ve İncilin bir kitapta tek cilt altında toplanmasına ve konuyla ilgili buna benzer diğer olayların gerçekleştirilmesine dâvet edilmektedir.

Hatta – az önce de ifade edildiği gibi – güya ehli sünnet inancında olanlardan bile ; “ onlarla amentü de ittifakımız vardır “ sözleriyle Yahudi ve Hıristiyanlarla iman esaslarında müttefik olduklarını bile dile getirmektedirler.

Hulasa bu konuyla ilgili olarak dünyanın hemen hemen her yerinde değişik faaliyetler sürdürülmekte ; toplantılar, açık oturumlar ve seminerler düzenlenmektedir.  

Acaba onların dediği gibi gerçekten dinlerin birleştirilmesi mümkün mü ? … Veya yine zannettikleri gibi gerçekten Müslümanların onlarla iman eseslarında müttefik olduğu söylenebilir mi … ? … El Cevap : 

Asla değerli kardeşlerim asla !!!

Bu konuda kafamıza yazacağımız, ezberleyeceğimiz ve yeri geldiğinde de bunları başkalarına anlatacağımız özlü kurallar şunlardır :

1- Allah’ın kulları için indirdiği din her zaman islamdır :

Ey Müslüman … ! unutmaki Yeryüzünde hak din olarak İslâm dininden başka bir din olmadığı, İslâm dininin bütün dinlerin en sonuncusu ve kendisinden önce gelmiş olan bütün dinleri, şeriatları meshettiği – yani hükmünü ortadan kaldırdığı – inancı ve esası, İslâm dininin temel kurallarından biri olup bu kaide dinde bilinmesi zarûri olan bir inançtır.

Bu konuda bütün Müslümanlar inanç birliği içindedirler ki, yeryüzünde, İslâm dininden başka, Allah’a ibâdet edilen başka hak bir din asla yoktur. Allah’u Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır : 

]وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِيناً فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الخاَسِرِينَ[

“ Kim ki İslâm’dan başka bir din edinirse o din ondan asla kabul edilmez. – İslâm’dan başka bir din edinen – kişi âhirette de hüsrâna uğrayan kişilerden olur.”  A’raf : 85.Ay

2 – İslâm dini, temelleri Tevhide dayalı olan ve kendisinden önce gelen Şeriata yeni hükümler getiren bir dindir.    

         Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor : 

لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجاً 

“ … Sizden  her  biriniz  için bir Şeriat ve bir menhec belirledik ….. “

Maide : 48.Ay

                                                                        لِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً هُمْ نَاسِكُوه 

 “ Biz  her  ümmet  için  tabi  olacakları  bir  yol  tayin  ettik. Onun için bu işte seninle asla niza etmesinler…… “  Hacc : 67.Ay

Zikri geçen bu Ayeti celilelerde haber verildiği gibi ; asılları tevhide dayalı olmak üzere her peygamberin getirdiği şeriatta bir takım farklılıklar vardı.  

{ … Cabir İbn Abdullah el- Ensari r.a diyor ki : Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdular :Benden önce hiç kimseye verilemdik beş şey bana verilmiştir ; Her peygamber hasetsen kendi kavmine gönderilmişken ben kırmızı siyah bütün insanlara gönderildim. Ganimetler bana helal kılındı, halbuki benden evvel hiç kimseye helal edilmemişti. Yeryüzü bana mescid ve temizlik vesilesi kılındı. Onun içindir ki herkes namaz vakti geldiğinde bulunduğu yerde namazını kılsın. Bir aylık yoldan korku salmakla yardım olundum. Ve bana şefaat yetkisi verildi. }

Buhari : 1.c.429.c – Müslim : 2.c.521.n

3 – Kur’an, Allah’tan gelen en son kitap olduğu gibi, kendisinden önce gönderilen Tevrat, Zebur, İncil ve diğer semavî kitapları kapsayan ve bunların hükmünü  de ortadan kaldırandır.

Allahu Teâlâ şöyle buyurur: 

  وَأنْزَلْنَا إِليَكَ الكِتَابَ بِالحَقِّ مُصَدِّقاً لِمَا بَينَ يَدَيْهِ مِنَ الكِتاَبِ وَمُهَيْمِناً عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بماَ أَنْزَلَ اللهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ

“ Sana da daha önceki kitabı doğrulamak ve ona şahit olmak  üzere   bu kitabı – Kur’anı – gönderdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ; sana gelen gerçeği bırakıp ta onların arzularına uyma ”  Maide : 48.Ay

4 – Kur’an, Tevrat ve İncili neshettiği gibi, bu kitaplara bazı eklemeler ve çıkartmalar yaparak tahrif edildiğini de bizlere haber vermektedir.

        Bu durum Allah’ın kitabı Kur’an’da  şöyle beyan edilmiştir :

 فَبمَا نَقضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ وَلاَ تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَى خَائِنَةٍ مِنْهُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِنْهُمْ

“ Sözlerini bozmaları nedeniyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar – kitaplarını tahrif ediyorlar. – Kendilerine öğretilen ahkâmın önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç onlardan daimâ kötülük görürsün. ”   Maide : 13.Ay

“ Elleri ile bir kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığı satmak için “ Bu Allah katındandır ” diyenlere yazıklar olsun ! Elleri ile yazdıklarından ötürü vay haline onların ! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların ! “

Bakara : 79.Ay

“ Ehli kitaptan bir gurup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki onların okudukları kitap’tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah’a iftirâ ediyorlar. ”   Ali İmran : 78.Ay

“ Şimdi siz, onların size inanmalarını mı umuyorsunuz ? Oysa bunlardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra bile bile onu değiştirirler. “  Bakara : 75.Ay 

“ Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerinden kaydırıyorlar… “ Nisa : 46.Ay

Görüldüğü gibi Allahu Teâlâ Kur’an’da  çok açık ve net olarak Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğini beyan etmiştir… Bu kitapların tahrife uğramayan kısımları ise İslâm’la nesh edilmiş – yâni hükmü ortadan kaldırılmış – tır.

5 – Nebimiz ve Rasûlümüz  Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Nebilerin ve Rasûllerin sonuncusu olduğuna inanmak.

        Allahu Teâlâ şöyle buyurur :

 مَا كانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَكِنْ رَسُولَ اللهِ وَخَاَتمَ النَّبِيِّينَ

“ Muhammed sizin adamlarınızdan hiçbirinizin babası değildir. Fakat O, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. ”  Ahzab : 40.Ay

Dolayısıyla Allah’ın Rasûlü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den başka şu an kendisine tâbi olunması gereken hiç bir Rasûl yoktur.  

6 – Önceden uygulanan ibadet şekli, şemali nasıl ve ne şekilde olursa olsun, eğer bir peygamber Allah’ın dinine davet için gönderilmiş ise, artık onun getirdiklerine harfiyen tabi olunur, onunla niza edilmez ve ona karşı asla çıkılmaz.

Velev ki hayatta olan bir Peygamber dahi olsa, kendisinden sonra gelen Peygambere tabi olma ve onun yoluna uymak zorundadır.

        Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :                                       

وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ  مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا  آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ  وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ  رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا  مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ  بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ  قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ  وَأَخَذْتُمْ  عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ 

“ Allah, Peygamberlerden şöyle söz almıştı : “ Size Kitap ve Hikmet verdim. Sonra da yanınızda bulunanı tasdik eden bir Peygamber geldi mi, ona mutlaka iman edecek ve yardımda bulunacaksınız. İkrar ettiniz ve  bu  ağır  yükümü  kabul  ettiniz  mi ? “  buyurduğunda – peygamberler – ‘ ikrar ettik ’ demişler, bunun üzerine Allah’ta : O halde şahit olunuz. Bende sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim buyurmuştu. “   Ali İmran : 81.Ay

“ … Abdullah oğlu Cabir r.a rivayet ediyor ki ; Hattabın oğlu Ömer r.a Tevrat’ın bir nushası ile, Allah Rasulü s.a.v’e gelerek dedi ki ;

– Ey Allah’ın Rasulu, işte bu Tevratın bir nushasıdır. 0 ise buna sukut etti. Ömer’de okumaya başlamıştı, ama buna karşı Allah Rasulü s.a.v’in yüzü kızarıyordu. Ebu Bekr dedi ki Ömer’e ;  annesiz kalasın, Allah Rasulü s.a.v’in yüzündeki kızgınlığı görmüyor musun ? Ömer Allah Rasulu’nün yüzünü o halde görünce şöyle dedi ; Allah ve Rasulünün gadabından Allaha sığınırım. – Ey Allah’ın resulü biz –  Rab olarak Allah’dan, din olarak İslam’dan, nebi olarakta Muhammed s.a.v den razı olduk. – neden kızdınız ki –  Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdular ; Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki ; Eğer Masa a.s çıkagelseydi ve beni bırakıpta ona uymuş olsaydınız, – doğru yoldan sapıtmış olurdunuz. Eğer o hayatta olup benim Nebiliğime  ulaşsaydı bana tabi olurdu. – Diğer bir rivayette ise – “ Eğer Musa  hayatta olsaydı ancak bana tabi olmakta çare bulurdu. “ }

Ahmed : 3 / 387 – 388 – Abdurrezzak : 10152 – 19209 – İbni Ebi Asım es Sünne : 1 / 27 

7 – İster Yahudi, ister Hıristiyan, ister bu ümmetten herhangi biri olsun, Muhammed s.a.v’i duymuş ise ona mutlaka uymak zorundadır.

        Allahu Teâlâ şöyle buyurur :

 الذينَ يَتَّبِعونَ الرَّسولَ النَّبيَّ الأمِّيَّ الذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ

“ Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları, O elçiye , O ümmî Peygambere uyanlar – var ya – ! . İşte o peygamber, onlara iyiliği emreder ve kötülüklerden de nahyeder. Onlara temiz olan şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar… ”   A’raf : 157.Ay

“ Ey Kitap Ehli, elçilerin arası kesildiği dönemde : “Bize müjdeci de, bir uyarıcı da gelmedi ” demenize ( fırsat kalmasın ) diye size apaçık anlatan elçimiz geldi. Böylece müjdeci de, uyarıcı da gelmiştir artık. Allah her şeye güç yetirendir. “   Maide : 19.Ay

“ Ey Kitap Ehli ! Kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve bir çoğundan da vazgeçen elçimiz size geldi. Ayrıca size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi. Allah, o kitapla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir ; onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru bir yola iletir. “  Maide : 15 – 16.Ay

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki bu ümmetten Yahudi, Hıristiyan veya herhangi bir kimse beni duyup da benim getirdiklerime îman etmeden ölürse, o kimse ateş ehlindendir. “   

Müslim : 1.c.153.n – Ahmed Müsned : 2 / 350- 8397.n

“ … Abdullah İbn Mes’ud r.a dan. O şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’e bir adam geldi ve şöyle dedi : 
– Ey Allah’ın Rasulü ! ben, Hıristiyanlardan incile tam bağlı bir adam aynı şekilde Yahudilerden de Tevrat’a son derece bağlı bir adam gördüm ki, bunlar Allah’a ve kendi peygamberlerine inanıyorlar, fakat sana tabi olmuyorlar. Bunun üzerine Resulullah s.a.v şöyle dedi : 
– Yahudi ve Hırıstiyanlardan bir kimse benim davetimi duyduğu halde, bana tabi olmazsa gideceği yer cehennem olur. “

Dare Kutni : İfrad

“ … Selman r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim beni duymadan İsa’nın dini üzere ölürse o, hayır üzeredir. Amma her kim bu gün beni duyduğu halde bana iman etmez ise, muhakkak ki o helak olmuştur. “

İbn Cerir et’Taberi : Camiu’l beyan fi’t Tefsirül Kur’an : 1 / 256

8 – Muhammed s.a.v son peygamber olarak bütün insanlığa gönderilmiştir.

        Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor :

 ومَا أرسَلْنَاكَ إلاَّ كَافةً لِلنَّاسِ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَلَكنَّ أَكْثَرَ النَّا سِ لاَ يَعْلَمُونَ

“ Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik ; fakat insanların çoğu bunu bilmezler. “  Sebe : 28.Ay 

 قُلْ يا أَيُّهَا النَّاسُ إنِّي رَسُولُ اللهِ إلَيْكُمْ جَمِيعاً

“ Ey insanlar ! Ben size ve bütün insanlara gönderilen Allah’ın Resûlüyüm. ”

                                                    A’raf : 158.Ay 

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيماً 

“ – Şunu iyi bilin ki ; – Muhammed  sizin adamlarınızdan birinin babası değil, fakat Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. “  Ahzab : 40.Ay

وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا

“ Eğer  ona  itaat  ederseniz  doğru yolu bulursunuz. “  Nur : 54.Ay

“ … Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu : Benden sonra otuz tane yalancı kimse olacak ; onların hepsi de kendisinin nebi olduğunu iddia edecektir. Fakat nebilerin sonuncusu benim, benden sonra nebi gelmeyecektir. “

Tirmizi : 2219 – Ebu Davud : 4252 – Ahmed : 5 / 278

“ … Rasulullah s.a.v Ali’ye şöyle buyurmuştur : “….. Ancak benden sonra nebi gelmeyecektir. “

Buhari : 3706 -Ter : 3472 – Müslim : 2404 / 30

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Artık nübüvvet ve risalet haberleri kesiliyor. Benden sonra nebi ve resul yoktur… “

Ebu Ya’la :

10 – Her müslüman genel olarak bütün insanları, özel olarak da ehli kitabı İslâma çağırmaları gerekir. Bu konu ile ilgili Kitap ve Sünnette çok açık ve net emirler mevcuttur.

        Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır : 

 قُلْ يَا أَهْلَ الكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَى كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَنْ لاَ نَعْبُدَ إِلاَّ اللهَ وَلاَ نُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَلاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَقُولُوا اشْهَدُوا بأَنَّا مُسْلِمُونَ 

“ Resûlüm de ki : Ey ehl-i kitap ! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz ; Allah’tan başkasına tapmayalım, O’na hiç bir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp ta kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman : Şâhit olun ki biz Müslümanlarız  deyiniz.

 Ali İmran : 64.Ay

Bu dâvet ise ancak o insanların davalarının batıl olduğundan dolayı yapılır… Bu davet yapılırken de İslâm’dan tâviz de verilmemelidir. Onların gönlünü yapmak için İslâm’dan tâviz vermek, onlarla, onların istediği şekil ve konumlarda oturup kalkmak, islâma ve imâna yakışmayan hal ve durumlara düşmek Allah’ın, O’nun Rasûlü’nün  ve Mü’minlerin sakındırdığı bâtıl bir dâvet metodudur… Bu yollara tevessül eden kişilerin yapmış oldukları bu işten Allah’a sığınırız… Allahu Teâlâ şöyle buyurur :

وَاحْذَرْهُمْ أَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا أنْزَلَ اللهُ إليكَ

“ Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et ! ”  Maide : 49.Ay
Ey Müslüman … ! unutmaki dinleri birbirine yaklaştırma, dinleri birleştirme, onları bir kalıpta eritme dâvâsı çok pis, hileli ve kalleşçe bir dâvâdır. Bu dâvânın hedefi ; hakkı bâtıl ile karıştırmak sûretiyle İslâmı yok etmek, onun gücünü parçalamak, Müslümanları fırkalara bölmek, onları topluca mürtet yapmak ve onları dinlerinden döndürmektir… Bununla beraber bu bâtıl dâva ile varmak istedikleri sonuçlar şunlardır : 

1 – İslâm-küfür, hak-bâtıl ve iyilik-kötülük arasındaki farkı yok etmek.

2 – Müslümanlarla kâfirler arasındaki nefret engelini yıkarak, Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmek ilkesini yok etmek.

3 –  Allah yolundaki cihadı kösteklemek ve bu yoldaki yapılan bütün gayretleri törpülemek… Oysaki Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır :

“ Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, Allah ve Rasûlü’nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendilerine din edinmeyen kimselerle küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.”

Tevbe : 29.Ay

Hulasa değerli kardeşlerim … !  bu konuda şimdiye kadar dile getirdiklerimizi toparlayacak olur isek :   

A – Rabb olarak Allah’a, din olarak İslâma ve peygamber olarak Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e inanan her müslümanın, insanları böyle çirkin bir dâvete icâbet etmeye çağırması veya insanları böyle bir şeye cesaretlendirmesi, bu dâveti yapanların tertiplemiş oldukları toplantılara katılması ve onların kurumlarına üye olması asla câiz değildir.

B – Bir müslümanın, bırakın Kur’an-ı Kerimi Tevrat ve İncil ile bir cilt olarak basmasını, Tevrat ve İncili ayrı ayrı ciltler olarak dâhi basması câiz değildir. Müslümanlardan, insanları böyle şeylere dâvet edenler büyük bir sapıklığa düşmüştür… Çünkü bu işte hak olanla bâtıl olanı, hükmü ortadan kalkan kitaplar ile, Hükmü Kıyamete kadar baki olan bir Kitabı ( Kur’anı ) biraraya toplamak ve onları birbirine karıştırmak vardır.

C – Bir Müslümanın, Cami, kilise, havrâ ve diğer mâbetlerin bir site içinde imâr edilmesi düşüncesine yumuşak bakması da kesinlikle câiz değildir. Çünkü bu düşüncenin kabulünde, İslâm’dan başka dinler ile de Allah’a ibâdet edilebileceği düşüncesini kabul etmek vardır… Bu da, İslâm dininin kendisinden önce gelen bütün dinlerin hükmünü ortadan kaldırdığı temel inancını inkâr etmeyi gerektirir. 

D – Dünyada üç din vardır ve bunlarda haktır, dileyen dilediği dini seçer ve dilediği ile amel edebilir sıloganıyla ortaya çıkmak Allah’a, Kitabına ve Rasulüne karşı gelmek demektir.

Unutmayalımki ; yeryüzü halklarının bu üç dinden herhangi biri ile amel edebileceği uydurmasının arkasında bir takım  maddî çıkarlar vardır. Bu dinlerin eşit olduğuna, İslâm’ın kendisinden önce gelen bütün dinlerin hükmünü ortadan kaldırmadığı iddiâsına   inanmak veya böyle bir iddiâya rızâ göstermek büyük bir küfür ve sapıklıktır.

E – Aynı zamanda kiliseleri Allah’ın evleri olarak isimlendirmek ; oraya gidenlerin Allah’a doğru bir şekilde ibâdet ettiklerine, bu ibâdetlerin Allah katında makbul olduğuna inanmak ta kesinlikle câiz değildir. İslam dininden başkasıyla Allah’a ibâdet etmek kesinlikle bâtıldır. Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır :

“ Kim İslâm’dan başka bir din ararsa bilsin ki kendisinden ( böyle bir din ) asla kabul edilmeyecek ve o ( kimse ) âhirette de ziyan edenlerden olacaktır. ”  Ali İmran : 85.Ay

F – Ey Müslüman … ! unutmaki kilise, havrâ ve diğer evler Allah’ın inkâr edildiği ve O’na ortak koşulduğu yerlerdir… Ve yine unutmayın ki ; siz onların dinine tabi olmadıkça onlar sizden asla razı olmayacaklardır. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır : 

“ Sen onların dinlerine uymadıkça, yahudi ve hristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki : ” Şüphesiz doğru yol, Allah’ın – Kur’an ve Sünnette gösterdiği – yoludur. ” Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva arzularına uyacak olursan, senin için Allah’tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. “  Bakara : 120.Ay 

G – Allah’u Teala, dinleri ile dinimizi birleştirmeye çalıştığımız kimseleri dost edinmememizi emretmektedir : 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

“ Ey îmân edenler ! yahûdî ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah, – kâfirleri dost edinen – zâlimler topluluğunu asla doğru yola iletmez ”  Maide : 51.Ay
{ … İmam Ahmed Ebû Mûsâ el-Eş’arî r.a dan rivâyet ettiğine göre, Ebû Mûsâ el-Eş’arî şöyle der : Ömer r.a’ya : 
– Benim bir hıristiyan kâtibim var, dedim. Bana dedi ki : 
– Yazıklar olsun sana. Sana ne oluyor, yoksa sen Allah Teâlâ’nın şu sözünü işitmedin mi ?

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ   

“ Ey îmân edenler ! Yahûdî ve Hıristiyanları, dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz ki Allah, – kâfirleri dost edinen – zâlimler topluluğunu asla doğru yola iletmez. ”Maide : 51.Ay Ve yine bana dedi ki : 

—  Hanîf olan birisini kâtip edinseydin ya !. Ben ona : 
— Ey Mü’minlerin emîri ! Yazması – yani kâtipliği – bana, dîni ise kendinedir, dedim. Bunun üzerine o : 

— Allah onları alçaltmış iken, ben nasıl olur da onlara ikramda bulunurum. Allah onları zelîl kılmış iken, ben nasıl olur da onları yüceltirim. Allah onları uzaklaştırmış iken, ben nasıl olur da onları –  kendime –  yaklaştırırım, dedi. }

Allah’u Azze ve Celle bizlere İslam dinini hakkıyla öğrenmeyi ve ona uygun hareket etmeyi nasip eylesin.

               Amin

                                           Tacuddin el Bayburdi