Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kabir ve Türbelerde yapılan taşkınlıklar

Değerli kardeşlerim … ! inananların hadlerini aştıkları konulardan bir tanesi de, kabir ve türbeleri ziyaret esnasında yaptıkları taşkınlıklar ve aşırılıklardır.

Allah Rasulü s.a.v insanları bu konuda açıkca uyarmış ve bu konudaki arızaların inanların şirk ve küfre düşmelerine sebeb olan vesileler olduğunu anlatmıştır…  Hasseten vefatına yakın günlerde bu konudan sık sık söz ederek onları şu sözleriyle uyarmıştır :

“ … İbn mesud ra’dan, şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’den işittim, şöyle diyordu : İnsanların en şerlileri, kendileri hayatta iken kıyamet üzerlerine kopan ve kabirleri mescid edinen kimselerdir. “

Ahmed müsned : 1/405-435 – Taberani : 10413 – Bezzar : 3420 – İbni hibban : 4 / 2319 – İbn huzeyme : 2.c.789.n

“… Cundub ra’dan şöyle dedi : vefatından beş gün evvel peygamber s.a.v’den işittim, şöyle dedi : Dikkat edin ! sizden evvelkiler peygamberlerinin ve aralarındaki ölen iyi kimselerin kabirlerini mescid ediniyorlardı. Dikkat edin ! sakın kabirleri mescid edinmeyin. Ben sizleri bundan kesin olarak nehyediyorum … ”

Müslim : 2..532 – İbni sa’d : 2.240 – Ebu avane : 1.401 – Taberani kebir : 1686.n

“… Zeyd b.Eslem r.a’dan ; Rasululah s.a.v  şöyle buyurmuştur : Ey Allah’ım ! kabrimi mescid haline getirilen bir put yapma. Nebilerinin kabirlerini mescidler edinen bir millete Allah’ın gazabı şiddetlidir. ”

İbn ebi şeybe : 2 / 266-269

“… Ebu hureyre r.a’dan ; Nebi s.a.v şöyle buyurdu : Allah’ım kabrimi bir put – vesen – haline getirme. Nebilerinin kabirlerini mescidler edinen bir kavme Allah lanet eder. ”

Ahmed müsned : 2 / 246

“… Ebu hureyre r.a’dan ; Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Benim kabrimi de bayram yerine çevirmeyiniz. Nerede olursanız olun,bana salavat getirin,bu salavatınız bana ulaştırılır. ”

Ebu davud : 3.2042.N – el-Albani . Sahihul cami : 2 / 7226

Görüldüğü gibi Allah Rasulu s.a.v, bu uyarıları ile insanların kabirlere koşarak oralardan istemelerini, medet ummalarını, oraları bayram yerine çevirmelerini ve oralarda Namaz kılmalarını şiddetle menetmektedir… Ayrıca Allah Rasulü s.a.v bu tür davranışların Allah’ın lanetine sebep olan çirkin davranışlar olduğunu da anlatmıştır.

Ama ne yazık ki, bu kadar uyarılara rağmen hala kabir ve Türbeler hususunda azgınlaşarak aşırı giden bir çok insan kalabalığı eksik değildir…

Bu kimseler, kabir ve türbeler hakkında asılsız çirkin hikayeler uydurmuşlar, doğrulukla asla alakası olmayan kerametler dizmişler ve ancak, – yerlerin ve göklerin rabbi için söylenmesi doğru olan – bir takım nida ve yardım dilemelerle dolup taşan kasideler inşa etmişlerdir…

Bu şiddetli bela, inananlar arasında o kadar yaygınlaşmış ve o kadar ilerlemiştir ki, bu beladan ancak Allah’ın kendilerine merhamet ederek hidayet verdiği Tevhid ehli kimseler kurtulabilmiştir…   

Kabir ve Türbelerle alakalı bu sapık propaganda ; Allah’tan başkasına kulluğa ve sapıklığa davet eden bir takım belamların gayret ve çalışmaları ile, pek çok insanın aldanmasına ve Tevhitten yüz çevirip sapıklığa gönül vermesine sebep olmuştur.

Öyle ki, Peygamberlerin ve Salih insanların – hatta Salih zannedilen küfür önderlerinin dahi – kabir ve türbelerine tapınmalar başlamıştır.

Bununla beraber ; bu kabir ve türbelerde yatan kimselere ait kabul edilen kap, kacak, kıllar tüyler ve elbiseler bile Allah’a yaklaşmak için birer vesile sayılmaya başlanmıştır…

Halbuki bu tür inanç ve davranışlar, İslamın tepeden tırnağa reddettiği şeylerdir… Hatta Allah Rasulü s.a.v’in senelerce ortadan kaldırmak için mücadelesini verdiği şeyler bunlardır …

Allah Rasulü s.a.v bu tür inanç ve amellerin çirkinliğinden bahsettiği gibi, O’nun yetiştirdiği güzide ashabı dahi bu türden batıl işleri reddetmişlerdir …

“… İbni vahhad, kitabında şunu nakleder : ibni Yunus’u şöyle derken işittim : Ömer ibn’ul hattab, altında Nebi s.a.v’e beyat edilen ağacın kesilmesini emrederek onu kestirdi. Çünkü insanlar o ağacın yanına giderek altında namaz kılıyorlardı. O da bir fitne çıkmasından korktu. “

İbn sad Tabakat : 2.100

“… Ömer r.a bir defasında bazı kimselerin gruplar halinde bir yere doğru gittiklerini görünce yanındakilere : bunlar nereye gidiyor ? diye sordu. Yanındakilerden “ ey müminlerin emiri, peygamberimizin namaz kıldığı bir yer var, oraya gidip namaz kılmak istiyorlar ” cevabını alınca şu sözleri söyledi : Sizden öncekiler buna benzer davranışları yüzünden mahvoldular. Onlar peygamberlerinin izlerini, tarihi kalıntılarını izlerler ve onları kilise ve mabed edinirlerdi.Buna göre kim bu namaz yerindeyken namaz vakti ile karşılaşırsa oralarda namaz kılsın ve kim namaz vakti ile karşılaşmaz ise oradan geçip gitsin, özellikle oralarda namaz kılmaya kalkışmasın. ” 

İbni Teymiyye Sırat’ı Müstakim : 2.c.265.s – Kenzul ummal : 17.140 – Abdurrezzak : 2.118-119.2734.n

Değerli kardeşlerim … ! bu konuda Müslümanlar o kadar cahil bırakılmış ve o kadar aldatılmışlardır ki, inanın kendilerine isabet eden musibet ve belaların üzerlerinden kalkması için dahi bu yerlere başvurur hale gelmişlerdir …   

Hatta ve hatta, sadece ve sadece Alemlerin Rabbi’nin kudret ve kuvvetinde olan çoçuk isteme, yağmur isteme, iş isteme bile buralardan istenir olmuştur.

Ve yine Allah’ın beyti nasıl tavaf ediliyorsa, buralarda aynı şekilde tavaf edilir hale gelmiştir.

Bu kabir ve türbeleri ziyeret kastı ile, taa uzak yerlerden konvoylar oluşturup, seferler düzenlenir olmuştur.

Hulasa değerli kardeşlerim, daha bir çok çirkin çeşitleriyle bu gibi batıl şeyler, hala gözlerimizin önünde açıkça işlenir haldedir.

Gerçekten bu kabir ve türbelerin etrafındaki kalabalığı, kadın ve erkeklerin birbirine karışmalarını, çoğunun ağlayıp sızladıklarını, bağırıp feryat ettiklerini ve sessizce oralara dualarda ve yalvarıp yakarışlarda bulunduklarını görüp durmaktayız.

İşin garip yönü ise ; Allah Rasulü s.a.v‘in ortadan kalkması için senelerce mücadelesini verdiği bu tür şeyler, bugün Allah’a yakınlık sağlamak için birer vesile kabul edilmiştir.

Evet ne yazık ki bu gün ; kendilerine alim, hoca efendi, üstaz veya şeyh efendi denilen kimseler, bir avuç dünya menfaati elde etmek için halka bu çirkin şeyleri sanki din’denmiş gibi gösterip, inananların kısmı azamını bu pisliğe bulaştırmışlardır.

Ne diyelim… Her konuda yardım istenecek merci şüphesiz ki Allah’u Teala’dır. Onun içindir ki Allah’u Azze ve Celle’den niyazımız ; bu tür yanlış inanç ve ameller içerisinde olanlara hidayet ve istikamet versin…

Bu konuda uydurulan bir hadis … !!!

“ … Allah Rasulü s.a.v buyurdular ki : “ Kim hacca gider ve ölümümden sonra kabrimi ziyaret ederse, o kişi beni hayatımda ziyaret etmiş gibidir. “

Taberânî : 3/203/2 ed-Dârekutnî : 279 el-Beyhakî : 5/246

Râvilerinden olan Leys b. Ebi Suleym, şuuru bozulduğu için karıştırmıştır, dolayısıyla zayıf addedilmiştir… Hafs b. Süleyman ise, Hâfız İbn Hacer’in dediği gibi, hadisleri terkedilmiştir.

İbn Ma’în onun yalancı olduğunu söyler.

Şeyhul-İslâm İbn Teymiyye şöyle der : Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kabrinin ziyaretine dair gelen hadislerin hepsi zayıftır, dinde bu tür rivayetlere güvenilmez. Dolayısıyla bu rivayetleri, sahih hadisleri rivayet edenler ve sünen sahibleri almamışlardır. Bunları ; çokça zayıf hadis rivayetinde bulunan ed-Dârekutni ve el-Bezzâr gibileri kitaplarına almışlardır.

el-Kâidetü’l-Celîle 57

İbn Teymiyye yukarıdaki hadisi zikreder ve sonra da şöyle der : Bu rivayetin yalan olduğu gün gibi açıktır. Müslümanların dinine de terstir. Çünkü mümin olarak onu hayattayken ziyaret eden, Onun sahabelerinden olur, özellikle O’na hicret eden muhacirler ve Onunla cihad eden mucahidlerden ise. Rasul s.a.v den sabit olan bir hadiste, şöyle der :

” Ashabıma dil uzatmayın, nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden biriniz Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin ne bir avucuna ne de yarım avucuna erişir. “

Buhari ve Müslim 

Dolayısıyla sahabeden sonra gelen bir kişi, beş vakit namaz, cihâd , hac, salât ve selâm gibi farzları yerine getirse bile, sahâbe gibi olamaz. Dolayısıyla nasıl olurda müslümanların ittifakıyla vacib olmayan Allâh Rasulü s.a.v’in kabrini ziyaret amelini işleyerek kişi, böyle bir dereceye ulaşmış olsun … ?

 Aksine o kabir için özel olarak yolculuğa çıkmak meşru olmadığı gibi yasaklanmıştır da. Ancak Allâh Rasulu s.a.v’in mescidinde namaz kılmak için yolculuğa çıkmak müstehabtır.

Konu ile ilgili sahîh hadîsi Buhâri, Müslim ve diğer Sünen sahipleri tahriç etmiştir, lafzı şöyledir : Ancak üç mescid için yolculuğa çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Rasûl ve Mescid-i Aksâ.

Allah’a yaklaşma maksadıyla ancak bu üç mescid için sefere çıkılır. Bu üçünün dışında hiç bir peygamber ve salih kişilerin kabirleri, türbe, yatır, mubârek yer ve mescidler için sefere çıkılmaz. Sahâbe bunu böyle anlamıştır.

Sahih isnadlı bir eserde; Ebû Basra el-Gifârî Ebû Hureyre ile karşılaşır. Ebû Hureyre’ye ;  nereden geliyorsun? der, o da,Tur’dan orada namaz kıldım, der.

Bunun üzerine Ebû Basra şöyle der : Eğer sana daha önceden yetişseydim gitmezdin, çünkü ben Rasûl s.a.v’i şöyle söylerken işittim : Ancak üç mescid için yolculuğa çıkılır; Mescid-i Haram, bu mescidim ve Mescid-i Aksâ.

 Tayâlisî : 1348 Ahmed : 6/6

el-Ezraki’nin Ahbâru Mekke : 304 tahriç ettiği sahih bir rivayette, Kaz’a şöyle der : 

“ Tur’a doğru çıkmak istedim, bunu İbn Umer’e sordum, o da Nebi s.a.v’in ne dediğini duymadın mı, diyerek yukarıdaki hadisi zikreder. Ardından da ;  Tur’u bırak oraya gitme, der. “

               Vel hamdulillahi rabbil alemin
 

                                                          Tacuddin el Bayburdi