Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kandil kutlamaları Dinimiz de var mı … ?

Kandil kutlamaları Dinimiz de var mı … ?

Şüphesiz ki, sözlerin en doğrusu Allâh’ın kitâbı, Yolların en hayırlısı da Muhammed s.a.v’in yoludur. – Din’de – en şerli işler sonradan ortaya çıkarılan şeylerdir, sonradan ortaya çıkan her şey  bid’at, her bid’at dalalet ve her dalalet de ateştedir.

Değerli kardeşlerim … ! dün olduğu gibi bugün de İslam aleminin başına bela olan en çirkin  arızalardan birisi de, din adına icadedilen yeniliklerdir. Yani bid’atlerdir.

İnananların kısmı azamının, – gerek akideleri ile alakalı olsun ve gerekse amelleri ile alakalı olsun – sıkı sıkıya bağlanmış oldukları bidatler o kadar yaygınlaşmış ki, inanın  hiçbir bölge ve – hemen hemen – hiçbir insan bundan kendisini kurtaramamıştır.

İşte bu çirkin manzaradan dolayıdır ki, ben bu sohbetimde siz değerli kardeşlerime hassetsen öteden beri uygulana gelen kandil geceleri ile alakalı   bir şeyler anlatmak istedim…

Allah’u Azze ve Celle’den bu sohbetimi hayırlara vesile kılmasını niyaz ediyor ve sizlere de güzel bir anlayış vermesini istiyorum.

Değerli kardeşlerim ! unutmayınız ki her şeyden önce Bid’atlerin İslâm  alemine yayılmasının en önemli sebebi ; inananların dinleri hususundaki cahaletleridir. Bu cehaletleri yüzündendir ki, bir çok itikadi ve ameli çirkinlikleri islama sokuşturmuşlar ve bunların da güzel şeyler olduğunu savunmuşlardır.

Hatta inananların çoğu, icadettikleri bu şeylere  Bid’at’ı hasene  diye bir isim takarak, bunların caiz ve makbul  olduğunu ileri sürmüşlerdir. 

Acaba bu insanların dediği gibi gerçekten ;   bid’at’ı hasene ” – yani güzel bid’ad – diye bir şey varmıdır ?  … Diğer bir ifadeyle ; acaba bid’atin güzeli olur mu ?

Ben, konunun bu kısmı ile alakalı çok kısa bir iki cümle kuracağım ve daha sonra esas mevzumuza geçeceğim.

Her şeyden önce Allah resulü s.a.v’in şu sözü  gereği hiç kimse  güzel bid’at “ kavramından bahsetmeye hakkı  ve imkânı yoktur. Çünkü Allah resulü s.a.v : “ bütün bid’atler dalâlettir “  buyurmuştur … Ve bu söz, konu ile alakalı keskin bir kılıç gibidir ki, hiçbir bid’ati güzel görmez.

İkincisi ; insanların güzel gördükleri şey illa da güzeldir anlamında ele alınmaz. Çünkü insanların nice güzel gördüğü şeyler var ki bunlar, Allah c.c katında çirkin olan şeylerdir. Allâh Teâlâ böylelerinin durumunu kerim kitabında şöyle nitelendirir : 

“ Kötü işi kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse ”  Fatır : 8.Ay

{ … 
Abdullah ibn Ömer r.a ise şunları buyurur : insanlar güzel görseler bile bütün bid’atler dalâlettir. }

 İbni Batta el İbane : 1.C.339.S – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne : 1.C.92.S

Üçüncü olarak ; en hayırlı nesil  olan ve bizler için örnek gösterilen sahabe toplumunda bahsini edeceğimiz kutlamalar asla yoktu… Bizler biliyoruz ki bu insanlar dinleri husunda en çok gayret sarfeden, Allah ve resulünün emirlerine harfiyen uyan ve dinden olmayan şeylerden de en fazla uzak duran kimselerdi. İşte onlardan bazılarının bu konudaki güzel sözleri :

{ … 
Abdullah b. Ukeym, Ömer r.a’nun şöyle dediğini rivayet etmektedir : Sözlerin en güzeli Allâh’ın kelâmıdır, yolların en hayırlısı da Muhammed s.a.v’in yoludur. İşlerin en şerlisi de sonradan icâd edilen şeylerdir. Her yeni şey bid’attir, her bid’at dalâlettir ve her dalâlet de ateştedir. }

İbn Vaddah el Bid’a : 31.S – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne :  1.C.84.S

{ … Abdullah ibn Mesud r.a da şöyle der : Sizden öncekilere tâbi olun, – dinde – yeni şeyler icad etmeyin, bu size yeter, zira bütün bid’atler dalâlettir. }

İbni Batta el İbane : 1.C.327-328.S – Lalekai  Şerhu Usulü’s Sünne : 1.C.86.S – Muhammed bin Nasır es Sünne : 65 – Tabenari Kebir : 8636.N – Darimi : 1.C.211.N – Heysemi M.Zevaid 1/181.853.N

Sözün özü ; unutmayalım ki şeriat vazeden, kanun koyan ve ibadet şekli şemali belirleyen sadece ve sadece Allah’u Azze ve Celle’dir. Bu konuda O’na ortak olacak hiçbir varlık yoktur. Kula yakışan ise, tamamlanıp kemale ermiş olan bu dine sımsıkı sarılması ve ona hiçbir şey eklememesidir. Eğer bununla yetinmeyip de bir şeyler ihdas edecek olur sa, unutmasın ki  icadettiği o ameli – kendisi güzel de görse – ondan asla kabul görmeyecektir.

        Çünkü Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurmaktadır :

  مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ  

“ Kim bu işimizde – yani bu dinimizde – onda olmayan bir şey icad ederse, o şey reddolunur “

Müslim : 5.C.1718.N – Dare Kutni : 3.C.4454.N

MEVLİT KANDİLİ

İsminden de anlaşıldığı üzere – doğum kandili – Yani Allah resulü s.a.v’in doğduğu geceyi kasdederek yapılan kutlama gecesi.

Bu gece bilindiği gibi Rebi’ul evvel ayının on ikinci gecesidir… Özellikle bu geceyi ihya etmenin meşru bir delili olmamasına rağmen, – hatta Allah resulü s.a.v’in yetiştirdiği o güzide insan topluluğu olan sahabeden de bu şekilde bir kutlama olmamasına rağmen – Müslümanların hemen hemen  kısmı azamı bu geceyi kutlamaya, bu gecelerde mevlitler okutmaya ve bu gecelerde ağlamaya sızlamaya devam etmektedirle.

Hatta ve hatta bu gecelerde bir çok Mevlithanın ağızlarından şirk ve küfür sözler çıktığına dahi şahit olunmaktadır.   Mesela “ Meded ya Rasulullah ! ” “ Bizlere imdat kıl ya rasullallah ! ”  veya “ Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız ! ” “ Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı ! ”  gibi sözler, bu gecelerde inananların dillerinden düşmemektedir.

Halbuki bu tür yalvarış ve yakarışlar sadece ve sadece Allah’a yapılır. Zira darlıkta olanın imdadına koşan, sıkıntıları gideren ve kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız ve yalnız Allah’u Azze ve celle’dir… Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ – Ey Muhammed onlara – De ki, doğrusu ben size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim. “  Cin :  21.Ay 

“ Ey resulüm ! onlara deki : ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir fayda ve ne de bir zarar verme gücüne malik değilim. ”   A’raf : 188.Ay

“ Ve yine deki : ben size ne zarar verebilirim, ne de iyilik edebilirim. ” Cin : 21.Ay

“ Allah’dan başka kendisine Kıyamet’e kadar cevap veremeyecek olan ve kendilerine yapılan duadan habersiz olan kimselere dua eden kimseden daha sapık kim olabilir ?  ………… ”  Ahkaf : 5.6.Ay 

“  Yahut  dua  ettiği  zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü ( onun üzerinden kaldırıp ) açıyor. ”   Neml : 62.Ay 

“ … Ömer r.a’dan,Resulullah s.aİv şöyle buyurdu : Muhakkak ki ben sadece bir kulum. Bana Allah’ın kulu ve elçisi deyin ve beni hakkım olan yerden daha yükseklere çıkarmayın. “

Ahmed : 1.23-24 – 3/.153 – Makdisi Muhtera : 6\96 – Taberani : 3\128 – Mecma’ : 9\21 – Hakim : 3\196            

“ … Resulullah s.a.v şöyle buyurdu : Beni, hristiyanların ibn Meryem’i övmekte aşırı gittikleri gibi, siz de methetmekte aşırı gitmeyin. “

 Darimi : 2\412 – Bezzar : 1\300 – Humeydi : 1\16 – Beuhaki Ş.İman : 2\183

“ … Resulullah s.a.v yine şöyle buyurur : “ … bir şey istediğin zaman Allah’tan iste ! Yardım talep ettiğin zaman yine Allah’tan yardım talep et ! ….. ”

Tirmizi : 4.c.2635.n

Değerli Müslümanlar ! bu konuda unutulmaması gereken bir şey daha var ki o da, yılbaşı ve doğum günü kutlamaları hırıstiyanların bir adetidir. Onlar Mesih’in ve aile efradlarının doğum günlerini bayram olarak kutlarlar.

Ne yazık ki Müslümanların bu tür kutlamaları hırıstiyanlardan esinlenme bir bid’at’tır. Oysa ki Allah resulü s.a.v  şöyle buyuruyor :

“ Kim bir kavme kendini benzetmeye çalışırsa o’da onlardandır.” 

Ebu Davud : 4.c.4031.n

REGAİP KANDİLİ

Regaip gecesi ise, Recep ayının ilk Cuma gecesidir. Müslümanlar bu geceyi kutlama hususunda da camileri doldururlar ve korkunç kalabalıklar oluştururlar.

Recep ayının bahsi edilen ilk Cuma gecesi akşam’la yatsı arasında da on iki rekat namaz kılarlar… Bu gecenin ve kılınan on iki rek’atlık namazın fazileti hakkında bir de rivayetten bahsederler ki, rivayet  şudur :

“ … Enes İbn Malik  r.a dan. Allah Rasulu s.a.v şöyle buyurdular : ” Recep ayında bulunan İlk Cuma gecesinden gafil olmayın. Çünkü o gece, meleklerin regaip diye isimlendirdikleri bir gecedir. Kim recep ayının ilk Perşembe gününü oruç tutar ve o günün, akşamla yatsı arası on İki rekat namaz kılarsa, Allah’u Teala o kimsenin günahlarını bağışlar. “

Ebu Şame  el- Baisu Ala inkari’l – Bida’i ve’l-Havadisi s. 39 – 40

         Halbuki zikri geçen bu hadis sahih bir hadis değildir.

İbnu’l-Cevzi bu hadis hakkında şunları söyler : ” Bu hadis Allah Rasulü s.a.v  üzerine uydurmadır. Ali İbn Abdullah İbn Cahdami bu rivayetiyle ilim ehli tarafından itham olunup yalancı sayılmıştır. Şeyhimiz hafız Abdulvahhab’ı şöyle derken işittim : Bu hadisin ravileri meçhuldür. Ravilerle ilgili bütün kitap-larda onları aradım ve bulamadım “.

Ebu Şame el-Baisu Ala inkari’l-Bida’i ve’l-Havadisi s.40 İbnu’l-Cevzi, el-Mevdu’at c.2 s. 125-126

İbnu’l-Cevzi sözüne şöyle devam eder :  Bu hadisi uyduran kimse bid’atında çok aşırı gitmiştir. Çünkü bu namazı kılan kimse önce gündüz oruç tutacaktır. Belki de o günün gündüzü çok sıcaktır. Oruçlu olunca da akşam namazına kadar haliyle yemek yeme imkanı bulamayacak ve akşam nama­zından sonra da bu namaz için uzun tesbihat sebebiyle kıyamda ve secdelerde durarak eziyet çekmiş olacaktır. Ben doğrusu ramazan ve teravih namazlarına nazaran insanların bu namaz konusunda, nasıl izdihamlaştıklarını kıskandım. Bilakis bu namaz halk indinde diğerinden daha büyük ve değerlidir. Çünkü bu namazda diğer beş vakit namaza gelmeyenler bile hazır bulunuyor. “

Ebu Şame el-Baisu Ala inkari’l-Bida’i ve’l-Havadisi s.30. İbnu’l-Cevzi. el-Mevdu’at c.2s. 127

Hafız Ebu’l-Hitab
 ise şunu söyler : ” Regaib namazını uydurmakla ittiham edilen kimse Ali Ibn Abdillah İbn Cahdami’dir. Meçhul olan raviler üzerine uydurmuştur. Ki bunlar, kitapların hiçbirinde mevcut değildir.

Ebu Şame el-Baisu Ala inkari’l-Bida’i ve’l-Havadisi s.40

Hafız el-irakı şöyle der : ” Rezin, kitabında bunu irad etmiştir. O uydurma bir hadistir. 

Şukayri, Es-Sunenu ve’l-Mubîede’at s. 140

İmam Tartuşi şu sözünü ekler : ” Receb ayındaki regaip namazı ise, Beyti’l-Makdis’de bizim bulunduğumuz yerde ancak h.448 senesinde ihdas   edilmiştir. Bundan Önce bu namazı ne gördük ve ne de duyduk”

Tartuşi, El-Havadisu ve’l-Bid’a. S.133

Görüldüğü gibi gerek bahsi edilen gece ve gerekse o gecede kılınan namaz hakkındaki rivayet sahih bir rivayet değildir. Dolayısıyla sahih olmayan bir hadisle amel etmek ve bu konuda sevap beklemek – velevki iyi niyet de taşınsa – istenileni elde etmeyecektir.

Müslümana sevap kazandıracak şeyler, Kitab’ın ve Sünnet’in meşru kıldığı şeylerdir. Bununla beraber, Kitabı ve sünneti en iyi şekliyle anlayan ve yaşayan  sahabenin uyguladığı şeylerdir.

Mİ’RAC KANDİLİ

Mirac gecesi ise Recep ayının yirmi yedinci gecesidir. Bu gece bilindiği gibi Allah resulü s.a.v’in semalara yükseltildiği gecedir. Ki, onun miraca çıktığı hususunda basiretli hiçbir müslümanın itirazı yoktur.  Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur :

“ Kulu Muhammedi, geceleyin, Mescid’i haram’dan, kendisine bazı Ayet-lerimizi göstermek için, etrafını mubarek kıldığımız Mescid’i Aksa’ya götüren Allah, her türlü noksanlıklardan münezzehtir. Her şeyi hakkıyla işiten hakkıyla gören O’dur. “   İsra : 1.Ay

“ Andolsun, – Muhammed – onu ( yani Cibrili ) bir de diğer inişte görmüştü. Sidretü’l-Münteha’nın yanında. Ki Cennetü’l-Me’va onun yanındadır. Sidreyi örten örtmekte iken, Göz kayıp-şaşmadı ve ( sınırı ) aşmadı. Andolsun, o, – Muhammed –  Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü. “  

Necm : 13-14-15-16-17-18.Ay

{ … Enes İbni Malik r.a’dan.Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Bana miraca çıkarıldığım gece ateşten makaslarla dudakları kesilmiş bir takım insanlar gösterildi. Ben :
– Ya Cebrail !  bunlar kimdir ? diye sordum. Cebrail a.s :
–  Bunlar senin ümmetinden insanlara iyiliği emredip te kendisini unutan, Kitabı  okuyup  ta bildikleri ile amel etmeyen hatiplerdir, dedi. }

Ahmed : 3 / 120-11801.N – S.Sahiha : 1.525.N

Bu ve bununla eş anlamlı Ayet ve hadisler, Allah resulü s.a.v’in miraca çıkarıldığını açık ve net bir şekilde bizlere anlatmaktadır. Ki zaten – biraz önce de ifade edildiği gibi – konunun bu kısmıyla alakalı Müslümanlar arasında bir sıkıntı yoktur. Sıkıntı ; bu gecenin kutlanmasıyla alakalı sıkıntıdır.

Çünkü Allah resulü s.a.v miraca çıktıktan sonra, seneye o gece için ne bir kutlama yapmış ve ne de ashabına böyle bir şey yapmaları için emir vermiştir.

Hatta onun vefatından sonra dahi sahabe böyle bir şey yapmamıştır. Halbuki en hayırlı nesil  olan ve bizler için örnek gösterilen topluluk sahabe toplumudur … Onlar hayrı bizden önce isteyen, ona bizden önce koşan ve Allah resulü s.a.v’e bizden daha fazla değer veren insanlardı … Ve yine bizler biliyoruz ki bu insanlar dinleri husunda en çok gayret sarfeden, Allah ve resulünün emirlerine harfiyen uyan ve dinden olmayan şeylerden de en fazla uzak duran kimselerdi… İşte onlardan birisinin güzel sözleri :

ABDULLAH İBN MESUD RA :

“ … Sizden kim bir sünnet izleyecek olursa, ölmüş olanların sünnetini takip etsin. çünkü hayatta olanın fitneye düşmeyeceğinden emin olamazsınız. Sözünü ettiğim bu ölmüş kimseler ise Muhammed sav’in ashabıdır. Onlar bu ümmetin en faziletlileri, en iyi kalplileri, en derin bilgilileri ve yapmacığa saparak kendilerini külfetlere sokmaktan en uzak olanlarıydı. Bunlar Allah’ın, peygamberine arkadaş olmaları ve dinini dimdik ayakta tutmaları için seçtiği bir topluluktu.Onların faziletlerini bilip kabul ediniz ve onların izlerinden gidiniz. Elinizden geldiği kadar onların ahlakları ile ahlakınız ve onların dinlerine sarıldıkları gibi siz de dininize sarılınız. Çünkü onlar dosdoğru hidayet üzere idiler. 

Ebu Nuaym Hilye : 1.305 – el Albani İrva : 2445

Öyleyse bu konuda söylenecek en güzel söz ; Onların yapmadığı şeyi biz de yapmamalıyız.

Bu kutlama ile ilgili ilim ehlinden bazılarının sözleri :

Sünnet ve Bid’atler kitabının yazarı, recep ayındaki bid’atler bölümünde şunları söyler :

” Mi’rac kıssasını okuyup recep ayının yirmi yedinci gecesini kutlamak ve bazı insanların bu geceye has bazı zikir ye ibadette bulunmaları bid’attır. Recep, Şa’ban ve Ramazan aylarında okunan dualar bid’at ve uydurmadır, şayet bunlarda bir hayır olmuş olsaydı bizden öncekiler bunda bizleri geçerlerdi. İsra, Mi’rac ve mezkur ayın ihyasına dair hiç bir delil kaim olmamıştır “

Şukayri, Es-Sunenu ve ‘l- Mubtedi’at s.143

Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’de Recep ayının yirmi yedinci gecesi ile ilgili olan namaz hakkında şöyle der :

” Muteber alimlerin belirttiği gibi ; İslam alimlerin ittifakıyla bu, ( namaz ) meşru bir namaz değildir. Bu ancak cahil ve bid’atçı kimseden sudur eder, “ 

Şukayri, Es-Sunenu ve’l – Mubtede’at s.143 

 BERAAT KANDİLİ

Beraat Kandili ise Şaban ayının ortasında olan geceye denilmektedir. Müslümanlar bu geceyi kutlama hususunda da camilere koşarlar ve korkunç kalabalıklar oluştururlar.

Bu gecenin fazileti hakkında da sahih olmayan bir takım rivayetler zikredilmiştir. Örnek olarak bir kaçını zikredelim.

“ … Ali r.a’dan Allah Rasulu s.a.v şunu demiştir : ” Şaban ayının ortasında olan gece olunca, gecesini ihya eden gündüzünü de oruçlu geçirsin “

İbn Mace : 1388 – Beyhaki, Fedailu’l-Evkat : 24 – Şuabu’l-İman : 3542 – İbnu’l-Cevzi, El-ilelu’l- Mutenahiye : 2 / 71

İmam Busiri şöyle der : ” Bu rivayetin senedinde İbnu Ebi Sebure vardır. Asıl ismi, Ebu Bekr İbn Abdillah İbn Muhammed İbn Ebi Seburedir. İmam Ahmed İbn Hanbel ve Yahya İbn Ma’in; bu adamın hadis uyduran bir kimse olduğunu söylediler.”

Busiri, age c.2s.10

Diğer bir rivayet ise şöyledir :

“ … Ebu Musa el-Eş’ari r.a’dan Nebi s.a.v şöyle demiştir : ” Şaban’ın ortasında bulunan gecede Allah’u Teala mahlûkatına nazar eder. Müşrik ile cimri müstesna olmak üzere bütün mahlukatını affeder. “

Busayri :  Misbahu’z- Zucace fi Zevaidi İbn Mace :  c.2 s. 10

İmam Busiri der ki : ” Ebu Musa’ya ait hadisin senedi zayıftır. Bu da Abdullah bin ebi Lehi’a’nın zayıf oluşundandır. Birde Velid bin Müslim’in tedlis yapması söz konusudur.

Busayri age c.2 s.11 

Yine başka bir rivayette de şöyledir :

“ … Aişe r.anha’dan ; Nebi s.a.v şöyle demiştir : Bu gecede Adem oğlundan her doğacak ve ölecek olan yazılır. Ve yine bu gecede onların amelleri yükselir ve rızıkları iner “.

İmam Beyhaki, Ed-Da’avatu’l-Kebir el yazma – EbuŞame el-Baisu Ala inkari’l-Bida’i ve’l-Havadisi s. 35

Aişe r.anha’nın Ebu Musa’nın rivayetine benzeyen başka bir hadisi daha vardır.   İmam Beyhaki, iki rivayeti de Da’avat’ul-Kebir kitabında tahric ettikten sonra şöyle der :

” Bu hadisin isnadında ve öncekinde de meçhul olan kimseler vardır. Diğeri birine inzimam edilince biraz kuvvet kazanır.”

 İmam Beyhaki, Ed-Da ‘vatu’l-Kebir ( el yazma )

Bid’at İle İlgili eserinde bu rivayetleri zikreden Ebu Şame akabinde şunları söyler :

“ Bu rivayetlerde hususi bir namazın beyanı yoktur. Ancak bu gecenin faziletini belirtmektedir. Geceyi ihya etmek ise bütün senenin gecelerinde olduğu gibi müstehabtır. Mahzur ve münker olan şey. bazı geceleri hususi bir keyfiyette hususi bir namazla tahsis etmek, Cuma, Bayram ve Teravih gibi ve bunu da islam’ın şiarından olan mezkur ibadetler gibi izhar etmektir. “

Ebu Şame el-Baişsu Ala inkari’l-Bida’i ve’l-Havadisi s. 35

Hulasa bu konuyla ilgili rivayetlerin hiç birisi de sahih değildir… Sahih olmayan rivayetlerle de güzel şeyler asla elde edilemez.

BERAAT  KANDİLİNDE  KILINAN  NAMAZ

Allame Ali ibn İbrahim bu namaz hakkında şöyle der : “ Şaban ayının ortasında geceleyin kılmak üzere ihdas edilen, on’ar defa ihlas suresi okumak suretiyle cemaatle kılınan, kendisine Cuma ve Bayram namazlarından daha fazla önem verilen yüz rek’atlık elfiye namazına gelince, hakkında  sadece ve sadece ya zayıf ya da uydurma haber ve eser gelmiştir. Kut’ul-Kulub ve Ihyau Ulumu’d-Din sahiplerinin zikretmesine veya Salebi tefsirin kadir gecesi olduğunu söylemesine aldanma.’

Muhanmed Tahir Bin Ali el-Hindi, Tezkiratil- Mevduat : s.45

Hafız İraki Şöyle der : Beraat namazı hakkındaki hadis batıldır

Şukayri, Es-Sunenu ve’l-Mubtede’at s. 144

İbnu’l-Cevzi‘de : Şüphesiz bu hadis uydurma ” demektedir’

İbnu’l-Cevzİ, el-Mevdu’at  : c.2 s. 127

Şeyhu’l-İslam ibnu Teymiyye de buna benzer söz söylemiştir.

İktidau’s-Sıtatu’l-Mustakim : c. 2 s. 632,639

BU  NAMAZIN  ÇIKIŞ  TARİHİ

İmam Tartuşi şöyle anlatır : ” Bana Ebu Muhammed el-Makdisi haber vererek dedi ki: Bu, bizde ilk olarak 448 h. senesinin evvelinde ihdas edilmiştir. Nablus şehrinde İbnu Ebi’l-Hamra adıyla tanınan birisi Beyt’ül-Makdis’e geldi Güzel tilaveti vardı, kalktı ve Mescidi Aksa’da Şaban ayının ortasında (15’inde) bulunan gecede namaz kıldı arkadan ona birisi uydu ondan sonra bir başkası daha sonra bir diğeri eklendi, neticede namazı bitirinceye kadar kalabalık bir cemaat oldu. Gelecek sene yine geldi ve arkasında birçok insan bu namazı kıldı. Mescide bu yayıldı. Böylelikle Mescidi Aksa’da ve insanlarının evlerinde bu namaz intişar etti. Daha sonra bir sünnetmiş gibi günümüze kadar bu namaz devam edegeldi.

Tartuşi, EI-Havadisu ve’l-Bida’u : s. 132

Nitekim aynı şekilde bu gecenin İhyası için de camilerde mevlitler okunmakta, bir takım aslı astarı olmayan nidalar ve kasideler dile getirilmektedir.

Şüphesik ki bu ve bunun emsali batıl uygulamaların tek sebebi, inananların Kur’ana ve sünnete vukufiyetlerinin azlığı, sahabe hayatını tanımamaları ve işin en kötüsü dinlerini körü körüne yaşamalarıdır.

Tabiî ki şeytan da hazır fırsat bu cahillere amellerini süslü ve meşru göstererek, onların doğru işler yaptıklarını zannettirmesidir. Çünkü Allah’ın zikrine göz yumanlara – yani kuranı ve sünneti okumayanlara – şeytanlar arkadaşlık yaparlar ve onların yaptıklarını kendilerine süslü ve doğru götse-rirler. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ Kim o rahmanın zikrine – yani Kur’an’a ve Sünnet’e – göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz de artık o onun ayrılmaz arkadaşı olur. 0 şeytanlar onları doğru yoldan çıkardıkları halde, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler. “   Zuhruf : 56.Ay

Değerli Müslümanlar ! Belki bu küçücük çalışmamıza bazı müslümanlar   kızabilirler, burada anlatılanlara belki karşı da gelebilirler veya da bu tip çalışmalarımızla onların hayırlarına mani olduğumuzu da zannedebilirler.

Ama unutulmamalıdır ki biz bu tür çalışmalarımızla ne birilerini kızdırmak istiyoruz, ne onları karşımıza almayı murad ediyoruz ve ne de onların hayır-larına mani olmayı kasdediyoruz …

Bilakiz biz bu tür çalışmalarımızla, Müslüman kardeşlerimizin iyi niyetle de olsa yaptıkları bazı yanlışlıkları düzeltmelerini, kendisinden sevap kazanılacak bir amelin ancak ve ancak sünnete uygun ameller olduğunu hatirlatmayı ve ona uygun ameller yapmalarını istiyoruz…

Çünkü sohbetimizin içerisinde de geçtiği üzere, yapılan bir amel eğer sünnete uygun değilse, o amel kabul görmeyecektir.

        Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurmaktadır :

  مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ  

“ Kim bu işimizde – yani bu dinimizde – onda olmayan bir şey icad ederse, o şey reddolunur “

Müslim : 5.C.1718.N – Dare Kutni : 3.C.4454.N

Ben sözü daha fazla uzatmadan cenabı Haktan niyazım ; Bize imanın şartlarına uygun iman etmeyi ve o inancı bizlere sevmeyi nasibeylesin… Bize Küfrü, şirki, Fıskı, isyanı ve bütün kötü amelleri çirkin göstersin… Bize, kendisine karşı günah işlememizi engelleyecek bir korku versin… Bize, Cennete ulaştıracak amelleri yapmamızı nasibeylesin… Ve yine bize, hakkı hak bilip ona ittiba etmeyi, batılı da batıl görüp ondan ictinab etmeyi nasibeylesin.                   

                                                 Amin

                                   Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                    Tacuddin el Bayburdi