Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kitaplara İman

Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi iman rükünlerinden birisi de Allah’ın, Rasullerine indirdiği Kitap ve suhuflara iman etmektir. Allah’u Teala’nın emri nasıl ki diğer iman esaslarının hepsine iman etmeyi gerektiriyor ise, aynı şekilde semavi kitapların hepsine de imanı gerektirmektedir.

Bahsini edeceğimiz Kitaplara İman konusu da imanın bir cüzüdür. Bu olmadan kişinin imanı tamam olmaz. Allah’u Azze ve Celle Kur’anı Rasulü Muhammed s.a.v’e indirdiği gibi diğer kitaplarını da başka Rasullerine indirmiştir. Allah’u Teala bu kitaplardan bazılarının isimlerini Kur’an’da  bize bildirmiş, diğer bazılarını ise bildirmemiştir…. Kur’an’da isimleri zikredilen kitaplar şunlardır :

Kur’anı Kerim : Allah’u Teala onu, son Rasulü olan Muhammed s.a.v’e indirmiştir… Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

“ Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik…“  Yusuf : 2.Ay 

“ O Allah’a hamd olsun ki kuluna Kitabı indirdi. “   Kehf : 1.Ay 

“ Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı indiren Allah ne mübarektir. “ 

Furkan : 1.Ay 

“ O Kafirler Kur’anı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o alemler için uyarıdan başka bir şey değildir. “ Kalem : 51 – 52.Ay

Tevrat : Allah’u Teala onu Musa a.s’a indirmiştir 

“ Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Allah’a teslim olmuş nebiler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Rabbani alimler ve rahipler de Allah’ın Kitabını korumakla görevli olduklarından onunla hüküm verirler ve onu gözetleyip korurlardı ….. “  Maide : 44.Ay 

İncil  : Allah’u Teala Onu İsa a.s’a indirmiştir :

“ Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik. “ Maide : 46.Ay

Zebur : Allah Onu da Davud a.s’a vermiştir :

“ Davud’a da Zebur’u verdik …. “  İsra : 55.Ay 

Suhuflar : Yani sahifeler… Allah’u Teala bazı Rasul ve Nebilerine de suhuflar vermiştir.

Kendisine suhuf verilen rasuller İbrahim ve Musa a.s dır. Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Yoksa kendisine Musa’nın ve çok vefalı İbrahim’in suhufunda bulunan haber verilmedi mi ?. “  Necm : 36 – 37.Ay 

“ Muhakkak ki felaha eren, zekat veren ve Rabb’inin adını anıp namaz kılandır. Ama siz şu dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa Ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır. Bu hüküm elbette ki önceki suhufda vardır. İbrahim ve Musa’nın suhufunda. “  A’la : 14 – 19.Ay 

Diğer rasullere indirilen kitaplara gelince Allah’u Teala onların isimlerini açıklamamıştır. Fakat Allah, her Rasulün kavmine tebliğ etmekle görevli olduğu bir risaleti olduğunu açılamıştır… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmuştur :

“ İnsanlar bir tek ümmet idi, Allah elçileri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekler bulunan kitaplar indirdi. “ Bakara : 213.Ay 

“ And olsun biz rasullerimizi açık delillerle gönderdik ve – onlarla beraber – mizanı  – yani ölçüyü – indirdik …… “  Hadit : 25 

Kur’an’da adları anılan ve anılmayan kitaplara ve Allah’ın indirdiği diğer bütün kitap ve sahifelere iman ederiz… Bu şeklindeki  bir iman ; icmali bir imandır.

Allah’ın gönderdiğini söylemediği bir kitabı da Allah’a nisbet etmekten kaçınmak gerekir… Allah c.c kendisine nisbet ettiği kitapları Hak, Nur ve Hidayet üzere indirmiştir. Onların hepsini de Allah’ın Rububiyetini, Uluhiyetini, İsim ve sıfatlarını birlemek üzere inmiştir.

Buna muhalif olarak o kitaplara nisbet edilen şeylerse beşerin tahrifinden başka bir şey değildir…

Tevrat hakkında Allah’u Teala şöyle buyuruyor :

“ Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik, Onda hidayet ve nur vardır…“ Maide : 44.Ay 

         İncil hakkında ise şöyle buyurmaktadır :

“ Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik. “  Maide : 46.Ay 

Bilindiği gibi semavi kitapların ana meselesi ve hedefi Tevhid’tir…Yani İbadetlerle AlIah’ı birleme ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır… Bu mesele, bütün kitapların asıl mevzusu olup hiç değişmez bir esastır…

Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ Senden önce gönderdiğimiz her rasule ; Benden başka ilah yoktur, sadece bana kulluk edin, diye vahy etmişizdir. “  Enbiya : 25.Ay 

“ And olsun biz her millet içinde : Allah’a kulluk edin, Tagut – lara ibadet etmekten – de kaçının, diye rasul gönderdik…… “  Nahl : 36.Ay

Bu ve emsali Ayetlerde anlatıldığı gibi, Kitapların öğrettiği muhteviyat aynı olunca hepsine iman zorunlu olmaktadır…

Ancak Allah’u Azze ve celle’nin son Kitabı Kur’an’a imanın ve özelliklerinin diğer Kitaplardan farklılığı vardır… Onları şöyle sıralayabiliriz :

Kur’an, Adem a.s’dan Rasulullah s.a.v’e kadar inen bütün kitap ve suhufların ilahi bir hulasasıdır.

Kur’an, Allah’ı birleme, O’na ibadet ve itaat yönüyle önceki kitaplarda bulunan hükümlerin bir tasdikçisidir.

Kur’an, geçmiş kitaplardaki faziletlerin hepsini kendisinde cem etmiştir. Onlardaki hakkı ikrar ve itiraf eder, tahrif ve sonradan içlerine sokuşturulan batıl şeyleri de beyan ve reddeder… Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur :

“ Sana da kendinden önceki kitabı doğrulayıcı ve onu koruyup kollayıcı olarak bu Kitabı hak ile indirdik. “  Maide : 48.Ay 

Kur’an,  Allah’tan indirilen bir kitap olduğunu ve başkaları tarafından uydurulacak bir kitap olmadığını, ayrıyeten kendisinden öncekileri tasdik edici bir kitap olduğunu da isbat eden bir kitaptır… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :

“ Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulacak bir şey değildir. Bu ancak kendisinden öncekileri tasdik eder ve kitabı uzun uzun açıklar. Onda hiç şüphe yoktur. O, alemlerin Rabbındandır. “  Yunus : 37.Ay 

“ Bu Kur’an iftira edilmiş bir söz değildir. 0 ancak kendinden önceki kitapların tasdiki, her şeyin açıklanması ve mü’min topluluk için hidayet ve rahmettir.“ 

  Yusuf : 111.Ay

Kur’an, İçerisinde şek ve şüphenin olmadığı bir kitaptır… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :

“ … Onda asla şüphe yoktur. O, Alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir. “

Yunus : 37.Ay

Kur’an, beşeriyetin tamamı için genel bir şeriat getirmiştir. Onda insanlık için Dünya ve ahiret saadetini sağlayıcı her şey vardır.

Kur’an, getirdiği şeriatla geçmiş toplumlara has olan ameli şeriatların hepsini nesh edip, her zaman ve her mekana uygun olan ve kıyamete kadar da ebedi kalıcı hükümler yaz etmiştir.

Kur’an, tahrifin ve batılın ne önünden ve ne de arkasından yaklaşamayacağı korunan bir kitaptır… Rabbimiz şöyle buyurur :

“ Şüphesiz ki 0 zikri biz indirdik biz. Ve Onun koruyucusu da elbette ki biziz. “

 Hicr : 9.Ay 

“ Onlar kendilerine gelen Kur’anı inkar ettiler. Halbuki 0 eşsiz bir kitaptır. Ne önünden ne de arkasından Onun hükmünü boşa çıkaracak bir söz gelmez. 0, hüküm ve hikmet sahibi çok övülen Allah tarafından indirilmiştir. “ 

Fussilet : 41 – 42.Ay 

Kur’an, diğer peygamberlerin çoğunda olduğu gibi, sadece Muhammed Mustafa’nın kavmine inen bir kitap da değildir… Allah’u Teala onu  bütün insanlığa tebliğ edip duyurması için indirmiştir…  Yani bu yönüyle de Kur’an diğer kitaplardan apayrı bir özelliğe sahiptir…Diğer kitaplara gelince, Allah’ın bize haber verdiğine göre bu kitaplar, müntesipleri tarafından tahrife uğratılmıştır.

Kur’anı kerim, Yahudilerin kendi kitaplarında yaptıkları değişiklik ve tahrifatı şöyle anlatmaktadır :

“ Şimdi siz, onların size inanmalarını mı umuyorsunuz ? Oysa bunlardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra bile bile onu değiştirirler. “  Bakara : 75.Ay 

“ Yahudilerden öyleleri var ki, ( Kitaplarındaki bazı ) kelimeleri yerinden kaydırıp değiştiriyorlar… “ Nisa : 46.Ay 

Kur’anı kerim, Hıristiyanların İncil’de yaptığı tahrifi de bizlere şöyle anlatmaktadır :

“ Biz Hıristiyan’ız diyenlerden de söz almıştık, ama uyarıldıkları şeyden ibret almayı unuttular. Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara ne yaptıklarını haber verecektir. Ey kitap ehli, Rasulümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da vaz geçiyor. Gerçekten size Allah’tan bir nur ve açık bir kitap geldi. “  Maide : 14 – 15.Ay 

“ Onlardan öyleleri vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini   eğip bükerler ve ” Bu Allah katındandır ” derler. Oysa o kitaptan değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah’a karşı  yalan söylerler. “ Ali İmran : 78.Ay

Ehl’i kitabın kendi kitaplarında yaptığı tahrif ise genel olarak üç kısma ayrılmaktadır :

Birincisi : Sözü olduğu gibi bırakıp te’vil ederek manayı tahrif etmek şeklinde yapılmıştır… Kur’an buna şu Ayetle işaret ediyor :

“ Yahudilerin yaptıkları zülüm ve bir çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine temiz ve güzel şeyleri onlara yasakladık. Menedildikleri halde faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü  – işte böyle yaptık – “  Nisa : 160 – 161.Ay

Bu Ayeti celilede de işaret edildiği gibi Yahudiler, kitaplarında bulunan mevcut hükme rağmen çeşitli hileler yaparak insanların mallarını batıl olarak yemektedirler… Bununla da kalmayıp şöyle demektedirler :

Yahudiler kendi aralarında faiz alamaz, birbirleri ile olan ilişkilerinde de emanete riayet şarttır. Ama Yahudi olmayan biriyle olan ilişkilerinde faizin bir sakıncası yoktur, artı onun malını da yiyebilirsin. Onların bu çirkin halini Kur’an’ı kerim bizlere şöyle anlatmaktadır :

“ Kitap ehlinden öyleleri vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öyleleri de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başında beklemeden onu sana ödemez. Onlar : “ ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur “ dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar. “  Ali imran : 75.Ay

Bu gün ( tahrif ettikleri ) Tevrat’ta olan bir hükme göre, Yahudi ancak Yahudi komşusuna ve kendi dindaşına karşı dürüst davranmakla yükümlüdür. Yahudi olmayanın malını çalması, ona yalan söylemesi bir Yahudi için günah değildir.

Değerli kardeşlerim … ! sırası gelmişken ifade etmekte fayda vardır ; Bu aynen zamanımızdaki rafizi ve harici zihniyetine sahip olan bazı kimselerde de söz konusudur. Şöyle ki ; bu taifenin içerisinde de kendileri gibi düşünmeyen kimseleri kafir saydıklarından dolayı, mallarını gaspetmeyi ve onlara takiyye yapmayı helal saymaktadırlar.

İkincisi : Değiştirip ilaveler yaparak tahrif etme şekli. Bu şekildeki  ilave yoluyla yapılan tahrifin de bir çok örnekleri vardır.

Yahudiler Tevrat’a, Allah’ın indirmediği birçok hurafe türü şeyler ilave etmişlerdir. Onlardan bazıları, Allah’a iftira ve rasuller hakkında ağza alınmayacak derecede çirkin kelimelerdir… Bunlardan bir kısmını Kur’an’ı kerim bize şöyle anlatmaktadır :

“ Şüphesiz ki Allah “ Allah fakirdir, biz zenginiz “ diyenlerin sözlerini işitmiştir. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve onlara “ yangın azabını tadın “ diyeceğiz. Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdüğü şeylerin karşılığıdır. Allah kullarına asla zulmetmez. “ 

Ali İmran : 181 – 182.Ay 

“ Yahudiler : Allah’ın eli bağlıdır dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. “  Maide : 64.Ay

Tevrat’ta buna benzer ve hatta daha da çirkin bir çok  ifadeler bulmak  mümkündür.

Değerli kardeşlerim … ! Hıristiyanlar da kitaplarında tahrifler yapmışlardır. Onların İncil’de yaptıkları tahrif, Yahudilerin tahrifinden pek de aşağı değildir.

Mesela, İsa a.s’ın uluhiyeti ile alakalı problemleri ve aynı zamanda  teslis inançları. Yani ; – haşa – Allah’ın üç oluşu : Baba, oğul, Ruhu’l-Kudüs gibi şeyler, İncil’e yapılmış çirkin ilavelerdir… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :  

“ Allah ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir diyenler elbette kafir olmuşlardır. Oysa Mesih : Ey İsrail oğulları, benim Rabb’im ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin…… demişti. “   Maide : 72.Ay 

“ Allah üçün üçüncüsüdür diyenler, elbette kafir olmuştur. Oysa yalnız bir ilah vardır ve başka ilah yoktur….. “  Maide : 73.Ay 

“ Meryem oğlu Mesih, rasulden başka bir şey değildir. Ondan önce de rasuller gelip geçmiştir. Annesi de sıddıka idi. İkisi de – herkes gibi – yemek yerlerdi….. “

   Maide : 75.Ay 

“ Allah demişti ki : Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara : Allah’ı bırakarak beni ve annemi ilah edinin, dedin ?. İsa dedi ki : Haşa, sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ama ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybı bilen yalnız sensin sen !  “  Maide : 116.Ay 

Üçüncü tahrif şekilleri ise : Tamamen tahrif  edip gizlemek şeklinde olmuştur. Yani hem şeriatın hükümlerini gizlediler hem de Rasulün risaletini gizlediler… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :

“ Allah, kendilerine kitap verilenlerden “ Onu insanlara açıklayacaksınız ve onu asla gizlemeyeceksiniz “ diye söz almıştı da, onlar onu arkalarına    atıp umursamamışlar ve onu yok pahasına satmışlardı. Bu ne kötü bir alış veriş ! “

Ali İmran : 187.Ay

Rasulullah s.a.v’in risaletini gizlediklerini ise Rabbimiz şöyle haber vermektedir

“ Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar, ama yine de onlardan bir grup bile bile hakkı gizlerler. “  Bakara : 146.Ay 

“ Meryem oğlu İsa da : “ Ey İsrail oğulları, ben size Allah’ın gönderdiği bir Rasulüm, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir Rasulü müjdeleyici olarak geldim “ demişti. Fakat  – İsa’nın haber verdiği rasul – onlara apaçık deliller getirince : Bu apaçık bir sihirdir dediler.“  Saf : 6.Ay 

Ama ne yazık ki Allah’u Azze ve Celle’nin bu emirlerine rağmen ehli kitap Rab’lerine karşı asi olmuşlar ve açıklamakla emrolundukları hükümleri insanlardan gizlemişler ve Allah’ın Ayetlerini az bir pahaya satmışlardır.

Buhari ve Müslim’deki zikredilen şu hadisi şerifler, onların kendi kitaplarına karşı nasıl çirkin bir tutum içerisinde olduklarını bize açıkça anlatmaktadır.

“ … Abdullah İbn Ömer r.a dan. O şöyle dedi : Yahudi’ler Rasulullah s.a.v’e geldiler ve Ona kendilerinden bir adamla bir kadının zina ettiğini zikrettiler. Rasulullah onlara : Siz recim hakkında Tevrat’ta ne buluyorsunuz ?, buyurdu. Onlar : Biz zina edenlerin ayıplarını ortaya koyup teşhir eder ve onları bir de değnekle döveriz, dediler. Abdullah b. Selam onlara : Yalan söylediniz, Tevrat’ta recim – Ayeti – vardır, dedi. Bunun üzerine onlar Tevrat’ı getirdiler ve kitabı açtılar. Yahudilerden biri elini recim Ayetinin üzerine koydu ve ondan önceki ve sonraki Ayetleri okumağa başladı. Abdullah b. Selam ona : “ Elini kaldır “ dedi. 0 da elini kaldırınca recim Ayeti görülüverdi. Yahudiler : Ya Muhammed, Abdullah b. Selam doğru söyledi, gerçekten Tevrat’ta recim Ayeti vardır, dediler. Zinanın sabit olması üzerine Rasulullah s.a.v bu iki zinakarın recim edilmelerini emretti. Onlar da recim edildiler. Abdullah b. Ömer : Ben, onlar recim edilirken Yahudi erkeğini, kadına atılan taşlardan korumak için kadının üzerine meyleder halde gördüm demiştir. “

Buhari : 6841 – Ter : 6697 – Müslim : 1699 / 26

“ … Abdullah İbn Abbas r.a dan. O şöyle dedi : Sizler kitap ehli olanlara şeraitten nasıl herhangi bir şeyi soruyorsunuz ?. Halbuki Resulullah s.a.v üzerine indirilmiş olan kitabınız, kitapların en yenisidir. Sizler onu halis olarak ve içerisine hiçbir şey karışmamış olarak ukumaktasınız. Bu Kur’an sizlere, ehli kitap olanların Allah’ın kitabını tebdil edip değiştirdiklerini ve kitabı kendi elleriyle yazdıklarını ve bununla da az bir pahayı satın almaları için ; “ bu Allah katındandır “ dediklerini sizlere söylemiştir. Dikkat edin ! size gelmiş olan ilim, sizleri onlara soru sormaktan nehyetmektedir. Vallahi biz onlardan hiçbir kimseyi, size indirilmiş kitaptan size soru sorduklarını görmüş değiliz. “

Buhari : 16.c.7234.S

Değerli Müslümanlar … ! Kur’anın diğer Kitaplardan ayrıldığı bir başka yönü de ;  onun bütün İnsanların ve Cinlerin kitabı olmasıdır… Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

“ Bu – kitap – insanlara kurtuluş yollarını gösteren delillerdir ; inancı sağlam olanlar için de bir rehber ve bir rahmettir “  Casiye : 20.Ay 

“ 0 – Kitap – alemler için ancak bir öğüttür. “  Kalem : 52.Ay 

“ – Onlara – De ki : Ey insanlar ! ben sizin hepinize birden gönderilen elçiyim…“ 

A’raf : 158.Ay 

“ Hani cinlerden bir grubu, Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki : ” Kulak verin ; ” sonra bitirilince kendi kavimlerine  uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki : ” Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik ; bu kitap ki hakka ve doğru olan yola yöneltip iletmektedir. Ey kavmimiz, Allah’a davet edene icabet edin ve O’na iman edin ki ; günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azabtan korusun. Kim Allah’a davet edene icabet etmezse, artık o, yeryüzünde – Allah’ı aciz bırakacak değildir ve onun Allah’tan başka – velisi de yoktur. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.”  Aakaf : 29 – 30 – 31 – 32.Ay

“ ( ey Muhammed onlara ) De ki : ” Bana gerçekten şu vahyolundu : Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler : Doğrusu biz, büyük hayranlık uyandıran bir Kur’an dinledik. O Kur’an ki, gerçeğe ve doğruya yöneltip iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.”  Cin : 1 – 2.Ay

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Muhammedin nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi, Hıristiyan veya herhangi bir kimse beni işitir de sonra benimle gönderilen şeye iman etmediği halde ölürse muhakkak o, ateş ehlinden olur. “

Müslim : 153 / 240.N – Ahmed : 2 / 350 – 8397.n 

İşte bahsi edilen bu özellik, diğer peygamberlere verilen özelliklerden  ayrı bir özelliktir. Delillerin de açık ve net beyanlarından anlaşıldığı gibi Kur’an Rasulullah’a, muayyen bir kavme tebliğ edilmek üzere değil bütün insanlara tebliğ edilmek üzere indirilmiştir. Bilindiği gibi önceki kitaplar, muayyen toplumlara geliyordu.

Hulasa Kur’an, kıyamete kadar bütün insanlar üzerinde Allah’ın bir hüccetidir. Dolayısıyla Rabbimiz onu, insanların tahrif etmemeleri için korumuş ve Kıyamete kadar da korunmaya devam edecektir.

ÜMMETİN  KUR’ANA  KARŞI  SORUMLULUKLARI

Değerli kardeşlerim … !  elbetteki bu ümmetin Kitapları olan Kur’ana karşı bir çok sorumlulukları vardır … Yani bir çok cahil insanın zannetiği gibi sadece ; bu kitabın adı Kur’an ve bu Allah tarafından indirilmiştir, sözü ve inancı yeterli değildir.

1 – Kur’anın, bütün noksanlıklardan munezzeh olah Allah tarafından indirilmiş bir kitab olduğuna şeksiz şüphesiz iman etmeleri.

“ Ha mim. Bu kitap Rahman ve Rahim olan – Allah – tarafından indirilmiştir. “ Fussilet : 1-2.Ay

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفاً كَثِيراً

“ Onlar Kur’anı hiç düşünmüyorlar mı ? Eğer o Allah’tan başkası tarafından olsaydı, onda birbirine muhalif çok şeyler olurdu. “  Nisa : 82.Ay

2 – Bu kitabın, ihtilaf ve tezat şeyler içermekten, noksaklıktan ve içerisinde ihmal edilmiş şeylerin varlığından uzak olan bir kitap olduğuna iman etmeleri.

Basiretli bir müslümanın Kitabına karşı sorumluluklarından birisi de ; bu kitabın ihtilaf ve tezat şeyler içermekten, noksaklıktan ve içerisinde ihmal edilmiş bir şeylerin varlığından uzak bir kitap olduğunu bilmesi ve ona bu şekilde iman etmesidir… Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفاً كَثِيراً

“ Onlar Kur’anı hiç düşünmüyorlar mı ? Eğer o Allah’tan başkası tarafından olsaydı, onda birbirine muhalif çok şeyler olurdu. “  Nisa : 82.Ay

“ … İbnu’l As r.a dan ; Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’an, bir kısmı diğer bir kısmını yalanlamak için indirilmemiştir… “

 İbni Kesir   : 3.c.1171.s

3 – Kur’anın korunmuş ve kıyamete kadar da korunacak bir kitab olduğuna iman etmeleri.

Değerli kardeşlerim ! müslümanın kitabına karşı sorumlu olduğu bir diğer husus da ;  Bu Kitabıb kıyamete kadar Allah’ın koruması altında olacağıdır…

         Rabbimiz kerim kitabında bu teminatı şöyle zikreder :

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ   

“ Muhakkakki bu Zikri biz indirdik biz .Ve onu koruyacak olan da  elbette  yine biziz “   Hicr : 9.Ay 

 عن أبي هريرة رضى الله تعالى عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إني قد تركت فيكم شيئين لن تضلوا بعدهما كتاب الله وسنتي ولن يتفرقا حتى يردا علي الحوض

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : “ Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı, diğeri ise benim sünnetim. Bunlar havz’ın başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. }

Hakim Müstedrek : 1.c.193.s – Dare Kutni : 3.c.4525.n – Silsiletü’s Sahiha : 4.c.1761.n

Allah’u Azze ve Celle bu Ayeti celilesinde indirdiği zikrini koruyacağına kefil olmuştur… Dolaytısıyle Rabbimizin koruyacağına kefil olduğu bir şey de, kesinlikle içinden hiçbir şeyin zayi olmayacağına, ortadan kaybolmayacağına ve kıyamete kadar da ondan bir şeyin tahrif edilmeyeceğine delalet eder.

Eğer bundan başkası caiz olmuş olsaydı, haşa Allah’ın bu kelamı yalan, verdiği teminat da geçersiz olurdu. Bu ise kamil bir akla sahip olan hiç kimsenin düşünemeyeceği bir şeydir.

4 – Onu tilavet ederek ezberlemek, başkalarına öğretmek ve gereğince amel etmek.

“ Allah’ın Kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan Allah için gizli ve açık sarf edenler, asla zarar etmeyecek bir ticaret umarlar.“ 

Fatır : 29.Ay

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’anı okuyun ve onunla amel edin. Onu geçim kaynağı yapmayın “

                                                                                    Ahmed Müsned : 3 / 428 

“ … Osman r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir. “

Buhari : 11.c.5120.s 

5 – Ayetlerini tefekkür ve tedebbür etmek.

Müslümanın kitabına karşı sorumluluklarından bir diğeri de ; onun Ayet’lerinin üzerinde dikkatli bir şekilde durarak tefekkür ve tedebbür etmesidir… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ      

“ Onlar Kur’anı hiç tedebbür etmiyorlar mı ? – yani o kitabın Ayetleri üzerinde hiç düşünmüyorlar mı ? Onu idrak etmek, anlamak ve kavramak  için hiç çaba sarfetmiyorlar mı ? – … “  Nisa : 82.Ay

“ Şüphesiz bunda tefekkür eden bir toplum için Ayet’ler vardır. “ Rad : 3.Ay

6 – Helallerini helal haramlarını da haram kabul etmek.

“ Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden dolayı şu heIal şu haramdır demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz…. “ Nahl : 116.Ay 

“ Ey iman edenler, Allah’ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin… “  Maide : 87.Ay 

“ Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayanlarla….. savaşın. “  Tevbe : 29.Ay 

7 – Emirlerine uymak ve yasaklarından da kaçınmak.

“ İman edenler Rab’lerinden gelen hakka uymuşlardır… “  Muhammed : 3.Ay 

“ Eğer siz yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız… “  Nisa : 31.Ay 

“ Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse bu, Rabb’inin katında kendisi için iyidir….. “  Hacc : 30.Ay 

“ … İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Sakın bunları çiğnemeyin. Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse işte onlar zalimlerdir. “ Bakara : 187 – 229.Ay

8 – Misal ve geçmiş ümmetlerle ilgili kısaslarından ibret almak.

Müslümanın kitabına karşı sorumluluklarından bir diğeri de; onun misal lerinden ve geçmiş ümmetlerle ilgili kısaslarından ibret almaktır. Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :

“ Bu misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz…. “  Haşr : 21.AY 

“ Bu kıssayı – onlara – anlat, belki onlar tefekkür ederler…. “  A’raf : 176.aY 

“ And olsun onların – yani rasullerin – kıssalarında akıl sahipleri için ibretler vardır… “  Yusuf : 111.Ay

9 – Muhkem Ayet’leriyle amel etmek ve müteşabih olanlarına da olduğu gibi iman edip teslim olmak.

“ Müminler : – savaş hakkında – keşke bir sure indirilseydi ya dediler . Fakat muhkem  – yani hükmü açık – bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunan münafıkların sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. “  Muhammed : 20.Ay 

“ Kitabı sana 0 indirdi. Onun bazı Ayet’leri muhkemdir, bunlar Kitabın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fıtne çıkarmak ve kendilerine göre onları tevil etmek için onun müteşabih olan Ayetlerine uyarlar. Oysa onların tevilini Allah’tan başka kimse bilemez. İlimde yüksek payeye erişenler ise : Ona iman ettik, hepsi Rabb’imizin katındandır, derler… “ 

Ali İmran : 7.Ay

“ … Aişe r.anha şöyle demiştir : Rasulullah s.a.v :  “ Kitabı sana 0 indirdi. Onun bazı Ayetleri muhkemdir, bunlar Kitabın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fıtne çıkarmak ve kendilerine göre onları tevil etmek için onun müteşabih olan Ayetlerine uyarlar. Oysa onların tevilini Allah’tan başka kimse bilemez. İlimde yüksek payeye erişenler ise : Ona iman ettik, hepsi Rabb’imizin katındandır, derler… “ ALİ İMRA : 7 Ayetini okudu ve dedi ki : Ey Aişe ! Sen Kur’anın yalnız müteşabih Ayetlerine uyan dalalet ehli kimseleri gördüğünde, işte onlar Allah’ın bu Ayette isim ve sıfatlarını söylediği kimselerdir, artık hepiniz onlardan sakınınız. “

Buhari : 4547-Ter : 4246 – Ebu Davud : 4598.n

10 – Kur’anın koyduğu sınırları aşmamak. Yani hududunu çiğnememek.

Değerli Müslümanlar ! bilindiği gibi Rabbimiz kerim kitabında bir takım sınırlar çizmiş ve bunları ihlal etmemelerini de kullarına vazetmiştir… O  c.c şöyle buyurmaktadır.

“ Bunlar Allah’ın – koyduğu kanunlar ve çizdiği –  hudutlarıdır. Bunlara sakın yaklaşmayın. “  Bakara : 187.Ay 

“ İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır, onları çiğnemeyin. Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse işte onlar zalimlerin ta kendileridirler. “  Bakara : 229.Ay

“ Kim Allah’a ve Onun Rasulüne karşı gelir ve O’nun hududunu çiğnerse, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar ve onun için de alçaltıcı bir azap vardır. “ 

Nisa : 14.Ay 

11 – İnsanları, hidayet rehberi olan o kitaba davet etmek.

Müslümanların kitaplarına karşı sorumluluklarından bir diğeri de ; insanları ona davet etmek…. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

فَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُم بِهِ جِهَاداً كَبِيراً

“ Kafirlere boyun eğme ve bununla – yani Kur’an ile – onlara karşı büyük bir cihad et. “  Furkan : 52.Ay

“ Sen hikmet ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna davet et, onlarla en güzel şekilde mücadele et….. “  Nahl : 125.Ay 

“ İçinizde hayra davet eden, iyiliği emreden ve kötülüğü men eden bir topluluk olsun ; işte onlar felaha eren kimselerdir. “  Ali İmran : 104.Ay 

ÜMMETİN  KİTAPLARI  HAKKINDA  OLUMSUZ  TAVIRLARI 

Değerli kardeşlerim …! buraya kadar anlatmaya çalıştığımız şeylerin yanı sıra bir de bu ümmetin kitaplarına karşı olumsuz tavırlarından bahsedecek olursak, bununda inşaallah faydası olacaktır. Çünkü bir çoğumuzunda şahit olduğu gibi, bu ümmetin içerisinde kitaplarının gaye ve hedefini zedeleyen bir çok çirkin tavırları vardır.. Bunlardan bir tanesi ;

1 – Kur’anın gaye ve hedefini saptırarak onu sanki ölülerin kitabıymış gibi okumaları.

 Değerli Müslümanlar … ! bu konuda inananların en çirkin arızası ; bu kitabın gayesini ve hedefini saptırtan bu tür anlayışlar ve uygulamalardır… Yani ; Kur’an sanki ölüler için indirilmiş bir kitapmış gibi hareket etmeleridir.

Ne yazık ki bu gün Müslümanların içerisinde bulunduğu çirkin arızalardan birisi de budur… Yani gerek kabir ziyaretleri esnasında ve gerekse oralara uğramadan ölüler için Kur’an okuyup sevabını onlara gönderme adetleridir.

Bu konuda ne Allah’ın kitabında ve ne de Resulü’nün sünnetinde mesele ile alakalı hiçbir delilin olmamasına rağmen,inananların kısmı azamı bu yanlışın  içerisinde hayat sürmektedirler .

Halbuki Allah Rasulü s.a.v bir çok hadislerinde ölen bir kimseye nelerin fayda vereceğini ve kabir ziyaretinde de bir müslümanın nasıl hareket edeceğini açıkça uygulamış ve inananlara da bunu anlatmıştır… Allah Resulü s.a.v kabirleri ziyaret ettiği zaman şu duayı okurdu :

   السلام عليكم أهل الديار، من المؤمنين والمسلمين. وإنا، إن شاء الله، للاحقون   أسأل الله لنا ولكم العافية     

“ Esselamu aleykum ehled diyarı minel mü’miniyne vel müslimin. Ve inne inşaallahu le lahikun. Es elullahe lena ve lekumul afiyeh “

“ Ey mü’minlerin ve Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun. Allah dilerse muhakkak biz de sizin yanınıza geleceğiz. Allah tan bizlere ve sizlere afiyet dilerim “

Müslim : 3.c.975.n

Hatta Aişe validemiz Allah Resulü s.a.v’e : “ Kabirleri ziyaret edeceğim zaman onlara nasıl dua edeyim “ diyesorusorduğunda, Allah resulü s.a.v  ona şu duayı okumasını söylemiştir.

{ … Aişe r.a dan ……Resulullah s.a.v buyurdular ki : Cibril bana :

– Muhakkak ki Rabbin sana Baki – mezarlığı – ehline gidip  onlar için istiğfar etmeni emrediyor, dedi. Ben – Aişe’de – dedim ki :
– Ya Rasulallah ! onlar için nasıl dua edeyim ? . Resulullah s.a.v dedi ki : Şöyle de :

السلام عليكم أهل الديار، من المؤمنين والمسلمين. وإنا، إن شاء الله، للاحقون   أسأل الله لنا ولكم العافية    

“ Esselamu aleykum ehled diyarı minel mü’miniyne vel müslimin. Ve inne inşaallahu le lahikun. Es elullahe lena ve lekumul afiyeh “

“ Ey mü’minlerin ve Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun.Allah, bizden önce ölenlere ve bizden sonra öleceklere rahmet eylesin.Allah dilerse biz de sizlere kavuşacağız “

                                                                                                        Müslim : 3.c.974.n

Dolayısıyla, eğer kabirlerde Kur’an okumak caiz olmuş olsaydı … veya Kur’an okuyup da onun sevabını ölülere gönderme gibi bir şey dinimiz de caiz olmuş olsaydı,bunu Resulullah s.a.v mutlaka hanımına söylerdi. Çünkü,İslam’ın bu hususta bir kuralı vardır ki,o da 

تأخير البيان عن وقت الحاجة لا يجوز   

“  İhtiyaç anında beyanın tehiri caiz değildir  “

Yani, eğer ölüler için Kur’an okumanın onlara faydası olacak olsaydı bunu Allah Resulü s.a.v mutlaka söylerdi. Çünkü kendisine, kabirleri ziyaret etmek isteyen bir kimsenin orada ne yapacağı sorulmuştur.

Eğer Kur’an’a ve Sünnet’e az da olsa vukufiyetimiz olmuş olsaydı,  insana faidesi olmayacak bu gibi bid’atlerle uğraşmayacağımız gibi, bununla uğraşan kimselere de bunun tam zıddına bir çok delillerin olduğunu anlatırdık.

         Bakınız Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında ne buyuruyor :

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّاً وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ

“ Biz ona – yani Muhammed’e – şiir öğretmedik. Ki, ona yakışmaz da. O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Ki,onunla diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de azab sözü hak olsun. “  Yasin : 68 – 70.Ay

Ayet’i kerimeye dikkat edilirse,    لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّاً  “  … diri olanları uyarması için … “ ifadesiyle Kur’an’ın, dirilerin uyarılması için indirildiği anlatılmaktadır… Rabbimiz yine bir Ayet’i Celile’sinde şöyle buyurmaktadır :

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

“ O mubarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, Ayet’lerini düşünsünler ve akıl sahipleri de öğüt alsınlar. “  Sa’d : 29.Ay

Bu Ayet’i kerime de inandığını söyleyenlere açıkça şu anlatmaktadır ; Kur’an, akledebilen ve düşünebilen kimseler için inzal olmuştur. Dolayısıyla onun, düşünme, akletme ve  anlama hasleti elinden alınmış ölü kimselere okunması makul değildir.

Bununla beraber şunun da hiç unutulmaması gerekir ki, bu inanç ve amel Kur’an’ın gaye ve hedefine de terstir.

Çünkü Allah’u Teala Kur’an’ı kerimi, onunla amel edilsin diye göndermiştir. Yani o, ölülerin kitabı değil dirilerin kitabıdır.

Ölenlerin ise artık amelleri kesilmiştir. Onlar Kur’an’ı ne okuyabilirler ve ne de onunla amel edebilirler.

Onlar için okunan Kur’an’ın sevabı da onlara ulaşmaz. Meğer ki, Kur’an’ı kendisine öğrettiği kimse ola. Yani, bir kimse hayatta iken kime Kur’an öğretmiş ise,onun okumasından bir sevap kazanabilir. Çünkü bu şey, henüz hayatta iken kendisinin sa’yı gayretinden olan şeylerdendir… Çünkü Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي الْمَوْتَى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ

“ Ölüleri diriltecek, işledikleri amelleri ve geride bıraktıkları eserleri yazacak olan elbette biziz … “ Yasin : 12.Ay

مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا

“ Kim güzel bir işe aracılık ederse, onun da o işten bir payı vardır … “

Nisa : 85.Ay

{ … Cerir bin Abdullah r.a’dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim iyi bir çığır açar da o yolda yürünürse,o yolda yürüyenlerin sevabı kadar bu çığırı açan kimseye de ecir yazılır. Onların sevaplarından da bir şey eksilmez … }   

Müslim   : 3.c.1017.n – İbni Mace : 1.c.203.n

Hulasa, bu delillerin umum ifadeleri bizlere şunu anlatmaktadır : İster hayatta olsun ister ölü olsun, kim hayırlı bir işe vesile olmuş ise,o işten hasıl olan sevapların aynısını bu kimse de kazanacaktır.

Dolayısıyla,hayatta iken birilerine Kur’an öğretenler, o kimseler Kur’an okudukça sevap kazanacaklardır. İşte Kur’anın ölüye ancak bu şekilde faydası olur.

İbni Kesir r.h ;

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى  

“ İnsan için kendi çalışıp çabalamasından başka bir hasılatı yoktur. Çalışmasının karşılığı da mutlaka görülecektir. “ Necm : 39-40.Ay

Mealindeki Ayet’in tefsirini yaparken şöyle diyor : “ Yani başkasının günahı kişiye yüklenmediği gibi, kendi nefsi için kazandığı hariç, başkasının yapacağı sevaptan da yararlanamaz.

İbni Kesir devam ediyor ve diyor ki : Bu Ayet’i Kerime’den İmam Şafii r.h şu hükmü çıkarmıştır :

“ Ölüler için okunup, hediye edilen Kur’an’ın sevabı onlara kavuşmaz, çünkü okunan Kur’an onların ameli ve kazancı değildir. Bunun içindir ki Allah’ın Resulü s.a.v ölülere Kur’an okumayı ümmetine tavsiye etmemiş ve ne açık bir ifade ile ve ne de ima yolu ile de olsa, onlara  bu yolu göstermemiştir “

Bununla beraber, Sahabeden de bu hususta sahih bir nakil yoktur. Şayet bu hayırlı bir iş olmuş olsaydı, şüphesiz ki onlar bu hayırda bizleri geçerdi. – Yani onlar bizden önce bunu yaparlardı – Unutmayın ki,Allah’a yaklaştıran ameller ancak nas’la sabit olur. Bu gibi hususlarda ne kıyasla ve ne de şahsi görüşlerle hareket edilmez. “

İbni Kesir : 13.c.7554.s

Ölülere Kur’an okunmayacağının Sünnet’i seniyyeden delilleri ise şunlardır : 

عن أبي هريرة , أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : لا تجعلوا بيوتكم مقابر. إن الشيطان ينفر من البيت الذي تقرأ فيه سورة البقرة .

” … Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Muhakkak şeytan, içerisinde Bakara suresi okunan evden kaçar “

Müslim : 2.c.780.n – Tirmizi  : 5.c.3036.n – Ahmed  : 2 / 284-337   

… Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Evlerinizde Bakara suresini okuyunuz, oraları kabirlere çevirmeyiniz. }

                                                                                                      Beyhaki : 5 / 448 / 1056

Hulasa, ölülere faydası dokunsun diye Kur’an okumanın eğer dinimizde bir yeri olmuş olsaydı, Müslümanlara karşı çok şevkatli ve merhametli olan Peygamberimiz Muhammed s.a.v : 

Evlerinizde Kur’an okuyunuz ve Namaz kılınız, oraları kabirlere çevirmeyiniz.

diye nasihatte bulunmazdı… Çünkü, kabirler Kur’an okuma ve namaz kılma yeri değildir. Bunun içindir ki ; Hayatı boyunca defalarca kabirleri ziyaret eden Allah Resulü s.a.v, ne böyle bir şey yapmıştır, ne ümmetine böyle bir şey tavsiye etmiştir ve ne de ima ile de olsa buna işaret etmiştir… Kendisinin de hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi : 

{ Size cennet’e yaklaştıracak ne var ise onu açıklamışımdır. Ve yine size, cehennem’den uzaklaştıracak ne var ise onları da açıklamışımdır.}

       Mecmau’z Zevaid : 8.264.n – Silsiletü’s Sahiha : 4.c.1803.n – Hakim : 2.c.4.s

{  Ebu Zerr r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v bizi, hava’da kanat çırpan kuştan dahi malumat vemiş olduğu halde terk etti . }

İbni Hibban : 1.c.65.n – Ahmed : 5/162 – Taberani Kebir : 1647.n – Silsiletü’s Sahiha : 4.c. 1803.n

{  Ve yine bir hadislerinde Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Allah’ın size emredip de benim size emretmediğim hiçbir şey bırakmadım.Ve yine,Allah’ın size yasaklayıp da benim size yasaklamadığım hiçbir şey de bırakmadım. }

                                                                                            Silsiletü’s Sahiha : 4.c. 1803.n

 Artık bu delillerden sonra söylenecek tek söz  Allah, bu konuda problemi olan kimselere anlayış ve hidayet versin “  sözüdür.

2 – Onu geçim kaynağı yapmaları.

Değerli Müslümanlar ! bu konuda yine inananlar arasında arzı endam eden  en çirkin arızalardan birisi de ; bu kitabı okuyarak veya onu başkalarına öğreterek onu geçim kaynağı haline getirmektir.

Halbuki bu iş ; kur’anın gaye ve hedefine ters düşen bir iş olduğu gibi, Allah resulü s.a.v bunu hayatta iken yasaklamıştır.

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’anı okuyun ve onunla amel edin. Onu geçim kaynağı yapmayın. “

                                                                                    Ahmed Müsned : 3 / 428

“ … Resulullah s.a.v buyurdularki : Kim Kur’anı okur da onunla insanları sömürür ve onların mallarını yemeye vesile edinirse, kıyamet gününde yüzünün etleri dökülmüş olarak huzura gelir. “

Beyhaki : Feyzul Kadir : 8922.N

“ … Ebu’d-Derda şöyle dedi : “ Rasulullah s.a.v “ Her kim Kur ‘an talimine karşı ücret olarak bir yay alırsa, Allah ateşten bir yayı ona gerdanlık yapar “ buyurdu. 

Beyhaki : 6/126/11685 – Albani : S.Sahiha . 256.n

“ … Ubade b. Samit şöyle dedi : “ Suffe ehlinden bir takım insanlara yazı yazmayı ve Kur’an okumayı öğrettim. Onlardan bir şahıs bana ok atmak için bir yay hediye etti. Ben içimden, bu bir mal değildir. Onunla Allah yolunda ok atarım ; Rasulullah’a gideyim bunu ona sorayım dedim. Müteakiben Rasulullah’a geldim ve : Ya Rasulallah, kendilerine yazı ve Kur’an öğrettiğim kimselerden bir şahıs bana bir yay hediye etti. Bu bir mal değildir bununla  Allah  yolunda  ok  atarım  dedim.  Rasulullah  s.a.v : “ bunun sebebiyle ateşten bir halkanın boynuna  takılması seni sevindirir ise onu kabul et “ buyurdu.”

Ebu Davud : 3416 – İbni Mace :2157.n – Hakim : 2/41 Beyhaki : 6/125/11681- Silsiletü’s Sahiha : 256 

“ … Ubeyy ibnu Ka’b şöyle dedi : “ Bir adama Kur’an öğrettim. 0 da bana, bir yay hediye etti. Ben bunu Rasulullah’a zikrettim. Rasulullah s.a.v : “ Eğer o yayı alırsan ateşten bir yay alırsın “ buyurdu. Ben de onu geri iade ettim.

İbni Mace : 2158 – Beyhaki : 6/126/11684 – Albani : 1493-İrva 

“ … İmran bin Husayn r.a dan rivayet edilmiştir.İmran, Kur’an okuyan ve sonra da el açan bir okuyucuya rastladı ve bunun üzerine musibet anındaki okunan “ inna lillahi ve inna ileyhi raciun “ Ayeti okudu ve sonra şöyle dedi : Resulullah s.a.v den işittim, o buyurdu ki : “ Her kim Kur’an okursa, karşılığında Allah’tan dilesin. Çünkü ileride bir takım kavimler gelecektir ki, Kur’anı okuyacaklar ve bunu vesile edinerek insanlardan dileneceklerdir “

                                                                                           Tirmizi : 5.c.3083.n

“ … Ebu’ Derda r.a dan. Buyurdular ki : Mescidlerimizi ve Kur’an yazılarını süslerseniz yok olur gidersiniz. “

Camiu’s Sağir : 1/220 – 599.N – S.Sahiha : 1351.N 

Kur’an öğreten kimsenin hediye adı altında da olsa bir şey alması, bu babta zikredilen hadislerle yasaklanmıştır. Kur’an öğreten kimsenin talimine karşılık – ne adına olursa olsun – bir şey alması kendisine helal olmaz. İnsanlardan çoğu, Kur’an öğretimine  karşılık alınan ücretle, hastaya tedavi için okunan Kur’an’a bedel alınan ücreti birbirine karıştırıyorlar.

Şimdi bu olayda birincisi ; Rasulullah s.a.v’in ifadesiyle yasak olan bir şeydir. Yani Kur’an öğreten kimsenin bir şey alması kendisine helal olmaz.

İkinci husus ise düzgün anlaşılmıyor ; Eğer sahabelerin Kur’an okuyupta ücret taleb ettikleri konuya dikkatlice bakarsanız, burada kendilerine misafir oldukları o kavim, sahabelerin hakları olan ağırlamayı yapmıyorlar. Yani onları misafir ederek yedirip içirmiyorlar. Dolayısıyla onlar da misafir olarak hakları olan şeyi kendilerinden alıyorlar.

“ … Allah Rasulü s.a.v : “ … Bir kavmin kendilerine gelen misafiri ağırlamaları vaciptir. Şayet misafir etmezlerse, o misafirin kendisine takdim edilecek kadar hakkını alması caizdir. “ buyurmaktadır.

Müslim : 5.c.1727.n – Ebu Davud :4.c.3750 – 3752.n – Tirmizi : Ahmed : Hakim :

“ … Ebu Said el-Hudri şöyle tahdis etti : “ Rasulullah s.a.v’in ashabından bir topluluk bir sefere gittiler. Nihayet bunlar, Arap kabilelerinden bir kabilenin yanına konakladılar ve kendilerini misafir etmelerini onlardan talep ettiler. Kabile halkı bunları misafir etmekten imtina etti. Kabilenin reisi, – akrep veya yılan tarafından – sokuldu. Kabile halkı, reisin tedavisi için her şeyleriyle çaba harcadılar, fakat ona hiçbir şey fayda vermedi. Bunun üzerine kabile halkından bazıları : Sizin yanınıza konaklayan şu topluluğa gitseniz, belki onların yanında faydalı bir şey olabilir, dedi. Onlar sahabelerin yanına geldiler ve : Ey topluluk, reisimiz – akrep veya yılan tarafından – sokuldu. Tedavisi için her şeyimizle çaba harcadık, fakat ona hiçbir şey fayda vermedi. Sizin yanınızda  –  ona fayda verebilecek  –  bir şey var mı ? dediler. Sahabelerden bazısı : – ki bu Ebu Said’in kendisidir – Evet,dedi.Sonra vardı ve o kabile reisine Fatihatu’l kitab ile rukye yaptı. Bunun üzerine adam iyi oldu.Buna mukabil sahabiye bir bölük koyun verildi. Sahabi onu kabul etmek istemedi. Sahabelerden bazıları ise : Koyunları taksim ediniz dedi. Rukye yapan ise : Rasulullah’a gelip olan şeyleri kendisine haber verene kadar koyunları taksim işini yapmayın, bakalım Allah resulü bizlere neyi emreder dedi. sonra Rasulullah s.a.v’in yanma geldiler ve kendisine olayı zikrettiler. Bunun üzerine Rasulullah : “ Sana onun – Yani Fatiha’nın – rukye olduğunu bildiren nedir ? doğruya isabet ettiniz, onu taksim ediniz, sizinle beraber bana da bir sehim ayırın “ buyurdu.”

Buhari : 12.c.5762 – 5771.s – Müslim : 7.c.2201.n – Ebu Davud : 3418 – İbni Hibban 6112 Dare kutni 3/64/245 Beyhaki 6/124 Ahmed 3/2- 44 Albani 1556-İrva

                                    Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                       Tacuddin el Bayburdi