Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kur’an ve Sünneti anlamada Mantuk ve Mefhum kuralı

Değerli kardeşlerim şüphesiz ki Kur’anı ve Sünneti hakkıyla anlama konusunda bir çok kurallar vardır. Bunlardan bir tanesi de Mantuk ve Mefhum kuralıdır. 

Mantuk : Konuşma esnasında, cümleden anlaşılan manadır. Yani mantukun delaleti, konuşulan harflerin maddesinden ve lafızlarından oluşur.

Mefhum ise : Konuşma esnasında lafzın delalet ettiği manadır. Yani lafzın kasdettiği manadır.

“ Bizler, Kur’an’ın ve Sünnet’in hem mantukuna hem de mefhumuna muhatabız. Ama asıl mantuktur. Eğer mantuk hakkında bir mefhum – yani bir izah, bir beyan – mevzu bahis olursa, bu sefer mefhum mantuka mukaddemdir “

Bu kuralın sağlıklı bir şekilde anlaşılması için eğer daha açık ifadeler kullanacak olur isek, şöyle diyebiliriz ;

Ayet veya hadisleri okurken itibar edilmesi gereken husus zikredilen lafızdır. Ta ki başka bir karine ile “ bu kelimeden kasıt şudur “ denilirse, bu sefer itibar o mefhumadır.

Bunun başka bir ifade şekli ise şöyledir ; Kur’an ve Sünnette okuduğumuz Lafızdan kasdın ne olduğunu eğer başka bir Ayet veya Hadis – o lafızdan kasıt şudur – diye bir beyanda bulunursa, İşte bizim itibar edeceğimiz şey o Mefhum olmalıdır.

Örneğin ; “ Salat “ kelimesi arap luğatında kelime olarak dua manasınadır. Ve bu mana, bu kelimenin mantukudur. Ama bazı yerlerde bu kelimeye, karineler yardımı ile “ namaz manası yüklenmiştir “  dolayısıyla  bu yerlerde zikri geçen salat kelimenin mefhumu “ namaz “ olarak anlaşılmalıdır. Bunun Kur’an ve Sünnette bolca delilleri vardır.

         İkinci olarak Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Ey iman edenler ! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar da ellerinizi yıkayın. Başlarınızı da meshedin … “   Maide : 6.Ay

Bahsini etmeye çalıştığımız bu kural güzel anlaşılamadığından dolayı, tarihte olsun zamanımızda olsun – başı mesh hususunda – inananlar arasında ihtilaf söz konusu olmuştur. Kimileri demiş ki ; buradaki “ ba “ dan kasıt “ ilsak “ içindir. Yani bitiştirme, değdirme manasınadır. Dolayısıyla dokunsan da olur… Bu bilindiği gibi Şafiilerin görüşü.

Kimileri de demiş ki ;  buradaki  “ ba “  dan  kasıt “ ba’diyet “ manasınadır. Yani, başın bir kısmı meshedilmelidir…” Dörtte biri “ diyerek Hanefiler de bu görüşe sahib olmuşlardır.

Kimileri de ; tamamının mesh edilmesini söylemiştir. Bu da İmam Malik’in görüşüdür. Ki, isabet etmiştir. Ve tabiî ki Malikilerin bu konuda isabet etmeleri, Ayette zikri geçen o mantuka, hedislerle yüklenen mefhumdan dolayıdır.

Hulasa Ayet’i kerimede zikri geçen “ mesh “ kelimesinin mantuku dokunmaktır. Ama bu dokunmanın şekil ve şemalini beyan eden şu hadisi şerif ise, bu kelimenin mefhumu olmuştur. Yani, mesh’ten kastın başın tamamının yapılmasıdır.

{ … Bir adam Abdullah ibni Zeyd’e gelip – ki bu adam Amr b. Yahya’nın dedesidir – : ” Rasûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in nasıl abdest aldığını bana gösterebilir misin ? ” diye sormuş. O da ” Evet ” demiş. Bunun üzerine – bir mıkdâr – su istemiş. – Râvî der ki – ellerine su döktükten sonra iki kere yıkadı. Sonra üç def`a ağzını çalkalayıp burnuna su verdi. Sonra yüzünü üç kere yıkadı. Sonra ellerini dirseklerine kadar ikişer def`a yıkadı. Sonra iki eliyle – bütün – başını mesh edip her iki elini ileri geri götürdü. ( Oradan da ) başladığı yere getirdi. Ondan sonra da ayaklarını yıkadı. }

                                                                                                     Buhari : 1.c.328.s

Dolayısıyla zikri geçen Ayet’in manası ; “ Ey iman edenler ! Namaza kalkacağınız zaman …yüzlerinizi ve dirseklere kadar da ellerinizi yıkayın. Başlarınızı da komple meshedin … “ demektir.

Allah’u  Azze ve Celle  yine  biraz önce zikretmiş olduğumuz Abdest Ayet’inin  bir kısmında şöyle buyurmaktadır :

 أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء 

“ … Veya kadınlara dokunmuş iseniz … ”  Maide : 6.Ay

Yani, “ Ey iman edenler ! … Eğer cünüpseniz temizlenin. Hasta, yahut yolcu iseniz, yahut biriniz ayak yolundan gelmişse, yada kadınlara dokunmuş ve su bulamamış iseniz, bu durumda temiz bir toprakla teyemmüm edin  … “ buyurmaktadır.

Yine bu Ayet’i celileden hareketle kimileri ; buradaki  “ lems “ den kasıt  “ hakiki manadaki dokunmaktır “ demiş ve bir erkeğin kadına dokunmasıyla abdestinin bozulacağını söylemişlerdir… Kimileri de ; hayır ! “ Karine bulunursa lafız hakiki manasından mecaza aktarılır “ ve bunun karinesi de :  

“ Ey iman edenler ! inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız …… ”  Ahzab : 49.Ay

Ayetidir, demişlerdir… Dolayısıyle buradaki  “ dokunmaktan “ kasıt, cimadan kinayedir.

Hulasa bu meselede zikri geçen mesh kelimesinin mantuku  dokunmak. Bunun mefhumu ise cima’dır. – yani cinsel ilişkidir –  Çünkü biraz önce de ifade edildiği gibi :

“ Karine bulunursa lafız hakiki manasından mecaza aktarılır “ demiştik. Ve bunun karinesi de :  

“ Ey iman edenler ! inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız … “ Ayet’i kerimesi olduğu gibi, Aişe validemizden rivayet edilen şu hadisi şeriftir :

{ … Aişe r.a’ya Abdullah ibnu Zübeyr gelir  ve der ki : ” Ey mü’minlerin annesi, Allah Rasulü s.a.v. hanımlarından bazılarına dokunup abdest almadan gidip namaz kılar mıydı ?   Bunun üzerine Aişe validemiz tebessüm ederek ” O hanımlarını öper ve abdest almadan namaz kılardı  diyerek cevap verir. }

İbni Mace : 2.c.502.n – Tirmizi :  1.c. 86.n – Ebu Davud : 1.c. 178.n

Rabbimiz yine kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ

” … Yiyinîz – içiniz, ta ki fecrin siyah ipliği beyaz ipliğinden ayırd edilinceye kadar… “  Bakara : 187.Ay

Bu Ayet’i kerime inince, Adiy İbnu Hatem denilen sahabi, Ayet’in mantukuna bakarak gerçekten bir siyah iplikle bir beyaz iplik olarak ramazan gecesinde en son yenilecek vakti tayin etmeye kalkışır. Adiy İbnu Hatem bir karışıklık hissedince, meseleyi Allah resulü s.a.v’e sorar. Rasulullah s.a.v de şöyle buyururlar :

– Bu senin anladığın manada değildir, buradaki beyaz iplik ile siyah iplikten maksat, gecenin karanlığı ile gündüzün beyazlığıdır. “

Buhari : 4.c.1780.s – Müslim : 3.c.1090.n

Bu Ayeti celilede de bahsi edilen “ beyaz iplik ile siyah iplik “  Ayetin mantuku, “ gecenin karanlığı ile gündüzün beyazlığı “ ise Ayetin mefhumudur, yani kastıdır.

Allah’u Teala yine bir Ayet’i celilesinde şöyle buyurmaktadır :

الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَـئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ

”   İman edip de, imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya, işte onlar emniyette olanlardır  “  En’am : 82.Ay

Bu Ayet’i kerime de nazil olduğunda, sahabe zulmün bütün çeşitlerini göz önünde bulundurarak bundan dolayı bayağı korkmuşlardı. Hatta bazıları :

– Ya Rasulullah hangi birimiz nefsine zulmetmemiştir ki ? dediler. Allah Rasulü s.a.v ise onlara :
– Buradaki zulüm sizin  anladığınız manada bir zulüm değildir. Buradaki zulüm şirk’tir, diyerek şu Ayet’i celileyi okumuştur :

“ Allah’a ortak koşmak şüphesiz ki büyük bir zulüm’dür “

Buhari : 9.c.4355.s

Bu Ayeti celilede de bahsi edilen “ Zulüm “ Ayetin mantuku, “ şirk “ise Ayetin mefhumudur, yani kasdedilen şeydir.

Hulasa bu anlamda zikredilecek daha bir çok örnekler verilebilir, ama anlayana azın faydası çoktur, anlamayana da çokun faydası yoktur, kuralından hareketle bu kadarı ile iktifa edebiliriz.

Dolayısıyla son olarak şunu diyebiliriz ki ; Mantuk ve mefhum kuralı  istenildiği manada eğer öğrenilir ise, Kur’an’ı ve Sünneti anlamada çok önemli bir mesafe katedeceğimiz gibi, ihtilafları halletmede de yine bu kural bizim için çok ciddi bir ölçü olacaktır.

                                 Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                     Tacuddin el Bayburdi