Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Abidi Muvahhid yapan önemli bir kaide

Abidi Muvahhid yapan önemli bir kaide

Değerli kardeşlerim … ! Şunu aklınızdan asla çıkarmayınız ki, Abid ile Muvahhid arasında büyük bir fark vardır.

Abid ; ibadet eden, Muvahhid ise ; ibadetlerinde Allah’ı birleyip Tevhid edendir… Dolayısıyla Her Muvahhid Abid’tir, ama her Abid Muvahhid değildir.

Bununla beraber şunuda asla unutmayınız ki ; Allah şirk koşan her kul bir Abid’tir… yani ibadet edendir… Allah’a şirk koşması ise, ibadetlerinde Rabbini birleyememesidir.

Muvahhid de Allah’a ibadet edendir … ama ona Muvahhid denmesi, ibadetlerinde Allah’ı birleyen, O’na şirk koşmayan Tevhid ehli bir kul olmasından dolayıdır.

Değerli kardeşlerim … ! unutmayınız ki Allah’ın kullarından istediği şey sadece ibadet etmeleri değildir… Onlardan istediği, ibadet etmeleri ama ibadetlerinde kendisine hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır…

Rabbimiz bu konuda kerim kitabında şöyle buyurmaktadır. 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

“ Ben, Cinleri ve İnsanları sadece bana ibadet etmeleri için yarattım. ”       Zariyat : 56.Ay.

Diğer bir Ayeti Celilesinde ise :        

…… وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً

“ Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın ”     Nisa : 36.Ay.

İşte bu iki Ayeti kerime bizlere, insanlığın sadece ve sadece Tevhid için yaratıldığını haber vermektedir.

Birinci Ayeti kerimede insanoğlunun sadece Allah’a ibadet etmeleri için yaratıldığını, ikinci Ayeti Kerimede ise, ibadetlerinde hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamaları istenmiştir kendilerinden… İşte bunun adı Tevhid’tir değerli kardeşlerim… Dolayısıyle bu iki Ayeti celilenin manası ;   “ Ve ma halaktu’l cine ve’l inse illa liyu vahhidun “

“ Ben, Cin’leri ve insanları sadece ve sadece beni Tevhid etsinler diye yarattım “ 

Dolayısıyla her kim Allah’ın üzerindeki hakkı olan Tevhidi  gerçekleştirmek isteyorsa, bu konuda Tevhidin olmazsa olmaz kuralı olan “ İsbat ve Nefy “  kaidesini çok iyi bilmesi ve ona uygun hareket etmesi gerekir… Ta ki Allah’ın üzerindeki hakkı olan Tevhidi yerine getirmiş olsun.

Bu kural gereği bilinmesi gereken en önemli şey ; Allah için isbat edilen bir şeyin, mahlukatından nefyedilmesidir.

Bu ne demektir … ? veya bunu nasıl anlamamız gerekir … ? derseniz eğer, bir örnekle bunu şöyle anlatmamız mümkündür ;

“ Allah’ı yaratıcı olarak kabul ettikten sonra,  artık O’ndan başka yaratma olayını hiçbir mahlukun  gerçekleştiremeyeceğini kabul etmek demektir. “

Burada ; “ Allah yaratıcıdır ” sözü ve inancı ile, “ Allah’tan başka yaratıcı yoktur ” sözü ve inancı birbirinden çok farklı şeylerdir… Dolayısiyla bu iki şeyin birbirinden ayırt edilmesi gerekir.

“ Allah yaratıcıdır ” sözü ve inancında isbat, “ Allah’tan başka yaratıcı yoktur ” sözü ve inancında ise isbat ve nefy bir arada bulunmaktadır.

Bu aynen ; Tevhidin kısa ve öz ifadesi olan la ilahe illallah cümlesindeki gibidir… Yani, “ Allah ilah’tır ” sözü ve inancının delaleti ile, “ Allah’tan başka ilah yoktur ” sözü ve inancının delaleti bir birinden çok farklı şeylerdir…

Çünkü, “ Allah ilah’tır “ sözü, Allah’tan başka ilahları reddetmez. Halbuki la ilahe illallah ifadesi, ilahlığı sadece ve sadece Allah’a has kılıp, O’nun dışındaki sahte ilahları reddeder…  

Öyleyse ey Müslüman … ! Unutmaki bu kaide, Tevhidi gerçekleştirmen için gerek Allah’ın Rububiyeti ile alakalı konularda olsun, gerek O’nun isim ve sıfatları ile alakalı konularda olsun ve gerekse Allah’ın Uluhiyeti ile alakalı konularda olsun, mutlaka takip edilmesi gereken  ciddi bir kaidedir… Bu kural çerçevesinde hareket etmediğin sürece asla Muvahhid olamazsın …

= Allah’ın öldüren ve dirilten olduğunu kabul edip, O’ndan başka hiç bir varlığın da öldürme ve diriltme gücüne sahip olmadığını kabul etmen gerekir ki, O’nu bu konuda Tevhid edip Muvahhidlerden olasın …

= Kainatı idare edenin Allah olduğunu kabul edip, O’ndan başka hiçbir yaratığın da idarede en ufak bir tasarrufunun olmadığını kabul etmen gerekir ki, O’nu bu konuda Tevhid edip Muvahhidlerden olasın …

= Gökten yağmuru ve karı yağdıranın Allah’u Azze ve Celle olduğunu kabul edip, bu hususta hiçbir kimsenin de kar ve yağmur yağdırma gücüne sahip olmadığını kabul etmen gerekir ki, O’nu bu konuda Tevhid edip Muvahhidlerden olasın …

= Kendisine ibadet edilecek tek ilahın Allah olduğunu kabul edip, O’ndan başka da   Yerlerde ve göklerde ibadete layık hiçbir şeyin olmadığına inanman gerekir ki,  Allah’ı bu konuda Tevhid edip Muvahhidler sınıfına giresin …

= Gaybın aliminin Allah’u Azze ve Celle olduğunu kabul edip, bu hususta yerlerde ve göklerde hiçbir kimsenin de gaybı bilemeyeceğine inanman gerekir ki, O’nu bu konuda Tevhid edip Muvahhidlerden olasın …

= Kulun bütün ihtiyaçlarını giderenin Allah olduğunu kabul edip, bu hususta hiçbir varlığın da yardım edemeyeceğine inanarak, başkalarından bir şeyler istememen gerekir ki, O’nu bu konuda Tevhid edip Muvahhidlerden olasın …

Hulasa, zikri geçen üç ana başlıkta Tevhidi gerçekleştirmek isteyen bir kul, mutlaka İsbat ve Nefy kaidesi çerçevesinde hareket etme mecburiyetindedir… Yani, Rabbi için isbat ettiği bir şeyi, mutlaka mahlukatından da nefyetmelidir.

Bunun başka bir ifade şekli ise ; Rabbi için neyi kabul etti ise, onu mahlukatından mutlaka reddetmelidir…



ALLAH’I BİLMEK FARKLI BİR ŞEY … O’NU BİRLEMEK İSE DAHA FARKLI BİR ŞEYDİR 

 

Değerli kardeşlerim … ! Bu konuyu daha güzel anlamak için, farklı ifadelerle şöyle bir kaideden de bahsedebiliriz ; “ bilmek ve birlemek “ kaidesi…  

Bu kural gereği de aynı şekilde “ Allah’ı bilmek ile O’nu birlemek “ birbirinden çok farklı şeylerdir… Dolayısıyla Muvahhid olmaya talip bir kul, özellikle ve öncelikle Allah’ı bilmenin ayrı bir şey olduğunu, O’nu birlemenin ise daha ayrı bir şey olduğunu çok iyi bilmesi gerekir…

Örneğin ;  bir insan öldürenin ve diriltenin Allah olduğunu … Kainatı idare edenin Allah olduğunu … Yerden ve Gökten mahlukatı rızıklandıranın Allah olduğunu … Yağmuru yağdıranın Allah olduğunu … Gaybı bilenin Allah olduğunu … İbadetin Allah’a yapılacağını … Yardımın Allah’tan isteneceğini …  bilebilir…

Ama unutmayalım ki bunları bilmek, Tevhidi gerçekleştirmek için yeterli değildir. Kul’dan istenen şey ise bilmesi değil, bu konularda Rabbini birlemesidir… Dolayısıyle kafamıza şunları güzelce yazmamız gerekir ;   

= Allah’ın öldüren ve dirilten olduğunu kabul etmek, bilmektir… O’ndan başka hiç bir varlığın da öldürme ve diriltme gücüne sahip olmadığını kabul etmek birlemektir. 

= Kainatı idare edenin Allah olduğunu kabul etmek bilmektir… O’ndan başka hiçbir yaratığın idare de en ufak bir tasarrufunun olmadığına inanmak da birlemektir. 

= Gökten yağmuru ve karı yağdıranın Allah’u Azze ve Celle olduğunu kabul etmek bilmektir… Bu hususta hiçbir kimsenin kar ve yağmur yağdırma gücüne sahip olmadığına inanmak ise birlemektir. 

= Gaybın sahibinin Allah olduğunu kabul etmek bilmektir… O’ndan başka hiçbir yaratığın gaybı bilmediğine inanmak ise birlemektir… 

İşte Tevhid budur…

                              Vel hamdu lillahi rabbil alemin

Tacuddin el Bayburdi