Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Taziye nasıl yapılır ve Taziye evinde Kur’an okur mu ?

SORU … : Hocam malumunuz yakınları ölen kimseleri ziyarete gittiğimizde ” Başınız sağolsun “ şeklinde taziye ifadesi kullanıyoruz … Bunun söylenmesinde bir sakınca var mı, veya sünnette olan şekli nasıldır, bunu izah ederseniz çok memnun olurum… Allah şimdiden razı olsun…

CEVAP … : Değerli kardeşim bilindiği gibi bu gibi durumlar Allah Rasulü s.a.v döneminde de vuku bulan şeylerdi… Yani onlar döneminde de ölüm vakaları olup ve birbirlerini taziye için ziyaret ederlerdi…

Ama onlardan hiç birinin taziye anlamında birbirlerine ” Başınız sağolsun “ şeklinde bir ifadesine şahsen ben hiç rastlamadım …Hatta işin ilginç tarafı bu ifade sanki ; “ aman önemli değil yeterki senin başın sağolsun, boş ver öleni “ der gibi bir anlam sergiliyor…

Halbuki her konuda olduğu gibi bu konuda da Allah Rasulü s.a.v ve etrafındaki sahabesi bizim için örnektir… Onlar bu gibi durumlarda ne yaparlardı, veya birbirlerini taziye için ziyaret ettiklerinde neler söylerlerdi, buna bakmak gerekir…

Allah Rasulü s.a.v’in cenazesi olan kimselere taziye ifadesi  şöyledir :

لْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ    إِنَّ ِللهِ ماَ أَخَذ َ، وَلَهُ ماَ أَعْطىَ وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمًّى ،

“ Muhakkak ki aldığı Allah’ındır, verdiği de O’nundur. O’nun katında her şeyin muayyen bir eceli (sonu) vardır. Sabret ve karşılığını Allah’tan bekle “

Buhari : 3/120-122 – Müslim : 3/ 39 – Ebu Davud : 2/ 58 – Nesai : 1/263 – İbn Mace : 481 – Beyhaki : 4/65-68- 69 – Ahmed : 5/ 204-206-207

Veya da şöyle söylüyorlardı :  

 أَعْظَمَ اللهُ أَجْرَكَ، وَأَحْسَنَ عَزاَءَكَ وَغَفَرَ لِمَيِّتِكَ

“ Allah ecrini büyük, sabrını güzel eylesin ve ölünü bağışlasın.”

Nevevi el-Ezkâr : s.126.

İşte bizler için örnek ve önder olan Allah Rasulü s.a.v’in taziye ifadeleri böyleydi. Dolayısıyla bizde taziye ortamlarında, ( örfümüzde, adetlerimizde kullanılan sözler ile değil ) Allah Rasulü s.a.v’in kullanmış olduğu sözlerle taziye yapmalıyız…

SORU … : Peki Hocam bu tip yerlere gittiğimiz zaman bizlere Kur’an okutmak istiyorlar…  Ve Malumunuz ( sizlerden öğrendiğimiz şekliyle ) ölüye Kur’an okuma adeti de sünnette sabit değil… Bizim buralarda nasıl hareket etmemiz gerekir … ? Bu konuda da kısa bir izah yaparsanız çok memnun oluruz…

CEVAP … : Değerli kardeşim dediğiniz gibi cenaze evlerinde ölüye Kur’an okuma adeti çok yaygın bir adet haline gelmiştir… Bununda dinden olduğuna inanır hatta bazı zayıf ve uydurma haberleri de kendilerine delil alırlar … Halbuki ölen kimselerin ardından ne taziye yerinde, ne de kabirlerde Kur’an okumak ( sevabını ona yollamak ) diye bir şey yoktur … Yani dinden zannedilen bu uygulamanın Kur’an ve Sünnete yeri yoktur…

Bu tip yerlerde ( bizden Kur’an okumamızı istedikleri zaman ) ne yapmamız gerekir sorusuna gelince, benim şimdiye kadar edindiğim tecrübelerime dayanarak diyorum ki ;

“ … Bilindiği gibi bu tip ortamlar genellikle gözlerin yaşardığı, kalplerin yumuşadığı hassas ortamlardır… Bundan dolayı size teklif edilen Kur’an okuma işini daha farklı bir şekilde gündeme getirebilirsiniz… Yani Yine Kur’an okursunuz, ama bunu onların anlayacağı dilde yaparsınız … ! Nasıl mı … ?

Mesela ; Aynı kitabın içerisinden Ölüm ve ahiret ile alakalı Ayetleri okuyarak bununla o ortamda her insanın mutlaka tadına bakacağı ölüm hakikatini anlatmaya çalışabilirsiniz… Yani şunu dersiniz ;

Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki insan oğlu aldığı her nefes ve attığı her adımla  acı bir gerçeğe doğru hızla yaklaşmaktadır.

O gerçek ki ; Hiç kimsenin inkar etmediği ve sırası geldiğinde de mutlaka tadına baktığı ölüm gerçeğidir.

Kendisinden kaçışın imkânsız olduğu bu gerçeği, Allah Rasûlü s.a.v şöyle misallendiriyor  :

“ Ölümden kaçanın misali, yeryüzünün kendisinden borcunu istediği tilkinin misali gibidir. Yeryüzü borcunu isteyince, tilki çıkıp kaçar, yorulup uykusuzluk iyice bastırınca yuvasına iner. Yeryüzü tekrar ona : “ Ey tilki alacağımı ver ” der. Tilki yine süratle ininden çıkar kaçar. Böyle koşmak ta devam eder de sonun da boynu kırılır ve ölür. “

                                                 Taberani Kebir.İbni Kesir.13.7448.s

Yani ölümden kaçış imkânsızdır… Mutlaka bir gün tilkinin misali ölüm bizi ve sizi yakalayacaktır… Rabbul izzetin Kerim kitabında buyurduğu gibi  :

“ Bir gün  ölüm sekerâtı gerçekten gelirki işte bu senin ta önceden beri kaçıp durduğun şeydir. ”   Kaf : 19.Ay

         Ama unutmaki hey insan :

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ

“ … Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır … ”   Ali İmran : 185.Ay

Sen her ne kadar bundan hoşlanmasanda, her ne kadar kaçsan da, ölüm mutlaka gelip seni ve beni bulacaktır… Hatta :

“ ….. Tahkim edilmiş sağlam kaleler içerisinde olsanız bile, yine ölüm gelip sizi bulacaktır ”    Nisa : 78.Ay 

         Çünkü bize, ölçülüp biçilmiş, tayin ve takdir edilmiş bir süre verilmiştir…

Bu süre bitince artık :  “ Ne bir an geri bırakılırsınız, ve ne de bir an ileri gidebilirsiniz. ”  Nahl : 61.Ay

Artık o an kaçacak bir yerin olmadığı gibi, o anı, bir saniye olsun bile erteleyecek hiç kimse olmayacaktır…

Öyleyse, Allah Rasûlü s.a.v’in şu buyruğuna iyi kulak verelim : “ … Şüphesiz ki ölüm çok korkunç bir şeydin……… ”

                                                                                     Müslim : 3.960. N

Dolayısıyle yine Allah Rasulü s.a.v’in buyurduğu gibi  : “ … Ağızların tadını  tarumar eden o ölümü sık sık anın… “

                                                                                  Tirmizi :4.2409.n

Yani, bir gün tadına bakacağınız o ölümü aklınızdan sakın çıkarmayın… Onu hiç unutmayın… Unutmayın ki ; kendinize çeki düzen veresiniz… Unutmayın ki, hayatınıza çeki düzen veresiniz …  Ve yine onu sürekli hatırınızda tutun ki, yığıp biriktirdiklerinize ona göre değer veresiniz ……… Ve devam eder yine dersin ki : 

Değerli kardeşlerim … ! unutmayınız ki fefat eden arkadaşımız – ablamız, abimiz her kimse – birkaç saat önce aramızda olan biriydi… O da bizim gibi nefes alıyordu, konuşuyordu ve yiyip içiyordu… Ama o aramızdan ayrıldı artık … O şimdi bunların hiç birini yapamıyor… Nefes alamıyor, Yiyip içemiyor, Yığıp biriktirdiklerini sayamıyor,  o en çok sevdiklerini de artık göremiyor …

Ama şunu asla unutmayınız ki ; bu kimse ( iyi veya kötü ) ne yaptıysa onunla beraber gitti… Belki de yaptıklarından pişman olduğu bir çok şeyler vardı… Veya belki de ahh keşke şunu şunu da yapsaydım ne güzel olurdu dedikleri çok şey de vardır… Ama ne derse desin artık o arkadaşımız için her şey bitti ve bütün imkanlar da elinden alındı …

Kardeşler … ! şüphesiz ki onu gelip bulan ölüm,  birgün de bizi gelip bulacaktır… Ama bizim için güzel olan bir şey var ki ; henüz hayat sermayesi elimizde… Dolayısıyla ölüm gelip bizi bulmadan, ( bu olaydan ibret alıp ) kendimize çeki düzen verebiliriz … Bazı şeylerden pişman olup geri dönebiliriz… Yapmamız gereken güzel şeylere sarılabiliriz .

                                                                                          Tacuddin el Bayburdi