Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Kulun gayesi Devlet değil Tevhid’tir

 Değerli Müslümanlar … ! unutmayınız ki Allah’u Azze ve Celle’nin kulları üzerindeki en büyük hakkı Tevhid’tir. Ve onları sadece ve sadece bunun için yaratmıştır…

         Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

وَمَاخَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُو

“ Ben cinleri ve insanları sadece ve sadece bana ibadet etsinler diye yarattım ”   Zariyat : 56.Ay  

وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئاً  

“ ….. Allah’a ibadet edin O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın ……. ”             Nisa : 36.Ay.                                                                                                                                                        

         Bu Ayeti kerimelerde anlatıldığı gibi insanoğlunun bu aleme gönderiliş gayesi, Allah’a ibadet etmek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamak içindir… Yani diğer ismiyle Tevhid’tir…

         Allah Rasulü s.a.v de bir hadisi şeriflerininde, insanlığın tevhid için yaratıldıklarını ve bunun da, Allah’ın kulları üzerindeki en büyük ve en önemli hakkı olduğunu bildirmiştir :

“ … Muaz İbn Cebel r.a dan, şöyle demiştir : Ben bir seferde peygamberin bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde  Peygamberin terkisinde idim. Peygamber  s.a.v bana  :

– Ya Muaz ! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı  ve kulların  da  Allah  üzerinde  ki hakkı nedir bilir misin ? Diye sordu. Ben de :

– Bunu Allah ve Rasulü en iyi bilendir, dedim. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :

– Allah’ın  kulları üzerindeki hakkı O’na ibadet edip ve hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı dakendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir … “      Buhari : 6.c.2690.s – Tirmizi : 4.c. 2781.n                                                                                            

         Öyleyse hiç unutmamamız gerekir ki, kulun görevi tevhidi gerçekleştirmektir. Onun gayesi bu olmalı ve bütün gayelerden de uzak durmalıdır.

         Değerli kardeşlerim … ! unutmayalım ki Tevhid, korkuların emniyete çevrilme ve yeryüzünün hakimi olma vesilesidir… Yani Kullar Allah’a hakkıyla kulluk eder ve bu kulluklarında O’na hiçbir şeyi ortak koşmazlar ise, Allah onları yeryüzünün hakimi kılacağını vadetmektetir.

       Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْناً يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئاً وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

“ Allah, içinizden iman edenlere ve salih ameller işleyenlere va’detmiştir : Onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. – Bunu hak eden o – kimseler ki, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. ”      Nur : 55.Ay. 

         Öyleyse basiretli bir Müslüman, kendi görevini bırakıpta – zamanımızdaki arzı endam eden şekliyle – gayri İslami uğraşlar peşinde koşmamalıdır… Yani tevhidi gerçekleştirmek için çırpınması gerektiği yerde, İslam devleti kuracağım diye üzerine lazım olmayan çaba içerisine girmemelidir… Çünkü az önceki Ayeti celilede de görüldüğü gibi kulun vazifesi Tevhidi gerçekleştirmek, Rabbimizin bu konudaki va’di de tevhidi gerçekleştiren muvahhid kullarına devlet vermektir… Yani anlayacağınız biri kulların yapmaları gereken iş, diğeri ise Rabbimizin yapacağı iştir.

         Eğer sen tutar kendi işini bırakıpta Allah’ın işine burnunu sokarsan, inan Allah’u Teala senin burnunu yerlerde sürter. Onun içindir ki akıllı ol ve görevin neyse onu yerine getirmeye çalış… Sen bunu yaptığında da şüphen olmasın ki Allah va’dini yerine getirecektir. Çünkü O, Va’dinden asla dönmez.

         Bu konuda unutmaman gereken önemli bir nokta da, senin için örnek ve önder olan Allah Rasulü s.a.v’in hayatında bir sefer dahi ; “ biz bir devlet kuracağız … gayemiz devlettir … “ şeklinde ağzından bir söz çıkmamıştır. O ve etrafındaki ashabı, görevleri neyse onu yerine getirdiler ve Rabbleri de onlara va’dettiği şeyi verdi. Yani İslami bir idareleri oldu… elh..

         Bu demek değildir ki Müslüman İslami bir idare istemez, onun gelmesini arzu etmez… Tam aksine basiretli bir Müslüman, bu dinin – bırakın belli bir mıntıkada – hüküm sürmesini, yeryüzüne hakim olmasını ister. Hatta Allah’u Teala’nın kerim kitabında buyurduğu gibi :

“ – yeryüzünde – fitne kalmayıp din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla mukatele edin …… “    Enfal : 40 

         Buradaki fitne şirk ve küfür’dür… Dolayısıyla şirk ve küfür ortadan kalkana kadar Müslüman Allah yolunda gerek diliyle, gerek malıyla ve gerekse eliyle mücadele eder.

 عن أنس أن النبي صلى اللّه عليه  وسلم  قال : جاهدوا المشر كين  بأموا لكم وأنفسكم وألسنتكم . 

{ … Enes r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Müşriklerle, mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin. }    Ebu Davud : 3.c.2504.n – Nesai : 6.c.3082.n

Yani mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle mücadele edin… Önce davet edin, tebliğ edin… Yeri zamanı geldiğinde kıtal edin…  Bu konuda dilinizi, malınızı, canınızı esirgemeyin…

Ama unutmayınız ki bütün bunlar devlet kurmak için değildir… Bunlar, Şirk ve Küfrün ortadan kaldırılıp, insanların sadece ve sadece Allah’a ibadet etmeleri içindir. Ve bunun en kestirme yolu ve Peygamberi metodu da davet ve tebliğden geçer… Hatta İslam, iman etmiyor diye kimseyi de imana zorlamaz.

Rabbimiz bu konuda kerim kitabında buyurur :

وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَاء فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاء فَلْيَكْفُرْ “………..    

“ Deki – bu gelen – hak Rabbindendir. Dileyen iman etsin dileyen küfretsin …. “    Kehf : 29.Ay.

         Anlayacağınız insanlar kafir ve müşrikte olsalar, eğer size savaş açmaz, sizinle mücadele etmez ve insan gibi cizyelerini öderseler, İslam onlarla savaşmaz …

Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :

“ Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever. “

“ Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için – birbirlerine – arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse, artık onlar zalimlerin ta kendileridir. “   Mümtehine : 8 – 9.Ay.

“ … Mücahid ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir : Abdullah İbn Amr r.a için ailesi tarafından bir koyun kesildi. Abdullah İbn Amr eve gelince şöyle dedi : Yahudi komşunuza verdiniz mi ? Yahudi komşunuza verdiniz mi ? Çünkü ben Rasulullah s.a.v’den duydum o şöyle buyuruyordu : “ Cibril komşu hakkından o kadar bahsetti ki, neredeyse komşuyu komşuya mirascı kılacağını zannetim. “

Tirmizi : 3 .c . 2007 . n – E.Müfred : 1.c .128.n – Ebu Davud : 5.c.5152.n

Öyleyse ey Müslüman akıllı ol … ! kimseye inancından dolayı zor kullanma hakkın yoktur. Unutmaki zorla iman ettirmenin insana faydası olmayacağı gibi, zorla küfrettirmenin de ona bir zararı olmaz.  

Şimdi belki soracaksınızdır … neden bunları gündeme getirdiniz, Neden bunlardan bahsetmeye çalışıyorsunuz … ? Bunların konumuzla alakası ne … ? diye.

Bunun nedeni ;  birçok asabi ruhun bu konuda dengesizce hareket etmeleri, gaye sanki devletmiş gibi, onu elde etmek için her türlü yola başvurmaları ve hatta bazı mıntıkalarda birbirlerine dahi düşmeleri ve birbirlerini acımadan katletmelerinden dolayıdır… Bunu anlamanız için sıcağı sıcağına etfanızdaki olup bitenlere bakmanız yeterlidir…

Eğer Müslüman olduğunu söyleyen kimseler böyle bir arızanın içerisinde iseler, bu demektir ki onların gayesi Tevhid değil, devlettir… Ve sakın kanmayın onların karşı taraf için ; “ efendim onların şöyle şöyle arızaları var, biz ondan dolayı onlarla savaşıyoruz “ laflarına sözlerine.

En kötü ihtimal eğer gerçekten ;  ben Müslümanım diyenlerin aralarında bir takım arızaları var ise, bu, birbirleriyle savaşmayı değil öncelikle karşılıklı oturup birbirlerini doğru olana davet etmeyi gerektirir… Çünkü müslümanın müslümana kanı, malı, ırzı haramdır…

Ama ne yazıkki bugün gaye farklı ve hedef de, gayeye biran önce ulaşmaktır… Dolayısiyle o gayeye ulaşmak için de her yol denenir hale gelmiştir.

Rabbimden niyazım bizlere ; önce tevhidi anlamayı … ardından yaşamayı … ardından insanlar tevhid ehli olsunlar diye gayret etmeyi … Ardından Tevhid ehli kimselerin kadrini kıymetini bilmeyi … ve onlarla yan yana gelmeyi … Onun ardından da Tevhidi davayı yeryüzüne hakim kılmak için mücadele etmeyi nasibetsin …

Ve son söz olarak diyorum ki ; gayeniz Tevhid olsun … Uğraşınız insanların Tevhidi gerçekleştirmeleri yolunda olsun … Bunu yaparsanız hakettiğinizi kazanacaksınızdır …

… Anlayana azın faydası çoktur …
….. Anlamayana da çokun faydası yoktur …

                                                           Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                        Tacuddin el Bayburdi