Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Allah’a İman nasıl anlaşılmalı ?

Allah’a İman nasıl anlaşılmalı ?

Değerli Müslümanlar … ! bilindiği gibi bir çok iman esasları vardır ki, Kul bunlara istenildiği manada iman etmediği sürece Cenneti kazanması asla mümkün değildir.

Bunlar bilindiği gibi ; Allah’a iman, Meleklere iman, Ahiret gününe iman, Rasullere iman, Kadere iman ve Kitaplara iman’dır.

Şüphesizki bunların başında ve diğer bütün iman esaslarını da içerisine alan Allah’a İman gelmektedir …

Allah’u Teala kerim Kitabında şöyle buyuruyor :

“ Rasul, Rabb’inden kendisine indirilene iman etti. Müminlerin hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve rasullerine iman ettiler. “ Bakara : 285.Ay

“ Ey iman edenler, Allah’a, Rasulüne, Rasulüne indirdiği Kitaba ve daha önce indirmiş olduğu kitaplara iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve ahiret gününü inkar ederse o, uzak bir sapıklığa düşmüştür. “  Nisa : 136.Ay

“ Yüzlerinizi doğu ve batıya çevirmeniz asıl iyilik değildir. Asıl iyilik : Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve rasullere iman eden kimsenin iyiliğidir. “  Bakara : 177.Ay

Meşhur Cibril hadisinde de Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadır :

  قال : فأخبرني عن الإيمان. قال : أن تؤمن بالله ، وملائكته ، وكتبه ، ورسله ، واليوم الآخر. وتؤمن بالقدر خيره وشره                                     

“ İman ; Allah’a, Meleklerine, kitaplarına, Resullerine, Ahiret gününe, Kadere ve onun hayrına ve şerrine inanmaktır. “

Müslim : 1.c.8.n

İşte bu ve bununla eş anlamlı Ayet ve hadislerde zikredilen altı mesele imanın şartlarıdır. Bu şartlara uygun hareket etmek insanlığın yaradılış gayesi, Rasullerin gönderilme nedeni ve Kitapların indirilme sebebidir.

Bu sayılan İman esaslarına Kur’an ve Sünnet çerçevesinde iman etmediği sürece hiç kimsenin imanı sahih olmaz… Bununla beraber bu esaslardan birini inkar eden veya onun sınırlarını ihlal eden bir kimse de yine aynı şekilde imanını zedeler, İslam dairesinden dışarı çıkar kafir ve müşriklerden olur.

Değerli kardeşlerim … ! az önce de ifade ettiğimiz gibi, İman esaslarının başında ve diğer bütün iman esaslarını da içerisine alan Allah’a İman’dır…

Allah’a imanın hakikatı, aslı ve esası, Allah’ın zatına ve değerli isim ve sıfatlarına iman etme etrafında döner durur… Yani imani her mes’ele, bu hakikatle alakalıdır.

 Allah’a iman tek başına zikredildiği zaman, bu ifade bütün iman esaslarını içerisine alır… Örneğin Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur ;

“ …… Kim Tağutu inkar edip Allah’a iman ederse, o kimse kopmak bilmeyen bir kulpa yapışmıştır….. “  Bakara : 256.Ay

Görüldüğü gibi bu Ayeti celilede kurtuluş için sadece Allah’a imandan bahsedilmektedir…. Yani tek başına Allah’a iman kurtuluş vesilesi olarak anlatılmaktadır… Yine başka bir Ayeti celile de şöyle buyrulmaktadır :

“ Allah’a iman edip ve O’na sarılanları Allah, Rahmetine ve hidayet yoluna iletecektir. “  Nisa : 175.Ay

Bu Ayeti celilede de yine görüldüğü gibi tek başına Allah’a imanın yeterli olduğu anlatılmaktadır.

Halbuki az önce de ifade edildiği gibi, iman esaslarından bir tanesine dahi istenildiği manada iman etmediği sürece bir kulun kurtuluşu asla mümkün değildir…

Örneğin bütün iman esaslarını kabul edipte meleklere iman etmeyen bir kimsenin imanı sahih olmaz… Ahirete iman etmeyenin imanı sahih olmaz…Rasullere iman etmeyenin imanı sahih olmaz… Kadere iman etmeyenin imanı sahih olmaz… Hulasa ;  kurtuluş için bütün iman esaslarına inanmak şarttr.

Öyleyse unutmayalım ki ; kurtuluş için tek başına Allah’a iman’dan bahsedilmiş ise herhangi bir nas’da, bu, bütün iman esaslarını içerisine alan ve onlara uygun inanan kimsenin imanı demektir… Bu kuralın en açık delillerinden bir tanesi şudur :

“ … Rasulullah s.a.v yanına gelen bir heyete Allah’a iman etmelerini söyler ve akabinde de : bilir misiniz Allah’a iman ne demektir ? diye sorar. Heyet : “ Allah ve Rasulü en iyi bilendir “ dediklerinde, Allah Rasulü s.a.v :

– Allah’a iman ; Allah’tan başka ilahın olmadığına, Muhammedin Allah’ın Rasulü olduğuna inanmak, Namaz kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve ganimetin beş’te birini de beytul mala vermektir, buyurdular. “

Buhari : 1.c.207.s – Müslim : 1.c.17.n

İşte bu Hadisi şerifte anlatıldığı gibi Allah’a iman ; Allah’tan başka ilahlar edinmemek … Muhammed s.a.v’i Allah’ın Rasulü olduğunu kabul edip ona itaat etmek  … Namazı kılmak … zekatı vermek … oruç tutmak ve ganimetin beş’te birini de beytul mala vermektir.

Hulasa Allah’a iman denildiği zaman bunun anlamı ; hem diğer iman esaslarını yerine getirmek demek, hem de İslam’ın şartlarını yerine getirmek demektir…

Bir takım cahil kimselerin zannettiği gibi Allah’a iman ; sadece Allah’ın varlığını ve birliğini kabullenmek  demek değildir… Eğer bu  geçerli bir iman olmuş olsaydı ;

1 – İblis kafirlerden sayılıp cehennemi boylamazdı …
2 – Mekkeliler müşrik sayılmazdı …
3 – Munafıklar cehennemin en alt tabakasında olmazlardı …
4 – Yahudiler lanetlik bir millet olmazdı…

Daha güzel anlaşılması açısından, Allah’a iman konusunu biraz daha hulasalandıracak olur isek şöyle diyebiliriz :

Meleklere iman ; Allah’a imanın bir cüzüdür. Çünkü onlar rabbimizin askerleridirler… O : “ meleklerim var, sıfatları ve yetkileri de şudur “ dediği için biz meleklere iman etmişizdir.

Rasullere iman da Allah’a imanın bir cüzüdür. Çünkü resuller Allah’ın elçileri ve O’na davet eden kimselerdir.

Kitaplara imanda da durum aynıdır. Onlar Allah’ın kelamı, şeriatı ve kanunlarıdırlar.

Ahirete imanın durumu da aynıdır. Çünkü böyle bir günün geleceğini, o gün insanlar ve cinler arasında adaletle hüküm vereceğini haber veren Allah’tır. Dolayısıyla ahirete iman da Allah’a imanın bir parçasıdır. Onu yalanlamak Allah’ı yalanlamak demektir.

Kaza ve Kadere iman da aynı şekildedir. Çünkü kaza ve kader de Allah’ın fiil ve tasarrufunun dışında bir şey değildir. Bundan dolayıdır ki kaza ve kadere itiraz, Allah’a imanı nakzetmektedir.

Hulasa Allah’a iman denildiği zaman bu ; O’nun kendisi ile alakalı, Melekleri ile alakalı, Resulleri ile alakalı, Kitapları ile alakalı, Ahiret günü ile alakalı, Kaza ve kader ile alakalı bildirmiş olduğu bütün haberleri tasdik etmek ve gereyince de hareket etmek demektir.

AlIah’a iman ; Öncelikle ; O’nun varlığını birliğini kabul edip ve her şeyin Rabb’i, sahibi ve yaratıcısı olduğuna kesin olarak iman etmek demektir…

Allah’a iman ; onun mükemmel sıfatlarının olduğunu ve bu sıfatlarının bütün noksanlıklardan münezzeh olduğunu kabul etmek demektir…

Allah’a iman ; O’nun her şeye gücü yeten, eşsiz kudret ve kuvvet sahibi bir zat olduğunu kabul etmek demektir…

Allah’a iman ; O’nun bu kainatı yoktan varedenin ve onun bütün işlerini düzene sokanın kendisinin olduğunu kabul etmek demektir.

Allah’a iman ; O’nun yaratmış olduğu her şeyi bir hikmete binaen yaratan olduğuna ve abes hiçbir işle iştiğal etmediğine inanmak demektir.

Allah’a iman ; O’nun her şeyin murakıbı olduğuna  – yani her şeyi görüp gözettiğine, hiçbir şeyin kendisinden gizli kalmadığına – Mukaddes zatının uyku, unutma, gaflet ve hastalık gibi noksanlıklardan münezzeh olduğuna inanmak demektir.

Allah’a iman ; O’nun dilediğini seçen, dilediğini yaratan, dilediği gibi hükmeden, dilediğini emreden ve dilediğini de yasaklayan bir zat olduğuna  inanmak demektir.

Allah’a iman ; Öldürenin ve diriltenin O olduğuna, alçaltanın ve yükseltenin O olduğuna, aziz kılanın ve zelil kılanın O olduğuna inanmak demektir.

Allah’a iman ; yarattıklarından hiçbir ortağının olmadığına, eşinin ve çocuğunun olmadığına inanmak demektir.

Allah’a iman ; kainatı idare edenin ve içerisindeki bütün canlıların rızıklarını tedarik edenin kendisinin olduğuna inanmak demektir.

Allah’a iman ; O’nun eşsiz ve sınırsız ilminin olduğuna ve bu ilminin gereği olarak geçmiş ve geleceği bildiğine inanmak demektir.

Allah’a iman ; meşru kıldığı şekilde sadece kendisine ibadet etmek, kendisine boyun eğmek, kendisine dua etmek, sadece kendisinden istekte bulunmak demektir.

Allah’a iman ; sadece O’ndan korkmak, O’na sığınmak, O’na tevekkül etmek, O’na tevbe ve istiğfarda bulunmak ve O’na yalvarıp yakarmak demektir.

Hulasa Allah’a iman ; Tevhidin üç bölümü olan gerek Rububiyetle alakalı, gerek İsim ve sıfatlarla alakalı ve gerekse Uluhiyetle alakalı haber verilen bütün meseleleri tasdik edip onların gereğince amel etmek demektir.
 

                                                            Tacuddin el Bayburdi