Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Cihad konusu … 3

Cihad konusu … 3

51 = SAVAŞTA  KORKU  NAMAZININ  KEYFİYETİ

“ … Ebu Ayyaş Zuraki r.a den şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Usfan’da beraber idik. Halid b. Velid müşriklerin başında bulunuyordu. Biz öğle namazını kıldık. Müşrikler : Gerçekten aldatıldık, gerçekten gaflete düştük, müslümanlar namazdayken keşke onlara hucum etseydik dediler. Bunun üzerine öğle ile ikindi arasında (savaşta) namazları kasr etme ayeti indi. İkindi vakti gelince Rasulullah kalktı kıbleye yöneldi, müşrikler tam önünde idiler. Rasulullah’ın arkasında bir saf oluştu, ondan sonra başka bir saf daha oluştu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem rüku etti, arkasındaki safların hepsi de rüku ettiler. Sonra Rasulullah secde etti hemen arkasında oluşan saf da secde etti, bunların arkasında oluşan saf ise secde etmedi ayakta durup önceki safa bekçilik ettiler. Önceki saf iki secdeyi tamamlayınca ayağa kalktılar. Sonra onların arkasında oluşan saf secde ettiler (onlar da secdeleri tamamlayınca ayağa kalktılar. Sonra) önceki saf arkadaki safın yerine arkadaki saf da önceki safın yerine geçtiler. Sonra Rasulullah sallallahu aleybi ve sellem rüku etti, arkasındaki safların hepsi de rüku ettiler. Sonra secde etti ve hemen arkasındaki saf da secde etti. Bunların arkasında oluşan arka saf ise secde etmedi ayakta durup önlerinde ki safa bekçilik ettiler. Rasulullah ve arkasındaki saf secdeden kalkınca bunları bekleyenler secde ettiler. Sonra hepsi birlikte ( teşehhüt için ) oturdular. Rasulullah hepsine birlikte selam verdirdi. Rasulullah s.a.v korku namazını Usfan’da ve Beni Süleym günü ( iki kez işte bu şekilde ) kıldırmıştır. ”

Ebu Davud : 1236 Nesei : 1548 Ahmed : 4/59.60 Tayalisi : 1347 Darekutni : 2/59 Hakim : 1/337 Beyhaki : 3/254-255 Begavi : 3/289-290 İbnu’I-Carud : 233 İbni Hibban : 2875-2876 İbni Ebi Şeybe : 2/351/22

“ … Abdullah bin Ömer r.a kendisine korku namazı sorulduğu zaman şöyle derdi : İmam öne geçer, insanlardan bir taife de onun arkasmda saf durur. İmam onlara bir rekat namaz kıldırır. Onlardan bir taife de namaz kılanlarla düşman arasında bulunur, namaz kılmayıp onlan korurlar. İmamla beraber olanlar bir rekat kıldıkları vakit selam vermezler ve namaz kılmayanların yerine çekilirler. Namaz kılmayanlar, kılanların yerine geçer ve imamın arkasında imamla birlikte bir rekat namaz kılarlar. Sonra imam iki rekat kılmış olarak selam verip namazdan çıkar. İmam namazdan çıktıktan sonra o iki taifeden her biri kendileri için birer rekat daha namaz kılarlar. Böylece iki gruptan her biri iki rekat namaz kılmış olur. Korku bundan daha çok olursa, ister yaya olup ayakların üzerinde durarak, ister binili olarak, ister kıbleye yönelebilmiş, ister ona yönelememiş olarak kılar. ”

Malik : 1/184/4 Buhari : 4535-Ter : 4230 Müslim : 839/306 İbni Ebi Şeybe 1/350/14 İbni Mace : 1258 İbni Huzeyme : 980-1366-1367 İbni Hibban : 2887 Ahmed : 2/132 Begavi : 1093 Beyhaki : 2/8-3/255-256 Albani : 588-el-İrva

“ … Sehl b. Ebi Hasme şöyle demiştir : Korku namazmda imam yönü kıbleye çevrili olarak namaza durur. İnsanlardan bir grup imamla beraber namaza durur. Bir grup da düşman tarafında olup yüzleri düşmana doğru dururlar. İmam beraberindekilerle bir rekat namaz kılar. Sonra bunlar ayağa kalkar, kendi başlarına bir rekat kılar ve oldukları yerde iki secde yaparlar. Sonra bunlar düşman tarafında bulunan kimselerin yerine gider, düşman tarafında bulunanlar da imamın yanına gelirler. İmam onlara da bir rekat namaz kıldınr. Böylece imamın iki rekat namazı olmuştur. Sonra bu yeni gelenler kendileri rüku ve iki kere secde ederler. ”

Sehi b. Ebi Hasme, bu hadisin benzerini Rasulullah sallallahu aleybi ve sellem’e isnad ederek rivayet etti.

Buhari : 4131-Ter : 3862  Müslim : 841/309 Ebu Davud : 1239 Nesei : 1535-1552 Tirmizi : 566 Darimi : 1/357 Malik : 1/183 Şafii S:183- er-Risale Tabarani : 5632-M. Kebir Beyhaki : 3/253 İbni Ebi Şeybe : 2/352/23 İbni Hibban : 2886  İbni Huzeyıne : 1360

“ … Salih b. Havvat’tan : Zatu’r-Rıka günü Rasulullah sallallahu aleybi ve sellem’in yanında hazır bulunup korku namazı kılan kimselerden şöyle nakletti : Bir taife Rasulullah ile beraber saf yaptı. Bir taife de düşman cihetinde saf yaptılar. Rasulullah s.a.v kendisiyle beraber olanlara bir rekat namaz kıldırdı. Sonra kendisi ayakta sabit durdu. Kendisi ile beraber namaz kılanlar bir rekat daha kılarak namazlarını tamamladılar. Sonra gidip düşmanın karşısında saf yaptılar. Düşmanın karşısında önceden saf yapan diğer taife gelerek Rasulullah’ın arkasında saf yaptılar. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazından baki kalan ikinci rekatı onlara kıldırdı. Sonra Rasulullah ( teşehhüt için tahıyatta oturdu ve namazda kalıp ) Oturmakta devam etti. Bunlar da bir rekat daha kılıp namazlarını tamamladılar. Sonra Rasulullah bunlarla beraber selam verdi. ”

Buhari : 4129-Ter : 3861-3862 Müslim : 842/310 Ebu Davud : 1238 Tirmizi : 565 İbni Mace : 1259

52 = SAVAŞ ALANINDAN KAÇMANIN GÜNAHI

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi :  Nebi s.a.v buyurdular ki :  Helak edici yedi şeyden sakınınız. Sahabeler : Ya Rasulallah, onlar nelerdir dediler. Rasulullah s.a.v :  Allah ‘a ortak koşmak, sihir yapmak, Allah’ın haram kıldığı bir canı öldürmek, – ancak haklı olarak öldürülürse bu müstesna – Faiz yemek, yetim mali yemek, düşmana hücum esnasında savaştan kaçmak, iffetli saf kadınlara zina ftirasz etmektir, buyurdu. ”

Buhari : 2766-Ter : 2615 Müslim : 89

53 = SAVAŞTA  ELDE  EDİLEN  GANİMETLERİN  HELALLIĞI

“ … Cabir b. Abdullah şöyle dedi : Rasulullah  s.a.v :  Ganimetler bana helal kılındı, buyurdu. ”

Buhari : 3122-Ter : 2905 

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Nebiler üzerine altı şeyle tafdil olundum. Bana Cevamiu‘l-Kelim verildi. Düşmanlarıma korku salmakla yardım edildim. Ganimetler bana helal kılındı. Yeryüzü bana bir temizlik vasıtası ve bir mescit kılındı. İnsanlığın hepsine birden Nebi olarak gönderildim. Benimle Nebilik sona erdi. “

Müslim : 523/5 Ebu Avane : 1/395 Tirmizi : 1553 İbni Mace : 567 Beyhaki : 2/433 Begavi : 3617 Ahmed : 2/411-412

54 = SAVAŞTA  GANİMET  ELDE  EDENLERLE  ETMEYENLERİN  DERECESİ

“ … Abdullah b. Amr r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v buyurdu ki :  Allah yolunda savaşa gidenlerden mücahitler ganimet elde ederlerse, ahiret ecirlerinden üçte ikisini acele ile dünyada iken almış ve kendilerine üçte olarak bir ecir kalmış olur. Eğer ganimet elde edememişlerse onların ecirleri kendilerine – ahirette – tam olarak verilir. ”

Müslim : 1907/153

55 = GANİMETLERİN TAKSİMİ

“ … İbni Ömer r.a şöyle tahdis etti : Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu :  ganimet malından at için iki pay, sahibi için de bir pay tayin etmiştir.

Buhari : 2863-Ter : 2696 Müslim : 1762/57

“ … Ebu Hureyre r.a’dan. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :  Ben size ne bir şeyi verebilirim ne de engel olabilirim. Ben taksim ediciyim, emrolunduğum yere koyarım. ”

Buhari : 3117-Terc : 2902

56 = GANİMETTE MÜSLÜMANLARIN GENEL MASLAHATINI GÖZETME

“ … Ömer b. el-Hattab r.a şöyle dedi : Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, insanların sonra gelen nesillerini aynı seviyede hiçbir şeysiz terk etme korkum olmasaydı, elbette fethedilen her memleketin arazisini müslümanlar arasında Nebi s.a.v’in Hayberi taksim ettiğim gibi taksim ederdim. Fakat ben fethedilen araziyi hazine malı olarak onlara terk ediyorum.”

Buhari : 4235-Ter : 3945-2334

57 = GANİMETTEN MÜELLEFEY’İ KULUBA VERİLMESİ

“ … Sa’d b. Ebi Vakkas r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem gönülleri İslam’a ısındınlan bazı kişilere ganimetlerden veriyordu. Bende onların içinde oturuyordum. Sa’d dedi ki : Rasulullah onlardan en hoşuma giden bir kişiyi terk etti ona bir şey vermedi. Bunun üzerine Rasulullah’a doğru kalktım ve usulca : Falan kimseyi neden bıraktın ? Vallahi ben onu mü’min olarak biliyorum dedim. Rasulullah : Müslüman de !, buyurdu. Biraz sustum sonra o kişi hakkında bildiğim şeyler bana galip geldi de :  Ya Rasulallah, falanca kişiden sana ne oldu ki, onu terk ettin. Vallahi ben onun mü’min olduğunu biliyorum dedim. Rasulullah : Müslüman de !, buyurdu. Biraz sustum sonra o kişi hakkında bildiğim şeyler bana galip geldi de : Ya Rasulallah, falanca kişiden sana ne oldu ki, onu terk ettin. Vallahi ben onun mümin olduğunu biliyorum dedim. Rasulullah : Müslüman de !, buyurdu. Rasulallah, mümin sözü yerine müslüman sözünü kullanmasını kast ediyordu. Müteakiben : Şüphesiz ben bazen ganimeti, diğeri bana çok daha sevgili olduğu halde onu terk ederek cehenneme yüzü üzerine yuvarlanmasından korktuğum kimselere veririm, buyurdu…… ”

Buhari : 1478-Ter : 1406-27 Müslim : 150

58 = GANİMETTEN  BAZI  ŞEYLERİN  YENMESİNİN  CAİZLİĞİ

“ … Abdullah b. Ömer r.a şöyle dedi : Biz savaşlarmıızda bal, üzüm vb. yiyecekleri ele geçirirdik de bunları yerdik yanımızda taşımazdık.”

Buhari : 3154-Ter : 2939

“ … Abdullah b. Mugaffel r.a şöyle dedi : Bizler Hayber kalesini kuşatıyorduk, bir kişi içinde yağ bulunan bir tulum attı. Ben onu almak için ileriye sıçradım. Arkama döndüğümde Nebi s.a.v’i gördüm ve utandım. ”

Buhari : 3153-Ter : 2939 Müslim : 1772/72

59 = KENDİ MALINI GANİMETLERİN İÇİNDE BULAN ONU ALIR

“ … Nafi şöyle dedi : İbni Ömer’e ait bir köle kaçıp Rumlara katılmıştı. Sonra Halid b. Velid o köleye galip gelmiş ve onu İbni Ömer’e tekrar iade etmişti. Yine İbni Ömer’e ait bir at kaçmış Rumlara katılmıştı. Sonra Halid b. Velid o ata galip gelmiş ve onu İbni Ömer’ e tekrar iade etmişti.”

Buhari : 3068/2860

60 = MÜCAHİD SAVAŞTA ÖLDÜRDÜĞÜ KİMSENİN SAVAŞ ALETLERİNİ ALMAYA BAŞKALARINDAN DAHA LAYIKTIR

“ … Ebu Katade r.a şöyle dedi : Biz Huneyn senesi Rasulullah s.a.v ile beraber yola çıktık. Düşmanla karşılaştığımız zaman müslümanların bir cevlesi olmuştu. Müşriklerden bir adamı müslümanlardan birinin üzerine çıkmış olarak gördüm. Düşman tarafına döndüm. Nihayet arkasından onun yanına vardım, kılıçla boynu ile kürek kemiği arasına vurdum. 0 benden tarafa döndü ve beni öyle bir kucakladı ki, bu kucaklamada ölümün kokusunu hissettim. Sonra ona ölüm yetişti de beni salıverdi. Müteakiben Ömer b. el-Hattab’a ulaştım ve : Bu insanlara ne oluyor dedim. Ömer : Allah’ın işidir dedi. Sonra insanlar toparlandılar, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de oturdu ve : Her kim bir düşmanı öldürür ve öldürdüğüne dair delili de olursa, öldürdüğü kimsenin elbise, silah ve diğer eşyası onundur, buyurdu. Ben ayağa kalktım ve : Benim için kim şahitlik yapar dedim ve oturdum. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine : Her kim bir düşmanı öldürür ve öldürdü ğüne dair delili de olursa, öldürdüğü kimsenin elbise, silah ve diğer eşyası onundur’ buyurdu. Ben yine ayağa kalktım ve : Benim için kim şahitlik yapar dedim sonra oturdum. Sonra Rasulullah üçüncü kez yine aynı şeyleri söyledi. Bunun üzerine bir adam ayağa kalktı ve : Ya Rasulallah, Katade doğru söylüyor. 0 öldürdüğü kimsenin eşyası benim yanımdadır. ( Ona bundan başka bir şeyler vererek onu benden hoşnut et ) dedi. Ebu Bekir r.a : Allah’a yemin olsun ki bu olmaz. Nebi, Allah ve Rasulü yolunda savaşan Allah’ın aslanlarından bir aslanın selebini sana vermez dedi. Bunun üzerine Rasulullah : Ebu Bekir doğru söyledi, buyurdu ve peşinden onun harp teçhizatmı Ebu Katade’ye verdi. Ebu Katade dedi ki : Ben zırhı sattım ve onunla Beni Seleme yurdundan bir bahçe satın aldım. Bu bahçe İslam’da aslına sahip olduğum ilk malımdır. ”

Buhari : 3142-2928-2100 Müslim : 1751/41

Seleb ; Savaşta müslüman kişinin öldürdüğü harbinin, savaş araçlannı ve elbiselerini alma hakkıdır..

61 = İMAM MÜCAHİDLERE GANİMETİ NASIL DAĞITIR

“ … İbni Ömer r.a şöyle dedi : Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Necd cihetine bir seriye gönderdi. İbni Ömer de bu seriyenin içindeydi. Bu mücahitler bir çok deve ganimeti elde ettiler. Seriyedeki her fert başına on iki deve – veya on bir deve – ganimet düşüyordu. Onlara bundan hariç adam başı birer deve de Rasulullah humustan verdi. ”

Buhari : 3134-Ter : 2920 Müslim : 1749/35

“ … Seleme r.a şöyle dedi : Başımızda Ebu Bekir olduğu halde Fezare oğulları savaşına gittik. Rasulullah s.a.v Ebu Bekir’i bize emir yapmıştı. Bizimle suyun arası bir saat olunca, Ebu Bekir bize emretti ve gecenin sonunda istirahat için konakladık. Sonra Ebu Bekir, baskın yapacak atlıları ayırdı ve düşmana hücum etti. Suyun başını tuttular. Bunun üzerine öldüren öldürdü, esir alan esir aldı. Bu arada ben içlerinde kadınlar ve çocuklar bulunan bir insan topluluğunu gördüm. Onların dağa doğru beni geçip gitmelerinden korktum da onlarla dağ arasına ok atmaya başladım. Okları görünce durdular. Akabinde ben onları önüme katıp getirdim. Bu topluluk arasında Feraze oğullarından bir kadın vardı ki onun üzerinde deriden eski bir kürk örtü, beraberinde de Arab’ın en güzel bir kızı vardı. Ben bu kafileyi sürüp Ebu Bekir’e getirdim. Ebu Bekir o kadının kızını bana ganimet olarak verdi…. ”

Müslim : 1755/46

62 = İSLAM’DA FEY’İN HÜKMÜ

“ … Ömer b. el-Hattab r.a şöyle dedi : Beni Nadir malları Allah’ın, Rasulüne fey olarak verdiği şeylerdir. Bunlar müslümanların at koşturup, deve sürerek elde ettikleri ganimetler değildir. Bu sebeple Beni Nadir’in malları özel olarak Rasulullah’a has olmuştur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem aile halkının bir yıllık nafakasını bundan harcardı. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda savaş hazırlığı için silah ve atlara sarf ederdi…”

Buhari : 2904-Ter : 2726 Müslim : 1757/48

Fey : Savaşsız kafirlerin mallarının müslümanlara geçmesidir. Bu, müslümanların kafirleri kuşatması veya onlar hucum ettikten sonra, savaş olmadan elde edilen bir nevi ganimettir.

İZAH : Bu hadiste fey’in Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ait olduğu, onu önce kendi evinin ihtiyaçları için sarf ettiği, ondan arta kalan kısmı müslümanların ihtiyaçları için sarf ettiği ifade ediliyor. Buna : { Allah’ın onlardan Rasulüne verdiği ganimetlere gelince siz ( elde etmek için ) onun üzerine ne at ne de deve sürmediniz… Allah’ın o şehir halkından Rasulüne verdiği ganimetler, Allah’a, Rasulüne, akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalan yolculara aittir… } ayetleri delalet eder. Bu mallar Rasulullah’ın vefatından sonra onun eşlerine, akrabalarına ve müslümanların ihtiyaçlarına sarf edilmeye devam etmiştir. Bu husus aşağıdaki hadiste izah edilmektedir.

“ … Malik b. Evs şöyle dedi : Güneşin yükseldiği bir vakitte ben ailemin arasında oturuyor iken Ömer bin el Hattab’ın elçisi bana doğru geldiğini gördüm. Geldiğinde : Emire’l-mü’mininin davetine icabet et dedi. Elçinin beraberinde Ömer’in huzuruna girinceye kadar yürüdüm. Ömer’i hurma dalları veya yaprakları veya yapraklarından yapılmış bir divanın şerit örgüleri üzerinde oturuyor buldum. Kendisiyle divan arasında bir yaygı ve döşek yoktu. Ömer deriden yapılmış bir yastığa dayanmıştı. Kendisine selam verdikten sonra oturdum. Ömer : Ya Malik, senin kavminden bir takım aileler bize geldiler. Ben de onlar hakkında kendilerine az miktar atiyye verilmesini emrettim. Sen bu malı teslim al, onu aralarında taksim et dedi. Ben de : Ya Emire’l-müminin, sen bunu benden başkasına emretseydin dedim. 0 : Bu malı teslim al ey adam, dedi. Ben onun yanında oturuyor iken yanına kapıcısı Yerfa geldi ve Osman b. Affan, Abdurrahman b. Avf, Zübeyr, Sa’d b.Ebi Vakkas ile görüşmek istermisin, onlar senin yanına girmek istiyorlar dedi. Ömer : Evet dedi ve onlara izin verdi. Akabinde onlar içeriye girdiler ve selam verip oturdular. Sonra Yerfa biraz oturdu. Sonra : Ali ve Abbas ile konuşmak ister misin ? dedi. Ömer : Evet dedi ve onlara izin verdi. Akabinde ikisi de içeriye girdiler ve selam verip oturdular. Akabinde Abbas, Ömer’e : Ya Emire’l-mü’minin, benimle bu Ali arasında bir hüküm ver dedi. Ali ile Abbas, Allah’ın Rasulüne Benu Nadr’dan fey olarak verdiği mallar hususunda çekişiyor ve mücadele ediyorlardı. Abbas’ın bu sözü üzerine oradaki topluluk, yani Osman ve arkadaşları : Ya Emire’l-mü’minin, bu ikisi arasında hükmet ve bunların birini diğerinden rahat ettir dediler. Ömer : Yavaş ve sabırlı olun ! Gökle yer izniyle duran Allah hakkı için size soruyorum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in : Bizler miras olunmayız, biz ne bırakmışsak sadakadır, buyurduğunu biliyor musunuz, Rasulullah “ Bizler…” sözüyle kendisini kast ediyordu değil mi ? dedi. Topluluk : Rasulullah bunu söylemiştir dediler. Sonra Ömer, Ali ile Abbas’a yöneldi ve : Allah hakkı için ikinize soruyorum : Rasulullah’ın bu sözü söylemiş olduğunu biliyor musunuz ?  dedi. Onlar : Rasulullah bu sözü söylemiştir dediler. Ömer :  Ben size bu işi tahdis ediyorum : Şüphesiz Allah bu fey malı hakkında başka hiç kimseye vermediği bir şeyi kendi Rasulüne tahsis etmiştir dedi. Sonra ;

“ Allah’ın onlardan Rasulüne verdiği ganimetlere gelince siz ( elde etmek için ) onun üzerine ne at ne de deve sürmediniz. Fakat Allah, rasullerini dilediği kimselerin üzerine salar ( onlara üstün getirir. ) Allah her şeye kadirdir. “

Ayetini okudu. İşte bu Nadr’ın, Hayber ve Fedek arazileri Rasulullah’a has oldu. Allah’a yeminle söylüyorum ki, Rasulullah bu malları sizleri dışarıda bırakarak alıp toplamadı ve onu sırf kendisine tahsis etti, şüphesiz bu fey mallarını sizlere vermiş ve onu size dağıtmıştır. Nihayet o feylerden şu mal arta kalmıştır. Rasulullah bu fey malından kendi ailesinin bir senelik nafakasını ayırıp verirdi. Sonra geri kalanını Allah’ın malı kılardı. ( Yani onu Müslümanların işlerine harcayıp vakfederdi.) İşte Rasulullah kendi hayatında bu malları böyle kullandı. Allah hakkı için size soruyorum, siz bunu biliyor musunuz ? dedi. Onlar : Evet böyle biliyoruz dediler. Sonra Ali ile Abbas’a dönerek : Sizlere Allah hakkı için soruyorum, siz bunu böyle biliyor musunuz ? dedi. Onlar da evet dedi. Ömer şöyle dedi : Sonra Allah Nebisini vefat ettirdi. Ebu Bekir : Ben Rasulullah’ın velisiyim dedi ve Ebu Bekir bu malları teslim aldı ve o mallarda Rasulullah’ın yaptığı gibi tasarruf etti. Allah bilir ki, Ebu Bekir bu hususta doğru sözlüdür, itaatlidir, doğru yoldadır, hakka uyucudur. Sonra Allah Ebu Bekir’i vefat ettirdi. Bu sefer ben Ebu Bekir’in velisi oldum ve o malları teslim aldım. Emirliğimin ikinci senesinde o mallarda Rasulullah’ın ve Ebu Bekir’in yaptığı gibi tasarruf ediyordum. Allah bilir ki ben de bu tasarruf hususunda doğru sözlü, itaatli, doğru yolda yürüyücü ve hakka uyucu idim. Sonra siz ikiniz bana geldiniz, benimle konuştunuz. Sözünüz bir işiniz birdir. Ey Abbas, bana geldin kardeşinin oğlu tarafından miras hisseni istiyordun. Ve bana Ali de geldi de karısı Fatıma’nın babasının mirasından olan payını istiyordu. Ben de sizlere : Rasulullah : Biz nebiler topluluğu miras olunmayız. Biz ne bırakmışsak sadakadır, buyurdu dedim. Müteakiben o malı size aynı şartla ( yani mülkiyeti hazineye ait tasarrufu da Rasulullah ve Ebu Bekir devrindeki gibi olmak şartıyla ) teslim etmek fikri bana zahir olunca:  İsterseniz Rasulullah’ın tasarrufu, Ebu Bekir’in tasarrufu ve mallara veli olduğum zamandan beri benim tasarruf ede geldiğim gibi tasarruf edeceğinize dair Allah’ın ahdi ve misakını üzerinize almak şartıyla o malları size teslim edeyim dedim. Sizler. Bu şart ile o malları bize teslim et dediniz. Ben de bu malları size teslim ettim. Şimdi Allah hakkı için ey topluluk sizlere soruyorum, ben bu malları Ali ve Abbas’a teslim ettim mi ? dedi. Topluluk : Evet teslim ettin dediler. Sonra Ömer, Ali ve Abbas’a yöneldi ve : Allah adına yeminle size soruyorum, ben o malları bu şartla sizlere teslim ettim mi ? dedi. Onlar da : Evet dediler. Ömer : Öyleyken, benden bundan başka bir hüküm mü istiyorsunuz ? Gök ve yer, izni ve emriyle duran Allah’a yemin ediyorum ki, ben o mallar hakkında bundan başka hüküm vermem. Bu şartlar içinde bu malları kullanmaktan ilerde acze düşerseniz, onları bana geri verirsiniz, ben onları sizin yerinize tasarruf ederim dedi.”

Buhari : 3094-Ter : 2884-2885-2886

63 = GULÜL’ÜN HARAMLIĞI

“ … Ömer b. el-Hattab r.a şöyle dedi : Hayber savaşı günü Nebinin sahabelerinden bir grup gelip : Falan şehit, falan şehit deyip nihayet bir adamın ismine gelip falan da şehit dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v : Hayır, ben onu çaldığı bir bürde yahut aba içinde ateşte gördüm, buyurdu…”

Müslim  : 114/182

GULÜL : Ganimet mallan taksim edilmeden ondan bir şeyi gizleyip almak.

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Bir keresinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem aramızda ayağa kalktı de ganimet mallarında yapılan gulülden bahsedip onun cürmünün büyüklüğünü anlattı ve : Sakın sizden birinizi kıyamet günü omzunda meleyen bir koyunla, diğerini 0mzunda alçak sesle kişneyen bir atla : “ Ya Rasulallah bana yardım et “ derken bulmayayım. Çünkü ben ona : Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim. Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de omzunda böğüren bir deveyle : “ Ya Rasulallah bana yardım et “  derken bulmayayım. Çünkü ben ona : Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim. Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de omzunda altın ve gümüş yüklü : “ Ya Rasulellah bana yardım et “ derken bulmayayım. Çünkü ben ona : Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim. Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim. Başka birini de üzerinde ganimet elbisesini yeldirir halde : “ Ya Rasulellah bana yardım et “ derken bulmayayım. Çünkü ben ona : Sana hiçbir şey yapmaya malik değilim. Ben sana bunu tebliğ etmiştim, derim’ buyur du…”

Buhari : 3073-Ter : 2864-2865-1402 Müslim : 1831

64 = ESİR KADINLARLA ALAKALI HÜKÜMLER

“ … Ebu’d Derda r.a şöyle dedi : Nebi s.a.v bir seferde bir çadırın kapısı önünde gebeliği belli olmuş bir cariyenin yanına uğradı ve : Her halde sahibi bu kadınla münasebette bulunmak istiyor, buyurdu. Oradakiler : Evet dediler. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v :  And olsun o kişiye kendisiyle kabre gireceği bir laneti yapmak istedim. Kendine helal olmadığı halde o adam kadının karnındaki çocuğu nasıl mirasçı yapacak, kendine heldi olmadığı halde o çocuğu nasıl köle yapıp kendine hizmet ettirecek, buyurdu.

Müslim : 1441/139

İZAH : Bu hadisin anlatmak istediği mana ; Bir kimse başkasından hamile olduğu sanılan bir cariye ile cima eder ve onun doğumu mutat vaktin dışına çıkarak gecikirse, Çocuğun kendisinden mi başkasından mı olduğunu bilemez. Bu sebeple eğer çocuk başkasının ise bu cima ile onu kendisine helal olmadığı halde nasıl mirasçı edinecek ? Öyle değil de cima neticesinde kadın kendinden hamile kaldı ise helal olmadığı halde Çocuğu nasıl köleleştirecek ve kendine hizmet ettirecek ? İşte laneti gerektiren budur. Çünkü her iki halde de o kişi kendine helal olmayan bir işi yapmaktadır. Bu manayı Rasulullah s.a.v’den rivayet edilen :  

“… Allah‘a ve ahiret gününe iman eden kimseye, suyu ( yani menisi ) ile başkasının ekinini sulaması helal olmaz. Allah‘a ve ahiret gününe iman eden kimseye, esir kadınla, bir kere hayız olup ( rahmin çocuktan hali olarak ) temiz leninceye kadar cima etmesi helal olmaz … “

Ebu Davud : 2158 Tirmizi : 1131 İbni Hibban : 4850

anlamındaki hadis de teyit eder. Ve yine bu manayı aşağıdaki zikredeceğimiz hadisi şerif de desteklemektedir.

“ … Ebu Said el-Hudri r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v Huneyn gününde Evtas mevkiine bir takım asker gönderdi. Bunlar düşmanla karşılaştılar ve onlarla savaştılar. Düşmana galip gelerek bir çok esir ele geçirdiler. Rasulullah’ın sahabelerinden bazı kimseler, esir alınan kadınların müşrik olan kocaları olduğundan dolayı onlarla münasebet yapmaktan çekindiler. Bunun üzerine Allah-u teala { Savaşta esir olarak elleri nize geçen cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de haramdır. “ ayetini indirdi. Bu ayet harp esiri kadınlar iddetini bitirdiği vakit size helal demektir.”

Müslim : 1456/33

65 = ESİRE FİDYE VERMEK

“ … Ebu Musa r.a şöyle dedi : Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem : Aniyi yani esiri, esirlikten kurtarın, açları doyurun, hastaları ziyaret edininiz, buyurdu.”

Buhari : 3046-Ter : 2841

“ … Seleme r.a şöyle dedi : Başımızda Ebu bekir olduğu halde Fezare oğulları savaşına gittik. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir’i bize emir yapmıştı. Bizimle suyun arası bir saat olunca, Ebu Bekir bize emretti ve gecenin sonunda istirahat için konakladık. Sonra Ebu Bekir, baskın yapacak atlıları ayırdı ve düşmana hücum etti. Suyun başını tuttular. Bunun üzerine öldüren öldürdü, esir alan esir aldı. Bu arada ben içlerinde kadınlar ve çocuklar bulunan bir insan topluluğunu gördüm. Onların dağa doğru beni geçip gitmelerinden korktum da onlarla dağ arasma ok atmaya başladım. Okları görünce durdular. Akabinde ben onları önüme katıp getirdim. Bu topluluk arasında Fer oğullanndan bir kadın vardı ki onun üzerinde deriden eski bir kürk örtü, beraberinde de Arab’ın en güzel bir kızı vardı. Ben bu kafileyi sürüp Ebu Bekir’e getirdim. Ebu Bekir o kadının kızını bana ganimet olarak verdi. Ben o kızın hiçbir elbisesini açmamış olarak Medine’ye geldik. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem benimle çarşıda karşılaştı ve : Ey Seleme ! 0 kadını bana hibe et, buyurdu. Ben : Ya Rasulallah, vallahi onun güzelliği beni hayran bıraktı ve ben onun hiçbir elbisesini açmadım dedim. Sonra ertesi günü Rasulullah benimle yine çarşıda karşılaştı ve : Ya Seleme, o kadını bana hibe et. Babana rahmet, buyurdu. Ben de : 0 kadın senin olsun ya Rasulallah, Allah’a yemin ederim ki ben onun hiçbir elbisesini açmadım dedim. Müteakiben Rasulullah s.a.v o kadını Mekke ahalisine gönderdi de ona mukabil Mekke’de esir olmuş müslümanlardan bir grup insanı kurtardı.”

Müslim : 1755/46

“ … İmran b. Husayn r.a şöyle dedi : Sakif kabilesi Ukayl oğullarının muahidi idi. Derken Sakif Rasulullah’ın ashabmdan iki kişiyi esir etti. Rasulullah’ın ashabı da Ukayl oğullarından bir kişiyi esir aldılar. Sahabeler onun yanında bulunan Abda adlı kıymetli deveyi de ele geçirdiler. Nihayet Rasulullah bu şahıs bağlı vaziyette iken yanına uğradı. Esir : Ya Muhammed, diye seslendi. Bunun üzerine Rasulullah onun yanına gitti ve : Halin nedir ne istiyorsun ?, buyurdu. Esir : Beni neye mukabil esir aldın, bütün yolcuları geçen devem Abda’yı ne karşılığında alıkoydun ? dedi. Rasulullah : Seni muahid dostların Sakıf’in cürmüne mukabil esir aldım, buyurdu, sonra ondan uzaklaştı. Esir yine nida edip ya Muhammed, ya Muhammed, dedi. Rasulullah çok merhametli ve çok yufka yürekli olduğundan hemen ona döndü ve : Neyin var ne istiyorsun ?, buyurdu. 0 kişi : Ben bir müslümanım dedi. Rasulullah :

Sen bu sözü hürriyetin elinde iken söylemiş olsaydın tam bir kurtuluşa ererdin, buyurdu sonra yürüyüp gitti. 0 kişi yine : Ya Muhammed, ya Muhammed diye seslendi. Rasulullah tekrar gelip : Neyin var ne İstiyorsun ?, buyurdu. Adam : Ben açım beni doyur, ben susuzum bana su ver dedi. Rasulullah : Bunlar senin haklı ihtiyaçlarındır, buyurdu ( ve isteklerini yerine getirdi ). Sonra bu esir şahıs Sakif elinde esir olarak tutuklu bulunan iki müslüman karşılığında fidye olarak serbest bırakıldı…”

Müslim : 1641/8

66 = HUMUS’LA ALAKALI KONULAR

        Allah-u teala şöyle buyuruyor :

{ Sana savaş ganimetlerini soruyorlar, de ki : Ganimetler, Allah’ın ve Rasulünündür. Siz gerçekten iman eden insanlarsanız, Allah’tan korkun aranızı düzeltin. Allah’a ve Rasulüne itaat edin.}   Enfal : 1.Ay

{ Eğer Allah’a ve ( hakla batılın ) ayrılma gününde, iki topluluğun karşılaştığı ( Bedir ) gününde kulumuza indirdiğimiz ayetlere iman ediyorsanız bilin ki, aldığınız ganimetlerin beşte biri, Allah’a, Rasulüne, akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Allah her şeye kadirdir }  Enfal : 41.Ay

“ … İbni Ömer r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v gönderdiği seriyyelerden bazı kimselere seriyyenin tamamının elde ettiği ganimetlerden hariç özel olarak kendine has humustan verirdi. Fakat bu hisselerin hepsinde humus vacibdi.”

Müslim : 1750/40 Buhari : 3135-Ter : 2920

67 = AHDE VEFA GÖSTERMEK

“ … Huzeyfe b. Yaman r.a şöyle dedi : Beni Bedir’e iştirak etmekten alıkoyan müşriklere verdiğim şu ahittir. Ben ve babam Huseyl yola çıkmıştık. Derken bizi Kureyş kafirleri yakaladılar ve : Siz Muhammed’e ulaşmak istiyorsunuz değil mi ? dediler. Biz de : Biz onu istemiyoruz, biz Medine’yi istiyoruz dedik. Bunun üzerine : Medine’ye gideceğimize, Muhammed’in beraberinde savaşmayacağımıza bizden Allah’ın ahdini ve misakını aldılar. Müteakiben biz Rasulullah’a geldik ve haberi ona bildirdik. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v : Siz Medine‘ye gidiniz. Biz onlara verdiğimiz ahde vefa eder ve onlara karşı da Allah‘tan yardım isteriz, buyurdu. ”

Müslim : 1787/98

68 = MÜSLÜMANLARDAN BİRİNİN ZİMMETİ HEPSİ İÇİN CARİDİR

“ … Ali b. Ebi Talib r.a Şöyle dedi : Bizim yanımızda şu sayfa dışında, okuduğumuz Allah’ın Kitabından başka bir kitap yoktur. Yezid dedi ki : Bundan sonra Ali o sayfayı çıkardı. İçinde yaralamalardan, diyet ve zekat develerinin yaşlarından bir şeyler bulunuyordu. Aynı sayfada : Medine‘nin Air dağı ile Sevr dağı arası mesafe haremdir. Kim Medine‘nin bu haremi içinde ( Kitap ve sünnete ) aykırı bir iş yapar veya bir bidatçıyı barındırırsa Allah‘ın, meleklerin, ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz. Her kim de kendi efendilerinin izni olmadan başka bir kavmi veli edinirlerse, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz. Müslümanların zimmeti ( eman vermesi ) birdir. Onların en aşağısı dahi bir harbiye eman verdiği vakit o eman bütün müslümanların yanında geçerlidir. Kim müslümanların verdiği bir ahdi bozarsa Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Ondan kıyamet günü hiçbir sarf ve hiçbir adl kabul olunmaz, hükümleri de yazılıydı.”

Buhari : 6755-Ter : 6624-6625-111 Müslim : 1370

“ … Enes b. Malik r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v buyurdular ki :  Allah’ın ve Rasulünün ahdi, bizim kıldığımız şu namazımızı kılan, kıblemize yönelen ve kestiğimizi yiyen kimseler içindir. Böyle bir kişinin ahdi hususunda Allah‘a ihanet etmeyin.”

Buhari : 391-Ter : 482

69 = KADINLARIN  EMAN  VERMESİ  CAİZDİR

“ … Ümmü Hani r.anha şöyle dedi : Ben Mekke’nin fetih senesi, Rasulullah s.a.v’in yanına gittim ve onu yıkanıyor buldum. Kızı Fatıma onu perdeliyordu. Kendisine selam verdim. Bu kimdir ?, buyurdu. Ben : Ben Ebu Talib’in kızı Ummü Hani dedim. Rasulullah s.a.v : Merhaba ey Ümmü Hani, buyurdu. Yıkandıktan sonra kalktı ve bir elbiseye dolanmış halde sekiz rekat namaz kıldı. Müteakiben kendisine : Ya Rasulallah ! Annemin oğlu Ali, benim ahd-u eman verdiğim falan Oğlu Hubeyre’yi öldüreceğini söylüyor dedim. Rasulullah s.a.v :  ey Ümmü Hani, senin ahd-u eman verdiğin kimseye biz de ahd-u eman verdik, buyurdu. ”

 Buhari : 3171-Ter : 2960-2961-280 Müslim : 336/70

70 = AHD  ALTINDAKİ KİMSEYİ ÖLDÜRMENİN GÜNAHI

“ … Abdullah b. Amr r.a şöyle dedi : Nebi s.a.v buyurdular ki : Her kim ahd-u eman altındaki bir zımmiyi ( haksız yere ) öldürürse, cennetin kokusunu alamaz. Oysa cennetin kokusu kırk yıllık mesafeden hissedilir.”

Buhari : 3166-Ter : 2954

71 = HAİNLİK YAPMANIN HARAMLIĞI

“ … İbni Ömer r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v şöle buyurdu : Hain kişi için kıyamet günü bir bayrak dikilir ve : Bu hainlik yapan falan oğlu falanın hainlik bayrağıdır denir.”

Buhari : 6178-Ter : 6136-3188 Müslim : 1735/9

“ … Ebu Said r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v şöyle dedi : Ahde vefa göstermeyen herkesin kıyamet günü kıçının yanında bir hıyanet bayrağı vardır. “

Müslim : 1738/15-16

72 = YAHUDİ … HIRİSTİYAN VE MECUSİLERDEN CİZYE ALMAK

Allah-u teala şöyle buyuruyor :

{ Kendilerine Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kimselerle küçülüp boyun eğerek elleriyle cizye verene kadar savaşın }  Tevbe : 29.Ay

“ … Amr b. Avf el-Ensari r.a şöyle haber verdi : Rasulullah s.a.v harp etmeden Bahreyn halkıyla sulh yaptı ve Bahreyn ahalisi üzerine b. el-Hadrami’yi emir tayin etti. Tahsil olunan cizye mallarını da Ebu Ubeyde b. Cerrah getirmişti … ”   Buhari : 3158-Ter : 2944

“ … Amr b. Dinar şöyle dedi : “ ….. Ömer başlangıçta Mecusilerden cizye almazdı. Nihayet Abdurrahman b. Avf, Rasulullah s.a.v’in Bahreyn’in Hacer şehri Mecusilerinden cizye aldığına şehadet etti. ( Bunun üzerine Ömer de Mecusilerden cizye almaya başladı. ) 

Buhari : 3156-Ter : 2943

73 = ATICILIĞIN FAZİLETİ

“ … Seleme b. Ekva şöyle dedi : Seleme oğullarından bir topluluk, yarış için ok atıyorlarken Nebi s.a.v onlara uğradı ve : Ey İsmail a.s’in oğulları, ok atınız ; çünkü sizin babanız ( İsmail peygamber ) iyi bir atıcı idi. İyi atın, ben falan oğulları ile beraberim, buyurdu. Seleme dedi ki : Nebi böyle deyince, iki gruptan diğer grup atıştan elini çekti. Bunun üzerine Rasulullah s.a.v :  Neyiniz var ki ok atmıyor sunuz ?, buyurdu. Onlar : Sen onlarla beraberken biz nasıl atarız ? dediler. Nebi : Haydi atın ben sizin hepinizle beraberim, buyurdu.”

Buhari : 2899-Ter : 2723

“ … Ukbe b. Amir r.a şöyle dedi : Ben Rasulullah s.a.v’den işittim, kendisi minber üzerinde iken { ….. Ve siz de onlara karşı gücünüz yettiği her kuvvetten… hazırlayın } ayetini okudu ve : Dikkat edin, kuvvet ancak atmaktadır. Dikkat edin, kuvvet ancak atmaktadır. Dikkat edin, kuvvet ancak atmaktadır, buyuruyordu.”

Müslim : 1917/167

“ … Fukaym el-Lahmi, Ukbe b. Amir’e hitaben : Sen ihtiyar bir kimse olduğun için ok atmak sana ağır ve meşakkatli oluyor. Bu sebeple sen iki hedef arasında ihtilaf edip duruyorsun dedi. Ukbe : Rasulullah s.a.v’den işittiğim bir hadis olmasaydı bu zahmetli ok atma işine bu kadar önem verip ona katılmazdım dedi.

Ravi Haris dedi ki, ben İbni Şemame’ye Rasulullah’ın o hadisi nedir ? dedim. İbni Şemame :  Rasulullah : Her kim atıcılığı öğrenir sonra da onu terk ederse o kimse bizden değildir yahut o kimse asi olmuştur, buyurmuştu, dedi.”

Müslim : 1919/169

                                              Tacuddin  el Bayburdi