Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+09 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ben ehl’i Sünnetim Mürciye değilim … !

Ben ehl’i Sünnetim Mürciye değilim … !

Bilgisizliğin katmerleştiği bu sahtekar ortamda, Haricilerin, Tekfircilerin ve bunlardan etkilenen cahillerin bizler için  yakıştırma yaptığı iftiralardan birisi de, bunlar Mürcie’dir sözleridir… Esefle ifade edeyim ki bu sözleri hem de “ ben Tevhid ehliyim “ diyenlerden duymaktayız…

Ben bu tip sözlere gülüp geçmeyi çok isterdim ama, bizleri takip eden değerli arkadaşlarımızdan belki de Mürcie nedir, kimdir, nasıl bir akideye sahipler ? konusunda bilgisi olmayanlar olabilir ihtimali ile, sizlere Mürcie taifesini kısaca da olsa anlatayım İnşaAllah…

MÜRCİE  NEDİR … ?

İrca kelimesinden türemiş olup te’hir etmek ve geriye bırakmak anlamına gelen mürcie, mezhepler tarihinde büyük günah işleyen Mü’minlerin azaba maruz kalmayacağını, onların durumlarının olduğu şekliyle, Allah’a irca edilmesi gerektiği yolundaki düşünceyi savunan ekolün adıdır… Bunlar Haricilerden sonra ortaya çıkan sapık bir fırkadır…

Mürcie’ye göre, İman artmaz ve eksilmez… Bir kişi Mü’min olduktan sonra işlediği günahlar ona zarar vermez. Zira imanın bulunduğu yerde günahın bir değeri yoktur. Yani Mürcie’ye göre günah işlemekle iman eksilmez… Böylece Mürcie, günah işleyenler için daha toleranslı bir tavır sergilemekte ve Ahirette de onların bağışlanacağı hususunda ümitli bulunmaktadır…

Mürcie’ye göre iman, sadece kalp ile tasdikten ibarettir. Dilin ve azaların tasdikini imandan saymazlar…   

İmam Ahmed İbni Hanbel Mürciye’yi şöyle vasfeder ; “ Mürcilerin iddiası ve inancı şudur : ” İman yalnız sözdür, amel imandan değildir. İnsan sadece diliyle ” iman etdim “ derse, bu yeterlidir. İnsanların imanları arasında fark yoktur. Meleklerin, Peygamberlerin, Sahabenin ve diğer insanların imanları birdir, birbirinden farkı yoktur. İman artmaz ve eksilmez. Her kim kalben iman edib bunu diliyle de tasdik ettiyse, amel işlemese de bu hakiki bir Mü’mindir… “

İmam Ahmed Kitabu’s Süne : 81.s

Ahmed b. Hanbel bu konuda yine şöyle der : ” İman artar ve eksilir diyen kişi, İrcadan uzaktır.”   es-Sünne : 600

AMA  BEN  EHL’İ  SÜNNET VE’L CEMAATİM … VE … AKİDEM DE ŞUDUR

Ben her şeyden önce Ahmed ibn Hanbel’in sözünü söyleyerek Mürcie olmadığımı ve onlardan da beri olduğumu herkese ilan ederim…  ” İman artar ve eksilir “

Yolunda yürümeye çalıştığım Ehl’i Sünnet, İman konusunda herkesin farklı farklı olabileceğini anlatır ve bu konuda bir çok deliller zikreder…  

“ … İbn Ömer r.a şöyle dedi : Birgün Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza geldi ve şöyle buyurdu : “ Az önce bana Mekalid – yani anatarlar – ve tartılar verildiğini gördüm. Ben bir kefeye ümmetimde bir kefeye konuldu ve tartıldık ; ben ağır bastım. Sonra ebu Bekir geldi – o bir kefeye ümmet bir kefeye konuldu – o ağır bastı. Sonra Ömer geldi – o bir kefeye ümmet bir kefeye konuldu – o ağır bastı. Sonra Osman geldi – o bir kefeye ümmet bir kefeye konuldu – o ağır bastı. Sonra tartılar kaldırıldı. Bir adam dedi ki : Ya Rasullalah ! Peki biz – ağırlık olarak – nerdeyiz ? Allah Rasulü s.a.v buyurdular ki : Siz kendinizi koyduğunuz yerdesiniz. – yani imanınız, ameliniz ve ahlakınız hangi seviyede ise, o derecede Allah indinde bir ağırlığınız vardır – “

Ahmed : 2/76 – Ebu Davud : 5.c.4634.n – Tirmizi : 4.c.2389.n – İbni Teymiyye külliye : 2.c.371.s – 4.c.343.s  Ahmed Muhammed Şakir hadisin tahkikinde Sahih der : 5469.n

“ … İbni Ebi Muleyke der ki : Peygamber’in sahabilerinden otuz zata yetiştim ; hepsi de munafık olmaktan korkuyorlardı. İçlerinde, benim imanım, Cibril ve Mikai’lin imanı gibi sağlam ve nifak arız olmaktan masundur diyen hiç kimse yoktu. “

Buhari Talik : Kitabu’l İman bab 36 . 200.s

Ehl’i sünet ve’l cemaate göre ; İman artar ve eksilir… Bu konuda Kur’an ve Sünneti incelediğimiz zaman  İMAN kelimesi  ;  “ Zıddı et-Tekzibu ” yani “ yalanlamanın zıddı anlamında karşımıza çıkar… Yalanlamanın zıddı ise “ TASDİK ” tir… Binaenaleyh iman denildiği zaman bunun ehl’i Sünnet nazarında anlamı tasdik demektir…

Ehl’i sünet ve’l cemaate göre Tasdik’in üç merhalesi vardır… Kalbin tasdiki … dilin tasdiki ve azaların tasdiki…  Diğer bir ifadeyle : 

1- EL – İTİKADU  BİL – KALBİ ………. yani, kalben itikat ederek tasdik etmek.
2- EL – İKRÂRU   BİL – LİSAN  ……..  yani, Lisan ile ikrar ederek tasdik etmek.
3- EL – AMALU    BİL – CEVARİH  … yani, azalarla amel ederek tasdik etmek. 

EHL’İ SÜNNET … AMEL İYMANDANDIR DER …

“… Ebu Hureyre r.a dan ; şöyle dedi : Rasulullah s.a.v’e amellerin hangisi daha efdaldir ? diye soru soruldu. Rasulullah s.a.v : Allah’a iman etmektir, buyurdu. Sonra hangisidir ? diye soruldu : “ Allah yolunda cihad etmektir ” buyurdu. Sonra hangisidir ? soruldu : “ Mebrur Hacc’dır ” buyurdu. – yani kabul olunmuş bir hacc’tır, buyurdu – 

Müslim : 1.c.83.n

“ … Abdullah b.Selam r.a dan. Dedi ki : Rasulullah s.a.v ile beraber yürüyorduk. Nebi s.a.v bir topluluğun kendisine seslendiğini duydu. Onlar şöyle diyorlardı :
– Ey Allah’ın Rasulü ! hangi amel daha kıymetlidir ?.  Rasulullah s.a.v :
 Allah’a ve Rasulüne iman etmek, Allah yolunda cihad etmek ve kabul olunmuş bir hacc yapmaktır, dedi. Bir müddet sonra o vadiden şöyle bir ses duyuldu : Ben Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammedin de Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet ederim. Bunun üzerine s.a.v şöyle buyurdu :
– Ben de aynı şekilde şehadet ederim. Ve bunlara şehadet edenlerin de kesinlikle şirk ten kurtulacağına şahitlik ederim. “

Ahmed : 5/451 – 23673.n – İbni Hibban : 7/58 – 4576.n – Heysemi M.Zevaid : 1/59 – 200.n

Bu Hadisi şerifte farkında iseniz Allah Rasulü s.a.v’e Amel’den soruluyor. Rasulullah s.a.v ise, Amele iman ismini vererek, en efdal amelin “ Allah’a iman etmek ” olduğunu açıkca beyan ediyor… Bu neyi götseriyor ?… Bu, Amelin imandan olduğunu gösterir…

Amelin imandan olduğunu ispat eden bir başka delilimize gelince, oda şudur :

“… Berâ İbn Azib r.a’dan şöyle tahdis etti : Peygamber s.a.v Medine’ye ilk geldiğinde Ensar’dan olan dedeleri yurduna misafir oldu. Ve on altı veya on yedi ay Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldı. Halbuki kıblesinin  Beytü’l-Haram’a doğru olmasını arzu ederdi. Kabe’ye yönelerek ilk kıldığı namaz, ikindi namazı olmuştu. Bir cemat’te onunla birlikte namaz kıldılar. Ondan sonra birlikte namaz kılanlardan biri namazdan çıktı. Mescidin birinde bulunan bir cemaate namazdalar iken yolu uğradı. Onlara : “ Rasulullah s.a.v ile birlikte Mekke’ye doğru namaz kıldığıma Allah için şehadet ederim ” deyince, o insanlar oldukları gibi Beytullah’a döndüler. Rasullullah  s.a.v Beytul Makdis’e doğru namaz kıldığı sırada Yahudiler ve Hıristiyanlar O’ndan hoşlanırlardı. Kabe’ye doğru yüzünü döndürünce, bu fiilini beğenmediler.

Zübeyr dedi ki : Bize Ebu İshak, Berâ’dan tahdis etti. Berâ İbn Azib bu hadisinde şöyle demiştir : Kıble tahvil edilmeden evvel, ilk kıbleye doğru namaz kılarak ölmüş, öldürülmüş kimseler de vardı. Bunlar hakkında nasıl hüküm vereceğimizi bilemedik. O zaman Yüce Allah :

“ Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir ” Ayetini indirdi. “ Bakara : 143 ”  Buhari : 1.c. 193.s

Görüldüğü gibi bu Ayeti kerimede de yine amele iman ismi verilmektedir. Yani, Ayeti kerimede geçen “ iymanakum “ … “ imanlarınızı “ kelimesinin manası “ salatakum “ … “ Namazlarınızı “ anlamındadır.

“ … İbni Abbas r.a dan gelen bir rivayet de ise o şöyle der : Allah Rasulü s.a.v Kabeye yöneltildiğinde – Müslümanlar – dediler ki : Daha önce Mescidi aksaya doğru namaz kılan kardeşlerimizden ölenlerin durumları – yani onların namazları – ne olacak. Çünkü onlar daha önceden mescidi Aksa’ya doğru namaz kılıyorlardı. Bunun üzerine Yüce Allah “ Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir ”  Ayetini indirdi. “ Bakara : 143 ”  Taberi Tefsir : 2 / 17

Taberi diyor ki : Abdullah ibn Abbas, Bera ibn Azib, Katade, Suddi, Rebi b. Enes, Davud b. Ebi Asım ve İbn Zeyd’in ifade ettiği gibi Ayette zikredilen “ İymanekum “ kelimesinin manası “ Salatekum “ dur…  Taberi Tefsir : 1.c.364.s 

“… Allah Rasulü s.a.v ise bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır : İman yetmiş küsür şubedir, onun en üst derecesi la ilahe illallah, en alt derecesi ise yoldan geçenlere eziyet verici şeyleri gidermektir. ”     Buhari : 1.c. 166.s

İşte bu Hadisi şerifte de anlatıldığı gibi, yoldan insanlara eziyet veren şeylerin kaldırılmasına kadar olan bütün amellere İslam, iman diye isim vermiştir… Böylelikle imanın amel manasına geldiğini de açıkça öğrenmiş bulunmaktayız…

İMAN  ARTAR  VE  EKSİLİR 

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَاناً وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

“ Müminler ancak o kimselerdir ki ;  Allah’ın adı anıldığı zaman kalpleri ürperir. Allah’ın ayetleri onlara okunduğu zaman imanlarını artırır ve sadece Rablerine güvenirler. “   Enfal : 2.Ay

وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَاناً وَتَسْلِيماً

“ Mü’minler – düşman – birliklerini gördükleri zaman ise – korkuya kapılmadan – dediler ki : ” Bu, Allah’ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir ; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir.” Ve bu, yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı.”  Ahzab : 22.Ay

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ

“ Onlar, kendilerine insanlar : ” Size karşı insanlar toplandılar, artık onlardan korkun ” dedikleri halde imanları artanlar ve : ” Allah bize yeter, O ne güzel vekildir ” diyenlerdir. “   Ali İmran : 173.Ay

“ Bir sûre indirildiğinde onlardan bazısı : ” Bu, hanginizin imanını arttırdı ? ” der. Ancak iman edenlere gelince ; bu onların imanını arttırmıştır ve onlar bunu birbirlerine müjdeleşmektedirler. “  Tevbe : 124.Ay

“ … Ömer İbnu Abdulaziz Adiy İbnu Adiy’e yazmış olduğu bir mektupta şunları yazmıştı : “ Muhakkak ki imanın bir takım farızaları, akideleri, men edilmiş şeyleri ve mendupları vardır. Kim bunları tam yaparsa imanı tamamlamış olur, kim de bu işleri tam yapmazsa imanı kemale erdirmemiş olur …. ”  Buhari : 1.c.163.s 

“ … Muaz İbn Cebel r.a bir zata : Bizimle otur da bir saat imanı artıralım, dedi “   Buhari : 1.c.163.s

İşte yolunda yürümeye çalıştığım ehl’i sünnet ve’l cemaatin iman konusundaki akidesi budur …

GÜNAHLARIN İMANA ZARARI KONUSUNDA EHL’İ SÜNNETİN  AKİDESİ 

Yolunda yürümeye çalıştığım Ehli sünnet, her itaatin imanı artıracağına inandığı gibi, her günahın da imana zarar vereceğini kabul eder…

“ … İmam Muhammed İbni Nasr el-Mervezi Kitabu’s Salat’ında der ki : Bize EbuKudame’nin ….. Ebu’l Aliyye’den rivayetine göre; o şöyle diyor : Allah Rasulü s.a.v’in ashabı, La ilahe illallah sözü ile beraber hiçbir günahın zarar vermeyeceğini, Allah’a şirk koşma ile beraber de hiçbir amelin fayda vermeyeceğini sanırlardı. Bunun üzerine:

“ Ey iman edenler ! Allah’a itaat edin, Rasulüne itaat edin ve amellerinizi iptal etmeyin “ Ayet’i nazil oldu. Artık onlar bu Ayet’ten sonra, günahın amelleri boşa çıkaracağından korkmaya başladılar. ”    İbni Kesir : 13.c.7310.s

Allah’a karşı işlenen günahlar konusunda da Ehl’i sünet ve’l cemaat  – zikredeceğim hadis ve onunla eş anlamlı diğer hadislere dayanarak – der ki ; Günahlar üç kısma ayrılır.

1 – Şirk … Allah, bilinçli bir şekilde kendisine ortak koşan ve bu hal üzere gideneleri asla affetmez.

“ Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz ….. “ Bunun haricindeki günahları ise, dilerse bağışlar, dilerse bağışlamaz. Allah’a ortak koşan gerçekten büyük bir günah işlemiştir. “   Nisa : 48.116.Ay

2 – Şirk ve küfür haricindeki günahlar … Allah’u Teala bu günah cinsini de dilediğine bağışlar, dilediğine bağışlamaz.

“ … – Şirk’in – haricindeki günahları ise, dilerse bağışlar, dilerse bağışlamaz … “  Nisa : 48.116.Ay 

3 – Kul hakkı … bu konudaki günahlar ise kısas yolu ile hallolur… Yani, zulmeden kimseler hakkı yenen kimselerle helaleşmeleri gerekir… Eğer helaleşmeseler, mazlum diğer tarafta hakkını mutlaka alacaktır …

“ … Enes r.a dan gelen bir hadislerinde Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Zulüm üç’tür ; bir zulüm vardır ki Allah onu bağışlamaz. Bir zulüm vardır ki Allah onu bağışlayabilir. Bir zulüm daha vardır ki Allah onu ihmal etmez. Allah’ın affetmeyeceği zulüm, O’na ortak koşulmasıdır. Çünkü Allah şöyle buyurur : “ Şüphesiz ki şirk büyük bir zulüm’dür “ Allah’ın affedeceği zulüm, kulların Rablerine karşı olan bir görevlerini ihmal etmek suretiyle kendi nefislerine yapmış oldukları zulümdür. Allah’ın ihmal etmediği zulüm ise, kulların birbirlerine yapmış oldukları zulümdür. Allah mazlumun hakkını mutlaka zalimden alır. “

Suyuti Camiu’s Sağir : 2.c.2612.n – el Albani Silsiletü’s Sahiha : 1927.n 

İşte benim inancım budur. Akidem budur. Ve ben ehl’i sünnet ve’l cemaatim. Ben Mürcie değilim… Onlardan ve bunu bana yakıştıran cahillerden de Allah’a sığınırım…

Şunu da asla unutmayınız ki ; bu tip iftiraları – ben ve benim gibi Müslümanlara – atanlara hakkım helal değildir… Onlar benimle helalleşmediği sürece, yarın kıyamet günü yakalarına yapışacağım … ((

Ey cahil müfteriler … !
 Dikkat edin de – şu hadisi şerifte anlatıldığı gibi – kıyamet günü sakın iflas edenlerden olmayasınız … !

“ … Allah Rasulü s.a.v bir gün sahabesine sordu : “ Bilir misiniz, müflis kimdir ? ” Dediler ki : “ Bizim aramızda müflis, parası ve malı mülkü olmayandır.” Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur : – hayır ! o sizin sandığınız gibi değil – “ Şüphesiz ki ümmetimden müflis olan o kimsedir ki ; Kıyamet günü namazla, oruçla ve zekatla Allah’ın huzuruna gelir. Ama şuna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve buna vurmuştur. Hakkı yenen bu kimselere onun sevaplarından alınıp verilir ve üzerinde olan – haklar – ödenmeden önce sevapları biter. Bu sefer onların günahlarından alınır ve bu kimsenin üzerine konulur ; sonra da bu kimse cehenneme atılır. – İşte asıl müflis budur. 

 Müslim : 8.c.2581.n – Tirmizi : 4.c.2533.n 

… Anlayana azın faydası çoktur …

…… Anlamayana çokun da faydası yoktur … 

Tacuddin el Bayburdi