Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

İslam’ın ve Tasavvufun Vahy anlayışı

Değerli Müslümanlar … ! Şunu rahatlıkla ve bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki, tasavvuf ve onun getirdiği inanç ve ameller, geçmişte olduğu gibi bugün de binlerce inananın itikadını ve amellerini tepeden tırnağa bozmuş ve onların üzerinde – geçmiş cahiliye dönemlerinde bile görülmemiş –  çok kötü sonuçlar doğurmuştur.

İşin en acı yönü ise ; Allah resulü s.a.v’in senelerce ortadan kalkması için çaba sarfettiği bir çok çirkin inanç ve ameller, bu gün tasavvuf ve tarikat adı altında Allah’a yakınlaşma maksadı olarak ortaya atılmış ve samimi bir şekilde icra edilmektedir.

Tasavvuf her şeyden önce, öne sürmüş olduğu birtakım gayri islami inanç sistemiyle Müslümanların kısmı azamının Önce Allah inancını bozmuştur… Onların Peygamber inancını bozmuştur … İslamdaki vahy inancını bozmuştur … ve hatta inanın Tasavvuf Müslümanların ahlakını bozmuştur desek mubalağa etmiş olmayız.

Ben bu yazımda inşaAllah sizlere tasavvuf’taki Vahy anlayışı ile İslam’daki vahy anlayışı arasındaki farkı anlatmaya çalışacağım.

Değerli kardeşlerim !
 İslam’ın Kur’an ve Sünnet çizgisinde tarif ettiği vahy anlayışına geçmeden önce isterseniz bu kelimenin tarifini bir öğrenelim.

Luğat olarak Vahy ;  “ … işaret  ilham  gizli söz  gizli ve süratli bir şekilde bir şeyi bildirme   manalarına gelir.

Diğer bir ifadeyle de şöyle denilmiştir : “ Vahy ; başkasına gizli kalacak biçimde kendisine yöneltilen kimseye mahsus gizli ve süratli bir şekilde bildirmedir “

Bu ise ; Rahmani ve şeytani olarak ikiye ayrılır. Yani, Allah’tan bir öğreti mahiyetinde gelen ilahi bir bilgi olduğu gibi, şeytanın fısıldaması yoluyla gelen batıl bir bilgi de olabilir.

         Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلَّا وَحْياً أَوْ مِن وَرَاء حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ

“ Allah bir beşerle karşılıklı asla konuşmaz. Ancak vahiyle, yahut perde arkasından, yahut bir resul gönderipte kendi izniyle dilediğini vahyetmesi müstesna. O, yücedir, hakimdiR. ”   Şura : 51.Ay.

Ayeti kerimenin ifadesine göre Allah’u Teala’nın insan için vahyi – öğretisi – üç şekilde olmuştur.

1 – Ona vahyetmesi.
2 – Perde arkasından konuşması.
3 – Elçi aracılığı ile dilediğini bildirmesi.

Ona vahyetmesi : Allah’u Teala’nın direk olarak resulünün kalbine ilka etmesidir. Bu, uyanıkken olduğu gibi, uyku halinde de olmuştur.

“ … Aişe r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v’in ilk vahy başlangıcı, uykuda doğru rüya görmekle olmuştur… ”    BUHARİ : 1.C.146.S  –  MÜSLİM : 1.C.160.N

“ … Aişe r.a dan.Dedi ki : Haris ibn Hişam Resulullah s.a.v’den : Ya Rasulallah ! sana nasıl vahy geliyor ? diye sordu. Rsulullah s.a.v :

– Vahy bana bazı vakitlerde çıngırak sesi gibi gelir ki, bana en ağır geleni de budur … ”   BUHARİ : 1.C.144.S

Perde arkasından konuşması : ise, bilindiği gibi Allah resulü s.a.v’in miraca çıktığı zaman vuku bulmuştur. Kendisine mirac dönüşü Aişe validemiz tarafından şu sorulmuştu ; Ey Muhammed Rabbini gördün mü ?

Resulullah s.a.v ise şöyle buyurdular : “ Ya Aişe ! sen işitmedin mi ? Allah’u Teala :

لاَّ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

“ Gözler O’nu idrak edemez. Fakat  O, bütün gözleri idrak eder. Çünkü O latif’tir, habir’dir. “   EN’AM : 103.AY.

Ve yine işitmedin mi ? Allah’u Teala :

وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلَّا وَحْياً أَوْ مِن وَرَاء حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ

“ Allah bir beşerle karşılıklı asla konuşmaz. Ancak vahiyle, yahut perde arkasından, yahut bir resul gönderipte kendi izniyle dilediğini vahyetmesi müstesna. O, yücedir, hakimdir “   Şura : 51.Ay.

                                                                                       MÜSLİM : 1.C.177.N 

Elçi aracılığı ile dilediğini bildirmesi : ise ; Cibril’in bazen görünmeden, bazen asli suret ve heybetiyle ve bazen de insan suretinde gelerek rabbinin mesajını iletmesidir.

         Kur’anı kerim, Cibril a.s’ın vahyi getirmede vasıta olduğunu şu şekilde zikreder :

“ De ki onu, iman edenlere tam bir sebat  vermek, Müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olması için Rabbinden hak olarak Ruhul Kudüs indirmiştir. “  Nahl : 102.Ay.

{ … Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Muhakkak ki Ruhul Kudüs benim kalbime şöyle ilham etti : “ Hiç bir nefis rızkını ve ecelini tamamlamadan ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan korkun ve taleb te mu’tedil olun “ }

EBU NUAYM HİLYE – İBNİ HİBBAN SAHİH – MİŞKATU’L MESABİH : 5300.N

Buraya kadar anlatılanlardan anlaşıldığı gibi vahy ; süratli bir şekilde bildiri ve öğreti mahiyetinde olan bir bilginin adıdır… Yani, ilham yolu ile yapılan bildiri ve öğreti …. Perde arkasından konuşma yolu ile  bildiri ve öğreti …. Elçi aracılığı ile yapılan bir bildiri ve öğreti.

İslam’ın delilleriyle beraber anlatmış olduğu rahmani vahy anlayışı işte budur. Yani Allah’tan “ Öğreti ” mahiyetinde gelen ilahi bilginin adıdır vahy.

Bu konuda islam’ın inanılmasını istediği ve emrettiği gerçek, Allah’tan hiç bir kimseye ne vahy ve ne de ilham gelmeyeceğidir. Çünkü bu din :      

“… Bu gün sizin dininizi tamamladım… “ Maide : 3 Ayet’iyle Muhammed s.a.v’e vahyedilerek tamamlanıp kemale ermiş bir din’dir.  Ve yine Allah resulü s.a.v’in bir çok hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi bu din’de noksan, gizli kapaklı veya ihmal edilen bir şey bırakılmamıştır.

{ … Size cennet’e yaklaştıracak ne var ise onu açıklamışımdır. Ve yine size, cehennem’den uzaklaştıracak ne var ise onları da açıklamışımdır. }

M. ZEVAİD :  8 .  264 – S . SAHİHA :  4.C.1803.N – HAKİM  :  2.C. 4. SAY 

{  Ve yine bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır : Allah’ın size emredip de benim size emretmediğim hiçbir şey bırakmadım.Ve yine, Allah’ın size yasaklayıp da benim size yasaklamadığım hiçbir şey de bırakmadım. }

                                                                               el Albani Silsiletü’s Sahiha : 4.c. 1803.n

Bu hakikat ortadayken öyleyse kime din adına bir şeyler gelsin ki ?… Diğer bir ifadeyle ; bu din de noksan olan ney var ki, onunla ilgili insanlara vahy veya ilham gelsin ki … ?

Halbu ki İslam, bu konuda Resulullah s,a.v hariç hiç kimseye ne vahy ve nede ilham gelmeyeceğine dair açıkça deliller bildirilmiştir… Rabbimiz Allah’u Azze ve celle şöyle buyurmaktadır :

“ Gaybı bilen 0’dur. Bilgisini kimseye göstermez. Ancak razı olduğu elçilerine gösterir. Çünkü onların önlerine ve arkalarına gözetleyiciler koymuştur. “  Cin : 26.27.Ay

{ … Enes ibni Malik r.a şöyle demiştir : Resulullah s. a.v şöyle buyurdu : Artık risalet ve nübüvvet sona ermiştir. Benden sonra ne Resul ve ne de nebi gelmeyecektir… }  TİRMİZİ : 4.C.2374.N – EBU YA’LA

{ … Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s. a.v şöyle buyurdu :  Muhakkak ki sizden önce gelip geçen ümmetler içinde kendilerine haber ilham olunan kimseler bulunurdu. Eğer ümmetim içinde de bunlardan bir kimse olacak olsaydı, muhakkak Ömer olurdu. }    BUHARİ : 7.C.3445.S 

{ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v den işittim 0 şöyle buyuruyordu : Mübeşşirattan başka nübüvvetten ilham alacak bir şey kalmadı. Sahabiler : Mübeşşirat nedir ya Resulallah ? diye sordular. Al lah Resulü s.a.v : O, salih rüyadır, buyurdu. }  BUHARİ : 15.C.6863.S 

{ … Abdullah bin Utbe b ,Mes’ud’un, Ömer İbnu’l Hattab’ın, şöyle dediğini rivayet etmiştir : “ Resulullah s.a.v devrinde bazı kimseler vahy ile yakalanırlardı. Zamanımızd artık vahy kesilmiştir. Şimdi ise biz sadece yaptıklarınızdan bize zahir olanlar sebebiyle sizleri yakalarız. Bize kimin hayır hali zahir 0luyorsa, biz onu emin kılar, kendimize de yaklaştırırız. Onun gizli işlerinden bir şeyi araştırmak bize düşmez, gizli işlerinde onu Allah hesaba çekecektir.Her kimin de bize şerri zahir olursa, biz onu ne emin kılarız ne de tastik ederiz, velevki gizli işlerinin güzel olduğunu söylesede. }

BUHARİ  EFA’LİL  İBAD : 416. N – HATİP : KİFAYE : 306.N

{ … Amır bin Dinar’ dan : Adamın biri Ömer r.a’ ya : Cenabu Allah’ın sana ilham ettiği şekilde hükmet ” dedi. Ömer r.a ise : Sus, İlham ancak  Peygambere  mahsustur  , dedi “    EL- KENZ : 5.C.241

{ … İbn Ebu Hatim, İkrimeden rivayet eder ve der ki, o şöyle demiştir : Muhtara vardım,beni misafir etti. O kadar ki, neredeyse benim geceleyin kalacağım yeri bile temin edecekti. Bana : “ İnsanların yanına çık ve onlarla konuş ” dedi. Çıktım ve bu arada bir adam gelerek : Vahy konusunda ne dersin ? diye bana soru sordu. Ben :”  Vahy iki çeşittir. AIlah’u Azze ve Celle :

” Biz sana bu Kur’anı vahyetmekle…” Yunus : 3  Ayet’iyle Resule indirdiği vahy’den sözetmiş ve :

“ … İnsan ve cin şeytanlardan kimileri, kimilerini aldatmak için bir birlerine cazip sözler vahyederler…” En’am : 112  Ayet’iyle de, Şeytanların bir birlerine vahy edişinden söz etmiştir ” dedim. Hemen üzerime yürüyüp beni yakalamak istediler…Size ne oluyor ? ben sizin soru sorulanınız ve misafirinizim, dedimde beni bıraktılar.

İkrime, Muhtar İbnu Ebu Ubeyd’e tarizde bulunuyor. Çünkü o,kendisine vahy geldiğini sanırdı. Kardeşi Safiyye, Abdullah İbn ömer’in nikahı altındaydı ve saliha kadınlardan idi. Abdullah İbn Ömer, Muhtarın kendisine vahy geldiğini zannettiğini haber alınca : Allah’u Azze ve Celle doğru söler ve : “… Doğrusu şeytanlar, kendi dostlarına vahyederler …” ve “ … İnsan ve Cin şeytanlarından kimi, kimini aldatmak için birbirlerine cazip sözler vahyederler…“ buyurur.

Yani “ onlardan kimisi kimisine süslü, cazibeli ve cahillerden duyanların aldanacağı sözler söyler ” demiştir.”     İBN KESİR : 6.C.2799.S

Görüldüğü gibi İslam’daki vahy anlayışı ; Onun sadece Resulullah s.a.v’e geldiği ve onun haricinde hiç kimseye ne vahyin ve ne de onunla eş manalı olan ilham’ın gelmeyeceği ve böyle bir iddiada bulunan kimselere ise sadece cinni şeytanların musallat olup onların vahyedeceği açıkça bildiriliyor.

TASAVVUFUN BATIL  VAHY  ANLAYIŞI

Tasavvuftaki vahy anlayışı ise ; Şeytan ve avanelerinin hilesine aldanmış kimselerin, aynen Peygamber s.a.v’e Allah’tan nasıl vahy geliyor ise  kendilerine de aynı şekilde vahy veya ilham geldiğini söyleyerek bu konuda Nübüvvet sistemine rakip bir anlayış ortaya koymalarıdır…

Bu kimseler bu yönlü iddialarıyla islamın getirmiş olduğu vahiy sistemini açıkça ihlal etmişler ve kendilerine yöneltilecek eleştirilerin önüne geçmek için de sözlerinin kendilerine ait olmaktan ziyade gökten inen vahiy veye ilham olduğunu rahatlıkla söylemişlerdir..

         Gelin hep beraber bu yolda batıla düşmüş kimselerin sözlerine kulak verelim…

İBN ARABİ : “ Resulullah’ı rüyamda gördüm. Bu kitabi – yani Fususu’l, Hikemi – yazmamı benden istedi. Bende yazdım. Bu kitap, nefis arzularının münezzeh ve içine fesat karışmamış olan en kutsi makamdan indirilmiştir. Ben ancak bana ilham olunan şeyi yazdım. Size söylediklerimiz O’ndan bizedir. Bizim size verdiklerimiz ise, bizden sizedir…”     FİSUSU‘L – HİKEM

MEVLANA : Mevlana’da aynı şekil de Mesnevisinin Kur’an’ın sahip olduğu özelliklere sahip olduğunu ve onun da Allah tarafından geldiğini şu ifadeleriyle açıkça sergilemektedir.

“ … Şüphe yok ki mesnevi gönüllere şifadır, hüzünleri giderir, Kur’anı apaçık bir hale koyar, rızıkların bolluğuna sebep olur, huyları guzelleştirir, Şanları yüce, özleri hayırlı katiplerin elleriyle yazılmıştır. Temiz kişilerden başkalarının dokunmasına müsade etmezler. Mesnevi Alemlerin Rabbinden inmedir. Batıl ne önünden gelebilir, ne de ardından.Tanrı onu korur ve gözetir…“  MESNEVİ : MUKADDİME : VII

SAİDİ NURSİ : “… Saidi Nursi’de aynı kervana katılmış, oda risalelerinin ilham’la yazıldığını, kendisine gayb’den haberler ve yardım geldiğini açıkça risalelerinde zikretmektedir. Bir iki misal :

“… Ey Said, sen zamanın Abdulkadiri ol, ihlası tam kazan, fakrinle beraber maişetini düşünme, insanlardan minnet olma, ismin ” Said ” olduğu gibi maişette de mes’ud olacaksın. Muhabbetimde sadık olduğundan ve ihlasa çalıştığından,Hulusi gibi muhlis talebeler ve yardımcılar Süleyman,Bekir gibi sadık hizmetkarlar ve Sabrı tam takdir edici ve ciddi müştak talebeler size verilmiş ….”   SİKKEYİ TASDİKİ GAYBİ : 123. S.

“ … Risaleyi Nur bir mucize durumundadır. Onda öyle parçalar vardır ki, kimisini 6 saatte, kimisini 2 saatte atte,kimisini 1 saatte, hatta kimisini 10 dakikada yazıp meydana getiremiyorum… Ve 6 saatte yazılmış olan otuzuncu sözü ben de, en yeterli dindar fiiozollan da çalışsak 6 günde yazamayız…Ve kimse de yazamaz … “   BEDİU’Z ZAMAN CEVAP VERİYOR RİSALESİ : 122 

“ … Ama, onda yazılı olanlar Kur’an’ın malıdır, Allah tandır.. ”   S.NURSİ : HİZMET REHBERİ : 92.S. 

“… Risale’i nur, bu çağda, bu tarihde bir urvetu’l uska – yani kopmayan kulptur – , Kopmaz bir zincirdir, Bir Allah ipidir. Bu Allah’ın ipine elini atıp tutunan kurtulur… “   HİZMET REHBERİ : 31.S – MEYVE RİSALESİ : 150 .S 

İSKENDER EVRENESOĞLU : Günümüz cahillerinden aynı şekilde Allah’tan kendisine vahy geldiğini zırvalayanlardan biri de, İskender evrenesoğludur. Bu şahsiyetin zırvaları ile alakalı delil sunmaya gerek duyulmayacaka kadar millet kendisi tanımaktadır.

Hulasa, bu ve bunlar gibi daha nice tasavvuf önderliği yapan insanlar varki, kendilerine Allah’tan vahy ve ilham geldiğini söylemişler ve kitaplarının Allah tarafından yazıldığını açıkça ifade etmişlerdir. Bu konuda daha doyurucu deliller arayan ve isteyenler, bu insanların kitaplarına bakabilirler.

Artık görüldüğü gibi, baştan beri anlatılanların bir kısmı Allah’ın Kitabı ve Resulünün sünnetine dayanırken, diğer kısmı ise ; şeytanın ilhamına, vesvesesine, ayrıyeten heva ve arzularını ilahlaştırmış kimselerin şahsi yorum ve anlayışlarına dayanmıştır…

Öyleyse Allah’a hakkıyla iman etmek isteyenler Kitaba ve Sünnete tabi olup, bu konudaki inancını ve imanını ona göre dizayn etmek zorundadırlar. 

Yani Allah’ı hakkıyla ilahlaştırmak isteyenler, Din adına hiç kimseye ne bir Vahy ve ne de İlham gelmeyeceğine inanmalıdırlar.  Ve bu konudaki yapılan şarlatanlıklara da asla kulak asmamaları gerekir.

Sorumluluğumuz gereği, bu tür inanç ve amellerin çok çirkin, şirk ve küfür çeşitleri olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ve canlar bedende olduğu müddetçe de anlatacağız inşaAllah.

Sohbetimi noktalamadan önce Rabbimden niyazım ; bizlere, Kur’an ve Sünnet çiçgisinde hareket eden ve bu çirkin hastalıklardan bizleri kurtardığı için de kendisine bol bol hamdeden  kullarından olmamızı nasib eylesin…

Ve ayrıyeten öğrenmiş olduğumuz bu hakikatleri de başkalarına anlatan ve aktaran mücadeleci kullarından olmamızı nasib eylesin…

Amin

               Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                       Tacuddin el Bayburdi