Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Ölen bir kimse mutlak anlamda tezkiye edilmez

Değerli Müslümanlar … ! unutmayınızki dilin bir çok afetleri ve sorumsuzca konuştuğu şeyler vardır… Bunlardan bir tanesi de ; falan şehid’tir, filan şehid düştü gibi ölen kimseleri tezkiye etmektir…

Halbuki bu türden laflar sözler, tehlikeli ve Allah adına söylenen sözlerdir… Bir kimseyi, savaş meydanında dahi ölse, “ şehit oldu “ … “ kurtuldu “ … “ Allah katında nimetlere mazhar oldu “ gibi sözlerle asla tezkiye edemezsiniz … İslam peygamberi s.a.v bu tip sözleri yasaklamış ve kınamıştır… Hatta onun yetiştirdiği sahabesi bile bu tür sözleri kınamışlardır…

“ … Ensardan bir kadın olan Ümmü Ala binti Haris r.anha’dan rivayet edilmiştir : Ümmü Ala, Rasulullah s.a.v’e biat eden kadınlardan idi. Ümmü ala demiştir ki :

« Hicrette muhacirler kura ile ensar arasında taksim edilmişti. Bizim ailenin kısmetine de Osman b. Maz’un düşmüştü. Biz Osman’ı evimize konukladık. Fakat Osman bir süre sonra ölümüne sebep olan bir hastalığa yakalandı. Ölünce yıkandı ve kendi elbisesi ile kefenlendi. Sonra Rasulullah s.a.v cenazeye geldi. Ben cenazeyi överek :

« Ey Eba Saib ! Cenab-ı Hak sana rahmet etsin. Senin hakkında bildiğim ve bu cemaate bildirmek istediğim şudur ki : Sen, Allah’u Azze ve Celle’nin ahiret hayatında rahmetine nail olmuş bir kişisin » dedim. Bunun üzerine Rasulullah :

« Allah c.c’nun bu ölüye ikram ve inayet buyurduğunu nereden biliyorsun ? » şeklindeki sorusuna cevaben ben de :

« Ya Rasulallah! Babam anam sana feda olsun. Allah bu imanlı, itaatkar kuluna ikram etmez de, ya kime ikram eder ? » dedim. Bu defa da Rasulullah :

« Osman b. Maz’un ölmüştür. Ve Allah’a yemin ederim ki, ben de bu imanlı ölü için hayır ve saadet umarım. Yine Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’ın bir rasulü iken bile bana ve size yarın Allah tarafından ne muamele edileceğini bilemem » buyurdu. Ümmü Ala demiştir ki :

 Vallahi bundan sonra ben, kimseyi – öldükten sonra tezkiye edip – övmeye cesaret edemedim. “

Buhari : 5.c.2482.s.- Müslim :

“ … Haris, ebu’l et Tai’den : Küfe’nin Ebu Ubeyd köprüsü yanında şehid düşen Muhtarın babası Ebu Ubeyd’in mahiyetindeki askerlerin hepsi şehit düştüler. Ancak iki, veya üç kişi kılıçları ile hucum ederek düşman çenberini yarıp kurtuldular. Bunlar Medineye geldikleri zaman Ömer r.a onları görmek için çıktı. O sırada onlar da halka, olayı anlatıyorlardı. Ömer r.a onlara :

– Neden söz ediyordunuz … ? diye sordu. Onlar :
– Ölen arkadaşlarımıza Allah’tan mağfiret diledik ve dua ettik, dediler. Ömer :
– Bana doğruyu söyleyin yoksa elimden kurtulamazsınız, dedi. Bu sefer onlar :
– Biz ölen arkadaşlarımızın şehitliğinden bahsediyorduk, dediler. Bunun üzerine Ömer r.a şöyle buyurdu :
– Kendisinden başka ilah bulunmayan ve Muhammed s.a.v’i hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın Rasulünden başka ; sağ olan hiç kimse, ölen bir kimsenin Allah nezdindeki yerini bilemez. Ancak Allah’ın Rasulü bunu bilir. Çünkü Allah – ona vahyediyor ve – onun geçmiş ve gelecek günahları da bağışlanmıştır. Kendisinden başka ilah bulunmayan, Muhammed s.a.v’i hak peygamber olarak gönderen ve O’nun izni olmaksızın kıyamet kopmayan Allah’a yemin ederim ki, kişi gösteriş için savaşır, asabiyet ve kavmiyet için savaşır, Dünya için savaşır, mal ve menfaat için savaşır. Unutmayınız ki kişinin Allah katındaki yeri – ve değeri – içinde gizlediği niyetine göredir. “

Kenzu’l Ummal : 2.c.292.s – Hayatu’s Sahabe : 1.c.622.s

Hulasa İnsanların kalplerindeki niyetlerini Allah’tan başka kimse bilemediğine göre, onlara düşen ; Allah en iyi bilendir …  İnşaAllah şehittir … gibi sözler kullanmalarıdır. 
 

Tacuddin el Bayburdi