Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Rızık endişesinin kulluktaki rolü

Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi Allah’u Azze ve Celle insanoğlunu birçok hasletlerle donatmıştır… Yeme, içme, sevme gibi daha birçok hasletler…  Bu hasletlerden bir tanesi de korku hasletidir

Unutmayınız ki bu hasletin, gerek Allah’a kulluk konusunda ve gerekse isyan konusunda çok önemli bir rolü vardır…

Bunlar ; canımdan olurum korkusu ve endişesi, malımdan olurum korkusu ve endişesi … Tenkit edilirim korkusu ve endişesi… kınanırım korkusu ve endişesi … veya  alay edilirim korkusu ve endişesidir…

Bunlar genelde Allah’a itaat konusunda korkulan ve isyan edilen korku çeşitleridir.

İşte bunlardan bir tanesi de, bu gün üzerinde durmaya ve gücümüz nisbetinde izahını yapmaya çalışacağımız rızık korkusu ve endişesidir…

Ne yazık ki bu konudaki korku ve endişe de Allah’a isyan konusunda büyük bir rol oynamaktadır.

Bir çok kimsenin cahillikleri, bilgisizlikleri ve mala mülke karşı olan hırsları sebebiyle Allah’tan ve onun dininden yüz çevirdiklerine şahit olursunuz…

Bu tip zavallılarla nerede Allah’a kulluk ile alakalı bir sohbet, bir nasihat ortamı oluşturmaya çalışsanız, bunlardan sudur eden tek kaygı, tek endişe, Rızık konusundaki kaygı ve endişedir.

Yani kendilerine ne zaman ; Allah’tan korkun, O’na kulluk edin … onun dinini yaşamaya gayret edin … çünkü siz bunun için yaratıldınız diye nasihatte bulunsanız, inanın bir çoğunun cevabı ; 

 “ efendim biz sizin dediğiniz gibi sürekli Allah’a kulluk edecek olsak, evde çoluk çocuk aç kalır… biz aç kalırız… her zaman sizler gibi namaz kılacak olsak … sizler gibi bu şekilde sakal bırakıp şalvar giyecek olsak …  veya da tam tesettürlü bir şekilde kapanacak olsak, bizi dışlarlar, işten atarlar, o zaman bize kim ekmek verir ki … çoluk çocuğumuza nasıl ekmek götürebiliriz ki … hemi çalışmakta bir ibadettir, bizde böyle ibadet ediyoruz … “  şeklinde sözlerdir.

Halbuki bilmezler ki Allah’u Azze ve Celle daha bu kimseleri dünyaya göndermeden önce, onların rızıklarını ana rahmindeyken takdir etmiştir.

“ … Allah Rasulu s.a.v bir hadisinde şöyle buyurur : “ Sizler ana rahminde iken Rızkınızın ne kadar olacağı yazılır …… “  

                                                                             Müslim : 8.c.2643 – 44

Görüldüğü gibi daha insanoğlu bu aleme gelmezden önce, onun rızkı kendisine tayin ve takdir olunmuştur… Dolayısıyla kul yeterki vesilelere sarılsın, rızkı onu mutlaka arayıp bulacaktır…

 “ … HattaAllah Rasulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Kulun rızkı, kendisini ecelinin aradığından daha fazla arar. “

Diğer bir rivayette ise : “ Biriniz rızkından kaçsa bile, ecelin onu yakaladığı gibi rızık da onu yakalar, bulur. ”

M.Sağir : 2.C.429.N – C.Sağir : 3.C.3259.N

Hal böyle iken, cehaletleri başlarına bela olan birçok zavallı insan, hala rızık endişesinden dolayı Rabb’lerinin dininden uzak durup, O’na isyan içerisinde hayat sürerler… Hatta O’nun dinini yaşamaya çalışanların içerisinde bile, rızık endişesinden dolayı isyan edenlerin sayısı çoğalır olmuştur…

Halbuki her neşekilde olursa olsun, – bir müslümanı – rızık endişesi ve kaygısı Allah’a kulluktan alıkoymaması O’na isyan ettirmemesi gerekir…

Onu yaratan, onu şekillendiren, ona yeme ve içme hasleti veren nasıl ki Rabb’i olan Allah’u Teala ise, onu rızıklandıracak olan da yine Rabbi olan Allah’dır.

       Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ . مَا أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ . إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ

“ Ben cinleri ve insanları, sadece ve sadece bana ibadet etmeleri için yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Beni doyurmalını da taleb etmiyorum. Şüphesizki asıl rızık veren, çetin kuvvet sahibi olan Allah’tır. “

                                                                                       Zariyat : 56-57- 58 

         Değerli Kardeşlerim … ! eğer bu Ayeti Celilelere dikkat ettiyseniz, Allah’u Teala bu Ayetlerinde ; kendisine kulluk edilmesini, çünkü insanlığın yaradılış gayesinin sadece ve sadece bu olduğunu zikrettikten sonra, hemen rızık konusundan bahsederek onu gündeme getirmiştir.

        Unutmayınız ki ; eğer rabbimiz insanlığın yaradılış gayesini anlattıktan sonra hemen rızık konusundan bahsetmiş ise, bu demektir ki Allah’a kulluk ile rızık konusunun birbiriyle yakın bir alakası vardır.

       Ve araştırdığınızda da göreceksinizdir ki hemen hemen insanlığın kısmı azamı, gerçekten de rızık endişesinden dolayı Ya tamamen Allah’a kulluktan yüz çevirmişler, ya da bazı kulluklarını ihmal etmektedirler.

       İşte bundan dolayı Allah’u Teala bu Ayeti Celileleriyle, rızık konusunda kaygısı ve korkusu olanlara mesaj vererek buyuruyor ki :

“ Ey kullarım … ! Ben sizi sadece ve sadece bana kulluk edesiniz diye yarattım. Dolayısıyla rızkınız da bana aittir. Öyleyse bu hususta sakın rızık korkusu ve endişesi sizi bana itaatten alıkoymasın, sizi bana isyan ettirmesin. “

Rabbimiz yine şöyle buyurur :

“ Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri temin edemezler de, Allah onları da sizi de rızıklandırır. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. “

Ankebut : 60.Ay

“ Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki, rızkı tamamen Allah’a ait olmasın … “   Hud : 6.Ay

       Bu ve emsali Ayetleri okuyan  bir müslümanın, – hele hele ben Tevhid ehliyim diyen bir kimsenin –  rabbinin bu husustaki teminatından sonra hala böyle bir korku ve endişe içerisinde olması asla düşünülemez…

Endişe ve kaygı taşısa da, bu ona yakışmadığı gibi, onun Tevhidini de zedeler …

       Nasıl ki O, kuluna yeme ve içme hasleti verdi ise … onun rızkını da takdir ve tayin etmiştir… Ki, bunu zaten biraz önceki zikredilen hadisi şerifte görmüştük …

RIZIK ARAYIŞINDA MU’TEDİL YOL 

         Öyleyse geriye kalan ;  kulun kendisine taktir ve tayin edilen bu rızkını helal yollardan elde etmeye çalışmasıdır.

       Kardeşlerim unutmayalım ki Allah’a itaat ve isyanda rızık endişesi ve korkusu ne kadar etkili bir imtihan vesilesi ise, aynen de o rızkı elde etmede başvurulacak işler ve uğraşlar da o denli etkileyici bir imtihan vesilesidir…

       Bundan dolayı karşınıza harika görülen veya zannedilen parası pulu çok olan işler çıkabilir ve bununla imtihan edilebilirsiniz… Eğer bu işler meşru değilse uzak durun ve meşru olanını arayın. Çünkü bu iş de olsa diğeri de olsa sana ancak takdir edilen gelecektir. Ondan başkasını asla elde edemezsin… Sen sadece helal vesilelere sarıl çünkü imtihan ediliyorsun…  

Bu konuda çevrenize şöyle bir göz atın, inanın şunu göreceksinizdir ki ; Birçok insan, hatta inanan, rızık kaygısı, korkusu ve endişesinden dolayı gayri İslami işler ve uğraşlar peşinde koşmaktadırlar… Sanıyorlarki o iş olunca daha fazla kazanacaklar. Veya sanıyorlarki o iş olmasa aç kalacaklar.

       Bu gün  bir çok  inandım diyenin sakallarını kesmeleri, bu kaygının eseri değil mi … ? Birçok müslümanın giyim kuşam konusunda daracık giysiler ile iş yerlerine gidip gelmeleri, patron korkusu, işten atılırım korkusu değil mi … ? Ve yine bir çok inandığını söyleyen hanımefendilerin başlarını açmaları, bu korkunun eseri değil mi … ? Hatta ve hatta yüzün örtülmesinin farz olduğuna inanan bir çok hanımefendinin, yüzünü gözünü açması da aynı dertten dolayı değil mi … ?

El cevap : elbetteki bu gayri İslami tavır ve tutumlar, rızık endişesinin zehirli meyveleridir.

       İşte bundan dolayıdır ki örnek ve önderimiz Muhammed Mustafa s.a.v ümmetini bu konuda uyararak şöyle buyurur :

“ Ey insanlar ! Allah’tan korkunuz ve rızık talebinde mu’tedil olunuz. Çünkü rızkı geçikse bile tamamını elde etmedikçe hiçbir nefis ölmeyecektir. O halde rızık talebinde Allah’tan korkun ve istemekte mu’tedil olun. Helal olanı alınız, haram olanı bırakınız. “

İbni Mace : 6.C.2144.N – Beyhaki : 10404

“ … Allah Rasulü s.a.v şöyle buyurdu : Cibrili emin bana, rızkını tamamlamadan hiçbir nefis ölmeyecektir diye haber verdi. O halde Allah’tan korkun ve rızık konusunda mu’tedil olun. Sakın rızık endişesi sizi Allah’u teala’ya isyan etmeye sevketmesin. Çünkü Allah katındaki hayırlara, ancak Allah’a itaatle ulaşılır. “

Heysemi  M.Zevaid : 4 / 72 – 6293.n – Taberani Kebir : 7694.N – İbni Hibban

“ … İbni Amr r.a dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Dünya tatlıdır, caziptir. Kim onu helal yoldan alırsa, Allah onu kendisine mubarek kılar. – unutmayın ki helal yolu tercih etmeyipte – Nefsinin arzuları içinde yüzen nice kimseler var ki, ateşten başka nasipleri yoktur. “

Taberani Kebir – Camiu’s Sağir : 2 / 2196.n

“ … Ebu Said el Hudri r.a’dan. Allah Rasulü s.a.v : Sizden biriniz hakkı gördüğü ve şahit olduğu zaman ; insanların korkusu onun hakkı söylemesine asla engel olmasın. Çünkü onun hakkı söylemesi veya hatırlatması ne ecelini yaklaştırır ve ne de rızkını uzaklaştırır. “

Ahmed : 3 / 19 – 11048 – Terhib ve Terğib : 4 / 516.s

        Hulasa, bu ve benzeri hadisi şerifler gösteriyorki ; kulların kendilerine takdir ve tayin edilen rızıkları, her ne şekilde olursa olsun kendilerini arayıp bulacaktır. Dolayısıyla, insanların – özellikle de inananların – rızıklarını elde etmeleri konusunda mu’tedil davranmaları gerekir… Yani, ifrat ve tefrite sapmadan bu konuda orta yolu takip etmeleri gerekir.

       Öyle ya ; mademki her nefis kendisine tayin edilen rızkın tamamını elde etmeden ölmeyecektir, öyleyse onun gecikmesi veya kaygısı sahibini doğru yoldan saptırmaması gerekir.

Daha açık bir ifadeyle ;

“ Bu meseleye hakkıyla iman eden bir müslümanın, rızkını elde edeceği vesilelere çok dikkat etmesi, meşru olanına sarılması ve kendisini Allah’a isyan ettirecek gayri meşru vesilelerden de uzak tutması gerekir “

       Zamanımızdaki bir çok cahil insanın zannettiği ve dediği gibi ; dürüst olduğun zaman kazanamıyorsun ki. Yalan söylemeden satılmıyor ki … Malın ayıbını söylersen almıyorlar ki … Dükkanımıza gelen kimselere doğruları anlatırsak bir daha gelmezler ki … mantığı, asla bir müslümanın düşüneceği ve yapacağı bir şey olmamalıdır…

Unutmayınız ki bir müslümanın dürüstlüğü ve doğru sözlülüğü asla rızkına mani olan bir davranış değil, bilakis onun helal yoldan gelmesine ve bereketlenmesine vesiledir.

       Bakınız Rabbimiz kerim kitabında ne buyuruyor :

“ Ey inananlar ! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzene soksun ve günahlarınızı bağışlasın…… “

Ahzab : 70 – 71.Ay

“ .. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah o kimseye bir çıkış yolu ihsan eder ve onu, hiç hesabedemediği bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse. O, ona yeter “

Talak : 2 – 3.Ay

         İşte bu ve emsali deliller açıkçagösteriyor ki ; Allah’ın emir ve nehiylerine riayet eden ve O’ndan sakınan bir kimseye Allah her hususta yardım eder… O kulunu karmaşık işlerinden kurtarır … Her konuda ona bir çıkış yolu ihsan eder, işlerini düzene sokar ve o kimseyi aklının  ucundan bile geçirmediği bir yerden rızıklandırır.

TAKDİR, SEBEBLERE ENGEL DEĞİLDİR 

       Öyleyse ey Allah’a teslim olduğunu söyleyenler … ! ey kadere iman ettiğini söyleyenler … !, Ve eyy taaa ana rahminde iken rızkının takdir ve tayin edildiğine inananlar … ! bu yolda takip edeceğiniz en güzel düstur ;

“ Allah’tan hakkıyla korkmanız. O’na tevekkül etmeniz ve rızkınızı elde etmek için başvuracağınız vesileler konusunda da meşru olanları seçmenizdir. Unutmayınız ki takdir, sebeblere engel değildir. “

       Bu konuda yine bir çok cahil insanın dediği ve zannettiği gibi İslam, insanın ağzını açıp oturmasını istemediği gibi, sadece sebeblere bel bağlamasını da sevmez.

       Dolayısıyla İslam, insanlara takdir ve tayin edilen rızkı, sebeblere sarılmakla elde etmelerini emretmiş ve bunun takdire engel olmadığını anlatmıştır.

       Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurur : İlaç kullanmakta kaderdendir ve Allah izin verirse şifa verir.

Camiu’s Sağir : 2 / 4-2203 – Sahihu’l Cami : 9043.n

         Yani ; tedavi olmayı emretmiş, kadere bel bağlayarak onu terk etmeyi de reddetmiştir… Yine başka bir hadislerinde Allah Rasulü s.a.v ; kulun önce sebeblere sarılmasını ardından da Allah’a tevekkül etmesini anlatmıştır…  

“ … Enes b. Mâlik r.a’dan rivâyete göre, diyor ki : Bir adam Peygamber s.a.v’e : Ey Allah’ın Rasûlü ! devemi bağlayıpta mı Allah’a tevekkül edeyim, yoksa salıveripte mi Allah’a tevekkül edeyim ? diye sordu Rasûlullah s.a.v şöyle buyurdu : Deveni bağla sonra Allah’a tevekkül et ”

Tirmizi : 4.c.2636.N – İbni Hibban : el-ihsan : 2/50 –  Müsnedi Şihab : 1/368 – Hakim : 5/158

Dolayısıyla rızık konusunda da İslam, sebeblere sarılmayı emretmiş ve kadere bel bağlayarak el ense yapmayı da reddetmiştir. İşte rızık konusunda mu’tedil davranmanın yolu, yordamı ve anlamı budur.

RIZKIN ELDE EDİLMESİ İÇİN VESİLELER …

       Değerli kardeşlerim … ! unutmayınız ki rızkı elde etmek için iki türlü vesile vardır … Birincisi maddi vesileler ikincisi ise manevi vesilelerdir.

       Ziraat, ticaret vesaire gibi şeyler maddi vesilelerden olduğu gibi … Dua, tevekkül, Allah yolunda harcama gibi vesileler de manevi olanlarıdır.

1 = Maddi vesileler :

       Değerli kardeşlerim … ! maddi vesileler hususunda her şeyden önce bilinmesi gereken en önemli kural şudur ;

 Allah’u Teala bir şeyi haram kıldı mı, onun ücretini de haram kılar “

{ … İbni Abbas r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle dedi : Şüphesiz ki Allah’u Azze ve Celle bir şeyi haram kılınca, onun ücretini de haram kılar. }

                                                                                                Dare Kutni : 2.c.2778.n

 “ … Abdurrahman b. Va’le  den ……..  Rasulullah s.a.v : “ Allah içilmesini haram kıldığı bir şeyin satmasını da haram etti “ buyurdu …. 

Müslim : 5.c.1579.n – Malik : 2/846 – Nesei : 4678.4942-4944 – Ahmed : 1/244-323 

          Bu ve emsali delillerde görüldüğü gibi, haram olan bir vesile ile kazanç elde edilmeye çalışılmaz…

“ … El-Mikdam r.a şöyle dedi : Rasulullah s.a.v buyurdular ki  : Hiç kimse elinin çalışmasını yemekten daha hayırlı bir yemek yememiştir. Allah’ın Nebisi Davud a.s elinin çalışmasından yerdi.”

Buhari : 2072-Ter : 1917 – Beyhaki : 11691 – Beğavi : 2026 – Ahmed : 17181

“ … Ebu Hureyre r.a şöyle dedi : Nebi s.a.v : Şüphesiz insanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o zamanda kişi malı helalden mi haramdan mı elde ettiğine dikkat etmeyecek ve bunu önemsemeyecektir “ buyurdu.”

Buhari : 2083-Ter : 1926 – Nesei : 4466-4467 – Darimi : 2/246/2539 – Ahmed : 9626-9845-10568 – Albani : 5344-S. Cami

         Bu deliller gösteriyor ki, bir müslüman rızkını elde etmek için el emeği ile kendisine sarıldığı bakkalı, manavı, ziraatı vesaire gibi işleri meşru olan vesilelerdir… Daha doğrusu hakkında haramlığına dair bir delil bulunmadığı sürece, bir müslümanın yapacağı her iş meşru vesilelerdendir.

       Dolayısıyle basiretli bir Müslümanın, Allah’ın haram kıldığı bir işle veya bir uğraşla rızkını elde etmeye çalışması haramdır… Bu şekildeki uğraşlar, kulun helal olarak kendisine tayin edilen rızkını haramlaştırması demektir.

2 = Manevi vesileler :   

A = Allah’a iman ve O’ndan sakınmak … 

       Unutmayalımki rızkı elde etmede en önemli ve en güzel manevi vesilelerin başında Allah’a iman etmek ve O’ndan sakınmak gelir… Kul Rabbine şaibesiz bir şekilde iman eder ve O’ndan gücü nisbetinde sakınırsa, Rabbi ona rızkını genişletir ve bereketli kılar …

 Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

“ …… Eğer o ülke halkı Allah’a iman edip ve O’dan sakınsalardı, onlara gökten ve yerden bereket kapıları açardık……… “

A’raf : 96.Ay

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً   يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظِيماً

{ Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzene koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, büyük bir başarı elde etmiş olur. }

                                                                                                                Ahzab : 70.71.Ay

{ …… Kim Allah’tan korkarsa, Allah’ta ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu,hiç hesap edemediği bir yerden rızıklandırır…….. }

Talak : 2.3.Ay

         Demekki kul Allah’a iman eder ve O’ndan hakkıyla korkarak ticaret ortamlarında yalandan, hilekarlıktan ve her türlü aldatıcı tavırlardan uzak durursa, Allah o insanın rızkını bereketlendirir, işlerini düzene sokar, sıkıntılı hallerinde ona bir çıkış yolu ihsan eder ve günahlarını da bağışlar.

B – Allah’a tevekkül etmek …   

       Rızkın elde edilmesi ve bereketlenmesinde en önemli  vesilelerden birisi de, Allah’a tevekkül etmektir…

Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

{ …… Kim Allah’tan korkarsa, Allah’ta ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu, hiç hesap edemediği bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter……….. }                                                             

                                                                                                                 Talak : 2.3.Ay

“ … Ömer r.a dan :Rasulullah s.a.v şöyle buyurur : “ Şayet sizler Allah’a hakkıyla tevekkül etseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır. Gördüğünüz gibi onlar, aç karınla giderler ve tok karınla dönerler.”                                                                            

İbni Mace : 10.c.4164.n – Tirmizi : 4.c.2447.n – Ahmed :

C = Dürüst olmak, yalan söylememek … 

       Rızkın elde edilmesi ve bereketlenmesi konusunda güzel vesilelerden birisi de, dürüst olmak ve yalan söylemekten uzak durmaktır … Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

{ Ey iman edenler ! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzene koysun ve günahlarınızı bağışlasın………}

                                                                                                              Ahzab : 70.71.Ay

“ … Allah Rasulü s.a.v ise bir hadislerinde şöyle buyurur : Sizden biriniz hakkı gördüğü ve şahit olduğu zaman ; insanların korkusu onun hakkı söylemesine asla engel olmasın. Çünkü onun hakkı söylemesi veya hatırlatması ne ecelini yaklaştırır ve ne de rızkını uzaklaştırır. “

Ahmed : 3 / 19 – Terhib ve Terğib : 4 / 516.s 

Yani ; yalanı dolanı vesile edinerek bir şeyler kazanmak için uğraşmayın. Dürüst olun, doğru sözlü olun, çünkü kim böyle davranırsa rızkını helal yoldan kazanmış ve onu bereketlendirmiş olur.

D = Allah’tan bağışlanmak dilemek …   

       Rızkın elde edilmesi ve bereketlenmesi için güzel vesilelerden birisi de, Allah’tan bol bol bağışlanma dilemektir.

Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

“  Rabbiniz’den bol bol bağışlanma dileyiniz ve O’na tevbe ediniz. – Eğer bunu yaparsanız – sizi, tayin edilmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatır ve her fazilet sahibine de lütfunu verir………. ”

Hud : 3.Ay

Unutmayınki Allah’tan bol bol bağışlanma dilemenin karşılığı ; gökyüzünden inen bereketler ve yeryüzünden çıkan bereketlerdir. Mallarda bolluk, üretimde ve nesilde bereket, bedenlerde afiyet ve afetlerden korunmadır.

Allah’u Teala yine şöyle buyurur :

”  – Nuh dedi ki : – Ey kavmim ! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tevbe edin ki, üzerinize göğü – yağmuru ile – bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın. Günahkarlar olarak – Allah’tan – yüz çevirmeyin.”

  Hud : 52.Ay

İBNİ KESİR R.H  Bu Ayet’in tefsirinde şunları söyler : “ …. Eğer Allah’a tevbe ve istiğfar eder, O’ndan bol bol bağışlanma diler ve O’nun emirlerini yerine getirirseniz ; rızkınız çoğalır. Allah, Göklerin bereketinden size sular indirir, yerlerin bereketinden bitkiler bitirir, ekinler yetiştirir, hayvanlarınızın memelerinden sütler akıtır. Ve sizi mal ve çocuklarla destekler …. “

                                                                                                    İbni Kesir  : 14.C.8116.S

{ … İbni Abbas r.a dan. Rasulullah s.a.v  şöyle buyurdu : Kim Allah’tan bol bol bağışlanma dilerse ; Allah onun her sorununa bir çözüm, her sıkıntısına bir çıkış yolu ihsan eder ve onu  ummadığı bir yerden rızıklandırır. }

Ahmed : Ebu Davud :

E = Sılayı rahim yapak

       Rızkın elde edilmesi ve çoğalmasında güzel vesilelerden birisi de, sılayı rahim yapmaktır … Allah Rasulü s.a.v bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurur :

“ Her kim rızkının bollanmasını ve ömrünün uzamasını istiyor ise, sıla’ı rahim yapsın. – yani, akrabalarını ziyaret edip onlara iyilik ve ihsanda bulunsun – 

                                                       Buhari : 13.C.5986.S – Müslim :  8.C.2557.N

Demek ki, insanın hısım ve akrabalarını ziyaret etmesi, onları koruyup kollaması, maddi ve manevi olarak onlara destek olması, ömrünün uzamasına ve rızkının çoğalmasına sebeptir.

Öyleyse şuurlu ve samimi bir Müslüman bu fırsatı çok iyi değerlendirmelidir… Henüz hayat sermayesi elinde iken, hısım ve akrabalarının haklarını gözeterek hem bu imtihan yurdunda kazancının artmasına ve bereketlenmesine,hem de ahiretteki kazancının artmasına çalışmalıdır.

Değerli kardeşlerim … ! buraya kadar zikredilen delillerden de anlaşılacağı gibi ; bir insanın – özellikle de iman ettiğini söyleyen bir kimsenin –  Allah’a kulluk için yaratıldığını asla unutmaması gerekir. Dolayısıyla, Allah’a kulluk etmek için yaratılan insanın bu yoldaki rızık endişesi, Para pul kazanma hırsı. Kasayı keseyi doldurma hevesi, kendisini Allah’a isyan ettirmemesi gerekir.

       Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

“ Onlar o kimseler ki, ne bir ticaret ve ne de bir alış veriş onları Allah’ı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz ; onlar, kalplerin ve gözlerin  korkudan ters döneceği günden korkarlar. “

Nur : 37.Ay

“ Ey iman edenler ! ne mallarınız ne de çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın ; kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. “

Munafikun : 9.Ay

“ ….. Ey Muhammed ! Onlara deki : Allah’ın katında olan şey, eğlenceden de, ticaretten de daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır. “

Cuma : 11.Ay

“ De ki : Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Rasûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli geliyor ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. “

Tevbe : 24.Ay

AŞIRI  HIRS  VE  İSTİDRAC …

       Değerli kardeşlerim … ! hazır yeri gelmişkenkonuyla ilgili önemli bir noktayı dile getirmek zannedersem faideli olacaktır… O da ; aşırı hırs ve istidrac konusu.

       Unutmayın ki aşırı hırs, mahrumiyete sebeb olduğu gibi, istidraca’da sebebtir.

“ … Allah Rasulü s.a.v aşırı hırsın mahrumiyete sebeb olacağını şöyle anlatır : “ Her kimin kaygısı ahiret olursa Allah onun zenginliğini kalbinde kılar, işlerini dağınık olmaktan kurtarır ve dünya da ona boyun eğerek gelir. Her kimin kaygısı da dünya olursa, Allah onun fakirliğini iki gözü arasında kılar, kendisini derbeder eder ve dünya’dan da kendisine ancak mukadder olan gelir. “

                                                                                  Tirmizi : 4.c.2583.n

         Bu hadisten anlaşılacağı üzere aşırı hırs, mahrumiyete sebebtir. Ama bunun yanında bir de isditrac denilen bir olay vardır.

İstidrac : Allah’a isyanda çok ileri giden insanların, Allah’ın kendilerine verdiği mal, başarı ve sıhhat gibi nimetlerle isyanlarını daha da artırmaları ve sonuçta helâk olmaları demektir.

Rabbimiz bu konuda kerim kitabında şöyle buyurur :

“ Kim dünya hayatını ve onun ziynetini arzu ederse, onların bu amellerinin  karşılığını tastamam öderiz. – yani bu istek ve arzularını tamamen yerine getiririz – Onlar bu hususta bir eksikliğe uğratılmazlar. Ama  bunlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. Dünya da yaptıkları işler boşa gitmiş ve amelleri de batıl olmuştur.”

                                                                                                           Hud : 15.16.AY.

“ Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin ; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azablandırmak ve onlar inkâr içindeyken canlarının zorluk içinde çıkmasını istiyor. “

Tevbe : 85.Ay

“ Artık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak. Onlar sanıyorlarmı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla biz onların hayrına koşuyoruz – veya onlara yardım ediyoruz ? – Hayır, onlar bunu neden böyle yaptığımızı anlamıyorlar. “

Mu’minun : 54-55-56.Ay

“ Artık bu sözü yalanlayanları sen bana bırak. Biz onları, – inkar ve isyanlarına karşılık – hiç bilmeyecekleri bir yönden azaba yaklaştıracağız. “

Kalem : 44.Ay

         İşte bu Ayeti Celilelerde anlatıldığı gibi ; dünyaya rağbet edip onu elde etmek için aşırı bir hırs göstermek istidraca sebebtir.

       Burada istidrac olayının daha güzel anlaşılması açısından Allah Rasulü s.a.v’in şu hadisi şeriflerini zikretmekte fayda vardır.

“ … Allah Rasulü s.a.v buyuruyorlar ki : Bir kul Allah’a isyan etmeye devam ettiği halde, Allah hala ona sevdiği dünyalık şeyleri veriyor ise, bu ancak Allah tarafından o kul için bir istidractır. “

Ahmed : 4 / 145 – Camiu’s Sağir : 1.c.359.n

         Değerli kardeşlerim … ! bilindiği gibi nimetlere mazhar olmakla veya onlardan mahrum bırakılmakla insan imtihan edilir… Kul eğer şükrederse Allah nimetini bollaştırır ve onu bereketli kılar… Günah ve isyana daldığında ise, Allah nimetlerini kısar ve ona açlık, kıtlık veya yokluk gibi çeşit çeşit musibet ve belalar verir… Bu, bilinen genel bir kaidedir.

       Ama bir de şu var ki kul, isyan ve günahlara gömüldüğü halde Allah’u Teala hala nimetlerini ve o kulun sevdiği şeyleri kendisine veriyor ise işte bu, biraz önceki hadisi şerifte bahsedilen istidraçtır… Yani bu bir nimet değil, o kul için bir musibettir.

Diğer bir ifadeyle bu, o kulun azabının artması için bir vesiledir… İşte buna istidrac denir …

       Öyleyse refah ve sefahat içerisinde olupta günah ve isyanlara dalan kimselerin mal ve mülklerinin çok oluşu, zengin olmaları sakın Müslümanları aldatmasın ve sakın onlara imrendirmesin… Çünkü her şeyde netice önemlidir…

Eğer bir şey, insanı dünya ve ahiret saadetine götürüyor ise işte ona nimet denir… Ama elde edilen mal, mülk, para pul, Allah’a isyana götürüyor ise, buna da azab denir… Çünkü bu bir nimet değil nikmet’tir …

       Değerli kardeşlerim … ! ben konuyu daha fazla uzatmadan sizlere son olarak Allah Rasulü s.a.v’in şu  hadisi şeriflerini hatırlatarak istiyorum :

“ … Abdullah İbni Amr r.a dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Allah’ın emrine boyun eğen, yaşayacak kadar rızkı bulunan ve Allah tarafından kanaat sahibi kılınan kimse kurtuluşa ermiştir. “

                                                                                                 Tirmizi : 4.c.2452.n

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah s.a.v buyurdular ki : Zenginlik, malın mülkün çokluğu değildir ; asıl zenginlik gönül zenginliğidir. ”

                                                                                                   Tirmizi : 4.c.2479.n  

“ …. Fedale b.Ubeyd r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdu : Ne mutlu İslama hidayet edilipte rızkı geçimine yetecek kadar olan ve kanaat eden kimseye. “

Tirmizi : 4.c.2452.n 

         Allah’u Azze ve Celle bizlere ; rızık olarak takdir ettiklerini  hayırlı vesilelerle elde etmemizi nasip eylesin… Bununla beraber yine bizlere, asıl zenginlik olan kalp zenginliğini, kanaat etmeyi ve başkalarının elinde olana da imrenmemeyi nasip eylesin.

                                                                      Amin

Vel hamdu lillahi rabbil alemin

                                                   Tacuddin el Bayburdi