Pazariçi, Ordu Cd. No:306, 34240 Gaziosmanpaşa/İstanbul
+90 (0534) 625 48 49
ilmedavetdernegi@gmail.com

Bid’at-ı Hasene

Bid’at-ı Hasene

Bid’at ı dindeki yapılan ziyadeliği sadece tahriften bir cüz olarak zikredeceğiz ama dindeki yapılan ziyadelik ve noksanlık ikisi birbiri ile devamlı karine görüceksiniz, yandaş, arkadaş şeklinde görüceksiniz.

Dinde terk edilen ne varsa, terk edilmiş ne varsa mutlak o terk edilen vahyin yerine bu ister Kuran’dan bir ayet, nas, hüküm olsun veyahut Sünnetten Allah Resulünün sözlerinden gelen bir şey olsun ondan boşalan yeri terk edilen yeri mutlak bir bid’at doldurur.

Sünnet terk edildi mi, amel dışı kaldı mı onun yerini bir bid’at dolduracaktır.

Onun için bid’at’ın sadece bid’atı ele alarak insanların bazı yerde kelime anlamı ile kullanılan bu kelimeleri istilahi anlamda bunlardan hüküm çıkartarak oynamalarına da müsaade etmememiz gerekiyor.

Yani duyuyorsunuz belki, bid’atten bahsettiğinizde, insanları bid’atten sakındırdığınızda canım bid’atı ikiye ayırmak gerekiyor, bid’at-ı seyyie dediğimiz sakındırılan bir bid’at vardır, bid’at-ı hasene dediğimiz bir bid’at vardır. Yani bid’atı güzel ve mezmum zemmedilen çirkin olan diye ikiye ayırma,

Halbuki az önce hutbetu’l hâce dediğimiz sohbetin mukaddimesinde bid’at dindeki her ziyadelik şimdi dindeki ziyadelik derken biz burada her ziyadelik değil dindeki ziyadelik.

Her yenilik değil, dindeki yenilik bu anlamda kullanıyoruz. Değilse her yeni olan şeyin geçmişte olmayıp zamanımızda olması katiyetle bu ifadenin dışındadır.

Bu kelime ile bizim alakamız, ilişkimiz dindeki kulluk adına yapılan bir ziyadelik. Ki bunun üzerinde durmamız gerekiyor.

Allah Resulü, bu denli bir fiilin, işin hepsinin bid’at ve dalalet olduğunu zikrediyor. Eğer Allah ve Resulü bunu mutlak, Âm bir ifade ile ele almışsa, her bid’at dalalettir demişse buna zıt düşen bir sözün bid’ati ikiye ayırma, hasene veyahut iyi bid’at kötü bid’at diye ikiye ayırma gibi bir mesele var ise bu da yine Resulden gelmesi gerekir ki katiyetle Resulden böyle bir şey gelmemiştir. İnsanlar onu ikiye ayırmışlardır.

Kendilerinin babaları, geçmişlerinin vesilesi ile bulaştıkları bid’atten kurtulamayınca hiç değilse bunu iyi niyet ile gündeme getirilen dindeki ziyadelikler olarak sunmayı düşünmüşlerdir ki bu yöntemi de, bu işi de bizzat şeytanın kendisi onlara tavsiye etmiştir veyahut telkin etmiştir.

Bunun içindir ki dindeki ziyadelik ve noksanlık ele alınırken önce katiyetle dinde ziyadeliğe müsaade edebilecek bir noksanlığı kabul etmek gerekir. Bu da serahaten Allah azze ve celle’nin ifade ettiği gibi;

[1] ٱلْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِى وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلْإِسْلَٰمَ دِينًا

Bu gün ben size dininizi ikmal ettim, kemale erdirdim ve sizden de din olarak teslim olunan, emirlerine teslim olunan, nehiylerinden sakınılan bir dinden razı oldum. Bunun dışında sizden razı olacağım bir şey yoktur.

Emredileni yerine getirmeniz, nehyedilen yasaklanan sakındırılandan da uzak durmanız gerekiyor. Benim razı olduğum din budur diyor.

Şimdi burada din, tamamlanmış ise Allah göstermesin dindeki ziyadelik nedir? Allah’ın Resulünün noksan bıraktığı bir şeyi tamamlama gayreti demektir.

Eğer Allah bu dini tamamlamış ve Resulünü de bu dini tamamladıktan sonra yanına almışsa yani ruhunu kabzetmişse bu dinde katiyetle bir noksanlık mevzu bahis değildir.

Bunu teyit eden ki birkaç tanesini zikretme zorundayız, Ebu Zer radıyallahu anhu’nun naklettiği bir rivayette;

تَرَكْنَا رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمَا طَائِرٌ يُقَلِّبُ جَنَاحَيْهِ فِي الْهَوَاءِ، إِلَّا وَهُوَ يُذَكِّرُنَا مِنْهُ عِلْمًا

Allah Resulü semada kanat çırpan kuştan dahi bize bir şeyler anlattı, bahsetti ondan da bize malumat bıraktı.

Sonra diyor ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem devam ederek;

مَا بَقِيَ شَيْءٌ يُقَرِّبُ مِنَ الْجَنَّةِ، ويُبَاعِدُ مِنَ النَّارِ، إِلَّا وَقَدْ بُيِّنَ لَكُمْ

Ve sizi cennete yaklaştıracak ne varsa, cehennemden uzaklaştıracak ne varsa bunların hepsi size beyan edilmiştir yani açıklanılmıştır diyor.

Din tamamlanmıştır ve bizi cennete götürecek her şey açıklanmış, cehennemden uzaklaştıracak da her şey beyan edilmiştir. Hatta Selman el farisi radıyallahu anhu’dan gelen bir hadisi şerifte, Müslimde;

Müşrikler, hicaz müşrikleri istihzai yani alay vari bir eda ile doğru mu, arkadaşınız yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem size her şeyi öğretmiş hatta tuvalet adabını bile, def-i hacet adabını bile.

Selman diyor ki, evet. Nasıl gireceğimizi, yani dua ile hatta istinca istibrada nasıl harekette bulunacağımızı üç taştan aşşağı ile istinca ve istibra etmememizi bunları dahi öğretti diyor. Selman radıyallahu anhu dan bu gelen hadis ile biz neyi tamamlıyoruz?

Din tamamlanmıştır, bizi cennete yaklaştıracak, cehennemden uzaklaştıracak her şey beyan edilmiştir bu ne anlama gelir? Sanki Allah Resulünün bize beyan edip bıraktığının dışında söylenilen şey bizi cennete mi yaklaştıracak? Bu ne kadar iyi niyet ile gündeme getirilirse getirilsin hiç önemi yoktur bunun.

Ve yine de hiçbir şey bizi Resulün beyanının dışında cehennemden uzaklaştıramaz. Hiçbir kimsenin sözünde bu yoktur çünkü vahiy ile muhatap olan sadece odur.

Yine Semure bin Cündep radıyallahu anhu’dan gelen bir nakilde,

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki,

إذا حدثتكم حديثا فلا تزيدن عليه ben size bir şey söylediğim zaman sakın ha o söylediğim sözün üzerine bir ziyadelikte bulunmayın. Ben size bir şey söyledim mi? Neyi kastediyor? Bir şey emrettim mi, bir şey yasakladım mı ne yaptıysam veyahut gaybdan mı size haber verdim, katiyetle onun üzerine hiçbir şey ziyade etmeyin hatta diyor ki,

أربع من أطيب الكلام  dört şey vardır ki bunlar sözlerin en temizidir.

وهن من القرآن Kurandandır,  لا يضرك بأيهن بدأتhangisinden başlarsan başla önemli değil.

سبحان الله والحمد لله ولا له الا الله والله أكبر şimdi böyle bir emrin akabinde ben size bir şey söylediğimde katiyetle ona bir ziyadelikte bulunmayın. Ve dört kelime vardır ki bunlar sözlerin en güzeli, temizidir.

Yani suphanallah demek, elhamdülillah demek, la ilahe illallah demek ve Allahu ekber demek hangisinden başlarsanız başlayın önemli değil bunlarda bir sorun ve kusur yoktur diyor.


[1] Maide 3

Ebu Said – El Yarbuzi 

Yazan : Ankaralı Mehmet Şahin 

Akide Dersi Müzakere

Bizleri Takip Edin